Prof. Dr. – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Fri, 12 Jul 2024 21:45:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kastamonu Üniversitesi’nde Hasan Rıza Paşa Paneli Düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:45:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9551 Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen panelde Hasan Rıza Paşa anıldı.

Kastamonu Üniversitesi’nde “Şehadetinin 111. Yılında İşkodra Kahramanı Hasan Rıza Paşa” konulu panel, 29 Şubat 2024 tarihinde Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele Vali Meftun Dallı, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan ile birlikte akademisyenler, öğrenciler ve kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlarken panelin açılış konuşmasını Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selahattin Kaymakçı yaptı. Prof. Dr. Kaymakçı konuşmasında, Türkiye’de yaşayan her bireyin kendi değerlerini aramakla, bulmakla, bilmekle ve öğretmekle de mükellef olduğunu dile getirerek tarihiyle barışık, medeniyetiyle, kültürüyle barışık gençlerin nasıl yetiştirebileceği sorusunun cevabını bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Programın moderatörlüğünü İnsan ve Toplum bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz yaptı. Prof. Dr. Yılmaz konuşmasında Balkan Savaşları sırasında İşkodra, kalelerinin savunulmasında Türk askerinin gösterdiği kahramanlıkların övgüye değer olduğunu dile getirerek bu savunmada önemli rol oynayan Hasan Rıza Paşa hakkında kısa bilgi paylaştı. Ayrıca Yılmaz, konuşmasında panele katkıda bulunan tüm akademisyenlere ve öğrencilere katılımlarından dolayı teşekkür etti.

‘Hasan Rıza Paşa inandığı dava uğruna İşkodra’yı savundu’

Panelin açılış konuşmasından sonra sözü Eğitimci-Yazar Efendi Barutçu aldı. Barutçu panelde kahraman, kahramanlık ve kahramanlar üzerine başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Barutçu, konuşmasında, kahramanların ölümden korkmadığını aksine ölümün üzerine sakınmadan gittiklerinin altını çizdi. Kahramanlığın dini açıdan da önemli bir unsur olduğunu dile getiren Barutçu, hadisler ile kahramanlık kavramının önemini açıkladı. Barutçu, kahramanların inandıkları dava için yaşadığını ifade ederek Hasan Rıza Paşa’nın da bu davaya inanarak İşkodra’yı savunduğunu ve bunun için can verdiğini söyledi. İşkodra’da önemli başarı kazanan Hasan Rıza Paşa’nın yaptıklarının geleceğe ışık tuttuğunu söyleyen Barutçu, geçmişteki başarıları örnek almayan ahlaktan ve benliğinden uzaklaşan milletlerin akıbetlerinin iyi olmayacağına vurgu yaptı. Barutçu, Kastamonu il yönetiminin de İşkodra şehri ile bir kültür tarih kardeşliği kurmasına yönelik girişimlerde bulunmasını önerdi.

Barutçu’dan sonra söz alan Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şerif Demir’in yaptığı konuşmada Balkan Savaşları, İşkodra ve Hasan Rıza Paşa hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Demir konuşmasında Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti’nin zayıflığından faydalanmak isteyen ülkelerin çıkardığı sorunların Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmedeki süreci hızlandırdığını söyleyerek, Balkan Savaşları’nda askerlerin görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını ifade etti. Prof. Dr. Demir, “Tarihi hadiselerin tekrarı olarak değil, belki geleceği inşa ederek etmek için geleceği daha iyi anlamak için ihtiyaç duyacağımız en önemli referans kaynağı olarak düşünmek gerekir” dedi.

Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Çelebi ise Hasan Rıza Paşa’nın hayat hikayesi isimli sunuyu dinleyicilerle paylaştı. Prof. Dr. Çelebi konuşmasında Hasan Rıza Paşa’nın doğum yerinin Arnavutluk, Bağdat ve Kastamonu olduğuna yönelik farklı görüşlerin olduğunu dile getirerek Hasan Rıza Paşa’nın kariyerinde gösterdiği başarıları dinleyicilere anlattı. Prof. Dr. Çelebi, Hasan Rıza Paşa’nın eğitimini İstanbul ve Bursa’da tamamladığını Berlin’de de Harp eğitimi aldığını Osmanlı topraklarında çeşitli yerlerde görev alarak başarılı bir asker olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çelebi başarılı bir asker olan Hasan Rıza Paşa’ya ait belgelerin olduğuna değinerek bu belgelere ait geniş çaplı sistematik bir çalışma yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Panelin sonunda konuşmacı olarak katılan katılımcılara teşekkür belgesi takdim edildi. – KASTAMONU

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/feed/ 0
SUBÜ, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı https://www.kanal7haber.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:45:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9353 SUBÜ’nün sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşmeye yönelik attığı adımlar, geliştirdiği ürünler ve planlanan projeler TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın katıldığı toplantı ve birim gezisiyle ele alındı.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.

Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.

“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.

“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”

Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/feed/ 0
Sakarya’da Evde Hemodiyaliz Hizmeti Başladı https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 09:03:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6570 Sakarya’da evde hemodiyaliz hizmeti başladı

Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”

“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”

SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.

“Bu bizim için velinimet”

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.

“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”

‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.

“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”

Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/feed/ 0
Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:00:48 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5807 Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor

Türk mutfağının vazgeçilmezi kanser riskini düşürüyor

İSTANBUL – Yurtdışında yapılan son araştırma sonuçlarına göre haftada 1 bakliyat tüketildiğinde kalın bağırsak (kolon) ve makat kanseri olma riski yüzde 26 azalıyor. Haftada 2 kez tüketildiğinde ise bu oran yüzde 35’e çıkıyor.

Günümüzde mide kanseri olanların oranı azalırken kolon kanser oranları artıyor. Artma nedenleri arasında ise stresin yanında; aşırı fast food, asitli içecek ve hazır paketli gıdalar tüketmek yer alıyor. European Journal of Clinical Nutritio’da yayınlanan araştırma makalesi ise kolon kanseri için önemli bir sonuç paylaştı. Bakliyat tüketiminin kalın bağırsak ve makat kanseri riskini düşürdüğüne dair sonuçlarını değerlendiren Medipol Mega Üniversite Hastanesinde Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, Türk mutfağında sofraların ana yemeği olan baklagillerden son zamanlarda uzaklaşıldığını bu durumun da bağırsak sağlığını bozduğunu söyledi.

“İçerisindeki flavenoit anti-kanserojen etki yapıyor”

Araştırma hakkında konuşan Prof. Dr. Göral, “Haftada 1 bakliyat yediğinizde yüzde 26, haftada 2 kez yediğinizde ise yüzde 35 civarında kalın bağırsak ve makat kanseri olma riskiniz azalıyor. Azalmasının nedeni ise bakliyatta flavenoit adı verilen birtakım maddeler var. Bunlar anti-kanserojen, etki yapıyor. Yani kanserden koruyucu maddeler. Dolayısıyla bu maddeleri çok tüketmek hem kanser hücrelerinin büyümesini hem de kanserin oluşması ve gelişmesini engelliyor” açıklamasını yaptı.

“Haftada 2 değil, 3 kez de tüketebilirsiniz”

Bakliyatın haftada 3 kez de tüketilebileceğine değinen Prof. Dr. Göral, “Bakliyatın faydasının bir diğer sebebi de içeriğindeki liflerdir. Çok fazla lif içerdikleri için kalın bağırsak kanserini önlemede avantaj sağlıyor. Çünkü lifli gıdaları az tüketirsek bağırsaktaki kanserojenlere daha fazla etkili oluyor. Çok fazla lif tükettiğimizde bağırsakta çok fazla lif olduğu için bağırsaklarımızı kanserojen maddelerden koruyoruz” dedi.

“Normalde nasıl yapıyorsanız öyle pişirin”

Her türlü bakliyatın kanser önleyici etkisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Göral, “Kuru fasulye aslında halkımızın çok sevdiği bir besin. Kuru fasulye, buğdaydan yapılan ürünler, nohut ve diğer bakliyat çeşitleri bu konuda çok başarılıdır. Bir porsiyon 100 gram olabilir. Pişirme yöntemi de normalde bakliyat yemeklerini nasıl yapıyorsak öyle yapalım. Kuru bakliyattaki vitaminler zaten sıvıya karıştığı için pişirme yöntemi herhangi olumsuzluk oluşturmaz” açıklaması yaptı.

“Az da olsa her şey yenilmelidir”

Son zamanlarda sıfır gluten diyetlerin oldukça popüler olduğunu belirten Prof. Dr. Vedat Göral ayrıca şu uyarılarda bulundu:

“Bu zararlı bir yöntemdir. Çok da yanlış. Glutensiz diyeti iki durumda kullanıyoruz. Biri çölyak hastalığıdır. Gluten hastalığında bir de buğday hassasiyeti var. Çünkü buğdayda da birçok proteinler, vitaminler var. Dolayısıyla bazen glutensiz beslenmeyle ileride birtakım olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor. Her şeyden düzenli, az az da olsa yemek gerekiyor.”

“Rastgele antibiyotik ve ağrı kesici kullanmayın”

Son olarak kanserden korunmak için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Göral,” Her gün düzenli yürüyüş yapmak bile yüzde 8-10 kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Yani kalın bağırsak kanseri aslında önlenebilen bir hastalıktır. Stresi yönetmek ve her şeyi yemek lazım. Rastgele antibiyotik kullanmamalısınız. Çünkü bağırsak mikrobiyotasını bozuyoruz. İyi bakterileri öldürüyoruz, kötü bakteriler kalıyor. Bunlar da olumsuz etkiler meydana getirebiliyor. Rastgele ağrı kesici içmemek lazım. Yemekleri, yavaş yavaş ve iyice çiğnemeliyiz. Yemeğe zaman ayırmalıyız, keyif almalıyız” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/feed/ 0
Uzmanlar Kafa Tabanı Problemlerini ve Tedavi Yöntemlerini İnceledi https://www.kanal7haber.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/ https://www.kanal7haber.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:03:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5638 Uzman isimler “Kafa tabanı” problemleri ve tedavi yöntemlerini masaya yatırdı

Prof. Dr. Turgut: “Zor cerrahileri genç hekimlere sevdirmek istiyoruz”

İSTANBUL – Bu yıl 6’ncısı düzenlenen Kafa Tabanı Kongresi birçok branşta uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Suat Turgut, “Zor cerrahileri gençlere sevdirmek ve multidisipliner yaklaşım için bu toplantılar düzenleniyor. Hangi olguda ne yapacağız, hastalarımızı nasıl tedavi edeceğiz herkes görüşünü ortaya koyuyor ve en mükemmeli, en iyiyi bulmak üzere ortak akılla hareket ediyoruz” dedi.

Kulak burun boğaz, nöroşirürji (beyin ve sinir cerrahisi), ağız ve çene cerrahisi ile radyoloji gibi disiplinlerin katılımıyla bu yıl 6’ncısı organize edilen Kafa Tabanı Kongresi İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi. Kafa Tabanı Derneği tarafından 16-18 Şubat tarihlerinde düzenlenen kongrede kafa tabanına yönelik multidisipliner yaklaşımın önemi, cerrahideki son gelişmeler, kafa kaidesi anatomisi, vaka incelemeleri ve görüntülemesi gibi konular detaylı olarak ele alındı. Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Suat Turgut ile Prof. Dr. Memduh Kaymaz’ın yaptığı Türkiye’nin birçok üniversite ve hastanesinden uzmanların bulunduğu kongrede vakalarda disiplinler arası iletişimin giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekildi. Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanı, Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Klinik Şefi Prof. Dr. Suat Turgut da kongreye ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. Turgut, iş birliği içerisinde hareket edilerek hastalar için en doğru tedavi şeklinin bulunması noktasında bu toplantıların büyük önem taşıdığını ifade etti.

“Zor cerrahileri gençlere sevdirmek için böyle toplantılar düzenliyoruz”

Kongrede konuşan Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanı, Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Klinik Şefi Prof. Dr. Suat Turgut, “Tıptaki birçok branşın çene, beyin cerrahları, kulak burun boğaz cerrahlarının bir araya geldiği bir kongre estetiğe, kolay işlere yönelimin olduğu bir dönemde, Kafa Tabanı Derneği olarak riskli hastalar, ulaşılması zor alanlar, zor cerrahileri gençlere sevdirmek için böyle toplantılar düzenliyoruz. Bütün branşlardan epey de bir katılım var, birçok cerrah var, bunların ortak alanlarında çalışmalar yapıyoruz. Multidisipliner yaklaşım için bu toplantılar düzenleniyor. Gençleri heveslendirmek istiyor, her sene bir kez bu toplantıyı yapıyoruz. Bütün üniversitelerin beyin cerrahi servisleri, kulak burun boğaz, çene cerrahisi, maksillofasiyal (yüz ve çeneyi ifade eden bölge) cerrahi bölümleriyle kontak kuruyoruz, davet ediyoruz, bilgi paylaşımı yapıyoruz, zor olgularımızı tartışıyoruz. Hangi olguda ne yapacağız, nasıl davranacağız, hastalarımızı nasıl tedavi edeceğiz, herkes görüşünü ortaya koyuyor ve en mükemmeli, en iyiyi bulmak üzere ortak akılla hareket ediyoruz. Çünkü siz nöroşirürjenseniz sadece o açıdan bakıyorsunuz, kulak burun boğazcıysanız bu açıdan bakıyorsunuz ama bütün açılar bir araya geldi mi bütünleşiyor. Dolayısıyla da hastamıza en uygun, kaliteli, yararı olacak tedaviyi ortak akılla bulmuş oluyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu ISS’de kanser riski deneyi yapacak https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-issde-kanser-riski-deneyi-yapacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-issde-kanser-riski-deneyi-yapacak/#respond Thu, 01 Feb 2024 21:15:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3113

TÜRKİYE’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) gerçekleştireceği ‘Miyeloid’ deneyinde, uzay ortamının olası etkileri nedeniyle astronotların kanser riskleri tespit edilecek. Proje yöneticisi Prof. Dr. Güneş Esendağlı, deney için Alper Gezeravcı’dan yolculuk öncesinde ve ISS’e ulaştıktan sonra kan örnekleri alındığını, eş zamanlı olarak ISS’de sürekli sağlık denetiminin yapıldığını belirterek, “Deney, astronotlarda kanser riski belirlenmesi ile dünyada ilk olma özelliği taşıyor” dedi.

Alper Gezeravcı, ISS’de Hacettepe Üniversitesi’nin ‘Uzay Misyonuna Katılan Bireylerde Radyasyona Maruz Kalmanın Kanser İçin Öncül Lezyonlar Olan Periferik Kandaki Miyeloid-Kökenli Baskılayıcı Hücrelere Etkisinin İncelenmesi’ deneyini yapacak. Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Temel Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güneş Esendağlı’nın sorumlusu ve proje yöneticisi olduğu deneyle, astronotların maruz kalacağı; yolculuk, uzay koşulları ve kozmik radyasyon hasarının immünolojik olarak ‘Miyeloid-Kökenli Baskılayıcı Hücre’ düzeyinde ölçülmesi ve değerlendirilmesi amaçlanıyor. Deneyle, astronotların atmosferin koruyucu etkisi olmadan uzayda maruz kaldığı stres ve radyasyon hasarına bağlı olarak, ‘miyeloid’ kökenli hücrelere yönelik olası değişiklikleri denetlenecek ve uzay ortamının olası etkileri sebebiyle astronotların kanser riskleri tespit edilecek.

Proje ekibinde Prof. Dr. Esendağlı’nın yanı sıra; Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Temel Onkoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Ece Tavukçuoğlu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Bora Yılmaz, Etlik Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nden Doç. Dr. Erhan Güven ve Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Temel Onkoloji Anabilim Dalından Uzman Biyolog Hamdullah Yanık bulunuyor.

‘ELDE EDECEĞİMİZ VERİLER BİLİME KATKI SAĞLAYACAK’

Prof. Dr. Esendağlı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Uzay Enstitüsü’nün Türk Uzay Misyonu’nun planlanmasıyla birlikte ISS’de gerçekleştirilecek deneyler için bir çağrıda bulunduğunu ve bunun üzerine projelerini oluşturduklarını belirterek, “Bağışıklık sistemiyle ilgileniyoruz. Özellikle bağışıklık sisteminin ‘miyeloid hücreler’ dediğimiz grubuna odaklanıyoruz. Sorduğumuz soru; tüm bu uzay yolculuğu; hazırlık dönemi, yolculuk sırasında yaşanan yer çekim stresi, devamında atmosferik basınç kaybı, yer çekimsiz ortam, kozmik radyasyon, ultraviyole ışınları gibi pek çok stres maruziyeti oluyor. Bu maruziyet de bağışıklık sistemini nasıl etkiliyor? Miyeloid hücreler kemik iliğinden çıkıyorlar, bu hücre grubunun 6 saat 8 saat gibi bir sürede yenilenme özelliği var. 14 günlük süreçte kemik iliği pek çok kez kendisini yenileyecektir. Bu hücre grubunun strese yanıt olarak artması ya da azalması gibi bir sorumuz var. Bu soru dünyada ilk kez soruluyor. Elde edeceğimiz veriler bilime katkı sağlayacak” dedi.

‘BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN NASIL BİR KARAKTERE BÜRÜNDÜĞÜNÜ ÖĞRENECEĞİZ’

Miyeloid hücrelerin sağlıklı bireylerde de bulunduğunu ve uzun süreli kanser ve enfeksiyon durumlarında arttıklarını, yaralanmalarda bağışıklık sisteminin dokulara zarar vermeden çalışmasını sağladıklarını aktaran Prof. Dr. Esendağlı, öte yandan miyeloid hücrelerin olası bir kanser durumunda kişiye negatif etki ettiğini söyledi. Esendağlı, “Tüm bu uçuş stresinde bu hücreleri bulursak esas soracağımız soru; bu hücreler çıkıyor mu, çıkıyorsa hangi grupları çıkıyor, baskılama fonksiyonu gösteriyorlar mı? İmmün sistemini aktive edip, astronotun bağışıklık sistemini negatif mi etkiliyor, bunların fonksiyonu nedir? Uzay yolculuğunda bazı enfeksiyonlara yatkınlığa mı sebep oluyor yoksa doku hasarını mı gidermeye çalışıyor onu öğreneceğiz. Aslında bağışıklık sistemi uzay yolculuğu sırasında nasıl bir karaktere bürünüyor onu öğreneceğiz” diye konuştu.

‘KANSERLE İLİŞKİLİ CEVAPLARIMIZ OLACAK’

Radyasyon, ultraviyole ışınları gibi etkenlerin kansere sebebiyet verdiğini anımsatan Prof. Dr. Esendağlı, “Tabii 14 gün gibi kısa bir süreçte bunların kanser yapma olasılığı yok ama yukarıda maruz kalınan radyasyon oranı çok daha fazla. Pek çok faktörü bir araya getirdiğimizde ISS’de artan bir kanser risk varsa, bu bağışıklık sistemi açısından nasıl algılanıyor, bu bir risk mi? Bağışıklık sistemi kanserle savaşamayacak bir noktaya mı geliyor? Yoksa tam tersi önlem mi alıyor bunu öğreneceğiz. Kanserle ilişkilendirilebilecek cevaplarımız olacak” dedi.

Gezeravcı’dan yolculuk öncesinde ve ISS’ye vardıktan sonra kan örnekleri alındığını dile getiren Prof. Dr. Esendağlı, eş zamanlı olarak ISS’de astronotların sürekli sağlık denetimlerinden geçtiklerini ve maruz kalınan basınç, radyasyon seviyesi gibi verilerin kendilerine geldikten sonra tüm parametrelerin birleştirilmesiyle maruz kalınan galaktik ortamın bağışıklık sistemindeki değişikliklerinin öğrenilebileceğini söyledi. Esendağlı ayrıca uzun süreli uzay görevlerinde astronotlarda geçmişte kardiyovasküler rahatsızlıklar ve eklem ya da kas sorunların raporlandığını kaydetti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-issde-kanser-riski-deneyi-yapacak/feed/ 0
Adana OSB Kadın Sanayiciler Platformu, Prof. Dr. Bahar Uslu’yu öğrencilerle buluşturdu https://www.kanal7haber.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/ https://www.kanal7haber.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:18:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2503 Adana Organize Sanayi Bölgesi Kadın Sanayiciler Platformu, kuruluş amaçları çerçevesinde bir projeyi daha hayata geçirdi. Bölgedeki okullarda eğitim öğretim gören öğrencilerin kariyer planlarında yol gösterici olmayı hedefleyen projenin ilk konuğu geliştirdiği yöntemle Tıp Literatürüne geçen Prof. Dr. Bahar Uslu oldu.

Bölge sınırlarında eğitim öğretim veren meslek lisesi ve meslek Yüksekokulu öğrencileri ile bir araya gelmeyi ve bu çerçevede bir mentor-menti ilişkisi oluşturmayı görev edinen Kadın Sanayiciler Platformu, ABD’de görev yapan Prof. Dr. Bahar Uslu’yu meslek lisesi öğrencileri ile buluşturdu.

Platformun Kurucu Üyesi Ayça Çelik, ‘Geliştirdiği “Uslu Yöntemi” ile tıp literatürüne geçen ve halen bir üniversitede akademik çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Bahar Uslu’yu konuk etmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Kendisine nazik ziyaretinden ve projemize vermiş olduğu destekten dolayı şahsım ve platformumuz adına teşekkür ederim” dedi.

Kadın sanayicileri bir araya getirip, tanışma ve güçbirliği oluşturulmasının yanı sıra kadın girişimcilere rol model olmak, öncülük etmek ve bölge sınırlarındaki Meslek Lisesi’nde eğitim öğretim gören kız öğrencilerin yoluna ışık tutmak hedefiyle yola çıkan platformun “Mentörlük Projesi”nin konuğu olan Türk Tıp Profesörü Bahar Uslu, deneyimlerini öğrencilerle paylaşırken, altın değerinde nasihatlerde bulundu.

Amerikan hükümeti tarafından “olağanüstü yeteneğe sahip tıp insanı” olarak değerlendirilen, “Yılın Akademisyeni”, “Yurtdışındaki En Başarılı 30 Kadın” dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok ödüle sahip olan Prof. Dr. Uslu ise ‘Bir Adanalı olarak Adana OSB’nin tekstil dahil olmak üzere farklı sektörlerde de gelişmiş olması gurur verici” dedi.

Uslu, tarımsal üretimi ve tarıma dayalı olarak gelişmiş sanayisi ile Adana’nın hak ettiği seviyeye ulaşmasında OSB’nin katkısına dikkati çekerek, bundan sonraki süreçte Adana’yı çok daha iyi noktalarda göreceğine inandığını kaydetti.

Mentörlük Komitesi Üyesi Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, ise 2024 yılında Platformun önemli projelerinden birisi olan ‘Mentorluk Projesi’ ile kariyer hayatını planlama aşamasında olan öğrencilere katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Coşkun, platformun Mentörlük Komitesi tarafından yürütülen projenin amaçlarına dikkati çekerek, “Öğrencilerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duyabilecekleri bilgi, deneyim, kaynaklarla buluşabilmelerine destek olmak, kendilerini tanıyarak, özgüvenlerini ve kariyer bilincini arttırıp, kendilerini yöneten bireyler olabilmelerine yardımcı olmaktır” dedi.

Programın devamında, Prof. Dr. Bahar Uslu, AOSB Seyhan Salonu’nda Özel Erkan AOSB Sarıçam Teknoloji Koleji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerine tecrübelerini anlattı.

Uslu’nun tıp literatürüne geçen çalışması

Dışarıdan destekli hamilelik ve tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmaları çerçevesinde geliştirdiği yöntemden de öğrencilere söz eden Prof. Dr. Uslu, bu çalışmasının tıp literatürüne “Uslu Yöntemi” olarak geçmesinden duyduğu gururu ifade etti.

Yurt dışında yaşadığını ancak, ailesiyle vakit geçirmek üzere her fırsatta Adana’ya geldiğini ve memleketini çok sevdiğini anlatan Prof. Dr. Uslu, “Tecrübelerimi paylaşıp, siz gençlere moral vermek, umut vermek ve çıkış yolları göstermek gerektiğine inanıyorum. Lütfen kendinize güvenin, hayal edin ve planlayın. Kendinize duyduğunuz güven; kararlarınızı, davranışlarınızı ve bu doğrultuda tüm hayatınızı etkiler” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Uslu, deneyimlerini paylaştığı konuşmasının sonunda, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

Platformun Mentörlük Komitesi Üyeleri Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, Erva Tozlu, Gamze Severoğlu ve Yazgül Uğur Ersöz ile birlikte platform üyelerinin katıldığı toplantıda, Adana sanayisinin önemi ihracat ve sektörel konular hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu. – ADANA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/feed/ 0
Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu panel düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:09:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2052 Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) tarafından ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu bir panel gerçekleştirildi.

PAÜ Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü PAÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel üstlenirken panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Akalın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra olarak yer aldı.

Panelin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Kutluhan gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Kutluhan yaptığı konuşmada şunları kaydetti, “7 Ekim 2023 tarihinde başlayan bu süreç hepimizin içini yakmakta ve yakmaya da devam etmektedir. Üniversite olarak bizim asıl görevimiz Dünya devletlerinin politikalarını, Ülkemizi, çevremizi ve Ortadoğuyu daha iyi anlamaktan geçmektedir. Çünkü neden 12 şehit verdik? Sorusuna mutlaka her birimiz cevap vermek zorundadır. Neden şuan 30.000 kişiye yakın Filistinli kardeşimiz şehit oluyor? Sorusuna yine mutlaka cevap vermek zorundayız. Bunu biz, 1900’lü yıllarda Kurtuluş Savaşı ile çok iyi anladık. Gazi Mustafa Kemal Paşa, çizmiş olduğu milli misakla olayı bizlere o kadar güzel anlatmıştır ki bizlere, Kuva-i Milliye’yi kurduk, arkasından düzenli ordu sistemine geçtik ve bağımsızlığımızı kazandık. Özbekistan ile biliyorsunuz güzel bir çalışma yaptık. Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı geldi. Ne dedi? Bizler Müslüman Türk alemi esaret altında iken, iyi ki Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak ayakta! Yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı üniversitemizde ağırladık. Onlar da aynı şekilde burada anlattılar nasıl bağımsızlıklarını kazandıklarını ama hala tam bağımsızlıklarına kavuşamadıklarını. Yine aynı şekilde Azerbaycan’da Karabağ problemi Biz kendimizi iyi tanımak zorundayız. Çünkü emperyalizm komplo teorileri ile güya bize komplo teorisi diyorlar ama aslında gerçek teorileri ile saldırmaktalar. Ekonomik sebepler diyor, petrol var diyorlar Ortadoğu’da, onu ele geçirmek emellerindeler. Fakat sadece petrolle de geçilmiyor, buradaki insanlığımı yok etmeye çalışıyorlar. Dini yönden kendi dini inançları ile ele alıyorlar olayı. Sadece hak ve adaleti savunan bu Müslüman alemi, Türk Müslüman alemini yok etmeye çalışıyorlar. Neden yok etmeye çalışıyorlar? Her zaman söylediğimiz gibi biz geçmişimizle övünen bir ülkeyiz. Geçmişimizle o kadar çok övünüyoruz ki, bizim atalarımız Balkanları yönetti, Ortadoğuyu yönetti kimsenin burnu dahi kanamadı. Her nereye gittiler ki, orada biz hizmetkar olarak geldik. Ama şimdi bakıyoruz ki tam tersi var. Adına Birleşmiş Milletler denmiş, gelişmiş ülkeler denmiş, söylemiş oldukları hiçbir değerin şu anda karşılığı bulunmamaktadır. Bunu çok iyi anlamamız lazım. Değerli öğrenciler, bu soruları çok iyi cevaplıyor olmamız lazım. Bize bırakılan başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni korumamız, ilelebet bağımsızlığını yaşatmamız lazım. Buna sahip çıkmanın önemini, biraz önce bahsettiğim gibi bize insanlığın ihtiyacı var. Sadece Ortadoğu’nun değil, bir Amerika’nın bile bize ihtiyacı var. Çünkü bizler, gittiğimiz yere sömürgeyi değil, işkenceyi değil, adaleti götürüyoruz, hukuku götürüyoruz. Bu paneli düzenleyen çok değerli moderatör hocamız Osman Hocama, konuşmacı hocalarımıza, İstanbul’dan gelen misafirimize ve siz katılımcılarımıza değerli vaktinizi bize ayırdığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadelerinde bulundu.

“Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar.”

Panelin Moderatörlüğünü üstlenen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Böyle bir panelin hazırlanması ve panelde emeği geçen hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürüm ise İstanbul’dan buraya kadar gelip bizimle birlikte olan sevgili meslektaşımız, dostumuz, mücadele arkadaşımız Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’ya çok teşekkür ediyorum. Filistin mücadelesinin en kısa zamanda inşallah Kurtuluş Mücadelemiz gibi zaferle sonuçlanmasını diliyorum. Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Gazze’deki duvarları fark ettiniz mi? Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar. Aynı duvarlar, bu da bize şunu gösteriyor, benim de panelde olmamın en büyük sebebi de Psikiyatr olmam. Bu da şunu gösteriyor, insan psikolojisinde travmaya uğrayanlar ne yazık ki travmatizan olarak karşımıza çıkıyor. Yani 1940’lı yıllarda travmaya uğramış toplumu şimdi bir travmatizan olarak o bütün güçleri ile soykırımın en önemli parçası haline dönüştüler. Bu durum çok ciddi bir durum. Hepimizin üzerinde düşünmesi gereken en önemli noktalardan biridir. Travmaya uğrayan toplumlar, travmatizana dönüşüyorlar ve aynı zamanda emperyal güçlerin de en önemli oyuncağı haline geliyorlar. Niye Amerikalılar bizim karşımıza Yunanlıları çıkartsın. 1919’da niye Yunanlılar İzmir’e çıktı? Niye kendileri değil de Yunanlıları çıkarttılar? Çünkü aramızda bir ilişki vardı. İki toplum da birbirini travmaya uğratmış olarak görünüyordu. Yani bu iki toplumun geçmiş acılarını, birbirleri ile vuruşturarak aslında yeni acılar oluşturmak ve bir şekilde o tiyatro sahnesindeki yönetmenliklerine devam edebilmek amacındaydılar. Bunların hepsi politik psikiyatrinin çok önemli konularıdır” şeklinde konuştu.

Program Panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Akalın’ın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı’nın, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’nın sunumları ile devam etti. – DENİZLİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/feed/ 0
Diyabetik yaralarda uzuv kayıpları, kronik yara üniteleriyle engelleniyor https://www.kanal7haber.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/#respond Mon, 01 Jan 2024 21:33:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1844

Diyabetik yaralarda uzuv kayıpları, kronik yara üniteleriyle engelleniyor

PROF. Dr. Mevlüt Recep Pekcici, Türkiye’de yaklaşık 9 milyon civarında diyabet hastası olduğunu ve uluslararası yayınlara göre bunların yüzde 30’unda diyabetik yara gelişme ihtimali olduğunu belirterek, “Diyabetik yaralar, kronik yaralardan olduğu için bu yaralara yakın zamana kadar ampütasyon öneriliyordu. Fakat Bakanlığımız 2021 ve 2022 yıllarında kronik yara ünitelerinin kurulmasıyla ilgili 2 tane genelge çıkardı. Artık multidisipliner bir yaklaşımla yaraları mümkün olduğunca ampütasyona götürmeden iyileştiriyoruz” dedi.

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mevlüt Recep Pekcici, Türkiye’de diyabetin çok yaygın bir hastalık olduğunu ve ülkede yaklaşık 9 milyon civarında diyabet hastası olduğunu söyledi. Diyabet hastalığının kontrolsüz olmasından dolayı da diyabetik yaraların ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Pekcici, bu yaraların vücudun herhangi bir yerinde oluşabileceğini ancak en çok ayakta meydana geldiğini ifade etti. Diyabetin tek başına şeker metabolizmasına bağlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Pekcici, “Toplumda bilinenin aksine diyabet hastalığı atardamarı tutan bir damar hastalığı. Bu nedenle de özellikle beslenmesi bozuk olan organların hepsinde diyabete bağlı komplikasyonlar gelişebiliyor. Gözde, böbreklerde gelişebiliyor. Bunun yanında ayakta da gelişebiliyor. Çünkü bu hastalıkta ayağın beslenmesi bozulabiliyor, amboliler atabiliyor. Bu da ayağın ve parmakların kaybına kadar gidebilen çok problemli yaralara yol açabiliyor” dedi.

‘BİRÇOK HASTANADE KRONİK YARA BAKIM ÜNİTELERİ KURULDU’

Uluslararası yayınlara göre diyabet hastalarının yüzde 30’unda diyabetik yara gelişme ihtimali olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pekcici, “Bu da Türkiye için kaba bir hesapla potansiyel 3 milyon adayımızın olduğunu gösteriyor. Kronik yaralar, uğraşması zor yaralar. Diyabetik yaralar da kronik yaralardan olduğu için ve çoğunlukla tedavisi müşkül olduğu için bu yaralara yakın zamana kadar ampütasyon öneriliyordu. Fakat bakanlığımız 2021 ve 2022 yıllarında kronik yara ünitelerinin kurulmasıyla ilgili 2 tane genelge çıkardı. ve bu noktadan sonra da ülkemizdeki birçok hastanede kronik yara bakım üniteleri ya da merkezleri kurulmaya başladı. Bizim de küçük bir ünitemiz mevcut. Artık multidisipliner bir yaklaşımla yaraları mümkün olduğunca ampütasyona götürmeden iyileştiriyoruz” diye konuştu.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kronik yara ünitelerindeki tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Pekcici, “Yaptığımız yeni uygulamalar var; örnek vermem gerekirse halk arasında ‘negatif basınç yara tedavisi’ olarak bilinen ya da ‘VAC tedavisi’ olarak bilinen bir tedavi var. Ayağa bazı özel cihazlar uyguluyoruz ve bu cihazlarda ayakta iyileşmeler üzerine çalışıyoruz. Onun dışında geçmişte çok az ünitede olup şimdi Bakanlığımızın hastanemize kurmuş olduğu hiperbarik tıp üniteleri var ve bu ünitelerde yüksek oksijen basıncı altında hastaların tedavi edilmesine çalışılıyor ve bu tüm Türkiye sathında yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Yine bunun dışında geçmişte çok yaygın olmayan ama pek çok merkeze kurulan girişimsel radyoloji üniteleri var. Girişimsel radyoloji ünitelerinde de diyabete bağlı olarak tıkalı olan damarlar, girişimsel radyoloji uzmanları tarafından açılıyor ve böylelikle o uzva tekrar kan gitmesi sağlanıyor. Bu da tabii yara iyileşmesini hızlandıran bir faktör. Bütün bunları hastanemizde uygulamaya çalışıyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/feed/ 0
Yeni Yıl Kutlamalarında Koronavirüs Uyarısı https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/ https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:21:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1637

Yeni yıla sayılı günler kala yılbaşı kutlamalarında hem koronavirüs hem de diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı uyarılarda bulunan Prof. Dr. Vedat Turhan, “Özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda bulunmak bulaş riskini artırmaktadır. Bu nedenle yeni yıl gecesi tüm bu hastalıklar göz önünde bulundurularak davranılması, aşırı kalabalığa girilmeden mümkünse çekirdek aile ile yeni yıl gecesinin geçirilmesi uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

Son günlerde koronavirüsün alt varyantlarından biri olan omicronun yeni bir türünün görülmeye başlandığını söyleyen Medicana International İstanbul Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Vedat Turhan, “Pandemi döneminin etkisi geçse de koronavirüs yeni varyantlarla gündeme gelmeye devam ediyor. Son dönemlerde ortaya çıkan koronavirüsün varyantı omicronun da yeni bir türü olan JN1 yayılmaya devam ediyor. Korunmak için de kapalı ve kalabalık yerlerde zaman geçirmemek, böyle yerlerde maske kullanmak, el hijyenine dikkat etmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor” dedi.

850 BİNDEN FAZLA YENİ KORONAVİRÜS VAKASI GÖRÜLDÜ

Yılbaşı gecesinin hastalıklara davetiye çıkarabileceğini belirten Prof. Dr. Vedat Turhan, “Son dönemlerde koronavirüse ait JN1 isminde yeni bir alt varyant görülmektedir. JN1; omicron XBB.1.5 varyantından ayıran 30’dan fazla mutasyona sahip olan BA.2.86’dan türeyen ve pirolaya nazaran fazladan bir mutasyona sahip olan SARS-CoV-2’nin bir alt varyantıdır. Dünya Sağlık Örgütü de JN1’i dikkate alınması gereken bir varyant olarak açıkladı. Şu an ağırlıklı olarak Çin, ABD ve Hindistan’da görülse de hareketli nüfus göz önünde bulundurulduğunda farklı ülkelere yayılabilme olasılığı mümkün olabilir. Sağlık Bakanlığı’nın yeni verilerine göre dünya üzerinde 850 binden fazla yeni koronavirüs vakaları görülmüştür. Bu nedenle de dikkatli olunmalıdır” dedi.

“KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI”

Prof. Dr. Turhan, JN1’in açıklanan belirtileri arasında ateşin de olduğunu söyleyerek, “Kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, geniz akıntısı gibi semptomlar bildirilmektedir. Henüz ölümcül ya da ağır geçirilebilecek bir hastalık olduğuna dair bir veri bulunmamaktadır. Fakat her enfeksiyon gibi bu da kronik hastalığı olan bireyleri olumsuz etkileyebilir” şeklinde konuştu.

“YENİ YILI ÇEKİRDEK AİLE İLE GEÇİRİN”

Son dönemde grip vakalarının da arttığını belirten Prof. Dr. Vedat Turhan, “Koronavirüs salgınının ardından grip vakaları da artış göstermektedir. Ayrıca çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar da bu süreçte sıklıkla görülmektedir. Bu enfeksiyonların tamamı damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Yani öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında ağızdan ve burundan çıkan vücut sıvıları farklı bir kişiye bulaşmaktadır. Özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda bulunmak da bulaş riskini artırmaktadır. Bu nedenle yeni yıl gecesi tüm bu hastalıklar göz önünde bulundurularak davranılması, aşırı kalabalığa girilmeden mümkünse çekirdek aile ile yeni yıl gecesinin geçirilmesi uygun olacaktır” dedi.

“VİRAL ENFEKSİYONLARDA ANTİBİYOTİK KULLANILMAZ”

Kış aylarının gelmesiyle Rhinovirüs yani nezle ve soğuk algınlığı yapan virüs ile birlikte RSV, influenza ve Kovid-19’un sıklıkla görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Turhan, şunları söyledi:

“Viral enfeksiyonlar hekimlerin önerdiği ilaçlarla tedavi edilir. Viral enfeksiyonda antibiyotik kullanılmaz. Antibiyotiklerin viral enfeksiyonda etkisi yoktur. Bu tip hastalıklarda antibiyotik hiçbir işe yaramayacağı gibi antibiyotik direnci gelişmesine de sebep olabilir. Bu nedenle antibiyotiğe yeltenilmemelidir. Antibiyotik tedavisine, sadece bakteriyel enfeksiyon şüphesinde doktorlarca başlanabilir.”

“AŞIRI KALABALIK ORTAMLARDA MASKE KULLANILMALI”

Şimdilik yurt dışında endişeye neden olan JN1 ile diğer enfeksiyonlardan korunma yollarının da benzer olduğuna değinen Prof. Dr. Turhan, “Aşırı kalabalık ortamlarda maske kullanılmalı. Eller düzenli olarak sabun ve suyla yıkanmalı. Hasta olduğu düşünülen kişilerden uzak durulmalı. Eğer kişi kendisinde hastalık belirtisi görüyorsa kendisini izole etmeli. Bu süreçte sağlıklı beslenilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, su içmeye özen gösterilmeli ve uyku düzenine dikkat edilmelidir” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/feed/ 0