Yılmaz, partisinin Ordu İl Başkanlığında teşkilat mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Parti olarak gelecekle ilgili planlamalara devam ettiklerini anlatan Yılmaz, toplantıların da bu temel amaç doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etti.
Yılmaz, AK Parti’li belediyelerin algı siyasetinden ziyade hizmet ürettiğini, insanların yüzünde memnuniyet görünceye kadar da bu noktada mücadele vermekle ilgili bir misyon taşıdıklarını vurguladı.
AK Parti belediyeciliğinin merkezinde hizmet mantığının yer aldığına dikkati çeken Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunun dışındaki siyasi partilerin temel hedefleri bu değil mi? Hayır, bu değil. Onlar daha çok hizmetten ziyade algı, daha ziyade psikolojik, sosyolojik iletişimler, bu algı iletişimi ile kurulmuş çeşitli edebiyatlar, bunların içerisinde mağduriyet edebiyatı ağırlıklı olarak yer alır. Yapamadıkları, beceremedikleri işleri daha doğrusu altından kalkamayacakları birtakım şeyleri mazeretlerin altına sığınarak bir gerekçe bulma yolunu hep tercih etmişlerdir. Bugün de aynısını yapıyorlar. ‘Kimse yerim dar’ diye oynamayan gelin rolü üstlenmesin.”
Yılmaz, hizmeti çok önemsediklerinin altını çizerek, “Tabii ki sosyal medya ortamında algıyla birlikte bir hizmet felsefesi lafı yapmak kolaydır. Ama hiçbir sosyal medya algısı, siyaset için en önemli iletişim aracı olan hizmetin yerini tutmaz.” diye konuştu.
Hizmetin oluşturduğu siyasal iletişim algısının karşılığının hiçbir sosyal medya algısı olamayacağını dile getiren Yılmaz, “Onun için insana hizmet en temel belirleyici hedefimizdir.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer Buca’da Aralık ayından itibaren hizmet veren kitap kafe ve kütüphaneyi ziyaret ederek gençlerle sohbet etti. Kentte 7 gün 24 saat açık olan tek kütüphane olma özelliği taşıyan ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği kütüphanede Başkan Soyer gençler tarafından ilgiyle karşılandı. Gençlerin sorularını da yanıtlayan Soyer, “Ben hiçbir şeyden vazgeçecek değilim. Sonuçta bu memleket için ne iş yapıyor olursak olalım elimizden ne geliyorsa daha fazlasını yapacağız. Bunlar nöbet işleri o yüzden ben bu dönem elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. İçim rahat. Elimden Bundan sonra nerede olursam olayım, ne yaparsam yapayım en güzelini, en iyisini yapacağım. Ben bu ülkenin geleneklerini, geçmişini, kültürünü, değerlerini çok seviyorum ve bunları korumak için canla başla çalışmaya devam edeceğim” dedi.
ASIL OLAN DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR
Memleket için kendini vakfettiğinin altını önemle çizen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “40 yaşından sonra ne yapabilirim diye düşündüm. 40 yaşına kadar kendimi geliştirdim, çeşitli ülkeler gezdim. 50 yaşında siyasete atıldım. Bu memleket için 15 senedir hizmet üretiyorum. Demokrasinin çok kıymetli bir yaşam biçimi olduğuna inanıyorum. Demokrasi hesap verilebilirlik demek. Eğer bir ülkede demokrasi tırpanlanmışsa, azaltılmışsa, erdemleri, değerleri yok sayılmışsa bilin ki en yüksek enflasyon oranlarıyla, derin yoksulluklarla yüzleşmeye devam edeceğiz. Bu hikayeyi değiştirmenin yolu demokrasi mücadelesinden geçer. Demokrasinin olduğu yerde o ülkenin ürettiği refahı adil bir biçimde paylaştırırsınız. Demokrasi yoksa sadece bir zümrenin refahı büyür, büyük çoğunluk büyük yoksulluklar yaşar. Asıl olan demokrasi mücadelesidir” diye konuştu.
UMUTLARIMIZI ÇALIYORLAR
Başkan Tunç Soyer, “Dünyanın refahı en yüksek ülkesi olabilecekken enflasyonda, hayat pahalılığında dünyanın bir numarasıyız. Bu bir kader değil. Önce onu bilin. Bu yoksulluk, işsizlik, sefalet bir kader değil. Sadece bir yıl içinde oraya para yatıran 125 bin kişiye 170 milyar lira faiz ödediler. Kimin parası bu? Senin paran, senin vergin, bizim paramızı o milyonerlere faiz olarak verdiler. Tercih bu. O 170 milyar İzmir Büyükşehir Belediyesi bütçesinin 5 misli. O parayla biz kaç metro yapardık, kaç çocuk parkı yapardık, kaç otobüs alırdık, kaç kütüphane kurardık bir düşünün. Var olan parayı dağıtıyorlar. Hayalim güçlü bir demokrasiyi inşa etmek. Sağlıkta, eğitimde, adalette demokratik bir ülke sağlamak. Demokrasi olmayan bir ülkede yönetim kabuğunu sertleştirerek kendi içinde olur. Tek derdi varlığını sürdürmek olur. Onun dışında hiçbir şey umurunda olmaz. Popülizm olur onun harici. Birileri sizin geleceğinizi çalıyor bu hırsızlık. Popülizm kulağa hoş geliyor ama sizin istikbalinizi yok ediyor. Umutlarınızı çalıyorlar” ifadelerini kullandı.
SÜSE, PÜSE YATIRIM YAPMADIM
Oy kazanmanın en kolay ve en tatlı yolunun süse, püse yatırım yapmak olduğunun altını önemle çizen Başkan Soyer, “Görev sürem boyunca 50 yıldır halı altına süpürülen alanlara yatırım yaptım. Süse, püse yatırım yapmadım. Herkese demokratik davrandım. Ben 5 yıl içerisinde çok daha fazlasını yapmak isterdim ama nerede olursam olayım sizler için daha fazlasını yapacağım. Siyaset hayatı dönüştürme sanatıdır. Siyaset yapanlar onu veya bunu seçerler işin karar mekanizması siyasetten geçer. Güzel insanlar siyasetten uzak durdukça da şikayet edilen şeyler değişmez. Şikayet ettiğiniz ne varsa çözümü orda. Sizler siyaseti sevmiyorsunuz; kirli, pis buluyorsunuz. Siyasetle ilgilenin illa bir siyasi partinin peşine takılmaya gerek yok bunun için. Siyaset ne kadar kirli çirkin olursa olsun şikayet ettiklerimizin özünde bu var” şeklinde konuştu.
24 SAAT AÇIK KİTAP KAFEDE GECE ÇORBASI BAŞLAYACAK
Buca 100. Yıl Kitap Kafe ve kütüphaneyi her gün kullandıklarını Başkan Soyer’e anlatan öğrenciler, bizler ders çalışmak için resmen sıraya giriyoruz. Burası çok kalabalık oluyor. Hem de dışarıya göre kahveleri çok ucuz. 25 liraya filtre kahve içiyoruz” dedi. Başkan Soyer, kahvenin yanına gece çorba servislerine de başlanması talimatını yetkililere iletti.
18 yaşındaki Ayşenur Sönmez ders çalışmak için evden daha çok Buca’daki kitap kafe ve kütüphaneyi tercih ettiğini dile getirerek, “Evime en yakın olan tek kütüphane burası. Burası çok verimli geçiyor. 7-24 açık. Burada oturup bir şey yiyip içme zorunluluğu da yok. Bizler için böyle bir alan ihtiyaçtı hele ki belediye imkanlarıyla ücretsiz bu imkanlardan yararlanmak bizim için büyük bir fırsat. Sabah girip akşam çıkabiliyorum, kütüphanesinden faydalanabiliyorum daha ne olsun” diye konuştu.
GÜNDE BİN KİŞİ AĞIRLIYOR
APİKAM, Konak Metro, Mustafa Necati Kültür Merkezi, Seferihisar, Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi, Alsancak Tam Otomatik Otoparkı Kitap Kafeleri ile birlikte 7. şube olan İZELMAN A.Ş. 100. Yıl Buca Kitap Kafe, bahçeli iki katlı binadan oluşuyor. Zemin kat ve bahçe bölümü kafe, 1. katı ise kütüphane olarak hizmet veren bina aynı zamanda 7 gün 24 saat açık bulunuyor. 150 kişi kapasitesine sahip kitap kafenin aynı zamanda 2. katında yaklaşık 150 metrekarelik kütüphane alanı bulunuyor. Ekonomik fiyatları, konforlu ortamı, ücretsiz, sınırsız interneti ve aile ortamı ile gençlerin kişisel gelişimlerine, sosyalleşmelerine, kitaba kolay ulaşmalarına imkan sağlıyor. 100. Yıl Buca Kitap Kafe günde bin kişiyi ağırlıyor.
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca’da Aralık ayından itibaren hizmet veren kitap kafe ve kütüphaneyi ziyaret ederek gençlerle sohbet etti. Kentte 7 gün 24 saat açık olan tek kütüphane olma özelliği taşıyan ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği kütüphanede Başkan Tunç Soyer gençler tarafından ilgiyle karşılandı. Gençlerin sorularını da yanıtlayan Başkan Soyer, “Ben hiçbir şeyden vazgeçecek değilim. Sonuçta bu memleket için ne iş yapıyor olursak olalım elimizden ne geliyorsa daha fazlasını yapacağız. Bunlar nöbet işleri o yüzden ben bu dönem elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. İçim rahat. Elimden Bundan sonra nerede olursam olayım, ne yaparsam yapayım en güzelini, en iyisini yapacağım. Ben bu ülkenin geleneklerini, geçmişini, kültürünü, değerlerini çok seviyorum ve bunları korumak için canla başla çalışmaya devam edeceğim” dedi.
“Asıl olan demokrasi mücadelesidir”
Memleket için kendini vakfettiğinin altını önemle çizen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “40 yaşından sonra ne yapabilirim diye düşündüm. 40 yaşına kadar kendimi geliştirdim, çeşitli ülkeler gezdim. 50 yaşında siyasete atıldım. Bu memleket için 15 senedir hizmet üretiyorum. Demokrasinin çok kıymetli bir yaşam biçimi olduğuna inanıyorum. Demokrasi hesap verilebilirlik demek. Eğer bir ülkede demokrasi tırpanlanmışsa, azaltılmışsa, erdemleri, değerleri yok sayılmışsa bilin ki en yüksek enflasyon oranlarıyla, derin yoksulluklarla yüzleşmeye devam edeceğiz. Bu hikayeyi değiştirmenin yolu demokrasi mücadelesinden geçer. Demokrasinin olduğu yerde o ülkenin ürettiği refahı adil bir biçimde paylaştırırsınız. Demokrasi yoksa sadece bir zümrenin refahı büyür, gerisi büyük yoksulluklar yaşar. Asıl olan demokrasi mücadelesidir” diye konuştu.
“Süse, püse yatırım yapmadım”
Oy kazanmanın en kolay ve en tatlı yolunun süse, püse yatırım yapmak olduğunun altını önemle çizen Başkan Soyer, “Görev sürem boyunca 50 yıldır halı altına süpürülen alanlara yatırım yaptım. Süse, püse yatırım yapmadım. Herkese demokratik davrandım. Ben 5 yıl içerisinde çok daha fazlasını yapmak isterdim ama nerede olursam olayım sizler için daha fazlasını yapacağım. Siyaset hayatı dönüştürme sanatıdır. Siyaset yapanlar onu veya bunu seçerler işin karar mekanizması siyasetten geçer. Güzel insanlar siyasetten uzak durdukça da şikayet edilen şeyler değişmez. Şikayet ettiğiniz ne varsa çözümü orda. Sizler siyaseti sevmiyorsunuz; kirli, pis buluyorsunuz. Siyasetle ilgilenin illa bir siyasi partinin peşine takılmaya gerek yok bunun için. Siyaset ne kadar kirli çirkin olursa olsun şikayet ettiklerimizin özünde bu var” şeklinde konuştu.
24 saat açık kitap kafede gece çorbası başlayacak
Buca 100. Yıl Kitap Kafe ve kütüphaneyi her gün kullandıklarını Başkan Soyer’e anlatan öğrenciler, bizler ders çalışmak için resmen sıraya giriyoruz. Burası çok kalabalık oluyor. Hem de dışarıya göre kahveleri çok ucuz. 25 liraya filtre kahve içiyoruz” dedi. Başkan Soyer, kahvenin yanına gece çorba servislerine de başlanması talimatını yetkililere iletti.
18 yaşındaki Ayşenur Sönmez ders çalışmak için evden daha çok Buca’daki kitap kafe ve kütüphaneyi tercih ettiğini dile getirerek, “Evime en yakın olan tek kütüphane burası. Burası çok verimli geçiyor. 7-24 açık. Burada oturup bir şey yiyip içme zorunluluğu da yok. Bizler için böyle bir alan ihtiyaçtı; hele ki belediye imkanlarıyla ücretsiz bu imkanlardan yararlanmak bizim için büyük bir fırsat. Sabah girip akşam çıkabiliyorum, kütüphanesinden faydalanabiliyorum daha ne olsun” diye konuştu.
Günde bin kişi ağırlıyor
APİKAM, Konak Metro, Mustafa Necati Kültür Merkezi, Seferihisar, Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi, Alsancak Tam Otomatik Otoparkı Kitap Kafeleri ile birlikte 7. şube olan İZELMAN A.Ş. 100. Yıl Buca Kitap Kafe, bahçeli iki katlı binadan oluşuyor. Zemin kat ve bahçe bölümü kafe, 1. katı ise kütüphane olarak hizmet veren bina aynı zamanda 7 gün 24 saat açık bulunuyor. 150 kişi kapasitesine sahip kitap kafenin aynı zamanda 2. katında yaklaşık 150 metrekarelik kütüphane alanı bulunuyor. Ekonomik fiyatları, konforlu ortamı, ücretsiz, sınırsız interneti ve aile ortamı ile gençlerin kişisel gelişimlerine, sosyalleşmelerine, kitaba kolay ulaşmalarına imkan sağlıyor. 100. Yıl Buca Kitap Kafe günde bin kişiyi ağırlıyor. – İZMİR
]]>Sakarya’ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ilk olarak Sakarya Valiliğini ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığını ziyaret etti. Kurtulmuş ardından Türk demokrasisi tarihinde kara bir leke olarak nitelendirilen 28 Şubat günü çerçevesinde Milli İrade Derneği tarafından düzenlenen ‘Darbeler ve Dersler’ programına katıldı. Burada konuşma gerçekleştiren TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Türkiye geçtiğimiz cumhuriyete ve çok partili siyasi hayata geçişimizden bu yana özellikle çok partili siyasi hayatımızda bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip olan bir ülkedir. Şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki yeri geldiği zaman Türkiye’ye demokrasi dersi verenlerin unuttuğu bir şey var. Türkiye’de yetmiş küsur yıllık çok partili siyasi hayatımızda çok kere darbelerle karşılaşmış, darbe tehditleriyle burun buruna gelmiş ve en sonuncusunda 15 Temmuz’da da milletin iradesiyle, milletin inancıyla, milletin gücüyle, darbecilere dersini vererek, darbeler tarihini silerek demokrasiyi tahkim etmiş olan bir milletin fertleriyiz. Bundan dolayı bu süreçte yaşananlar dolayısıyla bu süreçlerde demokrasiye destek verenleri saygıyla, minnetle, şükranla anıyorum. Rahmetli Menderes’i, rahmetli Özal’ı 28 Şubat’ın o sıkıntılı ve sancılı toplantılarında buram buram terleyerek milletin iradesine sahip çıkan rahmetli Erbakan’ı ve ben namlusunu millete karşı doğrultmuş olan ordunun karşısında selam durmam diyen rahmetli Yazıcıoğlu’nu minnetle, şükranla anıyorum” dedi.
“Tarih bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor”
“Öncelikle 28 Şubat’ı anarken bizim yapmak istediğimiz, asla ve asla kişiler üzerinden söylemek değildir, kişileri yargılamak değildir, tarihi bir hikayeyi anlatmak hiç değildir” ifadelerini kullanan Kurtulmuş, “Ben deniz, ailenizle birlikte ve birçok arkadaşımızla birlikte o olayların hemen tamamını dün gibi hatırlayan birisiyim. O zaman genç bir doçent olarak İstanbul Üniversitesi’nde o olayları çok yakinen takip etti. Binlerce insanı nasıl mağdur edildiğini on binlerce insanın nasıl sonu belli olmayan bir geleceğe doğru sürüklendiğine birebir şahit olduk. Dolayısıyla o günleri çok iyi bilen ve yaşamış olan insanlar olarak bizim derdimiz o günlerde yaşayanları yargılamak değil, o günlerde yaşayanları sorgulamak değil ama o günlerde yaşananlardan ders alarak ileride böylesi durumların yaşanmaması için gayret sarf etmektir. Çünkü tarih bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor ve bizim bütün bu olaylardan ders çıkararak yolumuza devam etmemiz lazım. Öncelikle demokrasinin Türkiye’nin geleceği için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu çok iyi şekilde anlamamız, kavramamız gerekiyor. Devlet, millet kaynaşmasının sağlanabilmesi için devletin değerleriyle bütünleşik bir kamu yönetiminin şart olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu anlamda 28 Şubat’ta yaşananları iyi bir şekilde tahlile ve bundan sonrası için buradan dersler çıkarmamız gerekiyor. Davalar görüldü, o davalarda bir kısmı ceza aldı. Ama şunu biliyoruz ki hiç şaşmaz yargının olduğu günde mahkemelere çıkmamış, daha yargılanmamış, ceza almamış olanların da millet gönlünde ve zihnimde hükmü verildiği gibi öteki tarafta da mutlaka onlar layık oldukları en ağır cezaları göreceklerdir” diye konuştu.
“Tarihçilerin medeniyet hilali olarak gördükleri bu coğrafyanın tam kalbinde olan ülke, Türkiye’dir”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Tarihçilerin medeniyet hilali olarak gördükleri bu coğrafyanın tam kalbinde olan ülke, Türkiye’dir. Onun için Türkiye yalnız bırakılamaz, Türkiye tek başına bırakılamaz, Türkiye’nin mutlaka batı tarafından kontrol edilmesi dizayn edilmesi lazım gelir diye bir fikirle hareket ettiler. Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz 1960 darbesinin arkasında da 1971 bir muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da hepsinde dış güçler olmuştur. Dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Öncelikli olarak doksanların başındaki bu gelişmeyle birlikte Türkiye çok daha dikkatli bir şekilde izlenen bir ülke haline geldi. Batılı beylerin kontrolünün dışına çıkacak bir Türkiye’nin oluşmakta olan yeni dünya dengesinde başlarına bela olacağını hissedenler Türkiye’yi doksanlardan başından itibaren karıştırmaya başladılar. Dönemin muktedir Genelkurmay ikinci başkanı Çelik Pirinç’in söylediği biz demokrasiye balans ayarı yaptık diyerek Sincan’ın caddelerinden tanklar kariyerler geçirilerek siyasete, filiz siyasete göz dağı verilmeye başlanmıştır. Yine bu süre içerisinde unutmayacağımız önemli olaylardan birisi ise Gölcük’te on iki yüksek rütbeli subayı bir tatbikat yapıyoruz adı altında aslında 28 Şubat ve sonrasındaki dönemde neler olacağının işaretlerini ortaya koymalarıdır” şeklinde konuştu.
“28 Şubat siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale etmiştir”
Postmodern darbeyi anlatan Kurtulmuş, “28 Şubat’ın diğerlerinden fark eden bir önemli özelliğinin de altını çizmek isteriz. Diğer bütün darbelerin en temel etkisi siyaset alanına etkisidir. Yani siyasi sonuçları olan darbelerdir. 28 Şubat siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale etmiştir. Nasıl? Anadolu insanının önünü kesmek için onların siyaset, toplumsal alandaki görünürlüğünü ortadan kaldırmak için harekete geçmiştir. Bu darbeyi yapanlar, bu darbenin arkasındaki akıl sahipleri bilmiyorlar mı ki? Mesele bir metrelik başörtüsü yani inançları gereğin başını örten insanların başörtüsüyle onların tasfiye edilmesinden öte o insanların akil gördükleri, kıyıda gördükleri, bir şey anlamaz zannettikleri o insanların çocuklar gelip okuyarak toplumda güçlü bir yer edinmesini önlemek için o yasağı ortaya koydular” ifadelerini kullandı.
“Türkiye demokrasisini çok daha güçlü hale getirelim”
İsrail’in Filistin saldırılarına da değinen Kurtulmuş, “Türkiye demokrasisini çok daha güçlü hale getirelim. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacağız. Bugün eğer İsrail bu bölgede bu kadar pervasız bir şekilde hareket ediyorsa ve çok şükür Türkiye bunun karşına her bakımdan güçlü bir şekilde çıkmayı, durmayı başarabiliyorsa bunda hiç şüphesiz demokrasinin güçlü olmasının büyük rolü vardır. Ama yetmez önümüzdeki dönemde bunları da söylemek mecburiyetindeyim. Biz bugün bu toplantıya gelirken İsrail Gazze’ye de Refah sınırına yardımlar dolayısıyla sıkıştırdığı gariban, masum Filistinlilerin üzerine yine ateş açtı ve öyle görünüyor ki yüze yakın Filistinli şehit oldu. Bir dilim ekmek alabilmek için. Tamamı sivil, tamamı neredeyse kadın çocuk ve yaşlılardan oluşan bir kitleyi şehit etti. Bütün dünya izliyor 5 aya yakın bir süredir. İsrail’in arkasında olan ülkeler de aynen dünyanın birçok yerinde nasıl demokrasiye ayar verdikleri gibi İsrail’e destek vererek Orta Doğu’ya da ayar vermek istiyorlar. Dünya siyasetine de ayar vermek istiyorlar. Çok net ifade ediyorum dünya barışının merkezi, dünya barışının kapısı Orta Doğu’dur. Ortadoğu’da barış olmadan dünyada barış olmaz. Dünya barışının kapısı ise Filistin davasıdır. Filistin davasının inşallah en güzel şekilde ileriye götürülmesi için Türkiye her bakımdan mücadelesine devam edecek. Demokrasi güçlü, milletiyle devleti kaynaşmış her bakımdan her alanda dünya oluşlarıyla rekabet edebilen, mücadele edebilen bir Türkiye ancak Orta Doğu barışının anahtarını en güzel şekilde açan ülke olur. Onun için diyoruz ki demokrasimizi tahkim edeceğiz. Medeniyette, kültürde, bilimde, sanatta, her alanda güçlü olacağız. Bu anlamda Türkiye etrafımızda ülkelerle normalleşme süreci başta olmak üzere dünya siyasetinde çok etkili bir ülke haline getireceğiz ve inşallah bir daha bu topraklarda hiç kimse milletin sözünden başka bir söze itibar edemeyecek ve milletin sözünden başka hiçbir söz geçerli olamayacak” dedi. – SAKARYA
]]>CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, ‘İzmir Geleceğe Doğru’ sloganı ile seçimi kazanması halinde yapacakları projeleri kamuoyuyla paylaştı. Tugay, Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen lansman toplantısında projelerini başlıklar altında topladı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda video gösterimi yapıldı. Ardından kürsüye çıkan CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, içinde bulundukları dönemin yeni bir siyasi dönem olması gerektiğinin altını çizerek, “Başkan olursam ilk yapacağım şey yeni nesil belediyecilik diye aktardığımız belediye şemasının yeniden düzenlenmesi olacaktır. 31 Mart’ta yapılacak seçim için aday olarak sahneye çıktım. İzmirlilerin onayını alacağız. Yeni bir siyasete yeni bir siyaset anlayışına ve yeni siyasetçilere ihtiyacımız olduğunu toplum söylüyor. Siyasetteki tıkanma noktasını aşmamız lazım. Biz bunu ‘yeni nesil belediyeciliğe ihtiyacımız var’ olarak tanımladık. Bütün sorunları küresel düşünüp yerel eylem planları ile çalışmalar yapmak zorundayız. Çalışma yaparken dar bir kadro ile değil ulaşabildiğimiz bütün kaynaklarla herkesle bağlantılı olacağız” diye konuştu.
“Bir daha bu şehirde su baskını olsun istemiyorum”
İlk 180 gün yapacakları vaatlerden bahseden Cemil Tugay, “İzmir Planlama Ajansı kurulacak. Su ve toplu ulaşım ücretleri adil ve dengeli olacak. Yolların bakımı ve tamiri ivedilikle yapılacak. Asansörlerin ve yürüyen merdivenlerin düzenli ve hızlı bakımı yapılacak. Yapay Zeka Daire Başkanlığı kurulacak. Eğer mümkün değilse eşdeğer birim kurulacak. Bir daha bu şehirde su baskını olsun istemiyorum. Bu yüzden deniz taşkın bariyerleri yapacağız. Dezavantajlı çocukların olduğu bölgelerdeki okullarla iletişime geçeceğiz. Çocuklarımız bir sandviçe 50 lira vermesin. Uygun görülürse oradaki okulların kantinlerini biz yöneteceğiz. Öğrencilerimize aylık abonman kart vereceğiz. İç körfezde seçilen güzergahlarda deniz taksi uygulaması başlatacağız. Havaalanı ve otogara giden otobüslerin sefer sayıları artırılacak. Kazı yapan bütün şehirler çok daha sıkı bir şekilde, planlamaya dikkat etmeleri söylenerek kararlar ona göre takip edilecek. İzmir’de çok fazla inşaat çalışması var. Bu sorunun büyümeden hallolması lazım. Kentsel sorunlara hızlı prototipleme ile katılımcı ve yenilikçi çözümler sunan kent laboratuvarları sunacağız” açıklamalarında bulundu.
CHP’nin İzmir adayı Cemil Tugay’ın yeni dönem projeleri ise şu şekilde:
“25 bin sosyal konut, dirençli ve kendine yeten havzalar programı, deprem master planı, yeni belediye hizmet binası, kent için ulaşım ve trafik sorunu, alt üst geçit projeleri, Karşıyaka İskelesi ve çevresi projesi, metrobüs uygulaması, Karabağlar-Gaziemir metrosu, İZBAN seferleri projesi, Alsancak Liman C Kapısı önü ve Mavişehir Bilim Müzesi önünde bisiklet ve yaya köprüsü projesi, İzdeniz taksi uygulaması, aktarma merkezleri, yeni otogar projesi, semt garajları, karavan parkları, su ve körfez projesi, taşkınlara karşı kıyı düzenlemeleri, her ilçeye atık su arıtma tesisi, semt marinaları, İzmir sürdürülebilir enerji ve eylem planı, yeşil ve mavi altyapı master planı, tarım 4.0 projesi, yerel gastronomi eğitimleri-mutfak sanatları merkezi, jeotermal ile 250 bin konut ısıtma.”
Ekonomi, istihdam ve bölgesel kalkınma başlığı altında yapacakları diğer hizmetleri aktaran Tugay şu proje başlıklarını sundu:
“Sağlık turizmi ve İzmir, biyoekonomi stratejisi ve eylem planı, kırsal havza istihdam ve istatistik ofisleri, İzmir neet projeleri, girişimcilik merkezleri, kent içi tematik bölgeler.”
Kültür, sanat ve spor alanındaki projeler
Seçildiği taktirde Kültürpark’a beton dökülmeyeceğinin sözünü veren Cemil Tugay, kültür, sanat ve spor alanındaki projelerini şu şekilde belirtti:
“Doğa Tarihi Müzesi, Kültürpark koruma projesi, Kemeraltı koruma ve geliştirme planı, çağdaş kent kütüphanesi, İzmir Büyükşehir Senfoni Orkestrası, Basmane-Ödemiş tren yolunda kültür yolu projesi, spor istasyonları, Karşıyaka Stadı.”
Sağlık alanındaki projeler
“İzmir tek sağlık bilim kurulu, hayvan sağlığı start-up programları.” – İZMİR
]]>TACETTİN DURMUŞ
Kayyım atamasıyla görevden alınan, Kars Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olduğunu daha önce açıklayan Ayhan Bilgen, “Uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. Tabii ki bu aranın sorumlusu biz değiliz. Bu halk, hemşehrilerimiz bizi bir göreve bir sorumluluğa layık gördü. 18 ay yani bir buçuk yıl alnımızın akıyla utanılacak hiçbir şeye imza atmadan bu şehre hizmet etmeye çalıştık. Bu şehirde etnik kimliklerden ve inançlardan kaynaklı hiçbir ayrımcılık olmasın, siyaset; ırk üzerinden, inanç üzerinden yapılmasın, sadece bu şehirde yaşayan herkesin insanca hizmet almasının önü açılsın diye çabaladık” dedi.
3,5 yıl öncesine kadar 1,5 yıl Kars Belediye Başkanlığı görevini yürütürken kayyım atanarak görevden alınan Ayhan Bilgen, bağımsız aday olduğu Kars Belediye Başkanlığı için çalışmalarını sürdüreceği Seçim Koordinasyun Merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Seçim Koordinasyon Merkezinin açılışını İl Genel Meclis Adayı Didem Sert ve Belediye Meclis Adayı Burukan Çelebiler ile birlikte açan Ayhan Bilgen, Kars halkından bir kez daha yetki istedi.
“TOPLUMLAR NEYE LAYIKSA ÖYLE YÖNETİLİR”
Ayhan Bilgen, şunları söyledi:
“Uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz. Tabii ki bu aranın sorumlusu biz değiliz. Bu halk, hemşehrilerimiz bizi bir göreve ve bir sorumluluğa layık gördü. 18 ay yani bir buçuk yıl alnımızın akıyla utanılacak hiçbir şeye imza atmadan bu şehre hizmet etmeye çalıştık. Bu şehirde etnik kimliklerden ve inançlardan kaynaklı hiçbir ayrımcılık olmasın, siyaset ırk üzerinden, inanç üzerinden yapılmasın diye sadece bu şehirde yaşayan herkesin insanca hizmet almasının önü açılsın diye çabaladık. Bu bir buçuk yıla sizler de tanıklık ettiniz. Neredeyse borçlarından dolayı bütün hesapları bloke olmuş, 5 aydır işçilerin maaş alamadığı, çöp toplamak için bir tane aracın dahi kalmadığı, şehirdeki benzinliklerin belediyeye güvenip artık akaryakıt vermediği bir sorumluluğu bir görevi devraldık. Değerli arkadaşlar toplumlar neye layıksa böyle yönetilir. Biz Kars’ın, hemşerilerimizin, bu şehirde yaşayanların her şeyin en güzeline layık olduğunu düşünüyoruz. Elbette bu şehri sokakları daha temiz, yolları daha düzgün, ekonomisi daha güçlü, dışarıya göç vermek zorunda kalmayan, işsizlik sorununu büyük oranda kendi doğduğu yerde insanların çözebileceği; yani doğduğu yerde doyabildiği bir şehir olmaya layık görüyoruz. Bu şehir tarih boyunca çok değerli görevler üstlenmiş, hak ettiği yerde bulunmayı başarmış, bir şehrin bugün içerisinde bulunduğu durumun sorunlusu değerli arkadaşlar bu şehirde siyaset yapan herkes yani hepimizdir.
“ETNİK KÖKENE GÖRE SİYASET YAPMAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR”
Bu şehri kimliklere göre gruplandırmak, insanları anne babasına, soyuna, inancına ve etnik kökenine göre siyaset yapmak bu şehre yapılan en büyük kötülüktür. ‘Çamurdan olsun ama bizden olsun’ ya da ‘eğer biz kimlik üzerinden siyaset yapmazsak falancalar gelir, filancalar çalar gelir’ anlayışı değerli arkadaşlar bu şehri bu hale getirdi. Biz şimdi şehre layık olduğu yere hak ettiği yere taşınalım çabası içerisine gireceğiz. Biz de en ikinci dönemde bir kez daha sizden yetki isterken; özellikle şehirde kimsenin dışlanmadığı, kimsenin ayrımcılığa uğramadığı ve bu şehre hizmeti geçenlerin hepsinin sözünü söyleyebileceği, bu şehre hizmet etmeğe devam edebileceği bir yönetim modelini geliştireceğiz. Eski Belediye başkanlarımızda, şehrimiz için bir şey yapmak istiyorsa, bu şehri bir sevda olarak görüyorsa bu şehre hizmet etmek için taşın altına elini koymak istiyorsa birlikte çalışmaya varız. Birikimlerini, tecrübelerini bu şehre aktarmaları için onlara her türlü imkanı ve her türlü hizmeti sunmaktan gurur duyacağız ve onur duyacağız.
“KADINLAR VE GENÇLER BU ŞEHRİN GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLSUN İSTEDİK”
Sevgili hemşehrilerimiz; biz biliyorsunuz sembolik olarak bu şehirde kadınlar, gençler, yeni yüzler siyaset yapabilsin diye 2 arkadaşımızı hiçbir rekabette konu olmayacak biçimde; bir genç bir de kadın arkadaşımızdan birini belediye meclisi bağımsız adayı birini de il genel meclisi bağımsız adayı yaptık. Kadınlar ve gençler bu şehrin geleceğinde söz sahibi olsunlar diye. Nasıl tecrübeye, akla, birikime ihtiyacımız varsa yeni insanların da siyaset yapmak için bu imkana kavuşmasına ihtiyacımız var. Bu iki arkadaşımızla birlikte sizlerin oylarınıza talibiz ama elbette biliyoruz ki belediyeler, sadece belediye başkanından ibaret değildir. Belediyeler; meclisiyle birlikte yönetir. Nasıl bir buçuk yıl boyunca bütün siyasi partilerin desteğiyle şehrin çıkarını bütün parti gündemlerinin önünde ve üzerinde görerek oy birliğiyle kararlar aldıysak; Türkiye’de başka hiçbir örneği olmayan bir şekilde, 5 partinin oy birliğiyle kararlar aldığı tek şehirdir Kars. Yine seçimden sonra eğer bu halk bu yetkiyi tekrar bize verirse bu şehrin barışı için, kardeşliği için sadece şehre hizmet vermek için değerli arkadaşlar hangi partiden seçilmiş olursa olsun, en az 2 belediye meclis üyesini, tabii ki bizim arkadaşımız seçilirse onunla ama diğer partilerden seçilecek belediye meclis üyelerinden de Belediye Başkanı adayarak mümkünse farklı partilerden atayarak bu şehri yine birlikte yönetmeye talip olacağız. Aynı şekilde bürokratlar, belediye başkan yardımcısı atanıyor. Yani memur ya da memur emeklisi atanıyor. Orada daha da yine bu şehirde ayrımcılığa yer vermediğimizi göstermek için Kürt, Azeri, Terekeme ve yerli dengesini gözeterek belediye başkan yardımcılarımızın toplumun bütün kesimlerini temsil etmesini ve bu şehirde birlikte çalışmayı, bu şehrin birlikte insanca onurluca yaşayabileceğimiz bir şehir haline getirmeyi hep birlikte başaracağız.”
]]>
Efkan Ala: “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır”
Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi
BURSA – AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi.
]]>Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi. – BURSA
]]>Ala, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığının düzenlediği Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’nde, meselelere dünyanın bir parçası olduğunu unutmadan baktığını söyledi.
Salona baktığında 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli en önemli siyasi aktörlerini gördüğünü belirten Ala, Türkiye’nin 57 İslam ülkesi arasında doğal kaynağı olmadan ekonomisini 3 kat büyüten bir ülke olduğunu anlattı.
Kadınların siyasetin içinde olmalarının önemini vurgulayan Ala, şunları söyledi:
“Siyaset, toplumsal işlerde en az maliyetle en çok çözüm üretme sanatıdır. Onun için zamanımızı harcarız ama insanımızı harcamayız, değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız, insanınızı, gencinizi koruyamazsınız. Onları harcamaya başlarsınız Allah muhafaza. İşte o tarumar olmak demektir. O bakımdan ben her birinizi siyasete duyduğunuz ilgiden ve bütün bu başarılara yaptığınız katkıdan dolayı ayrı ayrı tebrik etmek istiyorum.”
Hep birlikte ülkeyi daha iyi yönetme arzusunda olduklarını dile getiren Ala, şunları kaydetti:
“AK Parti iktidara gelmeden önceki yılları bir düşünün, neler oluyordu? Biz şimdi hanımefendiler daha fazla nasıl katkıda bulunur, daha fazla nasıl meselenin içine girer; bunun çabası içindeyiz. Bunu konuşuyoruz ama 1990’lı yıllarda bunları konuşmuyor, hanımefendilerin, genç kız kardeşlerimiz, evlatlarımızın siyasete nasıl gireceğini bırakın okula nasıl gireceğini bile çözebilmiş değildi. Bunu siz çözdünüz. Sizin verdiğiniz oylarla sandıktan çıkardığınız istikrarla ve arkasında dirayetinizi doğru dürüst temsil eden, iradenizi yere düşürmeyen Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadrolarla bunu çözdük, Allah’a şükür. Bu bir başarıysa o da bir ayıptı. O ayıptan Türkiye’yi bu kadrolar kurtardı.”
“Katılımcı demokrasiyle memleketimizi ileriye taşıyalım”
Efkan Ala, siyasete daha çok kadını ve genci dahil etmeye çalıştıklarını aktardı.
Kadınların AK Parti’ye katkısına değinen Ala, şöyle devam etti:
“AK Parti ailesi 5,5 milyon üyesiyle Birleşmiş Milletler’e üye birçok ülkenin nüfusundan daha fazla kadın üyeye sahip. Her yerden izleniyor, her yerden gıptayla seyrediliyor. 600 binden fazla hanımefendi AK Parti kadrolarında memleketin yönetimine katkıda bulunuyor. Başardığımız iş, saygıyla selamlanması gereken bir iştir ama hedeflerinize bakınca başarmak istediklerimizi ortaya koyunca buradan çıkar çıkmaz madem ki yeniden bir sandık geliyor memleketin önüne, o zaman belediyelerimizi daha güçlü bir destekle yeniden işbaşına getirip ama getirdikten sonra da ‘Ne haliniz varsa görün’ demeyin. Her gün, her an onların memleketi ve şehrinizi daha iyi yönetmelerine katkıda bulunacak projelerimizle, taleplerimizle, eleştirimizle de sürecin içerisinde olalım ve katkıda bulunalım. Katılımcı demokrasiyle memleketimizi ileriye taşıyalım. Buna çok ihtiyacımız var.”
Muhalefeti eleştiren Ala, “Ben arzu ederim ki muhalefet de daha fazla çalışabilsin, daha fazla üretsin, daha fazla projelerle önümüze gelsin. Biz hem yapıp hem proje üretiyoruz, hem konuşuyor, hem yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Teşkilat Başkanı ve Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de Türkiye’de son yıllarda kadınların her alanda önemli işler başardığını belirterek, “Kadınların aynı zamanda siyasette aktif yer almasının önünü açmak için siyaset akademileri düzenliyoruz. Bu kez sadece kadınlara yönelik bir Siyaset Akademisi düzenledik, 30 büyükşehirde 6 bin 280 kadına ulaştık. Etkili iletişimden tutun, siyaset alanına kadar birçok eğitim verdik.” diye konuştu.
Programda, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu da katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince Kuvayi Milliye Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, muhalefetin belediye başkan adaylarının, şehirlere hizmet edecek ismi bulma kriteriyle değil, parti içi hiziplerin paylaşım aracı olarak belirlendiğini ifade etti.
Kendilerinin İstanbul’da Murat Kurum, Ankara’da Turgut Altınok, İzmir’de Hamza Dağ, Balıkesir’de Yücel Yılmaz isimlerini ve aynı şekilde diğer yerlerdeki adayları belirlerken şehirlerin Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne ayak uyduracak profiller olmasına dikkat ettiklerini anlatan Erdoğan, bu şekilde tespit ettikleri Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adaylarının verdiği her sözün arkasında kendilerinin, Cumhurbaşkanı’nın, Hükümet’in ve Cumhur İttifakı’nın olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet tarafında ise herhangi bir ölçü olmadığını belirterek, “Öyle ki ‘Kim nereyi kaparsa elinde kalıyor’ havasında bir süreç yaşanıyor. Böyle olunca da tabii kavga çok sert geçiyor.” dedi.
Bilhassa CHP’nin içler acısı haline baktıkça, bu partiye gönül verenler adına kendilerinin de üzüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunca yıldır siyaset arenasında karşı karşıya olduğumuz CHP’nin, ülkenin ve milletin geleceği için hiçbir vizyonu, hiçbir programı, hiçbir projesi bulunmadığını zaten biliyoruz. Hepsinin üzerine, son dönemde bu parti varlığını sürdürmek için kendine her yolu mübah sayacak kadar sakil bir yere savruldu. Daha önceki seçimlerde kurduğu örtülü ittifak tezgahını bu seçimde iyice eline yüzüne bulaştırdı. ‘Kent uzlaşısı’ diyerek Kandil’le uzlaşı arayışına girmesi, CHP’nin bu ülkeyle ve bu milletle hiçbir ortak noktasının kalmadığına işaret ediyor. Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, genel merkezinden teşkilatlarına kadar tüm mekanizmaları dökülen CHP, artık oyun kurucu olmaktan çıkıp, kurulan oyunların piyonu haline gelmiştir. Ne diyelim, koskoca CHP’yi bölücü örgütün güdümündeki DEM’in ve marjinal örgütlerin oyuncağı haline dönüştürenler utansın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kendi işimize bakacağız. Bunu yaparken de birileri gibi işimizi sadece lafta bırakmayacağız. Çünkü biliyoruz ki Balıkesir sadece lafa bakmaz. Balıkesir, lafı söyleyenin kim olduğuna, bugüne kadar nerede ne yaptığına, bundan sonra ne yapabileceğine de bakar. Balıkesir vizyona bakar, esere bakar, hizmete bakar, projeye bakar, yatırıma bakar. Balıkesirli bilir ki Cumhur İttifakı olarak biz kendisine ne söz verdiysek yerine getireceğiz. Buna karşılık daha önceki seçimlerden tecrübeyle biliyoruz ki muhalefet adayları söylediklerinin yüzde 90’ını yerine getirmiyor, getiremiyor. Zaten o sözleri verirken gereğini yerine getirmek gibi bir dertleri de yok.” ifadelerini kullandı.
“Bunlar bütçede engelli değildir, bunlar eser ve hizmet engellidir”
Belediyelere merkezi idareden ayrılan kaynağı neredeyse iki kat artırdıkları halde muhalefet cenahının utanmaz, arlanmaz bir şekilde “engellendik” yalanına sığınmaya çalıştığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bunlar bütçede engelli değildir, bunlar eser ve hizmet engellidir. Gözü de gönlü de şehrinde olmayanlar, kendilerine verilen kaynakları şahsi hırsları, heva ve hevesleri uğrunda çarçur etmişlerdir. Şehirlerine yaptıkları ihaneti gizlemek için de tamamı yalan ve yanlış üzerine kurulu kampanyalarla milleti kandırmanın peşindeler. Milleti kandırarak makam-mevki elde etme üzerine kurulu siyaset eski Türkiye’nin tarzıdır. Halbuki bizim son 21 yılda hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde ülkemizde siyasetin işleyişi değişti. Eskinin ideolojik istismar, korku ve laf cambazlığıyla kifayetsizliğini gizleme siyasetinin yerini eser ve hizmet siyaseti aldı. Türkiye Yüzyılı’yla dünyada hak ettiği yere gelme konusunda kararlı adımlarla ilerleyen günümüz Türkiye’sinde eskinin geçer akçesi zübük siyaseti işlemez, işlemiyor.”
“Seçim akşamı Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak geçen mayısta Türkiye Yüzyılı vizyonuyla siyasetin çıtasını biraz daha yükselttiklerini, şimdi de gelecek seçimler vesilesiyle bu vizyonu şehirlerle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.
Şehirleri gerçek belediyecilikle geleceğe hazırlama konusunda 31 Mart’ı tarihi bir dönüm noktası olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyükşehir belediyesiyle, ilçe belediyesiyle sizler burada gereken adımları atarken, biz de cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla Ankara’da üzerimize düşeni yapacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyleyse şimdi buradan, Balıkesir’den öyle bir ses verin ki ülkemizin dört bir yanından duyulsun. Hazır mıyız? Balıkesir, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için ana kademe, kadın kolları, gençlik, seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Balıkesir’le birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sorularını yönelttiği vatandaşlardan “Evet” yanıtını aldı. Bunun üzerine Erdoğan, “Rabb’im hepinizden razı olsun.” dedi.
“Son 21 yılda Balıkesir’e 238 milyar lira tutarında yatırım yaptık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şehre yaptıkları yatırımlara değinerek, şu bilgileri paylaştı:
“Bizim eser ve hizmet siyasetimizin lafta kalmadığının, icraatla temellendirildiğinin ispatlarından biri, son 21 yılda Balıkesir’e yaptığımız, ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 238 milyar lira tutarında yatırım yaptık. Laf ola beri gele yok, icraat var icraat. Bu yatırımla eğitimde 4 bin 832 yeni dersliği şehrimize kazandırdık. İkinci devlet üniversitemiz, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesini faaliyete geçirdik. Gençlik ve Spor’da 10 bin 868 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 39 spor tesisi inşa ettik. Balıkesirli ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 6 milyar liranın üzerinde kaynak aktardık. Balıkesir’de 1100 yataklı Atatürk Şehir Hastanesi başta olmak üzere toplamda 2 bin 624 yataklı 35 hastaneyle birlikte 81 sağlık tesisi yaptık.”
(Sürecek)
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Ekonomi Üniversitesi Siyaset Platformu Kulübü’nün düzenlediği “Yerel Politikalar Ekseninde Dünden Bugüne İzmir” paneline katılarak gençlerle buluştu. Gençler arasında siyaset bilincini artırma, demokrasiye katkıda bulunma ve toplumda olumlu değişiklikler yaratma amacını taşıyan etkinlikte konuşan Başkan Soyer, 2019-2024 yılları arasında kentin gelişimi hakkında konuştu. Başkan Soyer ayrıca gençleri ilgilendiren konularda bilgi aktarımı yaparken yerel siyaset hakkında gözlemlerini paylaştı. Buluşmada kent geleceği hakkında fikir ve öneriler de gündeme geldi.
SOYER: “O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ”
Siyaset hayatına nasıl atıldığını anlatarak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, vicdan ve merhameti keşfederek yoluna devam ettiğini kaydetti. Başkan Soyer, “Bu adaletsiz ve haksız dünya nasıl değişebilir, bunun değişimi için ben ne yapabilirim gibi birçok soru işareti ile başlayan sorgulama dönemi. Sonunda geldiğim nokta herkesin hayatının bir anlamı vardır ya, benim hayatımın manası da bu memlekete duyduğum aşk. O kadar çok seviyorum ki; doğasını insanlarını tarihini köklerini geleceğini. Sevda için; makam, koltuk, mevki gerekmiyor. Onu içinizde hissetmeniz gerekiyor. Nerede olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın sonunda o sevdayı aşkı gösterecek bir şeyler yapmaya devam ediyorsunuz” dedi.
“CHP’DE KALACAĞIM”
Başkan Soyer, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında çalışmaya devam edeceğini vurgulayarak, “CHP’de kalacağım. Çünkü bizim gibi ülkelerde eğer iktidar çok büyük bir güç biriktiriyorsa, o gücü frenleyecek en büyük güç ana muhalefet partisidir. O iktidarın gücünü denetleyecek, kontrol edecek mekanizmaları kurmak lazım. CHP bu ülkenin sigortasıdır. Bu yolculuğa CHP çatısı altında devam edeceğim. Ama ben toplumsal sivil muhalefete çok inanıyorum. Kadın, çevre ve eğitim. Bu 3 başlıkta platformlar, vakıf ve dernekler tüm siyasi partilerin önünde. Bütün hayalim toplumsal sivil muhalefeti, bir toplumsal bileşik muhalefete dönüştürmek. Bu iki aks birbirini destekleyecek. Ben CHP için çalışırken bu çalışmanın o muhalefete de fayda edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.
“HER KOŞULDA İZMİR”
Siyasete yerelde devam etmeyi istediğini, yerelin gücüne inandığını belirten Başkan Soyer, “İzmir’den asla vazgeçemem, her koşulda İzmir” şeklinde konuştu. Popülist bir siyasetçi olmadığını ifade eden Başkan Soyer, “Popülist siyaset maalesef bugünün dünyasında, bir de otoriterlikle birleştiği zaman çok tahrip edici oluyor. Sadece rakamlar üzerinden, yani sizin kamuoyunda yarattığınız algı üzerinden, sempati üzerinden değerlendirmeyi eksik bulurum. Bir belediye başkanının, örneğin bilançosundaki yatırım yüzdesi çok önemli bir göstergedir. ya da görevi devraldığındaki borç tutarıyla, görev süresinin sonundaki borç tutarının karşılaştırılması çok önemlidir. Sosyal politikalarda ne yaptığı çok önemlidir, demokrasi için ne tür platformlar yarattığı ve verdiği katkı önemlidir. Sadece anketler üzerinden, kamuoyundaki beğeni düzeyi ölçülerek yapılan değerlendirmelerin doğru olmadığını düşünüyorum. Acaba doğru siyaset yaptığı için mi, popülist siyaset yaptığı için mi böyle? Doğru siyaset için uğraşması gerekmez mi, örneğin CHP’nin sosyal demokrat belediyecilik ilkeleri üzerinden değerlendirme yaparak, o parametreler çerçevesinde aday belirlemesi güzel olmaz mı?” dedi.
“PROJELERİ YARIM BIRAKIRSANIZ BU ŞEHİR KAYBEDER”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 150 yıllık tarihiyle kendine has bir çalışma kültürü olduğunu ve güçlü bir yapısı bulunduğunu söyleyen Başkan Soyer, hükümetten gerekli desteği alamamalarına rağmen bunu mazeret haline getirmediklerini söyledi. Sürekliliğin önemine vurgu yapan Soyer, “Eğer kurumsal kapasiteyle üretilmiş yola çıkılmış projeleri yarım bırakırsanız bu şehir kaybeder. Hem mali, hem gelecek vizyonu anlamında kaybeder. Bizim yaptığımız başlangıç şehrin gelecek 50 yılını kurtarmaya yönelikti. Devam etmesi lazım” diye konuştu.
“DAHA ERKEN BİTİRECEĞİZ”
Buca Metrosu için çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Soyer, “Buca metrosunun parası cebimizde. Onay, imza hiçbir şey yok. 4 TBM çalışıyor. Olağanüstü hızlı yürüyor. İlk etabı bitirmek için sayaç koyduk Şirinyer’de. Söylediğimiz tarihte, hatta daha erken bitireceğiz” dedi.
“KENDİNİZE GÜVENİN”
Gençlere de tavsiyelerde bulunan Başkan Soyer, “1923 kuşağını ne olur hatırlayın. Sizin yaşlarınızda, çok daha zor koşullarda çok büyük sıkıntılar içinde yaşayan insanlardı. Gözlerini kapatıp koşa koşa ölüme gittiler. Bunu aklınızdan çıkardığınız anda gelecek inşa edemezsiniz. Şunu bilin; Cumhuriyetin ikinci yüzyılına giderken onlar sizsiniz. Bu ülkeye demokrasiyi getirecek, yaşanan büyük sefaleti, yoksulluğu bitirecek, özgür düşünceyi geliştirecek sizlersiniz. Neden batıdaki akranlarınız kadar demokrasiyi hak etmiyor olasınız? Hepsinden daha çok hak ediyorsunuz. Arkamızda kadim bir kültür var, çok daha iyisini hak ediyorsunuz. Kendinize güvenin, sevin. Siyasetten asla vazgeçmeyin” diye konuştu.
]]>MERAL AKŞENER’DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
İYİ Parti Genel Başkanı Genel Başkanı Meral Akşener konuşmasına İstanbul’un 39 ilçesine selam göndererek başladı. Akşener’in açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde; “Siyasi partiler millete rağmen millete egemen olabilmenin peşinde koşuyor. Adına ittifak sistemi denilen sistemde kaybeden her zaman millet oluyor. Farklı görünen ama aynadan birbirinin aynısı olan iki kutuplu siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Bu buyurgan siyasete son vermek için zorlu bir yola çıktık. Kuyruk siyasetini reddederek hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Bizim siyaset anlayışımızda seçim demek koltuk demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların peşinde koşmak değildir. Bizim için siyaset milletine faydalı iş yapabilmektir. Bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği özgüre, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz.
“İSTANBUL BİZİM İÇİN TÜRK TARİHİNİN SERVETİ DEMEKTİR”
İstanbul kadim bir şehir. İstanbul bizim için kutsal emanet demektir. İstanbul bizim için Türk tarihinin serveti demektir. İstanbul bizim için Türk milletinin gözünün bebeği demektir. Ne yazık ki o aziz İstanbul, dertlerin düğümlendiği bir şehir. İstanbul bugün deprem tehlikesiyle yaşayan bir şehir. İstanbul bugün sığınmacılarla dolan taşan, yoksullukla boğuşan bir şehir. Şimdiye kadar tüm Türkiye’ye olduğu gibi İstanbulumuzda da problemler kronikleşti. İnsanlarımız ötekileştirildi.
“İSTANBUL’A HEP KARİYER BASAMAĞI OLARAK BAKILDI”
Bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Sorunlara çözüm arayanlar da oldu. İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmek lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. Ancak görüyoruz ki ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var. Hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.
“BOŞ ZAMANLARINDA İSTANBUL’DA OLANLAR BU ŞEHRİ YÖNETEMEZ”
Doğu ile batının birleştiği bu şehri iki ayağı yere sağlam basanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri sadece aklı İstanbul’da olanların İlgisi ve odağı sadece İstanbul’da olanların Amacı sadece İstanbul’un derdine derman olmak olanları yönetmesi gerekiyor. Eli genel merkezlerinde gözü başka mevkilerde boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez.”
]]>Erdoğan, partisinin Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Siyasete kazandırdıkları istikrar ve güven iklimi sayesinde Türkiye’yi her alanda 3,5,10 kat büyüttüklerini belirten Erdoğan, ihracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turist sayısını 13 milyondan 57 milyona çıkardıklarını belirtti.
Milli geliri 238 milyar dolardan bir trilyon dolar seviyesine getirdiklerini dile getiren Erdoğan, istihdamı 19 milyon kişiden, 32 milyon kişiye taşıdıklarını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayinde yüzde 80’leri dışa bağımlılığını yüzde 20’lere indirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Bugün insansız hava araçlarında dünyanın ilk 3 ülkesinden biriyiz. Kızıl Elma ve ANKA-3 ile artık bu alanda farklı bir lige yükseliyoruz. TCG Anadolu’nun ardından geçen ay en büyük ikinci gemimiz olan TCG Derya’yı da donanmamıza teslim ettik. Kendimiz yaptık, dışarıdan değil.” diye konuştu.
İlk insanlı uzay misyonunun geçen hafta başarıyla tamamlandığını anımsatan Erdoğan, “İnşallah, yakın bir tarihte ikinci astronotumuzu da uzaya göndereceğiz. Artık Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar uzaya gidecekler.” ifadelerini kullandı.
Azmedince yapılacağını vurgulayan Erdoğan, azmedip, gayret edip, çalıştıklarını ve başardıklarını aktardı.
“Şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda büyük bir atılım ve çok büyük bir gelişme içinde olunduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bundan 10, 15, 20 sene önce tohumlarını attığımız projelerin hamdolsun bugün meyvelerini topluyoruz. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız. Hayat pahalılığı ve enflasyon başta olmak üzere şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz. Son 21 yılda pek çok başarıya imza atmış bir hükümet olarak, bugünkü sorunları da çözecek olan yine biziz. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum.”
“Dünyada böyle bir muhalefet yok”
Sayılmaya çalışıldığında günler sürecek nice başarıya, reforma, kalkınma ve teknoloji atılımına imza attıklarının altını çizen Erdoğan, “Ancak ülkemizde muhalefet anlayışı öyle bir berbat ki ne yaparsan yap anlamazlar. Onu değiştirmeye muvaffak olamadık. İşte kendi içlerinde nasıl birbirlerine düştüklerini görüyorsunuz değil mi? Üzülerek de olsa şu gerçeği ifade etmek durumundayım, Türkiye’nin en büyük talihsizliği vizyonsuz, beceriksiz, tembel ve değişime ayak direyen, tutucu muhalefete sahip olmasıdır. Dünyada böyle bir muhalefet yok.”
Türkiye’de son 21 yılda pek çok şeyin değiştiğini, dönüştüğünü ve kendini yenilediğini ancak CHP’nin başını çektiği muhalefette hiçbir köklü değişim yaşanmadığını söyleyen Erdoğan, “Pek istemeseler de genel başkanlık koltuğunda oturanları değiştirdiler. Bundan her seferinde standardı düşürdüler, çıtayı iyice aşağı çektiler.” dedi.
CHP’de her gelenin mutlaka bir öncekini mumla arattığını vurgulayan Erdoğan, “Gelen gideni aratıyor. Son genel başkan değişikliğinde de bu gelenek bozulmadı. ‘Değişim’ dediler, ‘yenilenme’ dediler, bir sürü cafcaflı kavram kullandılar ancak günün sonunda sabık genel başkanlarını bir iç darbeyle siyasetten tardedip, aynı tas aynı hamam yollarına devam ettiler. Bay Kemal, güya 13. Cumhurbaşkanı olacaktı, hatırlıyorsunuz değil mi? Bir anda kendini CHP’nin istenmeyen adamı olarak buldu.” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı vefasızlığı altılı masada beraber oldukları diğer ortaklarına da sergilediklerini anlatan Erdoğan, “Altılı masadan şu anda parlamentoda kimse kaldı mı? Hepsi gitti, hepsi dağıldı. Ne oldu? Nerede bu altılı masa? Ben ne demiştim, ‘altılı masadan kimseyi bulamayacaksınız’ demiştim. Bak parlamentoda şimdi kimse yok. Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara, bugün demediklerini bırakmıyorlar. Ankara’da bir ofis tutmuşlar. Her birinin Ankara’da birer ofisi var. Güle güle kullanın.” diye konuştu.
“Siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıktıkları yolda aynen yürüdüklerini vurgulayarak, burada asıl hayal kırıklığını CHP’lilerin yaşadığını söyledi.
CHP’lilerin partilerine ve siyaset kurumuna dair beklentilerini giderek kaybettiklerini gördüklerini ifade eden Erdoğan, “Gazi’nin emaneti diyerek halen CHP’ye oy veren vatandaşlarımız, maalesef bir umutsuzluk sarmalına sürüklenmektedir. Her ne suretle olursa olsun siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir.” dedi.
Türkiye’nin bu konuda çok acı tecrübeleri bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Geçmişte özellikle de 1970’lerde siyaset müessesesinin umut olma, ülkenin sorunlarına çözüm üretme vasfını yitirdiği durumlarda başımıza neler geldiğini hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötelenmiş, yok sayılmış hissetmesine rıza gösteremeyiz. 85 milyonun tamamının mesuliyetini taşıyan bir kadro olarak, her kesimden vatandaşımıza ulaşmak, onlara da kulak vermek boynumuzun borcudur.”
Erdoğan, yerel seçimlere dikkati çekerek, “43 gün sonra sandıklara gidiyor muyuz? Sandıklara giderken ana kademe, hanım kardeşlerim, gençler gümbür gümbür gideceksiniz, gitmemek yok. ve sandıklara giderken de yanınıza kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı alıp beraber gideceksiniz. 43 gün boyunca durmak yok. Cumhur ittifakı olarak sandıkları patlatmaya var mıyız?” diye sordu.
Alandakilerden “evet” yanıtını alan Erdoğan, CHP yönetimini eleştirirken, CHP’li vatandaşların siyaset kurumundan umut kesmelerinin önüne geçeceklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı tek tek anlatarak, bu kardeşlerimizin de oylarına talip olduğumuzu ifade edeceğiz. Buradan siyasi parti fark etmeksizin tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, muhalefete bakıp da asla yeise kapılmayın. Asla alternatifsiz değilsiniz. Hele hele CHP’nin iş bilmez, beceriksiz, sadece kendi kariyerini düşünen idarecilerine mecbur ve mahkum değilsiniz. Şayet siyasetten beklentiniz, hizmet ve eser görmekse hiç uzağa gitmenize gerek yok AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işte biz buradayız.”
“Hür iradenizin kimsenin tapulu mülkü olmadığını bu kibir abidelerine gösterin”
Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı’yla hizmet, eser, yatırım ve projede yarışabilecek hiçbir siyasi hareket olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kendi iktidarları uğruna size dayatmalarda bulunanlara, sizin kaygılarınızı istismar edenlere, size ‘bizim istediğimiz adaya tıpış tıpış oy vereceksiniz’ diyenlere… Kim diyordu bunu biliyorsunuz değil mi? Belediye başkanı olarak ‘kimi görmek istersiniz’ sorusunu bile millete değil de yapay zekaya soranlara, sizin fikrinize, taleplerinize, hassasiyetlerinize saygı göstermeyenlere, kendi şahsi ikballeri için kapalı kapılar ardında bölücü örgütün uzantılarıyla demlenenlere… Anladınız değil mi bizim çayın demlenmesi değil, DEM diye bir parti var ya onlarla demlenenler var. Hasılı size rağmen siyaset yapanlara bu seçimde esaslı bir ders vermeye hazır mıyız? Hür iradenizin hiç kimsenin tapulu mülkü olmadığını gelin, bu kibir abidelerine gösterin.”
(Sürecek)
]]>31 Mart yerel seçimleri öncesinde dün Ordu ve Giresun’da partililere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün de ilk olarak Rize’de hemşehrileri ile buluştu. Cumhuriyet Meydanı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 yıllık iktidarlarında kendisine destek veren ve sahip çıkan hemşehrilerine teşekkür ederek konuşmasına başladı. Erdoğan, 31 Mart seçimlerinde ata yurdu, ana yurdu Rize’den rekor bir oy beklentisi olduğunu vurguladı.
“Kavgalardan en büyük zararı millet ve devlet olarak biz gördük”
Yıllarca köken üzerinden, meşrep ve hayat tarzı üzerinden ülkeyi bölmeye çalışanlar olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Her kesimden insanımızın arasında nifak duvarları ördüler. Geçmişte gerçekten çok zor ve karanlık günler yaşadık. Gençlerimizi, evlatlarımızı ideolojik kör dövüşüne kurban verdik. Bu kavgalardan en büyük zararı millet ve devlet olarak biz gördük. Ekonomimiz kan kaybetti, toplumsal huzurumuz bozuldu. Kardeş kardeşe, komşu komşuya düşman edildi. Demokrasimiz yıllarca vesayetin gölgesinden çıkamadı. Kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan dünyadaki değişimi dönüşümü yenilikleri teknoloji ve sanayi hamlelerini yakalayamadık. Her alanda Şampiyonlar Ligi’nde oynaması gereken ülkemizi yıllarca ikinci lige mahkum ettiler. Bu fasid talihi kırmaya çalışan devlet ve siyaset adamlarını ya şehit ettiler ya linç ettiler ya da elini kolunu bağladılar. Merhum Menderes ülkeye ve millete hizmetin bedelini canıyla ödedi. Rahmetli Özal’ı hiçbir zaman rahat bırakmadılar. Merhum Türkeş ve Erbakan’a yönelik itibar suikastlarının ardı arkası hiç kesilmedi. Türkiye ne zaman belini doğrultmaya, yeniden ayağa kalkmaya, kendini toparlamaya çalışsa birileri hemen devreye girerek buna fırsat vermedi. Ülkemizi içine düştüğü bu cendereden kurtaran hamdolsun biz olduk. Teröristler bizimle baş edemedi. Bunları Gabar’a gömdük. Cudi’ye gömdük. Bütün o mağaralara gömmek suretiyle nefeslerini kestik. Şimdi de sınır ötesinde aynen devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Artık Ahmet’ler, Mehmet’ler, Ayşe’ler, Fatma’lar uzaya gidecekler”
Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde ilk insanlı uzay misyonunu başarıyla tamamladığını belirten Erdoğan “İnşallah yakın bir tarihte ikinci astronotumuzu da uzaya göndereceğiz. Artık Ahmet’ler, Mehmet’ler, Ayşe’ler, Fatma’lar uzaya gidecekler. Azmettin mi yaparsın. Rabbimiz ne buyuruyor; Bir kere azmettin mi tevekkül et yeter. Azmettik, gayret ettik, çalıştık, başardık. Yani her alanda büyük bir atılım çok büyük bir gelişme içindeyiz. Bundan 20 sene önce tohumlarını attığımız projelerin bugün hamd olsun meyvelerini topluyoruz. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız. Hayat pahalılığı ve enflasyon başta olmak üzere şuan canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz. Son 21 yılda pek çok başarıya imza atmış bir hükümet olarak bugünkü sorunları da çözecek olan yine biziz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum” diye konuştu.
“Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara bugün demediklerini bırakmıyorlar”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında Türkiye’deki muhalefet anlayışına da tepki göstererek şunları söyledi:
“Ülkemizde muhalefet anlayışı öyle bir berbat ki ne yaparsan yap anlamazlar. Kendi içlerinde nasıl birbirlerini düştüklerin görüyorsunuz değil mi’ Üzülerek de olsa şu gerçeği ifade etmek durumundayım. Türkiye’nin en büyük talihsizliği vizyonsuz beceriksiz, tembel ve değişime ayak direyen tutucu muhalefete sahip olmasıdır. Dünyada böyle bir muhalefet yok. Ülkemizde son 21 yılda pek çok değişti, dönüştü, kendini yeniledi ama CHP’nin başını çektiği muhalefette hiçbir köklü değişim yaşanmadı. Pek istemeseler de genel başkanlık koltuğunda oturanları değiştirdiler. Her seferinde standardı düşürdüler. Çıtayı iyice aşağıya çektiler. Daha önce söyledim; CHP’de her gelen mutlaka bir öncekini mumla aratmıştır. Gelen gideni aratıyor. Son genel başkan değişikliğinde de bu gelenek bozulmadı. Değişim, yenilenme dediler bir sürü cafcaflı kelime kullandılar ancak günün sonunda sabık genel başkanlarını bir iç darbeyle siyasetten tard edip aynı tas aynı hamam yollarını devam ettiler. Bay Kemal güya 13. Cumhurbaşkanı olacaktı hatırlıyorsunuz dimi. Bir anda kendini CHP’nin istenmeyen adamı olarak buldu. Aynı vefasızlığı masada beraber oldukları diğer ortaklarını da sergilediler. 6’lı masadan şuanda parlamentoda kimse kalmadı. Hepsi gitti, hepsi dağıldı. Ne oldu, nerede bu 6’lı masa. Ben ne demiştim. 6’lı masadan kimseyi bulamayacaksınız demiştim. Bak parlamentoda kimse yok. Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara bugün demediklerini bırakmıyorlar. Ankara’da bir ofis tutmuşlar. Her birinin Ankara’da birer ofisi var. Güle güle kullanın. Ama Elhamdülillah biz çıktığımız yolda aynen yürüyoruz. Burada asıl hayal kırıklığını CHP’li vatandaşlarımız yaşadı. CHP’li kardeşlerimizin partililerine ve siyaset kurumuna dair beklentilerini giderek kaybettiklerini görüyoruz. Gazi’nin emaneti diyerek halen CHP’ye oy veren vatandaşlarımız maalesef bir umutsuzluk sarmalına sürüklenmektedir. Her ne sürükle olursa olsun siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir. Türkiye’nin bu konuda çok acı tecrübeleri bulunuyor. Geçmişte özellikle 1970’lerde siyaset müessesinin umut olma ülkenin sorunlarına çözüm üretme vasfını yitirdiği durumlarda başımıza neler geldiğini hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış ötelenmiş yok sayılmış hissetmesine rıza gösteremeyiz. 85 milyonun tamamının mesuliyetini taşıyan bir kadro olarak her kesimden vatandaşımıza ulaşmak, onlara da kulak vermek boynumuzun borcudur. İnşallah 43 gün kaldı.”
“Bizim çayın demlenmesi değil ha; DEM diye bir parti var ya, onlarla demlenenler var”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’den tüm Türkiye’deki seçmenlere seslenerek “Muhalefete bakıp da asla yeise kapılmayın. Asla alternatifsiz değilsiniz. CHP’nin iş bilmez, beceriksiz, kendini düşünen idarecilerine mecbur ve mahkum değilsiniz. Şayet siyasetten beklentiniz hizmet ve eser görmekse hiç uzağa gitmenize gerek yok. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işte biz buradayız. Kendi iktidarları uğruna size dayatmalarda bulunanlara sizin kaygılarınızı istismar edenlere size ‘Bizim istediğimiz adaya tıpış tıpış oy vereceksiniz’ diyenlere; kim diyordu bunu biliyorsunuz değil mi ‘ Belediye başkanı olarak kimi görmek istersiniz sorusunu bile millete değil de yapay zekaya soranlara, sizin fikrinize, taleplerinize, hassasiyetlerinize saygı göstermeyenlere kendi şahsi ikballeri için kapalı kapılar ardında bölücü örgütün uzantıları ile ‘Dem’lenenlere, anladınız değil mi ‘ Bizim çayın demlenmesi değil ha DEM diye bir parti var ya, onlarla demlenenler var. Hasılı size rağmen siyaset yapanlara bu seçimde esaslı bir ders vermeye hazır mıyız ? Hür iradenizin hiç kimsenin tapulu mülkü olmadığını gelin bu kibir abidelerine gösterin. 31 Mart’ta tüm Türkiye’de biz çok farklı bir tablo bekliyoruz. Bu seçimlerin ülkemizde özellikle muhalefette gerçek manada bir değişim dalgasını ortaya çıkartacağını inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasının ardından Rize’deki belediye başkan adaylarını tek tek yanına çağırarak hemşehrilerine tanıttı, onlar için destek istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Trabzon’a hareket etmek üzere alandan ayrıldı. – RİZE
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığımızdan itibaren siyasi hayatımızın her safhasında biz bunlarla karşılaştık, bunlarla mücadele ettik. Bu kibirli cehaletin nerelere varabileceğini 28 Şubat döneminde iktidarımızın ilk yıllarındaki müessif hadiselerde hep birlikte gördük. Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da maalesef hep CHP oldu. Şimdilerde her ne kadar oy oranları düşük de olsa kimi başka partilerin de bu sinsi oyunda rol almak için adeta can attığını görüyoruz. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rolünü kimseye bırakmadığı, toplum ve siyaset mühendisliği senaryoları aynı kalıyor. Puslu dönemlerin, kadrolu provokatörlerine yeniden iş başı yaptırılırken 30 yıl öncesinin senaryolarının güncellemeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır. Cumhuriyetimiz ve onun kurucu Gazi Mustafa Kemal her zamanki gibi yine istismara, en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Oysa bu milletin ne Cumhuriyetle ne de Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’le bir sorunu, sıkıntısı, derdi, problemi vardır. Şunu çok açık ve net ifade etmek istiyorum. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak, hassasiyet emaresi asla değildir. Tam tersine olur olmaz bahanelerle, yalan yanlış söylemlerle bu yönde yapılan çıkışlar, siyasi tükenmişliğin kirli senaryolarda rol alma gayretkeşliğinin işaretidir. Türkiye bu tuzağa düşmeyecek kadar demokrasisini derinleştirmiş, kalkınmasını ilerletmiş, bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Yine de tedbiri elden bırakmadan bu çirkin senaryoları ve oyuncularını izlemeyi gerçek niyetleri ve yüzleri milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.
“ÖZGÜR EFENDİ’Yİ DE ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Her karışı terle ve kanla sulanmış vatan toprakları üzerinde ameliyat yapmaya kalkanlara meydanın boş olmadığını, milletimizin İstiklaline ve İstikbaline sıkı sıkıya sarıldığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmaz. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak, size bir şey kazandırmaz. Samimiyseniz, dürüstseniz bunu ülke genelinde milli ve yerli olarak ifade edin. İpleri emperyalist güçlerin elinde olan terör örgütleriyle, milletimizle ve devletimizle meselesi olan marjinal kesimlerin bize yönelik husumetlerini anlayabiliyoruz. Bunların hepsi de var oluşlarının gereğini yapıyorlar. Bizi üzen ülkemizin ikinci büyük siyasi partisi hüviyetine sahip CHP’nin Türkiye düşmanlığına kuyruk olmasıdır. Açıkçası CHP uzunca bir süredir siyaseten iflas etmiş durumdadır. Ne millete umut verebiliyorlar, ne de proje ve vizyon namına ortaya bir fikir koyabiliyorlar. Bu partinin emanetçi genel başkanı milleti tahkir ve tahrik ederek parti içi iktidar kavgasını unutturmaya, bundan başka hiçbir işe yaramıyor. Özgür Efendi’nin genel başkanlık macerası daha başlamadan vesayet gölgesi altında bitmeye yüz tuttu. İnşallah 31 Mart seçimlerinde sadece şehirlerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmakla kalmayacağız, bu seçimlerle elde edeceğimiz zaferle aynı zamanda Özgür Efendi’yi de özgürleştireceğiz” diye konuştu.
]]>