Sanık – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Wed, 31 Jul 2024 21:30:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Adana’daki Özgür Apartmanı’nın yıkılması davasında müteahhit kardeşlerin tutuksuz yargılanması devam ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/adanadaki-ozgur-apartmaninin-yikilmasi-davasinda-muteahhit-kardeslerin-tutuksuz-yargilanmasi-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/adanadaki-ozgur-apartmaninin-yikilmasi-davasinda-muteahhit-kardeslerin-tutuksuz-yargilanmasi-devam-ediyor/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:30:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10796 Adana’daki Özgür Apartmanı’nın 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılmasına ilişkin dava kapsamında, müteahhit 2 kardeşin tutuksuz yargılanmasına devam edildi.

Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmasına, tutuksuz sanıklar Murat A. ve kardeşi Mahmut A. ile bazı tanık, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada tanık sıfatıyla beyanı alınan binanın eski yöneticisi M.T. yıkılan Özgür Apartmanı’nda kolon kesilmesine şahit olmadığını anlatarak, “Depremden önce ben binanın 13. katında ikamet ediyordum. Binanın yağmur su boruları apartmanın dışındaki bahçeye akıyordu. Binanın dam kısmına beton dökülmedi. Doğal gaz tesisat işlemi ise binaya zarar vermeden gerçekleştirildi. Tüm bilgim bunlardan ibarettir.” dedi.

Hakkındaki iddialar hatırlatılarak savunması alınan sanık Mahmut A, binanın yapımıyla ilgili herhangi bir sorumluluğunun olmadığını öne sürerek, kendisinin o dönemde imza yetkisinin bulunmadığını söyledi.

Suçlamaları kabul etmediğini belirten Mahmut A. şöyle devam etti:

“Ben daha çok şirketin büro işleriyle ilgileniyordum. Binanın inşaatı, zemin etüdü gibi işlemlerle o dönem teknik uygulama sorumlusu S.Y. ilgileniyordu. Ben babamın kurduğu bu şirkette sadece bir çalışandım. Binayla ilgili hiç bir imza işleminde yer almadım. Bir süre dairelerin satış işlemleriyle ilgilendim. Binanın yapım yılı üzerinden yaklaşık 28 yıl sene geçmiş. Apartmanda doğal gaz tesisat işlemleri yapılmıştır. Bu işlemler kapsamında bütün katlar delinmiştir. Binanın dam kısmına 50 santimetre kalınlığında beton döküldüğü bilgisi bana gelmişti. Hatta bu konu yüzünden apartman sakinleri arasında tartışmalar olmuş. Sonrasında yağmur su borularının direk bodruma aktığı yönünde duyumlar da aldım. Bazı dairelerde cam balkonlar yapılmış. Ayrıca deprem sonrasında binadan karot alınma yöntemine itirazım var. Çünkü iş makinesi binanın üzerine çıkmadan karot alınması lazımdı. Bilirkişi raporundaki karot katsayı değerleri, örselenmiş numunelerden alınmıştır. Bu nedenle bu katsayı değerleri ortaya çıkmıştır. Bu binayla ilgili benim sorumluluğum yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum.”

Diğer sanık Murat A. da suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, “Binanın inşasında etriye aralığı yönetmeliğe uygun yapılmıştır. Önceki celse yaptığım savunmamı tekrar ediyorum. Hakkımda uygulanan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.

Cumhuriyet savcısı, dosyadaki delil durumu dikkate alınarak sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesi ve eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaasını sundu.

Mahkeme heyeti de sanıkların mevcut halinin devamına ve sanık avukatının olay yerinde keşif yapılması yönündeki talebinin reddine karar karar vererek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Pazarcık merkezli 6 Şubat 2023’teki 7,7 büyüklüğündeki depremde hasar alan, Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki sarsıntıda yıkılan, 4 kişinin öldüğü Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi’ndeki Özgür Apartmanı’nın müteahhitleri Mahmut ve Murat A. hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde kurulan Deprem Soruşturma Bürosunca “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan, 22 yıl 6’şar ay hapis cezası istemiyle iddianame düzenlenmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adanadaki-ozgur-apartmaninin-yikilmasi-davasinda-muteahhit-kardeslerin-tutuksuz-yargilanmasi-devam-ediyor/feed/ 0
Bayrampaşa’da Dondurucuda Ceset Bulunan Sanık Hakim Karşısında https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/ https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:06:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10714 Bayrampaşa’da bir evdeki dondurucuda cesedi bulunan Muhammed Nuh Kasadar’ı aralarında çıkan kavgada boğarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanık ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Hakan Öztürk, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, tarafların avukatları da hazır bulundu.

Sanık Öztürk, kimlik tespitinde inşaat işçisi olduğunu belirtirken, mahkeme başkanının dosyaya giren Adli Tıp Kurumu raporları, maktulle bulunan görüntüleri ve iddianameye ilişkin bir diyeceği olup olmadığını sorusuna “Yok.” yanıtını verdi.

Duruşmada söz verilen sanık Öztürk, savunma yapmayacağını bildirdi.

Mahkeme başkanı sanığın cep telefonunun incelemesinde cinayeti gerçekleştirmeden 10 gün önce bazı aramalar yaptığını, telefonunda kimliği belirsiz ceset ve cinayet videolarının bulunduğunun tespit edildiğini aktardı.

Maktulün ağabeyi Ömer Faruk Kasadar ise sanığın kardeşini planlayarak katlettiğini söyledi.

Kardeşinin cenazesi defnedildikten 2 gün sonra onunla yaşıt birinin kendisini aradığını, bu kişinin sanığın kendisini de evine çağırdığını söylediğini aktardığını belirten Kasadar, haksız yere çalıştırarak parasının verilmediği iddialarının doğru olmadığını dile getirdi.

Kasadar, “Bizim ciğerimizi, Türkiye’nin ciğerini yaktı. Allah da onu perişan etsin.” dedi.

Avukat Can Çelik ise her şeyin ortada olduğunu kaydederek, “Tasarlayarak müteveffayı öldürmüştür. Cezalandırılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığına ilişkin rapor istenilmesine hükmetti.

Sanık hakkında “yağma” suçundan suç duyurusunda bulunmasını kararlaştıran heyet, sanığın tutukluluk halinin devamını hükmedip duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, maktul Muhammed Nuh Kasadar’ın babası Mustafa Kasadar’ın aktardığına göre, maktulün 10 Temmuz 2023’te saat 11.00 sıralarında haber vermeden evden ayrıldığı belirtiliyor.

Aynı gün maktulün ağabeyi müşteki Ömer Faruk Kasadar’ın telefonuna “Merhabalar Ömer Bey, şu anda Muhammed elimizde. Ayrıntılı bilgi için Android bir telefondan ‘Connected2’ uygulamasını indirin ve ‘Kasadari’ diye bir hesap oluşturun. Bunun için 15 dakikan var, hesabı aç ve sana yazmamı bekle.” şeklinde mesaj gönderildiği kaydedilen iddianamede, müştekinin kendisine şaka yapıldığı gerekçesiyle bunu ciddiye almadığı ifade ediliyor.

İddianamede, gece eve gelmemesi üzerine müştekilerin maktulü aradığı ancak ulaşılamadığı aktarılarak, ailesinin maktulün kaçırılmış olabileceği şüphesiyle polise başvurduğu anlatılıyor.

Müşteki baba Kasadar’ın telefonuna sanık Hakan Öztürk’ün söylediği uygulama indirilip, sanıkla buluşma sağlamak amacıyla görüşülmeye başlandığı kaydedilen iddianamede, müştekilerin iletişime geçmesi sonrası, rehin tuttukları kişiyi 40 bin dolar karşılığında serbest bırakacağını söylediği bildiriliyor.

İddianamede, ağabey Ömer Faruk Kasadar’ın sanığa 70 bin lira getirebileceğini söylemesi üzerine, sanık Öztürk’ün teklifi kabul ettiği aktarılarak, parayı 12 Temmuz 2023’te Gaziosmanpaşa’daki bir parka bırakmasını istediği, parayı teslim aldıktan sonra maktulü parkın yakınındaki benzin istasyonuna bırakacağını söylediği kaydedildi.

Polis ekiplerinin de güvenlik önlemi alarak parka gittiğine yer verilen iddianamede, müşteki Kasadar’ın parayı parka bıraktıktan sonra sanığın sabaha karşı geldiği ve burada yakalandığı aktarılıyor.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna yer verilerek, maktulün zehirlenerek öldüğüne ilişkin delil bulunamadığı, vücudun ölüm sonrasında parçalanmış olduğu ve ölümünün bağla boğma sonucu meydana geldiği bilgisi verildi.

İlk haksız hareketin sanık Hakan Öztürk’ten geldiğine dikkati çekilen iddianamede, Öztürk’ün “tasarlayarak kasten adam öldürme” suçunda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bayrampasada-dondurucuda-ceset-bulunan-sanik-hakim-karsisinda/feed/ 0
Ezgi apartmanı davası 3 Mayıs tarihine ertelendi https://www.kanal7haber.com.tr/ezgi-apartmani-davasi-3-mayis-tarihine-ertelendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ezgi-apartmani-davasi-3-mayis-tarihine-ertelendi/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:33:29 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9744 Ezgi apartmanı davası 3 Mayıs tarihine ertelendi

Ezgi Apartmanı davasında mahkeme heyeti sanıkların ‘kırmızı bülten’ ile aranmalarını reddetti

Duruşma sonrası açıklama yapan Av. Ersan Şen:

“Kim sorumlu ve suçlu ise o ortaya çıksın ama haksız yere de kimse suçlanmasın”

KAHRAMANMARAŞ – Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası 35 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan 10 katlı Ezgi Apartmanı davasının ilk duruşması ikinci günde devam etti. Gecenin geç saatlerine kadar devam eden duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi.

Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık ve müşteki avukatları hazır bulundu. Kimlik tespitlerinin ardından davanın ikinci günündeki duruşmaya başlandı. İddianame özetinin okunması ile başlanan duruşmada Ezgi Apartmanı müteahhidi Y.A. salonda hazır bulundu. Tutuklu sorumlu mühendis fenni mesul M.T. ve iç mimarı E.D. duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Mahkeme başkanı tutuklu sanıklar ve tanıklarla ilgili beyanları okudu.

Binanın altındaki pastanede tadilat işlemleri başlamadan binanın görevlisi nezaretinde kazan dairesine girerek yapılan tahribatı gördüğünü ifade eden tanık bina yöneticisinin oğlu tanık M.K, “Kazan dairesi ve kirişlerdeki tahribatları gördüm. Fotoğrafını çekip bina yöneticisine teslim ettim” dedi.

Tanık olarak dinlenen pastane çalışanı C.E.’ye mahkeme başkanı çalıştığı dönemden sorular sordu. C.E., “Halen çalışıyorum 6,5 yıldan beri. Biz geldiğimiz de yapılmıştı. Yapılan tadilatlara ilişkin bilgim yok. Ben geldiğim de mutfak kuruluydu. Malzemeleri pastane girişinden içeri alıyorduk. Arka tarafta herhangi bir giriş yeri yoktu” dedi.

Daha sonra tanık A.Ş. ise, “Ben pastanenin tadilatı sırasında başka şubede çalışıyordum” ifadesini kullandı. Tanık İ. Ş. A ise, “Ben 2001 ve 2002 yıllarında ofisim vardı. Daha sonra yakındaki inşaatım vardı ve ben oraya geçtim. Ben kiracıydım. Kervan pastanesi almış. Ben o binayı biliyorum ama gözümle kolon kesilip kesilmediğini görmedim. Benim iş yerim varken kazan dairesindeki kazanın değiştirildiğini ve bu esnada kapı üzerindeki kirişlere müdahale edildiğini gördüm” dedi.

Tanık işletme müdürü H.K. ise, “İşletme sorumlusuydum. 2017 ila 2023 arası çalıştım. Tadilata girdiği zaman biz geçici şube açtık ve günümüzü orada geçiriyorduk. Binanın içinde sütun ve kolon yoktu. Havalandırma bacaları ile tadilatlardan bilgim yok. Kazan dairesi ile hiç bir işimiz yoktu. Önceki merdiven dönerli merdivendi ve demirdi” dedi.

Bir diğer tanık M.G. ise, “Ben pastanemin tadilat yapıldığı dönemde şehir dışımdaydım” diye konuştu. İç mimarın çalışanı A.B., “İç mimar işini yapan E.D.’nin yanında çalışıyordum. Islak zemine şap attık. Banyo duvarlarını ve zemine şap attık. İlk kat zemin ve ikinci katta asma kat vardı. Yaklaşık 20-25 gün çalıştık. O zamanlar 4-5 kişiydik. Gittiğimiz de şap ve sıva işi için hazırdı o işleri yaptık” dedi.

İnşaatın kalıp işlerini yapan tanık B.T. ise, “Ezgi apartmanının demir ve kalıp işlerini ben yapıyordum. Binanın yapımından tamamlanmasına kadar görev aldım. 8’lik ten 20’lik demire kadar demir kullandım. İnşaatın yapımı yaklaşık iki yıl ve iki yıldan biraz fazla sürmüştü. Kalıpları 15-20 gün aralığında söktük. Binada taşıyıcı kolon yok” dedi.

Tanık R.Y., “Bu işi iç mimar adına yaptık. Mermer işi yapıyorum. Biz işi sırayla yapıyoruz. Geldiğimizde şap atılmış üzerine mermer döşedik” dedi. Tanıkların ifadesinin ardından katılan vekillerin beyanları alındı.

Mahkeme savcılığı sanık S.K. ile M.P. için kırmızı bülten ile aranmasına karar verilmesini talep etti. Daha sonra sanıkların savunmalarına geçildi. Sanık Y.A. önceki savunmalarımın tekrarını iletti. Sanık fenni mesul M.T. ise masum ve suçsuz olduğunu ifade edip tahliyesini talep etti. Duruşmada mahkeme başkanı iç mimar E.D.’den savunma istedi. Sanık iç mimar E.D. tahliyesini talep etti. Av. Taner Akıncı, depremlerde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek binanın yapım aşamasındaki eksiklikleri anlattı. Av. Akıncı, pastane sahipleri S.K. ve M.P.’nin savcılıkla yakalama kararının kaldırılmasını talep etti.

Av. Mesut Çakar ise, “Başkanım biz dosyanın uzman bir bilirkişiye gönderilerek bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Kahramanmaraş ilinde binlerce deprem dosyası var hangi sanık hakkında kırmızı bültenle arama talep edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesinden asli kusurlu değil de kusurlu olarak yargılanmasına devam edilen insanlar var” dedi.

“Sanığı alkışladılar”

Mahkeme heyetine savunmasın yapan Av. Ersan Şen ise, “Biz avukatız herkes durduğu yeri bilmeli. Binayı yapan müteahhit Y.A. ve fenni mesul M.T. Bu bina 1996 yılında başlayan ve 2001 yılına kadar iskan ruhsatlarına kadar bağlanmış. Temsil ettiğimiz iki sanık bu binaya en erken 2003 yılında gelmiş. Burada sanığı alkışladılar biz bunu burada gördük. Bilirkişinin haddine mi ki asli ve tali kusuru bulmak. Dolayısıyla bu binayı kanaatimce 6 Şubat depremine dayanacak bir bina değil. İddianamem 27 sayfadan oluşuyor. Bu bina 2017 yılında yapılmış tadilatı bir Allah’ın kulu bir şey diyemiyor. Olası kast bu bina da olmaz. S.K. ve M.P. bu binayı çökertti mi? Kazan dairesi ile ilgili bütün delme kırma işlemleri yapılmamıştır ve biz kazan dairesine çivi çakmadık. Doğu ile batı arasındaki perde beton arasında fark var. Ezgi apartmanı burularak yıkılmıştır. Dosya bilirkişiye gittiğinde sorularımızın cevabını almış olacağız. Bina da mühendislik ve tasarım hatası var. Bu bina da temel yok. Temel hatası var. Neden algı oluşturuluyor. Burada olası kastın ‘o’ su var mı? Bu inşaata statik ve tasarım hatası var. Biz kolon kesmedik, kiriş kırmadık” diyerek savunmasını tamamladı.

Gece geç saatlere kadar süren duruşma mahkeme heyetinin toplantısı nedeniyle ara verildi. Mahkeme başkanı tutuklu sanıkların tutukluluk devamına, sanıklar S.K. ve M.P.’nin yakalama emrinin beklenmesine, kırmızı bülten talebinin reddine, dosyanın bilirkişiye gönderilmesine daha sonra karar verilmesine karar verildi.

Duruşma sonrası açıklamada bulunan Av. Ersan Şen, “İki tam gün duruşma yapıldı oldukça yoğundu. Maalesef haksız suçlamalar ile uzun zamandır karşı karşıyaydık ve onları anlatabilme imkanımız oldu. Bize göre en azından temsil ettiğimiz kişiler yönünden haklı tespitlerin bulguların ortaya çıktığını düşünüyoruz. Bir dahaki duruşma 3 Mayıs tarihine kaldı. Müdahil tarafın kırmızı bülten çıkarılması ile ilgili mahkeme haklı gerekçeler ile reddetti. Biz de her zaman gelmeye savunma yapmaya hazırız. Herkes de gördü ki, sosyal medya üzerinden yoğun baskılar devam ediyor. Bu tür devam eden davalar için iyi olmuyor. Ancak çok iyi olarak savunmaları ortaya koyduk. Biz binanın müteahhidi değiliz, fenni mesulü değiliz, mimari değiliz, statik projesini çizen yapan değiliz. Burada bir pastanenin olduğu doğru, ama bu pastanede bizim dükkanlarımızın dışında aynı zamanda dairelerimiz de var. Böyle bir yer de yersiz haksız binanın çökmesine yıkılmasına 35 canımızın hayatını kaybetmesine yol olacak hatanın içinde olabilmemiz mümkün değildir. Bazı eksik hususlar var, bu hususların tamamlanmasında mahkeme başkanı hadisenin aşağı yukarı farkına vardı. O eksik hususların tamamlanması ile dosyayı bilirkişiye gönderecek diye düşünüyoruz. Bugün bizim net taleplerimiz var zaten bilirkişiye sevk edilmesi ve yakalama kararının kaldırılması yönünde. Çünkü yakalama kararı çok ciddi baskı oluşturuyordu özelikle sosyal medyada ön yargılı. Sanki her şey olmuş bitmiş gibi bunun sebebiyet verenin bizmişiz gibi. Deyim yerindeyse günah keçisi ilan edilerek ama bunların cevaplarını verdiğimi düşünüyorum ayrıntılı savunmalarımızı yaptık. Haklılığımıza inanıyoruz, zor bir dosya, ama bizim amacımız maddi hakikate ve adalete ulaşmak. Yoksa olayı kapatmak, karartmak değil. Kim sorumlu ve suçu varsa o ortaya çıksın ama haksız yere de kimse suçlanmasın, adalet yerini bulsun” dedi.

Duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ezgi-apartmani-davasi-3-mayis-tarihine-ertelendi/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremde 35 kişinin öldüğü Ezgi Apartmanı’na ilişkin davanın görülmesine başlandı https://www.kanal7haber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:09:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9198 “Asrın felaketi” olarak nitelenen 6 Şubat 2023’teki depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta, 35 kişinin yaşamını yitirdiği 10 katlı Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin ikisi tutuklu, biri tutuksuz, ikisi firari 5 sanığın yargılanmasına başlandı.

4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Tekin, tutuksuz sanık Yakup Aktaş, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık Ertan Danacı ise bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.

Tutuklu sanık Ertan Danacı, iç mekan tasarımcısı olarak binada dekorasyon işi yaptığını, kolon kesilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, yaptığı çalışma sonrasında ilgili kurumların herhangi bir aykırılık olmadığına dair rapor verdiğini savundu.

Binanın altında bulunan pastanedeki tadilatlar ile bu binanın yıkımının hiçbir ilgisinin bulunmadığını öne süren Danacı, “Pastanede tadilat yapılmasa dahi o binanın ayakta kalma şansı yoktur. Binanın beton dayanımı ve demirleri oldukça kalitesizdir. Bu yüzden pastanede yapıldığı iddia edilen tadilatlarla ilgili analiz yapılırsa, bu iddia edilen tadilatların yıkıma etkisinin olmadığı görülecektir.” dedi.

Danacı, binanın projesinde bulunan ancak uygulamada yapılmayan yerler olduğuna değinerek, mimari statik projede olmamasına rağmen binanın en statik bölgesine kaçak kat yerleştirildiğini, 8 metre uzunluğundaki taşıyıcı perdenin yapılmadığını ve binanın zemin etüdünün olmadığını savundu.

Kim tarafından ne zaman kesildiği bilinmeyen bir kolonun kepçe ile kazılarak çıkarıldığını belirten Danacı, şöyle devam etti:

“Sadece zemin ile asma kat arasında bulunan ama diğer 9 katta bulunmayan kolonun kesildiği görülmüş ve bunun yıkıma etkisinin araştırılması gerekmektedir. Ancak bu raporda dikkate alınmamış, herhangi bir akstan geçmiyor ve temelle bağlantısı yok. Bu kolona yükleme yapılmadığı için taşıyıcı olma özelliğe de yoktur. Bu direğin asma kat dışında düşey olarak yük taşımasına olanak yoktur. Bu raporların daha uzman bir yere gösterilmesi gerekmektedir.”

Fenni mesul tutuklu sanık Mehmet Tekin de hakkındaki iddiaları reddederek sürekli raporların konuşulduğunu ancak mühendislikten bahsedilmediğini söyledi. Tekin, “Burada her kolonda ve kirişin iki ucunda yükler sıfırlanır. Bir önceki kolon diğerine yük aktarmaz. Eğer oradaki bir kolon kaldırılırsa, o zaman kiriş kendisini imha etmeye çalışır.” dedi.

“İlk başta ‘kolon yok’ dediler ama statikte gözüküyor”

Binanın 1978 yönetmeliğine göre yapıldığını ancak 2018 yönetmeliğine göre ele alındığını belirten Tekin, binaya hazır beton dökmelerine rağmen kendilerine hala içinden çıkan kağıt parçalarından bahsedildiğini, bu konunun fizik kuralları çerçevesinde ve mühendislik açısından bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tekin, “İlk başta ‘kolon yok’ dediler ama statikte gözüküyor. Daha sonra ‘bu kolon buraya hiç yapılmamış’ dediler, var olduğunu nasıl kabul ettiniz? Şimdi hangi güç ile ‘bu kolonun kesilmesi binanın yıkımına etki etmez’ diyorsunuz? Burada binanın hasar gören yeri belli ama hala neden yıkıldığını tartışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

60 yıllık mühendis olduğunu dile getiren Tekin, Ezgi Apartmanı’nda donatı ve betonun kalitesiz olduğu iddia edilse de o dönemde aynı ekiple yaptıkları Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi, Vali Konağı, Kahramanmaraş Müzesi gibi binaların hala sağlam olduğunu kaydetti.

Tutuksuz sanık Yakup Aktaş ise Ezgi Apartmanı’nı 8 şiddetindeki depreme dayanıklı olarak yaptıklarını savunarak, şöyle konuştu:

“O dönem bunun projesi Kahramanmaraş’ta 1 liraya yapılıyorken, ben bunu Ankara’da 10 liraya yaptırdım çünkü burada yapacak statikçi yoktu. Binanın projesini nervürlü demire göre yaptırdım. O dönem bu demir bulunmuyordu, yurt dışına ihraç ediliyordu gittim Hatay’dan getirttim. Kültür Sitesi’ndeki şantiyeme indirdim. Ben malzemeden çalmam, beni herkes bilir.”

Binaya torununun adını vermiş

4 defa vergi rekortmeni olduğunu, 1996 ile 1999 yıllarında Cumhurbaşkanı’ndan plaket aldığını anlatan Aktaş, ilk torunu Ezgi’nin adını binaya verdiğini, bu binayı saygın bir insan olarak eksik yapmayacağını savundu.

Aktaş, “2003 yılında yaşanan ekonomik krizde iflas ettim. Binanın alt tarafı iki ayrı büroydu, birisi bana ait diğer taraf Lütfi Bilir’e aitti. Ben iflas edince burası bankaya geçti, onlar da pastaneye sattılar. Binanın aradaki taşıyıcı perdeyi kırıp birleştirdiler ve 400 metrekare yaptılar. Benim yaptığım 23 tane bina var sadece ikisi yıkılmış. İki binada da kat malikleri tarafından kolon kesme ve dükkan genişletmeyle ilgili şikayetler var.” diye konuştu.

Binada 1999’dan beri apartman görevlisi olarak çalışan müşteki Mulla Kenger, kapıcı dairesinin iş yerine dahil edildiğini, kendisinin de 4. kata apartman yönetimiyle yapılan anlaşmayla yerleştirildiğini, 2017’de pastanede geniş çaplı tadilat yapıldığını, aynı iş yerinin daha önce boyacıyken gördüğü kolonu tadilat sonrası görmediğini söyledi.

Müştekilerin dinlendiği duruşma bugün devam edecek.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kahramanmarasta-depremde-35-kisinin-oldugu-ezgi-apartmanina-iliskin-davanin-gorulmesine-baslandi/feed/ 0
Eskişehir’de Sevgilisini Öldüren Katil Hakkında İyi Hal İndirimi Uygulandı https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:12:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8763 Eskişehir’de 4 ay önce ayrıldığı sevgilisi Ayşenur Çolakoğlu’nu 4 kurşun ile öldüren Hasan F. hakkında iyi hal indirimiyle müebbet hapis cezası verildi. Karara tepki gösteren baba Mesut Çolakoğlu, “Kızımı canice katlettiler, 4 kurşunun 4’ü de ölümcül” dedi.

Tepebaşı ilçesi Şirintepe Mahallesi Yeşilkayalar Sokak’ta 17 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen olayda, 21 yaşındaki Ayşenur Çolakoğlu ile 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Hasan F. arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonucunda Hasan F., eski kız arkadaşı Ayşenur Çolakoğlu’nu başına ve göğsüne ateş ederek 4 yerinden vurdu. Ağır yaralanan Ayşenur Çolakoğlu, kaldırıldığı Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından gözaltına alınan Hasan F. ve arkadaşı Muhammet Ali F., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı Hasan F. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Muhammet Ali F. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Eskişehir 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar celsesine tutuklu sanık Hasan F. SEGBİS ile katıldı. Tutuksuz sanık Muhammet Ali F. ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada Ayşenur Çolakoğlu’nun babası Mesut Çolakoğlu ve taraf avukatları da yer aldı.

“Olay kazayla meydana geldi”

Hakkında tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve ruhsatsız tabanca taşımak ve kullanmak suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen tutuklu sanık Hasan F., karar önce son ifadesinde öldürme kastıyla hareket etmediğini belirterek “Ben kasten hareket etmedim, silah bana ait ve ruhsatı yok. Olay kazayla meydana geldi. Bu olay sebebiyle ailesinden özür diliyorum” dedi.

İyi hal indirimi uygulandı

Mahkeme heyeti, son sözlerinin ardından sanık Hasan F.’ye ‘Kadına karşı nitelikli kasten öldürme’ suçundan ilk olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulayan heyet, cezayı müebbet hapis cezasına indirdi. Ayrıca Hasan F. hakkında, ruhsatsız tabanca nedeniyle 10 ay hapis ve 500 lira adli para cezasına karar verildi. Hakkında cinayete yardım ettiği suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istenen Muhammet Ali F. ise suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.

Mahkeme heyetinin iyi hal indirimlerini uygulamasına tepki gösteren baba Mesut Çolakoğlu, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, “62’nci maddeden iyi hal indirimiyle müebbet aldı. Biz ağırlaştırılmış müebbet istiyorduk. Çünkü kızımı canice katlettiler, 4 kurşunun 4’ü de ölümcül. Yakından göğsünün üst kısmına ateş ediyor. Barbarca öldürüyor resmen. İndirim alamaz çünkü her şey ortada. Delillerin hepsi ortadayken neden böyle oldu bilmiyorum. Beklemiyorduk böyle bir şey. Benim kızım tamamen masum” dedi.

“Verilen kararlar hakkında yasal yollara başvuracağız”

Ayşenur Çolakoğlu’nun ailesinin avukat Sermin Ertem ise mahkeme kararına itiraz edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yapılan yargılama neticesinde sanık Hasan’ın ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Takdiri indirim var denilerek uygulandı. Biz takdiri indirim maddelerinin uygulanmasını beklemiyorduk. Diğer sanık Muhammed’in ise yardım etme suçundan beraatına karar verildi. Biz verilen kararlar hakkında yasal yollara başvuracağız.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/feed/ 0
Zümrüt Apartmanı Davası Başladı https://www.kanal7haber.com.tr/zumrut-apartmani-davasi-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/zumrut-apartmani-davasi-basladi/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:06:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8757 Adıyaman’da, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde yıkılan, 37 kişinin hayatını kaybettiği Zümrüt Apartmanı’na ilişkin 3’i tutuklu, biri firari sanığın yargılanmasına başlandı.

2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile bağlandı.

Duruşmada, hayatını kaybedenlerin aileleri ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada dinlenen binanın müteahhidi tutuklu sanık Bilal Karakuş, apartmanı yaparken kural dışı hareket etmediğini, binayı teslim ettikten sonra kaçak kat yapıldığını savundu.

Karakuş, “Bu binayı kendim yaptım kimse bana yardım etmedi. Tüm sözleşmeler benim adımaydı kimsenin yardımını istemedim hiç kimse bina yapılırken müdahale etmedi ve yardımcı olmadı. Bu bina hatırladığım kadarıyla zemin artı 7 ile 8 katlıydı binayı ne zaman teslim ettiğimi hatırlamıyorum. Arsa sahibi Celal Canpolat yapım kullanım belgesi aldıktan sonra binaya kaçak kat yapmış, bu katın ne zaman yapıldığını bilmiyorum ben o sırada Adıyaman’da değildim.” dedi.

Binaya ait kolonların kesildiğini öne süren Karakuş, şöyle konuştu:

“Depremden sonra kendisine daire satışı yaptığımız Rıza Önge, Celal Canpolat’ın apartmanın altında bulunan iş yerinin kolonunun kesildiğini kendisinin de gördüğünü söyledi. Binanın altındaki iş yerleri Celal Canpolat’a aittir. Binanın altı tamamen dükkandı. Kural dışı hiçbir eylemim olmadı, suçsuzum beraatımı talep ediyorum. Ben 74 yaşında hastayım gözelerim kataraktan dolayı görmez oldu, ameliyat olmam gerekiyor, tahliyemi talep ediyorum. Eğer olmazsa da bana 15-20 gün verilmesini bu süre içerisinde de ameliyat olmamı talep ediyorum.”

Müteahhit sanık Yavuz Karakuş ise inşa edilen binada herhangi bir yetkisinin ve imzasının olmadığını savunarak, alakasının olmadığı bir dosyadan tutuklu olduğunu öne sürdü.

Babası, kendisi ve kardeşinin de ayrı ayrı şirketlerinin olduğunu belirten Karakuş, “Kardeşim ve babamın şirketleri ayrıdır herkes kendi işini yapmaktadır. Dosyada yer alan kat karşılığı sözleşmenin tarafları arsa sahibi Celal Canpolat’la babamdır. Benim hiçbir resmi evrakta imzam yoktur. Dosya içerisinde yer alan inşaatın babam Bilal Karakuş tarafından yapıldığı açıkça söylenmiştir. Ben bu binanın 100 metre ilerisinde yine aynı arsa içerisinde 2011 yılında başka bir inşaata başladım ve 2013 yılında da tamamladım.” diye konuştu.

Babasının ikinci evliliği yapmasının ardından hesaplarının ayrıldığını aktaran Karakuş, şunları anlattı:

“Ben mobilya işi yapıyordum. Kendime ait Zümrüt Taşımacılık İnşaat Limited Şirketi kurmuştum. Kardeşim Ertuğrul Karakuş ise Zümrütsan İnşaat isimli firmayı işletiyordu. Babam Bilal Karakuş’ta Zümrüt İnşaat isimli şirketi işletiyordu. Kimse kimseye ortak değildi, herkesin hesabı ayrıydı. Babam 2011 yılında müteahhitlik işini bıraktı bu bina sonrasında başka bina yapmadı.”

“Benim bu binada herhangi bir imzam yoktur”

Vatandaşların mağduriyetini giderdiklerini aktaran Karakuş, “Babam bu işi bıraktıktan sonra tamamlayıp teslim ettiği dairelerde bazı bir takım eksiklikler olursa bizden yardım istendiğinde vatandaşlar mağdur olmasın diye yardımcı oluyorduk. Bu yüzden ortak hareket ettiğimiz düşünüyor olunabilir. Benim bu binada herhangi bir imzam yoktur.” ifadelerini kullandı.

Tahliyesini talep eden sanık, “Yaklaşık 1 yılı aşkın süredir benimle ilgili olamayan bir inşaat yüzünden tutuklu bulunmaktayım dosyada sanık sıfatıyla yer alan binanın fenni sorumlusu Sedat Gökay Harıkçı, beni inşaatta hiç görmediğini söylemektedir. Beyanlara bakıldığında benim inşaatla alakam olmadığı anlaşılacak bu nedenle tahliyemi talep ediyorum.” dedi.

Binanın teknik uygulama sorumlusu tutuklu sanık Sedat Gökay Harıkçı da bilirkişi raporundaki donatı detaylandırılması eksikliğini kabul etmediğini öne sürerek kendini şöyle savundu:

“Böyle bir olayın yaşanması istemezdim asrın felaketi olan bir depreme maruz kaldık. Dosyada karot numunelerinin nereden alındığına dair fotoğraf bulunmamaktadır. Donatı detaylandırılması eksikliğini kabul etmiyorum Adıyaman’da fenni mesullerden birçoğu hakkında soruşturma başlatılmış ise de tutuklu olan tek fenni mesul benim. Dosyada yer alan bilir kişi raporu eksik düzenlenmiştir. Tahliyemi talep ediyorum.”

Sanıkların alınan ifadelerinin ardından müştekiler sanıklardan şikayetçi olduklarını belirtti. Sanık avukatları ise tanıkların dinlenmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 15 Mayıs’a erteledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/zumrut-apartmani-davasi-basladi/feed/ 0
Adapazarı’nda Aldatılan Eşini Öldüren Sanık İlk Kez Hakim Karşısına Çıktı https://www.kanal7haber.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/ https://www.kanal7haber.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:33:30 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8455 Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde kendisini aldattığı iddia edilen eşini öldüren, onunla ilişki yaşadığı ileri sürülen kişiyi de yaralayan sanık, ilk kez hakim karışışına çıktı. Savunmasında, olay günü iş yerindeyken eşinin eski telefonunda cinsel içerikli videolar gördüğünü ve görüntülerdeki kişiyle yüzleşmek amacıyla buluştuklarını anlatan sanık, “112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini Camili mezarlık mevkisinde vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim. Yaşananlardan dolayı pişmanım keşke olay yerine hiç gitmeseydim” dedi.

Camili Mahallesi Yunus Emre Spor Salonu mevkiinde 5 Ekim 2023’de meydana gelen olayda, İ.A. kendisini aldattığını düşündüğü eşi Tansu A.’yı ve görüştüğü B.Y.T’yi cadde ortasında silahla ateş ederek yaraladı. Hastaneye kaldırılan Tansu A., olaydan iki gün sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti, B.Y.T. ise tedavisinin ardından taburcu edildi.

Olayın ardından silahı ile polise teslim olan ve adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının “Neden yaptınız, pişman mısınız?” sorusuna “adalet” yanıtını veren İ.A. ise tutuklandı.

Sanık koca ilk kez hakim karşısına çıktı

Tutuklu sanık İ.A. hakkında Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesince açılan davanın ilk duruşması görüldü. Salonda tutuklu sanık İ.A., ölen kadın Tansu A.’nın annesi, taraf avukatları ve sanık yakınları hazır bulunurken, Tansu A.’nın babası ise duruşmaya bulunduğu ilden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile (SEGBİS) katıldı.

“Eşimin başkasıyla birlikte olduğu cinsel içerikli videolarını gördüm”

Savunması için söz hakkı verilen İ.A., eşi Tansu ile 2014’de evlendiğini ve 2 çocuğunun olduğunu söyledi. Olay tarihinde eşinin eski telefonunu kullandığı öğrenilen İ.A., “Olay günü fabrikada çalışırken telefon kasmaya başlamıştı. Bazı uygulamaları silerken eşimin başkasıyla birlikte olduğu cinsel içerikli videolarını gördüm ve hemen eve geldim. Çocuklar evin önünde oynuyordu eşimi arabayı aldım, evden uzaklaştık ve bir yerde durduk. Beni aldatıp aldatmadığını sordum. İlk başta inkar etti. Videoları gösterince de bir kerelik bir hata olduğunu, B.Y.T.’nin görüntüleri izinsiz çektiğini, tehdit etmesi üzerine ilişkiye devam ettiğini ve pişman olduğunu söyledi” dedi.

“112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim”

Aldatıldığını öğrendiğinde boşanmak istediğini ifade eden sanık İ.A., “Eşim yüzleştirmek için B.Y.T’yi aramak istedi, ben de ‘tamam’ dedim. Yola çıktık. Yolda B.Y.T.’nin tehlikeli biri olduğunu söyleyince evden silahı aldım. İlk başta B.Y.T. telefonu açmadı. Eşimi ağabeyine bırakmak için yoldayken B.Y.T. aradı ve bize olay yerini tarif etti. Olay yerine gittiğimizde araçların arasından birinin bize doğru geldiğini gördüm. O esnada eşim direksiyona sarıldı, boğuşurken arabayı çarptık ve aşağı indim. B.Y.T. bana doğru gelirken elini sağa beline doğru atınca ateş ettim. Şahıs aracın arkasına düştü ve kalkarak kaçmaya çalıştı. O sırada eşim telefonu alıp kaçmaya çalıştı, ayaklarına ateş ettim. Yere düştü başka bir şey yapmadım. Telefonu aldım araca bindim eve doğru yola çıktım. O sırada 112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini Camili mezarlık mevkisinde vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim. Yaşananlardan dolayı pişmanım keşke olay yerine hiç gitmeseydim” diye konuştu.

“Evden kovabilirdi ama öldürmesini kabul etmiyorum”

Tansu A.’nın annesi C.K. ise “Kızımın başka biriyle ilişkisi olduğunu bilmiyordum öyle bir şey varsa sanık kızımı evden kovabilirdi ama öldürmesini kabul etmiyorum. Şikayetçiyim” şeklinde konuştu.

Görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederek, mütalaayı hazırlaması için dosyanın kendisine gönderilmesini istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi. – SAKARYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/feed/ 0
Ankara’da trafik kavgasında silahla öldürülen kadının katili tahliye edildi https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-trafik-kavgasinda-silahla-oldurulen-kadinin-katili-tahliye-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-trafik-kavgasinda-silahla-oldurulen-kadinin-katili-tahliye-edildi/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:09:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8442 Ankara’da trafikte ‘yol vermeme’ nedeniyle çıkan kavgada silahının ateş almasıyla eşinin ölümüne neden olan şahıs ve kavga ettiği sürücü, yargılandıkları davada tahliye edildi.

Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cevdet Dündar, Halit Kürk ile tutuksuz sanık Ali Kürk ve avukatları katıldı. İddianamenin özeti ve kimlik tespitinin ardından sanıklara söz verildi. Tutuksuz olarak yargılanan sanık Ali Kürk, yolculuk esnasında Cevdet Dündar’a ait aracın kendi şeritlerini ihlal ettiğini, bundan dolayı da kornaya bastığını söyledi. Sanık Dündar’ın kendilerine silah göstererek sinkaflı küfürler ettiğini iddia eden Kürk, “Maktul Kızhanım Dündar, sanık Cevdet Dündar’ın silahını çıkartmasına mani olmaya çalıştı. ‘Sizi vururum’ dedi. Silahı görünce babam aşağı indi. Tartışma başladı. ‘Amca silahı bırak’ dedim. 2 kez silahın kabzasıyla babamın kafasına vurdu ve havaya ateş etmeye başladı. Ardından eşini vurdu” dedi.

Sanık Halit Kürk ise olay günü şahsi araçlarıyla yolculuk ederken Cevdet Dündar’ın arabayla önlerini kestiğini söyledi. Ardından Dündar’la sözlü tartışmaya girdiklerini söyleyen sanık Kürk, “‘Bu yolu baban mı yaptırdı’ dedim. İleride beraber durduk. Silahıyla ateş etmeye başladı. Silahın kabzasıyla bana vurmaya başladı. 3-4 el silah sesi duydum. Ardından ‘Kadın vuruldu’ diye bağırdılar” ifadelerini kullandı.

“Kimseye zarar gelmesin diye silahı yukarıda tuttum”

Maktul Kızhanım Dündar’ın eşi sanık Cevdet Dündar ise olay günü Kars’tan Ankara’ya kendi araçlarıyla geldiklerini söyledi. Yayalara yol vermek için yavaşlayarak durduğunu aktaran Dündar, “Arkamdan Halit Kürk geldi. Bana camı açarak küfür etti. Tartıştık, elinde bıçak vardı. Ben konuşmak için arabadan inecektim. Halit bana yumruk attı. Ben de karşı tarafı korkutmak için ruhsatlı silahımı çıkardım. Ali ve Halit Kürk silahı görmelerine rağmen küfür etmeye devam ettiler. Arbede yaşandı, kimseye zarar gelmesin diye silahı yukarıda tuttum” dedi.

Ali ve Halit Kürk’ün kendisine ve eşine zarar vereceklerini düşündüğünden silahın kabzasıyla Halit Kürk’e vurduğunu söyleyen Dündar, şunları ifade etti:

“O esnada silahın kontrolünü kaybettim. Silah 1-2 kez patladı. O esnada birisi ‘Kadın vuruldu’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Sanıklar silahtan korkmadı, üzerime yürüdüler. Amacım sadece kendimle eşimi korumaktı. 35 yılı aşkın silahım var, tek kurşun sıkmadım. Tahliyemi talep ediyorum.”

Dündar’ın avukatı ise meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Sanık ve avukat beyanlarının ardından mahkeme başkanı Hasan Şatır, müştekiye söz verdi. Dündar’ın kızı F.S.G., sanıklar Ali ve Halit Kürk’ten şikayetçi olduğunu söyledi.

Söz alan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devam etmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, mevcut delil durumu ve suçun mahiyeti nedeniyle tutuklu sanıklar Halit Kürk ve Cevdet Dündar’ın tahliyesine hükmetti. Duruşma 22 Mayıs’a ertelendi.

Olayın geçmişi

Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde 3 Eylül 2023’te Cevdet Dündar, trafikte ‘yol vermeme’ nedeniyle Halit Kürk ve oğlu Ali Kürk ile tartıştı. Taraflar, araçlarını park edip aşağı indikten sonra kavga etti. Aracından ruhsatlı tabancasını alan Cevdet Dündar, iddiaya göre silahını caydırma amaçlı karşı tarafa doğrulttu. O sırada çıkan boğuşma sonucu kazara ateş alan tabancayla Cevdet Dündar’ın eşi Kızhanım Dündar vuruldu. Yaralı Kızhanım Dündar, ambulansla kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olay sonrası gözaltına alınan Cevdet Dündar ile kavgaya karışan Halit Kürk, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, Ali Kürk ise serbest bırakıldı. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-trafik-kavgasinda-silahla-oldurulen-kadinin-katili-tahliye-edildi/feed/ 0
İzmir’de Yahya Köşek cinayetinde sanığa haksız tahrik indirimi https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/ https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:57:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8410 İzmir’in Bayraklı ilçesinde Meryem-Yahya Köşek çifti ile kızları Funda Güçlü’nün öldürülmesinde sanık Ali İhsan Kılıç’ın Yahya Köşek’i öldürmek suçundan aldığı müebbet hapis cezası, istinafta haksız tahrik indirimi uygulanarak 16 yıla düşürüldü.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararına taraf avukatlarının itirazı üzerine duruşma açtı.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) katıldı. Müşteki sanık Funda Topaloğlu ile taraf avukatları, salonda hazır bulundu.

Sanıklardan Ali İhsan Kılıç, savunmasında, maktulün Yahya Köşek’in yolunu kestiğini, kavga ettiklerini, kendisine bıçak çektiğini ileri sürdü. Kılıç, yargılanan ağabeyi Mehmet Kılıç’ın ise olayla ilgisinin bulunmadığını iddia etti.

Mahkeme başkanı, poliste ve ilk derece mahkemesindeki ifadelerinde farklılıklar bulunduğunu belirtmesi üzerine sanık Kılıç, “Şimdiki ifadem doğru.” yanıtını verdi.

Sanıklardan Mehmet Kılıç ise kardeşi Ali İhsan Kılıç ile maktul Yahya Köşek arasında yaşananları bilmediğini ve olayla ilgisinin olmadığını iddia etti.

Haksız tahrik indirimi uygulandı

Cumhuriyet savcısı, Ali İhsan Kılıç ile maktul Yahya Köşek’in daha önce kavga ettiklerini, Kılıç’a, bu suçtan verilen müebbet hapis cezasında “haksız tahrik indirimi” uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirdi.

Savcı, diğer suçlara ilişkin sanıklara verilen cezalar ile Filiz Topaloğlu hakkında verilen beraat kararını hukuka uygun olduğunu savundu.

Yargılama sonunda mahkeme heyeti, Ali İhsan Kılıç’a, Yahya Köşek’i öldürmesi suçuna karşılık verilen müebbet hapis cezasını, haksız tahrik indirimi uygulayarak 16 yıla düşürdü.

Sanıklardan Ali İhsan Kılıç ile Mehmet Kılıç’a verilen diğer hapis cezaları ile Köşek çiftinin kızları Filiz Topaloğlu’na verilen beraat kararı ise hukuka uygun bulundu.

Olay

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 10 Haziran 2022’de Ali İhsan Kılıç (66), komşusu Yahya Köşek (61) ile Meryem Köşek’i (57) tabancayla vurmuştu.

Kılıç, daha sonra olay yerinde anne babasına pansuman yapmak isteyen Köşek çiftinin kızları Funda Güçlü’yü (37) de silahla yaralamıştı. Hastaneye kaldırılan yaralılar kurtarılamamıştı.

Kaçan Ali İhsan Kılıç, polis ekiplerince yakalanmıştı.

Tabanca üzerinde yapılan incelemede, parmak izi bulunan Mehmet Kılıç (68) da 13 Temmuz’da tutuklanmıştı.

Yargılama süreci

Sanıklar Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç hakkında hazırlanan iddianamede, komşular arasında arsa meselesinden kaynaklı 20 yıllık husumet bulunduğu belirtilmişti.

Köşek çiftinin diğer kızları Filiz Topaloğlu hakkında da sanıklara yönelik darbederek yaralama suçundan iddianame hazırlanmış, dava dosyası, Kılıç kardeşler hakkında açılan davayla birleştirilmişti.

Sanıklar arasında 5 gün önce başıboş köpek meselesi nedeniyle tartışma çıktığı da duruşmalarda sanık ve müştekiler tarafından ifade edilmişti.

Yerel mahkemenin kararı

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklardan Ali İhsan Kılıç’ı, Mehmet Köşek’i öldürdüğü için müebbet, Meryem Köşek ile kızı Funda Güçlü’yü öldürdüğü için de iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Ali İhsan Kılıç’a ayrıca Filiz Topaloğlu’na yönelik, “silahla tehdit” suçundan 4 yıl hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, Kılıç’ı ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etmişti.

Mehmet Kılıç ise “kasten öldürmeye yardım” ve “kasten yaralama” suçlarından toplam 31 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mehmet Kılıç’ı yaraladığı iddiasıyla hakkında dava açılan müşteki sanık Filiz Topaloğlu’nun eylemi ise “nefsi müdafaa” olarak nitelendirilmiş ve beraatine hükmedilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/feed/ 0
Pendik’te yarışan ve 1 kişinin ölümüne neden olan sanıklar yeniden tutuklandı https://www.kanal7haber.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:42:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8268 Pendik’te yarışan ve 1 kişinin ölümüne neden olan sanıklar yeniden tutuklandı

-Savcı, 25 yıla kadar hapis cezası istedi

İSTANBUL – Pendik’te yarış yapan ve bir kişinin ölümüne neden olan iki sanığın yargılanmasına devam edildi. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosya görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Cumhuriyet savcısı mütalaasında sanıkların ‘Olası kastla ölüme neden olma’ suçundan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Tutuksuz yargılanan iki sanık yeniden tutuklandı.

Pendik Otoyolu’nda 9 Temmuz 2023 tarihinde iddiaya göre, Mehmet Yalçınve arkadaşı Doğukan Taştekin(20)’in yarışıyordu. Direksiyon hakimiyetini kaybeden Taştekin, Zeki Aktaş hakimiyetindeki ve eşi Ergül Aktaş’ında içerisinde bulunduğu araca arkadan çarparak Zeki Aktaş’ın ölümüne neden oldu. ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılanan iki sanığın Asliye Ceza Mahkemesi’nde 27 Ekim tarihinde görülen duruşmasında tutuksuz yargılanmasına hükmedilmişti. Yalçın, adli kontrol hükümlerine uymaması nedeniyle tutuklanırken dosya görevsizlikle 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dün görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Doğukan Taştekin, tutuklu sanık Mehmet Yalçın, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

“Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Gerisini hatırlamıyorum”

Duruşmada söz verilen sanık Doğukan Taştekin, “Kazadan önce kendime bira almıştım, kendi evimde içiyordum. Moralim bozuktu arkadaşım Mehmet’in yanına gittim. Çorba içmeye gittik ama kapalıydı. Eve dönerken Mehmet önümde seyir ediyordu. Dikiz aynamdan arkamdan bir araç geldiğini gördüm. Bana çok yakın geçti. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Gerisini hatırlamıyorum. Mehmet’le yarışmıyorduk. Suçsuzum” dedi.

“Aynadan baktığımda ortalık duman olmuştu”

Tutuklu sanık Mehmet Yalçın ise, “Doğukan ile kazadan önce birlikteydik. Doğukan alkol kullanıyordu ancak ben içmedim. Çorba içmeye gittik ama dükkan kapalıydı. Evimize doğru ayrı araçlarla gidiyorduk. Doğukan arkamda seyir halindeydi. Bir ses duydum. Aynadan baktığımda ortalık duman olmuştu, kaza olduğunu anladım. Yardım etmek için arabamdan inip olay yerine gittim. Olaydan bir kaç gün önce esrar içmiştim. Doğukan ile yarış yapmıyorduk. Suçsuzum, beraatimi isterim” dedi.

“Bir şeylerin ters gittiğini anladım”

Müştekinin oğlu Sefa Aktaş, “Babam beni annemle havalimanına bıraktı. Uçağa bineceğim sırada ismim anons edildi. Bir şeylerin ters gittiğini anladım. Babamın vefat ettiğini söylediler. Olay yerine gittim. Annemin kafası kanıyordu. Babamın orada vefat ettiğini gördüm. Şikayetçiyim” dedi.

Savcı sanıkların 25 yıla kadar hapsini istedi

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, mevcut delil durumuna göre sanıkların eylemlerinin ölen Zeki Aktaş’a yönelik ‘Olası kastla öldürme ‘suçunu, yaralanan Ergül Aktaş’a yönelik ‘Olası kastla yaralama’ suçunu oluşturma ihtimaline binaen sanık Mehmet Yalçın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Diğer sanık Doğukan Taştekin’in tutuklanmasını talep etti. Mütalaada sanıkların, ‘Olası kastla ölüme neden olma’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mehmet Yalçın’ın tutukluk halinin devamına, tutuksuz sanık Doğukan Taştekin’in tutuklanmasına karar verdi. Duruşma, tarafların esasa ilişkin savunma yapması için süre verilerek ertelendi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/feed/ 0
Ankara’da eski ortağını öldürdüğü iddia edilen sanıklar yargılanıyor https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-eski-ortagini-oldurdugu-iddia-edilen-saniklar-yargilaniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-eski-ortagini-oldurdugu-iddia-edilen-saniklar-yargilaniyor/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:12:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8073 Ankara’nın Çankaya ilçesinde aralarında husumet bulunduğu eski ortağı Levent İşçen’i öldürdüğü iddiasıyla Osman Şeker ve cinayete yardım ettiği öne sürülen Salih Karakurt’un yargılanmasına başlandı.

Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Şeker ve Karakurt ile taraf avukatları katıldı.

İddianamenin özeti ve kimlik tespitinin ardından sanıklara söz verildi.

Sanık Osman Şeker, geçimini çiftçilik yaparak sağladığını belirterek şunları söyledi:

“Bir aile şirketiydik üç dört yerimiz vardı. Şu an benim elimde hiçbir şey yok. Levent İşçen ve ailesi beni çok perişan ettiler. Telefonlarda kayıtlarım var. Levent İşçen devlet takip ediyor diye sürekli telefon değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Hazine arazisi satın alma, kiralama gibi şeyler vardı. O yüzden ‘takibe takılıyoruz’ dediler. Bürolarının yerlerini sürekli değiştirdiler. Ben Ankara’daki bürolara gittikçe haftaya gel diyorlardı. Ben bunlara para verirken borç vermedim. Ben arazilerimi, tırpanlarımı satarak o parayı kazandım ve talep ettikleri parayı vermeye devam ettim. Elimde hiçbir şey kalmayana kadar dedikleri şartları yerine getirdim.”

“Derdim silah gösterip korkutmaktı”

Ankara’ya araba satın almak için olayın gerçekleştiği günden bir gün önce Salih Karakurt ile geldiklerini anlatan sanık Şeker, “Salih’e Ankara’dan araba alacağız dedim. Birlikte yola çıktık. Olay günü Levent’in yanına gittim, paramı istedim. ‘Neden benden para istiyorsun da diğer ortağımdan istemiyorsun?’ dedi. Tartışma çıktı, boğuşma sırasında silah patladı. Tek derdim silah gösterip korkutmaktı. Levent’i vurmak istesem daha önce vururdum.” dedi.

Sanık Karakurt ise olay esnasında Levent İşçen’i görmediğini ve Ankara’ya ilk kez geldiğini öne sürdü.

Öğle saatlerine doğru Levent İşçen’in bürosuna gittiklerini aktaran sanık Karakurt, “Parayı alıp, arabayı aldıktan sonra gidecektik. Ben uyuyordum silah sesine uyanıp arka tarafa baktım. Osman ara sokağa doğru koşmaya başladı, bana sadece ‘dolandırıldım’ dedi. İsim vermedi. ‘Tartışınca silah patladı’ dedi. Silah sende ne gezer dedim. ‘Vardı işte’ dedi. Silahı ben hiç görmedim.” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyetinden söz alan maktulün eşi Zehra İşçen ise Osman Şeker’in yalan söylediğini, Şeker’in yanlarına silahla gelerek, “3’e kadar sayıyorum, sizi öldüreceğim” dediğini iddia ederek şikayetçi olduğunu belirtti.

Mahkeme, beyanların ardından tanıkların dinleneceğini bildirdi.

“Bizden para aldı fakat hiçbir geri dönüş yapmadı”

Tanık olarak dinlenen sanık Şeker’in oğlu M.Ş. ise babasının devlet hazinesinden mera arsası alacağı vaadiyle karşı tarafla çalışmaya başladığını söyledi. M.S, “Sürekli biz hesap dışı olarak elden bu kişilere para götürdük. Ben de bizzat kendim götürdüm. Karşı taraf şu ada parseli alıp size kiralayacağız, hayvan çiftliği yapacaksınız diye bizden para aldı fakat hiçbir geri dönüş yapmadı.” ifadelerini kulandı.

Sanık Şeker’in eski çalışanı C.A. ise çalıştığı dönemde Levent İşçen ile Osman Şeker arasında hiçbir husumet bulunmadığını belirtti. Konya’da tarım arazisi alınması için İşçen’in ofisine para götürdüklerini belirten C.A. hiçbir arazi alınmadığını aktardı.

Sanık ve tanık beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı, 8 Mayıs’a erteledi.

Olayın geçmişi

Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 6 Eylül 2023’de Aziziye Mahallesi Cinnah Caddesi’nde Levent İşçen’i silahla vurduktan sonra kaçan Şeker’in Konya’da olduğunu belirlemişti.

Polis ekipleri, Şeker’in silahlı saldırıyı gerçekleştirmek için Ankara’ya gelirken kullandığı aracın plakasını da tespit etmişti. Şeker ile kendisine yardım ettiği ileri sürülen Karakurt Konya’da yakalanmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıklar hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan iddianame düzenlemişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ankarada-eski-ortagini-oldurdugu-iddia-edilen-saniklar-yargilaniyor/feed/ 0
Diyarbakır’da Kahramanmaraş merkezli deprem davası devam ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:33:45 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7743 Diyarbakır’da 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 89 kişinin hayatını kaybettiği Galeria Sitesi’ne ilişkin aranan 3 müteahhidin de aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan Sedat Eser, Galeria Sitesi’nin eski halinden eser kalmadığını iddia ederek, iş yerlerinde duvarların kaldırıldığını, kolon kesme iddialarının olduğunu öne sürerek, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Sanık Mehmet Şirin Yiğit, “İnşaatın yapım sürecinde herhangi bir katkım söz konusu değil. Hiçbir süreçte imzam yok. Tanıkların ifadelerinde kolon kesme iddiası var. Zeminin sert olduğu raporlara yansımıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkiler mevcuttur. Tahliye ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.

Sanık Tevfik Demir de Galeria Sitesi inşaatı ile ilgili hiçbir bağlantısının olmadığını öne sürerek, suçlamaları reddetti.

Sanık Şeyhmus Yiğit ise üzerine isnat edilen suçlamayı kabul etmeyerek, tahliye talebinde bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Feride Laçin, Galeria Sitesi inşaat halindeyken buradan ev ve büro aldığını belirtti.

Depremde komşularının da öldüğünü ifade eden Laçin, “25 yıl boyunca bu sitede oturdum. Sitenin altında olan marketten sürekli alışveriş yapardım. Markette kolon sıkıntısı vardı. Büromun bulunduğu bloğun diğer kısmı ikinci depremde yıkıldı. D blok altında ise spor salonu vardı. Orada da kolon yoktu. Yan tarafta yapılan inşaatın temel kazısı da etkiledi. Burada sadece sanıklar değil kusuru olan herkes yargılansın.” dedi.

“Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik”

Tanıklardan inşaat mühendisi Mehmet Fuat Ezber ise talep doğrultusunda temel atılmadan önce zemin etüdü yaptıklarını ve zeminin taşıma gücünün zayıf olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.

O dönemlerde zeminde yer altı suyu olduğunu tespit ettiklerini öne süren Ezber, “Bu tespitler doğrultusunda rapor tuttuk. Zeminin 6 metre daha kazılıp uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Haliyle daha da maliyetli olurdu. Bütün binalarda temel atılmadan önce zemin etüdünün yapılması lazım. Yoksa yapılan binalar riskli olur. Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik. Raporun projeye eklenmesi gerekiyordu ancak raporun sonradan projeye eklenmediğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

Tanık jeoloji mühendisi Halis Dabaz da bina yapılmadan önce zemin etüdüne ilişkin hazırladıkları raporda zemin killi olması nedeniyle zayıf ve taşıma gücü düşük olduğunu tespit ettiklerini öne sürdü.

Rapora göre, temelin derin kazılması gerektiğini belirten Dabaz, söz konusu raporu inşaat mühendisleri odasına sunduklarını belirtti.

Tanık Aziz Sabri Özdemir ise sitenin altında bulunan marketin sahibi olduğunu belirterek, kolon ve kirişlere yönelik herhangi bir müdahalenin olmadığını iddia etti.

Marketin eski işletmecisinin dükkan içinde merdiven yaptığını öne süren Özdemir, “Çünkü marketin alt kısmında bulanan bölümü başkasından kiralamışlardı. Galeria İş Merkezinde duvar kırdırmayan esnaf kalmamıştı.” dedi.

Tanık Şükrü Özkılıç da Galeria Sitesi’nde iş yerlerinin bulunduğunu ve resmi kurumlara kiraladığı için depreme dayanıklı olduğuna dair rapor tuttuğunu iddia ederek, kolon ve kiriş kesmelere şahit olmadığını iddia etti.

Tanık Sabri Yılmaz ise binanın yapımından sonra sadece ilk iki yılda yağışlı havalarda binanın bodrumunda su biriktiğine şahit olduğunu öne sürdü.

Depremde yakınlarını kaybeden 2 müşteki de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti.

Savcı sanıkların cezalandırılmasını talep etti

Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında, tutuklu sanıkların isnat edilen suçtan cezalandırılmasına, tutukluluk hallerinin devamına ve firari sanıkların dosyalarının ayrılması yönünde görüş bildirdi.

Avukatlar, savcının esas hakkında hazırladığı mütalaasına iştirak etmediklerini, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliyelerini talep etti.

Savunmaların ardından mahkeme, 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 22 Mart’a erteledi.

İstenilen ceza

İddianamede, tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y. hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
İstanbul’da küçük kız çocuğuna cinsel istismar davasında verilen cezalar bozuldu https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/#respond Wed, 08 May 2024 21:54:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7037 İstanbul’da küçük yaştaki kız çocuğunun cinsel istismara uğradığı iddialarına ilişkin 3 sanık hakkında verilen cezalar bozuldu.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu sanık Kadir İstekli’ye “birden fazla kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan verilen 30 yıl, aynı suçlardan baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel’e 16 yıl 8 ay hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamladı.

Daire kararında, Kadir İstekli’nin 2004-2013’te çocuğun nitelikli cinsel istismarı, 2020’de ise eşe karşı nitelikli cinsel saldırı suçlarından 2 ayrı ceza verilmesi gerekirken, tek bir suçtan cezalandırma yapıldığı değerlendirildi.

Müşteki H.K.G’nin annesi Fatıma Gümüşel ve babası Yusuf Ziya Gümüşel hakkında verilen hapis cezalarında ise anne ve baba olmaları nedeniyle yasa gereğince artırım yapılması gerektiği kaydedildi.

Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, dosyanın usul ve esas yönünden bozulmasına karar vererek dosyayı yerel mahkemeye iade etti.

Bozma kararının ardından sanıklar Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden yargılanacak.

Ne olmuştu?

İstanbul’da küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğu iddiası üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı.

Hazırlanan iddianamede, müştekinin 14 yaşındayken hastaneye gittiğinde polislerin haber vermesi üzerine soruşturma başlatıldığı, savcılığın kemik testi istemesi üzerine müşteki yerine başka bir kızın kemik testine girdiği ve soruşturmanın bunun üzerine kapandığı aktarılmıştı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İstekli’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel’in de “çocuğun nitelikli cinsel istismarına iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması istenmişti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla 6 yaşındaki kız çocuğunun cinsel istismarına yönelik iddialarla ilgili 2012’de hukuka aykırı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği iddia edilen cumhuriyet savcısı hakkında HSK’ye inceleme izni vermişti.

Bunun üzerine savcı hakkında HSK Birinci Dairesince inceleme başlatılmış ve müfettiş görevlendirilmişti.

Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Mayıs 2023 olarak belirlenen duruşma tarihinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının talebi üzerine 30 Ocak 2023’te yapılmasına karar vermişti.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, müşteki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile müşteki H.K.G’nin avukatlarının sanıklarla ilgili tutuklama taleplerinin değerlendirilmesinin ardından mahkeme tarafından Kadir İstekli (47) ile Yusuf Ziya Gümüşel (59) hakkında yakalama emri çıkarılmıştı.

Bunun üzerine gözaltına alınan sanıklar, haklarındaki tutuklama kararlarının yüzlerine okunmasının ardından cezaevine gönderilmişti.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Kadir İstekli’ye “birden fazla kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel’e ise aynı suçtan 20 yıl hapis cezası verilmişti.

Heyet, müşteki H.K.G’nin annesi Fatıma Gümüşel hakkında ise aynı suçtan 16 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/feed/ 0
Filistin’e destek yürüyüşünden dönen vatandaşa yumruk atan sanık hakkında karar https://www.kanal7haber.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/ https://www.kanal7haber.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/#respond Tue, 16 Apr 2024 09:03:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6367 Filistin’e destek yürüyüşünden dönen vatandaşa yumruk atan sanık hakkında karar

Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildi

İSTANBUL – İstanbul’da Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan kişiye ‘sen tam bir Arap sevicisisin’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık hakkında karar çıktı. Mahkeme sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine karar verildi.

Beyoğlu’nda 1 Ocak 2024’de Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin. Arap kültürünü savunuyor’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada karar açıklandı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık Ege Akersoy hazır bulunmazken taraf avukatları hazır bulundu.

“Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz”

Duruşmada söz verilen müşteki avukatı, “Olayın nasıl yaşandığı ortadadır. Sanık, müvekkile yönelik ifadelerini kamera önünde tekrar etmiştir. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulundu.

“Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir”

Sanık avukatı ise savunmasında, “İki kişi karşı karşıya geldi. Biri diğerine ‘Arap sevicisin’ diyor. Burada bir kitle yok. İki kişi var. Birinin birisine ‘Arap sevicisin’ demesinin sen bir ‘Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır ? Bu cümlede hakaret yoktur. Örneğin ben batıcı olabilirim. Biri bana batıcısın dese bu hakaret olmaz. Tahrik etmek bir kişinin iradesi üzerinde yoğun bir etkide bulunmak anlamına geliyor. Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir. Katılan her şeyin bir anda gerçekleştiğini söyledi. Biz suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Sanık avukatının savunmasının ardından kararını açıklayan hakim sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine hükmedildi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müşteki İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor’ şeklinde sözler söylediği ve söylemleri ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Ege Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ ve ‘kasten yaralama’ suçundan toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/filistine-destek-yuruyusunden-donen-vatandasa-yumruk-atan-sanik-hakkinda-karar/feed/ 0
BBP Davasında FETÖ İddiasıyla Yargılanan Sanıkların Duruşması Devam Ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-davasinda-feto-iddiasiyla-yargilanan-saniklarin-durusmasi-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-davasinda-feto-iddiasiyla-yargilanan-saniklarin-durusmasi-devam-ediyor/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:09:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6309 Büyük Birlik Partisinin (BBP) kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmalara Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) talimatıyla müdahale ettikleri iddiasıyla dava açılan 19 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklardan bazıları katıldı. Farklı davalar nedeniyle cezaevinde bulunan sanık Mustafa Atalar ile FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanına suikast timinde yer aldığı gerekçesiyle mahkum edilen ve bu dosyanın da sanıkları arasında yer alan Davut Uçum, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Duruşmada, merhum Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu, ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu ile yakınları, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ve taraf avukatları hazır bulundu.

Sanık Davut Uçum, savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, kayıp cihazlar ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkması için çalışma yaptığını ve bir sonraki duruşmada söz konusu belgeleri paylaşacağını söyledi.

Söz konusu çalışmayla ilgili bazı bilirkişi raporu, tanık beyanlarına ilişkin delilleri ibraz ettiğini savunan Uçum, “Kaza Soruşturma Kurulu (KSK) heyeti arasında bir anlaşmazlık vardır, bu hususta soruşturma açılmazsa çok geç kalınabilir, Feridun Seren beyanında 29 Mart 2019 tarihinde helikoptere hiç çıkmadığını beyan etmiştir, diğer beyanlarında helikoptere çıktığına dair beyanları vardır. KSK heyetinin ‘cihazlar kayıp değil kartlar kayıp’ şeklinde söylemleri olmuştur, Yargıtayın 81 sayfalık mütalaasında 26. sayfadaki değinilen hususun dikkate alınmasını talep ediyorum. Bazı deliller mahkemeden gizlenmektedir, jandarma tutanağında KSK heyetinin herhangi bir cihaz kayıp demediklerine dair husus vardır, gösterge panelinde dört cihazın yerinde olmadığı görülmektedir.” ifadelerini kullandı.

Sanık Mustafa Atalar da üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek beraatini talep etti.

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, bu davanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden “ana soruşturma”yla birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Helikopterdeki söz konusu kayıp cihazların söküldüğüne dair Göksun’da görülen davanın dosyalarının bir kısmının geldiğini, olayın açığa kavuşturulabilmesi için dosyaların tamamının gelmesi gerektiğinin altını çizen Yavuz, şunları kaydetti:

“Davut Uçum’un beyanlarında geçen kaza kırım ekibi ile ilgili hususa katılıyorum, kaza kırım ekibinde yer alan kişiler GPS cihazlarının yok edilmesinde sorumludurlar, bunu biz olaydan hemen sonra dile getirmiştik. Burada kaza kırım ekibinin GPS cihazları ile ilgili yargıdan gizledikleri önemli bir süre vardır, belirli bir süre GPS cihazının olmadığını savcılıktan gizlemişlerdir. Şıh Mehmet Sevdim, Feridun Seren ile tapelere yansıyan bir tartışma vardır. Bu GPS cihazların olmadığı ile ilgili tutanak tuttukları, bu tutanağı Kerem Mumcuoğlu’nun imzalamadığı ortaya çıktı, bu durum tapelerde de vardır. Tanık olması gerekenler sanık, sanık olarak yargılanması gereken kişilerin tanık olarak yargılaması devam etmektedir. Davut Uçum, konunun uzmanıdır, bir şey açıklayacağını beyan etmişti, teknik bilirkişi olması nedeniyle eğer bu konuda bir hazırlığı varsa bu hususu katılan taraf olarak dinlemek isteriz, orada Kenan Köksal da vardır, birçok usulsüzlüklerin içinde yanlışlar olmuştur, biz bu dosyada maddi gerçeğin dışında başka bir şey istemiyoruz.”

Yavuz, olayın olduğu gün helikopterin dağa çarptığına dair ihbarlar geldiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

“80 kilometre kolaltı uçuş olmuş ve 12 kilometre kala anında helikopterin bulunduğu yerde ses hızından yüksek bir hızla uçulmuştur. Helikopterin dağa çarptığına dair ihbarlar vardır, radar kayıtlarında da bu durum görülmektedir, askeri kayıtlar üzerinde keşif yapılmasını talep ettik. NATO yazılımı olduğuna dair belgeleri bize vermediler, bu yazılım alınmadan bu dosyada ilerleme olmaz, bu bölgedeki radar kayıtlarının celbi gerekmektedir. Şarkışla’daki radar kaydı bir ay sonra kapatılmış, kayıtlar da taşınma esnasında kayıp olmuş. Askeri disiplinde böyle bir şey olmaz.”

Sanık Ebubekir Semih Yüksekkaya’nın avukatı Zafer Tınazcı da helikopterin enkazının başına binlerce kişinin gittiği halde sadece orada bulunan 4 askeri personelin suçlandığını öne sürdü.

Müvekkilinin beraat etmesi gerektiğini savunan Tınazcı, “Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada Argus cihazının olup olmadığına dair ABD’ye yazı yazılmış ancak Argus’un olduğuna dair bir husus yoktur. Skymap cihazının kayıp olduğu belirtilmektedir, Devlet Denetleme Kurulunda bulunan resimde var olan bu cihazın saati 10.30 civarıdır, GPS cihazı küçük bir cihazdır, karların üstünde bu cihazın resmi çekilmiş ve sonrasında kaybolmuştur. Her şeyi toplamakla görevlendirilen bilirkişi heyeti görevini yapmamış ve en iyi ihtimalle görevi suiistimal suçunu oluşturmuştur.” dedi.

Tınazcı, bilirkişi heyetince enkazın başına ilk ulaştıkları zamanın öğleden sonra olarak raporlandığını ancak bazı fotoğrafların tarih ve saatlerinin detaylı incelendiğinde enkaz alanına öğleden önce ulaşıldığının anlaşıldığını sözlerine ekledi.

Duruşma savcısı, kamu adına eksik hususların giderilmesini talep etti.

Mahkeme Başkanı, katılan vekillerin talepleri üzerine duruşmayı 5 Haziran 2024’e erteledi.

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, duruşma sonrasında gazetecilere, yıllardır süren davanın bir an önce sonuçlanmasının gerektiğini dile getirdi.

-Dava süreci

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, BBP’nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmaya FETÖ’nün talimatıyla müdahale ettikleri iddiasıyla 17 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame 25 Aralık 2020’de kabul edilerek, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

Bu dosya ile Göksun Asliye Ceza Mahkemesindeki helikopterden GPS cihazının sökülmesine ilişkin 10 sanığın yargılandığı dava, sanık ve eylem yönünden bütünlük oluştuğu gerekçesiyle 6 Ocak’ta birleştirilmiş, sanıklardan 7’si her iki dosyada da yer aldığı için 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada sanık sayısı 20’ye çıkmıştı.

Sanıklardan Muharrem Tunç’un vefatı nedeniyle yargılanan sanık sayısı 19 olmuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-davasinda-feto-iddiasiyla-yargilanan-saniklarin-durusmasi-devam-ediyor/feed/ 0
Burdur’da Alacak-Verecek Meselesi Yüzünden İş Yerinde Cinayet https://www.kanal7haber.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/ https://www.kanal7haber.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/#respond Sun, 07 Apr 2024 09:00:46 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6068 Burdur’da bir iş yerinde alacak-verecek meselesi yüzünden silahla 1 kişiyi öldürüp, 1 kişiyi yaralamaktan yargılanan sanık, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Burdur’da 19 Kasım 2022 tarihinde Konak Mahallesi İstasyon Caddesi’nde Osman Çelikbaş (36), iş yerine gelen Ş.A. (49) ve Şeyhmus Bakış (33) ile arasında çıkan tartışmada iki kişiyi silahla vurmuştu. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılan yaralılar Burdur Devlet Hastanesine kaldırılmıştı. Yaralılardan Şeyhmus Bakış hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, Ş.A. ise tedavisinin ardından taburcu edilmişti. Gözaltına alınan Osman Çelikbaş tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Burdur Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Duruşmada sanık Osman Çelikbaş, sanık yakınları ve avukatları, maktul yakınları ve avukatları hazır bulundu. Polis ekipleri adliye çevresinde ve mahkeme salonunda geniş güvenlik önlemleri aldı. Duruşmada savcılık makamı vermiş olduğu mütalaada sanık Osman Çelikbaş’ın tutukluluk halinin devamı ve ağırlaştırılmış kasten yaralama suçundan yargılanması talebinde bulundu.

Maktul Şeyhmus Bakış’ın ailesi, mütalaaya karşı aleyhte hususları kabul etmediklerini belirterek, sanığın cezalandırılmasını istedi.

Maktul avukatları ise mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, sanığın eylemi gerçekleştirirken kasten öldürmeye yönelik ateş ettiğini ve olayda haksız eylemin (TCK 29) şekillerinin oluşmadığını belirterek, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğini, olay sonrası sanığın 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunup yaralılara ilk müdahaleyi yapsa bile sanık hakkında gönüllü vazgeçme eylemlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müteveffa hayatta olsaydı kasten yaralama hükümleriyle mahkeme kurulacağını ancak müteveffa hayatta olamadığı için bu hükümlerin mümkün olmadığını söyledi. Sanığın bugüne kadar da pişman olduğuna dair bir harekette bulunmaması ve mahkemeye yardım etmemesi nedeniyle indirim uygulanmaması talep edildi.

Tahliyesini istediler

Sanık avukatları ise duruşmada müvekkilleri hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını, mahkeme heyeti aksi düşüncedeyse haksız tahrik indirimi hükümlerinin uygulanmasını, aksi halde iddia makamının mütalaasını suçun vasıflandırılması bakımından kabul ettiklerini beyan ederek, olayın öldürmeye değil yaralamaya yönelik gerçekleştirildiğini, olay günü ve öncesinde müvekkillerine karşı taciz ve tehdidin bulunduğunu, olay günü de ilk hareketin karşı taraftan geldiğini, bu yüzden sanık hakkında azami oranda indirim yapılarak tutuklulukta geçirdiği süre de göze alınarak tahliyesini, tahliye olmayacak ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını talep etti.

“Mağdur benim”

Sanık Osman Çelikbaş ise esas mağdurun kendisi olduğunu belirterek, “Ben yapılan saldırıyı bertaraf ettim. Öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Kurşunların hepsini ayağa sıktım. Üzerime atılan suçlamayı kabul etmiyorum. Saldırı üzerine hareket ettim. Mahkemenize 3 sayfadan oluşan beyan dilekçesi ve otopsi raporunu sunuyorum. Karşı tarafın ailesine başsağlığı diliyorum. Aklanana kadar temas kurmak istememiştim, yargılama bittikten sonra taziyelerimi iletecektim ancak karşı taraf pişman olmadığımı söyleyince burada söylemek zorunda kaldım. Maktulün ailesinin tüm mağduriyetlerini gidereceğimi de ifade etmek istiyorum. Son derece üzgünüm” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti tarafından sanık Osman Çelikbaş’a kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 15 yıl hapis cezası verildi. Ardından eylemi haksız tahrik altında işlediği anlaşıldığı belirtilerek ceza 11 yıl 3 aya, daha sonra iyi hal indirimi uygulanarak 9 yıl 4 ay 15 güne düşürüldü. Sanığa silahla kasten yaralama suçundan haksız tahrik ve iyi hal indirimleri uygulanarak, 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ruhsatsız silah kullanmaktan da 10 ay hapis, 25 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verildi.

Mahkeme sonrası konuşan maktul Şeyhmus Bakış’ın avukatı Kemal Aytekin, “Biz bu süreci sabırla yürüteceğiz. Bu şahıs hak ettiği cezayı en nihayetinde alacaktır” dedi.

Adliye koridorunda maktul Şeyhmus Bakış’ın annesi ise sanığın ailesine tepki gösterdi. – BURDUR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/feed/ 0
Kocaeli’de avukat, müvekkiline uyuşturucu verdiği iddiasıyla 15 yıl hapse mahkum edildi https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:24:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6005 Kocaeli’de cezaevinde görüştüğü müvekkiline uyuşturucu verdiği iddiasıyla tutuklanan avukat hakkında karar açıklandı. Savunmasında, “Avukat olmanın cezasını yaşıyorum” diyen sanık, 15 yıl hapse mahkum edildi.

Olay, 10 Kasım 2022 tarihinde Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda meydana geldi. Tutuklu bulunan müvekkili H.B. ile görüşen avukat Bayram O.U., görüşün ardından cezaevinden ayrıldı. Sanık ve hükümlü H.B’nin koğuşa götürülmeden önce tekrar araması yapıldı. İnfaz koruma memurları tarafından yapılan aramada H.B.’nin üzerinde bir miktar uyuşturucu ele geçirildi. Bunun üzerine Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla şüpheli avukat Bayram O.U.’nun adresinin kayıtlı olduğu ev ile iş yerinde narkotik polisleri tarafından arama yapıldı. Cumhuriyet savcısı nezaretinde yapılan aramalarda, sökülmüş kök kenevir, saksıda dikili 2 kenevir, 1,88 gram tütüne karışık esrar, 1,65 gram esrar, kuru sıkı tabanca ve 6 fişek ele geçirildi. Bayram O.U., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Daha önce görülen duruşmada sanık suçlamaları reddetmiş, evde bulunan uyuşturucunun annesine, ofisinde bulunan uyuşturucunun ise katibine ait olduğunu söylemişti. Katip ve annesi de aynı doğrultuda ifade verirken, mahkum H.B. de uyuşturucunun avukatıyla ilgisi olmadığını, paketin koğuşun bahçesine düştüğünü ve bu şekilde temin ettiğini söylemişti.

“Mahkumun kasık bölgesine dokunmadım”

Davanın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Salonda tutuklu sanık Bayram O.U. ve avukatı hazır bulunurken, tanık infaz koruma memurları ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Tanık olarak dinlenen infaz koruma memuru

M.G., “H.B. görevli bulunduğum cezaevinde mahkumdur. Görüşe gitmesinden önce üzerini aradım. Üstünde bir şey yoktu” diye konuştu.

“Kağıt altından uyuşturucu verme durumu olabilir ancak ben bunu fark etmedim”

Görüşü izlediğini söyleyen memur R.Ç. ise “Avukat olduğunu olay tarihinde öğrendiğim sanık ile H.B. arasındaki görüşmeyi ben izlemiştim. Sadece aralarında kağıt kalem alışverişi oldu. Başından sonuna kadar dikkatli şekilde izledim. Bir şey verdiğini fark etmedim. Kağıt altından uyuşturucu verme durumu olabilir ancak ben bunu fark etmedim. Ben, sanık olan avukata boş kağıt verdim. Avukat kağıdı masaya koyarak H.B’ye bir şeyler anlatıyordu. Daha sonra bu kağıdı sürterek H.B’nin önüne uzattı, H.B. baktıktan sonra kağıdı aynı şekilde avukata uzattı. Kağıt alışverişinden kastım budur” şeklinde konuştu.

“Avukat olmanın cezasını yaşıyorum”

Suçlamaları kabul etmeyen sanık Avukat Bayram O.U., “H.B’ye uyuşturucu verdiğime dair delil ve şüphe yok, sadece varsayım var. Herhangi bir parmak izim çıkmamış. H.B’nin kanında zaten uyuşturucu maddeye rastlanmıştır. Uyuşturucuya sahip bir kişiye nasıl uyuşturucu veririm. Belki görüş gününde ziyaretçileri vermiştir, önceki görüş günü ne zamandı, bunlar hiç düşünülmüyor. Suçlamaları kabul etmiyorum. Şüpheden sanık yararlanır. Görüşme yaptığım için avukat olmanın cezasını yaşıyorum. 16 aydır işlemediğim suçtan dolayı tutukluyum. İşlerim yarım kaldı, ceza alacaksam bile tahliyemi istiyorum. Aleyhimde delil bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

15 yıl hapis

Mahkeme heyeti, sanığa “uyuşturucu madde ticareti” suçundan 15 yıl hapis ve 30 bin TL para cezası verdi. – KOCAELİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/feed/ 0
Adnan Oktar suç örgütü iddianamesinde “İsrailli siyasetçilerle görüşme” tespiti https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/ https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:15:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5602 BAŞAK AKBULUT YAZAR – Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik 72 sanık hakkında hazırlanan yeni iddianamede, örgüt üyesi bazı sanıkların İsrailli siyasetçilerle görüşmeler yaptıkları, bu kapsamda bir sanığın örgütü temsilen İsrail’e gidip siyasetçi Yehuda Glick ile görüştüğü bilgisine yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca, Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu, 42’si firari 72 sanık hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Oktar’ın bir numaralı sanık olduğu 1017 sayfalık iddianamede, 72 kişi “şüpheli”, 21 kişi “mağdur”, 9 banka ise “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer aldı.

Örgütün kuruluş amacı ve faaliyetleri anlatılan iddianamede, haklarında dava açılan sanıkların eylemleri detaylı olarak ele alındı.

İddianamede tutuklu sanık Ali Sadun Engin’in örgüt içinde “Sado” lakabını kullandığı, özellikle ABD ve İsrail ile örgüt arasında köprü vazifesi gördüğü, örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın talimatıyla İsrail’de düzenlenen ve örgüt tarafından organize edilen konferanslarda konuşmacı olarak yer aldığı belirtildi.

Sanığın yurt dışından gelen bürokrat ve yabancı siyasetçilerin rehberliğini üstlendiği, ayrıca Oktar’ın A9 TV’deki yayınlarında konuşulacak konuları belirleyip, kanalın para transferini organize ettiği kaydedildi.

Örgütün Yehuda Glick ile görüşmesini anlattı

İddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Altuğ Revnak Eti’nin, sanık Engin’in İsrail’in eski Likud Partisi Milletvekili radikal haham Yehuda Glick ile bağlantılarını anlatması dikkati çekti.

Eti, ifadesinde, tutuklu sanık Ali Sadun Engin ile örgütsel konferans verdiklerini, bu konferansta “tapınakçılar”dan olan Timothy Hogan başkanlığındaki 9 kişilik ekiple tanıştıklarını söyledi.

Ekibin sanık Sinem Tezyapar tarafından Türkiye’ye getirtildiğini ve yol parası dahil tüm masraflarını örgütün karşıladığını anlatan Eti, “Ali Sadun Engin ve ben bu misafirlere İstanbul’da tarihi mekanları gezdirdik. Gelen Mason ekip, tapınakçıların kuruluş yeri olan Küçük Ayasofya’da bize tapınakçılık hikayesini anlattı.” ifadelerini kullandı.

Sanık Engin’in, Adnan Oktar ve mason ekiple birebir yaptığı görüşmelere katıldığını, İsrail ve dünyada dini anlamda en güçlü haham organizasyonu olan Sanhedrin Meclisi ile Oktar’ın talimatı üzerine “Bacılar Grubu” aracılığıyla bağlantıya geçtiklerini aktaran Eti, yine masrafları örgütçe karşılanan ve aralarında Ben Abrahamsın ile Yesheyahu Hollander’in de bulunduğu 8 kişilik ekibe İstanbul’da tarihi ve kendileri için kutsal olan yerleri gezdirdiklerini kaydetti.

BM toplantısına katıldılar

Oktar’ın bu ekiple toplantılar yaptığı ve sonrasındaki süreçte sanık Engin’in davetli olarak örgütten birkaç kişiyle İsrail’e gittiği bilgisini veren Eti, ifadesine şöyle devam etti:

“Orada önce Sanhedrin ekibi aracılığıyla siyasette söz sahibi olan Likud Partisi Milletvekili Yehuda Glick ile tanıştırdılar. Yehuda Glick de siyasiler ile tanıştırdı. Sanhedrin ekibi ise dindar olan Shas Partisine yakındı. Likud Partisi İsrail’de o dönem ana muhalefet partisiydi. Shas Partisi ise her zaman yüzde 10 oy oranına sahip dindar bir partiydi.”

Eti, Sanhedrin ekibinin daha sonra örgüt elemanlarını ABD’deki Ortodoks Yahudiler ile bağlantıya geçirdiğini ve bu sayede kendisinin ve Engin’in New York’taki Birleşmiş Milletler Merkezi’nde toplantılara katılma imkanı bulduğunu belirtti.

Örgütün sözde Ankara sorumlusu olduğu bildirilen sanık Ayfer Gökmenli’nin bazı milletvekilleri, siyasiler ve yazarlarla Adnan Oktar’ın vekili olarak görüşmelere katılıp lobi faaliyetleri yürüttüğü bilgisi de iddianamede yer aldı.

İddianamede, sanığın ayrıca şahsi evini örgüt evi olarak kullandırdığı ve eşinin ölümünden sonra mal varlığını örgüte devrederek örgütü fonlamayı amaçladığı tespitinde bulunuldu.

Örgütten ayrılan kişi “şüpheli” oldu

İddianamede, örgütten 2017’de ayrılan ancak soruşturmaya konu olaylarla ilgili dönemde örgütte yer aldığı gerekçesiyle soruşturulan Ceylan Özgül’e de “şüpheli” olarak yer verildi.

Aynı örgütten ayrılan Ümit Kurucu ile evli olan Özgül’ün, soruşturma safhasında pişmanlığını dile getirip kendi iradesiyle teslim olması, örgüt içindeki kişiler ve örgüt yapılanmasıyla ilgili bilgiler vermesi, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte faydalı bilgiler olması nedeniyle, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılması talep edildi.

İddianamede, firari sanıklardan Emre Çalıkoğlu’nun ailesiyle yaşadığı için evinde kasa bulundurduğu, örgüte ait paraların bir kısmını bu kasada tuttuğu, maddi durumunun iyi olmasından dolayı örgütte güven sağladığı anlatıldı.

Örgüt yöneticisi Adnan Oktar tarafından örgüte gelen paraları saklamakla görevlendirilen Çalıkoğlu’nun örgütte “İmam Kardeşler” olarak adlandırılan grupta yer aldığı kaydedilen iddianamede, sanığın, Oktar’ın talimatı doğrultusunda, askerlik yapmak istemeyen örgüt üyelerinin durumlarıyla alakalı çözüm bulunması konusuyla ilgilendiği aktarıldı.

AİHM’den kazandığı tazminatı örgüte aktardı

İddianamede sanığın, Oktar’ın da aralarında bulunduğu bir grup örgüt üyesinin 1999’da gözaltına alındıklarında işkence gördükleri iddialarıyla ilgili dönemin emniyet görevlileri hakkında açılan dava kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) şikayette bulunduğu ve kazandığı tazminatı “infak” adı altında örgüte aktardığı kaydedildi.

Tutuklu sanıklardan Erol Şimşek’in, kendisine yüklü miktarda miras kalan örgüt üyelerinin mal varlıklarının örgüte aktarılması noktasında faaliyet gösterdiği belirtilen iddianamede, sanığın özellikle Kazakistan’da olmak üzere yurt dışında örgüte finans sağlayan şirketler kurup, örgüt içi para transferini yönettiği ifade edildi.

İddianamede “Adliye İmamı” olarak anılan sanıklardan Fatih Kılıç’ın, örgütün hukuki işlerini takip eden ve ana dosyada yargılanan Gülcan Karakaş’a ait avukatlık bürosunda faaliyet gösterdiği, ayrıca örgütle ilgili dosyalarda görevli yargı ve emniyet mensuplarını araştırmakla görevli olduğu, sanığın verdiği bilgiler itibarıyla etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerektiği bildirildi.

Askere gitmek istemeyenler Rusya ve Cezayir’deki şirketlere gönderildi

Firari sanıklardan Harun Özyaşar’ın örgüt adına Rusya’da faaliyet gösterdiği kaydedilen iddianamede, örgüt içerisinde vakti gelmesine rağmen askere gitmek istemeyen kişilerin Rusya’ya gönderildiğinde sanığın şirketinde çalıştıklarına işaret edildi.

Firari sanık Tufan Gürlek’in ise örgüt içerisinde “Yasin” olarak bilindiği ve “evrim” konferanslarında konuşmacı olarak bulunduğu iddianamede yer aldı.

İddianamede, sanığın örgüt adına Cezayir’de faaliyet gösterdiği, vakti gelen ancak askere gitmek istemeyen örgüt üyelerinin Cezayir’e gönderildiklerinde bu sanığın şirketinde çalıştıkları belirtildi.

Sanığın örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyon tarihinden itibaren firari konumda olduğu ve Cezayir’de güncel faaliyetlerine devam ettiğinin değerlendirildiği kaydedildi.

İddianamede, firari sanık Hasan Basri Güner’in, örgüt üyelerine farklı basın yayın organlarında görev aldırarak, örgütten ayrılan ya da örgüte karşı olan kişilere karşı karalama faaliyetleri gerçekleştiren grup imamı olduğu bildirildi.

Örgütün 1990’da giriştiği yapılanmada ilk imamlarından biri olan sanığın, örgüt faaliyetinden tutuklu kişilerin itirafçı olmalarını engelleme, dışarıdaki örgüt sempatizanlarının motivasyonunu koruma ve örgütün çözülmesini önleme çalışmaları yaptığı kaydedilen iddianamede, sanığın bir adreste örgüt ideolojisini aktarmak amacıyla dersler verdiği anlatıldı.

İddianamede, Oktar ile özel diyalog kuran sanığın örgüte finans sağlaması için Oktar tarafından Çin’e gönderildiği, örgütsel talimat kapsamında kıyılan imam nikahlarını organize ettiği ve örgüte ait “Tedbir Evi”nin liderliğini yaptığı bilgisi verildi.

Firari sanıklardan Hüseyin Cenk Yavaş’ın, Oktar’a düzenlenen ilk operasyon sonrası gazeteciler, politikacılar, yazarlar, bürokratlar, vakıf ve derneklerle görüşen ve kamuoyu oluşturmaya çalışan ekipte yer aldığı ve örgüt adına Dubai’de faaliyet gösterdiği iddianamede yer aldı.

İddianamede, örgüt üyelerinden Oktar Babuna tarafından kanser hastalığı sebebiyle başlatılan ve sonraki dönemde amacı dışında kullanıldığı tespit edilen kan kampanyasında yurt dışına çıkarıldığı tespit edilen kanların sanığın refakatinde götürüldüğü belirtildi.

Firari sanık İbrahim Özçelik’in örgüt adına lobi faaliyetleri kapsamında tarikat ve cemaatlerle görüşmeler yaptığı bilgisine yer verilen iddianamede, sanığın örgütte “Çelikçi İbrahim” olarak anıldığı aktarıldı.

İddianamede, sanığın, devlet tarafından el konulmasına karar verilen Maye Grup Çelik Sanayi Şirketi’nin dolandırıcılık suçu kapsamında kalan eylemlerine katıldığı anlatıldı.

Sahte taşıma evrakıyla ülkeye sokulan çelik boruların gümrükten çıkarılarak sanığa ait depoya götürüldüğü ve buradan piyasaya sürülerek düşük bedelle satılıp elde edilen kaynağın örgüte aktarıldığına dikkat çekildi.

İddianamede, elebaşı Adnan Oktar’ın, A9 TV’nin RTÜK’e bağlı olmadan yayın yapılabilmesinin sağlanması amacıyla “Reji İsmail” olarak anılan firari sanık İsmail Gülsunar’a talimat verdiği, sanığın çözüm olarak Kosova’da kanal açma fikrini sunduğu, bunun için Kosova’ya gönderildiği fakat daha sonra kanal açma fikrinden vazgeçildiği belirtildi.

Firari sanık Muhammet Cihat Gündoğdu ile ilgili bölümde, bir kişinin sanık hakkında “Örgütün şu andaki sosyal medya üzerinden yürüttüğü karalama faaliyetlerinin başında firari yönetici İbrahim Seral Köprülü ve Cihat Gündoğdu bulunmaktadır. Bu kişilere Mehmet Akın yardım etmektedir.” şeklinde ifade verdiği kaydedildi.

İddianamede, Adnan Oktar’ın özellikle Suriye Mason Locasıyla yaptığı görüşmelere diğer örgüt üyeleriyle birlikte sanığın katılım sağladığı, Mason locasına mensup kişileri Türkiye’de ağırlama görevini üstlendiği ifade edildi.

Firari sanık Mustafa Üstün’ün örgüt yöneticisi ve üyelerinin tutuklanması sonrası özellikle duruşma günlerinde örgüt üyelerinin duruşmaya katılabilmeleri için araç temin ettiği, yiyecek, içecek, kıyafet gibi ihtiyaçların taşınmasında rol aldığı, sosyal medya üzerinden de örgütü övücü paylaşımlarda bulunduğu iddianamede yer aldı.

Miras örgüte aktarılsın diye sahte evlilik

İddianamede, firari konumda bulunan Neşe Tuncer’e babasının ölümünden sonra yüklü miktarda miras kaldığı, bu mirasın örgüt içine aktarımını sağlamak amacıyla örgüt yöneticisi İbrahim Tuncer ile sahte evlilik yaptığı tespitinde bulunuldu.

Sanığın bu şekilde örgütü finanse ettiği, 30 yıla yakın süredir örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın yanında bulunduğu ve günlük şahsi işlerini de yaptığı belirtildi.

İddianamede, firari sanık Oben Karatepe’nin örgüt içerisindeki para transferinde etkin rol aldığı ve her ay düzenli olarak, örgüt adına kurulan ve örgütün finans kaynağını oluşturan şirketler aracılığıyla örgüte para aktardığı, Adnan Oktar’ın emriyle İstanbul’da “yaratılış” konulu “Yaşamın ve Evrenin Gerçek Kökeni” isimli üç konferans düzenlediği bildirildi.

Yurt dışındaki paraları, şirketler üzerinden Türkiye’ye aktardı

İddianamede, sanık Orkun Şimşek’in kendisine yüklü miktarda miras kalan örgüt üyelerinin mal varlıklarının örgüte aktarılması noktasında faaliyet gösterdiği, özellikle Dubai’de olmak üzere yurt dışında örgüte finans sağlayan şirketler kurup örgüt içi para transferini yönettiği ve Kazakistan’daki şirketlerden elde edilen geliri Dubai’deki şirketi aracılığıyla Türkiye’ye aktardığı bilgisine yer verildi.

Sanık Şimşek’in “turnike” sistemine girecek kadınları tespit ettiği değerlendirmesine yer verilen iddianamede, kadınların kimlerle görüşeceklerine karar verdiği, özellikle örgüt yöneticisi Adnan Oktar ile tanıştırdığı, dönem dönem kadınların kaldığı evlerden sorumlu olduğu, örgüt içi deşifrenin önlenmesi amacıyla özellikle turnike sistemine giren kadınlara örgütsel yemin ettirdiği belirtildi.

İddianamede, firari sanık Tahsin Akkaş’ın “Aslan” kod adını kullandığı, kendisine ait silahları bulunduğu, örgüt içerisindeki diğer üyelerle arasında silah devri yaptığı kaydedildi.

Akkaş’ın yurt dışı işlerden sorumlu “imam” olduğu değerlendirilen iddianamede, ayrıca Oktar’ın kişisel ihtiyaçlarını karşıladığı, yurt dışından A9 TV’ye gelen mankenlerden sorumlu grupta yer aldığı, Kazakistan, Suudi Arabistan ve Rusya’da örgüte finans sağlamak amacıyla bulunduğu belirtildi.

İddianamede, sanığın her ne kadar firari olsa da avukatlar vasıtasıyla örgütten ve yargılama safahatından bilgi aldığı ve güncel olarak eylemlerine devam ettiği aktarıldı.

Sanık Tuğba Yılmaz’ın reklam ajansı görünümündeki şirket vasıtasıyla örgüte uygun olduğunu düşündüğü kadınlarla iletişim kurduğu ve belli bir dönem güvenlerini kazanınca örgüt üyesi erkeklerle buluşmalarını sağladığı anlatıldı.

Sanığın, örgütün siyasilerle olan görüşmelerinde ve siyasi lobi kapsamındaki faaliyetlerinde yer aldığına işaret edilen iddianamede, bulunduğu “Kız Kardeşler” grubunun finans sorumlusu olduğu, örgüt evlerinde örgüte üye kadınların kaldığı, örgüt tarafından ihtiyaçlarının karşılandığı ve örgüt içerisinde “Türkan” lakabını kullandığı ifade edildi.

İddianamede, sanık Yılmaz’ın örgütteki kadınlar dışarı çıkacağı zaman örgütsel teamül gereği “şahit” adı altında onlara eşlik ettiği ve örgütün ana çatı dosyasında ismi geçen şüphelilerle operasyon anına dek, olağan akışa uymayan çok sayıda görüşme trafiği olduğu belirtildi.

Firari durumdaki Uğur Örmen’le ilgili değerlendirmelere yer verilen iddianamede, sanığın “yabancı kızlar imamı” olarak görev yaptığı, örgüte ait evlerde kalan kadınlarla ilgilendiği ve bu evlerin ihtiyacını giderdiği bildirildi.

İddianamede Örmen’in örgütsel saikle ve Oktar’ın talimatıyla Aylin Örmen ile örgüt içi evlilik yaptığı, evli çiftlerin konutunda örgütsel toplantıların daha rahat yapıldığı, olası polis baskınında evdeki kişilerin misafir olarak lanse edildiği kaydedildi.

Sanığın konsolosluklarla lobi faaliyeti yürüttüğü belirtilen iddianamede, Oktar’ın kitabını konsolosluklara hediye ettiği ve bir dönem örgütün karargahı olarak kullanılan villanın kira sözleşmesinin üzerine yapıldığı, dolayısıyla şüphelinin örgüt içerisinde güven veren örgüt üyelerinden olduğu anlatıldı.

Ceza istemi

İddianamede, Adnan Oktar, Ulviye Didem Ürer, Tarkan Yavaş ve Alev Babuna’nın aralarında bulunduğu 13 sanığın, diğer 59 sanığın eylemlerini örgüt kapsamında gerçekleştirmesi ve yöneticilerin bu suçlardan ayrı ayrı sorumlu olması gerektiğinden çok sayıda kişiye karşı birden fazla kez “nitelikli cinsel saldırı”, “çocuğun cinsel istismarı”, “cinsel taciz”, “basit cinsel saldırı”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak”tan 1938 yıl 5’er aydan 2 bin 758 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

59 sanığın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”tan 2,5 yıldan 6’şar yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, ayrıca bu sanıklardan 27’sinin “nitelikli cinsel saldırı”, 8’inin ise “cinsel taciz” suçundan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianamede, sanıklardan İbrahim Özçelik’in ayrıca “nitelikli dolandırıcılık” ile “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından da 12 yıldan 34 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Bazı sanıklar hakkında “kaçakçılık” ile “evrakta sahtecilik” suçlarından ayrı bir soruşturma başlatıldığı, bu soruşturmanın devam ettiği kaydedildi.

İddianamede, örgüte yönelik operasyonda ele geçirilen paraların, oluşturulan fon kapsamında ilgili yöneticiler tarafından örgüt amaçları ve ihtiyaçları doğrultusunda örgüt yöneticileri ve üyelerine paylaştırılmak üzere kullanıldığı ve şüphelilerin firari oldukları dönemde herhangi bir iş yapmadığı, gelir getirici herhangi bir faaliyetleri bulunmadığı belirtilerek, 261 bin 991 lira ile 310 avro ve 10 bin 465 doların müsadere altında tutulması istendi.

Firari sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, bu karardan itibaren kanun gereği infaz için 5 yıl beklendiği aktarılan iddianamede, sanıklar yakalanmadığından haklarında dava açıldığı belirtildi.

İddianame, gönderildiği İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Sanıklar ileriki günlerde hakim karşısına çıkacak.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adnan-oktar-suc-orgutu-iddianamesinde-israilli-siyasetcilerle-gorusme-tespiti/feed/ 0
İstanbul’da Şehitlerimize Rahmet Yürüyüşü Sonrası Yumruklu Saldırı Davası https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:09:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5600 İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından evine dönen kişiye yumruklu saldırıda bulunan sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada mütalaa açıklandı.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki İsmail Aydemir ve tarafların avukatları katıldı.

Aydemir, dava konusu mitingden dönerken aniden karşılaştığı sanığın kendisine “Sen Arap sevici misin? Arap kültürünü mü savunuyorsun?” diyerek kızdığını ve bir anda yumruk attığını anlattı. Yere düşmesi üzerine çevredekilerin yardım ettiğini belirten Aydemir, sanıkla aralarında başka bir konuşma geçmediğini ifade ederek, şikayetçi oldu.

Duruşmada esasa ilişkin görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Söz verilen sanık avukatı Ali Öztürk, müşteki Aydemir’e olay anından önce yanında biri olup olmadığını ve sanığın kendisine söylediği “Arap sevici misin” sözlerini başkalarının da duyup duymadığını sordu.

Aydemir ise “Mitinge yalnız gittim, yalnız dönüyordum. Söz konusu sözleri bana söyledi ama etrafımdan geçenler de duydu. Hatta onlara da bu şekilde sözler söyledi.” yanıtını verdi.

Duruşma, sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlaması için ertelendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılıyor.

İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydediliyor.

Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor.” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği kaydedilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşanan olaylarla şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanıyor.

İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtiliyor.

Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Tutuklu sanık tensip zaptıyla tahliye edilmişti

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-sehitlerimize-rahmet-yuruyusu-sonrasi-yumruklu-saldiri-davasi/feed/ 0
İstanbul’da Filistin protestosunda saldırıya uğrayan kişiye hapis cezası talebi https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:48:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5588 İstanbul’da Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan kişiye ‘sen tam bir Arap sevicisisin’ diyerek saldırdığı iddia edilen Ege Akersoy’un yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Savcılık, sanığın 2 ayrı suçtan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Beyoğlu’nda 1 Ocak 2024’de Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan İsmail Aydemir’e (48) ‘sen tam bir Arap sevicisisin. Arap kültürünü savunuyor’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık Ege Akersoy’un (25) yargılanmasına devam edildi. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada müşteki İsmail Aydemir ile tarafların avukatları hazır bulundu.
“Kızdı bana ve bir anda kuvvetli bir yumruk yedim, vuracağını dahi hissetmedim bir anda vurdu”
Duruşmada söz alan müşteki Aydemir, “Mitinge gitmiştim, mitingden döndüğüm sırada sanık Akersoy bir anda karşıma çıktı. Bana ‘burası Türkiye, Arap seviciliği mi yapıyorsun, Arap kültürünü mü savunuyorsun’ gibisinden diyerek kızdı bana ve bir anda kuvvetli bir yumruk yedim, vuracağını dahi hissetmedim bir anda vurdu. Bir müddet yerde kaldım. Sonra vatandaşlar geldi ve müdahale ettiler. Sanığa ‘sen Müslüman değil misin’ dedim bana ‘Müslümanım’ dedi. Sanığa ‘sen Türksen ben de Türküm, ne vuruyorsun’ dedim. Öfkelendi, vurdu. Şikayetçiyim” dedi.
Yaralanmasına neden olacak şekilde darp ettiği aktarıldı
Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Akersoy’un müşteki Aydemir’i yumruk vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına neden olacak şekilde darp ettiğini, ayrıca müştekiye ‘Sen tam bir Arap sevicisin, Arap kültürünü savunuyor’ şeklindeki sözlerinin ise ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunu oluşturduğunu aktardı.
4 yıla kadar hapis talebi
Açıklanan mütalaada, sanık Akersoy’un ‘basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçlarından toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Açıklanan mütalaaya karşı savunma yapan sanık avukatı, mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmek için mahkemeden süre talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatlarına açıklanan mütalaaya karşı savunma yapabilmeleri için süre verilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
Olayın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müşteki İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor’ şeklinde sözler söylediği ve söylemleri ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Ege Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ ve ‘kasten yaralama’ suçundan toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Tahliye edilmişti
Öte yandan mahkemece hazırlanan tensip zaptında, Akersoy hakkındaki tutukluluk tedbirinin ölçülü olmayacağı, ‘halkı kin düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunun ise değişme ihtimali de dikkate alınarak tahliyesine karar verilmişti. Akersoy’a yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanmasına da hükmedilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-filistin-protestosunda-saldiriya-ugrayan-kisiye-hapis-cezasi-talebi/feed/ 0
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’na tebligatı dağıtan kurye hakkında dava açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/hulya-avsar-ve-zehra-cilingirogluna-tebligati-dagitan-kurye-hakkinda-dava-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/hulya-avsar-ve-zehra-cilingirogluna-tebligati-dagitan-kurye-hakkinda-dava-acildi/#respond Wed, 13 Mar 2024 09:03:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5170 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu “müşteki”, PTT’ye bağlı taşeron firmada kurye olarak çalışan İbrahim K. ise “sanık” olarak yer aldı. İddianamede Avşar hakkındaki icra dosyasının ödeme emrini içeren tebligatın İbrahim K. (31) tarafından dağıtıma çıkarıldığı, Avşar’ın ise 6 Temmuz 2023’te banka hesaplarına haciz konulmasıyla söz konusu icrayı öğrendiği anlatıldı. İddianamede, tebligatı alan kişi olarak her ne kadar Zehra Çilingiroğlu’nun isim ve imzası olsa da tebligatın sanık tarafından doldurulduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Sanık kurye hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.

“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”

Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.

“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”

Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.

AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ

Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.

İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI

Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.

HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/hulya-avsar-ve-zehra-cilingirogluna-tebligati-dagitan-kurye-hakkinda-dava-acildi/feed/ 0
İzmir’de Taksici Cinayeti Davası Başladı: Sanık Suçunu İtiraf Etti https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:24:29 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4797 İzmir’de, taksici Oğuz Erge’yi 3 kurşunla öldüren Delil Aysal’ın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık, mahkemede kendisine izletilen görüntülerin ardından suçunu itiraf etti, ailesiyle ekonomik sorun yaşadığı için kendisini öldürmek istediğini, daha sonra da taksiciyi tabancayla vurduğunu öne sürdü.

Gaziemir ilçesinde, 31 Ocak 2024 günü meydana gelen olayda taksici Oğuz Erge (44), soğukta üşümesin diye aldığı müşterisi Delil Aysal (19) tarafından 3 kurşunla vurularak öldürülmüştü.

Cinayet anı araç içindeki kameraya yansırken, görüntüler tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. “Bazı insanlara güvenmeyeceksin” dediği duyulan katilin, yaralı taksi şoförüne tokat atıp daha sonrada araçtan ayrıldığı anlar kameralara yansımıştı.

Katil hakim karşısında: Görüntüleri izledi, kabul etti

Katil Delil Aysal, ‘nitelikli kasten öldürme’, ‘nitelikli yağma’ ve ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle 10. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya; tutuklu sanık Delil Aysal, taraf avukatları, taksici Oğuz Erge’nin yakınları da katıldı.

Savunma için söz verilen katil Delil Aysal, kamera görüntülerini kabul ettiğini ancak seste oynama olduğunu ileri sürerek, “Ben taksiciye ‘kimseye güvenme’ demedim. Psikolojik sıkıntılarım var. Bu nedenle hastanede de yattım. Olay gecesi uyuşturucu hap ve alkol kullanmıştım. Silahta 5 kurşun vardı; 3’ünü taksi şoföründe, 2’sini de havaya ateş ederek kullandım. Pişman oldum” dedi.

Mahkeme başkanı: “Neden sağ kapıdan binip şoförün arkasına geçtin?”

Mahkemede, olay gününe ait Kent Güvenlik Yönetim Sistemi ve araç içi kamera görüntüleri de izlettirildi. Mahkeme başkanı Delil Aysal’a, olay günü taksiye sağ arka kapıdan binmesine rağmen neden şoförün kör noktasına gelen sol arka koltuk kısmına geçtiğini sordu. Sanık ise o an bu durumu fark etmediğini öne sürdü.

“Madde etkisindeydim”

Sanık savunmasında madde kullandığını ifade ederek, “Amacım zarar vermek değildi. Madde etkisindeydim. Sıkıntılarım vardı” derken, mahkeme heyeti, “Sen o sıkıntıların cezasını başkalarından mı çıkarttın? Olayın öncesinde de silahını çıkartıyorsun. Maktulü öldürmek için mi keyif almak için mi ateş ediyorsun? Uzun süre başında duruyorsun. Erge’nin öleceği kesin” deyince sanık Aysal, amacının kendisini öldürmek olduğunu söyledi.

Gasp iddialarıyla ilgili soruya yanıt veren Aysal, “Ben para almadım” dedi. Mahkeme başkanının, taksicinin telefonunu neden aldığı yönündeki soruya da, ailesini arayıp durumu haber vermek için telefonu aldığını söyledi.

“Babamın telefonundan beni aradı, yeri tarif etti”

Oğuz Erge’nin kızı N.E.’de (16) mahkemede konuştu. N.E., “Babamın telefonundan beni aradı, yeri tarif etti. Ağır yaralı olduğunu söyleyip ‘ambulans çağır’ dedi. Önce annemi, sonra amcama haber verdim, şikayetçiyim” dedi.

Oğuz Erge’nin 7 ay önce boşandığı eşi Nevra Karaman da, boşanmalarına rağmen eski eşinin çocukları için evin geçimini sağladığını, sanıktan şikayetçi olduklarını söyledi.

“Babam iyilik yaptı”

Bir suçtan dolayı cezaevinde bulunan Oğuz Erge’nin oğlu Mustafa Erge ise SEGBİS ile duruşmaya katılarak, “Sanık, intihar etmek istediğini söylüyor; ama taksiye maskeyle biniyor. İntihar edecek bir kişi alerjisini düşünür mü? Babam iyilik yaptı. Diyecek çok şeyim var; ancak mahkemede söyleyemiyorum. Şikayetçiyim” dedi.

Avukatı tutuksuz yargılama istedi

Delil Aysal’ın avukatı da, sanığın daha önce hastanede yattığını ifade ederek, cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesini mahkemeden talep etti. Sanığın kaçma ihtimalinin bulunmadığını söyleyen avukat, Aysal’ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, sanığın tedavi gördüğünü belirttiği Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönündeki raporun mahkemeye getirilmesine, olayda bugün dinlenmesi gereken iki sanığın bir sonraki celseye zorla getirilmesine karar vererek, duruşmayı 8 Mart 2024 gününe ertelendi.

Celil Anık: “Davanın takipçisiyiz”

Duruşmanın ardından İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık, adliye önünde açıklamada bulundu. Davanın takipçisi olacaklarına vurgulayan Anık, “Gayet soğukkanlı; bazı şeyleri kabul etmiyor, gayet pişkin bir arkadaş. İnşallah bir sonraki duruşmada en ağır cezayı alır” sözlerine yer verdi. – İZMİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/feed/ 0
Bahçelievler’de İETT şoförü hakkında mütalaa: 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi https://www.kanal7haber.com.tr/bahcelievlerde-iett-soforu-hakkinda-mutalaa-22-yil-6-aya-kadar-hapsi-istendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bahcelievlerde-iett-soforu-hakkinda-mutalaa-22-yil-6-aya-kadar-hapsi-istendi/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:15:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4788 Bahçelievler’de 2 kişinin ölümüne neden olan İETT şoförü hakkında mütalaa: 22 yıl 6 aya kadar hapsi istendi

İSTANBUL – Bahçelievler’de İETT şoförü Sefer Baldan’ın otobüs durağına dalarak 2 kişinin ölmesine neden olduğu kazaya ilişkin davada mütalaa açıklandı. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Bahçelievler’de 2 Şubat 2023 tarihinde İETT şoförü Sefer Baldan direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağına dalmıştı. Olayda 2 kişi hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı. Baldan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Sefer Baldan SEGBİS sistemi ile bağlandı. Duruşmada bir kısım müştekiler ile taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya ulaştığını belirtti. Hazırlanan raporda Sefer Baldan’ın asli kusurlu, ölenler ve yaralananların ise kusurunun bulunmadığı belirtildi. Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan İBB İETT’ye ait otobüs ile Bahçelievler Mahallesi D-100 yan yolda bulunan Bahçelievler otobüs durağına yanaşırken kaldırıma çıktığını belirtti. Sanığın Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı açıklanan mütalaada, İbrahim Ethem Şekerli’nin ise otobüsün geldiğini fark ederek kaçması sonucu durağın demirine çarparak sağ kalça ve bacak kısmından yaralandığı kaydedildi. Kaza nedeniyle Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev’in hayatını kaybettikleri, Fehim Aydın ve İbrahim Ethem Şekerli’nin ise yaralandıkları açıklandı. Otobüs içinde bulunan görgü tanığının da alınan ifadesine göre sanığın uyukladığı ve bu nedenle otobüs şoförünü 2 kez uyardığı mütalaada anlatıldı. Sanığın olay tarihinde uzun süre yorgun ve dikkatsiz biçimde araç kullandığı, bu durumun elektronik algılama sistemi ile de tespit edildiği, seyir halindeyken uyukladığı, yolcular tarafından uyarılmasına rağmen bu şekilde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarparak ölüme ve yaralanmaya neden olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Mütalaanın ardından söz verilen sanık Sefer Baldan “Suçum yoktur. Tansiyon ilacımı almamam nedeniyle uyku halinde olduğum görülecektir. Bile isteye bu kazaya sebebiyet vermedim” dedi. Sanık avukatı ise mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapması için süre vererek duruşmanın ertelenmesine hükmetti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Sefer Baldan’ın İETT’ye ait 97 numaralı otobüs ile seyir halindeyken Bahçelievler durağına yanaştığı sırada uyuması sonucu kaldırıma çıktığı, durakta bekleyen Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı belirtilmişti. Müşteki İbrahim Şekerli’nin ise otobüsün çarpacağını fark edip yan tarafa doğru atlaması sonucu yaralandığı iddianamede kaydedilmişti. Hikmet Kaya ve Ahmad Rzayev’in kazadan sonra kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybettiği açıklanan iddianamede, ifadesine yer verilen İETT şoförü Baldan, olay sırasında bir anda gözlerinin karardığını söyleyerek “Gözlerimi açtığımda olay bitmişti. Normalde tansiyon ilacı kullanıyorum ama olay günü kullanmadım. Kaza sırasında uyumuyordum” demişti. Otobüs içerisinde bulunan görgü tanıkları ise iddianamede yer verilen beyanlarında Sefer Baldan’ın uyukladığını bu nedenle kazanın gerçekleştiğini söylemişti. İddianamede otobüs içindeki kamera görüntülerinden de Baldan’ın uyuduğunun net bir şekilde görüldüğü ifade edilmişti. Otobüste yapılan incelemede ise fren sisteminde herhangi bir arızanın tespit edilmediği iddianamede aktarılmıştı. Sefer Baldan’ın trafikte seyir halindeyken uyuması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarptığı iddianamede açıklanarak ‘taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

(Mİ- ZB-

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bahcelievlerde-iett-soforu-hakkinda-mutalaa-22-yil-6-aya-kadar-hapsi-istendi/feed/ 0
İzmir’de taksi şoförünü öldüren sanığın yargılanması başladı https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-sanigin-yargilanmasi-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-sanigin-yargilanmasi-basladi/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:21:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4739 İzmir’in Gaziemir ilçesinde aracına bindiği taksi şoförü Oğuz Erge’yi silahla öldüren Delil Aysal’ın yargılanmasına başlandı.

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Delil Aysal, öldürülen Erge’nin ailesi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık ile taraf avukatları katıldı.

Erge’nin oğlu Mustafa Erge de tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. Salonda çok sayıda çevik kuvvet polisi görev yaptı.

Duruşmada, savcılık makamını İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Bekir Şahiner temsil etti.

Tutuklu sanık Aysal, fırında kasiyer olarak çalıştığını ve geçmişte psikiyatri hastanesinde yattığını söyledi. Ailesinin kendisini sevmediğini savunan Aysal, olay gecesi bunalımda olduğu için dışarı çıktığını ve alkollü olduğunu öne sürdü.

Taksideki kameraya yansıyan kayıttaki ifadeleri kullanmadığını, görüntülerle oynandığını iddia eden Aysal, silahında 5 kurşun olduğunu 2’sini havaya, 3’ünü ise maktule sıktığını belirtti.

“Kendimi öldürmekti amacım”

Duruşmada, olay anı ve öncesine ilişkin kamera görüntüleri izletildi.

Mahkeme Başkanının “Araca sağdan binmişsin, neden gittin arkasına oturdun?” sorusu üzerine sanık Aysal, “Ben de bilmiyorum, hep öyle otururum.” yanıtını verdi.

“Neden öldürdün?” sorusuna Aysal’ın “Amacım kimseye zarar vermek değildi, ailemle sıkıntılarım vardı.” şeklinde yanıt vermesi üzerine Mahkeme Başkanı, “Senin sıkıntılarının cezasını başkası mı ödeyecek?” ifadesini kullandı.

Üye hakim, sanığın olay anında kesik eldiven giydiğini anımsatarak, “O eldiven soğuktan korumaz bir şeyi daha iyi kavramak için kullanılır. Maktulü yağma için mi keyif almak için mi öldürdün?” sorusunu yöneltti. Sanık, “İkisi de değil. Kendimi öldürmekti amacım, o eldiveni normalde de giyiyorum.” dedi.

Mahkeme Başkanı, olay sonrası Oğuz Erge’nin üzerinden 2 lira çıktığını, paralarını alıp almadığını sorması üzerine sanık, taksiden para almadığını, sadece telefon ve kulaklığı aldığını savundu.

Erge’nin boşandığı eşi Nevra Karahan da çocuklarına eşinin baktığını ifade ederek, sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi.

Oğuz Erge’nin kızı Naz, Adli Görüşme Odası’ndan (AGO) katıldığı duruşmada psikolog eşliğinde dinlenildi.

Erge, sanıktan şikayetçi olduğunu dile getirerek, “Babamın telefonundan arandım, sanık yeri tarif etti, ‘ağır yaralı, ambulans çağır, ben çağıramıyorum’ dedi. Amcam ve anneme haber verdim.” şeklinde konuştu.

Erge’nin oğlu Mustafa Erge de sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek, “Babamın yaptığı bir iyilik. Diyecek çok şey var.” ifadesini kullandı.

Delil Aysal’ın avukatı, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığı yönünde rapor alınmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına, cezai sorumluluğunu etkileyecek bir akıl hastalığının olup olmadığının belirlenmesi için Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

“Sanık, gayet soğukkanlı”

Duruşma sonrası İzmir Adliyesi önünde gazetecilere açıklama yapan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık, sanığın en ağır cezayı alması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Tüm taksiciler adına bu davayı yakından takip edeceklerini belirten Anık, “Sanık, gayet soğukkanlı. Bazı şeyleri kabul etmiyor. Yani çok pişkin bir arkadaş. İnşallah, önümüzdeki mahkemede en ağır cezayı alır.” şeklinde konuştu.

Olay

Taksi şoförü Oğuz Erge, 31 Ocak’ta saat 03.30 sıralarında Buca Gediz Mahallesi’nden kapüşon ve cerrahi maske takan, Gaziemir’e gideceğini belirten Delil Aysal’ı (19) aracına almıştı.

Taksi, Gaziemir Belediyesi yakınlarına vardığında Aysal’ın arka koltuktan tabancayla üç el ateş ettiği Erge ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Erge’nin üzeri ve aracındaki para ile eşyayı alarak kaçan şüpheli, polisin olay yeri ve çevresindeki 70 güvenlik kamerasının kaydettiği yaklaşık 110 saatlik görüntüyü incelemesiyle Buca’da saklandığı adreste yakalanarak tutuklanmıştı.

Olay öncesi, sırası ve sonrasında yaşananları ise araç içi kamerasının kaydettiği ortaya çıkmıştı. Sanık hakkında hazırlanan iddianamede, “nitelikli adam öldürme”, “nitelikli yağma” ve “ruhsatsız silah taşıma” suçlarından ceza istenmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-sanigin-yargilanmasi-basladi/feed/ 0
İETT Şoförüne 22 Yıl Hapis Cezası Talebi https://www.kanal7haber.com.tr/iett-soforune-22-yil-hapis-cezasi-talebi/ https://www.kanal7haber.com.tr/iett-soforune-22-yil-hapis-cezasi-talebi/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:39:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4720 Bahçelievler’de İETT şoförü Sefer Baldan’ın otobüs durağına dalarak 2 kişinin ölmesine neden olduğu kazaya ilişkin davada mütalaa açıklandı. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Bahçelievler’de 2 Şubat 2023 tarihinde İETT şoförü Sefer Baldan direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağına dalmıştı. Olayda 2 kişi hayatını kaybederken 2 kişi ise yaralanmıştı. Baldan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Sefer Baldan SEGBİS sistemi ile bağlandı. Duruşmada bir kısım müştekiler ile taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya ulaştığını belirtti. Hazırlanan raporda Sefer Baldan’ın asli kusurlu, ölenler ve yaralananların ise kusurunun bulunmadığı belirtildi. Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan İBB İETT’ye ait otobüs ile Bahçelievler Mahallesi D-100 yan yolda bulunan Bahçelievler otobüs durağına yanaşırken kaldırıma çıktığını belirtti. Sanığın Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı açıklanan mütalaada, İbrahim Ethem Şekerli’nin ise otobüsün geldiğini fark ederek kaçması sonucu durağın demirine çarparak sağ kalça ve bacak kısmından yaralandığı kaydedildi. Kaza nedeniyle Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev’in hayatını kaybettikleri, Fehim Aydın ve İbrahim Ethem Şekerli’nin ise yaralandıkları açıklandı. Otobüs içinde bulunan görgü tanığının da alınan ifadesine göre sanığın uyukladığı ve bu nedenle otobüs şoförünü 2 kez uyardığı mütalaada anlatıldı. Sanığın olay tarihinde uzun süre yorgun ve dikkatsiz biçimde araç kullandığı, bu durumun elektronik algılama sistemi ile de tespit edildiği, seyir halindeyken uyukladığı, yolcular tarafından uyarılmasına rağmen bu şekilde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarparak ölüme ve yaralanmaya neden olduğu belirtildi. Mütalaada sanık Baldan hakkında ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Mütalaanın ardından söz verilen sanık Sefer Baldan “Suçum yoktur. Tansiyon ilacımı almamam nedeniyle uyku halinde olduğum görülecektir. Bilerek isteyerek bu kazaya sebebiyet vermedim” dedi. Sanık avukatı ise mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapması için süre vererek duruşmanın ertelenmesine hükmetti.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Sefer Baldan’ın İETT’ye ait 97 numaralı otobüs ile seyir halindeyken Bahçelievler durağına yanaştığı sırada uyuması sonucu kaldırıma çıktığı, durakta bekleyen Hikmet Kaya, Ahmad Rzayev ve Fehmi Aydın’a çarptığı belirtilmişti. Müşteki İbrahim Şekerli’nin ise otobüsün çarpacağını fark edip yan tarafa doğru atlaması sonucu yaralandığı iddianamede kaydedilmişti. Hikmet Kaya ve Ahmad Rzayev’in kazadan sonra kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybettiği açıklanan iddianamede, ifadesine yer verilen İETT şoförü Baldan, olay sırasında bir anda gözlerinin karardığını söyleyerek “Gözlerimi açtığımda olay bitmişti. Normalde tansiyon ilacı kullanıyorum ama olay günü kullanmadım. Kaza sırasında uyumuyordum” demişti. Otobüs içerisinde bulunan görgü tanıkları ise iddianamede yer verilen beyanlarında Sefer Baldan’ın uyukladığını bu nedenle kazanın gerçekleştiğini söylemişti. İddianamede otobüs içindeki kamera görüntülerinden de Baldan’ın uyuduğunun net bir şekilde görüldüğü ifade edilmişti. Otobüste yapılan incelemede ise fren sisteminde herhangi bir arızanın tespit edilmediği iddianamede aktarılmıştı. Sefer Baldan’ın trafikte seyir halindeyken uyuması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip durakta bekleyenlere çarptığı iddianamede açıklanarak ‘taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/iett-soforune-22-yil-hapis-cezasi-talebi/feed/ 0
Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi https://www.kanal7haber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/ https://www.kanal7haber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:12:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4615 Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi

“Sanık anne: “Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum, başka biri yaptı gibi ben yapmadım sanki”

Sanık anne: “Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum”

İSTANBUL – Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/feed/ 0
Sakarya’da Erdal Sakız cinayeti davasında karar açıklandı https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-erdal-sakiz-cinayeti-davasinda-karar-aciklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-erdal-sakiz-cinayeti-davasinda-karar-aciklandi/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:36:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4519 Sakarya’nın Karasu ilçesinde kendisinden haber alınmayan ve Hendek ilçesinde ormanlık alanda ölü bulunan Erdal Sakız cinayetine ilişkin aynı aileden 2’si tutuklu 1’i tutuksuz yargılanan sanıklar son kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti tutuklu karı-kocaya ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, tutuksuz yargılanan sanığın ise beraatine karar verdi.

19 Kasım 2022 tarihinde meydana gelen olayda, Karasu’nun Kurudere Mahallesi’ndeki evinden aracıyla ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan evli ve üç çocuk babası Erdal Sakız, ailesinin ihbarı üzerine aranmaya başlanmıştı. Karasu İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince her yerde aranan Erdal Sakız, Kurudere Mahallesi ile Hendek ilçe sınırı arasındaki Çamdağı ormanlık alanda aracının içinde başından tüfekle vurulmuş halde bulundu. Hususa ilişkin başlatılan incelemede Sakız’ın arkadaşı E.K., eşi L.K. ve oğlu S.K. gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Hususa ilişkin açılan davada Cumhuriyet Savcısı mütalaasında sanık E.K. ve eşi L.K. hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundun ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını, suça sürüklenen çocuk S.K. hakkında ise beraat isteminde bulunmuştu.

4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Gelen belgelerin zapta geçirilmesinin ardından başlayan duruşmada sanıklar, esas hakkındaki son savunmalarını yaptı.

“Olay suç örgütleri tarafından işlenmiş, benim ailemin üzerine atılmaktadır”

Tutuksuz yargılanan suça sürüklenen çocuk S.K., “Mütalaayı kabul etmiyorum. Duruşmadaki beyanlarım doğrudur. Benim maktul ile sorunum yoktur. Maktulün hasımları eşi, oğlu ve sevgilisidir. İddia edilen olayda, ben evde değildim, bir şey görmedim. Maktulü öldürenler dışarıda gezmektedir. Olay suç örgütleri tarafından işlenmiş, benim ailemin üzerine atılmaktadır. Beraatımı talep ediyorum” dedi.

“Tehditlerinden dolayı işlemediğimiz bir suçu kabul ettim”

Tutuklu sanık L.K., “Gözaltında kaldığımız 3 gün süre içinde biz derdimizi anlatmaya çalıştık. Bir avukat geldi ve bize vermemiz gereken ifadeleri söyledi. İfadeleri söylemezsek kocam, oğlum ve benim ağırlaştırılmış müebbet alacağımızı bebeğimin ise yetiştirme yurduna verileceğini söyledi. Ben de çocuklarımın başına gelecek olan olaylardan korktuğum için ve Y.D. ile E.S.’nin tehditlerinden dolayı işlemediğimiz bir suçu kabul ettim” dedi.

“Cesedi Hendek ilçesine bırakılmasının sebebi kolluk kuvvetini yanıltmak içindir”

Tutuklu sanık E.K., “Gözaltında imzaladığım ifadeler eşim, çocuğum ve benim ayrı ayrı baskı altında alınmıştır. Ben bunu kabul etmiyorum. Ben detaylı bir ifademin alınarak soruşturmanın başlatılmasını talep ediyorum. Maktulü ben ve ailem öldürmedi, husumetlileri E.S., E.D. ve N.’dir. Erdal Sakız ile kardeş gibi yaşadık. Fındık olayıyla alakalı bir husumet yaşamadık. Delillerin avukatlarıyla beraber karartılıp suçu üzerimize attılar ve mahkemeyi yanıltıyorlar. Cesedi Hendek ilçesine bırakılmasının sebebi kolluk kuvvetini yanıltmak içindir. Karasu’ya bırakılsaydı kolluk kuvveti ilk olarak husumetlilerini gözaltına alacaktı. Kolluk kuvvetini yanıltmak için Hendek ilçesinde ormanlık alana bırakmışlardır. Planlanarak olmuştur Erdal Sakız’ı öldürmedim aksine sahip çıktık. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.

Mahkeme heyeti ise tutuksuz yargılanan S.K.’nın beraatına, sanık E.K. ile eşi L.K.’nin ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. – SAKARYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sakaryada-erdal-sakiz-cinayeti-davasinda-karar-aciklandi/feed/ 0
Ayşenur Çolakoğlu’nun ölümüne ilişkin davada mütalaa açıklandı https://www.kanal7haber.com.tr/aysenur-colakoglunun-olumune-iliskin-davada-mutalaa-aciklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/aysenur-colakoglunun-olumune-iliskin-davada-mutalaa-aciklandi/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:51:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4405 Ayşenur Çolakoğlu’nun ölümüne ilişkin davada mütalaa açıklandı

Katil zanlısına ağırlaştırılmış müebbet, arkadaşına 20 yıla kadar hapis talep edildi

ESKİŞEHİR – Eskişehir’de 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Ayşenur Çolakoğlu’nu silahla vurarak öldüren şahsın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Mütalaada katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet, arkadaşı hakkında ise 20 yıla kadar hapis talep edildi.

Tepebaşı İlçesi Şirintepe Mahallesi Yeşilkayalar Sokak’ta 17 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen olayda, 21 yaşındaki Ayşenur Çolakoğlu ile 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Hasan F. arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonucunda Hasan F., eski kız arkadaşı Ayşenur Çolakoğlu’nu başına ve göğsüne ateş ederek 4 yerinden vurdu. Ağır yaralanan Ayşenur Çolakoğlu, kaldırıldığı Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından gözaltına alınan Hasan F. ve arkadaşı Muhammet Ali F., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı Hasan F. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Muhammet Ali F. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Eskişehir 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görülen davanın 3’üncü duruşması bugün görüldü. Tutuklu sanık Hasan F. Kütahya T Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katılırken, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada Ayşenur Çolakoğlu’nun babası Mesut Çolakoğlu ve taraf avukatları yer aldı. Cumhuriyet Savcısı, davaya ilişkin mütalaasında tutuklu sanık Hasan Fakıoğlu hakkında tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ruhsatsız tabanca taşımak ve kullanmak suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti. Savcı, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. hakkında ise ‘Suça yardım etme’ iddiasıyla 20 yıla kadar hapis cezası talep ederken, tutuklanmasını istedi. Muhammet Ali F. hakkındaki tutuklama talebi, mahkeme heyeti tarafından adli kontrol şartı yeterli görüldüğü gerekçesiyle reddedildi. Duruşma, avukatların talebi üzerine mütalaaya karşı savunma yapmaları için duruşmayı 29 Şubat’a ertelendi.

“Adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz”

Duruşmanın ardından adliye çıkışında açıklama yapan Avukat Sermin Ertem, “Savcı mütalaasını verdi. İddianamede belirtilen sevk maddeleri gereğince sanıkların cezalandırılması talebinde bulundu. İnşallah mahkemece de adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz. Mütalaa kadına karşı kasten, tasarlayarak öldürme suçundan verildi. Diğer sanık içinde bu suça yardım etmek suçundan verildi” dedi.

“Bu yapılanları barbarca görüyorum”

Mahkeme sonrası açıklama yapan baba Mesut Çolakoğlu ise, “Türkiye Cumhuriyeti’ne güveniyorum. Savcımızın da güzel karar vereceğine inanıyorum. Hak ettiği cezayı alacak daha öncede söylemiştim. Savcımızda böyle söyledi. 29 Şubat’a ertelendi. Bu yapılanları barbarca görüyorum. Canavarca. Kimse kimseyi öldüremez. Hayattan koparamaz. Yaşayacakları vardı kızımın, yaşayamadı. O yüzden ne söyleyeceğimi de bilemiyorum. Söyleyecek bir şey yok. Bu mecraların kaldırılmasını istiyorum. Diğer gençlerimiz, çocuklarımız rahatlıkla yaşayabilsinler. Aileler işlerini mi bıraksınlar, yani çocuklarıyla mı sürekli beraber olacaklar ‘ Sosyal bir ülkede yaşıyoruz. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Çocuklarımız rahat rahat gezemeyecekler mi ‘ İşi bırakıp çocuklarımızla mı gezelim ? Bu yüzden bu konulara devletimiz el atsın. Bu mecraları kaldırsın artık. Son bulsun” dedi.

“Olayın kaza olduğunu kabul etmiyoruz”

Tutuklu sanık Hasan F.’nin boğuşma sonrası silahın ateşlendiğini iddia etmesi hakkında konuşan Avukat Sermin Ertem, “Biz o savunmaları kabul etmiyoruz. Duruşma sırasında da olayın kaza olmadığına ilişkin savunmalarda bulunduk, beyanlarda bulunduk. Kabul etmiyoruz o beyanları çünkü 4 el ateş edilmiş. Kabul etmiyoruz” diye konuştu.

“Her şey ortada, şahide bile gerek görülmedi”

Olayın kazayla olduğu iddiaları hakkında da konuşan baba Mesut Çolakoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Zaten 112’yi kendi arıyor orada kendisi söylüyor ben birini öldürdüm diyor. 4 kurşun sıktığını kendi zaten ifade ediyor. Orada açıklamalarda hepsi var zaten. Otopsi raporlarında zaten her şey ortada yani. Buna şahit bile gerek yok. Şahide bile gerek görmedi savcımız.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aysenur-colakoglunun-olumune-iliskin-davada-mutalaa-aciklandi/feed/ 0
Eskişehir’de Eski Sevgilisini Öldüren Şahsın Yargılandığı Davada Mütalaa Açıklandı https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-eski-sevgilisini-olduren-sahsin-yargilandigi-davada-mutalaa-aciklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-eski-sevgilisini-olduren-sahsin-yargilandigi-davada-mutalaa-aciklandi/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:30:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4345 Eskişehir’de 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisini silahla vurarak öldüren şahsın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Mütalaada katil zanlısı hakkında ağırlaştırılmış müebbet, arkadaşı hakkında ise 20 yıla kadar hapis talep edildi.

Tepebaşı ilçesi Şirintepe Mahallesi Yeşilkayalar Sokak’ta 17 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen olayda, 21 yaşındaki Ayşenur Çolakoğlu ile 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Hasan F. arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonucunda Hasan F., eski kız arkadaşı Ayşenur Çolakoğlu’nu başına ve göğsüne ateş ederek 4 yerinden vurdu. Ağır yaralanan Ayşenur Çolakoğlu, kaldırıldığı Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından gözaltına alınan Hasan F. ve arkadaşı Muhammet Ali F., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı Hasan F. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Muhammet Ali F. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Eskişehir 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın 3’üncü duruşması bugün görüldü. Tutuklu sanık Hasan F. duruşmaya Kütahya T Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile katılırken, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada Ayşenur Çolakoğlu’nun babası Mesut Çolakoğlu ve taraf avukatları da yer aldı. Cumhuriyet savcısı, davaya ilişkin mütalaasında tutuklu sanık Hasan F. hakkında tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ruhsatsız tabanca taşımak ve kullanmak suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti. Savcı, tutuksuz sanık Muhammet Ali F. hakkında ise ‘suça yardım etme’ iddiasıyla 20 yıla kadar hapis cezası talep edererek, tutuklanmasını istedi. Muhammet Ali F. hakkındaki tutuklama talebi, mahkeme heyeti tarafından adli kontrol şartı yeterli görüldüğü gerekçesiyle reddedildi.

Duruşma, avukatların talebi üzerine mütalaaya karşı savunma yapmaları için 29 Şubat’a ertelendi.

“Adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz”

Duruşmanın ardından adliye çıkışında açıklama yapan Avukat Sermin Ertem, “Savcı mütalaasını verdi. İddianamede belirtilen sevk maddeleri gereğince sanıkların cezalandırılması talebinde bulundu. İnşallah mahkemece de adaletli ve caydırıcı bir ceza verileceğine inanıyoruz. Mütalaa kadına karşı kasten, tasarlayarak öldürme suçundan verildi. Diğer sanık için de bu suça yardım etmek suçundan verildi” dedi.

“Bu yapılanları barbarca görüyorum”

Baba Mesut Çolakoğlu ise, “Türkiye Cumhuriyeti’ne güveniyorum. Savcımızın da güzel karar vereceğine inanıyorum. Hak ettiği cezayı alacak, daha önce de söylemiştim. Savcımız da böyle söyledi. 29 Şubat’a ertelendi. Bu yapılanları barbarca görüyorum, canavarca. Kimse kimseyi öldüremez, hayattan koparamaz. Yaşayacakları vardı kızımın, yaşayamadı. O yüzden ne söyleyeceğimi de bilemiyorum. Söyleyecek bir şey yok. Bu mecraların kaldırılmasını istiyorum. Diğer gençlerimiz, çocuklarımız rahatlıkla yaşayabilsinler. Aileler işlerini mi bıraksınlar, yani çocuklarıyla mı sürekli beraber olacaklar? Sosyal bir ülkede yaşıyoruz. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Çocuklarımız rahat rahat gezemeyecekler mi? İşi bırakıp çocuklarımızla mı gezelim? Bu yüzden bu konulara devletimiz el atsın. Bu mecraları kaldırsın artık. Son bulsun” dedi.

“Olayın kaza olduğunu kabul etmiyoruz”

Tutuklu sanık Hasan F.’nin boğuşmada silahın ateş aldığını iddia etmesi hakkında Avukat Sermin Ertem, “Biz o savunmaları kabul etmiyoruz. Duruşma sırasında da olayın kaza olmadığına ilişkin savunmalarda bulunduk, beyanlarda bulunduk. Kabul etmiyoruz o beyanları, çünkü 4 el ateş edilmiş. Kabul etmiyoruz” diye konuştu.

“Her şey ortada, şahide bile gerek görülmedi”

Olayın kazayla olduğu iddiaları hakkında konuşan baba Mesut Çolakoğlu ise, “Zaten 112’yi kendi arıyor, orada kendisi söylüyor, ‘Ben birini öldürdüm’ diyor. 4 kurşun sıktığını kendi zaten ifade ediyor. Orada açıklamalarda hepsi var zaten. Otopsi raporlarında zaten her şey ortada yani. Buna şahide bile gerek yok. Şahide bile gerek görmedi savcımız” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-eski-sevgilisini-olduren-sahsin-yargilandigi-davada-mutalaa-aciklandi/feed/ 0
AYM, Madımak Oteli davasında zamanaşımı itirazlarıyla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi https://www.kanal7haber.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:45:30 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4316 Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybedenlerin yakınlarının bireysel başvurusunda, “zamanaşımı” itirazlarıyla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi.

Madımak Oteli’ndeki olaylarda hayatını kaybedenlerin yakınları, 2014’te Yüksek Mahkemeye bireysel başvuruda bulunarak, Sivas’ta yaşanan olaylar üzerine başlatılan yargısal sürecin etkili bir biçimde yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ve toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının ihlal edildiğini öne sürdü.

Başvuruda, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması istendi.

Başvuruyu bugünkü Genel Kurul gündeminde ele alan Anayasa Mahkemesi heyeti, “zamanaşımına” karşı yapılan itirazlarla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi.

Başvuru, ek rapor hazırlandıktan sonra Yüksek Mahkemece yeniden gündeme alınacak.

Sivas olayları davası

Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen şenlikler sırasında Madımak Oteli’nin yakılması nedeniyle aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi, 2 otel çalışanı ve 2 gösterici öldü.

Olaydan sonra 124 kişi hakkında “Laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla açılan davalar, güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı.

Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak olayda yazar Aziz Nesin’in tahriki gerekçe gösterilerek cezalar 15 yıla indirildi.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise olayların, “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.

DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti.

Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu.

Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu.

Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava, ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

Sivas ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı zamanaşımından düşürdü.

2014’teki bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce 29 Haziran 2021’de görüşüldü ve incelenmesi ertelendi. Yüksek Mahkeme, 14 Aralık 2023’te başvuruyu tekrar ele aldı, görüşülmesini bir kez daha erteledi. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü en son 25 Ocak 2024’te, bireysel başvurunun Genel Kurul’da 15 Şubat’ta görüşülmesini kararlaştırmıştı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/feed/ 0
FİLİNİSTİN’E DESTEK MİTİNGİNDEKİ YUMRUKLU SALDIRI DAVASINDA SANIK HAKİM KARŞINDA https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda-2/#respond Wed, 14 Feb 2024 21:24:45 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3933

-Ege Akersoy: Pişmanım

Özden ATİK/ İSTANBUL, İstanbul’da düzenlenen Filistin’e destek mitinginde “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan İsmail Aydemir’e yumruk attığı gerekçesiyle 17 gün tutuklu kalan 25 yaşındaki üniversite öğrencisi Ege Akersoy, 4 yıla kadar hapis istemiyle bugün hakim karşısına çıktı. Akersoy, şikayetçinin taşıdığı bayrağın Suudi Arabistan bayrağı olabileceğini düşündüğünü ifade ederek “Pişmanım. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum” dedi. Mahkeme, Akersoy hakkındaki yurt dışı yasağını kaldırarak dosyanın mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya,, tutuksuz sanık Ege Akersoy gelirken, şikayetçi İsmail Aydemir katılmadı.

Sanık Ege Akersoy kimlik sorgusunda elektrik mühendisliği mezunu ve öğrenci olduğunu, çalışmadığından herhangi bir geliri olmadığını söyledi. Akersoy, “31 Aralık günü arkadaşımda kalmıştım. Sabahında vapurla Kadıköy’den Karaköy’de geldim. Haliç metro civarında şikayetçi ismail Aydemir’i gördüm. Elinde yeşil üzerinde Arapça yazılı bayrak vardı. Suudi Arabistan bayrağı olabileceğini düşündüm. Bu olay öncesinde Suudi Arabistan’da oynanmak istenen Galatasaray-Fenerbahçe maçında ülkemizin kurucu önderinin isminin anılmasından ve İstiklal Marşının okutulmasından rahatsız olmalarından dolayı ben bu bayrağın Türkiye içinde dolandırılmasından rahatsız oldum. Ayrıca 12 askerimizin şehit olmasından dolayı ülkemizde sadece Türk bayrağı dalgalandırılması gerektiğini düşündüm. O gün tesadüfen denk geldiğim müştekiye ‘Sen Türk değil misin? Şu an hassas zamanlardayız, şehitlerimiz varken Türk bayrağının taşınması daha doğru’ dedim. O da ‘Sanane istediğim bayrağı taşırım’ dedi. Ardından bana doğru yaklaştığı sırada bana vuracağını düşünerek kendimi koruma dürtüsüyle kendisine bir kez yumruk attım. Pişmanım. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Bu olay müştekiyle aramızda münferiden yaşanmış bir olaydı böyle de kalması gerekirdi. ” dedi. Akersoy, müştekiye yönelik “Tam bir Arap sevici Arap kültürünü savunuyor” tarzı sözler söylediğini hatırlamadığını belirtti.

Akersoy’un avukatı Ali Öztürk ise “Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Halkın bir kesimin aşağılamak gibi bir durum yoktur. Bir anda gelişen münferit bir olaydır” diyerek beraat talep etti.

“ŞİKAYETİMİZ DEVAM ETMEKTEDİR”

İsmail Aydemir’in hasta olduğu için duruşmaya gelemediğini belirten müşteki avukatı Deniz Alp İmamoğlu ise “Şikayetiniz devam etmektedir. Savunmaları suçtan kurtulmaya yöneliktir. Müvekkilin kendisine yönelik bir hareketi olduğunu söylemiş o yüzden yumruk attığını söylemiştir. Ancak müvekkilimde skolyoz denilen omurga eğriliği rahatsızlığı vardır. Bu yüzden yaşı ve fiziki durumu dikkate alınarak yumruk atma imkanı olamaz. Müvekkil olayda yaralanmıştır. Müvekkilin elindeki bayrak yasa dışı mıdır, illegal ifadeler mi vardır, terör örgütünün siması mı vardır, hayır.  Müvekkilimin taşıdığı bayrak tabut üzerine konulan tevhid bayrağıdır. Müvekkilin katılma sebebi Filistinlilere yapılanlara karşı gelmek için olduğu gibi, 12 şehidimize rahmet okutmaktır” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti. Diğer şikayetçi avukatı ise müvekkilinin bayrağı miting alanındaki seyyar satıcıdan aldığını, ayrıca Türk bayrağı da taşımakta olduğunu ifade ederek sanığın cezalandırılmasını istedi.

“OLAYI BURAYA GETİREN MEDYAYA YANSIMASI VE SOSYAL LİNÇTİR”

Savcı, dosyanın mütalaa için kendisine verilmesini istedi. Söz alan sanık avukatı Ali Öztürk, “Olayın, bayrağın illegal olup olmamasıyla ilgisi yoktur. Müvekkilimin, müştekinin hastalıklarını bilmesi mümkün değil, aralarında itişme olduğunu kendini koruma maksatlı hareket ettiğini söylemiştir. Olayı buraya getiren medyaya yansıması ve bir nevi sosyal linçtir. Müvekkilim bayrak da ne yazdığını bilmiyordu. Bayrak da ne yazdığını müşteki de olaydan önce bilmiyordu” şeklinde konuştu.

YURT DIŞI YASAĞI KALDIRILDI

Mahkeme, dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere savcılığa gönderilmesine karar verdi. Sanık hakkındaki yurt dışı yasağının kaldırılmasına karar veren mahkeme, duruşmayı 19 Şubat’a erteledi.

“EL ÖPÜP BAYRAĞA SAYGI GÖSTERİSİNDE BULUNSAYDI UZLAŞMAYA HAZIRDIK”

Şikayetçi avukatı Deniz Alp İmamoğlu duruşma sonrasında basın mensuplarına açıklama yaparak müvekkilinin taşıdığı bayrağın, yasadışı bir bayrak olmadığını belirtti. İmamoğlu, müvekkilinin uğradığı saldırının kabul edilemez olduğunu söyleyerek “Böyle bir saldırının düşünce ve ifade özgürlüğüne yapıldığını düşünüyoruz. Sanığın cezalandırılmasını talep ettik. Sanık herhangi bir şekilde uzlaşmaya yanaşmadı. Biz müvekkilden el öpüp özür dilendiğinde uzlaşmaya açıktık ve bayrağa bir saygı gösterisinde bulunulduğunda uzlaşmaya hazırdık. Sanık bunu kabul etmedi” dedi.

İDDİANAME

Fatih’te 1 Ocak sabah saatlerinde yapılan ‘Şehitlere rahmet, Filistin’e destek, İsrail’e lanet’ mitingine katılan İsmail Aydemir elinde Kelime-i Tevhid Bayrağı ile yürümüştü. Ege Akersoy, Haliç metrosu civarında tesadüfen karşılaştığı Aydemir’e “Sen Türk değil misin” dedikten sonra yumruk atmıştı. Gözaltına alınan Akersoy  tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İddianamede Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan İsmail Aydemir’e “Sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor” şeklinde söylemler ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği belirtildi. İddianamede, şüpheli Akersoy’un “Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından toplam 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapsi istendi.Akersoy, iddianamenin kabul edilmesinin ardından yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda-2/feed/ 0
Filinistin’e destek mitingindeki yumruklu saldırı davasında sanık hakim karşında https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda/ https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda/#respond Wed, 14 Feb 2024 21:21:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3930

-Ege Akersoy: Pişmanım

Özden ATİK/ İSTANBUL, İstanbul’da düzenlenen Filistin’e destek mitinginde “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan İsmail Aydemir’e yumruk attığı gerekçesiyle 17 gün tutuklu kalan 25 yaşındaki üniversite öğrencisi Ege Akersoy, 4 yıla kadar hapis istemiyle bugün hakim karşısına çıktı. Akersoy, şikayetçinin taşıdığı bayrağın Suudi Arabistan bayrağı olabileceğini düşündüğünü ifade ederek “Pişmanım. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum” dedi. Mahkeme, Akersoy hakkındaki yurt dışı yasağını kaldırarak dosyanın mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya,, tutuksuz sanık Ege Akersoy gelirken, şikayetçi İsmail Aydemir katılmadı.

Sanık Ege Akersoy kimlik sorgusunda elektrik mühendisliği mezunu ve öğrenci olduğunu, çalışmadığından herhangi bir geliri olmadığını söyledi. Akersoy, “31 Aralık günü arkadaşımda kalmıştım. Sabahında vapurla Kadıköy’den Karaköy’de geldim. Haliç metro civarında şikayetçi ismail Aydemir’i gördüm. Elinde yeşil üzerinde Arapça yazılı bayrak vardı. Suudi Arabistan bayrağı olabileceğini düşündüm. Bu olay öncesinde Suudi Arabistan’da oynanmak istenen Galatasaray-Fenerbahçe maçında ülkemizin kurucu önderinin isminin anılmasından ve İstiklal Marşının okutulmasından rahatsız olmalarından dolayı ben bu bayrağın Türkiye içinde dolandırılmasından rahatsız oldum. Ayrıca 12 askerimizin şehit olmasından dolayı ülkemizde sadece Türk bayrağı dalgalandırılması gerektiğini düşündüm. O gün tesadüfen denk geldiğim müştekiye ‘Sen Türk değil misin? Şu an hassas zamanlardayız, şehitlerimiz varken Türk bayrağının taşınması daha doğru’ dedim. O da ‘Sanane istediğim bayrağı taşırım’ dedi. Ardından bana doğru yaklaştığı sırada bana vuracağını düşünerek kendimi koruma dürtüsüyle kendisine bir kez yumruk attım. Pişmanım. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Bu olay müştekiyle aramızda münferiden yaşanmış bir olaydı böyle de kalması gerekirdi. ” dedi. Akersoy, müştekiye yönelik “Tam bir Arap sevici Arap kültürünü savunuyor” tarzı sözler söylediğini hatırlamadığını belirtti.

Akersoy’un avukatı Ali Öztürk ise “Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Halkın bir kesimin aşağılamak gibi bir durum yoktur. Bir anda gelişen münferit bir olaydır” diyerek beraat talep etti.

“ŞİKAYETİMİZ DEVAM ETMEKTEDİR”

İsmail Aydemir’in hasta olduğu için duruşmaya gelemediğini belirten müşteki avukatı Deniz Alp İmamoğlu ise “Şikayetiniz devam etmektedir. Savunmaları suçtan kurtulmaya yöneliktir. Müvekkilin kendisine yönelik bir hareketi olduğunu söylemiş o yüzden yumruk attığını söylemiştir. Ancak müvekkilimde skolyoz denilen omurga eğriliği rahatsızlığı vardır. Bu yüzden yaşı ve fiziki durumu dikkate alınarak yumruk atma imkanı olamaz. Müvekkil olayda yaralanmıştır. Müvekkilin elindeki bayrak yasa dışı mıdır, illegal ifadeler mi vardır, terör örgütünün siması mı vardır, hayır.  Müvekkilimin taşıdığı bayrak tabut üzerine konulan tevhid bayrağıdır. Müvekkilin katılma sebebi Filistinlilere yapılanlara karşı gelmek için olduğu gibi, 12 şehidimize rahmet okutmaktır” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti. Diğer şikayetçi avukatı ise müvekkilinin bayrağı miting alanındaki seyyar satıcıdan aldığını, ayrıca Türk bayrağı da taşımakta olduğunu ifade ederek sanığın cezalandırılmasını istedi.

“OLAYI BURAYA GETİREN MEDYAYA YANSIMASI VE SOSYAL LİNÇTİR”

Savcı, dosyanın mütalaa için kendisine verilmesini istedi. Söz alan sanık avukatı Ali Öztürk, “Olayın, bayrağın illegal olup olmamasıyla ilgisi yoktur. Müvekkilimin, müştekinin hastalıklarını bilmesi mümkün değil, aralarında itişme olduğunu kendini koruma maksatlı hareket ettiğini söylemiştir. Olayı buraya getiren medyaya yansıması ve bir nevi sosyal linçtir. Müvekkilim bayrak da ne yazdığını bilmiyordu. Bayrak da ne yazdığını müşteki de olaydan önce bilmiyordu” şeklinde konuştu.

YURT DIŞI YASAĞI KALDIRILDI

Mahkeme, dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere savcılığa gönderilmesine karar verdi. Sanık hakkındaki yurt dışı yasağının kaldırılmasına karar veren mahkeme, duruşmayı 19 Şubat’a erteledi.

“EL ÖPÜP BAYRAĞA SAYGI GÖSTERİSİNDE BULUNSAYDI UZLAŞMAYA HAZIRDIK”

Şikayetçi avukatı Deniz Alp İmamoğlu duruşma sonrasında basın mensuplarına açıklama yaparak müvekkilinin taşıdığı bayrağın, yasadışı bir bayrak olmadığını belirtti. İmamoğlu, müvekkilinin uğradığı saldırının kabul edilemez olduğunu söyleyerek “Böyle bir saldırının düşünce ve ifade özgürlüğüne yapıldığını düşünüyoruz. Sanığın cezalandırılmasını talep ettik. Sanık herhangi bir şekilde uzlaşmaya yanaşmadı. Biz müvekkilden el öpüp özür dilendiğinde uzlaşmaya açıktık ve bayrağa bir saygı gösterisinde bulunulduğunda uzlaşmaya hazırdık. Sanık bunu kabul etmedi” dedi.

İDDİANAME

Fatih’te 1 Ocak sabah saatlerinde yapılan ‘Şehitlere rahmet, Filistin’e destek, İsrail’e lanet’ mitingine katılan İsmail Aydemir elinde Kelime-i Tevhid Bayrağı ile yürümüştü. Ege Akersoy, Haliç metrosu civarında tesadüfen karşılaştığı Aydemir’e “Sen Türk değil misin” dedikten sonra yumruk atmıştı. Gözaltına alınan Akersoy  tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İddianamede Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan İsmail Aydemir’e “Sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor” şeklinde söylemler ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği belirtildi. İddianamede, şüpheli Akersoy’un “Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından toplam 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapsi istendi.Akersoy, iddianamenin kabul edilmesinin ardından yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/filinistine-destek-mitingindeki-yumruklu-saldiri-davasinda-sanik-hakim-karsinda/feed/ 0
İstiklal Caddesi’ndeki Terör Saldırısı Davasında Mütalaa Açıklandı https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-caddesindeki-teror-saldirisi-davasinda-mutalaa-aciklandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-caddesindeki-teror-saldirisi-davasinda-mutalaa-aciklandi/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:18:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3777 İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı terör saldırısına ilişkin aralarında bombayı bırakan Ahlam Albashır’in de bulunduğu 36 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Savcılık, Albashir’in iddianamedeki gibi 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep ederken, Albashir savunmasında, “Vefat eden insanlardan dolayı geceleri uyuyamıyorum. Ben yetimim, kimsenin yetim olmasını istemezdim. İdam verseniz de itiraz etmeyeceğim. Bunu affedilmek için demiyorum” dedi. Duruşma Savcısı ise bunun üzerine, “Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun, vicdanı varsa zaten uyuyamasın” dedi. Albashir bir şey söylemedi.

Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı bir terör saldırısı gerçekleşmiş, olayda 6 kişi yaşamını yitirirken, 99 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada aralarında Ahlam Albashır’ın da bulunduğu 7 tutuklu sanık hazır bulundu. 1 tutuksuz sanık ile sanık avukatları da salonda bulunurken, bazı tutuklu sanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Örgüt tarafından özel eğitime tabi tutularak talimatlandırıldığı ve patlayıcılar ile Suriye’den Türkiye’ye getirildiği aktarıldı

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Ahlam Albashir’in YPG/PYD terör örgütünün özel istihbarat elemanı olduğunu, Albashir’in kamu düzenini bozma ve toplumda kargaşa meydana geetirmek amacında olduğunu, toplumun kutuplaşmasına yol açtığını, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutularak talimatlandırıldığını ve patlayıcılar ile Suriye’den Türkiye’ye getirildiğini, İstanbul’da eve yerleştirildiği, eylem sonrası yurt dışına kaçış planı yaptığını, eylemi riske etmeyecek yöntemler kullandığını aktardı.

7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi

Açıklanan mütalaada sanık Albashir’in ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

“Vefat eden insanlardan dolayı geceleri uyuyamıyorum”

Açıklanan mütalaaya karşı savunma yapan sanık Albashir, “Ben bomba olup olmadığını bilmiyordum. Herhangi bir insanın bu konuyla bir alakası yok, ben de bomba olduğunu bilmiyordum. Bana turist gibi fotoğraf çek dediler. Vefat eden insanlardan dolayı geceleri uyuyamıyorum. Ben yetimim, kimsenin yetim olmasını istemezdim. İdam verseniz de itiraz etmeyeceğim. Bunu affedilmek için demiyorum. Buradaki insanların hiçbir suçu yok, bana hangi hükmü verirseniz itiraz etmeyeceğim” dedi.

Duruşma Savcısı’ndan Albashir’e: “Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun”

Albashir’in savunması bittiği sırada duruşma Savcısı söz alarak Albashir’e, “Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun, vicdanı varsa zaten uyuyamasın” dedi. Albashir ise bir cevap vermeden yerine oturdu. Albashir’in duruşma boyunca oturduğu yerden elindeki peçeteyle göz yaşı döktüğü görüldü. Duruşma, diğer sanıkların mütalaaya karşı savunmalarıyla devam ediyor. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-caddesindeki-teror-saldirisi-davasinda-mutalaa-aciklandi/feed/ 0
Kayseri’de Ev Verme Vaadiyle Dolandırıcılık Yargılaması https://www.kanal7haber.com.tr/kayseride-ev-verme-vaadiyle-dolandiricilik-yargilamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kayseride-ev-verme-vaadiyle-dolandiricilik-yargilamasi/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:15:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3774 Kayseri’de ev verme vaadiyle dolandırıcılık faaliyeti yürüttüğü iddiasıyla yargılanan 3 sanık hakim karşısına çıktı.

Ev verme vaadiyle para alıp sonrasında tapu teslimi yapmadığı ve mağdurların yaptıkları ödemeleri de firmanın geri iade etmediği iddiasıyla yargılanan 3 firma yetkilisi sanık bugün Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar; C.Ç., T.Ç., T.Ç., müşteki D.F.Ç. ve taraf vekilleri hazır bulundu. Şirketin yüzde 50 ortağı olan T.Ç. mahkemede yaptığı açıklamada; “Daireyi 900 bin TL’ye sattım. 500 bin TL ödeme aldım, 400 bin TL ödeme alamadım. Tapuyu teslim etmek için müşteki şahsı çağırdım. ‘Kalan ödemeyi yapın tapuyu teslim edeyim’ dedim. Gelmediler, yapmaları gereken ödemeyi de yapmadılar. Ben de evi bir başkasına sattım. ‘Kalan 400 bin TL’yi ödeyin başka daire verelim’ dedim. Kabul etmediler. Zararı karşılamak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Mahkemeye SEGBİS ile bağlanan Müşteki D.F.Ç. ise; “Daire aldık, 500 bin TL ödeme yaptık. Kalan parayı tapu tesliminde verecektik. Paramız hazırdı. Bizi sürekli ertelediler. Tapu vermediler. 2 ay oyaladılar. Sanık T.Ç.’ye bir türlü ulaşamadık. Sürekli ‘sana döneceğiz’ diyerek oyaladılar. Biz Konya’da evimizi sattık ödeme yapabilmek için. Oradaki evimizden de olduk. Buradaki evimizi de alamıyoruz. Evsiz kaldım, ailemin yanında yaşıyorum. Bana ‘Daire hazır gel al’ demediler. Bize sattıkları eve başkalarını yerleştirdiler. ‘Başka daire verelim’ dediler sonra o verecekleri dairenin de 2 sefer el değiştirdiğini öğrendik. Hepsi ortak, 3’ünden de şikayetçiyim. Diğer daire teklif edildikten sonra da 2 bin 500 TL doğal gaz parası istediler onu da verdik” dedi.

Mahkeme heyeti dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi ve eksik hususların giderilmesi gerekçesiyle duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan Avukat Şükran Merve Doğan, sanıkların ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan cezalandırılmasını istediklerini kaydederek, “İlk duruşma bugündü, 3 sanığın ifadeleri alındı. Müvekkilimiz de aynı şekilde mağduriyetini belli etti, ifadesini verdi. Biz de beyanlarımızı sunduk. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi. Halihazırda diğer soruşturma dosyaları devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onlar da iddianame aşamasına gelecek ve bu dosya ile birleşecek. Diğer mağdurlar da toplu bir suç duyurusunda bulunacaklar. Mağdur sayısı çok fazla, hali hazırda inşaatın bitmemesi sebebiyle mağdur olanlar var. Bir de az önceki dosyada olduğu gibi çakışan veya 2., 3. kişilere satılan daireler nedeniyle mağdur olan birçok kişi var. Bunlar da toplu olarak suç duyurusunda bulunacaklar. İlerleyen süreçte zaten önümüzü daha net göreceğiz. Umudumuz bir an önce tutuklanıp cezalandırılmaları. Adalete güveniyoruz. Takdir tabii ki de sayın mahkemenindir. Sanıklar mahkemede sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, zaten müvekkilimin kısmi ödeme yaptığını, geri kalanını tapu tesliminde ödeyeceklerini kabul ettiklerini, 1. ayda anlaştıklarını söylemişlerdir. Gerçeklere bakıldığında, tapu kayıtlarına bakıldığında 2023 yılının 1. ayında sözleşme yapılmış olmasına rağmen aynı daire 2022 yılının 11. ayında devirleri yapılmış olduğu ortaya çıktı. Yani bahsedilen tarihten çok daha önce devirlerinin yapıldığı görülmüştür. Bunu da mahkememize delilleriyle sunduk. Bununla beraber kendileri haklı olarak sözleşmeyi fesih ettiklerini öne sürdüler. Ancak bunların suçtan kaçmaya yönelik beyanlar olduğunu açık bir şekilde ifade ettik. Eğer haklı bir fesih yapılsaydı sonradan alınan 2 bin 500 TL hususunu sanıklara sorduk. Umarım sonuç bundan sonra daha da olumlu gelişir. Nitelikli dolandırıcılık faaliyetini işleyen bu sanıkların cezalandırılmaların ümit ediyorum” diye konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kayseride-ev-verme-vaadiyle-dolandiricilik-yargilamasi/feed/ 0
Eski Emniyet Müdür Yardımcısına Uyuşturucu Ticaretinden Hapis Cezası https://www.kanal7haber.com.tr/eski-emniyet-mudur-yardimcisina-uyusturucu-ticaretinden-hapis-cezasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/eski-emniyet-mudur-yardimcisina-uyusturucu-ticaretinden-hapis-cezasi/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:03:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3327 Edirne’de yurtdışından uyuşturucu madde getirme suçundan yargılanan eski emniyet müdür yardımcısı Zeki Ağsakal’a mahkeme karar duruşmasında 18 yıl 4 ay hapis cezası verilirken, diğer 4 sanık ise etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak 9’ar yıl 2’şer ay hapis cezasına çarptırıldı.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve yurtdışından uyuşturucu madde getirme suçundan devam eden soruşturmada olayla bağlantısı olduğu iddiasıyla eski Edirne Emniyet Müdür Yardımcısı Zeki Ağsakal’ın da aralarında olduğu 4 şüphelinin hakkında mahkeme kararını açıkladı.

Olaya ilişkin açılan soruşturmada savcılık polis müdürüne 30 yıl hapis istedi. Edirne eski Emniyet Müdür Yardımcısı Zeki Ağsakal, uyuşturucu madde ticareti yapma iddiasıyla yargılandığı davada 18 yıl 4 ay hapis, diğer 3 sanığa ise 9 yıl 2’şer ay hapis cezası verildi.

Olay

18 Kasım 2022 tarihinde Edirne’den Yunanistan’a açılan Pazarkule Sınır Kapısı’nda Türkiye’ye giriş yapan 34 FYE 532 plakalı kamyonetin zulasında gümrük muhafaza ekipleri tarafından şüphe üzerine yapılan aramada 13 kilo 250 gram esrar ele geçirildi. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde, uyuşturucularla ilgili Ahmet Uygur, Serkan Aydoğu ve Birol Eroğlu tutuklandı. Uyuşturucu kaçakçılarına yardım ettiği iddia edilen dönemin eski Edirne Emniyet Müdür Yardımcısı Zeki Ağsakal ise gözaltına alındı.

Sanık Serkan Aydoğdu’nun, Zeki Ağsakal’a 180 adet işlemle 643 bin TL para gönderdiği iddia edildi.

Savcı, mütalaasında Ağsakal hakkında şu görüşlere yer verdi:

“Sanık Birol Eroğlu’nun beyanları doğrultusunda soruşturmanın genişletildiği, sanıklardan Serkan Aydoğdu ve Zeki Ağsakal’ın kamera kayıtlarında Edirne ilinde beraber görüntü verdiklerinin tespit edildiği, fiziki takip yapılması ile de sanıkların Edirne’nin çeşitli mekanlarında beraber oturdukları ve aralarında konuştuklarının tespit edildiği, yine sanık Birol’un beyanları doğrultusunda yapılan araştırmada, sanık Serkan Aydoğdu’nun sanık Birol Eroğlu’na verilmek üzere, sanık Birol’un yakınları üzerinden para göndermiş olduğunun tespit edildiği, sanık Serkan Aydoğdu’nun da sanık Zeki Ağsakal’a 180 adet işlemle 643 bin TL para göndermiş olduğunun tespit edildiği, sanık Birol’un uyuşturucu maddelerle yakalanmış olduğu aracı, daha önce sanık Zeki Ağsakal’ın bulmuş olduğunu ve sanık Birol’un yakalanmasını ardından da sanık Zeki Ağsakal’ın Birol’a avukat temin işine giriştiği hususunda tanık beyanlarınca ispatlandığı tekrardan okundu.

Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada savcı, sanıklara yönelik esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Duruşmada tutuklu sanıklar ile ev hapsi verilen Zeki Ağsakal da hazır bulundu. Savunmasını yapan Zeki Ağsakal üzerindeki suç istinadını kabul etmediğini belirterek, beraatını talep etti. Ağsakal’ın avukatı da müvekkilinin, iddialara ilişkin somut deliller olmadığını bu nedenle beraatını talep etti. Zeki Ağsakal’a, ‘Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç’ etmek suçundan 18 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Diğer sanıklar, Ahmet Uygur, Serkan Aydoğu ve Birol Eroğlu ise, etkin pişmanlık hükmünden yararlandırılarak, 9 yıl 2’şer ay hapis cezasına çarptırılıp, adli kontrol şartıyla tahliye edildi.” – EDİRNE

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/eski-emniyet-mudur-yardimcisina-uyusturucu-ticaretinden-hapis-cezasi/feed/ 0
Zonguldak’ta Suç Örgütü ve Uyuşturucu Ticareti Davası https://www.kanal7haber.com.tr/zonguldakta-suc-orgutu-ve-uyusturucu-ticareti-davasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/zonguldakta-suc-orgutu-ve-uyusturucu-ticareti-davasi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:39:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2214 Zonguldak’ta suç örgütü kurma ve uyuşturucu ticareti suçlamasıyla 16’sı tutuklu 32 sanık hakkında 4 yıldan 38 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianame 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Davanın ilk duruşmasında tutuksuz sanıklardan H.P., uyuşturucu için “Amca” şifresini kullandıklarını söyledi.

Zonguldak Emniyet Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından geçen Mayıs düzenlenen operasyonda 32 şüpheliden 16’sı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme”, “2313 sayılı kanuna aykırılık”, “uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama” suçlarından 32 şüpheli hakkında 4 yıldan 38 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

32 sanıklı davanın ilk duruşması bugün 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede sanıklardan S.S., G.S., H.P. ve T.G.’nin ifadeleri alındı. Mahkemede tutuksuz sanık T.G., tutuklu sanıklardan S.K.’nin S.S.’yi telefonla arayarak, “Zonguldak’a yüklü miktarda uyuşturucu gelecek. Bu uyuşturucuyu satacaksınız. Eşlerinizden ayrılacaksınız’ dedi” diye konuştu. T.G. bu sözleri duyunca araçtan indiğini söyleyerek, “Bu konuşmalar sonrasında şok oldum. Arabadan indim. Bu uyuşturucuları İstanbul’dan R.K. denen şahıs S.K. ile beraber getirecekmiş” dedi.

İstanbul’a uyuşturucu almaya gitmişler

Örgütün işleyişi hakkındaki soru sorulan sanık T.G., “İşleyişini, uyuşturucunun nasıl satılacağını bilmiyorum. Benim tahminim bu yapılanmanın lideri S.K.’dir. Bir gün S.K. bana, ‘Bu örgütün sokak kabadayısı benim’ dedi. Liderin kim olduğunu ise söylemedi” dedi.

İfadesi alınan tutuksuz sanık G.S. de, “2021 yılında Ş.U. ile İstanbul’a gitmiştik. Orada Ş.U. binaya girdi, para aldı. Buranın kumarhane olduğunu, buranın E.İ’ye ait olduğunu söyledi. Ş.U. ile İstanbul’a gittiğimizde dönüşte bilmediğim bir yerden pakette sarılı uyuşturucu maddeyi aldı. Getirmiş olduğu uyuşturucuyu Kozlu’da birine sattı. Sonra E.İ’ye uyuşturucuyu teslim etmeye gitti. Karabük’te bir otel sahibinden 2 kere uyuşturucu aldım. Bunları getirdim. E.İ’ye kime verip sattırıyor bilmiyorum. E.İ. torbacılara uyuşturucuyu veriyor sonra bu torbacılar parasını E.İ’ye veriyorlar. Benim dışında E.İ. için uyuşturucu getirenler vardı” dedi.

Tutuksuz sanık H.P. de, 12 yıldır tanıdığın E.İ.’nin; tutuksuz sanıklardan S.S.’ye giden uyuşturucu kanallarını kesmeleri yönündeki diyaloğunu anlattı. H.P., “S.S’ye ulaşmadan uyuşturucuları biz alacaktık. Bu uyuşturucuları ya emniyete şikayet ederek S.S’ye ulaşmasını engelleyecektik ya da S.S’ye uyuşturucu getiren kişilere zor kullanarak bu kişilerden uyuşturucularını almaktı. Her kullanıcı mutlaka satıcıdır. Almayı gücü yetmediğinde satacaktır. E.İ. ile samimi arkadaşız. Ortada bir örgüt yoktu. Ben de bu uyuşturucuyu kullandım ve parasını vermem gerektiği için benden isteyenlere para karşılığı verdim. Çünkü aldığım uyuşturucunun parasını vermem gerekiyordu. Verdiğim kişiler bu uyuşturucuyu ne yaptılar bilmiyorum” dedi.

H.P., “Başkalarından almış olduğun uyuşturucuların E.İ. iye bağlantısı yoktur. Ben nerede ucuz bulursam oradan alırım. Çarşı, acılık, Mithatpaşa, Kozlu, üniversite grubu gibi gruplardaki kişiler genel olarak uyuşturucuyu nerede ucuzsa oradan alırlar. Bahsettiğim bu gruplar E.İ’nin talimatını yerine getiren kişiler değildir. Kendileri oluşmuş gruplardır. Bu grupları E.İ. oluşturmamıştır. E.İ, ‘Şu uyuşturucuyu al, sat,’ demez. Ben satın aldığım uyuşturucunun parasını B.Y’ye kira, borç açıklamasıyla yatırırdım. Bazen de E.İ’nin yanına gittiğimde elden verirdim. B.Y. yatan paraların nereden yattığını bilmezdi. E.İ’nin başkalarına bahis oynattırdığını hiç görmedim” dedi.

“Amca ile mi buluşacağız”

Mahkeme heyetinin telefon kayıtlarındaki “Amca ile mi buluşacağız” şeklindeki diyaloğu hatırlatılan H.P., “Metamfetamine amca diyoruz. Ama ben ona o gün uyuşturucu vermedim” dedi.

Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, H.P.’nin önceki ifadelerine göre mahkemede verdiği ifadelerin birbiriyle çeliştiğini ve delillerin karartılabileceği iddiasıyla tutuklanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti de sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair telefon kayıtları, fiziki takip kayıtları, suçu işlediğine dair somut delillerin bulunması, dosyadaki diğer sanık ve tanıkların dinlenmemiş olması, sanığın savunması çerçevesinde tanıkları etkileyecek şekilde baskı kurulabilecek olması ile tutuklama sebebinin bulunduğuna kanaat getirdi. Mahkeme, bu çerçevede herhangi bir adli kontrol tedbirinin yeterli olmadığı gerekçesiyle H.P.’nin tutuklanmasına karar verdi.

Mahkeme diğer sanıkların dinlenmesi için yarın devam edecek. – ZONGULDAK

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/zonguldakta-suc-orgutu-ve-uyusturucu-ticareti-davasi/feed/ 0
MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor Maçı Hakemine Saldırı Davasının İlk Duruşması Tamamlandı https://www.kanal7haber.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:12:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2192 MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçının sonunda hakem Halil Umut Meler’e saldıran, aralarında eski Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın da bulunduğu 4 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı.

Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki Halil Umut Meler ile tutuksuz sanıklar Faruk Koca, Kenan Çelikkaya, Osman Erkam Can ve Şahin Yunus Şahin ile avukatları katıldı.

Kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından savunması dinlenen Koca, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi, daha önce ayrıntılı savunma yaptığını, önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi.

Hakem Meler’i tehdit ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını öne süren Koca, “Tehdit kısmı doğru değil. Hayatımın boyunca ilk defa birine fiziki müdahalede bulundum. Üzgünüm. Kamuoyuna üzüntülerimi ifade ettim. Mahkeme huzurunda bir kez daha üzüntülerimi iletiyorum.” dedi.

Koca, müşteki avukatının, “Olay öncesinde olayın gelişimiyle ilgili provoke edecek bir beyan oldu mu?” sorusuna “Hayır” karşılığını verdi.

Sanık Kenan Çelikkaya da önceki ifadelerinin geçerli olduğunu dile getirdi.

Sanık Koca’nın avukatının, “Koca’dan Meler’e yönelik bir tehdit sözü duydunuz mu?” sorusu üzerine Çelikkaya, böyle bir söz işitmediğini söyledi.

Sanık Şahin Yunus Şahin de “Önceki savunmalarım geçerlidir. Meler’den özür dilerim.” şeklinde savunma yaptı.

Osman Erkam Can ise 4 yıldır profesyonel takım sorumlusu olarak görev yaptığını belirterek, şunları söyledi:

“Olay günü yedek kulübesinin arkasındaki delegasyon alanında maçı izledim. Maç bitiminde başkan ve bazı kişilerin koştuğunu gördüm. Hakemin olduğu yerde kalabalık oluşmuştu, arbede vardı. Ellerimi kollarımı açarak hakeme zarar gelmesini önlemek istedim. Bu sırada hakemin ayağa kalktığını ama arbedenin devam ettiğini gördüm. Önümden biri boğazıma vurdu. Ben de ayağımı oraya salladım, ancak kesinlikle hakeme yönelik bir eylemim olmadı. Kendisi 2 metre önümde duruyordu. İstesem zarar verirdim. Öyle bir niyetim yoktu.”

“Tehdit sözünü duydum”

Sanıkların ardından söz alan Halil Umut Meler ise olayın iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini, tehdit sözünü duyduğunu, şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini bildirdi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen hakem Kerem Ersoy da “Aynı maçta hakem olarak görev yapmaktaydım. Maç sonu müştekinin yanında dururken Faruk Koca müştekiye yumruk attı. Bize yönelik ‘sizi bitireceğim’ ve Meler’e de ‘seni öldüreceğim’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Ersoy, diğer iki sanığın da yere düştükten sonra Meler’e tekme attığını söyledi.

Tanık olarak dinlenen Mustafa Emre Eyisoy ise olay sırasında 1 nolu yardımcı hakem olarak görev yaptığını aktardı. Eyisoy, “Müsabaka bittikten sonra koridorlardaki olayları gözlemlemek adına koridora geçmiştim. Olay sırasında müşteki hakemin yanında değildim. Olayları doğrudan görmedim, diğer hakem arkadaşlarım anlattı.” şeklinde konuştu.

Tanık Ömer Tolga Güldibi ise maçta hakem olarak görev yaptığını belirterek, “Arkamdan gelerek müştekiye vurduklarını gördüm. Koca, yumruk vururken ‘Sizi bitireceğim’ dedi. Meler’e de ‘Seni öldüreceğim’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Avukat beyanları

Daha sonra söz alan Koca’nın avukatı, tanık anlatımlarına karşı yazılı beyanda bulunacaklarını bildirdi. Tanıkların müvekkiliyle ilgili şikayette bulundukları ayrı bir dosya olduğunu dile getiren avukat, olay sırasında aynı yerde bulunan kişileri de tespit ettiklerini, bu kişileri dosyaya bildirerek tanık olarak dinlenilmesini isteyeceklerini söyledi.

Halil Umut Meler’in avukatı ise Futbol Federasyonunun talimatlarında sahaya girecek kişilerin belli olduğunu ifade ederek, “Sanık Osman Erkam Can hakem davetiyle sahaya girebilecek kişiler içerisindedir. Olay sırasında herhangi bir hakem daveti söz konusu değildir. Kamera kayıtlarına bakılınca 20 saniye boyunca tekme salladığı, isabet ettirdiği görülmüştür. Bu hususları dikkate alınmasını talep ediyoruz.” diye konuştu.

Avukatların ardından mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, kati rapor tanzimi için Meler’in Adli Tıp Kurumuna sevk işlemlerinin yapılmasına, Osman Erkam Can’ın avukatının davadan ayrılma talebinin reddedilmesine karar verilmesini talep etti.

Daha sonra ara kararı açıklayan mahkeme, yazılı beyanlarını sunmak isteyenlere süre verip duruşmayı 28 Şubat’a erteledi.

Kati rapor tanzimi için Meler’i Adli Tıp Kurumuna sevk eden hakim, sanıkların duruşmadan vareste tutulması talebini kabul etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/feed/ 0
İstanbul’da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yeğeni dahil 4 sanığın yargılanması başladı https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-feto-elebasi-fetullah-gulenin-yegeni-dahil-4-sanigin-yargilanmasi-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-feto-elebasi-fetullah-gulenin-yegeni-dahil-4-sanigin-yargilanmasi-basladi/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:09:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1571 İstanbul’da FETÖ’ye ait “gaybubet evi” olarak tabir edilen adreste yakalanan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yeğeni Selman Gülen’in de aralarında bulunduğu 4 sanığın, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılanmasına başlandı.

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Selman ve Nur Gülen tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Tutuksuz sanıklar Bekir Öztürk ve Mine Öztürk de duruşmaya SEGBİS’le bağlandı.

Kimlik tespiti sonrası savunma yapan sanık Selman Gülen, örgütsel iletişim ve faaliyeti olmadığını savunarak, evinde ele geçirilen paraların kayınpederi olan sanık Bekir Öztürk’e ait olduğunu öne sürdü.

Yaşadıkları evin cezaevinden tahliye olmadan önce ailesinin yaşadığı ev olduğunu belirten Gülen, ele geçirilen dijital materyalin 2016’dan öncesine ait olduğunu savundu.

Sanık Gülen, FETÖ ile bir irtibatının olmadığını iddia ederek, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Sanık Nur Gülen de eşi olan sanık Selman Gülen hakkında yakalama kararı olduğunu bilmediğini öne sürerek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Selman Gülen’in dosyasının ayrılarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, haklarında “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yakalama kararı bulunan sanıklar Nur Gülen, Bekir Öztürk ve Mine Öztürk’ün, adres kayıtlarının İzmir’de bulunmasına rağmen Sancaktepe’deki “gaybubet evi”nde saklandıkları anlatılıyor.

Sanıklardan Selman Gülen’in 2018 yılında İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan hapse mahkum edildiği aktarılarak, cezasının infaz edilmesinin ardından sanığın 7 Haziran 2022’de de cezaevinden tahliye edildiği belirtiliyor.

Tahliyesinden bu zamana kadar herhangi bir adres kaydı bulunmayan Selman Gülen’in, Sancaktepe’deki adreste saklandığının belirlendiği aktarılan iddianamede, sanığın tahliyesinin ardından topluma karışmadığı, örgüt yöneticilerinin talimatları doğrultusunda “gaybubet evi”nde kalmaya devam ettiği, yaşamsal faaliyetlerini karşılayacak ekonomik gelirleri sağlayıcı bir işte çalışmadığı aktarılıyor.

Sanık Nur Gülen’in örgütün sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptığı kaydedilen iddianamede, sanığın örgüt yöneticilerinin talimatları ile bankacılık finansal işlemleri gerçekleştirdiği, örgüte ait basın yayın organlarına düzenli abonelik ödemeleri yaptığı, hakkında yakalama emri olduğunu bilmesine rağmen ifade vermeyi tercih etmediği belirtiliyor.

Sanık Bekir Öztürk’ün Bank Asya’da hesabının bulunduğu aktarılan iddianamede, FETÖ ile iltisaklı yayınlar yapan bir firmaya 2015-2016 yıllarında düzenli ödemeler yaptığı, Kimse Yok mu isimli kuruluşa para gönderdiği, kullandığı GSM hattı ile örgütün tepe yöneticileri ile çok sayıda görüşmesinin tespit edildiği anlatılıyor.

Sanık Mine Öztürk’ün ise tanık beyanına göre örgütün mütevelli olarak adlandırdığı yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü, örgütün sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptığı bilgisi veriliyor.

İddianamede sanıklar Selman Gülen ve Nur Gülen, Bekir Öztürk ve Mine Öztürk’ün “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapsi talep ediliyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-feto-elebasi-fetullah-gulenin-yegeni-dahil-4-sanigin-yargilanmasi-basladi/feed/ 0
Sultangazi’de ikiz kardeşlerin öldürülmesi davasında tutuklu sanıkların babası serbest bırakıldı https://www.kanal7haber.com.tr/sultangazide-ikiz-kardeslerin-oldurulmesi-davasinda-tutuklu-saniklarin-babasi-serbest-birakildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sultangazide-ikiz-kardeslerin-oldurulmesi-davasinda-tutuklu-saniklarin-babasi-serbest-birakildi/#respond Tue, 26 Dec 2023 21:39:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1523

SULTANGAZİ’de 2019 yılında 16 yaşındaki ikiz kardeşler tarafından lise öğrencisi Yasin Yağız’ın (15) bıçaklanarak öldürülmesinin ardından aileler arasında husumet oluştu. Olaydan 13 ay sonra ise tutuklu ikizlerin babası Hüseyin Demir (41), Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız (22) tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü. İddianamede Serkan Yağız ve  azmettirdiği iddia edilen babası Alaattin Yağız ile amcası Kamuran Yağız’a ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edilirken, tutuklanmaları da istendi. Ancak mahkeme talebi reddetti.

Sultangazi Yunus Emre Mahallesi’nde 2019 yılının Aralık ayında lise öğrencileri arasında çıkan kavgada Yasin Yağız (15) bıçaklanarak öldürüldü. Yasin Yağız’ı bıçakladığı iddia edilen Y. Demir ve Z.Demir tutuklandı. İddiaya göre cinayetin ardından Yağız’ın ailesi Demir ailesini tehdit etmeye başladı. Baba Hüseyin Demir evini değiştirip Bağcılar’a taşındı. Ancak, olaydan 13 ay sonra Hüseyin Demir, Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü.

“MAKTUL İLE ARAMIZDA HERHANGİ BİR HUSUMET YOKTU”

Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İlk duruşmadaki savunmasında tutuklu sanık Serkan Yağız, “Ben bu olayı gerçekleştirirken tek başımaydım, diğer sanıklar Nevzat, Ferhat, Kamuran ve Alaattin olay yerinde değillerdi. Bu cinayeti işlemem için kimse beni azmettirmedi, bana bu yönde herhangi bir talimat veren ya da telkinde bulunan olmadı. Ben silah meraklısıyım, silahı sevdiğim için yanımda taşıyordum. Maktul ile aramızda bir husumet ya da sıkıntımız yoktu. Olay günü Bağcılar da oturan teyzeme geldim, teyzeme gidecekken yolda yürürken rahmetli Hüseyin Demir’i gördüm. Hüseyin Demir beni görünce elini beline attı, ben de silah çıkaracağını düşünerek belimdeki silahı çekip kendisine silahla iki, üç el ateş ettim. Daha sonra maktul tekel bayisine geçti, ben burada da maktule iki, üç el daha ateş ettim ve olay yerinden kaçtım. Yaklaşık 3 yıl önce maktulün oğulları benim amcamın oğlu Yasin Yağız’ı bıçaklayarak öldürmesi olayından haberdarım. Ben olay öncesindeki gece Yasin’in mezarını ziyaret etmiştim. Ancak bu olaydan kaynaklı maktul ile aramızda herhangi bir husumet yoktu” dedi.   Diğer 4 sanık da suçlamaları ve azmettirme iddialarını kabul etmedi.

Davanın 7. duruşmasında Yasin Yağız’ın babası, Serkan Yağız’ın ise amcası olan tutuklu sanık Kamuran Yağız, tutuklulukta geçirdiği süre ve tutukluluğundan umulan yarar elde edildiğinden tahliye edildi.

“5 ÇOCUĞUNU YETİM BIRAKTILAR”

Davanın geçen hafta görülen son duruşmasında ise Hüseyin Demir’in kardeşi Metin Demir, “Biz her zaman hakkımızı arayacağız, bundan vazgeçmeyeceğiz. Sanıklar battık, bittik gibi duygu sömürüsü yapıyorlar. Hüseyin Demir geri gelmez, onu vurup 5 çocuğunu yetim bıraktılarö dedi.

“SOKAKTA SIRTIMDAN VURULARAK ÖLDÜRÜLMEKTEN KORKUYORUM”

Cumhuriyet Savcısı ise esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Mütalaada Maktul Hüseyin Demir’in Yağız’ın öldürülmesinden 2 ay sonra İstanbul Valiliği’ne silah ruhsatı almak için başvurduğu da belirtildi. Demir, Valiliğe verdiği dilekçede Yasin Yağız’ın öldürülmesi olayı dolayısıyla ikametini değiştirdiğini, yeni ikametinin Yağız’ın yakınları tarafından öğrenildiğini, çevresindeki esnafa kendisinin sorulduğunu, bir kısım şahısları da ikametinin civarında gördüğünü beyan etti. Dilekçesinde kendisini soran kişiyi kamerayla çektiğini de belirten Demir’in ailesiyle birlikte korku içinde yaşadığını, sokakta sırtından vurularak öldürülmekten korktuğunu da belirtmiş olduğu ortaya çıktı. Maktul Hüseyin Demir’in Valiliğe ibraz etmiş olduğu görüntü kaydında bulunan kişinin sanık Alaattin Yağız olduğu kaydedildi.

SAVCI 2 SANIĞIN TUTUKLANMASINI TALEP ETTİ MAHKEME REDDETTTİ

Cumhuriyet Savcısı sanıklardan Nevzat ve Ferhat Yağız’ın üzerlerine atılı suç yönünden mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak ve kesin deliller bulunmadığından beraatlarını talep etti. Sanıklar Serkan, Kamuran ve Alaattin Yağız’ın ise ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapislerini istendi. Sanık Serkan Yağız’ın ise ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. Cumhuriyet Savcısı Serkan Yağız’ın tutukluluk halinin devamını talep ederken Kamuran ve Alaattin Yağız’ın da tutuklanmalarını istedi.

Mahkeme heyeti şikayetçilerin avukatının ve iddia makamının Kamuran ve Alaattin Yağız’ın tutuklanması yönündeki taleplerinin reddine, sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunmalarını yapmaları için süre verilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

“AZMETTİRİCİLERİ HALA DIŞARIDA”

Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Demir ailesinin avukatı Bahaettin Özdemir,  “Sanıklar soruşturma aşamasında tutuklanmış olmalarına rağmen şimdi adli kontrol şartıyla serbestler. Olay yerinde olmadığını iddia eden sanıkların hepsinin orada olduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen, olaydan önce keşif yaptıklarının ortaya çıkmasına, olaydan önce maktulü öldürmek için daha önce de orada bulunduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen mahkeme sanıkları adli kontrol şartıyla serbest bırakarak adeta ödüllendirdi. Kaçma tehlikesinin yüksek olduğu durumlarda, bu şekilde adli kontrol hükümlerinin uygulanması olası bir cezalandırma durumunda sanıkların cezasız kalmasına sebep olur. Ağırlaştırılması müebbet hapis cezasıyla yargılanan bu sanıkların bırakılmamaları, tutuklanmaları gerekiyordu. Olayın gerçek azmettiricileri hala dışarıda, bu da ileride telafisi mümkün olmayacak zararların doğma ihtimalini kuvvetlendiriyor. İddia makamı da bizim sanıklara dair tespit etmiş olduğumuz kuvvetli şüpheleri aynı şekilde tespit etti. Bu şüpheler en son gelen HTS analiz raporuyla da kesinliğe dönüştü. Sanıkların tutuklanmamalarının hiçbir mantığı, altyapısı yok. Bizim bu dosyada tespit etmiş olduğumuz tutuklamaya dair gerekçelerin beşte biri başka mahkemelerde cezalandırma için gerekçe olarak kullanılıyor”dedi.

İDDİANAMEDEN

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede eylemi gerçekleştiren Serkan Yağız’ın amcasının oğlu Yasin Yağız’ın maktul Hüseyin Demir’in oğulları tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sebebiyle taraflar arasında husumet olduğu belirtildi. Serkan Yağız’ın olayı kan gütme saiki ile babası, amcası ve akrabalarıyla birlikte olayı tasarladığı vurgulandı. 6 Ocak 2021 tarihinde Serkan Yağız’ın ruhsatsız tabancasıyla Hüseyin Demir’e birkaç kez ateş ettiği, maktulün hemen yakındaki tekel bayi içine kaçmaya çalıştığı Yağız’ın maktule birkaç kez daha ateş ettiği, tezgahın arkasına sürüklenen maktulü ısrarla takip edip ateş ederek maktulü öldürdüğü anlatıldı. İddianamede olayı gerçekleştiren Serkan Yağız, babası Alaattin Yağız, amcası Kamuran Yağız ve 2 sanığın da ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisleri talep edildi. Serkan Yağız’ın ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sultangazide-ikiz-kardeslerin-oldurulmesi-davasinda-tutuklu-saniklarin-babasi-serbest-birakildi/feed/ 0