ETÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAUM) öncülüğünde akademideki kadınların sorunlarını konuşmak ve toplumsal değişimde üstlendiği rolü değerlendirmek amacıyla düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ve Eşi Behtiye Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, EKAUM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Bahtinur Möngü ve ETÜ’de çalışan kadın personeller katıldı.
Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Behtiye Çakmak, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün anlam ve önemine değinerek: “Bugün, sivil farkındalık günü, anti cinsiyetçilik günü, ayrımcılıkla mücadele günü ve kadınlar günü başlıkları altında değerlendiriliyor. İçeriği bu kadar güzel ve kapsayıcı olan bir günün bütün dünya coğrafyasını içine almasını beklerdim. Maalesef ki başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın mazlum coğrafyalarında insan hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış durumda. İnsanlar öldürülüyor veya ölüme terkediliyor. Allah’ın bize bir süreliğine bahşettiği hayat yolculuğunda bizler istek ve arzularımıza yetenek ve gayretlerimize binayen tercih ettiğimiz yollar üzerinde yürüyoruz. Bu yolda karşılaşacağımız her insan ve her durum ister iyi olsun isterse kötü bizler için bir kazanımdır. Bu yolu imar edip güzelleştirmek bizlerin elindedir. Bugün burada akademide çeşitli görevler üstlenen kıymetli konuşmacılar var. Bizlerle deneyimlerini sorunlarını ve önerilerini sunacaklar. Onları zevkle dinleyecek ve söylediklerinden kazanım elde edeceğiz. Hepinize bir ömür boyu başarılar diliyorum” diye konuştu.
Programda konuşan Rektör Çakmak ise dünyada yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek: “Konuşmama dikkatimi çeken bir Kadın Dayanışma ve Demokrasi Derneği (KADEM) çalışanının ifadeleriyle başlamak istiyorum. “Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün 2 eşit yarısı olduğuna inanan ilk gelenekten geliyoruz cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz” Bu sözler günün özeti olabilecek niteliktedir. Bizler nihayetinde bu dünyayı kadın ve erkek olarak birlikte imar etmekle mükellefiz. Çünkü kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadının dikkate alınmadığı bir toplum aklın yarısından mahrum kalacaktır. Bu durum toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Kadın ve erkeğin birlikte bu toplumu inşa etmesi, inşa sürecinde her birinin kendi sorumluluk ve yetenekleri ölçüsünde katkı sunması oldukça kıymetli değerlidir. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından devam eden programda toplumsal cinsiyet, karar alma mekanizmalarında kadının yeri, kadın akademisyen olmak, idari hayatta kadın olmak ve hizmet sektöründe kadın olmak konuları ele alındı.
Programın sonunda ise günün anısına ETÜ Kampüsünde kurulacak olan Kadınlar Korusu için hazırlanan fidan sertifikaları personellere takdim edildi. – ERZURUM
]]>Odadan yapılan açıklamaya göre, Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO, Baltık ülkeleri arasında en büyük ekonomiye sahip Litvanya’da geniş katılımlı ikili iş görüşmesi (B2B) organizasyonuna imza attı.
Ticaret Bakanlığının destekleriyle makine ve otomotiv yan sanayi sektörlerine yönelik yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) projeleri kapsamında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen yurt dışı pazarlama faaliyetinde Bursalı firmalar, Litvanya iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi.
BTSO heyetine, ilk gün Vilnius Ticaret Müşaviri Ümit Ateşağaoğlu, Litvanya pazarı ve sunduğu avantajlara ilişkin bilgi verdi. BTSO tarafından organize edilen “Türkiye-Litvanya İş Forumu” ise Litvanya Parlamentosu Seimas’ta gerçekleştirildi.
Litvanya parlamentosunda ilk kez Türk firmalarından oluşan bir delegasyon foruma imza attı. Bu programda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Litvanya parlamento üyeleri ile iş dünyasına Bursa ve Türkiye ekonomisi hakkında bilgiler verdi.
Program kapsamında makine ve otomotiv sektörü temsilcileri, B2B organizasyonunda Litvanyalı sektör temsilcileriyle buluştu. Yoğun geçen görüşmelerde çok sayıda Litvanya iş dünyası temsilcisi Bursalı firmalarla iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.
Program kapsamında BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Türkiye Cumhuriyeti Vilnius Büyükelçisi Görkem Barış Tantekin de Bursalı firmalarla bir araya geldi.
“İhracatta firmaların güçlü olmasını hedefliyoruz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Burkay, sektörlerin ihracat odaklı büyümesine yönelik projelere devam ettiklerini bildirdi.
BTSO öncülüğünde Ticaret Bakanlığı destekleriyle düzenlenen UR-GE projelerinin üye firmaların ihracatına güç kattığını kaydeden Burkay, Litvanya’daki programı başarılı bir şekilde tamamladıklarını dile getirdi.
Türkiye’den ilk defa bir heyetin Litvanya parlamentosunda iş forumu düzenlediğini kaydeden Burkay, “Litvanya iş programı Bursalı firmalara yeni fırsatlar sunacaktır. BTSO olarak ihracat odaklı büyüme yolculuğunda firmalarımıza rehber olmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Litvanya fırsatlar barındırıyor”
BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener de Litvanya’nın Türkiye için gelişime açık bir pazar olduğunu belirterek, “Sektör paydaşlarımız da bunun farkında olarak Türkiye’nin en geniş katılımlı heyetini oluşturdu. BTSO liderliğinde önemli bir B2B organizasyonuna imza atıldı. Litvanyalı şirketler oldukça yoğun ilgi gösterdi. Bu coğrafyada ciddi potansiyel var. Litvanya’nın AB pazarına giriş için bir kapı olarak görülmesi gerekiyor. Bizim hedefimiz UR-GE ile üyelerimizin doğru pazarlarda ihracatçı kimliğini güçlendirmek.” açıklamasında bulundu.
Program kapsamında BTSO heyeti, Kaunas şehrinde Elinta Motors ve Elinta Robotics firmalarını ziyaret etti. Heyet ayrıca Kaunas Serbest Ekonomik Bölgesi Genel Direktörü Vytas Petruzis’ten serbest bölgede yatırım yapma koşulları ve sunulan imkanlar hakkında bilgi aldı.
BTSO heyetinde BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak, BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit, BTSO Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu ile meclis ve komite üyelerinin yanı sıra Litvanya Bursa Fahri Konsolosu Berat Tunakan da yer aldı.
]]>Şimşek, BloombergHT ve Habertürk ortak yayınında, ekonomideki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı.
Orta Vadeli Program’da (OVP) fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir cari açık hedeflerinin olduğunu dile getiren Şimşek, piyasaları bozmamak için Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) kademeli çıkış öngördüklerini söyledi.
Rezervin önemine de değinen Şimşek, “Bir yıl ve daha kısa vadeli borcumuz kadar rezerv düzeyine ulaşmak istiyoruz.” diye konuştu.
Fiyat istikrarını, mali disiplini, sürdürülebilir dış açığı kalıcı hale getirecek yapısal reformların gündemlerinde olduğunu belirten Şimşek, “Program çalışıyor. Bazı alanlarda öngördüğümüzden daha güçlü şekilde çalışıyor. Önemli olan piyasa aktörlerin programa inanmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, risk primiyle bunun özetlendiği kanısında olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin risk priminin 600-700 bandından yaklaşık 300 civarına indiğine dikkati çekti. Bunun Türkiye’nin dış kaynağa makul maliyetlerde erişmesinin önünü açtığını söyleyen Şimşek, “Türkiye’nin ağustosa kadar risk primi, gelişmekte olan ülkelerin çok üzerindeydi. Risk priminin 700’den 300’e inmiş olması bence piyasanın bu programa inandığını gösteriyor.” dedi.
Türkiye’ye finansman girişine de değinen Şimşek, “Geçen senenin ilk 5 ayında net portföy çıkışı 2,9 milyar dolar. Haziran-aralık döneminde ise 11,4 milyar dolar net portföy girişi var. O dönemde reel sektör ve altyapı için proje kredi girişi 8,8 milyar dolar. Türkiye geçen sene piyasalardan tahvil ihracıyla 10 milyar dolar yüksek faizle borçlandı ama artık faizler ciddi şekilde aşağı indi.” ifadelerini kullandı.
“Cari açık, şubat ve mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek”
Geçen mayıs ayında 98,5 milyar dolara inen rezervlerin şu anda 130 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Şimşek, döviz dönüşümlü mevduatın da dikkate alınması durumunda rezervlerdeki artışın 60 milyar dolar civarında olduğunu söyledi. Kısa dönemde güçlü bir dönüşün çok nadir olduğuna işaret eden Şimşek, programın rezerv, güven ve risk primi boyutunun iyi çalıştığını belirtti.
Bankaların, reel sektörün rollover rasyolarının yükseldiğini anlatan Şimşek, “Büyümede dengelenme, büyümenin kompozisyonunda değişiklik, enflasyonu ve cari açığı kalıcı şekilde aşağı çekmemizi sağlayacak temel koşuldur.” şeklinde konuştu.
Şimşek, yurt içi talebin ve net ihracatın büyümeye etkisine de değinerek, “2023’ün 4’üncü çeyreğinde yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi eksi 0,6 puan. Bu senenin ilk çeyreğinde, elimizde iki aylık rakamlar var, net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim de zaten istediğimiz bu. Net ihracatın etkisi pozitife dönsün, iç talep ılımlı hale gelsin.” değerlendirmesinde bulundu.
Mayıs ayında 12 aylık cari açığın 60 milyar doların üzerinde olduğunu, aralıkta ise açığın 45 milyar dolara gerilediğini söyleyen Şimşek, ilk iki aylık dış ticaret açığında geçen seneye göre 13,2 milyar dolarlık iyileşme olduğuna işaret etti. Şimşek, cari açığın şubat ve mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına ineceğini bildirdi.
Program çalışmasıyla cari açığın daraldığını, büyümenin kompozisyonun değiştiğini ifade eden Şimşek, “Ana hedefimiz enflasyonun düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ayın enflasyon rakamıyla ilişkisi zayıftır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net bir şekilde piyasalar, ‘Biz inanıyoruz. enflasyon düşecek.’ diyor. Ona göre fiyatlama yapıyorlar.” dedi.
“Enflasyonu yükseltecek adım atmayacağız”
Şimşek, enflasyon eğiliminin ortaya koydukları hedef patikasıyla uyumlu gittiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“2024’ün ilk yarısı dahil yıllık enflasyon yüksek kalacak dedik. Çünkü, baz etkisi var ve para politikası gecikmeli olarak çalışır. Para politikasının enflasyonu çıpalayacak seviyeye gelmesi daha yeni. 2024’te geçici olarak 2023’ün enflasyonunu besleyen faktörler ortadan kalkacak. Para politikası çalışacak. Kurda reel olarak herhangi bir değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak, vergilerin etkisi seriden çıkacak. Dolayısıyla enflasyonun ineceğini düşünüyoruz.”
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekibine de destek veren Şimşek, “İlave tedbirler olacak mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Enflasyonu yükseltecek adım atmayacağız. Vatandaşımıza, piyasamıza, iş alemine de sürpriz yapmayacağız. OVP’de maliye politikasıyla ilgili ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Programda, ‘Vergi istisnalarını gözden geçireceğiz, istisnalarda verimli etkin olmayanlarla ilgili çalışma yapacağız.’ deniliyor. KDV, kurumlar ve gelir vergisi oranlarında genel bir artış olmayacak. Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne ilişkin yeni bir düzenlemeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik.”
“Bütçe açığını program hedefinin altına çekmek için çaba içindeyiz”
Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ve bazı istisnaların verimli olup olmadığının gözden geçirilmesi dışında özel bir çalışmaları olmadığını söyledi.
Harcamalarda rasyonelleştirmeyi başlattıklarını dile getiren Şimşek, “Harcamaları gözden geçiriyoruz. İdeal olan sıfır tabanlı bir bütçe sistemi. Vatandaş bizden tasarruf ve kamu harcamalarını kontrol altına alınmasını istiyor, haklı. Biz de vatandaşın bu beklentisiyle uyumlu hareket ediyoruz. Ankara’daki Hazine binamız, Konya’daki depremden sonra kolonları çatladı. 20 kişilik uzman ekip geldi, inceledi ve çok riskli çıktı. Bir metrekare yer kiralamadık. Yaklaşık 2 bin kişi kendi bünyemizde, Maliyenin diğer binalarına yerleştik.” ifadelerini kullandı.
Şimşek, taşıtlar konusunda tasarruf edilmesi için yaptıkları çalışmaları da anlatarak, bu konuda hassas olduklarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce çıkarttığı bir tasarruf genelgesi bulunduğunu kaydetti.
Kurumlara dezenflasyon alanında destek olacaklarını belirten Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim bir bütçe hedefimiz var, geçen sene tutturduk. Geçen sene bütçe hedefi milli gelire oran olarak yüzde 6,4’lük bir açıktı. Biz yüzde 5,2 ile kapattık. Bu sene de ağırlıklı olarak deprem etkisiyle, açık öngörüsü yine milli gelire oran olarak yüzde 6,4 ama o tür bir rakamı görmek istemiyorum. Gelir İdaresiyle, diğer birimlerle çalışıyoruz. Ortaya güçlü bir performans koyacağız. Bütçe açığını öngördüğümüz program hedefinin çok altına çekmek için yoğun çaba içindeyiz. Gelecek seneden itibaren de bütçe açığını kalıcı şekilde milli gelire oran olarak yüzde 3’ün altına çekeceğiz. Böylece Türkiye’nin afetlere karşı imkanını artıracağız.”
Şimşek, yapısal, dijital, yeşil ve sanayide dönüşüm için “aktivist bir sanayi politikası”na geçiş yaptıklarını ifade ederek, bütün bunlar için kaynağa ihtiyaçları olduğunu dile getirdi. Bu kaynağı da bütçe disiplinini sağlayarak elde edeceklerini vurgulayan Şimşek, “Bu kaynakları biz bundan sonra üretken alanlara daha fazla aktaracağız. Yani sanayide dönüşme, dijital dönüşüme, yeşil dönüşüme… Para politikasına maliye politikası olarak en güçlü desteği geçen seneden itibaren verdik. Bütçe açığının öngörülerinin çok altında olması demek aslında dezenflasyona destek demek.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”
Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”
Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.
Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”
]]>EBB Başkanı Büyükerşen, Halk TV’de yayınlanan “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar”ın konuk oldu. Başkan Büyükerşen’in akademik yaşamının yanında 25 yıldır sürdürdüğü Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na veda etmesine ithaf edilen programda duygusal anlar yaşandı.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, gazeteci-yazar Serhan Asker’in sunduğu programda EBB Senfoni Orkestrası, Şef Ender Sakpınar’ın yönetiminde performans sergiledi. Orkestraya konuk solist olarak Çimen Yalçın eşlik etti. Halk oyunları ekibi de Kırım ve Eskişehir’e ait yöresel oyunları sahneledi.
Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Halk TV’den canlı yayınlanan programa; Başkan Büyükerşen’in yanı sıra CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt konuk olarak katıldı.
Büyükerşen’in fotoğraflarından ve hayata geçirdiği projelerin yer aldığı kısa filmin gösterimi sırasında duygu dolu anlar yaşandı. Başkan Büyükerşen programda, şunları söyledi:
“Sizlerden asla ayrılmıyorum. Benim yanımda yetişmiş, en az benim kadar Atatürkçü Ayşe Ünlüce’ye görevi huzurla devrediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ayrılıyorum ama sizlerden ayrılmıyorum. Ben, sizlersiniz yapamam bunu zaten biliyorsunuz. Yıllardır yaptığımız hizmetlerde birisi benim sağ, birisi sol kolum olan Ahmet Ataç ve Kazım Kurt kardeşlerim ile birlikte Ayşe Ünlüce var. Gözünüz arkada kalmasın. Ayşe Ünlüce’yi sizlere emanet ediyorum. Ahmet Ataç ve Kazım Kurt ile birlikte Cumhuriyetçi Türk kadınının, bir hukukçunun, bizim yanımızda yetişen bir adayın kazanabileceğini gösterin. Sizi çok seviyorum. Eskişehir ve sizler benim hayatımın en değerli parçasısınız. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Bizler büyük projeler yaptık ama siz sahip çıktınız. Ne kadar değer bilen bir halk olduğunuzu biliyor ve teşekkür ediyorum. Bu hizmetler karşılığında verilen ödüller bize değil her zaman sizlere verilmiş ödüllerdir.”
Büyükerşen, 1999 yılında meydana gelen Gölcük Depremi ve Eskişehir’de yaşananları da izleyicilerle paylaştı. İtfaiyenin yenilenmesi ve inşaatlarda beton kalitesinin artırılması konusunun Eskişehir’de ilk yapılan işlerden biri olduğunu belirtti. Göreve geldiği 1999 yılından bu yana Eskişehir’de altyapıdan üstyapıya yapılan proje ve yatırımları aktaran Büyükerşen, salondaki izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
Büyükerşen, Eskişehir’in bir turizm şehrine dönüştüğünü de belirterek bunun kent ekonomisine katkısını izleyicilerle paylaştı. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemlerinde yaşadıklarını ve anıları paylaşan Büyükerşen’in sözleri sırasında izleyiciler de gözyaşlarını tutamadı. Belediye Başkanlığı sonrası emeklilik döneminde de üretmeye kitap yazarak devam edeceğini paylaşan Büyükerşen bu konudaki fikirlerini de paylaştı.
CHP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce konuşmasında, şunlara yer verdi:
“Atatürk sevdalısı bir Cumhuriyet kenti Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmaktan onur duyuyorum. Yılmaz Hocamızla Eskişehir’de 25 yılda çok büyük bir değişim yaşandı. 20 yılında Ahmet Ataç ve 10 yılında Kazım Kurt Başkanlarımızın da çok büyük payı var. Ben de bu ekibin bir parçası olarak bu güzel şehri korumak ve daha ileriye taşımak üzere bu güzel bayrağı devralacak olmanın gururunu yaşıyorum. Eskişehirlilere çok güveniyorum. Yapılan her şey sizlerle birlikte oldu. Saha gezilerimizde de görüyoruz ki; kadınlar destekliyor ama erkek hemşehrilerim de çok büyük destek veriyor. Bu çok mutluluk verici.”
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da şunları söyledi:
“Odunpazarı’nda 10 yıldır kamucu, halkçı bir belediyecilik uygulamasıyla tasarruf eden ve bütçesini düzenleyen bir belediye yarattık. Halkın katılımını çok önemsedik. Tüm çalışanlarımızın ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla belediyeyi yönetiyoruz. Bundan sonra da öyle olacak. Eskişehir; Odunpazarı, Tepebaşı ve diğer kırsal ilçelerdeki başarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin kalelerinden oldu ve olmaya devam edecek. Gelecek süreçte de kadınları, gençleri, çocukları, yaşlılarımızı mutlu edecek projeler yapmaya devam edeceğiz. Sosyal ve halkçı belediyeciliği en iyi uygulayan şehir Eskişehir’dir. İktidar ile uyumlu belediye olmak zorunda değil. Eskişehir’de, 25 yıldır iktidarla aynı partiden olmayan bir yönetimle çok büyük başarılara imza atıldı.”
Başkan Kurt, afet riskli alanların dönüşümü konusunda yetkinin belediyelere devredilmesi konusunda da iktidara çağrı yaptı.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise şöyle konuştu:
“20 yıldır beraberiz. Çocuklarımızla, kadınlarımızla, büyüklerimizle, engellilerimizle her alanda çok güzel projeler yaptık. Sağlık projelerini geliştirdik. Bu dönemde daha da ilerleteceğiz. Eskişehir, Türkiye’ye örnek projelerini sürdürecek. Her zaman söylüyorum. Türkiye Eskişehir olsa. Yılmaz Hoca’mızla her zaman birlikte olacağız. Cumhuriyetin 100. yılında Büyükşehir’e kadın bir Belediye Başkanı onur katacaktır.”
Usta sanatçı Müjdat Gezen yayına telefonla bağlanarak Eskişehir’e Büyükerşen’in heykelini hediye etmek istediğini belirtti. Gezen’in Başkan Büyükerşen ile ilgili görüşlerini aktardığı program için sosyal medya üzerinden de binlerce mesaj paylaşıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de programa mesaj göndererek teşekkürlerini iletti.
Yaklaşık 3 saat süren program, salondaki izleyicilerin telefonlarının ışıklarını yakması ve ‘Samanyolu’ şarkısı eşliğinde sona erdi.
]]>“MURAT KURUM İSTANBUL’DA BÜYÜK FARK YARATACAK”
Kurum’un İstanbul’da büyük bir fark yaratacağını ifade eden Şimşek, İstanbul’daki en önemli sorunlardan ulaşım, konut açığı ve afet riskini AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayının çözeceğini söyledi. Hükümet olarak İstanbul’un altyapısına yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını anlatan Şimşek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, hayata geçirdiği projelerle ulaşım sorununun çözümüne katkı sunduğunu, gelecekte de bu sorunu çözeceğini ifade etti.
“İSTANBUL’U ÇOK DAHA İLERİ BİR NOKTAYA TAŞIYACAĞIZ”
Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde 1 milyon 319 bin sosyal konut yapıldığını belirterek, Murat Kurum’un İstanbul için bir şans olduğunu, kentsel dönüşümü deneyimi ile en iyi şekilde yapacağını kaydetti. Bakan Şimşek, AK Parti’nin yerel yönetim vizyonunda “gerçek belediyecilik” olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti; “Biz insan odaklıyız, bizim belediyecilikten maksadımız hizmet ve eser siyasetidir. Biz, kalkınmanın yerelden başladığını biliyoruz. Bizim belediyecilik anlayışımızda verdiği sözü yerine getirme vardır. Biz böyle bir ekibiz. Katılımcı, kapsayıcı ve hesap verilebilir bir belediyecilikten bahsediyoruz. Hep birlikte İstanbul’u çok daha ileri bir noktaya taşıyacağız. Çünkü bu çağda artık sadece ülkeler rekabet etmiyor, artık illerle, şehirlerle, metropollerle rekabet ediliyor. İstanbul’u daha rekabetçi kim yapabilir? Tabii ki Murat kardeşimiz. Çünkü o bu işin ehli. Çünkü bu birikime ve tecrübeye sahip.”
“EĞER HİZMET YOKSA DEMEK Kİ SORUN BAŞKADIR”
Mehmet Şimşek, muhalefetin hiçbir bahanesi olmadığını çünkü kendilerinin Ankara’dan parayı, kaynağı adil ve kurala dayalı bir şekilde gönderdiklerini vurguladı. 2023 yılında en çok paranın, en çok kaynağın İBB’ye gittiğini bildiren Şimşek, şöyle devam etti; “Ankara’ya gitmiş, İzmir’e gitmiş. Üçü de ana muhalefetin elinde olan belediyeler. Bakın ilk 10’da Antalya var, Mersin var, Adana var. Bu 6 ilin tamamı gördüğünüz gibi muhalefetin elinde. Biz ayrımcılık yapmadık. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur. Biz bütçeden belediyelere parayı, kurala dayalı olarak, formüle dayalı olarak, adil bir şekilde gönderdik. Eğer hizmet yoksa demek ki sorun başkadır. Dolayısıyla çok net bir şekilde biz yerel yönetimlere güçlü kaynak aktarıyoruz. Niçin? Oradaki hemşehrilerimize hizmet için aktarıyoruz, eser için aktarıyoruz, yatırım için aktarıyoruz. Bu kaynakların doğru kullanılması çok değerlidir.”
“DÜNYADA DA TÜRKİYE’DE DE ENFLASYON ÖNEMLİ SORUN”
Şimşek, yerel yönetimlere AK Parti hükümetleri döneminde kaynağı yüz kattan daha fazla artırdıklarına dikkati çekerek, bu anlamda muhalefetin hiçbir bahanesinin olamayacağını ifade etti. Şehirlerin akıllı, çevreye duyarlı, dirençli ve rekabetçi olması gerektiğine işaret eden Şimşek, AK Parti’nin seçim beyannamesinde bunların hepsine yer verildiğini aktardı. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 20 yılda her alanda büyük bir ilerleme sağlandığını ifade ederek, ekonomik sorunların farkında olduklarını, bunu çözmek için geçen eylül ayında kapsamlı bir program açıkladıklarını hatırlattı. Sorunları köklü bir şekilde çözeceklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti; “Çünkü biz, esnafımızın da emeklimizin de işçimizin de asgari ücretlimizin de sorunlarını biliyoruz. Bu sorunları geçmişte çözdük, Türkiye’yi hızlı bir şekilde kalkındırdık. Altyapısını iyileştirdik, eğitimine yatırım yaptık, sağlığına yatırım yaptık, ekonomimizi büyüttük. Son yıllarda dünyada da Türkiye’de de enflasyon önemli bir sorun. Ortaya koyduğumuz programla biz tekrar enflasyonu tek haneye indireceğiz. Enflasyonu tek haneye indirdiğimizde, siz çok daha rahat bir şekilde konut alabileceksiniz. Çünkü konut kredisi alabileceksiniz. AK Parti hükümetleri öncesi, konut kredisi yok denecek kadar azdı. Biz tek haneye indirince, krediye erişim arttı.”
“PROGRAMIMIZI SABIRLA UYGULAYACAĞIZ”
Enflasyonu tekrar tek haneye indireceklerini vurgulayan Şimşek, “Çünkü biz, imkanlarımızın faiz yerine yatırıma ve hizmete gitmesini istiyoruz. Evet, önümüzde tabii ki kolay olmayan bir süreç var. Ama sabırla biz programımızı uygulayacağız ve bu program başarılı olacak. Bu program sayesinde sorunlarımızı çözme imkanı olacak. Gerçekten de program çalışıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, 2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a işaret ederek, “Program eylülde açıklandı. Program çalışıyor. Büyümede, işsizlik oranında, enflasyonda ve bütçe açığında hedefleri 2024’te, 2025’te ve 2026’da tutturacağız. Şimdi hedefimiz ne? Hedefimiz toplumumuzun, milletimizin refahı. Bunun için de dünyayla birlikte zorlu bir dönemdeyiz ama başaracağız. Bize güvenin.” diye konuştu.
]]>Ataşehir’de bir otelde gerçekleştirilen imza töreninde konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, öğretmenlerin eğitimin yüzde 70’ini oluşturduğunu, sınıfların, materyallerin ve diğer imkanların ise ancak yüzde 30’u teşkil ettiğini söyledi.
Erdoğan, Anadolu’da yaptıkları eğitime destek platformu toplantılarında, zaman zaman öğretmenlerle ilgili memnuniyetsizliklerin kendilerine sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Her zaman şunu söylüyorum; bizim 1 milyon 100 bin öğretmenimiz var. ‘Bir yerde 1 milyon 100 bin iyi öğretmen var. Biz onları getirsek bu iş çözülecek.’ Böyle bir dünya yok. Biz öğretmenlerimizi öncelikle değerli hissettirmek zorundayız. STK’ler, veliler, kamuoyu olarak eğitimcilerimize kıymet veren bir toplum olursak, o zaman eğitimin sonuçlarında en hızlı iyileşmeleri sağlama imkanına kavuşuruz. Ama Türkiye’de eğitim dendiği zaman hala sistem, müfredat, özlük hakları, gösterge, bunlar konuşuluyorsa, eğitim denince ‘atanamayan öğretmen’ diye bir şey anlaşılıyorsa o zaman bizim eğitim sonuçlarını geliştirme imkanımız olmaz.”
“Öğretmen kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, sınıftaki performansı artacaktır”
Erdoğan, vakıf olarak son yıllarda öğretmenlere yönelik nasıl faaliyetler yapabileceklerini düşündüklerini anlattı.
Bu kapsamda özellikle vakıf merkezinin çevresindeki okul müdürleriyle bir araya gelerek, onlara “Öğretmenlerimize ne tür eğitimler açarsak gönüllülük esasıyla gelirler?” diye sorduklarını ifade eden Erdoğan, “Biz İlim Yayma Vakfı olarak öğretmenlerimizin severek, isteyerek geleceği programları açmak istiyoruz.” dedi.
Bu sene bir programa başladıklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunları tecrübeyle geliştirmek, yeni modüller eklemek istiyoruz. Bu anlamda şu anda Vefa’da bir yerimiz var. Üniversitemiz Halkalı’da, onun imkanlarını seferber edebiliriz. Anadolu Yakası’nda küçük bir yerimiz daha olması önümüzdeki aylarda söz konusu. Dolayısıyla öğretmenlerimizin hem erişebileceği hem isteyerek geleceği programlar açmak istiyoruz. Bu protokol inşallah bunun bir başlangıcı olur. Vakıf olarak, gerçekten idealist ve hala talebe olduğunun farkında olan öğretmenlerimizin yanında olmak istiyoruz. Böyle olan öğretmenlerimizin sayısının da artmasını arzu ediyoruz.”
Erdoğan, moral, motivasyon ve değerli hissettirme çalışmalarının özellikle gerekli olduğunu düşündüğüne işaret ederek, “Vereceğimiz eğitimler bana kalırsa pedagojik formasyon, sınıf yönetimi olmamalı. Öğretmen arkadaşımız kendini ne alanda geliştirmek istiyorsa, enstrüman öğrenmek isteyen enstrüman, dil öğrenmek isteyene dil… Bunun sunulması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmen arkadaşımız kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, eminim sınıftaki performansı çok fazla artacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimde başarının birinci şartı motivasyon ve isteklilik”
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da eğitimin bir ülkenin en önemli konularından biri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Acar, artık “hayat boyu eğitim” kavramının bir zaruret haline geldiğine dikkati çekerek, eğitimde başarının birinci şartının motivasyon ve isteklilik olduğunu ifade etti.
Sabahattin Zaim Üniversitesinin imkanları, İlim Yayma Vakfı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün işbirliğiyle hayata geçirilen projeyi memnuniyetle karşıladığını söyleyen Acar, “Elimizden gelen bu ve bunun dışındaki lisansüstü programlar ve benzeri diğer programlar için her zaman imkanlarımız ölçüsünde eğitim dünyamızın hizmetinde olduğumuzu ifade ediyorum.” diye konuştu.
“Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise var olmanın değişmek, değişmenin olgunlaşmak, olgunlaşmanın ise sürekli kendini yenilemek olduğunu dile getirdi.
Bu yenilenmeye yakışacak en önemli kavramın da öğretmenlik mesleğine ait olduğunun altını çizen Yentür, “bilgi”, “değişim”, “davranış” ve “sevgi” kavramlarının öğretmenlik mesleğinin en temel olguları olduğunu ifade etti.
Yentür, kendilerine düşen görevin, sahanın ihtiyaç analizini yaparak yerinde, kaliteli, etkin, verimli program ve organizasyonlar yapmak olduğunu belirterek, “Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele.” ifadesini kullandı.
Meslektaşlarına inandıklarını ve güvendiklerini vurgulayan Yentür, onlarla Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceklerini kaydetti.
Eğitim programının ilk dersi verildi
Öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “İlim Yayma Öğretmen Gelişim Sertifika Eğitim Programı”nın ilk dersi, eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı tarafından verildi.
Dersin ardından İl Milli Eğitim Müdürü Yentür, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Acar ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, işbirliği protokolünü imzaladı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın Birliği Derneğinin desteğiyle Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından organize edilen programla, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi amaçlanıyor.
93 ülkeden yaklaşık 1000 yayıncının başvuru yaptığı programa, değerlendirme sonucunda 66 ülkeden 258’i yabancı, 125’i yerli olmak üzere 383 profesyonel yayıncı katılmaya hak kazandı.
“Ürettiklerimizin pazarda karşılık bulması çok önemli”
TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç, Rami Kütüphanesi’nde yapılan bilgilendirme toplantısında, yayımcı, yazar ve fikir insanlarının işinin üretmek olduğunu belirterek, “Ürettiklerimizin pazarda bir karşılık bulması çok önemli.” dedi.
“İstanbul Publishing Fellowship” adıyla da anılan programla aslında bir pazar çalışması yaptıklarını dile getiren Genç, “Ülkemizde üretilen kitaplarımızın dünyaya tanıtılması ve dünyadaki çok farklı yerlerin ürünlerinin de Türkiye’de bilinir ve tanınır olması için bir imkan oluştu.” ifadesini kullandı.
Genç, program sayesinde sadece Türkiye’deki yayımcıların değil, İstanbul’da misafir edilen uluslararası konukların da diğer ülkelerle bağlantı kurma imkanı bulduğunu, aynı zamanda İstanbul’un dünyanın farklı bölgelerindeki insanların birbirlerini tanıyıp alışveriş yaptığı bir şehir haline geldiğini ve bir köprü niteliğini kazandığını söyledi.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı Erhan Erken de başından bu yana programın destekçisi olduklarını belirterek, “Bir kitabın başka bir dilde hayat bulması, yeniden doğması, bir iletişim dalgası oluşturması önemli bir şey. Bir kitap üzerinden farklı ülkelerdeki insanlar birbirlerini anlıyorlar, ortak bir paydada buluşuyorlar. Fellowship’in bu yönü özellikle bizim çok dikkatimizi çekiyor ve hoşumuza gidiyor.” diye konuştu.
“Meksika bizim için çok yeni bir pazar”
Toplantıya konuk olan Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz, Türkiye’deki yayımcılar olarak dünyanın değişimine ve dönüşümüne ayak uydurduklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığının da katkısıyla 2000’li yılların başından itibaren yurt dışında birçok fuara katılma imkanı bulduklarını dile getirdi.
Türkiye’deki kitapların yurt dışındaki okurlara da satılabileceğini ve yayımcılıkta farklı ülkelerde de pazarların olduğunu fark ettiklerini belirten Günyüz, “Yayımcıları İstanbul’a davet edip ‘Doğu ile Batı’yı birleştirebilir miyiz?’ noktasından hareket ettik ve bence bunda çok başarılı olduk.” dedi.
Pek çok ülkeden yayımcıların Avrupa’daki etkinliklere gidemediğini, fakat İstanbul’a rahatça gelebildiğini ifade eden Günyüz, Türkiye’nin bu anlamda Avrupalı yayıncıların, Türk Devletleri ve Arap ülkeleri gibi pek çok ülkedeki meslektaşlarıyla buluşabildiği bir ortak nokta ve buluşma alanı olduğunu vurguladı.
Günyüz, programın odak ülkesinin geçen yıl Özbekistan olduğunu belirterek, “Şu anda Özbekistan ile çok ciddi kitap alışverişine başladık. Bu yıl da Meksika’yı seçtik. Çünkü Meksika bizim için çok yeni bir pazardı, hiç bilmediğimiz bir yerdi. Bu anlamda bu sene Meksika’ya gittik. Meksika’da birçok yayımcıyla temas ettik ve onları Türkiye’ye davet ettik.” diye konuştu.
Program kapsamında 3 gün boyunca yapılacak etkinliklere ilişkin bilgi veren Günyüz, seminer ve etkinliklerin, odak ülke olan Meksika ile İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze ve Filistin konularında gerçekleştirileceğini ifade etti.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün de İstanbul Publishing Fellowship’te Türk edebiyatından eserler yayınlayan yurt dışındaki 3 yayınevine ödül takdim edileceğini söyledi.
4 yıl önce “onur konuğu” sistemine başladıklarını dile getiren Üstün, “İlk olarak Azerbaycan konuk oldu. Azerbaycan’da eğer bugün bir kitap sektöründen bahsediliyorsa buradaki arkadaşlarımızın ve Azerbaycan’daki paydaşlarımızla oradaki yayımcıların ortak hareketlerinin ne kadar iyi olduğunu, birbirleriyle çok iyi ilişkiler geliştirdiklerini, iyi çeviriler yaptıklarını, Türk yayıncılarla diyaloglarının çok iyi olduğunu görebilirsiniz.” dedi.
Program hibrit bir modelde gerçekleştiriliyor
Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları ile dünya yayımcılarının işbirliğinin artırılması, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi ve sektörel gelişmelerin yakından takip edilmesi amaçlanıyor.
Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncının bir araya gelmesine olanak sağlayan program, 2021’den itibaren hibrit bir modelde gerçekleştirilerek katılımcılarına hem fiziki hem de çevrim içi ikili görüşme yapma imkanı sunuyor.
Programda bugüne kadar 10 binin üzerinde telif ön anlaşması ve 15 binden fazla iş görüşmesi yapıldı.
Rami Kütüphanesi’nde 5 Mart’ta başlayacak programın açılışına, International Publishers Association Başkan Yardımcısı Gvantsa Jobava ve çeşitli ülkelerin yayıncı birliklerinin başkanları ile yöneticilerinin katılması bekleniyor.
Türk yayıncılık sektörünün entelektüel, sanatsal ve kültürel üretiminin farklı dillere çevrilmesine ve dünya çapında tanıtılmasına yönelik İstanbul Telif Ödülleri de bu yıl yapılacak. Ödüle layık görülenler aynı gün Windsor Hotel İstanbul’da düzenlenen törende açıklanacak.
2024’ün “odak ülkesi” Meksika
İstanbul Fellowship Publishing Programı’nda bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işleneceği “odak ülke” etkinliğinde 2024’ün odak ülkesi olarak Meksika belirlendi.
Meksika edebiyatının ele alınacağı oturumlarda, Ana Maria Bermudez, Emiliano Becerril Silva ve Susana Figueroa konuşmacı olarak yer alacak. Ayrıca Meksika mutfağına ve müziğine dair kültürel etkinlikler gerçekleştirilecek.
Programla Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden yayımcılar, telif ve çeviri görüşmeleri için İstanbul’da bir araya gelecek.
]]>Sultangazi’de 300 bebek ve anneleri ağırlandı
İSTANBUL – Sultangazi Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen “Hoş Geldin Bebek” etkinliği gönüllere dokunmaya devam ediyor. 300 anne ve bebeklerinin ağırlandığı programda, annelere ve çocuklara çeşitli hediyeler verildi.
Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.
“Kocaman bir aile olduk”
Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.
Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü “Hoş Geldin Bebek” programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı. Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.
Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.
Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.
Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu.
]]>Sultangazi Belediyesi, annelerin gönüllerine dokunan program “Hoş Geldin Bebek” ile 300 miniği ağırladı. Program kapsamında 300 bebek ve annesi Sultangazi Belediyesi Nikah Sarayı’nda düzenlenen özel programda bir araya geldi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum katıldı.
“Kocaman bir aile olduk”
Programda konuşan Tuba Dursun, “Daha önce sizler bizleri davet ediyordunuz bizler geliyorduk. Şimdi bizler sizi davet ediyoruz sizler geliyorsunuz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz görevi devraldığımızda sizler ile, Sultangazili komşularımızla kocaman bir aile olduk dedik ve ilk günden evlerinizin kapısını çalıp misafir olduk. Çekirdek bir aile iken kocaman bir aile olmuşuz. 570 bin nüfuslu 15 mahalleden oluşan kocaman bir aile” ifadelerini kullandı.
Eşi Tuba Dursun’un yürüttüğü projenin yakaladığı başarıya dikkat çeken Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Çalışmalarıyla, gayretiyle, emek sarf etmeleriyle bazen gözyaşı dökmeleriyle, bazen alın teriyle her daim bizim yanımızda olan Sultangazi’nin güçlü kadınları hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, şerefler getirdiniz. Öncelikle kıymetli eşim Tuba Hanım’a ve güçlü ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü ‘Hoş Geldin Bebek’ programımız bugün itibariyle 11 bin kişiye ulaşmış durumda. Bu az bir sayı değil. Ancak iş o kadar kolay değildir. Bu işe 1 ile başlandığında, 10’lar ile başlandığında 100’ler ile başlandığında 11 bin sayısına ulaşmanın kolay olmadığını biliyorduk. Bundan sonra çok daha fazla sayıya ulaşacağız. Esasında 11 bin kadına ulaşmış olmak, 11 bin kadının gönlüne girebilmiş olmak, 11 bin ailenin yüreğine dokunmuş olabilmek 5 yıl içerisinde çok önemli bir meziyet. Bu sebeple ben Tuba Hanım’a ve kıymetli ekibine canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Hemen hemen bütün kültür merkezlerimizde, kadın spor merkezleri, kadınların emeğini çok daha güçlü hale getirecek meslek edindirme kursları, çeşitli el becerilerinin ortaya çıkacağı seminerlerimiz, panellerimiz, çeşitli atölyelerimizde kadını güçlü hale getirebilecek çalışmaları yapıyoruz. Buralarda mekanlar oluşturuyoruz. Ama eğer bu ve benzeri programlarla gönlünüze dokunamamışsak, gönlünüzde yer edinememişsek emin olun yapılan işlerin çok fazla bir anlamı kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Programda konuşan AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum ise, “Seçim çalışması yapıyoruz biliyorsunuz. Bu süreçte vaatlerinden bahsediyor Başkan Bey. Bu vaatlerde çocukları ve anneleri de düşünüyor. Ben bu konuda da ona hem anne olarak, hem de seçmen olarak destek sunacağımı, sizlerin düşüncelerinizi ve fikirlerinizi ona ileterek bir an önce bunlarla ilgili çalışma yapacağımızı söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından “Hoş Geldin Bebek” programı kapsamında özenle hazırlanan ve anne ile bebeklerin temel ihtiyaçları ve oyuncakların da bulunduğu bebek çantaları annelere hediye edildi.
Programa bebeği ile katılan anne Dilan Ekinci, “Sultangazi Belediyesi tarafından düzenlenen bu organizasyon çok güzeldi. Çok güzel bir bebek programı oluşturmuşlar. Verilen hediyeler çok güzeldi. Her şey için teşekkür ederiz” dedi.
Bir diğer anne Sonbahar Ok, “Çok güzel bir etkinlik oldu. Geçen sene katıldık. Bu sene yine katıldık. Çok güzel oldu. Ne diyebilirim ki memnunuz, razıyız” dedi. Yasemin Kılıç, “Çok güzel geçti. Böyle güzel organizasyonlar oldu, çocuklar eğlendi. Ben ilk defa katıldım, ilk çocuğum zaten” dedi. Ayşe Vayık, “Sayın Başkanımızı çok seviyoruz, saygılar dileriz, iyi ki var çok memnun kaldık” dedi. Hayal Erol, “Her şey için çok teşekkür ederiz. Çantayı çok beğendik. Her şey vardı içinde. Hepimiz bir araya geldik. İnşallah oyumuz ona. Bu sene yine inşallah başkan olur” dedi.
Program toplu halde çektirilen hatıra fotoğraflarının ardından son buldu. – İSTANBUL
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Akbank’ın destekleriyle gerçekleşen, TurkishWIN’in öncülüğünde yürütülen BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın ilk dönemi İstanbul’da düzenlenen açılış etkinliği ile başladı. Buluşmada girişimci kadınlar ve mentorler, ekosistem paydaşlarıyla bir araya geldiler, deneyim ve bilgi paylaşımında bulundular.
Türkiye’nin öncü kuruluşları arasında yer alan, 15 TurkishWIN paydaşı tarafından desteklenen program kapsamında, 100 girişimci kadın, 100 mentor ile bire bir mentorluk desteği alarak girişimlerine güç katacak. 6 aylık program süresince, girişimci kadınlar alanında uzman gönüllü mentorlerden destek alacak ve deneyimlerini paylaşacaklar. Bu sayede her bir girişimci, işi, sektörü ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda rehberlik alacak ve dahil oldukları güçlü ağ ile yeni iş birlikleri olasılıklarından da yararlanacaklar.
“Türkiye’de sürdürülebilir gelişim için birlik içerisinde çalışmaya devam edeceğiz”
Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, “Banka olarak insan odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımımızla hayatın her alanında değer oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu kapsamda önceliklendirdiğimiz kapsayıcı ve eşit fırsatlar için uzun yıllardır yenilikçi çalışmalara imza atıyoruz. Bunun bir yansıması olarak, kadın KOBİ’ler ve işletme sahiplerine yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Kredi Garanti Fonu (KGF) iş birliğinde kapsayıcı finansal çözümleri hayata geçirdik. Girişimci kadınların hem teminat sorununa çözüm getiriyor hem de mentorluk, danışmanlık ve eğitimlerle yanlarında yer alıyoruz. 2023 yılında hızlandırdığımız bu çalışmalarla destek sunduğumuz işletme sahibi kadınların sayısını bir önceki yıla göre yüzde 50 artırdık. Önümüzdeki dönemde ise bu etkiyi genişletme hedefiyle ilerliyoruz.
Bu doğrultuda, ülkemizde fırsat eşitliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya destek sunma hedefiyle hayat bulan BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızı, güçlü iş ortaklarımızla birlikte hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Böylece her yıl 100 girişimci kadının işlerini ileri taşımalarında rol alacağız. Türkiye’de sürdürülebilir gelişim için birlik içerisinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak ise, “Türkiye’nin değerlendirmediği en büyük doğal kaynak kadınlarımız ve gençlerimiz. Kadınların istihdama katılımda eşit fırsatlar sunmadıkça ve kadınlarımızı ekonomiye dahil etmedikçe ülke ekonomimizin potansiyelinde büyümesi ve sürdürülebilir bir kalkınma modeline geçmemiz mümkün değil. 2010 yılından bugüne, kadınların sevdikleri meslekleri keşfetmelerine destek olma hedefiyle paydaşlarımızla birlikte yüzbinleri harekete geçirdiğimiz mentorluk programlarımızın arasında BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızın yeri çok özel. İstihdamda olan her kadın bir kaplan gücünde üretiyorsa, girişimci kadınlarımızın oluşturdukları istihdam, hayata geçirdikleri yenilikler ve kırdıkları cam tavanlarla ülke ekonomisine bin kaplan gücünde katkı sağlıyorlar. Paydaşlarımız ve 100 gönüllü mentorumuzla birlikte BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programımızda yer alıp, hayal ve hedeflerini bizimle paylaşan girişimci kadınlara, 100 binlerce kaplanımıza teşekkür ediyoruz. Kadın network dayanışmasını artırmak için hazır ve heyecanlıyız.
Banka ise mentorluk programımızın hayal ortağı ve yoldaşı. Kadın girişimcilere sunduğu destekler sayesinde edindiği iç görülerle, programımızı daha da güçlendiren bankanın liderleri ve çalışanlarına, özellikle de şube müdürlerine, verdikleri destek için içten teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Yapılan açıklamaya göre, BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı; Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, TÜBİTAK, TÜSİAD, TÜRKONFED, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği, Arya Women Investment Platform, Endeavor Türkiye, EBRD, DEİK, Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark, GYİAD Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Ankara TEKMER, Van Teknokent, Viveka’nın katkılarıyla gerçekleşiyor.
BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı hakkında detaylı bilginin binyaprak.com/kadin-girisimci-mentorluk-programi adresinde yer aldığı açıklandı. – İSTANBUL
]]>Bakan Ersoy Bergama’da sektör temsilcileriyle buluştu
İZMİR – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileriyle buluştu. Pandemi döneminde turizm sektöründe eski rakamlarını yakalayarak geçen tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelerek bakanlık olarak yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Bakan Ersoy’a İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu, AK Parti Bergama Belediye Başkan Adayı Dr. Sadık Doğruer, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da eşlik etti.
Bakanlık çalışmalarından bahsetti
Konuşmasına bakanlık olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak başlayan Bakan Ersoy, “Biliyorsunuz 2019 yılında çok önemli bir çalışma başlatmıştık. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılması. Yani on iki ay boyunca yıl boyunca çalışması. Çok da başarılı oldu. Şu ana kadar 133 kazı başkanlığı 12 aylık kazı programına geçtiğimiz 4 yıllık dönemde kazandırıldı. 2024 yılında 144 kazı başkanlığı 12 aylık programa dahil edildi. Bir çalışma daha yaptık. Dedik ki bundan sonra daha yoğun kazı yapacağız ve geleceğe miras projesi başladı. ve yine bu projemize ilk olarak Ege’de Efes’te başladık. Biliyorsunuz 1860’lı yıllardan beri kazılan bir kentimiz Efes. 160 yıl boyunca toplamda yüzde 25’lik kısmı kazılmış. Şimdi bu proje kapsamına dahil edildi. İnşallah 2024 sonunda yüzde 35 seviyelerine getireceğiz. 2025 sonunda da yüzde 45’lik seviyelerine kazılmış olacak. Aynı şekilde sizden önce de Afrodisias’a da gittim. Bugün de Bergama’ya geldik. Aynı geleceğe miras programına Bergama’yı da dahil ettik. Sadece kazı alanları da genişleterek yoğun kazı yaparak restorasyon yaparak süreci tamamlamıyoruz. Önemli olan maksimum seviyede ilçenin ve çevre şehirlerin bundan fayda elde etmesi, bütün şehir paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlayacak bir de ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Asıl amaçlarımızdan biri de bu. Burayı da gece konseptine aldık. Gece müzeciliği yazın biliyorsunuz hepiniz buradasınız. Yazın çok sıcak 50 derece sıcakta denizin kenarından, havuzun başından kalkıp şehre inmek istemiyorlar. Program kapsamında şehir merkezlerinde olanlar başta olmak üzere şehir merkezlerine yakın olan ve yoğun ziyaretçisi olan bütün kazı noktalarımızı, ören yerlerimizi aydınlatma sistemleriyle donatıyoruz. Böylelikle gece on ikiye kadar açık hale getiriyoruz. 2024 itibariyle gece müzeciliği başta Ege ve Antalya’daki noktalarımız olmak üzere yoğun ziyaretçi alan, şehir merkezi olan bütün ören yerlerimizde aşamalı bir şekilde başlatıyoruz. Biz Bergama’yı da bu kapsama alıyoruz. Bu yıl itibariyle aşağı noktası öncelikli olarak hayata geçirilecek, önümüzdeki yıl da üst kısımlar gece müzeciliğine dahil edilecek. Hızlı bir restorasyon çalışmasına da burada başlıyoruz. Lansmanını da bugün yaptık, bütçesini de iller seviyesine getirdik.” dedi.
“Yerel seçimler önemli”
Bergama’yı yıllık 1 buçuk milyon turistin ziyaret ettiği bir kent haline getirmek istediklerini kaydeden Bakan Ersoy, “O zaman bütün emekleriniz karşılık bulmuş olacak. Hem yerli ama özellikle yabancı turisti de ilçemize çekmiş olacağız. Bunu tanıtımla destekleyerek özellikle konaklama dışı harcaması yüksek olan nitelikli turisti de bölgeye kazandırarak inşallah hak ettiği yere turizmine getirmek için önemli bir adımı da burada gerçekleştirmiş olacağız. Tabii şimdi biz çok çalışma yapıyoruz. Merkezi hükümet olarak, bakanlık olarak ama Turizmde her şey bunlardan ibaret değil. Sadece bizim yaptığımız çalışmalarla hedefe ulaşabilmek mümkün değil. O yüzden 31 Mart yerel seçimleri çok önemli. Lütfen adayların seçim beyannamelerinde dikkatlice okuyun. Sorular sorun. Turizmle ilgili neler yapıyor? Sizin gibi turizm kentlerinde sizler soracaksınız ki adaylar gündemlerine alsın. Hatta öyle bir duruma geldik ki biz bazı büyükşehirlerde altyapıyı bile yapmak durumunda kaldık.” diye konuştu.
“Örnek gösterilen bir ülke olduk”
Bakan Ersoy konuşmasını şöyle tamamladı: “Dünyada sonradan gelmemize rağmen şu anda örnek gösterilen ülke olduk Türkiye olarak. Yani sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk. Şimdi biz bunları diğer mekanlarımızda da yayarak devam edelim. Altyapıları belediyelerimizle birlikte oluşturup Türkiye genelinde konusunda Avrupa’da dünyada örnek gösterilen bir ülke olacak inşallah.”
Bakan Ersoy konuşmasının ardından sektör temsilcileri ve muhtarların talep ve önerilerini dinledi. Bakan Ersoy programında ardından Bergama’dan ayrıldı.
]]>KUDAKA 2024 Yılı Fizibilite Desteği Programı’nın hedeflerini, “Bölgenin kalkınması ve rekabet gücü açısından önemli fırsatlardan yararlanılmasına, bölgenin yenilik ve girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesine ve yapılması muhtemel yatırımlara ilişkin ihtiyaç duyulacak fizibilite çalışmalarının ve “Sonuç Odaklı Programlar” kapsamında güdümlü proje desteği verilmesi planlanan projelere tahsis edilen kamu kaynağının etkin kullanılması için fizibilite çalışmalarının yapılması amaçlanıyor” şeklinde açıkladı.
Hangi programlara destek veriliyor?
KUDAKA 2024 yılı fizibilite desteği programının önceliklerini; turizmin geliştirilmesi, et, süt ve arıcılık sektörlerinin geliştirilmesi, tabi kaynaklar ve yapı malzemeleri sektörlerinin geliştirilmesi, afet risk yönetimi ve yerel kalkınma fırsatları olarak belirledi. Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı 2024 yılı bütçesinden Fizibilite Desteği Programı için ayrılan toplam yıllık tutar 4 Milyon TL olarak açıkladı. Program çerçevesinde projelere Ajans tarafından sağlanacak asgari destek tutarı 150 Bin TL, azami destek tutarı ise 750 Bin TL şeklinde olacak. Program kapsamında azami proje süresi 12 ay şeklinde ilan edildi.
2024 Yılı Fizibilite Desteği Programı Başvuru Süreci
Söz konusu programda her bir fizibilite teklifi KUDAKA’ya ulaştığı tarihten itibaren en fazla bir ay içerisinde teknik ve mali açıdan değerlendirilecek ve başarılı bulunan başvurular destek kararı için ilk toplantısında gündeme alınarak onaylanmak üzere Yönetim Kuruluna sunulacak. Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulunun vereceği destek kararları neticesinde program için ayrılmış olan destek bütçesinin başarılı bulunan tekliflere tahsis edilmesinden sonra başvuru kabulüne son veriliyor. Başvuru Formu ve başvuru için talep edilen diğer belgeler www.kudaka.ka.gov.tr ve www.kaysuygulama.sanayi.gov.tr adreslerinden ulaşılacak olan Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden elektronik ortamda doldurulacak. Destek taleplerinin KAYS üzerinden tamamlanması ve onaylanması için son tarih 22 Aralık 2024. Taahhütnameler ise e-imzalı ya da ıslak imzalı olarak 31 Aralık 2024 tarihi mesai bitimine (18.00) kadar Ajansa sunulması gerekiyor. Başvurular taahhütnamelerin teslim edilmesi ile birlikte tamamlanmış olacak.
KUDAKA’nın görevleri nelerdir?
Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA), 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun”un 3. maddesine dayanılarak Kalkınma Bakanlığı’nın koordinasyonunda, 10 Kasım 2008 tarih ve 2008/14306 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kuruldu. KUDAKA, Erzurum ili merkez olmak üzere Erzincan ve Bayburt illerini kapsayan TRA1 Düzey 2 bölgesinde faaliyet gösteriyor. Ajansın amacı bölgedeki kurumlar arası işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma planı ve programlarda öngörülmüş olan ilke ve politikalarla uyumlu biçimde bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak olarak ifade ediliyor. – ERZURUM
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Ataşehir’de Uluslararası Vuslat Platformu tarafından düzenlenen ‘Ufuktaki Yeni Türkiye Buluşmaları’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Uluslararası Vuslat Platformu Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Sarı, Uluslararası Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci, AK Parti Ataşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Naim Yağcı, vefat eden Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva’nın kız kardeşi Kemale Paşayeva ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Program video gösteriminin ardından protokol konuşmalarıyla devam etti. Program sonunda Kurum’a tablo hediye edildi. Vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Bu şehirdeki tahribatı durduracak, İstanbul’umuzu gerçek kimliğine kavuşturacağız”
Programda konuşan Kurum “Vuslat Platformu, 13 yıldır ülkemiz başta olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında aynı gaye ve manevi değerler etrafında fikir ve gönül birliği yapan insanların bir araya geldiği müstesna bir okuldur. Medeniyetimizin yeniden inşası yolunda ilim, ahlak ve irfanı merkeze alan bir yaklaşımla evlatlarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerimizin yetişmesine çok önemli katkılar sağlamaktadır. Böylesine önemli bir platformun, 1 Nisan’dan sonra İstanbul’un yükselişinde de çok değerli katkılar sağlayacağına eminim. Bu şehrin sizin vizyonunuza, ufkunuza, projeksiyonlarına çok ama çok ihtiyacı var. Şehirler, sadece betonlardan ibaret değildir. O betonlar ancak bir tasavvurla bir ruhla karılınca felsefesi olan mimariye ve kimliğe bürünür. İnsanıyla bağını koparan şehirler, kültürüyle, medeniyet tasavvuruyla, tarihiyle de bağını koparır. Son 5 yılda bu şehirde büyük bir tahribat yapıldı. Bu şehir, kendi kimliğinden, tarihinden, ruhundan uzaklaştırıldı. Bu şehirdeki tahribatı durduracak, İstanbul’umuzu gerçek kimliğine kavuşturacağız. 1 Nisan’dan sonra sizlere, sizin gibi bu şehir için değerler üreten kuruluşlarımıza, vakıflarımıza, derneklerimize kapılarımız, her zaman açık olacaktır” dedi.
“Milletimizin üslubuyla siyasetimizin üslubu hep aynı oldu”
Milletin sesine asla yabancı kalmadığını dile getiren Kurum “Biz 22 yıldır hep bu milletin değerlerine yaslandık ve bugünlere öyle geldik. Bugüne kadar milletimizin iradesini yansıtan ve millet iradesine yaslanan bir temsil sistemini, bir siyaseti hakim kıldık. Bizim hep 3 temel şiarımız oldu. Sinesinden çıktığımız aziz milletimizin sesine asla yabancı kalmadık. Milletimizin üslubuyla siyasetimizin üslubu hep aynı oldu. Siyaseti, kimin için ve ne için yaptığımızı asla unutmadık. Bize oy versin ya da vermesin tüm kesimlerin hukukunu hiçbir ayrım yapmadan vicdani bir hassasiyetle koruduk. Milletimiz, geçmişindeki dayatmaları en acı şekilde tecrübe etti. Bu yüzden tüm dayatmaların, vesayet odaklarının karşısında hep dimdik durduk. Bu millete, bu milletin değerlerine en ufak bir saygısızlıkta ve dayatmada bulunanın aramızda asla yeri olmadı. Türkiye 85 milyon vatandaşıyla büyük ve güçlüyse, bin yıldır var olan kardeşlik ikliminin korunması ve yaşatılmasıyla mümkün olmuştur. Etle tırnak gibi olan her bir vatandaşımızın arasına nifak sokanlara asla izin vermedik. Geçtiğimiz 22 yıllık süre zarfında milletimizin sesine sağır kalmadık, milletimizin beklentilerine yabancı olmadık. Milletimiz de tüm seçimlerde bizlere inandı, güvenli ve liyakatli olan kadrolarımıza bu ülkenin idaresini teslim etti. 31 Mart’ta da İstanbullu kardeşlerimiz İstanbul’un fetret dönemini bitirecek, emaneti yeniden ehline teslim edecektir” şeklinde konuştu.
“28 Mayıs’ı 31 Mart’la birleştirecek ve merkezden yerele istikrar diyeceğiz”
İstanbul’un son 5 yılda yıpratıldığını söyleyen Kurum “AK Parti’mizin belediyecilik anlayışıyla hiçbir şehrimizi gürültüye, estetikten yoksunluğa, çirkinliğe, çarpık yapılaşmaya terk etmedik. Her bir şehrimizi, her bir ilçemizi, huzurun, barışın, estetiğin, mimarinin merkezleri haline getirdik. Geçmişle geleceği aynı potada buluşturan, modern ile tarihi barıştıran, yeşil ile yapıyı kaynaştıran, insan ile şehri bütünleştiren bir şehircilik anlayışını Türkiye’nin tamamına yaydık. Gözbebeğimiz İstanbul ne yazık ki 2019’dan bu yana ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerde tüm güzel şeylerden mahrum bırakılıyor. Son 5 yılda İstanbul’un nasıl bir fetret devri yaşadığını, nasıl bir yıkıma uğradığını en iyi sizler bilirsiniz. Şehirler de insanlar gibidir. Şehirlerin bedeni zarar gördüğü gibi ruhları da zarar görebilir. Son beş yılda İstanbul hem fiziken tahrip oldu, hem de ruhen yıpratıldı. İstanbullular Kemal Tahir’in romanında ifade ettiği gibi, “esir şehrin insanları” olarak talihsiz bir beş yıl geçirmiştir. İstanbullular bu şehri ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerden kurtaracaktır. İstanbul, Mimar Sinan’ın ufkundaki, estetiğindeki, tasavvurundaki bir İstanbul olarak Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehri olacaktır. 28 Mayıs’ı 31 Mart’la birleştirecek ve merkezden yerele istikrar diyeceğiz. Uzaktan değil, yerinden yönetimi İstanbul’la, yeniden kavuşturacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Eyüpsultan Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer gününde evliliklerinde 40 yılı doldurmuşlar çiftler için özel bir program düzenledi. “Sevginin zamanla taçlandığı 40 yıl” sloganıyla düzenlenen program, Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa ilçede yaşayan 250 çift katıldı. Bir ömür aynı yastığa baş koymuş çiftler, kendileri için hazırlanan yemeğin ardından ‘Yeşilçam Şarkıları’ eşliğinde nostaljik bir yolculuğa çıktı. Çiftleri, gençlik yıllarına götüren Yeşilçam Şarkılarını Türk Sanat Müziği’nin iki güçlü sesi Rıfat Çalışkan ve Sinem Sevindik seslendirdi. Sevindik ve Çalışkan, Yeşilçam filmleriyle özdeşleşmiş, yıllar geçse de hafızalardan silinmeyen “Sen Kalbimin Mehtabısın”, “Arım Balım Peteğim”, “Bir Garip Yolcuyum”, “Kulakların Çınlasın”, “Sakın Bir Söz Söyleme”nin de aralarında bulunduğu eserlerle izleyenlere müzik ziyafeti sundu. Kırk yıldır aynı yastığa baş koymuş eşleri bu anlamlı gecede yalnız bırakmayan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken de tek tek masaları gezerek çiftlere ömür boyu mutluluklar dileyip, sohbet etti. Öte yandan çiftlere çiçek ve yastık hediye edildi.
“400 bin nüfuslu büyük bir aileyiz”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken,”14 Şubat’ta 40 yılını dolduran çiftlerimizle bir araya gelmek istedik. Sizlerde bizi kırmadınız bir araya geldiniz. Bu 5 yıl içinde hem pandemide hem depremde hem diğer sebeplerden kaybettiğimiz insanlara Allahtan rahmet diliyoruz. Çocukları evlenenler oldu, onlara bir ömür boyu mutluluklar diliyorum. Biz İnşallah çıktığımız bu yolculuğa ikinci bir 5 yıl eklemek için yola çıktık. Kime güvendik? Allah’a güvendik. Sonra da size güvendik. 26 okulun inşaatını başlattık. Şu anda çoğu bitti 7 tanesi devam ediyor. 2 tane daha yaptıracağız. Onunla beraber 28 tane okulun, o bölgede kocaman işlerin imzası atılmış olacak. ve önünüzdeki süreçte eğitimde başka şeyler konuşacağız, başarıyı konuşacağız. Havuzlar, kütüphaneler derken birazcık sizlerle ilgili yatırımları bu yıla bıraktık, bu döneme bıraktık. Niye diye soracaksınız. Çünkü çok büyük bir genç potansiyeli vardı. İlkokul, ortaokul, lise sayısı çoktu. Onların sahalarını, spor alanların falan parkları ön plana attık. Şimdi yaşlı bakım merkezi yapacağız inşallah. 400 bin nüfuslu büyük bir aileyiz. Her birimiz bir değeriz. Güneş enerjisi santrali yaptık belediyenin tükettiği elektriğin yüzde 70’ini üretiyoruz artık” dedi.
“Çok mutluyum, yine dünyaya gelsem yine eşimle evlenirim”
46 yıllık evli olduğunu söyleyen Ayşe Bayrak, “Nisan ayının 5’inde 46’ıncı senemize giriyoruz inşallah. Saygı çok önemli. Birimiz sustu, birimiz dışarı kaçtı, birimiz içeri kaçtı. Yeni evlenen çiftlere mutluluk diliyorum önce, birisi susacak birisi dinleyecek. Çiftlerimiz şu anda hemen boşanıyor. Onu da hiç istemiyorum. Bir gözünü kör edeceksin. Sağır olacaksın. Üç maymunu oynayacaksın. Sesini çıkarmayacaksın. Çok mutluyum, yine dünyaya gelsem yine eşimle evlenirim. 14 yaşında evlendim ama yine eşimle evlenirdim” ifadelerini kullandı.
“46 yıldır aynı yastıktayız”
Katılımcılardan Ayşe Bayrak’ın eşi Haşim Bayrak da 46 yıldır aynı yastıkta olduğunu söyleyerek eşinin “Dünyaya yine gelsem tekrardan eşimle evlenirim” sözünü tekrar eti. – İSTANBUL
]]>Hepsiburada’nın, deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine katkı amacıyla mart ayında başlattığı ‘Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü’ programının 9 aylık sonuçlarını paylaştı. Açıklanan sonuçlara göre bölgedeki KOBİ ve esnafın platform üzerinden ticaret hacmi 3 Milyar TL oldu. 9 ayda bölgede 2400 yeni işletme ise e-ticarete başladı.
Hepsiburada, 6 Şubat 2023 ve sonrasında gerçekleşen depremlerden etkilenen 11 ilde sürdürülebilir, kalıcı refahın sağlanmasını desteklemek için hayata geçirdiği “Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü” programının Mart-Kasım 2023 dönemini kapsayan 9 aylık sonuçlarını açıkladı.
Programla girişimci kadın ve kadın kooperatifleri için özel destekler verilirken, 3172 girişimci kadın ile kadın kooperatifinin 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
Program ile bölgedeki 16 bine ulaşan KOBİ ve esnaf Hepsiburada’nın teknoloji, ticaret, lojistik ve pazarlama imkanlarıyla desteklenirken, iki yıl içinde bölgeden tüm Türkiye’ye ve dünyaya toplam 10 milyar TL’lik satış hacmi yaratılması hedefleniyor.
NET CİRO TOPLAMDA 3 MİLYAR TL’YE ULAŞTI
KOBİ, esnaf ve aile işletmelerinin, girişimci kadınların ve kadın kooperatiflerinin desteklenmesi; bölgenin e-ticaret ve lojistik kapasitesinin artırılması; istihdam artırıcı hizmet ve faaliyetlerin bölgeye kaydırılmasının yanı sıra çocuklara, gençlere ve ailelerine eğitim ve sosyal destekleri kapsayan programla bölgedeki aktif satıcıların platform üzerinden ulaştığı net ciro toplamda 3 milyar TL’ye ulaştı. Program kapsamında bölgede faaliyet gösteren aktif satıcıların toplamı ise dokuz ay sonunda 16 bine, toplam ürün satışı 6,2 milyon adede, net sipariş sayısı ise 3,9 milyona ulaştı.
2017 yılından bu yana yürüttüğü “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı” ile binlerce kadın girişimciyi teknoloji gücüyle desteklemeye devam eden Hepsiburada, deprem bölgesinde faaliyet gösteren girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine de desteğini ilk günden beri sürdürüyor. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren ve platform üzerinden satış yapan 3 bin 172 girişimci kadın ve kadın kooperatifi deprem felaketinin ardından 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
ADANA VE HATAY E-TİCARET İHTİSAS MERKEZLERİ AÇILDI
Hepsiburada, bölgede e-ticaret ekosisteminin büyüyüp gelişmesi ve küçük işletmelerin ofis, stok, lojistik, pazarlama, müşteri hizmetleri ve eğitim ihtiyaçlarına yanıt vermesi amacıyla ‘E-Ticaret İhtisas Merkezleri’ projesini de hayata geçirdi. 3 farklı şehirde kurulacağı açıklanan E-Ticaret İhtisas Merkezleri’nden ilk ikisi Adana ve Hatay’da açılarak faaliyetlerine başladı.
Hepsiburada’nın deprem bölgesinde kurduğu E-Ticaret İhtisas Merkezleri ile mevcut satıcıların yanında olmayı sürdürürken, bölgede e-ticarete yeni başlayacak satıcılar için de eğitimler ve programlar düzenleniyor. Bu doğrultuda bölgedeki e-ticaret ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla eğitimler verilmeye devam ediliyor.
Hepsiburada, deprem bölgesinde hayata geçirdiği sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Hepsiburada, “Bir Gülüş Yeter” projesi kapsamında deprem bölgesindeki çocuklar için gerçekleştirdiği etkinlikler ile bugüne kadar bölgedeki 4 binden fazla, toplamda ise 35 bin çocuğa ulaştı.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ GENÇLERE EĞİTİM DESTEĞİ
Hepsiburada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılına özel olarak 100 genç ile başlattığı “Yarınlara Söz” programı ile deprem bölgesinde eğitimine devam eden ve üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan öğrencileri, “E-Ticaret, Girişimcilik ve Pazarlama” alanında hazırlanan ve yıl boyu sürecek olan eğitimler ile buluşturuyor.
YENİ YILA GİRERKEN, DEPREM BÖLGESİ SATICILARINDAN HER SİPARİŞ BİR DESTEK
Hepsiburada ayrıca 6 şubatta yaşanan deprem felaketi sonrasında, deprem bölgesindeki satıcılara destek olmak için başlattığı “Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında yeni yıla girerken hediye seçenekleriyle tüketicileri hem sevdiklerini yeni yılda mutlu etmek hem de deprem bölgesinde satış yapan iş ortaklarını desteklemeye davet ediyor.
“Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında, kullanıcılar için özel bir sayfa oluşturularak, yeni yıl alışverişlerinde bölgedeki KOBİ’ler, esnaf ve aile işletmeleri, girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine destek sağlamaya devam ediyor.
Hepsiburada, “Her Sipariş Bir Destek” kampanyasıyla deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine de destek olmak ve yerel kalkınmayı desteklemek için kullanıcılarına, yılbaşı alışverişlerini yaparken hediyelerini deprem bölgesi satıcılarından tercih ederek yeni yılın güzelliklerini anlamlı bir şekilde paylaşma fırsatı sunuyor. Hediye seçenekleri arasında erkek giyim, kadın giyim ve aksesuar ürünleri, ayakkabı ve çantanın yanı sıra kupa, hobi malzemesi, kitap gibi birçok zengin ve çeşitli seçenek bulunuyor.
]]>