Vali Yunus Sezer’in yürütme kurulu başkanlığında, Balkan ülkeleriyle yapılan işbirliklerinin daha etkin, verimli olması ve tek elden yürütülmesi amacıyla Edirne Valiliği Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu kuruldu.
Platform, Trakya Üniversitesi işbirliğinde 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu düzenleyecek. 7-8 Mart’ta gerçekleştirilecek sempozyumda Balkanlar’ın kültürel ve sanatsal yönleri ele alınacak.
Organizasyon kapsamında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan 25 ressam da kente davet edildi.
Şehri resmeden ressamların eserleri, sempozyum kapsamında 7 Mart’ta Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezinde “Balkan Ressamlarının Fırçalarından Edirne” adlı sergide beğeniye sunulacak.
Ressamlar tarihi ve turistik alanlarda
Ressamlar Selimiye Meydanı, Meriç Köprüsü, Karaağaç Mahallesi ve Devecihan Kültür Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Hatipler, gazetecilere yaptığı açıklamada, ressamların Vali Sezer’in misafiri olarak 10 gündür Edirne’de olduğunu söyledi.
Sanatçıların çalışmalarını stüdyo olarak hazırlanan Devecihan Kültür Merkezi ve kentin tarihi, turistik alanlarına sürdürdüğünü belirten Hatipler, “Balkan coğrafyasının hemen hemen her köşesinden gelen ressamlarımız Edirne’de. Onların gözüyle, fırçasıyla oluşturduğu eserlerde kentimizi göreceğiz. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melihat Tüzün ve akademisyen ressamlarımızı da bu çalışmaya dahil ettik.” dedi.
Hatipler, sempozyuma Balkan ülkelerinden katılacak akademisyenlerin ise Balkanları edebiyattan tarihe, musikiden mimariye, ekonomiden kültüre, sanattan spora birçok yönüyle ele alacağını kaydetti.
Organizasyon konserle sona erecek
Kültür ve Turizm İl Müdürü Kemal Soytürk de platformun kısa süre önce çalışmalarına başladığını, bu çalışmalardan ilkinin Balkanların anahtarı Edirne’de gerçekleşecek 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu olduğunu vurguladı.
Resim sergisi için ressamların çalışmalarının devam ettiğini anlatan Soytürk, “Etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğu tarafından 7 Mart’ta Altay’dan Tuna’ya konseriyle bu sempozyum taçlandırılacak.” dedi.
“Edirne Balkanların başkentidir”
Kosova’nın Prizren şehrinden gelen ressam Ethem Baymak ise Edirne’yi çok sevdiğini ve bu şehirde resim yapmanın güzel bir duygu olduğunu ifade etti.
Edirne’nin ressamlara ilham veren bir kent olduğunu dile getiren Baymak, şunları kaydetti:
“Edirne Balkanlar’ın başkentidir. Bir derdim varsa Edirne’ye giderim, bir zevkim varsa Edirne oyun havasını oynamak bizim için bir güzelliktir. Tek kelimeyle Rumeli insanı, Balkanlar’da yaşayan Müslümanlar, Türkler Edirne’yi hem samimi bulmaktadır hem de başkent olarak kabul etmektedirler. Ne İstanbul ne Ankara ama ‘Edirne’ deyince içimizde bir kıpırtı mevcuttur. Edirne her yeri tarihi eserlerle dolu, köprüsüyle, camisiyle, kervansarayıyla Rumeli insanının böbürleneceği bir ilham kaynağıdır, bundan beslenerek güzel eserler ortaya koyacağız.”
Bulgaristan’ın Mestanlı şehrinden Kamber Osman Kamber ise platformun Balkan ülkeleri arasındaki kardeşliği artıracağını ve Balkan ressamlar olarak bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.
Bulgaristan’ın Süzebolu bölgesinden Anjeline Nedin de Edirne’de ressamlara konu olacak birçok eserin ve mekanın yer aldığını dile getirdi.
]]>Hastalıkla mücadeleyle dolu özel yaşamı ve politik görüşleriyle tanınan, 20. yüzyılın önde gelen ressamlarından Frida Kahlo, 1954’te 47 yaşında hayata veda etti.
Kahlo, kendisi gibi ressam Diego Rivera ile aşk hayatı, sağlık sorunları, her şeye rağmen sanat hayatına devam etmesiyle dünyada ikonik bir ressam olarak tanınıyor.
Frida Kahlo’nun, mavi duvarları nedeniyle Mavi Ev (La Casa Azul) olarak bilinen evi, bugün müze olarak misafirlerini ağırlıyor.
Başkent Mexico’nun Colonia del Carmen semtindeki, iki katlı, avululu mavi ev, dört bölümden oluşuyor. 1904’te inşa edilen, sonradan restorasyonu yapılan evde, yatak odaları, stüdyo alanı, geniş bir mutfak ve yemek odası bulunuyor.
Kahlo’nun doğduğu, büyüdüğü, eşi Diego Rivera ile yaşadığı evde, Meksika halk sanatını yansıtan ürünler, Kahlo’nun kişisel sanat koleksiyonu, fotoğraflar, kartpostallar ve mektuplar ile ressamlar Jose Maria Velasco Gomez, Paul Klee ve Kahlo’nun kocası Diego Rivera’nın eserleri de yer alıyor.
Diego’nun eşi için yaptırdığı şömine
Evin mavi dış duvarında, “Frida ve Diego bu evde yaşadı, 1929-1954” yazısı ziyaretçileri karşılıyor.
Mozaik taşıyla dekore edilen evin girişindeki vitrinlerde, hatıra, mektup ve fotoğraflar saklanıyor.
Kahlo’nun eşi Diego Rivera’nın kendisine hediye ettiği volkanik taşlardan yapılmış ayaklı şömine de müzenin girişinde yer alıyor. Aynı yerde, Kahlo’nun hasarlı omurgasını desteklemek için giymek zorunda kaldığı korseler de bulunuyor.
On odadan oluşan zemin katta, Kahlo’nun 1934, 1952, 1954 yıllarında yaptığı yağlıboya tablolar yer alıyor. Bu bölüm Frida ve Diego’nun ünlü Meksikalı ve uluslararası ziyaretçileri, arkadaşlarını ağırladıkları oturma odası olarak biliniyor.
Kahlo’nun kişisel eşyaları, hatıraları, otoportreleri, eşi Rivera’nın kendisine adadığı resimlerin bulunduğu müze, ünlü ressamın hastalıklarla geçen hayatından izler taşıyor.
Evin alt katındaki, karo zeminli mutfak ve yemek odasında, mavi ve sarı çini tezgahlar, sarı bir masa ile tümü el yapımı büyük toprak kaplar, tabaklar, mutfak eşyaları, cam eşyalar yer alıyor.
Avlu alanından üst kata çıkan merdiven boşluğunun olduğu yerde, Frida Kahlo’nun ailesine ait resim koleksiyonundan örnekler bulunuyor.
Üst katın halka açık iki odası Frida’nın son yatak odası ve stüdyo alanı olarak ziyaretçileri ağırlıyor. Çalışma bölümü, Kahlo’nun tekerlekli sandalyesi, boyaları, çalışma dosyaları, natürmort eserleri, masa ve sandalyesi ile ziyaretçileri karşılıyor.
Dantelli bir örtünün serili olduğu Kahlo’nun yatağında, sanatçının maskı, yatağın başında ise ölü bir çocuğun resmi yer alıyor. Bu bölümde, bazı kişisel eşyalar, oyuncaklarla dolu büfe ile öldükten sonra yakılan Kahlo’nun bir çömleğe koyulan külleri sergileniyor.
Bahçe, ülkenin zengin bitki örtüsünü yansıtıyor
Kahlo’nun eşi Rivera’nın 1940’larda inşa ettirdiği dördüncü bölümde, Kahlo’nun çocukluk fotoğrafları, korseleri, değnekleri, protez bacağı ile ünlü modacıların Kahlo’nun giyim tarzını yansıttığı ve uluslararası defilelerde sergilediği kıyafetler yer alıyor.
Ayrıca volkanik tüflerden oluşan heykeller bahçeyi süslüyor.
Mexico’nun zengin botanik yapısını yansıttığı evin bahçesinde, ağaçlar, çiçekler ve farklı bitki türleri ziyaretçilerin müzede keyifli vakit geçirmesini sağlıyor.
Ziyaretçilerin girebilmek için kuyruk oluşturduğu ve yılda dünyanın her yerinden yaklaşık 500 bin sanatseverin gezdiği müzede, küçük bir kafe ve hediyelik eşya dükkanı bulunuyor.
Ziyaretçiler bilet için 250 peso ödeyerek müzeyi gezebiliyor.
]]>