SEYFİ ÇELİKKAYA
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, seçimler yaklaştıkça istismar sezonunun açıldığını, istismar konularının da had safhaya ulaştığını belirterek, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un, “31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir” dediğini hatırlatarak Kurum’u istismar etmekle suçladı.
Mahmut Arıkan, partisinin Yozgat Belediye Başkan Adayı Ziya Koçak’ın seçim irtibat bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Arıkan, kendisinin de Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu bildirdi. Arıkan, ” Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti” dedi.
“BU GEMİ TİCARETİNİ DURDURUN, BU VEBALİN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ”
Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Seçimler yaklaştıkça istismar sezonu istismar konuları da had safhaya ulaştı. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, AK Parti’nin adayı Murat Kurum çıktı ve dedi ki; ’31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir’. Allah’tan korkun diyorum, Allah’tan utanın diyorum. Meclis’te en yüksek grubu olan partisiniz, devleti siz yönetiyorsunuz. Sizin yönettiğiniz devlette günlerce 7 Ekim’den bu tarafa Gazze’ye İsrail’e olan gemi ticaretini durdurmaktan acizsiniz. Biz bu konuda bir milletvekili kardeşimizin hayatını feda ettik. Şehadet şerbetini içtik. Meclis kürsüsünden şehadet şerbetini içti. O arkadaşımız can çekişirken meclis kürsüsünde can çekişip, yere düşmüşken AK Parti Grup Başkanvekili bir kadının neler söylediğini hep beraber duyduk. Aradan 3 aya yakın zaman geçti tek bir özür dahi bununla alakalı gelmedi maalesef. Israrla dedik ki; bakın bu gemi ticaretini durdurun, bu vebalin altından kalkamazsınız. Bizi yalan söylemekle itham ettiler. İsrail’e gemi ticaretinin olmadığını ifade ettiler. Bundan bir buçuk ay önce Sanayi Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Meclis kürsüsüne geldi ve dedi ki; 7 Ekim’den bu tarafa İsrail’e olan gemi ticaretimiz yüzde 38 mi, 48 mi onu tam hatırlamıyorum azaldı dedi. El insaf demek gerekiyor. Hani ticaretimiz yoktu? Hani oraya sadece gıda gönderiyorduk? Biz durmadık, üzerine gittik bu hususun. İsrail’e silah gönderiyorsunuz, Allah korkun dedik. Bize döndüler yine yalan söylüyorsunuz dediler. En sonunda itiraf etmek durumunda kaldılar. Biz silah göndermiyoruz, silahın parçalarını gönderiyoruz dediler. Ne anlama geliyor? Demonte vaziyette silah aparatlarını gönderiyorlar, İsrail’de silah yapılmasını temin ediyorlar ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gözümüze baka baka Gazze’deki Müslümanların feryadını istismar etmeye devam ediyor.
“İNSANLARIMIZ GERÇEĞİ GÖRDÜ ARTIK”
İddialı bir cümle kullanacağım; tüm Yozgatlı hemşehrilerim bunu duysunlar. Gerek Yozgat’ta gerekse Türkiye’deki bin 395 seçim bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan havaya baktıklarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin elinde imkan olsun, elinde yetki olsun, bütün samimiyetimle söylüyorum, 31 Mart’ta yapılacak seçimleri iptal edecekler. Niye? Makamlar gidiyor artık, insanlarımız gerçeği gördü artık. İstismar edilmekten yoruldu artık. İstismar etmedikleri hiçbir şey kalmadı, hiçbir şey. Maddi anlamda da manevi anlamda da her şeyi istismar ettiler maalesef. Ramazan ayı yaklaşıyor. Bütün belediyelerde koliler stoklanıyor, iaşe fişleri stoklanıyor. Yapmayın Allah aşkına. İnsanlarımızın duygularını, ihtiyaç sahibi olmalarını rencide etmeyin artık. Kapı kapı kutu dağıtacaklar. Kapı kapı iaşe fişi dağıtacaklar. Siz oraya yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu bitirmek için bu insanlardan oy istediniz. Bu insanlar da size yoksulluğu bitirin diye oy verdiler. İnsanlara koli koli iaşe paketi dağıtın diye oy vermediler. Emeklilerimiz sürekli istismar ediliyor. Bu kardeşiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üç kez söz aldı, emekli maaş zamlarıyla alakalı. Hepiniz biliyorsunuz 7 bin 500 liradan maaşı 10 bin liraya çıkarttılar, yüzde 33 bir artış yaptılar ama mikrofonu ellerine aldıklarında emekli maaşlarımızı yüzde 49 arttırdık dediler ama yüzde 33 artmıştı. Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti.”
]]>Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) 1 Aralık 2023’te ilan edilen seçim takvimi, 1 Ocak’ta işlemeye başladı.
Takvim doğrultusunda bugüne kadar yürütülen iş ve işlemler kapsamında YSK, 2 Ocak’ta seçime katılma yeterliliğine sahip 36 siyasi partinin bulunduğunu belirledi.
Seçime katılacak siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için ise 27 Ocak’ta YSK Başkanlığında kura çekimi yapıldı. YSK Başkanı Ahmet Yener, Yenilik Partisinin seçime katılmayacağını, Büyük Türkiye Partisi’nin de adını Ocak Partisi olarak değiştirdiğini YSK’ye bildirdiğini açıkladı.
Kura sonucu AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Genç Parti 29, Aydınlık Demokrasi Partisi 30, MHP 31, Türkiye İşçi Partisi 32, Demokrasi ve Atılım Partisi 33, Saadet Partisi 34 ve Vatan Partisi 35’inci sırada yer aldı.
29. sıradaki Genç Parti’nin seçime katılmayacağını bildirmesi üzerine seçime katılacak siyasi parti sayısı 34’e indi. Parti, oy pusulasından kaldırılacağından, bazı partilerin pusuladaki sırası değişecek. Buna göre, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34. sırada olacak.
Aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak
Siyasi parti ilçe başkanlıkları, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine ait aday listelerini ilçe seçim kurullarına, büyükşehirlerde siyasi parti il başkanlıkları, büyükşehir belediye başkan aday listelerini il seçim kurullarına 20 Şubat’ta teslim etti. Aynı süre içinde bağımsız adaylar da başvurularını yaptı.
Seçim kurullarınca yapılan inceleme veya itiraz üzerine verilen kararlar sonucunda ya da istifa nedeniyle siyasi partilerin aday listelerinde eksiklik olması halinde, bu durum 1 Mart’ta ilçe veya il seçim kurullarınca partilere bildirilecek. Partiler, 2 Mart’ta eksiklikleri tamamlayarak ilgili seçim kurullarına bildirecek ve kesin aday listeleri 3 Mart’ta açıklanacak. Birleşik oy pusulalarının basımı ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına da 3 Mart’ta başlanacak.
Propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları, 21 Mart sabahı başlayacak.
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat’ta başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart’ta tamamlanacak.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de sona erecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
Oy verme saatleri
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı.
Bu nedenle Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları;
“Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum. Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milliyetimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir. Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.
Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milletimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir.
“İSRAİL YAPTIKLARININ BEDELİNİ EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEMELİDİR”
İsrail’in saldırılara son vermesi için ihtiyaç duyulan gerekli mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Hiçbir kurum bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir. İsrail, yaptıklarının bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Sessiz kalmak zulme ortaklıktır. İki devletli çözüm dışında başka seçenek yoktur. Cumhurbaşkanımızın gayretleri ziyan olmayacak adalet muhakkak tecelli edecektir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde sorun ve sancıdır. İnsanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya Ukrayna savaşının 3ç yılında sağ duyunun hakim çıkmasından makul bir alternatif yoktur. İstanbul’daki müzakere masasının güncellenerek bölgemizde barışın tesisi sağlanması her ülkenin çıkarınadır. Kalıcı çözüm beklentileri fiile geçmelidir. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.
HAYAT PAHALILIĞI VE ENFLASYON
Hayat pahalılığı kaderimiz değildir, bitecektir. Enflasyon ile mücadele başarıya ulaşacaktır. Faiz, döviz enflasyon siperine yatıp operasyon sürdürenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Türkiye öngörülebilen, yatırımcılarına kucak açan, hukukun üstünlüğünün olduğu ülkedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Türkiye’nin yükselişi hızlanacaktır. Kimse güveni zedeleyecek komploya tevessül etmemelidir. Art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Marketlerde etiketleri her gün değiştiren kim olursa olsun düzgün olamaz. daha önce temas ettiğim gibi FETÖ tarafından kumanda eden, fırsatçı ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetimler sıklaştırılmalıdır.
EMEKLİLERE HAK VERDİ
Ekonomik sorunların üstesinden gelinecektir. Hayat pahalılığı kaderimiz değil, bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri kursaklarında kalacak.
“KENT UZLAŞISI PKK İTTİFAKIDIR”
Muhalefet millet ile gönül bağını koparmıştır. 31 Mart’ta merkezi yönetimin hedefleri ile örtüşecek, muazzez bir sonucun çıkması yeni yüzyılın en önemli başarısı olacaktır. DEM’lendikçe şuurunu kaybeden yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesi ile toparlanması arzumuzdur. CHP DEM’lendikçe şuurunu kaybetti, yılana sarıldı. CHP yerel yönetimlerde başarısızdır. İflastadır, itibarsızdır. Bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür. Ne kadar gizleseler de, kaçak güreşip kayıkçı kavgasına tutuşsalar da Cumhur İttifakı yan yanadır. Oyunu görüyor, rol paylaşımını okuyoruz. Kent uzlaşısı PKK ittifakıdır, beşinci kol faaliyetidir. Davetiye polemiği çıkaran şahıs için son görülmüştür. Aynı şey diğer belediyeler için de geçerlidir. Özgür bey, Atatürk sizden partisini iktidar yapmasını bekliyor diye tuhaf açıklama yapmıştır. Bizim merak ettiğimiz mesajları nasıl aldığıdır. Bugünkü CHP Atatürk’ün partisi değil DEM’in oyun uşağıdır. Özgür Bey’in ne yiyip ne içtiğine dikkat etmelidir. Teröristlerle demlenen parti Atatürk’ün partisi olamaz.
“CHP’DE ATATÜRK’TEN HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTIR”
Milleti aşağılayan, depremzedeleri kötüleyen parti Atatürk’ün partisi olamaz. Atatürk demek soylu kahraman demektir. Onun mirasına ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de Atatürk’ten hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünleri görse partisi için kurtuluş savaşını başlatırdı. Kızılelma havalanır başlarını kuma gömerler, SİHA’lar havalanır hayırdır savaşa mı gidiyoruz derler. Projeler yapılır bunlara ne gerek var diye yolsuzluk iddialarını dillendirirler. KAAN kanat açar göğsümüz kabarır, bular motor yerli değil diye yapılanı yıkmak için uğraşır. CHP Türkiye’nin karşısındadır. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır. 31 Mart’ta zafer Cumhur’un hanesine yazılmalıdır. 31 Mart’ta zafer Türk milletinin olmalıdır.
TBMM’de Türkçeye rakip çıkarmaya çalışanlar bölünmez bütünlük konusunda Anayasa’ya aykırı hareket ederek suç işlemiştir. Bu suçu görmezden gelmek zımmen onay vermek demektir. MHP vatandaşımızı bütün olarak kucaklayan bir anlayışın temsilcisidir. Milleti oluşturan temel unsur kan bağı değil kültür ortaklığıdır. TBMM’deki konuşmaya müdahale eden Celal Adan beye teşekkür ediyorum. Meclis’te başka dille konuşanlar zalimlerin yerli figüranıdır.
Bizim için her dil saygıdeğerdir. Kim özel hayatında ana dili ile konuşmak istiyorsa konuşsun. Buna saygı duyarız. Şarkıların söylenmesinden şiirlerin okunmasından tedirgin olmanın anlamı yoktur. Özel hayattaki kullanım serbestisinin kamusal alana girmesi, ayrı kimliğin uyandırılması için sinsi tahriktir.”
]]>Saadet-Gelecek Partisi, bugün TBMM’de Grup Toplantısı düzenledi. Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, gündeme ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, şunları söyledi:
“Geçen hafta Cumhurbaşkanımız değerli kardeşi Sisi’yi ziyarete gitti. Biz beklerdik ki Mısır ve Türkiye liderleri orada Filistin ile ilgili gür bir sesi haykırsınlar, birlikte Gazze’ye gidebilme cesareti ortaya koyabilsinler. Refah’ta sıkıştırılmış olan Filistinlilere destek için hiç olmazsa Refah Sınır Kapısı’nda Belçika ve İspanya başbakanının yaptığı gibi bir açıklamayla bunu dünya kamuoyuna duyurabilsinler. Ama maalesef körler sağırlar birbirini ağırlar şeklinde sadece bir kapalı toplantıyla yetindiler ve Türkiye’ye döndüler.
“BİZE YAKIŞAN BUGÜN DE HEM MISIRLI MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN HEM FİLİSTİNLİ MAZLUMLARIN YANINDA DURMAK”
Döndükten sonra da bu ziyaretin hem Mısır’da zindanlarda esir olan, zulme uğrayan Müslümanlara dönük olumlu bir adım atılmasını beklerken gördük ki Türkiye’ye sığınmış olan Mısır’daki darbeci hükümetin zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınmış olan Mısırlı Müslüman kardeşlerimizin bu hükümet tarafından bazı zorluklarla karşı karşıya bırakıldığını üzülerek gördük. Buradan hükümete ve Erdoğan’a sesleniyoruz; biz siz Sisi’yi ziyaret edip normalleşirken herkes zannediyordu ki buradaki Müslümanlar, zulme uğrayanlar biraz daha rahat nefes alacak, İsrail’e karşı Filistinlilerin sesini yükselteceğinizi beklerken bir de baktık ki tamamen Fİlistinlileri yalnız bırakmaya, Türkiye’ye sığınan Mısırlı Müslüman kardeşlerimizi yalnızlığa mahkum etmeye dair örtülü bazı anlaşmalar yapmış olmanız gerekir ki bu şekilde davranıyorsunuz. Bu millet ve bu devlet her zaman mazlumların yanında zalimlerin karşısında olmuştur, bize yakışan bugün de hem Mısırlı Müslüman kardeşlerimizin hem Filistinli mazlumların yanında durmak.
“MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİ KONJONKTÜRE GÖRE GİYİLİP ÇIKARILABİLECEK BİR GÖMLEK DEĞİLDİR”
İktidar partisi ateşten bir gömlekken çıkardığı Milli Görüş gömleğini özellikle bu yerel seçimlerde tekrar 94 ruhu diyerek giymeye çalışıyor. Milli Görüş gömleği konjonktüre göre giyilip çıkarılabilecek bir gömlek değildir. Yapıp ettikleriyle hukuk tanımaz rakiplerine ve düşmanlarına benzeyen kişilerin bedenine asla uyacak bir gömlek değildir. Dün dündür bugün bugündür felsefesiyle zigzaglar çizenlerin giyebileceği bir gömlek asla değildir. Rüşvet alan da veren de melundur diyenlerin giyebileceği bir gömlektir.
“TEHDİT DİLİNİ KULLANARAK OY ALABİLECEĞİNİZİ ZANNEDİYORSUNUZ”
AK Parti’nin bu yerel seçimlerde kullandığı dil kendisine ve projelerine güvenmeyen iktidarların yerel seçimlerde kullandıkları dilin aynısıdır. Seçmenleri devlet imkanlarından mahrum kalmakla, iktidar imkanlarına kavuşmamakla tehdit etme dilidir. Bize oy vermezseniz doğalgaz yok diye alenen milleti tehdit edebilmektedir. Merkezi hükümetle el ele verdiğiniz belediyelerde dahi hala çadırlarda yaşayan, konteynerlerde çalışan binlerce insanımız var. 600 bini aşkın kalıcı konut vaadinize rağmen 30-40 bin TOKİ konutunu ancak bir sene sonra hak sahiplerine teslim edebildiniz, binlerce insanımız hala TOKİ konutunu beklerken siz bu depremzedelerin yaraları üzerinden bile tehdit dilini kullanarak oy alabileceğinizi zannediyorsunuz.
“BU EMEKLİLERİN AHI BU İKTİDARI DEVİRİR”
Emekliler sadaka istemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi iş başına geldiği zaman bir emeklinin ortalama aylığı asgari ücretin 1.60 oranında iken bugün asgari ücret 17 bin TL olmasına rağmen en düşük emekli maaşı 10 bin TL’de. Simit çay hesabının asgari ücretliler için artık yapılabilme imkanının son günlerini yaşadığı ama emekliler için artık çay ve simit hesabının dahi yapılamadığı bir süreçte emeklilerimize verilecek olan bin TL’lik ikramiye, ikramiye değil olsa olsa bir harçlıktır. Faizin neredeyse yüzde 1’ini dahi emeklilerimize ikramiye olarak vermekten aciz olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu emeklilerin ahı bu iktidarı devirir. İktidarın emeklilerimizin sorunlarına bigane kalmamasını buradan bir kez daha salık veriyoruz.
“BİR TARAFTA YARGIDA REFORMA GİDEN BİR İKTİDAR ÖTE TARAFTAN AYM KARARINI GÖRMEZLİKTEN GELEN BİR İKTİDAR”
Bir taraftan 8. yargı paketi adı altında yargıda reforma giden bir iktidar ama öte taraftan AYM’nin bütün feryatlarına rağmen AYM kararını görmezlikten gelen bir iktidar. Adına ulusal yargı dedikleri bir çerçeveyle ideolojik bir yargıyı bu millete dayatmaya çalışan bir avuç saray azınlığı maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde vicdanlar yaralanan ama sesini çıkaramayan birçok vicdanlı hukukçunun varlığına rağmen adeta AK Parti’ye 2001 kuruluş felsefesinden çokça uzaklaşan bir şekilde ayar verme cesaretini kendisinde nasıl buluyor buna da şaşırmıyor değilim.”
]]>İnce, partisinin 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yarışacak 4 büyükşehir, 1 il, 58 ilçe olmak üzere 63 belediye başkan adayının isimlerini bir otelde düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı.
Burada konuşan İnce, seçimden sonra Türkiye’nin ekonomik olarak zor bir döneme gireceğini, 1 Nisan’dan sonra yüksek zamların olacağını savundu.
Dolar kuru ile marketlerdeki fiyatlara değinen İnce, “Trilyonluk hazine yardımları var muhalefetin. Buna rağmen bu iktidarı yenemiyorsan sapır sapır döküleceksin. Hazine yardımları var, belediyeler var, bizim de koca yürekli üyelerimiz var.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de deprem, yangın, sel gibi afetleri önlemek için akıl, bilim ve matematiğe ihtiyaç duyulduğunu kaydeden İnce, “Bilimden uzaklaşırsan, matbaayı 250 sene geç getirirsen olacağı budur ama abartmayalım tabii. Bilim tamam, hukuk, bilim, mühendislik, matematik… Ama belediye başkan adaylarını da yapay zekayla seçmeyelim yani. Buna tam oturan bir cevap var da… Çıkarma artık. O kadar değil. Belediye başkan adayını yapay zeka seçmez örgüt seçer, üye seçer.” şeklinde konuştu.
İnce, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde muhalefete “Bu yaptığınız doğru değil” diye birtakım uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Yüzde 1 oyu olmayan partilere 39 milletvekili verdiler. Onlardan birisi İstanbul milletvekili Saadet Partisinden, şimdi Saadet Partisinin İstanbul büyükşehir adayı. CHP listesinden seçilmiş. Saadet Partisi büyükşehir adayı ‘İstanbul’un 5 yılı boşa geçti’ diyor. Ne yaptığınızı gördünüz mü? Ben uyardım sizi. Gelecek Partisinden, CHP listelerinden seçilmiş, milletvekili olmuş Selim Temurci, ‘Ben Murat Kurum’u destekleyeceğim’ diyor. Utanmazlıkta zirve.”
“Adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler”
CHP’nin yerel seçim stratejisini eleştiren İnce, “Şimdi adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler. CHP’de bir gelenek var. CHP’de bir parti içi iktidar var bir de parti içi muhalefet var. Parti içi iktidar, 40 yıldır benim bildiğim, seçim gününü düşünür, seçimi kazanmak için uğraşır. Parti içi muhalefetse seçimden bir gün sonrayı düşünür. Bu hep böyleydi. İlk kez değişti CHP’de. Parti içi iktidar seçimden bir gün sonrayı düşünüyor. Yani diyor ki nasıl olsa kaybedeceğiz ama Çankaya’ya, Beşiktaş’a Kadıköy’e, Karşıyaka’ya sağlam yerlere bizim çocukları yerleştirelim. Nasıl olsa kaybedilir. Bu kafayla çalışıyorlar ilk kez. En tehlikeli kafa bu kafadır işte.” diye konuştu.
İnce, Memleket Partisi olarak girebildikleri her yerde seçime girip kazanmak için çalışacaklarını kaydederek, “Kazanırız, kaybederiz bilemem. Oy oranımızı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Memleket Partisinde çok huzurlu olduğumu biliyorum. Neden çok huzurluyum? Çünkü ilkeli bir duruş sergiliyoruz. Mesela 3 tane oy almak için Şeyh Said’e ‘hain değil’ demiyoruz. Haindir. Nutuk’ta öyle yazıyor, öyledir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilkeli ve omurgalı bir siyasete ihtiyaç duyduğunu ifade eden İnce, partisinin belediye başkan adaylarına başarılar diledi.
İBB Başkan adayı Berk Hacıgüzeller oldu
İnce, daha sonra İstanbul, Balıkesir, Hatay ve İzmir büyükşehir belediyeleri ile Uşak belediye başkan adayını açıkladı.
Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Berk Hacıgüzeller, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mahir Bakan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halil Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Oğuz ve Uşak Belediye Başkan adayı Mehmetcan Solak oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hacıgüzeller, seçimi kazanmak için elinden geleni yapacağını ifade ederek, “‘Yüzde 60 ile kazanıyoruz’ diyen, ‘ilk turda bu iş bitiyor’ diyen muhalefet blokuna 14 Mayıs seçimlerinde son bir şans verdik. Motivasyon ve heyecan arttıkça oylarının arttığını zanneden muhalefet blokunun halini hala hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Toplantıda, daha sonra 30’u İstanbul’un olmak üzere 58 ilçe belediye başkan adayı da tanıtıldı.
Muharrem İnce, adayların açıklanmasının ardından kravatını çıkararak partisinin en genç adayı olan Kerem Usta’ya hediye etti.
]]>Pakistan’da Ulusal Meclis ve eyalet meclisleri için 8 Şubat’ta yapılan seçimlerin sonuçları gelmeye devam ediyor. Paylaşılan verilere göre 266 sandalyeli Ulusal Mecliste 250 sandalyen 99’unu cezaevindeki eski Başbakan Imran Khan’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) destekli bağımsız milletvekilleri kazandı. Eski Başbakan Navaz Şerif’in lideri olduğu Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) 71, Bilaval Butto Zerdari’nin liderliğini yaptığı Pakistan Halk Partisi (PPP) ise 53 sandalye elde etti.
Cezaevindeki Khan’ın “zafer” konuşması
2018’de yapılan son seçimi kazanan eski Başbakan Khan’ın partisi PTI tarafından desteklenen bağımsız adaylar, Ulusal Mecliste PML-N ve PPP’ye göre seçimleri önde götürürken, cezaevindeki Khan’ın sosyal medya hesabından yapay zeka ile oluşturulan bir konuşması paylaşıldı. Khan 94 saniyelik videoda “PTI’nın baskıya meydana okuyarak ezici bir zafer kazandığını” öne sürdü.
Khan’ın partisinin seçimlere katılması daha önce yasaklanmıştı.
Şerif: “En büyük parti PML-N oldu, koalisyon görüşmelerine başlayacağız”
Dün akşam Lahor kentinde kalabalığa seslenen eski Başbakan Navaz Şerif ise partisinin seçim sonuçlarına göre ülkedeki “en büyük parti” olduğunu ifade etti. Şerif, “Bu ülkeyi girdaptan çıkarmak bizim görevimiz. Görevi kim alırsa alsın, ister bağımsızlar ister partiler olsun, onların sahip oldukları yetkiye saygı duyarız. Onları yanımıza durmaya ve bu yaralı milletin yeniden ayağa kalkmasına yardım etmeye davet ediyoruz” diye konuştu. Şerif partisinin salt çoğunluğu elde edememesinin ardından koalisyon hükümeti kurmak için görüşmelere başlayacağını söyledi.
Khan, partisini ortadan kaldırmak için uygulanan baskının arkasında ordunun olduğuna belirtirken, analistler ve muhalifler Şerif’in ordu tarafından desteklendiğini ifade ediyor.
Şerif ve Zerdari koalisyon için anlaştı
Pakistan medyası ve parti kaynaklarından bugün edinilen bilgiye göre, PML-N lideri Şerif ile PPP lideri Bilaval Butto Zerdari, Ulusal Meclis ile Pencap Meclisinde koalisyon hükümeti kurma konusunda anlaştı.
ABD, İngiltere ve AB’den seçim soruşturması çağrısı
ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yapılan açıklamalarda, Pakistan’ın oy verme ve oy sayım sürecinden duyulan endişelerle dile getirildi, bildirilen usulsüzlüklerin soruşturulması yönünde çağrıda bulunuldu. Parti çalışanlarının gözaltına alınması da dahil olmak üzere usulsüzlük ve müdahale iddialarının kapsamlı bir şekilde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığından eleştirilere cevap
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, seçime müdahale edildiğine yönelik diğer ülkelerden gelen açıklamalara tepki gösterdi. Açıklamada, “Pakistan’da 8 Şubat 2024’te yapılan genel seçimlere ilişkin bazı ülke ve kurumların açıklamalarını dikkate aldık. Bu açıklamalar, Pakistan’ın genel seçimleri barışçıl ve başarılı bir şekilde düzenlediği ve bir yandan da öncelikle dış destekli terörizmden kaynaklanan ciddi güvenlik tehditleriyle uğraştığı yadsınamaz gerçeğini göz ardı ediyor. Bazı ifadelerin gerçekliği bile yok. Ülke genelinde internet kesintisi yaşanmadı. Seçim gününde terör olaylarını önlemek için yalnızca mobil hizmetler 1 gün süreyle durduruldu. Pakistan, istikrarlı ve demokratik bir toplum inşa etme taahhüdünün bir parçası olarak seçimleri gerçekleştirdi. Dostlarımızın yapıcı tavsiyelerine değer versek de seçim süreci tamamlanmadan olumsuz yorum yapmak ne yapıcı ne de objektiftir. Pakistan demokratik yönetim inşa etmek için çalışmaya devam edecek. Her seçim ve barışçıl iktidar değişimi bizi bu hedefe daha da yaklaştırıyor. Bunu başkaları tarafından dile getirilen endişeler nedeniyle değil, halkımızın arzusu ve kurucu atalarımızın vizyonu olduğu için yapıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Seçim günü 51 saldırı, 12 ölü
Pakistan ordusundan 8 Şubat’ta yapılan açıklamada, seçim günü ülke genelinde 51 terör saldırısı gerçekleştirildiği duyurulmuştu. Saldırılarda 10’u güvenlik görevlisi, 2’si sivil olmak üzere 12 kişinin hayatını kaybettiği, 39 güvenlik görevlisinin yaralandığı aktarılmıştı. Operasyonlarda 5 “teröristin” de öldürüldüğü belirtilmişti. Ayrıca 137 bin askerin 6 bin oy verme noktasında görevlendirildiği, 7 bin 800’den fazla Hızlı Müdahale Gücü (QRF) ekibinin de şiddeti önlemek için sahada bulunduğu kaydedilmişti.
Khan hükümeti düşmüştü
2018’de yapılan son genel seçimi kazanan Imran Khan’ın hükümeti, 10 Nisan 2022’de parlamentoda yapılan güven oylamasında 174 “hayır” oyuyla düşmüştü. Parlamentoda yapılan oylamada, 3 dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmiş, Ağustos 2023’e kadar görevde kalmıştı. Daha sonra ülkeyi genel seçime kadar yönetecek geçici hükümetin başbakanı ise Anwaarul Hak Kakar olmuştu.
Khan, seçime 1 hafta kala 3 kez hapis cezasına çarptırıldı
Ağustos 2018’den parlamentoda güven oylamasını kaybettiği Nisan 2022’ye kadar Pakistan’ın başbakanlık koltuğunda oturan 71 yaşındaki Imran Khan, yargılandığı 3 farklı davada seçime 1 hafta kala hapis cezasına çarptırılmıştı. Khan, 30 Ocak’ta devlet sırlarını ifşa etmekten yargılandığı davada 10 yıl hapse mahkum edilmiş, 31 Ocak’ta ise başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerinin ayrıntılarını açıklamadığı ve hediyeleri sattığı gerekçesiyle yargılandığı yolsuzluk davasında eşi Büşra Khan ile 14’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Khan ve eşi ayrıca yasa dışı evlilik yaptıkları gerekçesiyle yargılandıkları davada 3 Şubat’ta 7’şer yıl hapse mahkum edilmişti.
Khan hakkında açılan davaların ardından mahkemenin verdiği tutuklama kararı üzerine 5 Ağustos 2023’te cezaevine gönderilmişti. – İSLAMABAD
]]>Azerbaycan’da Devlet Başkanı İlham Aliyev’in bugünkü seçimi kazanacağından şüphe eden pek yok.
Aralık ayında erken seçim ilan edildiğinde, seçmenler bu seçimin neyi değiştireceğini sorguluyordu.
Aliyev “Galip Halkın Galip Lideri” sloganıyla devlet başkanlığında beşinci dönemine hazırlanıyor.
Azerbaycan onun liderliğinde, 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri Ermenistan işgalinde olan topraklarını geri almayı başardı.
Böylece Azerbaycan’da ilk defa bir seçim ülke genelinde düzenlenecek.
Ermenistan’dan geri alınan topraklarda yaklaşık 22 bin Azerbaycanlı oy kullanacak.
Dağlık Karabağ’da kalıp Ermenistan’a gitmemiş bir avuç Ermeni’nin oy verip vermeyeceği ise merak konusu.
Yetkililer, yıllardır muhalif sesleri bastırmak ve potansiyel rakipleri saf dışı bırakmak için kullandıkları teknikleri bu seçimde de kullanmaya devam ediyor.
Bu da halkın seçime ilgisiz kalmasına yol açan nedenlerden biri.
Adaylar kim?
Aliyev’in dışında altı aday daha var. Onlardan dördü iktidar yanlısı milletvekilleri: Zahid Oruc, Razi Nurullayev, Fazıl Mustafa ve Qudrat Hasanquliyev.
Geri kalan iki adaysa küçük bir muhalefet partisi olan Büyük Azerbaycan Partisi’nden Elsad Musayev ve bağımsız aday Fuad Aliyev.
Muhalefette yer alan Azerbaycan Halk Cephesi Partisi, Klasik Halk Cephesi Partisi ve Müsavat Partisi, ülkede demokratik bir ortam olmaması ve Aliyev’in dışındaki adaylara eşit imkan tanınmaması nedeniyle seçimi boykot ediyor.
Meclis’te bir vekille temsil edilen Cumhuriyetçi Alternatif Partisi de devlet başkanlığı için aday çıkarmayarak önümüzdeki aylarda yapılacak milletvekilliği seçimlerine odaklanacaklarını açıkladı.
Adaylar arasında en farklı siyasi programı olan kişi ise Azerbaycan Birleşik Halk Cephesi lideri Qudrat Hasanquliyev.
Vadettiği büyük reformlar arasında anayasayı değiştirmek, ülkeyi parlamenter sisteme geçirmek ve ülkenin adını Kuzey Azerbaycan Cumhuriyeti’ne çevirmek var. Bakü’de Güney Azerbaycan ifadesi, İran’ın kontrolünde bulunan ve etnik Azerilerin yaşadığı bölgeler için kullanılıyor.
Hasanquliyev, televizyonlardaki tartışma programlarında iktidarın politikalarına ciddi itirazlar getiren tek aday olarak öne çıkıyor.
Öte yandan adayların Ermenistan’la barış anlaşması, Karabağ’ın geleceği ve Rus barış güçlerinin çekilmesi gibi konularda net bir vizyon ortaya koyamadığı eleştirileri de var.
Adaylar genellikle Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkiler hakkında yorum yapmazken Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Pakistan, Rusya ve İran’la ilişkilere odaklanıyor.
Medya ve insan hakları ne durumda?
Azerbaycan’da hükümetin sıkı kontrolü altında olan medyada hiçbir eleştirel ses yer almıyor.
Önceki yıllarda olduğu gibi yetkililer seçimin adil olmamasına karşı yapılan küçük çaplı protestolara bile izin vermedi.
Sosyal medyadaki eleştirilere de aynı sertlikte yaklaştı.
Kasım’dan bu yana 10’dan fazla gazeteci ve siyasi aktivist tutuklanırken bu durum 2011’den bu yana ülkedeki bağımsız medyaya yönelik en büyük baskı olarak nitelendiriliyor.
Yorumculara göre bu iktidar bu baskıyla araştırmacı gazeteciliği engellemek istiyor.
Seçim sürecini takip eden Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin 23 Ocak’ta yayımladığı ara raporda bu gözaltıların yanı sıra yeni medya yasasının gazeteciliği kısıtladığına, yabancılardan fon alan medyaya izin verilmediğine ve bazı eleştirilen internet sitelerinin yasaklandığına dikkat çekildi.
Ülkedeki bağımsız uzmanlar insan hakları kısıtlamaları, basın özgürlüğü sorunları ve adil olmayan seçim koşullarının bu seçimlere özgü olmadığını, yıllardır devam ettiğini aktarıyor.
Fransa merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve ABD merkezli Freedom House kuruluşları basın özgürlüğü konusunda bu ülkeye “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer veriyor.
RSF, “Devlet Başkanı Aliyev ülkede çoğulculuğun tüm emarelerini yok etti ve 2014’ten bu yana da kendini eleştiren herkesi zalimce susturuyor” ifadelerini kullanıyor.
Aliyev, devlet başkanı adaylarının televizyon tartışmalarına da katılmıyor. Onu, partisinin diğer üyeleri temsil ediyor.
Kamu yayıncısı kuruluş, adayların tartıştığı programlara haftada üç kere birer saatlik yer verse de televizyonun YouTube sayfasında çok sayıda kullanıcı bu yayınların göstermelik olduğu yorumlarını yapmış, bunun üzerine kanalın YouTube hesabı yorumlara kapatılmıştı.
Son olarak 24 Ocak’ta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, “ülkede adil bir seçim ortamı olmaması” ve Avrupa Konseyi’nin seçimi gözleme davet edilmemesi nedeniyle Azerbaycan heyetine akreditasyon vermemişti.
Şangay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Teşkilatı ve Rusya Meclisi seçim gözlemi için heyet gönderecek.
2021’de Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 128. sırada yer alan ülke, 2023’te 157’inci sıraya geriledi.
Azerbaycan hükümeti ise baskıcılık ve yolsuzluk suçlamalarının “asılsız” olduğunu söylüyor.
Azerbaycan’ın küresel siyaset sahnesindeki rolü ne?
Büyük güçler arasında denge politikası izleyen petrol zengini ülke, 1990’ların başından itibaren dış yatırım çekmeyi başardı.
Bakü şimdi de, Ukrayna’nın işgalinin ardından Avrupa Birliği’nin Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarının faydasını görüyor.
2022’de Bakü’yü ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Azerbaycan’ı “kritik ve her zaman güvenilir bir enerji partneri” olarak niteledi.
Analistler 2027’ye kadar Azerbaycan’ın AB’ye gaz ihracatının iki katına çıkarak yıllık 20 milyar metreküpe ulaşacağını tahmin ediyor.
Azerbaycan’ı neler bekliyor?
Azerbaycan son yıllarda konumunun ve doğal kaynaklarının avantajını son derece iyi kullandı.
Rusya, İran, Türkiye ve Batı arasında bir denge politikası izleyerek uzun yıllardır devlet politikası olan Dağlık Karabağ’ı geri almayı başardı.
Bu başarı, Aliyev’in ülke içindeki popülerliğini artırırken dikkatleri yolsuzluk, ifade özgürlüğü sorunları veya yoksulluk gibi sorunlardan uzaklaştırdı, Aliyev’in muhalifleri susturmasını da kolaylaştırdı.
Büyük güçlerin dikkatinin Ukrayna, Gazze ve Kızıldeniz’e çevrilmiş olması, Azerbaycan üstündeki baskıyı da azalttı.
Fakat küresel kutuplaşmanın artması, Bakü’nün bir denge politikası güderek tüm kamplarla iyi ilişkilere sahip olmasını zorlaştıracak.
Bir noktada Rusya ve Batı, Ankara ve Tahran arasında seçim yapmak zorunda kalacak.
Bu karar hem bölgenin hem de dünyanın geleceğini etkileyecek.
Belki de bu yüzden Aliyev sürpriz bir şekilde erken seçim yapmaya karar verdi: Amacı, önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek gelişmeler karşısında gücünü pekiştirmek.
]]>İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı. Görüşmeler sırasında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO üyeliği ve AKP’nin dış politika hamleleri ile ilgili şunları söyledi:
“Yarın değerli gazeteci ve hukukçu Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü. Atatürkçü ve sosyal demokrat düşüncenin cesur kalemi Uğur Mumcu’nun hayalinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması vardı. Onun hayali, laikliği savunurken de çetelerle mücadele ederken de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yolunu aydınlatıyor, aydınlatmaya devam edecek. Cinayete dair bildiklerini konuşmayanlara, çürümüş bir duvarı korumak uğruna bir tuğla adaletten kaçanlara yazıklar olsun diyor, Uğur Mumcu’yu sevgiyle ve rahmetle anıyorum.
“BUGÜN AYNI ZAMANDA NATO’NUN GENİŞLEME STRATEJİSİNİ OYLAYACAĞIZ”
Biz bugün aslında sadece İsveç’in NATO’ya katılımını oylamayacağız. Biz bugün aynı zamanda NATO’nun genişleme stratejisini oylayacağız. Bu bugün yanıtlayacağımız temel soru şudur: Dünya bir kırılma yaşarken, Gazze’deki savaş yayılma emareleri gösterirken Ukrayna’da savaş sürerken, Çin-Tayvan gerginliği tırmanırken, dünya ticaretinin yüzde 12’si Kızıldeniz’de durmuşken ve bu kırılmanın uzun vadeye yayılacağı aşikarken bizim yerimiz demokrasilerin yanı mıdır, yoksa tek adam rejimlerinin yanında mıdır? NATO’nun askeri açıdan güçlü kalması, siyasi olarak güçlenmesi ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? NATO’nun kolektif caydırıcılığının güçlenmesi ve Rusya’nın saldırgan politikaları karşısında direncini artırması ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? Temel sorular bunlardır.
“NATO’NUN YENİ ÜYELERİN KATILIMIYLA GENİŞLEME POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”
Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Siyasi yönden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğüne ve her türlü gücü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.
“HÜKÜMETİMİZ İSVEÇ’İN NATO ADAYLIĞI GÜNDEME GELİR GELMEZ YAPTIĞI FEVRİ ÇIKIŞLARLA MANEVRA KABİLİYETİMİZİ DÜŞÜRDÜ”
Gazze bombalanırken Cumhurbaşkanımız niçin Avrupa Birliği ülkelerine ‘İsveç’i takip edin, siz de İsveç gibi Filistin’i tanıyın’ diyemedi? Çünkü Hükümetimiz İsveç’in NATO adaylığı gündeme gelir gelmez yaptığı fevri çıkışlarla manevra kabiliyetimizi düşürdü, enstrümanlarımızı azalttı. Elde megafonla propaganda yapar gibi dış politika yürütmenizin bir boyutu da bu oldu. O fevri çıkışlar nedeniyle Filistin için sesimizi daha fazla duyurma imkanına sahip olamadık. Çünkü İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldiğinde müzakere süreçlerinde görülmemiş bir üslupla güya kapıyı baştan kapattınız. Erdoğan ‘Ben olduğum sürece ‘evet’ demeyiz’ dedi. Bu mesele her krizde olduğu gibi bir kişinin kişisel kapasitesi ve ideolojik tahayyül dünyasıyla sınırlandırıldı çünkü son yıllarda dış politikamız ne yazık ki şöyle ilerliyor: Önce Erdoğan çıkıyor, iç politika için şov yapıyor, bağırıyor çağırıyor, perde gerisinde bir diploması yürüyor, o diplomasi bir sonuca ulaşıyor, Erdoğan da ses tellerinin kısıklığıyla ve milleti boşuna gerdiğiyle kalıyor.
“İSVEÇ’İN TERÖRLE MÜCADELEDE BİZE YETERİNCE DESTEK VERMEMESİ BİZİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR”
Bizim, İsveç’ten meşru taleplerimiz var, bu talepler meşru mudur? Yüzde 100 meşrudur, özellikle terörle mücadele bağlamında meşruiyet açıktır. Bunların diplomatik adaba ve üyesi olduğumuz NATO’nun yerleşik kurallarına göre müzakere edilmesi gayet doğaldır. Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.
“MANEVİYATIMIZ DEĞİŞMEDİĞİNE GÖRE NE DEĞİŞTİ?”
İki tane terör örgütünün ismi çok sık anıldı bu süreçte; bir tanesi PKK, bir diğeri FETÖ. Şimdi, İsveç PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyor fakat FETÖ İsveç yasalarına göre bir terör örgütü değil. Ben bunu Dışişleri Komisyonunda da sordum fakat makul, mantıklı bir cevap alma imkanına sahip olamadık. FETÖ bize göre bir terör örgütü, İsveç’e göre değil. İsveç’ten terör örgütü olarak kabul etmediği bir örgütün mensuplarını iade etmesini istiyoruz; bunun da ne uluslararası ilişkilerle ne diplomasiyle ne de mütekabiliyetle uyan bir tarafı yok. Hukuken mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz ama sizin tek derdiniz iç kamuoyunu manipüle etmek. Terör örgütü olarak tanındığı halde PKK mensuplarının iadesinde de benzer bir açmaz var. Tam kırk dört yıl süresince İsveç’ten toplam 69 kişiyi talep etmişiz; bunların 32’si terörden, 37’si adli suçlardan. Peki, toplam kaç kişi iade edilmiş? Toplam 1 kişi iade edilmiş; geçtiğimiz ay durum böyleydi. 16 Kasım’da Dışişleri Komisyonunda toplandık; o gün İsveç terörle mücadele konusunda yasal değişiklikleri yapmıştı, bitirmişti. O Komisyonda tartışmalar yeterli olgunluğa ulaşmadığı için bir sonuca varılamadı. Sonra, 26 Aralıkta İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Genel Kurul’a indirilmesine karar verilen toplantıyı yaptık. Arada ne değişti? Ne 2’nci bir suçlu iade edildi ne de başka bir değişiklik oldu. Ama ‘Ne değişti’ sorusunun bir muhatabı daha var, o da Milliyetçi Hareket Partisi. Altı ay önce ‘Kandil Dağı neyse Stockholm odur’ dediniz, geçen ay ‘İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakıldı, dinimize hakaretler edildi, maneviyatımıza en ağır saldırılar yapıldı, İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz’ dediniz, şimdi bugün İsveç’in NATO’ya girişini kabul edeceksiniz. Maneviyatımız değişmediğine göre ne değişti, yoksa Stockholm’un haritadaki yeri mi değişti?”
]]>TBMM Başkanı ve İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Kuzey Atlantik Antlaşmasına İsveç Krallığının Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.
ŞAHİN: GELECEK PARTİSİ OLARAK NATO ÜYELİĞİNE KARŞI DEĞİLİZ
İsveç’e NATO üyeliği yolunu açan protokolle ilgili kanun teklifinin görüşmelerinde Saadet- Gelecek Grubu Başkanvekili İsa Mesih Şahin Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum” dedi.
KAYA: “KAPALI KAPILAR ARDINDA VERİLEN SÖZLER…”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya ise, “Kapalı kapılar ardında verilen sözlere… Komisyonda oturan arkadaşlarımızın samimiyetinden şüphe etmiyorum ancak şunu net olarak söyleyeyim, bu komisyona verilen sözlerin hiçbir anlamı yoktur, burada irade bu millettedir, milletin vekillerindedir; ‘hayır’ diyerek gücümüzü gösterelim. İsveç’in NATO üyeliğine karşı durarak aslında ne tür oyunların kurulduğu gerçeğini ortaya çıkaralım diyorum. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını buradan ifade ederim” diye konuştu.
ZORLU: “GELECEĞE YÖNELİK TEMENNİLER MANZUMESİNDEN İBARETTİR”
İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu da “Türkiye, NATO ve İsveç arasında hazırlanmış olan mutabakat metni de geleceğe yönelik bir temenniler manzumesinden ibarettir” diyerek ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını söyledi.
SALICI: “NATO’NUN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ÖNEMSİYORUZ”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı oylama öncesi Genel Kurul’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Biz güvenliği sadece askeri değil aynı zamanda siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Siyasi yönden bakıldığında CHP’nin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğünü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silahlı yoluyla değil, diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerinin katılımıyla genişlemesini destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada CHP olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.”
ENGİNYURT: “CUMHURBAŞKANIMIZI DESTEKLİYORUM, ‘HAYIR’ DİYORUM”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt, ise “İsveç PKK sevicidir, İsveç Kandilcidir. İsveç FETÖ’cüleri destekler, PKK’lılara parasal yardım yapar. Bunu Cumhurbaşkanımız söyledi. Ben de onu destekliyor ve ‘hayır’ diyorum” dedi.
BAŞ: “BİZ NATO’NUN KENDİSİNE KARŞIYIZ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz, NATO’nun kendisine karşıyız, Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı, NATO’nun genişlemesine de karşıyız ” dedi.
EMEP Partisi Genel Başkanı İskender Bayhan da “Türkiye’deki bütün NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye NATO’dan çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan açık oylamaya 346 milletvekili katıldı. 287 milletvekili kabul, 55 milletvekili red, 4 milletvekili de çekimser oy kullandı. Oylamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. DEM Parti milletvekilleri kanun teklifini protesto etti. “NATO’ya, işgale, savaşa hayır” dövizleri gösterdi. CHP ve Gelecek Partisi kanun teklifine ‘evet derken Saadet Partisi, İYİ Parti ve TİP ‘hayır’ oyu verdi.
]]>Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki Aşık Veysel Kültür Merkezi’nde partisinin aday tanıtım programında konuşan Destici, Pençe-Kilit operasyon bölgesinde şehit olan askerlerin isimlerini okuyarak, ailelerine başsağlığı diledi.
Destici, Türk ordusunun terörle mücadelesinin sürdüğünü, hiçbir sivili, camiyi, hastaneyi, okulu hedef almadığını, Türklüğün ilke ve kurallarına göre düşmanla savaştığını söyledi.
Türkiye’nin terörle mücadelesinin sonuna kadar süreceğini vurgulayan Destici, şunları kaydetti:
“Yüreğimiz yanıyor, 12 şehidimiz var ama işte şimdi biraz önce gelen bir haber PKK’nın siyasi partisi Diyarbakır’da kongre yapıyor, halaylar çekiyor, türküler söylüyor ve aynen kullanılan ifadeyi buradan söylüyorum. Bebek katili için sloganlar atılıyor ve ‘sonu muhteşem olacak’ deniliyor. Sivas’tan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun baba ocağından sesleniyoruz. Sonunuz muhteşem değil, sonunuz helak olacak. Bugüne kadar verdiğimiz şehitlerin kanları yerde kalmadıysa bugün verdiğimiz şehitlerin de kanları yerde kalmayacak, 1’e 1000 alacağız Allah’ın izniyle.”
“Her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar”
Terörle mücadeleyi birlikte vermedikten sonra kazanmanın zaman alacağına dikkati çeken Destici, “Elbette kazanacağız. Bakın Mecliste PKK’nın siyasi partisi var. PKK’nın milletvekilleri var. Bunların Meclis Başkanvekillerinin yönettiği hiçbir toplantıya katılmadım. Hiçbirisine diğerleri gibi başkanım çekmedim. Hiçbirisine selam vermedim, elini sıkmadım çünkü onların elinde de şehitlerimizin kanı var.” diye konuştu.
Destici, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“HDP, PKK’nın siyasi partisi, bir bakıyorsunuz ismi HDP bir bakıyorsunuz Yeşil Sol, bir bakıyorsunuz DEM olmuş. Yani her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar. Kılıktan kılığa giriyorlar ve Anayasa Mahkemesi bütün bunları seyrediyor. Hala kapatma davası nihayete ermiş değil. Peşine iki parti daha kurdular, 3 isim daha değiştirdiler. Anayasa Mahkemesine geçen seçim öncesi onlarca çağrı yaptık. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız bizim bu çağrılarımız üzerine Anayasa Mahkemesine yazı yazdı. PKK’nın siyasi partisine verilen Hazine yardımının kesilmesini istedi. Önce Anayasa Mahkemesi ‘evet’ dedi. Daha sonra ‘hayır’ dedi ve eski parayla 700 trilyonu HDP’nin yani PKK’nın kasasına koydu. Yazıklar olsun. Herhalde birlikte demleniyorlar. Onu da bilmiyorum. Hepsini tabii ki kastetmiyorum ama bu karar bizi rahatsız etmiştir. Bu karar bizim kanımıza dokunmuştur. Anayasa Mahkemesi, evet hukuktan adaletten yana olmalıdır ama her şeyden önce devletten, milletten, ordudan yana olmalıdır. Bağımsızlıktan yana olmalıdır, terörle mücadelenin yanında olmalıdır. Bakın şimdi de yine 800 trilyon para verecekler. Dünyanın hangi ülkesinde, hangi devletinde terör örgütünün partisi olur? Dünyadaki hangi parlamentoda o devlete savaş açmış terör örgütünün partisi, milletvekilleri yer alır?”
Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere çağrıda bulunan Destici, “Neyi bekliyorsunuz? Daha kaç askerimizin şehit olmasını bekliyorsunuz? Bunların dokunulmazlıklarını kaldırın, yargıya gönderin. Hepsini hapse tıkın diyoruz. Hepsi cezasını çeksin diyoruz.” ifadesini kullandı.
Devletin, ordunun, Türkiye’nin terörle apansız bir mücadele verdiğinin altını çizen Destici, “Ya Irak kendi sınırlarından Türkiye’ye karşı 40 yıldır kanlı bir mücadele veren, ABD başta olmak üzere tüm emperyalistlerin desteğini alan ve onların maşası olan PKK ve uzantılarını topraklarından çıkaracak ya da Türkiye’ye teslim edecek, başka yere sürecek ya da Türk ordusu tamamen o bölgeyi hakimiyetine alıp orada bir tane terörist bırakmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından aday tanıtımı gerçekleştirildi.
]]>