Kepez Belediye Meclisi, bu dönemdeki 60. toplantısını gerçekleştirdi. Belediye Meclis Salonu’nda yapılan toplantı, yoklama, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce parti grup sözcüleri, meclisin bu dönemle ilgili düşüncelerini dile getirdi.
“Bu bir veda değil, hizmete devam edeceğiz”
Ak Parti Grup Sözcüsü Serhat Demir, “Bugün bir veda konuşması yapmayacağım. 8 Mart Cuma günü yapılacak olan devam meclisinde bu dönemi değerlendireceğim. O gün vedalaşır ve kucaklaşırız. Ancak bu bir veda olmaz. Çünkü hizmet için her zaman milletin yanında olmaya, Kepez’imize, Antalya’mıza hizmet etmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
CHP; “Kepez’de kararların yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçti”
Kepez Belediye Meclisi’nde 5 yıl boyunca aldıkları kararların ilçe sakinlerine ve Antalya’ya hayırlı olmasını dileyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Sözcüsü Barış Bulut da şunları söyledi: “Kepez Belediye Meclisi üyesi olarak milletimizin bize verdiği 5 yıllık görev süresini tamamlıyoruz. Bugüne kadar mecliste almış olduğumuz kararların Kepez’de yaşayan hemşehrilerimize ve Antalya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte meclisteki gündem maddelerinin yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçmiş. Bu anlamda meclis yönetimine, Başkanımıza, tartışmaya yol açmayacak şekilde bir belediye yönetimi sergileyen bürokratlarımıza CHP grubu adına teşekkür ederim. Bu süreçte acı tatlı olaylar yaşadık. Ama hiçbir zaman birbirimizi rencide edecek bir durum sergilenmemiştir. Varsa da bu son toplantıda helalleşelim isterim. Yeni dönemde görev olacak meclis üyesi arkadaşlarımıza da başarılar dilerim. Görev almayacak olan meclis üyesi arkadaşlarımıza da bundan sonraki yaşamlarında mutlu, huzurlu ve başarılı dolu bir günler diliyorum.”
MHP, “Şahıslar adına bir eleştirimiz olmadı”
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü Ali Baki Sarıca da, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi sürecinin yaşandığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçimlerin bir demokrasi şöleni içerisinde geçmesini canı gönülden diliyorum. Meclis üyesi arkadaşlarımızdan yapmış olduğumuz siyasi eleştirilerden alınganlık gösterenler olabilir. O arkadaşlarımızdan helalleşmek isteriz. MHP olarak biz genelde kurumsal yapıları eleştiririz. Şahıslar adına bir eleştirimiz olmamıştır. Yeni dönem için başvuru yapan meclis üyesi arkadaşlarımızın yeniden seçilip, bir hizmet yarışı içerisinde olmalarını gönülden diliyorum. Başvuru yapmayan arkadaşlarımızı da yeni yaşamlarında başarılar diliyorum.”
Komisyonlara yeni üye
Parti grubu sözcülerinin açıklamalarından sonra 16 gündem maddesinin görüşülmesine geçildi. Meclis Başkan Vekili Süleyman Acar, başkanlığında yapılan mecliste, komisyon üyeliği seçimi vardı. Üye eksilmesinden dolayı, aynı parti kontenjanından olmak şartıyla Denetim, İsim Tespit ve Hayvan Hakları komisyonları için üye seçimi yapıldı.
Denetim Komisyonu’na Cafer Turgay (CHP), İsim Tespit Komisyonu’na Veli Yılmaz (CHP) ve Hayvan Hakları Komisyonuna Özcan Özalp (CHP) seçildi.
Antalya Kütüphanesi’ne yönetmelik
Mecliste, Başkan Hakan Tütüncü döneminin eserlerinden biri olan Antalya Kütüphanesi’nin, çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmelik teklifini de oy birliğiyle kabul edildi. Yönetmelikle kütüphaneni işletilmesinde, yönetilmesinde aksaklık yaşanmaması amaçlanıyor.
Son meclis toplantısı Cuma günü
Gündemdeki 16 maddenin görüşülmesinin tamamlanmasından sonra söz alan Başkanvekili Acar, komisyonlara havale edilen diğer konuların karara bağlanması için Kepez Belediye Meclisi Mart ayı olağan toplantısının 2. oturumunun 8 Mart Cuma günü yapılacağını belirterek, toplantıyı sonlandırdı. – ANTALYA
]]>Haliliye Belediyesi tarafından yapımı gerçekleştirilen Çamlıdere Çok Amaçlı Salonun açılışı için tören düzenlendi. Törene, Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın yanı sıra TBMM Başkanvekili ve Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, belediye meclis üyeleri, teşkilat üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Coşkuyla gerçekleşen programın açılışında konuşan Çamlıdere Mahalle Muhtarı Halit Kaya, “Bir gerçeği dile getirmek adına ne zaman Mehmet Canpolat başkanımızın kapısını çaldıysak, ne zaman telefonla aradıysak anında telefonumuza cevap vermiş, gittiğimizde bizlerle görüşmüş ve taleplerimizi anında birim müdürlerine aktararak net bir şekilde çözüme kavuşturmuştur” dedi.
“Sözümüzün eriyiz, Haliliye’nin neferiyiz”
Canpolat da konuşmasında Çamlıdere Çok Amaçlı Salonu’nun bölge halkına hayırlı olmasını diledi. Verdikleri sözleri bir bir tutmanın gayreti içerisinde olduklarının altını çizen Başkan Canpolat, “Çamlıdere her zaman için dün, bugün ve yarın Cumhurbaşkanımızla, AK Parti ile beraber yol yürümüş bir bölgemiz. Geldik, buralarda sözlerimizi verdik ama sözlerimizi verirken şu cümleleri de kullandık. Sözümüzün eriyiz, Haliliye’nin neferiyiz dedik. Ne söz verdiysek hepsini bir bir yerine getirdik. Ama söz verirken neye güvendik, tabii ki önce Allah’a sonra cumhurbaşkanımıza sonra bakanımıza, milletvekillerimize, il başkanımıza, teşkilatımıza ve size güvendik, söz verdik. Ben onlardan Allah razı olsun diyorum. Memlekette hizmet denilince, Türkiye’de hizmet denilince herkesin aklına Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Neden geliyor, İstanbul Belediyesi’nde devrim yaptı, çağ atlattı. İstanbul’da belediyeciliği AK Parti belediyeciliğini herkes Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrendi. Biz de ondan öğreniyoruz, bizler de onun yolunda gidiyoruz, bizim liderimiz, sembolümüz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çamlıdere’nin özelinde bizden bir çok amaçlı salon dediler, emriniz olur başımız üstüne gözümüz üstüne dedik. Allah’a inanıyoruz, Cumhurbaşkanımız bizleri 31 Mart’a kadar size emanet etti, 31 Mart’tan sonra da sizler bizim en kıymetli emanetlerimizsiniz. 31 Mart günü akşamı sandıklar açıldığında inşallah ak ak ak oylarla sandıkları doldurmaya hazır mıyız” dedi.
“Canpolat karınca gibi çalışıyor”
TBMM Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ da Haliliye’de Mehmet Canpolat’ın karınca gibi çalıştığını vurgulayarak, “Hem Çamlıdere Çok Amaçlı Salonu’muzun açılışını hem de böylesine coşkulu bir kalabalık ve bölgemizin saygın insanlarıyla bir arada olmak gerçekten bizim için büyük bir şereftir. 31 Mart yerel seçimleri sadece Haliliye’mizin, Çamlıdere bölgemizin değil Türkiye’mizin ve Şanlıurfa’mızın geleceğini tayin eden bir seçimdir. Verdiğimiz her oy bizim irademizi yansıttığı gibi bizim memleketimizi kime emanet edeceğimize dair kararımızı yansıtacaktır. Bir yandan Haliliye’de Mehmet Canpolat kardeşimi ikinci dönem için, Büyükşehir’de Zeynel Abidin bey kardeşimi yine ikinci dönem için seçerken öte yandan Cumhurbaşkanımızın ardından dağlar gibi Şanlıurfa’nın bir kez daha durduğunu dosta düşmana dünyaya bir kez daha ilan edeceğiz Allah’ın izniyle. Bir yandan Büyükşehir Zeynel Abidin kardeşimle ilçemizde Haliliye’mizde karınca gibi çalışan Mehmet Canpolat kardeşimle el ele gönül gönülle birlikte Şanlıurfa için gece gündüz çalışacağız. Bundan hiç ama hiç hiç kimsenin endişesi olmasın” diye konuştu.
Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesildi. – ŞANLIURFA
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen Antalya mitinginde vatandaşlara hitap etti.
“Akdeniz’i saran zümrüt yayılsın, her şeyinle güzellikte daimsin Antalya. Sevdasın, tutkusun, aşksın, gönlümde kurulu köşksün Antalya. Anlatmaya yetmez diller, sana çıkar bütün yollar Antalya.” ifadeleriyle vatandaşları selamlayan Erdoğan, Antalya’da olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Erdoğan, bugünkü mitinge 80 bin kişinin katıldığı bilgisinin kendisine iletildiğini belirterek “10 binler Antalya’da bugün bizlerle beraber. Ne kadar kaldı şurada artık, 30 günümüz var. Ana kademe, kadın kolları, gençler, Cumhur İttifakı 31 Mart’a hazır mıyız? 31 Mart’ta yeniden Antalya diyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan “evet” yanıtını alan ve Antalya’nın ilçelerinin isimlerini tek tek sayarak yerel seçimde destek sözü alan Erdoğan, Antalya’nın yerel seçimlerde destan yazmaya hazırlandığını vurguladı.
“Antalya diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “buğulu gözlerle Akdeniz ufuklarını süzen” Antalya’nın, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve hepsinden önemlisi insanıyla Türkiye’ye değer kattığına, huzur verdiğine işaret ederek “Antalya artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor. İşte dün başlayan ve üçüncüsü yapılan Antalya Diplomasi Forumu, bu yükselişin işaretlerinden biridir.” değerlendirmesinde bulundu.
Foruma binlerce kişinin katıldığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Antalya artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütünleştiği bir yer. Bu tür organizasyonlar, şehrimizin marka değerinin artmasına da katkı sağlıyor. Bu vesileyle başta evladınız, yol arkadaşım Mevlüt Çavuşoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Çünkü bu konuda önemli gayretleri oldu ve Diplomasi Forumu’nu buralara kadar getirdik. Biz de Antalya Diplomasi Forumu’nda dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ülkemizi ve küresel meselelere yaklaşımımızı anlatma imkanı bulduk.”
“Seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü mitingde hem vatandaşlarla hasret gidermeyi hem de 31 Mart seçimlerinde destek talep etmek istediklerinin altını çizerek “Biliyorsunuz seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir. Biz zaten yıllardır hesap verdik, hesap veriyoruz ama hesaptan kaçanlara da 31 Mart’ta hesap sormaya hazır mıyız? Gümbür gümbür 31Mart’a hazırlanıyor muyuz?” diye konuştu.
Alandakilerden “evet” yanıtını alan Erdoğan, “Hükümeti veya belediyeleri yönetmek için sandıkta yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapar, yapacaklarının sözünü verirler. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirir, verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya, şimdi geçtiğimiz 5 yılda büyükşehir ve ilçeleriyle, belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor, önümüzdeki 5 yıl için aday olanları da ölçüp tartıyor.” dedi.
“Her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz”
Cumhur İttifakı olarak büyükşehir ve ilçe adaylarıyla Antalya’ya hizmete talip olduklarını söyleyen Erdoğan, genel seçimlerde kendilerine cumhurbaşkanlığında yüzde 43, milletvekilliğinde ise yüzde 41 oy veren Antalyalılara teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tabii bu oy oranları, Antalya ile aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzaktır. İnşallah hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Bugün buradaki şu muhteşem mitingimizin 31 Mart’taki zaferimizin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Şimdi burada, sizlerden bunun sözünü almak istiyorum; Antalya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı belediyeciliği, gerçek belediyecilik için söz veriyor mu? Antalya, tercihini milli iradeden, gelişmeden, kalkınmadan yana kullanmak için söz veriyor mu? Sırtını Toroslar’a verip ayağını Akdeniz’e uzatan Antalya’nın sözünde duracağına ben yürekten inanıyorum. Biz de Cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak, hükümet olarak, Cumhur İttifakı ve kabinenin ülke için iş başında, ülkenin yönetiminde olduğunu vurgulayarak “Şimdi Cumhur İttifakı ve şu anda da hükümet olarak iş başında olduğumuza göre, yerel yönetimi de 31 Mart’ta bize teslim ettiğinizde evelallah ülkeyi biz uçurmaya devam edecek miyiz? Öyleyse bu ülkeyi maalesef çöpten çukurdan, çamurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>“EN BÜYÜK YATIRIMIMIZI İNSANA YAPTIK”
Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Proje Lansman Toplantısında özellikle sürdürülebilir çevreye dair projeler ve eğitim projeleri büyük beğeni topladı.
Eğitimde fark yaratan projeleri ile Sancaktepe’nin son 5 yılına damga vuran Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, tanıttığı vizyon projeleriyle Sancaktepeli’lerden tam not aldı. Döğücü, “En büyük yatırımımızı insana yaptık. Sancaktepe sizlerin desteğiyle yine emin ellerde olacak.” dedi.

“SANCAKTEPE EMİN ELLERDE”
“Sancaktepe Emin Ellerde” mottosuyla projelerini tanıtan Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, “Şehri yönetirken merkeze insanı aldık. Merkezde her zaman insan var, insanla şehir arasındaki bağın sağlıklı olmasını şehrin sağlıklı olmasıyla eş değer gördük. Yaptığımız her projenin insanın mutluluğuna, geleceğine, zamanına birikimine duygu ve düşünce dünyasına dönük olsun istedik. En büyük yatırımımızı insana yaptık.” sözleriyle vizyonunu ortaya koydu.
7/24 Belediyecilik anlayışıyla geçtiğimiz 5 yılda 268 projeyi tamamladıklarını anlatan Döğücü, nitelikli eğitim, donanımlı okullar noktasında büyük mesafe kat ettiklerinin ve bu sayede öğrencilerin başarı ortalamasını arttırdıklarının altını özellikle çizdi.Kültür- sanat, çevre, sosyal alanlar, spor alanları dahil birçok hizmeti vatandaşa sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Döğücü, pandemi döneminde ve 11 şehrimizi etkileyen deprem felaketi sonrası afet bölgelerinde de vatandaşın yardımına koştuklarını hatırlattı.

“KAZANIMLARIMIZIN ÜZERİNE YENİLERİNİ EKLEME ZAMANI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyecilik diğerlerinin nazarında bir rant kapısı olabilir ama bizim nazarımızda sadece millete hizmet kapısıdır diyoruz” sözüne atıf yapan Döğücü, 5 yıllık yeni dönemin heyecanını yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim vizyonumuz teknoloji ile bütünleşirken kaynaklarını koruyan çevreci bir Sancaktepe… Bizim vizyonumuz kimliğini koruyarak geleceğini kuran bir Sancaktepe… Nitelikli eğitim, erişilebilir sağlık hizmeti bir yaşam tarzı olarak benimsenen spor alışkanlığı, sosyal ve kültürel imkanlarda çeşitliliğin artmasıyla Sancaktepe yaşayan dinamik bir şehre dönüşürken ihtiyaçlarınız ve beklentilerinizin de en üst seviyede karşılanması bizim bu şehir için önceliklerimiz… Burada yaşarken içiniz rahat olsun istiyoruz. Sizi sizden daha çok düşünen birilerinin olduğunu bilmenizi istiyoruz. Şimdi bu anlamlı noktayı sağlamlaştırma ve kalıcı hale getirme zamanı… Şimdi yeri geldiğinde nezaket ve şefkat, yeri geldiğinde cesaret ve irade ile Sancaktepe’deki kazanımlarımızı koruma ve onun üzerine de yenilerini ekleme zamanı.”

SANCAKTEPE’YE MİLLET BAHÇESİ VE ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Konuşması sık sık alkış ve coşkulu tezahüratlarla kesilen Döğücü, yeni dönemde Sancaktepe Millet Bahçesi ve Şehir Hastanesinin açılacağı müjdesini verdi. Döğücü hayata geçirilecek söz konusu projelerle ilgili şunları söyledi:
“Çevrenin insanın ve hayatın parçası olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Çevre ile ilgili güçlü bir değişimi de zaten başlatmıştık. Şimdi bu değişimi bir adım daha öne alıyoruz. Daha öteye taşıyoruz. 75 bin metrekare içerisinde aromatik bitki bahçeleri, tema parkında olduğu Sancaktepe Millet Bahçemizi önümüzdeki dönem açarak Sancaktepe’nin kişi başına düşen yeşil alan miktarını da artırıyoruz. Ülkemizin sağlık alanındaki yüz akı olan uluslararası ölçekteki milli markamız şehir hastanelerinden birini yine Sancaktepe’de açacağız. Sancaktepe’de 2 bin 100 yataklı olarak bu ilk etabı olacak şekilde Şehir Hastanemiz İstanbul’umuzun en büyük ikinci sağlık kompleksi olacak, inşallah hastane yatak kapasitemiz de bu vesileyle 3 katına çıkıyor. İddia ediyorum bu sağlık standartlarına sahip olan ilçelerin tüm Türkiye’de eğer sayarsanız sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Sancaktepe’de ‘sağlığı koruma’ önceliğiyle attığımız bu adımlarla öncelikle yaşlı ve çocuklarımız için güvence oluyoruz.”
Döğücü, maddi imkanları yetersiz vatandaşlara nitelikli sağlık ve konaklama imkanı sunacak İlhan Varank Şifahanesi’ni de yeni dönemde Sancaktepe’ye kazandıracaklarını da sözlerine ekledi.

“ÇEVRE PROJELERİYLE FARK YARATACAĞIZ”
Sürdürülebilir çevre ve kaynakların tasarruflu kullanılması için yeşil kalkınmayı önemsediklerini ifade eden Şeyma Döğücü, çevre projelerindeki iddiasını ortaya koyarken, özellikle genç nesil için bu yatırımları önemsediklerini vurguladı.
Döğücü, güneş enerjili ücretsiz araç şarj istasyonları, Paşa Köy Yenilenebilir Enerji ve Doğa Park Projesi ile Sancaktepe’nin havasını ve suyunu koruyacaklarını, çevre konusunda farkındalık yaratırken Emine Erdoğan’ın sıfır atık projesine de destek olacaklarını belirtti.
ŞEHRE DİNAMİZM GELECEK
Çocuklar ve gençlerin zamanını nitelikli geçirmesi, fikirlerini özgürce hayata geçirmeleri ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi noktasındaki projelerini de açıklayan Döğücü, özellikle Sancaktepe Kültür ve Sanat Kampüsü’nün şehre dinamizm getireceğini söyledi.
Döğücü, kampüsün içerisinde sanat, galerileri, performans alanları, tiyatro salonu, konser salonu, eğitim ve atölye alanları, mimari tasarım atölyeleri, kütüphane ve araştırma merkezi, teknoloji ve inovasyon atölyeleri, çok amaçlı salonlar ve sosyal ve rekreasyon alanları olacağını dile getirirken, geçmişle gelecek arasında köprü kuracak Damatris Kültür Yolu projesini gençlerin çizdiğine de ayrı bir parantez açtı.

“EĞİTİM HER ZAMAN BİRİNCİ ÖNCELİĞİM”
Yeni dönemde eğitim projelerinin ilk sırada olacağını vurgulayan Şeyma Döğücü, eğitime verdiği önemi şu sözlerle sıraladı:
“Sancaktepe’de büyük eğitim atılımını devam ettireceğiz, başlattık, devam ettireceğiz. Bir kere benim her şeyden önce kendime bir sözüm var. Çocuklarımız bize emanet ve Sancaktepe’de çocuklarımızı şehrin en iyi, en iyi okul eğitimini alabilecekleri okullara kavuşturmak zorundayız. Ben bunu kendime bir söz ve bir görev olarak belirledim. Yeni hizmet dönemimizin en önemli başlıklarından birisi eğitim olacak. Çünkü Sancaktepe’de yaşarken evlatlarınızın aldığı eğitimden gözü kapalı emin olabilmeniz için eğitime desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Ben bir anne olarak evlatlarımın en iyi okullarda okumasını nasıl istiyorsam bütün anneleri de çok iyi anlıyorum ve annelerin bunu yaşayabilmesi de benim en büyük vazifem… Gece yastığa başımı koyduğumda ben bu işi halletmemiş olursam, rahat uyuyamam, gece rahat uyuyabilmem için ‘eğitim, eğitim, eğitim’ diyeceğiz ve Sancaktepe de okullarımızı, kalitesini ve her koşulunu artırmak için çalışacağız.”
7’DEN 70’E HER KESİME YÖNELİK PROJELER
Sancaktepe’de mahalleliler arasında bağları güçlendirecek Mahalle Konakları, şehri engelsiz hale getirecek engellilere özel projeleri olan Sancaktepe Otizm İletişim ve Etkileşim Merkezi, Engelsiz Yaşam Merkezi, evlenecek gençler için evlilik destek paketi, Sancaktepe Bilimbüsü, Tarımpark Hobi Bahçeleri de Döğücü’nün dikkat çeken diğer projeleri arasındaydı.
ENGELLENEN METRO HATTI MURAT KURUM İLE İNŞA EDİLECEK
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ulaşım projelerine de değinen Döğücü, bu sayede Sancaktepe’nin engellenen metro çalışmasının da tekrar başlayacağını ve birlikte Sancaktepe’yi de depreme hazırlayacaklarını ifade ederek Kurum’a destek istedi.
Programa katılan eski Başbakan Binali Yıldırım da programda yaptığı konuşmasında “Sancaktepe sadece emin ellerde değil, hanım ellerde” ifadesini kullanırken, “Şeyma Başkan çevre duyarlılığı olan bir başkan, tüm canlıların geleceğine yatırım yapan, yeşil alan miktarını arttıracak bir Başkan” sözleriyle de desteğini ifade etti.
Lansman programı hep birlikte sahnede Türk bayrakları ile söylenen şarkı ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
]]>CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, ROSATOM Müdürü Aleksey Lihaçev’in Sinop’ta nükleer santral yapımı konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlü taahhüt verdiği yönündeki açıklamalarını Meclis gündemine taşıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Torun, şunları kaydetti:
“ROSATOM İLE SÖZ KESİLMESİNİN SEBEPLERİ ANLAŞILAMAMIŞTIR”
“Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu(Rosatom) Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Devlet Duması’nda yaptığı konuşmada ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir sahanın bize devredilmesi için siyasi bir karar alındığını açıkça dile getirdi. Şimdi detaylar üzerinde çalışıyoruz. Büyük olasılıkla yeni inşaat sahası Sinop adını alacak’ şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bütün itirazlara karşın 2012 yılından itibaren üzerinde çalışmalar yürütülen Sinop Nükleer Güç Santrali’nin yapımı konusunda Rosatom’a sözlü bir taahhüt verildiği anlaşılmaktadır.
Yapımına 2010 yılında başlanan ve 2023 yılında devreye gireceği açıklanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde inşaat çalışmaları halen devam etmektedir. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin maliyeti yapım süreci boyunca sürekli artmış, 17 milyar dolar değerinde bir maliyet hesabıyla başlanılan projenin maliyeti bugün 24 milyar dolara çıkmıştır. Para yutan bir yatırıma dönüşen Akkuyu’dan ders alınmayarak bugün Sinop’ta yapılacak santral için yine Rosatom ile söz kesilmesinin sebepleri anlaşılamamıştır.
“ENERJİ İTHALATIMIZI ARTIRACAĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR”
Hükümet kaynakları söz konusu nükleer santrallerin Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacağını iddia etmektedir. Enerji üretiminin temel sorunu olan yakıt temini yapımı süren ve yapımı planlanan iki santralde de çözülmemiştir. Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri ülkemiz coğrafyasında yok denecek kadar az bulunan uranyum madeninden üretilen yakıt ile çalışacak reaktörler ile donatılacaktır. Rus Rosatom tarafından inşa edilerek, ülkemizde enerji ürettiği halde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne enerji satacak olan girişimlerin enerji ithalatımızı artıracağı açıkça görülmektedir.
Nükleer enerji üretiminde kullanılması mümkün olan toryum madeni açısından zengin yataklarımızın bulunmasına rağmen toryumun enerji üretiminde kullanılmasına ilişkin çalışmalarda gözle görülür bir ilerleme bulunmamakta, merhum Prof. Dr. Engin Arık’ın şüpheli ölümünden önce dile getirdiği ve üzerine çalışmalar yürüttüğü toryumdan temiz nükleer enerji üretimini gerçekleştirecek olan proton hızlandırıcı projesi ilerlememektedir. Türkiye öz kaynaklarıyla temiz enerji üreterek enerjide dışa bağımlılığı sona erdirecek, ucuz enerji teminini sağlayacak projelere ivedilikle ihtiyaç duymaktadır.”
Seyit Torun, Bakan Bayraktar’a şu soruları yöneltti:
“ROSATOM’A SİNOP İÇİN SÖZ VERİLMESİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?”
“Akkuyu Nükleer Güç Santrali yapımı maliyetinin 17 milyar dolardan 24 milyar dolara çıkmış olmasının sebeplerini açıklar mısınız? Akkuyu Nükleer Güç Santralinin devreye alınacağı tarihi açıklar mısınız? Aradan geçen 14 yılda 1 nükleer güç santralini devreye alamayan Rosatom’a Sinop Nükleer Güç Santrali için söz verilmesinin sebepleri nelerdir? Rusya – Ukrayna Savaşı devam ederken, Rosatom Akkuyu ve Sinop Nükleer Güç Santrallerinin optimum sürede bitirilebileceğine dair herhangi bir teminat verebilmekte midir? Sinop Nükleer Güç Santrali’nin yapımı için Rus Rosatom dışında görüşülen ülke ve şirketleri açıklar mısınız? Ülkemizde bulunmayan uranyum madeni ile enerji üretimi yapacak olan, yabancı devletlerin girişimleri ve finansmanıyla inşa edilen, Türkiye Cumhuriyeti Devletine diğer enerji kaynaklarımızın maliyetinin 3 katı fiyatına elektrik satacak olan nükleer enerji santralleri ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını nasıl azaltacaktır?”
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Gıda Toptancıları ve Kuru Gıda Hali Yönetim ve Esnaf Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas, İstanbul Gıda İşletme Kooperatifi Başkanı Mustafa Karlı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurum program çıkışı Şahintepe Mahallesi’nde imar planı sorunu olduğunu söyleyen vatandaşlarla konuştu. Bir vatandaşın yaşadığı sorunla ilgili daha önce yapılan çalışmaları anlatan Kurum, konuşmasını bitirince vatandaşla sarıldı.
“İstanbul sanayisini depreme karşı korumak zorundayız”
Riskli konutlarda olduğu gibi, esnaf ve işyerleri için dönüşüm zorunluluğu bulunduğunu belirten Kurum, “Burada bin 100 esnafımız İstanbul’un ekonomisine, istihdamına hizmet veriyor. Tesisimiz örnek bir dönüşüm modeliyle, ticari dönüşümün Başakşehir’de bin 100 bağımsız bölümünü içeren projesiyle, Avrupa’nın en büyük gıda toptancısı üssü vazifesi görüyor. Aynı zamanda örnek bir dönüşüm projesidir. İstanbul’daki konutlarımız için bir dönüştürme hedefi koyduk. Riskli olduğunu tespit ettiğimiz bir buçuk milyon konutun 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerektiği tüm bilim insanlarımızca ifade ediliyor. 650 bin konutun dönüşümü için bir hedef ortaya koyduk. İstanbul’umuzun 39 ilçesindeki 964 mahallesinde uygulamaya geçireceğiz. Bu uygulamayı nasıl burada gıda toptancılarımızla, milletimizle, esnafımızla el ele vererek gerçekleştirdiysek, İstanbul’un her alanında konutlarımızı yapacağız. İstanbul sanayisini depreme karşı korumak zorundayız. İstanbul ekonominin öncü şehri. İstanbul, hane ekonomisinin güçlenip üretimi ve istihdamıyla ülkemize hizmet eder hale gelsin istiyoruz. 1 buçuk milyon ticari üniteyi merdiven altı dediğimiz risk taşıyan, sıkıntı çeken, gerek esnafımızın gerek vatandaşımızın tam anlamıyla hizmetleri alamadığı bu projeleri, aynı burada yapmış olduğumuz gibi örnek dönüşüm projeleriyle birlikte gerçekleştiriyor olacağız” dedi.
“İstanbul’un üçüncü çevre yolu güzergahında yeni 6 tane lojistik merkez kuracağız”
İstanbul için projelerinin ve çözüm planlarının hazır olduğunu sözlerine ekleyen Murat Kurum, “Buraya bir ‘master plan’ çerçevesinde bakıyoruz. İstanbul’un üretimini devam ettireceğiz. Nitelikli üretimin, yükte ağır değil ama pahada ağır üretim merkezi İstanbul olsun istiyoruz. İstanbul’un üçüncü çevre yolu güzergahında yeni 6 tane lojistik merkez kuracağız. Bu merkezlerde lojistik ürünlerimizi bağlayacağız. Şehrin içindeki yüzde 25 ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine, şehrin kuzeyine alacağız. Bir taraftan trafiği rahatlatırken, diğer taraftan da vatandaşımızın, esnafımızın bu alanda çok rahat iş yapmasına imkan sağlayacağız. Bunun için de lojistik merkezlerimizi, lojistik köylerimizi çok önemsiyoruz. Yine bu projemizi besleyecek İstanbul Havalimanı’nın hemen yanında bir lojistik liman kuruyoruz. Hem lojistik köylerimizle hem de limanımızla esnafımız, Türkiye’nin her yerine, dünyanın her yerine ticaretini çok daha güçlü bir şekilde yapabilecek. 5 yıllık süreçte Başakşehir Belediyemiz kısıtlı bütçe imkanlarıyla 3 kilometre yolu gıda toptancılarına getirmiş. Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’un her yerinde olduğu gibi burada da bir hizmetinin, bir eserinin olmadığını görüyoruz. İstanbul’un ticareti büyüsün, esnafı çok daha güçlü bir şekilde iş yapsın gibi bir dertleri olmadığı için, bu hizmetleri yapmalarını beklemiyoruz. 1 Nisan’da göreve geldiğimizde Rami toptancılarımızın, İstanbul Gıda Toptancıları Çarşımızın yollarını, esnafımızın bizden talebi neyse bu talepleri gece gündüz çalışarak sizlerin hizmetine sunacağız. Bizim sözümüz başkalarına benzemez, biz söz verdik mi o sözü tutarız. Rami toptancıları olarak size kazandıracağız” diye konuştu.
“1 Nisan gelecek dertler bitecek”
31 Mart’taki yerel seçimlerin önemine değinen İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Başakşehir’deki işlerimize, eserlerimize baktığınızda milletimize ne söz vermişiz ve o sözleri nasıl tutmuşuz, hayallerimizi nasıl gerçekleştirmişiz net bir şekilde görürsünüz. Elazığ ve Malatya gibi depremlerde biz 2 saat sonra oradaydık. Deprem bölgesinde hem üzüldük hem ağladık ama bir taraftan da milletimize bir söz verdik. Dedik ki; ‘biz konutları bir yıl içerisinde teslim edeceğiz.’ Hamdolsun Elazığ’da ve Malatya’da konutlarımızı teslim ettik. Sonra gittik evlerinde çaylarını içtik, dualarını aldık. Ardından İzmir’imizde depremler oldu ve yine biz oradaydık. Milletimizle el ele verdik ve güzel İzmir’imizin yarınları için hep birlikte mücadele ettik. 25 yıl yönetilen üzgün ve kırgın olan İzmir Bayraklı’da en güzel konutlarını söz verdiğimiz gibi yetiştirdik. En son 11 ilimizde 14 milyon vatandaşımızı etkileyen asrın felakette biz yine oradaydık. Bir seferberlik anlayışıyla, 3 ayda yapmış olduğumuz çalışmayla tam 180 bin konutun inşasını başlattık. Dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz. Biz orada bugüne kadar sözlerimizi nasıl tuttuysak bundan sonra da ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un esnafı için, İstanbullu kardeşlerimiz için bu hizmetleri yapacağız. 1 Nisan gelecek dertler bitecek, 1 Nisan gelecek İstanbul gülecek, 1 Nisan gelecek Rami toptancısı gülecek, İstanbulluların yüzü gülecek diyorum” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da esnafımızın her anında hep yanında olacağız”
Mevcut İBB yönetimi tarafından iş insanlarının ve esnafın ihmal edildiğini dile getiren Kurum, “Biz söz verdik mi sözümüzü tutarız. Çünkü icraat, hizmet ve belediyecilik bizim işimizdir. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliği tarafından 5 yıldır ihmal edilen iş insanlarımızın, sanayicilerimizin, esnafımızın, işçi ve emekçi kardeşlerimizin tüm endişelerini biz gidereceğiz. Mevcut İBB yönetimi tarafından İstanbul’un ticaretine, ekonomisine, emekçilerine karşı oluşturulan o çözümsüzlük ortamını gelsin görsünler. Bekledikleri o hizmeti alamadıklarını görecekler. Geriye dönüp baktıklarında dediklerinin aksine buradaki esnafın huzursuzluğunu, mutsuzluğunu görecekler. İstanbul’da esnafımızın her anında hep yanında olacağız. 31 Mart’ta hep birlikte ‘Yeniden İstanbul’ diyeceğiz, ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz. Hep birlikte İstanbul’un 571 yıllık onurunu ve gururunu yeniden ayağa kaldıracağız. Esnafımızla buradaki toptancımızla, Başakşehirli hemşerilerimizle, kardeşlerimizle birlikte el ele verip İstanbul’un yeniden yükselişini ve dirilişini başlatacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’un deprem korkusu için 650 bin konut inşa edeceğiz”
Murat Kurum, İstanbul’da beklenen depreme değinerek, “Biz dertliyiz. Dert insanı yollara düşürürmüş. ‘Aşk ile çalışan yorulmaz’ derler. Biz aşkla, sevdayla İstanbul için hizmet etmeye geliyoruz. Bu mücadeleyi vermeye geliyoruz. Allah’ın izniyle, milletimizin destekleriyle bu işleri bugüne kadar nasıl yaptıysak, bundan sonraki süreçte de milletimizin ne sorunu varsa onu dinleyen o sorunu gideren tarafta olacağız. Bir elimizle metro şantiyeleri yaparken, diğer elimizle İstanbul’un deprem korkusu için 650 bin konut inşa edeceğiz. Bir elimizde İstanbul’un gençleri için yeni yeşil alanlar üretirken, diğer elimizde İstanbullu esnaflarımız için yeni sanayi sitelerinin inşasını gerçekleştireceğiz. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların, bahanelerin arkasında bulamayacaksınız. Bizi aradığınızda biz esnafımızın yanında olacağız, bizi aradığınızda o metro şantiyelerinde çalışacağız. Deprem dönüşüm konutlarında, şantiyelerde milletimizle el ele vereceğiz. İstanbul’umuzun geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” sözleriyle konuşmasını noktaladı.
“Normalde yüzde 45’e kadar yapılan kesinti yüzde 26 olarak kesildi”
Program sonrası Şahintepe Mahallesi’nde imar planı sorunu olduğunu ileten vatandaşlarla konuşan Kurum, “Başakşehir Şahintepe’de 4 yıl önce geldiğimizde vatandaşımız şunu istedi; ‘Sayın Bakanım biz burada parsel ve ada bazında dönüşmek istemiyoruz. Bizim parsellerimiz küçük. Bizim parsellerimizi küçültecek yeni bir imar planı yapın’ dediler. Bizde 1 yıl içerisinde sizin imar planınızı yapacağız dedik. 1 yıl sonrada imar planınızı gerçekleştirdik. Planlarınızı ve imar uygulamanızı yaptık. İmar uygulaması ile birlikte bazı arkadaşlar Arnavutköy’e gitmiş. Sonra kendi mahallesinde yaşamak istiyor dediler. Sonra o imar uygulamasını düzenledik. Şahintepe’deki vatandaşımızı geri Şahintepe’ye geçirdik. İmar planı onaylandı. Şahintepe’de vatandaşlar evini ister kendisi, ister TOKİ ile, ister belediyeyle kim ile yapmak isterse yapsın istedik. Sonra yaptığımız bu plan çerçevesinde imar uygulaması tamamlandı, ilk inşaatlara da başlandı. 2-3 parselde Başakşehir Belediyesi ile anlaştı. Belediye inşaatları yürütüyor. Diğer parseller kimle yapmak isterse özgürdür. Oradaki evlerin dönüşümünü istiyoruz. Bu imar planında yeşil alan, okul ve yol için yüzde 26 kesildi. Normalde yüzde 45’e kadar yapılan kesinti yüzde 26 olarak kesildi. O kesilen yüzde 26 okul, yol, ve kreş olsun diye kesildi. Vatandaşımız kendi evini yapmakta serbesttir. Başvurup imar planına göre kendi inşaatını yapmak isteyen her bir vatandaşımız evini yapabilir. İmar planında ve uygulamasında bir eksiklik varsa, Başakşehir Belediye Başkanı sizleri toplayıp bundan önce olduğu gibi o eksiği yine düzeltiriz. O eksikleri beraber gidereceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Keşan Belediyesi önünde bir araya gelen 20 at arabacısı, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı, şimdi AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un Keşan’a geldiğini önce 104, ardından 40 triportörü hak sahiplerine teslim edildiğini anlattı. Geri kalan 20 at arabacasının da hak sahibi olduğunu öne süren at arabacıları triportörler için söz verildiğini ama bu sözlerin 3 yıldan bu yana tutulmadığını belirtti.
Burada konuşan at arabacıları, “3 seneden beri bu sorunun çözümü için belediye ile görüşüyoruz. Triportörler için bize söz verdiler. Ama sözlerini yerine getirmediler. Triportörleri alanlar ekmeklerini kazanıyorlar. At arabalarını koşanlar ekmeklerini alamıyor. Başkan triportör vermediği 20 at arabasına plaka verdi. Bu plakaları kullanın kimse size dokunmayacak dedi. Ormana gide gele bu beygirlerimiz sakat oldu. Bir arkadaşımız ormana gittiğinde 56 bin lira ceza yedi. Hep ormana beygir koşmayacağız. Biz de triportörlerimizi istiyoruz. Bu at arabaları da Keşan’dan men olsun. Bir at arabası takımı ve atıyla 35 bin TL. Biz ekmeğimizi almak için triportör istiyoruz. Millet artık at arabasına iş yaptırmıyor, piyasaya çıkıyoruz ekmeğimizi almaya, çavuş geliyor, alın beygirlerinizi alın gidin diyorlar. At arabaları yasak diyorlar. Yasağı kaldırmamız için birer tane plaka verildi bize. Plakalarınızı görenler size ceza yazmayacak işinize devam edeceksiniz dedi başkan bey. Ama biz ormana gitmekten bıktık, at arabasına da bu insanlar binmiyor. At arabası ile de işimizi yapamıyoruz” dedi.
Bir at arabacısının hayvanseverlerle ilgili söyledikleri de dikkatleri çekti, kendisinin hayvanseverlere seslendiğini belirten bir kişi şunları söyledi:
“Hayvansever kardeşlerimize, arkadaşlarımıza şunu söylüyorum; Biz bu hayvanlara bakamıyoruz zaten. Keşan Belediyesi bize verdiği sözleri yerine getirmedi. Niye bu sözleri yerine getirmiyorsunuz? Bu vatandaşı 4 senedir oyalıyorsun, koskoca Keşan’ı yönettin. Burada 20 vatandaşımızı mağdur ediyorsun, bu sözler verildi. Yerine gelmesi lazım, bunu bakanlıkta biliyor, Murat Kurum Keşan’a geldiğinde bize söz verdi tokalaştı. Bu sözler niye yerine gelmiyor? Buradan atları kaldırma projesi yapmışsın bu projeyle de Türkiye çapında ödül almışsın. Bu projeyi sen niye yarım bırakıyorsun ki. Madem kaldırıyorsun tam kaldır, bu 20 vatandaşımızın işini gör. Verdiğin sözleri yerine getir başkanım biz sizden bunu talep ediyoruz. Olay budur. Başka istediğimiz bir şey yok.”
Eşinin rahatsız olduğunu ve bu işle geçinmeye çalıştığını ve evini geçindirmeye çalıştığını belirten bir kadın da “Kocama da triportör vereceklerdi. Ama 4 seneden beri vermediler. Triportörleri alanlar bunları satıyor sonra yine beygir alıyorlar. Doğru konuştun mu 9 kapıdan kovuluyorsun. 20 kişinin triportörlerini versinler. Beygirleri de Keşan’dan men etsinler. Sözlerini yerine getirsin” diye konuştu.
Başkan Yardımcısı Yakup Balcı’nın kendilerine defalarca söz vermesine karşın bu sözü yerine getirmediğini de belirten bir yurttaş, “Bizi meclis salonunda topladı. Bize söz verdi. Başkan yanımızda bakanı arıyor, bakandan söz aldım diyor. Keşan da yaşayan 20 at arabacısı olarak sadece hakkımızı istiyoruz. Biz ekmeğimizin peşindeyiz” dedi.
“ŞU BELEDİYEYE YALAN MAKİNESİ KOYALIM, MAKİNE YANAR”
Keşan Belediyesi yöneticilerinin geçen seneden beri kendilerini bugün yarın diyerek oyaladıklarını iddia eden at arabacıları, “Bizlere bakanımız, Keşan’a geldiğinde söz verdi. Ondan sonra Belediye Başkanımız Mustafa Helvacıoğlu da ‘gönderilecek, gelecek, geliyor’ diyerek bizleri hep oyaladı. Para geldi dediler, hesaplarınıza yatacak dediler ama hep yalan söylediler. Şu belediyeye yalan makinesi koyalım, makine yanar. Bizler verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz” dedi.
Keşan’daki at arabacıların artık iş yapamadığını ve bu nedenle de ormana odun toplamaya gitmek zorunda kaldıklarının altını çizen vatandaşlar, bir at arabacısının ormandan odun toplarken yakalandığını ve 56 bin TL ceza yediğini söyledi.
]]>TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçilmeden önce AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
“SEN FETÖ’NÜN DANİSKASISIN”
Kürsüde Genel Kurul’a hitap eden CHP Şanlıurfa Milletvekili Tanal, AK Parti Ankara Milletvekili Gökçek’e yönelik olarak “FETÖ’nün okullarında okuyan sen değil misin? Gırtlağına kadar haram yiyen sen değil misin? Sen FETÖ’nün daniskasısın! FETÖ’cü arıyorsan bak, bakan burada. Bekir Bey, FETÖ için ‘O muhteremdir’ diyordu. Hepiniz Bekir Bey gibi değil misiniz?” dedi.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal“BEN O SÖZLERİ LAĞIMA ATTIM, ORADAN ELİNİZİ SOKTUKÇA ELİNİZ DE AĞZINIZ DA KİRLENİR”
Bunun üzerine Bozdağ, şahsına dönük iftirayı reddettiğini dile getirerek, “Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fethullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.” ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ“SAMANYOLU TV’NİN ÖNÜNDE ZIRLADIN”
AK Partili Osman Gökçek de söz alarak Tanal’a cevap verdi. Gökçek, “FETÖ’ye operasyon yapıldıktan sonra Samanyolu TV’nin önünde zırlayan kişi sizsiniz Sayın Mahmut Tanal. Orada kapılarda hüngür hüngür ağlarken, insanlar size geldiklerinde onları savunan sizdiniz. Geçmişi yargılamaya kalkarsak, Özgür Özel Yahyalar Koleji’nden kızına ödül almıştır. Fethullah Gülen’in bir terörist olduğu devlet tarafından ilan edildikten sonra Adem Yavuz Arslan gibi insanlar Sayın Kılıçdaroğlu’nu desteklerken sizler tek bir kelime dahi etmediniz. PKK terör örgütü sizi destekledi, ses çıkarmadınız. FETÖ sizi destekledi, ses çıkarmadınız.” dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek“ESKİDEN UCUZ BİR ARABAYA BİNERDİN”
CHP’li Gökhan Günaydın’a da laf atan Gökçek, “Sen kendi sekreterine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden hangi arabaları aldın Gökhan Günaydın. Eskiden ucuz bir arabaya binerdin. Ekrem İmamoğlu’yla aran iyi olduktan sonra hangi arabalara biner oldun.” ifadelerini kullandı.
“SİZİN ÇÖPE ATTIĞINIZ SÖZLER VE EYLEMLER YÜZÜNDEN BİR SÜRÜ İNSAN HAPİS YATIYOR”
Tartışmaya katılan Günaydın, söz alarak “Sayın Meclis Başkanı da, buraya çıkan milletvekilleri de diyorlar ki, ‘Geçmişe ilişkin sözlerimizi çöpe attık.’ Valla Türk Ceza Kanunu insanların ne zaman hangi maddeyi çöpe attığına bakmıyor. Sizin çöpe attığınız sözler ve eylemler yüzünden bu memlekette bir sürü çorbacı, boyacı yıllarca hapis yatıyor. Kendinizi böyle kurtaramazsınız. Arkadaşlarımız söyledi, teker teker söyleyin hanginiz FETÖ’nün okulunda okumadınız? Hanginiz Bank Asya’ya para yatırmadınız? Hanginiz teker teker Pensilvanya’ya gitmediniz? Gerçeğin ne olduğunu biliyoruz.” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın“BU MEMLEKETTE HUKUK OLSA SEN DIŞARI ÇIKAMAZSIN”
Gökçek’e de cevap veren Günaydın, “Ya bu ne biçim kader ki Melik Gökçek’in oğlu Osman Gökçek bana dürüstlük dersi vermeye çalışıyor. Osmancığım ben senin gibi laftan kaçmam. Bu memlekette hukuk olsa sen dışarıya çıkamazsın. Şimdi de söylediğin soruya cevap vereyim. Benim bir tane arabam var, 2006 model. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü Kadriye Hanım benim sekreterim değil. Benim mecliste çalışan sekreterim dışında bir sekreterim yok.” dedi.
BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
AK Partili ve CHP’li milletvekilleri arasındaki tartışmanın büyümesi sonrası Meclis Başkanı Bekir Bozdağ, birleşime yarım saat ara verdi.
]]>ERKAN KARACA
CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Kuruçay TOKİ Konutlarında Saliha Keleş isimli vatandaşın evine konuk olarak, kısa süre önce teslim edilen evlerle ilgili yaşanan sorunlara idikkati çekti. Keleş, “20 yıldır ben AKP’liyim. Bu parmaklarımı kesmek istiyorum verdiğim oya. 20 yıldır yalan konuşmuyorum bak. Yetim aylığı alıyorum. 4 bin 300 TL maaşım yeni oldu. Benim doğal gazım 360 lira geldi. Elektriğim gelecek. Şofben suyumun faturası gelecek, bin 200’de buraya ödüyorum. Hani ne kaldı” dedi.
CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Kuruçay TOKİ Konutlarında Saliha Keleş isimli vatandaşın evine konuk olarak sorunları dinledi. Tahtasız, “Çorum Belediye Başkanı burada sözler verdi. AKP Milletvekili ve İl Başkanı da söz verdi. Söz kişinin aynasıdır. Ben buradan AKP Milletvekillerini, Belediye Başkanını ve il başkanını göreve davet ediyorum. Bu TOKİ ile görüşün bu vatandaşlarımızın, dul ve yetimlerin 4 bin 300 lira ile nasıl geçinecek? Bir de üstüne üstelik petek yanmıyor, asansör çalışmıyor. Burada bu insanlarımızı mağdur etmeyin” diye konuştu.
“743 KONUTTAN SADECE YÜZDE 10’U TESLİM EDİLDİ”
Tahtasız, şunları söyledi:
“Kuruçay TOKİ’deyiz. 2018 yılında temeli atılan 743 konuttan sadece yüzde 10’u teslim edildi. O da bizlerin uğraşı sonrasında oldu çünkü seçim öncesi söz verdiler. Normalde burası 2020- 2021 yılında teslim edilecekti ama maalesef teslim edilmeyince bizlerin baskısıyla, halkın isyanıyla burada 7. ayın 1’inde verecekleri anahtarları maalesef 10-15 gün önce verdiler. Evine taşınan Saliha Keleş ablamızın evindeyiz, çay içemeye geldik sağ olsun ama bir türlü sorunlar bitmiyor. Bir çok marangozun eksikleri var. Peteklerinin yanmadığını söylüyor. Neler yaşıyorsunuz bu süreçte?”
Ev sahibi Saliha Keleş isimli vatandaş ise şöyle konuştu:
“Neler yaşıyorum geldim geleli bir yandı 10 gün oldu, 2 gün yandı diğer zamanlar peteklerim hiç yanmıyor. Basınçlı su yapmıyormuş. Gidiyorum ofislere ‘tamam tamam hallederiz’. Gönderiyorlar suyu basıyorlar ertesi gün yine. Camla çerçeveyle eleman koşturuyorum. Usta koşturuyorum. Cereyanlı ocakla oturuyorum ben. Ofise gittim. Bana ‘Ankara’yı ara diyor’ TOKİ. Ankara’yı ara, ya ben Ankara’yı ne ara arayayım. Nereden çıkarayım ben. Seni devlet niye oturturmuş TOKİ’ye, ofise, muhatap bulamıyorum. Aşağı müteahhide gidiyorum. Müteahhit de, ‘tamam biz liste aldık tamam hallederiz’ diyor ama ben soğukta durmak zorunda değilim. Asansörler çalışmıyor zaten. 60 yaşındayım ben zaten in çık, in çık nereye kadar yani?”
“AKP’YE OY VERDİĞİM İÇİN PARMAKLARIMI KESMEK İSTİYORUM”
Mağduriyetini dile getiren Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“20 yıldır ben AKP’liyim. Bu parmaklarımı kesmek istiyorum verdiğim oya. 20 yıldır yalan konuşmuyorum bak. 20 yıldır geldi hükümete veriyorum ama bu saatten sonra asla ve asla bana istediklerini yapsınlar, devlet bana ne yapacaksa yapsın ben yine arkasındayım ben mağdurum. Bana yardımcı olun. Ben babamdan yararlanıyorum. Yetim aylığı alıyorum. 4 bin 300 TL maaşım yeni oldu. Benim doğal gazım 360 lira geldi. Elektriğim gelecek. Şofben suyumun faturası gelecek, bin 200’de buraya ödüyorum. Hani ne kaldı? Bilemiyorum işte böyle çoluğa çocuğa oğlum bu ay sen mi alırsın, kızım bu ay sen mi alırsın alışverişi diyorum.”
“BURADA İNSANLARIMIZI MAĞDUR ETMEYİN”
Mehmet Tahtasız da, “Burada biz bir anahtar teslim töreni yaptık. Sahte yok dediler. Burada tören yaptık o törende bende vardım. Çorum Belediye Başkanı burada sözler verdi. AKP Milletvekili ve İl Başkanı da söz verdi. Söz kişinin aynasıdır. Ben buradan AKP Milletvekillerini, Belediye Başkanını ve il başkanını göreve davet ediyorum. Bu TOKİ ile görüşün bu vatandaşlarımızın, dul ve yetimlerin 4 bin 300 lira ile nasıl geçinecek? Bir de üstüne üstelik petek yanmıyor, asansör çalışmıyor. Burada bu insanlarımızı mağdur etmeyin” şeklinde konuştu.
]]>
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesi Adana’da Uğur Mumcu Meydanı’nda halka hitap etti. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, yapılan hizmetlerin gururunun 85 milyon olarak herkese ait olduğunu söyleyerek, “Milletçe inandık, çalıştık, yılmadık ve hamdolsun başardık. Tabii bunlar sadece birer başlangıçtı. Önümüzdeki yıllarda inşallah çok daha fazlasını, daha modernini, daha gelişmişini, daha güçlüsünü, daha ilerisini yapacağız. Eminim sizler de takip ediyorsunuz. Şimdi uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız ve şu anda Deniz Kuvvetlerimiz çalışmayı yürütüyor. Kısa bir zamanda inşallah bir üst segmentini yaparak, ha biz yaparız dedik mi yaparız ve yapacağız. İçimizdeki müzmin muhalifler ve mankurtlar anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde son dört gündür ‘KAAN’ konuşuluyor. Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Umutlarını Türkiye’ye bağlamış dostlarımız bizim bu başarılarımızla gurur duyuyor. Elbette rakiplerimiz de endişeye kapılıyor. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki bizdeki muhalifler, KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlum olanların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor. Türkiye’nin başarıları bizim azmimizi arttırırken, dost ve kardeş ülkelere de cesaret aşılıyor. Özgüven kazandırıyor. İnşallah bu umutları boşa çıkarmayacağız. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Gençler bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız” diye konuştu.
Erdoğan, Adana’nın her dönemde yaptığı gibi Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de lokomotifi olacağını ifade ederek, “Tabii bunun için 31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor. Bugün burada sizden bunun sözünü almak istiyorum. Söz mü? Söz mü? Söz mü? Benim bildiğim Adanalı delikanlıdır, sözünün eridir. Verdiği sözde durur. Biz ülkemize ve şehirlerimize yeni vizyonlar, yeni hedefler gösterirken arkamızdaki güçlü altyapıya güveniyoruz. Türkiye’nin yirmi bir yılda nereden nereye geldiğini, akıl ve vicdan sahibi herkes kabul edecektir. İşte bu anlayışla Adana’ya da 21 yılda çok büyük yatırımlar yaptık. Sanayi ve teknolojide iki yeni organize sanayi bölgesi, üç endüstri bölgesi, bir teknokent, on iki araştırma geliştirme merkezi ve sekiz tasarım merkezi kurduk. Tarım ve Orman Bakanlığımız eliyle Adana ve Karataş Organize Tarım Bölgelerini hayata geçirdik. Şimdi de şehrimize bir kimya organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalara başladık. İstihdamı desteklemek için Adana’daki işverenlere toplam milyarlarca lira destek verdik. Enerjide yaklaşık 224 bin abonesi olan şehrimize tüm ilçeleriyle birlikte doğal gaz imkanı sağladık. İnşallah 31 Mart’ta Adana’yı Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturduğumuzda çok daha fazlasını yapacağız” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra adayları tek tek sahneye çağırıp tanıtımını yaptı. Erdoğan, mitingin ardından Adana Ticaret Odası yeni binasının açılışını yapıp kentten ayrılacak. – ADANA
]]>Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ile Fatih Caddesi’ndeki esnafı ziyaret eden Kurum, burada vatandaşlarla görüştü, onları dinledi ve çocuklara oyuncak hediye etti.
Kurum, ziyaretlerin ardından katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, adaylığı açıklandığı günden beri İstanbul’u karış karış dolaştığını söyledi.
Açıkladığı projelerden olumlu dönüşler aldıklarını ve bu güvenin birilerini telaşlandırdığını belirten Kurum, “İstanbul’da hangi görüşten olursa olsun tüm kardeşlerimiz istisnasız tüm annelerimiz, gençlerimiz bizlere güveniyor, bizlere inanıyor, verdiğimiz sözlere inanıyor. Çünkü biliyorlar ki biz bir söz verdik mi o sözü tutarız. Biz bu güveni asla boşa çıkarmayız. Bundan önce ne söz verdiysek sözlerimizi yaptık, tarlada izimiz var. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz afetlere gittik, söz verdik, sözümüzü tuttuk. Biz milletimizin o en zor anında yanında olduk. Orada beraber üzüldük, beraber ağladık ama hamdolsun sözlerimizi bir bir tuttuk. İnşallah Bağcılar’da sözünü tutacak.” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde verdiği sözleri hatırlatan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Şimdi sen utanmadan, sıkılmadan ‘Ben böyle sözler vermedim.’ diyorsun. Yahu sana kim inanır? Şimdi çıkmışlar ne diyorlar? ‘İsrafı bitirdik, hizmeti getirdik.’ öyle değil mi? Bağcılar Meydanı’ndan buradaki Bağcılarlı kardeşlerimle birlikte kendilerine soruyoruz, ‘100 bin konut’ sözü verdiniz, yapmadınız. ’15 bin sosyal konut’ dediniz, yapmadınız. Bunca parayı nereye harcadınız? Söz verdiğiniz yeşil alanların hiçbirini yapmadınız, bunca imkanı nerede kullandınız? ‘İstanbul’a yüzlerce park, bahçe yapacağız.’ dediniz, onu da yapmadınız. İstanbul’un kaynaklarını nereye kullandınız? On binlerce kadınımıza ‘İş bulacağım, İSMEK’i büyüteceğim, her kadın meslek sahibi olacak.’ dediniz, yapmadınız. Şu güzel annelerimizin, kadınlarımızın parasını nereye kullandınız? Siz israfı bitirip, hizmet getirmediniz. Siz israfı getirip İstanbul’u bitirdiniz.”
Kurum, kendilerine yöneltilen “650 bin konutu nasıl yapacak?” sorusuna, şöyle yanıt verdi:
“Bağcılar’dan cevap veriyorum, aslında yanıma gelsen şöyle biraz staj yapsan, gelsen biraz afetlerde yanımda olsan, başka yerlere gideceğine bunları öğretiriz sana ama senin öğrenmek gibi bir derdin yok ki. Şimdi ben anlatıyorum nasıl yapacağımızı, sizin reklam bütçesine ayırdığınız kaynakları biz kentsel dönüşüme harcayacağız. Sizin kariyer inşa etmek için harcadığınız kaynakları, biz Bağcılar’ın yuvalarını inşa etmek için harcayacağız. Sizin sosyal medya trollerine harcadığınız paraları, biz İstanbulluların hizmetine harcayacağız. Sizin CHP’yi ele geçirmek için savurduğunuz kaynakları, biz İstanbul’un projelerinde kullanacağız.”
İstanbul için projelerini açıkladıktan sonra rakiplerinin telaş içinde olduğunu belirten Kurum, şunları kaydetti:
“Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Sürekli yeni bir şeyler deniyorlar, farklı farklı gündemlerin peşinde koşuyorlar. Bu sefer de İstanbul’un hemen her ilçesinde bizim afişlerimizi, pankartlarımızı indiriyorlar. Bakın açık söylüyorum, Büyükşehir’in zabıtaları eliyle afişlerimizi söktürmeleri demokratik olgunluk sahibi olmadıklarını, gençlerimizin emeklerine saygılı olmadıklarını göstermiştir ama ben burada o afişleri asan bu davanın gençlerine, neferlerine söz veriyorum. İstanbul’u bu demokrasi düşmanı tutumlardan, bu algıcılardan ilelebet kurtarmak için 31 Mart akşamına kadar gece gündüz demeden çalışacağız.”
İstanbul’un bir tehlike girdabına sokulmak istendiğini aktaran Kurum, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün maalesef milletin gözleri önünde İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, Kandil uzlaşısıyla paylaşılmak istenmektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta, bir tarafta meclis üyelikleri dağıtılmakta, kapı arkasında, otel odalarında bir bir bu adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur. Siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapan bizzat kendisidir. İstanbul’u bu duruma düşürenler şunu asla unutmasın, tarihten bu yana İstanbul ne zaman pazarlık konusu yapılsa, ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna asla izin vermemiştir, o kirli kapı arkası anlaşmaları milletimiz bozmuştur.”
Her zaman Bağcılar’ın yanında olacaklarını kaydeden Kurum, göreve başladıkları anda bir yandan Mahmutbey, Ateştuğla ve Çiftlik kavşakları projelerini yaparken, diğer yandan Kirazlı-Halkalı, Mahmutbey-Esenyurt metrolarını süratle inşa edeceklerini, ilçedeki iki önemli bölge olan Güneşli ve Çiftlik meydanlarının metroyla buluşacağını bildirdi.
“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız”
Mitingin ardından Kurum, Bağcılar Belediyesi e-Spor Merkezi’ni ziyaret etti, burada gençlerle oyun oynadı.
Kurum, burada yaptığı açıklamada, bu tür merkezlerin sayısını artıracaklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız. İstiyoruz ki gençlerimiz burada, güvenli ortamlarda vakit geçirsinler. Gençlerimiz geleceğe daha güvenli bakacakları bu adımları buralarda atabilsinler. Çok farklı yetişsinler, gençlerimiz sadece yarının gençliği değil, bugünün de gençliği, bugünün de karar vericileri. O yüzden gençlerle inşallah bu tesislerimizin sayısını arttıracağız.”
Bir gazetecinin “Kentsel dönüşüm destek paketinde artış olacak mı?” sorusuna Kurum, şöyle cevap verdi:
“Tabii ki artacak, ‘Yarısı Bizden Kampanyası’yla ilgili süreci 1 Nisan itibarıyla yürüteceğiz. Siz de şahit oldunuz, aşağıda bir annemiz ‘Benim evimi de bir an önce dönüştürün.’ diyor. Bizim nisan itibarıyla başlayacağımız en önemli işlerden biri kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü ve bu kapsamda da süreç içerisinde biz inşaat faaliyetlerini yürüttükçe; gerek güncellemeler yapacağız gerek farklı iyileştirmeler yapacağız. Vatandaşımızla el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız. Deprem bu şehrin bir gerçeği dolayısıyla bu gerçekle mücadele etmek zorundayız.”
Kurum’a ziyaretlerinde Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker ve partililer de eşlik etti.
]]>Osmangazi ilçesinde görev yaptığı 15 yıllık süre boyunca ilçeye dev eserler kazandıran Başkan Dündar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarafından 4. defa aday gösterildi. Bir dönem daha Osmangazi’de görev yapmak ve ilçeye yeni büyük eserler kazandırmak için kolları sıvayan Dündar, seçim çalışmaları çerçevesinde ilçeyi karış karış gezerek bu zamana kadar yaptığı eserleri ve yeni dönemde yapacağı projeleri anlatarak vatandaşlardan yeni dönem için destek istiyor. İlçeye kazandırdığı güzel eserlerden ve vatandaşların taleplerine anında çözüm bulduğu için gittiği her mahallede büyük sevgi gösterisi ve ilgiyle karşılanan Başkan Dündar’ın son durağı ise Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı oldu. Çarşıda ayakkabıcı esnafıyla bir araya gelerek kahvaltı yapıp onların istek ve taleplerini dinledi.250 tane imalathane bulunan Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, yılda 25 milyon dolarlık üretim yapan, yurt için ve yurt dışına satış yaparak Bursa’ya büyük katkı sağlayanayakkabıcı esnafının daha iyi şartlarda üretim yapması için Başkan Dündar destek sözü verdi.
“15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik”
Çalışkan ve üretken ayakkabıcı esnafıyla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı MustafaDündar, “Sizler Bursa’nın ve Türkiye’nin enmütevazive üretken esnafısınız. Burada üretilen ürünler Türkiye’nin her yerine ve dünyanın farklı ülkelerine gidiyor.Bu çarşısının 20 yıl önceki ve şuanki halini buradaki esnafımız daha iyi biliyor.Bizler geçtiğimiz yıl çarşıda bizden talep edilen boya işlerini kısa sürede yaparak çarşımıza hizmette bulunduk. Buradaki esnafımızın üretim yapması ve şartlarının uygun olması önemli. Bu konudaüzerimize düşen görevin en iyisini yapacağız inşallah.AyakkabıcılarÇarşısı’nın bulunduğu alan Vişne Caddesi gibi neden olmasın. Biz ayakkabıcılar çarşısının daha cazip hale gelmesi için çalışmayı esnafımızla birlikte yapacağız. Burası hareketli ve çalışan bir bölge. Bu çarşıda üretilen ürünlerin pazarı var piyasada ciddi söz sahibi, bize düşen görev ise bu üretim ve satış şartlarını daha iyi hale getirmek, bu ise esnafımızla birlikte ortak alacağı karar ve adımlarla olacaktır. Biz belediye olarak esnafımızı en iyi şartlara kavuşturmak için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Biz çok söz vermeyiz ama gayret gösteririz. Bilmediğimiz konu hakkında konuşmayız. Birlikte karar alıp bir söz veriyorsak, bunu da başarırız inşallah. Biz,Osmangazi ilçesinde 15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik. Biz büyük işlere imza attık” dedi.
Başkan Dündar’ın Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’na yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Sanatkarlar Odası Başkanı Servet Kaynar da, “Bizimle bir araya gelip sıkıntılarımızı dinleyen Başkanımız Mustafa Dündar’a çok teşekkür ediyoruz. Biz esnafımızın sıkıntılarıyla ilgili Mustafa Dündarbaşkanımızı ne zaman arasak bize yardımcı oldu. Biz başkanımızın en üst seviyede hizmetlerini biliyoruz. Bu hizmetlerin devam edeceğine de inanıyoruz.” İfadelerini kullandı. Başkan Dündar, sohbet toplantısının ardından ayakkabıcılar çarşısını gezerek, imalat yapan iş yerlerini ziyaret etti. – BURSA
]]>Fetih yetkilisi Saydam, işgal altındaki Batı Şeria’nın el-Bire kentinde bulunan ofisinde, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Fetih Hareketinin Filistinliler arasında uyum sağlanmasına odaklandığını ifade eden Saydam, “Hamas’ın da uluslararası hukukla uyumlu uzlaşı ve vizyon doğrultusundaki Filistin siyasi denkleminde olması gerekiyor.” diye konuştu.
“(Refah kenti) Filistin halkı için ya zafer ya da mağlubiyet olacak”
Filistin ulusal mücadelesinin son durağı olan Gazze Şeridi’nin güneyinde yaklaşık 1,5 milyon insanın sığındığı Refah kentine odaklandıklarını vurgulayan Saydam, şunları kaydetti:
“Filistin halkı için ya zafer ya da mağlubiyet olacak. Beklenen zafer de saldırılar karşısında tehcirin engellenmesi, akan kanın durması ve saldırılara son verilmesidir. Özellikle de benzeri görülmemiş kalabalığın oluştuğu Refah kentinde işlenen suçların önüne geçilmesi için uluslararası bir duruş olmalı. Her kilometrekarelik alanda 27 bin Filistinlinin toplandığından söz ediyoruz. Dolayısıyla İsrail’in orada şimdiden belli olan bir katliamla insanları daha da dar bir alana sürükleyecek.”
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den beri işlediği katliamlara dikkati çeken Saydam, “Filistinlilerin duygularını anlamlandıracak sözcük kalmadı. Çünkü soykırım savaşı, katliam ve savaş suçlarıyla sınırları aştı.” şeklinde konuştu.
Saydam, “dünyanın gözü önünde” Filistin halkına dayatılan bir soykırıma tanıklık edildiğini, düzenlenen halk protestolarının yanı sıra zirvelerin ve Uluslararası Adalet Divanının dahi bu trajik manzaranın önüne geçmede başarılı olamadığını söyledi.
“Filistin uzlaşı hükümetini Devlet Başkanı Abbas kuracak”
Gelecekte Gazze Şeridi ve tüm Filistin için bir teknokratlar hükümetinin kurulmasından söz edildiğinin altını çizen Saydam, “Bir hükümeti kurma konusu gündeme gelince Filistin siyasi oluşumlarıyla ilgili tüm detayları göz önünde bulunduracağız. Yani bir uzlaşı hükümeti olacak. Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından teknokratlardan oluşturulacak hükümet, tüm Filistinliler arasında uzlaşı hükümeti olarak kabul görecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Bunun “anlaşamadıkları herkesle aynı masada oturacakları” anlamına gelmediğini, Filistinli siyasi muhaliflerin de olacağını vurgulayan Saydam, Fetih Hareketi olarak herkesin kabul edeceği ve üzerinde anlaşacağı kolektif bir stratejiye odaklandıklarını ifade etti.
Cezayir ve Mısır’ın el-Alameyn kentinde Hamas’la mutabık kaldıkları eksenler olduğunu, bunların da Fetih Hareketi ile Hamas arasında birleştirici olmasını istediklerini aktaran Saydam, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarından sonra kurulacak Filistin hükümetine ilişkin bölgesel önerilere de değinerek, “Bize bölgesel öneriler geldi ancak konuyu karara bağlama yetkisi Filistin yönetimindedir ve yakında olacaktır.” dedi.
Fetih yetkilisi Saydam, hükümetin kurulması için dünyanın Filistin halkı için ne planlamak istediğinden çok kapsamlı Filistin çerçevesinin anlaşılması gerektiğini kaydetti.
Filistin yönetiminde reformlar
Filistin yönetiminde, reformların konuşulduğu eski Devlet Başkanı ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yasir Arafat’ın dönemi olan, 2002 yılında yaşananların tekrarlanmaması gerektiğini dile getiren Saydam, “İsrail’in aşırı sağcı hükümetinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun etrafında haklarında davalar açılan 10 suçlu oturuyor. Buna rağmen burada İsrail’in içinde reformdan söz eden kimseyi göremiyoruz.” dedi.
Filistin’e gelince “sanki sürekli yönlendirilmeye ihtiyacı varmış gibi” bir yaklaşımın söz konusu olduğunu ifade eden Saydam, bu yaklaşımları “devam eden bir sömürgecilik uygulaması” olarak nitelendirdi.
Netanyahu’nun Gazze Şeridi’ne topyekün saldırılarını başlattığı ilk günden itibaren orada işlediği suçların üstünü örtmek için Filistin’de reform konusunu gündeme getirdiğine dikkati çeken Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birileri Gazze’ye yönelik saldırılarda zaman kazanmak için seni temel konudan uzaklaştırarak başka bir konuyla meşgul etmek istiyor. Bizler de bunları fark ediyoruz. Filistin yönetimi, 7 Ekim 2023’ten önce reformlara başlamıştı ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bizler zaten kamu kurumlarından herhangi birinin sürekli olarak gözden geçirilmesi gerektiğini biliyoruz. Ancak İsrail’in suçlulardan oluşan hükümetine sessiz kalarak bunun Filistin halkına dayatılması gibi bir durum söz konusu olamaz.”
Öncelikle Filistin ulusal projesi olan Gazze Şeridi’ndeki tehciri önlemeyi başarmaları gerektiğini dile getiren Saydam, Gazze’nin kendileri için temel bileşen olduğunu kaydetti.
Halihazırda Filistinler olarak kendi aralarında uyum sağlama ve gelecekte Filistin ulusal mücadelesi için birlik olmaya odaklandıklarını aktaran Saydam, “Hamas’ı uzlaşı hükümetine dahil edecek siyasi denkleme odaklanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Ramazan ayı uygulamalarıyla Batı Şeria’da infialin olması hedefleniyor”
İşgal altındaki Batı Şeria’da “infialin olması için” ramazan ayında birtakım uygulamaları planlayan İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin, uluslararası toplumun baskısıyla düşürülmesi gerektiğini söyleyen Saydam, “İsrail güçleri şehirlere baskınlar düzenledi, mülteci kamplarını bombaladı ve aktivistleri gözaltına aldı ancak yine de bizleri Batı Şeria’da çatışmalara sürüklemede başarılı olamadı. Şimdi de İsrail, bu tür uygulamalarla Filistinlilerin ayak bastığı yerleri ateşe vermek istiyor.” diye konuştu.
Netanyahu’nun Filistin halkını “din savaşına” sürüklemeye çalıştığına işaret eden Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Planlanan uygulamalar aynı zamanda bizleri, hem Kudüs hem de Batı Şeria’da sonuç verecek bir mücadeleye sevk eder. Çünkü bu, kimsenin engellemeyeceği bir insanlık hakkıdır. Kanaatimce bu uygulamalar hızla infiale doğru ilerliyor ve İsrail de geri adım atmak zorunda kalacak. Şu anda bekliyoruz ancak dini bir temel üzerine olabilecek hiçbir baskıcı uygulama kabul edilemez. Bu durumda etkilenen Gazze ve Batı Şeri değil, (1948 toprakları da dahil) tüm Filistin toprakları etkilenecek.”
İsrail yönetiminin Filistin devletinin kurulmasına karşı ısrarlı tutumuna karşı dünyanın Netanyahu hükümetini düşürmesini kaçınılmaz kıldığını vurgulayan Saydam, Netanyahu’nun İsraillileri ve dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen Gazze’ye destek gösterilerine katılan Yahudileri temsil etmemesi gerektiğini savundu.
Dünyanın birçok ülkesinde Filistin bayraklarıyla protestolara katılan Yahudilerin, Filistinlileri öldürme temeline dayalı projeyi yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine vurgu yapan Saydam, “70 yıldan beri devam eden destansı direniş, askeri güç ne olursa olsun yok edilemez.” dedi.
İsrail medyası, aşırı sağcı Tel Aviv yönetiminin ramazan ayında Filistinlilerin işgal altındaki Doğu Kudüs kentinde yer alan Mescid-i Aksa’ya ulaşmalarını sınırlandıracak uygulamalara dair planına dikkat çekmişti.
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkesi, bugün açıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, çocuklara “Biz bugünün yöneticileri, bu hakları, bu söz hakkını sizlere tanımak zorundayız. Üzerimize düşen bu büyük görevi sizleri yılda bir gün makam koltuklarında ağırlayarak yerine getiremeyiz. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu.Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip, ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu” diye seslendi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından ilki Seferihisar’da başlatılan Çocuk Belediyesi uygulaması yaygınlaşıyor. Katılımcı demokrasiyi geliştirmek, çocukların düşüncelerini açıkça söyleyebilmelerini, çözüm üretebilmelerini, karar alma mekanizmalarına aktif katılımlarını destekleyen, çocuk haklarını gözeten ve çocukların yönetime doğrudan katıldığı, çocuk odaklı sistem Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkesi, bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından açıldı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in açılış konuşmasından önce Gürçeşme Çocuk Faaliyet Merkezi korosu ve Gürçeşme Masal Evi Çocuk Korosu sahne aldı.
Çocukların gözlerindeki pırıltıyı gördüğünü, herkesin tüm gücünü bu pırıltıdan aldığını söyleyen Soyer, “Sevgili İzmirliler, şehrimizin her köşesini sokakları, caddeleri evlerimizi ve parklarımızı bir şehri şehir yapan ne varsa tümünü çocuklarımızla paylaşıyoruz. Şu hayatta ne yapıyorsak aslında çocuklarımız için yapıyoruz. Dahası çocuklarımızın kendi geleceklerini tarif ederken söz haklarının olması gerektiğini biliyoruz. 2011 yılında bu eksikliği görerek Seferihisar Belediye Başkanlığı görevimi yaparken bir çocuk belediyesi kurulmasına öncülük ettim. Böylelikle Türkiye’nin ilk çocuk belediyesi Seferihisar’da kuruldu. Çocuk belediyesi bir belediye başkanı olarak bana eşsiz imkan sundu. Dünyayı bir çocuğun gözünden görebilmeyi bir park mı yapılacak? Yoksa bir okul, bir pazar yeri mi? Elbette uzmanların karar verecekleri düşünceleri çok önemli. Ama bir tesisi orayı kullanacak çocukların gözünden görmek en az meselenin teknik özellikleri kadar önemli. Çünkü o park, o okul, o yaşam alanı çocuklara ait. Seferihisar Çocuk Belediyesi’nde sadece çocuklar için değil, aynı zamanda çocuklarla birlikte icraat yapmanın anahtarını bulduk” dedi.
Hayata geçirilen yerleşkede çocuk belediyesinin yanında Gürçeşme Masal Evi, çocuk faaliyet merkezi, erken çocukluk birimi ve meslek fabrikasının da da hizmet vereceğini anlatan Soyer, “Daima iyilikten, daima güzellikten yana, herkes için adil ve eşit bir yaşamı çocuklarımızın katılımıyla gerçekleştirebiliriz. Onun için bu demokrasi ağını genişletmeye kararlıyız. Sevgili İzmirliler beş yılda elimizden geldiğince İzmir’i çocukların en az yetişkinler kadar söz sahibi olduğu örnek bir kent çalıştım. Çocuklarımızın yerel yönetimde söz sahibi olduğu çocuk belediyemizin kapısı dileyen tüm çocuklarımıza açık. Bugün çocuklarımızın tertemiz yüreklerinden, ışıl ışıl gözlerinden aldığımız ilhamlar şehrimize yepyeni bir meydan kazandırıyoruz. Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkemiz tam donanımlı bir sosyal yaşam kampüsü olarak faaliyet gösterecek. Özellikle dezavantajlı mahallelerde yaşayan çocuklarımızın fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimleri için belediyemizin bütün imkanlarını seferber edeceğiz. Çünkü biz en büyük eserini çocuklara ve gençlere emanet eden ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz” ifadelerini kullandı.
“HENÜZ OY HAKKINIZ OLMASA DA SÖZ HAKKINIZ VAR”
Çocuklara “Henüz oy hakkınız olmasa da söz hakkınız var, haklarınız var” diye seslenen Soyer şunları söyledi:
“Biz bugünün yöneticileri, bu hakları, bu söz hakkını sizlere tanımak zorundayız. Üzerimize düşen bu büyük görevi sizleri yılda bir gün makam koltuklarında ağırlayarak yerine getiremeyiz. Merak ederek, sorarak, oynayarak, çalışarak, araştırarak, tasarlayarak, geleceğimizi inşa etmek için şimdiden harekete geçebilirsiniz. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip, ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu. Bugün hep birlikte açtığımız yerleşke size ait. Burası sizin. Burada iklim krizi, yoksulluk, demokrasi, adalet, bütün bunları öğreneceksiniz, konuşacaksınız. Huzurunuzda bir kez daha söz veriyorum Sizlerle birlikte bu ülkeyi daha ileriye taşımak için canla başla çalışmaya devam edeceğim. Hep beraber dünyamızı daha adil, daha huzurlu, barış ve mutluluk dolu bir gezegen yapacağız. Ben daima yanınızda olacağım.”
]]>
Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da gerçekleşen Afrika Birliği zirvesine katılan Lula, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını Adolf Hitler’in yaptıklarıyla kıyasladı.
Gazze Şeridi’nde Filistin halkının başına gelenlerin bir benzerinin tarihin hiçbir anında yaşanmadığını savunan Lula, “Aslında, Hitler Yahudileri öldürmeye karar verdiğinde yaşandı” dedi.
Lula, Gazze’de askerlerle askerler arasında bir savaş olmadığını, bunun bir savaş yerine soykırım olduğunu söyledi:
“Gazze Şeridi’nde olanlar bir savaş değil. Bu bir soykırım. Bu askerler ile askerler arasında bir savaş değil. Bu hayli yüksek eğitimli bir ordu ile kadınlar ve çocuklar arasında bir savaş.”
İsrail hükümeti ise bu sözleri sonrasında Lula’yı Holokost’u önemsizleştirmekle suçladı ve Hamas’ı yok etmek ve militan grup tarafından 7 Ekim’de kaçırılan rehineleri geri almak için savaştıklarını söyledi.
Brezilya’nın solcu lideri, 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırılar gerçekleştiren ve en az 1200 kişinin ölümüne neden olup, 253 kişiyi de rehin alan Hamas’ı kınamıştı.
Ancak Lula, Gazze’ye yönelik ağır yıkıma ve on binlerce kişinin ölümüne neden olan saldırıları sonrasında İsrail’i eleştiren ülke liderlerinden birisi oldu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lula’nın sözlerinin “Holokost’u önemsizleştirme ve Yahudi halkına ve İsrail’in kendini savunma hakkına zarar verme girişimi” anlamına geldiğini söyledi.
Netanyahu yaptığı açıklamada “İsrail’i Nazilerin ve Hitler’in Holokost’u ile kıyaslamak kırmızı çizgiyi aşmaktır” dedi.
Altı milyon Yahudi 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Hitler’in Nazi rejimi tarafından sistematik olarak öldürülmüştü.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, Brezilya Büyükelçisi’nin kınanmak üzere Pazartesi günü bir toplantıya çağırıldığını söyledi.
Brezilya Yahudi Konfederasyonu da Lula’nın sözlerini sert bir dille eleştirdi. Konfederasyon, bu sözleri “Holokost kurbanlarının ve onların torunlarının anısını rencide eden, gerçekliğin kötü niyetli bir çarpıtması” olarak nitelendirdi.
Lula, Güney Afrika’nın geçen yıl Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasını da desteklemişti.
Mahkeme, Ocak ayında Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davanın devam edeceğine karar verdi.
Mahkeme, İsrail’e ordusunun soykırım olarak değerlendirilebilecek eylemlerde bulunmasını engellemesi, soykırıma teşviki önlemesi ve cezalandırması ve Gazze halkına insani yardım yapılmasını sağlaması talimatını verdi.
Ancak mahkeme İsrail’e Gazze’deki askeri operasyonlarını derhal durdurması çağrısında bulunmaktan kaçındı. Mahkeme heyeti, kısa bir süre içerisinde, İsrail’in askeri operasyonlarının derhal sona erdirilmesine ilişkin talep ile bu ülke hakkındaki soykırım suçlamalarının esastan görüşülüp görüşülmeyeceğine karar verecek.
Eğer mahkeme, Güney Afrika tarafından sunulan kanıtları yeterli görür ve soykırım davası açılmasını kabul ederse, uzun ve karmaşık bir yargı süreci .
Brezilya ve Güney Afrika, daha zengin Batılı ülkelere karşı bir araya gelen dünyanın en önemli gelişmekte olan ekonomilerinden bazılarının ittifakı olan ülkeler grubunun üyeleri.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da birçok kez İsrail’in Gazze’de savaş suçu işlediğini savundu ve İsrail hükümetini soykırım yapmakla suçladı.
Erdoğan, Adalet Divanı’ndaki İsrail’e yönelik soykırım davası ile ilgili olarak, “Şu anda bizim teslim ettiğimiz belgeler, ağırlıklı olarak görsel belgeler de söz konusu, bu belgelerle İsrail mahkum olacaktır. Bunu bekliyoruz. Çünkü Lahey Adalet Divanı’nın adaletine inanıyoruz” demişti.
]]>Altınok, seçim çalışmaları kapsamında Siteler’deki bir restoranda esnafla bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada, görevlerinin esnafın yolunu açmak, Ankara’daki ticareti hareketlendirmek olduğunu ifade eden Altınok, Siteler’de insanların keyifle geleceği bir düzenleme yapacaklarını bildirdi.
Son beş yılın Ankara için “boş yıl” olduğu değerlendirmesini yapan Altınok, Ankaralıya verilen sözlerin tutulmadığı, çok düşük maliyetli işlerin söz verildiği halde yapılmadığı eleştirilerinde bulundu.
Beş yıl önce söz verilen fuar alanının da yapılmadığını söyleyen Altınok, fuar alanlarının şehir ekonomilerine ciddi katkı sağladığını belirterek, bir yıl içinde fuar alanını hizmete açacakları sözünü verdi.
Altınok, geçen yıl 100 bin aracın trafiğe çıktığı Ankara’da son beş yılda yeni yol yapılmadığını, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın 58 kilometrelik metro hattı sözünü tutmadığını söyledi.
Dünyadaki gelişmelerle ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarla yatırım çekmenin önemini vurgulayan Altınok, “Beş yılda bir tane organize sanayi bölgesi yapılmaz mı? Eğer şu an Ankara’da 10 tane organize sanayi bölgesi olsa yatırımcı hazır. Toplam 13 organize sanayi bölgemiz var, irili ufaklı. Ama bu 10 organize sanayi bölgesi, dolu dolu bir organize sanayi bölgesi, binlerce insanımıza istihdam sağlar. İşsizlik diye bir problem kalmaz.” diye konuştu.
“Bu külliyen yalandır, iftiradır, çamurdur”
Programın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Altınok, “Keçiören Belediyesinde çalışan işçilere maaşlarının verilmemesi ve bunun yanında da zamların yapılmamasına yönelik basında bazı iddialar var. Siz bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Maalesef Deniz Zeyrek gibi tecrübeli bir gazeteci, İlker Karagöz ile beraber bir haber yaptılar. Bu külliyen yalandır, iftiradır, çamurdur. Keşke beni arayıp bir sorup ondan sonra bu değerlendirmeleri yapsalardı. 20 yıl Keçiören belediye başkanlığı görevinde bulundum. 20 yıllık görev süremde ne işçinin ne de memurun maaşları bir gün aksamamıştır. Maaşları biz bir gün önce yatırırız. Şu an bizde çalışan işçilerimiz mesaileriyle beraber Büyükşehir’den (ABB) daha fazla maaş alıyorlar. Maaşlarımızı günü gününe ödüyoruz.”
Altınok, Keçiören Belediyesi olarak “EYT’den emekli olan işçilerin” ikramiyelerini anında ödediklerini belirterek, şunları kaydetti:
“100 milyon lira civarında, kredi kullanmadan işçilerimizin yıllardır alın teri olan emekli ikramiyelerini ödedik. Deniz Zeyrek keşke şunu sorsaydı, Büyükşehir Belediyesinden (ABB) emekli olan EYT’lilerden hala emekli ikramiyesini alamayanlar, dava açmak zorunda kalanlar var. Yıllardır çalışmış, alın teri olan emekli ikramiyesini alamayan, sokakta da bana bunu söyleyen büyükşehirden emekli birçok işçimiz var. Ama biz işçinin alın teri kurumadan hakkını verenlerdeniz. Kendisine bir telefon gelseydi, ‘Büyükşehir belediyesinde çalışanlar maaşlarını alamıyor’ diye, bunu haber yapar mıydı? Yani bu tarafsız gazeteciliğe, bir basın mensubuna yakışmamıştır.”
Daha sonra esnaf ziyaretlerine devam eden Altınok, vatandaşlarla sohbet etti, taleplerini dinledi ve fotoğraf çektirdi.
]]>Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koca, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri devam eden Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kanun teklifiyle, hastanelerin daha verimli ve nitelikli hizmet vermesi amacıyla hastanelerde koordinasyon kurulu kurulmasının düşünüldüğünü ifade eden Koca, ayrıca 27 bin olan sözleşmeli personel sayısına 9 bin kişi daha ilave edilerek 36 bin sözleşmeli personel alımının söz konusu olacağını belirtti.
Teklifte, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce karar verilen üç hususla ilgili de düzenlemenin yer aldığını aktaran Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlardan bir tanesi disiplinle, bir tanesi birlikte kullanımla, diğeri de malpraktisle ilgili olan konu. Malpraktisle ilgili düzenleme, kasıt olmadıkça rücunun olmadığı, kastın da mahkeme kararına bağlandığı bir düzenlemeydi. Anayasa Mahkemesi bu anlamda üniversitelerimizdeki öğretim üyelerimizi bu düzenlemeden çıkarmış oldu, daha doğrusu boşlukta kaldı. Teklifle, öğretim üyesi arkadaşlarımızın da, Sağlık Bakanlığındakine benzer şekilde, rücunun kasıt olmadıkça uygulanmayacağını belirleyen düzenlemeden faydalanması sağlanmış olacak.”
Koca, yan dal uzmanlığıyla ilgili daha önce taban ücreti arttıran bir düzenleme yapıldığını anımsatarak, “Taban ücretin arttırılmasıyla ilgili düzenlemeyle birlikte tavanın da benzer oranda arttırılması gerekiyordu. Düzenlemeyle tavan ücretinin de şu an ödeme yaptığımız taban kadar yani yaklaşık 200 puan kadar arttırılması sağlanarak bu anlamda daha verimli ve de teşvik boyutuyla rahatlatılmış olacak.” dedi.
Teklifte, acil tıp uzmanlığı, sosyal pediatri ile ebelerin görev tanımlarına yönelik de düzenleme yapıldığını dile getiren Koca, Meclisin iradesiyle kanun teklifinin bir kaç gün içerisinde yasalaşmasını ümit ettiklerini kaydetti.
“Bir suça iki ceza verilme durumu söz konusu değil”
Teklifin içeriğinde yer alan disiplin hükümleri bağlamında hekimlerin endişe yaşadığı belirtilerek, değerlendirmesinin sorulduğu Koca, bu konunun yönetmelikle yer aldığını ancak Anayasa Mahkemesinin, kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde karar verdiğini anlattı. Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir suça, iki ceza verilme durumu söz konusu değil, zaten verilemez. Ama bildiğiniz gibi bizim ödüllendirme adı altında, motive etmek amaçlı verdiğimiz bir taban ücret var. Herhangi bir emeğe karşı verilen bir ödemeden bahsetmiyorum. Teşvik veya performans adını verdiğimiz, bakılan hastaya göre verilen ücretin eksilme durumu söz konusu değil. Motivasyon ve ödüllendirme amaçlı verilen taban ödeme, bir disiplin durumu olmamasına bağlandı. Bu zaten vardı yönetmelikte, kanunla bu düzenleme yapılmış oluyor. Bugüne kadar uygulamada da, bir yılı geçti, bir yılı geçen zaman diliminde toplamda binde 6 uygulama durumu söz konusu oldu. Yoğun uygulanan bir durum olmadığını, sadece disiplin durumu olmadığında ödüllendirme ve motivasyon amaçlı verilen taban ücretin, Koordinasyon Kurulunca verilip verilmemesine karar verilmiş oluyor. Bir suça iki ceza değil.”
Bakan Koca, “Sağlık Bakanlığının ilaçların ruhsatlandırma süreci uzun olduğu için ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceği” iddialarının sorulması üzerine, “Önemli düzenlenmelerden bir tanesi. Burada özellikle ruhsat ve denetim süreci, iyileştirilerek sağlanmış oluyor. Burada Avrupa Birliği ve dünya standartlarına göre yapılan birtakım analizlerimizin mükerrerliği söz konusuydu. Bu mükerrerlik ortadan kaldırılıyor, analizlerin ortadan kaldırılma durumu söz konusu değil. Dünya standartlarına uyumlu hale getirilerek ve mükerrerliği kaldırılarak ruhsatlandırma süreci bu anlamda daha da kolaylaştırılmış oluyor.” yanıtını verdi.
]]>Seçimler yaklaşırken siyasetin ısınmaya başladığı bir ortamda çalışanların işlerini kaybedecekleri söylentilerinin çıkması üzerine Özkan Alp belediye çalışanlarına seslendi. Odunpazarı’na hizmet için ‘Gönüller yapmaya geldik’ sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Alp, “Sözümüzde de samimiyiz. Ailesini geçindirmek için çalışanı işten çıkararak gönül yapılmaz. Bu zamana kadar alınlarının teriyle belediyeye hizmet etmiş kıymetli emekçi kardeşlerim rahat olsunlar. Hepsinin gönüllerini fethedeceğiz. Şimdiden biz geldikten sonra daha iyi şartlarda çalışacaklarına emin olsunlar” dedi.
“Kıymetli emekçi kardeşlerimiz merak etmesin”
Geçtiğimiz çarşamba günü Cumhur İttifakı’nın Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu da, çıkarılan söylentiler üzerine belediye çalışanlarını rahatlatan bir demeç vermişti. Özkan Alp ise belediye çalışanlarına, “Bu zamana kadar belediye için emek harcamış çalışan kardeşlerimizin huzurunu bozacak şekilde yapılan bir propaganda ahlakını asla kabul etmiyoruz. İş başına gelirsek çalışanların işlerini kaybedeceği söylentileri çıkarılıyor. Kıymetli emekçi kardeşlerimiz merak etmesin. Hiçbirinin alın terlerini heba etmeyeceğiz. Büyükşehir Adayımız Sayın Nebi Hatipoğlu Bey çalışanlara yönelik müjdelerini verdi. Her sözünün altına imzamızı atıyoruz. Göreve geldiğimizde tabii ki biz de Odunpazarı Belediyesi olarak Büyükşehir ile beraber yürüyeceğiz” şeklinde konuştu.
“Ben çalışanlarımızın bir kardeşi olarak söz veriyorum”
Her seçim döneminde belediye çalışanlarının işini kaybetme endişesi yaşadığını söyleyen Alp, “Biz geldiğimizde partizanlık tarihe karışacak. Belediyede çalışan kardeşlerimiz her seçim döneminde ister istemez böyle bir endişe yaşar. Bu bilindiği için kasıtlı dedikodular çıkarılır. Ben çalışanlarımızın bir kardeşi olarak söz veriyorum. Bu endişeler gereksizdir. Gece evinizde rahat uyuyun. Akşam mesainizi bitirip evinize gittiğinizde ailenizle huzurlu vakit geçirin. Sadece bizim iş başına gelmemizin heyecanını ve hevesini yaşayın” ifadelerini kullandı.
“Biz gönüller yapmaya geldik diye yola çıktık”
Dinamik biçimde hizmet etmek için bütün belediye çalışanlarının huzurlu ve mutlu olmaları gerektiğinin altını çizen Özkan Alp, Nebi Hatipoğlu’nun verdiği sözlerin kendilerini de bağlayan sözler olduğunu vurgulayarak, “Halkımızın da gönlünü yapacağız, çalışanlarımızın da gönlünü yapacağız. Biz alın teri dökenin dostuyuz. Sizleri seviyoruz, siz de bizi seveceksiniz. Sayın Hatipoğlu’nun müjdelediği çalışanlarımız için kreş, kreşte ücretsiz bakım ve eğitim, otopark imkanı, sosyal denge tazminatı taahhütleri bizim de taahhüdümüzdür. Göreve gelir gelmez ilk önce bunları sağlayacağız ki hem çalışanlarımızın gönüllerini yapalım hem de büyük bir moral ve dinamizmle hep birlikte yola çıkalım” dedi.
“Kasıtlı çıkarılan dedikodulara kulak asmayın”
Olumsuz söylentilere değil hizmete odaklanılmasını isteyen Alp, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Kıymetli emekçi kardeşlerimize diyorum ki, kasıtlı çıkarılan dedikodulara kulak asmayın. Odunpazarı halkı bizden hizmet bekliyor. Zihnimizi ve emeğimizi hep birlikte bunun için yoralım. Odunpazarı’nın bu zamana kadar göreceği en büyük hizmetleri birlikte yapacağız. Odunpazarılılar da mutlu olacak, siz de mutlu olacaksınız. Halkımız ve siz mutlu olunca biz de mutlu olacağız. Biz çevremizde gönlü kırık, mutsuz insan istemiyoruz. Mutluluk rahmettir. Bu rahmeti inşallah hep birlikte yaşayacağız.” – ESKİŞEHİR
]]>AK Parti İBB Adayı Murat Kurum seçim çalışmaları kapsamında Çekmeköy’de düzenlenen Hamsi Festivali’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Kurum, balık ekmek tezgahının başına geçerek vatandaşlara balık ekmek dağıttı. Program öncesi basın mensuplarıyla bir araya gelen Kurum kendisine yöneltilen soruları cevapladı.
TÜM İSTANBUL’UN OYUNUNA TALİBİZ
DEM Parti’nin İstanbul’da aday çıkarması hakkında kendisine yöneltilen soruyu cevaplayan Kurum, Biz işin başında da söyledik, şimdi de söylüyoruz. Kim kiminle ittifak kurar buna bakmıyoruz. Bugün Çekmeköy’deyiz ve coşkuyu görüyorsunuz. Çekmeköy ne diyor, ’31 Mart’a hazırız’ diyor. Çekmeköy büyük bir coşkuyla İstanbul’da değişim istiyor. Bu motivasyonla biz gittiğimiz her ilçede bu kardeşliği görüyoruz. O yüzden kimin kiminle ittifak yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Biz tüm İstanbul’un oyununa talibiz. İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizin oyuna talibiz. İnşallah hep birlikte kazanacağız. Bu gençlik hareketi olacak, kadınlarımızın hareketi olacak. 31 Mart’ta beraber kazanacağız. Biz bunu arzuluyoruz. İstanbul’da ve İstanbul’un meseleleri ile ilgileneceğiz. dedi.
MİLLETİMİZE NE SÖZ VERDİYSEK BU SÖZLERİ KULLANMANIN GAYRETİ İÇERİSİNDE OLDUK
AK Parti İBB Adayı Murat Kurum kendisine yöneltilen TOKİ mağdurları sorusuna ise Biz her zaman şunu söyledik; bir sorun varsa sorundan kaçmayacağız. Sorun neredeyse biz orada olacağız. Çözüm için orada olacağız. Dün de yine arkadaşlarımızla bir araya geldik. TOKİ’den sosyal konut almış, hak sahibi olmuş arkadaşlarımızla bir araya geldik. Onları dinledik. Masanın bir tarafında onlar vardı, bir tarafında biz vardık. Aynı masa etrafında istişare ettik. Onlar için bir şeyler yapma mücadelesini verdik. Ben TOKİ’mize teşekkür ediyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımıza teşekkür ediyorum ediyorum. Kardeşlerimize yapılması gereken her türlü desteği vermek için bir mücadele onlar da ortaya koydular. Dün mutlu bir şekilde ayrıldığımızı düşünüyorum. En azından ben onlarla birlikte olabilecek mücadeleyi ortaya koydum. Daha önce belki sizin de sosyal medyada gördüğünüz algı oluşturulmaya çalışılan görüntülerle dünkü görüntülere baktığımızda samimiyeti, kardeşliği gördük. Biz milletimizin ne sorunu varsa o sorunun peşinden koşacağız. Sorundan ayrılmayacağız, kaçmayacağız. Milletimizi bu manada başıboş bırakmayacağız. Her zaman el ele olacak, her zaman gönül gönüle olacağız. Dün de Tuzla’daki kardeşlerimizle bu toplantıyı yaptık. 25 yıllık iş hayatımızda, iş ahlakımızda milletimize ne söz verdiysek bu sözleri kullanmanın gayreti içerisinde olduk. Bugüne kadar nerede bir afet olsa nerede bir sel olsa gittik, milletimize söz verdik. Sözümüzü tuttuk. Dün de Tuzla’daki kardeşlerimizle aynı anlayışla bir araya geldik. Oturduk istişare ettik ve yapılabilecek bir iyileştirme var mı, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidebilecek bir çalışma var mı Bu anlayışı ortaya koyduk, mutlu bir şekilde ayrıldık. Tuzla ve İstanbul’un her köşesindeki kardeşlerimizin mutluluğundan biz mutlu oluyoruz. Sevinçlerine ortak alıyoruz ifadeleriyle yanıt verdi.
]]>
Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>Kurum, CNN Türk’te katıldığı “Yerel Seçim Özel” programında gazeteciler Ahmet Hakan ve Fulya Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
Seçim çalışmaları sırasında sokaktan aldığı tepkilerin sorulması üzerine Kurum, 16 gündür on binlerce İstanbulluyla bir araya geldiğini, hiçbir olumsuz tepki almadığını, herkesle kucaklaştığını söyledi.
Kurum, sokaktan aldıkları tepkiyi mayıs seçimlerinde de gördüklerini belirterek “Mayıs seçimlerinin daha da üzerinde bir motivasyon var ve gerçekten kırılmışlar. Yani 5 sene yok sayılmaktan, çile çekmekten, endişe içerisinde yaşamaktan yorulmuşlar, büyük bir motivasyonla 31 Mart’a hazırlanıyorlar. Bunu da gittiğimiz her yerde coşkuyla görüyoruz. Belki dertleri, sıkıntıları da var ama emin olun onları unutup, ‘Biz 31 Mart’ta artık liyakatli, becerikli, İstanbul’la ilgilenen bir yönetimi istiyoruz’ diye bu beklentiyi İstanbullu kardeşlerimizde net bir şekilde görüyoruz.” diye konuştu.
“Sadece İstanbul’a odaklanacağız”
Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”na yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbulluların gündeminde olmayan konularla ilgilenmeyeceğiz, polemiklerin içerisinde olmayacağız ve bu tutumu bu kampanya sürecinde, bundan sonra hep sergileyeceğiz. Başkanlık sürecinde de sadece İstanbul’a odaklanacağız. Kampanyamızın ismi ‘Şimdi İstanbul sadece İstanbul’. Neden şimdi İstanbul? 25 yıllık birikimimizi, tecrübemizi, yaptığımız işleri ve liyakatli ekibimizle birlikte ‘Şimdi İstanbul’ diyoruz, ‘Sadece İstanbul’a odaklanacağız’ diyoruz ve ‘Gündemimiz sadece İstanbul olacak’ diyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, boş zamanlarında belediyeye uğrayan bir yönetimden açıkçası bizi takdir etmesini beklemiyoruz. Bizi milletimiz takdir edecektir. 31 Mart akşamı sabretsinler, milletimiz sandıkta gereken cevabı verecektir.”
Kampanya sürecinde İmamoğlu ile arasında bir atışma görülüp görülmeyeceğinin sorulması üzerine Kurum, “İstanbulluların beklediği, sorunlara çözüm önerisiyle birlikte sahip çıkmak. İstanbullu bunu bekliyor. İstanbullular, ‘O orada onu demiş, bahaneler arkasına sığınmış, reklam yapmış, algı yapmış’ bunun peşinde değil ki. İstanbullular, ‘Metroyla ne kadar kısa zamanda işime giderim, işimden evime dönerim, mutlu bir hayat yaşarım’ bunu düşünüyor. İstanbullular, ‘Bu deprem riski altındaki İstanbul’u bir an önce kim kurtarır?’, gençler ‘Bize gelecekle ilgili İstanbul’da o altyapıyı kim daha hızlı hazırlar?’ bununla ilgileniyor, başka gündemleri yok ki.” ifadelerini kullandı.
Kurum, ulaşıma dair vaatlerinin imkansız olduğu eleştirilerinin aktarılması üzerine, 2019’da trafik ortalama hızının saatte 60 kilometre olduğunu, bunun 2023’te saatte 42 kilometreye düştüğünü ve yine 2019’da trafikte geçen ortalama süre 45 dakika iken 2023’te 64 dakikaya yükseldiğini, bunların vadedilen yatırımların yapılmamasından kaynaklandığını söyledi.
Sosyal medyadan gelen ulaşım ağı taleplerinin kendisine iletilmesi üzerine Kurum, projelerini ihtiyaç önceliğine göre sıraladıklarını belirterek, “İstanbul’un her yerinde işte bu çileyi görüyorsunuz. ‘Metrobüs de gelsin, otobüs de gelsin.’ Otobüs gönderilemez bir durumla karşı karşıyayız. ya otobüs bari gönder. Toplu ulaşımın otobüsünü göndermekte ne var? Yol var. Bir tane otobüs alacaksın, oraya bir hat koyacaksın. Maalesef böyle bir çile var. Biz şimdi 328’den 650’ye çıkaracak ve en acil, en öncelikli, en verimli hatlarımızın hepsini bu 5 yılda yapıp İstanbulluları rahatlatacağız.” dedi.
“Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk”
Ahmet Hakan’ın, vaatleriyle ilgili olarak “Biz hesap soracak mıyız bu 650’yi yaptın, yapamadın?” sorusu üzerine Kurum, şunları kaydetti:
“Soracaksınız. Şunu da iddia ediyorum, bu taahhüt ettiğim işleri yapamazsam bir daha İBB başkanlığına aday olmak da istemiyorum. Bugüne kadar verdiği sözleri tutan bir kişiyim. Elazığ’da, Malatya’da, Bartın’da, Rize’de, Giresun’da milletimize bir söz verdik. Sellerde, depremlerde, yangınlarda sözümüzü tuttuk. Gittik en son 6 Şubat’ta 11 ilimizde 50 bin canımızı, kardeşimizi yitirdiğimiz depremde depremzede kardeşlerimize söz verdik. ve 3 ayda – dünyada eşi benzeri yok – Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde topyekun bir çalışma anlayışıyla 3 ayda 180 bin konutun inşasına başladık. Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk. Hep milletimizin o zor gününde yanında olduk.”
Kurum, İstanbul’un nüfusuna yönelik bir çalışmaları olup olmadığının sorulması üzerine, “İstanbul’un 16 milyon nüfusunun aslında büyümesini istemiyoruz. Yerleşik olarak nüfusun artmasını istemiyoruz. İstanbul’u bir bütün halinde değerlendirmemiz gerekir. Hatta Marmara bütününde bu konuyu ele alacağız. İstanbul’un nüfusu sabit kalsın istiyoruz. Ama bu sabit kalırken de İstanbul’a gelen turist sayısı işte 18 milyon bu yıl daha fazla gelsin, rahat etsinler, esnafımız daha çok kazansın, buradaki hareketlilik daha fazla olsun istiyoruz.” dedi.
Murat Kurum, İstanbul’u turizmin, yüksek teknolojinin, ekonominin, eğitimin merkezi haline getirirken kentten memleketine dönmek isteyen büyükler var ise onları da teşvik edecek projeler üreteceklerini bildirdi.
250 binlik araç otoparklarının yerlerinin belli olup olmadığına ilişkin soruya karşılık Kurum, yerlerinin belli olduğunu ifade ederek, “39 ilçenin, 964 mahallenin tek tek oradaki arkadaşlarımızla görüşülmüş, tespitler yapılmış, saha analizi yapılmış. 23 bin kişiyle sahada araştırma yapılmış ve tek tek bu araştırmaların neticesiyle hazırlanmış projelerdir bunlar.” dedi.
“Metrobüs niye arıza yapıyor”
Kurum, her yıl 100 metrobüs, 250 yeni otobüsü hizmete alacaklarını kaydederek, “Metrobüs hattında yaklaşık 800 bin yolcu her gün hizmet alıyor. Biz daha az araçla 2019’da daha iyi hizmeti İstanbullulara sunuyorduk. Demek ki yönetim anlayışında bir sorun var. Metrobüs niye arıza yapıyor? Bakımını zamanında yapmazsan, otobüsü işleten özel halk otobüsleriyle görüşmezsen, onların sorunlarına çözüm bulmazsan otobüs de yanar, otobüs de yolda kalır. Biz hem araçlarımızı yenileyeceğiz hem de Silivri’ye müjde verdik, Silivri’ye de metrobüsü götüreceğiz.” diye konuştu.
Ahmet Hakan’ın, depreme yönelik en inandırıcı projeleri kim sunarsa ona oy vereceğini söylemesi üzerine Kurum, “Bunu söylerken şuna bakmayacak mısınız Ahmet Bey, verdiği sözleri tutuyor mu, tutmuyor mu? Buna da bakmak gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
İstanbul’da yapılması planlanan 650 bin konutla ilgili konuşan Kurum, “İstanbul’umuz bir deprem şehri. Olası bir depremde buradaki 7,5 milyon konutun 1,5 milyonunun riskli olduğunu, acil olarak da dönüşmesi gereken 600 bin konut olduğunu bilim insanlarımız söylüyor.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat’taki depremleri hatırlatarak, olası bir depremi İstanbul’un hazır olarak beklemesi gerektiğini kaydetti.
Yapılacak 650 bin konutun planlamasıyla ilgili de Kurum, “115 bin konut yapacağız dediler, yaptıkları sadece yüzde 5’i. Ben 650 bin konut yapacağım ve sözünü tutan bir kişi olarak söylüyorum bunu. 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 ilçesinde bu anlayışla çalışacağız. Bu motivasyonla vatandaşımızla el ele vereceğiz ve İstanbul’u afetlere karşı dirençli hale getireceğiz. İstiyoruz ki tek bir riskli yapı kalmasın, annelerimiz, babalarımız, evlatlarımız acı çekmesin.” dedi.
Tuzla’da 2019’da başlayan TOKİ projeleriyle ilgili soru üzerine Kurum, Türkiye’nin farklı illerinde tamamlanan TOKİ projelerine vurgu yaparak, “Biz bugüne kadar İstanbul’da sosyal konut anlamında 70 bin konutu bitirmiş, vatandaşımıza teslim etmiş bir iradeyiz. Biz 50 bin sosyal konut açıkladık, konutlarımızı yaptık, vatandaşlarımıza teslim ettik. 100 bin sosyal konut açıkladık ve 100 bin sosyal konutta 5157 tanesini de ‘Tuzla’da konutlarımızı vatandaşlarımıza yapıp teslim edeceğiz’ dedik. Bunun sözünü verdik ve 11 ilimizdeki sıkıntılara rağmen Tuzla ve Maltepe’de sosyal konutlarla ilgili çalışmalarımızı başlattık. 5157 konutun bir kısmı tamamlandı, bir kısmının da şantiyesi devam ediyor.”
Kurum, projenin verilen sürede tamamlanmamasına yönelik eleştirilerle ilgili olarak da şöyle konuştu:
“Proje 2019’da açıklanmış, hemen arkasından başlatılmış, 2023 ve 2024’te konut teslimleri de başlamış. Bu süreçte dünya ve Türkiye bir pandemi süreci yaşamış. Tedarik zinciri bozulmuş, insanlar çalışamamış. Ardından 11 ilde büyük bir yıkım olmuş. Sonuçta bunlardan etkilenmişiz. Tüm insanlarımızın hayatı, iş hayatı etkilendi. Buna rağmen sözümüzü tutmak için çalışmışız. Sözümüzü tutuyoruz, teslim ediyoruz. Konutlarda insanlarımız oturuyor, bir kısmı da yavaş yavaş oturacak. Bırakın bunu, 250 bin sosyal konut kampanyası yaptık. İstanbul’da 50 bin sosyal konut yapıyor TOKİ. Hızlı bir şekilde inşa sürecini, projelendirme sürecini yürütüyorlar.”
“Öne geçmiş durumdayız”
Kurum, “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”nda açıkladığı projelerin tanıtımıyla ilgili de şunları kaydetti:
“Dün lansmanını yaptığımız projelerin toplam maliyeti 56 milyar dolar. Yaklaşık 1 trilyon 600 milyar ediyor. Sizin mevcut bugünkü bütçeniz, büyükşehir bütçesi 212 milyar lira. Bunu iki katına çıkarırsanız 400 milyar olur, 5 yılda 2 trilyon ediyor. Bunun hepsi yatırım bütçesi değil. Ne yapacağız? Dış kaynak kullanacağız. Yap-işlet-devret modelleriyle vereceğiz. Birçok hat burada kendi kendini karşılayabilecek hatlar. Yolcu sayısına baktığınızda geri dönüşü 8-10 yıl alan hatlar var. Bugün özel sektöre deseniz ki ‘Ben bu hatla ihaleye çıkıyorum’, zaten gelir kendisi girer, kendi kaynağını kullanır.”
Anket yaptırıp yaptırmadığının sorulması üzerine de Kurum, “İlk adaylığımız açıklandığında o büyük teveccühü ve beklentiyi karşıladığımızı da yapmış olduğumuz anketle ölçmüştük. İlk başladığımızda rakibimiz bizden 1,5 puan öndeydi. Dün bir araştırma daha aldık ve ki sahada da bunu net bir şekilde gördüm, biz öne geçmiş durumdayız. Anketler bunu söylüyor. Tabii ki ittifaklar daha netleşmedi. Partilerin hangi adayı çıkaracağı, çıkarıp çıkarmayacağı belirlenmedi ama biz çok güzel gidiyoruz. Şu an öndeyiz ama rehavete kapılmayacağız. 31 Mart akşamına kadar teşkilatlarımızla çok büyük bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Vatandaşımıza projelerimizi, hayallerimizi, İstanbul vizyonunu anlatıyoruz ve bu motivasyonla da 31 Mart gecesine kadar sahada olacağız, çalışacağız, koşturacağız.” diye konuştu.
İstanbul’a dair projelerini sıralayan Kurum, “İlk temel atmamızı da inşallah Silahtarağa projesine yapacağız ve orada yaprakların değil milletimizin alkışladığı, milletimizin coşku içerisinde orada Haliç’in, altın boynuzumuzun korunduğu projenin de temelini inşallah sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla yapıyor olacağız.” dedi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, öğle saatlerinde Üsküdar Kısıklı’da bulunan konutundan çıkarak, cuma namazı için Hz. Ali Camii’ne geçti. Burada cuma namazını kılan Erdoğan, cami çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cuma namazı sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İstanbul Valisi Davut Gül, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de eşlik etti.
PAZAR GÜNÜ KALAN İLLERİN AÇIKLAMASINI YAPACAĞIZ
Yerel seçim çalışmalarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Geçtiğimiz Pazar İstanbul merkezli olarak bazı büyükşehirlerle illerin açıklamalarını yaptık. Bu hafta da büyük ihtimalle Pazar günü Ankara merkezli olarak büyükşehirler ve kalan illerin açıklamasını yapacağız. Şu anda ön açıklamaları arkadaşlarımız yapıyor ve pazara yetiştirmeye gayret ediyoruz. Pazar günü inşallah Ankara merkezli olarak büyük ihtimalle ATO Kongre salonunda bu toplantımızı yapıp yine büyükşehirlerle kalan illerimizin açıklamasını, yapacağız. Bugün, yine il merkezimizde İstanbulumuz ve çevre illerle ilgili bir çalışmayı bugün, yarın devam ettireceğiz dedi.
Erdoğan, 15 Ocak’ta yapılması planlanan kalan illerin aday tanıtımlarının Pazar günü yapılacağını duyurdu. Seçim çalışmaları kapsamında ilk olarak hangi ili ziyaret edeceğiyle ilgili Erdoğan, henüz planlamadıklarını söyledi.
CUMHUR İTTİFAKI KARŞI YAKADA OLANLARA HÜSRANI YAŞATACAKTIR
Ankara’da gerçekleşen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle görüşmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Cumhur İttifakı olarak başından itibaren gayet samimi bir havada Cumhur İttifakı olarak neler yapabiliriz, arkadaşlarımız çalışmaları sürdürüyor, arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalarda geldikleri nokta nedir, bunların değerlendirmesini yapıyoruz. Yine Devlet Bey’le bu minval üzerinden çalışmamızı yaptık. Malum Manisa ve Mersin’de büyükşehir olarak Milliyetçi Hareket Partisi çalışmalarını sürdürüyor onlar da bu çalışmalarda gayet güçlü bir şekilde gerek büyükşehir adayı noktasında, gerek ilçeler üzerindeki çalışmalarını birlikte arkadaşlarımızla yürütüyorlar. Diğer büyükşehirlerde de bizimle aynı kararlılıkta çalışmaları yürütüyoruz. Çok çok emin adımlarla inanıyoruz ki bu seçimlerde Cumhur İttifakı karşı yakada olanlara beklemediği bir hüsranı yaşatacaktır. Bu konuda teşkilatlarımız çok çok güçlü el ele vererek çalışmalarını sürdürüyor olacak dedi
ORANTILI BİR EYLEM SÖZ KONUSU DEĞİL, HEPSİ ORANTISIZ GÜÇ KULLANIMIDIR
İngiltere ve Amerika’nın Yemen’e yönelik başlattığı saldırıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Orantılı bir eylem söz konusu değil. Bu yapılanların hepsi de orantısız güç kullanımıdır. Bu orantısız güç kullanımını şu anda Amerika aynı şekilde İsrail Filistin’de de yapmakta. İran, bütün bunların karşısında kendini nasıl korur ona bakmakta. İngiltere zaten Amerika’yla beraber bu süreç içerisinde adımını atmıştır, atmaya devam ediyor. Şu anda Kızıldeniz’i bunlar adeta kan gölüne çevirme hevesindeler ve Yemen Husilerle şu anda bütün güçlerini kullanmak suretiyle, bölgede ister Amerika olsun ister İngiltere olsun onlara karşı gereken cevabı verdiğini ve vereceğini söylüyor. Bu konuda en ufak bir rehavete yer olmadığını da ifade ediyorlar. Şu anda çok değişik kanallardan değişik haberler alıyoruz. Husilerin gerek Amerika’ya karşı gerek İngiltere’ye karşı çok başarılı savunmalar yaptığını, başarılı cevaplar verdiğini farklı kanallardan alıyoruz dedi.
BİR DEFA, NETANYAHU’NUN ARTIK KAÇACAK DELİĞİ YOK
İsrail’e açılan soykırım davasıyla ilgili Erdoğan, ‘Şu an itibariyle savunmalarını yapmaya başladılar. Bizim vermiş olduğumuz bütün belgeler ciddi manada Lahey’de iş görüyor ve bu belgeleri artırarak vermeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki şu anda bizim teslim ettiğimiz o belgeler ağırlıklı olarak görsel belgeler de söz konusu ve bu belgelerle İsrail orada mahkum olacaktır. Bunu bekliyoruz. Çünkü Lahey Adalet Divanı’nın adaletine de inanıyoruz. Bugün itibariyle İsrail kendini savunuyor. Savunurken de tabi savunmadan falan bahsediyor, nasıl bir savunmaysa. İsrail burada savunma değil taarruzla bir defa açık hava hapishanesi durumunda olan Filistin’e karşı ayın 7’sinden itibaren bölgeyi kan gölüne çevirdi. 22-23 bin orada sadece Filistinliye öldürdüler, şehit ettiler. Biz de alabildiğimiz kadarını çocuklardan, kadınlardan yaşlılardan alıp şu anda hastanelerimizde tedavi ettiriyoruz. Önümüzde bunların hepsini görüyoruz. İsrail kimi aldatacak ya Bir defa, Netanyahu’nun artık kaçacak deliği yok, savunacak hiçbir imkanı yok. Ben Cumhurbaşkanı Herzog’u bu noktada çok daha samimi bir havada görüyordum. Son zamanlarda o da Netanyahu’ya özendi, çok farklı açıklamalar yapmaya başladı. Tayyip Erdoğan’a sözlü saldırılarla ellerine bir şey geçmez. Çünkü Tayyip Erdoğan’ı sözlü saldırıyla bitiremezler, çünkü biz hakikatin peşindeyiz. Hakkın yanındayız, mazlumların yanındayız ama onlar zalimliklerinin gereğini yapıyorlar. Sonucun da ben iyi olacağına inanıyorum. Hiçbir zaman mazlumlar kaybetmedi, hep zalimler kaybetti diye konuştu.
]]>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Bugün 6 büyükşehir, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere toplam 243 belediye başkan adayımızı belirledik” derken, gelen bir soru üzerine, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için ise sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun da adaylığının kesinleştiğini ve herhangi bir krizin sözkonusu olmadığını belirtti.
CHP Sözcüsü Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. PM toplantısında 243 belediye başkan adayının belirlendiğini söyleyen Yücel, “PM toplantımız az önce sonuçlandı. Bugün toplam 243 belediye başkan adaylarımızı belirledik. 6’sı büyükşehir belediyesi, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere 243. Bugün belirlediğimiz belediye başkan adaylarımızın 23’ü kadın. Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut Belediye Başkanımız Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine mevcut Belediye Başkanımız Vahap Seçer. Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır” dedi.
ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI BÜYÜKERŞEN ADAY DEĞİL
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e büyük hizmetler verdiğini belirten Yücel, “Büyükerşen Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehir olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün PM’mizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı, belediye başkan adayımız olarak Ayşe Ünlüce’ye devrediyor ve Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut başkanımız Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, bir kadın arkadaşımız, siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı; Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olarak belirlenmiştir” ifadelerini kullandı.
İLLERDEKİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI
PM toplantısında kararlaştırılan illerdeki belediye başkan adaylarını da açıklayan Yücel, “Afyon Belediye Başkan adayımız Afyon milletvekilimiz ve TBMM Grup Başkanvekilimiz Burcu Köksal olarak belirlenmiştir. Artvin Belediye Başkan adayımız Bilgehan Erdem. Bilecek Belediye Başkan adayımız Melek Mızrak Subaşı. Çankırı Belediye Başkan adayımız İlhan Tekin. Giresun Belediye Başkan adayımız Fuat Köse. Kırklareli Belediye Başkanımız, Mehmet Siyam Kesimoğlu olarak PM’mizde adaylaşmışlardır. Kilis Belediye Başkan adayımız Hakan Bilecan. Niğde Belediye Başkan adayımız Hulusi Özen. Osmaniye Belediye Başkan adayımız Serkan Karayiğit olarak PM’mizin kararıyla belirlenmiştir ve adaylaşmışlardır. Sinop Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürbüz. Tunceli Belediye Başkan adayımız Ali Mustafa Çelik. Uşak Belediye Başkan adayımız, yine geçmiş dönemde milletvekilliğimizi yapan Uşak milletvekilimiz Özkan Yalım olarak PM’mizde karar altına alınmıştır. Yalova Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürer. Yozgat Belediye Başkan adayımız Özkan Şengül ve Zonguldak Belediye Başkan adayımız Tahsin Erdem PM’mizin kararıyla adaylaşmışlardır” dedi.
‘ERDAL BEŞİKÇİOĞLU ADAYLAŞMIŞTIR, HERHANGİ BİR KRİZ SÖZKONUSU DEĞİL’
Yücel, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun aday olmasıyla ilgili sorulan soruya ise şu yanıtı verdi:
“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz sözkonusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı olmuşlardır. Ama bugün belirlenen 243 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK’mızın, PM’mizin süzgecinden geçerek örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen, illerde ve ilçelerde, seçim çevrelerinde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları, kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararıyla adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler. Neticede bu görev bir kişiye tevdi ediliyor. ve PM’miz kararıyla Erdal Beşikçioğlu adaylığa uygun görülmüştür.”
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da bulunan İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ)’nı ziyaret etti. Kurum, İSTOÇ ziyaretinin öncesinde Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nde dün Fatih Camii’nde gerçekleşen olayda saldırıya uğrayarak yaralanan İmam Galip Usta’yı da ziyaret ederek, durumu hakkında bilgi aldı. İSTOÇ ziyaretinde, Kurum’a Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti. İSTOÇ Yönetim Binası’nda İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel’le görüşme gerçekleştiren Murat Kurum, daha sonra basın açıklaması gerçekleştirerek; basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
‘RAKİBİMİZ İSTANBUL’A KARŞI OLAN İLGİSİZLİK”
İmamoğlu’nun Kurum’un adaylığı konusundaki yorumu hakkındaki soruya yanıt veren Kurum, ‘Öncelikle kendisine başarılar diliyorum. İstanbul’un sorunları var ve bu seçimde de özne İstanbul olmalı, 16 milyon İstanbul’da yaşayan vatandaşımız olmalı. Biz rakibimizi ifade ettik, rakibimiz İstanbul’a karşı olan ilgisizliktir, ihmalkarlıktır, Mahmutbey’deki trafik çilesini çözmeyen iradedir. Rakibimiz 16 milyon İstanbulluya söz verip de o sözleri gerçekleştirmeyen yönetim anlayışıdır. Rakibimiz herkesi kucaklayacağız deyip de o hizmetleri İstanbul’a kazandırmayanlardır. Dolayısıyla biz sadece İstanbul’a odaklanacağız. İstanbul’un meselelerine odaklanacağız. Bizi İstanbullular polemik içerisinde görmeyecek” dedi.
BU İRADE Mİ BİZE AKIL VERECEK?
TOKİ ile ilgili bir soruya cevap veren Kurum, ‘Anlaşılan o ki mevcut yönetim bizim yaptığımız işlerden rahatsız. Vatandaşımıza sunulan imkanlardan rahatsız. Bunlara odaklanacaklarına aslında işlerine odaklansalar bir sorun kalmayacak. Şimdi biz TOKİ Başkanlığımızla, Emlak Konut Genel Müdürlüğümüzle, diğer bakanlıklarımızla, yüz binlerce sosyal konusu İstanbul’a kazandırmış bir iradeyiz. Bakın evi olmayan tek bir vatandaşım kalmayana kadar çalışacağız sözü verdi Sayın Cumhurbaşkanımız. Biz de bu sözün gerçekleşmesi adına İstanbul’un 39 ilçesinde her mahallede hemen hemen bir proje gerçekleştirmişiz. 800 bin konutun dönüşümünü tamamlamışız. Yüz binlerce sosyal konutu İstanbullu kardeşlerimize kazandırmışız. Deprem olmuş üç ayda 180 bin konutun inşasına başlamışız, tüm dünyada örneği yok. Harıl harıl şantiyelerimiz çalışıyor. Deprem olmuş bir tane TOKİ konutunda yaşayan vatandaşımızın burnu bile kanamamış. Bir tane konut yıkılmamış. Milletimize de verdiğimiz tüm sözleri tutmuşuz. Dolayısıyla biz milletimize ne söz verdiysek o sözü hep tuttuk. O sözü tutmanın gayreti içerisinde olduk. Ancak bu eleştiriyi yapan mevcut İBB yönetimi aynaya döküp dönüp bir kendisine bakması gerekir. Yüz bin sosyal konut, yüz bin kentsel dönüşüm konutu. 30 bin, 40 bin sosyal konut yapacağım deyip, ikisini topladığınızda 140 bin ediyor. 140 bin değil, 5 bin konutu yapamayan bir iradeden bahsediyoruz. Şimdi bu irade mi bize akıl verecek’ Bu irade mi bizi eleştirecek? Böyle bir şey olabilir mi?” şeklinde konuştu.
SOSYAL KONUTLA İLGİLİ SÖZLEŞMELERİMİZ BELLİDİR
‘Bizim sosyal konutla ilgili sözleşmelerimiz bellidir” ifadesini kullanan Kurum, ‘Sözleşmelerimiz çerçevesinde üretici ve tüketici fiyat endekslerine gelen artışlar yansıtılır. Ancak TOKİ başkanlığımızın uygulaması hep vatandaşımızın lehine olmuştur. Daha önce de biz sosyal konut projelerimizi açıkladığımız zaman, işte efendim Tefe’ye şu kadar artış gelecek, ÜFE’ye bu kadar artış gelecek bu artışlarla milletimiz ne yapacak?’ dendiğinde biz bunları hep vatandaşımız lehine düşürdüğümüzü ifade etmiştik. Hatırlayın, dolayısıyla burada da artışlara gelen fiyatın indirimiyle birlikte vatandaşlarımıza sunumu söz konusudur. Şimdi buraları anlatalım, doğru bilgi verelim ki vatandaşımız da bu noktada doğru bilgileri alsın. Dolayısıyla buradaki maliyet artışlarının daha fazla olmasına rağmen TOKİ Başkanlığımız geçmişte de yapmış olduğu uygulamalar gibi fiyatlarında indirim yapmıştır. Yüzde elliye, yüzde altmışa varan indirimlerle vatandaşımıza bu projeleri sunmuştur” dedi.
İSTANBUL’DA MEVCUT BÜTÇEMİZİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ
Toplu ulaşım ile ilgili fikirleri ve toplu ulaşım zammı hakkındaki soruyu yanıtlayan Kurum, ‘Toplu ulaşıma zamla ilgili bir gündemimiz yok; bırakın zam yapmayı İstanbul’da biz trafik çilesini bitirmek istiyoruz. Trafiği ucuzlatmak ve vatandaşımıza da bu manada bütçesine katkı sunmak istiyoruz. Biz gerçek belediyecilik yapacağız arkadaşlar. Algı belediyeciliği de, sosyal medya belediyeciliği de yapmayacağız. Biz milletimiz ne istiyorsa onun peşinden koşacağız. Herhangi bir zam yapmak gibi bir projemiz, hedefimiz yok. Aksine ulaşımı rahatlatmak ve ucuzlatmak derdindeyiz. Çok net söylüyorum ve bu projeleri gerçekleştirebilmek için de mevcut bütçemizi en az iki katına çıkaracağız. Öz gelirlerine bakın, mevcut belediyenin öz geliri 2019’da yüzde otuzken şimdi öz gelir 15’lere düşmüş. Dolayısıyla biz özgelerimizi de artıracağız. Mevcut yönetim şimdi engelleniyoruz böyle deniyor ya. Merkezi bütçeden aktarılan pay değerli arkadaşlar 2019’a göre 10 kat artmış. Nasıl engelleniyorsunuz’ Dolayısıyla bütçe artmasına rağmen öz gelir niye düşüyor? Biz bunların hepsini inceledik. Tespitlerimizi yaptık. Biz İstanbul’da mevcut bütçemizi iki katına çıkaracağız.” dedi.
İSTANBUL’U BASAMAK OLARAK KULLANAMAZSINIZ
İstanbul’un sorunlarına yönelik görüşü ve yerel seçimlerin kazanılması durumundaki ilk icraati ile ilgili soruya yanıt veren Kurum, ‘İstanbul’un en büyük sorunu, mevcut yönetimin İstanbul’a olan ilgisizliği. Yani, bu ilgisizlik olduğu sürece sorun devam eder, bir sorun varsa çözüme ilişkin bir ilgi göstereceksiniz, irade göstereceksiniz. Biz İstanbul’a ilgimizi göstereceğiz, mesaimizi göstereceğiz, gençliğimizi göstereceğiz ve çalışkanlığımızla birlikte de bu projeleri yapacak ve sadece İstanbul’a odaklanacağız. Bakın çok önemli; İstanbul basamak olmaz. Gelecek için burayı bir basamak olarak kullanamazsınız” dedi.
]]>***
Kısa süreli insani aranın sona ermesinden bu yana İsrail sistematik saldırılarına aralıksız devam ediyor. Hamas tarafı ve arabuluculuk rolünü üstlenen Katarlı temsilciler, bu saldırgan tutum sebebiyle müzakerelerin durduğunu defalarca ifade etti. Buna rağmen, bütün gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde Hamas ve İsrail arasındaki müzakerelerin devam ettiği anlaşılıyor. Çatışmaların yerini henüz siyaset ve akıl almadı ama diplomasi trafiği belirli oranda devam ediyor. Bu sınırlı müzakerelerin yanında son zamanlarda diğer aktörler tarafından çözüme yönelik açıklamaların sıklaştığı da görülüyor. Batı’da sivil kamuoyu tarafından yapılan baskı neticesinde siyasetçilerde tavır değişikliği oldu. İlk olarak (ABD Başkanı) Joe Biden kriz sonrasına dair bir öneri olarak iki devletli çözüme işaret etti. Daha sonra uzun süredir rafa kalkmış bu çözüm önerisine yönelik çağrılar diğer Batılı devletler ve bazı Arap ülkeleri temsilcileri tarafından tekrar edildi. Ayrıca, 7 Ekim’den bu yana ilk somut çözüm önerisi arabuluculuk rolünü oynamaya istekli olan Mısır tarafından geldi. Mısır’ın önerisine yönelik taraflardan veya diğer devletlerden herhangi bir destekleyici açıklama yapılmadı.
Diplomatik temasların hızlanması ve siyasi çözüme yönelik fikirlerin üretilmesi için saldırı halinin sona ermesi şart. Dolayısıyla öncelikle İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının durdurulması gerekiyor. Siyasi çözüm önerileri ancak ikinci aşamada tartışmaya açılabilir. İsrail’in durdurulması maksadıyla uluslararası arenada çözüm arayışlarının ilk olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) odaklı olduğu görüldü. Süreç, çeşitli devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının UCM’ye delil sunması yoluyla ilerledi. UCM, hantal yapısı, geçici tedbir kararı alamaması ve savcının yanlı tutumu gibi sebeplerle çözüm için makul bir zemin değildi. Onun yerine Birleşmiş Milletlerin (BM) yargı organı Uluslararası Adalet Divanı’na yapılacak bir başvuru daha hızlı ve etkili çözümler üretebilirdi. Nihayet, Divan’a ilk başvuru Güney Afrika tarafından oldukça tutarlı ve tatmin edici bir dosyayla yapıldı. Güney Afrika, soykırım sözleşmesinin Divan’ın yetkisini düzenleyen ilgili maddesine atıfla İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırım suçu işlediği iddiasıyla Divan’da dava açarak, ivedi şekilde geçici tedbir kararı verilmesi talebinde bulundu. İsrail ise bu başvuruyu yalnızca sözlü olarak reddetmekle yetindi.
Başvurunun önemi ve sonraki süreç
Güney Afrika’nın başvurusu, İsrail’in soykırım teşkil eden eylemlerinin engellenmesi, soykırım olarak tescili, İsrail’in devlet olarak sorumluluğunun tespiti ve Divan’la UCM arasındaki koordinasyon sayesinde suçluların yargılanarak cezalandırılması taleplerini içeriyor. İlk aşamada, acil bir durum söz konusu olduğu için mevzuata göre ivedi şekilde geçici tedbir kararı verilebilecektir.
Başvurunun ardından İsrail’in açık veya örtülü şekilde yürüttüğü askeri operasyonlarının askıya alınması, yukarıda bahsedilen soykırım oluşturan fiillerin durdurulması, delillerin yok edilmesinin önlenmesi, Gazze’ye erişimin engellenmemesi, uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye serbest erişiminin sağlanması gibi tedbir kararları gündeme gelebilir. Güney Afrika, nihai karar açıklanana kadar bahsedilen türden bir geçici tedbir kararının 2024’ün ilk haftalarında mahkeme tarafından gündeme alınmasını ve değerlendirilmesini talep ediyor. Daha önce Divan’da Gambiya’nın başvurusu üzerine Myanmar için benzer tedbir kararları söz konusu olmuştu.
İsrail, Divan’ın kararlarına uymama yönünde bir direnç gösterebilir. Fakat İsrail’in BM’nin yargı organı Divan’ın kararlarına aykırı herhangi bir davranışı uluslararası kamuoyunun baskısını daha da artıracaktır. Böyle bir senaryoda İsrail’in Batılı siyasetçiler tarafından desteklenmesi bütün insan hakları doktrininin reddi manasına gelecektir. Ayrıca İsrail’in Divan’ın kararlarına aykırı tutumu, oluşan kamuoyu baskısıyla birlikte BM Güvenlik Konseyinin devreye girmesini de tetikleyebilir.
İsrail kuruluşundan bu yana hiçbir zaman uluslararası hukuk kurallarına bağlı hareket etmedi. İsrailliler bir balonun içinde etrafa kapalı şekilde yaşıyorlar. Aleyhlerindeki küresel gelişmelere duyarsız kalmayı başarabiliyorlar. Güney Afrika’nın bu hamlesi uluslararası arenada diğer devletlerden destek gördüğü ölçüde bir dönüm noktası olabilir. Onlarca yıldan sonra bir siyasi yapı olarak İsrail’in gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı sorumluluğunun hukuken tescil edilebilmesi imkanı doğdu. İsrail’in sorumluluğuna giden yol açıldı. Bu sürecin istenilen şekilde ilerleyebilmesi için Güney Afrika’nın cesur hamlesi diğer devletler tarafından acilen desteklenmeli ve davaya katılma suretiyle müdahil olunmalıdır. Nitekim, Ukrayna’nın aynı gerekçelerle Rusya aleyhine Divan’da açtığı davaya 32 ülke katılmıştı.
Başvurunun kapsamı ve ilgi çekici noktalar
Güney Afrika’nın başvurusu oldukça iyi yapılandırılmış, ayrıntılı ve hukuki zemine sahip. İsrail’in eylemlerinin soykırım suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti Divan’ın yetki alanında. Güney Afrika da kendisinin ve İsrail’in taraf olduğu 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin Divan’ın yetkisinin kabul edildiği 9’uncu maddesindeki düzenlemeye dayanarak bu başvuruyu yaptı.
Yine ilgili sözleşmedeki hükümler gereği taraf devletler için soykırımı önleme yükümlülüğü söz konusudur. Güney Afrika, taraf olduğu soykırım sözleşmesinden doğan soykırımı önleme sorumluluğunu öne çıkararak başvurusunu yaptı. İsrail dışındaki diğer devletler için ilk defa soykırımı önleme yükümlülüğünün gündeme getirilmesi oldukça önemli bir hamle. Bu yükümlülük, uzun vadede İsrail’i destekleyen veya İsrail’e karşı aksiyon almayan ülkelerin de soykırımdan dolayı sorumlu tutulabileceği manasına geliyor.
Güney Afrika taleplerini, İsrail’in eylemlerinin meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgusuyla ilişkilendiriyor. 7 Ekim’de Hamas’ın yaptığı eylemin İsrail’in soykırıma varan eylemlerini meşrulaştırmayacağını açıkça ifade ediyor. Böylece İsrail’in eylemlerinin meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksine soykırım olarak kabulünün gerekliliği öne çıkarılıyor.
Uluslararası ceza hukuku açısından İsrail’in eylemlerinin savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırıma dayandırılması mümkün. Dosya kapsamında geniş bakış açısıyla İsrail’in onlarca yıldır Filistinlilere yönelik eylemlerinin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte zaman açısından sınırlı, daha dar bir değerlendirme yapıldığında, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in soykırım suçunu işlediği ve talebin de buna dayandırıldığı görülüyor. İfadelere göre; Gazze Şeridi’nde devam eden Filistinlilerin yok edilmesine yönelik eylemler, yetkililerin açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde soykırım suçunun gerçekleştiği açık. Güney Afrika’nın başvurusu doğrudan uluslararası ceza hukukunun en ağır suçu olan soykırımın varlığının tespiti ve buna yönelik tedbir alınması amacını taşıyor.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre soykırım suçunun oluşması için sözleşme kapsamında sayılan eylemlerin yanında ayırıcı özelliklere sahip bir grubu yok etme kastının da olması gerekir. Başvuru dosyasında İsrail’in soykırım kapsamında değerlendirilen eylemlerinin oldukça detaylı şekilde sözleşmedeki düzenlemelerle eşleştirildiği görülüyor. Örneğin, İsrail’in çoğu çocuk olmak üzere çok sayıda Filistinlinin ölümüne sebep olması sözleşmedeki eylemlerle örtüşüyor. Bunun dışında meskenlerin yıkılması, yeterli gıdaya, suya, tıbbi bakıma, hijyen koşullarına erişimin engellenmesi ve Filistin’de doğumları önlemeye yönelik tedbirlerin alınması gibi eylemlerle bedensel ve zihinsel zararların verilmesi suretiyle yaşam koşullarının ağırlaştırılması ise suç teşkil eden diğer fiiller. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bütün Gazze halkını sorumlu kabul eden beyanı, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Gazze halkının hepsini terörist olarak nitelendirmesi, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Gazze’nin toptan yerle bir edilmesi çağrıları ve benzerleri soykırım kastını gösteren ifadelerdir. Dosya kapsamında kullanılan ifadelere göre; İsrail’in eylemleri bu beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde soykırım suçunun varlığı sabittir. Belgede, soykırım iddiası diğer devletlerin temsilcilerinin çeşitli vesilelerle kullandığı ifadelerle destekleniyor. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana süren eylemlerinin Türkiye’nin de dahil olduğu 20 devlet tarafından soykırım olarak değerlendirildiği ifadesi ilgi çekici.
[İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Musab Şahin]
• Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>