Fertlerin yaşadığı hanehalkının mevcut finansal durumundan; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden; hobileri, boş zaman uğraşları, iş dışındaki aktiviteleri gibi yapmaktan hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken hiç memnun olmayanlar için ‘0’, çok memnun olanlar için ‘100’ alınarak ortalama bir değer hesaplandı.
Fertler için hanehalkının finansal durumundan memnuniyet ortalaması yüzde 46,9 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde bu değer yüzde 36,9 oldu. Kişisel ilişkilerdeki ortalama memnuniyet yüzdesi tüm fertlerde yüzde 65,2, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski olanlarda yüzde 60,2 olarak hesaplandı. Bütün fertler için boş zaman faaliyetlerine ayrılan zamandan ortalama memnuniyet yüzde 47,4, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde ise yüzde 42,0 oldu.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz
Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 85,3’ü sinemaya, yüzde 93,7’si canlı gösteriye, yüzde 92,0’ı kültürel alanlara ve yüzde 94,9’u canlı spor etkinliğine gitmedi. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i ilgilerinin olmamasını sinemaya gitmeme nedeni olarak seçti.
Sinemaya gitmeyen bütün fertlerin yüzde 11,0’ı, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların ise yüzde 23,5’i maddi yetersizlik nedeni ile gitmediğini belirtti. Canlı gösteriye gitmeyenlerden maddi yetersizliği seçenlerin oranı yüzde 10,4 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlardan maddi yetersizliği nedenli gidemeyenlerin oranı yüzde 21,9 oldu. Kültürel alanları ziyaret edemeyenlerin yüzde 10,3’ü maddi yetersizlik nedenini seçerken bu oran yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlarda yüzde 21,3 hesaplandı.
Canlı spor etkinliklerine katılmayanların yüzde 7,9’u maddi yetersizliği katılmama nedeni olarak belirtirken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların yüzde 17,0’ı için canlı spor etkinliğine katılmama nedeni maddi yetersizlik oldu. Bütün sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama nedeni olarak gelir durumundan bağımsız olarak en çok ‘İlginin olmaması” nedeni seçildi.
Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 69,0’ının hiç kitap okumadığı, yüzde 31,0’ının ise en az bir kitap okuduğu görüldü. Yaş gruplarına göre kitap okuma oranlarına bakıldığında son 12 ay içerisinde okul kitapları dışında en çok kitap okuyan yaş grubu yüzde 50,9 ile 15-24 yaş aralığı oldu. En az kitap okuma oranı ise yüzde 14,1 ile 65 yaş ve üstü fertlerde hesaplandı.
Arkadaş veya akrabalarla hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk riski altında
Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyetini yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar oluşturdu.
Fertlerin yakınları ile evde veya başka bir yerde arkadaşlarıyla vakit geçirme, karşılıklı konuşma veya aktivite yapma (bir araya gelme) sıklığı incelendiğinde yüzde 28,7’sinin akrabalarla, yüzde 37,3’ünün de arkadaşlarla her hafta görüştüğü belirlendi. Fertlerin akrabaları ile telefon, SMS, internet aracılığıyla (yüz yüze olmayan) görüşme sıklığı en çok olan seçenek yüzde 40,9 ile her hafta olurken arkadaşlarla ise yine her hafta yüzde 44,3 ile en yüksek görüşme sıklığı oranı oldu. – ERZİNCAN
]]>The Lancet dergisinde yayınlanan araştırmanın 2022 verilerine göre, bu kişilerin yaklaşık 880 milyonunu yetişkinler ve 159 milyonunu çocuklar oluşturuyor.
Ada ülkeleri Tonga ve Amerikan Samoası, obeziteyle yaşayan kadınların oranında başı çekiyor. Amerikan Samoası ve yine bir ada ülkesi olan Nauru ise obez erkeklerin oranında ilk sırada geliyor.
Uluslararası bilim insanları ekibi, acilen obeziteyle mücadelede büyük değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.
Obezite, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı kanserler dahil olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununun oluşma riskini artırabilir.
Araştırmacılar, küresel obezite oranlarını (yaş farklılıkları hesaba katıldıktan sonra obez olarak sınıflandırılan nüfusun yüzdesi) sıralarken şu verilere ulaştı::
Imperial College London’dan kıdemli araştırmacı Profesör Majid Ezzati BBC’ye, “Bu ada ülkelerinin çoğunda sorun sağlıklı gıda yerine sağlıksız gıdanın bulunması” dedi.
“Bazı durumlarda sağlıksız gıdaları teşvik eden pazarlama kampanyaları sorun olurken, daha sağlıklı gıdaların maliyetli olması ve bulunabilirliği de sorun yaratabiliyor.”
Yıllardır küresel verileri inceleyen Prof. Ezzati, pek çok ülkenin artık obezite kriziyle karşı karşıya olduğunu söylüyor, insanların düşük kilolu olmasının endişe yarattığı yerlerin sayısının azaldığı bir tabloda, bu kadar hızlı değişime şaşırdığını belirtiyor.
Çocuklar ve ergenlerde dört katına çıktı
1990 ile 2022 yıllarını kapsayan araştırma, çocuklar ve ergenler arasında obezite oranının dört katına çıktığını ortaya koydu. Yetişkinlerde ise bu oran kadınlarda iki katın üzerine, erkeklerde ise neredeyse üç katına çıktı.
Aynı zamanda, düşük kilolu olarak sınıflandırılan yetişkinlerin oranı %50 oranında düştü, ancak araştırmacılar bunun özellikle yoksul ülkelerde hala acil bir sorun olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu yeni çalışma, obeziteyi küçük yaşlardan yetişkinliğe kadar beslenme, fiziksel aktivite ve yeterli bakım yoluyla önlemenin ve yönetmenin önemini vurguluyor” dedi.
Bunun hükümetlere ve topluluklara sorumluluk yüklediğini ve “ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerinden sorumlu tutulması gereken özel sektörün işbirliğinin gerektiğini” ekledi.
Küresel sorunlar kötü beslenmeyi artırabilir
Araştırmanın yazarlarından, Madras Diyabet Araştırma Vakfı doktoru Guha Pradeepa, küresel sorunların kötü beslenmeyi artırma riski taşıdığını söylüyor.
“İklim değişikliği, Covid-19 salgınının neden olduğu aksaklıklar ve Ukrayna’daki savaş gibi sorunların etkisi, yoksulluğu ve besin açısından zengin gıdaların maliyetini artırarak, hem obeziteyi hem de düşük kilolu olma oranlarını kötüleştirme riski taşıyor” diyor.
“Bu, bazı ülkelerde ve hanelerde yetersiz beslenmeyle, diğerlerinde ise daha az sağlıklı gıda tüketmeyle sonuçlanacaktır.”
Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği yapan 1.500’den fazla araştırmacıdan oluşan ağ, 5 yaş ve üzeri yaklaşık 220 milyon kişinin boy ve kilo ölçümlerini analiz etti.
Vücut kitle indeksi adı verilen bir ölçüm kullandılar.
Bunun vücut yağının oranına ilişkin kesin bir ölçüm olmadığını kabul edip, bazı ülkelerin diğerlerinden daha iyi verilere sahip olduğunu söyleseler de, bunun en yaygın kullanılan ölçüm olduğunu ve küresel analizi mümkün kıldığını söylüyorlar.
]]>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, söz konusu ülkeler, son yıllarda tütün ürünlerine yönelik vergilendirme modelini değiştirmeye başladı. Bu ülkeler, böylece, kaçak tütün ürünlerinin tüketimiyle mücadele alanında da başarı sağlamayı hedefliyor.
AB ülkeleri, yeni model kapsamında, tütün ürünlerinde nispi (oransal) ÖTV’yi azaltıp, maktu ÖTV’yi artırma yoluna gidiyor. Bu çerçevede 22 ülke, 2010 yılından bu yana nispi ÖTV oranını düşürdü.
AB Tütün Tüketim Vergisi Direktifi uyarınca maktu verginin, ağırlıklı ortalama fiyat üzerinden hesaplanan toplam verginin yüzde 7,5’i ila yüzde 76,5’i arasında olması gerekiyor.
AB’de tütün ürünü vergileri, paket başına sabit bir vergi ve perakende satış fiyatının belli bir yüzdesi olan nispi vergiden oluşuyor.
AB’nin en büyük ekonomisine sahip Almanya, öngörülebilir ve kademeli ÖTV artışları ve dengeli nispi ÖTV ile istikrarlı gelir oluşturmayı öngörüyor. Ülkede 2010’da yüzde 24,7 nispi ÖTV oranıyla tütünden elde edilen gelir 13,4 milyar avro oldu. Bu rakam, 2022’de yüzde 19,8 nispi ÖTV oranıyla 14,2 milyar avroya yükseldi.
Romanya’da da makul bir vergilendirme yaklaşımı üzerinde çalışılırken, giderek maktu vergiye dayalı hale gelen bir yapı oluşturuluyor. Bu adımlar, vergi gelirlerinin sürekli artmasına katkıda bulunuyor.
Sırbistan da yüzde 33 nispi ÖTV’yle vergi gelirlerinin istikrarlı şekilde büyümesini amaçlıyor.
Tütün ürünleri vergileri, Lüksemburg’un gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1’inden fazlasını oluştururken, bu oran Yunanistan’da yüzde 1,18 ve Hırvatistan’da yüzde 1,33’ü buluyor.
AB verilerine göre, 1 Temmuz 2023 itibarıyla 20 sigaradan oluşan bir paketin ortalama fiyatı Avro Bölgesi ülkelerinde 3,33 avro ile 15,3 avro arasında değişiyor. İrlanda, 15,3 avro ile en yüksek fiyattan satış yapan ülke olurken, Letonya’da söz konusu fiyat 3,3 avroda kaldı.
Öte yandan, AB dışındaki İsviçre’de ise yüzde 25 nispi ÖTV ile istikrarlı vergi oranları uygulanıyor.
Yasa dışı ticaret
AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) verilerine göre, AB sınırlarında 2022 yılında 531 milyon adet kaçak sigara, 205 ton ham tütün ve 65 ton nargile tütünü ele geçirildi. Yaklaşık 316,7 milyon adet sigaranın AB içindeki yasa dışı üretimle bağlantılı olduğu anlaşıldı. Yine geçen yıl AB dışından gelen yaklaşık 215 milyon adet sigaraya el konuldu.
Türkiye’de durum
Türkiye’nin ise reklam yasakları, tek tip paket, izin süreçleri ve yerli tütün kullanımı gibi kurallarla bu alanda yoğun düzenlemeleri bulunuyor.
Ülkede, tütün ürünlerinin vergilendirilmesinde ise maktu ve nispi vergilendirme türleri birlikte kullanılıyor.
Türkiye’de maktu verginin toplam vergi içindeki payı yüzde 2,5. Bu kapsamda, Türkiye’nin, AB ülkelerine kıyasla, toplam vergi içinde maktu ÖTV’nin en düşük paya sahip ülke olması dikkati çekiyor.
Öte yandan, Türkiye, yüzde 63’lük nispi ÖTV oranıyla en yüksek nispi vergi oranına sahip ülke konumunda bulunuyor. Sektör temsilcileri, daha düşük nispi ÖTV yapısının kamu, sektör ve Türkiye ekonomisi için kazanç oluşturacağını belirtiyor.
Bu arada, Türkiye sigara pazarının büyüklüğü 2022’de 117 milyar adet olurken, bu yıl 135 milyar adede yükselmesi bekleniyor.
]]>