Dünyanın en önemli iki savunma sanayi ve silah fuarlarından olan “Enforce Tac 2024” ile “IWA Outdoor Classics 2024″e büyük stantlar açan Sarsılmaz Silah Sanayi, yeni ürün ve projelerini uluslararası tedarikçilere ve katılımcılara tanıtma fırsatı buldu, ülkelerin güvenlik kurumları ve silahlı kuvvetler mensuplarıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.
Fuarlarda yeni trendleri yerinde görme fırsatı bulan Sarsılmaz Silah Sanayi’nin askeri araçlara entegre edilebilen ağır makineli tüfeği SAR 127 MT ve makineli tüfeği SAR 762 MT fuar katılımcılarından büyük ilgi gördü.
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu, AA muhabirine, Nürnberg’deki fuarların uzun yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu ve şirket olarak yıllardır fuarlara katıldıklarını söyledi.
Sarsılmaz’ın tabancasından piyade tüfeğine kadar bütün bir orduyu donatabilecek ürün gamıyla fuarlarda çok göz dolduran bir marka olduğuna dikkati çeken Özpamukçu, “Avrupa’nın en güçlü tesisine sahibiz. O yüzden üretim kabiliyetimiz ve kapasitemizle çok dikkat çekiyoruz.” dedi.
Özpamukçu, bu yılki fuarlarda Sarsılmaz’ın ürünlerine çok daha büyük bir ilginin olduğunu gözlemlediklerini anlatarak, şöyle devam etti:
“Bu ilginin aslında altında yatan sebep de biraz bu Rusya-Ukrayna savaşına da dokunuyor gibi görünüyor. Jeopolitik gerilimler sebebiyle de bu sene özellikle buraya ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz. Her iki fuarda da ürünlerimize büyük ilgi var. Avrupa’da da insanların özellikle savunma amaçlı bu sanayiye, bu yapıya ilgi duyduğunu fark ediyoruz. Sohbetlerimizde, görüşmelerimizde distribütörlerimiz, müşterilerimiz bunları çok net ifade ediyorlar. Önemli sayı artışları olduğunu duyuyoruz.”
“Üretim kapasitemizle Avrupa’nın en büyükleri arasındayız”
Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın yılda 440 bin tabanca ve 120 bin piyade ve makineli tüfek üretim kapasitesi olduğu bilgisini paylaşarak, bu kapasiteyle Avrupa’nın en büyükleri arasında olduklarını vurguladı.
Özpamukçu, “Biliyorsunuz NATO’nun en büyük ikinci ordusu Türkiye ve kendi ordumuzu donatma konusunda Sarsılmaz çok önde. Bu kabiliyetimiz NATO standartlarında bu ürünleri üretmeye de dayanıyor. O bakımdan hem NATO standartlarında ürünlerimizi üretip hem kendi ordumuzu donatma kabiliyetinde olmamız bize çok büyük bir kalite, güvenlik, güç veriyor. Diğer üreticiler karşısında da Sarsılmaz’ın konumunu çok yukarılara taşıyor. Avrupa’da da özellikle biz en önde gelen firmalarından biri halindeyiz.” diye konuştu.
Ürettikleri silahların saha bildirimlerine “hızlı reaksiyon” göstererek sürekli geliştirdiklerini anlatan Özpamukçu, Sarsılmazın en büyük gücünün “çevikliği” olduğunun altını çizdi.
Özpamukçu, Sarsılmazın kendi alanındaki en büyük AR-GE ve mühendisliğe sahip olduğunu vurgulayarak, “O bakımdan hem ürünleri geliştirmede hem yeni ürün geliştirmede bu gücümüzü kullanıyoruz. Sarsılmaz en son çıkan 12,7’siyle, TR Mekatronik firmamızla beraber yaptırdığımız geliştirme 20-25 milimetrelik top geliştirmeleriyle hem havada hem denizde hem karada kullanılabilir ürünler ortaya çıkarmasıyla bu kendi yaratma kabiliyetini de çok ilerletti. O yüzden AR-GE ve mühendislik bu işin can damarı. Sarsılmaz bunları da çok güçlü bir şekilde kullanıyor.” değerlendirmesini yaptı.
“Yerlilik noktasında yüzde 90’ın üzerindeyiz”
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Özpamukçu, ülkelerin tedarik zincirinde yaşanan sorunların ardından savunma sanayisinde yerlilik oranına önem verdiğini hatırlatarak, Sarsılmaz’ın ürettiği silahlarda kullandıkları malzemenin yüzde 90’ının yerli üretim olduğunu vurguladı.
Özpamukçu, yerlilik oranında yüzde 100’lere çok kısa sürede ulaşılabileceklerini ve uluslararası tedarik zincirinde bir sıkıntı olsa dahi üretimlerinin aksamayacağını ve tüm tedbirleriyle üretim planlamalarını yapmış vaziyette olduklarını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayisinde çok doğru bir yolda ilerlediğini anlatan Özpamukçu, özellikle son 10-15 yılda yapılan geliştirmelerle ülkenin havacılıktan silahlara kadar savunma sanayinde hem iyi bir üretici hem de iyi bir ihracatçı konumuna geldiğini kaydetti.
Özpamukçu, “Savunma ihracatımız çok önemli artışlar gösterdi. Çok hızlı şekilde de artmaya devam ediyor. O bakımdan Türkiye’nin bu yatırımlar, kendisine yaptığı bu geliştirmeler, savunma sanayisi ve havacılık tarafında bizi çok farklı bir noktaya taşıdı. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu gurur verici. Bunu (savunma sanayi) millileştiriyor olmamız, kendi ürünlerimizi kendimizin tedarik eder halde olması, hatta bunları büyük ülkelere, gelişmiş ülkelere kadar ihracat yapabiliyor noktada olmamız gurur verici. Savunma sanayisinin daha alacağı yol da var. Hızla ilerliyoruz. Bu gidişle daha da iyiye gidecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Savunmada katma değer farkı
Özpamukçu, devletler arası ilişkilerde diplomasinin gücünün önemli olduğuna değinerek, Türkiye’nin yumuşak gücünün ülke savunma sanayisi için yeni ufuklar açtığını anlattı.
Türkiye’nin savunma ihracatının artırılmasının “üstün gayretler” sayesinde geliştiğinin dile getiren Özpamukçu, “Türkiye’nin bu başarıları bizi çok daha fazla ihracat yapabilir noktaya doğru da taşıyor. Savunma sanayisi özelinde zaten bu güç ayrı bir önem taşıyor. Oradaki işbirlikleri, devletten devlete projeler, bu tür büyük proje çalışmaları da hepimizin önüne bir ufuk açıyor. Biz de gayretlerimize devam edeceğiz.” dedi.
Özpamukçu, Türkiye’nin ihracatında savunma sanayi ihracatının katma değer olarak açık ara önde olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Burada AR-GE var, burada mühendislik var, burada ürün geliştirme var. Bu çerçevede ihracat noktasında Türkiye’nin savunma sanayisinde yaptığı her bir birim çok daha kıymetli. O yüzden AR-GE ve mühendislikle beraber bu katma değerli ürünleri biz yükseltmeye devam edeceğiz. Normal sanayi ihracatımızla savunma sanayi ihracatını kilogram başında mukayese ettiğinizde o bakımdan doğru yoldayız. Böyle gelişmeye devam etmemiz lazım.” dedi.
“SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz”
Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın halihazırda 81 ülkeye ihracat yaptığını ve tabancasından 20-25’lik toplarına kadar bir orduyu donatacak silahları ürettiğini vurguladı.
Özpamukçu, NATO standartlarında, teknolojisinde ve kalibrasyonda, kalitesinde üretim kabiliyetine sahip olduklarını ve 1880’den beri de Türk milletinin hizmetinde bir şirket olduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu alanda hakikaten 150 yıllık tecrübe çok kıymetli bir tecrübe. Böyle baktığımız zaman da sayılı şirket görürsünüz. Dünyada da yine alanında o yüzden Sarsılmaz’ın yeri çok ayrı. Bundan sonraki yüzlü yıllarında da inşallah aynı şekilde sarsılmayıp devam edecek. Önümüzdeki 5 yıla baktığımızda çok hızlı gelişiyor teknoloji. Biz de SARBOT robotumuzu fuarlarda tanıttık, gösterdik.
O çok önemli ilerlemeler kaydediyor. SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz. Kendi AR-GE’mizde, kendi mühendisliğimizde geliştirdiğimiz yine SARBOT’ta da şu anda millilik seviyesi çok yüksek. Yüzde 80’leri bulduk, çok rahatlıkla yüzde 90’ları geçeceğiz onda da. Orada da hedefimiz o. Böyle baktığınız zaman Sarsılmaz’ın artık bir teknoloji şirketi olmaya doğru evirildiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.”
“Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz”
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Öner Özyılmaz da IWA Outdoor Classics 2024’de av ve spor tüfeklerini, aynı zamanda yarı otomatik piyade tüfeklerini ve tabancalarını sergilediklerini belirterek “Almanya çok büyük bir üretici. Aynı zamanda çok güçlü bir devlet ve üretim kabiliyeti açısından geçmiş yıllarda hep önümüzdeydi. Ama biz Türkler artık Avrupa devletlerini yakalıyoruz. Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz ve bunları da bu en büyük stantlardan birinde gerek Avrupa müşterisine gerek dünya müşterisine sunuyoruz, bununla da gurur duyuyoruz.” dedi.
Özyılmaz, Sarsılmaz’ın aslında hem ürünlerini hem de kendi ülkesini tanıttığını belirterek, ürünlerin ulaştığı kalite seviyesi, işlevselliği ve çeşitliliğinin müşteriler tarafından çok beğenildiğini dile getirdi.
Sarsılmaz’ın ürünlerini Türk ordusunun geri bildirimleriyle güncelleyerek tekrar sahaya sunduğunu aktaran Özyılmaz, “Biz köklerimizden gelen av tüfeklerini sunmakla beraber aynı zamanda piyade tüfeklerimizi ve tabancalarımızı da burada sergiliyoruz. Bunların içerisinde çelik gövdeli tabancalarımız da var. Türkiye’nin özgün yerli tabanca geliştirme projesinin kazanan tabancası SAR-9 ailesi de var ve yeni ürünlerimiz de var. Bunların versiyonları var. Dolayısıyla aynı kaliteyi, Avrupa’yla aynı kaliteyi daha uygun fiyata alabilmek, Avrupa müşterisinin ilgisini çekiyor. Dolayısıyla çok ilgi görüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak”
Öner Özyılmaz, konvansiyonel silah sistemlerine yatırım yaparken aynı zamanda platform yatırımları da yapmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak. Bunun için İDEF’te ilk lansmanını yaptığımız SARBOT’u geliştirmeye devam ediyoruz. SARBOT üzerine farklı opsiyonel takılabilecek argümanları çalışıyoruz, silah sistemlerine çalışıyoruz. Aynı zamanda SARBOT’u çalışıyoruz. Dolayısıyla Sarsılmaz bir gelecek vizyonuyla hareket ediyor. Bunların ürünlerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
Biz ihracat öz güvenini aslında kendi ordumuza ürün üreterek sağladık. Bu öz güven ile 82’den fazla ülkeye ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Bu da aynı zamanda dolar demek, dolar kazanmak demek, para kazanmak demek. Tabii bu bir katlanan eğriyle artıyor. Geçtiğimiz 2 yılda harcadığımız ihracat çabası önümüzdeki 2 yılda hepimizi, bizi farklı yerlere taşıyacak. Bunu hep beraber göreceğiz.”
Özyılmaz, Kovid-19 döneminde başta maske olmak üzere “yerel üretimin” önemli olduğunun görüldüğünü hatırlatarak, “O dönemde herkes ayakları üzerinde durmak zorunluluğunu hissetti. Bu korku Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artıyor. Dolayısıyla irili ufaklı devletler maliyetine bakmaksızın savunma teknolojilerine sahip olmak istiyorlar. Bu da bizlere sadece ürün değil, aynı zamanda teknolojiyi satma potansiyeliyle geri dönüyor. Biz bu projeleri takip ediyoruz. Devletimiz zaten yanımızda. Hep beraber ilerliyoruz.” görüşünü kaydetti.
]]>ABD, GAZZE’YE 38 BİN ÖĞÜNLÜK GIDA YARDIMI ATTI
ABD Merkez Komutanlığından (CENTCOM) yapılan açıklamada, ABD ordusuna ait 3 adet C-130 kargo uçağının Gazze’ye bugün havadan insani yardım ulaştırdığı belirtildi. Gazze saati ile 15.00-17.00’de Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri ile ortak olarak gerçekleştirilen insani yardım operasyonunda ABD’nin Gazze’nin kıyı şeridine havadan bıraktığı paletlerin yaklaşık 38 bin öğünlük gıda içerdiği kaydedildi.
Açıklamada, “Bu hava yardımları, yardım akışının kara koridorları ve rotaları yoluyla genişletilmesi de dahil olmak üzere Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırmaya yönelik sürekli çabaların bir parçasıdır.” ifadesi paylaşıldı.

İSRAİL’İN KARA YARDIMLARINA İZİN VERMEMESİ ÜZERİNE YARDIMLAR HAVADAN ATILIYOR
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Gazze’deki 2,3 milyon insanın en az dörtte birinin şiddetli açlıkla karşı karşıya bulunduğunu, havadan atılan yardımların yardım dağıtımında etkili bir yöntem olmadığını, ancak son çare olarak başvurulabilecek bir önlem olduğunu belirtiyor.
İsrail’in karadan insani yardımların Gazze’ye girişine izin vermemesinden dolayı Ürdün ve Mısır da daha önce Gazze’ye havadan insani yardım ulaştırmaya çalışmıştı.
Öte yandan, İsrail ordusunun, 29 Şubat’ta Gazze kentinde insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 116 kişi hayatını kaybetmiş, 760’dan fazla kişi de yaralanmıştı.
Gazze’deki hükümet, İsrail’in insanı yardım bekleyenlere yönelik saldırısının “kasıtlı ve planlı” olduğunu vurgulamış ve “İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü.” ifadelerini kullanmıştı.

ABD BİR YANDAN İSRAİL’E SİLAH GÖNDERİYOR
Öte yandan ABD ordusu, İsrail’in Gazze’deki katliamına desteğini sürdürüyor. ABD, 7 Ekim’den bu yana İsrail’e binlerce ton askeri teçhizat sağladı, savaş gemileri gönderdi ve istihbarat desteği verdi. İsrail, 7 Ekim’den bu yana ABD’den, silah ve mühimmat ile üst düzey komutanların danışmanlığına kadar birçok alanda destek aldı.

ABD’NİN İSRAİL’E SAĞLADIĞI SİLAH VE MÜHİMMAT DESTEKLERİ
ABD, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasından bu yana İsrail’e mühimmat, araç, silah, koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme dahil olmak üzere binlerce askeri malzeme sağladı.
ABD, Aralık 2023 itibarıyla İsrail’e 230 kargo uçağı, silah ve askeri teçhizat yüklü 20 gemi gönderdi.
Wall Street Journal’ın (WSJ), Aralık 2023’teki haberinde, ABD tarafından İsrail’e gönderilen mühimmatın 5 bin 400’den fazla MK84 savaş başlığı bombası ve 5 binden fazla MK82 güdümsüz bombadan oluştuğu belirtildi.

Haberde ayrıca, 1000 civarında GBU-39 küçük çaplı bomba ve yaklaşık 3 bin müşterek doğrudan taarruz mühimmatının (JDAM) bulunduğu kaydedildi.
WSJ’a göre, yaklaşık 15 bin bomba ve 57 bin top mermisinin bulunduğu silah sevkiyatı, İsrail’e C-17 tipi askeri kargo uçaklarıyla gönderildi.

ON MİLYONLARCA DOLAR DEĞERİNDE BOMBA VE MÜHİMMAT DAHA GÖNDERECEKLER
İsrail’in yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’deki katliamı devam ederken, ABD yönetiminin de Tel Aviv’e silah desteği sürüyor. The Wall Street Journal (WSJ) Gazetesi, Biden yönetiminin İsrail’e silah göndermeyi planladığını yazdı. ABD’li yetkililere dayandırılan haberde, İsrail’e gönderilecek silah teslimatının her birinden yaklaşık bin adet olmak üzere MK-82 türü bomba, KMU-572 saldırı mühimmatı ve FMU-139 bomba fitillerini içerdiği kaydedildi.
]]>Isparta’nın Yalvaç ilçesinde Ferhat Tokmak (38), alacak verecek meselesi yüzünden arasında husumet bulunan Hasan K. ve Feryaz Y. tarafından 26 Kasım 2023 tarihinde kafasından silahla vurularak öldürülmüştü. Yalvaç Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada ‘Kasten Adam Öldürme’ suçundan tutuklu yargılanan Hasan K. (46) ve Feryaz Y. (37), Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma salonunda taraf avukatları ve aileler hazır bulundu.
Mahkeme başkanı tarafından söz verilen sanık Hasan K., maktul Ferhat Tokmak ile aralarında bir husumet olmadığını belirterek, “Olaydan 3 ay önce onunla Çınaraltı’nda denk geldik. Bana ‘Moralim bozuk, eve gidelim, sana çay demleyeyim’ dedi. Yaşadığı aparta gittik. Eve geldiğimizde kız kardeşi ile aralarında sıkıntı olduğunu ve kendisini şikayet ettiklerini söyledi. Ben de parası olup olmadığı sordum. Parası yoktu, bin 500 lira para verdim ve ‘Sende olunca bana verirsin’ dedim. Sonrasında olaydan iki gün önce maktul Ferhat Tokmak beni aradı, çok sinirli bir şekilde küfürler etmeye başladı. Bana telefonda ‘Arkamdan para verdim ödemedi diye konuşuyormuşsun’ dedi. Ben de insanlara aldırış etmemesi gerektiğini söyledim. Buna rağmen eşime kızıma küfür etmeye devam ediyordu” dedi.
Aynı gün Ferhat Tokmak’ın kızının iş yerine giderek küfürler ettiğini söyleyen sanık, “Aynı gün kızım beni aradı. İş yerine Ferhat Tokmak’ın geldiğini ve küfürler ettiğini söyledi. Ben de ‘Kızım onun kafası iyidir, ben konuşurum’ diyerek telefonu kapattım” diye konuştu.
“Silah patlama sesi duydum, benim vurulduğumu düşündüm”
Olayın olduğu gün izinli olduğunu ve kayınbiraderi Feryaz Y.’yi arayarak mantar toplamaya gittiğini söyleyen Hasan K., “Feryaz ile buluşup mantar toplamaya gittik. Ferhat ile aramda geçen konuşmalardan haberi yoktu. Dönüş yolunda Ferhat’ı aradım. Buluşalım, görüşelim dedim. Onu arama sebebim kızlarımı rahatsız etmesin, Yalvaç küçük bir yer, dedikodu çıkmasın istedim. Çınaraltı’nda bulunan otoparka geldim, Ferhat’ı arayarak otoparkta olduğumu söyledim. Biraz bekledikten sonra geldi. Arabadan inerek onu karşıladım ve konuşmak için arabaya geçtik. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Daha sonra belinden silahı çıkarıp benim belimin sağ tarafına dayadı. Sonrasında silah patlama sesi duydum. Benim vurulduğumu düşündüm. Aşağı indim, Feryaz da inerek ‘Ağabey bu ölmüş’ dedi. ‘Emniyeti arayalım’ dedim. ‘Çocuklarımı görmeden arattırmam’ dedi. O an ikimiz de şoka girmiştik. Araca bindik, nereye gittiğimi bilmiyorum. Biraz gittikten sonra Feryaz yolun sağ tarafına indirip bıraktı. Daha sonra emniyete giderek teslim olduk, pişmanım. Planlayarak yapmadım” dedi.
Mahkeme heyeti tarafından dinlenilen Sanık Feryaz Y. ise maktul Ferhat Tokmak’ı tanımadığını söyleyerek, “Mantar topladıktan sonra eniştem Hasan K. bir arkadaşı ile görüşeceğini söyledi. Çarşıya otoparka geldik. Eniştem o kişi gelince bana ‘Arkaya geç’ dedi. Biraz bekledik, Ferhat geldi, eniştem araçtan inerek karşıladı. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Ben de ‘Oturun konuşun, siz arkadaşsınız’ dedim. O sırada bana ‘Sen kimsin?’ diyerek fiziksel temasta bulundu. Elini çekti, silahı çıkarıp eniştemin beline dayadı. Arabanın arka kısmında bulunan silahı alarak aşağı indim. Onu araçtan çekmeye çalışırken silah sesi duydum. Silah patlayınca bir anda düştü. Nabzını kontrol ettiğimde atmıyordu. Enişteme boğuşma esnasında elimin yanlışlıkla tetiğe gittiğini söyledim. Araca binip oradan çıktık. Yol kenarına kimin bıraktığını hatırlamıyorum. Çocukları görmek için eve döndük sonrasında kendimiz emniyete teslim olduk” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti tarafından tanık olarak dinlenilen sanık Hasan K.’nin kızı N.K. ise olaydan iki gün önce Ferhat Tokmak’ın iş yerine gelerek küfür ettiğini söyleyip, “Bana ‘Baban nerede?’ diye sordu, ben de ‘İsmini söylersen babama senin geldiğini söylerim’ dedim. Bana ‘Babana Ferhat ağabey uğradı dersen baban tanır’ dedi. Sonrasında bana parmağını sallayarak küfürler etmeye başladı. Sonra iş yerimden ayrıldı, ben de o korku ile babamı aradım” dedi.
Mahkeme heyeti eksikliklerin giderilmesi için mahkemeyi ileri bir tarihe erteledi. – ISPARTA
]]>Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cevdet Dündar, Halit Kürk ile tutuksuz sanık Ali Kürk ve avukatları katıldı. İddianamenin özeti ve kimlik tespitinin ardından sanıklara söz verildi. Tutuksuz olarak yargılanan sanık Ali Kürk, yolculuk esnasında Cevdet Dündar’a ait aracın kendi şeritlerini ihlal ettiğini, bundan dolayı da kornaya bastığını söyledi. Sanık Dündar’ın kendilerine silah göstererek sinkaflı küfürler ettiğini iddia eden Kürk, “Maktul Kızhanım Dündar, sanık Cevdet Dündar’ın silahını çıkartmasına mani olmaya çalıştı. ‘Sizi vururum’ dedi. Silahı görünce babam aşağı indi. Tartışma başladı. ‘Amca silahı bırak’ dedim. 2 kez silahın kabzasıyla babamın kafasına vurdu ve havaya ateş etmeye başladı. Ardından eşini vurdu” dedi.
Sanık Halit Kürk ise olay günü şahsi araçlarıyla yolculuk ederken Cevdet Dündar’ın arabayla önlerini kestiğini söyledi. Ardından Dündar’la sözlü tartışmaya girdiklerini söyleyen sanık Kürk, “‘Bu yolu baban mı yaptırdı’ dedim. İleride beraber durduk. Silahıyla ateş etmeye başladı. Silahın kabzasıyla bana vurmaya başladı. 3-4 el silah sesi duydum. Ardından ‘Kadın vuruldu’ diye bağırdılar” ifadelerini kullandı.
“Kimseye zarar gelmesin diye silahı yukarıda tuttum”
Maktul Kızhanım Dündar’ın eşi sanık Cevdet Dündar ise olay günü Kars’tan Ankara’ya kendi araçlarıyla geldiklerini söyledi. Yayalara yol vermek için yavaşlayarak durduğunu aktaran Dündar, “Arkamdan Halit Kürk geldi. Bana camı açarak küfür etti. Tartıştık, elinde bıçak vardı. Ben konuşmak için arabadan inecektim. Halit bana yumruk attı. Ben de karşı tarafı korkutmak için ruhsatlı silahımı çıkardım. Ali ve Halit Kürk silahı görmelerine rağmen küfür etmeye devam ettiler. Arbede yaşandı, kimseye zarar gelmesin diye silahı yukarıda tuttum” dedi.
Ali ve Halit Kürk’ün kendisine ve eşine zarar vereceklerini düşündüğünden silahın kabzasıyla Halit Kürk’e vurduğunu söyleyen Dündar, şunları ifade etti:
“O esnada silahın kontrolünü kaybettim. Silah 1-2 kez patladı. O esnada birisi ‘Kadın vuruldu’ dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Sanıklar silahtan korkmadı, üzerime yürüdüler. Amacım sadece kendimle eşimi korumaktı. 35 yılı aşkın silahım var, tek kurşun sıkmadım. Tahliyemi talep ediyorum.”
Dündar’ın avukatı ise meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Sanık ve avukat beyanlarının ardından mahkeme başkanı Hasan Şatır, müştekiye söz verdi. Dündar’ın kızı F.S.G., sanıklar Ali ve Halit Kürk’ten şikayetçi olduğunu söyledi.
Söz alan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devam etmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, mevcut delil durumu ve suçun mahiyeti nedeniyle tutuklu sanıklar Halit Kürk ve Cevdet Dündar’ın tahliyesine hükmetti. Duruşma 22 Mayıs’a ertelendi.
Olayın geçmişi
Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde 3 Eylül 2023’te Cevdet Dündar, trafikte ‘yol vermeme’ nedeniyle Halit Kürk ve oğlu Ali Kürk ile tartıştı. Taraflar, araçlarını park edip aşağı indikten sonra kavga etti. Aracından ruhsatlı tabancasını alan Cevdet Dündar, iddiaya göre silahını caydırma amaçlı karşı tarafa doğrulttu. O sırada çıkan boğuşma sonucu kazara ateş alan tabancayla Cevdet Dündar’ın eşi Kızhanım Dündar vuruldu. Yaralı Kızhanım Dündar, ambulansla kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olay sonrası gözaltına alınan Cevdet Dündar ile kavgaya karışan Halit Kürk, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, Ali Kürk ise serbest bırakıldı. – ANKARA
]]>Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Şeker ve Karakurt ile taraf avukatları katıldı.
İddianamenin özeti ve kimlik tespitinin ardından sanıklara söz verildi.
Sanık Osman Şeker, geçimini çiftçilik yaparak sağladığını belirterek şunları söyledi:
“Bir aile şirketiydik üç dört yerimiz vardı. Şu an benim elimde hiçbir şey yok. Levent İşçen ve ailesi beni çok perişan ettiler. Telefonlarda kayıtlarım var. Levent İşçen devlet takip ediyor diye sürekli telefon değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Hazine arazisi satın alma, kiralama gibi şeyler vardı. O yüzden ‘takibe takılıyoruz’ dediler. Bürolarının yerlerini sürekli değiştirdiler. Ben Ankara’daki bürolara gittikçe haftaya gel diyorlardı. Ben bunlara para verirken borç vermedim. Ben arazilerimi, tırpanlarımı satarak o parayı kazandım ve talep ettikleri parayı vermeye devam ettim. Elimde hiçbir şey kalmayana kadar dedikleri şartları yerine getirdim.”
“Derdim silah gösterip korkutmaktı”
Ankara’ya araba satın almak için olayın gerçekleştiği günden bir gün önce Salih Karakurt ile geldiklerini anlatan sanık Şeker, “Salih’e Ankara’dan araba alacağız dedim. Birlikte yola çıktık. Olay günü Levent’in yanına gittim, paramı istedim. ‘Neden benden para istiyorsun da diğer ortağımdan istemiyorsun?’ dedi. Tartışma çıktı, boğuşma sırasında silah patladı. Tek derdim silah gösterip korkutmaktı. Levent’i vurmak istesem daha önce vururdum.” dedi.
Sanık Karakurt ise olay esnasında Levent İşçen’i görmediğini ve Ankara’ya ilk kez geldiğini öne sürdü.
Öğle saatlerine doğru Levent İşçen’in bürosuna gittiklerini aktaran sanık Karakurt, “Parayı alıp, arabayı aldıktan sonra gidecektik. Ben uyuyordum silah sesine uyanıp arka tarafa baktım. Osman ara sokağa doğru koşmaya başladı, bana sadece ‘dolandırıldım’ dedi. İsim vermedi. ‘Tartışınca silah patladı’ dedi. Silah sende ne gezer dedim. ‘Vardı işte’ dedi. Silahı ben hiç görmedim.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyetinden söz alan maktulün eşi Zehra İşçen ise Osman Şeker’in yalan söylediğini, Şeker’in yanlarına silahla gelerek, “3’e kadar sayıyorum, sizi öldüreceğim” dediğini iddia ederek şikayetçi olduğunu belirtti.
Mahkeme, beyanların ardından tanıkların dinleneceğini bildirdi.
“Bizden para aldı fakat hiçbir geri dönüş yapmadı”
Tanık olarak dinlenen sanık Şeker’in oğlu M.Ş. ise babasının devlet hazinesinden mera arsası alacağı vaadiyle karşı tarafla çalışmaya başladığını söyledi. M.S, “Sürekli biz hesap dışı olarak elden bu kişilere para götürdük. Ben de bizzat kendim götürdüm. Karşı taraf şu ada parseli alıp size kiralayacağız, hayvan çiftliği yapacaksınız diye bizden para aldı fakat hiçbir geri dönüş yapmadı.” ifadelerini kulandı.
Sanık Şeker’in eski çalışanı C.A. ise çalıştığı dönemde Levent İşçen ile Osman Şeker arasında hiçbir husumet bulunmadığını belirtti. Konya’da tarım arazisi alınması için İşçen’in ofisine para götürdüklerini belirten C.A. hiçbir arazi alınmadığını aktardı.
Sanık ve tanık beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı, 8 Mayıs’a erteledi.
Olayın geçmişi
Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 6 Eylül 2023’de Aziziye Mahallesi Cinnah Caddesi’nde Levent İşçen’i silahla vurduktan sonra kaçan Şeker’in Konya’da olduğunu belirlemişti.
Polis ekipleri, Şeker’in silahlı saldırıyı gerçekleştirmek için Ankara’ya gelirken kullandığı aracın plakasını da tespit etmişti. Şeker ile kendisine yardım ettiği ileri sürülen Karakurt Konya’da yakalanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıklar hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan iddianame düzenlemişti.
]]>RUSYA, ZELENSKİ’NİN AÇIKLADIĞI RAKAMI YALANLADI
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, başkent Moskova’da askeri yetkililerle yaptığı toplantıda, Rus ordusunun faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Şoygu, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin, “Rusya iki senedir devam eden savaşta 31 bin askerimizi kaybettik açıklamasını yalanladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski“UKRAYNA ORDUSU 444 BİNDEN FAZLA ASKER KAYBETTİ”
Şoygu, “Ukrayna ordusunun çatışma potansiyelinin düştüğünü ileri sürerek, “Düşman, yılın başından beri her gün 800’ü aşkın asker ve yabancı üretimli silahlar dahil 120 çeşitli silah kaybediyor. Özel askeri operasyonun başlamasından bu yana Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, 444 binden fazla asker kaybetti.” ifadelerini kullandı.
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu“RUS ORDUSU DONETSK’TE 3 YERLEŞİM YERİNİ DAHA ELE GEÇİRDİ”
Şoygu, Rus ordusunun Donetsk ve Kupyansk yönündeki pozisyonlarını güçlendirmeyi sürdürdüğüne ve Donetsk bölgesinde son hafta içinde Pobeda, Lastoçkino ve Severnoye yerleşim birimlerinin Rus ordusunca ele geçirildiğine dikkati çekti.
“DEAŞ’LI SAYISI GEÇEN YIL YÜZDE 15 ARTTI”
Orta Asya’daki duruma da değinen Şoygu, “Bölgedeki durum zor. En büyük tehdit, halen Afganistan’dan çıkıyor. DEAŞ militan sayısı, geçen yıl yüzde 15 arttı. Onların amacı KGAÖ’nün (Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü) güneydeki sınırlarında radikal ideoloji ve yıkıcı faaliyetleri yaymaktır.” diye konuştu. Bölgede 100’den fazla Batı yanlısı sivil toplum kuruluşunun Rusya’ya karşı faaliyet gösterdiğini aktaran Şoygu, bununla ilgili gerekli önlemleri aldıklarını dile getirdi.

Merkez Askeri Bölgesi’ne bağlı birliklerin, bölgede krizlerin çözülmesi yönünde adımlar atacağını, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan topraklarında düzenlenecek 7 askeri tatbikata katılacağını kaydeden Şoygu, “Bu bölgenin birlikleri, ‘İskender-M’ füze sistemleri ve ‘Tornado-G’ çok namlulu roketatarlar dahil modern silahla donatılıyor. 18 askeri birlik yeniden oluşturulacak. Birliklere 360’tan fazla modern askeri teçhizat sevk edilecek.” dedi.
“ABD, KORE VE TAYVAN’DAKİ GERİLİMİ KULLANIYOR”
Şoygu, Kore Yarımadası ve Tayvan bölgesindeki durumu değerlendirerek, ” Washington, Pasifik Okyanusu’nun batı kısmında askeri varlığını genişletmek için Kore Yarımadası ve Tayvan Adası açıklarında artan gerilimi kullanmaya devam ediyor. Bu yıl, ABD ve müttefiklerinin, NATO üyesi ülkelerin askeri potansiyeli kullanılarak ortak askeri tatbikat sayısını artırması bekleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden“WASHINGTON, AVRUPA ÜLKELERİNDE NÜKLEER POTANSİYELİNİ ARTIRIYOR”
Rusya’nın doğu sınırlarındaki güvenliğin artırılması hedefiyle Doğu Askeri Bölgesi’nin savaş imkanlarını güçlendirme yönünde önlemler aldıklarını dile getiren Şoygu, Rusya, Moğolistan, Hindistan, Laos ve Vietnam’dan askeri birliklerin yer alacağı 4 uluslararası askeri tatbikat düzenleneceğini bildirdi. Şoygu, “Radyasyon, kimyasal ve biyolojik tehditler, ABD’nin kışkırtıcı eylemleri nedeniyle artıyor. Washington, Avrupa ülkelerinde nükleer potansiyelini artırıyor ve nükleer silah başlıklarını sevk etme araçlarıyla ordusunu donatıyor.” açıklamasında bulundu.
Rusya Silahlı Kuvvetlerine bağlı Radyasyon, Kimyasal ve Biyolojik Savunma Kuvvetlerinin rolünün önemine işaret eden Şoygu, bu birliklerin modern silahlarla donatıldığını kaydetti.
ZELENSKİ NE DEMİŞTİ?
Rusya’nın Ukrayna’ya 24 Şubat 2022’de başlattığı savaşta 2 yıl geride kalırken, Ukrayna Devlet Başkanı Valdimir Zelenskiy, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de basın toplantısı düzenleyerek devam eden savaşa dair açıklamalarda bulunmuştu. Zelenskiy, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda bugüne kadar en az 31 bin Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini açıklayarak, “Bu savaşta 31 bin Ukraynalı asker öldürüldü. Ne 300 bin ne de 150 bin. Ama yine de bu bizim için büyük bir kayıp” demişti.
]]>Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta, İl Jandarma Komutanı Bilgihan Yeşilyurt ve İl Emniyet Müdürü Şükrü Orhan’ın da katılımı ile ‘Genel Güvenlik ve Asayiş’ konulu basın açıklaması düzenledi. Valilik binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Vali Usta, vatandaşların huzur ve güven içerisinde yaşaması amacıyla her türlü suç ve suç örgütüne karşı çalışmaların devam ettiğini söyledi. Farklı tarihlerde meydana gelen ve birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen silahlı saldırılara ilişkin açıklama yapan Vali Usta, “İlimizde 17 Ocak 2024 tarihinde bir şahsın silahla yaralanması ve aynı tarihte meydana gelen iş yeri kurşunlama ve araç kurşunlama, 20 Ocak 2024 tarihinde iş yeri kurşunlama, 7 Şubat 2024 ve 17 Şubat 2024 tarihlerinde 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, 12 Şubat 2024 tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı tehdit olaylarının meydana gelmesi sonrasında Bingöl Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince ayrıntılı inceleme başlatılmıştır. Söz konusu olaylar, 29 Ağustos 2023’te meydana gelen 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, 31 Ağustos 2023 tarihinde genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve mala zarar verme, 27 Eylül 2023 tarihinde genel güvenliği kasten tehlikeye sokma olayları ile birlikte değerlendirilmiştir. 2024 yılında meydana gelen olaylar 2023 yılındaki olaylarla birleştirildiğinde birbirleriyle bağlantılı ve olaylara karışan şahısların birlikte hareket ettiği değerlendirilmiştir. Konu ile ilgili yapılan ön çalışmalar neticesinde olayların kalabalık gruplar arasında gerçekleştiği, olay yerinde çok sayıda boş kovan ve isabetin söz konusu olduğu, olayla bağlantısı olmayan kişilerin de araç ve iş yerlerinde zarar oluştuğu tespit edilmiştir” diye konuştu.
Özel ekip kuruldu, 650 saatlik kamera görüntüsü incelendi
Olaylara ilişkin özel ekip kurulduğunu vurgulayan Vali Usta, “Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılan toplantı sonucunda oluşturulan plan kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğünce konunun çok yönlü araştırılması amacıyla özel bir ekip kurulmuştur. Bununla birlikte meydana gelen olaylarda vatandaşlarımızın huzur ve güvenini sarsacak eylemlerin tekrar gerçekleşmemesi amacıyla il merkezinde planlı asayiş uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmaları ve teknik imkanlardan faydalanılarak yürütülen çalışmalarda yaklaşık 650 saatlik kamera görüntüsü incelenmiş, olaylarda tabanca, tüfek ve otomatik silah kullanıldığı görülmüştür. Soruşturma aşamasında şüpheli şahısların öncelikle olaylarda kullanmış oldukları araçların plakaları tespit edilmiş, sonrasında kimlik ve adres tespitleri yapılmıştır” şeklinde konuştu.
Silahlar ele geçirildi, 12 şüpheli şahıs hakkında işlem başlatıldı
Yapılan operasyonlara ilişkin de bilgi veren Vali Usta, “Olaya karışan şahısların araç, iş yeri ve adreslerine yönelik yapılan eş zamanlı operasyonlar ve dosya kapsamında il merkezinde yapılan asayiş uygulamalarında 1 adet Kaleşnikof ismiyle tabir edilen AK-47 uzun namlulu tüfek, AK-47 uzun namlulu tüfeğe ait 2 adet şarjör, 1 adet hücum yeleği, 98 adet 7.62 milimetre çapında fişek, 3 adet 9 milimetre ruhsatsız tabanca, 1 adet 7.65 milimetre ruhsatsız tabanca, 5 adet tabanca şarjörü, 80 adet 9 milimetre fişek, 7 adet 7.65 milimetre fişek, 2 adet av tüfeği, 18,5 gram narkotik madde, 1 adet özel üretim bıçak, 8 adet cep telefonu ele geçirilmiş olup, toplam 12 şüpheli şahıs hakkında işlem başlatılmıştır. Soruşturma çok yönlü devam etmektedir. Bingöl Valiliği olarak emniyet ve jandarma kolluk kuvvetlerimizle halkımızın huzur ve güvenliği için suç ve suçlularla mücadelemiz aynı azim ve kararlılıkla devam edecektir. İlimizde bu şekilde organize suç örgütü niteliği taşıyan mafyavari yapılanmalara kesinlikle müsaade etmeyeceğimizi kararlılıkla ifade ediyoruz” dedi. – BİNGÖL
]]>Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı İlçe Emniyet Müdürlükleri geçtiğimiz 2 gün boyunca uyuşturucu ve asayiş denetimi gerçekleştirdi. Savaştepe İlçe Emniyet Amirliğine bağlı görevlilerce; Fatih Mahallesi Osmanlı Caddesi üzerinde şüpheli bir araçta bulunan 2 şahsın kimlik kontrollerinin yapıldığı esnada araç içerisinden bir adet payp ve 2.1 gram metamfetamin maddesinin yere atıldığı görüldü. Ekipler 2 şahsı gözaltına alırken uyuşturucu maddelere el koydu.
Bandırma İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri Çınarlı Mahallesi 63. Sokak üzerinde yapılan kontrollerde durumundan şüphe ettikleri bir şüphelinin kaba üst aramasında 2 tablet halinde toplam 24 adet lyrıca sentetik hap elde geçirdi. Ayrıca polis ekipleri Çınarlı Mahallesinde durumundan şüphelenerek durdurulan O. G. (27) isimli şahsın kaba üst aramasında; 0.35 gr metamfetamin maddesi ve uyuşturucu madde kullanma düzeneği ele geçirildi.
Gönen İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri Kurtuluş Mahallesi Bandırma Yolu uygulama noktasında dur ihtarına uymayarak kaçan bir araç, Karşıyaka Mahallesi kavşağı civarında ekiplerce durduruldu. Araç içerisinde bulunan S. E. T. (26) ve H. K. (25) isimli şahısların kaba üst aramasında; S. E. T.’nin üzerinde 3 gram esrar maddesi ele geçirildi.
Havran İlçe Emniyet Müdürlüğü geçtiğimiz gün saat 02: 00 sularında Havran Devlet Hastanesinden Silahlı Yaralama vakası bildirilmesi üzerine yapılan incelemede, yaralı E. Y.’nin sol omuz tek giriş şekilde yaralı olduğu ve U. A., R. K. ve A. S. tarafından hastaneye getirildiği öğrenildi. U. A. isimli şahısla yapılan görüşmede E. Y.’ye ait ikamette dört kişi birlikte uyuşturucu içtikleri, E. Y.’ye ait silahla oynadığı sırada silahın yanlışlıkla ateşlendiğini ve şahsı yanlışlıkla yaralandığını, daha sonra hastaneye götürmek için ikametten ayrıldıkları ve ayrıldıkları sırada silahı ikamette bıraktığını öğrenildi. U. A. isimli şahsın yapılan üst araması sonucunda 11.4gr metamfetamin uyuşturucu maddesi ele geçirildi. Ayrıca olay yeri olan ikamette yapılan kontrollerde 2 uyuşturucu içme aparatı olan payp ele geçirildi ve ikamet bahçesinde bulunan 2 motosiklet ise incelendiğinde Edremit ilçesinden 2023/1767 ve 2024/362 suç numarası ile çalıntı olduğu tespit edildi. Olay yerinde yapılan araştırmada suç aleti silah bulunamadı. Ekipler, Cumhuriyet Savcılığının talimatları doğrultusunda olayla ilgili soruşturma başlattı.
Edremit İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz gün gece saatlerinde yaya olarak devriye attıkları sırada Akçay Şenpazar civarında iki şahsın kaba üst araması yapılmak istendiği sırada kaçmaya başlayan Y. T. (18) isimli şahıs, kovalamaca sonucu olay yerine sevk edilen ekiplerce yakalandı. Kaçan şahsın çantasında yapılan kontrollerde paketlere sarılı halde 3 ruhsatsız tabanca olduğu ele geçirilerek 2 şüpheli şahıs gözaltına alındı.
Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü, emniyet, asayiş ve kamu düzeninin sağlanması için suçluların yakalanmasına yönelik çalışmalarına aralıksız olarak devam edeceğini bildirdi. – BALIKESİR
]]>Kağıthane’de 8 Mayıs 2022’de kardeşinin kız meselesi yüzünden darp edildiği iddiasıyla bir araya geldiği Emirhan Karaca tarafından kalbinden vurularak öldürülen 22 yaşındaki Nurullah Bozkurt’un ölümüne ilişkin davada karar çıktı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu müşteki sanık Emirhan Karaca, tutuksuz sanık Yunus Çeken ve taraf avukatları hazır bulundu.
“Yaralama kastım bile yoktu”
Duruşmada savunma yapan sanık Emirhan Karaca, “Ben şahıslarla konuşmuyordum. Bana küfür etti. Ben arkama bakmadan yoluma devam ettim. Beni zorla arabaya bindirmeye çalıştı. Yaralama kastım bile yoktu, ben havaya ateş ettim ama maktule gelip gelmediğini bilmiyordum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Son sözü sorulan sanıklar, pişman olduklarını, kimseyi öldürmek kasıtlarının olmadığını ve beraatlarını talep ettiler.
Müebbet hapis ile 1 yıl hapis cezası
Kararını açıklayan mahkeme, müşteki sanık Emirhan Karaca’yı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
1 sanığa 5 yıl 1 ay hapis cezası
Heyet, sanık Yunus Çeken’i ise ‘silahla kasten yaralama’ suçundan 3 ay 22 gün hapis, ‘silahla görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırarak bu suçlar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti. Heyet, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 4 yıl 2 ay hapis cezasına ve 8 bin 320 lira adli para cezasıyla cezalandırdığı sanığı toplamda 5 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, maktul Nurullah Bozkurt’un ailesi ile bekçi A.A. ‘müşteki’ sıfatıyla, Emirhan Karaca ‘müşteki şüpheli’ sıfatıyla ve Yunus Çeken ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, 8 Mayıs 2022’de İETT otobüs durakları önünde 2 grup arasında meydana gelen silahlı kavgada, maktul Nurullah Bozkurt’un sol göğüs üstünden vurulup yaralanarak olay yerinde öldüğü, şüpheli Yunus Çeken’in ise sol ayak kısmından hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, 2 grup arasında meydana gelen çatışmada ilk grup olarak maktul Nurullah Bozkurt, şüpheli Yunus Çeken, Furkan Bahçecioğlu, Yunus Emre Torlak, Halil Kaan Torlak, Doğukan Altunsoy, Ahmet Sevencan, Eren Şahinkaya, Ulaş Özcan, Ahmet Furkan Şener yer alırken, 2.grupta müşteki şüpheli Emirhan Karaca, Cevat Kaya ve Berk Kum adlı şahısların beraber oldukları kaydedildi.
Müşteki şüpheli Emirhan Karaca ile maktul Nurullah Bozkurt’un olay saati öncesinde maktulün kardeşi Emircan Bozkurt’un yaralanması sebebiyle bir araya geldiklerinin anlatıldığı iddianamede, yaşanan sözlü tartışma sonrası Emirhan Karaca’nın Nurullah Bozkurt’un göğüs bölgesine ateş ettiği ve ölümüne neden olduğu belirtildi. İddianamede, Karaca’nın ateş ettikten sonra kaçtığı sırada Yunus Çeken’in birden fazla kez Karaca’nın arkasından ateş ettiği, eyleminin ise öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığı aktarıldı.
İddianamede, şüpheli Yunus Çeken’in olay yerinde görev yapan bekçi A.A.’nın asayişi sağlamak için dur ihtarında bulunmasına rağmen uyarıya uymadan ateş etme eylemini bekçiye yönelttiği belirtildi.
Hazırlanan iddianamede müşteki şüpheli Emirhan Karaca’nın ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından toplamda müebbet hapis ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına, şüpheli Yunus Çeken’in ise 2 kez ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 18 yıldan 30 yıla, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 5 yıldan 8 yıla olmak üzere toplamda 23 yıldan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar Tarık Özer, Azat Özer, Servet Özer ve Murat Özer tutuklu bulundukları cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.
Tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Ercan Topçu ve Hüsamettin Ahmetoğlu, müştekiler Cantürk Erzen, Solmaz Erzen ve Yusuf Erzen, mağdurlar Huriye Bayındır ve Mustafa Bayındır ile tarafların avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.
Savunması alınan tutuklu sanık Tarık Özer, müşteki Cantürk Erzen’i 2015’ten beri tanıdığını, hem arkadaş olduklarını hem de ticari ilişkilerinin bulunduğunu söyledi.
Erzen’in kendisinden inşaat demiri aldığını, karşılığında iki çek verdiğini anlatan Özer, Erzen’in çeklerinden birini ödemediğini, aradığında ise telefona bakmadığını ileri sürdü.
Avukatı aracılığıyla Erzen’e ödeme emri gönderdiğini söyleyen Özer, bunun üzerine Erzen’in WhatsApp durumunda kendisine yönelik küfür ve hakaret içeren paylaşımda bulunduğunu belirtti.
Cantürk Erzen’in tekel bayisine konuşmak ve küfürlü paylaşımını kaldırmasını istemek için gittiklerini savunan Tarık Özer, bayide Erzen’in oğlu Yunus Emre Erzen’i bulduklarını, onun da kendilerine saygısızca davrandığını ileri sürdü.
Konuşma sırasında elinin Yunus Emre Erzen’in belindeki silaha çarptığını, silah sesi duyması üzerine de ateş ettiğini savunan Özer, “Kimseyi öldürme kastım yoktu. Sadece kendimi savundum. Olay bir anda, kendiliğinden gelişti. Oğlumun ve kardeşimin yaralandığını, öldüğünü düşündüm. Yunus Emre Erzen’i ayaklarından yaralamak istedim, silahı bıraksın diye. Silahı bırakmayınca tekrar bacaklarına ateş ettim.” diye konuştu.
Diğer maktul Batuhan Bayındır’a karşı bir eylemi olmadığını öne süren Özer, Bayındır’ın yere düşünce Yunus Emre Erzen’in silahından çıkan kurşunla vurulmuş olabileceğini iddia etti.
“Şişe ile vurdum, elim parçalandı”
Tutuklu sanık sanık Murat Özer ise Cantürk Erzen’i 2009’dan beri tanıdığını ve bazı ticari ilişkilerinde ona referans olduğunu söyledi.
Murat Özer, Cantürk Erzen’nin abisi Tarık Özer’e verdiği 1 milyon 300 bin liralık çekten birini ödemediğini, Erzen ile abisinden daha eski bir samimiyeti olduğu için, arayı bulmak maksadıyla tekel bayisine gittiğini savunan Özer, “Biz orada sadece konuşacak, küfürlü paylaşımını kaldırtıp anlaşacağız diye düşüyorduk.” dedi.
Üç yıldan beri ruhsatlı silah taşıdığını bildiren Murat Özer, şu ifadeleri kullandı:
“Öldürecek olsam şişeden medet ummazdım. Orada tesadüfen ele geçirdiğim şişe ile vurdum. Elim parçalandı. Hastane raporunda var. İki mermi ayağıma geldi. Yunus Emre Erzen’in 4-5 kez arka arkaya ateş ettiğini hatırlıyorum. Abim Tarık Özer’in ateş edip etmediğini bilmiyorum. Kendisinin 200-300 milyon ciroluk şirketi var. İstese ruhsatlı silah alırdı. Bu olaydan dolayı çok pişman olduğumu belirtmek istiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Keşke yaşanmasaydı, ayağım kırılsaydı, keşke Cantürk Erzen küfretmeseydi. Abim ateş etmeseydi Yunus Emre Erzen, beni de abimi de abimin oğlunu da hepimizi öldürecekti.”
“Önce telefonla, sonra silahın dipçik kısmıyla vurdum”
Tutuklu sanık Azat Özer de olay günü nereye ne amaçla gittiğini bilmediğini savundu.
Konuşma sırasında Yunus Emre Erzen’in sürekli silaha baktığını dile getiren Özer, “Olay sırasında Yunus Emre Erzen’in kafasına kesinlikle vurmadım. Yaralamak için değil, amcamı korumak için önce telefonla, sonra silahın dipçik kısmıyla vurdum. Daha sonra önüme şarjörsüz bir silah düştü. Yanıma aldım, arabada şarjörü olmadığını fark ettim. Silahı yolda camdan fırlattım.” şeklinde konuştu.
Tutuklu sanık Servet Özer de ölenlere Allah’tan rahmet diledikten sonra, Cantürk Erzen’i 15 yıldır tanıdığını, taraflar arasında barış sağlamak için çabaladığını ifade etti.
Servet Özer, “Üstümde şort vardı. Ağzımda sigarayla onları izledim. Meseleyi de bilmiyordum. Aralarında itiş-kakış olmasına rağmen o tarafa geçmedim. Silah patlayınca o tarafa geçtim. Her iki tarafa da engel olmaya çalıştım.” şeklinde savunma yaptı.
Tutuksuz sanıkların savunmaları
Tutuksuz sanık Adem Kılıç, iki tarafı da 20 yıla yakındır tanıdığını ve bölgede esnaf olduğunu belirterek, “Olay olup bittikten sonra başka olay olmasın diye ve başsağlığı için uğradım. Kesinlikle suçluyu kayırmam söz konusu değil. Ben de mağdur oldum. Yurt dışına çıkış yasağımın kaldırılmasını ve beraatimi istiyorum.” dedi.
Tutuksuz sanık Ercan Topçu da Adem Kılıç gibi esnaf olduğunu ve olayla ilgisi bulunmadığını belirterek, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraatine karar verilmesini talep etti.
Sanık Azat Özer’i saklamakla suçlanan tutuksuz sanık Hüsamettin Ahmetoğlu da Tarık ve Nimetullah Özer ile yaklaşık 7 ay önce tanıştığını ve bu kişilerden inşaat demiri aldığını, olayı ertesi gün televizyondan öğrendiğini söyledi.
Savunmaların ardından mahkeme başkanı, sanıkların daha önceki sabıka kayıtlarını ve olayda ele geçirilen silahlara ilişkin balistik inceleme raporlarını okudu.
Çocuğu öldürülen aile şikayetçi olmadı
Daha sonra mağdur ve müştekilerin ifadelerinin alınmasına geçildi.
Olayda ölen Batuhan Bayındır’ın annesi Huriye Bayındır, “Benim oğlumdan ne istediniz? Olayla alakası yoktu. 7 aydır ne çektiğimi kimse bilmiyor. Ben bir anneyim. Ellerini vicdanlarına koysunlar. Nasıl bir insan, oğlunu katliama götürür? Bunlara cevap versinler.” diye konuştu.
Şikayetçi olup olmadığı sorusuna Huriye Bayındır, “Devlete bırakıyorum.” şeklinde cevap verdi.
Maktul Batuhan Bayındır’ın babası Mustafa Bayındır ise “Oğlumun ölüm sebebi, tesadüfen orada olması. Karşı tarafı tanımıyoruz. Biz büyüklük yaptık, şikayetçi olmadık. Bize evler, arabalar aldıkları doğru değil. Sadece annesine ev alacaklarını söylediler.” dedi.
Müşteki Erzen ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker, Mustafa Bayındır’ın şikayetçi olmaması için Silivri’de bir çiftliğe götürülüp tehdit edildiği iddiasını sordu.
Mustafa Bayındır, çocukluk arkadaşı Vahit Erdem’in aracı olması üzerine Özer ailesiyle görüştüğünü ama tehdit edilmediğini söyledi.
Oğlunu öldürenlerden şikayetçi oldu
Daha sonra ifadesi alınan müşteki Cantürk Erzen ise oğlu Yunus Emre Erzen’i öldürenlerden şikayetçi olduğunu bildirdi.
Kendisine gönderilen icra ödeme emrine tepki gösterdiğini, ancak WhatsApp durumundaki paylaşımının iddia edildiği gibi ağır küfür içermediğini söyleyen Erzen, ölen oğlunun başına şişeyle vurulduktan sonra ateş ettiğini ifade ederek, “Keşke kafalarına sıksaymış. Ben sana küfür etmişim. Evet ettim. Sen gidip oğlumu mu öldüreceksin?” şeklinde konuştu.
Cantürk Erzen’in avukatı Kerim Bahadır Şeker, Erzen’e, “Size barışma karşılığında üçüncü kişi vasıtasıyla 40 milyon lira, 13 yaşında erkek çocuğu ve 11 yaşında kız çocuğu verilmesi teklif edildi mi?” diye sordu.
Erzen de böyle bir teklifin yapıldığını söyledi.
“Yüreğim parçalana parçalana o görüntüleri izledim”
Anne Solmaz Erzen de oğlu Yunus Emre Erzen’i öldürenlerin kendilerine barışma teklif ettiğini belirterek, “Yüreğim parçalana parçalana o görüntüleri izledim. İnsanlık dışı bir görüntü. Çocuğum hiç yok yere öldü.” dedi.
Sanıkların kimlik tespitlerinde aylık gelirlerini 500 bin lira olarak bildirmesine dikkati çeken anne Erzen, bu durumda 600 bin liralık borçlarını alamadıkları için bu cinayeti işlemiş olmalarına anlam veremediğini sözlerine ekledi.
Olayda yaralanan Yusuf Erzen de sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirdi.
Daha sonra tarafların avukatlarının beyanları alındı. Duruşmada taraflar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Azat Özer, Servet Özer ve Murat Özer’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Tutuksuz sanıklar hakkındaki adli kontrolün devamına hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.
İddianameden
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan altışar aydan üçer yıla kadar, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da birer yıldan üçer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topcu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan altışar aydan beşer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları öngörülüyor.
]]>SARIYER Ayazağa’daki Vadi İstanbul AVM’de bulunan bir kafede Gürcistan ve Azerbaycan uyruklu iki grup arasında çıkan silahlı kavgayla ilgili 1 firari toplam 3 kişiye, 12 yıl 6 aydan 36 yıl 3 aya kadar değişen hapis istemiyle dava açıldı. 6 kişinin yaralandığı olayla ilgili firari 6 şüphelinin dosyası ise ayrıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre, 11 Eylül 2022 günü saat 19.00 sıralarında Vadi İstanbul AVM içindeki bir kafede iki grup arasında çatışma çıktığı ve silah kullanılması üzerine soruşturmaya başlandığı kaydedildi. İddianamede, Azer Amanov, Mehraj Karımov ve Qulam İbrahimov’u ‘mağdur’ sıfatıyla, Gürcistan uyruklu Gaga Berianidze, Gürcistan uyruklu firari Vakhtangi Tsulukıdze ve Azerbaycan uyruklu Rakif Aliyev ise ‘müşteki-şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Kafedeki kamera kayıtlarına göre Gürcistan uyruklu Gaga Berianidze’nin, Vakhtangı Tsulukıdze’nin de arasında bulunduğu 5 kişiyle oturduğu sırada Azerbaycan uyruklu Rakif Aliyev, Aydın Safaraliyev, Azar Amanov ile olayda yaralanan Mehraj Kerimov içeri geldi. Rakif Aliyev ve yanındaki kişiler, diğer grupta yer alan Gaga Berianidze ve arkadaşlarının oturduğu masanın yanına geldiklerinde aralarında tartışma başladı. Rakif Aliyev ve Vakhtangı Tsulukıdze’nin birbirine girmesi üzerine Tsulukıdze’nin silahını çıkararak birkaç el ateş ettiği, Gaga Berianidze’nin ise hedef gözeterek Aliyev’e doğru ateş ettiği, Aliyev’in de silah çekerek Gaga ve Vakhtangı’nin bulunduğu tarafa ateş ederek karşılık verdiği anlatıldı. Olayda Rakif Aliyev, Mehraj Kerimov ve Azer Amanov’un yaralandıkları, orada tesadüfen bulunan Qulem İbrahimov’un da yaralandığı, bir kişinin düşme sonucu, bir başka kişinin de ayağına basılarak parmağından yaralandıkları tespit edildi.
YARALANAN BİR KİŞİ ŞİKAYETÇİ OLDU
İddianamede, ‘müşteki’ olarak yer alan Qulem İbrahimov, olay günü söz konusu AVM içindeki başka bir kafede aile yakınlarıyla oturduklarını, akşam saat 20.00 sıralarında aracını teslim almak için masadan kalktıkları sırada silah sesleri duyduklarını, sonrasında yaralandığını, kendisinin yaralanmasına sebep olanlardan şikayetçi olduğunu belirtti. Olay sırasında çıkan arbedede yaralanan Fatih Mehmet K. ve Seyyid Alireza A. ise kimseden şikayetçi olmadıklarını belirttiler. Kamera kayıtlarına göre olayda yaralandığı belirlenen Azer Amanov’a ulaşılamadığı için ifadesi alınamadı.
HEDEF GÖZETEREK ATEŞ ETMİŞ
Emniyette susma hakkını kullanan şüpheli Gaga Berianidze ise savcılıktaki ifadesinde, kahve içmek için gittiği kafede Vakhtanghi olduğunu, daha önceden tanımadığı kişilerin de bulunduğunu belirterek, “Kahve içerken Azerbaycan uyruklu kişileri ilk defa gördüm. Bizim oturduğumuz yere doğru geldiler. Birden bizi kafenin dışına çıkartmaya çalıştılar. O ara kavga oldu. Kavga sırasında bozuk bir Rusça ile küfür edildiğini duydum. İlk silahı kimin çıkardığını hatırlamıyorum. Gürcü arkadaşlarımda kesinlikle silah yoktu. Bizim silahımız olmadığı için ateş edemedik. Kesinlikle olay yerinde silah kullanmadım” diyerek suçlamaları reddetti. Ancak iddianamede, kamera görüntülerine göre Gaga Berianidze’nin, hedef gözeterek Rakif Aliyev’e doğru ateş ettiği tespit edildi. Berianidze’nin kullandığı silahın ele geçirilemediği, olaydan sonra Arnavutköy sahilinde balık tutan bir kişinin oltasına takılan poşette bulunan iki silahtan birinin olayda kullanıldığının tespit edildiği kaydedildi.
Arkadaşı Mehraj ile birlikte nargile içmek amacıyla kafeye gittiğini söyleyen Rakif Aliyev ise ifadesinde, “Kafede kalabalık bir masa vardı ancak masada oturanların kim olduğunu bilmiyorum. Yer olan başka bir kafeyi aramak için geri döndük ve yürümeye başladık. Bu sırada kalabalık olan masada tartışma sesi geldi. Masadan birisi bana doğru yönelerek Rusça olarak anneme küfür etti. Az çok Rusça bildiğim için küfür etmemesi için bu kişiyi uyardım. Bu kişi alkollüydü. Bu sırada Türkçe konuşan bir kişi silah diye bağırdı. Karşıdaki kişinin elini beline attığını gördüm. Ben de elimi belime attım. Bu kişi belinden silahı çıkarıp havaya bir el ateş etti. Bana da ateş etti. Yaralandım. Silahı kendimi korumak amacıyla çıkardım. Ancak ateş etmedim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bana 9 adet kurşun isabet etmiş” dedi.
CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, sanık Gaga Berianidze için Rakif Aliyev’e karşı “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama” ve “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 12 yıl 6 aydan 23 yıl 7 aya kadar hapis, sanık Rakif Aliyev’in ise Gaga Berianidze ve Vakhtangı Tsulukıdze’ye karşı “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama” ve “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından toplam 20 yıldan 35 yıl 3 aya kadar hapsi istendi. Gürcistan uyruklu firari mağdur-şüpheli Vakhtangi Tsulukidze için Rakif Aliyev’e yönelik “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama”, “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 12 yıl 6 aydan 23 ay 7 aya kadar hapsi talep edildi.
6 ŞÜPHELİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI BULUNUYOR
‘Şüpheli’ olarak haklarında işlem yapılan Konstantin Kıpıanı, Levanı Tsetkhladze, Magsud Mammadov, Shahriyar Hüseyinov, Yahya Afandızada, Murad Muradov, Babak Novruzov, Merab Pıpıa için soruşturma aşamasında 4 Nisan 2023 tarihinde takipsizlik kararı verildi. Haklarında yakalama kararı bulunan şüpheliler Aydın Safaralıyev, Azar Amanov, Nodar Dzoborjgınıdze, Oleksandr Smalko, Revaz Mchedlıdze, Tengiz Gasıshvılı için ise 24 Şubat 2023’te dosyalarının ayrılmasına karar verildi.
AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE YARGILANIYORLAR
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanan sanıklar Gaga Berianidze ve Rakif Aliyev mahkemede suçlamaları reddettiler. Gürcistan’da doktor olduğunu söyleyen 2 çocuklu tutuklu sanık Gaga Berianidze savunmasında, “Kafede oturuyordum. Arkadaşlarımla iş görüşmesi olacaktı. Aniden tanımadığım kişiler içeri girdi. Kargaşa oldu. Ayağım kaydı bir şeye bastım gibi oldu. Ayağımla bastığım şeyin silah olduğunu hissettim. Silahı elime aldım. Ateş ettim mi, etmedim mi hatırlamıyorum. Şok içindeydim. Kendimi savunuyordum” dedi.
Azerbaycan uyruklu kargocu olduğunu söyleyen Rakif Aliyev ise, “Karşı taraf bizden 2 saat önce gelmiş, biz başka kişilerle görüşecektik. Mehraj ile birlikte gelmiştim. Azerbaycanlı misafirlerimiz vardı. Kafede Azerbaycanlı olduğunu fark ettiğimiz kişilerle selamlaştık. Kafe çalışanlarından yer ayarlamalarını söyledik. Karşı tarafa yönlendirdiler. Önümüzden Azeriler gidiyordu. Birbirimizi tanımıyorduk, düşmanlığımız yoktur. Masaya giderken Azerilere bir önde tanımadığım biri küfür etti. Kimin önce silah çektiğini görmedim. Buraya iş için gelmiştim. Azerbaycan’a tekstil gönderiyordum. Fakat bazen ben soygun falan olduğu için silah taşıyordum. Gaga’nın ateş edip etmediğini bilmiyorum. Silahın sürgüsünü çektim ama ateş etmedim. Bana kurşun gelince bayılmışım” dedi. Mahkeme, tahliyelerini talep eden ve karşılıklı şikayetçi olmadıklarını söyleyen 2 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>SARIYER Ayazağa’daki Vadi İstanbul AVM’de bulunan bir kafede Gürcistan ve Azerbaycan uyruklu iki grup arasında çıkan silahlı kavgayla ilgili 1 firari toplam 3 kişiye, 12 yıl 6 aydan 36 yıl 3 aya kadar değişen hapis istemiyle dava açıldı. 6 kişinin yaralandığı olayla ilgili firari 6 şüphelinin dosyası ise ayrıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre, 11 Eylül 2022 günü saat 19.00 sıralarında Vadi İstanbul AVM içindeki bir kafede iki grup arasında çatışma çıktığı ve silah kullanılması üzerine soruşturmaya başlandığı kaydedildi. İddianamede, Azer Amanov, Mehraj Karımov ve Qulam İbrahimov’u ‘mağdur’ sıfatıyla, Gürcistan uyruklu Gaga Berianidze, Gürcistan uyruklu firari Vakhtangi Tsulukıdze ve Azerbaycan uyruklu Rakif Aliyev ise ‘müşteki-şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Kafedeki kamera kayıtlarına göre Gürcistan uyruklu Gaga Berianidze’nin, Vakhtangı Tsulukıdze’nin de arasında bulunduğu 5 kişiyle oturduğu sırada Azerbaycan uyruklu Rakif Aliyev, Aydın Safaraliyev, Azar Amanov ile olayda yaralanan Mehraj Kerimov içeri geldi. Rakif Aliyev ve yanındaki kişiler, diğer grupta yer alan Gaga Berianidze ve arkadaşlarının oturduğu masanın yanına geldiklerinde aralarında tartışma başladı. Rakif Aliyev ve Vakhtangı Tsulukıdze’nin birbirine girmesi üzerine Tsulukıdze’nin silahını çıkararak birkaç el ateş ettiği, Gaga Berianidze’nin ise hedef gözeterek Aliyev’e doğru ateş ettiği, Aliyev’in de silah çekerek Gaga ve Vakhtangı’nin bulunduğu tarafa ateş ederek karşılık verdiği anlatıldı. Olayda Rakif Aliyev, Mehraj Kerimov ve Azer Amanov’un yaralandıkları, orada tesadüfen bulunan Qulem İbrahimov’un da yaralandığı, bir kişinin düşme sonucu, bir başka kişinin de ayağına basılarak parmağından yaralandıkları tespit edildi.
YARALANAN BİR KİŞİ ŞİKAYETÇİ OLDU
İddianamede, ‘müşteki’ olarak yer alan Qulem İbrahimov, olay günü söz konusu AVM içindeki başka bir kafede aile yakınlarıyla oturduklarını, akşam saat 20.00 sıralarında aracını teslim almak için masadan kalktıkları sırada silah sesleri duyduklarını, sonrasında yaralandığını, kendisinin yaralanmasına sebep olanlardan şikayetçi olduğunu belirtti. Olay sırasında çıkan arbedede yaralanan Fatih Mehmet K. ve Seyyid Alireza A. ise kimseden şikayetçi olmadıklarını belirttiler. Kamera kayıtlarına göre olayda yaralandığı belirlenen Azer Amanov’a ulaşılamadığı için ifadesi alınamadı.
HEDEF GÖZETEREK ATEŞ ETMİŞ
Emniyette susma hakkını kullanan şüpheli Gaga Berianidze ise savcılıktaki ifadesinde, kahve içmek için gittiği kafede Vakhtanghi olduğunu, daha önceden tanımadığı kişilerin de bulunduğunu belirterek, “Kahve içerken Azerbaycan uyruklu kişileri ilk defa gördüm. Bizim oturduğumuz yere doğru geldiler. Birden bizi kafenin dışına çıkartmaya çalıştılar. O ara kavga oldu. Kavga sırasında bozuk bir Rusça ile küfür edildiğini duydum. İlk silahı kimin çıkardığını hatırlamıyorum. Gürcü arkadaşlarımda kesinlikle silah yoktu. Bizim silahımız olmadığı için ateş edemedik. Kesinlikle olay yerinde silah kullanmadım” diyerek suçlamaları reddetti. Ancak iddianamede, kamera görüntülerine göre Gaga Berianidze’nin, hedef gözeterek Rakif Aliyev’e doğru ateş ettiği tespit edildi. Berianidze’nin kullandığı silahın ele geçirilemediği, olaydan sonra Arnavutköy sahilinde balık tutan bir kişinin oltasına takılan poşette bulunan iki silahtan birinin olayda kullanıldığının tespit edildiği kaydedildi.
Arkadaşı Mehraj ile birlikte nargile içmek amacıyla kafeye gittiğini söyleyen Rakif Aliyev ise ifadesinde, “Kafede kalabalık bir masa vardı ancak masada oturanların kim olduğunu bilmiyorum. Yer olan başka bir kafeyi aramak için geri döndük ve yürümeye başladık. Bu sırada kalabalık olan masada tartışma sesi geldi. Masadan birisi bana doğru yönelerek Rusça olarak anneme küfür etti. Az çok Rusça bildiğim için küfür etmemesi için bu kişiyi uyardım. Bu kişi alkollüydü. Bu sırada Türkçe konuşan bir kişi silah diye bağırdı. Karşıdaki kişinin elini beline attığını gördüm. Ben de elimi belime attım. Bu kişi belinden silahı çıkarıp havaya bir el ateş etti. Bana da ateş etti. Yaralandım. Silahı kendimi korumak amacıyla çıkardım. Ancak ateş etmedim. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bana 9 adet kurşun isabet etmiş” dedi.
CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, sanık Gaga Berianidze için Rakif Aliyev’e karşı “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama” ve “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 12 yıl 6 aydan 23 yıl 7 aya kadar hapis, sanık Rakif Aliyev’in ise Gaga Berianidze ve Vakhtangı Tsulukıdze’ye karşı “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama” ve “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından toplam 20 yıldan 35 yıl 3 aya kadar hapsi istendi. Gürcistan uyruklu firari mağdur-şüpheli Vakhtangi Tsulukidze için Rakif Aliyev’e yönelik “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Olası kastla silahla kasten yaralama”, “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 12 yıl 6 aydan 23 ay 7 aya kadar hapsi talep edildi.
6 ŞÜPHELİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI BULUNUYOR
‘Şüpheli’ olarak haklarında işlem yapılan Konstantin Kıpıanı, Levanı Tsetkhladze, Magsud Mammadov, Shahriyar Hüseyinov, Yahya Afandızada, Murad Muradov, Babak Novruzov, Merab Pıpıa için soruşturma aşamasında 4 Nisan 2023 tarihinde takipsizlik kararı verildi. Haklarında yakalama kararı bulunan şüpheliler Aydın Safaralıyev, Azar Amanov, Nodar Dzoborjgınıdze, Oleksandr Smalko, Revaz Mchedlıdze, Tengiz Gasıshvılı için ise 24 Şubat 2023’te dosyalarının ayrılmasına karar verildi.
AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE YARGILANIYORLAR
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanan sanıklar Gaga Berianidze ve Rakif Aliyev mahkemede suçlamaları reddettiler. Gürcistan’da doktor olduğunu söyleyen 2 çocuklu tutuklu sanık Gaga Berianidze savunmasında, “Kafede oturuyordum. Arkadaşlarımla iş görüşmesi olacaktı. Aniden tanımadığım kişiler içeri girdi. Kargaşa oldu. Ayağım kaydı bir şeye bastım gibi oldu. Ayağımla bastığım şeyin silah olduğunu hissettim. Silahı elime aldım. Ateş ettim mi, etmedim mi hatırlamıyorum. Şok içindeydim. Kendimi savunuyordum” dedi.
Azerbaycan uyruklu kargocu olduğunu söyleyen Rakif Aliyev ise, “Karşı taraf bizden 2 saat önce gelmiş, biz başka kişilerle görüşecektik. Mehraj ile birlikte gelmiştim. Azerbaycanlı misafirlerimiz vardı. Kafede Azerbaycanlı olduğunu fark ettiğimiz kişilerle selamlaştık. Kafe çalışanlarından yer ayarlamalarını söyledik. Karşı tarafa yönlendirdiler. Önümüzden Azeriler gidiyordu. Birbirimizi tanımıyorduk, düşmanlığımız yoktur. Masaya giderken Azerilere bir önde tanımadığım biri küfür etti. Kimin önce silah çektiğini görmedim. Buraya iş için gelmiştim. Azerbaycan’a tekstil gönderiyordum. Fakat bazen ben soygun falan olduğu için silah taşıyordum. Gaga’nın ateş edip etmediğini bilmiyorum. Silahın sürgüsünü çektim ama ateş etmedim. Bana kurşun gelince bayılmışım” dedi. Mahkeme, tahliyelerini talep eden ve karşılıklı şikayetçi olmadıklarını söyleyen 2 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>BURSA’da, husumetlisi olduğu Ercan Demirkıran’ın akrabası Tolga Demirkıran’ı (34) tabancayla yaralayan Emir Çullu (29), ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında yaşadıkları tartışma sırasında, elini beline götüren Demirkıran’a korkutmak amacıyla ateş ettiğini belirtip, “İstesem onu öldürürdüm. Suç kayıtlarıma bakınca bunu anlarsınız hakim bey” dedi. Mahkeme heyeti, yaralama ve ruhsatsız silah bulundurmak gibi suçlardan çok sayıda kaydı bulunan, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan da tutuklu olan sanığın yargılandığı suçtan tahliyesine karar verdi.
Osmangazi ilçesindeki olay, geçen yılın nisan ayında, Gökdere Hamamı’nın önünde meydana geldi. İddiaya göre Emir Çullu, arkadaşlarıyla banyo yapmak için gidecekleri Gökdere Hamamı’nın önünde beklerken, husumetlisi olduğu Ercan Demirkıran’ın akrabaları ile karşılaştı. Çullu, grup arasında bulunan tanıdığı Tolga Demirkaran’a, “Ercan nerede biliyor musun?” diye sordu. Olumsuz yanıt alan Çullu, ile Tolga Demirkıran’ın arkadaşları arasındaki tartışma, bir anda kavgaya dönüştü. Çullu, ruhsatsız tabancasıyla Tolga Demirkıran’a 6 el ateş etti. Güvenlik kamerası tarafından görüntülenen kavgada, bacağına mermi isabet eden Tolga Demirkıran yaralandı. İlk tedavisi, haber verilmesi sonucu gelen sağlık ekipleri tarafından olay yerinde yapılan yaralı, kadırıldığı hastanede tedaviye alındı. Yaralama, ruhsatsız silah taşımak, uyuşturucu ticareti yapmak gibi birçok suçtan kaydı bulunan Emir Çullu yakalanıp tutuklandı.
SEGBİS İLE KATILDI
Savcılık soruşturması sonrası hakkında, kasten öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçlarından toplam 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Emir Çullu’nun yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanığın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi olan SEGBİS ile katıldığı duruşmada tarafların avukatları ile yakınları hazır bulundu.
Savcılık soruşturmasında verdiği ifadesinde, aralarında çıkan tartışma sonrası kendisini tabanca ile yaralayan Emir Çullu’dan şikayetçi olan Tolga Demirkarın’ın katılmadığı duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık, yöneltilen suçlamayı kabul etmedi. Olay akşamI arkadaşlarıyla hamama gideceklerini söyleyen Çullu, “Bu sırada, aramızda husumet bulunan Ercan Demirkıran’ın akrabaları ile karşılaştım. Grup içinde bulunan Tolga’ya, ‘Ercan nerede biliyor musun?’ diye sordum. Ters cevap verince aramızda çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Müşteki bu sırada elini beline götürdü. Bende, ‘Silahını çıkartıp beni vuracak’ düşüncesiyle korkutmak amacıyla kendisine ateş ettim. Amacım onu öldürmek değildi. İstesem öldürürdüm. Suç kayıtlarıma bakınca bunu anlarsınız hakim bey” dedi.
‘MÜVEKKİLİMİN AMACI KENDİNİ VE YANINDAKİLERİ KORUMAKTI’
Mahkemede söz alan sanık avukatı Hakan Gündoğdu, müvekkilinin olay günü daha önceden husumetli olduğu Demirkıran ailesi ile karşılaştığını belirtip, “Taraflar arasında gerginlik yaşanınca, yaralanan şahıs elini bir anda beline attı. Bunu gören müvekkilim silahını çıkartıp birkaç el yaralama kastı ile ateş etti. Dava her ne kadar, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan açılmış olsa da, müvekkilimin silahında fazla mermi olmasına rağmen eylemini kendi isteği ile sonlandırması, yaralının hedef alınan bölgesinin bacaklar olması önemli. Bu gibi hususlar dikkate alındığında, Emir Çullu’nun kendini ve arkadaşlarını korumak amacıyla müştekiyi yaraladığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle tahliyesini talep ediyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, delillerin büyük oranda toplanması, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ile üzerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimalini dikkate alarak, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan da tutuklu bulunan Emir Çullu’nun, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tahliyesine karar verdi.
FOTOGRAFLI
]]>Üniversitelinin kaçarken düşürdüğü silah çeteyi çökertti
ZONGULDAK – Zonguldak’ta bir üniversite öğrencisinin uyuşturucu çetesine ait olduğu iddia edilen silahı düşürdüğü gerekçesiyle işkenceye maruz bırakıldığı olayda, 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68’er yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.
Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.
“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.
Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.
A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.
Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler
Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.
İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.
Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler
A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.
Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.
]]>Olay, geçen yıl 30 Aralık’ta saat 10.00 sıralarında Kocasinan ilçesindeki Yeni Hal Kompleksi’nde meydana geldi. Pazarcı Nimet Taşdemir, oğlu Sıddık Can Taşdemir ve amcaları Kerem Taşdemir, meyve-sebze almak için geldikleri halde, aralarında husumet bulunan Adem Oral ile karşılaştı. İki grup arasında çıkan tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü. Tabanca ve tüfeğin kullanıldığı kavgada, Adem Oral’ın arkadaşı olan ve izninde Kayseri’ye gelen Sözleşmeli Er Turgut Uzun başından, Adem Oral ise ayaklarından yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Turgut Uzun, hastanede hayatını kaybetti; Adem Oral ise tedavisi sonrası taburcu edildi. Çalışma başlatan polis, 3 şüpheliyi kentin farklı adreslerinde yakalayıp, gözaltına aldı. 3 şüpheli işlemlerinin ardından tutuklandı.
‘ÖLEN TURGUT’U TANIMIYORUM’
Tutuklanan şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı. DHA’nın ulaştığı ifadede, cinayeti işlediği iddia edilen Sıddık Can Taşdemir, “Karşı taraf, amcamın husumetlisidir. Karşı taraftan Adem Oral’ın kardeşi N.O., babamın oturduğu yerden arabanın kapısını açarak ona yumruk attı. Sonra çok ağır küfürler etti. Üzerini mont ile kapadığım tüfeği elime aldım ve araçtan aşağı indim. Olaydan hemen önce mermiyi sürdüm ve havaya ateş ettim. Bu sırada Adem Oral, aracından silah çekti. Silahı koltuğun arasına sıkışmıştı. Eline gelmedi. Sonra bıçağı alarak babamın üzerine yürüdü. Ben de bu sırada babamı korumak amacıyla Adem’in bulunduğu araca sıktım. Karşı tarafın asıl hedefi, Kerem amcamdı. Onu gördüklerinde silahı, Kerem amcama doğrulttular. Kerem amcam da karşılık verince mermisi bitti. Benim de mermim bitmişti. Adem yaralı halde bize ateş etmeye devam ediyordu ardından olay yerinden kaçtık. Ölen Turgut’u tanımıyorum. Amacım, babamı ve kendimi korumaktı” dedi.
‘KİM KİME SIKTI, HATIRLAMIYORUM’
Karşı tarafı tanımadığını öne süren Nimet Taşdemir de ifadesinde şunları anlattı:
“Halden malımı almak için geldiğimde karşı taraf aracı ile önümüze kırdı ve aşağı indiler. Bana yumruk atıp, silahlara sarıldılar. Sonradan olaylar meydana geldi. Kim, kime ateş etti; hatırlamıyorum. Bende tüfek de tabanca da yoktu.”
‘HAVAYA 2-3 EL ATEŞ ETTİM’
Kerem Taşdemir ise ifadesinde “Kendimizi bir serüvenin içinde bulduk. İftiralara maruz kalıyoruz. Benim cezaevindeki 2 oğlum ile karşı taraf arasında husumet vardı. Halde arkadaşlarımla konuşurken birisi, ‘Dışarıda birbirlerini öldürüyorlar’ diye bağırdı. Silah sesini duyunca dışarı çıktım. Adem ile Sıddık Can birbirlerine ateş ediyorlardı. Ardından bana her yerden ateş edilmeye başlandı. Mermilerden biri montuma, diğeri sağ baldırımdan bacağıma isabet etti. 2 adet saçma vücuduma isabet etti. Havaya 2-3 el ateş ettim. Kimseyi hedef almadım ardından Sıddık Can’ı yanıma aldım. Amacım, onun yaralanmasını engellemekti. Karşı taraf, soyadı Taşdemir olan herkese husumet beslemektedir. Zannedersem kan davası güdüyorlar. Zaten bunlarla karşı karşıya gelmemek için pazarcılığı bıraktım” dedi.
]]>SULTANGAZİ’de 2019 yılında 16 yaşındaki ikiz kardeşler tarafından lise öğrencisi Yasin Yağız’ın (15) bıçaklanarak öldürülmesinin ardından aileler arasında husumet oluştu. Olaydan 13 ay sonra ise tutuklu ikizlerin babası Hüseyin Demir (41), Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız (22) tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü. İddianamede Serkan Yağız ve azmettirdiği iddia edilen babası Alaattin Yağız ile amcası Kamuran Yağız’a ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edilirken, tutuklanmaları da istendi. Ancak mahkeme talebi reddetti.
Sultangazi Yunus Emre Mahallesi’nde 2019 yılının Aralık ayında lise öğrencileri arasında çıkan kavgada Yasin Yağız (15) bıçaklanarak öldürüldü. Yasin Yağız’ı bıçakladığı iddia edilen Y. Demir ve Z.Demir tutuklandı. İddiaya göre cinayetin ardından Yağız’ın ailesi Demir ailesini tehdit etmeye başladı. Baba Hüseyin Demir evini değiştirip Bağcılar’a taşındı. Ancak, olaydan 13 ay sonra Hüseyin Demir, Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü.
“MAKTUL İLE ARAMIZDA HERHANGİ BİR HUSUMET YOKTU”
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İlk duruşmadaki savunmasında tutuklu sanık Serkan Yağız, “Ben bu olayı gerçekleştirirken tek başımaydım, diğer sanıklar Nevzat, Ferhat, Kamuran ve Alaattin olay yerinde değillerdi. Bu cinayeti işlemem için kimse beni azmettirmedi, bana bu yönde herhangi bir talimat veren ya da telkinde bulunan olmadı. Ben silah meraklısıyım, silahı sevdiğim için yanımda taşıyordum. Maktul ile aramızda bir husumet ya da sıkıntımız yoktu. Olay günü Bağcılar da oturan teyzeme geldim, teyzeme gidecekken yolda yürürken rahmetli Hüseyin Demir’i gördüm. Hüseyin Demir beni görünce elini beline attı, ben de silah çıkaracağını düşünerek belimdeki silahı çekip kendisine silahla iki, üç el ateş ettim. Daha sonra maktul tekel bayisine geçti, ben burada da maktule iki, üç el daha ateş ettim ve olay yerinden kaçtım. Yaklaşık 3 yıl önce maktulün oğulları benim amcamın oğlu Yasin Yağız’ı bıçaklayarak öldürmesi olayından haberdarım. Ben olay öncesindeki gece Yasin’in mezarını ziyaret etmiştim. Ancak bu olaydan kaynaklı maktul ile aramızda herhangi bir husumet yoktu” dedi. Diğer 4 sanık da suçlamaları ve azmettirme iddialarını kabul etmedi.
Davanın 7. duruşmasında Yasin Yağız’ın babası, Serkan Yağız’ın ise amcası olan tutuklu sanık Kamuran Yağız, tutuklulukta geçirdiği süre ve tutukluluğundan umulan yarar elde edildiğinden tahliye edildi.
“5 ÇOCUĞUNU YETİM BIRAKTILAR”
Davanın geçen hafta görülen son duruşmasında ise Hüseyin Demir’in kardeşi Metin Demir, “Biz her zaman hakkımızı arayacağız, bundan vazgeçmeyeceğiz. Sanıklar battık, bittik gibi duygu sömürüsü yapıyorlar. Hüseyin Demir geri gelmez, onu vurup 5 çocuğunu yetim bıraktılarö dedi.
“SOKAKTA SIRTIMDAN VURULARAK ÖLDÜRÜLMEKTEN KORKUYORUM”
Cumhuriyet Savcısı ise esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Mütalaada Maktul Hüseyin Demir’in Yağız’ın öldürülmesinden 2 ay sonra İstanbul Valiliği’ne silah ruhsatı almak için başvurduğu da belirtildi. Demir, Valiliğe verdiği dilekçede Yasin Yağız’ın öldürülmesi olayı dolayısıyla ikametini değiştirdiğini, yeni ikametinin Yağız’ın yakınları tarafından öğrenildiğini, çevresindeki esnafa kendisinin sorulduğunu, bir kısım şahısları da ikametinin civarında gördüğünü beyan etti. Dilekçesinde kendisini soran kişiyi kamerayla çektiğini de belirten Demir’in ailesiyle birlikte korku içinde yaşadığını, sokakta sırtından vurularak öldürülmekten korktuğunu da belirtmiş olduğu ortaya çıktı. Maktul Hüseyin Demir’in Valiliğe ibraz etmiş olduğu görüntü kaydında bulunan kişinin sanık Alaattin Yağız olduğu kaydedildi.
SAVCI 2 SANIĞIN TUTUKLANMASINI TALEP ETTİ MAHKEME REDDETTTİ
Cumhuriyet Savcısı sanıklardan Nevzat ve Ferhat Yağız’ın üzerlerine atılı suç yönünden mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak ve kesin deliller bulunmadığından beraatlarını talep etti. Sanıklar Serkan, Kamuran ve Alaattin Yağız’ın ise ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapislerini istendi. Sanık Serkan Yağız’ın ise ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. Cumhuriyet Savcısı Serkan Yağız’ın tutukluluk halinin devamını talep ederken Kamuran ve Alaattin Yağız’ın da tutuklanmalarını istedi.
Mahkeme heyeti şikayetçilerin avukatının ve iddia makamının Kamuran ve Alaattin Yağız’ın tutuklanması yönündeki taleplerinin reddine, sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunmalarını yapmaları için süre verilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
“AZMETTİRİCİLERİ HALA DIŞARIDA”
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Demir ailesinin avukatı Bahaettin Özdemir, “Sanıklar soruşturma aşamasında tutuklanmış olmalarına rağmen şimdi adli kontrol şartıyla serbestler. Olay yerinde olmadığını iddia eden sanıkların hepsinin orada olduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen, olaydan önce keşif yaptıklarının ortaya çıkmasına, olaydan önce maktulü öldürmek için daha önce de orada bulunduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen mahkeme sanıkları adli kontrol şartıyla serbest bırakarak adeta ödüllendirdi. Kaçma tehlikesinin yüksek olduğu durumlarda, bu şekilde adli kontrol hükümlerinin uygulanması olası bir cezalandırma durumunda sanıkların cezasız kalmasına sebep olur. Ağırlaştırılması müebbet hapis cezasıyla yargılanan bu sanıkların bırakılmamaları, tutuklanmaları gerekiyordu. Olayın gerçek azmettiricileri hala dışarıda, bu da ileride telafisi mümkün olmayacak zararların doğma ihtimalini kuvvetlendiriyor. İddia makamı da bizim sanıklara dair tespit etmiş olduğumuz kuvvetli şüpheleri aynı şekilde tespit etti. Bu şüpheler en son gelen HTS analiz raporuyla da kesinliğe dönüştü. Sanıkların tutuklanmamalarının hiçbir mantığı, altyapısı yok. Bizim bu dosyada tespit etmiş olduğumuz tutuklamaya dair gerekçelerin beşte biri başka mahkemelerde cezalandırma için gerekçe olarak kullanılıyor”dedi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede eylemi gerçekleştiren Serkan Yağız’ın amcasının oğlu Yasin Yağız’ın maktul Hüseyin Demir’in oğulları tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sebebiyle taraflar arasında husumet olduğu belirtildi. Serkan Yağız’ın olayı kan gütme saiki ile babası, amcası ve akrabalarıyla birlikte olayı tasarladığı vurgulandı. 6 Ocak 2021 tarihinde Serkan Yağız’ın ruhsatsız tabancasıyla Hüseyin Demir’e birkaç kez ateş ettiği, maktulün hemen yakındaki tekel bayi içine kaçmaya çalıştığı Yağız’ın maktule birkaç kez daha ateş ettiği, tezgahın arkasına sürüklenen maktulü ısrarla takip edip ateş ederek maktulü öldürdüğü anlatıldı. İddianamede olayı gerçekleştiren Serkan Yağız, babası Alaattin Yağız, amcası Kamuran Yağız ve 2 sanığın da ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisleri talep edildi. Serkan Yağız’ın ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.
]]>