Rus – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Fri, 12 Jul 2024 21:54:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Rusya’da Tutuklu Bulunan Muhalif Lider Alexei Navalny’nin Cenazesi Törenle Defnedildi https://www.kanal7haber.com.tr/rusyada-tutuklu-bulunan-muhalif-lider-alexei-navalnynin-cenazesi-torenle-defnedildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/rusyada-tutuklu-bulunan-muhalif-lider-alexei-navalnynin-cenazesi-torenle-defnedildi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:54:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9557 Rusya’da tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybeden muhalif lider Alexei Navalny, başkent Moskova’nın Maryino semtindeki kilisede düzenlenen cenaze töreninin ardından Borisovsky mezarlığında toprağa verildi.

Rusya’da tutuklu bulunduğu Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi’ndeki 3 numaralı cezaevinde 16 Şubat’ta yaşamını yitiren Rus muhalif lider Alexei Navalny için başkent Moskova’nın Maryino semtindeki Meryem Ana Kilisesi’nde cenaze töreni gerçekleştirildi. Rus polisinin yoğun güvenlik önlemi aldığı törene Navalny’nin annesi, babası, yakınları ve destekçilerinin yanı sıra ABD’nin Moskova Büyükelçisi Lynn Tracy, Almanya’nın Moskova Büyükelçisi Alexander Graf Lambsdorff, Fransa’nın Moskova Büyükelçisi Pierre Levy ve diğer birçok AB ülkesinin büyükelçileri ve diplomatları katıldı. 15-17 Mart’ta yapılacak devlet başkanlığı seçimi için adaylığını açıklayan ancak Rusya Merkez Seçim Komisyonu tarafından adaylıkları kabul edilmeyen Boris Nadezhdin, Daria Duntsova ve Yekaterinburg’un eski belediye başkanı muhalif Yevgeny Roizman da törene katılan isimler arasında yer aldı. Navalny’nin destekçileri, “Navalny, Rusya seninle, teşekkürler”, “Rusya özgür olacak”, “Putin’siz Rusya”, “Savaşa hayır”, 2Sevgi korkudan daha güçlüdür” şeklinde sloganlar atıldı. Navalny’nin cenazesinin kiliseye getirilmesiyle TSİ 14.00’te başlayan tören 15.00’te sona erdi. Navalny’nin tabutu, törenin ardından Borisovsky mezarlığına götürüldü. Cenaze aracı geçtiği sırada binlerce kişi yola kırmızı karanfil attı. Putin’in en sert muhalifi olarak bilinen Navalny, törenin ardından mezarlıkta toprağa verildi.

Rus polisinden gözaltı

Kilisedeki törene katılmak isteyen birçok kişinin metro ve toplu taşıma araçlarından geri çevrildiği, mezarlığa da gidemediği öğrenildi. Rus polisinin birkaç kişiyi de gözaltına aldığı aktarıldı.

Navalny kimdir?

Rus muhalefet lideri, yolsuzluk karşıtı aktivist ve avukat olan Alexei Navalny, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve yakın çevresinin yolsuzluk vakalarını araştırıyordu. Rusya’da 2020 yılında uçaktayken zehirlenen ve 2021’de tedavi gördüğü Almanya’dan Rusya’ya dönüşünde tutuklanan Navalny, 4 Ağustos 2023’te Rusya’daki muhaliflerin protestolarını organize etme, Rusya’da yasaklanan Yolsuzlukla Mücadele Vakfı üzerinden yasa dışı eylemler düzenleme, Putin ve Kremlin aleyhinde ifadeler ve “aşırılık” yanlısı eylemleri finanse etme suçlamalarından 19 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mart 2022’de dolandırıcılık ve mahkemeye itaatsizlik suçlamalarıyla 9 yıl hapis ve 1 milyon 200 bin ruble para cezasına çarptırılan Navalny için tutuklu bulunduğu süre içinde toplamda 5 farklı suçlamadan dava açılmıştı.

Ölümü

Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN) tarafından Navalny’nin ölümüne yönelik 16 Şubat’ta yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevindeki hükümlü Alexei Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi” ifadeleri kullanılmıştı.

Navalny’nin ölüm nedeni ilk olarak “ani ölüm sendromu” şeklinde açıklanırken, Rusya Soruşturma Komitesi kimyasal analiz için naaşının en az 14 gün daha ailesine teslim edilmeyeceğini belirtmişti. Navalny’nin eşi Yulia Navalnaya, “zehirlenme izleri kayboluncaya kadar eşinin naaşının bekletildiğini” iddia etmişti.

Yakınları ve Batılı ülkeler, Navalny’nin Putin’in emriyle öldürüldüğünü iddia ediyor. – MOSKOVA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/rusyada-tutuklu-bulunan-muhalif-lider-alexei-navalnynin-cenazesi-torenle-defnedildi/feed/ 0
Navalni’nin cenaze töreni zorluklarla karşılaşıyor https://www.kanal7haber.com.tr/navalninin-cenaze-toreni-zorluklarla-karsilasiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/navalninin-cenaze-toreni-zorluklarla-karsilasiyor/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:27:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9216 Rusya’da hapishanede hayatını kaybeden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhaliflerinden Aleksey Navalni’nin cenaze töreni bugün Moskova’da düzenlenecek.

Navalni’nin cenazesine saatler kala, ekibi töreni organize etmede zorluklarla karşılaştıklarını söyledi.

Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, cenazeyi kiliseye götürecek cenaze arabası bulamadıklarını kaydetti.

Yarmysh, “Kim olduklarını bilmediğimiz kişiler morgları arayıp Aleksey’in cesedini almamaları için tehdit ediyor” dedi.

Cenaze töreninin bugün yerel saatle 14:00’te Moskova’nın Maryino bölgesindeki bir kilisede yapılması planlanıyor.

Navalni’nin cenazesi daha sonra yerel saatle 16.00’da yakındaki Borisovskoye Mezarlığı’na gömülecek.

Cenaze töreni Navalni’nin YouTube kanalından da canlı yayınlanacak.

Navalni, 16 Şubat’ta Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki bir hapishanesinde hayatını kaybetti. Navalni’nin hapsedilmesi siyasi bir hamle olarak görülüyordu.

Ekibi, Rusları cenaze törenine katılmaya teşvik ederek, iki konum arasındaki güzergahın haritasını paylaştı.

Ayrıca, Seul’den Roma’ya, Montreal’den Stockholm’e kadar yurt dışında Navalni için anma törenlerinin düzenleneceği yerlerin listesini de paylaştılar.

Bugün Moskova’da düzenlenecek cenaze törenine kaç kişinin katılacağı belirsiz.

BBC’ye konuşan Navalni’nin eski özel kalemi Leonid Volkov, Moskova’daki cenaze töreni sırasında olabileceklerden endişe duyduğunu söyledi.

“Korkarım yarın (Cuma günü) sürprizler olabilir… Açıkçası şu an, insanların Aleksey’e veda etmelerine gerçekten izin verip vermeyeceklerini bilmiyorum” dedi.

Volkov, Navalni’nin ekibinin cenaze töreninin yapıldığı kilisede sorun yaşanabileceğinden endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

Mart 2015’te binlerce kişi suikast sonucu öldürülen muhalif politikacı Boris Nemtsov’a saygılarını sunmak için sokaklara döküldü, ancak Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başka bir muhalifi için şu an benzer bir kamusal cenaze törenine izin verilmesi pek olası değil.

Son yıllarda Rus yetkililer, her türlü muhalif eyleme karşı sert önlemler aldı. Navalni’nin ölümünü anma girişimleri sert bir tepkiyle karşılandı, insanların yaptıkları anıtlar kaldırıldı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Perşembe öğleden sonra sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, hem anma töreninin yapılacağı kilisenin hem de Navalni’nin defnedileceği mezarlığın yakınında çok sayıda polis ve kurulmayı bekleyen bariyerler görülüyordu.

Telegram kanalı RusNews ayrıca mezarlığın çevresindeki “her sokak lambasına” güvenlik kameralarının yerleştirildiğini söyledi.

Avukat ve insan hakları savunucularından oluşan bir grup, Navalni’nin cenazesine gitmeyi planlayanlar için sosyal medyada tavsiyelerde bulundu.

“ Hükümet yanlısı aktivistlerin” provokatif eylemlerde bulunabilecekleri konusunda uyarıda bulundu ve insanları dikkatli olmaya çağırdı:

“Tören sonrasında gözaltıların olabileceği akılda tutulmalı… Güvenlik güçlerinin gözüne batmayın, toplu taşıma araçlarını kullanmayın veya cenazeyi izleyen günlerde bürokratik işler için başvuruda bulunmayın.”

Tavsiyeler arasında, Navalni’nin fotoğrafının veya Rus yetkililer tarafından aşırılıkçı bir örgüt olarak ilan edilen, Navalni’nin kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın sembolünü taşıyan herhangi bir nesnenin taşınmamasını da var.

Bir hafta öncesine kadar yetkilileri oğlunun cesedini alıkoymakla suçlayan annesi Lyudmila dışında, Navalni’nin cenaze törenine hangi aile üyelerinin katılabileceği bilinmiyor.

Navalni’nin çocukları Daria (23) ve Zakhar (15) yurt dışında yaşıyor.

Eşi Yulia’nın şu anda Rusya’da yaşamadığı tahmin ediliyor, ancak Navalni’nin ekibiyle yaptığı çalışmalar ve eşinin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i suçlayan açıklamaları nedeniyle geri dönmesi halinde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.

Yetkililerin günlerdir Navalni’nin ekibinin muhalefet lideri için halka açık bir veda töreni düzenleme girişimlerini engellemeye çalıştığı bildiriliyor.

Salı günü Yarmysh, Navalni’nin ekibinin cenaze törenini düzenleyecek bir yer bulmakta zorlandığını söyledi. Yarmysh’in açıklamalarına göre, bazı cenaze evleri tamamen dolu olduklarını iddia ederken, diğerleri kendileriyle çalışmalarının “yasak” olduğunu kaydetti.

Navalny’nin eşi Yulia, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, cenazenin barışçıl mı geçeceğini yoksa polisin veda etmeye gelenleri gözaltına mı alacağını bilmediğini söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/navalninin-cenaze-toreni-zorluklarla-karsilasiyor/feed/ 0
Rusya, petrol ihracatını altı ay süreyle askıya alacak https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-petrol-ihracatini-alti-ay-sureyle-askiya-alacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-petrol-ihracatini-alti-ay-sureyle-askiya-alacak/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:30:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8077 Rusya, tüketicilerin ve çiftçilerin artan talebi ve rafinerilerinde planladığı bakım çalışmaları öncesinde iç talebi karşılamaya yetecek yakıtı garanti altına almak için 1 Mart’tan itibaren petrol ihracatını altı ay süreyle askıya alacağını açıkladı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak’ın duyurduğu karar, 2023 yılında Rusya’nın en büyük ihracatçıları arasında olan Türkiye’yi de etkileyecek.

Rus medya kuruluşu RBC’nin aktardığına göre Avrasya Ekonomik Birliği üyesi ülkelerin yanı sıra Moğolistan, Özbekistan ve Gürcistan’ın Rusya destekli iki ayrılıkçı bölgesi olan Güney Osetya ve Abhazya’ya yapılan ihracatlar karardan muaf tutulacak.

Interfax haber ajansına göre Başbakan Yardımcısı Novak, hükümetin yükselen petrol fiyatlarını telafi etmek için piyasadaki motorin arzını yüzde 16 oranında arttırmayı planladığını söyledi.

Kremlin’in 15-17 Mart arasında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde akaryakıt fiyatlarını dizginlemek istediği öne sürülüyor.

Rusya geçen yıl iç piyasasındaki fiyat yükselişlerini durdurmak için 21 Eylül-17 Kasım tarihleri arasında petrol ihracatını yasaklamıştı.

Rus ekonomi gazetesi Kommersant’ın haberine göre hükümet daha sonra 6 Ekim’de yasağı gevşeterek boru hattıyla motorin ihracatını yeniden başlattı.

Petrol satış yasağı 17 Kasım’da, yazlık dizel satış yasağı ise 22 Kasım’da tamamen kaldırıldı.

Uluslararası piyasalar nasıl etkilenebilir?

Şubat 2023’te Avrupa Birliği’nin (AB) uyguladığı yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından Rusya, petrol ihracatını Avrupa’dan Afrika ülkelerine yönlendirdi.

2023 yılında Rusya toplam 43,9 milyon ton benzin üretti ve bunun yaklaşık yüzde 13’ünü, yani 5,76 milyon ton petrol ihraç etti.

Bugün açıklanan ihracat yasağının sonucu olarak Rus tedarikinin uluslararası piyasalardan kaldırılması, Avrupa yakıt tedarikinin yeniden başlaması ve Çin ihracatının artmasına yol açabilir.

Türkiye en büyük ithalatçılar arasında

Rusya’nın kararının Türkiye’yi de etkilemesi bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa ülkelerinin Rus petrol ve doğalgaz ithalatının büyük bölümünü durdurmasının ardından Türkiye, Batı’da Rus enerjisinin en büyük ithalatçılarından oldu.

Çin ve Hindistan, Türkiye’den daha büyük miktarda ithalat yapsa da Ankara’nın Rus limanlarına yakınlığı, Türkiye’nin diğer alıcılardan daha fazla tasarruf ettiği anlamına geliyor.

Reuters’ın Aralık ayında LSEG verilerine ve şirketlerin tahminlerine dayanarak yaptığı hesaplamaya göre Türkiye ve Türk şirketleri, indirimli Rus petrolü ve rafine ürün ithalatını artırarak, 2023 enerji faturalarında yaklaşık 2 milyar dolar tasarruf sağladı.

Buna göre Rusya’nın Türkiye’ye ham petrol sevkiyatı Kasım 2023’te rekor seviyeye ulaşarak günlük 400 bin varile (bpd) yükseldi ve Rusya’nın geçen ay deniz yoluyla yaptığı toplam petrol ihracatının yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturdu.

Reuters’a göre Ankara, son dönemde Batı’nın yaptırımlarına rağmen Rusya’dan daha fazla alım yapmak için girişimlerini de artırdı.

Reuters’ın görüştüğü ticaret alanındaki kaynaklar, Rus petrol üreticisi Lukoil’in Azeri petrol şirketi SOCAR ile yaptığı anlaşma kapsamında SOCAR’ın Türkiye’deki STAR rafinerisinde günde 200 bin varile kadar petrol rafine etmeyi öngördüğünü ve böylece Türkiye’ye yapılan tedarikin artmasının beklendiğini aktarmıştı.

Moskova ve Ankara aynı zamanda Türkiye’de Rus gazı için bir merkez kurulmasını tartışıyor.

Bu plan Ankara’nın Avrupa’nın güneyinde önemli bir enerji dağıtım merkezi olma hedefi için önemli bir adımdı.

Reuters’a göre Rusya bu merkezi, Avrupa’dan gaz ihracatını yeniden yönlendirmenin ya da dolaylı olarak AB’ye gaz satmanın bir yolu olarak görüyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-petrol-ihracatini-alti-ay-sureyle-askiya-alacak/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/ https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/#respond Wed, 22 May 2024 21:36:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7445 Ermeni güçlerin, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kadın, çocuk ve yaşlı gözetmeksizin yaptığı katliamda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunmaya başlayan ve saldırıya geçen Ermeniler, 1991’in son günlerinde ablukaya aldıkları, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmek için harekete geçti.

Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992’de yoğunlaştıran Ermeniler, gece, Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi’de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla üç koldan saldırdı.

Sadece işgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde katlederek, esirlere acımasızsa işkence yaparak 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birine imza attı. O dönemde çekilen görüntüler ve fotoğraflar, katliamın büyüklüğünü ortaya koydu.

Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı’da, savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150’sinden haber alınamadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eş değer eylemler olarak görüldü.

Bugüne kadar 15 ülkenin parlamentosu ve ABD’nin 16 eyaletinin meclisi, Hocalı’da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti.

Necmettin Erbakan 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti

Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti.

12 Ekim 1969’daki seçimde Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek başladığı siyaset hayatında 42 yıl geçiren Erbakan, 26 Ocak 1970’te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.

Kuruluşundan sonra “kapitalizm” ve “Batıcılık” karşıtı siyaset yürüten Erbakan’ın partisi, “laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü” iddiasıyla kapatıldı.

Daha sonra siyasi mücadelesini Milli Selamet Partisinde sürdüren Erbakan, kapatılan her partisinin ardından yenisini kurdu. Erbakan, bu kapsamda Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisinde siyasi mücadelesine devam etti.

Farklı hükümetlerde koalisyon ortaklığı yapan Erbakan, 1973’teki seçimlerin ardından kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev aldı.

Kıbrıs’a 20 Temmuz 1974’te düzenlenen barış harekatını güçlü şekilde savunan Erbakan’ın ismi, bu dönemde “Mücahit” sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.

Erbakan liderliğindeki Milli Görüş, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde işbaşına geldi.

Refah Partisinin, 1995’teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıkmasının ardından Tansu Çiller’in Genel Başkanlığı’ndaki Doğru Yol Partisi ile 54. Hükümeti kuran Erbakan, 28 Haziran 1996’da başbakanlık koltuğuna oturdu.

28 Şubat süreciyle istifaya zorlanan Erbakan’a, Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davasında, 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi, partisi kapatıldı.

Erbakan, Refah Partisinin de kapatılmasının ardından “Atımızı alan yolumuzu da almadı ya” ifadesini kullanarak, bir ay sonra beşinci partisi olan Saadet Partisinin kurulmasına öncülük etti.

Beş yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Erbakan, Mayıs 2003’te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.

Refah Partisinin mali hesaplarına ilişkin açılan davada kendisine verilen hapis cezası, daha sonra ev hapsine çevrildi. Bu ceza, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “sürekli hastalık” nedeniyle 19 Ağustos 2008’de kaldırıldı.

17 Ekim 2010’da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıl dönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de vefat etti.

“Postmodern darbe” derin izler bıraktı

Milli Güvenlik Kurulunun (MGK), Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’de aldığı kararlar, siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda derin izler bıraktı.

Seçimlerin ardından 1996’da kurulan DYP-ANAP koalisyonu, güven oylaması geçersiz sayılınca düştü. TBMM’de birinci parti konumundaki Refah Partisi ile ikinci parti DYP arasında 54’üncü Hükümet (Refah-Yol hükümeti) kuruldu.

Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yaşanan bazı olayların ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi.

MGK, 28 Şubat 1997’de toplandı. MGK toplantılarında daha önce yaklaşık 1 dakika görüntü alınmasına izin verilirken, ilk kez bu süre 5 dakikaya çıkarıldı. Toplantıda alınan zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması başta olmak üzere bir dizi karar, uygulanmak üzere hükümete bildirildi.

MGK Genel Sekreterliği, 9 saat süren toplantının ardından yayımladığı bildiride, Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı “çağ dışı bir kisve altında” zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyetlerin gözden geçirildiğini belirtti.

Bildiride, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içerisinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi gerektiği” ifade edildi.

Başbakan Necmettin Erbakan, kararları 5 Mart 1997’de imzaladı. Genelkurmay 2’nci Başkanı Çevik Bir’in, ABD’de yaptığı konuşmada bu kararları, “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” sözleriyle değerlendirmesine Refah Partisi milletvekilleri sert tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisinin kapatılması için dava açtı. Erbakan, 18 Haziran’da başbakanlıktan istifa etti. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini milletvekili çoğunluğu bakımından ikinci sırada bulunan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile ANASOL-D hükümetini kurdu.

Hilafet kaldırıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.

Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.

Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.

AA şirket statüsüne kavuşturuldu

6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı (AA), 1 Mart 1925’te Türk Anonim Şirketi statüsüne kavuşturuldu.

Belli başlı öteki olaylar

26 Şubat

1618- Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildi ve yerine İkinci Osman padişah oldu.

1848- Fransa’da “İkinci Cumhuriyet” ilan edildi.

1925- Fransızların yönetiminde bulunan tütün rejisinin (tekelinin) 1 Mart 1925’ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi.

1934- İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen “kafes”lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

1936- Fatih-Harbiye tramvayı Beyoğlu’nda devrildi, 2 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

1961- Türk aydınlanmasının öncülerinden, eski Milli Eğitim Bakanlarından öğretmen, yazar Hasan Ali Yücel, İstanbul’da 64 yaşında yaşamını yitirdi.

1967- ABD, 25 bin askerle Vietnam Kurtuluş Cephesi’ne karşı saldırıya geçti.

1976- Türkiye ile ABD arasında “Savunma İş Birliği Anlaşması” imzalandı.

1992- Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 613 kişi, Ermeni güçlerince katledildi.

1994- Edebiyatçı-yazar, gazeteci Tarık Buğra 76 yaşında vefat etti.

1997- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Başbakan ve Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiği belirtildi.

1998- Nutuk, Rumca’ya çevrildi.

1999- İran’da 1979 İslam Devrimi’nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı.

2004- Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski ile beraberindekilerden 8 kişi uçak kazasında öldü. Traykovski’nin yerine 12 Mayıs’ta Branko Çırvenkovski geçti.

2007- Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü Hizbullah adına 1990-1994’te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan 20’sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

2013- 270 metrelik yüksekliği ile Türkiye’de 1’inci, dünyada ise üçüncü sırada yer alan Yusufeli Barajı’nın temeli atıldı.

2013- Mısır’ın güneyindeki Luksor kentinde meydana gelen balon faciasında 9’u Hong Konglu, 4’ü Japon, 3’ü İngiliz, 2’si Fransız ve 1’i Mısırlı 19 kişi hayatını kaybetti.

2015- Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında Ankara’da gözaltına alındı.

2015- Hatay’da MİT’e ait tırın durdurulmasına ilişkin ihbarı yapan Hatay İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli personel, Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra getirildiği Adana’da tutuklandı.

2016- Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınında bulunan bir oteli hedef alan bombalı ve silahlı saldırıda 14 kişi öldü, 25 kişi yaralandı.

2016- Anayasa Mahkemesinin, haklarında “ihlal” kararı verdiği ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince tahliyelerine hükmedilen Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Silivri Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edildi.

2017- 89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anonsunun damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight”taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, Oscar kazanan ilk Müslüman olarak tarihe geçti.

2018- Rusya, Birleşmiş Milletlerin Yemen’e yönelik silah ambargosunun İran tarafından ihlal edilmesi nedeniyle duyulan endişelerin ifade edildiği BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etti.

2019- Sinema ve tiyatro oyuncusu Aytaç Arman, 70 yaşında hayatını kaybetti.

2021- ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün yayımladığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporu”nda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

2023- Fenerbahçe ve A Milli Futbol Takımı’nın efsane isimlerinden Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.

2023- İtalya’nın güneyindeki Crotone kenti açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucunda 70 kişi hayatını kaybetti.

27 Şubat

1863- Türkiye’de bilinen ilk resim sergisi, İstanbul Atmeydanı’nda (Hipodrom) açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.

1917- Rus Çarlığı çöktü.

1937- Özel girişimce inşa edilen ilk Türk gemisi “Belkıs”, Haliç’te denize indirildi.

1947- Türk karikatürünün ünlü ismi Cemal Nadir Güler, 45 yaşında hayatını kaybetti.

1964- Coca-Cola’nın dünyadaki 1109. fabrikası İstanbul’da açıldı.

1976- Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi.

1988- Türkiye’de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesinde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra yaşamını kaybetti.

1995- Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak, “suçu ihbar ettiği” gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2010- Haldun Dormen’in Kürtçe sahnelediği “Bir Kış Öyküsü” müzikalinin prömiyeri Diyarbakır’da yapıldı.

2011- Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti.

2012- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çift kol ve çift bacak nakli yapılan, sol bacağı alınan Şevket Çavdar’ın, vücudun kalp dolaşım ve kan sisteminin nakledilen uzuvları idame ettirememesi nedeniyle iki kol ve sağ bacağı da alındı. Şevket Çavdar, yaşamını yitirdi.

2013- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu ile emekli Tümgeneral Yücel Özsır tutuklandı. Eski Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner, emekli Tümgeneral Mehmet Başpınar ve muvazzaf Albay Mehmet Cumhur Yatıkkaya, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2016- Yaşamını İtalya’da sürdüren Türk yönetmen Ferzan Özpetek’in 2014’te çektiği “Kemerlerinizi Bağlayın (Allaciate le cinture)” filmi Moviemov Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülü aldı.

2016- BM Güvenlik Konseyinin, Rusya ve ABD’nin girişimleri sonucu varılan, gece yarısından itibaren Suriye’de çatışmaların durmasını içeren kanun tasarısını oy birliğiyle kabul etmesinin ardından anlaşma saat 00.00’da yürürlüğe girdi.

2017- Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi İlker Deniz Yücel, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklandı.

2018- Türkiye tarafından kırmızı bülten talebiyle aranan, Çekya’nın başkenti Prag’da 25 Şubat’ta gözaltına alınan terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2020- Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de rejim unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik hava saldırısında 33 askerin şehit olduğunu açıkladı.

2022- FIFA, Rusya’da maç oynanmayacağını, karşılaşmalarda Rusya bayrağı ve marşının kullanılmayacağını açıkladı.

2023- Sırp tenisçi Novak Djokovic, dünya sıralamasının zirvesinde yer aldığı hafta sayısını 378’e çıkararak, teniste dünya sıralamasında zirvede en uzun kalan sporcu oldu.

28 Şubat

1856- Islahat Fermanı ilan edildi.

1921- TBMM’de ilk bütçe kabul edildi.

1923- Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Belediyesince “fahri hemşehri” ilan edildi.

1933- Berlin’de büyük Reichstag yangını çıktı. Olayın ardından yayımlanan bir kararnameyle Naziler diktatörlüklerinin temellerini atmış oldu.

1942- İstanbul Vezneciler’deki Zeynep Hanım Konağı (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi binası) tamamen yandı.

1945- Türkiye, Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ni imzaladı.

1949- İstanbul Şehzadebaşı’nda Özel Gazetecilik Okulu açıldı.

1958- İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki Üngör öldü.

1977- Malatya’da İnönü Üniversitesi ile iki yüksekokul hizmete açıldı.

1978- Orgeneral Kenan Evren, Genelkurmay Başkanı oldu.

1980- Yurt dışında çalışan vatandaşlara dövizle askerlik yapma imkanı tanıyan yasa, TBMM’de kabul edildi.

1986- İsveç Başbakanı Olof Palme, silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

1990- 1989’un kasım ayında silahlı saldırıda ağır yaralanan gazeteci Kamil Başaran öldü.

1991- 17 Ocak’ta başlayan Irak’a yönelik “Çöl Fırtınası” harekatı, Irak’ın Kuveyt’ten çekilmeyi kabul etmesinin ardından imzalanan ateşkes antlaşmasıyla son buldu.

1994- NATO, tarihinin ilk saldırısını Sırplara karşı gerçekleştirdi.

1997- MGK’nin 9 saat süren toplantısında “28 Şubat Kararları” alındı. Bu kararlar, irticayı Türkiye’nin önündeki “en büyük tehlike” olarak saptadı. Atatürk ilke ve inkılaplarının ödünsüz uygulanmasına karar verildi.

2001- Ulusal Bank’a el konuldu.

2003- Ankara 1 Numaralı DGM, kapatılan DEP’in dört eski milletvekilinin yeniden yargılanma istemini kabul etti.

2006- Avusturya’da yakalandıktan sonra Türkiye’ye iade edilen “çıkar amaçlı suç örgütü elebaşı” Alaattin Çakıcı, “borsacı Adil Öngen’i öldürmeye azmettirmek” suçundan 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2012- Fransa Anayasa Konseyi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasanın iptali konusundaki itirazı kabul etti.

2015- Türk edebiyatının büyük ustası, gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.

2016- İstanbul’da düzenlenen 18. Balkan Karate Şampiyonası’nda Türkiye 5 altın, 4 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 16 madalya kazanarak ilk sırada yer aldı.

2016- Rusya ve Beşşar Esed rejimi güçleri, kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını ihlal etti. Hava saldırılarında 12 sivil hayatını kaybetti.

2017- Suriye’de kimyasal silah saldırısı düzenlediği tespit edilen Esed rejimine yaptırım uygulanmasını isteyen BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını, Rusya ve Çin veto etti.

2020- İngiltere, terör örgütü PKK’nın yapılanmalarından TAK ve HPG’yi de terör örgütleri listesine aldı.

2022- Avrupa Ligi yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Rus basketbol kulüplerinin, organizasyonlarına katılımını askıya aldı.

2022- CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ortak çalışması, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”, törenle kamuoyuna açıklandı. Mutabakat metni, genel başkanlar tarafından imzalandı.

2023- Yunanistan’ın Larisa kentinin kuzeyindeki Tempi bölgesinde yerel saatle 23.20’de yolcu treni ile yük treninin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada 57 kişi yaşamını yitirdi, 85 kişi yaralandı.

2023- MİT, 60 güvenlik görevlisinin şehit edildiği 12 terör eylemini düzenleyenlerden PKK/KCK’lı terörist Ramazan Güneş’i, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlediği operasyonla yakalayarak Türkiye’ye getirdi.

2023- Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ankara’da bir süredir tedavi gördüğü Başkent Hastanesi’nde, 85 yaşında hayatını kaybetti.

1 Mart

1430- Selanik, Padişah II. Murad zamanında fethedildi.

1921- Mehmet Akif’in (Ersoy) “İstiklal Marşı”, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste ilk kez okundu.

1923- Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yeni çalışma dönemini açtı. Mustafa Kemal’in açılış konuşmasını dinleyiciler balkonundan izleyen Latife Hanım, Meclis’e gelen ilk kadın oldu.

1925- Anadolu Ajansı (AA) Türk Anonim Şirketi kurularak, AA şirket statüsüne kavuşturuldu. Ahmet Ağaoğlu, AA’nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı; Alaeddin Bey, ilk Genel Müdürü oldu.

1926- 1889 İtalyan Zanardelli Yasası esas alınarak hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM’de kabul edildi.

1935- TBMM, 5. Dönem çalışmalarına başladı. Atatürk, 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi. TBMM’de ilk kez 18 kadın milletvekili yer aldı.

1958- İzmit Körfezi’nde çalışan “Üsküdar” vapuru, saatteki hızı 130 kilometreyi bulan kasırga yüzünden Soğucak mevkisinde battı. Gemiye paso göstererek binenlerin kaydının bulunmaması nedeniyle net can kaybının belirlenemediği kazada, çoğu öğrenci 400’e yakın kişi hayatını kaybetti.

1968- Milli Bakiye usulünü kaldıran yeni Seçim Kanunu TBMM’de kabul edildi.

1978- Adnan Menderes’in oğlu, Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mutlu Menderes, trafik kazasında öldü.

1983- “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı film, Berlin Film Şenliği’nde 4 ödül aldı.

1990- İlk özel televizyon kanalı Magic Box, Eutelsat F5 uydusundan test sinyali yayınlamaya başladı.

1992- İstanbul Kuledibi’ndeki Neve Şalom Sinagogu’na bombalı saldırı düzenlendi.

1992- Show TV yayın hayatına başladı.

1992- Bosna-Hersek, referandum sonrasında Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlık kararı aldı. Ancak 3 Mart’ta, Sırp kuvvetleri, Bosna’nın kuzeyindeki Bosanki Brod’u bombaladı ve silahlı çatışmalar başladı.

2003- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye’de bulunmasına izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM’nin kapalı oturumunda reddedildi.

2012- Merkez Bankasının açtığı yarışma sonucunda ilk kez belirlenen TL’nin simgesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı basın toplantısı ile tanıtıldı.

2013- Antalya Valiliği koordinatörlüğünde Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen “1 saatte en fazla organ bağışı rekor denemesi”nde Guinness dünya rekoru, ilk 7 dakika içinde kırıldı.

2014- FIFA, kadın futbolcuların maçlarda başörtüsü takmasına izin verdi.

2016- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların yapıldığı ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesine yürüyüş çağrısında bulunduğu gerekçesiyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlattı.

2017- Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Halep’in doğusunda sivillere yönelik Esed rejimi ve Rusya tarafından 21 Temmuz-22 Aralık 2016 tarihlerinde düzenlenen hava bombardımanları ve yardım konvoylarına yönelik saldırıların “savaş suçu” teşkil ettiğini açıkladı.

2018- Karadeniz’i Doğu Anadolu üzerinden İran’a bağlayan Artvin-Rize-Ardahan kara yolundaki Cankurtaran Geçidi’nde inşa edilen tünel hizmete açıldı.

2022- Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) ve Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV), Rusya ve Belarus’un milli takım ile kulüplerine, Dünya Atletizm Birliği de (World Athletics) Rus ve Belaruslu sporculara uluslararası müsabakalardan men cezası verdi.

2023- Avrupa Birliği Komisyonu ve AB Konseyi, 23 Şubat’ta çalışanlarına kurumsal cihazlarından TikTok uygulamasını kaldırmaları talimatını verirken, Avrupa Parlamentosu da (AP) 1 Mart’ta çalışanlarına güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli sosyal medya platformu TikTok’a yasak getirdi.

2023- İsrail Meclisi, İsraillileri öldürmekle suçlanan Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesini öngören yasa teklifini hazırlık oturumunda ilk kez onayladı.

2 Mart

1924- Halk Fırkası grup toplantısında, Şer’iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.

1956- Fransa, Fas’ın bağımsızlığını onayladı.

1960- Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk’ün hatırasına yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası aldı.

1994- Yönetmen Bilge Olgaç, evinde çıkan yangında 54 yaşında öldü.

1994- TBMM Genel Kurulunda eski DEP’li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.

2000- İngiltere, 16 aydır Londra’da ev hapsinde tutulan eski Şili diktatörü Pinochet’in salıverilmesine karar verdi. Pinochet, iadesini isteyen ülkeler itiraz etmeden, İngiltere’yi terk etti.

2016- Kuzey Kore’ye yeni BM yaptırımları oy birliğiyle kabul edildi. Kararda, Kuzey Kore’ye giden ve bu ülkeden çıkan tüm kargoların zorunlu incelenmesi, bu ülkeye hava taşıtı yakıtı satışının yasaklanması, tüm hafif silah ve konvansiyonel silah satışlarının sınırlandırılması yer aldı.

2016- Danıştay 10. Dairesi, kamuoyunda “19 Mayıs Genelgesi” olarak bilinen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına yönelik genelgeyi iptal etti. Kararla 19 Mayıs törenlerinin, 2012 öncesinde olduğu gibi stadyumlarda kutlanabilmesinin önü açıldı.

2016- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İBDA/C davasından hükümlüyken yeniden yargılanmasına karar verilerek tahliye edilen, kamuoyunda “Salih Mirzabeyoğlu” olarak tanınan Salih İzzet Erdiş ile Sadettin Ustaosmanoğlu’nun beraatine karar verdi.

2016- Körfez İşbirliği Konseyi, Hizbullah’ı terör örgütü olarak kabul etti.

2016- UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu Yargı Komisyonu, Galatasaray’ı, finansal fair play kriterlerini yerine getirmediği gerekçesiyle UEFA organizasyonlarından 1 yıl men etti.

2022- Birleşik Krallık’ta, Formula 1 dahil tüm Rus ve Belaruslu motor sporları yarışmacılarına, yetkililerine, bayrak ve ulusal sembollerine yasak getirildi.

2022- Türkiye’de, Kovid-19’la mücadelede açık havada maske kullanımı ve HES kodu uygulaması kaldırıldı.

2022- ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle hava sahasını tüm Rus uçaklarına kapattı.

3 Mart

1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.

1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.

1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.

1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.

1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.

1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.

2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev, yüzde 70,28 oy alarak kazandı.

2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.

2013- Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.

2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.

2017- Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.

2018- Türkiye’nin gururu Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.

2018- Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.

2020- Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.

2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.

2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.

2023- Emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

4 Mart

1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.

1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.

1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.

1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.

1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.

1934- Ankara Radyosu yayına başladı.

1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.

1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.

1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.

2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.

2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.

2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.

2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.

2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.

2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.

2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.

2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.

5 Mart

1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.

1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.

1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.

1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.

1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.

1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.

1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.

1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.

2000- Hayırseverliğiyle tanınan iş adamı İzzet Baysal öldü.

2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.

2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.

2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.

2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in, kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.

2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.

2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.

2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/feed/ 0
Batılı Liderler Ukrayna’ya Dayanışma İçin Kiev’e Geldi https://www.kanal7haber.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/#respond Fri, 17 May 2024 21:45:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7295 Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya- Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken Ukrayna’ya dayanışma için Kiev’e gelerek Gostomel Havalimanı’nda Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısı düzenledi. Ukrayna’ya destek açıklaması yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg ise, “Ukrayna NATO’ya katılacaktır” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılı geride kalırken batılı liderler dayanışma göstermek amacıyla Ukrayna’nın başkenti Kiev’e geldi. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Polonya’dan gece treniyle Ukrayna’yı ziyaret etti. Ukrayna’ya destek gösteren liderler, İtalya’nın dönem başkanlığındaki G7 Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısı öncesinde Gostomel Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile basın toplantısında konuşan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bulundukları havalimanının Moskova’nın başarısızlığının ve Ukrayna’ın gururunun bir sembolü olduğunu ifade ederek, “Birkaç kişinin kahramanlığı tarihin akışını değiştirdi. Bunlardan biri de 2 yıl önce 24 Şubat’ta burada gerçekleşti” dedi.

“Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız”

Kanada Başbakanı Justin Trudeau da “Putin bu havaalanı gibi stratejik hedefleri kolayca ele geçirebileceğinden emindi. Rus kuvvetleri Gostomel Havaalanı’nı hızlıca ele geçirmeye çalıştı. Bugün buradaki barlığımız yanıldığını görebilirsiniz. Ukraynalılar ortak geleceğimiz için savaşıyor” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise saldırıların başladığı günden itibaren Ukrayna’yı savunan birlikleri överek “”Kiev güçlü durdu. Cesaretiniz Putin’in durdurdu. Kaçmadınız ya da ürkmediniz. Ukraynalı kahramanlardan oluşan küçük bir birlik, son nefesinize kadar savaşarak işgalcileri geri püskürttü. Rusya’nın Ukrayna’nın kalbine yönelik saldırısını durdurmayı başardınız. Ülkenizi kurtardınız, tüm Avrupa’yı kurtardınız” ifadelerini kullandı.

Belçika Başbakanı Alexander de Croo, son 2 yılın yıkım, can kaybı ve travma ve acıyı kabul ederek, “Ukrayna’nın müttefikleri Ukrayna hükümetiyle omuz omuza” dedi.

“İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı”

Holtomel’de sembolik bir alanda olduklarını dile getiren Zelenskiy ise, “Putin burada savaşı kazanmak istiyordu. İlk ve esaslı yenilgisini de burada yaşadı. Askerlerimiz Rus katillerin inişini yok ettiğinde dünya da en önemli noktayı gördü. Her kötülüğün yenilebileceğini ve Rus saldırganlığının bir istisna olmadığını gördü. Dünya henüz Ukrayna’ya inanmazken, Ukraynalılar savaşabileceklerini, direnebileceklerini devam edeceklerini kanıtladılar” ifadelerini kullandı. Zelenskiy, Ukrayna’yı destekleyen tüm arkadaşlarına teşekkür ederek, “Tüm zorluklara ve şüphelere rağmen dünyanın dikkati hala Ukrayna’da. Geleceğimiz kendi ellerimizde” dedi.

“Ukrayna NATO’ya katılacaktır”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltengberg, “Rus tanklarının Ukrayna’ya girmesinin üzerinden 2 yıl geçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en büyük savaşın başlangıcı” dedi. Savaşta ölen Ukraynalı askerleri nana Stoltenberg, “Savaş alanındaki durum son derece ciddi olmaya devam ediyor. Putin’in Ukrayna’ya hakim olma hedefi değişmedi ve barışa hazırlandığına dair hiçbir belirti yok. Çoğunun korktuğu gibi Ukrayna haftalar içinde çökmedi. Rusya tarafından ele geçirilen toprakların yarısını geri aldınız, Rusya’yı Karadeniz’in büyük bölümünden geri püskürttünüz ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiniz” ifadelerini kullandı. NATO müttefiklerinin Ukrayna’ya maddi ve manevi desteğinden bahseden Stoltenberg, “Bu savaşı Putin başlattı çünkü NATO’nun kapısını kapatmak ve Ukrayna’nın kendi yolunu seçme hakkını elinden almak istiyordu. Ancak tam tersini başardı, Ukrayna artık NATO’ya her zamankinden daha yakın” dedi.

Stoltenberg, konuşmasını “Ukrayna NATO’ya katılacaktır. Bu bir ‘eğer’ sorusu değil, ‘ne zaman’ sorusudur. Sizi o güne hazırlarken, NATO Ukrayna’nın yanında olmaya devam edecek” diyerek tamamladı. – GOSTOMEL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/batili-liderler-ukraynaya-dayanisma-icin-kieve-geldi/feed/ 0
ABD, İngiltere ve AB, Ukrayna’nın işgalinin ikinci yılında Rusya’ya yeni yaptırımlar açıkladı https://www.kanal7haber.com.tr/abd-ingiltere-ve-ab-ukraynanin-isgalinin-ikinci-yilinda-rusyaya-yeni-yaptirimlar-acikladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/abd-ingiltere-ve-ab-ukraynanin-isgalinin-ikinci-yilinda-rusyaya-yeni-yaptirimlar-acikladi/#respond Wed, 15 May 2024 21:03:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7193 ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, Ukrayna’nın işgalinin ikinci yılında Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.

Bu yaptırımlar ayrıca, Rus muhalif Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünün üzerinden bir hafta sonra geldi.

Yaptırım nedir?

Uluslararası ilişkilerde yaptırım kavramı, genellikle bir ülkenin diğerine saldırgan davranmasını veya uluslararası hukuku ihlal etmesini önlemek için uyguladığı söylenen cezalardır.

Yaptırımlar, savaşa girmek dışında ulusların alabileceği en sert önlemler arasında yer alıyor ve diplomasinin önemli bir aracını teşkil ediyor.

Rusya’ya yönelik son yaptırımlar neler?

ABD, Ukrayna’yı işgali ve muhalif Aleksey Navalni’nin hapishanedeki ölümü nedeniyle Rusya’ya 500’den fazla yeni yaptırım getirdi.

100’e yakın firma veya kişiye ihracat kısıtlaması getirilecek. ABD Hazine Bakanlığı bunun, savaşın başlangıcından beri tek seferde en fazla yaptırım öngören paket olduğunu duyurdu.

İngiltere, Navalni’nin öldüğü Kuzey Kutbu’na yakın ücra bir bölgede yer alan hapishanenin altı yöneticisinin mal varlığını dondurdu ve İngiltere’ye girmelerini yasakladı.

İngiltere ayrıca Rusya’nın metal, elmas ve enerji ihracatına da yeni yasaklar getirdi.

Avrupa Birliği (AB) de 200 şirket ve kişiye yönelik yaptırımlar açıkladı. Moskova bu karara daha fazla AB yetkilisinin Rusya’ya girişini yasaklayarak karşılık verdi.

Yaptırım getirilenler arasında, Kuzey Kore savunma bakanı da dahil olmak üzere, Kuzey Kore silahlarının Rusya’ya nakliyesinde yer alan 10 Rus şirketi ve kişi de yer alıyor.

Rusya’ya şimdiye kadar hangi yaptırımlar uygulandı?

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, İngiltere ve AB’nin yanı sıra Avustralya, Kanada ve Japonya gibi ülkeler de Rusya’ya 16.500’den fazla yaptırım getirdi.

Yaptırımlarla Rusya’nın ekonomisini hedef aldılar.

Rusya’nın toplam döviz rezervlerinin yaklaşık yarısı olan 350 milyar dolar değerindeki döviz rezervi donduruldu.

AB, Rus bankalarının varlıklarının yaklaşık %70’inin de dondurulduğunu ve bazılarının Swift işlemlerinin dışında tutulduğunu söylüyor.

Batılı ülkeler ayrıca:

Rusya’nın petrol endüstrisi de hedef alındı.

ABD ve İngiltere, Rusya’dan petrol ve doğalgaz ithalatını yasakladı. AB, ham petrol ithalatını yasakladı.

G7 ülkeleri, kazancını azaltma amacıyla Rus ham petrolüne varil başına en fazla 60 dolar ödeyeceğini açıkladı.

Hangi Batılı şirketler Rusya’dan ayrıldı?

McDonald’s, Coca-Cola, Starbucks ve Heineken dahil yüzlerce büyük firma Rusya’da satış ve üretim yapmayı bıraktı.

Ancak bazıları hâlâ Rusya’da iş yapıyor.

Örneğin PepsiCo, Rusya’da gıda ürünleri satmaya devam etmekle suçlanıyor. Ayrıca BBC, ABD’li kozmetik firması Avon’un Moskova yakınlarındaki bir fabrikada üretim yaptığını ortaya çıkardı.

Rus pazarından çıkış, şirketler için oldukça zorlu başlıklardan birisi haline geldi.

Rusya yaptırımlardan nasıl sıyrıldı?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Biz büyüyoruz, onlar ise düşüş yaşıyor” sözleriyle, Avrupa yaptırımlarının Rusya’ya zarar vermediğini iddia etti.

ABD’li bir düşünce kuruluşu olan Atlantic Council’e göre Rusya, yurt dışına G7’nin tavan fiyatından daha yüksek fiyata petrol satmayı başardı.

Yaklaşık 1.000 tankerden oluşan bir “gölge filonun” bu petrolü taşımak için kullanıldığı söyleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı, Rusya’nın hâlâ günde 8,3 milyon varil petrol ihraç ettiğini, Hindistan ve Çin’e yönelik satışı artırdığını söylüyor.

King’s College London’daki araştırmacılara göre Rusya, pek çok yaptırıma tabi Batı ürününü Gürcistan, Belarus ve Kazakistan gibi ülkelerden satın alarak da temin edebiliyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Dr. Maria Snegovaya, Çin’in Batı’da üretilenlere alternatif yüksek teknolojili ürünler açısından hayati bir tedarikçi olduğunu söylüyor.

“Çin, askeri üretimini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu çipleri ve diğer bileşenleri satıyor” diyor. “Rusya, Çin’in yardımı olmadan bunu başaramazdı.”

Yaptırımların Rus ekonomisi üzerindeki etkisi ne oldu?

Uluslararası Para Fonu’na göre, savaşın ilk yılı olan 2022’de Rusya ekonomisi %2,1 oranında küçüldü.

Ancak Rusya ekonomisinin 2023’te yüzde 2,2 büyüdüğünü tahmin eden kuruluş, 2024’te ise yüzde 1,1 büyüme öngörüyor.

Yine de ABD Hazinesi, yaptırımların Rusya’ya zarar verdiğini, son iki yılda elde etmiş olabileceği ekonomik büyümeden %5 kesintiye yol açtığını iddia ediyor.

Ancak Dr. Snegovaya şu yorumu yapıyor: “Yaptırımlar Rusya’ya savaşı durduracak kadar pahalıya patlamadı ve bu da Rusya’nın bir süre daha savaşa devam edebileceği anlamına geliyor.”

ABD Hazinesi ayrıca Ukrayna’daki savaş ve yaptırımların çoğu genç ve iyi eğitimli bir milyondan fazla insanın Rusya’yı terk etmesine yol açtığını söylüyor.

İngiltere Savunma Bakanlığı’na göre, Rusya hükümeti Ukrayna’daki savaşı finanse etmek için sağlık harcamalarını da kısıyor.

Düşünce kuruluşu Chatham House’tan James Nixey, “Bu durum çoğunlukla kırsal bölgelerdeki insanları etkiliyor” diyor. “Hükümet, ayaklanmalara neden olabilecek büyük şehirler yerine oralarda kesinti yapıyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/abd-ingiltere-ve-ab-ukraynanin-isgalinin-ikinci-yilinda-rusyaya-yeni-yaptirimlar-acikladi/feed/ 0
İngiltere, Navalny’nin ölümünden sorumlu 6 Rus yetkiliye yaptırım uygulayacak https://www.kanal7haber.com.tr/ingiltere-navalnynin-olumunden-sorumlu-6-rus-yetkiliye-yaptirim-uygulayacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/ingiltere-navalnynin-olumunden-sorumlu-6-rus-yetkiliye-yaptirim-uygulayacak/#respond Mon, 15 Apr 2024 09:06:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6337 İngiltere, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin hayatını kaybettiği cezaevinden sorumlu 6 Rus yetkiliye yaptırım uygulama kararı aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en sert muhalifi olarak nitelendirilen Alexei Navalny’nin 16 Şubat’ta tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin yankıları sürüyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Navalny’nin öldüğü Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi’ndeki 3 numara cezaevinin 6 yetkilisine yaptırım kararı alındığı duyuruldu. Bu çerçevede cezaevinden sorumlu Vadim Konstantinovich Kalinin ve diğer cezaevi yetkilileri Sergey Nikolaevich Korzhov, Vasily Alexandrovich Vydrin, Vladimir Ivanovich Pilipchik, Aleksandr Vladimirovich Golyakov ve Aleksandr Valerievich Obraztsov’un İngiltere’deki mal varlıklarının dondurulacağı ve ülkeye girişlerinin yasaklanacağı ifade edildi.

İngiltere Navalny’nin ölümü nedeniyle yaptırım uygulayan ilk ülke oldu

Açıklamada, “İngiltere, Navalny’nin naaşının derhal ailesine teslim edilmesi, tam ve şeffaf bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyor. Navalny’nin durumu, 3 yıllık hapis hayatı boyunca kötüleşmişti. Navalny, hapishanede tutulduğu süre tıbbi tedaviden de mahrum bırakıldı. İngiltere, hayatını Rus sisteminin yolsuzluğunu ortaya çıkarmaya adayan, özgür ve açık siyaset çağrısı yapan, Kremlin’den hesap sormaya adayan siyasi mahkum Navalny’nin ölümüne karşılık yaptırım uygulayan ilk ülke oldu” denildi.

“Rus yetkililerin Navalny’yi defalarca susturmaya çalıştıkları açık”

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ise açıklamasında, “Rus yetkililerin Navalny’yi bir tehdit olarak gördükleri ve onu defalarca susturmaya çalıştıkları açık. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlileri, Navalny’i 2020’de Novichok ile zehirledi, barışçıl siyasi faaliyetleri nedeniyle hapse attı ve Arktik’teki (Kuzey Kutup Dairesi) bir ceza kolonisine gönderdi. Hiç kimse Rus sisteminin baskıcı doğasından şüphe duymamalı. Bu nedenle bugün Navalny’nin son aylarını geçirdiği ceza kolonisinden sorumlu en üst düzey hapishane yetkililerine yaptırım uyguluyoruz. Navalny’ye yapılan acımasız muamelenin sorumluları hiçbir yanılgıya kapılmamalı, onları bundan sorumlu tutacağız” ifadelerini kullandı.

Batılı liderler, Navalny’nin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i sorumlu tutuyor. ABD’nin de Navalny’nin ölümü ve Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle Rusya’ya karşı cuma günü yaptırım paketi açıklaması bekleniyor.

Daha önce uçakta zehirlenmişti

Rus muhalefet lideri, yolsuzlukla mücadele aktivisti ve avukat olan Alexei Navalny, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve yakın çevresinin yolsuzluk vakalarını araştırıyordu. Rusya’da 2020 yılında uçaktayken zehirlenen ve 2021’de tedavi gördüğü Almanya’dan Rusya’ya dönüşünde tutuklanan Navalny, 4 Ağustos 2023’te Rusya’daki muhaliflerin protestolarını organize etme, Rusya’da yasaklanan Yolsuzlukla Mücadele Vakfı üzerinden yasa dışı eylemler düzenleme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin aleyhine sözler kullanma ve “aşırılık” yanlısı eylemleri finanse etme suçlamalarıyla 19 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mart 2022’de dolandırıcılık ve mahkemeye itaatsizlik suçlamalarıyla 9 yıl hapis ve 1 milyon 200 bin ruble para cezasına çarptırılan Navalny için tutuklu bulunduğu süre içinde toplamda 5 farklı suçlamadan dava açılmıştı.

Ölüm nedeni belirsiz

Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN) tarafından Navalny’nin ölümüne yönelik 16 Şubat’ta yapılan ilk açıklamada, “3 No’lu cezaevindeki hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi” ifadeleri kullanılmıştı.

Navalny’nin ölüm nedeni ilk olarak “ani ölüm sendromu” şeklinde açıklanırken, Rusya Soruşturma Komitesi kimyasal analiz için naaşının en az 14 gün daha ailesine teslim edilmeyeceğini belirtmişti. Navalny’nin eşi Yulia Navalnaya, “zehirlenme izleri kayboluncaya kadar eşinin naaşının bekletildiğini” iddia etmişti. – LONDRA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ingiltere-navalnynin-olumunden-sorumlu-6-rus-yetkiliye-yaptirim-uygulayacak/feed/ 0
Beş soruda Ukrayna savaşının ikinci yılı https://www.kanal7haber.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/ https://www.kanal7haber.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/#respond Mon, 08 Apr 2024 21:51:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6141 Rusya’nın işgaliyle başlayan Ukrayna’daki savaşın üzerinden iki yıl geçti. Bugün, savaşın yakın zamanda biteceğini söylemek bir hayli güç.

Ne Ukrayna ne Rusya, ne de her iki tarafın da önemli müttefikleri için barış anlaşması zemini oluşmuş görünmüyor.

Kiev yönetimi, uluslararası alanda tanınan sınırlarının yeniden tesis edilmesi ve Rus birliklerinin ülkeden çıkarılması konusunda kararlı bir tutum sergiliyor. Moskova yönetimi ise Ukrayna’nın gerçek bir ülke olmadığını ve Rus güçlerinin amaçlarına ulaşana kadar savaşa devam edeceğini savunuyor.

Şu ana kadar neler olduğuna, çatışmaların gelecekte nereye doğru gidebileceğine baktık.

Kim kazanıyor?

Kış boyunca devam eden şiddetli çatışmalar nedeniyle her iki tarafta da çok sayıda can kaybı yaşandı.

Bin kilometre boyunca uzanan cephe hattının şekli 2022 sonbaharından bu yana çok az değişti.

İki yıl önceki geniş çaplı işgalden sonraki birkaç ay içinde Ukrayna, Rus güçlerini kuzeyden ve başkent Kiev çevresinden geri püskürttü. Aynı yılın sonlarında doğu ve güneydeki geniş toprak parçalarını da geri aldı.

Ancak şimdi Rus güçleri güçlü tahkimatlarla bölgeye yerleşmiş durumda. Ukraynalılar ise cephanelerinin azaldığını söylüyor.

Kısa süre önce ve Kremlin yanlısı bazı Rus askeri blog yazarları da dahil olmak üzere pek çok kişi askeri bir çıkmazdan söz ediyor.

Ukrayna birlikleri Şubat ortasında uzun süredir mücadele verdikleri ülkenin doğusundaki Avdiivka kasabasından çekildi.

Rus güçleri, potansiyel olarak daha derin bir işgalin önünü açabileceğinden dolayı bunu büyük bir zafer olarak gördü. Çünkü Avdiivka stratejik bir konuma sahip.

Kiev, geri çekilmenin askerlerinin hayatını korumayı amaçladığını, kuvvetlerinin sayıca ve silahça üstün olduğunu söyledi.

Bu, Rusya’nın geçtiğimiz Mayıs ayında Bahmut’u ele geçirmesinden bu yana elde ettiği en büyük kazanım olarak kayıtlara geçti. Ancak Avdiivka, 2014’ten beri Rus işgali altında olan Ukrayna şehri Donetsk’in sadece 20 km kuzeybatısında yer alıyor.

Bu denli küçük bir ilerleme, işgalin başında devlet propagandası olarak da yinelenen, askeri blog yazarlarının dile getirdiği başkent Kiev’i “üç gün içinde alma” hedefinden oldukça uzak.

Şu anda, Mart 2014’te ilhak edilen Kırım ve Rusya’nın kısa süre sonra ele geçirdiği doğudaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinin büyük bir kısmı da dahil olmak üzere Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 18’i Rus işgali altında bulunuyor.

Ukrayna’ya destek azalıyor mu?

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’ne göre son iki yılda, Ukrayna’ya Avrupa Birliği kurumlarından yaklaşık 92 milyar dolar ve ABD’den Ocak 2024’e kadar 73 milyar dolar olmak üzere Ukrayna’ya büyük miktarlarda askeri, finansal ve insani yardım gönderildi.

Batı tarafından tedarik edilen tanklar, hava savunma sistemleri ve uzun menzilli toplar Ukrayna’ya önemli ölçüde yardımcı oldu.

Ancak müttefiklerin Ukrayna’yı ne kadar süreyle gerçekçi olarak destekleyebileceği tartışma konusuydu. Bu süre zarfında da yardım akışı azaldı.

ABD Kongresi’nde Ukrayna’ya yönelik 60 milyar dolarlık yeni bir yardım paketi iç siyasi çekişmelere takıldı.

Ukrayna destekçileri, Donald Trump’ın Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde Beyaz Saray’a geri dönmesi halinde ABD’nin desteğinin kesilmesinden endişe ediyor.

AB’de ise Putin müttefiki Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna’yı desteklemeye açıkça karşı çıkıyor. Orban ile yapılan uzun tartışma ve pazarlıkların ardından AB, Şubat ayında .

Öte yandan AB, Mart 2024 sonuna kadar Kiev’e vermeyi hedeflediği bir milyon top mermisinin sadece yarısını teslim edebilecek gibi duruyor.

Rusya’yı destekleyenler arasında Ukrayna’nın komşusu Belarus da var. Minsk yönetimi Rus birliklerinin Ukrayna’ya erişmesi için topraklarını ve hava sahasını kullanmasına izin veriyor.

ABD ve AB, İran’ın Rusya’ya “Şahit” İnsansız hava araçları (İHA) tedarik ettiğini söylüyor. Tahran ise Rusya’ya savaştan önce az sayıda İHA tedarik ettiğini kabul ediyor.

İHA’ların Ukrayna’daki hedefleri vurmada etkili olduğu kanıtlandı. Savaşta, hava savunma sistemlerinden kaçma yetenekleri nedeniyle İHA’lar, her iki taraftan da talep görüyor.

Yaptırımlar Batılı ülkelerin umduğu kadar işe yaramadı ve Rusya hala hem petrolünü satmayı hem de askeri sanayisi için parça ve bileşen tedarik etmeyi başarıyor.

Çin’in her iki tarafa da silah sağladığı düşünülmüyor. Pekin, bu savaşta genel olarak dikkatli bir diplomatik çizgi izledi, Rus işgalini kınamadı ama Moskova’yı askeri olarak da desteklemedi. Ancak Pekin ve Hindistan, Rus petrolünü satın almaya devam etti.

Hem Rusya hem de Ukrayna, Afrika ve Latin Amerika’ya yaptıkları çok sayıda diplomatik ziyaretle gelişmekte olan ülkelere iyi ilişkiler geliştirmek için de büyük çaba sarf etti.

Rusya’nın hedefleri değişti mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hala Ukrayna’nın tamamını istediğine dair yaygın bir inanış söz konusu.

Rusya Devlet Başkanı, ABD’li talk şov sunucusu Tucker Carlson’a verdiği son , tarih ve çatışma hakkındaki görüşlerini bir kez daha dile getirdi.

Putin, uzun zamandır, güçlü kanıtlar sunmadan, Ukrayna’daki sivillerin (özellikle de doğu Donbas bölgesindeki) Rusya’nın korumasına ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Rus lider, savaştan önce Ukrayna’nın egemen bir devlet olarak varlığını reddeden uzun bir makale yazdı ve Ruslar ile Ukraynalıların “tek bir halk” olduğunu söyledi.

Putin, Aralık 2023’te Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı operasyona ilişkin hedeflerinin değişmediğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı, bu hedefler arasında aşırı sağın etkisini işaret eden ve asılsız iddialara dayanan “denazifikasyon” fikrinin ya da başka bir deyimle “Nazilerden arındırmanın” da dahil olduğunu ifade etti.

Putin ayrıca “askerden arındırılmış tarafsız” bir Ukrayna istediğini söylüyor, NATO’nun nüfuz alanını doğuya doğru genişletmesine karşı çıkmaya devam ediyor.

Bağımsız bir devlet olarak Ukrayna hiçbir zaman herhangi bir askeri ittifaka dahil olmadı. Avrupa Birliği’ne katılmak siyasi hedefleri arasındaydı ve NATO ile daha yakın bir ittifak kurmak için görüşmeler yapıyordu. Kiev’in bu iki hedefi de şimdi, savaşın başlangıcına oranla daha yakın ihtimaller gibi görünüyor.

Kiev yönetiminin bu hedefleri ülkenin devlet yapısını güçlendirme ve Sovyetler Birliği’ni bir şekilde yeniden kurmaya yönelik jeopolitik projelerin içine çekilmesini engelleme amaçları taşıyordu.

Savaş nasıl sona erebilir?

Siyasi ve askeri analistler, iki tarafın da teslim olmaya niyetli görünmediği ve Putin’in iktidarda kalmayı sürdüreceği göz önüne alındığında, savaşın uzun süre devam edeceğini tahmin ediyor.

Küresel güvenlik düşünce kuruluşu Globsec, farklı sonuçların olasılığını değerlendirmek için çok sayıda uzmanın görüşlerini bir araya getirdiği bir çalışmaya imza attı.

Bu çalışmada ortaya çıkan en olası senaryo, 2025 sonrasına uzanan bir yıpratma savaşında, her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve Ukrayna’nın müttefiklerinin silah tedarikine bağımlı kalmaya devam edeceği yönünde.

İkinci en olası senaryo ise Orta Doğu, Çin- Tayvan ve Balkanlar gibi dünyanın diğer bölgelerinde çatışmaların yaşanmasıyla birlikte Rusya’nın gerilimi tırmandırmak istemesi oldu.

Her ikisi de eşit derecede olası görülen diğer iki senaryo ise ya Ukrayna’nın bazı askeri ilerlemeler kaydetmesi ancak savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamaması; ya da Ukrayna’nın müttefiklerinin Kiev’e verdiği desteği azaltarak ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için baskı yapmaları yönünde oldu.

Ancak hem ABD başkanlık seçimlerinin potansiyel etkisi hem de İsrail-Hamas çatışması başta olmak üzere diğer savaşların Ukrayna ve Rusya’nın destekçilerinin önceliklerini ve bağlılıklarını nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.

Çatışma daha da yayılabilir mi?

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Şubat ortasında yaptığı konuşmada “yapay” olarak tanımladığı ülkesinin silah açığının Putin’e yaradığını öne sürdü.

Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan Zelenskiy, Batı’nın Putin’e karşı durmaması halinde Moskova yönetiminin önümüzdeki birkaç yılı daha pek çok ülke için “felaket” haline getireceğini savundu.

İngiltere’nin savunma konularında önde gelen düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI), Rusya’nın ekonomisini ve savunma sanayisini başarılı bir şekilde askeri üretime geçirdiğini ve uzun bir savaşa hazırlandığını söylüyor. RUSI, Avrupa’nın ise buna ayak uyduramadığı görüşünde. Polonya Dışişleri Bakanı da aynı endişeyi dile getirdi.

Avrupa ülkeleri (Almanya Dışişleri Bakanı ve Estonya İstihbarat Servisi’nin uyarıları da dahil) son zamanlarda Rusya’nın önümüzdeki on yıl içinde bir NATO ülkesine saldırabileceğine dair korkularını dile getirdi.

Bu durum NATO ve AB’yi hem askeri kabiliyetler hem de toplumların çok farklı bir dünyada yaşamaya hazır olmaları açısından gelecek planlamalarını hızlandırmaya itti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/feed/ 0
Rusya, Afrika’daki doğal kaynaklara erişim karşılığında hükümetlere destek sağlıyor https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-afrikadaki-dogal-kaynaklara-erisim-karsiliginda-hukumetlere-destek-sagliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-afrikadaki-dogal-kaynaklara-erisim-karsiliginda-hukumetlere-destek-sagliyor/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:54:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6110 Bir düşünce kuruluşunun hazırladığı rapora göre Rusya, stratejik öneme sahip doğal kaynaklara erişim karşılığında, Afrika’daki hükümetlere “rejimi ayakta tutma” konusunda destek sağlıyor.

Savunma ve güvenlik alanındaki çalışmalarıyla bilinen İngiltere merkezli düşünce kuruluşu RUSI’nin hazırladığı rapor, “Wagner Afrika’da: Rus paralı asker grubu nasıl yeniden şekillendi?” başlığını taşıyor.

Rus hükümetinin iç belgeleri, Batılı şirketleri stratejik öneme sahip bir bölgeden uzaklaştırmak amacıyla Batı Afrika’daki madencilik yasalarını değiştirmek için nasıl çalıştığını da detaylandırıyor.

Bu çalışmalar, Rus hükümetinin Haziran 2023’te başarısız bir darbenin ardından dağılan Wagner paralı asker grubunun yaptığı işleri devralma sürecinin bir parçası.

RUSI’de kara savaşı uzmanı ve raporun yazarlarından biri olan Jack Watling bu durumu “Rus devletinin Afrika politikasının açığa çıkması” olarak nitelendiriyor.

Haziran 2023’te Yevgeni Prigojin muhtemelen dünyanın en korkulan ve en ünlü paralı askeriydi. Wagner Grubu milyarlarca dolar değerinde şirketi ve projeyi kontrol ediyor, paralı askerleri Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin merkezinde yer alıyordu.

Prigojin, Devlet Başkanı Vladimir Putin’i tehdit edecek şekilde askerleriyle Moskova’ya doğru yürüyüşe geçmesi ardından Wagner grubu liderlerinin büyük bir kısmıyla birlikte şüpheli bir uçak kazasında öldü.

Watling’e göre, “Prigojin’in isyanından kısa bir süre sonra Kremlin’de yapılan bir toplantıda Wagner’in Afrika operasyonlarının doğrudan Rus askeri istihbaratı GRU’nun kontrolü altına girmesine karar verildi”.

Kontrol, 29155 Birimi’nin başındaki General Andrey Averyanov’a verilecekti. Bu birim, yabancı hükümetleri istikrarsızlaştırma ve suikastlar konusunda uzmanlaşmış gizli operasyonları yürütüyordu.

Ancak General Averyanov’un yeni görevi hükümetleri istikrarsızlaştırmak değil, Rusya’nın madenlere erişimini sağlama karşılığında bu hükümetlerin geleceğini güvence altına almaktı.

Eylül ayı başında General Averyanov, Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov ile birlikte Afrika’daki eski Wagner operasyonlarını kapsayan bir tura başladı.

Libya’nın bir kısmını kontrol altında tutan General Halife Hafter, Burkina Faso’daki darbe lideri İbrahim Traoré ile görüştükten sonra, muhtemelen kıtadaki en köklü Wagner operasyonunun merkezi olan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne ve cunta liderleriyle görüşmek üzere Mali’ye gittiler.

Daha sonra geçen yıl Nijer’de darbe ardından iktidarı ele geçiren askerlerden biri olan General Salifou Modi ile görüştüler.

Toplantı tutanakları, Wagner’in kıtadaki ortaklarına, Prigojin’in ölümüyle anlaşmalarının sona ermediği konusunda güvence verildiğini gösteriyor.

Burkina Faso’daki görüşme tutanağı, askerlerin eğitimi de dahil olmak üzere “askeri alanda işbirliğinin devam edeceğini” gösteriyordu.

Kısacası Prigojin’in ölümü cuntanın Rusya ile ilişkilerinin sonu anlamına gelmiyordu; bazı açılardan daha da derinleşecekti.

Wagner ile yakın bağları olan üç Batı Afrika ülkesi Mali, Nijer ve Burkina Faso’da son yıllarda askeri darbeler oldu. Bu ülkeler Afrika bölgesel örgütü ECOWAS’tan çekilerek “Sahel Devletleri İttifakı”nı kurdular.

Mali’de eski sömürgeci güç olan Fransa devre dışı bırakılıp yerine Wagner grubunun güvenlik operasyonları ve Rus desteği geçti.

Amber Danışmanlık şirketinden Afrika uzmanı Edwige Sorgho-Depagne, bu gelişmede pragmatizmin ötesinde nostaljinin de rolünü vurguluyor ve “Bu ülkelerde Rusya yeni bir müttefik değil. Rusya daha önce 1970-80’lerde de oradaydı. Daha iyi bir zamana geri dönme hayali var ve bu Rusya ile ilişkilendiriliyor” diyor.

Bu ülkeleri yöneten askeri cuntalar için Rusya’nın askeri varlığının önemine işaret eden Depagne’ye göre, “Rus paralı askerleri askeri cuntayı korumak için getiriliyor ve istedikleri kadar kalmalarına izin veriliyor.”

Wagner’in güvenlik operasyonları karşılıksız değildi. Birçok Afrika ülkesi gibi Mali de kereste, altın, uranyum ve lityum gibi değerli ve stratejik öneme sahip doğal kaynaklar açısından zengin.

Watling’e göre Wagner köklü bir geleneğe uygun hareket ediyordu: “Rusya’da standart bir işleyiş tarzı vardır; operasyonel maliyetleri ticari faaliyetlerle karşılarsınız. Afrika’da bu öncelikle madencilik imtiyazları yoluyla gerçekleşiyor.”

Wagner’in faaliyet gösterdiği her ülkede değerli doğal kaynakları güvence altına aldığı ve bunları sadece maliyetleri karşılamak için değil, önemli gelirler elde etmek için de kullandığı belirtiliyor. Blood Gold Report’a göre Rusya son iki yılda Afrika’dan 2,5 milyar dolar değerinde altın çıkardı ve bu da muhtemelen Ukrayna’daki savaşını finanse etmesine yardımcı oldu.

Bu ay, eskiden Wagner’in paralı askerleri olan Rus savaşçılar Mali’nin Burkina Faso sınırına yakın Intahaka altın madeninin kontrolünü ele geçirdi. Watling’e göre Rusya ayrıca, “Batı’nın kritik mineral ve kaynaklara erişim üzerindeki kontrolünü kaldırmaya çalışıyor”.

Mali’de cuntaya doğal kaynaklar üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için madencilik kanunu değiştirildi. Bu süreçte Avustralyalı bir lityum madeni, kanunun uygulanmasına ilişkin belirsizlik nedeniyle hisselerinin alım satımını askıya aldı.

Lityum ve altın madenleri önemli olsa da, Dr Watling’e göre muhtemelen daha da büyük bir stratejik sorun var: “Nijer’de Ruslar, Fransa’nın ülkedeki uranyum madenlerine erişimini ortadan kaldıracak benzer bir dizi imtiyaz elde etmeye çalışıyor.”

‘Seferi Birlik’

Mali’de madenler üzerinde sağlanan kontrolün Nijer’de de yapılmasına odaklanan Rus iç yazışmaları raporda detaylandırılıyor. Rusya Batı Afrika’nın uranyum madenlerinin kontrolünü ele geçirmeyi başarırsa, Avrupa bir kez daha Rusya’nın “enerji şantajına” maruz kalabilir.

Fransa, nükleer enerjiye dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla bağımlı. 56 reaktörle ülke enerjisinin yaklaşık üçte ikisini bu şekilde üretiyor. Reaktörler için gereken uranyumun yaklaşık beşte biri Nijer’den ithal ediliyor. Eski sömürgeci gücün Nijer gibi ülkeleri sömürdüğüne dair iddialarla birlikte, daha önce de ticaret koşulları hakkında şikayetler gündeme gelmişti.

Watling’e göre, “Rusya’nın kullandığı söylem, Batılı devletlerin temelde sömürgeci bir tutum içinde oldukları yönünde. Bu çok ironik çünkü bu rejimleri izole etmeye, elitlerini kontrol etmeye ve doğal kaynaklarını çıkarmaya odaklanan Rus yaklaşımı da oldukça sömürgeci”.

Gerçekte, “Seferi Birlik” Rus dış politikasında radikal bir değişimden ziyade “Wagner 2.0” gibi görünüyor. Prigojin Afrika kıtasında derin siyasi, ekonomik ve askeri bağlar kurmuştu – bu karmaşık ağı parçalamak zor ve ters etki yaratacaktı.

“Seferi Birlik” aynı ülkelerde, aynı teçhizatla ve görünüşe göre aynı nihai hedefle faaliyet gösteriyor.

Watling’e göre temel değişiklik “Rusya’nın politikasını izlerken gösterdiği aşırılıkta” yatıyor. Prigojin’in Wagner Grubu Rusya’ya her zaman operasyonlarında ve yurtdışındaki nüfuzunda inkar olanağı sağlamıştı.

Ukrayna’nın işgalinin ardından, Batı güvenlik aygıtındaki pek çok kişi Rusya’nın maskesinin düştüğünü söylüyor.

Watling’e göre, “Uluslararası krizlerimizi daha da derinleştirmeye, başka yerleri ateşe vermeye ve zaten var olan yangınları genişleterek dünyayı daha az güvenli bir yer haline getirmeye çalışıyorlar”.

“Nihayetinde, şu anda karşı karşıya olduğumuz küresel rekabette bizi zayıflatıyor. Yani etkisi hemen hissedilmiyor ama zaman içinde ciddi bir tehdit oluşturuyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/rusya-afrikadaki-dogal-kaynaklara-erisim-karsiliginda-hukumetlere-destek-sagliyor/feed/ 0
Putin karşıtlığı ile bilinen ve şüpheli bir şekilde ölen Rus muhalifler https://www.kanal7haber.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/ https://www.kanal7haber.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:42:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5336 Rusya’da kaldığı cezaevinde hayatını kaybeden Aleksey Navalni, son yıllarda hayatını kaybeden Rus muhaliflerden sadece biri.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 1999 yılında iktidara geldiğinden beri çok sayıda Rus muhalif şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.

Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı 2022 yılında işgal etmesinin ardından Rusya’nın politikalarını eleştiren ve ölen çok sayıda isim var.

Bunlardan biri 2022 yılının Aralık ayında Hindistan’da kaldığı otelde ölü bulunan Rus milyarder Pavel Antov.

Antov’un Ukrayna savaşını eleştiren bir WhatsApp durumu sosyal medyaya yansımış, Antov daha sonra savaşa karşı olduğu iddialarını reddetmişti.

Eylül 2022’de Rus petrol devi Lukoil’in Yönetim Kurulu Başkanı Ravil Maganov, Moskova’da bir hastanenin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

Maganov’un savaşa karşı olduğu biliniyordu.

Birmingham Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Stefan Wolff, yazdığı bir makalesinde, “Putin’in son 20 yıldır mesajı açık, muhalefete göz yumulmayacak, yoksa ölümcül sonuçları olur” ifadesini kullandı.

Wolff’a göre bu taktik çok etkili, çünkü Putin böylece muhalifleri susturduğu gibi içeriden gelecek olan bir güç savaşına karşı da ayakta kalmış oluyor.

Ancak Wolff bu durumun Putin’in yandaşlarına karşı güvensizliğinin ve paranoyasının da artmasına yol açtığı uyarısında bulunuyor.

Putin iktidara geldiğinden beri şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden bazı muhalifler şu şekilde:

Yevgeni Prigojin

Rus paralı asker grubu Wagner’in lideri Yevgeni Prigojin, Ağustos 2023’te bir uçak kazasında hayatını kaybetti.

Prigozhin’in özel jeti, 25 Ağustos’ta Moskova’nın kuzeybatısında düştü. Kaza sonrasında tüm yolcular öldü.

Haziran 2023’te Prigojin’in Putin’e karşı bir isyana liderlik etmesi, ölümünün şüpheli hale gelmesine yol açmıştı.

Prigojin, birliklerine Moskova’ya ilerleme emri vermişti.

Putin ise silahlı isyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.

İsyan, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabulucuğunda sona erdi ve Prigojin’e karşı tüm suçlamaların düşürüleceği açıklandı.

Prigojin, Putin’in önemli bir müttefikiydi; şirketi Wagner, Ukrayna savaşında kilit bir rol oynamıştı.

Ancak Prigojin, Rus ordusunu savaşçılarına karşı uyguladıkları çok sayıda politikadan ötürü eleştirdi.

Prigojin, Haziran ayında sadece 24 saat süren isyana liderlik ettiğinden sonra kamuoyu önünde çok az göründü.

Prigojin, Rusya-Afrika Zirvesi’nin yapıldığı 27 Temmuz’da St. Petersburg’da Afrikalı yetkililerle fotoğraflanmıştı.

Kremlin, kazadan sorumlu olduğuna dair iddiaları reddetti.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, uçak düşürme iddialarının “tamamen yalan” olduğunu savundu.

Vladimir Golovlyov

Rusya’nın önde gelen muhalif milletvekillerinden olan Vladimir Golovlyov, 2002 yılında köpeğini Moskova sokaklarında gezdirirken vurularak öldürüldü.

1999 yılında iktidara gelen Putin’in başa geçmesini başta destekleyen Golovlyov, daha sonra Rus lider ile ayrı düşmüş ve Putin’i eleştirmeye başlamıştı.

İktidar tarafından Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gerçekleştirilen özelleştirmeler sırasında zimmetine para geçirmekle suçlanmıştı.

Golovlyov’un cesedi kafasından vurulmuş bir halde ormanda bulunmuş, görgü tanıklarının kaçan iki kişiye işaret etmesi üzerine suikastın kiralık katiller tarafından gerçekleştirildiği üzerinde durulmuştu.

Sergey Yuşenkov

Golovlyov’un öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçmeden aynı partiden olan milletvekili Sergey Yuşenkov, Moskova’daki evinin girişinde 17 Nisan 2003 tarihinde suikasta uğradı.

Golovlyov’un öldürülmeden önce eşbaşkanı olduğu ve muhalefet amacıyla kurulan Liberal Rusya Partisi’nin genel başkanıydı.

Yuşenkov, Çeçen militanların suçlandığı ve Eylül 1999’da gerçekleşen apartman saldırılarını soruşturan parlamento komitesinin başındaydı.

Bu saldırılar, Çeçen gruplara karşı savaşın başlatılmasına sebep olmuştu.

Yuşenkov ise saldırılan Rus gizli servisi tarafından düzenlendiğinden şüpheleniyordu.

Anna Politkovskaya

İnsan hakları ihlallerini haber yapan gazeteci Anna Politkovskaya, 7 Ekim 2006’da süpermarketten evine döndükten sonra Moskova’daki dairesinin önünde vurularak öldürüldü.

48 yaşındaki iki çocuk annesi Politkovskaya’nın öldürülmesi Batı’da büyük tepkiye neden oldu ve Rusya’da çalışan muhabirlere yönelik tehlikelere dikkati çekti.

Araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya, Rusya’nın Çeçenistan’daki insan hakları ihlallerine ilişkin haberleriyle uluslararası ün kazanmıştı.

Beş şüpheli uzun hapis cezalarına mahkum edilse de yıllardır süren soruşturmada, cinayeti kimin planladığı ve kimin talimat verdiği henüz bulunamadı.

2021 yılında dosya kapatıldı.

Boris Nemtsov

Muhalif politikacı Boris Nemtsov, Moskova’da Putin’in ofisinin çok yakınındaki bir binada 27 Şubat 2015’te öldürüldü.

Rusya’da liberal politikaları savunan eski başbakan yardımcısı ve sonrasının muhalif lideri Boris Nemtsov’un kızı Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinin siyasi sorumlusunun Vladimir Putin olduğunu söylemişti.

“Babam, Putin’i eleştiren kişilerin en önde geleniydi. Rus muhalefetinin en güçlü ismiydi” diyen Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinden sonra muhalefetin lidersiz kaldığını ve herkesin korku içinde olduğunu söyledi.

Nemtsov, 27 Şubat’ta kız arkadaşıyla yürürken Kremlin yakınında vurularak öldürülmüştü.

Putin cinayeti kınamış, katillerin bulunacağını taahhüt etmişti.

Nemtsov, Ukrayna’daki çatışmaların karşısında olması nedeniyle ölüm tehditleri aldığı için yetkililere başvuruda bulunmuştu.

Polis, Eylül ayında Nemtsov’un soruşturma açılması talebini geri çevirmişti.

Boris Nemtsov, Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmalara askeri müdahalesini ortaya çıkaracağı tahmin edilen bir rapor hazırlıyordu.

2008 yılında Nemtsov, Putin’e karşı başkanlık yarışına girmeye çalışmış, daha sonra bundan vazgeçerek önde gelen muhaliflerden satranç şampiyonu Garry Kasparov ile bir parti kurmuştu.

Boris Nemtsov cinayetinde suçlanan iki zanlıdan birinin cinayet suçlamasını, baskı ve işkence altında kabul etmek zorunda kaldığı iddia edilmişti.

Aleksender Litvinenko

İngiliz yetkililer, eski bir KGB ajanı ve Putin’in muhalifi Aleksender Litvinenko’nun, 2006 yılında Londra’daki Millennium Hotel’de nadir ve güçlü bir radyoaktif izotop olan polonyum-210 karıştırılmış yeşil çay içtikten sonra 43 yaşında öldüğünü söyledi.

İngiliz soruşturması 2016’da Putin’in muhtemelen cinayete onay verdiği sonucuna vardı. Kremlin olayla ilgisi olduğu iddiasını reddetti.

Kıdemli bir İngiliz yargıç tarafından yürütülen soruşturma, cinayetin muhtemelen Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından yönlendirilen bir operasyonun parçası olarak, eski ajanın KGB dönemindeki koruması Andrei Lugovoy ve bir diğer Rusya vatandaşı olan Dmitri Kovtun tarafından gerçekleştirildiğini ortaya çıkardı.

Litvinenko, zehirlenmesinden altı yıl önce Rusya’dan İngiltere’ye kaçmıştı.

Organize suçlar alanında uzmanlaşan FSB ajanı Litvinenko, 1998’de Rus oligark Boris Berezovsky’nin suikast sonucu öldürüldüğünü iddia etmiş ve Rus hükümetini suçlamıştı.

1999 ve 2000 yıllarında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla iki kez tutuklanıp serbest bırakılan Litvinenko, 2000 yılında İngiltere’ye iltica etmişti.

Aleksander Perepilichnyy

44 yaşındaki Rus, Kasım 2012’de koşuya çıktıktan sonra Londra dışındaki özel güvenlikli bir sitede bulunan lüks evinin yakınında ölü bulundu.

Alexander Perepilichnyy, Rusya’daki kara para aklama sistemine ilişkin İsviçre’de yürütülen bir soruşturmaya yardım ettikten sonra 2009 yılında İngiltere’ye sığındı. Ani ölümü, öldürülmüş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

İngiliz polisi, nadir görülen bir zehirle öldürülmüş olabileceği şüphesine rağmen, cinayet ihtimalini dışladı.

Soruşturma öncesi duruşmada, midesinde sarı yasemin bitkisinden gelen nadir ve ölümcül bir zehrin izlerinin bulunduğu açıklandı.

Perepilichny, popüler bir Rus yemeği olan ve kuzukulağı içeren büyük bir kase çorba içmişti. Rusya ilgisi olduğu iddiasını reddetti.

Ölümden dönenler: Sergey Skripal ve kızı

Devlet sırlarını İngiliz istihbaratına aktaran eski bir Rus çifte ajan olan Sergey Skripal ve kızı Yulia, Mart 2018’de İngiltere’deki Salisbury kentindeki bir alışveriş merkezinin dışındaki bir bankta baygın halde bulunmuştu.

İkili durumları kritik halde hastaneye kaldırıldı ve İngiliz yetkililer, onların 1970’ler ve 1980’lerde Sovyet ordusu tarafından geliştirilen bir grup sinir gazı olan Noviçok ile zehirlendiklerini söyledi. Her ikisi de hayatta kaldı.

Rusya, zehirleme olayında rolü olduğu iddialarını reddetti ve İngiltere’nin Rusya karşıtı histeriyi kışkırttığını söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/feed/ 0
Stoltenberg: “(Navalny’nin ölümü) Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var” https://www.kanal7haber.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/ https://www.kanal7haber.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:24:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4979 – Stoltenberg: “(Navalny’nin ölümü) Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var”

Avrupalı liderlerden Rus muhalif Navalny’nin ölümüne ilişkin açıklamalar

MOSKOVA – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamasında, “Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu” dedi.

Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSIN), 47 yaşındaki Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin tutuklu bulunduğu Yamal Yarımadası’ndaki cezaevinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Navalny’nin ölümüyle ilgili yapılan açıklamada, “3 No’lu cezaevinde hükümlü Aleksey Navalny, 16 Şubat’ta yürüyüş yaptıktan sonra kendini kötü hissetti ve bilincini kaybetti. Kurumun sağlık çalışanları hızlıca geldi ve ambulans çağrıldı. Hayata döndürme çabaları sonuç vermedi. Acil servis doktorları Navalny’nin ölümünü raporladı. Ölüm nedeni tespit edilmeye çalışılıyor” denildi. Rus muhalifin ölümünün açıklanmasının ardından Avrupalı politikacılar da açıklama yaptı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin ölümüne ilişkin, “Rusya’dan gelen haberler karşısında üzgün ve endişeliyim. Tüm gerçeklerin ortaya konması gerekiyor. Rusya’nın cevaplaması gereken sorular var. Navalny, uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve demokrasinin güçlü sesi oldu. Bugün, duygu ve düşüncelerim ailesi ve sevdiklerinin yanında ve Navalny’nin uzun yıllar yaptığı gibi demokrasi, özgürlüğe inan herkesi desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Rusya’nın yanıtlaması gereken ciddi sorular olduğunu sözlerine ekleyen Stoltenberg, “Rusya’nın giderek daha otoriter bir güç haline geldiğini ve muhalefete karşı uzun yıllar boyunca baskı uyguladığını gördük, görüyoruz” dedi.

“Cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Rus aktivistin “cesaretinin bedelini hayatıyla ödediğini” söyledi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya paylaşımında demokrasi ve özgürlük değerleri için mücadele ettiğini kaydederek, “İdealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptı. AB, bu trajik ölümden yalnızca Rus rejimini sorumlu tutmaktadır. Ailesine ve dünyanın dört bir yanında en karanlık şartlarda demokrasi için mücadele edenlere en derin taziyelerimi sunuyorum. Mücadele edenler ölür ancak özgürlük için mücadele asla sona ermez” ifadelerini kullandı.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da Navalny’nin hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret sergilediğini dile getirerek ölümünün ise “korkunç bir haber” ifadesini kullandı.

“Rusya sorumludur”

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Münih Güvenlik Konferansı’nda gerçekleştirdiği konuşmasında Navalny’nin bir Rus hapishanesinde hayatını kaybetmesine ilişkin haberini “korkunç bir haber” olarak nitelendirerek, “Elbette korkunç bir haber. Eğer doğrulanırsa Putin’in acımasızlığının bir başka işareti olacaktır. Anlattıkları hikaye ne olursa olsun, açık olalım: Rusya sorumludur” dedi.

“Putin tarafından öldürüldü”

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, Rus muhalifin Putin tarafından öldürüldüğünün “aşikar” olduğunu kaydederek, “Putin hesap vermeli” dedi. Zelenskiy, “Açıkçası, işkence gören diğerleri gibi Putin tarafından öldürüldü” ifadelerini kullandı.

“Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor”

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus muhalif Navalny’nin “Rus zulmüne yönelik direnişini hayatıyla ödediğini” dile getirerek, “Navalny’nin sürgündeki ölümü Putin rejiminin gerçekliğini gösteriyor” dedi.

Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, Putin’e karşı mücadele ettiği için hapse atılan ve işkenceye uğrayarak hayatını kaybeden bir adamın anısını onurlandırma çağrısında bulundu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/stoltenberg-navalnynin-olumu-rusyanin-cevaplamasi-gereken-sorular-var/feed/ 0
Avrupa Ülkeleri ve NATO, Navalnıy’ın Ölümüne Tepki Gösterdi https://www.kanal7haber.com.tr/avrupa-ulkeleri-ve-nato-navalniyin-olumune-tepki-gosterdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/avrupa-ulkeleri-ve-nato-navalniyin-olumune-tepki-gosterdi/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:48:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4916 Avrupa ülkeleri, Avrupa Birliği (AB) ve NATO, Rusya’da tutuklu muhalif Aleksey Navalnıy’nın cezaevinde hayatını kaybetmesine tepki göstererek ölümünün araştırılmasını istedi.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, X hesabından yaptığı açıklamada, Navalnıy’ın “özgürlük ve demokrasi değerleri için savaştığını, idealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptığını” belirtti.

Michel, AB’nin Navalnıy’ın ölümünden yalnızca Rus rejimini sorumlu tuttuğunu vurguladı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin kendi halkının muhalefetinden başka hiçbir şeyden korkmuyor. (Navalnıy’ın ölümü) Putin ve rejiminin neyle ilgili olduğuna dair acımasız bir hatırlatma. Otokrasiye karşı durmaya cesaret edenlerin özgürlüğünü ve güvenliğini korumak için mücadelemizde birleşelim.” ifadelerini kullandı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de “Daha fazla bilgi bekliyoruz. Şunu açıkça belirtelim; bu, sadece Putin’in sorumluluğundadır.” dedi.

Hollanda

Hollanda’da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, Navalnıy’ın demokratik değerler adına ve yolsuzluğa karşı mücadele ettiğini belirterek “En ağır ve insanlık dışı koşullar altında tutulurken mücadelesinin bedelini ölümle ödedi. Bu, Rus rejiminin eşi benzeri görülmemiş vahşetine işaret etmektedir. Ailesine, sevenlerine ve onunla birlikte Rusya’da değişim için mücadele eden herkese güç diliyorum.” değerlendirmesini yaptı.

İspanya

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, “Navalnıy’in ölümü bizi derinden şoke etti. Siyasi nedenlerle haksız tutukluluğu sırasında meydana gelen ölümünün koşullarının açıklığa kavuşturulmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

İngiltere

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Navalnıy’ın ölüm haberine ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu, korkunç bir haber. Rus demokrasisinin en ateşli savunucusu Aleksey Navalnıy, hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret gösterdi.” ifadelerini kullandı.

Sunak, Navalnıy’ın ölümünün, eşi ve Rus halkı için büyük bir trajedi olduğunu kaydetti.

İngiltere ana muhalefeti İşçi Partisinin lideri Keir Starmer da paylaşımında Navalnıy’ın Rus demokrasisi için çok büyük bir cesaretle mücadele ettiğini vurgulayarak “Ölümü Rus halkı için korkunç bir haber. Düşüncelerim ailesi, arkadaşları ve dünyanın her yerindeki destekçileriyle birlikte.” ifadelerine yer verdi.

Fransa

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, Navalnıy’nın cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından ailesi, yakınları ve Rus halkı için X sosyal medya platformundan taziye mesajı yayınladı.

Sejourne, “Aleksey Navalnıy, baskı sistemine direnişini hayatıyla ödedi. Cezaevinde ölümü (Rusya Devlet Başkanı) Vladimir Putin’in rejiminin gerçekte ne olduğunu ortaya koyuyor.” değerlendirmesini yaptı.???????

Almanya

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenkiy ile düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, haberin henüz doğrulanmadığını ancak yüksek ihtimalle Navalnıy’in büyük olasılıkla Rus hapishanesinde öldüğünün var sayılması gerektiğini belirterek “Bu, çok iç karartıcı bir şey.” dedi.

Navalnıy ile Berlin’de tedavi gördüğü sırada bir araya geldiğini aktaran Scholz “Onunla ülkesine geri dönmesiyle ilgili büyük cesareti konusunda konuştuk. Muhtemelen şimdi bu cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi.” diye konuştu.

Scholz, artık şimdi (Rusya’da) nasıl bir rejim olduğunu anlaşıldığını, eleştirileri dile getirenlerinin, demokrasiyi savunan herkesin güvenliklerinden ve hayatlarından endişe etmesi gerektiğini belirterek bu yüzden herkesin üzüntülü olduğunu aktardı.

Bunun Rusya’nın nasıl değiştiğinin ve artık demokrasi olmadığının göstergesi olduğunu dile getiren Scholz, Navalnıy’in??????? ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

???????- İtalya

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, X platformundan yaptığı paylaşımda, “(İtalya) Hükümet, her zaman demokrasi için, düşünce özgürlüğü için, her insanın vazgeçilmez hakları için mücadele edenlerin yanında olacaktır. Aleksey Navalnıy’nın yıllarca hapishanede zulüm gördükten sonra ölmesinden çok etkilendim. Ailesinin ve Rus halkının acısını paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Slovenya

Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, X sosyal medya platformundan Navalnıy’ın ölümü sonrası taziye mesajı yayınladı.

Pirc Musar paylaşımında, “Bu, Rusya’daki demokrasiye yönelik bir kalp krizidir.” ifadesine yer verdi.

Avusturya

Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Rus muhalif Navalnıy’in ölümüne ilişkin sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşımda bulundu.

Van der Bellen, “Aleksey Navalnıy’in ölüm haberi beni sarstı. Vladimir Putin ve onun ölümcül rejimi bunun hesabını vermeli.” ifadesini kullandı.

Navalnıy ailesine başsağlığı dileğinde bulunan Van der Bellen, düşüncelerinin Rusya’da özgürlük, demokrasi ve insan hakları için mücadele edenlerle birlikte olduğunu kaydetti.

Navalnıy’in tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesine, Başbakan Karl Nehammer ve Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg de yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.

İrlanda

İrlanda Başbakan Yardımcısı Micheal Martin de X hesabından yaptığı paylaşımda Navalnıy’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü belirterek “Ölümü, Rusya’da hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı gösterilmemesinin temelini oluştururken rejimin de halkına karşı baskıcı doğasını hatırlatıyor. İrlanda, Navalnıy’ın ölümünden önce sürekli koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.

NATO da tepki verdi

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Münih Güvenlik Konferansı sırasında aldığı haberden büyük üzüntü duyduğunu paylaşarak NATO müttefiklerinin yıllardır Navalnıy’ın serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu anımsattı.

Stoltenberg, “Şu an için detaylı bilgiye sahip değiliz. Tüm gerçekler ortaya çıkarılmalı ve Rusya’nın yanıt vermesi gereken çok önemli sorular var.” ifadelerine yer verdi.

?Navalnıy’ın cezalandırılması

Kremlin’e muhalif Aleksey Navalnıy, zehirlendiği iddiasıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de tedavi gördükten sonra 17 Ocak 2021’de başkent Moskova’ya dönüşünde havalimanında tutuklanmıştı.

Rusya Federal Cezaevi Servisinin talebi üzerine 2 Şubat 2021’de Moskova Şehir Mahkemesinde Navalnıy aleyhinde açılan dava sonuçlanmış; Navalnıy’ın geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıl ertelenmiş hapis cezası, adli kontrol şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle normal hapis cezasına çevrilmişti.

Rus mahkemesi, Ağustos 2023’te cezaevinde bulunan Navalnıy’ı aşırılık yanlısı topluluk oluşturmaktan 19 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Aleksey Navalnıy, geçen yıl ocak ayında Rusya’da terörle ve aşırıcılıkla bağlantılı şahısların bulunduğu listeye dahil edilmişti.

Rusya Federal Cezaevi Hizmetleri (FSİN) tutuklu muhalif Navalnıy’nın bugün cezaevinde hayatını kaybettiğini bildirmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/avrupa-ulkeleri-ve-nato-navalniyin-olumune-tepki-gosterdi/feed/ 0
Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin hayatı ve siyasi mücadelesi https://www.kanal7haber.com.tr/rus-muhalif-lider-aleksey-navalninin-hayati-ve-siyasi-mucadelesi/ https://www.kanal7haber.com.tr/rus-muhalif-lider-aleksey-navalninin-hayati-ve-siyasi-mucadelesi/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:21:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4893 47 yaşında, üç yıldır tutulduğu cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalni, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasındaydı.

Daha önceden sinir gazıyla zehirlenen ancak hayatta kalan Navalni, 19 yıl hapis cezasını çekmek üzere Moskova’nın 1900 kilometre uzağındaki ücra bir hapishanede tutuluyordu.

Rusya’da uzun yıllardır yolsuzluklara karşı mücadele eden ve kamuoyu oluşturmaya çalışan Aleksey Navalni, Putin’in partisini ‘Sahtekârlar ve hırsızlar’ olarak nitelemişti.

Navalni, Putin’in yıllar içerisinde kurduğu sistemin ‘Rusya’nın kanını emdiğini’ söylüyor ve ülkenin adeta bir feodal düzenle yönetildiğini savunuyordu.

Navalni, yıllar içerisinde Putin’e karşı birçok toplumsal harekete öncülük yapmış bir isimdi. Düzenlediği protesto gösterilerine binlerce kişi katılmıştı.

Ancak Navalni hiçbir zaman seçimlerde Putin’in rakibi olamadı. 2018 başkanlık seçimlerinde aday olması engellenmişti. Gerekçe, Rusya’da dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş olmasıydı.

Navalni, kendisine yöneltilen suçlamaları hiçbir zaman kabul etmedi. Açılan davalar ve verilen cezaları, ‘Kremlin’in muhaliflerden intikam alma çabası’ olarak niteledi.

Siyaset sahnesinde yükselişi

Navalni’nin Rus siyasi sahnesindeki yükselişi 2008 yılında başlamıştı.

Rusya’nın büyük kamu şirketlerinde yaşandığını ifade ettiği yolsuzlukları blogunda kaleme alıyordu.

Uyguladığı yöntemlerden birisi, devlete ait büyük petrol şirketlerinde, bankalarda ve diğer kuruluşlarda azınlık hissedarı olup toplantılarda yetkililerin çok da hoşuna gitmeyen kamu finans hesaplarına dair sorular sormaktı.

Siyasi mesajlarını topluma ulaştırmak için sosyal medyayı etkin biçimde kullandı.

Özellikle genç kitlelerin desteğini çekmek için çalışmalarını yürüttü. Kullandığı dilde kısa ve öz mesajlar vermeye çalıştı, Putin ve çevresindekilere yönelik alaycı bir üslubu benimsedi.

Navalni’nin kamu şirketlerine yönelik eleştirileri kısa sürede Putin iktidarına ve Birleşik Rusya Partisi’ne yönelik bir tepkiye evrildi.

2011’deki milletvekili seçimleri öncesinde blog takipçilerine ‘Birleşik Rusya hariç herhangi bir partiye oy verin’ çağrıları yaptı, Birleşik Rusya’yı ‘Sahtekârlar ve hırsızlar partisi’ olarak tanımladı. Navalni o seçimde kendisi aday olmamıştı. Ama taktığı lakap bir slogana dönüştü.

Birleşik Rusya, 2011 seçimlerini kazansa da oy oranı gerilemişti. Ayrıca oy sayım işlemlerinde usulsüzlük iddiaları da seçim zaferini gölgeliyordu.

Başkent Moskova dahil birçok büyük kentte hükümet karşıtı protestolar düzenlendi.

5 Aralık 2011’deki ilk protesto gösterileri sırasında Navalni gözaltına alınmış ve 15 gün boyunca hapiste tutulmuştu.

Serbest bırakıldığı gün yeniden gösterilere katıldı ve kalabalıklara hitap ettiği konuşma o güne kadarki en büyük protesto gösterisi haline geldi.

Navalni’nin 24 Aralık 2011’de Moskova’da yaptığı konuşmayı 120 bini aşkın kişi dinlemişti.

Dolandırıcılık suçlamasıyla beş yıl hapis

Ardından Başkanlık seçimleri düzenlendi ve Putin ezici bir üstünlükle seçimi kazandı.

Hemen ardından ise Navalni hakkında bir dizi yasal süreç başlatıldı. Navalni’nin hukuk diplomasının gerçek olup olmadığı dahi soruşturuluyordu.

2013 yılında Kirov kentinde aleyhinde dolandırıcılık suçlamasıyla açılan davada hüküm giydi ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Batılı ülkeler ve Rusya’daki muhalifler bu yargı kararının tamamen siyasi olduğunu savundular.

2015 yılında beklenmedik bir şekilde tahliye edildi. Moskova Belediye Başkanlığı seçimlerinde aday olmuştu. Navalni oyların yüzde 27’sini aldı ancak Putin’in desteklediği Sergey Sobyanin seçimi kazandı.

Yine de bu sonuç Navalni için ciddi bir siyasi zafer olarak görüldü. Navalni’nin kısıtlı imkanlarla seçim kampanyasını yürüttüğü, devlet televizyon kanallarında kendisine yer verilmediği hatırlatılıyordu.

Navalni, Moskova seçimlerinde de internet ve sosyal medya üzerinden seçmene ulaşmaya çalıştı.

Navalni’nin dolandırıcılıktan suçlu bulunduğu mahkeme kararı ise temyizdeydi. Rusya Yüksek Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı üzerine hükmü bozdu.

Ancak 2017’de Navalni yine daha suçlu bulundu ve bir kez daha beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak cezası ertelendi.

Navalni yaptığı konuşmalarda mahkeme kararını eleştirerek “Amaçları 2018’de başkan adayı olmamı engellemek” demişti.

Zehirlenme ve hapis

Navalni’nin kurduğu siyasi hareket, Rusya’da “aşırılık yanlısı” olduğu gerekçesiyle yasaklandı.

Navalni 2020 yılının Ağustos ayında Noviçok isimli bir sinir gazıyla zehirlendi.

Tedavi için götürüldüğü Berlin’de aylarca hastanede yatan Navalni, 17 Ocak 2021’de Moskova’ya geri döndü.

Destekçilerinin gösterilerle karşıladığı Navalni, burada tekrar tutuklandı.

2021’deki hapis cezası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) gündemine geldi. AİHM, “hayati riski bulunduğu” gerekçesiyle Navalni’nin serbest bırakılması çağrısı yaptı.

Ancak Navalni o tarihten itibaren tutuklu olarak yargılandı.

2022’nin Mart ayında yolsuzluk ve mahkemeye hakaret gibi suçlardan hapis cezası aldı. Moskova’nın 250 kilometre uzağındaki Melekhovo’da bir cezaevine nakledildi.

Halihazırda şartlı tahliye ihlali, dolandırıcılık ve mahkemeye saygısızlık suçlarından dokuz yıllık hapis cezası devam eden Navalni’ye 2023 Ağustos’unda ‘aşırılık yanlısı örgüt kurmak, finanse etmek ve eylemde bulunmak’ suçlamasıyla 19 yıl daha hapis cezası verildi.

Navalni ise suçlamaları reddetti.

Navalni, karardan önce sosyal medyada paylaştığı bir mesajda, diğer muhalifleri korkutmak için tasarlanan “Stalin” tarzı bir hapis cezasına çarptırılacağını düşündüğünü söyledi.

Navalni’nin geçmişte yaptığı yabancı düşmanı yorumlar ise kendisine yönelik eleştirilerin başında geliyordu.

2007 tarihli bir videoda, etnik çatışmaları ‘diş çürüğüne’ benzetmiş, göçmenleri ise ‘hamamböcekleri’ olarak nitelemişti.

2014 yılında Rusya Kırım’ı ilhak ettikten sonra Navalni’nin tavrı bazı çevrelerde tepki çekmişti.

Navalni, Kırım’ın ilhakının uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen artık bu bölgenin Rusya’nın bir parçası olduğunu ifade ediyordu. Ekho Moskvy radyo kanalına röportaj veren Navalni, “Kırım artık bizim” diyordu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/rus-muhalif-lider-aleksey-navalninin-hayati-ve-siyasi-mucadelesi/feed/ 0
Rusya’nın Ekonomik Direnci: Dondurulan Malvarlığı Kullanılabilir mi? https://www.kanal7haber.com.tr/rusyanin-ekonomik-direnci-dondurulan-malvarligi-kullanilabilir-mi/ https://www.kanal7haber.com.tr/rusyanin-ekonomik-direnci-dondurulan-malvarligi-kullanilabilir-mi/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:15:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3809 2022 yılının Mart ayında Rus rublesi çöktü. Gazprom ve Sberbank gibi dev şirketlerin Londra’daki değeri yüzde 97 düştü. Moskova’daki bankamatiklerde kuyruklar oluşmaya başladı. Oligarkların yatlarına, futbol takımlarına, malikanelerine ve hatta kredi kartlarına el konuldu.

Rusya büyük bir resesyona girdi.

Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Batı’nın bu ülkeyi mali olarak kontrol altına alma girişiminin sonucuydu.

Bu girişiminin merkezinde Rus devletinin resmi döviz varlıklarına el konulması ve özellikle de merkez bankasının 300 milyar dolarlık rezervinin dondurulması vardı.

Batılı hükümetler “ekonomik savaş” gibi ifadeler kullanmaktan özenle kaçındılar, ancak Kremlin’le finansal bir savaş ortamı olduğu görünüyordu. Bu, nükleer silahlara sahip devletler arasında doğrudan çatışma alternatifinden daha iyiydi.

Aradan yaklaşık iki yıl geçti ve bu ekonomik arka planda büyük bir değişiklik var.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta verdiği röportajda Rusya’nın Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğunu sevinçle dile getirdi.

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) 2024 büyüme tahminini %1,1’den %2,6’ya yükselterek Rus ekonomisinin dayanıklılığının altını çizdi.

IMF rakamlarına göre Rus ekonomisi geçen yıl G7 ülkelerinin hepsinden daha hızlı büyüdü ve 2024’te de böyle devam edecek.

Bu sadece rakamlardan ibaret de değil. Geçen yıl Ukrayna savaşındaki üstünlük kuramama hali bu yıl boyunca da devam edecek görünüyor.

Rusya, ekonomisini, ordu için üretime, özellikle de Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki savunma hatlarının inşasına yöneltiyor.

Batılı liderler bu modelin orta vadede sürdürülemez olduğunu savunuyor. Ancak asıl soru şu: Bu model ne kadar süre devam edebilir?

Rusya, ekonomisini mobilize bir savaş ekonomisine dönüştürdü. Devlet, Sovyet sonrası dönemde rekor düzeyde harcama yapıyor.

Bütçenin %40’ına varan askeri ve güvenlik harcamaları, Sovyetler Birliği’nin son dönemindeki seviyelere karşılık geliyor.

Tank, füze sistemleri ve Ukrayna’da işgal edilen bölgelerin savunması için yapılan harcamaları finanse edebilmek için kamu hizmetleri daraltıldı.

Ayrıca Batı’nın Rus petrol ve doğalgazına getirdiği kısıtlamalara rağmen, hidrokarbon gelirleri devlet kasasına girmeye devam etti.

Tankerler artık Hindistan ve Çin’e gidiyor ve ödemelerin çoğu ABD Doları yerine Çin Yuanı ile yapılıyor.

Rusya’nın petrol üretimi günde 9,5 milyon varil ile neredeyse savaş öncesi düzeye yakın seyrediyor.

Rus devleti, yüzlerce tankerden oluşan bir “gölge filo” satın alıp konuşlandırarak yaptırımlardan kaçındı.

Geçtiğimiz hafta maliye bakanlığı Ocak ayında hidrokarbon vergilerinin Ocak 2022 seviyesini aştığını bildirdi.

Rus petrol, gaz ve elmasları ile devam eden döviz akışı da rublenin değeri üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı oldu.

Batılı liderler bu durumun uzun sürmeyeceği kanısında ancak etkisinin de farkındalar.

Bir dünya lideri yakın zamanda özel bir konuşmada şunları söyledi: “2024 Putin için düşündüğümüzden çok daha olumlu olacak. Kendi endüstrisini düşündüğümüzden daha verimli bir şekilde yeniden organize etmeyi başardı.”

Rusya’nın dondurulan malvarlığı kullanılabilir mi?

Ancak bu ekonomik büyüme biçimi Moskova’nın petrol gelirlerine, Çin’e ve üretken olmayan savaş harcamalarına olan bağımlılığını büyük ölçüde arttırdı.

Petrol ve doğalgaza olan talep zirve yaparken, önümüzdeki yıl Körfez’deki rakip üretimin devreye girmesi Rusya’yı açığa düşürebilir.

Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ta havaya uçurulan tank ve mermilerin üretiminden elde edilen gayrisafi yurtiçi hasıladaki (GSYH) istatistiki artışlar da üretkenlikten uzak.

Bu arada Rusya’dan önemli bir beyin göçü de var.

Batı’nın stratejisi, Rusya’nın teknolojiye erişimini kısıtlamak, maliyetlerini yükseltmek, gelirlerini sınırlamak ve çatışmayı uzun vadede sürdürülemez hale getirmeye odaklı bir kedi-fare oyunu olarak tanımlanabilir.

ABD’li bir yetkili, “Rusya’nın parasını tank yerine tanker (petrol tankeri) almak için kullanmasını tercih ederiz” dedi.

Petrol piyasasındaki politikanın amacı, örneğin Hindistan’ın Rus petrolü almasını engellemeye çalışmak değil, bu ticaretten elde edilen kârın Kremlin’in savaş makinesine geri dönmesini sınırlamak.

Ancak bu direnç ve çıkmaz en azından bu yılın geri kalanında sürebilir. Bu durum Kremlin’in ABD’de olası bir başkan değişikliğini ve Ukrayna’nın savunmasına yönelik Batı fonlarının azalmasını bekleme stratejisini besliyor.

İşte bu nedenle dikkatler yeniden Rusya’nın dondurulan yüz milyarlarca dolarlık mali varlığının oynadığı merkezi role çevrilmiş durumda.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy geçen ay şunları söyledi: “Eğer dünyanın 300 milyar doları varsa neden kullanmayalım? Bu dondurulmuş fonların tamamı Ukrayna’nın yeniden inşa çabalarını finanse etmek için kullanılmalı.”

İngiltere Maliye Bakanı Jeremy Hunt ve Dışişleri Bakanı David Cameron bu öneriyi destekliyor.

Cameron, “Bu varlıkları dondurduk. Asıl soru bunları kullanacak mıyız?” diye soruyor ve şöyle devam ediyor:

“Bu paranın bir kısmını şimdi kullanmak, Rusya’nın Ukrayna’yı yasa dışı işgali nedeniyle ödemesi gereken tazminatların avans ödemesi gibi bir şey. Ukrayna’ya yardım etmek ve aynı zamanda Batılı vergi mükelleflerinin parasını kurtarmak için kullanılabilir.”

G7, üye ülkelerin merkez bankalarından teknik ve hukuki bir analiz yapmalarını istedi.

Merkez bankası temsilcileri tedirgin görünüyor.

Üst düzey bir finansçı “doları silah olarak kullanmak” adını verdiği yöntemin riskleri olacağını söylüyor. Geleneksel olarak merkez bankaları bu tür eylemlere karşı bağımsız ve dokunulmazlığa sahip.

Ukrayna için on milyarlarca dolar toplamak üzere fonları ya da yatırımlardan elde edilen kârları kullanacak bir plan da geliştiriliyor.

Ancak burada denge önemli. Eğer Rus varlıklarına bu şekilde el konulursa, bu durum Körfez, Orta Asya ya da Afrika’daki diğer ülkelere Batılı merkez bankalarındaki rezervlerinin güvenliği konusunda nasıl bir mesaj veriyor?

Bu ilişkiler küresel finansın ana arterlerinden bazıları ve enerji için kullanılan yüz milyarlarca doların dünya çapında geri dönüşümünü sağlıyor. Putin Çin’in artık Batı için olmasa da gelişmekte olan ekonomiler için bir alternatif olduğu mesajını vermek istedi.

Rusya ayrıca herhangi bir el koyma işlemi için mahkemeye başvuracağını ve karşılığında Rus bankalarında dondurulan Batılı şirketlerin benzer varlıklarına el koyacağını belirtti.

Yani, Rusya ekonomisi üzerindeki gölge savaş, bu çatışmanın ve dünya ekonomisinin nereye gittiğini anlamak için çok önemli.

Rusya’nın savaş ekonomisi uzun vadede sürdürülemez, ama ülkeye biraz daha zaman kazandırdı.

Rusya’nın bu beklenmedik direncini göstermesinin ardından Batı çıtayı yükseltmek üzere.

Finansal tedbirlerdeki bu tırmanışın nihai biçimi, Rusya ve Ukrayna’nın çok ötesinde sonuçlar doğuracaktır.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/rusyanin-ekonomik-direnci-dondurulan-malvarligi-kullanilabilir-mi/feed/ 0
Ukrayna’daki savaşın geleceği: 2024’te neler olabilir? https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynadaki-savasin-gelecegi-2024te-neler-olabilir/ https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynadaki-savasin-gelecegi-2024te-neler-olabilir/#respond Mon, 01 Jan 2024 21:03:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1825 Ukrayna’daki savaş üçüncü yılına giriyor. Son birkaç ayda cephe hattı pek değişmedi. Peki, 2024’te savaşın gidişatı değişebilir mi?

Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy, ülkesinin bahar aylarındaki taarruzunun umduğu kadar başarılı olmadığını kabul etti. Rusya hâlâ Ukrayna topraklarının % 18’ini kontrol ediyor.

Üç askeri uzmana, gelecek 12 ay içinde neler olabileceğini sorduk.

Savaş devam edecek ama sonsuza kadar değil

Barbara Zanchetta, Savaş Çalışmaları Enstitüsü, King’s College Londra

Ukrayna’daki savaşın sona erme ihtimali pek iç açıcı görünmüyor. Geçen yılın bu dönemine kıyasla Vladimir Putin siyasi ve askeri anlamda daha güçlü.

Cephedeki durum hâlâ belirsiz. Son dönemde Ukrayna’nın kış taarruzu durmuş gibi görünüyor. Ancak Rusların da ilerlemesi yok. Her zamankinden daha çok, savaşın sonucu çatışmadan binlerce kilometre uzaklıkta, Brüksel’de ve Washington’da alınan kararlara bağlı olacak.

Batı’nın 2022’de ortaya koyduğu ve 2023’te de sürdürdüğü etkileyici birlik gösterisi yalpalamaya başlıyor.

ABD’nin savunma yardım paketi, Başkan Joe Biden’ın doğru bir şekilde işaret ettiği gibi Washington’daki “ucuz siyaset” tarafından rehin tutuluyor. AB’nin ekonomik yardımının geleceği de, Macaristan’ın uyumsuz tutumuna bağlı görünüyor.

Batı başkentlerindeki tereddüt, Putin’i cesaretlendirdi. Kamuoyu önündeki son davranışları ve cüretkar açıklamaları, Putin’in bu savaşa uzun vadeli baktığını gösteriyor.

Peki, Batı’nın Putin’e ve temsil ettiği her şeye karşı çıkmaya devam edecek gücü var mı?

AB’nin Ukrayna ve Moldova’yla üyelik müzakerelerini başlatma kararı sembolik olmaktan öte. Bu, dolaylı olarak Kiev’e desteğin süreceği anlamını da taşıyor. Çünkü Rusya’nın tam bir zaferiyle Ukrayna’nın AB’de bir geleceği olmasının imkanı yok.

Washington’da ise Ukrayna politikasının tam tersine çevrilmesi çok olası değil.

Kamuoyu yoklamalarında eski Başkan Trump’a desteğin artmasıyla, ABD yardımıyla ilgili kıyamet senaryoları yazmak çekici olabilir. Ancak Trump, tüm o teatral gösterilerine karşın, 2016’da NATO’dan çıkmadı. Ayrıca, Amerika’nın 75 yıllık transatlantik ortaklığını tek başına değiştiremez.

Bu tabii ki, Batı cephesindeki çatlakların anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. Bu yüzden, Batı ve dolayısıyla Ukrayna için 2024 daha zor olacak.

Demokrasiler için, bir savaşa destek vermekteki uzun vadeli uzlaşma, hesap verme zorunluluğu olmayan otokrat yönetimlere kıyasla hep daha zorlu olmuştur.

Büyük olasılıkla, savaş 2024 boyunca devam edecek ama sonsuza kadar sürüp gidemez.

Batı’nın isteksizliği Rusya’yı cesaretlendirirken, bir darbe ya da sağlık sorunu Putin’in düşüşünü beraberinde getirmezse, tek öngörülebilir sonuç müzakereler yoluyla varılacak bir uzlaşma. Şimdilik iki taraf da bunu reddetmeye devam ediyor.

Bir yıllık konsolidasyon dönemi

Michael Clarke, Eski Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü Genel Direktörü

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle, büyük bir savaş Avrupa kıtasına geri geldi. 2023’te savaşta yaşanan gelişmeler de sanayi çağına özgü savaşın da geri döndüğünü gösteriyor.

Sanayi çağındaki savaşlar, ekonomileri kısmen ya da bazı durumlarda tamamen, savaş malzemelerinin üretimine yönlendiriyor. Rusya’nın savunma bütçesi 2021’den bu yana üç katına çıktı ve gelecek yıl kamu harcamalarının % 30’unu oluşturacak.

Bu durum da, Ukrayna’daki savaşı Avrupa’da geçen yüzyılın ortasından bu yana görülen en uzun ve travmatik gelişme haline getiriyor.

Gelecek yıl, Rusya ile Kuzey Kore ya da İran’daki tedarikçileriyle, Ukrayna ile Batılı destekçilerinin, sanayi çağındaki bir savaşın bitmek bilmez gerekliliklerini karşılamaya muktedir ve hazır olup olmadıklarını gösterecek.

Rus güçleri tüm cephe hattında yeniden bastırmaya çalışabilir. En azından Donbas bölgesinin tamamını ele geçirmek için. Ukrayna da büyük ihtimalle Karadeniz’in batısı ve Boğazlara açılan hayati önemdeki ticaret koridorunda kontrolü ele geçirmiş olmasından faydalanacak.

Kiev ayrıca, bazı bölgelerde Rus işgalcilerin dengesini bozmak için daha fazla askeri sürpriz yapmaya çalışacak.

Ancak asıl olarak, 2024 hem Kiev hem de Moskova için konsolidasyon yılı olacak gibi görünüyor.

Rusya’nın stratejik bir taarruz düzenleyebilmesi için gereken eğitimli personel ve malzemesi en azından 2025 baharına dek yok.

Bu arada, Ukrayna’nın da savaşı sürdürebilmek için Batı’nın mali ve askeri desteğine ihtiyacı var. Gelecekte bir dizi taarruz düzenleyebilecek koşulları yaratabilmesi için yapısal güçlerini toplamak zorundalar.

Sanayi çağı savaşları, toplumlar arasındaki bir mücadele. Cephede neler olduğu, bu mücadelenin sadece bir göstergesi.

2024’te savaşın yönü, Avdiivka, Tokmak, Kramatorsk ya da cephe hattındaki yıkıma uğramış yerlerden çok, Moskova, Kiev, Washington, Pekin, Tahran ve Pyongyang’ta belirlenecek.

Ukrayna, Kırım civarında Rusya’ya bastıracak

Ben Hodges, ABD Ordusu’ndan emekli general

Rusya, Ukrayna’yı tamamen ele geçirebilecek kabiliyetten yoksun ve şu anda elinde olan bölgelere tutunmak için elinden geleni yapacak. Zamanı da, bir yandan Batı’nın Ukrayna’ya yardım etme iradesini kaybedeceğini umarken, bir yandan savunma hatlarını güçlendirmekte kullanacak.

Ancak Ukrayna durmayacak. Bu bir ölüm kalım savaşı ve dururlarsa, Rusya’nın ne yapacağını biliyorlar. ABD’nin kararlılığındaki azalma konusundaki kaygılar ışığında, daha çok Avrupa ülkesi yardımları artırmaktan bahsediyor.

Ancak ben gelecek yılın başlarında ABD’nin stratejik omurgasını yeniden bulmasını ve geciktirilen yardım paketinin Kongre’den geçmesini bekliyorum.

Bu nedenle, Ukrayna’nın insiyatifi yeniden ele geçirmek için şunları yapacağını öngörüyorum;

Yaz başında Ukrayna ilk kez, Rus uçaklarıyla mücadelesini geliştireceğini ve kendi hava savunma sistemlerini güçlendirmesini umduğu ABD yapımı F-16 savaş uçaklarını kullanabilecek.

Ukrayna’nın Rus işgali altındaki stratejik önemi en büyük toprağı Kırım. Biz buna “belirleyici alan” diyoruz.

Ukrayna, Sivastopol’daki Rus donanmasının, hava üslerinin ve Dizankoy’daki lojistik üssünün buralarda barınmasına engel olmak adına baskıyı artırmak için elinden geleni yapacak.

Bu konseptin işe yaradığını zaten kanıtladılar. İngiltere’nin verdiği sadece üç Storm Shadow güdümlü füzesiyle, Karadeniz Filosu’nun komutanını filonun üçte birini Sivastopol’dan çekmeye zorladılar.

Tabii ki Ukraynalıların sınırsız kaynakları yok. Özellikle de top mermileri ve uzun menzilli silahlarda.

Ancak Rus askerleri daha kötü durumda. Savaş bir irade ve lojistik sınavı. Rus lojistik sistemi kırılgan ve Ukrayna’nın sürekli baskısı altında.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynadaki-savasin-gelecegi-2024te-neler-olabilir/feed/ 0