Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi’ndeki çalıştayda konuşan TÜBİTAK Proje Yöneticisi Doç. Dr. Sine Demirkıvıran, söz konusu projeyle dilin kapsayıcılığını artıracak, iletişimi anlaşılır ve herkes için erişilebilir kılacak yöntemlere odaklandıkları söyledi.
Projenin gelecek yılın mayıs ayında tamamlanacağını dile getiren Demirkıvıran, “Her yaş grubundan zihinsel engeli veya öğrenme güçlüğü olan bireylere yönelik günlük hayatta dili daha anlaşılır kılacak, bilimsel temelli ve kapsamlı bir girişimin eksikliği dikkati çekiyor. İşte tam da bu noktada projemiz, kolay dilin ülkemizde uygulanması ve geliştirilmesine öncülük edecek ilk kapsamlı bilimsel adım niteliği taşıyor.” dedi.
Demirkıvıran, kolay dilin işitme engelliler, sağırlar, okuma güçlüğü yaşayanlar, eğitim düzeyi kısıtlı bireyler, yaşlılar ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler gibi çeşitli kesime hitap edip, dilsel bariyerleri en aza indirmeyi amaçladığını kaydetti.
İlk etapta Türkçenin kendine özgü dil yapısı ve ifade özelliklerini dikkate alarak ulusal ilkeler geliştirmek istediklerine dikkati çeken Demirkıvıran, “İlk aşamada, Türkçeye uygun ilkeler ve anlaşılabilirlik kriterleri geliştirmeye odaklandık. Proje sürecinde Almanya’yı ‘iyi uygulama örneği’ olarak ele aldık. Çünkü Almanya, kolay dil uygulamalarında ve bilimsel araştırmalarda dünyada öncü bir konuma sahip. Ancak onların deneyimlerini incelerken hatalı veya eksik uygulamaları da değerlendiriyor ve aynı sorunları yaşamamak için bu deneyimleri ciddiye alıyoruz.” diye konuştu.
“Türk Dünyası Ortak Alfabesi’nin hayata geçirilmesini bekliyoruz”
Türk Dil Kurumu (TDK) Başkan Yardımcısı Harun Şahin, Türk dilinin geniş bir coğrafyada konuşulduğunu ve bilim dili olarak araştırıldığını belirtti.
Son yıllarda Türkçe adına çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Şahin, “Bunlardan biri de 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin kabul edilmesi. Bununla alakalı son 3 yılda yoğun diplomatik çalışma ve devletler düzeyinde destekle bu başarıldı. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türk cumhuriyetlerinin devlet başkanlarına, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Türk Dünyası Ortak Alfabesi’nin hayata geçirilmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk Dünyası Terminoloji Komisyonu kurduklarını belirten Şahin, Büyük Türkçe Dil Modeli’nin geliştirmemiz gerektiğini söyledi.
Şahin, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ocak ayında başlayacak TDK’da derlem çalışmasında ilk etapta 5 milyar kelimelik ve Türkçenin söz varlığını yansıtacak çalışmanın yapılacağını bildirdi.
“Toplumun genel faydasına da hizmet edecek”
Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt, kolay dil metinlerinin iletişim engellerini tamamen ortadan kaldırmasa da bunları en aza indirgemeleri açısından çok işlevsel olduğunu anlattı.
Kolay dilin ana hedefinin iletişim olanaklarının anlaşılabilirliğini ve algılanabilirliğini artırmanın yanı sıra hedef kitleyi topluma kazandırma olarak açıklayan Kurt, “Türkçe Kolay Dil çalışmalarının son derece geniş alana verimli katkı sunuyor olması en kritik noktalarından birini oluşturuyor. Eğitim bilimleri, sosyal hizmetler, psikoloji, bilişim teknolojileri, halkla ilişkiler gibi alanların katkısıyla ‘Türkçe Kolay Dil Araştırmaları’ daha geniş bir perspektifte ele alınabilecek ve uygulamaların önünü açabilecektir.” ifadelerini kullandı.
Oturumlar
Başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Fatih Aysan’ın yaptığı 1. oturumda TÜBİTAK Proje Yöneticisi Demirkıvıran “Kolay Dilin Temelleri” başlıklı sunum yaptı.
Dr. Öğr. Üyesi Fayıka Göktepe, “Dil İçi Çeviri Olarak Türkçe Kolay Dil” başlıklı sunumunda, yabancı kelimelerin mümkün mertebe kullanılmaması gerektiğine değindi.
Prof. Dr. Ümran Ay’ın başkanlığındaki ikinci oturumda Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, “Milli Eğitim Bakanlığının Özel İlgi Gerektiren Bireylere Yönelik Topluma Etkin Katılım ve Sosyal Duygusal Gelişim Becerilerini destekleme Çalışmaları” başlıklı sunumu yaptı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Erişilebilirlik Daire Başkanı Deniz Çağlayan Gümüş, “Erişilebilirlik ve Kolay Dil” başlıklı sunumda, sembollerle anlatımların yer almasının iletişimde erişilebilirlik açısından önemli olduğunu ifade etti.
Zonguldak Halk Kütüphane Müdürü Belgüzar Gürer Aksoy da “Herkes İçin Kitap Uygulaması” başlıklı sunum yaptı.
Prof. Dr. Sueda Özbent’in başkanlık ettiği 3. oturumda, Türkiye Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen, Prof. Dr. Christiane Maab, Prof. Dr. Bettina Bock ile Almanca Kolay Dil Çevirmeni Inga Schiffler çeşitli konularda sunumlar gerçekleştirdi.
Oturumların ardından katılımcılara sertifika takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bilgisayar sistemini TÜBİTAK tarafından geliştirilen yerli ve milli bilgisayar işletim sistemi Pardus’a entegre ediyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini siber saldırılara karşı daha güvenli Pardus işletim sistemiyle kullanıyor.
Bursa’da 11 ayrı binada 1520 yatak kapasitesi ile Güney Marmara’ya hizmet veren Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hem üretkenliği artırmak hem de tasarruf sağlamak amacıyla dikkat çekici uygulamalar hayata geçiriyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini Pardus işletim sistemiyle kullanıyor. Daha önce uluslararası siber saldırılarda, milli işletim sisteminin etkilenmemesi üzerine, hastane yönetimi olarak bilgisayarların işletim sistemini dönüştürme kararı aldıklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Ay, “2016 yılı itibarıyla, TÜBİTAK’ın yazılımını ve geliştirmesini yaptığı, ‘Pardus’ milli işletim sistemi hastanemizde kullanıma başlandı. Yaklaşık 1 yıl önce de Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz da Pardus kullanılan bilgisayarlara yönelik geçmiş süreci değerlendirme altına aldı. Bu süreçte, milli işletim sistemi kullanılan bilgisayarların, siber saldırılardan etkilenmediğini gözlemledik. Geçmiş dönemde, yabancı işletim sistemi kaynaklı hizmet aksamalarının, milli işletim sistemi yüklü bilgisayarlarda olmadığını, bu bilgisayarlarda verimli şekilde hizmet sunulmaya devam edildiği gözlemlendi. Bu nedenle Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz olarak, 1 yıl önce, hastanemiz geneli tüm bilgisayarlarda, milli işletim sistemine geçiş kararı aldık” diye konuştu.
‘BİLGİSAYAR BAŞINA 22 BİN LİRA TASARRUF EDİYORUZ’
Bu süreçte hastanedeki 1750 bilgisayarın, önemli olan 1250’sinde, milli işletim sisteminin son sürümüne geçiş yaptıklarını belirten Ay, “Amacımız, tamamında milli işletim sisteminin kullanılmasının sağlanması. Milli işletim sistemimizin kullanımıyla, işletim sistemi lisans bedelinin ücretsiz olması ve bu işletim sistemi üzerinde kullanılan ofis ve diğer paket programlarının da yine ücretsiz olması nedeniyle, örneğin birim bilgisayar başına yaklaşık 22 bin TL’lik bir tasarruf elde etmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.
‘TÜBİTAK TARAFINDAN GELİŞTİRİLDİ’
Pardus’un 2003 yılında TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye başlandığını ve yerli ve milli işletim sistemi olduğunu belirten hastane bilgi işlem personeli Ercan Bayraktar, “Dönem dönem aksaklıklar olsa da 2021 yılında TÜBİTAK Ulakbim tarafından yazılımı devam edilmiştir. Pardus yerli ve milli işletim sistemi olan Linux tabanlı açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Herhangi bir yazılımsal lisans ücreti gerektirmeyen daha güvenli, daha düşük özellikli bilgisayarlarda daha yüksek performanslarla çalışan bir işletim sistemidir” dedi.
‘2023 YILINDA 400 OLAN SAYI 1250’YE ÇIKTI’
2016 yılında TÜBİTAK tarafından başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, Bursa’nın pilot bölge seçilmesiyle, sistemle tanıştıklarını belirten Bayraktar, “Bu tarihte bu projeye başladığımız zaman, yaklaşık 1 yıl TÜBİTAK’tan gelen ekiple, sahadaki tüm aksaklıkları gidererek, kurulumları gerçekleştirdik. O dönemde yaklaşık 200 bilgisayar kurulumu yapılmıştı. TÜBİTAK personelinin gitmesinin ardından, bilgi işlem personeli olarak biz bu görevi aldık. 2023 yılına kadar bu sayı yaklaşık 400’e kadar çıktı. 2023 yılından sonra, Oğuzhan hocamızın da desteği sayesinde, hastane seviyemiz yüzde 71’lere kadar çıktı. Yani sayı yaklaşık 1250 bilgisayara kadar çıktı” diye konuştu.
‘MOBİL CİHAZLA SORUNLARI HALLEDİYORUZ’
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin, Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer, Kestel gibi birçok ilçede ek binasının olması nedeniyle, sistemi yönetmede zorluk çektiklerini belirten Ercan Bayraktar, geliştirdiği bir uygulama ile bu sorunu da aştıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:
“Bunun üzerine Hospitools adında bir uygulama geliştirdim. Bu uygulama hakkında da kısaca bahsetmek gerekirse, uygulama kurabiliyor, bilgisayar donanımını kontrol edebiliyor, barkod cihazı veya yazıcı gibi herhangi bir donanım takıldığı zaman, bunu kullanıcıyı bekletmeden, hissettirmeden, arka planda kurulumunu gerçekleştirebiliyoruz. Bilgisayarın yedeğini alabiliyor, onun dışında çözünürlük ayarlarını gerçekleştirebiliyor, donanım bilgilerini aldırtabiliyor, aksayan uygulamaları varsa, onunla ilgili kurulumu gerçekleştirebiliyor, servisi yeniden başlatabiliyor. Hastanemizde alan olarak büyük bir yerleşkeye sahibiz. Ayrıca 11 ayrı lokasyonda ek binalarımız var. Personel sayımız da kısıtlı olduğundan dolayı, sürekli olarak arızalı bilgisayarın başına gitmemiz gerekiyordu. Yazılımını yaptığım uygulama da bunun önüne geçmemizi sağladı. Nerede olursak olalım, ister kurum içi, ister kurum dışında, biz bu uygulama sayesinde, dakikalarca sürecek olan bir işi saniyeler içerisinde çözebiliyoruz. Bilgisayar açmadan, mobil cihaz üzerinden ve kullanıcıyı etkilemeden, sorunların yaklaşık yüzde 99’unu bu uygulama sayesinde çözebiliyoruz. Biz uygulama üzerinden sorunlara müdahale ederken, hekimi ve yanındaki sekreterin işleyişini engellemeden, bu sorunları giderebiliyoruz. Bittikten sonra da bilgisayarların masaüstüne, ‘Sorununuz çözüldü’ diye bildirim gönderiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bilgisayar sistemini TÜBİTAK tarafından geliştirilen yerli ve milli bilgisayar işletim sistemi Pardus’a entegre ediyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini siber saldırılara karşı daha güvenli Pardus işletim sistemiyle kullanıyor.
Bursa’da 11 ayrı binada 1520 yatak kapasitesi ile Güney Marmara’ya hizmet veren Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hem üretkenliği artırmak hem de tasarruf sağlamak amacıyla dikkat çekici uygulamalar hayata geçiriyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini Pardus işletim sistemiyle kullanıyor. Daha önce uluslararası siber saldırılarda, milli işletim sisteminin etkilenmemesi üzerine, hastane yönetimi olarak bilgisayarların işletim sistemini dönüştürme kararı aldıklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Ay, “2016 yılı itibarıyla, TÜBİTAK’ın yazılımını ve geliştirmesini yaptığı, ‘Pardus’ milli işletim sistemi hastanemizde kullanıma başlandı. Yaklaşık 1 yıl önce de Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz da Pardus kullanılan bilgisayarlara yönelik geçmiş süreci değerlendirme altına aldı. Bu süreçte, milli işletim sistemi kullanılan bilgisayarların, siber saldırılardan etkilenmediğini gözlemledik. Geçmiş dönemde, yabancı işletim sistemi kaynaklı hizmet aksamalarının, milli işletim sistemi yüklü bilgisayarlarda olmadığını, bu bilgisayarlarda verimli şekilde hizmet sunulmaya devam edildiği gözlemlendi. Bu nedenle Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz olarak, 1 yıl önce, hastanemiz geneli tüm bilgisayarlarda, milli işletim sistemine geçiş kararı aldık” diye konuştu.
‘BİLGİSAYAR BAŞINA 22 BİN LİRA TASARRUF EDİYORUZ’
Bu süreçte hastanedeki 1750 bilgisayarın, önemli olan 1250’sinde, milli işletim sisteminin son sürümüne geçiş yaptıklarını belirten Ay, “Amacımız, tamamında milli işletim sisteminin kullanılmasının sağlanması. Milli işletim sistemimizin kullanımıyla, işletim sistemi lisans bedelinin ücretsiz olması ve bu işletim sistemi üzerinde kullanılan ofis ve diğer paket programlarının da yine ücretsiz olması nedeniyle, örneğin birim bilgisayar başına yaklaşık 22 bin TL’lik bir tasarruf elde etmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.
‘TÜBİTAK TARAFINDAN GELİŞTİRİLDİ’
Pardus’un 2003 yılında TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye başlandığını ve yerli ve milli işletim sistemi olduğunu belirten hastane bilgi işlem personeli Ercan Bayraktar, “Dönem dönem aksaklıklar olsa da 2021 yılında TÜBİTAK Ulakbim tarafından yazılımı devam edilmiştir. Pardus yerli ve milli işletim sistemi olan Linux tabanlı açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Herhangi bir yazılımsal lisans ücreti gerektirmeyen daha güvenli, daha düşük özellikli bilgisayarlarda daha yüksek performanslarla çalışan bir işletim sistemidir” dedi.
‘2023 YILINDA 400 OLAN SAYI 1250’YE ÇIKTI’
2016 yılında TÜBİTAK tarafından başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, Bursa’nın pilot bölge seçilmesiyle, sistemle tanıştıklarını belirten Bayraktar, “Bu tarihte bu projeye başladığımız zaman, yaklaşık 1 yıl TÜBİTAK’tan gelen ekiple, sahadaki tüm aksaklıkları gidererek, kurulumları gerçekleştirdik. O dönemde yaklaşık 200 bilgisayar kurulumu yapılmıştı. TÜBİTAK personelinin gitmesinin ardından, bilgi işlem personeli olarak biz bu görevi aldık. 2023 yılına kadar bu sayı yaklaşık 400’e kadar çıktı. 2023 yılından sonra, Oğuzhan hocamızın da desteği sayesinde, hastane seviyemiz yüzde 71’lere kadar çıktı. Yani sayı yaklaşık 1250 bilgisayara kadar çıktı” diye konuştu.
‘MOBİL CİHAZLA SORUNLARI HALLEDİYORUZ’
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin, Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer, Kestel gibi birçok ilçede ek binasının olması nedeniyle, sistemi yönetmede zorluk çektiklerini belirten Ercan Bayraktar, geliştirdiği bir uygulama ile bu sorunu da aştıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:
“Bunun üzerine Hospitools adında bir uygulama geliştirdim. Bu uygulama hakkında da kısaca bahsetmek gerekirse, uygulama kurabiliyor, bilgisayar donanımını kontrol edebiliyor, barkod cihazı veya yazıcı gibi herhangi bir donanım takıldığı zaman, bunu kullanıcıyı bekletmeden, hissettirmeden, arka planda kurulumunu gerçekleştirebiliyoruz. Bilgisayarın yedeğini alabiliyor, onun dışında çözünürlük ayarlarını gerçekleştirebiliyor, donanım bilgilerini aldırtabiliyor, aksayan uygulamaları varsa, onunla ilgili kurulumu gerçekleştirebiliyor, servisi yeniden başlatabiliyor. Hastanemizde alan olarak büyük bir yerleşkeye sahibiz. Ayrıca 11 ayrı lokasyonda ek binalarımız var. Personel sayımız da kısıtlı olduğundan dolayı, sürekli olarak arızalı bilgisayarın başına gitmemiz gerekiyordu. Yazılımını yaptığım uygulama da bunun önüne geçmemizi sağladı. Nerede olursak olalım, ister kurum içi, ister kurum dışında, biz bu uygulama sayesinde, dakikalarca sürecek olan bir işi saniyeler içerisinde çözebiliyoruz. Bilgisayar açmadan, mobil cihaz üzerinden ve kullanıcıyı etkilemeden, sorunların yaklaşık yüzde 99’unu bu uygulama sayesinde çözebiliyoruz. Biz uygulama üzerinden sorunlara müdahale ederken, hekimi ve yanındaki sekreterin işleyişini engellemeden, bu sorunları giderebiliyoruz. Bittikten sonra da bilgisayarların masaüstüne, ‘Sorununuz çözüldü’ diye bildirim gönderiyoruz.”
Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILDIZ Teknik Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Tülay Yıldırım ile Doç. Dr. Anime Melis Uzar tarafından yürütülen projeler, TÜBİTAK ve AFAD arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde açılan ‘1001-UDAP Ulusal Deprem Araştırmaları Programı Ortak Çağrısı’ kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Böylece yapay zeka kullanılarak yapılacak araştırmada büyük depremlerin önceden tahmin edilmesine odalanılacak.
Büyük yıkımlara yol açabilen depremler dünyanın en tehlikeli doğal afetleri arasında gösterilirken afet sırası ve sonrasında alınması gereken önlemler ise hayati önem taşıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenlerinden Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Tülay Yıldırım ile Harita Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Anime Melis Uzar tarafından yürütülen projeler, afet sonrası veri tabanını sağlamlaştırmayı amaçlıyor.
BÜYÜK DEPREMLERİN ÖNCEDEN TAHMİN EDİLEBİLMESİNE ODAKLANILACAK
YTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Yıldırım tarafından yürütülen ve üretken yapay zeka modelleri kullanılan ‘Sismokaos: Büyük Depremlerden Önce ve Sonra Türkiye’deki Farklı Fay Zonlarındaki Sismik Aktivitelerin Kaotik Davranışının Analizi, Enerji ve Stres Aktarımının İncelenmesi ve Yapay Zeka Modelleri ile Risk Tahmini’ başlıklı projede; büyük depremlerin habercisi olabilecek işaretlerin, depremlerin kaotik doğası gözetilerek analiz edilmesi ve büyük bir depremin meydana gelme zamanına dair yapılan öngörülerin, yapay zeka modelleri kullanılarak dar bir zaman aralığına çekilmesi amaçlanıyor.
Sismik aktivitelerin kaotik davranışının büyük depremlerle ilişkisinin araştırılacağı projede, büyük depremlerin aynı/farklı fay zonlarında olası enerji ve stres aktarımı ve depremin meydana gelebileceği zonlarda olası büyük depremlerin zamansal risk tahmini üzerine odaklanılacak. Çalışma kapsamında, Türkiye’de büyük depremlerin yaşandığı farklı fay zonları temel alınarak bu fay zonlarının sismik aktivite kayıtlarını içeren veri setleri kullanılacak.
Bu çalışmayla, Türkiye’de sismik aktivitelerin kaotik davranışları ve bunların depremselliğe etkileri üzerine çok kapsamlı bir araştırma yapılırken büyük depremlerin önceden tahmin edilmesi için yeni bir yaklaşım da sunulmuş olacak. Projeden elde edilecek sonuçlarla Türkiye’deki fay hatlarındaki enerji ve stres birikiminin daha iyi anlaşılması ve risk tahminleri yapılması mümkün olacak.
İSTANBUL’DAKİ YERLEŞİM YERLERİ BAZ ALINDI
YTÜ Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Anime Melis Uzar tarafından yürütülen ‘Üretken Yapay Zeka Modellerinin Olası İstanbul Depreminde Hasar Tespitinde Kullanılması ve Coğrafi Bilgi Sistemlerine Entegrasyonu ile Afet Sonrası Faaliyet Planlaması İçin Bilgilerin Oluşturulması’ isimli projede çalışma alanı olarak İstanbul’daki yerleşim bölgesi baz alınıyor. Proje kapsamında, üretken yapay zeka modelleri kullanılarak yol, liman ve havalimanı pisti ulaşım ağlarına yönelik farklı seviyelerde yapay yıkım ve taşkın görüntüleri üretilerek hasar haritaları oluşturulacak.
Pleidas ve SPOT uydu görüntülerinin yanı sıra ülkemizin veri bağımsızlığının sağlanabilmesi için IMECE ve Göktürk-1 uydu görüntülerinin kullanılacağı projede, yıkım haritaları ve ulaşım ağları, her bir binada yaşayan insan sayısı verisiyle birleştirilerek yerleşim bölgeleri ve ulaşım ağlarına ait yıkım haritalarının, ulaşım ağı analizinin ve nüfus bilgisinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) entegrasyonuyla arama-kurtarma ve insani yardım faaliyetlerinde kullanılabilecek bir altlık veri oluşturulacak.
Bu sayede afet sonrasında hasar tespitinin otomatik yapılması, arama-kurtarma ve insani yardım faaliyetlerinin organize edilmesi, insan gücü ve lojistik kaynaklarının etkin kullanımını sağlayacak bir sistem oluşturulacak. Geliştirilecek olan modeller, İstanbul özelinde eğitilecek olmasına rağmen, bu modeller ülkemizin başka bir yerinde gerçekleşebilecek olası depremlerin ardından elde edilecek uydu görüntülerinde de kullanılabilecek. Dolayısıyla, proje kapsamında üretilecek olan modellerin transfer edilebilir ve genelleştirilebilir olması sağlanacaktır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BUYBASE: TÜRKİYE YÜZYILI’NA DİJİTAL VİZYON GETİRİYOR
Buybase Kurucusu Dr. Salim Satır, platformun geliştirme süreci ve vizyonu hakkında yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetimizin 100. yılına denk gelen alfa testleriyle, KOBİ’ler ve büyük işletmeler için uluslararası ticareti kolaylaştırma hedefimizde önemli bir kilometre taşını geride bıraktık. Buybase, tedarik zincirinden finansal süreçlere, insan kaynaklarından müşteri ilişkilerine kadar e-ticaretin tüm yönlerini kapsayan ve Türkiye, ABD ve Kanada pazarlarını birbirine bağlayacak entegre bir ekosistem sunuyor. Türkiye Yüzyılı’nda e-ticaret ve e-ihracat alanında öncü olacağız” dedi.
CEO’LAR BÜYÜME İÇİN İYİMSER
Deloitte tarafından gerçekleştirilen CEO anketine göre, her 4 yöneticiden 3’ü (%73), şirketlerinin 2024 yılı performansı konusunda iyimser. Gartner’ın araştırması ise CEO’ların üçte ikisinin, büyümeyi öncelikli hedef olarak gördüğünü ortaya koydu. Dr. Satır, bu sonuçları değerlendirirken, “Küresel merkez bankalarının faiz indirimine yönelik adımları, ekonomiyi canlandırma ve enflasyonu kontrol altına alma konusundaki umutları artırıyor. Ancak jeopolitik riskler ve ticari kutuplaşmalar, iş dünyası için yeni zorluklar getiriyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek isteyen liderlerin, güvenebilecekleri ve her aşamada destek sağlayan bir dijital ekosisteme ihtiyaçları var” şeklinde konuştu.
“Buybase, işletmelerin küresel ticaretteki engelleri aşmalarına ve uluslararası fırsatları hızla değerlendirmelerine yardımcı olmak için tasarlandı. Satıcı ve müşteriler arasındaki engelleri kaldırarak, küresel e-ticaret süreçlerini kolaylaştırıyor ve büyüme ivmesini destekliyor. 11 farklı modül içeren platformumuz, depo ve envanter yönetiminden sipariş ve ödeme sistemlerine, dijital varlık yönetiminden eğitim süreçlerine kadar tüm iş akışlarını tek bir çatı altında topluyor” diye ekledi.
TÜRKİYE, KANADA VE ABD PAZARLARINDA YENİ DÖNEM
Buybase’in uluslararası ticaret için kapsamlı bir dijital ekosistem sunduğuna dikkat çeken Dr. Salim Satır, “Buybase’i klasik ERP sistemlerinden ayıran en önemli özellik, esnek ve ölçeklenebilir yapısı. E-ticaretin tüm aşamaları için uçtan uca çözümler sunan platformumuz, Türk mühendislerin emeğiyle geliştirildi. ABD ve Kanada pazarlarındaki tecrübemizle bu üç büyük pazarı dijital ekosistemimizde bir araya getirerek, Türkiye’nin global ticaretteki rolünü daha da güçlendireceğiz” dedi.
BETA SÜRÜMÜ 2024’TE KULLANIMA SUNULACAK
Bir yıllık yoğun geliştirme sürecinin ardından beta sürümüne geçmeye hazırlandıklarını belirten Dr. Satır, “Platformumuzda yer alan 11 modül, bir işletmenin ihtiyaç duyduğu tüm dijital çözümleri sunuyor. Buybase, 2024’ün sonunda beta sürümüne geçerek ilk kullanıcılarını kabul edecek. Tüm sipariş süreçlerini tek bir platformda yönetme imkanı sunan Shop modülümüzle uluslararası ticaretin karmaşıklığını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. TÜBİTAK’ın da desteklediği bu projeyle, işletmelerin küresel ticaretteki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyoruz. İlk kullanıcılarımızdan biri olmak isteyenleri, sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip etmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
MEHMET FATİH KAÇIR, BUYBASE STANDINI ZİYARET ETTİ
Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul’da The Hood ve MEF Teknoloji Geliştirme Merkezleri’ni (TEKMER) açarak, Türkiye’nin teknoloji girişimlerine yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor. Bakan Mehmet Fatih Kacır, ülkenin teknoloji hamlesini hızlandırmak için Ar-Ge teşvikleri ve girişim sermayesi fonları ile girişimcileri desteklediklerini belirtti. Maslak’ta açılan The Hood TEKMER, yapay zeka ve genişletilmiş gerçeklik gibi alanlarda yenilikçi projelere ev sahipliği yapacak. MEF TEKMER ise yapay zeka ve yazılım odaklı girişimlere imkan tanıyacak.
Ofislerinden bir tanesi de MEF TEKMER’de yer alan Buybase, ticaretin tedarik, lojistik ve depolama gibi tüm süreçlerini tek bir platformda toplayarak girişimcilere kapsamlı çözümler sunmayı amaçlıyor. Buybase, sunduğu bu entegre hizmetlerle iş dünyasında inovasyon ve verimliliği artırarak dikkat çekiyor. Bakan Kacır, Tekmer’de yer alan projelerin Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkıda bulunacağını ve yerli girişimlerin global rekabet gücünü artıracağını ifade etti. Bu merkezlerde geliştirilecek projeler, Türkiye’nin teknoloji üretiminde uluslararası bir oyuncu olma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12’nci sınıf öğrencisi Çakaroğlu, 2022’de TÜBİTAK’ın düzenlediği Lise Öğrencileri Arası Kutup Araştırma Projeleri Yarışması’nda arkadaşlarıyla geliştirdiği “Kutup Gözlemleri ve İklim Değişikliği Analizi için Yerli Mikro Uydu Geliştirilmesi” projesi ile Türkiye üçüncülüğü elde etti.
Aynı proje ile TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Enstitüsüne davet edilen Çakaroğlu, yaklaşık bir yıldır İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu’nun araştırma asistanı olarak çalışıyor.
Liseli genç bu sürede Güney Okyanusu, Antarktika ve okyanus tabanlarının topoğrafik ölçümlemesi (batimetri) üzerine geliştirdiği projelerle, iklim ve deniz bilimlerindeki deneyimini artırdı.
Yaman Çakaroğlu, yürüttüğü çalışmalar sayesinde Japonya’daki Okyanus Politikası Araştırma Enstitüsü (OPRI) tarafından düzenlenen Uluslararası Okyanus Bilinci Geliştirme Projesi’ne davet edildi.
8-24 Mart’ta gerçekleştirilecek proje kapsamında Çakaroğlu, dünya genelinde lise ve üniversite düzeyinden seçilen 25 kişilik ekiple Batı Pasifik Okyanusu’nda yaklaşık 20 günlük bilim seferine katılacak.
Yaman Çakaroğlu, AA muhabirine, Tokyo’da başlayarak Palau Adaları’nda son bulacak sefere katılma şansını elde ettiği için heyecanlı olduğunu söyledi.
Projenin iklim değişikliğinin okyanuslar üzerindeki etkilerini araştırmak ve anlamak amacıyla gerçekleştirileceğini anlatan Çakaroğlu, teknolojiye ilgisinin TEKNOFEST ile başladığını dile getirdi.
Çakaroğlu, söz konusu bilim seferi projesine ise TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü’nde çalışan Sinan Yirmibeşoğlu’nun paylaşımını görerek ve gerekli belgeleri yükleyerek başvurduğunu anlattı.
Projeleri Antarktika’da da uygulanıyor
Ocak ayında projeye kabul edildiğini aktaran Çakaroğlu, şunları kaydetti:
“Yaklaşık 25 kişilik bir ekip olarak gideceğiz oraya. Sefer kapsamında 3 farklı proje yapacağız. Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu ile geliştirdiğimiz ‘troposferik su buharı kestirimi’ ismini verdiğimiz bir projemiz var. Aslında şu an bu proje Antarktika’daki seferde uygulanıyor. Projede geliştirdiğimiz düşük maliyetli GNSS modülü ile havaya karışan su buharı ve dolaylı olarak bundan dolayı su seviyeleri, iklim değişikliğine dair verileri elde etmiş olacağız.
Diğer projemizse meteorolojik verilerin ölçümü. Seferde bulundurduğumuz iki farklı sensörle barometrik basınç, bağıl nem ve sıcaklık gibi değerleri 20 günlük dönemde ölçeceğiz. Son projemiz ise iklim bilinci projesi. Sefer boyunca her gün 30-45 dakika olmak üzere ufak ufak vloglar çekerek aslında genç arkadaşlarımızı etkilemeyi amaçlıyoruz. Benim için çok gurur verici. Çünkü Türkiye’den daha önce katılan bir aday olmadı ve bu yaşta bizi aslında bir araştırmacı gibi görüp kabul etmeleri gerçekten gurur verici. Lisans ya da yüksek lisans seviyesinde elde edebileceğim tecrübeleri, araştırma deneyimini çok daha erken yaşta elde edebileceğim.”
Sefer sonrasında konuyla ilgili makale yazacağını vurgulayan Yaman Çakaroğlu, hep araştırmacı olmayı hedeflediğini, elektrik elektronik ve yan dal olarak jeoloji veya geometrik mühendisliği okumak istediğini ifade etti.
Çakaroğlu, bu kapıyı kendisine TEKNOFEST’in açtığına işaret ederek, “Öğrencilerin de bu yarışmaları katılması gerekiyor. Çünkü sadece bir ödül, bir derece getirmiyor bu yarışmalar. Çok daha büyük network imkanı getiriyor aslında. Orada standınızda sunum yaparken rastgele gelen biri TÜBİTAK’ta hoca olabilir.” dedi.???????
Yaman Çakaroğlu, desteklerinden dolayı TÜBİTAK MAM Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, enstitü ekibindeki Sinan Yirmibeşoğlu, projenin danışmanı Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu ve sponsoru ROKETSAN ile okul idarecilerine teşekkür etti.
Selbesoğlu’ndan Yaman’a övgü
Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu da Yaman’ın küçük yaşına rağmen bir üniversite öğrencisi seviyesinde çalıştığını ve bu sayede dikkatleri çektiğini söyledi.
Söz konusu projenin çok değerli olduğunu ve Yaman’a çok güvendiğini belirten Selbesoğlu, “Biz kutuplarda çalışan araştırmacılar olarak Pasifik’te de araştırmaların çok kıymetli ve değerli olacağını düşündük. Şimdi kendisi gidecek ve bu çalışmaları sefer boyunca gemi üzerinden gerçekleştirecek, verileri toplayacak. Daha sonra da bunları değerlendireceğiz. Sonra da bunları rapor olarak sunacağız elbette. Hem rapor olarak hem de bir yayın olarak sunacağız.” ifadelerini kullandı.
]]>Eskişehir’e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir fabrika açılışına katıldıktan sonra ‘Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin imza töreni için Milli İrade İlkokulunda düzenlenen programa katıldı. Kısa bir tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan programda konuşmaların ardından imza törenine geçildi. Program, toplu fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.
Programda konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Kacır, “Bilimi toplumla buluşturan proje çerçevesinde, Eskişehir’de anaokulundan liseye kadar geniş bir yelpazede 395 okulumuza on binlerce popüler bilim kitabı ve dergisi hediye etmenin heyecanını yaşıyoruz. İstanbul’da başladığımız ve Eskişehir ile devam ettiğimiz bu projenin başta TEKNOFEST kuşağı gençlerimiz olmak üzere tüm Eskişehirli öğrencilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyetimizin ikinci asrında ‘tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’ hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yaparak ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir yön tayin ediyoruz. Bilimde ve teknolojide akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunu gururla izliyoruz. Artık özgüven ve iddia sahibi, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin yükselişine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Biliyoruz ki eğer gençlerimizi doğru yetkinliklerle buluşturursak, onlara hayallerinin peşinden gitme fırsatı sunarsak Türkiye Yüzyılı’nın mimarı gençlerimiz başarı hikayelerimize yeni sayfalar ekleyecek” dedi.
“Geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı”
Havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i gerçekleştirerek, gençlere ‘ben de yapabilirim’ özgüvenini kazandırdıklarını belirten Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de 3 TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı. Hepimizin gurur duyması gereken bu tablo, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin parlak geleceğini şekillendirecek TEKNOFEST kuşağının ve Türk gençliğinin muhteşem yükselişinin ispatıdır. TEKNOFEST kuşağı, yapamazsınız diyenlere inat imkansız denileni gerçeğe dönüştüren, hayallerine giden yolda alın ve akıl terini esirgemeyen, hiçbir engel tanımayan güçlü iradenin bayrak taşıyıcısıdır. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda 81 şehrimizin tümünde kurduğumuz 125 Deneyap Teknoloji Atölyesinde 16 bin ortaokul ve lise öğrencimize, geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık”
Bilimin derin bir meraktan ve öğrenme arzusundan beslendiğine vurgu yapan Bakın Kacır, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Okumak ise bu sonsuz yolculuğun en güçlü yelkenlerinden biridir. İşte bu nedenle, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okuru kucaklıyor, bilime olan ilgiyi ve sevgiyi her geçen gün biraz daha artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Sadece geçtiğimiz yıl, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Yarım asırdan fazla bir süredir yayımladığımız Bilim ve Teknik’ten Bilim Çocuk ve Meraklı Minik’e TÜBİTAK Popüler Bilim Dergilerimizle de her ay 300 bin vatandaşımıza ulaşarak merakın keşfin ateşini yakıyoruz. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Eskişehir’de TÜBİTAK akademik Ar-Ge destekleri çerçevesinde son 22 yılda, 575 projeye 1,5 milyar liranın üzerinde kaynak sağladık. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle 2 bin 201 bilim insanımıza 585,5 milyar lira destek verdik. 10 Özel sektörün 399 Ar-Ge projesine 2 milyar lira kaynak aktardık. Biz Eskişehir’i başta bilim ve teknoloji olmak üzere her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Bugün de on binlerce popüler bilim kitabını ve dergiyi Eskişehir’deki 395 okulumuza sunarak, bilim ve teknoloji kültürünün tohumlarını ekiyoruz. Ayrıca, Eskişehir’deki tüm ilçelerimizde, TÜBİTAK kitaplıkları kurarak, gençlerimizin bilgiye erişimini kolaylaştırıyor, onların ufkunu genişletiyoruz.”
“Bizler bu yolculukta gençlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz”
Konuşmasında gençlere de seslenen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Medeniyetimiz ‘Oku. Yaradan Rabbinin adıyla oku’ emri üzerine bina edilmiştir. Elbette, bu ilahi mesajın, özünde kainatın anlamlandırılması manası taşıdığına inanıyoruz. Fakat bununla birlikte, kitapların bu mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşlarımız olduğunun da bilincindeyiz. Kitaplarla kurduğumuz bağ güçlendikçe ve düşünceye olan bağlılığımızı sürdürdükçe, ülkemizin ve insanlığın yararına olacak pek çok bilimsel ve teknolojik gelişmeyi hayata geçireceğimize inancım tamdır. Düşünce kalıplarına hapsolmadan, Allah’ın en şerefli varlığı olarak, özgür düşüncenin ve insan olmanın bilinciyle kitaplar aracılığıyla hayatınıza mana katacaksınız. Bizler bu yolculukta sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Siz yeter ki okumaktan düşünmekten, hayal etmekten vazgeçmeyin. Sözlerime son verirken, Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınları ile Buluşturuyoruz Projesi’nin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyor sunduğu katkı için TEİ’ye teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini bitirdi.
Programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, TEİ Genel Müdürü Mahmut Akşit, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, il protokolü, eğitimciler ve öğrenciler katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR
]]>