Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri çıkıp ileri geri konuşuyor. Ne diyorlar; Türkiye‘nin Suriye’de ne işi var? Bunu diyecek kadar kendi tarihini bilmeyenleri kültür ve medeniyet değerlerimizden yoksun olanları görüyoruz. Kimi bu soruyu cahilliğinden, kimi de ideolojik fanatizmden soruyor. Şimdi gördünüz mü, Niçin Suriye’de olduğumuzu? Ne oldu şimdi? Suriye’nin başındaki nerede? Neticede kim haklı çıktı? Allah’a hamdolsun biz haklı çıktık. Esad pılısını pırtısını toplayıp bir gecede kaçmak zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
“Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum. Yiğitler ve şehitler beşiği, istiklalimizin ışığı, vatanımızın, devletimizin, istiklalimizin aşığı Sakarya’yı ve Sakaryalı kardeşlerimi bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Bu salonu bayram havasına, şölene çeviren siz değerli kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kongremiz hayırlı, mübarek olsun.
“BU YOL TÜRKİYE YÜZYILI YOLUDUR”
Bu yol hak yoludur, bu yol millete hizmet yoludur. Bu yol kardeşliğimizin yoludur. Bu yol, Türkiye‘nin bir yıldız gibi parladığı, asli kodlarına döndüğü, dosta güven, düşmana korku verdiği Türkiye Yüzyılı yoludur. Bu yol gazilerin, şehitlerin yoludur. Bu yol gönül coğrafyamızda ‘aman Türkiye’nin kılına zarar gelmesin’ diye dua eden kardeşlerimizin, soydaşlarımızın dindaşlarımızın yoludur. Bu yolda bizimle birlikte olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. AK Kadınlara özellikle çok çok teşekkür ediyorum.
Sakarya insanıyla, tarihiyle, adıyla Türkiye’nin mayası olan bir şehir. Unutmayın Sakarya, Sakarya’dan ibaret değildir. Beşeri coğrafyamızın bütün kodlarını taşıyan potansiyel Sakarya’da mevcuttur.
“AŞMAMIZ GEREKEN ENGELLER VAR”
Dünyadaki ve bölgemizdeki kırılmaların eşliğinde yeni bir dönemin arifesindeyiz. Elbette her şey güllük gülistanlık değil, hala çözmemiz gereken sıkıntılar, aşmamız gereken engeller var. Türkiye, Cumhuriyet’in ikinci asrıyla birlikte önüne açılan yeni kapıları, yeni fırsatları en iyi şekilde değerlendirmektedir. Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır, biraz daha gayret, biraz daha destek istiyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin hiçbir kazanımına sevinemeyen güruhu görüyorsunuz değil mi? Bunlar artık psikiyatrinin konusu olacak yere savrulmuştur.
“SABREDENLER ZAFERE ULAŞTI”
Bu millet ensardır. Onlar ise muhacirdir. Biz muhacirleri hiçbir zaman bu ülkeden kovmayacağız onlara hep sahip çıkacağız. Hamdolsun dediğimiz oldu mu? Çuvallarla, valizlerle dönüyorlar. Sabredenler zafere ulaştılar. Bizim için aslolan milletimizin ne beklediği neyi murad ettiğidir. Kardeşlerim ülkemizi nasıl 2023 vizyonuyla buluşturduysak 2053 vizyonunu hayata geçirmek de AK Parti kadrolarına nasip olacaktır. Ülkemizde kardeşliğin, dara düşene el uzatmanın kıymetini en iyi Sakaryalılar bilir. Suriyeli kardeşlerimize kol kanat gererek kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirdik. Bunu da şikayet ederek değil muhacirlere ensar olma şuuruyla yaptık
“BİZ HAKLI ÇIKTIK”
Birileri çıkıp ileri geri konuşuyor. Ne diyorlar; Türkiye’nin Suriye’de ne işi var? Bunu diyecek kadar kendi tarihini bilmeyenleri kültür ve medeniyet değerlerimizden yoksun olanları görüyoruz. Kimi bu soruyu cahilliğinden, kimi de ideolojik fanatizmden soruyor. Şimdi gördünüz mü, Niçin Suriye’de olduğumuzu? Ne oldu şimdi? Suriye’nin başındaki nerede? Türkiye’nin hemen dibinde kritik gelişmeler yaşanıyor. Bunlar ne olup bittiğini takip etmiyorlar. 3. Dünya Savaşı çıksa CHP’nin umurunda olmaz.
“ESAD PILISINI PIRTISINI TOPLAYIP KAÇTI”
Suriye’de 2011’de başlayan iç çatışmalar kardeşlik iklimini başka boyuta taşıdı. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirirken içerden ve dışardan gelen nice baskıyı, ithamı, tahriki, provokasyonu göğüslemek mecburiyetinde kaldık. Asla geri adım atmadık. Neticede kim haklı çıktı? Allah’a hamdolsun biz haklı çıktık. Esad pılısını pırtısını toplayıp bir gecede kaçmak zorunda kaldı.
“SURİYE’LİLERİN VATANLARINA DÖNEMEDİKLERİNİN NEDENİ…”
Suriye’deki devrime şaşı bakanlara, Esad dönemini yüceltenlere en güzel cevap Şam’daki yeraltı hapishaneleridir. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Ülkemizdeki Suriyelilerin yıllarca vatanlarına dönemediklerinin nedeni o hapishanedeki işkence aletleridir. Vahşet hikayelerini dinlemeye insanın yüreği dayanmıyor. CHP Genel Başkanı Esad’ın af reklamını yapmıştı. Esad’ı ziyarete gidecekti ya. Özgür Bey ne oldu, niye gitmedin ya? Azıcık insani duyarlılıkları varsa, siyasete tövbe eder siyaset öncesi işlerine geri dönerler. Bunların derdi herhangi bir davayı savunmak değil. Kendilerine bedavadan çıkar sağlamak. Bunlar hiçbir zaman millet de karşılık bulamadılar. Rabbim ülkemizi bunların eline düşmekten muhafaza eylesin.”
Olgun KızıltepeHaberler.com – PolitikaRecep Tayyip ErdoğanPolitikaTürkiyeGündemSuriye
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, son gelişmelerin Türkiye’nin izlediği insani ve vicdani politikanın ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini, Türkiye’nin Suriye’de barıştan, özgürlükten, diyalogdan, adaletten yana tutumunu sürdürdüğünü, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının ve istikrara kavuşmasının önemini ifade etti.
“İSRAİL’İN SALDIRILARI SURİYE’NİN İSTİKRARINA KATKI SAĞLAMIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail saldırganlığının bu kez de Suriye’de ortaya çıktığını, bu tutumun Suriye’nin istikrarına katkı sağlamadığını, Suriye’nin terör unsurlarından temizlenmesinin şart olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, ” Filistin’de bugün yaşanan hadise ne meşrudur, ne de kendini savunma hakkının bir tezahürüdür. Tanımını net yapalım: İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği ‘post-modern bir Holokost’tur” dedi.
Emine Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da ‘Doha Forum 2024’ kapsamında düzenlenen ‘Filistin için tek yürek: İşgalin ve soykırımın karanlığında umudu koruma’ oturumuna katıldı. Yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı forumda konuşan Emine Erdoğan, Filistinli çocukların Al-Şifa Hastanesi’nin önünde düzenledikleri basın toplantısıyla dünyaya ‘yaşamak istiyoruz, bizi koruyun’ çağrısı yapmalarının üzerinden tam 395 gün geçtiğine dikkati çekti.
Birleşmiş MilletlerÇocuk Fonu’nun Gazze’yi ‘çocuk mezarlığı’ olarak tanımlamasının üzerindense 407 gün geçtiğini anımsatan Emine Erdoğan, “Güvenli bölge denilen Refah’ta yerinden edilmiş Gazzelilerin kaldığı çadır kentin bombalanmasının ve 44 kişinin cayır cayır yanarak katledilmesinin üzerinden 195 gün geçti” ifadesini kullandı.
‘BUGÜN SOYKIRIMIN 428’NCİ GÜNÜ’
Filistinlilere uygulanan soykırımın bugün 428’inci günü olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tam 14 aydır, örgütlü bir zalimliğin, insanlığın ortak vicdanına, insan olmanın haysiyetine gerçekleştirdiği en acımasız saldırılardan birisine tanıklık ediyoruz. ‘Meşru müdafaa’ adı altında genci yaşlısı, kadını erkeği, Hristiyanı Müslümanı ayırt etmeksizin bir ülke, milleti ve kültürüyle topyekun tarihten silinmeye çalışılıyor. Vicdan sahibi herkes adına sormak istiyorum: 16 bini çocuk olmak üzere, 44 bin sivili vahşice katletmek, hastane, okul, ibadethane, hatta yetimhane bombalamak, hangi din veya hukuk sisteminde ‘meşru’ olabilir? Nüfusunun yarısı 18 yaş altı olan Gazze’ye, toplamda 70 bin tonu aşan bomba atarak İsrail kendisini kimden koruyor olabilir? Filistin’de bugün yaşanan hadise ne meşrudur, ne de kendini savunma hakkının bir tezahürüdür. Tanımını net yapalım: İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği ‘post-modern bir Holokost’tur.”
‘BU İŞGAL, TARİHİN EN KARANLIK SOYKIRIMLARINDAN BİRİSİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA’
Neredeyse bir asırdır, Filistin halkının sistematik bir hırsızlığa, insanlık dışı bir ayrımcılığa ve bitmek bilmeyen bir işgale maruz kaldığına dikkati çeken Emine Erdoğan, “Son bir yıldır bu işgal, tarihin en karanlık soykırımlarından birisine dönüşmüş durumda. İsimler, hayatlar her gün artan farklı sayılar arasında kaybolup gidiyor” dedi. ‘Saldırıların sürekli artan şiddeti ve buna karşı kayıtsızlık, bizi bu kötülüğe yavaş yavaş alıştırıyor’ ifadesini kullanan Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Her yeni kayıp, geçilemeyeceğini düşündüğümüz bir başka etik sınırı daha geride bırakıyor. Üstelik hepsi, tüm dünyanın gözleri önünde oluyor. Bugün tanık olduğumuz soykırım, tarihte ilk kez kurbanları tarafından, olur da bir yerden yardım gelir ümidiyle naklen dünyaya aktarılıyor. Bu apaçık gerçeklik karşısında, kendisini hümanist değerlerin savunucusu olarak gören tırnak içinde medeni dünya, olanlara göz yumuyor. Bu soykırımı ve suçlularını aklamak için tüm insani, hukuki ve dini ilkelerini ayaklar altına alabiliyor. Dahası ekonomik yardım ve silah desteği ile bu soykırıma açıkça ortak oluyor. Oluşturduğu korku iklimi ve yalan siyasetiyle Siyonizm, barışa dair tüm umutları yok etmeye çalışıyor. Antisemitizm yaftası, adeta bir silah gibi, bu vahşete sesini çıkarmak isteyen herkese doğrultuluyor. Tarafsızlık iddiasında olan büyük medya platformları, İsrail yanlısı içerikleri öne çıkarırken, zulmü bir hakikat olarak gözler önüne seren paylaşımları pervasızca kaldırıyor.”
‘FİLİSTİN’DE TANIK OLDUĞUMUZ ŞEY BİR SAVAŞ DEĞİL’
“Filistin’de tanık olduğumuz şey bir savaş değil. Bu, sadece en güçlü ve zalim olanın hayatta kaldığı, öteki hayatların kolayca harcanabildiği bir dünya düzenini kabul ettirme çabası” açıklamasını yapan Emine Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“İnsanlık olarak sahip olduğumuz tüm kutsalların kirletilebildiği, tüm müşterek değerlerin yozlaştırılabildiği, bir grup insanın çıkarı için kalan herkesin ve her şeyin değersizleştirilebildiği keyfi bir sistemin zorla dayatılması. Küçük bir ideolojik azınlığın gerçeklikten kopuk planlarını işletmek için kurduğu bu bencil düzeni her şeyden önce bir insan, bir Müslüman olarak reddediyorum.”
Bu saldırgan tahakküm karşısında, dünyanın içinde bulunduğu utanç verici acziyet ve ikiyüzlü siyasetin kabul edilemez bir seviyede olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “İsrail’in meşru müdafaa hakkını dokunulmaz bir kutsal gibi savunan Batılı ülkelerin, bu uğurda katledilen onbinlerce Gazzeli masum karşısındaki sessizliğinden ne anlamamız gerekiyor? İnsan Hakları Beyannamesinde ve uluslararası birçok sözleşmede hakları koruma altına alınmış ‘insan’ tanımı, sadece Batı’nın belirlediği sınırlar içindekileri mi kapsıyor? Unutmayalım ki, sonraki nesillerin ibret alacağı bir tarih yazılırken, durduğumuz nokta bizleri tanımlayacak” diye konuştu.
‘BU BİR EMANET VE MİRAS MESELESİDİR’
Bunun bir emanet ve miras meselesi olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Devraldığımız küresel insani değerler emanetine ne pahasına olursa olsun sahip çıkabilme ve ardımızda daha adil bir dünya miras bırakabilme meselesi. Dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun, insanı merhametle kucaklayan, özü itibarıyla değerli gören bir inanç ve medeniyeti savunma ve yüceltme meselesi” değerlendirmesini yaptı.
“Filistin için tek yürek olan bizler, tüm insanlığı manevi çocukları kabul eden, Hz. İbrahim’in mirasına sımsıkı sarılıyoruz” ifadesini kullanan Emine Erdoğan, “O, ‘İlahi azabı hak etmiş şehirlerde bile en azından 10 masum bulunur’ diyen, eşsiz bir önderdi. Hz. İbrahim ve diğer tüm peygamberlerimiz başta olmak üzere, bütün iyilik öncülerinin, kendilerini adadıkları barış ve selamet yolunu izliyoruz” dedi.
‘GAZZELİLER ONURLU DİRENİŞİYLE, HEPİMİZE UNUTTUĞUMUZ FAZİLETLERİ HATIRLATIYOR’
Filistin’e bakıldığında, bugünkü yıkım ve gözyaşının ötesindeki, binlerce yıllık medeniyetin izlerinin, eşsiz kültürünün ve doğasının görülmesi gerektiğine işaret eden Emine Erdoğan, “Bunun için, unutturmaya çalıştıkları gerçek Filistin’i, 1945, hatta 1900’ler öncesindeki tarihiyle öğrenmeyi, hafızalarımızda canlı bir şekilde yaşatmayı bir görev bilmeliyiz. Zira bu tarihten öğrenecek çok şeyimiz var.” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Gazzeliler onurlu direnişiyle, zalim karşısında yılmayan, vakar duruşlarıyla hepimize unuttuğumuz faziletleri hatırlatıyor. Kurumuş kalplerimize ruh kazandırıyor, vicdanlarımızı güçlendirerek doğruyu yanlıştan ayırt edebilen birer pusulaya dönüştürüyor. Bugün dünyanın her yanındaki mitinglerle şahit olduğumuz uyanış, yeni bir dünyanın doğuşunu da müjdeliyor. Bu yüzden, belki de en önemlisi Gazze, soykırım ve işgalin kararttığı hayatlarımızı umudun ışığıyla aydınlatıyor. Umut, yalnızca bir his değildir, umut etmek, bir tercihtir. Her sabah kalkıp, her şeye rağmen yeniden, yine aynı şevk ve cesaretle aydınlık bir geleceğe inanmayı seçmektir. Ailesini kaybeden, evinden sürülen, kimliğinden eşyasına sahip olduğu her şeyi yağmalanan Gazzelilerin her şeye rağmen taşıdıkları umut, bizi ayakta tutuyor.”
Geçen yıl 15 Kasım’da, İstanbul’da, lider eşleriyle yaptıkları ‘Filistin için Tek Yürek’ olma çağrısını buradan bir kez daha yinelemek istediğini belirten Emine Erdoğan, “Gelin, bu umut etrafında birleşelim ve ortak gücümüzü etkili bir eyleme dönüştürelim. Bugün hala kurtarabileceğimiz masumlar için, hemen şimdi, ama’sız, niye’siz bir ateşkes çağrımızı daha da yüksek haykıralım” dedi.
‘GAZZE’YE EN FAZLA YARDIM GÖNDEREN ÜLKE KONUMUNDAYIZ’
Türkiye’nin, gerek Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması gerekse Filistin’in bağımsız bir devlet olarak var olması için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurgulayan Emine Erdoğan, “88 bin ton insani yardımla Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumundayız” dedi.
Bu noktada, Katar’ın arabuluculuk ve ateşkes çabalarındaki rolünü çok önemli bulduklarını ve takdir ettiklerini dile getiren Emine Erdoğan, “Diplomasi ve diyalogun merkez noktası haline gelen Doha Forum’un bu seneki buluşmalarının hayırlara vesile olmasını diliyor, programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, konuşmasını İsrail tarafından şehit edilen, Gazze İslam Üniversitesi Profesörü Yazar ve Şair Rifat Alerir’in şiirinden ‘Eğer ölmem gerekiyorsa, Sen yaşamalısın, hikayemi anlatmak için. Eğer ölmem gerekiyorsa, dilerim umut getirsin, dilerim, bir hikaye olsun’ alıntısıyla tamamlarken, “Profesör Rifat’ın, kurtaramadığımız yavrumuz Hind Recep’in, dedesinin kollarında can veren Riim’in ve nicelerinin hikayesi hepimize emanet. Filistin’in hikayesi, bizim ortak mirasımız. Sayıların ve savaşın ötesindeki Filistin’e ve Filistinlilere sahip çıkma cesareti gösteren herkesi yürekten selamlıyorum.” dedi.
LİDER EŞLERİNE HİTAP ETMİŞTİ
Filistin meselesini sürekli gündemde tutan ve her platformda dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçen yıl 15 Kasım’da İstanbul’da pek çok ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşlerini ağırladı.
Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde ev sahipliğini yaptığı, 15 devlet ve hükümet başkanı eşi ve özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen ‘Filistin İçin Tek Yürek’ temalı zirvede konuklara hitap etti. Konuşmayı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da takip etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERDOĞAN’DAN “ESAD” AÇIKLAMASI
Erdoğan, partisinin Gaziantep 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. “Suriyeli kardeşlerimiz gerçekten çok zor günler geçirdi. 12 milyona yakın Suriyeli doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Başka ülkelere göçmek isterken yollarda can verdi. Aylan bebeğin fotoğrafını nasıl unutabiliriz” diyen Erdoğan, “Aramızda sınırlar olabilir ama bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Nice asırlar boyunca birlik ve dirlik için olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BİR ÇAKIL TAŞINDA BİLE GÖZÜMÜZ YOK”
Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “Kimsenin bir çakıl taşında bile gözümüz yok. Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Kendi ülkelerinin geleceğine karar verecek olan Suriyelilerdir. Türkiye olarak milli çıkarlarımızı tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim. Kan dökerek can alarak, sivillerin üzerine bomba yağdırarak hiçbir yere varılmayacağını son 13 senedir yaşananlar göstermelidir. Suriye toprakları savaşa doymuştur. Kana ve gözyaşına duymuştur.

“HUZUR İÇİNDE YAŞADIKLARI BİR SURİYE GÖRMEK İSTİYORUZ”
Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini idrak edemedi. Türkiye dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında yer almaktadır. Hiç kimsenin dışlanmadığı, zulme uğramadığı, farklı kimliklerin yan yana huzur içinde yaşadıkları bir Suriye görmek istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Kadınların tasarım ve üretim süreçlerinde yer almadığı teknolojiler, bizi daha iyi bir geleceğe götüremez” dedi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Yardımcısı, Başbakan ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum’un himayelerinde, Dubai Kadın Kuruluşu tarafından düzenlenen, ‘Dubai Küresel Kadınlar Forumu’, ‘Etki Gücü’ ana temasıyla başladı.
Dubai Emiri Al Maktum’un özel davetiyle Madinat Jumeirah’da, bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen forumun açılış konuşmasını yapan Emine Erdoğan, BAE’nin yüksek yabancı nüfusuyla dünyanın en önemli kültürel kesişim noktalarından biri olduğunu belirtti.
Foruma katılan herkesin farklı gelenekleri, inançları, ideolojileri, ülkelerinin farklı gündemleri olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Tüm bu ayrımlara rağmen, bizler şu gerçeğin bilincindeyiz; insanlık olarak hepimiz aynı gemide ortak bir geleceğe doğru yürüyoruz” diye konuştu.
Emine Erdoğan, dünyanın geçirdiği dönüşümlerin herkesi derinden etkilediğini dile getirerek, dijitalleşme ve yapay zeka gibi teknolojiler sayesinde her sabah yeni bir dünyaya uyanıldığını söyledi.
Bir haftada üretilen bilginin, geçmişteki bir yüzyıla eş değer olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Yapay zeka, eskiden aylar süren işlemleri saniyelere indirebiliyor. Araştırmalar, 3 sene içinde her 10 meslekten 2’sinin değişeceğini öngörüyor. Belirsiz bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, ortak bir yol haritasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, bu noktada Birleşmiş Milletlerin 2030 için belirlediği ’17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin rehber niteliğinde olduğunu vurgulayarak, “Hedeflerin temelinde ise şu ilke yatıyor; ‘kimseyi geride bırakmamak.’ Herkesi kapsamayı vadeden dünya, nüfusunun yarısını oluşturan kadınları maalesef geride bırakıyor” dedi.
Gelecek toplumlarını şekillendiren ve kısaca STEM olarak bilinen ‘bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik’ alanlarında kadın temsil oranının hala yüzde 30’larda olduğunu aktaran Emine Erdoğan, yapay zeka alanında çalışanların ise yalnızca yüzde 26’sının kadın olduğunu bildirdi.
Katılımcılara, ‘Tek kanatlı bir insanlık yükselebilir mi? Tek gözle böylesi belirsiz bir geleceği okuyabilir mi? Tek ayakla çağın akıl almaz hızına yetişebilir mi?’ sorularını yönelten Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şunu hiç unutmamamız gerekiyor, kadın ve erkek bir bedenin sağ ve sol ayağı gibi, bir kuşun kanatları gibi bir bütünün iki yarısıdır. Birisi olmadan diğeri ilerleyemez. Kadınların tasarım ve üretim süreçlerinde yer almadığı teknolojiler, bizi daha iyi bir geleceğe götüremez. Mevcut adaletsizlikleri düzeltemeyeceği gibi, ancak ve ancak sorunları derinleştirerek yeniden üretir”
‘GERÇEK EŞİTLİK, BİRİSİNİN SİZİ KENDİSİNE BENZETEREK EŞİTLEMESİ DEĞİLDİR’
Emine Erdoğan, toplumu biçimlendiren, dönüştüren ve iyileştiren kadının, aralarında hassas bir denge gözetilmesi gereken çok yönlü rolleri olduğunu vurgulayarak, günümüzde bu roller arasında bir çatışma halinin hakim olduğunu söyledi. Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
“Kadınların hangi sektörde çalışıyor olursa olsun, kendi fıtri kimliklerini muhafaza ederek var olmalarını sağlamak önceliğimiz olmalıdır. Gerçek eşitlik, birisinin sizi kendisine benzeterek eşitlemesi değildir, sizin varlık alanınıza adalet ekseninde saygı göstermesidir. Kadınların, içlerindeki büyük dönüştürücü gücü, ancak kendi özgünlüklerini koruyarak açığa çıkarabileceklerini düşünüyorum.”
Türkiye’de kadınların ev-iş dengesini sağlayacak özel düzenlemelere öncelik verildiğinin altını çizen Emine Erdoğan, doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürenin memuriyet kıdeminde değerlendirildiğini, babalık izin süresinin artırılması ve kreşlerin yaygınlaşmasının kadınların hayatını kolaylaştırdığını anlattı.
Emine Erdoğan, Şeyha Manal bin Raşid Al Maktum liderliğinde Dubai Kadın Kuruluşu’nun ulusal kreş desteğinin, genç kızlara yönelik mentörlük eğitimi gibi kapsamlı çalışmalarının, tüm dünya için örnek niteliğinde olduğunu dile getirerek, “Emirlik kadınları, önlerinde bu yolu yıllar önce açmış olan vizyoner bir liderin izinden gidiyor. Kıymetli dostum Şeyha Fatima, döneminin öncülerinden biri olarak, kadınların kendi toplumlarından başlayarak dünyayı nasıl dönüştürebileceğini kanıtlamış, örnek bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu kurumlar ve yürüttüğü çalışmaların etkisi, bugün sayısız kadının hayatını değiştirmiş, cesaret ve umut kaynağı olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.
İnsanın boşluğunun, yapay zeka ve robotik teknoloji ile doldurulamayacağının altını çizen Emine Erdoğan, “Teknoloji elbette önemli bir güçtür. Ancak güç tek başına anlamlı değildir. Aslolan bu gücü vicdanın, irfanın emrine vermektir. Teknoloji medeniyet yoluna yeni kilometreler eklemek için kullanılıyorsa bir nimettir. Onun kötü emellerle kullanılmasını engelleyecek, vicdanla tasarlayacak olan da yine bizleriz” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, insani değerleri muhafaza ederek ve pusula edinerek daha iyi bir gelecek tasarlanabileceğini vurguladı.
Yerkürenin, çağın bütün gelişmişlik ve medeniyet iddialarına rağmen, insani açıdan büyük krizler yaşadığını aktaran Emine Erdoğan, yaklaşık 1 milyar insanın açlıkla karşı karşıya olduğuna ve her yıl 1,3 milyar ton gıda israfı yapıldığına dikkati çekti.
‘GAZZE’DE TÜM İNSANLIĞIN GÖZÜ ÖNÜNDE BİR SOYKIRIM GERÇEKLEŞİYOR’
Emine Erdoğan, 100 milyonu aşkın insanın çeşitli sebeplerle ülkesini terk etmek zorunda kaldığını belirterek, “Bu göçmenlerin 4’te 3’ünü düşük ve orta gelirli ülkeler misafir ediyor. Yaşadıklarımızı henüz sindiremezken, bir seneyi aşkındır Gazze’de tüm insanlığın gözü önünde bir soykırım gerçekleşiyor. ‘Bir daha asla’ diyen ülkelerin, yaşanan vahşet karşısında gösterdikleri çifte standart inandığımız tüm müşterek değerleri temelinden sarsıyor” dedi.
Tarihte benzeri görülmemiş bir ilerleme dönemi yaşanırken bu çelişkilerin yeniden sorgulanması gerektiğine işaret eden Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bilhassa, geleceğimiz yeni teknolojilerle adeta baştan kodlanırken, sahip olduğumuz her imkanı daha adil bir gelecek için seferber etmeliyiz. Bu noktada, STEM alanlarında kadınların güçlendirilmesinin, gidişatı tamamen değiştirecek bir etkisi olacağına inanıyorum. Çok yönlü düşünebilme, insanlığa duyarlı olma ve karar vermede empati gücünü kullanma gibi özellikleriyle kadınlar, geleceğin merhamet ve adalet eksenli toplumlarının mimarı olacaktır. Üçüncü Dubai Kadınlar Forumu’nun da bu geleceğe atılmış ortak ve güçlü bir adım olacağına inanıyorum”
Konuşmasında Mevlana’nın, “Tek başımıza bir damlayız, ancak birleştiğimizde bir ummanız” sözlerine de yer veren Emine Erdoğan, başta Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum ve Kadın Kuruluşu Başkanı Şeyha Manal bin Raşid Al Maktum olmak üzere, organizasyonda emeği geçenlere şükranlarını sundu.
Emine Erdoğan, forumun tüm dünyanın kadınları için hayırlara vesile olmasını diledi.
Forumda Emine Erdoğan’a Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Türkiye’nin Abu Dabi Büyükelçisi Tugay Tunçer de eşlik etti.
Emine Erdoğan’ı salona gelişinde Dubai Medya Ofisi Başkanı Mona Al Mari, Annelik ve Çocukluk Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Reem Al Falasi karşıladı.
Emine Erdoğan, konuşmasını dinleyen Dubai Emiri, Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum ve Kadın Kuruluşu Başkanı Şeyha Manal bin Raşid Al Maktum ve Dubai Kültür ve Sanat Kurumu Başkanı ve Dubai Yürütme Konseyi Üyesi Latifa bint Mohammed bin Rashid Al Maktum ile salona girişinde sohbet etti.
Foruma, üst düzey hükümet yetkilileri, özel sektör yöneticileri, tanınmış uzmanlar, akademisyenler ve girişimciler de katıldı.
Forumda salonu çevreleyen led ekranlardan programa ilişkin tanıtım filmi gösterildi.
İki gün sürecek forumda, ‘Geleceğin Ekonomileri, Geleceğin Toplumları’, ‘Toplu Katılımlar, Toplu Eylemler’ ve ‘Etkili Teknolojiler, Etkili Yenilikler’ başlıkları ele alınacak, kadınların güçlenmesini destekleyen örnek küresel uygulamalar paylaşılacak.
DUBAİ KÜRESEL KADINLAR FORUMU’NA İLİŞKİN PAYLAŞIM
Emine Erdoğan, Foruma ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşımda bulundu.
Forumda, dünyanın dört bir yanından gelen önemli isimlerle aynı çatı altında buluşmaktan ve görüş alışverişinde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kadınların küresel sahnedeki etkisini artırma gibi önemli bir konuyu ele alan Forum’un, dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplumsal gelişimin gerçek itici gücü, kadınların potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Bu gerçeği merkeze alan etkinlikte, ülkemizde kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer edinmesi için atılan önemli adımları paylaştım. Biliyoruz ki, adil ve sürdürülebilir bir geleceği ancak kadınların tam katılımıyla inşa edebiliriz.”
Emine Erdoğan, kadının emeği ve vizyonu olmadan çağın hızına erişmenin mümkün olmayacağını vurgulayarak, “Geleceğe atılmış ortak ve güçlü bir adım olan Forum’da, başta Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum ve Kadın Kuruluşu Başkanı Şeyha Manal bin Raşid El Maktum olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri BaşkanlığıKonferans Salonunda Dijitalleşen Dünyada Diyanet Hizmetleri temasıyla düzenlenen 7. Din Şurası’nda konuştu.
Şura’nın hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “7. Din Şurasının açılışında Diyanet İşleri Başkanlığı Külliyemizde sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Şuranın aramızdaki birliği, beraberliği, muhabbet ve kardeşlik ruhunu tazelemesini, güçlendirmesini Allah’tan temenni ediyorum. Şura kapsamında üç gün boyunca beş ayrı çalışma komisyonu bünyesinde düzenlenecek oturumların sunulacak tebliğlerin yapılacak tartışmaların ve müştereken alınacak şura kararlarının ülkemiz milletimiz ve alemi İslam için hayırlar getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Bu önemli toplantıyı tertip eden Diyanet İşleri Başkanlığımıza Din İşleri Yüksek Kurulumuza programın başarılı bir şekilde geçmesi için emek sarf eden tüm kardeşlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında şu hususu samimiyetle ifade etmek istiyorum” dedi.
“Bizler beş yılda bir toplanan din şuralarını temiz ve imanlı ellerin muhlis bir kalple hazırladığı bereketli bir ilim ve tefekkür sofrası olarak görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözü, fikri, eseri, müktesebatı ve tavsiyeleriyle bu sofrayı zenginleştiren ilim ve fikir insanlarına, yani sizlere İslam’ın çizdiği o emin istikamette ebedi saadete giden bu muazzez yolda birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşlarımız olarak bakıyoruz. Rabbim bu sofrayı daha da büyütmeyi, daha da bereketlendirmeyi, sizlere de, bizlere de nasip eylesin diyorum. Yalnızca ülkemiz için değil, gönül coğrafyamız, yurt dışındaki vatandaşlarımız ve dünyanın farklı köşelerindeki tüm kardeşlerimiz için fayda sağlamasını ümit ettiğimiz 7. din şurası kararlarının titizlikle uygulamaya konulmasının ehemmiyetini şimdiden hatırlatmak isterim” diye konuştu.
Bugüne kadar şuralarda alınan kararların takibini bizzat yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan,”2019’da düzenlediğimiz 6. din şurasının kapanış programında Sayın Başkanımıza kararların tatbikiyle ilgili hassasiyetimizi ifade etmiştim. Bir önceki şurada alınan kararların 5 yıllık bir süre zarfında yüzde 95’lik bir oranla hayata geçirilmesini takdirle karşılıyor, Diyanet İşleri Başkanlığımızı ve kıymetli mensuplarını yürekten tebrik ediyorum. Diyanet teşkilatımız bünyesinde yurt içi ve yurt dışında ila-yi kelimetullah yolunda büyük bir gayretle çalışan, aşkla atan kalpleri İslam’la buluşturan tüm kardeşlerimize tüm hocalarımıza, tüm büyüklerimize çalışmalarında iyilikler, güzellikler, hayırlar temenni ediyorum. Dünya defterini kapatıp ebedi aleme irtihal eden hocalarımıza da bu vesileyle Allah rahmet diliyor, aziz hatıralarını şükranla yad ediyorum. Muhterem hocalarım, saygıdeğer katılımcılar, Allah azze ve celle Kuranı Kerim’de Hicr suresinin 9. ayetinde on dört asır önce müminlere şöyle buyuruyor. Muhakkak ki bu kitabı bu vahyi biz indirdik ve muhakkak ki onu koruyan da biziz. Mukaddes kitabımız Kur’an’ı, vahiy, yani dinimizi muhafaza edecek olan, ebedi koruyacak olan Allah Teala’dır” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam Dinine yönelik saldırılara karşı güven ve sorumluluk vurgusu yaparak,” Şurası bir gerçek ki bu ayeti kerime dinimize yönelik saldırılar konusunda bizlere sonsuz bir özgüven aşılıyor. Hiç şüphesiz dinimiz emin ellerdedir. Dinimiz Yüce Rabbimizin muhafazası, koruması altındadır. Ancak bu garanti bizim yani kulların üzerinden mesuliyeti çekip almasın. Müslümanlar olarak bizler de dini yaşamak ve yaşatmakla mükellefiz. Dinimize yönelik saldırılarda her ne kadar sınırsız bir emniyet içindeysek dindarlara yönelik saldırılarda ise tedbir alacak, bu saldırıları göğüsleyip püskürtecek olan bizden başkası değildir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca İslam medeniyetinin dünya genelinde inşa ettiği büyük ilim ve medeniyet merkezlerine dikkat çekerek, Batı’nın geçici üstünlüğünün er ya da geç sona ereceğini belirtti. Yapmış olduğu açıklamada, tarihimize baktığımızda şunu görüyoruz. Dinimiz İslam, Mekke ve Medine’den başlayarak asırlar boyunca çok geniş bir coğrafyada eşsiz güzellikte medeniyetler inşa etmiştir. Bağdat, Şam, Kahire, Buhara, Semerkant, Gırnata, Kurtuba, Konya, Bursa ve İstanbul asırlar boyunca dünyaya istikamet çizen ilim ve medeniyet merkezleri olmuştur. Batının kan, gözyaşı katliam, soykırım ve sömürüye dayanan ilerlemesi Doğu’nun ilahi ve insani medeniyetini boğmak için, altını çizerek söylüyorum, geçici bir dönem üstünlüğü eline geçirmiştir” açıklamasını yaptı.
İslam medeniyetlerini inşa eden ruh ve özün ilk günkü gibi tazeliğini muhafaza etmekte olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanların ruh kökleriyle olan bağlantısının, uygar dünyayı rahatsız ettiğini belirterek,” Gün gelecek kutsalı ve insanı dışlayan ilerleme dönemlerinin parantezi er ya da geç kapanacak, Batı uygarlığı Büyük bir gürültüyle çökerken sahip olduğumuz öz ve ruh ile bizim ilahi, insani aşk medeniyetimiz hem de daha güçlü olarak Allah’ın izniyle tekrar inkişaf edecek, şaha kalkacaktır.Şu hususu özellikle vurgulamak istiyorum. Biz kendi kodlarımızla, kendi medeniyetimizin yeniden inşasına ne kadar inanıyorsak medeniyetimizin tekrar dirileceğine de o derece inanıyoruz. Müslümanların kendi ruh kökleriyle olan irtibatı uygar dünyayı rahatsız etmekte, o ruh kökünü yıpratmak, o ruh kökünü koparmak için asırlardır Müslümanlara sadece fiilen değil, manen ve fikren de saldırılmaktadır. Bu saldırıların son asırda büyük ivme kazandığını, son yıllarda ise adeta zirve noktasına ulaştığını burada hatırlatmak durumundayım” değerlendirmesini yaptı.
“13. yüzyıldaki Moğol istilasının İslam dünyasını harabeye çevirdiğini ancak İslam’ın özünü ve ruhunu yok edemediğini belirten Erdoğan, “20. yüzyılda Osmanlı Devleti başta olmak üzere İslam topraklarına saldırılar Müslümanları zayıflatmış, güçten düşürmüş, hatta parçalamış, ama İslam’ın nurunu söndürememiştir. Bugün ise işte o nura, o aydınlığa, imanımıza, değerlerimize, yani bizi biz yapan kodlarımıza, ruhumuza, özümüze yönelik çok yoğun, çok kapsamlı, her zamankinden daha planlı ve sinsi bir saldırı söz konusudur. Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da ve diğer İslam beldelerinde katliam yaparak, Müslümanların soyunu kurutmaya çalışanlar apaçık ortadadır. Oysa küresel ölçekte Müslümanlara ve İslami değerlere saldıran gizli, sinsi düşman Gazze’dekinden çok daha fazla etki ve hasar bırakmaktadır. O gizli ve sinsi düşman, her yolu ve yöntemi kullanmakla birlikte en çok da medya ve son dönemde sosyal medya ile savaşını yürütmektedir” diye konuştu.
Dijital dünyanın küresel ölçekte tüm değerleri tahrip ederken, Müslümanları ve özellikle de ehli sünnet akaidini doğrudan hedef tahtasına koyduğun vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Bugün çocuklar anne babalarının, ailenin, öğretmenin, mahallenin talim ve terbiyesinden ziyade, üzülerek ifade ediyorum, dijital medyanın talim ve terbiyesine daha fazla maruz kalıyor. Dijital alemin sadece bir kapitalist araç olmadığını sadece para kazanma sadece eğlence amacı gütmediğini fark etmemiz gerekiyor. Dijital tekno kültürü yönetenler ve yayanların, bir taraftan ciddi paralar kazanırken diğer taraftan da kendi fikir, inanç ve yaşam tarzlarını yeni nesillere zerk ettiğini görüyoruz. Bugün şunu çok net biçimde söylemek isterim. Dijital hareket yeryüzündeki tüm semavi dinleri özellikle de İslam’ı hedef alıp yıpratmak suretiyle yeni bir yapay din oluşturma gayreti içindedir. Ne yazık ki bu yapay dinin müntesipleri de küresel ölçekte gittikçe artmaktadır. Yapılması gereken çok açıktır. İlk olarak 7. din şurasının da ana temasını oluşturan dijitalleşen dünyada diyanet hizmetleri yeniden değerlendirilmelidir. İkincisi dijital inanç sistemleri karşısında Müslümanların tüm değerleriyle korunabilmesi için acil önlemler alınmalı ve hayata geçirilmelidir. Gerek din hizmetlerinde dijital dünyadan istifade ederken gerekse dijital saldırılara karşı değerlerimizi savunurken özümüz, ruhumuz bizi var eden köklerimiz büyük bir itinayla korunmalıdır. Ümmeti Muhammed önce yapay haritalarla bölünmüş, ardından ırkçılığın körüklenmesiyle birbirlerine hasım yapılmıştır. İslam aleminin bugünkü vahdetten uzak görüntüsünün altında 19. yüzyılda Müslümanların içine enjekte edilen mikro milliyetçilik fikri vardır. Bugün de medya ve sosyal medya üzerinden lümpen ırkçı hareketler rahatça örgütlenebilmekte ve propaganda yapabilmektedir” dedi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RIO DE JANEIRO – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, “BM Güvenlik Konseyi iflas etti, 5 daimi üyenin çıkarlarını önceleyen bir yapıya dönüştü” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin ardından basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm insanlığın vicdanını sızlatan savaşlarda uluslararası kuruluşların iflasına tanıklık ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Dünyanın 5’ten büyük olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BM Güvenlik Konseyi iflas etti, 5 daimi üyenin çıkarlarını önceleyen bir yapıya dönüştü” dedi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, açık hava hapishanesine çevirdiği Gazze’de insani yardımı engelleyerek insanlık suçu işliyor” ifadelerini kullanarak, “Gazze ve Lübnan’da dozu giderek artan vahşete sessiz kalanları tarih affetmeyecektir” dedi.
Türkiye’nin İsrail’e silah ve mühimmat sevkini durdurmayı talep eden mektubunun bir BM belgesi olarak yayımlandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası sistemin durdurmadığı İsrail’e karşı sorumluluk sahibi devletler tarafından zorlayıcı tedbirler alınması şarttır” dedi.
Rusya- Ukrayna Savaşı’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonlanması için her türlü kolaylaştırıcı rolü üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın nükleer doktrinini güncellemesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu adımı NATO yetkilileri etraflıca değerlendirmeli” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sonrasında da boruların geçtiği yerlerde yapılması gereken hizmetler var. 16 ilçe de benim ilçem, 16’sını da bağrıma basıyorum” dedi. Pınarbaşı’nın CHP’li Belediye Başkanı Deniz Yağan da gurur verici bir ana tanıklık ettiklerini belirterek, “Doğal gazın ilçemize kazandırılması büyük bir adım olmuştur. Bu önemli gelişme aynı zamanda ekonomik ve sosyal gelişimimize büyük katkılar sağlayacaktır. Bu süreçteki destek ve katkılarından dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç’a ilçemiz adına teşekkür ediyorum” ifadelerinde bulundu. SOCAR Türkiye Doğal Gaz İş Birimi Başkanı Fuad İbrahimov da Kayseri’nin tüm ilçelerinin doğalgaz ile tanıştığını belirtti. İlçeleri tamamladık şimdi mahallelerimize, köylerimize hizmet vermeye devam edeceğiz” diye konuştu. Törene vatandaşların yanı sıra AK Parti milletvekilleri S. Bayar Özsoy, Dursun Ataş ve Sarız’ın CHP’li Belediye Başkanı Ömer Faruk Eroğlu’da katıldı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erdoğan, Brezilya’nın İsrail saldırganlığı karşısındaki duruşunun takdire şayan olduğunu, Türkiye’nin İsrail’e silah ve mühimmat satışının engellenmesi için Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde girişim başlattığını, Filistin’de kalıcı ateşkesin tesisi, insani yardımların kesintisiz şekilde bölgeye ulaştırılması ve iki devlet temelinde adil bir çözüm için Türkiye’nin elinden geleni yapmaya devam edeceğini belirtti. Erdoğan, BM’nin Gazze başta olmak üzere dünyadaki çatışmaları engelleyemediğini, krizlere çözüm üretmekte yetersiz kaldığını, Brezilya’nın G20 dönem başkanlığında Küresel Yönetişim Reformu’nu gündeme getirmesinin isabetli olduğunu vurguladı.

SICAK KARŞILAMA
Zirvenin düzenlendiği Modern Sanat Müzesi’ne eşi Emine Erdoğan ile gelen Başkan Erdoğan, G20’ye ev sahipliği yapan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve eşi Rosangela da Silva tarafından samimi bir şekilde karşılandı. Erdoğan ile Silva birbirlerine sarıldı. Liderler ve eşleri birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
SİLVA’DAN KARŞILIKLI ZİYARET TEKLİFİ
BrezilyaDevlet Başkanı Lula da Silva da “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin genişletilmesi gerekliliği üzerinde durduk. Ayrıca sivil havacılık, savunma, inşaat ve enerji alanlarındaki ortaklıkları ele aldık. Kendisine yakında Brezilya’yı tekrar ziyaret etmesi için davette bulundum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
247 MİLLET BAHÇESİ DAHA GELİYOR
Halihazırda 45 milyon metrekarelik alanda, 247 millet bahçesinin yapım çalışmaları da devam ediyor. Bu çalışmaların da tamamlanmasıyla birlikte, 81 ilde toplam 77 milyon metrekarelik yeşil alan, vatandaşların hizmetine sunulmuş olacak. Millet bahçesi sayısı ise 521’e çıkacak. Bakanlık, ’81 ilde 81 milyon metrekare yeşil alan’ hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.

2018’den bugüne kadar İstanbul’un ilçelerine toplam 53 millet bahçesi kazandırıldı. Megakentte son olarak Bağcılar Millet Bahçesi’nin açılışı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da katılımıyla yapıldı. İstanbul’un fethinin 569’uncu yıldönümünde ilk fidanları dikilen Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin kalan etaplarında da yoğun mesai sürüyor. 2 milyon 818 bin 976 metrekarelik alanda hizmet verecek olan Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi, bütün etaplarıyla açıldığında dünyanın beşinci, Türkiye’nin ise en büyük şehir parkı olacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DERHAL VE KALICI ATEŞKES
Bugün bir yandan bu küresel ittifakı kurarken, diğer yandan da Gazze başta olmak üzere Ortadoğu, Afrika ve Asya’daki çatışmalarda hayatları altüst olan sivillerin kaderleriyle baş başa bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: “Özellikle Gazze’de kıtlık riski uluslararası sınıflandırmalara göre ‘felaket’ düzeyine ulaşmıştır. Gazze nüfusunun yüzde 96’sı, diğer bir ifadeyle 2 milyondan fazla insan sağlıklı gıda ve suya erişemiyor. Artan saldırılar ve yaklaşan kış mevsimiyle, Gazze halkının şartları günden güne kötüleşiyor. Türkiye olarak, bölgeye 86 bin tondan fazla yardımda bulunduk, Lübnan’a yardımlarımız ise 1300 tonu aştı. Gazze’de yaşanan insani felaket karşısında bir kez daha derhal ve kalıcı ateşkesin sağlanması çağrısında bulunuyorum.” Yoksullukla mücadelede ve sosyal güvenlik ağını geliştirmede önemli adımlar attıklarını anımsatan Erdoğan, “Hedefimiz, tek bir yoksul insanımızın kalmamasıdır” dedi. Oturumda Erdoğan’ın yanında Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol yer aldı.

SIFIR ATIK KÜRESEL DÜZEYDE HAREKET
Başkan Erdoğan, 2015 G20 Dönem Başkanlığı sırasında geliştirip onaya sundukları “G20 Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Eylem Planı”nın, birçok hükümete çalışmalarında rehberlik yaptığına işaret ederek, şunları söyledi: “Çevre kirliliğini önlemek ve tasarruf kültürünü yaymak amacıyla başlattığımız ‘Sıfır Atık Projesi’ ise kısa sürede küresel düzeyde bir hareket haline geldi. 30 Mart günü Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildi. Açlık ve Yoksulluğa Karşı Küresel İttifakı’nı, gıda israfının azaltılmasını ve sıfır atık girişimini öncelikleri arasına dahil etmesi gerektiğine inanıyorum. Sözlerime son verirken, her çocuğun, her gencin ve her yaşlının yeterli ve sağlıklı gıdaya erişebildiği bir dünya için Türkiye işbirliğine her zaman hazır.”

MİKTA LİDERLER BULUŞMASI’NA KATILDI
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nde yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Erdoğan, zirve kapsamında, Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya arasındaki gayriresmi istişare ve eş güdüm platformu MIKTA’nın liderleriyle bir araya geldi. Bu arada Erdoğan, toplantının ardından, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile ikili bir görüşme de gerçekleştirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülkemizde kurdaki hareketlerin etkisiyle yükselen enflasyon veya fiyat artışlarıyla sonuçlanan ekonomik sıkıntılar elbette vardır. Fiyatlardaki düzenli artışı ifade eden enflasyonun olduğu yerde yatırım olmayacağı, üretim azalacağı, istihdam düşeceği için dengeler bozulur. Buna karşılık sadece kurdaki yükselişe bağlı olarak kimi ürünlerdeki fiyat artışı yatırımı, üretimi, istihdamı doğrudan etkilemez. Tam tersine kurdaki rekabet gücü yatırımda, üretimde, istihdamda artışa yol açar.
Dünya borsalarındaki şişkinlik, basılan fazla paranın kendisine gidecek yer bulamamasından kaynaklanıyor. Karşımızdaki bu tablo bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizde eskiden beri hâkim olan anlayışı sürdürerek yatırımdan, üretimden, büyümeden ve istihdamdan vazgeçecektik ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Her zamanki gibi biz mücadeleyi tercih ettik. Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına uygun bir politikayı izleme fırsatı elde etti.
Dünyanın içinden geçtiği kritik dönemin önümüze açtığı fırsatları değerlendirmekte kararlıyız. Ülkemizi eskiden yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyor, kendi oyun planımızla devam etme irademizi ortaya koyuyoruz.

Ülkemizi bunca tuzaktan, badireden nasıl çıkardıysak, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız. İstihdamı artırmanın yolunun yatırımdan, üretimden, ihracattan, büyümeden geçtiği konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin uzak tutulmaya çalışıldığı her kalkınma hamlesinin önünün darbe, vesayet, krizle kesilerek IMF, Dünya Bankası, mandacı iktisatçılarımız tarafından aksi istikamette yönlendirilmeye çalışıldığı gerçek işte budur.
Biz geçmişte denenmiş yüksek faiz, düşük kur kısırdöngüsü yerine yatırım, ihracat, büyüme odaklı politikamızda ülkemiz için en doğru olanı yapmakta kararlıyız. Politika faizinin düşük tutulmasını bunun için memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini bunun için takipte özellikle kararlıyız. Yatırım, üretim, ihracatı bunun için teşvik ediyoruz. İstihdamı gözümüz gibi koruyoruz. Büyümeyi bunun için önemsiyoruz. Felaket tellallarının gürültülerini bunun için dikkate almıyoruz. Mandacı iktisatçıların reçetelerine bunun için itibar etmiyoruz.
Kurdaki yükselişi izah ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine tepesine bineceğiz.
İhracatımızı dünyanın dört bir yanına yayarak, şirketlerimizin bu alana girmesini sağladık. Küresel para cambazlarıyla işbirliği yaparak kendi ülkelerini soymayı alışkanlık haline getirenlerin önünü kestik.
Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu tespitimiz ülkemizin yaşadıklarından çıkardığımız derslere dayanıyor. Ekonomi politikalarının aracı olan faizin seviyesini belirleyecek olan ülkenin ihtiyaçlarıdır.
Mandacı iktisatçıların ülkemizi açlığa, yoksulluğa mahkûm edecek politikalarını reddediyoruz. Bu reddimizi yeni değil uzunca süredir ortaya koyuyoruz. Bunun yerine sorunlarımızı kendi çözümlerimizle aşacak adımları atıyoruz.
Kamu işçileri, memurların ücretlerindeki artışlarla başlattığımız çalışanlarımızı fiyat artışına karşı koruma politikamızı, asgari ücrette de sürdüreceğiz.

CİDDİ DÖVİZ VARLIĞI VAR
Ülkemizde bireylerin döviz borcu değil, bankalarda, yastık altında ciddi bir döviz varlığı vardır. İhracat ve ithalat dışı olanlar dışında kayda değer döviz borcu olan şirketimiz yoktur. Bankalarımızın açık pozisyonları bulunmuyor. Önemli olan burası. Bütçe performansımız oldukça yüksek seviyededir. Büyük altyapı projelerimizi önemli ölçüde bitirdiğimiz için yatırımlarda kullanmak için acil finansal ihtiyacımız kalmadı. Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz, önemli döviz giderimiz olan enerji sorununun çözümü konusunda umutlarımızı güçlendirdi.
İZMIRLİ DEPREMZEDELERE KONUTLARI CUMA GÜNÜ TESLİM EDİLİYOR
BAŞKANErdoğan, cuma günü İzmir’de bizzat yerinde sevincini paylaşacağı bir müjde vereceğini belirterek şöyle konuştu:
Elazığ ve Malatya’da olduğu gibi İzmir’de de hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Yaşanan depremin ardından Elazığ’da 23 bin 677 konut ve 2 bin 515 köy evi, Malatya’da 6 bin 287 konut ve 1555 köy evi yaparak 1 yıl geçmeden vatandaşlarımıza teslim etmeye başlamıştık. İzmir’de de aynı hızla konutlarımızı inşa ettik. Bu süreçte İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşüm, deprem dönüşüm çalışmalarını yürüttük. Hazırlıkları hızla tamamlayarak yıkılan evlerin yerine vatandaşlarımıza sıcak birer yuva olacak konutların temellerini 22 Şubat’ta attık.
Depremden en çok etkilenen Bayraklı’nın 3 mahallesindeki toplam büyüklüğü 75 bin metrekareyi bulan 7 ayrı bölgede yatırım bedeli 750 milyon lira olan 1391 konut ve 302 dükkân inşa ettik. Bunlardan 596’sı konut ve 145’i dükkân olmak üzere toplam 741 bağımsız bölümün yapımını tamamladık. İnşallah bu konut ve dükkânları 26 Kasım’da, yani önümüzdeki cuma günü vatandaşlarımıza bizzat teslim edeceğiz.
Geri kalan 795 konut ve 157 dükkânı da en kısa sürede tamamlayarak hak sahiplerine vereceğiz. Bayraklı’da 3 milyon 800 bin metrekare büyüklüğündeki rezerv alanda depremzedeler için yatırım değeri 1.5 milyar lira olan 3 bin 649 konut ve 51 dükkân yapıyoruz. Bu alanın ilk etabında inşa edilen 397 konutu yılbaşında tamamlayarak İzmirli vatandaşlara teslim edeceğiz.
Kabine toplantısında hak sahibi vatandaşların yapacakları ödemelerle ilgili kararı da verdik. İzmir’de inşa ettiğimiz konutlarımızı ilk 24 ayı ödemesiz, 216 ayı ödemeli olmak üzere 20 yıla yayılan bir vade ile vatandaşlarımıza takdim edeceğiz. Aylık ödemeler 2 artı 1 konutlarda 740 liradan, 3 artı 1 konutlarda ise 1020 liradan başlayacak. Bir başka ifadeyle İzmirli depremzede vatandaşlarımızı, 2 artı 1 konutları 160 bin lira ile 180 bin lira, 3 artı 1 konutları 220 bin lira ile 260 bin lira arasında maliyetinin çok altında fiyatlarla ev sahibi yapıyoruz. Öte yandan Başkan Erdoğan, Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde bir araya gelen Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) yöneticilerine seslendi. İngiltere’de bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın telefon bağlantısıyla katılımcılara hitap eden Erdoğan, “2023 için çok farklı adımların atılacağı bir dönem içerisinde olacağız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ilk ve tek Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) için geldiği Adana’da eğitim merkezi olarak bölgeye hizmet veren Adana Şakirpaşa Havalimanı’na indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar eşlik etti. Büyük coşkunun yaşandığı TEKNOFEST alanında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençleri selamladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Adana gençlerimizin coşkusuyla maşallah bir başka güzel. Gözlerinin ışıltısında aydınlık yarınlarımızın müjdesi olan siz gençlerimizle Adana ve Şakirpaşa bugün çok farklı. Bugün burada sadece milli teknoloji hamlemizin göz kamaştıran ürünleri yok. Burada aynı zamanda Türkiye Yüzyılı’nın mimari olacak genç yüreklerimiz, parlak zihinlerimiz var. Burada yarının Hezarfen Ahmet Çelebileri, Cezerileri, Erganileri, Ali Kuşçuları, Aziz Sancarları var. Burada aşkın diliyle, barışın diliyle ilmin, teknolojinin, bilimin diliyle konuşan ufku açık yüz binlerce gencimiz var. Sizlerin vasıtasıyla bilime, araştırmaya, teknolojiyi keşfetmeye özellikle meraklı ülkemizin tüm gençlerini bir kez daha sevgiyle selamlıyorum” dedi.
‘ŞAKİRPAŞA İLE ALGI ÇALIŞMASI YÜRÜTTÜLER’
Çukurova Havalimanı’nın açılışıyla Şakirpaşa Havalimanı ile ilgili yoğun bir algı çalışması yürütüldüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akla, vicdana, siyasi ahlaka sığmayan bir sürü iddiayı gündeme taşıdılar. Peki ne oldu? İddialarının hiçbir geçerliliğinin olmadığı, bugün bir kez daha ortaya çıktı. Şakirpaşa Havalimanı’nda TEKNOFEST fuarının şu anda gümbür gümbür buradan dünyaya haykırıyoruz. Algı operasyonlarından etkilenip, Şakirpaşa ne olacak diye endişelenen Adanalı gençlerimize sesleniyorum. Siz birilerine bakıp da asla endişe etmeyin. Şakirpaşa eskisinden daha mümin, daha hayati görevler icra edecek. Milli teknoloji hamlemizin simgesi olan TEKNOFEST sadece bir başlangıç. İnşallah burayı tarihine misyonuna ve önemine uygun şekilde çok etkin bir şekilde kullanmaya devam edeceğiz. TEKNOFEST 2024’ün Adana’mıza, ülkemize, milletimize, özellikle gözleri parlayan gençlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.
‘ÇUKUROVA’NIN ÇOK AYRI BİR YERİ VAR’
TEKNOFEST’te emeği geçenleri tebrik ve teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şakir Paşa’yı da rahmetle anıyorum. ‘Yiğidin sevdiği güzel olunca ömrü arkasından sökülür gidermiş’. Böyle demişler sevgili gençler; işte bizim gönlümüzde de buraların, Çukurova’nın çok ayrı bir yeri var. İlk fetihlerden Kuvayımilliye’ye ve günümüze kadar devletine, milletine Hakk’a ve hakikate sahip çıkan Adana’nın kalbimizde farklı bir yeri var. Torosların çocukları, Çukurova’nın evlatları, Yemen’den Galiçya’ya, Sarıkamış’tan Çanakkale’ye coğrafyamızın dört bir yanında, hilal uğruna, bekamız uğruna ve sevdamız için şehit düştüler. Bugün başı dik, alnı ak huzur içinde yaşıyorsak gölge olarak sadece ay yıldızlı, al bayrağımızın gölgesini tanıyorsak, ölümden korkmayan o aziz şehitlerimiz sayesindedir. Bu vesileyle Adana’nın verdiği şehitlerin tüm şehitlerimizle birlikte rahmetle, minnetle yad ediyorum. Ruhları şad olsun. Rabb’im hepsinden razı olsun.”
‘ÖZDEMİR BAYRAKTAR, ÇIĞIR AÇAN BİR İSİMDİ’
22 yılda elde edilen hiçbir kazanımın kendilerine altın tepside sunulmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“TEKNOFEST’e ulaşmak, buradaki teknoloji ürünlerini yapmak asla kolay değildi. Zorluklarla karşılaştık, engellerle buluştuk. Sabotajlara, zarara maruz bırakıldık. İçerden ve dışardan ihanetlere uğradık. Haksızlıkların çifte standartların her türünü gördük, yaşadık. Neyi başardıysak, bileğimizin gücüyle alnımızın teriyle başardık. Yüreğimizi gerektiğinde canımızı ortaya koyarak başardık. Dün bize parasıyla savunma sanayi teknolojisi ürünü vermeyen ülkelere artık ihracat yapar hale geldik. Bizden öncekiler zor zamanlarda verdikleri asil mücadeleleriyle bizlere bir yol açmışlardı. Biz de onların açtığı yolda sarsılmadan, yıkılmadan cesaretle yürüdük. O mücadele adamlarından büyük ve güçlü Türkiye için canını dişine takanlardan birisi de merhum Özdemir Bayraktar’dır. Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında çığır açan bir isimdi. Milli teknoloji hamlesinin mihmandarlarındandı. Baykar’ın bugün hayata geçirdiği pek çok projenin de fikir babasıydı. Kararlı, azimli, cesurdu, yılmadı ve yıldırmadan da yoluna devam ediyor. Kendi ifadesiyle ‘Durumdan vazife çıkaran idealist bir insandı’. Bugün İHA ve SİHA’larımız 50’den fazla ülkede Türk savunma sanayiini gururla temsil ediyorsa bu başarı da Özdemir ağabeyin çok büyük payı var. Kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. İnşallah sizler bu mücadeleyi çok daha iyi seviyelere taşıyacaksınız. Bizim eksiklerimizi telafi edecek olanlar, gençler sizlersiniz unutmayın. Sizler Türkiye’nin umudusunuz. Sizler Türkiye’nin istikbali, Türkiye’nin aydınlık yarınlarısınız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sizlerden isteğim; hayallerinizin peşinden gitmeyi asla bırakmamanızdır. Karşılaştığınız zorluklara aldırmadan sabırla, inançla hedeflerinize doğru yürümekten asla vazgeçmeyin. ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ diyen zihni köleleştirilmiş, iradesi esir alınmış felaket tellallarına kulak asmayın. Unutmayın; sabır acıdır, zordur, çetindir. Ama meyvesi daima tatlıdır. İnancın ve azmin elinden Allah’ın izniyle hiçbir şey kurtulamaz.”
‘TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL’
Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye 22 yıl öncesinin Türkiye’si asla değil. Ekonomide, savunmada, eğitimde, teknoloji altyapısında 22 yıl öncesiyle kıyas dahi edilemeyecek bir Türkiye’de yaşıyoruz, yaşıyorsunuz. Son 22 yılda sizinle hayalleriniz arasına girebilecek birçok engeli kaldırdık. Milli gelirde tarihimizde ilk kez 1,1 trilyon dolar sınırını aştık. Savunma sanayinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 80’lere çıkardık. İnsansız hava araçlarında dünyanın ilk 3 ülkesi arasındayız. Araştırma geliştirme merkezi sayımızı sıfırdan 1328’e çıkardık. Buralarda 66 bin 250 projeyi tamamladık. 14 bin 634 proje ise devam ediyor. 22 yıl önce sadece iki teknopark vardı. Bugün 104 teknoparkımız var. Tasarım merkezimiz yokken bugün 332 tane tasarım merkezine sahibiz. Buralarda da 13 bin 101 proje tamamlandı. 2 bin 262 proje devam ediyor. Daha bunlar gibi saymaya kalksak saatler alacak güçlü bir altyapıyı son 22 yıl içerisinde ülkemize kazandırdık. Merkezinde siz gençlerimizin olduğu 21’inci yüzyıl Türkiye’sini ilimle, teknolojiyle inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Bakınız yeni Türkiye’yi büyük ve güçlü Türkiye’yi yansıtan en önemli tablo bu sene 10’uncusu düzenlenen TEKNOFEST’tir. Her geçen yıl katılımcı sayısı artan ziyaretçi rekorları kıran TEKNOFEST çok geniş yelpazedeki yarışmalarıyla, teknoloji ekosistemine ışık tutuyor. TEKNOFEST dışa bağımlılığın, montajcılığın, başkalarına muhtaç yaşamanın ülkemizin kaderi olmadığını bizlere çok net biçimde gösteriyor. TEKNOFEST, unutmayın gençler, bir gençlik destanıdır, bir teknoloji devridir. TEKNOFEST bereketli Anadolu topraklarında filizlenen idealist gençlerin güçlü sesidir. 2018 yılından bu yana TEKNOFEST’in dalga dalga büyüdüğüne hep beraber şahitlik ediyoruz. 2018’de 14 farklı kategoride toplam 4 bin 333 takım ve 20 bin yarışmacıyla başlamıştık. Geçen sene İstanbul, Ankara ve İzmir’de 41 farklı kategoride 333 binden fazla takım 1 milyondan fazla yarışmacıyla 4,5 milyon ziyaretçiye ulaştık. TEKNOFEST Adana’ya ise 50 farklı kategoride 790 binden fazla takım, 1 milyon 650 binden fazla yarışmacı başvurdu. Ziyaretçi bakımından da yeni bir rekora imza atacağımıza inanıyorum. Adana ve Mersin başta olmak üzere Akdeniz bölgesindeki tüm gençlerimizi, tüm çocuklarımızı Şakirpaşa’ya davet ediyorum.”
ERDOĞAN’DAN NETENYAHU’YA ‘SEN KİMSİN’
Bölgenin son yılların en sancılı günlerini yaşadığını, gerilim, çatışma ve savaşların coğrafyayı içten içe çökerttiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Gazze ve Lübnan’daki katliamları, millet olarak, insanlık olarak içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları başlayalı neredeyse bir yıl oldu. Çoğu çocuk ve kadın 50 bin kardeşimiz vahşice siyonist İsrail tarafından katledildi. 100 bine yakın insan yaralandı, şehirler birer enkaz yığınlarına döndü. İsrail, Hamas bahanesiyle önce Gazze’yi işgal etti. Şimdi de Hizbullah bahanesiyle Lübnan’da kan döküyor. Filistin’in seçilmiş son başbakanı İsmail Haniye’yi, Tahran’da şehit ettikten sonra geçtiğimiz günlerde de Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı katlettiler. İsrail saldırılarında can veren Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bölgede ateşkese, barışa, huzura her yaklaşıldığında İsrail hükümeti bu süreci dinamitleyecek bir provokasyona imza atıyor. Ateşi tüm bölgeye yaymak, coğrafyamızı kana ve gözyaşına boğmak için her yola başvuruyorlar. Uluslararası hukuk tamamen rafa kaldırılmış durumda. Utanmadan, sıkılmadan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e özellikle kalkıyor, ‘Birleşmiş Milletler’e gelemez’ diye meydan okuyor. Şu hale bak. Şimdi 196 tane dünyadaki ülke, herhalde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine sahip çıkacak. Sen kim oluyorsun da burada Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yönelik Birleşmiş Milletler’e gelemeyeceğine dair ferman gönderiyorsun. “
‘O BOMBALARI TEMİN EDENLERDE AYNI DERECEDE ORTAKTIR’
Kundaktaki bebekleri dahi öldürmekten zevk alan bir cinnet haliyle karşı karşıya olunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bu gerçeklere rağmen ne yazık ki batılı güçler bu katliam şebekesine silah, mühimmat, istihbarat ve diplomatik destek vermeyi sürdürüyor. Gazze ve Lübnan’a yağan binlerce tonluk bombaların nereden geldiği, nerede üretildiği, kimler tarafından tedarik edildiği bellidir. Kimse kusura bakmasın. Ama dökülen her damla kana, bombaları atanlar kadar o bombaları temin edenler de aynı derecede ortaktır. Burada şunu çok açık ifade etmek durumundayım. Bölgemizde sadece Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’a sınırlı kalmayacak sinsi bir plan uygulamaya konulmuştur. Bu planın nihai hedefinin neresi olduğunu görmek ve anlamak için kahin olmaya gerek yoktur. Tarih bilen, dinler tarihi bilen, siyaset ve diplomasi bilen herkes, meselenin Kudüs’te ve Mescid-i Aksa ile vadedilmiş topraklar hezeyanıyla bağlantısını zaten kolayca idrak edecek. Vadedilmiş toprakların ne olduğunu gayet iyi biliriz. 30 kilometre mesafede adeta Türkiye’ye meydan okuma yarışına giriyorlar. Bunları biz gayet iyi biliriz. Mevcut İsrail yönetimi yaptığı her açıklama, paylaştığı her haritayla asıl niyetlerini ortaya koyuyor. Biz de sahadaki gelişmeleri bu zaviyeden an be an takip ediyoruz. Komşularımızla ve bölgedeki tüm kardeş ülkelerle iş birliğimizi yine bu anlayışta ileriye taşıyoruz.”
‘DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK İYİ BİLEN BİR ÜLKEYİZ’
Zalimler karşısında, insanlık cephesini güçlendirmenin gayretinde olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Savunma sanayi alanında dışa bağımlılığımızı en aza indirmeye çalışıyor yerli ve milli üretimi çok güçlü biçimde destekliyoruz. Devlet destekli siber saldırılara ve dijital terör eylemlerine karşı mukavemetimizi sürekli güçlendiriyoruz. Elektronik harp ve milli yazılım konusu zaten gündemimizin üst sırasında yer alıyor. Teknolojiyi sadece kullanan değil, tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Tanktan, zırhlı araçlara, savaş gemisinden, denizaltına, uçaktan, helikoptere, silahlı ve silahsız insansız hava araçlarından, hava savunma sistemlerine kadar çok geniş bir alanda hamdolsun son derece güçlüyüz. Sevgili gençler; inşallah unutmayın çok daha iyi yerlerde olacağız. TB2’lerle yakaladığınız Akıncı ile sürdürdüğümüz ivmeyi, insansız savaş uçağımız Kızılelma ile çok farklı bir seviyeye taşıyacağız. Şu hakikati lütfen aklınızdan çıkarmayın. Adanalı kardeşlerimiz ‘elle gelen öğün olmaz, o da arasan bulunmaz’ atasözünü çok iyi bilir. Biz de savunma sanayi alanı başta olmak üzere dışa bağımlılığın acısını çok iyi bilen bir ülkeyiz. Bize takılan çelmeleri, müttefiklerimizin uyguladığı gizli açık ambargoları biz unutmadık. Teknolojinin sadece kalkınma ve refah değil, bağımsızlık güvenlik ve egemenlik manasına da geldiğini defalarca tecrübe ettik. Bayraktar’la Anka’yla, Akıncı’yla Aksungur’la, Kızılelma’yla, Atak’la, Hürkuş’la, Hürjet’le, Gökbey’le, KAAN’la, Anadolu’yla, Altay’la ve ülkemizin caydırıcılığını artıran daha nice savunma kabiliyetlerimizle iftihar etmenin sebebi budur. Burada şunu da söylemek isterim; biz her zaman sulhu sükunun tarafındayız. Tüm bunları da savaş heveslisi olduğumuz için değil. Vatanımızı ve vatandaşlarımızı kem gözlerden layıkıyla korumak için yapıyoruz. Bölgemizin içinde bulunduğu cinnet hali karşısında bugüne kadar olduğu gibi yine mazlumların yanında adaletin safında yer alacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TEKNOFEST’te dereceye giren yarışmacılara ödüllerini verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BU DİRENİŞ GRUBUNA NASIL TERÖR ÖRGÜTÜ DERİM?”
Keir Simmons, Erdoğan’a Türkiye’nin Hamas ile ilişkisini sordu. Erdoğan, Türkiye’nin teröristlere karşı olduğunu ancak Hamas’ın terör örgütü olmadığını belirterek “Biz teröristlere karşıyız. Fakat Hamas’ı iyi tanıyan liderlerden biriyim. Hiçbir zaman ben Hamas’a terör örgütü demedim. Ve şu anda da Hamas’a bir terör örgütü olarak bakmıyorum. Zira Hamas, topraklarını koruma gayreti içerisinde olan bir direniş grubudur. Dolayısıyla böyle bir direniş grubuna ben nasıl olur da terör örgütü derim?” şeklinde konuştu. Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra Amerikalı sunucunun yüz ifadesinin değişmesi dikkatlerden kaçmadı.
“ŞARTLARI HAZIRLAYAN NEDENLERİ İYİ BİLMEK LAZIM”
Konuşmasının devamında 1947’den beri Filistin halkının çektiği acılara vurgu yapan Erdoğan, “7 Ekim’e bu şartları hazırlayan nedenleri iyi bilmek lazım. Onları iyi anlamak lazım. Ve burada acaba ne kadar Filistinli şehit edildi, ne kadar Filistinli öldürüldü, bunun da perde arkasını incelediğimizde durum çok farklı yerlere ulaşır” dedi.
UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ: ABD İSTEMİYOR
Gündemdeki konulardan biri de Ukrayna’nın NATO üyeliği idi. Erdoğan’a Ankara’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğine nasıl baktığı soruldu. Erdoğan, “Amerika, Ukrayna’nın her şeyden önce NATO’ya üye olmasını istemiyor. Birçok NATO ülkesi bir defa Ukrayna’nın NATO’ya üye olmasını istemiyor. Bu gerçekleri görerek kararımızı vermemiz lazım” yanıtını verdi.
Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda hemen karar verilmemesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Bu işler heyecanla adım atılacak konular değil. Bizler de bu konularda kararlarımız verirken tabii ki bütün NATO üyelerinin duruşunu masaya yatırıyoruz. Şu an itibarıyla tüm NATO ülkelerinin duruşu, benim için diğer ülkeler için nedir ne değildir bu gelişmeleri takip ederek nihai kararımızı veririz” ifadelerini kullandı. Bu sözlerinin üzerine Simmons, Erdoğan’a “Karar verdiniz mi?” diye sordu. Erdoğan, “Hayır” dedi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Politika
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAD, SURİYELİLERİN ÜLKESİNE DÖNMESİNE İZİN VERDİ
Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme adımlarına yönelik çalışmalar devam ederken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad dikkat çeken bir karara imza attı. Kanun hükmünde kararname yayımlayan Esad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağladı. Kararnameyle birlikte yurt dışına kaçan Suriyelilerin ülkelerine dönmelerine izin verildi.
4 AY İÇİNDE DÖNMELERİ GEREKİYOR
Kararnameye göre, ülke içinde saklananların 3 ay içinde teslim olması gerekecek. Yurt dışında olanlardan ise 4 ay içinde Suriye’ye dönmesi istenecek. Söz konusu af, inşaat kontrol yasalarında öngörülen bazı kabahatleri, ekonomik suçları, elektrik hırsızlığını, iletişim hizmetlerini almak için hileli yollara başvurmayı ve Tüketiciyi Koruma Kanunundaki cünhaları kapsamıyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ESAD’A SESLENMİŞTİ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılmak için ABD’ye gerçekleştireceği ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenlemişti. Erdoğan, Suriyelilerin ülkelerine dönmek için beklediğini belirterek şunları söylemişti: “Suriye’deki gerilimin artık sona ermesi gerektiğini, oradaki istikrarsızlığın başta terör örgütleri olmak üzere, tabii İsrail’in bir devlet terörü estirdiğini çok açık net ortaya koyacağız.
“MİLYONLARCA SURİYELİ VATANLARINA DÖNMEK İÇİN BEKLİYOR”
Suriye topraklarının tamamında huzur ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Suriye’nin birlikte atabileceği adımlar, Şam yönetimini muhaliflerin bir süredir Suriye’de çatışmasızlığın sağladığını görüyoruz. Bu durum kalıcı çözüm için etkin bir kapı aralamak adına elverişli bir ortam sağlıyor. Suriye dışında milyonlarca insan vatanlarına dönmek için bekliyor.
“İLİŞKİLERİN NORMALLEŞTİRİLMESİ İÇİN HAZIRIZ”
Biz bu konuda çağrımızı yaptık. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esad ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız. Halkı Müslüman iki ülke olarak artık bu birlikteliği, bu beraberliği bir an önce gerçekleştirelim istiyoruz. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönem de böylesi bir görüşme neticesinde inşallah başlar, diye inanıyorum.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özel, partisinin 101. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla beraberindeki heyetle eski CHP Genel Başkanları Deniz Baykal ve Bülent Ecevit’in Devlet Mezarlığındaki kabirlerini ziyaret etti.
Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, bir soru üzerine, CHP’nin 101. kuruluş yıl dönümünü değerlendirerek, CHP’nin tam 47 yıl sonra, bir seçimden ilk kez birinci parti çıkmanın, 50 yıl sonra da iktidarı tek başına yakalamanın sorumluluğunu yüklendiğini belirtti.
Özel, geride bıraktıkları “tüzük kurultayı”nda, CHP’nin nasıl yönetileceği konusunda artık herhangi bir mutabakatsızlık olmadığını, program çalıştayında da Türkiye’yi nasıl yöneteceklerine ilişkin yazılı belgelerini üretmek üzere önlerine bir yol haritası koyduklarını bildirdi.
“Bu konuşmayı son derece rahatsız edici buluyorum”
Bir gazetecinin, Kara Harp Okulu mezuniyet törenine ilişkin, “Teğmenlerle ilgili devam eden bir tartışma var. Cumhurbaşkanı da uzun süre sonra sessizliğini bozdu ve bazı açıklamaları oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu Özel, şöyle yanıtladı:
“Maalesef büyük bir üzüntü içindeyim, büyük bir teessür içindeyim. Harbiye mezuniyetinde bir gelenek yerine getirildi. Harbiye mezuniyetinde yaşanan, Harbiye’nin kurulduğu günden beri her sene yaşanan kılıç çatma ve yemin merasimiydi. Sayın Erdoğan şahitlik etti, izledi, alkışladı vaktiyle. Ancak bu sene bu metin, 2016’dan beri resmen okunmuyor ama yine teğmenler yerine getiriyordu. Bu sene rahatsızlık nereden, gerçekten anlamak güç. Erdoğan, 8 gün sustu. 8 gün sonra manidar ama manası hiç hoş olmayan bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı, imam hatiplilerin bir derneğinde yapmış olmasını, toplumsal kutuplaşmaya ve Türkiye’nin aşmakta olduğu bir süreci geri çağırmaktan medet umduğu için son derece rahatsız edici buluyorum.”
“Geride kaldı o eski Türkiye”
Özgür Özel, ne imam hatiplerin ordunun düşmanı ne de ordunun imam hatiplere karşı olduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakın 8 gün susup, teğmenlerin yaptığını imam hatiplilerin bir toplantısında dile getirirseniz, burada doğrudan şunu itiraf ediyorsunuz: ‘Ben bir kutuplaşma istiyorum, en uygun zemin burada.’ Size yapılan hararetli alkışları, orduya karşı yaptığınız açıklamalarda, ‘imam hatiplilerden gelen alkışlar’ diye gösterdiğinizde, işte o zaman olan oluyor. Bile isteye, imam hatiplilerin olduğu bir yerde teğmenlere meydan okuma, had bildirme ve bunun üzerinden imam hatiplilerin alkışını canlı yayından servis etme, ‘Ben tükendim, ben bitiyorum, başka çarem kalmadı, son çarem eski Türkiye’de.’… Biz o Türkiye’yi, 5 Kasım’da niyetiyle, 31 Mart’ta fiiliyatla bitirdik, geride kaldı o eski Türkiye.”
“Onun oyununa düşmeyiz”
Partilerinin “normalleşme” dediği meselenin, “bu tip işlerden uzak durulması” olduğunu vurgulayan Özel, şöyle devam etti:
“Bir teğmenle bir imam hatip mezununu birbirine rakip, düşman gibi göstermenin son günü 31 Mart’tı. Milletimiz, ‘Kutuplaşmayan, kucaklaşan, kavga etmeyen ve benim derdimle meşgul olan, suni krizlerle beni unutmayan siyasete prim veriyorum.’ dedi. Sayın Erdoğan’ın bundan bir mesaj almasını umuyorduk. Onun için gittik, ziyaret ettik, iletişim kurduk. Hiçbir şey anlamadı. İlk günlerde kendi ifadeleri son derece kıymetliydi ama sonrasında şu akla uydu; ‘Kavga olmayınca CHP’ye yarıyor, kutuplaşma olmayınca CHP’ye yarıyor, aman efendim kutuplaşalım.’ 8 gün durdu, düşündü ve teğmenlere o sözleri söyleyerek, toplumu kutuplaştırmayı, eski Türkiye’ye duyduğu özlemi gündeme getirdi. Erdoğan, bu tip kutuplaşmalardan beslenerek iktidara tutunacağını sanıyorsa, büyük bir yanılgı içindedir. Onun oyununa düşmeyiz.”
Özel, teğmenlerin kılıçlarını, “Dosta güven, düşmana kaygı versin” diye çektiklerini belirterek, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin dostuysan, Anayasal düzenin dostuysan, Türkiye Cumhuriyeti’nin dostuysan, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olan bu rejimin dostuysan, o kılıçtan niye ürküyorsun? O kılıçtan vatan, millet düşmanları ürkecek. Türkiye’nin düşmanları ürkecek. Atatürk düşmanı varsa, o ürkecek. Onlar ürktükten sonra, 8 gün dura düşüne onların safına geçip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerine had bildirmeye çalışmak, gerçekten bir siyasi tükenmişliğe, kutuplaşma niyetiyle Türkiye’nin bu günlerini ve yarınlarını heba etmeye çalışmaktır, ben buna izin vermem.” diye konuştu.
Teğmenlerin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin askerleri olduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:
“Ona karşı husumet dilini çok tehlikeli, fevkalade siyasi, fevkalade çıkarcı ve fevkalade utanç verici buluyorum. Takdirlerle ödül verdiğin kadın teğmene soruşturma mı açacaksın şimdi? Manisalı hemşehrim İkra’ya had mi bildiriyorsun sen? 2 gün hiç olmazsa şunun tadını çıkarsaydı insanlar. Ailelerinin de hepimizin de kursağına dizdiniz. Bu millet böyle bir gerginlik istemiyor. Bu gerginlikten beslenme hesaplarının, siyaseten menfaat umanlara çok ağır bedelleri olur.”
“Adalet yerini bulana kadar, Narin’in yanındayız”
Özel, Diyarbakır’da ölü bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’a ilişkin soru üzerine, bir heyet oluşturduklarını söyledi.
Heyetin bu törenden sonra bölgeye hareket ederek otopsiyi ve adli süreci takip edeceğini aktaran Özel, Narin Güran’ı günlerce arayan güvenlik güçlerine ve sivil personele teşekkür ederek, şu ifadeleri kullandı:
“Tahkikatın bundan sonrası son derece dikkatli yürütülmelidir. Olmadık feodal ilişkilere yapılan atıfların, hukukun önüne geçmesinin, delilleri karartmasının, suçluların adalet önünde bir ömür boyu hesap vermemesine asla izin verilmemelidir. Dün duyduğumuz bazı feodal ve hukuk devletine sığmayacak açıklamaları tehlikeli buluyoruz. Bölgeye gidiyoruz ve bundan sonra yakından takip edeceğiz. Adalet yerini bulana kadar Narin’in yanındayız. Türkiye’de Narin için gözyaşı akıtan herkesin yanındayız. Hiçbir feodal ilişkinin teminatı değiliz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Bandosu’nun marşlar seslendirdiği törende TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kuvvet komutanları, TBMM üyeleri, kamu kurumlarının yöneticilerinin de aralarında olduğu devlet erkanı, yabancı misyon şefleri ile uluslararası kuruluşların temsilcileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 30 Ağustos tebriklerini sundu.
BAHÇELİ’YE ÖZEL AYRICALIK
Kabul sırasında olduğu yerde bekleyip tebrik için gelenlerle tokalaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP lideri Devlet Bahçeli geldiğinde ise bir adım öne çıkması dikkat çekti. MHP yakınlığıyla bilinen hesaplar, o anlara ilişkin görüntüyü “İşte devlet terbiyesi işte hürmet” notuyla paylaştı.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Politika
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ’Yİ ZİYARET ETTİ
Mesut Özil, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti. Özil, MHP lideri Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli’yle güzel sohbet” notunu düştü.

SİYASETE Mİ ATILIYOR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan hayranlığı ve Cumhur İttifakı’na yakınlığıyla bilinen Mesut Özil’in Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından “Mesut Özil, siyasete mi atılıyor?” sorusunu akıllara geldi. Paylaşımı gören birçok kullanıcı da bu yönde yorumda bulundu.

CAMİİ TEMİZLEMESİ GÜNDEM OLMUŞTU
Son dönemlerde kendini spora veren ve değişimiyle adından söz ettiren bir dönemin süper yıldızı Mesut Özil, geçtiğimiz günlerde Üsküdar’daki Şemsi Ahmet Paşa Camii’nin temizliğine yardım ederken görüntülenmişti. Özil, bu davranışından dolayı takdir toplarken videonun altına “Allah razı olsun”, “Rabbim sayılarını artırsın”, “Adamsın reis”, “Adam Adam” şeklinde yorumlar yapılmıştı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP’li milletvekili haddini aştı…
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, X hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik skandal sözler sarf etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü açıklamasında muhalefeti liyakat üzerinden ahlak tüccarlığı yapmakla suçladı.
ÇİRKİN SÖZLER KULLANDI
CHP’li Tuncay Özkan ise bu sözlerin ardından sosyal medya hesabı üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ‘züppe’ ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Özkan’ın ahlak dışı sözlerine tepki olarak sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
FAHRETTİN ALTUN: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ASLA YALNIZ DEĞİLDİR
Fahrettin Altun, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik çirkin ifadeler kullanan, cunta zihniyetli, vesayet kırıntısı Tuncay Özkan adlı şahıs ve onun gibiler şunu çok iyi bilsin!
Recep Tayyip Erdoğan asla yalnız değildir.
Sayın Cumhurbaşkanımıza hem devletimizin başı hem davamızın lideri olarak her daim sahip çıkmak, onun hukukunu gözetmek boynumuzun borcudur!
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik her türden hakaretin ve kötülüğün bedeli gerek hukuk önünde gerekse de siyaseten elbette ödetilir.
Bu ahlaksızca yaklaşımı kınıyor, söz konusu vesayet artığı şahsın çirkin ifadelerini kendisine aynen iade ediyoruz.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin sözleri gerekçesiyle CHP Milletvekili Tuncay Özkan hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu bilgileri paylaştı:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya üzerinden hakaret eden ve iftira atan İzmir Milletvekili Tuncay Özkan hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.
“TERBİYESİZ, AHLAK DIŞI SÖZLERİNİ KINIYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletin bağrında yetişmiş bir lider olduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
Ömrünü büyük ve güçlü Türkiye’ye vakfetmiştir. Aziz milletimizin oylarıyla seçilen, ülkemize ve milletimize hizmet etmek için gece gündüz demeden çalışan Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hadsiz ve çirkin ifadeler asla kabul edilemez. Milletvekilliği kimliğini taşıyan bir kişinin milletin değerlerini hiçe sayan, terbiyesiz ve ahlak dışı sözlerini şiddetle kınıyorum.

“DİLİNİ İÇERİ SOK, SANA BURADAN KEMİK ATAN OLMAZ”
AK Parti Genel Başkan Yardımcı Hamza Dağ ise “Hakaret, yalan ve iftira ile seçim kazanamadılar. Recep Tayyip Erdoğan’dan öyle bir tokat yediler ki sırça köşklerinden de kovuldular. Şimdi “Milletin Adamına” dil uzatarak dikkat çekmeye çalışıyorlar. Dilini içeri sok, sana buradan su veren de olmaz kemik atan da.” ifadelerini kullandı.

ÖZDEMİR’DEN SERT TEPKİ
Özkan’ın skandal sözlerine Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ise “Tuncay Özkan aynaya bakarken twit atmış olmalı” diyerek tepki gösterdi.

“TUNCAY ÖZKAN PİSLİĞİ”
İçişleri eski Bakanı ve İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Erdoğan bizim için sadece Cumhurbaşkanı değil ayrıca ailemizin büyüğü ve reisi… Bu sözünle hepimizi kastettiğini ve neyi kışkırttığını anlıyoruz.
Tuncay Özkan pisliği!!! Merak etme anladığın dilden cevapları alıyorsun almaya devam edeceksin…

AK PARTİ’DEN SERT TEPKİ
Tüm kesimleri ayağa kaldıran sözlere karşılık, AK Parti’den de peş peşe tepkiler geldi.
“ÖMÜR BOYU BU SIFATLARLA ANILMAYA TALİP OLMUŞTUR”
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
Bir CHP milletvekilinin Cumhurbaşkanımıza dönük siyasi ahlaktan yoksun ve çirkinlik abidesi sözleri, bu kişinin kendi kendisine ayna tutmasından ibarettir. Bu üslupla konuşan kişi, Türk siyasi hayatında ömür boyu bu sıfatlarla anılmaya talip olmuştur. Bu CHP Milletvekilinin, Cumhurbaşkanımıza dönük çirkin üslubunun, Hollandalı Türk ve İslam düşmanı, faşist Geert Wilders ile aynı dalga boyunda olması, bizim değil, CHP’nin sorunudur.

“KİMİN KİMİNLE AYNI SAFTA OLDUĞU GÜN GİBİ AÇIK ORTADA”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da, Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“Geçmişi karanlık izlerle dolu, katliamcı İsrail’in sözde Bakanı ile aynı çirkin dili paylaşan, adını bile anmak istemediğimiz bir CHP milletvekilinin Sayın Cumhurbaşkanı’mıza yönelik ahlak ve haysiyetten yoksun sözlerini şiddetle kınıyorum. Kimin kiminle aynı safta olduğu gün gibi açık ortada. Bir tarafta ülkesi için durmaksızın mücadele eden milletin adamı Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, diğer tarafta Türkiye’nin güçlenmesine ve bu ülkenin faydasına olan her şeye karşı olan zihniyetin kırıntısı.”

YUSUF TEKİN: CHP’NİN NORMALLEŞMEDEN KASTI…
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bakan Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “CHP’li bir vekilin, sosyal mecralarda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın şahsına hakaret dolu ifadeler kullanmasını kınıyorum.” dedi.
“Siyaset, salt kurum olarak değil, aynı zamanda siyasetçilerin davranış ve sözleriyle demokrasi ve hukuk devletinin de kurumsallaşmasına hizmet etmelidir.” değerlendirmesinde bulunan Bakan Tekin, şunları ifade etti:
“Sanırım CHP’nin normalleşmeden kastettiği şey, tek parti dönemindeki gibi antidemokratik tavırların ve ötekileştiren hakaret dilinin yeniden inşası. Bu dili kullananların, Türkiye’ye, demokrasiye ve hukuk devletine vereceği zararları iyi hesap etmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki Sayın Cumhurbaşkanı’mız, aziz milletimizin teveccühü ile seçilerek milletten aldığı güçle 85 milyonun Cumhurbaşkanıdır.”

“SİYASİ AHLAKTAN VE DEVLET TERBİYESİNDEN YOKSUN”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanımıza, Bu ülkenin liderine, liderimize,
Siyasi ahlaktan ve devlet terbiyesinden yoksun bir şekilde dil uzatan düzeysiz şahısların bu mesnetsiz ifadeleri ayaklarımızın altındadır.
Parti içi kısır çekişmelerini siyasi alana tahvil edip güya Cumhurbaşkanımızı hedef almaya çalışan bu kirli siyaset anlayışını telin ediyorum.”

“BU SEVİYESİZ İFTİRALAR GEREKEN CEVABI MUTLAKA BULACAKTIR”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özkan’a tepki olarak şunları belirtti:
“Recep Tayyip Erdoğan gibi milletin oylarıyla seçilmiş ve her seçimde bu teveccühü yinelemiş bir lidere söylenen siyasi ahlaktan yoksun çirkinlikteki ifadeler milletin vekili olmakla asla bağdaşmaz!
Bu seviyesiz iftiralar hem hukuk önünde hem de milletimizin nezdinde gereken cevabı mutlaka alacaktır.”

ALİ YERLİKAYA: BİRİLERİ İFTİRA PEŞİNDE KOŞADURSUN
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Özkan’ın çirkin sözlerine karşı şu paylaşımı yaptı:
“Bir milletvekilinin;
ömrünü ülkesine ve milletine adayan Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında terbiye sınırlarını aşan ifadeler kullanması, o zatın içindeki çirkinlikleri gün yüzüne çıkarmaktadır.
Cumhurbaşkanımıza hakaret edenlerin ortak yönlerini Aziz Milletimiz çok iyi bilmektedir
Birileri iftira peşinde koşadursun…
Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz.
Ahlak dışı ve haddini aşan sözlerin sahibi milletvekilini şiddetle kınıyorum.”

“MİLLETİMİZİN İRADESİNE VE DEMOKRATİK DEĞERLERE KARŞI YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Farklı siyasi partilere mensup olsak da demokratik siyasetin seviyesini ve saygınlığını korumak ortak sorumluluğumuzdur. Siyasi ahlak ve nezaketten nasibini almamış bir CHP vekilinin, aziz milletimizin temiz oylarıyla demokratik rekabet ortamında defalarca seçilmiş olan Sayın Cumhurbaşkanımıza nefret dolu ve çirkin bir dille saldırması, kendi zihin yapısının yansımasıdır. Bunun hukuktaki karşılığı suç, siyasetteki karşılığı ise faşizan bir nefret söylemidir.”
“Bu saldırı, aynı zamanda milletimizin iradesine ve demokratik değerlere karşı yapılmış bir saldırıdır.” değerlendirmesini yapan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Sarf edilen edep dışı sözleri reddediyor, milletvekilliği sıfatı taşımasına rağmen bu makamın ağırlığını taşımaktan uzak bu şahsın sözlerini en güçlü şekilde kınıyorum. Ait olduğu parti başta olmak üzere, tüm siyasi partilerin gerekli tavrı göstermelerini temenni ediyorum.”

“DEMİRTAŞ MI KULAĞINA FISILDADI”
AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ise tepkisinde şunları söyledi:
Asansörcü! Tuncay Özkan Cumhurbaşkanımıza hakaret edip haddini aşarak asansörle çukura inmiş. Ziyaret ettiğin Demirtaş mı kulağına bu sözleri fısıldadı?
Milletimiz bu çukura düşmez!

ALPAY ÖZALAN: ÇUKURSUNUZ
AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan ise Tuncay Özkan’a tepkisini şu cümlelerle ifade etti: “Çöpsünüz, çukursunuz, çamursunuz!”

EFKAN ALA: CHP BU TERBİYESİZLİĞİN GEREĞİNİ YAPMALIDIR
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da, Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Ala, sosyal medya hesabındaki açıklamasında, şunları kaydetti:
“CHP, bu sefil terbiyesizliğin ve müptezel kokuşmuşluğun gereğini yapmalıdır. Kimse Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı’na böyle bir terbiyesizliği yapamaz.”

“BU İTHAMLARIN HESABI ELBETTE HUKUK ÇERÇEVESİNDE SORULACAKTIR”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“CHP’li bir milletvekilinin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı asılsız ve çirkin suçlamalar, sadece siyasi nezakete değil, aynı zamanda insani ve ahlaki değerlere olan uzaklığını da ortaya koymaktadır. Bu tür söylemler, Cumhurbaşkanımızı hedef almanın ötesinde, milletimizin iradesine ve devletimizin en yüce makamına karşı derin bir saygısızlık anlamına gelmektedir. Bu tür ithamların hesabı elbette hukuk çerçevesinde sorulacaktır.”

MEHMET MUŞ: HİÇKİMSE TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANINA HAKARET EDEMEZ
AK Parti Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş da, Özkan’a tepki olarak yaptığı paylaşımda şunları ifade etti:
“Hiçkimse Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına hakaret edemez.
Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılan hakaret, temsil ettiği aziz milletimize de yapılmıştır.
Bu çirkin ve seviyesiz üslubu kınıyor; bu pervasızlığı gösteren zihniyeti siyasi ahlaka ve edebe davet ediyorum.”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başkan Erdoğan’dan Yamanlar sakinlerine geçmiş olsun telefonu | Video
“EVLERİ HASAR GÖRENLERİ YENİ EVLERİNE KAVUŞTURACAĞIZ”
Gerçekleştirilen telefon konuşmasında Yamanlar sakinlerine geçmiş olsun dileklerini ileten Başkan Erdoğan, zararların kısa süre içerisinde giderileceğini ifade etti. Başkan Erdoğan “Evleri hasar görenleri yeni evlerine kavuşturacağız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bak, 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde, Bakanlık olarak Rize’nin ilçelerine spor salonları, gençlik merkezleri, yüzme havuzları ve yurtlar yapmaya devam ettiklerini anlattı.
Rize’den herkese mesaj vereceklerini ifade eden Bak, “İstanbul’a da Ankara’ya da tüm dünyaya şunu söyleyeceğiz, Recep Tayyip Erdoğan seninle beraberiz, Rize seninle beraber, seninle yol yürümeye devam edecek.” diye konuştu.
Bak, Rize Belediye Başkan adayı Rahmi Metin’e destek isteyerek, “Hazır mıyız Rize? Kararlı mıyız Rize? İşte AK Parti’nin kalesi, Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi, yağmurun şehri, çayın başkenti Rize’den herkese şunu söylüyoruz, biz Recep Tayyip Erdoğan ile beraber yol yürümeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Gazze’de çocuklar katledilirken sesini yükselten tek liderin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu vurgulayan Bak, şöyle devam etti:
“Tüm dünya sessiz kalsa da mazlumların, kimsesizlerin kimsesi, bu toprakların çocuğu Recep Tayyip Erdoğan ile beraber yol yürümeye devam edeceğiz. İşte böyle bir liderin hemşehrisi olmak, onunla beraber yol yürümek hepimiz için gurur verici. 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta tüm dünyaya şunu söyledik, ne kadar oyun yaparsanız yapın, ne kadar tuzak kurarsanız kurun bütün tuzakları parçalayarak gelir Recep Tayyip Erdoğan. Arkasında Rize var, Türkiye var, İstanbul var, tüm mazlum coğrafyalar var. İşte bu nedenle onunla beraber yol yürümeye devam edeceğiz.”
Bakan Bak, vatandaşlara “Rize’de 18’de 18 yapmaya hazır mıyız?” sorusunu yönelterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“İşte bu topraklardan yetişen Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında Kaçkar Dağları gibi dik duracağız. Yağmur da yağıyor, burada ne mitingler yaptık, yağmurun altında hep coştuk. Hep şunu söyledik, Karadeniz’in dalgaları gibi Rize coştu mu meydanlar taşar, Karadeniz taşar, her taraf ‘Recep Tayyip Erdoğan’ diye haykırır. İşte birazdan Recep Tayyip Erdoğan burada olacak. Ben şunu söyleyeyim, tasalanma yiğidim zaman bizden yanadır, dünya sana düşman olsa da Rize senden yanadır, Türkiye senden yanadır. Yolun sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan.”
“Bu sadece lojistik merkezi değil, büyük bir liman olacak”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da Rize’de birçok hizmete imza attıklarını söyledi.
Türkiye’nin en uzun tüneli olan Ovit Tüneli’ni yaptıklarını anımsatan Uraloğlu, “Ovit Tüneli ile kapanan Ovit geçişi gündemimizden çıktı. Bir taraftan giriyoruz, öbür taraftan çıkıyoruz. Devamında Kırık Tüneli var, 7 kilometrelik. Orada da çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Arkasında Dallıkavak Tünelimiz var, 3 kilometre. Bu sene bitirip orayı açacağız. Karadeniz sahilinden Erzurum’a en yakın olan güzergahı bu tünelle beraber biraz daha kısaltacağız. Kırık Tüneli’ni de bitirdik mi, buradan girdik mi en kısa sürede Erzurum’dan çıkmış olacağız. Aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu’ya giden önemli güzergahlarımızdan bir tanesi.” diye konuştu.
Uraloğlu, geçen sene Salarha Tüneli’ni hizmete açtıklarına dikkati çekerek şöyle devam etti:
“Rizelilerden Salarha Tüneli’nden geçmeyen var mı? Nasıl oldu? Cumhurbaşkanı’mızdan Allah razı olsun, o bize talimat verdi, güç verdi, destek verdi, biz de onları yaptık. Rize çevre yolumuz nasıl oldu? Ora da gayet güzel oldu. Karadeniz Sahil Yolu, Cumhurbaşkanı’mız olmasa biter miydi? Bitmezdi. Bakın bir havaalanı yaptık, sadece geçen sene 1 milyondan fazla yolcu indi havaalanımıza. Kaç uçak indi havaalanımıza biliyor musunuz? Geçen sene tam 7 bin 600 tane uçak indi. Bazıları, ‘Rize-Artvin Havaalanı çalışmaz’ diyordu. Buyurun rakam burada. Rizeli hemşehrilerimiz dedi ki ‘Buradan İzmir’e uçmak istiyoruz.’ Bu talepleri de karşıladık. Haftada iki gün Rize’ye uçuş var. Memnun muyuz? Rizeli isteyecek, biz yapacağız. Şimdi diyorlar ki ‘Antalya’ya da istiyoruz.’ Bunu da konuşacağız, inşallah onu da halledeceğiz.”
Rize’de lojistik merkezin yapımının devam ettiğini anlatan Uraloğlu, “Bu sadece lojistik merkezi değil, büyük bir liman olacak. Bunu da önümüzdeki senenin sonunda açacağız. Karadeniz’deki en büyük liman, lojistik merkezi haline gelmiş olacak. Buradan aldığımız yükleri Ovit üzerinden İç Anadolu’ya, Doğu Anadolu’ya da getirmiş olacağız.” dedi.
Uraloğlu, Şehir Hastanesi yapımının da devam ettiğini dile getirerek şu değerlendirmede bulundu:
“Buranın altyapı çalışmalarını da bizler yaptık. Rize’nin en turistik yeri olan Ayder yoluna Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla başladık. Çamlıhemşin’deki tüneli kazmaya başladık. Orayı da kısa zamanda bitireceğiz. Güneysu yolunu bitirdik. Isırlık yolu sizin mesire alanınız. Oranın yolunu da birkaç ay içinde bitirmiş olacağız. Rize’ye ne lazımsa, Rize’nin ihtiyaçları noktasında yapmaya gayret ediyoruz. Burada gidilmedik yer, yapılmamış yer bırakmayacağız. Çamlıhemşin yolunu yapıyoruz. Bir sıkıntı yok. Bütün ilçelerdeki yolu yapıyoruz. İkizdere ile Ovit arasındaki yolu da planladık. İhalesini yaparak inşallah oraya da başlamış olacağız.”
Seçimlerde Rize Belediye Başkan adayı Metin’e destek isteyen Uraloğlu, “Biz belediyelerin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Merkezi hükümet olarak daha iyi hizmet edebilmemiz için belediyeler bizde olacak ki size güç birliğiyle, fikir birliğiyle, ekip ruhuyla daha iyi hizmet edebilelim.” ifadesini kullandı.
]]>

