Zengin yer altı kaynaklarına sahip Nijerya’da ekonomik alanda yaşanan sorunlar nedeniyle ülke genelindeki yoksulluğa karşı yıllardır çözüm bulunamıyor.???????
Uzmanlar, Nijerya’nın yaşadığı ekonomik sorunların ve önlenemeyen yoksulluğun yıllardır devam ettiğine, bunun farklı nedenlerinin olduğuna dikkati çekti.
Nijerya Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığına göre, 230 milyona yaklaşan nüfusuyla ülkede tahminen 88,4 milyon insan, aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.
Ham petrol üretiminde dünyanın ilk 15 ülkesi arasında bulunan Nijerya, dünyada en fazla petrol rezervine sahip 8. ülke. Petrol ihracatı bakımından da 6. sırada yer almasına rağmen 2022 itibarıyla aşırı yoksulluk içindeki küresel nüfusun yüzde 12,9’u Nijerya’da bulunuyor.
Ekonomik kriz ve güvenlik sorunları nedeniyle ülkelerinde zor şartlar altında yaşayan Nijeryalıların bir kısmı, daha iyi yaşam umuduyla yasa dışı yollarla Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor.
Hükümetin yoksullukla mücadele politikası yeterli değil
Nijerya hükümeti, ülkedeki ekonomik kriz ve yoksullukla mücadele için çeşitli tedbirler alsa da kalıcı çözüm bulamıyor.
Nijerya’da gelir adaletsizliği, Boko Haram ve silahlı çete üyelerinin saldırıları gibi sorunlar ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.
Boko Haram terör örgütü ülkenin kuzeyinde 2010’dan itibaren etkili olarak güvenlik sorununa yol açarken son yıllarda artan silahlı çeteler de güvenlik sorununu daha da derinleştirdi.
Boko Haram ve silahlı çetelerin saldırılarında binlerce kişi hayatını kaybetti, çok sayıda Nijeryalı göç etmek zorunda kaldı. Bu durum ekonomiyi olumsuz etkiledi ve yoksulluğu arttırdı.
Gıda sorununun çözümü için hükümet çiftçilerle işbirliğinde çeşitli programlar düzenlerken ülkedeki işsizliğin azaltılması için ise yabancı işçiler için uyguladığı yıllık vergi oranını 10 bin dolara yükseltti. Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu, alınan kararla Nijeryalılar ile yabancı işçiler arasında istihdam fırsatlarını dengelemeyi amaçladıklarını belirtti.
Öte yandan Nijerya, Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi olmasına rağmen rafineri sayısının yetersizliği nedeniyle akaryakıtın neredeyse tamamını ithal etmesi ekonomiyi olumsuz etkiliyor.
Hükümet, Ekim 2000’de petrol şirketlerine doğrudan mali destek sağlayarak akaryakıt sübvansiyonu getirmişti. Tinubu göreve geldikten sonra ise yakıt sübvansiyonunun yoksulları değil, sadece zenginleri kayırdığını belirterek geçen yıl sübvansiyonu kaldırmıştı.
Petrol ürünlerine uygulanan sübvansiyonun kaldırılmasının ardından ülkede akaryakıt fiyatları yükselmiş ve bu durum, temel ihtiyaç maddelerine de yansıyarak enflasyona neden olmuştu.
Nijerya Merkez Bankasının kontrol ettiği dolar ile naira kurunu serbest bırakma planlaması, Nijerya para biriminin değer kaybetmesine ve ekonomiyi olumsuz etkilemesine yol açtı.
Nijerya’da, yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış gibi ekonomik sorunlar nedeniyle ülke çapında zaman zaman gösteriler düzenleniyor.
Gıda, ilaç ve akaryakıt gibi temel ihtiyaç maddelerindeki yüksek fiyat artışını protesto eden göstericiler, ekonomik sorunların çözümü için hükümete çağrı yapıyor.
“Yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk”
Nijerya üzerine araştırmalarıyla bilinen İnönü Üniversitesi Afrika Araştırmaları Merkezi (ÜNİAFAM) Araştırmacısı Kenan Toprak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “doğuştan fakir” bir ülke ile kaynakları yanlış kullanılan zengin bir ülke arasında fark olduğuna dikkati çekerek “Bugün Nijerya’nın doğal kaynakları refah ve istikrar oluşturmak şöyle dursun, doğru kullanılmadığı için birçok zarara neden oluyor. Muazzam kaynaklara sahip olmasına rağmen bağımsızlıktan bu yana ülke yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk olmuştur.” dedi.
Toprak, Nijerya’da yoksulluğun artmasında yolsuzluk ve doğal kaynakların halkın temel ihtiyaçları için kullanılamaması gibi nedenleri sıraladı.
Yoksulluğun giderek artmasının ülkede sosyal, politik, psikolojik ve güvenlik sorunlarına neden olduğuna dikkati çeken Toprak, “İşsizlik ve yoksulluk sorununun özellikle gençler arasında oluşturduğu olumsuz etki onları toplumdaki sosyal düzeni bozacak faaliyetlere sürüklüyor. Özellikle artan militanlık, şiddet içeren suçlar, adam kaçırma, silahlı soygun, uyuşturucu kullanımı, petrol boru hatlarına zarar verilmesi, huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık, genç işsizliğinin ve eksik istihdamın bir sonucudur.” ifadesini kullandı.
Ülkedeki ekonomik krize karşı hükümetin adımlarına değinen Toprak, Nijerya’da işsizlik ve yoksulluk sorununun üstesinden gelmesi için halkın önceliğinin belirlenmesi gerektiği ve yalnızca kamu sektörü veya petrol değil, tarım gibi kayıt dışı sektörler de ulusal ekonomik önceliğe dahil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Toprak, sözlerini şöyle bitirdi:
“Nijerya, sahip olduğu insan ve doğal kaynaklarla, yoksulluk ve durgunluğu ortadan kaldırabilecek ve halkının yaşam standartlarını yükseltebilecek konumdadır. Ancak Nijerya’nın ekonomik potansiyelinin gerçekleştirilebilir hale gelmesi ve herhangi bir eşitlikle dağıtılması konusunda iyimser olmak biraz zor görünüyor. Çünkü yoksulluk sorunu, federal hükümetin ve eyalet yönetimlerinin uygun şekilde ilgilenmesini gerektiren, öncelikli olmayan bir konu olarak ele almasıdır.”
Nijerya’nın en önemli sorunu “liderlik”
Bizim Afrika Platformu Genel Koordinatörü Faruk Mintoiba ise Nijerya’daki yoksulluğun nedeni olarak birçok faktörün olduğuna dikkati çekerek birçok kaynağa sahip bir ülkenin kalkınmakta zorlanmasının en önemli nedenlerinden birinin, kötü yönetilmesi olduğunu vurguladı.
Mintoiba, “Nijeryalı ünlü yazar Chinua Achebe’nin 1984’te yayımladığı ‘The Trouble With Nigeria’ isimli kitabının özeti, Nijerya’nın sorununun basitçe liderlik etrafında döndüğü şeklindedir. Olayın en ilginç tarafı da bugünkü durumun, kitabın yazıldığı dönemden daha beter olmasıdır. Sorumsuzluk, yolsuzluk, kabilecilik ve bunların sebep olduğu liyakatsizliğin hakim olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.” diye konuştu.
Nijerya’da ekonominin düzelmesi ve yoksulluğun azalmasına yönelik beklentilerinin olduğunun altını çizen Mintoiba, Afrika’nın en büyük ekonomisine ve kıtanın en fazla nüfusuna sahip Nijerya’nın kalkınmasının Afrika’nın kalkınması anlamına geldiğini ve ekonomik refah için sorunun doğru teşhis edilmesi gerektiğini söyledi.
“Bir Afrikalı Gözünden Afrika” kitabının da yazarı olan Mintoiba, “Ekonomik kalkınmayı yapabilecek iradeye sahip liderler lazım. O sebeple sorun lider kaynaklı olduğu gibi aynı zamanda da vatandaşlarla da ilgili. Çünkü yapılanların sorumlusundan hesap sormayan, yapılan işin niteliğiyle hiç ilgilenmeyen vatandaşlar, demokrasiyi de tehlikeye atıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Mintoiba, Nijerya’da güvenlik sorunlarının da ekonomik kalkınmayı engellediği ve yoksulluğu artırdığını belirtti.
Zengin kaynaklara sahip bir ülkede her türlü şiddetin yaşandığını ifade eden Mintoiba, iyi yönetim ve kurumların güçlendirilmesinin az gelişmişlikle mücadelede son derece önemli olduğunu kaydetti.
Mintoiba, “Ekonomik çeşitlendirme, insan sermayesine yatırım, yerel işletmelerin teşvik edilmesi, Nijerya’nın ekonomisinin düzeltilmesine katkı sağlayabilecek hususlardır.” dedi.
]]>Ülkelerindeki kötü ekonomik koşulların aksine her iki isim de uçak yolculuğu tutkularından vazgeçmemeleri ve bu yolculukların sebep olduğu maliyetler nedeniyle hiç de hoş olmayan tanımlamalara konu oldu.
Kenya’da yayın yapan Standard gazetesi, Ruto’ya “Uçan Başkan” lakabını taktı.
Gazete, “Ülkedeki hayat pahalılığıyla başa çıkma taleplerine rağmen, uçma sevgisi o kadar büyük ki hiçbir fırsatı kaçırmıyor” dedi.
Nijerya muhalefet lideri Atiku Abubakar, Tinubu’nun geçen ay Avrupa’ya yaptığı seyahatlerinden biri sırasında, sosyal medya hesabından, Nijerya’nın bir “baş turiste” ihtiyacı olmadığını söyledi.
Abubakar, cumhurbaşkanının “Nijerya güvensizlik okyanusunda boğulurken” yaptığı özel ziyareti eleştirdi.
Bu tip yorumlar, herkes tarafından ortaya atılabilecek ucuz eleştiriler olarak görülebilir. Devlet başkanlarının, liderler toplantılarına katılması ve dış ilişkileri geliştirmesi beklenebilir. Bu sadece diplomatik ilişkilerden dolayı değil, imzalanacak yatırım anlaşmaları bakımından ekonomik nedenlerle de olabilir.
Ancak bazı uzmanlar, görevde bulunduğu altı yıl boyunca Afrika dışında hiç seyahat etmemiş 2021 yılında hayatını kaybeden eski Tanzanya Cumhurbaşkanı John Magufuli’yi de örnek gösteriyor.
Kenya dış politika analisti Prof. Macharia Munene, bazı seyahatlerin gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte diğerlerinin şüphesiz “savurganlık” olduğunu söylüyor.
BBC’ye konuşan Munene, “Havada olmayı seven başkanlarınız var… Bu gezilerin bazıları ülke için değil, kişisel böbürlenmeden dolayı” dedi.
Ruto, Tinubu ve sözcüleri gezilerin, bazı sorunların çözüme kavuşması için hayati önemde olduğunu savunuyor. Kendilerinin de bu sorunları görmezden gelmekle suçlandıklarını söylüyorlar.
Göreve gelmesinden bu yana geçen sekiz ay içinde Tinubu 14 seyahat gerçekleştirdi. Oranlarsak, ayda ortalama ikiden biraz az.
Ancak bu, 2022’de başkan olduğundan bu yana yurt dışına yaklaşık 50 seyahat gerçekleştiren Ruto’nun yanında bir hayli az. Ruto, ayda ortalama üçten fazla kez seyahat ediyor.
Buna karşılık Ruto’nun selefi Uhuru Kenyatta on yıllık görev süresi boyunca ayda ortalama bir yurt dışı seyahati gerçekleştirerek Nijerya’nın bir önceki Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari’nin rekoruna benzer bir performans sergilemişti.
Diğer dünya liderleri de uçuş millerini artırdı. Ancak Ruto ve Tinubu’ya seyahatlerinin ne kadar gerekli olup olmadığı soruluyor.
Nijeryalı ve Kenyalı liderlerin her ikisi de geçen ayın sonunda Avrupa’daydı.
Ruto İtalya’da İtalya-Afrika zirvesine katılırken, Tinubu geçen Mayıs ayından bu yana üçüncü kez gittiği Fransa’ya açıklanamayan “özel ziyaretine” devam ediyordu. Ruto’nun o tarihten bu yana başka seyahatleri de oldu.
Haziran 2023’te, göreve geldikten sadece üç hafta sonra, Tinubu iki günlük bir iklim zirvesi için Paris’e gitti. Tinubu, seçildikten hemen sonra geçiş sürecini planlamak ve “dinlenmek” için yine Fransa’daydı.
Tinubu, Paris’ten İngiltere’ye geçerek selefi Buhari ile özel görüşmelerde bulundu. Buhari de seçimlerden sonra “dinlenmek” için seyahat etmişti. Tinubu, bir hafta sonra, Batı Afrika bloğu ECOWAS’ın bir toplantısı için Gine-Bissau’ya gitti ve ardından da Kenya’nın başkenti Nairobi’ye geçti.
Nijerya lideri Tinubu, Ağustos ayında Benin’i, Eylül ayında ise Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve BM Genel Kurulu için ABD’yi ziyaret etti. Ardından da Paris’e gitti.
Ekim ayının tamamını ülkesinde geçirdikten sonra Tinubu, Kasım ayının sonunda Suudi Arabistan, Gine-Bissau ve Almanya’yı ziyaret etti ve bir hafta sonra da Dubai’ye gitti.
Nijerya Cumhurbaşkanlığı bu gezilerin yabancı yatırımları çekmek için önemli olduğunu söyledi.
Tinubu, 2024 yeni yılı için yayımladığı mesajında, “Çıktığım her yurt dışı seyahatinde yatırımcılara ve diğer iş insanlarına verdiğim mesaj aynı olmuştur. Nijerya iş için hazır ve açık” dedi.
Ruto’nun 2022’de göreve başlamasından bu yana seyahat programı daha da yoğun oldu.
Kenya Cumhurbaşkanı Ruto, Eylül 2022’den Aralık 2023’e kadar her ay en az iki kez yurt dışına seyahat etti. Mayıs 2023’te ise beş seyahat gerçekleştirdi. Küresel etkinlikler ve ikili görüşmeler için çeşitli Afrika ülkelerine, Avrupa’ya ve ABD’ye seyahat etti.
Bu yıl Ocak ayında Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve İtalya’ya gitti. Ruto içinde bulunduğumuz Şubat ayında da Japonya ve BAE’ye gitti.
Harcamalar da tartışma konusu
İki liderin seyahatleri sadece sık olduğu için değil, maliyetleri bakımından da sorgulanıyor.
Nijerya gazetesi Punch’ın hükümet harcamalarını takip eden bir sivil teknoloji platformu GovSpend’e dayandırdığı haberine göre, Tinubu’nun görevinin ilk altı ayında yurt içi ve yurt dışı seyahatler için en az 3,4 milyar naira (2,2 milyon dolar) harcadığı söyleniyor. Bu 2023 yılı için bütçelenen miktardan yüzde 36 daha fazla.
Kenya’da hükümet harcamalarını denetleyen bağımsız kurum, geçen yıl Temmuz ayına kadar olan ve Ruto’nun başkanlığının dokuz ayını kapsayan yılda başkanlık ofisinin seyahat harcamalarında önemli bir artış olduğunu raporladı.
Yıl boyunca hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatler için yapılan toplam harcama bir önceki yılın seyahat bütçesini yüzde 30’dan fazla aşarak 1,3 milyar Kenya şilininin (9,2 milyon dolar) üzerinde gerçekleşti.
Kenya hükümet sözcüsü BBC’nin Ruto’nun seyahatleriyle ilgili sorularına yanıt vermedi. Ancak gerek başkan ve gerekse de sözcüsü sık sık söz konusu bu seyahatlerin gerekçelendirini açıkladı.
Ruto, “turist gibi seyahat etmediğini” ve gezilerin yabancı yatırım almak ve yurt dışındaki Kenyalılar için istihdam yaratmak için gerekli olduğunu, yakın zamanda yapılan anlaşmalarla 300 binden fazla iş fırsatı sağladığını söyledi.
Japonya’ya yaptığı son gezinin ardından Kenya lideri Ruto, 2,3 milyar dolardan fazla değere ulaşan anlaşmalar imzalandığını söyledi.
İki ülke de liderlerin yaptığı gezilerin faydalarını vurgularken, aynı zamanda hükümet çalışanlarının yurt dışına seyahat etmesine yönelik eleştirilere karşı bazı önlemler de aldı.
Kenya, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerde “israf” suçlamalarının ardından kamu hizmeti seyahat bütçesini yüzde 50 oranında azalttığını açıkladı. Öte yandan bu durum, faydalı olduğu sürece seyahatlerden kaçınmayacağını söyleyen başkanın kendisini etkilememiş gibi görünüyor.
Nijerya Cumhurbaşkanı da geçen ay resmi seyahat heyetinin yaklaşık yüzde 60 oranında azaltıldığını duyurdu. Sözcüsü Ajuri Ngelale tarafından açıklanan talimat, başkanın kendi seyahat maiyetinin azaltılmasını da içeriyordu, ancak seyahatlerinin sayısını azaltıp azaltmayacağını söylemedi.
Ancak seyahat masraflarının endişe yarattığı ülkeler sadece Kenya ve Nijerya değil.
Geçen yıl sandık başına giden Kongolular da Devlet Başkanı Félix Tshisekedi’ye benzer eleştiriler yöneltti.
Geçen Kasım ayında Malavi Devlet Başkanı Lazarus Chakwera, ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlar nedeniyle kendisi ve bakanları için tüm uluslararası seyahatleri askıya aldı ve yurt dışında bulunan herkesin geri dönmesini emretti.
Uganda, Gambiya, Namibya ve Sierra Leone de geçen yıldan bu yana hükümet yetkililerinin seyahat harcamalarını ele almak zorunda kalan diğer ülkeler oldu. Namibya ve Sierra Leone liderleri de ulusal gazeteleri tarafından tıpkı Kenya Cumhurbaşkanı Ruto gibi “uçan başkan” olarak nitelendirildi.
]]>