Önem – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Mon, 29 Jul 2024 21:21:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Diyarbakır’ın Eğil ilçesindeki 1900 yıllık kaya kilise turizme kazandırıldı https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirin-egil-ilcesindeki-1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirin-egil-ilcesindeki-1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/#respond Mon, 29 Jul 2024 21:21:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10672 Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde yaklaşık 1900 yıllık kaya kilise, yürütülen çalışmalarla turizme kazandırıldı.

Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberlerin defnedildiğine inanılan Eğil, Asurlular zamanında yapıldığı tahmin edilen Eğil Kalesi ve Kralkızı Baraj Gölü, sur sarnıçları, tarihi yapılarıyla kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez olma özelliğini sürdürüyor.

Kaymakamlık ve belediyenin girişimi, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2 yıl önce tarihi kalede, Dicle Üniversitesi (DÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vecihi Özkaya’nın başkanlığında başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.

Kaledeki 4 antik tünelden 2’sinin restore edilerek turizme kazandırılmasının ardından, kaya kilisede yürütülen çalışmaların da yüzde 80’i tamamlandı.

Duvarlarında çok sayıda haç işaretinin bulunduğu yaklaşık 1900 yıllık kilisede belgeleme, alan düzenleme ve temizlik çalışması yapıldı.

Kilisenin yolu, yerli ve yabancı misafirlerin rahatça ulaşabilmesi için düzenlenirken, bir de merdiven yapıldı.

“Hristiyan dünyası için önemli bir kilise”

Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Volkan Hülür, AA muhabirine, ilçenin Diyarbakır’ın adeta göz bebeği ve incisi olduğunu söyledi.

Eğil’in birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Hülür, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Diyarbakır Valiliği ile ilçeyi turizm anlamında canlandırmaya çalıştıklarını ifade etti.

Hülür, üç tarafı derin vadilerle çevrili, bir tarafı ise oyularak yekpare kaya üzerine oturtulan Eğil Kalesi’ni dünyaya tanıtmak istediklerini dile getirerek şunları kaydetti:

“Kilisemizin yaklaşık 1900 yıllık tarihi var. Hristiyan dünyası için önemli bir kilise. Yaptığımız çalışmalarla turizme açmak istiyoruz. Eğil’de yabancı turistleri ağırlamak istiyoruz. Şu anda turist ağırlamada sayımız yıllık 400 bin civarında. Yaklaşık 75 bini yabancı turist olarak kayıtlara geçiyor. Kilisemizi de turizme kazandırarak yapacağımız çalışmalarla yabancı turist sayımızı 300 bine çıkarmaya çalışıyoruz.”

Yapıyı turizme kazandırmak için akademisyenlerle güzel bir çalışma yürüttüklerini anlatan Hülür, “Eskiden kiliseye ulaşmak kolay değildi. Etrafını temizledik ve seyir terası oluşturduk. Misafirler Eğil’e geldiğinde rahat bir şekilde kiliseye çıkabilecek. Çalışmaların yüzde 80’ini tamamladık. Yakın bir süreçte Kültür ve Turizm Bakanı’mızın teşrifleriyle hizmete açacağız.” dedi.

“Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk”

Prof. Dr. Vecihi Özkaya ise kaya kilisenin tarihinin Hristiyanlığın Anadolu’daki tarihi ile bağlantılı olduğunu vurguladı.

Kilisesinin yaklaşık 1900 yıllık döneme tanıklık ettiğine dikkati çeken Özkaya, “Bölgede yaşayan Hristiyan azınlıkların dini etkinliklerine ait semboller bu kilisede görülüyor. Burada yaptığımız kazılarda 18. ve 19. yüzyıllardan kalma, Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk. Bu sikkelerin ortaya çıkması, 19. yüzyıla kadar burasının faal bir merkez olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.

“Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise”

Özkaya, kilisede dikkati çeken bazı bulgulara ulaştıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada, bilinen örneklerinin olmadığı bir bulgu ele geçirdik. Pasifik Okyanusu kıyılarında yaşayan bir canlının fosilini bulduk. Bu fosil ‘Kum Doları’ olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu fosil, Hristiyan dünyasında İsa Mesih inancıyla bağlantılı bir obje olarak değerlendirilmiştir. 5 yıldızdan oluşan kanatları dolayısıyla İsa’nın doğumunu, ölümünü ve göğe yükselişini sembolize etmektedir. Dolayısıyla tüm Hristiyanlarca kutsal kabul edilen bazı değerlerin saklandığı, bölgedeki Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise olarak dikkati çekici bir özelliğe sahiptir.”

Kilisenin genel anlamda 2 ayrı kaya mezarın birleştirilmesi sonucu oluştuğu bilgisini veren Özkaya, duvar işçiliğinde farklı dönemleri yansıtması açısından da önem arz ettiğini, bölgede daha önce yaşamış ve yaşamaya devam eden Hristiyan azınlıkları sembolize eden haçların duvarda bulunduğunu söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirin-egil-ilcesindeki-1900-yillik-kaya-kilise-turizme-kazandirildi/feed/ 0
Barış ve Kalkınmanın Teşvikinde Parlamentoların Rolü https://www.kanal7haber.com.tr/baris-ve-kalkinmanin-tesvikinde-parlamentolarin-rolu/ https://www.kanal7haber.com.tr/baris-ve-kalkinmanin-tesvikinde-parlamentolarin-rolu/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:48:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10175 Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen “Barış ve Kalkınmanın Teşvikinde Parlamentoların Rolü” başlıklı “ADF Round”da, bölgesel ve küresel krizlerde parlamenterlerin önemine işaret edildi.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World uluslararası haber sunucusu ve muhabiri Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Barış ve Kalkınmanın Teşvikinde Parlamentoların Rolü” başlıklı “ADF Round”a, Parlamentolar Arası Birlik (IPU) Başkanı Tulia Ackson, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Rıfat Çubarov, Arnavutluk Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Mimi Kodheli, eski Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasan, Avrupa Parlamentosu (AP) Avrupa için Liberaller ve Demokratlar İttifakı (ALDE) Eş Başkanı İlhan Küçük, Finlandiya Parlamentosu Üyesi Jouni Ovaska ve Yunanistan’da milletvekili olan Hüseyin Zeybek ve Özgür Ferhat katıldı.

Ackson, IPU olarak Orta Doğu’da meselelerin ele alındığı özel bir komite kurduklarını ve Gazze’de hayatını kaybeden insanlardan dolayı endişeli olduklarını belirtti.

Komite kapsamında toplantılar yaptıklarını, orada barış ve güvenlik meselesini ele aldıklarını aktaran Ackson, kendisinin bizzat bölgeye ziyarette bulunarak hem Filistinlilerle hem İsraillilerle görüşmeler yaptığını dile getirdi.

Ackson, IPU olarak diyaloğa önem verdiklerini ve bu kapsamda tarafların parlamento üyelerinin kendi aralarında diyalog kurabilmesi için bir platform sunduklarını söyledi.

Parlamento üyelerinin sorunları tartışmasının önemli olduğuna dikkati çeken Ackson, bu çerçevede onların barışın tesis edilmesi konusunda ciddi rolünün bulunduğunu ifade etti.

Hajiyev, KEİPA’nın bölgede barışı ve refahı temsil etmek zorunda olduğunu söyledi

Hajiyev ise KEİPA olarak bölgede barışı ve refahı temsil etmek zorunda olduklarını vurgulayarak, bunu yaparken ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini kaydetti.

Karabağ konusunda KEİPA’nın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki görüşmelere katkı sağlayacağını belirten Hajiyev, tartışma ortamının yaratılması adına KEİPA’nın önemli bir rolü olabileceğine işaret etti.

Çubarov, toprak bütünlüğünü tanımayan parlamentoların bir araya gelemeyeceğini belirtti

Çubarov, demokratik yöntemlerle seçilenlerle otoriter yönetimlerce gösterilen parlamenterler arasında diyalog kurulamayacağını söyledi.

Ukrayna’da seçimlerin yaklaştığını ancak savaş zamanı seçimlerin olmayacağını vurgulayan Çubarov, toprak bütünlüğünü tanımayan parlamentoların bir araya gelemeyeceğini kaydetti.

Kodheli, barışın bir “ütopya” olmadığını vurguladı

Kodheli, parlamenterlerin sorun çözülmesi için ortak bir akılda buluşmasının önemine dikkati çekerek, parlamentolar arası diplomasinin yanı sıra kadınların da bu görüşmelerin bir parçası olması gerektiğinin altını çizdi.

Barışın bir “ütopya” olmadığına işaret eden Kodheli, “Barışa şans vermeliyiz geç olmadan.” dedi.

Kodheli, çatışmalar ve küresel meseleler konusunda parlamenterlerin daha fazla rol alabilmesi gerektiğini vurguladı.

Hasan, 21. yüzyılın milletvekillerinin barışı tesis etme görevine sahip olduğunu söyledi

Hasan, 21. yüzyılın milletvekillerinin barışı, sürdürülebilir kalkınmayı, cinsiyet eşitliğini ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi tesis etme konusunda önemli bir göreve sahip olduğunu kaydetti.

Diyaloğun ön planda tutulması gerektiğini söyleyen Hasan, parlamenterlerin dünya barışını tesis etmek konusundaki rolünün önemli olduğunu ifade etti.

Hasan, Karabağ konusunda parlamentolar arası diplomasinin çok büyük bir rolünün bulunduğunu ve her iki ülkenin parlamento üyelerinin de barış görüşmelerine katılmak konusunda istekli olduğunu aktardı.

Küçük, AB’nin tek bir ses olması taraftarı

Küçük, Avrupa Parlamentosunun Kuzey Makedonya konusunda çok önemli bir rol oynadığını kaydetti.

Parlamenterlerin “önleyici bir görev” üstlenebileceğini dile getiren Küçük, Avrupa Birliğinin (AB) bütün kuruluşlarıyla tek bir ses olması taraftarı olduğunu söyledi.

AB ve mevcut kuruluşların 20. yüzyıl şartlarına göre kurulduğunu belirten Küçük, o dönemdeki küresel sorunlara müdahale edebilme konusunda “belki” yeterli olduğunu ancak şu anda şartların değiştiğini belirtti.

Küçük, bu kapsamda AB’nin ancak bütün kurumlarıyla bir araya gelebilmesi durumunda “ahlaki ve siyasi” yükümlülüklerini yerine getirebileceğini vurguladı.

Ovaska da barışın tesisi konusunda parlamenterlerin daha aktif rol alabileceğini ve barışın korunmasında da önemli olduklarını kaydetti.

Sorunların çözülmesi konusunda parlamenterlerden daha fazla faydalanılması gerektiğini anlatan Ovaska, bu kapsamda parlamenterlerin daha aktif olması için platformlar oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

“Gözümüzün önünde bir soykırım söz konusu ve BM yaptırım bile yapamıyor İsrail’e karşı”

Birleşmiş Milletler (BM) gibi kurumların krizlerin çözülmesinde daha aktif rol alması gerektiğine işaret eden Zeybek ise, “Orada da görüyoruz ki güçlü ülkeler kendi lehine kararlar çıkartıyor. Bir Ukrayna savaşı, bir Filistin katliamı. Gözümüzün önünde bir soykırım söz konusu ve Birleşmiş Milletler yaptırım bile yapamıyor İsrail’e karşı.” ifadelerini kullandı.

Zeybek, “ben”den “bize” geçilmesi ve bugüne değil yarın için çalışılması gerektiğini dile getirdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/baris-ve-kalkinmanin-tesvikinde-parlamentolarin-rolu/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-4/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-4/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:42:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10169 Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen “Karadeniz: Bölgesel Sahiplenme Versiyon 2.0?” başlıklı panelde özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Karadeniz bölgesinde güvenliğin nasıl sürdürülebileceği ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde devam eden forum kapsamında moderatörlüğünü gazeteci Maria Ramos’un üstlendiği panele Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikola Toçitskiy ile Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu katıldı.

Panelde konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Bozay, Karadeniz bölgesinin güvenliğinin önemine işaret ederek, “Karadeniz, tarihten beri İpek Yolu’nun parçasıydı biliyorsunuz.” dedi.

Bozay, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlaması nedeniyle Afrika ülkelerinde ekmek üretiminde ciddi sorunların yaşandığını belirterek, “Savaş başladıktan sonra 7 dolarlık bir ürün (tahıl), 12 dolara kadar çıktı ve Mısır’da, Afrika’da ekmek üretiminde ciddi sorunlar ortaya çıktı.” ifadesini kullandı.

Karadeniz’in, dünya genelindeki tahıl ürünleri taşımacılığı alanında büyük öneme sahip olduğuna dikkati çeken Bozay, bölgenin güvenliği açısından Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin öneminin altını çizdi.

Bozay, Karadeniz bölgesinde güvenliğin sağlanması ve güçlendirilmesi yönünde Türkiye olarak adil diplomasi yürüttüklerine dikkati çekti.

Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne önem verdiklerini vurgulayan Bozay, zamanında Kırım’ın ilhak edilmesine de en büyük tepki veren ülkelerden birisinin Türkiye olduğunu, Ukrayna’daki savaşın sona ermesi için çözüm yollarının bulunması gerektiğini kaydetti.

Bozay, Karadeniz’de iklim değişikliği ve gıda güvenliği gibi diğer sorunların çözümünün de ele alınması gerektiğini dile getirerek, “Bütün bu (Karadeniz’deki) sorunların ortasında Türkiye oluyor yani Karadeniz’de olan her şeyin doğrudan bize (Türkiye) etkisi oluyor. Bizler, en iyisini yapmaya çalışıyoruz.” dedi.

Ukrayna’da devam eden savaşın Karadeniz’deki ticaret akışını engellediğine dikkati çeken Bozay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ticaret çok önemlidir. Elbette savaş (Rusya-Ukrayna Savaşı) ticaretin yapılması önünde bir engel ama bu bölgede daha çok iyi bir işbirliğine sahip olunması gerekiyor. Bölge, elbette tarihten bu yana birtakım sorunlarla karşı karşıya kaldı ama iyi bir operasyon yürüterek bunu daha iyi hale getirebiliriz. Tüm bakış açımızı yenilememiz gerekiyor. Bu savaşı bitirmek adına birçok şey yapmamız ve emin olmamız gerekiyor. Türkiye’nin pozisyonu zaten belli, güvenliğin ne pahasına olursa olsun sağlanması gerekir.”

Bozay, Karadeniz’deki sorunların çözülmesi için gerekli çalışmaları yapmaya devam ettiklerinin altını çizdi.

Karadeniz’in güvenliği ön plana çıktı

Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Karadeniz bölgesinin güvenliğinin, Ukrayna’daki savaşın başlamasından sonra özelikle ön plana çıktığını belirterek, “Çünkü Karadeniz, korozyon mekanı olmaya başladı.” dedi.

Karadeniz bölgesinin güvenliğini güçlendirmek için bölge ülkelerini ortak çaba sarf etmeye çağıran Odobescu, “Bölgedeki tüm ülkelerin işbirliği içinde olmaları ve net projelerin üzerinde çalışmaları gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Odobescu, Rusya’nın 2008’de Gürcistan, 2014 ve 2022’de Ukrayna’ya düzenlediği saldırıların ardından bölge güvenliğinin artırılmasının daha büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, NATO ülkeleri Türkiye, Romanya ve Bulgaristan olarak bu yönde Gürcistan, Moldova ve Ukrayna ile ortak çalışılması gerektiğini vurguladı.

Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Karadeniz’deki mayın tehlikesinin bugüne kadar devam ettiğini, bu yönde Türkiye ve diğer ortaklarla çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Odobescu, “Öncelikle bu mayınları tespit etmemiz, sonra da Karadeniz’i mayınlardan temizlememiz gerekiyor.” dedi.

Odobescu, Rusya’yı bölgedeki ülkelere saldırı politikası uygulamakla suçlayarak, “Çok açık olmamız lazım, dürüst olalım. Biz, Rusya’nın davranışını caydırıcı kılmak konusunda başarısız kaldık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye ile her zaman işbirliğimiz oldu”

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikola Toçitskiy, forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Antalya Diplomasi Forumu 2024’ün gerçekleştirilmesinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti.

Toçitskiy, yıllar öncesine kadar Karadeniz’in Ukrayna için serbest dolaşımın ve ticaretin yapıldığı bir yer olduğunu belirterek, artık bunların hepsinin imkansız hale geldiğini söyledi.

Rusya’nın 2014’te yasa dışı olarak Kırım’ı ilhak etmesinden ötürü bölgede krizin ortaya çıktığına dikkati çeken Toçitskiy, “Kırım meselesi (Karadeniz’de), böyle bir krizin başlangıcı oldu. Eskiden bu bölgede barış içinde yaşayan insanlar aniden siyasi, silahlı, nükleer tehditlerin olduğu bir döneme girdi.” dedi.

Toçitskiy, Rusya’yı geçen yıl Ukrayna’daki Kahovka Barajı’na saldırı düzenlemekle suçlayarak, barajın yıkılmasının Karadeniz için ekolojik sorunlara yol açtığını dile getirdi.

Karadeniz’de hem güvenliğin güçlendirilmesi hem de ekolojik sorunların önlenmesi yönünde bölgedeki ülkelerin işbirliği içinde olması gerektiğinin altını çizen Toçitskiy, “Son 10 yıldır müzakereler veya başka konular olsun, Türkiye ile her zaman işbirliğimiz oldu. Özelikle de Türkiye, Karadeniz’de (Ukrayna için) en önemli ihracat ülkesidir.” diye konuştu.

Toçitskiy, Ukrayna’da savaşın devam ettiğini, ülkesinin ordusunun demokrasi, küresel güvenlik ve toprak bütünlüğü için mücadele verdiğini kaydetti ve “Savaş devam ediyor. Emin olun ki hiçbir ülke, Ukrayna kadar barış isteyemez.” dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Toçitskiy, ülkesine gönderilen insani yardımlar, Karadeniz’in mayınlardan temizlemesi gibi desteklerden dolayı başta Türkiye olmak üzere bölgedeki ülkelere teşekkürlerini iletti.

“Savaş, sadece Ukrayna’yı ilgilendiren bir husus değil”

ABD’nin silah yardımı konusundaki soru üzerine Toçitskiy, bu ülkede düzenlenecek başkanlık seçimlerinden çıkan herhangi bir sonuca rağmen Ukrayna’ya desteğin ortadan kalkmasını beklemediklerini ve seçim sonuçlarını destekleyeceklerini belirterek, “Çünkü bu savaş, sadece Ukrayna’yı ilgilendiren bir husus değil. Bu konu (savaş) demokrasinin geleceğini belirleyecektir.” dedi.

Toçitskiy, Rusya’nın Ukrayna topraklarından tüm askeri birliklerini geri çekmesi ve Ukrayna genelinde savaş nedeniyle meydana gelen yıkımın maddi olarak karşılanması gerektiğini söyledi.

“Bizim için en önemli konulardan biri, Karadeniz bölgesi için güvenliktir”

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, forumun önemine işaret ederek, “Elbette birçok foruma katıldım ama 3. Antalya Diplomasi Forumu’nun, katılım ve içerik açısından birçok foruma göre daha geniş kapsamlı olduğunu biliyorum.” ifadesini kullandı.

Ukrayna’da devam eden savaşın, Karadeniz bölgesinin önemini daha net şekilde ortaya çıkardığını savunan Comanescu, “Bizim için en önemli konulardan biri, tabii ki Karadeniz bölgesi için güvenliktir. Burada ciddi bir güvenlikten bahsetmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Comanescu, savaş nedeniyle bölgedeki krizden çıkış yolu bulunmasının şart olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu savaşın (Rusya-Ukrayna Savaşı) sona erdirilmesi, bu krizin sona erdirilmesi için tam bir uyumluluk içerisinde bulunulması gerekiyor. Bunun uluslararası kurallar çerçevesinde yapılması gerekiyor. Bu güvenlik orta ve uzun vadeli olmalıdır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-4/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda yerel yönetimlerin küresel stratejileri ele alındı https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-yerel-yonetimlerin-kuresel-stratejileri-ele-alindi/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-yerel-yonetimlerin-kuresel-stratejileri-ele-alindi/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:57:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9966 Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te düzenlenen “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” başlıklı panelde, yerel yönetimlerin küresel stratejileri güçlendirmek için üstlenebilecekleri rol ve yerel diplomasinin özellikle krizler, depremler, çatışma durumları gibi zorluklarla mücadeledeki konumları ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde ikinci gününde devam eden forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) Genel Sekreteri Emilia Saiz üstlendi.

Panelde konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG Başkanı Uğur İbrahim Altay, ADF’nin Türkiye’nin yükselen marka değerlerinden olduğunu belirterek, “Diplomasinin yerelleşmesi çok önemli ve kıymetli. Bu yüzden UCLG ve Konya Büyükşehir Belediyesi olarak burada bulunmaktan mutluluk duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yerel yöneticilerin söz sahibi olmasının, yerel gündemin küresele taşınması açısından önem taşıdığını vurgulayan Altay, yerel yönetim konusunun, ilerleyen yıllarda forumun önemli bir parçası olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’de 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremleri hatırlatan Altay, “dirençli şehirler oluşturmanın” yerel yöneticilerin en önemli gündemi olması gerektiğini kaydederek, “Bu şehirlerde yaşayan insanların bütün sorumluluğunu biz taşıyoruz. Bu yüzden her türlü afete karşı öncelikle şehirlerimizi dirençli hale getirmeliyiz.” dedi.

Dirençli şehirler konusunun, afet öncesi ve afet sonrası olarak iki bağlamda ele alınması gerektiğine dikkati çeken Altay, “Afet öncesi yapılması gerekenler, her şehrin kendine göre risk haritalarını oluşturarak, en sorunlu alanlardan başlayarak çözümler üretmemiz gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Şehirlerin afetlere hazır olması için ulaşılması gereken şeyin finans kaynağı olduğunu söyleyen Altay, “Hepimizin yapması gereken şey, şehirlerin bu finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler ve yollar bulmak.” değerlendirmesinde bulundu.

Afet sırasında dünyada yaşanan dayanışmanın önemine değinen Altay, “Türkiye’de yaşanan depremde dünyanın birçok ülkesinden ve birçok şehirden arama kurtarma başta olmak üzere çok sayıda yardım aldık. Bir problem yaşadığınızda dostlarınızı yanınızda hissetmek çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Yerel yöneticilerin dünyada oluşan krizlerin karar vericileri olmadığına ancak bu durumların sonuçlarının şehirlerde yaşayan insanları doğrudan etkilediğine dikkati çeken Altay, “İklim değişikliğinden sonra bazı ada şehirlerin tamamen yok olması gündemde ancak o şehirlerde yaşayan insanların iklim değişikliğine neredeyse hiçbir etkileri yok. Ancak bunun sonucundan acımasız bir şekilde zarar görüyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Altay, bu nedenle yerel yönetimlerin diplomaside yer almasının çok önemli olduğunu söyledi.

Johannesburg Büyükşehir Belediye Başkanı Kabelo Gwamanda ise kardeş belediyeciliğin, başka kentlerle kardeşlik ilişkisi kurma ve dayanışmayı gösterme yoluyla Johannesburg tarafından teşvik edildiğini söyledi.

Gwamanda, “Her ne kadar dış ilişkiler ulusal hükümetin yetkisinde de olsa, yerel yönetimlerin, farklı ülkelerden gelen yerel halkın bir koruyucusu olarak, ortaya çıkabilecek herhangi bir trajedi durumunda, bu kişilerin ülkeleriyle sağlıklı bir iletişim hattına sahip olması çok önemlidir.” dedi.

Bu bağlamda farklı şehirlerle “kardeşlik” ilişkisi kurulmasının Johannesburg için çok önemli olduğunu vurgulayan Gwamanda, bu doğrultuda çabalarının olduğunu belirtti.

“Medeni bir şekilde direnmeye devam ediyoruz”

Filistin’de adalet için hayatını kaybedenler anısına konuşmasına 10 saniyelik sessizlikle başlayan Ramallah Belediye Başkanı Issa Kassis de “Ramallah, bir belediye ve UCLG’nin bir parçası olarak tüm zorlukları aşmayı ve Filistinlilerin neler yapabileceğini dünyaya göstermeyi başarıyor.” ifadelerini kullandı.

Kassis, “Medeni bir şekilde direnmeye devam ediyoruz. Adalet, umut ve barışa inanıyoruz. Yerel yönetim olarak yapmaya çalıştığımız şey bu.” dedi.

Yaklaşık 40 “kardeş şehirle” her kıtada varlık gösterdiklerinin altını çizen Kassis, Türkiye’de olmaktan onur duyduklarını belirtti.

Söz konusu ilişkinin belediyeler arasında değil toplumlar arasında olduğuna işaret eden Kassis, şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlarla ilişki kuruyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde bize karşı oy kullanan ülkelere karşı, vatandaşların Johannesburg, Barselona, Londra, Washington ve Paris’te sokağa çıkarak ‘Özgür Filistin’ sloganları attıklarını ve adaletsizliğe direnen Amerikalı pilotu gördünüz.”

“Diplomasi kriz zamanlarında kesinlikle kilit öneme sahip”

Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Genel Sekreteri Fabrizio Rossi, Antalya’nın Avrupa için tanıdık bir şehir olduğundan bahsederek, ADF ile birlikte her sene daha da önemli hale geldiğini belirtti.

Global krizlerin etkilerinin yerel olduğunu söyleyen Rossi, “Etki yerel olduğunda, hiç kimse krizin etkilerini, sonuçlarını ve bölge halkının ihtiyaçlarını belediye başkanından daha iyi bilemez. Bu nedenle belediye başkanlarının krizin ele alınmasında kilit bir rol oynaması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

CEMR olarak ülkelere verdikleri desteklere değinen Rossi, Ukrayna’daki savaşın başlamasından yaklaşık bir hafta sonra belediyelere destek vermeye başladıklarının altını çizerek, “Başlangıçta gıda dahil çok temel ihtiyaçlar sağlandı ve daha sonra bölgedeki ihtiyaçlar büyüdükçe yardımlar da gelişti.” diye konuştu.

Kısa zamanda böyle bir yardımın yapılabilmesinin sebebinin kriz öncesi kurulan bağlar olduğuna dikkati çeken Rossi, “İnsanların, sınırların ötesinde köprüler kurmak için eşsiz bir kapasitesi var. Bu nedenle diplomasi kriz zamanlarında kesinlikle kilit öneme sahip.” dedi.

“Ülkelerin kalkınması ülkede yaşayan kişilere bağlı”

Güney Afrika Eyalet Yerel Yönetimler Derneği (Salga) Başkanı Bheke Stofile ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasındaki sözlerini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Dün Türkiye Cumhurbaşkanı çok derin bir açıklama yaptı. Umarım toplantıya katılanların çoğu bu açıklamayı anlamıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı, dostluk, ilişki, işbirliği ve yardımlaşma niyetiyle elinizi açmanın önemli olduğunu söyledi ve ardından da dünyada insanların işbirliği yapmadan yaşamasının mümkün olmadığını ifade etti. Bu açıklama, Güney Afrika’daki siyasi sistemimizi tam olarak ifade ediyor.”

Ülkelerin kalkınması ve gelişmesinin o ülkede yaşayan kişilere bağlı olduğunu dile getiren Stofile, “İşte bu nedenle liderler olarak bize hangi fırsat verilirse verilsin, ilk olarak onlara, insanlara saygı duymalı ve nihai hedeflerine ulaşmak için onlarla birlikte çalışmalıyız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-yerel-yonetimlerin-kuresel-stratejileri-ele-alindi/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatiflerini Destekliyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:03:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9577 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretimin çok büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz.” dedi.

Bolat, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’nda yaptığı konuşmada, iş dünyası temsilcileriyle istişareye önem verdiklerini ifade ederek, bakanlık görevine getirilmesinden bu yana sektörel meslek kuruluşları, odalar, esnaf kooperatifleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere yaklaşık 9 ayda bine yakın istişare toplantısı yaptıklarını söyledi.

Organize sanayi bölgelerinin düzenli bir sanayinin oluşturulması, şehirlerin bir plan dahilinde geliştirilmesine destek olunması, üretimde verimlilik ve kar artışı sağlanması, az gelişmiş bölgelerde üretimin yaygınlaştırılması, nitelikli bir altyapı oluşturularak çevre kirliliğinin önüne geçilmesi gibi konularda büyük katkılar sağladığını belirten Bolat, Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinin bu maksatların hasıl olmasında son derece önemli rol oynadığını vurguladı.

Bolat, organize sanayi bölgeleri arasında en önemlilerinden olan İOSB’nin 24 bin 864 aktif firmasıyla yıllık ortalama 5-6 milyar dolarlık bir katma değer ürettiğini belirterek, bu yönüyle, Türkiye’nin her şehrine ve dünya çapında neredeyse her ülkeye üretim gücü ile ulaşan önemli bir ekonomik güç merkezi olduğunu ifade etti.

İOSB’nin 32 bin aktif işletmenin faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, 380 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Bolat, İOSB ve içinde faaliyet gösteren 37 kooperatifle Türkiye’nin en büyük organize bölgesi olduğunu belirtti.

“İOSB’nin yenilenebilir enerji alanını dikkate almalarını tavsiye ediyoruz”

Ömer Bolat, son 21 yılda organize sanayi bölge sayısının 190’dan 355’e çıktığını, teknopark sayısının da 5’ten 96’yı aştığını ve hiç olmayan AR-GE ve teknoloji merkezlerinde de 1600’e ulaşıldığını kaydetti.

Ticaret Bakanlığı olarak Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile kooperatiflerin yanında olduklarını ifade eden Bolat, esnaf ve şirketlere özel destekleme programının da olduğunu söyledi.

Bolat, iki gün önce, esnaf ve sanatkarların Bakanlığa bağlı kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı genel işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 650 bin liradan 750 bin liraya yükseltildiğini hatırlatarak, makul maliyetlerle gerçekleşecek bu destek paketinin dünden itibaren kullanıma açıldığını kaydetti.

Esnaf ve kooperatiflere son 21 yılda yaptıkları destekleri anlatan Bolat, Türk Eximbank ile ihracatçıları desteklediklerini ve geçen yıldan bu yana Türk Eximbank’ın sermayesini 3 kez artırdıklarını belirtti.

Bir yandan üretip, bir yandan tüketirken, ortaya çıkan en önemli hususlardan birisinin de çevrenin korunması ve yeşil dönüşüm olduğuna dikkati çeken Bolat, şöyle devam etti:

“Bu anlamda, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretim çok büyük önem taşıyor. Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını da destekliyoruz. Mesela, Kayseri’de Cumhurbaşkanımızın açtığı böyle bir kooperatif vardı. İOSB ve ona bağlı 37 kooperatifin de bu alanı ciddiyetle dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatifleri hem üyelerine enerji maliyetlerini düşürme noktasında hem de gelir elde etme noktasında çok ciddi bir başarı sağlayacaktır. Ayrıca, karbon salınımını da engelleyecektir.”

“İthalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var”

Ticaret Bakanı Bolat, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI’nın şubatta 50,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, “Türkiye İmalat PMI 8 ay boyunca 50’nin altındaydı. Bunun anlamı pozitiftir arkadaşlar. 50 üstü olumluya geçti demektir. Firmalar üretim noktasında demek ki siparişler alıyor. PMI endeksinin yükselmesi sevindirici.” dedi.

Dün açıklanan büyüme performansıyla Türkiye’nin 37 üyeli OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığına dikkati çeken Bolat, geçen yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiğinin aşıldığını, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını aktardı.

Böylece kişi başına milli gelirin yüzde 23 artışla 13 bin 110 dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:

“Büyümede imalatın, sanayinin ve yatırımların payı önemli. Sevindirici olan bir husus da bu büyümede imalatın, üretimin, yatırımların ve ihracatın payının yüksek olmasıdır. İhracatta da Allah’a şükür iyi gidiyoruz. Geçen yıl dünya ticareti gerileme kaydetti. Dünya ekonomik büyümesi durgunluk gösterdi ama Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Türkiye’nin ihracatı geçen yıl artış gösterdi ve 255,8 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin mal ihracat rekorunu kırdık, 100 milyar dolarla da Cumhuriyet tarihimizin hizmetler ihracat rekorunu kırdık. Bu yıl hedefimiz sizlerle beraber 265 milyar dolar mal ihracatı ve 100 milyar dolar hizmet ihracatı rekorunu kırmak.

Güzel bir gelişme de ithalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var. Yarın sabah erkenden Adıyaman’a gidiyoruz. Adıyaman’da şubat ayının ihracat, ithalat, dış ticaret açığı ve ihracatı ithalatı karşılama oranları gibi önemli göstergeleri orada halkımızla, kamuoyuyla ve Adıyamanlılarla paylaşacağız. Oradan da size inşallah müjdeli haberler açıklayacağız. İnşallah bu olumlu gelişmeler ve iyimser beklentileri koruduğumuz takdirde, 2024 yılında da ekonomimizde halkımız için olumlu bilgiler vereceğiz.”

Bütün bu olumlu tablonun istihdam verilerine de yansıdığı belirten Bolat, ekonomi yönetimi olarak iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/feed/ 0
Finlandiya Büyükelçisi: İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerekiyor https://www.kanal7haber.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/#respond Sat, 15 Jun 2024 09:06:30 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8170 Finlandiya’nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, Gazze’de tüm sivillerin çok fazla acı çektiğini belirterek, “İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini düşünüyoruz, bu çok önemli.” dedi.

Ankara’daki görevine Eylül 2023’te başlayan Büyükelçi Hamalainen, Türkiye’deki hayatını ve iki ülke ilişkilerini AA muhabirine anlattı.

Hamalainen, Türkiye’yi kültürel ve tarihi açıdan “hazine”ye benzeterek, Ankara’da diplomat olarak görev yapmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

“Kış mevsiminin uzun ve karanlık geçtiği bir kuzey ülkesinden geliyorum, güneşin gün boyu parladığı daha iyi bir yer (Türkiye) olamaz.” diyen Hamalainen, Ankara’da günlerinin yoğun geçtiğini, yeni insanlarla tanıştığını ve burada çalışmaktan keyif aldığını dile getirdi.

Hamalainen, “Burası harika bir ülke ve şunu da söylemeliyim ki Türkiye büyük bir ülke. Tükiye’nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu, buraya (Türkiye’ye) taşındığınızda anlıyorsunuz.” diye konuştu.

Daha önce ailesiyle Alanya’da tatil yaptığını kaydeden Hamalainen, İstanbul’a da ilk kez 1986’da eşiyle öğrenciyken geldiğini belirtti.

Hamalainen, Türkiye’ye dair geniş bir bakış açısına sahip olduğunu dile getirerek, Türk halkıyla iletişim kurmanın kolay olduğunu ve bundan keyif aldığını aktardı.

Fin ve Türk halkı arasında pek çok ortak özellik olduğuna işaret eden Hamalainen, “Bu ülkenin her yerinde tanıştığım insanların cömertliği, misafirperverliği ve dostluğu harika ve inanılmaz. Çok özelsiniz.” dedi.

Yaşadığı elçilik konutuna Finlandiya’dan getirdiği, modern ve geleneksel desenlerin yer aldığı halıları seren Hamalainen, büyük bir halı tutkunu.

Hamalainen, yıllar önce Türkiye’ye geldiğinde, buradan da halı satın aldığını, göreve geldiğinden bu yana da halılarıyla ünlü Uşak’ı ve İstanbul’u görme imkanı bulduğunu söyledi.

Uşak’ı, Finladiya’nın Paimio kenti arasında işbirliğini hedefleyen bir projenin açılışı dolayısıyla ziyaret ettiğini anlatan Hamalainen, “Uşak’tan halı almak isteniyorsa önceden sipariş verilmesi gerektiğini öğrendim, bu yüzden son gidişimde alamadım. Ama daha önceki ziyaretlerimde halıları incelemiştim, halı almak için sabırsızlanıyorum, halıları seviyorum.” diye konuştu. Hamalainen, Uşak’ta insanların misafirperverliğinden de çok etkilendiğini dile getirdi.

Kısa süre önce Şebiarus etkinlikleri için Konya’yı ziyaret ettiğini belirten Hamalainen, etkinliği çok özel ve güzel bulduğunu, Türkçe öğrenmeye başladığını kaydetti.

“100 yıllık gerçek bir dostluk”

Finlandiya ve Türkiye’nin, tarihten gelen iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Hamalainen, “Türkiye, Finlandiya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk devletlerden biriydi. İlişkiler o zaman başladı. Bu yıl, 1924’te imzalanan dostluk anlaşmamızın 100. yılını kutlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Hamalainen, 1800’lerin son dönemlerinde Finlandiya halkını anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabına da atıfta bulunarak, “Bizi tarihten bugüne bağlayan birçok şey var. Finlandiya’nın kuzeyinden güneyine kadar pek çok benzerlik olduğunu düşünüyorum. 100 yıllık gerçek bir dostluk olduğunu söyleyebilirim.” diye konuştu.

Finlandiya ve Türkiye’nin arabuluculuk işbirliğinin önemini vurgulayan Hamalainen, dünyada yaşanan son gelişmelere değinerek, “Arabuluculuğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmakta.” dedi.

Hamalainen, Finlandiya-Türkiye arasında yükselen ticaret rakamlarına işaret ederek sürdürülebilir kalkınma, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi alanlarında birçok imkan bulunduğunu ve Türkiye’nin de bu alanlarda işbirliğine istekli olduğunu anlattı.

“İkili ticaret rakamlarımız son yıllarda çok olumlu bir gelişme gösterdi.” diyen Hamalainen, iki ülke arasındaki ticaretin artırılmasına önem verdiğini söyledi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine adaylığına ilişkin, “Biz, Türkiye’nin AB perspektifini gerçekten her zaman destekledik.” ifadesini kullandı.

Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği

Hamalainen, Finlandiya’nın NATO’ya katılma sürecine Türkiye’nin katkısından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun Finlandiyalılar için önemini vurguladı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının ardından ülkesinin NATO’ya katılma gibi önemli bir karar aldığını hatırlatan Hamalainen, şunları kaydetti:

“Ülkenizi savunabilmek için yeteneğinizi ve kapasitenizi yüksek tutmanın önemli olduğunu hissettik ve ittifaka katacağımız çok şey olduğuna inanıyoruz. Aynı zamanda ittifaktan bir şeyler aldığımızın da farkındayız.”

Büyükelçi Hamalainen, yeni NATO üyesi Finlandiya’nın, Türkiye’yi güvenlik ve savunma politikası açısından önemli gördüğünü belirterek, gelecekte bu konularda diyaloğun yoğunlaştırılması gerektiğini aktardı.

“Finlandiya açısından bakıldığında, Türkiye’nin bölgedeki siyasi zorluklardaki uzmanlığı ve savunmaya yaptığı katkı oldukça ilgi çekici.” değerlendirmesini yapan Hamalainen, NATO’nun kuzey kanadı ile güney kanadının işbirliğini gelişmeye başlamasının önemli olduğunu belirtti.

Hamalainen, ayrıca, iki ülke halkı arasında iletişimin artırılması ve ilişkilerin güçlendirilmesi açısından da öğrenci değişim programlarının önemli olduğuna vurgu yaptı.

Gazze’de ateşkes vurgusu

Hamalainen, Finlandiya’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı’na gösterdiği hassasiyeti Gazze’de gösterip göstermediğine ilişkin soruya, “Bence (gösteriyor). Bu soruyu çok tartışıyoruz. İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini düşünüyoruz, bu çok önemli.” yanıtını verdi.

Gazze’de tüm sivillerin çok fazla acı çektiğini vurgulayan Hamalainen, önemli olanın gerilimin daha da tırmanmaması gerektiği ve ateşkesin sağlanması olduğunu söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/feed/ 0
Bakan Işıkhan: “İzmir 40 yıldır aynı” https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-isikhan-izmir-40-yildir-ayni/ https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-isikhan-izmir-40-yildir-ayni/#respond Thu, 09 May 2024 21:45:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7054 Bakan Işıkhan: “İzmir 40 yıldır aynı”

“Cumhur İttifakı İzmir’i bir yıldız gibi parlatacak”

Bakan Işıkhan, İzmir’de iş dünyası temsilcileriyle buluştu

İZMİR – İzmir programı kapsamında kentin iş dünyası temsilcileriyle buluşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, çocukluğunun ve gençliğinin İzmir’de geçtiğini ve 40 yıldır hiçbir şey değişmediğini bu yüzden değişime ihtiyaç olduğunun mesajını verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, bir dizi program için geldiği İzmir’de, kentin iş dünyası temsilcileri ile bir araya geldi. Toplantıda ev sahibi İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, iş dünyası ve siyasi parti temsilcileri katıldı. İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda iş dünyasının talepleri Bakan Işıkhan’a iletilirken, Bakan Işıkhan da iş dünyasının taleplerini dinleyerek açıklamalarda bulundu.

“İzmir aşığı biri olarak…”

Çocukluğunun ve gençliğinin İzmir’de geçtiğini ve bakan olarak burada açıklama yaptığı için gurur duyduğunu dile getiren Bakan Işıkhan, “Yaptığınız işler ve ürettiğiniz katma değerden dolayı iş insanlarına teşekkür ediyorum. Sadece bakan olarak değil aynı zamanda 20 yıl boyunca hayatımın en güzel zamanlarını geçirmiş bu sokaklarda koşturmuş ve İzmir aşığı biri olarak ayrı bir onur duyuyorum. Bakanlık olarak ülkemizin dört bir yanında bir araya geliyoruz. Çalışma hayatımızı masaya yatırarak değerlendiriyoruz. ‘Daha iyi ve daha fazla ne yapabiliriz’in cevabını arıyoruz. Sosyal diyaloga inanıyoruz ve tüm paydaşlarımıza değer veriyoruz” diye konuştu.

“114 bin işçiyi iş sahibi yaptık”

Toplantıdaki açıklamasında İŞKUR başvuru ve işe alım sayıları bilgilerini veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ‘yaptık şimdi daha iyisi yapmak’ için çalışıyoruz. Ülkemizin her bir noktasına hizmetlerimize götürmeye devam ediyoruz. Derdi olan derman arar. Bizim derdimiz çalışmak. Güzel İzmirimizin hizmetindeyiz. İşe yerleştirme, aktif iş gücü programları, kısa çalışma ödeneği gibi birçok kalemde İzmirimize hizmet ediyoruz. İş arayan insanlarımıza sunduğumuz danışmanlık ve kurs ile destek veriyoruz. İŞKUR aracılığıyla birçok işçiye iş verdik. İzmir’de iş verenlerde 143 bin talep oldu 2023’te. 114 bin işçiyi, bu kapsamda iş sahibi yaptık” açıklamasında bulundu.

“Gayretlerimiz sürecek”

Hem işçileri hem de işverenleri İŞKUR’a davet eden Işıkhan, “Çalışan işçi talebi var ve iş arayan bir kesim var. İzmir’de ve tüm şehirlerde bu iki kutbu bir araya getirmek için İŞKUR sistemine dahil olmalarına tavsiye ediyorum. İstihdamda ve işgücünde rekorların kırıldığı dönemden geçiyoruz. Hem genelde hem kadınlarda 2002’den bu yana en yüksek katılım ve istihdam oranlarını bekliyoruz. Son 22 yılın en düşük işsizlik oranını da görüyoruz. İstihdamın büyümesini görüyoruz. Çalışma hayatında fırsat ve katılım için gayretlerimiz sürecek” sözlerine yer verdi.

“Yürüttüğünüz başarılı çalışmalar ülke ekonomisine güç veriyor”

İzmir’in ticaret ve kalkınma açısından büyük bir potansiyelinin olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Yürüttüğünüz başarılı çalışmalar ülke ekonomisine güç veriyor. Hükümet olarak iş dünyamız ile ortak hareket etmeye özen gösteriyoruz. İZTO ile de müşterek bir hedefe bir sahibiz. İzmirimizi ticaret ve yatırım açısından çekim merkezi yapmak istiyoruz. Potansiyelini harekete geçirmek zorundayız. İş dünyası ile tam uyumlu bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. İş birliği ile olumsuzluklara rağmen alnımızın akıyla çıktık. Millet olarak sarsılmaz bir yapıya büründüğümüzü gördük” dedi.

Cumhur İttifakı adaylarına övgüler

Bakan Işıkhan, Cumhur İttifakı adaylarının yerel yönetimlerin kalkınma paydaşlarından olduğundan bahsederek, “Bir başka paydaş ise yerel yönetimlerdir. Belediyelerimizin de işbirliği ile çalışma önemlidir. Yerel seçimler bu anlamda önem arz ediyor. Acil ihtiyaçların giderilmesi için vizyoner yerel yönetime ihtiyaç var. Dirençli bir kent olmaya ihtiyacı var. İzmirimizin temiz ve yeşil bir çevre anlayışına ihtiyacı var. Eşsiz bir pencereden bakan hizmet ve eser belediyeciliğine ihtiyaç var. İzmirimizin ve ilçelerimizin ihtiyaç duyduğu vizyon Cumhur İttifakı Konak Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı’da da vardır, bu vizyon Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’da da vardır. Milletvekili olarak hizmet ettikleri bu kenti en güzel şekilde temsil ettiler. Şehrimizin sorunları ile hemhal oldular. Ellerini taşın altına koydular. Söz konusu İzmir’in menfaati ile gerisi teferruat diye hizmeti öncelediler” diye konuştu.

“İzmir 40 yıldır aynı”

İzmir’in 40 yıldır aynı olduğunu ve değişmesi gerektiğini vurgulayan Işıkhan, “Görüşü ve tutumunuz her zaman iyilikten yana oldu. Değişime ihtiyaç var bu kentte. 40 yıldır İzmir aynı şekilde. Makam kaygısı ile kaybedilecek yıllar yoktur. Şeffaf ve hesap verebilir yerel yönetim, sosyal belediyecilik ve yerel ve kırsal kalkınma hamleleri ile bunu yaşayacaktır. Ulaşım altyapı gibi sorunlara odaklanmış başkan adayları ile zafere ulaşacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak İzmir vizyonunu anlatmaya ve nasıl hizmet edeceklerini ikna etmeye odaklandılar. 1 Nisan’dan itibaren eşsiz bir beş yılı bekliyoruz. Bir bakan olarak değil bu sokaklarda top koşturmuş, hayatı burada şekillenmiş biri olarak hem Dağ hem de Çankırı başkanlarımıza ve adaylarımıza güveniyorum. Bir yıldız yapacaklarına inanıyorum. Gerçek belediyecilik yolculuğunda başarı ve zafer bekliyorum. Sizler sahanın gözü ve kulağısınız. Gelirini halini hatırını bilenlersiniz. Katma değer oluşturuyorsunuz. Bizler talep ve istekleri geri çevirmedik. İnsan odaklı olduk. Erdoğan liderliğinde sözünü verip yapamadığımız bir şey olmadı. Bu yüzyılı emeğin üretimin yüzyılı yapacağız dedik. Çalışma hayatı başta olmak üzere kronikleşmiş ne kadar sorun varsa çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kimseyi mağdur etmemek için elimizi taşın altına koymaktan çekinmediysek aynı anlayışla devam edeceğiz” sözlerine yer verdi.

Bakan Işıkhan’dan çalışma saatlerinin 40 saate indirilmesi açıklaması

Çalışma hayatının haftada 45 saatten 40 saate inmesine yönelik olarak çıkan haberlere değinen Bakan Işıkhan, “Çokça yorum ve haberler çıkıyor çalışma hayatı ile ilgili. Biz istişare kültürüne önem veriyoruz. İş kanununu yeniden ele alalım dedi Erdoğan. Bakanlıklarımız ile toplantılara başladık ve devam ediyor. Biz daima işçi ve işverenlerin kazanılmış haklarını korumayı önceliyoruz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir iş kanunu yapacağız. Doğrudan bizden bir açıklama gelmediği sürece dikkate almayın. Tüm paydaşların ortak görüşü ile devam edeceğiz. Her zaman yanınızdayım. Hep birlikte el ele verip projelerimizi anlatacağız” açıklamasında bulundu.

Özgener: “İstihdam teşviki azalıyor

Toplantıda konuşma yapan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, sehven yapılan hatalardan dolayı istihdam teşvikinin azaldığına vurgu yaptı. Özgener, “İzmir olarak kardeş oda ve borsalarımız ile kamu ile işbirliğiyle çalışmayı öncelik olarak görüyoruz. Ortak taleplerimiz yanı sıra önemli bir iletişim köprüsü olacağımıza inanıyoruz bu toplantı ile Asgari ücret artışları doğrudan yansıdığı için reel sektörün rekabet gücünü azaltıyor. Buna bağlı olarak ihracatımızın gelişmesinde büyük bir engel oluyor. bundan sonraki süreçlerde asgari ücret düzenlenmesi hedef enflasyona göre olmalı. İşgücü maliyetleri ücretli çalışanı karşılaması zor oluyor. işveren yükünün makul seviyeye gelmesi önem arz ediyor. Kayıt dışının önüne geçmek için kontrol ve denetim sıklaştırılması gerekiyor. Düzenleme ödeme yapanlara mevcut indirim yapılması, bürokratik süreçlerin azaltılmasının da önemli olduğunu düşünüyoruz. Ücretlilere uygulanan gelir vergisi basamakları önemli ölçüde açılmalı. Uygulanan gelir vergisi oranları işçilik gidenlerini yükseltiyor ama çalışanların net ücretlerini azaltıyor. SGK ve vergi borçlarında taksitlendirme isteyince 50 bin TL üzerine teminat isteniyor. 2008 yılından hayatta geçirildi. Bu süreç içerisinde şartlara bakınca en az 500 bin TL olarak güncellenmesini rica ediyoruz. Gider maliyetlerinin yükselmesi haftalık çalışma saatlerinin 40 saate indirilmesi konusunda tedirginlik yaşıyoruz. Bu anlamda rahatlamaya ihtiyacımız var. üretim ve ihracatı arttırmak zorundayız, saatleri indirmek üretimi zorlaştıracaktır. 3 vardiyadan 4 vardiyaya çıkmak giderlerimizi arttıracaktır. Gençlerin iş hayatına katılımını teşvik etmek için esnek, uzaktan çalışmaların geliştirilmesini çok önemli buluyoruz. Uzun süreli çalışma saatlerine gençlerimiz uyum sağlamakta zorlanıyor. İmalat ve bilişim sektörünün teşvik süresi sona erdi. Bu teşvikin yeniden uygulanmaya alınmasını diliyoruz. Bu tip uygulamalara son verilmesi iş dünyasının ağırlığını azaltacaktır. Sehven yapılan hatalardan dolayı istihdam teşviki azalıyor. Engelli bireylerin tehlikeli iş yerlerinde çalışılmasını ne iş dünyası ne de kendileri istiyor. Ağır iş şartlarında zorunlu yerine alternatif uygulama getirilmesini diliyoruz” dedi.

Yorgancılar’dan ‘gelir vergisi’ açıklaması

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, konuşmasında asgari ücrette yaşanan artışların, işçilik maliyetlerine doğrudan yansıdığına dikkat çekti. Yorgancılar, “Gelir vergisi dilimlerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini de fırsat buldukça dile getiriyoruz. Özellikle, ücretlilere uygulanan gelir vergisi basamaklarının önemli ölçüde açılması gerektiğini düşünüyoruz. Gelir vergisinin birinci basamağı geçmişte brüt asgari ücretin 22 katı iken, mevcut durumda 6 katına geriledi. Uygulanan gelir vergisi oranları işçilik giderlerini yükseltiyor, ancak çalışanlarımızın aldığı net ücreti ise önemli oranda düşürüyor. Bu nedenle, gelir vergisi basamaklarının yeniden düzenlenerek her yıl yeniden değerleme oranında artırılması gerektiği inancındayız” diye konuştu.

Kestelli: “Tarımsal istihdamla ilgili sorunlarımız var”

Tarımsal istihdamla ilgili önemli sorunların olduğuna vurgu yapan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise şu sözlere yer verdi: “Tarım, kayıt dışı istihdamın en yoğun olduğu sektör. Tarımdaki kadın çalışanlarımızla ilgili önemli sorunlar da bulunuyor. Kadın çalışanların toplam çalışanlara oranı inşaat sektöründe yüzde 5, sanayide yüzde 27, hizmetlerde yüzde 36 iken tarımda yüzde 42. Kadın istihdam oranının en yüksek olduğu sektör tarım. Ancak, kadınların çok büyük bir bölümünün sosyal güvenlik sisteminin dışında kalması, ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, birçok sosyal sorunu da beraberinde getiriyor. Tüm bu nedenlerle tarımsal işgücü piyasalarının da izlenebilmesine, iyileştirilmesine imkan sağlayacak kurumsal bir düzenlemeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-isikhan-izmir-40-yildir-ayni/feed/ 0
Muğla’da 100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı Açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:12:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6708 Muğla’da 100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açıldı

MUĞLA – Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Ticaret Borsası işbirliği ile Muğla’ya kazandırılan 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açıldı.

Muğla’da tohum, toprak, bitki, sulama suyu ve tarımsal üretim alanında bilimsel çalışmalara büyük önem veren Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Gıda Analizi için Muğla Ticaret Borsası ile hayata geçirdiği laboratuvar açıldı. 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı adıyla açılan laboratuvar yaklaşık 50 Milyon TL’ye mal olurken üretilen tüm mamul, yarı mamul, hammadde gıda ürünlerinin kalite kriterlerinin belirlenmesi, yenilikçi ürün geliştirmek için Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirilmesi, kalitesi belirlenmiş ürünlerin pazar imkanlarının arttırılmasında önemli rol oynayacak.

Muğla Ticaret Borsası kurucu ve onursal Başkanı Hayati Nizamoğlu, “2003 yılında Ticaret Borsa’mızı kurduk. Biraz sıkıntılı dönemlerden geçtik. Bu muhteşem binanın olduğu yeri aldık. Gıda Analiz laboratuvarı kurmak hayalimizdi. Bugün açılışını yapacağımız laboratuvar bir kamu birlikteliği ile oldu. Katkılarından dolayı Osman başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, “Muğla’mız baktığımız zaman tabi ki bir turizm kenti, tarih ve kültür kenti ama en önemlisi ‘de tarım kenti. Son yıllarda özellikle Ticaret Odalarımızın yaptığı başarılı çalışmalar ile tarımsal ürünlerimizin çok ön plana çıktığını hepimiz görmekteyiz. Muğla’ya ait çok güzel ürünlerimiz coğrafi işareti alarak artık sadece Türkiye değil Dünyaya ‘da ihracat ederek elde ettiğimiz ürünlerin hangi noktalarında geldiğini görmek bizleri çok mutlu ediyor. Bugünde 100. Yıl gıda laboratuvarının açılışında sizlerle beraberiz. Daha önce çalışma esnasında Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Ticaret Borsası Başkanımız ile birlikte ben gezme imkanı buldum arkada ‘da görüyoruz Muğla’mızın iki önemli ürünü bal ve zeytin yağı bu laboratuvarlar sayesinde Muğla’mızın balı, Muğla’mızın zeytin yağı Türkiye’de değil Dünya’da en önemli iki tarımsal ürün. Bunların güvenli hale gelmesi hem satışın daha fazla olması hem ‘de fiyatı daha yüksek satılması demektir ve’de özellikle üreticilerimizin ‘de evlere daha büyük ekonomi katkı sağlaması anlamına geliyor. O yüzden bu iş birliği Muğla Büyükşehir Belediyemizle ve Ticaret Borsamızla iş birliği üreticimiz için köylümüz için ülkemizin geleceği için çok önemli” dedi.

Cumhuriyetin 100. Yıl temasına çok uygun bir hizmetin açılışını yaptıklarını vurgulayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, “Biz burada zeytinyağı tadımcılarını yetiştirdik. Laboratuvar kurduk tadımcı yetiştirdik böyle bir Laboratuvarda Borsa ve Büyükşehir Belediyesi olarak. Sonra hayal edeceksiniz sonra gerçekleştireceksiniz. Sonra dedik ‘ki biz bir Laboratuvar kuralım ve bu Laboratuvarın sonuçları akredite olsun ve bütün dünyada kabul edilen bir değer olsun. Bunun çalışmasına başladık ve beraberce bunun kuruluşuna katkı yaptık. Aşağı yukarı 50 milyon liradan fazla bir yatırım burası ama bu Büyükşehir Belediyesi olarak ve ilçe Belediyesi olarak tarıma verdiğimiz önem ve vizyon ile ilgili 2014’te Büyükşehir olduk ve göreve geldik 2015’te Üniversitede yaprak, toprak ve su Laboratuvarını kurduk ve orada bütün Muğla’nın dört bir yanından toprak tahlilleri ve sonuçlarını aldık dijital olarak toprak haritasını çıkardık” dedi.

100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açılışına Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Vali Yardımcısı Ali Yılmaz, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Menteşe Belediye Başkan Adayı Gonca Köksal, Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla, Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris Ticaret Odası Başkanları, Muğla Ticaret Borsası Onursal Başkanı Hayati Nizamoğlu, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/feed/ 0
Çukurova Basketbol, Mersin’e Şampiyonluk Kupasını Getireceğini Söz Verdi https://www.kanal7haber.com.tr/cukurova-basketbol-mersine-sampiyonluk-kupasini-getirecegini-soz-verdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cukurova-basketbol-mersine-sampiyonluk-kupasini-getirecegini-soz-verdi/#respond Tue, 19 Mar 2024 21:54:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5415 ING Kadınlar Süper Ligi takımlarından Çukurova Basketbol (ÇBK) Mersin’in genel koordinatörü Ender Ünlü, “Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan Mersin taraftarına ve bu şehre şampiyonluk kupasını getireceğimizin sözünü veriyoruz” dedi.

ÇBK Genel Koordinatörü Ünlü, kulüp asbaşkanı Ali Adalıoğlu ile Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Soner Serttaş, kulüp tesislerinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Tesis hakkında gazetecilere bilgi veren Ünlü, Mersin ile iç içe olmak istediklerini ve halkın takıma sahip çıkmasını istedi. Takımın tamamen Mersin’e ait olduğunu belirten Ünlü, “Biz Mersin’in takımı olmak istiyoruz. İsmimizin Mersin olmasının tek sebebi bu. Turuncu rengimizi turunçgil ve güneşten, koyu lacivert rengimizi deniz ve gökyüzünden, beyazı da kadın ve saflığı simgelemesi için logomuza koyduk. Ayrıca insanların gözünde Mersin’i anlatan bir logo olması için nesli tükenmekte olan Mersin vaşağını da logomuza koyduk. Her şeyi Mersin olan bir takıma Mersin halkının sahip çıkmasını istiyoruz” diye konuştu.

“Altyapıya önem veriyoruz”

Ünlü, altyapıya da önem verdiklerini ifade etti. Bu kapsamda Mersin’in tüm ilçeleri dahil köylerine kadar tarama yaptıklarını belirten Ünlü, şöyle devam etti: “Dezavantajlı ve yetenekli olup buralara ulaşamayacak her kız çocuğunu bulup kulübümüze dahil ediyoruz. Her ilde kontakta olduğumuz bir antrenörümüz var. Şu an altyapımızda 25’e yakın Türkiye’nin değişik şehirlerinden gelmiş A Milli Takım kadrosuna girebilecek çocuğumuz var. A takımda olan ablalarının kaldığı evlerde kalıyorlar, yemekleri buradan temin ediliyor. Bu çocukları, birçoğunun ailesinin gönderemeyeceği kolejlerde okutuyoruz. ÇBK Gelişim Takımımız TKBL’de mücadele ediyor. Bu takımı kurmamızın tek sebebi, oyuncularımızın müsabaka tecrübesi kazanması ve A takıma hazır hale gelmesidir.”

Altyapı antrenörlerinin tamamının milli takım tecrübesine sahip olduğun vurgulayan Ünlü, “Ülkemizde genelde başka meslek yapan insanlar veya öğretmenler altyapıya getirilir. Bu ek iş olarak görülür. Ama bizim altyapı ekibimizin tamamı A milli takımda koçluk yapabilecek seviyededir. Biz bu coğrafyaya sporcu ve antrenör de yetiştiriyoruz. Ama bunu duyuramıyorsak, coğrafya insanına iletemiyorsak bir anlamı olmuyor” şeklinde konuştu.

“Kadromuza yeni oyuncular dahil ettik”

Ünlü, Ukraynalı Alina Iagupova’nın takımdan ayrılmasın ardından uzun arayışlar sonrası kadrolarına yeni oyuncular dahil ettiklerini söyledi. Takımı Alina’nın etrafında kurduklarını, ancak bu oyuncunun ailevi sebepler öne sürerek ayrıldığını dile getiren Ünlü, şunları kaydetti: “Bu dönemde üst seviye oyuncular sözleşme altında olduğu için transfer yapma imkanımızda yoktu. Biz de ince eleyip, sık dokuyarak Amerika’nın en önemli oyuncularından biri olan Kahleah Copper ile anlaştık. Ayrıca geçen yıldan beri tüm Eurolig takımlarının listesinde olan, İspanya takımlarının da listesinde yer alan Maria Araujo’yı aldık. Uzun vadeli anlaşmak istediğimiz bir oyuncuydu ama sakatlanmıştı. Tedavi sürecini takip ettik ve geçen hafta sözleşme imzaladık. Maç eksiğini kapatıyor ve her maç üzerine koyarak oynuyor. Polonya’nın BC Polkowice takımının en önemli devşirme oyuncusu Stephanie Mavunga’yı da transfer ettik. İki gün önce bize katıldı. Eurolig maçlarında artık o da bizimle olacak. Taahhüt ettiğimiz gibi Türkiye ve Avrupa’da aday olan herkes kadar biz de iddialıyız. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan Mersin taraftarına ve bu şehre şampiyonluk kupasını getireceğimizin sözünü veriyoruz.”

“7 yılda gelinen nokta ortada”

Asbaşkanı Ali Adalıoğlu da 2016-2017 sezonunda faaliyet göstermeye başlayan kulübün kısa sürede Mersin’in önemli markalarından biri haline geldiğini söyledi. Bunda da kulübe büyük emek harcayan ve büyük para yatıran başkan Serdar Çevirgen’in payınını büyük olduğunu dile getiren Adalıoğlu, şöyle konuştu: “Sporda en önemli şey hepimizin bildiği gibi alt yapı ve tesistir. Tesis ve altyapı yoksa kalıcı olamazsınız. Bunun bilincinde olarak ÇBK da öncelikle böyle bir tesis yaptı. Altyapı dediğimiz zaman şu anda sanırım Türkiye’nin en iyi basketbol altyapısından birisine sahibiz. 7 yılda gelinen nokta ortada. Eurocap, Euro Lig ve her sene de Türkiye Kadınlar Süper Lig’de final oynuyoruz. Bu başarıyı yakalamak kolay değil. Zaman zaman eleştiri alıyoruz. Ben inanıyorum ki sizin de katkınızla yavaş yavaş Mersin kenti ÇBK’ya sahip çıkmaya başladı. En son Polonya maçında 6 bin seyirci vardı. Kadın basketbolunda 6 bine yakın seyirciyi salona doldurmak önemli bir başarıdır. ÇBK bu başarıyı yakalamıştır.”

Basın Halkla İlişkiler Sorumlusu Soner Serttaş ise ÇBK’nın kent için önemli olduğunu vurgulayarak, şehrin dinamiklerinden destek beklediklerini kaydetti. – MERSİN

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cukurova-basketbol-mersine-sampiyonluk-kupasini-getirecegini-soz-verdi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alabiliriz https://www.kanal7haber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/ https://www.kanal7haber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:18:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5116 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarını belirterek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak, 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” dedi.

Dünya Su Konseyi 86. Guvernörler Toplantısı, Tarım ve Orman Bakanlığı ev sahipliğinde, Bakan İbrahim Yumaklı, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ve çeşitli ülkelerden temsilcilerin katılımıyla yapıldı.

Yumaklı, buradaki konuşmasında, insanlığın siyasi zorluklar ve insani krizler, iklim değişikliği, su kıtlığı, gıda krizleri, artan enerji ihtiyacı, çevre kirliliği ve salgın hastalıklar yaşadığına işaret etti.

Geçen yıl şubat ayında Türkiye’de büyük bir deprem felaketi yaşandığını anımsatan Yumaklı, “14 milyon nüfusun yaşadığı 11 şehrimiz bundan etkilendi. Bu tahribatları hızlıca onararak, halkımızın en kısa sürede temiz suya erişimini sağladık. Bu gibi doğal afetler de dahil olmak üzere ortak refahımızı tehdit eden pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Bu tür zorluklar ve felaketler bizlere, afetleri önlemek ve acil durumlara hazırlıklı olmak için hem ulusal hem de uluslararası yüksek düzeyde koordinasyon ve işbirliği sağlanmasının önemini hatırlatıyor.” dedi.

“Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz”

Bakan Yumaklı, Türkiye olarak, ülkede ve dünyada herkesin temiz suya erişiminin sağlanması için her zamankinden daha kararlı yol aldıklarını ifade etti.

Suyun tüm dünyada farklı platformlarda sıklıkla ele alınan, öncelikli bir konu haline geldiğini belirten Yumaklı, Konseyin faaliyetlerini her zaman yakından takip ettiklerini ve bu faaliyetlere aktif katkı sağladıklarını söyledi.

Türkiye’de küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin günden güne daha çok hissedilmeye başlandığını dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Ülkemiz, Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler içinde yer alıyor. Ayrıca, kişi başına düşen 1313 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi altında bir ülkeyiz. Bu nedenle şunun bilincindeyiz; Türkiye su zengini bir ülke değildir. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz.

21 yılda bugünün fiyatlarıyla 2,4 milyar lira, yani 80 milyar dolar kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İçme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için içme suyu tesisleri ve özellikle son dönemde iklim değişikliğinin diğer etkisi olan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesisleri kurmuş olduk. Ayrıca yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.”

“Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattık”

Bakan Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarına dikkati çekerek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.

Yumaklı, bu tehditle mücadele etmek için somut adımlar atılmasının son derece önemli olduğunu, su kaynaklarını iyi yönetmenin geçmiştekinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin, suyun hakça, makul, etkin kullanılması ve korunması konusunda üzerine düşen küresel ve bölgesel sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini söyleyen Yumaklı, son çeyrek asırda su kaynaklarını daha iyi yönetmek için yasal reformlar ve altyapı yatırımları yaptıklarını dile getirdi.

Yumaklı, bu kapsamda Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattıklarına dikkati çekerek şunları ifade etti:

“Bu seferberlikte 4 temel amaç belirledik. Birincisi, su kayıplarının azaltılması için yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı gibi yöntemlerle alternatif su kaynaklarının kullanımı. İkincisi, tarımda, sanayide, bireysel su kullanımlarında verimli teknolojilerin kullanımı ve bilinçli üretimin yaygınlaştırılması. Üçüncüsü, bireysel su kullanım alışkanlıklarının iyileştirilmesi ki bunların içine toplumun her kesiminden insanların katılımını sağlamak amacıyla okullarımızı dahil ederek devam ettik. Dördüncüsü, ‘Suyumuza Sahip Çıkalım’ temasıyla her bir paydaşımızı ve bütün su kullanıcılarını, çalıştaylar, eğitimler, farkındalığı artırıcı yayınlar gibi etkinliklerle bu konunun farkında olmaya davet ediyoruz.”

“Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında”

Bakan Yumaklı, ülkedeki ölçümler veya istatistiklere göre, tarım kesiminin suyun yüzde 77’sini kullandığını belirterek, Tarım Kanunu’nda değişikliğe giderek tarımsal üretim planlamasını suyu merkeze alarak yapma konusunu milli bir pozisyon haline getirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin, suyun ülkeleri ve insanları ayırdığına değil birleştirdiğine inandığını dile getiren Yumaklı, “Bu anlayışla, su alanındaki çalışmalarımızı sınırlarımız ötesinde de sürdürüyoruz. Su sorunları ve krizler karşısında ortak bir sorumluluğu paylaştığımızın ve beraber harekete geçmemiz gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında geliyor. Bu yardımlar içinde su alanında gerçekleştirilen yardım faaliyetleri de var.” dedi.

Yumaklı, küresel olarak 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılması hedefiyle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye su sektöründe eğitim, mali ve teknik yardım sağladıklarını vurguladı.

“Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılmasına büyük önem veriyoruz”

Bakan Yumaklı, suyun sınırları aştığına işaret ederek, Türkiye’nin 5 sınır aşan nehir havzasına sahip olduğunu ve bu havzadaki su kaynaklarının ülkedeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi.

Yumaklı, “Hem yukarı hem de aşağı kıyıdaş ülke konumundaki bir ülke olarak komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye büyük önem veriyoruz. Sınır aşan sular alanında işbirliği, her bir nehir havzası için bilimsel gerçekler, havzanın kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçlar dikkate alınarak kıyıdaş ülkeler arasında özel çözümler üretilmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir.” diye konuştu.

Sınır aşan su kaynaklarının tüm havza ülkeleri tarafından adil kullanımının büyük önem taşıdığını belirten Yumaklı, sınır aşan havzalardaki su kaynaklarının korunması ve kullanılması için karşılıklı fayda esasına dayanılarak bilgi, deneyim ve teknoloji transferiyle işbirliği yapıldığını ve ortak teknik projeler geliştirildiğini kaydetti.

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da Türkiye’yi ve İstanbul’u çok sevdiklerini dile getirerek, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Konuşmaların ardından Yumaklı ile Fauchon tarafından işbirliği mutabakat zaptı imzalandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/feed/ 0
Gaziantep’te Sanayicilerle Meslek Liselilerin Buluşması Programı Düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/gaziantepte-sanayicilerle-meslek-liselilerin-bulusmasi-programi-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/gaziantepte-sanayicilerle-meslek-liselilerin-bulusmasi-programi-duzenlendi/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:30:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4481 Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Gaziantep Sanayi Odası iş birliğinde, “Geleceğimiz Meslek Lisesi’nde” mottosuyla hayata geçirilen “Sanayicilerle Meslek Liselilerin Buluşması” programı düzenlendi.

Ali Topçuoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen “Sanayicilerle Meslek Liselilerin Buluşması” programına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Vali Yardımcısı Murat Akyüz, Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Yasin Tepe, Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürü Zeki Yağcı, GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Başar Küçükparmak, Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Aslansoy, Melike Yüksel, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen, Ali Topçuoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Zeki Yapıcı, okul idarecileri, öğrenciler ile veliler katıldı.

Bundan sonraki süreçte düzenli olarak gerçekleştirilecek “Sanayicilerle Meslek Liselilerin Buluşması” toplantıları ile meslek liselerine hak ettiği önem ve değerin verilmesinin sağlanması, kurumların yürütmüş olduğu çalışmaları sinerjiye dönüştürerek farkındalık oluşturulması ve buradan çıkacak sonuçlarla gelişim sürecine katkıda bulunulması hedefleniyor.

GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi’nin moderatörlüğünde düzenlenen oturumda konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, hem ülkemizin hem de Gaziantep’in meslek lisesi mezunlarına ve meslek sahibi gençlere çok ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Ülkemizin de buna çok ihtiyacı var”

Üzerinde en çok çalıştıkları konuların arasında meslek liseleri olduğunu ifade eden Çeber, “Meslek liseleri konusunda nitelik olarak, içerik olarak daha yukarılara çıkmayı istiyoruz. Ülkemizin de buna çok ihtiyacı var. Bu noktada bizler de elimizden geleni yapacağız. Ben de bir meslek lisesi mezunuyum. Ticaret meslek lisesini bitirdim. Bundan da gurur duyuyorum. Bizler meslek liselerinin öneminin farkındayız. Bazı meslekler daha ön plandadır ama her mesleğin de kendine göre avantajlı tarafları vardır. Hem ülke olarak hem de Gaziantep olarak meslek liselerine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Meslek liseleri öğrencilerimizin doğru yönde olduklarına ve doğru işi yaptıklarına inanıyorum. Bu kendilerine de ülkemize de önemli katkılar sağlayacaktır. Meslek liselerimizin sayılarının daha da artması lazım. Bu yönde de Gazi şehrimizde birtakım projelerimiz olacak. Çünkü esnafımız da sanayicilerimiz de özellikle nitelikli eleman bulma konusunda sıkıntılar yaşıyor. Bu sorunları hep beraber aşacağız. Bu güzel ve önemli organizasyon için Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, Gaziantep Sanayi Odamıza, Ali Topçuoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi idarecilerine, kıymetli öğrencilerimize ve velilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

“Meslek lisesi meselesi bizler için memleket meselesidir”

Meslek liselerinde okuyan gençlerin kolunda altın bilezik olduğunu, meslek liselerinin gençlere önemli fırsatlar sunduğu ve sanayi için de büyük değer taşıdığını ifade eden GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu da yaptığı konuşmasında, “Meslek lisesi meselesi bizler için memleket meselesidir. Sanayiciler olarak üretimdeki sürdürülebilirlik için en önemli alanlardan birinin nitelikli eleman olduğunun farkındayız. Bu noktada da meslek liseleri çok büyük önem taşımaktadır. Örneğin Gaziantep’in savunma sanayisinde daha yukarılara çıkması için mücadele veriyoruz. Bu noktada firmalarımızın ve bizlerin nitelikli ve yetişmiş elemana ihtiyacı bulunuyor. Meslek liselerindeki gençlerimizde çok büyük cevherler var. Bunu çok iyi değerlendirmek zorundayız.”

“Ne yaparsanız yapın sevgiyle, aşkla yapın” diyen Konukoğlu, gençlere hitaben “En iyisini yapmaya çalışın. Meslek liselerinde okuyan gençlerimizin doğru yolda olduklarının altını çiziyorum. Meslek lisesinin kıymetli öğrencileri ve velilerimiz ile bir araya geldiğimiz bu toplantının hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Yasin Tepe, toplantıdaki konuşmasında, Gaziantep’in sanayi ve ihracatı ile ülkemizin ve bölgenin en önemli merkezilerinden birisi olduğunu, bu noktada sanayinin nitelikli eleman ihtiyacının çözüm isteyen konular arasında yer aldığını kaydetti.

“Bizler meslek liselerini çok önemsiyoruz”

Gaziantep ve bölgedeki gençlerin depremi yaşadıkları gibi depremzede vatandaşların yardımına koştuğunu, ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını ifade eden Tepe, “Bizler meslek liselerini çok önemsiyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman, üretenlerin büyüdüğü, üretenlerin kazandığı bir zamandır. Üretim ile birlikte nitelik de çok önemlidir. Bu noktada da meslek liselerimizde okuyan gençlerimiz en önlerde yer alıyor. Hem gençlerimizin istihdam edilebilirliği hem de sanayimizin nitelikli personel sorununa çözüm sağlamak için bizler de elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. İş birlikleri için Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Sayın Adil Sani Konukoğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Adnan Ünverdi’nin nezdinde tüm GSO ailesine, Ali Topçuoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi idarecilerimize, velilerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de uzun yıllar boyunca meslek lisesi ve mesleki eğitim konusunun geri palanda kaldığını ve bu sebeple sanayicilerin yetişmiş eleman bulma noktasında zorluklar yaşadığını, aynı şekilde gençlerin de meslek edinmekte ve iş bulmakta güçlük çektiğini söyledi.

“Gençlerimiz harcanırken bunu katma değere dönüştüremedik”

“Geçmişte meslek liseleri puanla girilen ve en çok tercih edilen okullardı. O dönem tanınan, bilinen çok sayıda insan meslek lisesinden mezun olmuştur” diyen Ünverdi, şunları kaydetti:

“Meslek liselerindeki eğitimin günün şartlarına uygun hale getirilmesi ve mezuniyet sonrası şartların cazip hale getirilmesi konusu büyük önem taşıyor. Maalesef en hafif tabirle talihsizlik olarak ifade edebileceğimiz bir dönemeçte meslek liseleri dezavantajlı hale geldi ve kaybeden ülkemiz oldu. Bir nesli yeteneklerine, kabiliyetlerini boş yere harcadık. Gençlerimiz harcanırken bunu katma değere dönüştüremedik. Bundan birkaç yıl önce “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” mottosuyla yeniden eski değerine kavuşması için Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından çok önemli adımlar atıldı, meslek lisesini tercih eden öğrencilere burs imkanı ve çeşitli avantajlar sağlandı. Bu önemli çalışmaların sürdürülebilirliği için bizler de elimizden gelenin fazlasını yapmaya hazırız.”

Meslek liselerinde yeşil dönüşüm, dijitalleşme, yapay zeka, yalın üretim ve verimlilik konularının müfredata alınması ve ders olarak okutulması gerektiğini ifade eden Ünverdi, “Meslek lisesinden altın bilezikle mezun olan gençlerimizin emin olun önü çok açık. Lise bittiğinde yapabilecekleri bir meslekleri var. Ben hepsiyle gurur duyuyorum. Ticaret Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Turizm Meslek Lisesi, Anadolu meslek Lisesi gibi genç yaşta gençlerimizin yeteneklerini belirlemek ve mesleğe yönelmelerini sağlamak, emin olun hem ülkemizi hem gençlerimizi geleceğe taşıyacaktır. Programımıza katılan ve destek veren Gaziantep Valimiz Sayın Kemal Çeber’e, İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Yasin Tepe’ye, Meclis Başkanımız Sayın Adil San Konukoğlu’na, öğrencilerimizi geleceğe hazırlayan öğretmenlerimize, velilerimize ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Mehmet Rüştü Uzel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunu, Flaş Makine San. ve Tic. A.Ş.’de makina bakım ve onarım bölümünde çalışan Ekber Bener, meslek edinme noktasında izlediği yol ve mesleğinin kendisine kattığı avantajları, meslek lisesi öğrencilerine anlattı.

“Sanayicilerle Meslek Liselilerin Buluşması” programı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/gaziantepte-sanayicilerle-meslek-liselilerin-bulusmasi-programi-duzenlendi/feed/ 0
Erzincan’daki maden faciasında 9 işçi kurtarılmaya çalışılıyor https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasinda-9-isci-kurtarilmaya-calisiliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasinda-9-isci-kurtarilmaya-calisiliyor/#respond Fri, 23 Feb 2024 21:18:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4423

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasına ilişkin, “Birinci önceliğimiz 9 işçi kardeşimize ulaşmak ve onları kurtarabilmek. Yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bilmemiz gereken çok önemli bir konu var. Burası halen çalışan bir yapı. Yani belli alanlarda heyelan tehlikesi devam ediyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük bir toprak kütlesi. Bunu elimizde bir imkan olsa ve bugün kaldırmaya kalksak en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız” açıklamasını yaptı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile birlikte Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasına ilişkin bölgede basın açıklaması yaptı. Bayraktar, şunları söyledi:

“10 MİLYON METREKÜPLÜK BİR TOPRAK KÜTLESİ. BUNU ELİMİZDE BİR İMKAN OLSA VE BUGÜN KALDIRMAYA KALKSAK EN AZ 400 BİN KAMYONA İHTİYACIMIZ VAR”

“Birinci önceliğimiz 9 işçi kardeşimize ulaşmak ve onları kurtarabilmek. Yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bilmemiz gereken çok önemli bir konu var. Burası halen çalışan bir yapı. Yani belli alanlarda heyelan tehlikesi devam ediyor. Bir kurtarma faaliyeti yaparken burada diğer arkadaşlarımızın zarar görmesini asla istemeyiz. Hiçbirimiz istemez. Çok dikkatli bir şekilde arama faaliyeti yürütüyoruz. Bu maalesef zaman alıyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük bir toprak kütlesi. Bunu elimizde bir imkan olsa ve bugün kaldırmaya kalksak en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız.

“BÜTÜN PLANLAMALARIMIZ, HALK SAĞLIĞINA, ÇEVREYE, BURADAKİ FIRAT HAVZASINA ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE”

İşçi kardeşlerimizin konteyner bir aracın içerisinde olduklarını öngörüyorduk. O yönde aramalarımızı yoğunlaştırmış durumdayız. Elimizdeki tüm teknik imkanları kullanarak bu faaliyeti yürütmeye gayret ediyoruz. Dün İçişleri Bakanımızla beraber aileleri ziyaret ettik. Onları bilgilendirdik. Çok stresli ve zor bir bekleyiş. Bütün planlamalarımız, halk sağlığına, çevreye, buradaki Fırat havzasına zarar vermeyecek şekilde aldık, alıyoruz. Bunları belli kademelerde gerçekleştireceğiz. Üniversitelerden, çok farklı disiplinlerden hocalarımız burada. Onlarla da görüş alışverişinde bulunuyoruz. Öncelikle, arama kurtarma faaliyetlerinde netice almak istiyoruz.

“KİMLERİN SORUMLULUĞU VARSA YARGI ÖNÜNE ÇIKMASINI VE HESAP VERMESİNİ DE TEMİN EDECEĞİZ”

Ondan sonraki aşama, bu maden özelinde ciddi bir rehabilitasyon süreci. İşin hukuki boyutu, onun ötesinde bu işin kök sebepleri, bizi buraya getiren ne olduğuyla alakalı da araştırmalarımız, bakanlığımız bünyesindeki müfettişlerimiz çalışmalarını burada sürdürüyorlar. Bunların tekrar etmemesi için, burada yapılanın nerede eksik veya yanlış yapıldığını ortaya çıkaracağız. Kimlerin sorumluluğu varsa yargı önüne çıkmasını ve hesap vermesini de temin edeceğiz. Milletimizin hiçbir endişesi olmasın.

“İŞLETMECİ ŞİRKETİN YÖNETİM DÜZEYİNDE BİR ZAFİYET İÇERİSİNDE OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ. YABANCI ŞİRKETİN TEMSİLCİLERİ BURADA DEĞİLLER”

Buradaki işletmeci şirketin yönetim düzeyinde bir zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hala söz konusu yabancı şirketin temsilcileri burada değiller. Bu işin beraberinde bakmamız gereken bir konudur. Bu konuya da arama kurtarma sürecini bitirdikten sonra yoğun bir şekilde bakacağız.”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şöyle konuştu:

“Devletin tüm kamu kurumları, AFAD başta olmak üzere tüm yetkilileri burada. Bizim öncelikli hedefimiz madencilerimize ulaşmak. Madenci kardeşlerimizin aileleri ve yakınlarının yanında olmak için geldim. Odaklanmamız gereken en önemli konu göçük altında kalan kardeşlerimize bir an önce ulaşmak.”

Bayraktar, “ÇED raporundan sonra kapasite artırım kararını kim veriyor” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“GEREKLİ İZİNLER İLGİLİ TÜM KURUMLARDAN ALINMIŞ GÖZÜKÜYOR”

“Bu tesisin izinleriyle alakalı sürecinde herhangi bir sıkıntı yok. Gerekli izinler ilgili tüm kurumlardan alınmış gözüküyor. Ama işletmecilik anlamında bunun uygulama noktasındaki konuları kurumlarımız soruşturuyor. Bunların neticelerini en kısa zamanda alıp kamuoyuyla paylaşacağız. Hiçbir şeyin burada üstünün örtülmeyeceğini çok net ifade edebilirim. Türkiye’de madenciliğin ülkemiz için hayati öneme haiz bir konu olduğunu söyledim. Bizim için madenden önce, ‘Önce insan, sonra çevre, katma değerli madencilik yapacağız’ dedik. Yerli-yabancı yatırıma açık olduğumuzu ifade ettik. Ama burada herkesin aynı sorumlulukta davranması önem arz ediyor. İzin süreçleri, ilgili kurumlarımız tarafından takip edilerek verilmiştir. İşletmecilik noktasında da neler olduğuna bakıyoruz. Resmi ve hukuki süreçlerin tamamlanması daha doğru olur. Hem sudan hem topraktan aldığımız numunelerle alakalı şu an endişe edilecek bir süreç söz konusu değildir. Periyodik olarak numune alıp ölçümlerini yapıyoruz.”

Bayraktar, “Hukuki bir süreç işliyor. 7 hatta son bir bilgi geldi. Bir sorumlu yönetici arkadaş daha gözaltına alındı. Bizim yaptığımız soruşturma süreci devam ediyor. Tüm sorumlular, her ne kademede olursa olsun kamuoyuyla paylaşılacak. Yargı gereğini yapacak” diye konuştu.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasinda-9-isci-kurtarilmaya-calisiliyor/feed/ 0 Kış Aylarında Takip Mesafesi Hayati Önem Taşıyor https://www.kanal7haber.com.tr/kis-aylarinda-takip-mesafesi-hayati-onem-tasiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/kis-aylarinda-takip-mesafesi-hayati-onem-tasiyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:36:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2516 Özellikle kış aylarında artan kazalara karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, trafikte hayati önem taşıyan takip mesafesinde 2 saniyeye dikkat çekiyor.

Konya’da kış aylarında sis ve buzlanmanın görülmesiyle birlikte kaza oranlarında da artış yaşanıyor. Sürücülerin trafikte en yaygın olarak yaptığı hatalardan birisi ise takip mesafesine uyulmaması olarak kayıtlara geçiyor. Her sürücü direksiyonda iyi olduğunu iddia etse de, kazaların en ufak bir ihmalde kaçınılmaz olduğunun altını çizen uzmanlar, araç kullanacak kişilerin hareket etmeden önce yapması gerekenlere dikkat çekti.

“Araca binmeden önce kontrollerinizi yapın”

Sürücülerin, sabah araca binmeden önce araçlarını kontrol etmeleri gerektiğine dikkat çeken İleri Sürüş Uzmanı Mehmet Erdoğan, “Araçta buzlanma, don var mı muazzam bir şekilde önce gözle, sonra elle kontrol edilmesi gerekiyor. Kontrolü sağladıktan sonra araca binerek çalıştırıp, mevsim şartlarında araçların belli bir süre ısınması lazım. Aracı ısıtıp, görüş açısını engellemeyecek şekilde aynayı temizledikten, trafiğe çıkabilecek duruma geldikten sonra yola çıkıyoruz” dedi.

“Sisli hava var ise öncelikle sis farlarını açmamız gerekiyor”

Sis ve buz var ise öncelikle mevsim şartlarını taşıyan lastiğin olması gerektiğinin altını çizen Mehmet Erdoğan, “Mevsim şartlarını taşımayan lastikle çıkmamamız gerekiyor. Kış lastiğinin kullanılması önemli. Kışlık lastiklerimizle birlikte akan trafiğe çıkıyoruz, sisli hava var ise öncelikle sis farlarını açmamız gerekiyor. Sis farları bilindiği gibi konumuyla yere daha yakındır. Normal farlarımızdan farklı olarak yerdeki şeritleri saymamıza ve şeritleri izlememize yarayan bir fardır. Bu sisli havaların dışında açılmaması gereken bir far. Karşı taraftan çıplak gözle gelen sürücüyü etkileyebilecek, rahatsız edebilecek potansiyelde bir ışık şiddeti yayar. Sis farlarında yerdeki şeritleri sayacağız, şeritleri takip edeceğiz, akabinde de gitmek istediğimiz konuma gitmemize yarayacak. Sis farlarını sis olmadığında kesinlikle açmayacağız. Sis farlarını sadece sisli havalarda, buzlu havalarda ve görüşün kısıtlı olduğu zamanlarda açmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Hız 70 kilometreyse 2-3 saniye mesafede durabilmeniz gerekmektedir”

Takip mesafesinin önündeki aracın hızının yarısı kadar mesafe olması gerektiğinin altını çizen Mehmet Erdoğan, “Önümüzdeki aracın mevcutta 70 kilometre hızı var ise hızı ikiye bölüğümüzde 35 metre mesafeyle takip etmeliyiz. Nasıl ölçeceğiz dersek, 70 kilometre kadar olan zamanlarda 2 saniye veya 3 saniye mesafede durabilmeniz gerekmektedir. Çoğu zaman diyorlar ya kaza yaptık, gözüme biranda perde indi. Gözüne biranda perde inmedi, ya süratin çok fazlaydı, ya da araç haricinde farklı bir şeylerle meşgul oluyordun. Sağındaki solundaki bir kişiye laf anlatmaya çalışıyordun ya da elindeki telefonu düşürmüyordun. Elindeki telefona bakıp tekrar karşıya bakmak en az 1 ile 1,5 saniyedir. Bu süre içerisinde kazalar haliyle oluyor. Bunun için ne yapmalıyız özellikle sisli ve buzlu havalarda tabii ki de devamlı trafikteysek gözümüzü önümüzden ayırmayacağız. Yol harici farklı yere bakmayacağız. Onun haricinde ne yapmamız gerekiyor; kesinlikle sağla solla hiçbir şeyle meşgul olmayacağız. Akan trafikte sağımızdaki, solumuzdaki, önümüzdeki sürücü haricindeki ve yol şartlarının bize verebileceği durumlar harici farklı bir şeyle ilgilenmeyeceğiz. Takip mesafesi azami hız sınırı şehir içinde en az 70 kilometre veya 80 kilometredir. 2,5 veya 3 saniye içinde durabileceğimiz aralıkta önümüzdeki aracı takip etmemiz gerekiyor. Şehirlerarası mesafede şehirlerarası yollarda bu biraz daha farklılık gösterebiliyor. Minimum 4 veya 5 saniye içinde durabilmemizi gerektiren takip mesafesini kullanmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Kazaların çok büyük oranı sürücü hatasıyla alakalı”

Sürücülerin önemsemediği hatalara dikkat çeken Erdoğan, “Çok önemliydi diye savunmalar oluyor, çok önemli diye bir şey yok. Hiçbir şey hayatından ve sevdiklerinden önemli değildir. Bunun için ne yapmamız gerekiyor; çok mu önemli, o zaman sağ sinyali yakıp, güvenli bir yere durup bakacaksın telefonuna, işini halledeceksin. Mesaj yazacaksan mesajını yazacaksın, telefonla görüşeceksen telefonla görüşeceksin. Akabinde işini bitirip sol sinyalini yakıp yoluna devam edeceksin. Süreç bu şekilde olması gerekiyor. Bir başka konu ise günümüzde çok fazla sosyal medya çılgınlığı var. Bu sosyal medyada kişi arabasının ön tarafını çekiyor. Çok tehlikeli hareketler bunlar. Sürücü koltuğuna oturduktan sonra önümüzdeki yolumuz ve etrafımızdaki sürücüler hariç, farklı bir şeyle meşgul olmamamız gerekiyor. En büyük risklerden bir tanesi bu. Şu andaki kazaların çok büyük oranı sürücü hatasıyla alakalı” diye konuştu. – KONYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kis-aylarinda-takip-mesafesi-hayati-onem-tasiyor/feed/ 0