23 Şubat’ta Shangri-La Bosphorus’ta gerçekleşen ve bir çok ülkenin bakan düzeyinde temsilci gönderdiği zirve, tüketici haklarının yanı sıra insan hakları ve ülkelerin güvenlik sorunlarını dile getirdi.
37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi ‘nin açılış konuşmasını yapan Lob’in International Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Ustaoğlu, 37 yıldır tüketicinin korunması ve bilinçlenmesi için uluslararası alanda çalışmalar yaptıklarını anlatarak marka ve kalite konusuna vurgu yaptı ve dünyanın birçok ülkesinden zirveye katılan kurum ve kurum temsilcilerine teşekkür etti.Konuşmasında ayrıca “İnsan tüketerek mutlu olan varlıktır. tüketmek üretmenin birinci şartıdır.” diyen Fahri Ustaoğlu tüketicinin ekonomik özgürlüğünü de ele alarak; “Tüketicinin tercih etme hakkının güvenceye alınması gelişmenin ve medeniyetin göstergesidir” dedi.

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar 37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi’nde yaptığı konuşmada tüketici hakkının kul hakkı olduğunu söyleyerek, Türk toplumunun Ahi teşkilatıyla 1500 yıldır tüketici haklarının korunmasında gerekli tedbirleri almış bir toplum olduğunu belirtti.
Tüketici Kalite Zirvesi’ne katılan İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Mehmet Hüseyin Nail Anlar ticarette ilerlemenin kaliteden geçtiğini, kalitenin ise tüketicinin vazgeçilmez hakkı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Ve Dış Politikalar Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aygün Attaroğlu zirvede yaptığı konuşmada tüketici haklarından ve kaliteden bahsedebilmek için öncelikli olarak barıştan bahsetmek lazımdır dedi ve güvenliğin ulusların ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu anlattı.

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından kurulan European Business Club Associtions Başkanı Zbigniew Roch ise Türkiye ile savunma sanayii başta olmak üzere bir çok konuda işbirliği yapmak istediklerini anlattığı konuşmasında, Polonya’nın sınırında olan Ukrayna savaşının sona erdirilmesinin lüzumunu belirtti.
K.K.T.C. Bayındırlık Ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne her konuda minnettar olduğunu söyleyerek Dünyanın En Büyük 4. Havalimanı olan Ercan Havalimanı’nı Kıbrıs’a kazandırdıklarını belirtti.

Ayrıca zirvede konuşmacı olarak yer alan Kuzey Makedonya Topluluklararası Bakan Vekili Cabir Doko Türkiye’nin önderliği Balkan ülkelerin güçlü kılmaktadır dedi. Örnek aldığımız Türkiye Makedonya’nın gelişmesinde ve ekonomik stratejilerin belirlenmesinde önemli bir yol haritası çizmemizde yardımcı olmaktadır diye de belirtti.
Mersin International Port Genel Müdürü Ajay Kumar Sing yaptığı konuşmada Mersin Limanından Türkiye’nin ihracatına yapmış olduğumuz katkılardan dolayı çok mutluyuz, Türk Ekonomisine daha çok katkıda bulunmak için var gücümüzle çalışıyoruz dedi.
37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi’ne İsviçre’den katılan Halil sert konuşmasında Tüketici Zirvesine destek olmaktan mutluluk duyuyorum, Türkiye lehine diplomatik faaliyetlerde bulunmak bizleri çok mutlu ediyor dedi.
Ayrıca zirvede bulunanTüketici Ve Rekabetin Korunması Derneği Başkanı Prof. Dr Uğur Özgöker Tüketici Hakları Yasası’nın tüketici beklentilerine cevap veren evrensel bir yasa olduğunu anlattı.
Zirve iki bölüm halinde devam etti. Evrensel Tüketici Hakları konulu ilk oturumun moderatörlüğünü Alfa Invesment UK Partner Dr. Necip Uludağ üstlendi.

İlk sempozyumun konuşmacıları:
Zirvenin ikinci oturumunun moderatörü ise İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve Tüketici Ve Rekabetin Korunması Derneği Genel Başkanı olan Prof. Dr. Uğur Özgöker oldu.
İkinci sempozyumun konuşmacıları:
Fahri Ustaoğlu önderliğinde 37 yıldır tüketicinin bilinçlenmesi ve üreticinin bu bilince ortak olması yönünde çalışmalar yapan Lob’in International tarafından düzenlenen 37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi plaket ve serifika takdim töreniyle sona erdi.
Haberler.com Genel Yayın Yönetmeni Av.Bedia Teymur zirvenin 2. oturumunda haberciliğin etik değerini ve kalitesini anlattı.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Torun’un gerçekleştirdiği ‘Metaverse ve Pazarlama’ konulu sohbet katılımcılar tarafından büyük bir ilgi ile dinlendi. Pazarlamanın 1980 sonrası tüketici haklarının gelişmesi, bilincin artması ile satış evresinin çok sürmeyeceği bir çıkmaza girdiğini söyleyen Torun, artık tüketicilerin baskıcı satış çalışmalarından yorulmuş, tüketimlerini azaltma yoluna gitmiş ve doygunluğa ulaşmış olduklarını ifade etti. Pazarlama uygulayıcıları tarafından yeni yaklaşımlar konusunda arayışlar ortaya çıkmaya başladığını belirten Torun, bu arayışların bir yansıması olan Alp-Germen yaklaşımının ilişkisel pazarlama yaklaşımı olduğunu dile getirdi.
“Web 2.0 etkileşime dayalı bir sistemi getirmiştir”
İlişkisel pazarlama yaklaşımının temelini tüketiciye değer katacak ilişki ağlarının oluşturduğunu aktaran Torun, “İlişki ağları yoluyla tüketici bilgisayar ağını kurarken uygulayıcıların karşısında herkese ulaşabilme problemi çıkmıştır. Bu noktada ilişki oluşturabilmek adına elektronik ortamlardan oldukça yararlanmaya başlamışlar, televizyonlar, radyolar, sinema, tiyatro, konserler ve bunun gibi birçok medya içerisinde tek yönlü iletişimi başlatmışlardır. Ancak iletişimin tek yönlü olması geri dönüş noktasında başarıyı ölçmede sorunları beraberinde getirmiştir. 1975 yılında ARPA-net projesi olarak ortaya çıkan internet, yaygınlığı küresel anlamda 1990’ların sonunda bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması ile yakalamıştır. Bu yaygınlıkla beraber tüketicilerin de dahil olabileceği web 2.0 ortaya çıkmış ve tüketicilerin daha çok vakit geçirdiği bir alanı oluşturmuştur. Tüketicilere yönelik pazarlama faaliyetlerinin bu alanlara kaydırılmasında da tam olarak bu sebep vardır. Ttüketicileri dinleme, anlama ve onlarla etkileşim kurmak. Çünkü web 2.0 etkileşime dayalı bir sistemi getirmiştir. Bu dönemlerde 1992 yılında bilim kurgu yazarı olan Stephenson Snow, ‘Crash’ adlı romanını çıkarmış ve interneti bir ileri boyuta soyut olarak taşımıştır. Yazara göre artık insanlar sadece internette gezinmeyecek, yaşayacaktır da” dedi.
“Pazarlama uygulayıcılarının Metaverse’e ilgisi artıyor”
Metaverse isminin verildiği sanal dünyada avatarlar ile insanların hayat kuracağından ve fiziksel ile sanal dünyanın ayrılmaz parça haline geleceğinden bahseden Torun, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bu fikirden yıllar sonra Metaverse benzeri ‘Second Life’ ortaya çıkmış ve kullanıcılarına yeni bir yaşam deneyimi vaat etmiştir. Sonrasında ortaya çıkan sosyal medya uygulamaların temeli de aslen yeni bir hayat ve bilinirlik üzerine kurgulanmıştır. Bu sosyal medyadaki yaygınlık ve ilişkisel pazarlama anlayışına yeni bir etkileşim yolu kazandırmıştır. Firmalar ve aynı kişiler gibi bu sosyal mecralarda yer alarak tüketicilerle etkileşim kurmaya ve ilişki ağları oluşturmaya başlamıştır. Metaverse ise daha yeni bir terimdir. Arttırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, yapay zeka, kripto para ve avatar gibi kavramları bünyesinde birleştiren Metaverse’e ilgi gün geçtikçe pazarlama uygulayıcıları tarafından artmaktadır. Metaverse NFT satışları, avatar dizaynları, ürün geliştirme, veri madenciliği gibi birçok avantajı ile birlikte hem tüketicilere ulaşma hem de marka iletişimi için bulunmaz bir fırsat olmaktadır. Metaverse uygulayıcılara tüketiciyi yakından keşfetme ve onlarla arkadaşlık kurabilme imkanlarını beraberinde getirmiştir.”
Çok sayıda soru ve cevap yapılmasının ardından Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın konuşmacı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Torun’a şükran beratı takdimi etmesiyle program sona erdi. – ESKİŞEHİR
]]>İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki şiddetli saldırılarına destek niteliğinde açıklamalar yapan ve İsrail’e yardım gönderen uluslararası firmalar, dünyanın farklı ülkelerinde boykot ve protesto ediliyor. Küresel çapta olduğu gibi yurt içinde de tüketiciler İsrail’e karşı pozisyon alıyor.
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, AA muhabirine, yeme-içme sektöründe protesto ve boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalan gazlı içecek markalarının çok fazla tüketildiğini ancak bu durumda 7 Ekim’den bu yana ciddi bir değişiklik yaşandığını söyledi.
Birçok restoran ve lokanta sahibinin Gazze Şeridi’ndeki şiddetli saldırıların ardından kendi isteğiyle söz konusu gazlı içecekleri satmama kararı aldığını aktaran Bingöl, “Şu anda benim gözlemim, restoran ve lokantaların yarısı boykot ürünlerinden olan gazlı içecekleri satmıyor. Bu durum işletmelerin cirosunu olumsuz etkilemedi. Gelen müşteri gazlı içecek satılmadığını öğrendiğinde, demirhindi şerbeti ve ayran gibi alternatif ürünlere yöneliyor.” ifadelerini kullandı.
Bingöl, müşterilerin çoğunluğunun işletmenin gazlı içecek satmama kararına saygı gösterdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“7 Ekim’den öncesine göre aylık bazda yeme-içme sektöründe gazlı içeceklerin satışı yüzde 20 civarı düştü. Bu oranı marketler, lokantalar ve otelleri dahil ederek söylüyorum. Restoran ve lokantalarda gazlı içecek satışları yüzde 50’den fazla azaldı. Ben boykot bilincinin canlı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Boykotun sürekli ve geçerli olabilmesinin tek yolu var, muadilini ve daha iyisini yapacaksın. Benim restoranımda müşterilerimin yüzde 70-80’i demirhindi şerbeti içiyor. Gazlı içecek yok ama muadili var, diyorum. Boykot meselesinde özellikle gazlı içeceklere alternatif olacak, çok da lezzetli olan geleneksel içeceklerimiz var. Şerbet, ayran ve Türk kahvesi gibi lezzetlerimizi daha fazla tanıtmalı daha fazla tercih edilir yapmalıyız.”
“Cephane Bizden Değil’ boykot kampanyası kararlı bir şekilde sürüyor”
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de Gazze’de bir soykırım yaşandığını ifade ederek, 18 ülkeden, 34 tüketici örgütüne milyonlarca insanın soykırıma uğramasına seyirci kalmamaları çağrısında bulunduklarını bildirdi.
Yaşanan insanlık dramına karşı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en güçlü şekilde tepki gösterildiğini vurgulayan Deniz, şunları kaydetti:
“7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, ülkemiz insanı başta İsrail olmak üzere, bu soykırımı destekleyen ülkelerin marka ve ürünlerini satın almayarak, tüketici boykotu geliştirmek istemektedirler. Tüketici Birliği Federasyonu tarafından, özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan birçok listedeki marka ve ürünler üzerinde yapılan araştırma ve incelemede, çoğu marka ve ürünün ABD ve İsrail ekonomilerine ait olmaları bir yana, ülkemizin ekonomisi içinde yer aldıkları, ulusal marka ve ürünler olduğu tespit edildi. Tüketicinin tüketimden gelen gücünün harekete geçirilerek yapılacak boykotta, boykot edilecek marka ve ürünün milliyetinin doğru tespit edilmesi gereklidir. Ayrıca, tüketicinin o ürün yerine, ikame edebilecek başka ürün seçeneğinin olması, boykotun etkili şekilde uygulanmaya uygun olması ve boykot kapsamındaki marka ve ürünün ülkemiz ekonomisi bakımından başta istihdam ve yerli sermayenin zarar görmemesi gibi çeşitli koşulların gözetilmesi gereklidir.”
Tüketici Birliği Federasyonu olarak başlattıkları “Cephane Bizden Değil” boykot kampanyasını kararlı şekilde sürdürdüklerini ifade eden Deniz, “Sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu, Afrika ülkeleri ve Türk devletlerinden boykota katılımın yoğun olduğu haberlerini alıyoruz. Boykotun etkili olduğunu halka açık şirketlerin bilançolarından da anlıyoruz. Market raflarındaki boykot ürünlerinin fiyat etiketlerindeki değişimden boykotun gücü anlaşılıyor. Neredeyse zararına ürün satıyorlar ama yine de tercih edilmiyorlar.” şeklinde konuştu.
Deniz, boykot kampanyasını “başarısızlıkla” ve “sürdürülemez olmakla” ilişkilendiren yorumlara katılmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu yorumlar iki sebebe dayanıyor. Söz konusu markalar, sosyal medya üzerinden böyle bir algı oluşturmak için trolleri ile kampanya yapıyor. Gerçekte ise eşimiz, dostumuzun boykota sadık olduğunu görüyoruz. Sosyal medyada dolaşan ‘boykotun başarılı olmadığı’ şeklindeki yaklaşım tamamen firmaların kendi yalan haberleri. Diğer durum ise boykotun şiddet görüntüleriyle gösterilmesi. Sağduyu sahibi halkımız böyle kolayı dökmekle, kafeyi basmakla, oradaki insanları rahatsız etmekle boykotun olmayacağını çok iyi biliyor. Bu görüntülerdeki şahısların samimi olmadığı, provokatif amaçlarla boykotu sulandırmak için böyle şeyler yaptıklarını düşünüyorum.”
]]>