Sanığın – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:06:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bayrampaşa’da Dondurucuda Ceset Bulunan Sanık Hakim Karşısında https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/ https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:06:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10714 Bayrampaşa’da bir evdeki dondurucuda cesedi bulunan Muhammed Nuh Kasadar’ı aralarında çıkan kavgada boğarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanık ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Hakan Öztürk, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, tarafların avukatları da hazır bulundu.

Sanık Öztürk, kimlik tespitinde inşaat işçisi olduğunu belirtirken, mahkeme başkanının dosyaya giren Adli Tıp Kurumu raporları, maktulle bulunan görüntüleri ve iddianameye ilişkin bir diyeceği olup olmadığını sorusuna “Yok.” yanıtını verdi.

Duruşmada söz verilen sanık Öztürk, savunma yapmayacağını bildirdi.

Mahkeme başkanı sanığın cep telefonunun incelemesinde cinayeti gerçekleştirmeden 10 gün önce bazı aramalar yaptığını, telefonunda kimliği belirsiz ceset ve cinayet videolarının bulunduğunun tespit edildiğini aktardı.

Maktulün ağabeyi Ömer Faruk Kasadar ise sanığın kardeşini planlayarak katlettiğini söyledi.

Kardeşinin cenazesi defnedildikten 2 gün sonra onunla yaşıt birinin kendisini aradığını, bu kişinin sanığın kendisini de evine çağırdığını söylediğini aktardığını belirten Kasadar, haksız yere çalıştırarak parasının verilmediği iddialarının doğru olmadığını dile getirdi.

Kasadar, “Bizim ciğerimizi, Türkiye’nin ciğerini yaktı. Allah da onu perişan etsin.” dedi.

Avukat Can Çelik ise her şeyin ortada olduğunu kaydederek, “Tasarlayarak müteveffayı öldürmüştür. Cezalandırılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığına ilişkin rapor istenilmesine hükmetti.

Sanık hakkında “yağma” suçundan suç duyurusunda bulunmasını kararlaştıran heyet, sanığın tutukluluk halinin devamını hükmedip duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, maktul Muhammed Nuh Kasadar’ın babası Mustafa Kasadar’ın aktardığına göre, maktulün 10 Temmuz 2023’te saat 11.00 sıralarında haber vermeden evden ayrıldığı belirtiliyor.

Aynı gün maktulün ağabeyi müşteki Ömer Faruk Kasadar’ın telefonuna “Merhabalar Ömer Bey, şu anda Muhammed elimizde. Ayrıntılı bilgi için Android bir telefondan ‘Connected2’ uygulamasını indirin ve ‘Kasadari’ diye bir hesap oluşturun. Bunun için 15 dakikan var, hesabı aç ve sana yazmamı bekle.” şeklinde mesaj gönderildiği kaydedilen iddianamede, müştekinin kendisine şaka yapıldığı gerekçesiyle bunu ciddiye almadığı ifade ediliyor.

İddianamede, gece eve gelmemesi üzerine müştekilerin maktulü aradığı ancak ulaşılamadığı aktarılarak, ailesinin maktulün kaçırılmış olabileceği şüphesiyle polise başvurduğu anlatılıyor.

Müşteki baba Kasadar’ın telefonuna sanık Hakan Öztürk’ün söylediği uygulama indirilip, sanıkla buluşma sağlamak amacıyla görüşülmeye başlandığı kaydedilen iddianamede, müştekilerin iletişime geçmesi sonrası, rehin tuttukları kişiyi 40 bin dolar karşılığında serbest bırakacağını söylediği bildiriliyor.

İddianamede, ağabey Ömer Faruk Kasadar’ın sanığa 70 bin lira getirebileceğini söylemesi üzerine, sanık Öztürk’ün teklifi kabul ettiği aktarılarak, parayı 12 Temmuz 2023’te Gaziosmanpaşa’daki bir parka bırakmasını istediği, parayı teslim aldıktan sonra maktulü parkın yakınındaki benzin istasyonuna bırakacağını söylediği kaydedildi.

Polis ekiplerinin de güvenlik önlemi alarak parka gittiğine yer verilen iddianamede, müşteki Kasadar’ın parayı parka bıraktıktan sonra sanığın sabaha karşı geldiği ve burada yakalandığı aktarılıyor.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna yer verilerek, maktulün zehirlenerek öldüğüne ilişkin delil bulunamadığı, vücudun ölüm sonrasında parçalanmış olduğu ve ölümünün bağla boğma sonucu meydana geldiği bilgisi verildi.

İlk haksız hareketin sanık Hakan Öztürk’ten geldiğine dikkati çekilen iddianamede, Öztürk’ün “tasarlayarak kasten adam öldürme” suçunda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/feed/ 0
Uğur Kurt Davasında Polis Memuruna 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:18:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9391 Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Okmeydanı Cemevi’nde cenaze beklerken başına kurşun isabet etmesi sonucu ölen Uğur Kurt ile ilgili “yaşam hakkı ihlali” kararının ardından yeniden yargılanan polis memuru S.K, “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık S.K, maktul Uğur Kurt’un ailesi ile taraf avukatları katıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile bazı partililerin de izleyici olarak takip ettiği duruşmada savunma yapan Kurt ailesinin avukatlarından Turgut Kazan, basit taksir üzerinden hüküm kurulamayacağını savunarak, sanığın olay anında atış hedefinden sapma olabileceğini öngörmesi gerektiğini söyledi.

Maktulün eşi Narin Kurt ise “Suçsuz bir insana rastgele silahla ateş ederek eşimin ölümüne sebep olduğu için adalet istiyorum. Oğlunun acısına dayanamayıp vefat eden kayınpederim ve kayınvalidem ile bir daha babasını göremeyecek oğlum için adalet istiyorum.” dedi.

Sanık polis memuru S.K. ise takdiri mahkemeye bıraktığını, başka bir şey söylemek istemediğini belirtti.

Karar

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, “taksirle ölüme neden olma” suçundan daha önce kurduğu hükmü, AYM’nin “hak ihlali” kararı kapsamında iptal etti.

Suç vasfına yönelik karar verme görevinin AYM’ye ait olmadığı ve bu yönde bir “hak ihlali” kararı verilmediği vurgusu yapan heyet, “taksirle ölüme neden olma” suçunun işleniş şekli, özellikleri, sanığın kusur durumu ve AYM’nin “hak ihlali” kararının gözetildiğini belirtti.

Tüm bu hususlara göre sanığa ceza maddesindeki alt sınırdan uzaklaşarak 3 yıl hapis cezası öngören mahkeme heyeti, duruşmalardaki tutum ve davranışlarını takdiri indirim nedeni kabul ettiği sanığın cezasını 1/6 oranında indirimle 2 yıl 6 aya düşürdü.

Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan Narin Kurt, “Bir insanın hayatının, bir çocuğun babasız bırakılmasının, bir anne-babanın kanser olup ölmesine sebep olunmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa herkes bu davayı üstlensin. Ben bu davayı devam ettireceğim, sonucu kabul etmiyorum.” sözleriyle karara tepki gösterdi.

Olayın geçmişi

Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki olaylar esnasında, bir yakınının cenaze törenine katılmak için Okmeydanı Cemevi’nde bulunduğu sırada başına mermi isabet etmesi sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık polis memuru S.K. hakkında “taksirle öldürme” suçundan 6 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Dosyanın gönderildiği İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın “taksirle öldürme” değil, “kasten öldürme” suçundan yargılanması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanığın “olası kastla öldürmek” suçundan 20 ila 25 yıl arasında değişen sürelerdeki hapis cezasını öngören hükme göre yargılanmasını istemişti.

Dava dosyası, istenen cezanın ağır ceza kapsamında olması nedeniyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Savcı 25 yıla kadar hapis istemişti

Yargılama sırasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın olası kastla hareket edip Uğur Kurt’un silahla ölümüne sebebiyet verme suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanığa “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl hapis cezası vermişti. Duruşmadaki tutum ve davranışlarını lehine takdiri indirim nedeni kabul ederek sanığın cezasını 1 yıl 8 aya indiren mahkeme, bunu da 605 gün karşılığı 12 bin 100 lira adli para cezasına çevirmişti.

Kararın ardından Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt’un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, “maktulün yaşam hakkının ihlal edildiğine” yönelik bir karar vererek sanığın yeniden yargılanmasına hükmetmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/feed/ 0
İstanbul’da Şehitlerimize Rahmet Yürüyüşü Sonrası Yumruklu Saldırı Davası https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:54:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6360 İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından evine dönen kişiye yumruklu saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ege Akersoy, 2 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tarafların avukatları katıldı.

Müşteki İsmail Aydemir’in avukatı Deniz Alp İmamoğlu, mütalaaya katıldıklarını belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.

Sanığın avukatı Ali Öztürk, Akersoy’un “Sen Arap sevicisin” şeklindeki sözlerinin, suçun kanunda tanımlanan unsurları arasında bulunan sosyal, sınıf, ırk ve bölge farklılıklarını temsil etmediğini iddia etti.

Bu sözlerin nefret ve kin oluşturma ihtimali bulunmadığını öne süren Öztürk, “Birisinin birisine ‘Sen bir Arap sevicisin’ demesinin ‘Sen bir Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır? Bu cümlede hakaret yoktur. Ben Batıcıyım, biri bana ‘Sen Batıcısın’ dese ben bundan niye tahrik olayım? İngiliz hayranı olduğum da söylenebilir bundan da tahrik olmam.” diye konuştu.

Davayı karara bağlayan hakim, Akersoy’un üzerine atılı “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirip, sanığın beraatine karar verdi.

Hakim, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” suçuna ilişkin ise sanığı 2 bin lira adli para cezasına çarptırıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un, müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılmıştı.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydedilmişti.

Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği dile getirilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşananlar ve şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanmıştı.

İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın, toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtilmişti.

Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi-2/feed/ 0
Sokak köpeğini öldürüp paylaşımı şoke etmişti, hakkında karar açıklandı https://www.kanal7haber.com.tr/sokak-kopegini-oldurup-paylasimi-soke-etmisti-hakkinda-karar-aciklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sokak-kopegini-oldurup-paylasimi-soke-etmisti-hakkinda-karar-aciklandi/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:36:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6095 Sokak köpeğini öldürüp paylaşımı şoke etmişti, hakkında karar açıklandı

KOCAELİ – Kocaeli’nin İzmit ilçesinde çocuğunu ısırdığı gerekçesiyle sokak köpeğini tüfekle vurarak öldüren ve sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dünya ile bağlantısını kestim” ifadelerini kullanan sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. Cumhuriyet savcısı, sanığın suçunun sabit olması sebebiyle 6 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakim ise sanığın kusurunun bulunmaması, eylemin zorunluluk hali içinde kalması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Yahya Kaptan Mahallesi’nde 27 Ağustos 2022’de meydana gelen olayda, bir köpeğin sokakta öldürüldüğünü gören mahalle sakinleri polise şikayette bulunmuş, yapılan araştırmalar neticesinde olayı gerçekleştiren kişinin Orçun Maviş olduğu tespit edilmişti.

“Köpek oğlumu ısırdığı için buna tahammül göstermem mümkün değildi”

Olaya ilişkin Orçun Maviş hakkında “Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan dava açılmış, yargılama sürecinde sanık sosyal medya hesabından, “Daha önce vukuatlı bir köpek oğlumu ısırdığı için buna tahammül göstermem mümkün değildi. Ben de o köpeğin dünya ile olan bağlantısını kestim. Sonuçta benim önceliğim çocuklarımın sağlığıdır. İnsanın sağlığı söz konusu olduğu yerde köpeklerin benim gözümde hiçbir değeri olmaz. Köpekseveler bu durumu benim aleyhime kullanabileceklerini düşünüyor. Köpekseverlerin neden bu kadar sesi çıkıyor? Çünkü köpekleri istemeyenlerden daha cesurlar, uğraşıp mücadele ediyorlar. Ama dediğim gibi benim çocuğumun sağlığı söz konusuydu” ifadelerini kullanarak paylaşım yapmıştı.

“Dünya ile bağlantısını kestim”

Kısa süre sonra başka bir binanın önünde videolu paylaşımı yapan Maviş, “Bu binada 5 ve 10 yaşında 2 yeğenim oturuyor. Eğer devletin yetkilileri ya da kendini hayvansever olarak tanıtanlardan birileri Mike’ı (köpeğin ismi) buradan almazsa Mike’ın hayatı tehlike altında. Ne demiştim öbür köpek için, ‘Dünya ile bağlantısını kestim’. Mike’de aynı sonu yaşayabilir. Hayanseverlere sesleniyorum, bu köpeği gelip buradan alın yoksa hayatı değişecek, önceden uyarıyorum” cümlelerini kullanmıştı.

Savcı cezalandırılmasını talep etti

Sanığın Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya taraf avukatları ve hayvanseverler katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın mahkumiyetine yeterli delil elde edildiğinden “Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakim, sanığın kusurunun bulunmaması, eylemin zorunluluk hali hudutları içinde kalması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

“Yapılan suç sabit”

Duruşma sonrasında açıklama yapan Kocaeli Doğa ve Hayvanları Koruma Kolektifi Kurucu Üyesi Erman Gelici, “Yahyakaptan’da bir köpeği uykusunda gözünden silahla vurarak öldüren Orçun Maviş isimli şahsın son duruşmasına girdik. Hayvanseverler ve Doğa Hayvan Savunucuları olarak davaya katıldık. Davanın lakayıt yürütüldüğüne inanmaktayız çünkü yapılan suç sabit. Sokak hayvanı yatarken öldürülmüş, arkasından başka hayvanlarında öldürüldüğüne dair şahitler var. Hemen arkasından Orçun Maviş, kendi sosyal medya hesaplarından ‘Ben sokak hayvanlarını öldürdüm, buradaki sokak hayvanları alınmazsa bunları da öldüreceğim’ diyerek soğukkanlılıkla, kan donduran ifadelerle açıklaması üzerine toplum tarafından tepki görmüştü” dedi.

“Çocuğunun ısırıldığına dair mahkemeye sunulan ne bir delil, ne bir doktor raporu, ne de video kaydı var”

Gelici, sözlerini şöyle noktaladı:

“Sanık, sokak hayvanlarını katlettiğini itiraf etmiş, ardından da devamında öldürmeye devam edeceğini soğukkanlılıkla anlatmıştı. Ancak çocuğunun ısırıldığına dair mahkemeye sunulan ne bir delil, ne bir doktor raporu, ne de video kaydı var. Hiçbir gerekçe olmadan sanık köpeklerin katline devam etmiş ve edeceğine soğukkanlılıkla itiraf etmiştir ama bundan maalesef ceza almamıştır. Bu karar itirazda bulunacağız. Ben de yarın herhangi bir yerden geçerken, ‘Bu bana şunu yaptı’ diyerek yani sadece beyana dayanarak birine zarar verebilir ve bundan ceza almayabilirim. Bugün adalet resmen bunun yolunu göstermiş oldu. Bu davanın peşini bırakmayacağız”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sokak-kopegini-oldurup-paylasimi-soke-etmisti-hakkinda-karar-aciklandi/feed/ 0
İzmit’te çocuğunu ısıran köpeği öldüren sanığa ceza verilmedi https://www.kanal7haber.com.tr/izmitte-cocugunu-isiran-kopegi-olduren-saniga-ceza-verilmedi/ https://www.kanal7haber.com.tr/izmitte-cocugunu-isiran-kopegi-olduren-saniga-ceza-verilmedi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:15:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5967 Kocaeli’nin İzmit ilçesinde çocuğunu ısırdığı gerekçesiyle sokak köpeğini tüfekle vurarak öldüren ve sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dünya ile bağlantısını kestim” ifadelerini kullanan sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. Cumhuriyet savcısı, sanığın suçunun sabit olması sebebiyle 6 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakim ise sanığın kusurunun bulunmaması, eylemin zorunluluk hali içinde kalması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

Yahya Kaptan Mahallesi’nde 27 Ağustos 2022’de meydana gelen olayda, bir köpeğin sokakta öldürüldüğünü gören mahalle sakinleri polise şikayette bulunmuş, yapılan araştırmalar neticesinde olayı gerçekleştiren kişinin Orçun Maviş olduğu tespit edilmişti.

“Köpek oğlumu ısırdığı için buna tahammül göstermem mümkün değildi”

Olaya ilişkin Orçun Maviş hakkında “Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan dava açılmış, yargılama sürecinde sanık sosyal medya hesabından, “Daha önce vukuatlı bir köpek oğlumu ısırdığı için buna tahammül göstermem mümkün değildi. Ben de o köpeğin dünya ile olan bağlantısını kestim. Sonuçta benim önceliğim çocuklarımın sağlığıdır. İnsanın sağlığı söz konusu olduğu yerde köpeklerin benim gözümde hiçbir değeri olmaz. Köpekseveler bu durumu benim aleyhime kullanabileceklerini düşünüyor. Köpekseverlerin neden bu kadar sesi çıkıyor? Çünkü köpekleri istemeyenlerden daha cesurlar, uğraşıp mücadele ediyorlar. Ama dediğim gibi benim çocuğumun sağlığı söz konusuydu” ifadelerini kullanarak paylaşım yapmıştı.

“Dünya ile bağlantısını kestim”

Kısa süre sonra başka bir binanın önünde videolu paylaşımı yapan Maviş, “Bu binada 5 ve 10 yaşında 2 yeğenim oturuyor. Eğer devletin yetkilileri ya da kendini hayvansever olarak tanıtanlardan birileri Mike’ı (köpeğin ismi) buradan almazsa Mike’ın hayatı tehlike altında. Ne demiştim öbür köpek için, ‘Dünya ile bağlantısını kestim’. Mike’de aynı sonu yaşayabilir. Hayanseverlere sesleniyorum, bu köpeği gelip buradan alın yoksa hayatı değişecek, önceden uyarıyorum” cümlelerini kullanmıştı.

Savcı cezalandırılmasını talep etti

Sanığın Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya taraf avukatları ve hayvanseverler katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın mahkumiyetine yeterli delil elde edildiğinden “Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakim, sanığın kusurunun bulunmaması, eylemin zorunluluk hali hudutları içinde kalması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

“Yapılan suç sabit”

Duruşma sonrasında açıklama yapan Kocaeli Doğa ve Hayvanları Koruma Kolektifi Kurucu Üyesi Erman Gelici, “Yahyakaptan’da bir köpeği uykusunda gözünden silahla vurarak öldüren Orçun Maviş isimli şahsın son duruşmasına girdik. Hayvanseverler ve Doğa Hayvan Savunucuları olarak davaya katıldık. Davanın lakayıt yürütüldüğüne inanmaktayız çünkü yapılan suç sabit. Sokak hayvanı yatarken öldürülmüş, arkasından başka hayvanlarında öldürüldüğüne dair şahitler var. Hemen arkasından Orçun Maviş, kendi sosyal medya hesaplarından ‘Ben sokak hayvanlarını öldürdüm, buradaki sokak hayvanları alınmazsa bunları da öldüreceğim’ diyerek soğukkanlılıkla, kan donduran ifadelerle açıklaması üzerine toplum tarafından tepki görmüştü” dedi.

“Çocuğunun ısırıldığına dair mahkemeye sunulan ne bir delil, ne bir doktor raporu, ne de video kaydı var”

Gelici, sözlerini şöyle noktaladı:

“Sanık, sokak hayvanlarını katlettiğini itiraf etmiş, ardından da devamında öldürmeye devam edeceğini soğukkanlılıkla anlatmıştı. Ancak çocuğunun ısırıldığına dair mahkemeye sunulan ne bir delil, ne bir doktor raporu, ne de video kaydı var. Hiçbir gerekçe olmadan sanık köpeklerin katline devam etmiş ve edeceğine soğukkanlılıkla itiraf etmiştir ama bundan maalesef ceza almamıştır. Bu karar itirazda bulunacağız. Ben de yarın herhangi bir yerden geçerken, ‘Bu bana şunu yaptı’ diyerek yani sadece beyana dayanarak birine zarar verebilir ve bundan ceza almayabilirim. Bugün adalet resmen bunun yolunu göstermiş oldu. Bu davanın peşini bırakmayacağız” – KOCAELİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/izmitte-cocugunu-isiran-kopegi-olduren-saniga-ceza-verilmedi/feed/ 0
Adnan Oktar suç örgütü iddianamesinde “İsrailli siyasetçilerle görüşme” tespiti https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/ https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:15:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5602 BAŞAK AKBULUT YAZAR – Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik 72 sanık hakkında hazırlanan yeni iddianamede, örgüt üyesi bazı sanıkların İsrailli siyasetçilerle görüşmeler yaptıkları, bu kapsamda bir sanığın örgütü temsilen İsrail’e gidip siyasetçi Yehuda Glick ile görüştüğü bilgisine yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca, Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu, 42’si firari 72 sanık hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Oktar’ın bir numaralı sanık olduğu 1017 sayfalık iddianamede, 72 kişi “şüpheli”, 21 kişi “mağdur”, 9 banka ise “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer aldı.

Örgütün kuruluş amacı ve faaliyetleri anlatılan iddianamede, haklarında dava açılan sanıkların eylemleri detaylı olarak ele alındı.

İddianamede tutuklu sanık Ali Sadun Engin’in örgüt içinde “Sado” lakabını kullandığı, özellikle ABD ve İsrail ile örgüt arasında köprü vazifesi gördüğü, örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın talimatıyla İsrail’de düzenlenen ve örgüt tarafından organize edilen konferanslarda konuşmacı olarak yer aldığı belirtildi.

Sanığın yurt dışından gelen bürokrat ve yabancı siyasetçilerin rehberliğini üstlendiği, ayrıca Oktar’ın A9 TV’deki yayınlarında konuşulacak konuları belirleyip, kanalın para transferini organize ettiği kaydedildi.

Örgütün Yehuda Glick ile görüşmesini anlattı

İddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Altuğ Revnak Eti’nin, sanık Engin’in İsrail’in eski Likud Partisi Milletvekili radikal haham Yehuda Glick ile bağlantılarını anlatması dikkati çekti.

Eti, ifadesinde, tutuklu sanık Ali Sadun Engin ile örgütsel konferans verdiklerini, bu konferansta “tapınakçılar”dan olan Timothy Hogan başkanlığındaki 9 kişilik ekiple tanıştıklarını söyledi.

Ekibin sanık Sinem Tezyapar tarafından Türkiye’ye getirtildiğini ve yol parası dahil tüm masraflarını örgütün karşıladığını anlatan Eti, “Ali Sadun Engin ve ben bu misafirlere İstanbul’da tarihi mekanları gezdirdik. Gelen Mason ekip, tapınakçıların kuruluş yeri olan Küçük Ayasofya’da bize tapınakçılık hikayesini anlattı.” ifadelerini kullandı.

Sanık Engin’in, Adnan Oktar ve mason ekiple birebir yaptığı görüşmelere katıldığını, İsrail ve dünyada dini anlamda en güçlü haham organizasyonu olan Sanhedrin Meclisi ile Oktar’ın talimatı üzerine “Bacılar Grubu” aracılığıyla bağlantıya geçtiklerini aktaran Eti, yine masrafları örgütçe karşılanan ve aralarında Ben Abrahamsın ile Yesheyahu Hollander’in de bulunduğu 8 kişilik ekibe İstanbul’da tarihi ve kendileri için kutsal olan yerleri gezdirdiklerini kaydetti.

BM toplantısına katıldılar

Oktar’ın bu ekiple toplantılar yaptığı ve sonrasındaki süreçte sanık Engin’in davetli olarak örgütten birkaç kişiyle İsrail’e gittiği bilgisini veren Eti, ifadesine şöyle devam etti:

“Orada önce Sanhedrin ekibi aracılığıyla siyasette söz sahibi olan Likud Partisi Milletvekili Yehuda Glick ile tanıştırdılar. Yehuda Glick de siyasiler ile tanıştırdı. Sanhedrin ekibi ise dindar olan Shas Partisine yakındı. Likud Partisi İsrail’de o dönem ana muhalefet partisiydi. Shas Partisi ise her zaman yüzde 10 oy oranına sahip dindar bir partiydi.”

Eti, Sanhedrin ekibinin daha sonra örgüt elemanlarını ABD’deki Ortodoks Yahudiler ile bağlantıya geçirdiğini ve bu sayede kendisinin ve Engin’in New York’taki Birleşmiş Milletler Merkezi’nde toplantılara katılma imkanı bulduğunu belirtti.

Örgütün sözde Ankara sorumlusu olduğu bildirilen sanık Ayfer Gökmenli’nin bazı milletvekilleri, siyasiler ve yazarlarla Adnan Oktar’ın vekili olarak görüşmelere katılıp lobi faaliyetleri yürüttüğü bilgisi de iddianamede yer aldı.

İddianamede, sanığın ayrıca şahsi evini örgüt evi olarak kullandırdığı ve eşinin ölümünden sonra mal varlığını örgüte devrederek örgütü fonlamayı amaçladığı tespitinde bulunuldu.

Örgütten ayrılan kişi “şüpheli” oldu

İddianamede, örgütten 2017’de ayrılan ancak soruşturmaya konu olaylarla ilgili dönemde örgütte yer aldığı gerekçesiyle soruşturulan Ceylan Özgül’e de “şüpheli” olarak yer verildi.

Aynı örgütten ayrılan Ümit Kurucu ile evli olan Özgül’ün, soruşturma safhasında pişmanlığını dile getirip kendi iradesiyle teslim olması, örgüt içindeki kişiler ve örgüt yapılanmasıyla ilgili bilgiler vermesi, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte faydalı bilgiler olması nedeniyle, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılması talep edildi.

İddianamede, firari sanıklardan Emre Çalıkoğlu’nun ailesiyle yaşadığı için evinde kasa bulundurduğu, örgüte ait paraların bir kısmını bu kasada tuttuğu, maddi durumunun iyi olmasından dolayı örgütte güven sağladığı anlatıldı.

Örgüt yöneticisi Adnan Oktar tarafından örgüte gelen paraları saklamakla görevlendirilen Çalıkoğlu’nun örgütte “İmam Kardeşler” olarak adlandırılan grupta yer aldığı kaydedilen iddianamede, sanığın, Oktar’ın talimatı doğrultusunda, askerlik yapmak istemeyen örgüt üyelerinin durumlarıyla alakalı çözüm bulunması konusuyla ilgilendiği aktarıldı.

AİHM’den kazandığı tazminatı örgüte aktardı

İddianamede sanığın, Oktar’ın da aralarında bulunduğu bir grup örgüt üyesinin 1999’da gözaltına alındıklarında işkence gördükleri iddialarıyla ilgili dönemin emniyet görevlileri hakkında açılan dava kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) şikayette bulunduğu ve kazandığı tazminatı “infak” adı altında örgüte aktardığı kaydedildi.

Tutuklu sanıklardan Erol Şimşek’in, kendisine yüklü miktarda miras kalan örgüt üyelerinin mal varlıklarının örgüte aktarılması noktasında faaliyet gösterdiği belirtilen iddianamede, sanığın özellikle Kazakistan’da olmak üzere yurt dışında örgüte finans sağlayan şirketler kurup, örgüt içi para transferini yönettiği ifade edildi.

İddianamede “Adliye İmamı” olarak anılan sanıklardan Fatih Kılıç’ın, örgütün hukuki işlerini takip eden ve ana dosyada yargılanan Gülcan Karakaş’a ait avukatlık bürosunda faaliyet gösterdiği, ayrıca örgütle ilgili dosyalarda görevli yargı ve emniyet mensuplarını araştırmakla görevli olduğu, sanığın verdiği bilgiler itibarıyla etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerektiği bildirildi.

Askere gitmek istemeyenler Rusya ve Cezayir’deki şirketlere gönderildi

Firari sanıklardan Harun Özyaşar’ın örgüt adına Rusya’da faaliyet gösterdiği kaydedilen iddianamede, örgüt içerisinde vakti gelmesine rağmen askere gitmek istemeyen kişilerin Rusya’ya gönderildiğinde sanığın şirketinde çalıştıklarına işaret edildi.

Firari sanık Tufan Gürlek’in ise örgüt içerisinde “Yasin” olarak bilindiği ve “evrim” konferanslarında konuşmacı olarak bulunduğu iddianamede yer aldı.

İddianamede, sanığın örgüt adına Cezayir’de faaliyet gösterdiği, vakti gelen ancak askere gitmek istemeyen örgüt üyelerinin Cezayir’e gönderildiklerinde bu sanığın şirketinde çalıştıkları belirtildi.

Sanığın örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyon tarihinden itibaren firari konumda olduğu ve Cezayir’de güncel faaliyetlerine devam ettiğinin değerlendirildiği kaydedildi.

İddianamede, firari sanık Hasan Basri Güner’in, örgüt üyelerine farklı basın yayın organlarında görev aldırarak, örgütten ayrılan ya da örgüte karşı olan kişilere karşı karalama faaliyetleri gerçekleştiren grup imamı olduğu bildirildi.

Örgütün 1990’da giriştiği yapılanmada ilk imamlarından biri olan sanığın, örgüt faaliyetinden tutuklu kişilerin itirafçı olmalarını engelleme, dışarıdaki örgüt sempatizanlarının motivasyonunu koruma ve örgütün çözülmesini önleme çalışmaları yaptığı kaydedilen iddianamede, sanığın bir adreste örgüt ideolojisini aktarmak amacıyla dersler verdiği anlatıldı.

İddianamede, Oktar ile özel diyalog kuran sanığın örgüte finans sağlaması için Oktar tarafından Çin’e gönderildiği, örgütsel talimat kapsamında kıyılan imam nikahlarını organize ettiği ve örgüte ait “Tedbir Evi”nin liderliğini yaptığı bilgisi verildi.

Firari sanıklardan Hüseyin Cenk Yavaş’ın, Oktar’a düzenlenen ilk operasyon sonrası gazeteciler, politikacılar, yazarlar, bürokratlar, vakıf ve derneklerle görüşen ve kamuoyu oluşturmaya çalışan ekipte yer aldığı ve örgüt adına Dubai’de faaliyet gösterdiği iddianamede yer aldı.

İddianamede, örgüt üyelerinden Oktar Babuna tarafından kanser hastalığı sebebiyle başlatılan ve sonraki dönemde amacı dışında kullanıldığı tespit edilen kan kampanyasında yurt dışına çıkarıldığı tespit edilen kanların sanığın refakatinde götürüldüğü belirtildi.

Firari sanık İbrahim Özçelik’in örgüt adına lobi faaliyetleri kapsamında tarikat ve cemaatlerle görüşmeler yaptığı bilgisine yer verilen iddianamede, sanığın örgütte “Çelikçi İbrahim” olarak anıldığı aktarıldı.

İddianamede, sanığın, devlet tarafından el konulmasına karar verilen Maye Grup Çelik Sanayi Şirketi’nin dolandırıcılık suçu kapsamında kalan eylemlerine katıldığı anlatıldı.

Sahte taşıma evrakıyla ülkeye sokulan çelik boruların gümrükten çıkarılarak sanığa ait depoya götürüldüğü ve buradan piyasaya sürülerek düşük bedelle satılıp elde edilen kaynağın örgüte aktarıldığına dikkat çekildi.

İddianamede, elebaşı Adnan Oktar’ın, A9 TV’nin RTÜK’e bağlı olmadan yayın yapılabilmesinin sağlanması amacıyla “Reji İsmail” olarak anılan firari sanık İsmail Gülsunar’a talimat verdiği, sanığın çözüm olarak Kosova’da kanal açma fikrini sunduğu, bunun için Kosova’ya gönderildiği fakat daha sonra kanal açma fikrinden vazgeçildiği belirtildi.

Firari sanık Muhammet Cihat Gündoğdu ile ilgili bölümde, bir kişinin sanık hakkında “Örgütün şu andaki sosyal medya üzerinden yürüttüğü karalama faaliyetlerinin başında firari yönetici İbrahim Seral Köprülü ve Cihat Gündoğdu bulunmaktadır. Bu kişilere Mehmet Akın yardım etmektedir.” şeklinde ifade verdiği kaydedildi.

İddianamede, Adnan Oktar’ın özellikle Suriye Mason Locasıyla yaptığı görüşmelere diğer örgüt üyeleriyle birlikte sanığın katılım sağladığı, Mason locasına mensup kişileri Türkiye’de ağırlama görevini üstlendiği ifade edildi.

Firari sanık Mustafa Üstün’ün örgüt yöneticisi ve üyelerinin tutuklanması sonrası özellikle duruşma günlerinde örgüt üyelerinin duruşmaya katılabilmeleri için araç temin ettiği, yiyecek, içecek, kıyafet gibi ihtiyaçların taşınmasında rol aldığı, sosyal medya üzerinden de örgütü övücü paylaşımlarda bulunduğu iddianamede yer aldı.

Miras örgüte aktarılsın diye sahte evlilik

İddianamede, firari konumda bulunan Neşe Tuncer’e babasının ölümünden sonra yüklü miktarda miras kaldığı, bu mirasın örgüt içine aktarımını sağlamak amacıyla örgüt yöneticisi İbrahim Tuncer ile sahte evlilik yaptığı tespitinde bulunuldu.

Sanığın bu şekilde örgütü finanse ettiği, 30 yıla yakın süredir örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın yanında bulunduğu ve günlük şahsi işlerini de yaptığı belirtildi.

İddianamede, firari sanık Oben Karatepe’nin örgüt içerisindeki para transferinde etkin rol aldığı ve her ay düzenli olarak, örgüt adına kurulan ve örgütün finans kaynağını oluşturan şirketler aracılığıyla örgüte para aktardığı, Adnan Oktar’ın emriyle İstanbul’da “yaratılış” konulu “Yaşamın ve Evrenin Gerçek Kökeni” isimli üç konferans düzenlediği bildirildi.

Yurt dışındaki paraları, şirketler üzerinden Türkiye’ye aktardı

İddianamede, sanık Orkun Şimşek’in kendisine yüklü miktarda miras kalan örgüt üyelerinin mal varlıklarının örgüte aktarılması noktasında faaliyet gösterdiği, özellikle Dubai’de olmak üzere yurt dışında örgüte finans sağlayan şirketler kurup örgüt içi para transferini yönettiği ve Kazakistan’daki şirketlerden elde edilen geliri Dubai’deki şirketi aracılığıyla Türkiye’ye aktardığı bilgisine yer verildi.

Sanık Şimşek’in “turnike” sistemine girecek kadınları tespit ettiği değerlendirmesine yer verilen iddianamede, kadınların kimlerle görüşeceklerine karar verdiği, özellikle örgüt yöneticisi Adnan Oktar ile tanıştırdığı, dönem dönem kadınların kaldığı evlerden sorumlu olduğu, örgüt içi deşifrenin önlenmesi amacıyla özellikle turnike sistemine giren kadınlara örgütsel yemin ettirdiği belirtildi.

İddianamede, firari sanık Tahsin Akkaş’ın “Aslan” kod adını kullandığı, kendisine ait silahları bulunduğu, örgüt içerisindeki diğer üyelerle arasında silah devri yaptığı kaydedildi.

Akkaş’ın yurt dışı işlerden sorumlu “imam” olduğu değerlendirilen iddianamede, ayrıca Oktar’ın kişisel ihtiyaçlarını karşıladığı, yurt dışından A9 TV’ye gelen mankenlerden sorumlu grupta yer aldığı, Kazakistan, Suudi Arabistan ve Rusya’da örgüte finans sağlamak amacıyla bulunduğu belirtildi.

İddianamede, sanığın her ne kadar firari olsa da avukatlar vasıtasıyla örgütten ve yargılama safahatından bilgi aldığı ve güncel olarak eylemlerine devam ettiği aktarıldı.

Sanık Tuğba Yılmaz’ın reklam ajansı görünümündeki şirket vasıtasıyla örgüte uygun olduğunu düşündüğü kadınlarla iletişim kurduğu ve belli bir dönem güvenlerini kazanınca örgüt üyesi erkeklerle buluşmalarını sağladığı anlatıldı.

Sanığın, örgütün siyasilerle olan görüşmelerinde ve siyasi lobi kapsamındaki faaliyetlerinde yer aldığına işaret edilen iddianamede, bulunduğu “Kız Kardeşler” grubunun finans sorumlusu olduğu, örgüt evlerinde örgüte üye kadınların kaldığı, örgüt tarafından ihtiyaçlarının karşılandığı ve örgüt içerisinde “Türkan” lakabını kullandığı ifade edildi.

İddianamede, sanık Yılmaz’ın örgütteki kadınlar dışarı çıkacağı zaman örgütsel teamül gereği “şahit” adı altında onlara eşlik ettiği ve örgütün ana çatı dosyasında ismi geçen şüphelilerle operasyon anına dek, olağan akışa uymayan çok sayıda görüşme trafiği olduğu belirtildi.

Firari durumdaki Uğur Örmen’le ilgili değerlendirmelere yer verilen iddianamede, sanığın “yabancı kızlar imamı” olarak görev yaptığı, örgüte ait evlerde kalan kadınlarla ilgilendiği ve bu evlerin ihtiyacını giderdiği bildirildi.

İddianamede Örmen’in örgütsel saikle ve Oktar’ın talimatıyla Aylin Örmen ile örgüt içi evlilik yaptığı, evli çiftlerin konutunda örgütsel toplantıların daha rahat yapıldığı, olası polis baskınında evdeki kişilerin misafir olarak lanse edildiği kaydedildi.

Sanığın konsolosluklarla lobi faaliyeti yürüttüğü belirtilen iddianamede, Oktar’ın kitabını konsolosluklara hediye ettiği ve bir dönem örgütün karargahı olarak kullanılan villanın kira sözleşmesinin üzerine yapıldığı, dolayısıyla şüphelinin örgüt içerisinde güven veren örgüt üyelerinden olduğu anlatıldı.

Ceza istemi

İddianamede, Adnan Oktar, Ulviye Didem Ürer, Tarkan Yavaş ve Alev Babuna’nın aralarında bulunduğu 13 sanığın, diğer 59 sanığın eylemlerini örgüt kapsamında gerçekleştirmesi ve yöneticilerin bu suçlardan ayrı ayrı sorumlu olması gerektiğinden çok sayıda kişiye karşı birden fazla kez “nitelikli cinsel saldırı”, “çocuğun cinsel istismarı”, “cinsel taciz”, “basit cinsel saldırı”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak”tan 1938 yıl 5’er aydan 2 bin 758 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

59 sanığın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”tan 2,5 yıldan 6’şar yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, ayrıca bu sanıklardan 27’sinin “nitelikli cinsel saldırı”, 8’inin ise “cinsel taciz” suçundan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianamede, sanıklardan İbrahim Özçelik’in ayrıca “nitelikli dolandırıcılık” ile “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından da 12 yıldan 34 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Bazı sanıklar hakkında “kaçakçılık” ile “evrakta sahtecilik” suçlarından ayrı bir soruşturma başlatıldığı, bu soruşturmanın devam ettiği kaydedildi.

İddianamede, örgüte yönelik operasyonda ele geçirilen paraların, oluşturulan fon kapsamında ilgili yöneticiler tarafından örgüt amaçları ve ihtiyaçları doğrultusunda örgüt yöneticileri ve üyelerine paylaştırılmak üzere kullanıldığı ve şüphelilerin firari oldukları dönemde herhangi bir iş yapmadığı, gelir getirici herhangi bir faaliyetleri bulunmadığı belirtilerek, 261 bin 991 lira ile 310 avro ve 10 bin 465 doların müsadere altında tutulması istendi.

Firari sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, bu karardan itibaren kanun gereği infaz için 5 yıl beklendiği aktarılan iddianamede, sanıklar yakalanmadığından haklarında dava açıldığı belirtildi.

İddianame, gönderildiği İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Sanıklar ileriki günlerde hakim karşısına çıkacak.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/feed/ 0
İstanbul’da Şehitlerimize Rahmet Yürüyüşü Sonrası Yumruklu Saldırı Davası https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:09:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5600 İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından evine dönen kişiye yumruklu saldırıda bulunan sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada mütalaa açıklandı.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki İsmail Aydemir ve tarafların avukatları katıldı.

Aydemir, dava konusu mitingden dönerken aniden karşılaştığı sanığın kendisine “Sen Arap sevici misin? Arap kültürünü mü savunuyorsun?” diyerek kızdığını ve bir anda yumruk attığını anlattı. Yere düşmesi üzerine çevredekilerin yardım ettiğini belirten Aydemir, sanıkla aralarında başka bir konuşma geçmediğini ifade ederek, şikayetçi oldu.

Duruşmada esasa ilişkin görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Söz verilen sanık avukatı Ali Öztürk, müşteki Aydemir’e olay anından önce yanında biri olup olmadığını ve sanığın kendisine söylediği “Arap sevici misin” sözlerini başkalarının da duyup duymadığını sordu.

Aydemir ise “Mitinge yalnız gittim, yalnız dönüyordum. Söz konusu sözleri bana söyledi ama etrafımdan geçenler de duydu. Hatta onlara da bu şekilde sözler söyledi.” yanıtını verdi.

Duruşma, sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlaması için ertelendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılıyor.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydediliyor.

Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor.” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği kaydedilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşanan olaylarla şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanıyor.

İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtiliyor.

Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Tutuklu sanık tensip zaptıyla tahliye edilmişti

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/feed/ 0
Kargocu, para karşılığı anlaştığı kadınları falakaya yatırıp görüntü çekti https://www.kanal7haber.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti/ https://www.kanal7haber.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti/#respond Mon, 29 Jan 2024 09:03:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2986 KAYSERİ’de para karşılığı anlaştığı iddia edilen kadınları falakaya yatırıp, görüntü çeken kargocu Erkan T.’ ye (35) istinaf mahkemesince ‘fazla ceza’ verildiği gerekçesiyle yeniden yargılandığı davada ‘müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 6 ay 22 güne düşürülen hapis cezası kararının gerekçesi açıklandı. Mahkeme gerekçesinde, sanığın cep telefonunda depolanmış halde birden çok farklı tarihlerde yüklenmiş video bulunduğuna yer vererek, “Sanığın, ‘müstehcenlik’ suçunu birden fazla kez işlediği anlaşılmış, sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmiştir. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak ‘iyi hal’ indirimi yapılarak, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır” görüşünde bulundu.

Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.

KAMU DAVASINDAN BERAAT

Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.

İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ

Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.

Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.

CEZASI 1,5 YILA İNDİ

Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

‘ZORLA DEĞİL, RIZAYLA’

Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H. olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.

‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’

Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:

“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”

GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme, sanık Erkan T.’ye verilen 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası kararının gerekçesini açıkladı. Mahkeme gerekçesinde, “Sanığın cep telefonunda depolanmış halde birden çok farklı tarihlerde yüklenmiş video bulunduğu, video içeriklerinde kimliği belirsiz kadınların bulunduğu, kadınların ayaklarından bağlı halde falakaya yatırılmış haldeyken bir erkek tarafından sopa ile ayaklarına vurulduğu, videoların bazılarında kadınların vücudunun tamamının ya da bir kısmının çıplak olduğu, kadınların cinsel dürtü uyandıracak şekilde sesler çıkarttığı, sanığın eşi ile çektiği videolardan birinin de cinsel fantezi amacıyla çekildiği, sanığın bu şekilde şiddet kullanılarak yapılan cinsel davranışları içeren videoları farklı tarihlerde birden çok kez telefonunda depoladığı, ayrıca benzer içerikli videoları farklı tarihlerde bizzat eşi ve H. isimli başka bir kadın ile çekmek suretiyle üreterek, ‘müstehcenlik’ suçunu birden fazla kez işlediği anlaşılmış, sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmiştir. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak ‘iyi hal’ indirimi yapılarak, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti/feed/ 0
Adana’da PKK’nın talimatıyla orman yangını çıkaran terörist hakkında dava açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-pkknin-talimatiyla-orman-yangini-cikaran-terorist-hakkinda-dava-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-pkknin-talimatiyla-orman-yangini-cikaran-terorist-hakkinda-dava-acildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:09:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2733 Adana’da terör örgütü PKK’nın talimatıyla 2022’de iki farklı noktada orman yangını çıkardığı gerekçesiyle tutuklanan PKK’lı terörist ile onun keşif ve eylem çalışmaları için örgüte fon topladıkları iddia edilen 11 sanık hakkında dava açıldı.

Merkez Sarıçam ilçesinde 13 Ağustos 2022’de iki farklı ormanlık alanda yangın çıkardığı gerekçesiyle aynı gün tutuklanan ve eylemlerini terör örgütü PKK adına gerçekleştirdiği belirlenen F.D. ile keşif ve eylem çalışmaları için terör örgütüne fon sağladıkları iddiasıyla 13 Nisan 2023’te tutuklanan A.B. ve tutuksuz A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B. hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.

Sanık F.D. hakkında, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma” suçundan müebbet, “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçundan 10 yıla kadar hapis, tutuklu A.B. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından 25 yıla kadar hapis, diğer 10 sanık için ise “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” 10’ar yıla kadar hapis cezaları talebiyle hazırlanan iddianame, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Belgeler, ifade tutanağı, tanık anlatımları, Sarıçam Orman İşletme Şefliği tutanakları, HTS, PTS, dijital veri inceleme kayıtları ve bilirkişi raporlarına yer verilen iddianamede, sanığın kentteki orman yangınlarını terör örgütü PKK’nın talimatıyla çıkardığı anlatıldı.

İddianamede, F.D’nin Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince aynı suçlama yönüyle yargılaması süren R.B. ile terör örgütü PKK’nın talimatı üzerine 13 Ağustos 2022’de, R.B’nin kullanımındaki araçla gittiği Sarıçam ilçesi Ünlüce ve Çamlıca mahallelerinde 2 ayrı ormanı yakıp Mersin’e kaçtığının tespit edildiği belirtildi.

PKK’nın talimatıyla bölgede keşif çalışması yapmış

Sanığın yangınları çıkardığını gördüklerini anlatan 3 tanığın ifadelerinin de yer aldığı iddianamede, F.D’nin yangınlar öncesinde de PKK adına sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verildi.

F.D’nin telefonunun baz istasyonlarından sinyal verdiği adreslerin incelendiği de iddianamede belirtildi. Buna göre Kozan ve Yüreğir ilçeleri arasındaki kırsal alanlara hizmet veren geniş kapsama alanı olan baz istasyonlarından sanığın telefonundan sinyal alındığı, buraların orman yangını çıkan bölgelere yakın olduğunun tespit edildiği iddianamede anlatıldı.

İddianamede, “Sanık F.D. ve R.B’nin birlikte merkez Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla keşif çalışması yaptıkları, terör örgütü PKK’nın talimatıyla ormanlarda yangın çıkaran ‘ateşin çocukları’ yapılanmasıyla bağlantılı oldukları tespit edilmiştir.” ifadeleri yer aldı.

PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında sanığa farklı tarihlerde para gönderdiği iddianamede aktarıldı.

Sanığın PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında gönderdiği para için A.B. ile irtibata geçtiği anlatılan iddianamede, “F.D’nin PKK terör örgütü adına keşif ve eylem çalışmaları için kullanacağı paraları kendi banka hesaplarını kullanarak temin etmediği, 2022 yılının farklı tarihlerinde A.B’nin parayı parça parça A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B’nin banka hesaplarına aktardığı, sanık F.D’nin de bu paraları deşifre olmamak için diğer sanıklardan farklı zamanlarda bizzat elden teslim aldığı tespit edilmiştir.” denildi.

İki ayrı ormanlık alanı yakıp kaçmış

F.D’nin terör örgütü PKK’nın talimatıyla sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

“Sanığın, Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla R.B. ile keşif çalışması yaptığı, 13 Ağustos 2022’de Sarıçam ilçesi Çamlıca ve Ünlüce mahallelerindeki iki ayrı orman yangınını terör örgütü PKK’dan aldığı talimatla kasten çıkardığı, yangınları 3 tanığın F.D. ve R.B’nin çıkardığını gördüğü ve tanık anlatımlarına göre sanığın yangın sonrasında araçla hızlı bir şekilde bölgeden uzaklaştığı, sanığın aracının yangınların çıktığı saatlerde olay yerine yakın PTS kayıtları ve o bölgede cep telefonunun sinyal kaydının bulunduğu, olay yerinde o saatlerde başka araç ve kişinin tespit edilmediği, Sarıçam’daki 2 ayrı noktada 20 dakika arayla orman yangını çıkardığı değerlendirildiğinde, F.D’nin ‘terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma’ ve ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun’a muhalefet’ suçlarından, terör örgütüne fon topladığı ve F.D’ye yardım ettiği belirlenen A.B’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından, diğer 10 sanığın ise ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçundan cezalandırılması talep olunur.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-pkknin-talimatiyla-orman-yangini-cikaran-terorist-hakkinda-dava-acildi/feed/ 0