Türk – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 21:54:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Panama Dışişleri Bakanı: Panama Kanalı’nın trafiği artıyor https://www.kanal7haber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:54:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10934 Panama Dışişleri Bakanı Janaina Tewaney Mencomo, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’de ortaya çıkan sorunlardan dolayı bazı firmaların rotasını değiştirerek Panama Kanalı’nı kullandığını, bu nedenle buradaki trafiğin arttığını söyledi.

Panama Dışişleri Bakanı Mencomo, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

ADF hakkındaki izlenimlerinin çok iyi olduğunu ifade eden Mencomo, forumun, ülkelerin uluslararası toplumla iletişim kurması için mükemmel bir ortam yarattığını kaydetti.

Türkiye’nin, bulunduğu konum itibarıyla kıtalar arasında çok önemli bir görevi üstlendiğini vurgulayan Mencomo, Panama’nın da konumunun, Türkiye’ye benzer önemli bir sorumluluk yüklediğini belirtti.

Mencomo, son 4 yıldır Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Panama arasındaki işbirliğinin oldukça geliştiğini aktararak Türkiye’nin, ADF ile kıtalar arası bir köprü oluşturduğunu vurguladı.

Türkiye ve Panama’nın, bölgelerinde üstlendikleri birleştirici rolleri sebebiyle dünyaya bakış açısının daha geniş kapsamlı olduğunu ve cazibe merkezleri haline geldiğini ifade etti.

“Türkiye, kesinlikle farklı kıtaları birbirine bağlayan bir köprü rolü oynuyor.” diyen Mencomo, Panama’nın da Amerika ve Karayipler’i birbirine bağlayan köprü rolünü üstlendiğini söyledi.

Panama Kanalı’nın trafiği artıyor

Mencomo, Panama Kanalı’nın muhtemel bir kuraklık nedeniyle işlevselliğini yitireceği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Dışişleri Bakanı olarak özellikle bu forumda, Panama Kanalı’nın çok iyi çalıştığını söyleyebilirim.” dedi.

Dünya ticaretinin yüzde 6’sının Panama Kanalı’ndan geçtiğini kaydeden Mencomo, “Dünyanın farklı bölgelerindeki, örneğin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki sorunlar doğrudan bizi etkiliyor. Çünkü bazı firmalar rotasını değiştiriyor ve Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı yerine Panama Kanalı’nı kullanıyor. Bu nedenle trafiğimiz artıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mencomo, tüm ülkelerin birbirinden etkilendiğini vurgulayarak, “Dünya’nın bir köşesinde olan her şey başka bir köşeyi de etkiliyor, hepimizi birbirimize bağlıyız. Büyük veya küçük her ülkelerin birbirine bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

2023’te 500 bin düzensiz göçmen Panama’yı geçiş rotası olarak kullandı

Panama’nın da bölgesindeki ülkeler arasındaki konumu nedeniyle düzensiz göçmenler için bağlantı noktası olduğuna işaret eden Mencomo, geçen yıl ABD’ye gitmek üzere yola çıkan 500 bin düzensiz göçmenin Panama’yı geçiş rotası olarak kullandığını kaydetti.

Mencomo, “Daha geçen yıl kuzeye, ABD’ye gitmeyi planlayan 500 bin (düzensiz) göçmen (Panama’dan) transit geçti.” dedi.

Düzensiz göçmenlerin Panama’ya 7 ila 12 gün süren çok zorlu bir yolculuğun ardından geldiğini anlatan Mencomo, “Onlara yiyecek, barınak, sağlık hizmeti sağlamamız gerekiyor. Bu çok fazla çaba gerektirir. Dolayısıyla kuşkusuz buna yatırım yapıyoruz. Kaynaklarımızı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mencomo, düzensiz göç sorunuyla ilgili Türkiye’nin tecrübelerine başvurduklarını belirterek, “Türkiye’nin bize bu konuda yardımcı olabileceğini ve bu sorunla nasıl baş ettiğini paylaşabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Panama’daki artan göç ve ticaret olanakları sebebiyle uluslararası camiayla iletişimlerinin artması gerektiğini ifade eden Mencomo, bu forumun gerekli bağlantıların kurulması için önemli bir araç olduğunu kaydetti.

Mencomo, Türk Hava Yollarının Panama’ya Türkiye’den haftada 11 sefer yaptığını belirterek, bunun artacağından emin olduğunu söyledi.

Öte yandan Panama’nın her yıl ticaret fuarı düzenlediğini kaydeden Mencomo, Türkiye’den bu fuara büyük katılım olduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/feed/ 0
Güney Afrika’da Müslümanlar Ramazan Ayı’na Hazırlanıyor https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikada-muslumanlar-ramazan-ayina-hazirlaniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikada-muslumanlar-ramazan-ayina-hazirlaniyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 21:18:46 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10880 Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Müslümanlar, yaklaşan ramazan ayı öncesi son hazırlıklarını yapıyor.

Güney Afrikalı Müslümanlar, 60 milyonluk ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 2’sini oluşturmakla beraber, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan oldukça etkin bir azınlık toplum olarak öne çıkıyor.

Ülkede yaşayan Müslümanların büyük bölümü Hollandalı ve İngiliz sömürgeciler tarafından buraya getirilen Asyalı Müslümanların soyundan geliyor.

Geçmişte sömürgeciliğin ve ırkçılığın acısını yaşayan Güney Afrika Müslüman toplumu, apartheid rejiminin çöküşünün ardından geçen 30 senede ülkenin en varlıklı kesimlerinden biri olma özelliği taşıyor.

Johannesburg’da ramazan fuarı

Ülkenin en büyük şehri Johannesburg, 29 Şubat- 3 Mart tarihlerinde, kıtanın en büyük ramazan fuarlarından birine ev sahipliği yaptı.

Gallagher Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara, Johannesburg sakinleri yoğun ilgi gösterdi.

Türkiye’den çeşitli firmaların da stant açtığı fuarı ziyaret edenler, yiyecekten bayramlık kıyafete varıncaya kadar ramazan öncesi son alışverişlerini gerçekleştirme fırsatı buldu.

Eid Fest isimli fuarın organizatörlerinden Nisha Naidu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır düzenli gerçekleştirilen etkinliğe bu sene 20 bine yakın kişinin katıldığını belirtti.

Naidu, fuara Türk firmalarının gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Türk menşeli ürünler bu sene de fuarımızda önemli bir yer tutuyor. Türk firmalarının her geçen yıl daha yoğun katılım gösterdiğini gözlüyoruz.” diye konuştu.

Yunus Emre Enstitüsü standı

Fuarın ziyaretçileri arasında yer alan Türkiye’nin Pretorya Büyükelçisi Ayşegül Kandaş, önceki yıllarda olduğu gibi Güney Afrika’da ramazanın bu yıl da büyük bir coşkuyla karşılandığını belirterek, Güney Afrikalı Müslümanların, ibadetlerini yerine getirme konusunda son derece hassas olduğunu kaydetti.

Kandaş, Güney Afrika’da Müslümanların nüfusun yüzde 2 civarını oluşturmasına rağmen, ekonominin yaklaşık yüzde 30’una hakim olduklarına dikkati çekerek, “Bildiğiniz üzere buradaki Müslümanlar, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye yardım için seferber oldu. Bu konuda kendilerine minnettarız.” diye konuştu.

Fuardaki Yunus Emre Enstitüsü (YEE) standı da ziyaretçiler tarafından ilgiyle karşılandı.

Johannesburg YEE Türk Kültür Merkezi yetkilisi Abdülaziz Yiğit, bu stantta Türk el işi sanatlarından eserlere yer verip YEE’nin kurs ve etkinliklerini tanıttıklarını belirtti.

Güney Afrika’da ramazan gelenekleri

Ülkenin önde gelen Müslüman sivil toplum kuruluşlarından (STK) Awqaf SA görevlilerinden Nasiba Abdoola, dünya genelinde olduğu gibi Güney Afrika’da da Müslümanların ramazan ayını büyük heyecan ve coşkuyla beklediklerini kaydetti.

Abdoola, Güney Afrika’da sokak iftarlarına dikkati çekerek, “Güney Afrika’da ramazan geleneklerimizin başında sokak iftarları gelir. Yüzlerce, hatta binlerce kişi bu sokak iftarlarında bir araya gelerek orucumuzu birlikte açarız. Bunun dışında ramazan boyunca misafirimiz eksik olmaz. Bu ayı aile ve yakınlarımızla birlikte geçirmeye özen gösteriyoruz.” dedi.

Ramazanda mutfaklarda Cape Malay ve Hint mutfağına özgü yöresel tatların çokça tercih edildiğini belirten Abdoola, şu ifadeleri kullandı:

“Genellikle iftarlarda hafif şeyler yemeyi tercih ederiz. Ana yemekleri, daha ağır oldukları için teravih namazından sonraya saklarız. Gençlerimiz çoğu zaman sahura kadar uyumaz. Sahur vakti ailenin tüm üyeleri tekrar sofra başında bir araya geliriz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikada-muslumanlar-ramazan-ayina-hazirlaniyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz” https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-irak-sinirlarimizi-guven-altina-alacak-cemberi-tamamlamak-uzereyiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-irak-sinirlarimizi-guven-altina-alacak-cemberi-tamamlamak-uzereyiz/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:45:27 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10802 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.

“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”

Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.

“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”

Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.

“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”

Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayii ihracat rakamları

“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.

“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”

Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-irak-sinirlarimizi-guven-altina-alacak-cemberi-tamamlamak-uzereyiz/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Ramazan ayının bereketiyle Filistin halkının gözyaşları silinmelidir. https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-ramazan-ayinin-bereketiyle-filistin-halkinin-gozyaslari-silinmelidir/ https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-ramazan-ayinin-bereketiyle-filistin-halkinin-gozyaslari-silinmelidir/#respond Wed, 31 Jul 2024 09:00:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10761 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından, ramazan ayıyla birlikte İsrail ve Filistin arasında kesin çözüm oluşturulması gerektiğini vurguladı.

MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:

“Filistin halkı ve işgal atındaki yurt toprakları zulmün pençesinde, hunhar saldırı ve operasyonların odağındadır. Sayıları 30 bini aşan sivil ve masum Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. İnsani felaket hazmetme ve tahammül kapasitesini geçmiştir. İsrail, Filistinlilerin hayat ve varlık haklarına karadan ve havadan ölüm yağdırmaktadır. Haysiyet ve hürriyet gibi temel insan hakları yok sayılmaktadır. Soykırım trajedisi artık son bulmalıdır.

“GAZZE’DE BARIŞ PROJESİ YÜRÜTÜLMELİ, TÜRKİYE ÖNCÜ ROL OYNAMALIDIR”

11 Mart 2024 tarihinden itibaren karşılayacağımız Mübarek Ramazan ayında, İsrail ile Filistin arasında ara çözüm değil, kalıcı ve kesin çözüm vasatı oluşturulmalıdır. 10 Mart 2024 tarihinde ilk sahurla birlikte hukuki, siyasi, insani, vicdani ve İslami ölçüler kapsamında muhkem “Barış Projesi” tezahür ve tedarik etmeli, Türkiye bu konuda öncü rol oynamalıdır. İslam alemi ilk sahura kalktığı anda barış havasının huzur ve güveniyle müşerref olmalıdır.

Ramazan ayında kırılgan ve geçici değil, mütekamil ve mütemadi ateşkes kararıyla birlikte onurlu barış ve uzlaşma iklimi ilk sahurdan iki devletli çözüme kadar kökleşerek vücut bulmalıdır. Türkiye ve tüm İslam ülkeleri ortak iradeyle kenetlenip; dökülen kanların durması, Gazze yıkımının sonlanması; aksi halde siyasi, ekonomik ve askeri her türlü insani müdahalenin devreye alınmasıyla ilgili tavır ve tutumu dünyaya ilan etmelidir.

“MESCİD-İ AKSA’NIN HÜZÜN VE ISTIRAP DEVRİ KAPANMALIDIR”

Gazzeli mazlumlara havadan yapılan ve göstermelik olmasından başka bir manaya gelmeyen yardımların yerine, Ramazan ayı münasebetiyle temel insani ihtiyaçların temini hususunda elbette seferberlik ruhuyla harekete geçilmeli, petrol zengini ülkeler manevi sorumlukların vecibesiyle inisiyatif üstlenmelidir. Ramazan ayının bereketiyle Filistin halkının gözyaşları silinmelidir. Mescid-i Aksa’nın hüzün ve ıstırap devri kapanmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın diyalog çabaları ve diplomatik temasları çok değerlidir. Sonuca ulaşması samimi dileğimizdir. Ancak gerekirse Türkiye her ihtimali masaya koyup restini çekmeli, bunun da siyasi eylemini planlayıp fedakarlık ve kahramanlık içinde icra etmelidir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Boşa geçecek zaman kalmamıştır. Ramazan; barış, bereket, bolluk ve kardeşlik mevsimidir. Önümüzdeki Ramazan, barışın kurumsallaşıp kökleşmesi için müstesna ve muazzez bir fırsattır. Şayet bu fırsat kaçarsa, bölgenin ve dünyanın bacasını ateş saracak, Türk milleti de bu tehdit ve tehlike karşısında tarafsız kalmayacaktır. Ahlaklı insan ve toplumun sorumluluk duygusu yüksektir. Sorumluluklarımızın şuurundayız, zulme karşıyız, mazlumun da yanındayız.

“ŞER VE ŞİRRET EMELLER KARŞISINDA TEK YÜREK OLALIM”

Eski dönemlerde var olan ve toplumsal hayatımızı çepeçevre kuşatan ahlaki safiyetin ve toplumsal duyarlılığın müteakip dönemlerde buharlaşıp bireyselleşmesi Kur’an-ı Kerim’in Cuma Suresi’nin 11’inci ayetini çok daha haklı ve geçerli hale getirmektedir. Nitekim şahsi servetler yığılırken bir emr-i azim olan infak yoluyla paranın, hayır kanallarını zorlayarak, vahye uygun düşecek şekilde, yukarından aşağıya doğru toplum hayatına akmaması, hem sosyal, hem ekonomik, hem de siyasal çarpıklıklara neden olmaktadır. Bu çarpıklığın önüne geçmek için kim zordaysa elinden tutalım, ekmeğimizi bölüşelim, hayır ve hasenatta yarışalım, şer ve şirret emeller karşısında tek yürek olalım. Zekat-fitre-sadakalarımızı ihtiyaç sahibi insanlarımıza muhakkak ulaştıralım. Diyorum ki, Allah bes, baki hevestir. Galip olan yalnızca Allah’tır. Zalimlerin ve zulümlerin akıbeti mahvı perişanlıktır.

Aziz milletimizin ve Türk-İslam aleminin Ramazan-ı Şerifi’ni bugünden kutluyor; Allah’tan insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını niyaz ediyor, tutacağımız oruçların ve yapacağımız duaların kabulünü diliyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-ramazan-ayinin-bereketiyle-filistin-halkinin-gozyaslari-silinmelidir/feed/ 0
ÇOMÜ’de Japon Dili Eğitimi veren öğretim görevlisi Ichimura Miyuki, Türkiye-Japonya ilişkilerine katkı sağlıyor https://www.kanal7haber.com.tr/comude-japon-dili-egitimi-veren-ogretim-gorevlisi-ichimura-miyuki-turkiye-japonya-iliskilerine-katki-sagliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/comude-japon-dili-egitimi-veren-ogretim-gorevlisi-ichimura-miyuki-turkiye-japonya-iliskilerine-katki-sagliyor/#respond Mon, 29 Jul 2024 21:09:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10663 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Japon Dili Eğitimi Ana Bilim Dalında öğretim görevlisi olan Ichimura Miyuki, üniversitelilere 19 yıldır hem dilini hem de kültürünü öğreterek, iki ülke arasındaki ilişkilere eğitim alanında katkı sağlıyor.

Japonya’nın Kyoto şehrindeki Doshisha Üniversitesinde gazetecilik eğitimi alan Ichimura, üniversitede öğrenciyken ülkesindeki yabancılara gönüllü olarak Japonca öğretmeye başladı.

Japonca öğretmenliği konusunda kendisini geliştirmek için formasyon eğitimi alan Ichimura, 1998 yılında öğretmenliğe başladığı Çin’de 3 yıl kaldıktan sonra kısa süreliğine ülkesine döndü.

Farklı kültürleri tanıma merakı olan Ichimura, öğretmenlik için 2003’te Laos, 2004 yılında ise Sri Lanka’ya gitti.

Sri Lanka’da karşılaştığı öğretmen arkadaşının, Türkiye’nin çok güzel bir ülke, insanlarının da sıcakkanlı ve yardımsever olduğunu anlatması üzerine Türkiye’ye gelmeye karar veren Japon akademisyen, ÇOMÜ Japon Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nın öğretim görevlisi alımı ilanına başvurdu.

Başvurun kabul edilmesiyle 2005’te Çanakkale’ye gelen Ichimura Miyuki, bu bölümde üniversite öğrencilerine 19 yıldır hem dilini hem de kültürünü öğretiyor.

51 yaşındaki Ichimura, ÇOMÜ’de bu dönem haftada 17 saat, hazırlık programında yazma, okuma, dil bilgisi, 2. sınıflara “sözlü iletişim becerileri” ve “öğretim teknolojileri” dersleri veriyor.

Japon misafirperverliğini tam olarak yansıtan ve geleneksel çay seremonisi “sado”yu Türk-Japon Dostluk Kulübünde uygulamalı öğreten Ichimura, “wagashi” olarak adlandırılan “sakura mochi” ve “uguisu mochi” tatlılarını da yaparak öğrencilerine tanıtıyor.

“Barışın önemini hatırlamak için çok önemli bir yer”

Ichimura, AA muhabirine, Çanakkale’nin düşündüğünden daha güzel bir şehir olduğunu söyledi.

Geldiği dönemde sadece şehir içinde gezdiğini, daha sonra Troya Antik Kenti ile Assos’u ziyaret ettiğini, Gelibolu Yarımadası’nı da bisikletle dolaştığını anlatan akademisyen, “Çanakkale’nin doğası çok güzel. Gelibolu Yarımadası, barışın önemini hatırlamak için çok önemli bir yer. Biraz farklı ama Japonya’daki Hiroşima gibi olduğunu düşünüyorum. İlkokul ya da ortaokuldayken de ders kitaplarında Troya ile ilgili metin okuyoruz. Ondan dolayı galiba Troya, Japonlar için çok güzel, hayal gibi.” diye konuştu.

“İlişkilere küçük de olsa katkıda bulunabilirsem mutlu olurum”

Üniversitelilere dil öğretmenin çok keyifli olduğunu vurgulayan Ichimura, “Çoğu hiç Japonca bilmeden geliyorlar. Bir sene sonra günlük konuşma yapabilecek hale geldiklerini görmek çok mutlu ediyor.” dedi.

Ichimura, yabancı dil öğrenmek veya öğretmenin o dili konuşan kişiye ve kültürüne saygı duymaya eşit olduğunu dile getirerek, “Hem öğrenen hem de öğreten kişinin bakış açılarını genişletebiliyor. Dili kullanarak birbirimize düşündüklerimizi ifade etmeye ve anlamaya, iyi ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Benim yapabileceklerim çok küçük şeyler ama Türkiye ve Japonya arasındaki ilişkilere küçük de olsa katkıda bulunabilirsem çok mutlu olurum.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de Japonca öğretmenin zorluklarına da değinen Ichimura, “Japon kültürünü ve dilini öğretmek açısından bazen sıkıntı oluyor çünkü Türkiye’de kaynaklar sınırlı. Japon kültürüne dokunmak için fırsat da sınırlı. Ondan dolayı ben ve diğer hocalar gerçek Japonya’yı tanıtmak için elimizden geleni yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Japon kültürünün bir parçası olan çay seremonisi “sado”yu kulüp etkinliğinde öğrencilere tanıtmaya çalıştığını, ders dışında da Japonya’daki öğrencilerin de katılımıyla çevrim içi toplantı düzenlediğini aktaran Ichimura, ÇOMÜ Japon Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı öğrencilerinin her yıl düzenlenen Japonca Konuşma Yarışması’ndaki başarılarına ilişkin ise “Lisans eğitimi başlamadan önce 1 yıl Japonca hazırlık programımız var. Bu 1 yıl içinde haftada 20 saat sadece Japonca öğreniyorlar. Başarılarında bunun yararı olabilir. Bu, öğrencilerimizin başarısıdır.” dedi.

“Türklerin misafirperverliğini çok seviyorum”

Türklerin misafirperver yönlerini çok sevdiğini ifade eden Ichimura, “Komşularımla aram iyi. Bana samimi davranmaları çok hoşuma gidiyor. Büyüklerim bana ‘kızım’, çocuklar ‘abla’ diyor. Bu Türkler için sadece hitap şekli ama benim için çok özel bir şey. Sanki onların arasına kabul edilmiş hissi veriyor. Yabancı olduğumu hiç hissettirmiyor. Bu, benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.

Türkçe’nin kendisi için çok zor bir dil olduğuna işaret eden Japon akademisyen, şöyle devam etti:

“Türkçe öğrenmek için dil kursuna gitmek istiyordum ama ne yazık ki zamanım olmadı. Günlük hayatımda konuşa konuşa öğrendim. İlk geldiğimde sadece ‘Merhaba’ dedim, sonra ‘Nasılsınız’, ‘Teşekkür ederim’. Bunları telaffuz etmek çok zordu. Sonra ‘Paket yapar mısınız?’ cümlesini öğrendim çünkü buradaki restoranlarda porsiyon çok büyük geldi o zamanlar. O eskidendi, artık hepsini bitirebilirim. Türk yemeklerinden en çok biber dolmasını seviyorum. Kendim de yapıyorum. Türk mutfağına alıştım diyebilirim ama bazen yağı fazla gibi geliyor.”

Hediye edilen patiklerden koleksiyon yaptı

Ichimura, geleneksel el sanatlarından yün patiklerin ilgisini çektiğini belirterek şunları ifade etti:

“Patiklere bayılıyorum. Koleksiyonumda çok şirin, rengarenk desenli olanlar da var, ince, zarif, nakışlı olanlar da. Patiklerde, yapan kişi veya bana veren kişinin sıcaklığını görüyorum. ‘Hasta olmayın’, ‘Ayaklarınız üşümesin’ şeklinde çok nazik bir düşünce olduğunu hissediyorum. Bu içimi ısıtıyor. İlk kez Türk arkadaşımın evine ziyarete gittiğimde, büyükannesi verdi. Çok güzel bir hediye olduğunu düşündüm. Kendim almıyorum, hep hediye olarak veriyorlar ve koleksiyon yapıyorum. Koleksiyonumda 20’ye yakın patik var.”

Türklerin yardımsever olduğunun altını çizen Ichimura, “Türkiye’deki insanlar ‘Japonlar çok saygılıdır.’ diyor ama öğrencilerimiz de çok saygılı davranıyor. Öğrencilerimizden yardım istediğim zaman her öğrenci ‘Hocam teşekkür ederim, benden yardım istediğiniz için.’ diyor. Bu çok güzel bir şey. Öğrencilerimiz için neler yapabilirim diye sürekli düşünüyorum ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Öğrencilerimiz için bu bölümün, Japonya dünyasına giriş noktası olduğunu düşünüyorum. Onların bu dünyaya ilk adımı atmalarına yardım etmek istiyorum.” diye konuştu.

Ülkesini özlediğini de vurgulayan Ichimura, “Ama alıştım buraya. Benim için sorun değil. Farklı şehirleri gezdim. Her seferinde Çanakkale’ye döndüğümde ‘Çanakkale’ye döndüm.’ diyorum ve çok seviniyorum.” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/comude-japon-dili-egitimi-veren-ogretim-gorevlisi-ichimura-miyuki-turkiye-japonya-iliskilerine-katki-sagliyor/feed/ 0
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 11. Toplantısı Bakü’de Gerçekleştirildi https://www.kanal7haber.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/#respond Mon, 29 Jul 2024 09:12:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10642 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 11. Toplantısı gerçekleştirildi.

Azerbaycan Milli Meclisi’nde TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten başkanlığındaki toplantıya, TÜRKPA Genel Sekreter Mehmet Süreyya Er ile komisyon üyesi milletvekilleri katıldı.

Mesten, toplantıda yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın 2. Karabağ Savaşı’nda elde ettiği zaferden sonra Avrupa’nın haksız suçlamaları ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Azerbaycan’ın, Avrupa Parlamentosunun (AP) haksız tutumu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin (AKPM) uygunsuz davranışı nedeniyle AKPM’den çekildiğini hatırlatan Mesten, “Fransız Parlamentosu Azerbaycan’a yönelik birtakım yaptırım kararı kabul ederken, ABD Senatosu da askeri yardımların durdurulmasını içeren kanun tasarısını kabul etmiştir. Bütün bunlar bizim nazarımızda yok hükmündedir. Bir olduğumuz sürece haklı davamızdan her zaman zaferle çıkacağımıza inanıyor, kardeş Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Mesten, TÜRKPA kapsamındaki işbirliklerin önemine değinerek model kanun hazırlık çalışmalarından, bilimsel ve teknolojik gelişmelere destek vermek için yapılan ve yapılacak yasalardan bahsetti.

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç da konuşmasında parlamentoların kullandığı inovasyona dayalı yasama sürecini destekleyen yeni teknolojilerin TÜRKPA üyeleri arasında ortaklaşa kullanımını sağlayacak işbirliklerinin geliştirilmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Kılıç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) teknoloji kullanımında dünyada sayılı parlamentolar arasında yer almaktadır. Örnek olarak şu an Meclisimiz, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Tutanak Bilgi Sistemi Projesi yürütmektedir. Bu proje tamamlandığında yapay zekanın, milletvekillerinin TBMM Genel Kurul ve komisyonlardaki sesini tanıyarak, konuşmaları kendiliğinden yazıya dökmesi ve bunları video kayıtlarıyla eşleştirerek arşivlemesi mümkün olacaktır. Bu ve benzeri çalışmalarda tecrübe paylaşımının desteklenmesi ile işe başlayabiliriz.” dedi.

TÜRKPA Genel Sekreter Er de konuşmasında üye ülkelerin bilim ve teknolojinin gelişimine büyük önem verdiğini belirtti.

Er, “TÜRKPA üyesi ülkeler başarılı bilim ve teknoloji politikaları yürütüyor. Bu politikaların oluşmasında parlamentoların da özel bir yeri var. Çağımızın zorlukları bilim alanına ve bilimsel-teknolojik faaliyetlere yansımakta ve bu bağlamda bu alanın yasal düzenlemesi, sürekli değişen bu alanda meydana gelen değişikliklere mevzuatta karşılık verilmesi büyük önem taşımaktadır.” diye kaydetti.

“TÜRKPA’ya üye ülkelerde bilimsel ve teknolojik gelişmede parlamentoların rolü ve yasama desteği” başlıklı toplantıda Azerbaycan Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Ehliman Emiraslanov, Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu üyeleri Azerbaycanlı milletvekilleri Cavanşir Feyziyev ve Melahat İbrahimkızı, Kazakistanlı milletvekili Abzal Kuspan, Kırgızistanlı milletvekilleri Ruslanbek Cakışov ve Nurcigit Kadırbekov da konuşma yaptı.

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyon üyeleri şehitlikleri ziyaret etti

AK Parti Bursa Milletvekili Mesten başkanlığındaki TÜRKPA heyeti, Azerbaycan temasları kapsamında ülkenin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in kabrini, 20 Ocak Şehitleri’nin yer aldığı Şehitler Hıyabanı’nı ve Bakü Türk Şehitliği’ni ziyaret etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/feed/ 0
Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa vefatının 75. yılında Bakü’de anıldı https://www.kanal7haber.com.tr/kafkas-islam-ordusu-komutani-nuri-pasa-vefatinin-75-yilinda-bakude-anildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kafkas-islam-ordusu-komutani-nuri-pasa-vefatinin-75-yilinda-bakude-anildi/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:00:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10527 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü 15 Eylül 1918’de Ermeni çeteleri ve Bolşevik birliklerinden kurtaran Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa (Killigil), vefatının 75. yıl dönümünde Bakü’de düzenlenen programla anıldı.

Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçti. Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) tarafından Nuri Paşa’nın vefatının yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de anma programı düzenlendi. Programa TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.

“Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu sayısız kalplerin fatihine çevrildi”

Programdaki konuşmasında Bakü’nün Kafkas İslam Ordusu tarafından kurtarılmasının zorlu bir dönemde gerçekleştiğini belirten TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er, “Değer çok büyüktür ve Azerbaycan devletinin tarihinde çok önemli bir rol oynamıştır. Gösterdiği iradesi ve şecaatiyle Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu sayısız kalplerin fatihine çevrildi. Azerbaycan halkının gönlünde ebediyete kadar var olacaktır. Onların şecaati ebediyen Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir örneğini daha altın harflerle tarihe yazdı. Nuri Paşa’nın kahramanlığı iki halkın ortak tarihinde şerefli kardeşlik sayfasına çevrildi. İnanıyorum ki, bugün Nuri Paşa’nın, Kafkas İslam Ordusu’nun verdiği şehitlerin, canlarını vatan için feda etmiş bütün vatan evlatlarının ruhları şaddır” dedi.

Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasının kendilerini memnun ettiğini ifade eden TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, “Boşuna bir millet, iki devlet demiyoruz. İki ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz. Kafkas İslam Ordusu, Bakü’nün kurtuluşu için bin 130 şehit verdi. Nuri Paşa, Azerbaycan’da gittiği her yerde saygı ve hürmetle karşılandı. Nuri Paşa, sık sık bir olmadan, bir olarak çok güçlü olunacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi” diye konuştu.

“Ermenilerin kimlerin vekili olarak Azerbaycan’da katliam yaptıklarını çok iyi anlamak lazım”

Azerbaycan’ın farklı bölgelerinde bulunan Osmanlı askerlerinin mezarlarının kendilerine bırakılan bir emanet olduğunu vurgulayan Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, “Tarihe baktığımızda, tarih penceresinden alacağımız çok dersler var. Bu derslerden en önemlisi de tarihin her döneminde vekalet savaşlarının yaşandığıdır. Burada Ermenilerin kimler tarafından kullanıldığı, kimlerin vekili olarak Azerbaycan’da, Kafkas coğrafyasında katliam yaptıklarını çok iyi anlamak lazım. Günümüzde vekalet savaşlarının da ne anlama geldiğini bugün Gazze’de de, Suriye’de de, başka coğrafyalarda da görüyoruz. Birileri kendi çıkarları adına başkalarıyla savaş verirken, savaşın içerisinde olan güçler olarak kullanmaktadır. Bu çerçevede uyanık olacağız ve kardeşliğimizi de tesis etmek için, korumak için mücadele vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Nuri Paşa kimdir?

Azerbaycan’ın Osmanlı Devleti’nden yardım talep etmesi üzerine Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçen Nuri Paşa, 15 Eylül 1918 tarihinde başta Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerini düşman işgalinden kurtardı. İstanbul Sütlüce’de kurduğu silah fabrikasında 2 Mart 1949’da meydana gelen büyük patlamada hayatını kaybeden Nuri Paşa’nın hatırası hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de yaşatılmaktadır. – BAKÜ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kafkas-islam-ordusu-komutani-nuri-pasa-vefatinin-75-yilinda-bakude-anildi/feed/ 0
Nuri Paşa’nın vefatının 75. yılı anma programı düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/nuri-pasanin-vefatinin-75-yili-anma-programi-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/nuri-pasanin-vefatinin-75-yili-anma-programi-duzenlendi/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:48:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10508 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, 1918’de Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Bakü’yü kurtaran, Cumhuriyet döneminde ise kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer alan Nuri Paşa’nın (Killigil) vefatının 75. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.

Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) tarafından düzenlenen etkinliğe Genel Sekreter Mehmet Süreyya Er, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Azerbaycan Aksakalı Hasan Hasanov, TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, milletvekilleri, akademisyenler ve yazarlar katıldı.

TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.

Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.

Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.

Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.

Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur”

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.

Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.

Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.

Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.

“Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz”

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.

Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.

“Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır”

Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.

Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.

Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.

?

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/nuri-pasanin-vefatinin-75-yili-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
Yönetmen Derviş Zaim: “Türk sinemasındaki nihilizmi büyük dezavantaj olarak görüyorum” https://www.kanal7haber.com.tr/yonetmen-dervis-zaim-turk-sinemasindaki-nihilizmi-buyuk-dezavantaj-olarak-goruyorum/ https://www.kanal7haber.com.tr/yonetmen-dervis-zaim-turk-sinemasindaki-nihilizmi-buyuk-dezavantaj-olarak-goruyorum/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:36:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10496 Batman Belediyesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen “Batman Film Günleri”ne katılan usta yönetmen Derviş Zaim, yurtdışında Türk sinemasının karşılaştığı sorunlara ilişkin, “Türklerden bekledikleri filmi yapmazsan, allameicihan olsan seni o yerlere sokmazlar. Dışarda kültürel, politik ve sanatsal oryantalizm var. Bu üç sacayağından, süzgeçten geçiyor Türk sineması.” dedi.

“Tabutta Rövaşata”, “Filler ve Çimen”, “Nokta ve Cenneti Beklerken” gibi unutulmaz filmlere imza atan Zaim, Batman İlk Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda “Flaşbellek” filminin gösterimi sonrası sinemaseverlerle bir araya geldi.

Çukurova üniversitesi öğretim üyesi, yönetmen Batuhan Kalaycı moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, sinemada izlediği yola değinen Zaim, “Parçalara ayırmak gerekirse, bir sinema yönetmeninin kendisine ait sistemi kurması demek, kendisine ait işaretler sistemine sahip olması demektir. Başka şartlar da var. Bu işaretler sistemini başkalarına anlatabilecek sözel, görsel yeteneklere sahip olması gerekir. Bu işaretler sitemini gerçekleştirecek olanakları bulabilecek esnekliğe, kabiliyete ve girişkenliğe, dayanıklılığa sahip olması anlamına da geliyor.” diye konuştu.

Derviş Zaim, sinema yönetmenliğinin zamanı ve mekanı tıraşlama işi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bir heykeltıraşın yaptığı işten hareket edelim. Bir kaya parçası verirsiniz ve ondan bir heykel yapmasını istersiniz. O heykeli alır, Rodin’in dediği gibi fazlalıkları atar ve oradan düşünen adam heykeli çıkar. Bir yönetmen de kendisi için zamanı ve mekanı tıraşlar. Derviş Zaim’e göre, mekanı tıraşlamaya başlayınca aynı zamanda zamanı da tıraşlamaya başlar. Mekanın çok çeşitli yerlerine kamerayı koyarak, kameranın saptadığı planları yan yana dizerek bir kamera ve mekan ilişkisi kurabilir. Mekanın içerisinde kameranın dolaşmasına izin vererek bir plan sekansı mantığı içerisinde tıraşlayabilirsiniz. Buradan ayrı bir doku ortaya çıkar.”

Bazı yönetmenlerin zamanı ve mekanı nasıl tıraşladıkları üzerine uzun uzun düşündüklerini kaydeden Zaim, “Başkalarının işlerini etüt ettikleri için onu teorize etmeye başlarlar. Bu hem faydalıdır ama aynı zamanda geri çeker, geri tepme ihtimali olan bir şeydir ama ben çoğunlukla faydalı olduğuna inanıyorum. Dünya tarihinde zaman ve mekanı farklı şekillerde tıraşlama söz konusudur. Dünya sinema tarihi tercihlerin tarihidir bu anlamda.” ifadelerini kullandı.

“Mit, ritüel, sembol olmadan derinleşemezsiniz”

Derviş Zaim, her yönetmenin kendisine ait ahlaki sistem kurması gerektiğinin altını çizerek, “Yönetmenin kendi hayatı, deneyimleri, şahsi görüşleri, psikolojisi, inançları ve de ahlak felsefesine yakınlığı, içinde bulunduğu kültürün ne kertede farkında olup olmadığı gibi meseleler tarafından belirlenir.” dedi.

Kültürel değerlerin yapılan işlerdeki önemine de işaret eden Zaim, şu bilgileri verdi:

“Mit yani menkıbe, ritüel, sembol olmadan derinleşemezsiniz. Kendinize ait ve de otantik bir dil oluşturmanız zordur. Şahsi sinema kurmak demek, içinde bulunduğun kültürel havuzun sana sunduğu mit, ritüel ve sembollerle hesaplaşmak, onların fonksiyonundan geçerek zamanı ve mekanı tıraşlamaya çalışmak demektir. Şahsi sistemini kuran sinemacı olmak, böyle bir yürüyüş güzergahına sahip olmayı gerektirir.

İtalyan yeni gerçekçiliği o filmleri yapabildi, çünkü İtalyan toplumunun, İtalyan geçmişinin, bütün mit, ritüel ve sembollerini kardılar, değiştirdiler ve ondan hareket ederek, tüm Rönesans’ı, Roma geçmişini, Batı medeniyetini, II. Dünya Savaşı’ndaki faşist deneyimi ve acılarını da içine katarak konuşuyorum, oradan akarak çıkan ve de mit, ritüel, sembollerden hareket ederek giden, zaman ve mekanı bu sayede tıraşlayan bir sinema ortaya çıktı.”

Usta yönetmen Zaim, II. Dünya Savaşı’ndan sonraki büyük çalkantılar nedeniyle insanları farklı bir dünyayla karşı karşıya kaldığının altını çizerek, “Ancak büyük sosyal çalkantılar sanatta bu kadar büyük ve diri hareketlere yol açabilir. II. Dünya Savaşı’nın tokadını yedikten sonra Batı, neoliberalizmi çıkarmak zorundaydı. Ancak o şekilde İtalyan ustalar ortaya çıkabildi. Fransa’da kapitalizmin buhranı yüzünden Avrupa sanat sineması ortaya çıktı. Hollywood devam etmek durumunda kaldı. Kapitalizm böyle bir rüya makinesi istiyordu ve Amerikan Rüyası o şeyi yarattı. Amerikan Rüyası, kapitalizm dönüşüp kendini yeniledikçe devam etti ve şu anda da platformlarda sürüyor, size ayar satıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mit, ritüel ve sembolle doğru düzgün hesaplaşamamış bir yönetmenin, ticari ya da sanat sineması yapamayacağını vurgulayan yönetmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“John Ford, klasik Hollywood sinemasının dilini oluşturan büyük usta. 20. yüzyılda dominant olan Amerikan kültürünün mit, ritüel ve sembolünü oturttu. Western’in giysisini, şapkasını, bütün ikonalarını, göstergelerini oturtan adamdır. Vahşi Batı miti üzerinden, insanlığın keşfedilmemiş olanı bulmaya çalışmasını, Batı felsefesine, Yunan mitlerine kadar götürebilirsiniz. 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başındaki Amerika bütün bunların bir uzantısıydı. John Ford, üç perde anlatısı, Aristo’yu aldı. İçine Amerikan vahşi batı kavramını doldurdu. Hollywood anlatısı ortaya çıktı. Sonra Frank Capra romantik komedileri aynı mantıkla yürüttü. Amerikan Rüyası’nı romantik komedi yapmaya çalıştılar. Frank Capra ve John Ford bütün bu ikonografiyi bizim için oturttu. Yeşilçam onlardan kopya ederek bugüne geldi. Spielberg, John Ford’dan bayrağı alıp şu anda günümüze getiren, klasik zamanın yaşayan en büyük ustalarından biri. Onda da hesaplaşma vardır ve ne yaptığının farkındadır. Jaws’tan tutun canavarlara varıncaya kadar ince ince anlatabilir.”

“Sanat sineması, klasik sinemayı çok iyi bilmekten geçer”

Zaim, Jean-Luc Godard, Alain Resnais ve Christopher Nolan gibi usta sinemacıların da mit, ritüel ve sembollerle uğraştıklarına dikkati çekerek, “Ben de mit, ritüel ve sembollerle uğraşıyorum ve buradan hareket ederek zamanı ve mekanı duruma göre tıraşlamaya, belli bir denge oturtmaya çalışıyorum. Bunu klasik sinemada da yapmak mümkündür, hatta bunu bilmeyen adam klasik, ticari ya da sanat sinemasını iyi yapamaz. Kaldı ki sanat sineması, klasik sinemayı çok iyi bilmekten geçer. Klasik sinemayı iyi bilmeyen sanat sineması yapamaz, yaptığı şeyin neye denk düştüğünü de anlayamaz. Türk sinemasında olan şey de budur.” diye konuştu.

Referanslar sistemi olmadığı zaman mit, ritüel ve sembollerle oynanamayacağını aktaran usta yönetmen, şöyle devam etti:

“Bir Türk sinemacısının avantajı nedir? Hollandalının sahip olmadığı şeye sen sahipsin. Şeyh Galip var sende ama Hollandalıda yok. Ama sen aynı zamanda şu ya da bu şekilde 200 senedir Erasmus’u da okuyorsun, sana Spinoza’nın da değerli olduğu söylendi. 20. yüzyıl deneyimi, Kemalist geçmiş var. Daha öncesinde başka bir geçmiş var. Bütün bu farklı geçmişler sana farklı bir referanslar sistemi veriyor mu, veriyor. Bunlardan hareket ederek bir sinema kurman mümkün. Bana kalırsa, 100 ya da 200 sene, referanslar sisteminden hareket ederek konuşuyorum, sıkışmışlığın filmini iyi yapabiliriz biz. İki arada, bir derede kalmışlığın filmini dünyada en mükemmel yapabilecek insanlar biziz ama bunun henüz farkında değiliz. Türkler sıkışmışlığın başyapıtlarını vermeye namzettir, geçmiş nedeniyle. Ama bunu bilince çıkaracak yönetmenler lazım. Mit, ritüel ve sembolü alacak, referanslar sisteminin karışıklığına bakacak, kendisine ait bir mit, ritüel ve semboller sistemi kuracak.”

Derviş Zaim, Türk politik filmini cılız bulduğunu kaydederek, “Bu hep böyleydi. Referanslar sistemiyle ilgili derinleşemiyorlar. Türk sinemasının daha çağdaş, sanat sineması yapmaya çalışan kesimine baktığım zaman da bir nihilizm görüyorum. Türk ana akım sinemasında da, ticari sinemada da nihilizm görüyorum ayrıca. Ertem Eğilmez böyle değildi. Şu andaki Türk sinemasındaki nihilizm beni çok rahatsız ediyor. Bunu büyük bir dezavantaj olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Nihilist sinemadan bir şey olmaz”

Referanslar sistemi nedeniyle toplumun kafasının karıştığını vurgulayan Zaim, “Senin dışarıya açılan yönetmenlerin ya da içeriye açılacak yönetmenlerin nihilistler. Nihilist sinemadan bir şey olmaz, değer üretmez ancak değer üretebilme kapasitesi olan bir sinema geleceğe kalır.” değerlendirmesini yaptı.

Yönetmen Zaim, içinde yaşadığı çağa ilişkin sorumluluğu dolayısıyla fotoğraflar çekmeye gayret ettiğini söyleyerek, “Tabutta Rövaşata’da sınıfsal bir durum vardır. Büyük şehirde ayakları üzerinde durmaya çalışan, duyarlıklı adamın ayakta kalma mücadelesi vardır ve bir neorealist gelenekten gelir Tabutta Rövaşata. İçesinde hafif Amerikan bağımsız etkisi de vardır. ‘Filler ve Çimen’ aynı minval üzere devam eder ve Türkiye’deki çürümenin devlet, mafya, aşiret tarafından Susurluk diye tabir edilen meselede ortaya çıkan fotoğrafını çekmeye çalışır. Bu anlamda devletteki çürümenin bir tezahürüdür ve ne yazık ki Filler ve Çimen’den sonra Türk sinemasında politik bazda benzer bir film ortaya çıkmamıştır.” dedi.

Kıbrıslı olduğunu ve Kıbrıs’la ilgili yapılmış iki uzun metrajlı filme imza attığını aktaran Zaim, daha önce Kıbrıs’la ilgili yapılmış filmlerin derinliksiz ve basmakalıp olduğunu sözlerine ekledi.

Zaim, gelenekten nasıl yararlanabileceğine kafa yorduğu birkaç film daha yaptığını kaydederek, şu bilgileri verdi:

“Bunlar ‘Nokta’, ‘Cenneti Beklerken’ ile ‘Gölgeler ve Suretler’di. Ondan sonra doğa ve insan ilişkisi üzerine yaptığım filmler geldi. Çünkü şu anda Türkiye’nin en önemli problemlerinden bir tanesinin doğayı hor görme, kötü kullanma olduğunu düşünüyorum. Bunlar ‘Devir’, ‘Balık’ ve ‘Rüya’ filmleri oldu. Şehirleşme, rant, şehirdeki hoyratlık Rüya filminin konusunu oluşturdu. Sonra Suriye ile ilgili yaptığım film, ‘Flaşbellek’ ortaya çıktı. Suriye’den kaçan göçmenin Türkiye’de ayakta durma macerası üzerine değil Suriye’de ne olduğuna ilişkin bir film oldu. Bunları şunun için anlattım; ben, çevremi saran, doğduğum büyüdüğüm ve etkilendiğim meseleler neyse onları tek tek, değişik biçimlerde önüme alıp onlarla ilgili bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Bir cümlem oluyor şu ya da bu şekilde. Yüzleşmek istiyorum. Mesele neyse ona ilişkin değer üretmek, sizi soru sormaya çağırmak istiyorum.”

“Özgürlüğü her türlü deneyime açık olmak zannediyorlar”

Esas meselenin özgürlüğü derinleştirmek olması gerektiğinin altını çizen Zaim, “Aslında benim sinemam da özgürlük üzerine bir düşünce deneyimidir. Özgürlük sınırlar ortaya çıkarsa derinleşebilir. Özgürlük her şeyi yapmak değil ki. Sınırlar varsa ve o sınırları siz keşfederseniz özgür olursunuz. Ama bu sınırlar bireysel olmalıdır. Sen, sana başkası söylemeden, sınırları kendin keşfetmelisin. Öyle olursa şahsi ahlak ortaya çıkar ve şahsi ahlak dışarda özgürleşir, özgürlüğü de davet eder. Ancak şahsi olarak verilerini oturtan bir adam özgür olabilir. Özgürlüğü her türlü deneyime açık olmak, her an, her hafta farklı deneyimler yaşamak zannediyorlar. Bu özgürlük değil ki. Farklı heyecanlara kendini bırakmak, farklı aşklara yelken açmak özgürlük değil. Onları da yap, itirazım yok ama gerçek özgürlük sınırlar olduğu zaman derinleşir.” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de iş yapmaya çalışan her yönetmeni her aşamada büyük problemlerin beklediğini dile getiren Zaim, “Eli yüzü düzgün bir film yaptığımızı düşünelim. Bunu nasıl dışarıya koyacaksın? Bunun için senin dışarda bir seyir zincirine girmen, eklemlenmen lazım. Onlar seni bir Türk olarak gördükleri için senin yerin daha fazlardır, senden beklentileri daha fazladır. Türklerden bekledikleri filmi yapmazsan allameicihan olsan seni o yerlere sokmazlar. Ne bekliyorlar? Sakallı adamlar kadın dövüyor, sakallı adamlar bir grup insanı hor görüyor. Berlin, Cannes, Venedik, Oscarlar, şunlar bunlardan bahsederek konuşuyorum. Kültürel, politik ve sanatsal oryantalizm var. Bu üç sacayağından, süzgeçten geçiyor Türk sineması.” dedi.

Derviş Zaim, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biçimsel oryantalizm şudur. Yapıyla oynama diyor sana, yapıyla ben oynarım. Yapıyla Chistopher Nolan oynar, Alain Resnais oynar, Jean-Luc Godard oynar. Sen kimsin? Sen git, neorealist, minimalist filmini yap, Cihangir’de iki oda, bir salonda geçen filmini yap. Bu, biçimsel oryantalizmdir. İki, kültürel oryantalizm; sen despotik yönetim altında inleyen halkın filmini yap. Bir doğu despotizminin filmini getir bize. Berdel, kan davası, Masteng filmi, üç-dört küçük kız hayatı, cinselliklerini ve özgürlüğü keşfetmeye çalışıyorlar ama kötü babaları, kötü çevre onları engellemeye çalışıyor. Bunlar da aygır gibiler ve her türlü bariyeri ezip geçiyorlar. Kendi cinselliğini yaşamak isteyen insanlar, kötü toplum, şartlar onları eziyor vesaire. Bunlarda gerçeklik payı yok mu, var. Benim itirazım şu; biz bunlardan ibaret miyiz kardeşim. Elbette bunları söylemezsek, kendi kendimize çuvaldızı batırma şansını da yitiririz. İnsanın kendisini eleştirmesi gerekir. Sonuna kadar gidelim. Söyleyecek her şeyi sonuna kadar söyleyelim. Fakat beni bunlardan ibaret görme, ben buna karşıyım.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yonetmen-dervis-zaim-turk-sinemasindaki-nihilizmi-buyuk-dezavantaj-olarak-goruyorum/feed/ 0
Yılmaz Büyükerşen’e Hayat Boyu Mükemmeliyet Ödülü https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-buyukersene-hayat-boyu-mukemmeliyet-odulu/ https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-buyukersene-hayat-boyu-mukemmeliyet-odulu/#respond Thu, 25 Jul 2024 09:00:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10380 İstanbul’da düzenlenen 6. Vefa Ödülleri kapsamında Eskişehir Büyükşehir Belediye (EBB) Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e, ‘Hayat Boyu Mükemmeliyet Ödülü’ verildi. Başkan Büyükerşen, “Hayatım boyunca bana ne görev verilirse onu yapmaya çalıştım. Ben bir hizmetkarım. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk ulusunun hizmetkarıyım. Son nefesime kadar da bu devam edecek” dedi.

CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği 6’ncı Vefa Ödülleri Töreni, İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanları, parti yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, CHP’ye emek vermiş isimler başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Örnek alınacaksa bu işin örnek alınması, ders alınacaksa bundan ders alınması lazım. Öyle ‘Vefa gösteriyoruz’ diye vefa gösterilmeyen değil, kurumsal kimliğin sahiplendiği ve bugünlere birbiriyle itişe kakışa değil, birbirinin eksiğini bulanların değil, birbirine çelme takanların değil, ta o günden bugüne dayanışarak gelenlerin, kol kola girenlerin, birbirine kol kanat gerenlerin ve örgütü tüm kademeleriyle dışlamak değil, sahiplenmenin başarısıdır bu. İster hayatta olsunlar, ister olmasınlar, ister sonuncusu olsun, ister birincisi olsun CHP’nin bir genel başkanına, tüm genel başkanlarına vefa göstereceksek, bunu partilerini iktidar yaparak göstereceğiz arkadaşlar. Bu inanç, özgüven, bu enerji ile her birinize olan inancımla, güvencimle bu güzel gece için bir kez daha emeği geçenlere, bugünlere getirenlere, ilk gün akıl edenlere teşekkürlerimi sunuyorum.”

Törende Hayat Boyu Mükemmeliyet Ödülü, EBB Başkanı Büyükerşen’e verildi. Ödül öncesi salonda Büyükerşen’in hayatını anlatan kısa film gösterildi. Daha sonra Büyükerşen’e ödülünü, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu takdim etti.

İstanbul Vefa Ödülü Yüksel Çengel’e verilirken, Türkiye Vefa Ödülü ise eski İmar ve İskan Bakanı Erol Tuncer’e takdim edildi. Erol Tuncer, ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in elinden aldı.

Törende yaşadığı tecrübeleri katılımcılarla paylaşan Başkan Büyükerşen, vefanın çok önemli bir duygu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“BEN ATATÜRK VE TÜRK ULUSUNUN HİZMETKARIYIM”

“Hayatımın en mutlu anlarından birini yaşıyorum. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, jüri üyelerine, CHP İl Başkanı Özgür Çelik’e, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e çok teşekkür ediyorum. Hayatım boyunca bana ne görev verilirse onu yapmaya çalıştım. Ben bir hizmetkarım. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk ulusunun hizmetkarıyım. Son nefesime kadar da bu devam edecek.”

Akademide ve Anadolu Üniversitesi’nde başta Açıköğretim Fakültesi olmak üzere hayata geçirdiği çalışmaları katılımcılara aktaran Büyükerşen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son görevim ise belediyecilik oldu. Rahmetli Bülent Ecevit ile siyasete girdim. Bu sayede çağdaş şehircilik anlayışı ile insanların içerisinde mutlu ve gururlu olduğu şehir modelini herkese gösterdik. Her şeyin sonu olduğu gibi belediye başkanlığının da sonu gelince yerime, benim yanımda yetişen hukukçu bir Türk kadınını teklif ettim. Genel Başkanımız ile partimiz kabul etti. İnşallah bu seçim sonucunda Türkiye, Eskişehir’den bir Cumhuriyet kadınını tanıyacak ve o da herkese örnek olacak. Türkiye’nin geleceğine inançla, umutla bakıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’e ömür boyu borçlu olduğumuzu asla unutmayalım.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-buyukersene-hayat-boyu-mukemmeliyet-odulu/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 Son Buldu https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-son-buldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-son-buldu/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:51:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10374 Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve 148 ülkeden 4 bin 700 kişinin katıldığı Antalya Diplomasi Forumu (ADF) tamamlandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Antalya’nın Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, üçüncü gün etkinlikleriyle sona erdi.

“Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” ana temasıyla düzenlenen forumda, küresel meselelerin ve krizlerin yanı sıra iklim değişikliği, göç, İslam karşıtlığı, ticaret savaşları ve yapay zeka başta olmak üzere, birçok konu uzmanlar tarafından tartışıldı.

2021 yılında yaklaşık 2 bin kişinin katılım sağladığı ADF’ye, bu yıl 148 ülkeden 4 bin 700 kişi katıldı.

Diplomatların ve siyasilerin yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyasının temsilcilerinin katıldığı panelde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin de yer aldığı “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” düzenlendi.

Refik Anadol’un sergisi ile Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan, “Türkiye Yüzyılı” ile beraber bu diplomasinin hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğünü gösteren “Diplomasi Tüneli” de dikkati çekti.

Medya partneri AA’nın standı forumda ilgi gördü

Forumda AA standı çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilere, AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı hediye edildi.

Burada “Kanıt” kitabını inceleyenler arasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Esvatini Kralı 3. Mswati, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammad Hasan Mahmud, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic, Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Vekili Ali Omar Balad, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Xavier Bettel, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Bahreyn Dışişleri Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Şeyh Abdulla Ahmed Bin Hamad Al Khalifa, Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomasi Başdanışmanı Dr. Enver Gargaş, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Venezuela Dışişleri Bakan Yardımcısı Coromoto Godoy Calderon??????? yer aldı.

Bunların yanı sıra, Srı· Lanka Dışı·şlerı· Devlet Bakanı Tharaka Balasurıya, Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Güney Afrika İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Naledi Pandor, Batı Trakya’daki DEB Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ziyaretçi, AA standını gezerek, “Kanıt” kitabını inceledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-son-buldu/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Bölgesel İşbirliğinde Kültür ve Eğitimin Rolü Vurgulandı https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-bolgesel-isbirliginde-kultur-ve-egitimin-rolu-vurgulandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-bolgesel-isbirliginde-kultur-ve-egitimin-rolu-vurgulandi/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:48:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10371 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Bölgesel İşbirliğinde Kültür ve Eğitimin Rolü” başlıklı panelde kültür, eğitim ve bilimin yanı sıra mevcut dönemde diplomasinin gelişmesinde bölgesel işbirliklerinin rolü ve Türk kültürel mirasının korunmasının önemi vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World sunucularından Alican Ayanlar’ın üstlendiği panele Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova katıldı.

Panelde konuşan IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Kılıç, eğitimin uluslararası ilişkilerde insan kalitesinin rolünü belirlemedeki önemine dikkati çekerek, “Eğitim dediğimiz şey, eğitim felsefecilerinin de dediği gibi plansız bir şey değildir.” diye konuştu.

Kılıç, “İnsanın iç eğitimi onun dış eğitiminin de beraberinde kalitesini de yükseltecektir.” şeklinde konuşarak, iç eğitimin ilkokuldan başlamak üzere bütün insanlığa öğretilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu söyledi.

Öğrencilerin yalnızca “yüksek IQ odaklı alanlara” endekslenmemesi gerektiğini belirten Kılıç, duygusal zekanın ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

“Uluslararası öğrencilerin farklılıklarının, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz”

YÖK Başkanı Özvar da eğitim ve kültürün ülkeler arası dayanışmayı güçlendirebileceğine dikkati çekerek, bu alanda işbirliğinin toplumlar arasında dostça ilişkiler kurulması konusunda gelecek vadettiğini ifade etti.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilere ilişkin konuşan Özvar, “Uluslararası öğrencilerin çeşitliliğinin, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Biz de onlardan öğreniyoruz.” dedi.

Özvar, kültürel yakınlığı olan ülkelerle işbirliği ve yakın ilişkiler kurulmasının “daha kolay” olduğunu kaydederek, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk devletleriyle ilişkilerin, kültürel, bilimsel ve teknolojik etkileşimleri etkilediğini vurguladı.

Yükseköğretim konusunda bilim diplomasisi alanında çalıştıklarını söyleyen Özvar, bu yaklaşımın yalnızca “bir öncelik değil aynı zamanda uluslararası işbirliklerini zenginleştiren yeni bir bakış açısı” olduğunun altını çizdi.

“Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir”

Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Raimkulova ise kültür ve eğitimin ulusların gelişimi ve refahı konusunda belirleyici iki faktör olduğunu ve zengin tarih ve kültürel mirası olan Türk devletleri için bu faktörlerin önemini vurguladı.

Raimkulova, Türk devletlerinin ortak köken, dil ve zengin kültürel miraslarının olduğunu kaydederek, “Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir.” dedi.

Türk Kültür ve Miras Vakfının misyonunun, söz konusu Türk kültürel mirasını uluslararası alanda korumak, tanıtmak, araştırmak olduğunu, bu alanda çalışmalar yaptıklarını aktaran Raimkulova, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde Türk devletlerinin, dayanışmayı güçlendirme ve işbirliğini derinleştirme alanında bağlılıklarına işaret etti.

Bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilimin yeri

Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev de Antalya Diplomasi Forumu’nun, mevcut bölgesel ve küresel konularda diyalogların yürütülmesi için temel platformlardan biri olduğunu ifade etti.

Mustafayev, mevcut dönemde bölgesel işbirliği girişimlerinin, kargaşalı dönemlerde diplomasinin gelişmesine ilişkin rolüne dikkati çekerek, bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilim aracılığıyla barışçıl ilişkiler kurulmasının önemini vurguladı.

Siyasilerin, diplomatik faaliyetlerinde stratejilerinin önemli bir parçası olarak kültür, bilim ve eğitimi öncelemesi gerektiğini belirten Mustafayev, Türk devletlerinin ortak kültürel miraslarının korunması konusunda bölgesel işbirliğinin öneminin de altını çizdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-bolgesel-isbirliginde-kultur-ve-egitimin-rolu-vurgulandi/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-egemenligimizden-vazgecmeyecegiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-egemenligimizden-vazgecmeyecegiz/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:30:25 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9943 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bugüne kadar 60 yıl sabrettik, Gerekirse haklarımız ve egemenliğimiz için bir 60 yıl daha sabredeceğiz. Egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamındaki “ADF Talks” paneline konuşmacı olarak katıldı.

Gazeteci Maria Ramos’un sunuculuğunu yaptığı panelde konuşan Tatar, Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar olarak iki ayrı millet bulunduğunu, bu iki halkı bir araya getirmek için ortak bir zeminin 60 yıldır bulunamadığını kaydederek, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve diğer uluslararası aktörlerin artık rüyadan uyanmaları gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ta yaptığı temaslara da değinen Tatar, Genel Sekretere gerçekçi bir rapor sunulmasını beklediklerini ifade ederek, “Kıbrıs’ın tekrar bir federal cumhuriyet olma imkanı yoktur. Egemen haklarımız ve eşit uluslararası statümüzün teyit edilmesi halinde 2 devletin işbirliği olacaktır. 60 yıldır ayrı olan 2 farklı halkı tek devlet altında birleştirmek mümkün değildir. Ayrıca biz artık bir Rum devleti haline dönüşmüş olan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ içine bir topluluk olarak girmek istemiyoruz çünkü biz milletiz.” diye konuştu.

Tatar, KKTC’yi Türkiye dışında tanınmamasının onun bir devlet olmayacağı anlamı taşımadığını ifade ederek, Kuzey Kıbrıs’ın kendi bayrağı, meclisi, kültürü, dili, devlet kurumları ve otoritesi ile devlet olma şartlarını tamamıyla karşıladığını vurguladı.

KKTC’nin görünürlüğünün artması ve tanınması için mücadeleyi, Rumların engellemelerine rağmen gerçekleştirdiklerini dile getiren Tatar, KKTC’nin ayrı bir devlet olma gerçeğini, zamanla tüm dünyanın göreceğini söyledi.

Kıbrıs’ın yanı başındaki Gazze’de yaşanan katliamlara dikkat çeken Tatar, Kıbrıs’ta federal çatıda Rumların yetkisinde tek bir devlet olması halinde bu riski Kıbrıslı Türklerin de yaşayacağını anlatarak, bu nedenlerle Ada’da bulunan Türk askerinin barışın teminatı olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığından asla taviz vermeyeceğini aktaran Tatar, Türkiye’nin Kıbrıs’ta yapılacak her hangi bir anlaşmanın mutlaka tarafı olması gerektiğine vurgu yaptı.

Tatar, Türk halkının Kıbrıs için sunulan tüm çözüm önerilerine olumlu yaklaştığını hatırlatarak, Annan Planı Referandumuna (2004) Türklerin çoğunlukla “evet” Rumların ise “hayır” oyu vermelerine rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) tek taraflı olarak AB’ye alındığını ve Türklere yönelik haksız ambargo ve engellemelerin devam ettiğini söyledi.

Kıbrıs’ın Türkiye’ye sadece 40 mil uzaklıkta olduğunu, Yunanistan’ın 700 mil Avrupa’nın ise 2 bin mil uzaklıkta bulunduğunu hatırlatarak, Ada’nın enerji koridoru ve uluslararası sisteme elektrik şebekesi ile Türkiye üzerinden bağlanmasının daha kolay olduğunu kaydetti.

“Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz”

Türkiye’nin sadece tanınma anlamında değil diğer tüm alanlarda KKTC’ye destek verdiğinin altını çizen Tatar, KKTC ekonomisinin bu sayede turizm, sanayi, tarım ve diğer alanlarda geliştiğini anlattı.

Paneldeki konuşmasında Kıbrıs Türk halkının mücadeleci ve sabırlı bir halk olduğuna dikkat çeken KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugüne kadar 60 yıl sabrettik, Gerekirse haklarımız ve egemenliğimiz için bir 60 yıl daha sabredeceğiz. Egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz. 60 yıl daha mücadele ederiz. Kıbrıs Türk halkını tanıyanlar bunu iyi bilir. Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.

Uluslararası toplumdan kendilerine adil ve makul davranmalarını beklediklerini dile getiren Tatar, “KKTC’ye her alanda uygulanan haksız ambargoların kaldırılması ve ülkesinde Türkiye dışındaki diğer ülkelerden doğrudan uçuşların bir an önce başlaması” çağrısında bulundu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-egemenligimizden-vazgecmeyecegiz/feed/ 0
Kamboçya’da çekiçli saldırıda öldürülen Türk için Bakan Fidan devreye girdi https://www.kanal7haber.com.tr/kambocyada-cekicli-saldirida-oldurulen-turk-icin-bakan-fidan-devreye-girdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kambocyada-cekicli-saldirida-oldurulen-turk-icin-bakan-fidan-devreye-girdi/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:19:00 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9935 İstanbul’da yaşarken kalp krizi geçiren ve ölümün eşiğinden dönünce dünyayı gezmek için çıktığı yolculukta 6 yıl önce gittiği Güneydoğu Asya’da Kamboçya’ya yerleşen Ufuk Öntürk (52), kaldığı pansiyonun sahibi ve çalışanlarının çekiçli saldırısında hayatını kaybetti. İzmir’deki yakınları, önce acı haberi, ardından Budist inancına göre cenazenin yakılması için vekalet istendiğini öğrenince, devlet yetkilileriyle temasa geçti. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın devreye girmesiyle cenazenin Türkiye’ye getirileceğini öğrenen Öntürk’ün yakınları, İslami usullere göre cenazelerini toprağa vereceklerini belirtip, cinayete karışanların hak ettiği cezayı alması için de yine devletten destek beklediklerini söyledi.

İstanbul’da yaşayan Ufuk Öntürk, 2016’da kalp krizi geçirdi. Doktorların müdahalesiyle hayata döndürülen Öntürk, 2018’de dünya turuna çıktı. İlk olarak Tayland’a giden Ufuk Öntürk, daha sonra Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı seven ve orada yaşamaya başlayan Öntürk ile kaldığı pansiyonun sahibi ve çalışanları arasında 25 Şubat’ta tartışma çıktı. 6 kişinin bulunduğu olayda, Öntürk başına isabet eden çekiç darbesiyle yaşamını yitirdi. Ertesi gün Öntürk’ün Türkiye’deki yakınlarına ölüm haberi ulaştı. Öntürk’ün cenazesinin Kamboçya’da Budist inancına göre yakılması için vekalet istendiğini öğrenen yakınları, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’a ulaştı. İnan ise durumu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a iletti. Kamboçya’daki yetkililerle temasa geçilip Öntürk’ün cenazenin Türkiye’ye getirileceği bilgisi sağlandı.

“HUNHARCA ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ ÖĞRENDİK”

Öntürk’ün eniştesi, evli, 3 çocuk babası, besteci ve şarkıcı Deniz Keser (54), “26 Şubat’ta gelen bir telefonla şoke olduk. Kayınbiraderimin ölüm haberi iletildi. Başta odasında ölü bulunduğu söylendi. Ancak yaptığımız araştırmada cinayete kurban gittiğini öğrendik. Kaldığı pansiyonda tabak kırılmış. Bu nedenle tartışma başlamış. Pansiyon sahibi ve çalışanlarının bulunduğu 6 kişi, çekiçle başından yaralamış. Hunharca öldürüldüğünü öğrendik. Büyükelçilik ile irtibata geçtik. Beklememiz söylendi. Orası, Budist bir ülke. Onların inançları doğrultusunda cenazemizin yakılacağını öğrendik. Biz Müslüman ülkeyiz. Dinimize ve geleneklerimize uygun defin işlemini yapmak istediğimizi söyledik. Cenazemizi getirmek istedik. 10 bin dolar gibi büyük meblağ istendi. Ailecek bu rakamı ödeyemeyiz. Dışişleri Bakanlığımıza dilekçeyle müracaat ettik. Sağ olsun Bakanımız Hakan Fidan aracılığıyla iletişime geçildi. Devletimiz araya girerek mağduriyetimizi giderdi. Şu an cenazemizi bekliyoruz. Cinayetle ilgili 6 kişi tutuklanmış. Hak ettikleri cezayı almaları aşamasında da devletimizden yardım istiyoruz” dedi.

“TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTEMİYORDU”

Ufuk Öntürk’ün ablası, işçi emeklisi Yıldız Eyiçalış (56) ise “Kardeşim 2018’de yurt dışına gitmeden 2 sene önce kalp krizi geçirdi. Hatta 30 saniyeliğine kalbi durdu. Yani ölüm noktasına geldi. Hastaneye çok yakın bir yerde olay gerçekleştiği için doktorlarımız sağ olsun hayata döndürebildi. Bu kalp krizinden sonra kardeşimin hayat görüşü değişmeye başladı. Dünyaya açılmaya, başka kültürdeki insanlarla arkadaş olmaya karar verdi. Yaşam isteği arttı. Daha sağlıklı yaşamak istediğini söyledi. İlk olarak Tayvan’a gitti. Tayvan’da evlilik yapmayı düşündü ancak olmadı. Oradan da Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı ise sevdi ve yerleşmeye karar verdi. İnsanlarını, yemek kültürünü, havasını, suyunu sevdiğini söyledi. Türkiye’ye dönmek istemiyordu” dedi.

Önce cinayeti sonra cenazenin yakılacağını öğrenince şaşırdıklarını söyleyen Eyiçalış, devlet yetkilileriyle temasa geçtiklerini belirterek, “Cenaze masrafları yüklü miktardaydı. Bakanlık kendi imkanlarıyla karşıladıklarını ifade etti. Cenazenin yakılacağı söylendiğinde şok yaşamıştık. Böyle bir şeye izin vermeyeceğimizi söyledik. Bizden vekalet istediler. Vekaleti kasıtlı geciktirdik. Devlet yetkililerimiz sayesinde cenaze getirilecek. Şu an tek beklentimiz, cenazemizin en kısa sürede getirilmesi ve İslami usullere göre defnedilmesi. Ayrıca cinayeti işleyen kişilerin salıverilmesinden de korkuyoruz. Bu kişilerin, mutlaka cezalarını çekmesini istiyoruz. Bunun için de herkesin yanımızda olacağına inanıyorum” diye konuştu.

“AİLE BİZE ULAŞIP HABERİ VERDİĞİNDE ÇOK ÜZÜLDÜK”

AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise “Aile bize ulaşıp bu vefat haberini verdiğinde çok üzüldük. Haberi alır almaz Kamboçya’daki Büyükelçiliğimizle, Dışişleri Bakanlığımızla iletişime geçtik. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a konuyu İzmirli hemşehrilerimiz adına aktardık. Bakanımız hemen Kamboçya’daki bürokratlarla görüşüp, cenazenin bulunması, ardından Türkiye ve İzmir’e getirilmesi için talimat verdi. Bunun için ödenek çıkartılması noktasında büyük bir özveri ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kambocyada-cekicli-saldirida-oldurulen-turk-icin-bakan-fidan-devreye-girdi/feed/ 0
Dışişleri Bakan Yardımcısı: Türkiye, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına en dürüst şekilde yaklaşıyor https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:09:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9855 Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.

???????Bozay ve Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Türk üniversitelerinden 400 öğrenciyle buluştu.

Mehmet Kemal Bozay, burada yaptığı konuşmada, İran, Bosna Hersek, İsrail, ABD, Sırbistan, Slovenya gibi eski Osmanlı coğrafyasında görevlerde bulunduğunu söyledi.

Osmanlı dönemi hariciyecilerinden Salih Münir Paşa’nın, diplomatlığı “Dost ve düşmanı tanıyabilme, ülkenin hayır ve selameti için hangi devletlerle ittifak kurulacağını, rakiplerin nasıl alt edileceğini tespit edebilme ve bu konularda gerekli tedbiri alabilir marifeti, diğer devletleri yakından takip ederek bunlardan elde edilebilecek kazançlar veya gelebilecek zararlar konusunda önlem alabilme kabiliyeti” olarak tanımladığını anlatan Bozay, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da talimatlarının bu yönde olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin diplomasi geleneğinin geçmişten geleceğe uzandığını ifade eden Bozay, şöyle konuştu:

“Bir diplomat, ülkenin bekası ve ilerlemesi adına kimlere yaklaşılıp, kimleri yalnız bırakma politikasına girileceğini doğru tespit edebilmelidir. Diplomasi, içinde bulunan durumu iyi muhakeme ederek olayların mecrasındaki akıntıyı kendine uygun hale getirmek, başka bir ifadeyle oluşacak fırsatlardan istifade ederken müsait havalarda yelkenleri açmayı, kötü havalarda yelkenleri toplayıp tehlikesiz yollardan gitmeyi bilmelidir.”

Diplomat olmak isteyen gençlere kapılarının her zaman açık olduğuna işaret eden Bozay, ” ‘Sınavlarda eşit fırsatlar var mı?’ diye sorular geliyor, bundan yüzde 100 emin olabilirsiniz. Çünkü bu kimsenin hatır gönül işiyle yürütülmesine fırsat verilecek bir meslek değil. Bundan dolayı kendinize güvenin.” dedi.

Bozay, öğrencilere Stratejik Araştırmalar Merkezi yayınlarını, düşünce kuruluşlarının çalışmalarını takip etmelerini ve müfredatta sınava yönelik dersleri tercih etmelerini önerdi.

“Filistin konusunda en dürüst ülke Türkiye”

Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda da bulunan Bozay, Türkiye’nin 20 yılda ciddi aşama kaydettiğini, zor bir coğrafyada bulunmasına rağmen bugün dış politikada güçlü bir noktaya geldiğini ifade etti.

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinen Bozay, Türkiye’nin ilk günden bu yana aynı ve kararlı bir tavır sergilediğini söyledi.

Sorunun çözüme kavuşması yönünde adımlar attıklarını bildiren Bozay, “Filistin’de iki devletli çözüm için karar alınmış ama hiçbir zaman uygulanmamış. Devam eden bir şiddet çemberi var. Yaşananları durdurmak için hukuk ve adalet boyutuna yoğunlaşmamız gerekiyor. Bizim iki devletli çözüm dışında bir önerimiz yok.” diye konuştu.

Olayın insani boyutunu da ele aldıklarını aktaran Bozay, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.

“Çok geniş diplomasi ağımız var”

Bakan Yardımcısı Bozay, dünya sorunlarında her ülkeyle işbirliğine açık olduklarını, terörün her ülke için bir tehdit olduğunu ve her ülkenin işbirliği içinde mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.

“Senin teröristin, benim teröristim yok. DAEŞ’i gördük, herkesi etkiledi. Büyük ülkeleri ikaz ediyorduk, ‘Siz Irak’ta düzenlediğiniz operasyon sonrasında burada ne olduğu belli olmayan bir yapı oluşacak’ diyorduk. Bunu görüyorduk, biliyorduk. Arkalarında başka unsurların da olduğu bir terör ortaya çıktı.” diyen Bozay, dış politikada daima Türkiye’nin bekası doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı.

AB’ye üyelik konusunda Bozay, Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakılmadığını ancak Türkiyesiz de mümkün olmadığının görüldüğünü ifade etti.

Türkiye’nin artık elbisesinin değiştiğini, bugün dünyanın her bir noktasında yaşanan olaylara müdahale edebildiğini dile getiren Bozay, AB’nin “Dur, sen yapma” demesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti.

Türkiye’nin yükselmekte olduğu bir dönemde çevresindeki ülkelerde savaşlar yaşandığını anlatan Bozay, “Çok geniş diplomasi ağımız var. 360 derecelik bir diplomasimiz var. Etrafımızda bu kadar sorun varken istikrarımızla gençlerle önümüzün çok parlak olduğunu görüyoruz, bunu düzgün yönlendirmemiz, planlı ve devlet ciddiyetiyle gitmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin öz güveni yüksek bir diplomasisi var”

Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve SAM Başkanı Nuh Yılmaz da Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin stratejisini ve güvenlik politikalarını oluşturan çok ciddi bir kurum olduğunu aktardı.

Böyle bir kurumda çalışacak insanların da bazı özelliklere sahip olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, merkez olarak diplomatlık eğitimini 5,5 aya çıkardıklarını ve bu eğitimin içerisinde adabımuaşeret, yazı, not, kripto yazma ve analitik eğitimi daha ileriye taşıyan bir program yer aldığını bildirdi.

Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının evrensel bir sorun olduğunu söyledi.

Filistinlilere yaşam alanı sağlayabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin de her sorunda diplomasiyi ön plana çıkardığını belirtti.

Yılmaz, sözlerini, “Türkiye’nin bağımsız ve yerli bir dış politika izleyen öz güveni yüksek bir diplomasi geleneği var.” diyerek tamamladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/feed/ 0
CHP’nin 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi TBMM’de görüşüldü https://www.kanal7haber.com.tr/chpnin-1-mart-tezkeresinin-reddedilmesi-tbmmde-gorusuldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/chpnin-1-mart-tezkeresinin-reddedilmesi-tbmmde-gorusuldu/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:45:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9690 CHP’nin 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesinin ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlarının araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi için TBMM Genel Kurulu’na verdiği grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “İç Tüzük’ün 71’inci maddesi diyor ki, ‘Kapalı oturumların tutanakları 10 yıl geçtikten sonra açıklanır.’ Maalesef, sizin işaret oyunuza ihtiyacımız var. Yüreğiniz varsa elinizi kaldırın, bu kapalı oturum tutanaklarını yayımlayalım ne kadar Amerikancı olduğunuzu da hepiniz görün” dedi.

CHP, 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesinin ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlarının araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi için TBMM Genel Kurulu’na grup önerisi verdi. Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, şunları söyledi:

“YÜREĞİNİZ VARSA ELİNİZİ KALDIRIN, BU KAPALI OTURUM TUTANAKLARINI YAYIMLAYALIM”

“28 Şubat için konuşma yapanlardan önemli bir bölümünün 1 Mart için ağızlarını dahi açmadıklarını gördük. Oysa şunu ima ediyorsunuz: 28 Şubat bu memlekette milli ve yerli olanların önünü kesmek için yapıldı. Sizin de bu sürecin devamını izleyen bir siyasal parti olarak antiemperyalist, ulusalcı, halktan yana bir çizgi izlemeniz lazım. Tezkerede sizlerin imzası vardı ama tezkerenin sahibi George Bush’tu. Ona işbirlikçiliği yapabilecek İngiltere Başbakanı çıktı, Tony Blair. Peki, ne yapmaya çalışıyorlardı bunlar? Amerikan askerlerini Irak’a sokacaklardı ve Irak’ın bütün kaynaklarını Irak’ı destabilize etmek suretiyle Batının, emperyalizmin çıkarlarına alet edeceklerdi. George Bush ve Tony Blair’in yanına dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün imzasını eklediniz. Peki, bugün ‘reis’ diye andığınız Recep Tayyip Erdoğan ne yapıyordu? Henüz milletvekili olamamıştı ve Meclise girememişti ama Genel Başkanınız olarak bu tezkerenin geçmesi için hepinize ayrı ayrı baskı yapıyordu. Bütün AKP milletvekillerine karşı burada yine onurlu, direnç gösteren bir CHP Grubu vardı. Allah’tan korkmuyordunuz Amerika’dan korkuyordunuz ve siz bu çerçevede gittiniz o tezkerenin altına imza attınız. Siz bu tezkerenin imzasına öyle bir teşneydiniz ki bu memlekette tezkere daha geçmeden Amerikan askerleri İskenderun Limanı’na yerleşmeye başlamıştı. Türkiye’nin limanlarını, havaalanlarını, bölgesini Amerikan emperyalizmine daha tezkereyi çıkartmadan kullandırtmaya başladınız. CHP burada gerçekten şanlı bir direniş gösterdi ama CHP’nin oyları yetmiyordu. O zaman var ya, bu sıralarda oturmasına rağmen gelen talimatlara karşı çıkıp vicdanını dinleyen AKP’li vekiller vardı. Burada görülüyor ki hamasetle dünya dönmüyor. Ne zaman bayrağın arkasına saklandıysanız, ne zaman ezanın arkasına saklandıysanız aslında siz emperyalizmin çıkarlarına uygun hareket ettiniz. İç Tüzük’ün 71’inci maddesi diyor ki, ‘Kapalı oturumların tutanakları 10 yıl geçtikten sonra açıklanır.’ Maalesef, sizin işaret oyunuza ihtiyacımız var. Böyle bağıran var ya ‘Kahrolsun emperyalizm’ falan diye, ağababalarınız 21 yıl evvel buralarda ne konuşmuşlar, Amerika’nın çıkarlarını nasıl savunmuşlar? Yüreğiniz varsa elinizi kaldırın, bu kapalı oturum tutanaklarını yayımlayalım ne kadar Amerikancı olduğunuzu da hepiniz görün.”

CHP’nin grup önerisi için Saadet Partisi Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Bülent Kaya, şunları ifade etti:

“HEP GERİDEN GELİYORSUNUZ, BİZİM SİZİ UYARMAMIZA RAĞMEN KAFANIZI DUVARA ÇARPIYORSUNUZ”

“1 Mart öncesinde, 11 Eylül 2001 tarihindeki ikiz kule saldırılarıyla Irak ve Afganistan’ın işgalinin aslında gerekçeleri oluşturulmaya başlandı. Bu işgale katılan İngiltere’nin Başbakanı Tony Blair Chilcot Raporu’yla rapor verdi çünkü kimyasal silah olmamasına rağmen böyle bir katliama ortak olduğu için kendi ülkesinde hesap verdi hesap ama Türkiye’de 1 milyondan fazla Iraklının ölümüne sebep olup İncirlik’ten o uçakları kaldıranlar maalesef 22 yıldır hala hesap vermediği gibi sütten çıkmış ak kaşık gibi burada millilik ve yerlilik taslamaktadırlar. Peki, 1 Mart sürecini çok konuştuk; sonrasında ne oldu? 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların başına çuval geçirildi. Niye? 1 Martta bu tezkereyi buradan çıkarmayı becerememenizin bir cezasıydı. Sonra ne oldu? Ergenekon, Balyoz süreçleri başladı. Ergenekon, Balyoz süreçleri Türkiye’de askeri vesayeti bitirmek için mi, yoksa Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki farklı eğilimdeki insanları tasfiye edip bir başka kullanışlı aparatı işbaşına getirmek için miydi? Kıbrıs’ta da biz milli ve yerliydik, 1 Martta da biz milli ve yerliydik. Ergenekon, Balyoz operasyonlarının baş mimarlarıydınız. Sonradan nedamet duydunuz ama bu ülkeyi 15 Temmuzun eşiğine kadar getirmiş oldunuz. Yani Saadet Partililer olarak bizler sizlerin dostlarınızız, tuzağa düşmemek için sizleri uyarıyoruz ama maalesef siz hep geriden geliyorsunuz, bizim sizi uyarmamıza rağmen kafanızı duvara çarpıyorsunuz, ondan sonra bizi anlıyorsunuz.”

İYİ Parti Grubu adına söz alan Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu da şöyle konuştu:

“TÜRK MİLLETİNİN KUKLACILARIN ELİNE HİÇBİR DÖNEMDE, HİÇBİR SEBEPLE VERİLECEK İPİ YOKTUR”

“1 Mart, 11 Eylül ve ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle başlayan, 6 Şubat 2003’te Amerikan askerlerinin işgalde kullanacakları üs ve limanların modernizasyonu için Türkiye’ye gelmesini öngören, ilk tezkerenin kabulünden sonra da tıkır tıkır işleyeceği varsayılan bir küresel senaryonun bozulan ilk ve tek paragrafıdır. Türkiye açısından, başta, o güne kadar stratejik ortak varsaydığı Amerika’nın Türk askerinin başına çuval geçirilmesiyle de beliren, Türkmeneli’deki bütün Türk izlerinin, tapu kayıtlarının silinmesi, nüfus değişimiyle de beliren açık düşmanlığı ve AB merkezli başka bir rotaya yönelmesi gibi analize değer etkileri olmuştur. Diğer yandan, tezkere reddedilmiş de olsa iktidar 20 Mart 2003’te hava sahasını açarak, Türk askeri hastanelerini Amerikan askerlerine açarak, Türkiye’de bulunan Amerikan askeri varlığının Irak’a intikalini sağlayarak, ticari tedarik güzergahı oluşturarak, Amerikan işgalcileri için gerekli lojistik malzemenin Irak’a ulaştırılmasını sağlayarak TBMM’nin duruşunun hilafına bir tavırdan da zaten geri durmamıştır.”

CHP’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chpnin-1-mart-tezkeresinin-reddedilmesi-tbmmde-gorusuldu/feed/ 0
Kars’ta Uluslararası Konferans ve Tanıtım Etkinlikleri Başladı https://www.kanal7haber.com.tr/karsta-uluslararasi-konferans-ve-tanitim-etkinlikleri-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/karsta-uluslararasi-konferans-ve-tanitim-etkinlikleri-basladi/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:51:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9622 Kars’ta Valiliğin himayesinde Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından yürütülen “Tarihi Kimliği ile Kars Kenti Projesi” kapsamında düzenlenen “Uluslararası Kars Konferansı ve Tanıtım Etkinlikleri” başladı.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca uygulanan Rekabetçi Sektörler Operasyonel Programı (CISOP) kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve tanıtım videosunun gösterimiyle başladı.

Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, STK ve Kafkas Üniversitesinin turizm çalışmalarına destek vermesi gerektiğini ve şehre bir bilim müzesi yapmak istediklerini söyledi.

Polat, Kars’ta turizmin her geçen gün iyiye gittiğini belirterek, “Sarıkamış otelleri yüzde 70-80 dolu, merkezdeki otellerimiz de öyle. Buralardaki otellere gelen ziyaretçilerimizin yüzündeki gülümsemeyi görmek bizi mutlu ediyor. Turizmde en iyi tanıtım insan tanıtımıdır. Buradan mutlu ayrılan insanların anlatımıdır. Bunun için insan odaklı çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’nin önemine dikkati çeken Polat, “Buralar, atalarımızın ilk fethettiği topraklar, Sultan Alparslan’ın ilk cuma namazını kılışı, ilk Türk camisi, ilk Türk mezarlığı, ilk Türk çarşısı, hepsi burada. Bu destinasyonlarla ilgili özel çalışmalar yapmamız gerekiyor, Ani Ören Yeri’nde müze çok güzel bir fikir, en kısa zamanda gerçekleşmesini diliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin?”

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz da UNESCO olarak 75. yılı kutladıklarını ve Ankara dışındaki ilk etkinliği Kars’ta yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin? Bunlar için çalışmak lazım. Önemli olan yereldeki faaliyetler. Yerelde çalışmazsanız ulusalda ya da uluslararası platformda ‘Bu listeye girin’ diye kapınızı çalmazlar. Bu nedenle küsmek ya da kenara çekilmek değil kapıları sonuna kadar zorlamak lazım.” diye konuştu.

SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Nurullah Karaca da 5,5 milyon avroluk “Tarihi Kimliği ile Kars Kenti Projesi”nin yüzde 85’inin Avrupa Birliği, yüzde 15’inin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklendiğini söyledi.

Karaca, şöyle konuştu:

“Proje, inşaat ve turizm olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Temmuz 2023’te tamamlanan inşaat bileşeni kapsamında Kars Merkez Haydar Aliyev Caddesi’nde 23 tescilli, 9 tescilsiz binanın cephe iyileştirmesi, kaldırım ve yol yenilemesi, aydınlatma ve çevre düzenleme işlemleri ile işaret ve sokak levhalarının montajı yapıldı. Ani Ören Yeri’nin koruma çitleriyle kapatılması, işaret ve levhaların konumlandırılmasıyla tanıtım işlemleri gerçekleştirildi.”

Açılış konuşmaları sonrası düzenlenen panellerde “Yöresel Gastronominin Turizme Etkisi”, “İklim Değişikliğinin Dağ ve Kış Turizmi ile Kayak Merkezlerine Etkileri ve Bu Yönde Avrupa’da Alınan Önlemler ile En İyi Örnekler” ve “Zaman ve Tarihe Yolculuk: Kars’ın Kültürel Miras ve Tarih Alanlarındaki Zenginliği” konuları ele alındı.

Programda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Oğuz, Kars Valisi Polat ve SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Karaca’ya UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Ankara Arslanhane Camisi’nin konu alındığı kitabı hediye etti. ???????

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/karsta-uluslararasi-konferans-ve-tanitim-etkinlikleri-basladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Türk Dünyasında Kurumsallaşma Paneli Düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-turk-dunyasinda-kurumsallasma-paneli-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-turk-dunyasinda-kurumsallasma-paneli-duzenlendi/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:21:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9595 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Türk Dünyasında Kurumsallaşma: 21. Yüzyılda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)” başlıklı panelde, Türk dünyasındaki entegrasyonun ve işbirliklerinin artırılmasının önemi vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev’in üstlendiği “Türk Dünyasında Kurumsallaşma: 21. Yüzyılda TDT” paneline, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Nurtleu, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyar Saidov ve Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev katıldı.

Panelde konuşan Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Nurtleu, ülkesinin, Türkiye’nin Türk dünyasındaki entegrasyon girişimlerini desteklediğini söyledi.

Nurtleu, Kazakistan’ın tüm TDT üyesi ülkeler için kardeş ve dost ülke olduğunu belirterek, “Kardeşlerimizle birlikte olduğumuzu her zaman gösteriyoruz. Dünya ve bölgede barış için çalışırken Türk ülkeleri arasındaki entegrasyonu da sürdüreceğiz. Ekonomik kalkınmamızı da geliştireceğimizden eminim.” dedi.

Türk devletlerinin büyük gelecek ve potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Nurtleu, “170 milyonluk nüfusa sahibiz. Büyüyen ticaretimiz var. Bağlantılarımız da gittikçe genişliyor. Ortak kültürümüz, dinimiz var. Dil ve geleneklerimiz benzer. Ortak değerlerimiz var. Kültürel ve felsefi olarak yakınız. Fakat daha da önemlisi ortak amaç ve hedeflerimiz var. Çok daha kuvvetli bağlar oluşturmalıyız. Daha dirençli ekonomiler oluşturmalıyız. İstikrar ve bölgemizin refahı için birlikteliğimiz önemlidir. Dayanışma ve birliktelik içerisinde olduğumuz sürece önümüz açık olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Birlik ve beraberlik bizim amacımız ve hedefimizdir”

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, Antalya Diplomasi Forumu’na dünyadan büyük ilgi olduğunu, bunun da Türk diplomasisinin başarısının ve nüfusunun göstergesi olduğunu belirtti.

Bayramov, Türkiye’nin başarısının tüm Türk dünyası için gurur kaynağı olduğunu vurgulayarak, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yeniden cumhurbaşkanı seçildikten sonraki yemin töreninde söylediği “Bizim ailemiz Türk dünyasıdır” sözlerini hatırlattı.

Türk dünyası için büyük vizyon ve planlara sahip olduklarını bildiren Bayramov, “TDT benzersiz bir kurumdur. TDT’nin tüm dünyanın ilgisini çekeceği açık bir gerçektir. Büyük gurur duyuyoruz. Azerbaycan TDT ülkelerine 20 milyar doları aşkın yatırım yapmıştır ve bu rakam giderek artmaktadır. Birlik ve beraberlik bizim amacımız ve hedefimizdir.” ifadelerini kullandı.

Bayramov, dünyadaki kriz ve istikrarsızlıklardan bahsederek, “Bu yüzden, bölgesel kurumsallaşma ve işbirlikleri giderek önem kazanmıştır. TDT kendi doğası itibariyle eşiz kurumdur ve bu kurumun derin kökleri vardır.” diye konuştu.

“Türk Yatırım Fonu ekonomik ilişkilerin gelişmesine ön ayak olacaktır”

Kırgızistan Dışişleri Bakanı Kulubayev de konuşmasında Türk devletlerinin artık aynı yönde hareket ettiğini söyledi.

Kulubayev, “TDT ülkeleri arasındaki işbirliği devam edecektir. Türk Yatırım Fonu da ekonomik ilişkilerin gelişmesine ön ayak olacaktır.” dedi.

Ulaşım altyapısının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kulubayev, Avrasya ulaşım koridorlarının bir araya getirilerek iş birliklerinin artırılmasının önemine vurgu yaptı.

Kulubayev, TDT ülkelerinin iklim değişikliğindeki yaklaşımlarda ortak tavır belirlemesi gerektiğini ifade etti.

“Özbekistan, TDT’nin daha etkin bir organizasyon olması için her şeyi yapacaktır”

Özbekistan Dışişleri Bakanı Saidov, Antalya Diplomasi Forumu’na dünyanın ilgisinden memnuniyet duyduklarını anlattı.

Saidov, TDT’nin kurumsallaşmasının dünyadaki temel değişimler açısından önemli olduğunu vurguladı.

Dünyadaki gelişmelerin Türk dünyasını da etkilediğini belirten Saidov, “Türk devletleri arasındaki ilişkiler daha derin ve daha dinamik hale geliyor. İlişkilerimiz yeni işbirliği ufukları da açıyor. Yeni döneme giriyoruz. TDT pratik işbirliklerinin olduğu bir döneme geçiyor. Uzun vadeli girişimlerimizin henüz kapısı açılmadı. Özbekistan da gelecek amaçlarımız doğrultusunda tüm katkılarını sunacaktır. Özbekistan, TDT’nin daha etkin bir organizasyon olması için her şeyi yapacaktır.” ifadelerini kullandı.

Saidov, TDT ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin genişletilmesinin ve yatırım projelerinin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.

“Bölgemizde güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç var”

TBMM NATO PA Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türk dünyasının entegrasyonundaki kazanımlarından gurur duyduklarını aktardı.

Çavuşoğlu, TDT ülkeleri arasındaki entegrasyon için önemli adımların atıldığını, Türkmenistan’ı da TDT’ye tam üye olarak görmek istediklerini vurguladı.

“Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Türk dünyasının yüzyılı olarak görüyoruz.” diyen Çavuşoğlu, “Gerçekten de bu mümkün. 21. yüzyılda Türk dünyası gerek örgütü gerek somut adımlarıyla damgasını vura bilir. Buna inanmak lazım. Bu doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, “Bölgemizde güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç var. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin istikrarlı, kesintisiz şekilde devam etmesi için buna ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki farklı tehdit ve sorunların kökünde kurutulması için de güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Asya’nın dünyanın kalbi olduğu dönemlere baktığımız zaman hepsinin altında istikrarlı, güçlü Türk devletlerinin olduğunu görüyoruz İşte İpek Yolu da aslında geçmişteki Türk devletlerinin güçlü ve istikrarlı olduğu dönemlerde başarılı olmuştur.” şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, TDT’nin güçlü olmasının sadece bu coğrafyanın değil ötesinin de güçlü istikrarlı olması anlamına geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sorumluluklarımız daha da büyüktür. Bunun farkındayız. TDT, dayanışma ve somut adımlarla kendi haklarımızın refahını düşünürken bölgemizin de istikrarı ve güvenliğini de amaçlamıştır. TDT, hiçbir ülkeyi rakip olarak görmüyor. TDT’nin gizli ajandası yoktur. Alınan kararların tümü şeffaftır. Dünya ve diğer uluslararası örgütlerle rekabet içerisinde değil. Biz bu inandığımız yolda entegrasyonumuzu daha da güçlendirmek ve bölgenin işbirliği ve istikrarı için, somut adımlarımızı devam ettirmek için daha çok çalışmalıyız. Bir nefer olarak her zaman teşkilatımızın emrindeyim.”

TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev de konuşmasında TDT’nin kuruluş aşamasından ve bugüne kadar hayata geçirilen işbirliklerinden bahsetti.

Ömüraliyev, TDT’nin çok yönlü faaliyetlerinin katbekat artarak geliştiğini vurguladı.

TDT üyesi ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Ömüraliyev, Türk devletleri arasında ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için büyük potansiyel olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-turk-dunyasinda-kurumsallasma-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda konuştu: (2) https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antalya-diplomasi-forumunda-konustu-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antalya-diplomasi-forumunda-konustu-2/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:06:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9580 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak, doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek hem kendi insanımıza hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir.” dedi.

Cumhurbaşkanı? Erdoğan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun resmi açılışında yaptığı konuşmada, yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında yurt dışında yaşayan Türklerin geldiğini söyledi.

Son dönemde “protesto eylemi” kılıfı altında Avrupa’da, Kur’an-ı Kerim’e yönelik menfur saldırıların çoğunun Türk büyükelçilikleri önünde gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, “Türkiye ve Avrupalı Türkler bu süreçte özellikle provoke edilmek istendi. Düzensiz göç meselesinde 12 yıldır zaten ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durumun farklı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür. Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak, doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek hem kendi insanımıza hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız ama buna rağmen acı da olsa birileri için rahatsız edici de olsa gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz.

Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum. Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif, çok yönlü, dikkatli ve soğukkanlı bir politika izliyoruz. Girişimci, insanı ve diplomasiyi öne çıkaran dış politikamızın temelinde kadim değerlerimizle çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Prensiplerimizden taviz vermeden, ülkemizin menfaatlerini her alanda güçlü bir şekilde savunmanın gayretindeyiz. Yakın dönemde yaşadığımız hadiseler ve tecrübeler bize şunu öğretti; diplomasi, krizlerin barışçıl çözümünde elimizdeki en büyük araçtır.”

“Sıkılı yumruklarla musafaha yapılmaz”

Makulde buluşma iradesi olduğu ve karşılıklı anlayış çerçevesinde hareket edildiği müddetçe aşılamayacak hiçbir engelin olmadığını ifade eden Erdoğan, “Yeter ki diplomasiye şans tanıyalım, alan açalım. Yeter ki maksimalist hedefler peşinde koşmayalım. Her zaman söylediğimiz gibi sıkılı yumruklarla musafaha yapılmaz. Hüsnüniyet, irade ve kararlılığın olduğu her yerde diplomasi ve diyalogla mesafe almak pekala mümkündür. Elbette tüm bunları dillendirirken gerçeklerden kopuk bir romantizmden bahsetmiyorum.” dedi.

Türkiye’nin tarih boyunca olduğu gibi bugün de jeopolitik rekabetin kıran kırana geçtiği bir coğrafyada yer aldığını asla unutmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, içeride güçlü olmadan dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini de çok iyi bildiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nitekim bu hakikatleri göz önüne alarak son 21 yılda ekonomiden ticarete, savunmadan ihracata her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Diklenmeden dik durabilmek için milli onurumuzu, bekamızı, milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için her türlü adımı attık.” ifadelerini kullandı.

“Milli geliri 238 milyar dolardan 1 trilyon 119 milyar dolara yükselttik”

Ekonomide Türkiye’yi yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttüklerini hatırlatan Erdoğan, milli geliri 238 milyar dolardan beş kat artışla 1 trilyon 119 milyar dolara yükselttiklerini söyledi.

Türkiye’yi satın alma paritesine göre milli gelir sıralamasında dünyada 11. sıraya çıkarttıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“İhracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 13 milyar dolardan yaklaşık 54,5 milyar dolara getirdik. En stratejik alanlardan biri olan savunma sanayinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 20’lerden bugünkü yüzde 80’ler seviyesine ulaştırdık. Silahlı-silah insansız hava araçları teknolojisinde Türkiye’nin yazdığı başarı hikayesi herkesin malumudur. Geçtiğimiz hafta 5. nesil savaş uçağımız KAAN’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla artık bu alanda farklı bir lige yükselttik. Dışişlerinde 163 olan temsilcilik sayımız bugün itibariyle 261’e çıktı. Dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip üçüncü ülkesiyiz.

Böylece ülkemizi her alanda yakından takip edilen, sözü, duruşu ve tavrı dikkate alınan, krizlerin ve çatışmaların çözümünde anahtar rol üstlenen bir konuma getirmeyi başardık. Bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye, hem Batı’ya hem Doğu’ya kazan-kazan temelinde ilişkiler kurabilen, Ukrayna-Rusya arasındaki krizde hakkaniyetli bir tutum benimseyen, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içinde olup dünyanın dört bir yanıyla güçlü ticari ilişkiler geliştirebilen, hiçbir ayrım yapmadan mazluma, mağdura ve ihtiyaç sahibine el uzatan, bekası tehlikeye girdiğinde sahada her türlü tedbiri süratle alabilen velhasıl her alanda aktif, dirayetli, ilkeli, vicdanlı, müessir bir güç olarak öne çıkmaktadır.”

“Gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadılar”

Türkiye’nin gelecek dönemde de hakkı haykırmaya, adaleti savunmaya, tüm dünyada dostlarının sayısını arttırmaya devam edeceğini söyleyen Erdoğan, “Suriye, Yemen, Libya ve son olarak Ukrayna’daki çatışmalar bize mevcut küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini göstermiştir. Ülkemizin gönül coğrafyasında patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşlar kanı, gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadılar.” dedi.

Üçüncü yılına giren Ukrayna krizinde Antalya’daki başlayan İstanbul süreciyle bir üst seviyeye çıkan barış umutlarının, gerekli destek verilmediği için akim kaldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “On binlerce insanın hayatını kurtaracak, yaşanan acının yıkımının önüne geçecek tarihi bir fırsat heba edildi, daha doğrusu sabote edildi. Ancak kural temelli uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer Gazze olmuştur.” ifadelerini kullandı.

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan barbarlığı ve katliamları herkesin içi kanayarak takip ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeli şehit edildi. 70 binden fazla Filistinli yaralandı ve yaklaşık 2 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim; Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi. Aynı zamanda milyarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. Söz konusu İsrail olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın yayın organlarının hasılı yıllardır bize örnek gösterilen, güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük.

Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir, bir soykırım girişimidir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlakı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkum eden, hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan dün olduğu gibi gıda yardımı almak için sırada bekleyen sivilleri kalleşçe, onursuzca hedef alan bir barbarlıktan bahsediyorum. Ailesiyle güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb’in hikayesi, trajik bir hikayeye dönüşmüştür. Aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikayesidir o. ‘İnsanlık olarak beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum’ diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını, 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef Hind’le birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı da tam manasıyla yerine getiremedik.”

Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren Türkiye olarak ortaya koydukları çabalara, bölgeye gönderilen 37 bin tona varan insani yardımlara, küresel ölçekte yürütülen tüm diplomatik temaslara, refakatçileri dahil 900’den fazla Gazzeli hastanın Türkiye’ye getirilmesine rağmen, bunun mahcubiyetini iç dünyalarında yaşadıklarını söyledi.

(Sürecek)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-antalya-diplomasi-forumunda-konustu-2/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatiflerini Destekliyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:03:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9577 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretimin çok büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz.” dedi.

Bolat, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’nda yaptığı konuşmada, iş dünyası temsilcileriyle istişareye önem verdiklerini ifade ederek, bakanlık görevine getirilmesinden bu yana sektörel meslek kuruluşları, odalar, esnaf kooperatifleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere yaklaşık 9 ayda bine yakın istişare toplantısı yaptıklarını söyledi.

Organize sanayi bölgelerinin düzenli bir sanayinin oluşturulması, şehirlerin bir plan dahilinde geliştirilmesine destek olunması, üretimde verimlilik ve kar artışı sağlanması, az gelişmiş bölgelerde üretimin yaygınlaştırılması, nitelikli bir altyapı oluşturularak çevre kirliliğinin önüne geçilmesi gibi konularda büyük katkılar sağladığını belirten Bolat, Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinin bu maksatların hasıl olmasında son derece önemli rol oynadığını vurguladı.

Bolat, organize sanayi bölgeleri arasında en önemlilerinden olan İOSB’nin 24 bin 864 aktif firmasıyla yıllık ortalama 5-6 milyar dolarlık bir katma değer ürettiğini belirterek, bu yönüyle, Türkiye’nin her şehrine ve dünya çapında neredeyse her ülkeye üretim gücü ile ulaşan önemli bir ekonomik güç merkezi olduğunu ifade etti.

İOSB’nin 32 bin aktif işletmenin faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, 380 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Bolat, İOSB ve içinde faaliyet gösteren 37 kooperatifle Türkiye’nin en büyük organize bölgesi olduğunu belirtti.

“İOSB’nin yenilenebilir enerji alanını dikkate almalarını tavsiye ediyoruz”

Ömer Bolat, son 21 yılda organize sanayi bölge sayısının 190’dan 355’e çıktığını, teknopark sayısının da 5’ten 96’yı aştığını ve hiç olmayan AR-GE ve teknoloji merkezlerinde de 1600’e ulaşıldığını kaydetti.

Ticaret Bakanlığı olarak Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile kooperatiflerin yanında olduklarını ifade eden Bolat, esnaf ve şirketlere özel destekleme programının da olduğunu söyledi.

Bolat, iki gün önce, esnaf ve sanatkarların Bakanlığa bağlı kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı genel işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 650 bin liradan 750 bin liraya yükseltildiğini hatırlatarak, makul maliyetlerle gerçekleşecek bu destek paketinin dünden itibaren kullanıma açıldığını kaydetti.

Esnaf ve kooperatiflere son 21 yılda yaptıkları destekleri anlatan Bolat, Türk Eximbank ile ihracatçıları desteklediklerini ve geçen yıldan bu yana Türk Eximbank’ın sermayesini 3 kez artırdıklarını belirtti.

Bir yandan üretip, bir yandan tüketirken, ortaya çıkan en önemli hususlardan birisinin de çevrenin korunması ve yeşil dönüşüm olduğuna dikkati çeken Bolat, şöyle devam etti:

“Bu anlamda, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretim çok büyük önem taşıyor. Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını da destekliyoruz. Mesela, Kayseri’de Cumhurbaşkanımızın açtığı böyle bir kooperatif vardı. İOSB ve ona bağlı 37 kooperatifin de bu alanı ciddiyetle dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatifleri hem üyelerine enerji maliyetlerini düşürme noktasında hem de gelir elde etme noktasında çok ciddi bir başarı sağlayacaktır. Ayrıca, karbon salınımını da engelleyecektir.”

“İthalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var”

Ticaret Bakanı Bolat, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI’nın şubatta 50,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, “Türkiye İmalat PMI 8 ay boyunca 50’nin altındaydı. Bunun anlamı pozitiftir arkadaşlar. 50 üstü olumluya geçti demektir. Firmalar üretim noktasında demek ki siparişler alıyor. PMI endeksinin yükselmesi sevindirici.” dedi.

Dün açıklanan büyüme performansıyla Türkiye’nin 37 üyeli OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığına dikkati çeken Bolat, geçen yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiğinin aşıldığını, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını aktardı.

Böylece kişi başına milli gelirin yüzde 23 artışla 13 bin 110 dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:

“Büyümede imalatın, sanayinin ve yatırımların payı önemli. Sevindirici olan bir husus da bu büyümede imalatın, üretimin, yatırımların ve ihracatın payının yüksek olmasıdır. İhracatta da Allah’a şükür iyi gidiyoruz. Geçen yıl dünya ticareti gerileme kaydetti. Dünya ekonomik büyümesi durgunluk gösterdi ama Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Türkiye’nin ihracatı geçen yıl artış gösterdi ve 255,8 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin mal ihracat rekorunu kırdık, 100 milyar dolarla da Cumhuriyet tarihimizin hizmetler ihracat rekorunu kırdık. Bu yıl hedefimiz sizlerle beraber 265 milyar dolar mal ihracatı ve 100 milyar dolar hizmet ihracatı rekorunu kırmak.

Güzel bir gelişme de ithalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var. Yarın sabah erkenden Adıyaman’a gidiyoruz. Adıyaman’da şubat ayının ihracat, ithalat, dış ticaret açığı ve ihracatı ithalatı karşılama oranları gibi önemli göstergeleri orada halkımızla, kamuoyuyla ve Adıyamanlılarla paylaşacağız. Oradan da size inşallah müjdeli haberler açıklayacağız. İnşallah bu olumlu gelişmeler ve iyimser beklentileri koruduğumuz takdirde, 2024 yılında da ekonomimizde halkımız için olumlu bilgiler vereceğiz.”

Bütün bu olumlu tablonun istihdam verilerine de yansıdığı belirten Bolat, ekonomi yönetimi olarak iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Filistin Devleti’nin Kurulması Şarttır https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-filistin-devletinin-kurulmasi-sarttir/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-filistin-devletinin-kurulmasi-sarttir/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:01:02 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9574 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin teşekkülü şarttır.” dedi.

Erdoğan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun resmi açılışında yaptığı konuşmada, Uluslararası Adalet Divanının, İsrail’in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı ortada olmasına rağmen, Netanyahu yönetiminin işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca sürdürebildiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise ‘tazıya tut, tavşana kaç’ diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. Sözler eylemle desteklenmedikçe ne Filistin’deki zulmü durdurmak ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmek mümkündür. Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin teşekkülü şarttır.”

“Uluslararası toplumu, Gazze’ye ve Filistin davasına sahip çıkmaya davet ediyorum”

“Bu maksatla garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya Türkiye olarak hazır olduğumuzu belirttik.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği verecek, Gazze’nin yeniden toparlanmasına da elimizden gelen katkıyı sağlayacağız. Buradan bir kez daha uluslararası toplumu, Gazze’ye ve Filistin davasına samimiyetle sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın dört bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Forumumuzun, bir daha benzer katliamların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz noktasında verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum.”

Dünya genelinde etkili olan olumsuzluklara rağmen Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini anlatan Erdoğan, Balkanlar’ı bölgesel sahiplenme ve birliği temelinde barış, istikrar ve refahın hakim olduğu bir coğrafya olarak gördüklerini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının müktesep hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabaları yoğunlaştırdıklarını kaydeden Erdoğan, Orta Asya ile ekonomiden enerjiye, eğitimden kültüre, ulaşımdan savunma sanayine işbirliğinin güçlendiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Türk dünyasının birlikte daha güçlü kılınmasına yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.

Karabağ’ın 30 yıllık işgalinin sona ermesiyle Ermenistan ile başlatılan normalleşme sürecini Azerbaycan ile yakın eşgüdüm içerisinde sürdürmeye devam edeceklerini aktaran Erdoğan, “Köklü bağlarımızın olduğu Afrika kıtasıyla ve Latin Amerika ülkeleriyle işbirliğimizi karşılıklı saygı temelinde daha da ilerleteceğiz. ‘Dünya 5’ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkün’ şiarıyla çalışmaktan geri durmayacağız.” diye konuştu.

Forumdan notlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salona eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki devlet ve hükümet başkanları ile girdi.

Antalya Diplomasi Forumu’na özel hazırlanan videoda, İsrail’in Gazze’deki katliamları, Rusya-Ukrayna savaşı, küresel iklim krizi, açlık, kuraklık ve doğal afetlere dikkati çekildi.

Videoda, küresel sorunlar ve sınamalar karşısında diplomasinin önemi vurgulandı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü lider diplomasisinden kesitler yer aldı.

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-filistin-devletinin-kurulmasi-sarttir/feed/ 0
Samsun’da Kadın Girişimciler Buluştu https://www.kanal7haber.com.tr/samsunda-kadin-girisimciler-bulustu/ https://www.kanal7haber.com.tr/samsunda-kadin-girisimciler-bulustu/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:27:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9463 SAMSUN (İHA) – Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) koordinatörlüğünde faaliyet gösteren TOBB Samsun Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen ‘Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Samsun Buluşması’nda kadınlara girişimciliğin püf noktaları anlatıldı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Samsun Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Samsun Buluşması TSO Toplantı Salonu’nda girişimci kadınların katılımı ile gerçekleştirildi. Açılış konuşmaları ile başlayan etkinlikte kadınlara girişimciliğin püf noktaları uzmanlar tarafından aktarıldı.

Etkinliğin açılışında konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Beytekin, “Bizim medeniyetimiz kadın ve erkeğin birlikte mücadele edebilmesiyle inşa edilmiştir. Şüphesiz medeniyetin, insanlığın, gelişimin, kalkınmanın daha refah bir geleceğin vazgeçilmez iki eş aktörüdür; kadın ve erkek. Bu nedenle Türkiye’nin kalkınma hedeflerine, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakma hedefine ancak ve ancak omuz omuza ulaşabiliriz. Halbuki pek çok araştırma bir girişimcide olması gereken özellikleri şöyle sıralıyor; başarısızlığa rağmen vazgeçmemek, güven, kararlılık, risk yönetimi, değişimi fırsat olarak görmek, belirsizliğe karşı toleranslı olmak, detaylara önem verme ve mükemmeliyetçilik. Biz Türk kadınının ne kadar güçlü, ne kadar azimli ve kararlı olduğunu biliyoruz. Biz bu gücü Nene Hatun’da da gördük, Sabiha Gökçen’de de ve şükranla andığımız daha nicelerinde. Bugün de bu güce inanmış ve fark oluşturan kadınların başarı hikayelerini dinleyeceğiz” dedi.

Samsun Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı Mihriban Akyüz ise “Girişimcilik çok yönlü, geleceği şekillendirmeye muktedir anahtar bir kavram. Bugün burada bir araya gelerek birikimimizi, gelecek kurgularımızı paylaşmak için önemli bir fırsat bulduk. Girişimcilik sadece bir iş kurma süreci değil, aynı zamanda bir tutku, bir vizyon ve kararlılık gerektiren bir yolculuktur. Kadınların bu yolculukta toplumsal rolünün yüklediği tüm güvensizlikten sıyrılması, iş hayatındaki ataerkil düşüncenin bahşettiği ürkeklikten uzaklaşması ve kendi sezgilerine güvenmesi gerekmektedir. Kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması, birbirine destek olması ve birlikte büyümesi, kadın girişimcilik ekosisteminin daha güçlü hale gelmesine yardımcı olur. Birbirimize ilham vermek, bilgi ve deneyim paylaşımı yapmak, zorluklarla başa çıkmak için birlikte çalışmak, hepimizin daha güçlü kılar. Kadınlar bir birlerine tutunarak yol alırlarsa, iş dünyasında sadece yer edinmekle kalmazlar, aynı zamanda oyunun kurallarını değiştirirler. Birlikte hareket ederek, daha güçlü ve etkili bir girişimcilik ekosistemi oluşturabiliriz. Kadınların iş dünyasındaki varlığı ve oluşturacakları yeni ekosistem yalnızca kendi başarıları için değil, aynı zamanda gelecek nesillere ilham kaynağı olacağı için kritik öneme haizdir. Gelin, el ele verelim, inanalım, birbirimize destek olalım. Geleceğe örnek olacak kadın girişimcilik ekosistemi bölgemizde oluşturalım. Mutlulukla ve sevgiyle kazanalım ve ülkemize kazandıralım” diye konuştu.

Program, açılış konuşmalarının ardından başarılı girişimciler Duygu Yıldırım, Ferzan Çakar, Melike Yüksel Sevindik ve Banu Koç Çakan’ın sunumları ile sona erdi. Etkinliğe ayrıca Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, KOSGEB İl Müdürü Nebahat Livaoğlu, SAMSİAD Başkanı Süleyman Ferşat Eldemir, SAMİKAD Başkanı Şehnaz Dereli, Batı Karadeniz TOBB Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanları katıldı. – SAMSUN

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/samsunda-kadin-girisimciler-bulustu/feed/ 0
Karaoğlan’ın Çizeri Suat Yalaz’ın Vefatının Üzerinden 4 Yıl Geçti https://www.kanal7haber.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/ https://www.kanal7haber.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:30:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9403 Türk çizgi roman tarihinin en uzun soluklu çalışmalarından biri olan ve defalarca beyazperdeye aktarılan “Karaoğlan”ın çizeri Suat Yalaz’ın vefatının üzerinden 4 yıl geçti.

Yönetmen, senarist ve çizer Yalaz, Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde 1932’de dünyaya geldi.

Devlet memuru olan ailesinin işi nedeniyle farklı şehirlerde ilk ve orta eğitimini tamamlayan Yalaz’ın ilk karikatürü, 16 yaşındayken Erciyes Postası’nda yayınlandı.

Yalaz, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde okurken Bedri Koraman ve Çetin Özkırım ile tanıştı.

Akşam gazetesinde Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun yazdığı senaryolara uygun çizimler yapması için işe alınan Yalaz, bir süre sonra senaryolara da katkıda bulundu.

Usta çizer, Kozanoğlu’nun gazeteden ayrılması üzerine, 1960’ta “Karaoğlan” serisini çizmeye başladı, 1963’te ise haftalık tarihi çizgi roman dergisinde seriyi okurla buluşturdu.

“Salıncak” ve “Korku” adlı dergilerle yayıncılık dünyasına da adım atan Yalaz, günlük gazetelerle haftalık dergilere Türk tarihiyle ilgili çizgi diziler hazırladı.

“Karaoğlan”ın maceralarını sinemaya aktardı

Cemal Nadir sonrası yeni dalga genç karikatürcülerden gösterilen çizer, 30 yaşında kurduğu yayınevine 2 yıl sonra film şirketini de ekledi.

Yalaz, “Karaoğlan”ın maceralarını yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen olarak sinemaya aktardı. Bu filmlerle Türk sinemasında macera filmleri dönemini de başlatan isim oldu.

Sinemaya 1965’te aktarılan, Kartal Tibet’in başrolünde oynadığı “Altay’dan Gelen Yiğit” hikayesi büyük ilgi gördü. Ardından beyazperdeye uyarlanan Karaoğlan serisindeki filmler gişe rekorları kırdı.

Suat Yalaz’ın Karaoğlan filmlerinin yanı sıra televizyon dizisi olarak yayınlanan ve sinemada gösterilen “Son Osmanlı: Yandım Ali” eseri de beğeni kazandı.

Sanat yaşamını Avrupa’da sürdürmek amacıyla 1970’te gittiği Paris’te uzun süre kalarak çalışmalarını sürdüren Yalaz, Fransa ve Almanya’da büyük yayınevleriyle de çalıştı.

Usta çizer, yaptığı bir açıklamada Paris’e gitme sebebini şu sözlerle aktarmıştı:

“Karaoğlan üzerinde çok emek vermiştim. 100 macerası yayınlandı, yedi sinema filmi çekildi. Sonra yoruldum herhalde ve Paris’e yerleşerek Karaoğlan’ı çizmeyi bıraktım. Orada yaptığım yatırımların sonunda Karaoğlan, Kebir adıyla Fransızca olarak yayınlandı ve gene büyük başarı kazandı. Bunun bana faydası büyüktü. Bir kere kendimi buldum. Bir Türk futbolcusu için buradaki şampiyonluk iyidir ama o kendini Avrupa’da, diyelim ki Milan takımında oynayarak da kanıtlamak isteyebilir. Ben bunu yaptım, çizgi romanın bir sanat dalı olarak kabul edildiği bir ülkede çizgilerim ve hikayelerimle başarı kazandım.”

Devlet tarafından onurlandırılan üçüncü çizgi roman sanatçısı oldu

PTT Genel Müdürlüğü 2006’da “Karaoğlan” adına 4 dizilik pul koleksiyonu çıkardı. Böylece Suat Yalaz, Cumhuriyet tarihinde sanatçı Cemal Nadir Güler’in “Amcabey”i ve Turhan Selçuk’un “Abdülcanbaz”ından sonra oluşturduğu çizgi kahramanı ile pul üstüne taşınarak devlet tarafından onurlandırılan üçüncü çizgi roman sanatçısı unvanını aldı.

“Teke Tek Özel” programına 2010’da konuk olan Yalaz, “Karaoğlan”ın çıkış hikayesini ise şu sözlerle anlatmıştı:

“Bir Türk kahramanı yaratmak istiyordum. Çünkü çocukluğumdan beri Nihat Atsız, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun eserlerini okuyordum. Türklere karşı zaafım vardı. Hoşuma gidiyordu. O zamanlar Teksas, Tommiks, kovboylar var. Onun tam karşıtı bizim Orta Asya Türkleri. Yaş 14-15. Devamlı Orta Asyalı Türk falan olmak istiyorum. Sonra delikanlı olduk, sinemaya gidiyoruz ‘Üç Silahşörler’i izliyorsun. Alkışlıyorsun adamı. Adamın sırtında, göğsünde haç. Yaş ilerledikçe bu beni rahatsız etmeye başladı. Sonra ‘Niye bizim bir Türk kahramanımız olmuyor?’ falan dedim.”

İki oğlu olan usta çizer, İstanbul’da 2 Mart 2020’de 88 yaşındayken vefat etti. Yalaz’ın cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Suat Yalaz’ın yönetmen veya yapımcılığını yaptığı, senaryosuna imza attığı filmler arasında “Son Osmanlı Yandım Ali” ile “Altay’dan Gelen Yiğit/Karaoğlan”, “Camoka’nın İntikamı”, “Baybora’nın Oğlu”, “Bizanslı Zorba”, “Karaoğlan Yeşil Ejder”, “Şeytan Kafesi”, “Camoka’nın Dönüşü”, “Karaoğlan-Şeyh’in Kızı”, “Cengiz Han’ın Hazineleri”, “Şeytan Kafesi” ve “Karaoğlan’ın Kardeşi Sargan” yer alıyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/feed/ 0
Tarihçi: ‘Kürdistan’ ifadesi tarih sürecinde kullanılmadı https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:42:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9350 Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, tarih süreci içinde “Kürdistan” ifadesinin kullanılmadığını ifade etti.

Terör örgütünün siyasi uzantısı olan şimdiki adıyla DEM partisinin tüm yöneticileri ve vekillerinin sık sık bölücü söylemlerde bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “PKK terör örgütüne olan bağlıklarını, bebek katili terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a olan sevgilerini saklamıyor ve varlık nedenleri olan bu durumu inkar etmiyorlar. Garip olan ülkemizde faaliyet gösteren bir kısım siyasi gruplar, böyle bir bağlantının olmadığını iddia ediyorlar. Yani düşünün ki biz, ‘bir siyasi parti eylemleriyle, söylemleriyle biz terör örgütüne bağlıyız diyor, başka bazı siyasi partiler de hayır hayır sizin terör örgütüyle bağınız yok, siz yanlış biliyorsunuz’ şeklindeki diyalogların geçtiği trajikomik ve garip bir tiyatro izliyoruz” dedi.

Kürdistan hayali

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın, partisinin Batman’daki mitingindeki konuşmasında yeni bir bölücü söylemle ortaya çıktığını belirten Eğilmez, “Ülkemizin bir kısmını hadsiz ve cahil bir şekilde Kürdistan olarak nitelendirdi. Sonuçta DEM Parti, bugün bölgeyi yeniden dizayn etmek ve ülkemizi bölmek isteyen küresel güçlerin, gerçekte Kürt düşmanı olan piyonlarından birisidir. İşte bu güçlerin parçala ve yönet projelerinde kullandıkları en gözde enstrümanları Kürdistan tabiridir. Biz de bugün ‘Kürdistan’ konusunu kısaca irdeleyip, özet bir çerçeve çizelim istedik” diye konuştu.

“Kimse Kürdistan’ı bulamıyor”

Bin yılı aşkın bir süredir Türklerle kardeşlikten öte bir bağ içerisinde yaşayan Kürtlerin, özellikle günümüz Türkiye, İran, Irak, Suriye sınırındaki bölgelerde yerleşmiş Asyanik bir halk olduğunu anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Kürtler bu dağlık arazide çok uzun zamandan beri ikamet etmektedirler. İran’ın kuzeyindeki Türkmen steplerinden, İskenderun Körfezi’ne kadar uzanan ve eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin gelip geçtiği bu geniş bölgeler, diğer ırklar gibi muhtemelen Kürt aşiretleri tarafından da dolaşılmıştır. Tarihi süreç içerisinde, Kürtlerin ikamet ettiği bölgeyi tanımlamaya çalıştığımızda, Birkaç söylem dışında, hele hele siyasi bir otoriteyi kastederek Kürdistan adına ulaşmanın mümkün olmadığını görürüz” şeklinde konuştu.

“Batılı araştırmacılar hemfikir değil”

Selçuklu Sultanı Sencer’in (1117-1157), o dönemdeki demografik yapıya vurgu yaparak Hemedan, Kirmanşah, Dinver ve Şerhizar şehirlerini kapsayan bölgeye Kürdistan adını verdiğini vurgulayan Eğilmez sözlerini şöyle sürdürdü:

“14. yüzyıla gelindiğinde ise dönemin en önemli kaynaklarından Hamdullah Kazvini’nin Nüzhet’l-Kulüb adlı eserinde Kürdistan diye isimlendirilen bölgenin 16 kasabadan ibaret olduğunu zikredilir. Osmanlı Devleti de ara ara yukarıda zikredilen bölgelerden bazılarını coğrafi olarak Kürdistan ismiyle nitelendirmiştir. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki bu az sayıdaki coğrafi tanımlamalar içerisinde bugün Türk Devleti’nin sınırları içerisinde bulanan herhangi bir toprak parçasını bulmak imkansızdır. Kürtlerin kökenleri hakkında sınırlı bir alanda araştırma yapmak zorunda kalan batılı araştırmacılar da Kürdistan tanımı üzerinde fikir birliğine varamamışlardır. Hatta batının önde gelen araştırmacı ve oryantalistleri, böyle bir coğrafi ismin ortaya çıkarılabilmesinin imkansızlığından bahsederler.”

Türk-Kürt kardeşliği

Türklerin Anadolu’ya doğru büyük göçe başladıklarında bu coğrafyada Rumlar, Ermeniler ve Süryanilerin bulunduğunu belirten Eğilmez, “Kürtlerin bugünkü coğrafyaya yerleşmelerinde, Selçukluların Bizans’ı bölgeden geri çekilmeye mecbur etmesinin payı çok büyüktür. Bölgede kurulan Türk Beylikleri, Kürtleri kendilerinden ayrı görmüyor ve kardeş olarak tanımlıyorlardı. Bir an için ayrı ırklar oldukları düşünülse bile dindaşlık faktörü, çok kapsamlı ilişkilerin oluşturduğu bütünlük, Türkleri ve Kürtleri hiçbir zaman karşı karşıya getirmemiş, aksine derin bir birliktelik sağlamıştır. Nüfus yoğunluğuna ve yaşam tarzına göre zaman zaman bazı Kürt aşiretleri Türkleşmiş, bazı Türk obaları da Kürtleşmiştir” dedi.

“Kardeşliği bozamamışlar”

Doç. Dr. Savaş Eğilmez, konuyla ilgili konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün üzerinde bulunduğumuz, dünyanın kalbinin attığı bu bölgedeki Türk hakimiyetini zayıflatmak, kesintiye uğratmak ve nihayetinde sona erdirmek adına, tarih boyunca çok defa Türk-Kürt kardeşliği bölünmek istenmiş, bu insanlar çatışma içerisine çekilmeye çalışılmış ama hiçbir zaman başarıya ulaşılamamıştır. Bu insanlar asırlar boyunca Selçuklu, Osmanlı nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde kardeşçe yaşadılar. Kürtler; Selçuklu-Haçlı, Selçuklu-Moğol, Osmanlı-Safevi, Osmanlı-Batı mücadelelerinde hep Türklerin yanında yer aldılar. I. Dünya Savaşı’nda beraber şehit düştüler. Yeni Türk Devleti kurulurken yine Türklerle beraberdiler.”

“Türk milleti şiddetli bir ceza keser”

Türk Devletlerinin sonuncusu olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, her zaman devletin asli unsuru olarak gördüğü Kürt vatandaşlarının, sınır dışındaki akrabalarını bile koruması altına aldığına vurgu yapan Eğilmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Hangi oluşum içerisinde olursan ol, Türk Devleti ile ne kadar sıkı ilişkilerin olursa olsun, sen eğer ülkemizin bir karış toprağını veya sınırlarımız dışında Kerkük ve Musul gibi tarihi Türkmen bölgelerini, sözde Kürdistan bölgesi içerisine katıp, ben buraları Kürdistan olarak tanıyacağım gibi safsatalarla ortaya çıkarsan, Türk Devleti ve Türk milletinden büyük bir tepki görür ve Türk Devleti tarafından şiddetli bir şekilde cezalandırılırsın.” – ERZURUM

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/feed/ 0
BIST 100 endeksi yılın ilk iki ayında dünya endekslerini geride bıraktı https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/ https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:15:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9323 Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, şubatta yüzde 8,20 artışla ayı 9.193,69 puandan tamamlayarak, tüm zamanların en yüksek aylık kapanışını gerçekleştirirken, endeks yıl başından bu yana da yüzde 23,07 değer kazancıyla küresel pay piyasalarını geride bıraktı.

Dünya genelinde önemli merkez bankalarının politika faizini ne zaman indirmeye başlayacaklarına yönelik belirsizliklerin devam etmesine karşın özellikle yarı iletken çip ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin beklentileri aşan finansal sonuçlarının ardından dünya borsalarında zirveler yenilendi.

Kaliforniya merkezli çip üreticisi Nvidia’nın son çeyrekte beklentilerin üzerinde kar açıklaması sonrası ABD, Avrupa ve Japonya pay piyasalarında yeni zirveler görülürken, yurt içinde BIST 100 endeksi de küresel ralliye eşlik ederek rekorunu tazeledi.

BIST 100 endeksi, yıl başından bu yana gösterdiği performans ile dünya çapında önemli endeksleri geride bıraktı

Yıl başından bu yana önemli merkez bankalarının faiz indirimlerine başlama zamanına ilişkin belirsizliklerin günden güne artmasına karşın özellikle büyük teknoloji şirketlerinin beklentilerin üzerinde gelen karları küresel pay piyasalarında risk iştahını artırdı.

Söz konusu şirketler öncülüğünde New York borsasında başlayan ralli, Avrupa’ya oradan da Japonya pay piyasalarına taşınırken, endekslerin tarihi yüksek seviyeleri de yenilendi.

Yılın ilk iki aylık performansına bakıldığında, ABD’de New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 7,20, S&P 500 endeksi yüzde 6,84 ve Dow Jones yüzde 3,47 değer kazanırken, Avrupa tarafında Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 5,53, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 5,09 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 7,34 artış kaydetti. Avrupa bölgesinde tek gerileyen ise yüzde 1,33 ile İngiltere’de FTSE 100 endeksi oldu.

Asya’da ise Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 17,04, Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 0,36 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,35 artarken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,48 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 3,14 değer kaybetti.

Aynı dönemde, BIST 100 endeksi yüzde 23,07 yükselerek söz konusu önemli endeksleri geride bırakırken, dolar bazlı bu süreçte yüzde 16,1 artış kaydetti.

Yıl başından bu yana tüm sektör endeksleri yükselirken, en çok kazandıran yüzde 103,07 ile Bilişim oldu. Ana endekslere bakıldığında ise yüzde 67,66 artışla Teknoloji endeksi dikkati çekiyor.

Bu süreçte, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 98’i yükselirken, 2’si değer kaybetti. En çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Türkiye İş Bankası (C), Yapı Kredi ve Akbank oldu.

Söz konusu dönemde en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında Mia Teknoloji yüzde 116,90, Kocaer Çelik yüzde 97,82 ve Akfen Yenilenebilir Enerji yüzde 90,10 artışla ilk üç sırayı paylaşırken, Qua Granite yüzde 24,74 ve Hektaş yüzde 4,98 gerileyerek yatırımcısını üzen hisseler oldu.

BIST 100 endeksi, şubatta aylık bazda da dünya endeksleri arasında zirvede

BIST 100 endeksi şubatta yüzde 8,20 yükselerek ayı 9.193,69 puandan tamamlarken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu da 9.450,48 puana taşıdı. Endeks, aynı dönemde dolar bazlı incelendiğinde yüzde 5,13 değer kazanarak 294,41 puan oldu.

Dünya endekslerinin şubat performansı incelendiğinde BIST 100 endeksinin söz konusu endeksleri aylık bazda da geride bırakarak zirvede yer aldığı görülüyor.

BIST 100’ün ardından Asya pay piyasalarının şubat performansı dikkati çekiyor. Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 8,13 artışla ikinci sırada, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 7,94 yükseliş kaydederek üçüncü sırada yer alıyor.

Aynı dönemde New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 6,12, S&P 500 endeksi yüzde 5,17, Dow Jones endeksi yüzde 2,22 artış kaydederken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 4,58, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 3,54 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 3,48 değer kazandı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,01 geriledi.

Borsa İstanbul’da yılın ikinci ayında, bankacılık endeksi yüzde 5,12 ve holding endeksi yüzde 11,70 artış kaydetti. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 53,97 ile bilişim olurken, tek kaybettiren yüzde 2,26 ile iletişim oldu.

Şubatta, BIST 100 endeksine dahil hisselerden 85’i yükselirken, 15’i değer kaybetti. Bu dönemde en çok işlem gören hisse senetleri Türk Hava Yolları, Ereğli Demir Çelik, Türkiye İş Bankası (C), Tüpraş ve Sasa Polyester oldu.

Aynı dönemde, en fazla yükseliş kaydeden hisseler arasında Mia Teknoloji yüzde 78,77, Borusan Yatırım yüzde 65,61 ve Ege Endüstri yüzde 58,58 artışla yatırımcılarını sevindirirken, en fazla gerileyen hisseler arasında ise Akcansa Çimento yüzde 8,19, İzdemir Enerji yüzde 7,40 ve CW Enerji yüzde 6,85 azalışla dikkati çekti.

Türkiye’nin 5 yıllık CDS’si şubatta tekrar 300 baz puanın altına indi

Yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin yayınladıkları olumlu raporlar silsilesinde Türk varlıklarına olan ilginin de arttığı görülürken, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) düşüş eğilimi de devam ediyor.

Geçen yılın mayıs ayında 700 baz puanda bulunan Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i, genel seçimlerin ardından yeni ekonomi yönetiminin iş başı yapması ve enflasyonla mücadele kapsamında sıkılaştırıcı para politikası adımlarının atılmasıyla birlikte şubatta 284 baz puana kadar geriledi.

Aralık 2023’te Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 282,5 baz puana kadar inerek 19 Şubat 2020’den bu yana en düşük seviyesine gerilemesinin ardından yeni yılın ilk ayında 331 baz puana çıkmıştı.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, yıl başından 23 Şubat haftasına kadar toplamda 115,4 milyon dolarlık net hisse senedi alımı gerçekleştirdi.

Öte yandan, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından risk iştahını ölçmek için oluşturulan Risk Eğilim Endeksi (REKS) verilerine göre 23 Şubat itibarıyla yabancı yatırımcıların risk iştahı 63,2 ve yerli yatırımcıların risk iştahı 65 seviyesinde bulunurken, tüm yatırımcıların risk iştahı 56,4 oldu.

REKS’in 50 seviyesinin üzerinde olması risk iştahının fazla olduğuna işaret ederken, bu seviyenin altı risk iştahının düşük seyrettiği şeklinde yorumlanıyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-endeksi-yilin-ilk-iki-ayinda-dunya-endekslerini-geride-birakti/feed/ 0
Hollanda ve Türkiye Büyükelçileri 100. Yıl Dönümünde Bir Araya Geldi https://www.kanal7haber.com.tr/hollanda-ve-turkiye-buyukelcileri-100-yil-donumunde-bir-araya-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/hollanda-ve-turkiye-buyukelcileri-100-yil-donumunde-bir-araya-geldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:39:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9096 Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ile Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal, iki ülke arasındaki dostluğun 100. yıl dönümü vesilesiyle söyleşi için Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği resmi konutunda bir araya geldi.

Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Wijnands ve Ünal, iki ülkenin işbirliklerini, geçen yılki depremleri, Hollanda’daki Türk toplumunu ve kişisel ilişkilerdeki samimiyeti görüştü.

Ünal, mevkidaşı Wijnands ile Lahey Büyükelçiliği görevinin belli olmasından çok önce tanıştıklarını belirterek, hem telefon hem de mesaj üzerinden sürekli iletişim halinde olduklarını ifade etti.

Büyükelçi Ünal, “Çalışma ilişkimiz sadece canlı değil, aynı zamanda inanılmaz derecede yararlı. Bu da dostluğumuza başka bir katman ekliyor. Birbirimizin hızlı arama listesinde bile varız.” dedi.

Hollanda lalesi mi Türk lalesi mi?

Bu yıl dostluklarının 100. yılını kutlayan Hollanda ve Türkiye’nin, resmi dostluğu 1924 yılında imzalanan bir anlaşmaya dayanıyor. Ancak Büyükelçi Wijnands, iki ülkenin ilişkilerinin 1924’te imzalanan anlaşmadan daha eskilere dayandığını belirterek, “1612 yılında Osmanlı İmparatorluğu Hükümdarı Hollandalılara ticaret hakkı vererek, 400 yılı aşan kalıcı bir dostluğu başlattı.” ifadesini kullandı.

İki ülke arasındaki dostluğun 1924’te resmiyete döküldüğünü teyit eden Ünal da tüccarlar aracılığıyla oluşan daha önceki bağları gündeme getirerek kayıtlı ilk temasın 1561’de gerçekleştiğini belirtti.

Wijnands, lalenin kökenine ilişkin, “Lale şu anda Hollanda’nın ulusal sembolü, ancak bunu Türkiye’ye borçluyuz, çünkü tüccarlar laleleri oradan Hollanda’ya getirdiler. Bu bizim ortak mirasımızı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Hollanda-Türkiye ortaklığı

100. yıl münasebetiyle Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Türkiye çapında çeşitli dostluk konserleri, Delft Teknik Üniversitesi öğrencileriyle birlikte depreme dayanıklı mimariye odaklanan bir sempozyum, Türkiye’deki 100 okula 100 lale soğanı ve Hollanda çocuk edebiyatından yapıtlar içeren hediye kutuları gönderme gibi birçok etkinlik düzenliyor.

Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği de Amsterdam’da bir Türk klasik müzik kuarteti performansıyla Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki etkinlikler dahil olmak üzere bir dizi etkinliğe ev sahipliği yapacak.

Ünal, “Ayrıca ilişkilerin tarihi üzerine akademik faaliyetler ve Hollanda-Türk toplumunun öncülüğünde ekonomi odaklı etkinlikler de planlıyoruz.” dedi.

Hollanda’nın Türkiye’deki en büyük yatırımcı olduğunu belirten Ünal, şunları ifade etti:

“Her iki ülke de aslında tüccar uluslardan oluşuyor. Son iki yılda da Hollanda, Türkiye’nin en büyük doğrudan yabancı yatırım ortağı haline geldi. Daha fazla yatırımcının Hollanda veya Avrupa’da üs olarak faaliyet göstermek üzere merkez ya da şubelerini buraya taşıdığını görüyoruz. Bu artan eğilim ekonomik ortaklığımızı önemli ölçüde güçlendiriyor.”

Büyükelçi Wijnands da iki ülke arasındaki ticari ilişkilere yönelik, “Türkiye’de 3 bin Hollandalı şirket çalışıyor. Ancak rakamlardan öte Türk ve Hollandalılar arasında ortak bir ticaret ruhu var. Dışa dönük ve uluslararası iş yapma geçmişimiz birbirimizi güçlü bir şekilde anlamamızı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollanda’nın yardım çalışmaları

6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollandalı dostlarından, meslektaşlarından ve Hollanda’daki Türk toplumundan taziye ve yardım dileklerini ileten telefonlar aldığını belirten Ünal, depremlerin ardından yaptığı ilk toplantıda “Bugün zor bir gün. Arkadaşlarımızı ve sevdiklerimizi kaybetmiş olabiliriz ancak şimdi ağlama zamanı değil. En azından bugün değil. Harekete geçmeli ve Hollandalı dostlarımızla eş güdüm içinde ülkemize yardım etmeliyiz.” dediğini aktardı.

Ünal, daha sonra Hollanda’daki Türk camileri ve ulaştırma şirketlerinin yanı sıra Türk Hava Yolları, KLM ve Corendon’a ulaşarak insani yardım toplama ve gönderme konusunda hazırlık yapmalarını rica ettiğini belirterek, “Hollanda hükümetine, Hollanda Acil Durum Fonu GIRO 555’e, verdikleri cömert destek için Hollanda halkına şükranlarımızı sunuyoruz. O uykusuz günlerde bize gösterdikleri yardım için gerçekten minnettarız.” ifadesini kullandı.

Wijnands da depremlerin ardından bölgeyi birkaç kez ziyaret etti ve Hollandalı-Türk şarkıcı Karsu ile beraber Hatay’da bir müzik okulu açmak üzere bölgeye yeniden gitti.

Büyükelçi Wijnands, “Hollanda hükümeti ve halkı aktif şekilde yardım ediyordu ve Büyükelçilik olarak biz de yardım etmek istedik. Büyükelçilik ekibi olarak kıyafet topladık, Ankara’daki Kral Günü kutlamamızı iptal ettik ve bunun yerine Kahramanmaraş’ta düzenlenen bir yardım toplama etkinliğinde depremzedelerle birlikte yemek yedik. Hollandalı işletmelerin desteğiyle Kahramanmaraş’ta Lale (Tulip) Eğitim ve Dinlenme Merkezi’ni açarak depremden etkilenen çocuk ve kadınlara destek sağladık.” bilgisini verdi.

Depremzedeler için para toplamak amacıyla Büyükelçi Wijnands ve bir meslektaşı, İstanbul’da düzenlenen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na da katıldı.

Ayrıca Hollanda hükümeti, depremden etkilenen bölgelerdeki yeniden yapılanma çabalarını desteklerken, Hollandalı şirketlerin özellikle döngüsel inşaat, su ve sanitasyon ile modüler binalar alanında rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Hollanda’daki Türk toplumu ülke ekonomisinde önemli rol oynuyor

Büyükelçi Wijnands, Ankara’da her gün Hollanda ile bağlantısı olan insanlarla bir araya geldiğine dikkati çekerek, “Bu birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor, bu da dostluğumuzu geliştirmek için harika bir yol.” ifadesini kullandı.

Wijnands, Hollanda’daki Türk toplumunun ülkeye etkilerine ilişkin, “İster arkadaşlık ister aile olsun, her ilişkide inişler ve çıkışlar normaldir. Önemli olan bunlarla nasıl başa çıktığınızdır. İletişim çok önemli ve anlayışı artırmak için çeşitli kanallar kullanıyoruz. Hollanda’daki Türk toplumu burada bir rol oynuyor. Hükümetler arasındaki temaslar, iş dünyası arasındaki temaslar hepsi bir araya geliyor.” dedi.

Büyükelçi Ünal da Hollanda’daki Türk toplumunun Hollanda ekonomisinde önemli bir rol oynadığına inandığını belirterek, “Geldiklerinden bu yana Türk toplumunun mensupları ticaret, siyaset, sanat ve akademi gibi Hollanda yaşamının çeşitli yönlerine dahil oldular.” ifadesini kullandı.

Ünal, “İnişler ve çıkışlar her ilişkinin bir parçasıdır. Her konuda tam bir mutabakat beklemek gerçekçi olmaz. Önemli olan diyalog halinde olmak ve farklılıkları açıkça ele almaktır. Dürüst paylaşımlar sayesinde her zaman ortak bir zemin bulabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Poffertjes mi künefe mi?

Büyükelçiler, söyleşinin ardından akşam yemeğine geçmeden önce en sevdikleri yerel yemeklere ilişkin konuştu.

Büyükelçi Wijnands Türk mutfağı ve tatlılarını çok sevdiğinin altını çizerek şunları kaydetti:

“Künefeden kadayıfa, sütlaçtan irmik helvasına kadar hepsini çok seviyorum. Fındık, fıstık ve zeytin de favorilerim arasında. Eşimle birlikte Ankara’da bir kedi sahiplendik ve ona Zeytin adını verdik.”

Büyükelçi Ünal da Hollanda’ya özgü favori yemeklerinin “kibbeling” ve “poffertjesi” olduğunu belirtti.

Wijnands, sıcak misafirperverliği için meslektaşına teşekkür ederek, “Usta’nın bu akşam Türk mutfağından yemekler sunacağını umuyorum.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/hollanda-ve-turkiye-buyukelcileri-100-yil-donumunde-bir-araya-geldi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulunda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin grup önerileri kabul edilmedi https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-3/ https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-3/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:30:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9087 TBMM Genel Kurulunda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, Saadet Partisinin “özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler”, İYİ Partinin “göçmen nüfus artışı”, DEM Partinin “Mahalli İdareler Seçimi” ve CHP’nin “Gazeteciler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

Partisinin grup önerisi adına söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türkiye’deki nüfus artış hızında veya doğurganlıktaki düşüşün siyasi bir konu değil, ülke meselesi olduğunu söyledi.

Son 23 yılda ortalama nüfus artış hızının yüzde 1’e düştüğünü, bunun, İkinci Dünya Savaşı döneminden daha düşük bir oran olduğunu belirten Usta, “Türkiye’deki Türk vatandaşlarında durum böyleyken Suriyeli göçmenlerde hem doğurganlık hızının hem doğum sayısının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu konu, Suriyeli sığınmacı meselesi olmasa bile Türkiye’nin ciddi bir sorunudur. Çünkü nüfusun korunabilmesi için ortalama doğurganlık hızının 2,1 olması lazım ama Türkiye’de bu oran 1,62. Bu nüfus aşağı doğru gidecek.” ifadelerini kullandı.

Usta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni evlenen çiftlerin en az üç çocuk yapması” yönündeki açıklamasını çok doğru bulduğunu ancak ailelere bu konuda verilen ekonomik desteklerin yetersiz olduğunu savundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, nüfus artış hızının düşüşünün sebepleri ve sonuçlarının araştırılmasının, Türkiye’nin geleceği adına çok önemli olduğunu vurguladı.

Şahin, “Buradaki en temel sebeplerden biri, aile kavramının yıpranmasıdır. Son yıllarda yaşanan boşanma artışları ciddi bir şekilde masaya yatırılmalıdır. Gençlerimiz evlenmek istemiyor, evlenen vatandaşlarımız da ciddi boşanmalar yaşıyor.” dedi.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, İYİ Parti’nin önergesini samimi ve gerçekçi bulmadıkları için “hayır” oyu vereceklerini ifade etti.

CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, düzensiz ve kayıtsız göç sorununun dünyanın en önemli problemleri arasında yer aldığını, Türkiye’nin de dünya genelinde bu konuda omuzlarına en ağır yük binen devlet olduğunu kaydetti. Arpacı, “Bunun da bizatihi sorumlusu AKP iktidarıdır. Tarafı olmadığımız savaşların sonuçları, milyonlarca vatandaşımızın omuzlarına yüklenmiştir.” diye konuştu.

“Türkiye, genç bir nesle sahip bir ülke olarak dünyada etki alanını arttıracaktır”

AK Parti Tekirdağ Milletvekili Çiğdem Koncagül, AK Parti iktidarları dönemlerinde hazırlanan kalkınma planlarında aile, nüfus, demografik dönüşüm konularının özel olarak çalışıldığını söyledi.

Nüfus politikası konusundaki çalışmaların toplumsal etkisinin pozitif olduğunu, doğum izinleri, çocuk yardımları, eğitim ve sağlık giderlerinin ücretsiz olması, SGK sistemi, ailenin güçlendirilmesi, sosyal koruma kalkanının dinamik kurumsal yapısının AK Parti hükümetlerinin başarısı olduğunu anlatan Koncagül, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımızın da ifadesiyle karşılık bulan ‘üç çocuk’ söylemi, ülkemizde nüfus politikasının, nüfus artış hızını arttırmaya yönelik olduğunun da önemli bir göstergesidir. Batılı ülkelerin negatif büyüme eğrisindeki nüfus üzerine bir gelecek inşa ettiklerini düşünürsek Türkiye güçlü, dinamik ve genç bir nesle sahip bir ülke olarak bölgemizde ve dünyada etki alanını arttıracaktır.”

Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel kurulda daha sonra kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-chp-dem-parti-iyi-parti-ve-saadet-partisinin-grup-onerileri-kabul-edilmedi-3/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Belediyecilikte bizimle yarışacak kimse yok” https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:06:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9063 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın mitinginde yaptığı konuşmasında, “Her partiye, her adaya saygı duyuyorum ama belediyecilikte bizimle yarışacak kimse yok” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesi mitinglerini sürdürüyor. Aydın’da Atatürk Kent Meydanı’nda halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aydın geçtiğimiz Mayıs aydında Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde yaklaşık yüze 40 düzeyinde yanımızda yol aldı. Bu oy Aydınla bizim aramızdaki gönül bağımızı ifade etmekten çok uzak. İnşallah 31 Mart’ta büyükşehir ve ilçelerinden müjdeli haberler bekliyoruz. Şu anda meydanda 52 bin kişi var. Bu ne demek? 31 Mart günü sandıkları patlamaya hazırlanıyoruz demek” dedi.

“Aydın bize Menderes’in emaneti”

“Aydın’ın bize ‘yeter söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran Adnan Menderesin emanetidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede, her krizde ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Kendi iç meselelerimizle uğraşırken bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti. Ülkemizin darbeler zincirinin önemli halkalarından biri de dün 27’nci yılını geride bıraktığımız 28 Şubat postmodern darbesiydi. Öncesiyle sonrasıyla bu darbe ülkemizin utanç verici sayfalarından biridir. Menderes’i hoyratça başbakanlık koltuğundan indirip, darağacına gönderen zihniyet 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Kafa aynı kafaydı, sadece metot farklıydı. Bu darbe girişimin ele başlarından birinin gerekirse ülkemizin nüfusunun bir kaç milyon azalmasından ziyan gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir. Hatta dönemin cuntacıları 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini ilan etmişlerdi. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma hakların gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının en sefil örneklerinin sergilendiği, bazı medya organların darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı, demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o kara günleri unutmadık, unutmayacağız. Allah ülkeyi bir daha bu faşist zihniyetin eline düşürmesin. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimizden daha süremiz dolmadan darbecilere selam duran hukukçuların kararlarıyla ayrılmak zorunda bırakıldık. Partimizi kurup başbakanlık görevini üstlendikten sonra da sürekli darbeci zihniyetin ve onun emrindeki bürokratik oligarşinin oyunları ile boğuştuk. Cumhuriyet mitingleri adı altında Cumhuriyetimize, milli iradeye, demokrasimize kasteden tuzaklarla, karanlık cinayetlerle ve daha nice sinsi senaryolarla karşılaştık. Ardından uyduruk gazete kupürleri ile, internet haberleri ile partimizi kapatmaya kalktılar. Milletimizin desteği ile bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkarttılar. Gezi olayları ile sokakları karıştırmaya çalıştılar. FETÖ’nün, emniyet, yargı, darbe girişimi ile milli iradeyi esir almaya cüret ettiler. PKK terör örgütü ile vatan topraklarını parçalamaya niyetlendiler. 15 Temmuz darbe girişimi ile milletimize silah çektiler, kan döktüler. Sınırlarımıza yığdıkları teröristlerle vatan topraklarına ve milletimizin aziz canına kastettiler. Hiçbirinde başarılı olmayınca işi ekonomimizi mahvetme tehditlerine kadar vardırdılar. Ülkemizin 74 yıllık çok partili geleneğini hedef alan saldırıların gerisinde Türkiye’yi istedikleri gibi yönetmek isteyen emperyalist güçlerin olduğunu biliyoruz. Biz içerdeki maşalarla mücadele ederken, asıl büyük kavgayı bunlara karşı verdik. Nerde? Cudi’de verdik. Nerde? Gabar’da verdik. Bunları mağaralara gömdük. Terk edip gittiler. Bakıyorsunuz bir taraftan Fransızların meşhur LaFarge çimento ürünü Türkiye’ye geldi ve bunlarla mağaraları yaptılar teröristlere. Fransa ne yazık ki terörün adeta baş destekçisi oldu. Biz Kuzey Suriye’deki LaFarge’ın bütün barınaklarını gömdük” diye konuştu.

“Karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesi ile 15 Temmuz olacaktır”

Türkiye’nin her alanda güçlenmesi ile tuzakların çapının da büyüdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, üretimiyle, ihracatıyla, teknolojisiyle, savunma sanayisiyle güçlendirdikçe bize karşı kurulan tuzakların çapı da büyüdü. Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi krizlerinin etkisi ile kendi canlarının dertlerine düşmeselerdi daha neler yaparlardı Allah bilir. Bu hadiselerin ülkemize olumsuz yansımalarını en alt düzeyde tutmak için çok çalıştık. En büyük başarımız ne yaşarsak yaşayalım ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasında tutmak olmuştur. Bugün de milletimizi yılgınlığa sürükleyerek, küresel ve yerel dinamikleri aleyhimize kışkırtarak ülkemizi yeniden darbe iklimine sokma hevesi ile yanıp tutuşanlar olduğunu biliyoruz. Ama artık işleri daha zor. Çünkü Türkiye, eski Türkiye değil. Milleti ile, alt yapısı ile, siyaseti ile, ordusu ile, bölgesel ve küresel dengelerdeki stratejik konumu ile artık bambaşka bir Türkiye var, bambaşka bir devlet var. Türkiye Yüzyılına kilitlenmiş bu ülkenin, önünü kesmek, ayaklarına pranga vurmak, diz çöktürmek, istikamet belirlemek öyle kolay değil. Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olanlar varsa milli iradenin şehri Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa, karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesi ile 15 Temmuz olacaktır. Dik duracağız, diklenmeyeceğiz. Artık bu milletin kendi iradesini hiçe sayanlara tahammülü kalmamıştır. Bu millet bir daha rahmetli Menderes’in ardından yaptığı gibi göz yaşı dökmeyecektir. Bu millet bir daha rahmetli Özal’a edilen eziyetlerin tekrarlanmasına rıza göstermeyecektir. Bu millet bir daha merhum Erbakan’a ve merhum Türkeş’e yapılan hoyratlıkların tekrar sahnelenmesine eyvallah etmeyecektir. Bu millet bir daha geçtiğimiz 21 yılda yaşadığımız türden hiçbir sinsi girişimin tekerrürüne izin vermeyecektir. Ülkemizin ihtiyacı çalışmaktır, üretmektir, gücünü arttırmaktır, refahını yükseltmektir, Türkiye yüzyılının inşasını kesintisiz sürdürmektir. Elbette çözmemiz gereken sıkıntılar var. Bunları ülkemizi milli irade hırsızlarının, kalkınma düşmanlarının eline teslim ederek değil, daha çok mücadele vererek çözeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramı ilan edeceğiz”

Ramazan Bayramı öncesinde 31 Mart’taki seçimleri kazanarak milli irade bayramı ilan edeceklerini kaydeden Erdoğan, “Her kim size vizyonsuz projesiz vaatlerde bulunursa emin olun söylediklerini yapamayacağı gibi, sizi elinizdekilerden de edecektir. Biz Türkiye’yi lafla değil, çalışarak, üreterek, alın teri dökecek, tehditlere direnerek büyütmeyi sizlere taahhüt ediyoruz. Aydın’ın da bu kutlu yolculuğun lokomotiflerden biri olacağına inanıyorum. Öyleyse buradan ses verin ki emperyalistlerin de ve maşalarının da kulakları çınlasın. Aydın, 31 Mart’ta milli irade bayrağını bir kez daha yükseltmeye var mıyız? Türkiye yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar, ana kademe, kadın kolları ve gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Aydınla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleri ile boyamaya var mıyız? Ramazan ayı yaklaşıyor. Bu mübarek günleri gündüzü ile ayrı, gecesi ile ayrı değerlendirmeliyiz. İnşallah Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramını ilan edeceğiz. Demokrasi ve kalkınma yolculuğumuzun bu durağını da zaferle geride bırakacağız” dedi.

“Aydın’ı daha güzel yatırım ve hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz”

Aydın’a yapılan yatırımlardan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın her köşesine ayrı bir güzellik bahşettiği Aydın’ı biz de 22 yılda 177 milyar lira kamu yatırımı yaparak, geliştirdik, büyüttük ve zenginleştirdik. Eğitimde şehrimize 3 bin 494 yeni sınıf kazandırdık. Gençlik ve sporda 12 bin 306 kişi kapasiteli yurt binaları açtık, 43 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda Aydınlı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için 7 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta aralarında bin 499 yataklı 25 hastanenin olduğu, 63 adet sağlık tesisi yaptık. Yatak kapasitesi 950 olan Aydın Şehir Hastanemiz ile birlikte 8 sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. TOKİ eli ile 2 bin 75 konutu, sosyal donatı alanları ile birlikte tamamlayıp vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bin 552 konutun inşasına devam ediyoruz. Şehrimizde 9 bin 717 riskli bağımsız bölümün kentsel dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde Aydın’da 7 adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 34 adet atık su arıtma tesisi ile belediye nüfusunun yüzde 88’ine hizmet veriyoruz. Bunlar belediyenin yapması lazım. Aydın’daki 4 millet bahçesi projemizden 2’sini tamamlayarak hizmete sunduk, diğerleri ile de çalışmalarımız sürüyor. Ulaştırmada 114 kilometreden devraldığımız Aydın’ın bölünmüş yol mesafesini 408 kilometreye çıkarttık. İzmir-Aydın Otoyolu’nu, Aydın Çevre Yolu’nu tamamlayarak trafiğe açtık, şehir hastanesi yolunu da biz yapıyoruz. İlk 80 kilometresini trafiğe açtığımız Aydın-Denizli Otoyolu’nun kalan 60 kilometrelik kısmını da inşallah bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Ayrıca çeşitli güzergahlarında inşası süren, projelendirmesi yapılan çok sayıda yol çalışmamız var. Demir yollarında; Cumaovası, Aydın, Denizli Hattı ile Nazilli, Kızıldere arasını tamamen yeniledik. Afyon, Denizli, Isparta, Burdur ve Ortaklar Aydın-Denizli tren hatlarını modernize ediyoruz. Didim Yat Lima’nını da biz tamamladık. Aydın’a 14 baraj, 13 gölet, 6 hidro elektrik santrali, 8 arazi toplulaştırma, 42 sulama tesisi ve 17 yer altı depolama tesisi inşa ettik. 4 baraj daha inşa ediyoruz. Hayata geçirdiğimiz sulama projeleri ile 592 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Halen inşası ve ihale süreci devam eden 11 sulama tesisi ile 297 bin dekar araziyi daha suyla buluşturacağız. Aydınlı çiftçilerimize yaklaşık 71 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Sanayi ve teknolojide 1 teknopark, 9 araştırma geliştirme merkezi ve 3 tasarım merkezi kurduk. Efeler’deki 72 hektar alanda tarıma dayalı ihdtsas organize sanayi bölgesini faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Aydınlı işverenlerimize toplam 4,2 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide Aydın, Çine, Efeler, Germencik, İncirliova, Koçarlı, Köşk, Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke, Sultanhisar ve Yenipazar’a doğalgaz arzını sağladık. Didim’e de önümüzdeki yıl doğalgaz arzını sağlayacağız. Aydın’daki müzelerimizde bulunan eser sayısını 66 binden yaklaşık 113 bine çıkarttık. İnşallah Aydınımızı daha nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık”

Türkiye yüzyılı vizyonuyla cumhuriyetimizin ikinci asrına güçlü bir giriş yapmanın çabası içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bu ülkede 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık Türkiye’nin asırlık ihmallerin ürünü tüm alt yapı eksikliklerini gidermek, milletimizi hayalleri ile buluşturmak bize nasip oldu. Sadece somut projelerle kalmadık. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda da devrim mahiyetinde düzenlemeleri hayata geçirdik. Her alandaki sorunları çözerken, asla kimsenin inancına, hayat tarzına, kökenine ve şehrine bakmadık. Siz birilerinin yaptıkları eski Türkiye güzellemelerine sakın kulak asmayın. Milletçe Cumhuriyet tarihinin en müreffeh ve en demokratik dönemini son 21 yılda yaşadık. Ülkemizin en iddialı kalkınma programı olan 2023 hedeflerini biz hayata geçirdik. Ülkemizin güven ve istikrar iklimine, demokrasisine, bağımsızlığına kasteden saldırılara ilave olarak küresel ve bölgesel krizlerin yansımalarından kaynaklanan o sıkıntılar, bu hakikatin üzerini örtemez. Biz ülkemiz ve milletimiz için en iyisini hedefleyerek yolumuza devam ediyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonuyla cumhuriyetimizin ikinci asrına güçlü bir giriş yapmanın çabası içerisindeyiz. Bugün açıklanan 2023 yılı büyüme rakamları hamdolsun oldukça iyi geldi. Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü? Kötüye gidiyordu? Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurtiçi hasılamız 1 trilyon 119 milyar Dolar ile ilk kez 1 trilyon Dolar sınırının üzerine çıktı. Muhalefet, hani yandık, öldük, bittik diyordu ne oldu? Aydın 31 Mart akşamında bu muhalefete dersini verecek, ben size inanıyorum. Çok çalışacağız. Aydın’ı 31 Mart akşamı özellikle takip edeceğim.”

“Bizimle yarışacak kimse yok”

Türkiye’de belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu ve belediyecilikte kendileri ile yarışacak kimsenin olmadığını belirten Erdoğan konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Bugüne kadar yaptıklarımızla beraberce atlattığımız badirelerle, geleceğe yönelik yol haritamızla hep sizlerin huzurunda olduk. Milletimize asla yalan söylemedik. Yapamayacağımız işin sözünü vermedik. Sözünü verdiğimiz her işi yapmak için de canla başla çalıştık ve çabaladık. Şüphesiz eksiklerimiz olmuştur ama asla milletimizin karşısında başımızı eğecek yalanımız, hele hele ihanetimiz olmadı. 31 Mart seçimleri için sizlerin karşısına çıkarken arkamızda 21 yıllık eser ve hizmet karnemiz, önümüzde de Türkiye yüzyılı şehirlerini inşa etmek için gerçek belediyecilik sözümüz var. Efeler diyarı Aydın harbiliğin ve hasbiliğin kitabının yazıldığı yerdir. Biz size yüreğimizi açıyoruz. En samimi şekilde muhasebemizi yapıyor, vaatlerimizi anlatıyoruz. Büyükşehri ve ilçeleri ile Aydın 31 Mart’ta tercihini Cumhur İttifakı’ndan yana yaparsa bundan kazançlı çıkacak olan sizlersiniz. Niye? Cumhurbaşkanı bu kardeşiniz mi? hükümet bu kardeşiniz ile mi yürüyor? kabine benimle mi yürüyor? Öyleyse Aydın’daki yerel yönetim de bizim olduğu zaman nasıl hizmetler olacağını anlayın. Her partinin bir adayına saygımız var ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda iddialıyız. Zira bu kardeşiniz 1994’de çöp, çukur, çamur olan İstanbul’u CHP’den aldı. Orayı hamdolsun pırıl pırıl bir şehir haline biz getirdik. Kimse kusura bakmasın. Bu konuda bizimle yarışacak kimse yok. Aydın’ı Türkiye yüzyılına hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta desteğinizi istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasının ardından AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten ve MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık’ı sahneye davet ederek Aydın Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere 17 ilçenin belediye başkan adaylarını tanıttı. – AYDIN

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin MYK ve MDK toplantısının ardından konuştu: (2) https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-2/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:48:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9045 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Teröristlerle demlenen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. CHP’de, Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı.” dedi.

Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından genel merkezde yaptığı açıklamada, yerel seçimde merkezi yönetimin hedefleriyle örtüşecek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin doğasıyla uyum içinde olacak muazzez bir sonucun çıkmasının yeni yüzyılın en önemli demokrasi başarısı olacağını söyledi.

Yerel yönetimlerde kaos ve karmaşanın son bulması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Her şeyi eline yüzüne bulaştıran, adeta kriz üretim merkezine dönüşen, demlendikçe şuurunu ve dengesini kaybeden CHP’nin halihazırda yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesiyle toparlanması ve düzlüğe çıkması başlıca amaç ve arzumuzdur.” dedi.

CHP’nin yerel yönetimlerde başarısız olduğunu öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:

“CHP, yerel yönetimlerde acizdir. CHP, yerel yönetimlerde iflastadır, itibarsızdır. CHP, yerel yönetimlerde bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür. Zilletin anaforuna kapılmış yerel yönetimlerle yeni yüzyılın lider ülke Türkiye’sine ulaşmak takdir edersiniz ki ham bir hayal, boşuna bir gayrettir. Ne kadar gizleseler de ne kadar kaçak güreşip zaman zaman zevahiri kurtarmak adına kayıkçı kavgasına tutuşsalar da, CHP ile DEM yan yana, diğerleri de yedektedir. Zillet masanın altıyla üstü yer değiştirmiştir. Oyunu görüyoruz, rol paylaşımını okuyoruz. ‘Kent uzlaşması dedikleri’ PKK ittifakıdır. ‘Kent uzlaşması’ dedikleri ülkemize karşı beşinci kol faaliyetidir. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır.”

“Bizim anlayamadığımız Özgür Bey’in, hangi ara aziz Atatürk’le temas kurduğu”

“İstanbul’da davetiye polemiği çıkaran, Cumhurbaşkanı yardımcılığı peşine düşerek şehremini görevini terk eden, partisinin eş başkanı gibi hareket eden mahut şahıs için son görünmüştür.” diye konuşan Bahçeli, aynı şeyin Ankara, İzmir ve diğer CHP’li ve DEM’lenmiş belediyeler için de aynen geçerli olduğunu söyledi.

Bahçeli, ülkenin önüne takoz koyanları kenara çekmenin, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne destek vermenin aziz milletin artık demokrasi ve irade meselesi haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Özgür Bey’in, halüsinasyon görerek grup toplantısında yaptığı konuşma ruh sağlığı hakkında hepimizi kaygılandırmıştır. Bu konuşmasında milletvekillerine, ‘Atatürk sizden partisini iktidar yapmanızı bekliyor’ diyerek tuhaf bir açıklamada bulunmuştur. Bizim anlayamadığımız Özgür Bey’in, hangi ara aziz Atatürk’le temas kurduğu, nasıl konuştuğu, mesajları ne şekilde aldığıdır. Şayet ruh çağırma seanslarına katılıp bir sonuca ulaştığını iddia ederse kendisine yazık olacak, hayalleri gerçekmiş gibi sunmasının fahiş sonuçlarına yakın vadede katlanacaktır. Yok uyduruyorsa bu defada palavracı ve siyasi meddah olarak anılmayı hak edecektir.

Bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi değil, DEM’in oyun uşağı, Türkiye düşmanlarının altı oklu uydusudur. İddiaya bakar mısınız, neymiş, Atatürk dile gelmiş de partisinin iktidar olmasını istemiş, böyle konuşan Özgür Bey ne yiyip ne içtiğine biraz dikkat etmesi samimi tavsiyemizdir. Teröristlerle demlenen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Terörle mücadeleye ‘hayır’ diyen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Bölücülerin elini eteğini öpen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz.”

Yerli ve milli silah sanayine karşı çıkan, Karabağ’ın azatlığına şaşı bakan, ağzına Türk milletini alamayan, Milli Mücadeleden rövanş almak isteyen mihraklarla can ciğer kuzu sarması olan bir partinin Atatürk’ün partisi olamayacağını belirten Bahçeli, “Hayatlarında bir kez dahi olsa ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ sözünü haykıramayanların ambargosu altında bulunan bir parti Atatürk’ün partisi olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

-“CHP, iktidarın değil, Türkiye’nin karşısındadır”

Köylüyü küçük gören, milletin demokratik seçimini aşağılayan, depremzedeleri suçlayan, yabancı ülkelerde Türkiye’yi kötüleyen bir partinin Atatürk’ün partisi olamayacağını ifade eden Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk demek Türkiye Cumhuriyeti ve soylu milli kahraman demektir. Onun miras ve emanetlerine ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de, Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı.

Demlenen CHP, Dumlupınar’da ezilenlerin, İzmir’de denize dökülenlerin varisidir. TOGG yapılır, kulp takarlar, ‘boşuna uğraşıyorlar’ dedikodusu yayarlar. Kızılelma havalanır, rahatsız olurlar, çılgına dönerler, başlarını kuma gömerler. İHA’ları, SİHA’ları dünya konuşur, ‘hayırdır savaşa mı giriyoruz’ diyerek göle maya çalarlar. TCG Anadolu denize iner, karalamak için geceyi gündüze katarlar. Yol, köprü, tünel, metro, şehir hastanesi, hızlı tren, baraj yapılır, ‘bunlara ne gerek var’ bahanesinin altına saklanarak, yolsuzluk iddiasını dillendirirler. Beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN hamdolsun kanat açar, hepimizin göğsü kabarır, müflisler ve müfteriler ise ‘motor yerli değil, KAAN’ın yazılışı hatalı, uçsa bile devamı gelmez, gelse bile işe yaramaz’ çarpıtmalarıyla yapılanı yıkmak, milli sevinci köreltmek için uğraşırlar. Dedim ya bu CHP, iktidarın değil, Türkiye’nin karşısındadır. Korkmasınlar, itiraf etsinler, kaçmasınlar gerçeklerle yüzleşmeyi denesinler. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır.”

Bahçeli, 31 Mart’ta zaferin Türk milletinin olması, Cumhur İttifakı’nın hanesine yazılması, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinin teyit edilip yeni yüzyıla Türk milletinin mührünün vurulmasının gerektiğini kaydetti.

Yapamayanların gitmesi, vatan ve millet sevdalılarının gelmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Türkiye’nin gelişmesiyle sevinmek, milli gurura ortak olmak, önemle ifade ediyorum ki ne Özgür Bey’i ne de arkadaşlarını MHP’li veya AK Partili yapmaz, yalnızca insan yapar, yalnızca bu milletin evladı yapar, yalnızca adam gibi adam yapar.” dedi.

-“Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir”

Bahçeli, PKK’nın siyasi talep listesinin beş ana noktada temerküz ettiğinin herkesin bildiği bir gerçek olduğunu belirterek, bunları, “Türk milli kimliğinin yeniden tanımlanarak değiştirilmesi, vatandaşlık kavramının üst kimlik olarak benimsenmesi, Kürtçenin kademeli olarak eğitim sistemi içine alınması ve kamu hizmetlerinde kullanılmasının önünün açılması, etnik kimlikle siyaset ve örgütlenme hakkının tanınması, ‘yerinden demokratik yönetim’ adı altında eyaletler sistemine geçisin altyapısının hazırlanması, teröristlere genel siyasi af çıkartılması, siyasal ve toplumsal hayata katılmalarının sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılması.” şeklinde sıraladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin milli devlet niteliği, üniter siyasi yapısı, milli birliğinin dayandığı esasların anayasada açıkça belirlendiğini, Anayasa’nın, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçe’dir” hükmünü vazeden 3’üncü maddesinin temel çerçeveyi kalın çizgilerle ihata ettiğini söyledi.

Bu temel hükmün, devletin kuruluş ilkesinin “çok milletli” bir yapıya dayanmadığını açıkça ortaya koyduğunu, bu yönde bir düzenleme yapılmasına kapıyı nihai olarak kapattığını vurgulayan Bahçeli, “Tek millet–tek devlet esasına dayanan üniter yapıda kurulmuş milli devletlerde, farklı etnik kimliklere hukuki ve siyasi statü tanınarak çok parçalı millet yapısı oluşturulmasına, kişi hak ve özgürlüklerinin etnik temelli kolektif haklara dönüştürülmesine, Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere statü kazandırılarak milli azınlık yaratılmasına hak da yoktur, yer de yoktur, imkan da olamayacaktır.” dedi.

Resmi ve eğitim dilinin Türkçe olduğu ilkesinin ise anadilden başlayarak iki dilli eğitim sistemine geçilmesine kesin engel olduğunu ifade eden Bahçeli, devletin üniter yapısının, bölgesel otonomi modellerine ve ayrılıkçı emellere izin ve icazet vermeyeceğinin de ortada olduğunu söyledi.

Bahçeli, “Bu somut gerçekler karşısında TBMM’de ısrarla başka dillerin propagandasını yapmaya kalkışan ve Türkçeye rakip çıkarmaya cüret eden, sabırları zorlayan bölücüler, söylem ve eylemleriyle bölünmez bütünlük konusunda Anayasa’nın belirlediği esaslara aykırı hareket ederek suç işlemişlerdir. Bu suça sessiz kalmak, görmezden gelmek zımnen onay vermek demektir. MHP, kimsenin etnik kökeniyle, dili, dini ve mezhebiyle ilgilenmeyen, bunları sorgulamayan, milli kimlikte birleşerek millet olgusuna birlikte can veren vatandaşlarımızı bütün olarak kucaklayan bir anlayışın temsilcisidir.” diye konuştu.

Milleti oluşturan temel unsurun kan bağı değil, kültür ve duygularda ortaklık olduğuna işaret eden Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin buna dayandığını kaydetti.

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin, millet bilinciyle devleti kuran Türk milletinin eşit ve onurlu bireyleri olduğunu belirtti.

Milli varlığın temelinin bu milli şuur ve milli birlik ruhu olduğunu ifade eden Bahçeli, “Geriye dönüş demek yok oluşa hizmet etmek demektir.” diye konuştu.

İstanbul Milletvekili Celal Adan’a teşekkür

Asırlarca süren birlikteliğin kilit taşı olan millet yapısının emperyalizmin karanlık senaryolarıyla ve yıkım siparişiyle çözülmek, çürütülmek istendiğine dikkati çeken Bahçeli, etnik köken ve dil farklılıklarının ayrışma gerekçesi olarak görülmesinin hiçbir şekilde haklı, meşru ve hukuki sayılamayacağını kaydetti.

Farklılıkların bir kırılma hattı olarak derinleştirilmesinin, bunların siyasi ve hukuki statü altında kurumsal hale getirilmesinin bir bölünme reçetesi olduğunu belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

“Herkes çok iyi bilmelidir ki ayrıştırma çatışmayı, çatışma da bölünme ve parçalanmayı eşzamanlı olarak tetikleyecektir. Bu durumda Türkiye’nin milli birliği ölümcül yara alacak, bir kardeş kavgası kaçınılmaz hale gelecektir. Bizim taşıdığımız endişenin nedeni öteden beri işte budur. Şimdi huzurlarınızda MHP’nin Meclis Başkanvekili İstanbul Milletvekilimiz Sayın Celal Adan Beyefendinin Meclis’te Kürtçe konuşma hevesiyle Türkiye’yi bölmeye adım atanlara karşı sabırlı, soğukkanlı ve Meclis’in haysiyetini en az Anayasa Mahkemesi kadar korumayı bilmek şuuruyla konuşmayı kesmesi Türkiye’yi bir bölünme eşiğinden vazgeçirmiştir. Kendisine teşekkür ediyorum. İşte MHP budur. Etnik köken çetelesi tutarak milli birliğin temellerini yıkmak, devletin varlığına ve milletin birliğine kastetmek demektir. Bu da vatana ve millete kesif bir ihanettir.”

Milli kimlik, devletin kuruluş esasları ve milli birlik konularında nerede durduklarının çok berrak olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Türk milletinin milli birliği, kardeşliği ve dayanışmasını yıkmak için yola çıkanlarla sonuna kadar mücadele etmeye, her ne pahasına olursa olsun bu ihanet çemberini kırmaya hazırız ve buna da kararlıyız.” ifadesini kullandı.

Dilin milli kimliğin omurgası, millete mensubiyetin temel direği olduğunu kaydeden Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Millet olma halinin mayası dildir ve bu dil bizim için asırları aşıp gelen Türkçemizdir. Bu maya kokuşursa bizi bir kimlik olarak ayakta tutan değerlerin devamı asla mümkün olamayacaktır.

Dile ortak koşmaya izin verilirse devlete de ortak koşmak durumunda kalınacaktır. Bu itibarla, ana dilde eğitim ve öğretim Türkiye üzerinde emelleri olan her mihrakın sıcak tutuğu ve dayattığı ana gündem maddesidir. Meclis’te Türkçe dışında mahalli bir dille konuşmayı alışkanlık haline getirenler zalimlerin yerli figüranlarıdır. Masum bir kültürel hakkın tanınması gibi sunulmaya çalışılan bu konunun, özellikle PKK için taşıdığı hayati önem, Türk milletinden ayrı bir millet kimliği, ayrı milli mensubiyet duygusu yaratılmasında dilin temel vasıta olmasından kaynaklanmaktadır. Ortak dil ile milletleşme arasında tabii bir bağ vardır ve bilinmektedir.

Milli dil ile milli varlık ve milli beka arasındaki bağın kesintiye uğraması, tahrip edilmesi milletlerin geriye dönüşünü kaçınılmaz hale getirecek, bir arada yaşayabilmenin asgari müştereklerinin en önemlisi ortadan kalkacaktır.”

-“Türkçeden taviz vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz”

Bahçeli, Atatürk’ün, “Biz Balkanlar’ı niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun bir tek sebebi vardır, bu da, Slav Araştırma Cemiyetleri’nin kurduğu dil kurumlarıdır. Bizim içimizdeki insanların, milli şuurlarını uyardığı zaman, biz Balkanlar’dan Trakya hudutlarına çekildik.” sözünü anımsatarak, dille kimlik, dille birlik ve dille ayrılma arasındaki hassas ilişkiyi izah eden Atatürk’ün bugün de geçerli olan tarihi tespitine kulak verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

“Elbette ki lisanımızı kendimiz seçmiyoruz. İçine doğduğumuz ailenin dili anamızın dili oluyor. Bizim için her dil saygıdeğerdir. İnsan olmanın en doğal hali ve sonucudur. Kim, özel hayatında anadiliyle konuşmak istiyorsa konuşsun. Engel olacak, önüne geçecek, ağzını kapatacak hiç kimse yoktur. Buna saygı duyarız. Şarkıların söylenmesinden, şiirlerin okunmasından, sohbetlerin yapılmasından tedirgin olmanın anlamı da yoktur. Kuşkusuz insanlar özel hayatlarında analarının dilini kullanıp kullanmamakta serbesttir. Bu kendi bilecekleri bir şeydir ancak özel hayattaki kullanım serbestliğinin kamusal alana girmeye başlaması milli dilin önüne dikilen bir bariyer, ayrı bir kimliğin uyandırılması için yapılan sinsi bir tahriktir. Türkçe bugünkü anlamda resmi sıfatı taşımasa bile Osmanlı İmparatorluğu’nun da bürokratik yazışma lisanıdır. Arşivlerimizdeki milyonlarca Türkçe belge bunun işaretidir.”

Bahçeli, 1876’da ilan edilen Kanun-ı Esasi’nin 18. maddesinde, devlet memurlarının ve mebusların “lisan-ı resmi” olan Türkçeyi bilmelerinin, Meclis’teki konuşmalarını Türkçe yapmalarının şart koşulduğuna dikkati çekti.

Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Türk devletini, milletsiz ve ülküsüz bir devlet nizamı, bu devlette yaşayanları kimliksiz insan yığınları zanneden sefil güruhun bugün bin yılda oluşan milli varlığımızı geri döndürme emellerini bir kez daha gözden geçirmeleri hayırlarına olacaktır. Çünkü alçak hesapları boşa çıkmaya, tuzak ve tezgahları sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Cümle alem bilmelidir ki Türkçeden taviz vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz. Türk milletinden taviz vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz. Milli ve üniter devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nden şehit olmak pahasına taviz vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz. Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Biz Cumhur İttifakı’yız.”

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-2/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek’te Türk Temsil Heyet Başkanlığını ziyaret etti https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:30:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9027 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek’te ziyaret ettiği Türk Temsil Heyet Başkanlığında yaptığı konuşmada, “Türkiye, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır. Bu kapsamda Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek programı çerçevesinde Türk Temsil Heyet Başkanlığını ziyaret etti. Askeri törenle karşılanan Bakan Yaşar Güler, inceleme ve denetlemelerde bulunarak bölgede görev yapan Mehmetçiğe hitap etti. Güler, “Dost ve kardeş ülke Bosna Hersek’i ziyaret etmekten ve bu vesileyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere gerginliklerin çatışmalara, hatta savaşlara dönüştüğü, uluslararası sınamaların üst seviyeye ulaştığı, bu bağlamda politik dengelerin de yeniden inşa edildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu hassas dönemde ülkemiz, bulunduğu jeopolitik konumu itibarıyla bölgesel ve küresel gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda askeri ve diplomatik alanda önemli hamleler yapan ülkemiz, bölgesinde ve dünyada oyun kurucu bir rol üstlenmeye başlamış, uluslararası konumunu daha da güçlendirmiştir” ifadelerini kullandı.

“Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz”

Güler, “Türkiye Cumhuriyeti artık bölgesinde huzur, güven ve istikrarın merkezi olarak gıpta ile takip edilmekte, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır. Bu kapsamda Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz ve biz çok iyi biliyoruz ki Balkanlarda istikrar olmaz ise ne doğusunda ne de batısında istikrar olamaz ve süratle bozulur. Köklü dostluk ve kardeşlik bağlarımız bulunan ve Balkanlardaki önemli ortaklarımızdan biri olan Bosna Hersek ile de yakın iş birliği içerisindeyiz. Bu bağlarımızın bir tezahürü olarak Bosna Hersek ile ilişkilerimiz, başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlenerek devam ediyor” şeklinde konuştu.

“EUFOR Althea Gücü misyonuna, en çok katkı sağlayan ülkelerden biriyiz”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1994 yılından itibaren çeşitli misyonlara katkı sunduğu Bosna Hersek’teki varlığını bugün, Avrupa Birliği Barış Gücü (EUFOR) misyonunun barışı destekleme ve koruma görevi kapsamında başarıyla sürdürdüğünü vurgulayan Güler, “Nitekim EUFOR Althea Gücü misyonuna, başlangıcından itibaren en çok katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. Saraybosna’daki Çok Uluslu Tabura tahsisli birliğimizin yanı sıra farklı şehirlerdeki irtibat ve izleme timlerimiz ile bölgenin güvenlik ve huzurunun sürdürülmesine de önemli katkılar sunuyoruz. Aynı zamanda Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri’ne muhtelif alanlarda destek sağlarken, Bosna Hersekli askeri personele de Türkiye’de çeşitli eğitimler veriyoruz. Ayrıca, burada faaliyet gösteren diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde hayata geçirdiğimiz kültür, eğitim, sağlık ve sosyal projelerle, kardeş Bosna Hersek halkının yanında oluyoruz” dedi.

Güler konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, asırlardır ortak değerlerimizin bulunduğu bu coğrafyadaki varlığı, Bosna Hersek halkına da güven vermektedir. Siz kahraman silah ve mesai arkadaşlarım da Türk askerine duyulan bu sevgi ve güvene layık olmak için ay yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandırıyor, ülkemizi en güzel şekilde temsil ediyorsunuz. 1994-1995 yılları arasında, Komutan Yardımcılığını yapmaktan büyük bir gurur ve onur duyduğum Bosna Hersek’teki unsurlarımızın bu özverili ve başarılı faaliyetlerini büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Vazifenizde başarı sağlamanız, yüksek disiplin ve iş birliğini gerekli kılmaktadır. Şunu unutmayın ki Türk askerinin sahip olduğu üstün nitelik ve kabiliyetler, burada iş birliği yaptığınız diğer ülkelerin personelleri tarafından da yakından takip edilmektedir. Dolayısıyla ülkemizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası arenada saygınlığını ve itibarını temsil etme görevi, Bosna-Hersek özelinde sizlere de emanet edilmiştir. Bunun bilinci ve sorumluluğu ile çalışmalarınızı sürdürmenizi bekliyoruz. Sahip olduğunuz değerler ile aldığınız eğitim ve kurslar, sizlere tevdi edilen vazifenin altından rahatlıkla kalkmanıza imkan verecektir. Bu vesileyle bugüne kadar gösterdiğiniz yoğun gayret ve özveri için hepinize teşekkür ediyorum. Bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı aynı şevk ve heyecanla ve layıkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyor, hepinize üstün başarılar diliyorum.” – SARAYBOSNA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek’te Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve istikrara sağladığı katkıları vurguladı https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turkiyenin-bolgesel-guvenlik-ve-istikrara-sagladigi-katkilari-vurguladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turkiyenin-bolgesel-guvenlik-ve-istikrara-sagladigi-katkilari-vurguladi/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:27:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9024 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Türkiye Cumhuriyeti artık bölgesinde huzur, güven ve istikrarın merkezi olarak gıpta ile takip edilmekte, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır.” dedi.

Güler, Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da bulunan Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonu (EUFOR) Türk Temsil Heyeti Başkanlığını ziyaret etti.

Başkentteki Butmir Kışlası’na gelen Güler’i, Türk Temsil Heyeti Başkanı Albay Oğuzhan Pehlivan karşıladı.

Burada görev yapan Türk askerlerine hitap eden Bakan Güler, gerginliklerin çatışmalara, savaşlara dönüştüğü, uluslararası sınamaların üst seviyeye ulaştığı, bu bağlamda politik dengelerin de yeniden inşa edildiği bir süreci yaşadıklarını söyledi.

Hassas bir dönemden geçildiğini dile getiren Güler, şöyle konuştu:

“Ülkemiz, bulunduğu jeopolitik konumu itibarıyla bölgesel ve küresel gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Cumhurbaşkanı’mızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda askeri ve diplomatik alanda önemli atılımlar yapan ülkemiz, bölgesinde ve dünyada oyun kurucu bir rol üstlenmeye başlamış, uluslararası konumunu daha da güçlendirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti artık bölgesinde huzur, güven ve istikrarın merkezi olarak gıpta ile takip edilmekte, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır.”

Balkanlar’da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem verdiklerini aktaran Bakan Güler, “Köklü dostluk ve kardeşlik bağlarımız bulunan ve Balkanlar’daki önemli ortaklarımızdan biri olan Bosna Hersek ile de yakın işbirliği içerisindeyiz, bu bağlarımızın bir tezahürü olarak Bosna Hersek ile ilişkilerimize, başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlendirerek devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

“Kültür, eğitim, sağlık ve sosyal projeleriyle, kardeş Bosna Hersek halkının yanında oluyoruz”

Milli Savunma Bakanı Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1994 yılından itibaren Bosna Hersek’te çeşitli misyonlara katkı sunduğunu, EUFOR kapsamında barışı destekleme ve koruma görevini başarıyla sürdürdüğünü kaydetti.

Türkiye’nin, EUFOR Althea Gücü Misyonuna başlangıcından itibaren en çok katkı sağlayan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Güler, “Saraybosna’daki çok uluslu tabura tahsisli birliğimizin yanı sıra farklı şehirlerdeki irtibat ve izleme timlerimiz ile bölgenin güvenlik ve huzurunun sürdürülmesine de önemli katkılar sunuyoruz. Aynı zamanda, Bosna Hersek Silahlı Kuvvetlerine muhtelif alanlarda destek sağlarken Bosna Hersekli askeri personele de Türkiye’de çeşitli eğitimler veriyoruz. Ayrıca, burada faaliyet gösteren diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızla işbirliği içerisinde hayata geçirdiğimiz kültür, eğitim, sağlık ve sosyal projeleriyle kardeş Bosna Hersek halkının yanında oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin asırlardır ortak değerlerinin bulunduğu Bosna Hersek’teki varlığının ülke halkına da güven verdiğini, görev yapan Türk askerinin kendilerine duyulan sevgi ve güvene layık olmak için ay yıldızlı bayrağı gururla dalgalandırdığını, Türkiye’yi en güzel şekilde temsil ettiğini söyledi.

Güler, kendisinin de 1994-1995 yıllarında komutan yardımcılığını yapmaktan büyük bir gurur ve onur duyduğu Bosna Hersek’teki unsurlarının, özverili ve başarılı faaliyetlerini büyük bir memnuniyetle takip ettiğini aktardı.

Türk askerinin sahip olduğu üstün nitelik ve kabiliyetlerin, aynı yerde işbirliği yaptıkları diğer ülkelerin personelleri tarafından da yakından takip edildiğini belirten Güler, “Ülkemizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin, uluslararası arenada saygınlığını ve itibarını temsil etme görevi, Bosna Hersek özelinde sizlere de emanet edilmiştir. Sahip olduğunuz değerler ile aldığınız eğitim ve kurslar, sizlere tevdi edilen vazifenin altından rahatlıkla kalkmanıza imkan verecektir. Bu vesileyle bugüne kadar gösterdiğiniz yoğun gayret ve özveri için hepinize teşekkür ediyorum.”

Güler, ziyaret kapsamında EUFOR Komutanı Tümgeneral Laszlo Sticz ve NATO Saraybosna Komutanı Tuğgeneral Pamela Mcgaha ile de görüştü.

Ziyaretlerde Bakan Güler’e, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi Sadık Babür Girgin de eşlik etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turkiyenin-bolgesel-guvenlik-ve-istikrara-sagladigi-katkilari-vurguladi/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin MYK ve MDK toplantısının ardından konuştu: (1) https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/ https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:06:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9003 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.” dedi.

Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından genel merkezde yaptığı açıklamada, MHP’nin milletin haliyle hallenen, diliyle dillenen, gönlüyle şereflenen, her bir insanın ömrünü gül bahçesine çevirmenin hedefiyle bezenen siyasi meşrep ve mizaca sahip olduğunu söyledi.

MHP’nin ilke ve ülküsü, meşrep ve mizacı, hedef ve heyecanının serdengeçti dava arkadaşları tarafından tıpkı bir bayrak gibi taşındığını belirten Bahçeli, “Davamız halkın davası, haklının davası, hakikatin davası, elbette Allah’ın davasıdır. Yolumuz uzun, yükümüz ağır, velakin irade ve inancımız çelik gibidir. Pürüzsüz 55 yıllık geçmişimizi parlak bir gelecekle buluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadesini kullandı.

Partisinin gündemi ve siyasi koordinatlarının yalnızca büyük Türk milleti tarafından belirlendiğini anlatan Bahçeli, milletten aldıkları desteği millete hizmet olarak tahvil etmekle mesul olduklarını söyledi.

Daha yapacakları çok iş, ulaşacakları çok hedef bulunduğunu aktaran Bahçeli, “55 yıldır, ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. 55 yıldır ülkeye sevdalandık, ülküye yemin ettik. Nice 55 yıllara, nice yüzyıllara, bizler göremesek bile milletin himmeti, Allah’ın hikmetiyle partimizin vasıl olacağından da en ufak şüphe duymuyorum, duymuyoruz.” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşın yayılıp küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinlerin barış ümitlerini sabote ettiğini bildiren Bahçeli, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan’a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“Macaristan’ın, geçtiğimiz günlerde İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından, Macron’un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022’de İstanbul’da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkarınadır.”

İsrail’in Gazze’ye saldırıları

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Devlet Bahçeli, “İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes rejimiyle birlikte kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.” diye konuştu.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na sunduğu sözlü beyanın mazlum Filistin halkına tercüman olduğunu ve İsrail’in maskesini bir kez daha indirdiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail’in, aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye’nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir.

İsrail’in, Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir.

İsrail’in, doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir, böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden’ın, önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.”

Filistin’de iki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek bulunmadığını belirten Bahçeli, “1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin’deki samimi gayret ve emeklerinin ziyan olmayacağını ve adaletin muhakkak tecelli edeceğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin Filistin’e ilişkin tutum ve duruşunun doğru olduğunu bildirdi.

“Gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır”

Cumhuriyet’in yeni yüzyılının, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ilk adımı, ilk hamlesi ve ilk perdesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin bu yüzyılda yükselişini hızlandıracağını söyledi.

Bu yüzyılda sosyal ve ekonomik sorunların, terör ve bölücülük melanetinin üstesinden gelineceğini belirten Bahçeli, “Hayat pahalılığı kaderimiz değildir ve bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri inşallah kursaklarında bırakılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, yatırımcılara kucak açan, özel mülkiyete saygı duyan, hukukun üstünlüğüne bağlı ve demokratik güvenliği tartışmasız bir ülke olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Türkiye, geleceğin parlayan yıldızı ve süper gücüdür. Hiç kimse ülkemiz hakkında kuşku uyandıracak, güven ve istikrarı baltalayacak bir komploya tevessül etmemelidir. Hiç kimse ülkemizi kötü gösteren, karamsarlık tabloları çizen bir art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Türkiye hepimizindir. Ekonomik huzur ve diriliş her insanımızın hakkıdır ve yararınadır.

Marketlerde fiyat etiketlerini günbegün değiştiren, vatandaşlarımızın sofrasına kan doğrayan kim olursa olsun dürüst olamaz, düzgün olamaz, bu milletin evladı olmayı da hak edemez. Daha önce temas ettiğim üzere, FETÖ tarafından kumanda edilen fiyat anarşistlerine, karaborsa meraklısı bozgunculara, fırsatçılığı geçim kapısı gören ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetim ve kontroller amasız, fakatsız sıklaştırılmalıdır. Enflasyon düşürülecek, takip ve tercih edilen para ve maliye politikaları eşliğinde, siyasi istikrar ve güven sayesinde ekonomideki konjonktürel sarsıntılar süratle önlenecektir.”

“Kimsenin gücü yetmeyecek”

Bahçeli, “Muhalefetin Türkiye’yi karalama ve kundaklama yarışı iflah olmaz bir hastalık seviyesindedir.” dedi.

Muhalefetin özleminin, örselenmiş, sesi kısılmış, nefesi kesilmiş, takati bitmiş, tasallut altına alınmış, her yerinden yaralanmış zayıf bir Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bu muhalefetin hedefi içine kapanan, etrafına yabancılaşan, milli haklarından ve kutlu hedeflerinden vazgeçen bağımlı bir Türkiye’dir. Bu muhalefet Türkiye’ye hepten yabancılaşmış, Türk milletiyle gönül bağını ve ahlaki bağlantısını çoktan koparmıştır. Şu hususu herkesin anlamasında fayda vardır, Türkiye’yi aç hürler, tok esirler ülkesi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.”

(Sürecek)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli: “Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır” https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-kent-uzlasmasi-dedikleri-pkk-ittifakidir/ https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-kent-uzlasmasi-dedikleri-pkk-ittifakidir/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:42:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8966 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’yi eleştirerek, “Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır. Kent uzlaşması dedikleri ülkemize karşı beşinci kol faaliyetidir. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. MHP’nin gündemi ve siyaseti belirleyen bir parti olduğunu belirten Bahçeli, “İrade ve itibarını teçhiz eden sadece ve sadece büyük Türk milletidir. Milletimizden aldığımız veya alacağımız desteği yine milletimize hizmet olarak tahvil etmekle mesulüz. Zira sevdamız millet, gücümüz devlettir. Allah’ın izniyle daha yapacağımız çok işler, ulaşacağımız çok hedefler vardır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in müessir ve mümtaz mevcudiyeti yeminli Türkiye düşmanlarının uykularını kaçırmakta, alayını birden tir tir titretmektedir” diye konuştu.

“Macron’un Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, kabus senaryolarına canlılık kazandırmaktadır”

“Kuzeyimizde süregelen Rusya-Ukrayna savaşı, bu savaşın yayılması, hatta küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinler barış ümitlerini maalesef sabote etmektedir” diyen MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi:

“Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan’a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır. Macaristan’ın geçtiğimiz günlerde İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından Macron’un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya’nın NATO’yla savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022 yılında İstanbul’da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkaranıdır.”

“İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir”

İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes yapılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir. Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na sunduğu sözlü beyanı mazlum Filistin halkına tercüman olmuş, İsrail’in maskesini bir kez daha indirmiştir. Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail’in aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye’nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir. İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş, bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir. İsrail’in Doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir. Böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden’ın önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır. İki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek kesinlikle yoktur. 1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur” dedi.

“Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır”

Türkiye yüzyılında sosyal ve ekonomik sorunların, terör ve bölücülük melanetinin üstesinden gelineceğini söyleyen Bahçeli, “Hayat pahalılığı kaderimiz değildir ve bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri inşallah kursaklarında bırakılacaktır. Türkiye, öngörülebilir bir ülkedir. Türkiye, yatırımcılara kucak açan, özel mülkiyete saygı duyan, hukukun üstünlüğüne bağlı ve demokratik güvenliği tartışmasız olan bir ülkedir. Türkiye, geleceğin parlayan yıldızı ve süper gücüdür. Hiç kimse ülkemiz hakkında kuşku uyandıracak, güven ve istikrarı baltalayacak bir komploya tevessül etmemelidir. Hiç kimse ülkemizi kötü gösteren, karamsarlık tabloları çizen bir art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Türkiye hepimizindir. Ekonomik huzur ve diriliş her insanımızın hakkıdır ve yararınadır” dedi.

“Yerel yönetimlerde kaos ve karmaşa son bulmalıdır”

Muhalefetin Türkiye’yi karalama ve kundaklama yarışında olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“İflah olmaz bir hastalık seviyesindedir. Bu muhalefetin özlemi örselenmiş, sesi kısılmış, nefesi kesilmiş, takati bitmiş, tasallut altına alınmış, her yerinden yaralanmış zayıf bir Türkiye’dir. Bu muhalefetin hedefi içine kapanan, etrafına yabancılaşan, milli haklarından ve kutlu hedeflerinden vazgeçen bağımlı bir Türkiye’dir. Bu muhalefet Türkiye’ye hepten yabancılaşmış, Türk milletiyle gönül bağını ve ahlaki bağlantısını çoktan koparmıştır. Şu hususu herkesin anlamasında fayda vardır; Türkiye’yi aç hürler, tok esirler ülkesi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nde merkezi yönetimin hedefleriyle örtüşecek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin doğasıyla uyum içinde olacak muazzez bir sonucun çıkması yeni yüzyılın en önemli demokrasi başarısı olacaktır. Yerel yönetimlerde kaos ve karmaşa son bulmalıdır. Her şeyi eline yüzüne bulaştıran, adeta kriz üretim merkezine dönüşen, DEM’lendikçe şuurunu ve dengesini kaybeden CHP’nin halihazırda yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesiyle toparlanması ve düzlüğe çıkması başlıca amaç ve arzumuzdur.”

“Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır”

“CHP, yerel yönetimlerde başarısızdır. CHP, yerel yönetimlerde acizdir. CHP, yerel yönetimlerde iflastadır, itibarsızdır. CHP, yerel yönetimlerde bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür” ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Zilletin anaforuna kapılmış yerel yönetimlerle yeni yüzyılın lider ülke Türkiye’sine ulaşmak takdir edersiniz ki ham bir hayal, boşuna bir gayrettir. Ne kadar gizleseler de, ne kadar kaçak güreşip zaman zaman zevahiri kurtarmak adına kayıkçı kavgasına tutuşsalar da, CHP ile DEM yan yana, diğerleri de yedektedir. Zillet masanın altıyla üstü yer değiştirmiştir. Oyunu görüyoruz, rol paylaşımını okuyoruz. Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır. Kent uzlaşması dedikleri ülkemize karşı beşinci kol faaliyetidir. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır. İstanbul’da davetiye polemiği çıkaran, cumhurbaşkanı yardımcılığı peşine düşerek şehremini görevini terk eden, partisinin eş başkanı gibi hareket eden mahut şahıs için son görünmüştür. Aynı şey Ankara, İzmir ve diğer CHP’li ve DEM’lenmiş belediyeler için de aynen geçerlidir. Ülkemizin önüne takoz koyanları kenara çekmek, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne destek vermek aziz milletimizin artık demokrasi ve irade meselesi haline gelmiştir.”

“Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmasına değinen Bahçeli, şunları söyledi:

“Özgür Bey’in halüsinasyon görerek grup toplantısında yaptığı konuşma ruh sağlığı hakkında hepimizi kaygılandırmıştır. Bu konuşmasında milletvekillerine, ‘Atatürk sizden partisini iktidar yapmanızı bekliyor’ diyerek tuhaf bir açıklamada bulunmuştur. Bizim anlayamadığımız Özgür Bey’in hangi ara aziz Atatürk’le temas kurduğu, nasıl konuştuğu, mesajları ne şekilde aldığıdır. Şayet ruh çağırma seanslarına katılıp bir sonuca ulaştığını iddia ederse kendisine yazık olacak, hayalleri gerçekmiş gibi sunmasının fahiş sonuçlarına yakın vadede katlanacaktır. Yok uyduruyorsa, bu defada palavracı ve siyasi meddah olarak anılmayı hak edecektir. Bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi değil, DEM’in oyun uşağı, Türkiye düşmanlarının altı oklu uydusudur. İddiaya bakar mısınız, neymiş Atatürk dile gelmiş de partisinin iktidar olmasını istemiş. Böyle konuşan Özgür Bey’in ne yiyip ne içtiğine biraz dikkat etmesi samimi tavsiyemizdir. Teröristlerle DEM’lenen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Terörle mücadeleye hayır diyen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Bölücülerin elini eteğini öpen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Yerli ve milli silah sanayiine karşı çıkan, Karabağ’ın azatlığına şaşı bakan, ağzına Türk milletini alamayan, Milli Mücadele’den rövanş almak isteyen mihraklarla can ciğer kuzu sarması olan bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Hayatlarında bir kez dahi olsa ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü haykıramayanların ambargosu altında bulunan bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Köylüyü küçük gören, milletin demokratik seçimini aşağılayan, depremzedeleri suçlayan, yabancı ülkelerde Türkiye’yi kötüleyen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk demek Türkiye Cumhuriyeti ve soylu milli kahraman demektir. Onun miras ve emanetlerine ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki, çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı. DEM’lenen CHP, Dumlupınar’da ezilenlerin, İzmir’de denize dökülenlerin varisidir.”

“Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır”

“TOGG yapılır, kulp takarlar, boşuna uğraşıyorlar dedikodusu yayarlar” diyen Bahçeli, “Kızılelma havalanır, rahatsız olurlar, çılgına dönerler, başlarını kuma gömerler. İHA’ları, SİHA’ları dünya konuşur, hayırdır savaşa mı giriyoruz diyerek göle maya çalarlar. TCG Anadolu denize iner, karalamak için geceyi gündüze katarlar. Yol, köprü, tünel, metro, şehir hastanesi, hızlı tren, baraj yapılır, bunlara ne gerek var bahanesinin altına saklanarak yolsuzluk iddiasını dillendirirler. Beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN hamd olsun kanat açar, hepimizin göğsü kabarır; müflisler ve müfteriler ise motor yerli değil, KAAN’ın yazılışı hatalı, uçsa bile devamı gelmez, gelse bile işe yaramaz çarpıtmalarıyla yapılanı yıkmak, milli sevinci köreltmek için uğraşırlar. Dedim ya, bu CHP, iktidarın değil, Türkiye’nin karşısındadır. Korkmasınlar, itiraf etsinler, kaçmasınlar gerçeklerle yüzleşmeyi denesinler. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır. 31 Mart’ta zafer Türk milletinin olmalıdır. 31 Mart’ta zafer Cumhur İttifakı’nın hanesine yazılmalıdır. 31 Mart’ta, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri teyit edilip, yeni yüzyıla Türk milletinin mührü vurulmalıdır. Yapamayanlar gitmeli, vatan ve millet sevdalıları gelmelidir. Türkiye’nin gelişmesiyle sevinmek, milli gurura ortak olmak; önemle ifade ediyorum ki ne Özgür Bey’i ne de arkadaşlarını MHP’li veya AK Partili yapmaz, yalnızca insan yapar, yalnızca bu milletin evladı yapar, yalnızca adam gibi adam yapar” ifadelerini kullandı.

MHP lideri Bahçeli, geçtiğimiz hafta TBMM’de DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın’ın Kürtçe konuşmasının ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın mikrofonu kapattırmasına ilişkin de, “Huzurlarınızda MHP’nin Başkanvekili Celal Adan beyefendinin Mecliste Kürtçe konuşma hevesiyle Türkiye’yi bölmeye adım atanlara karşı sabırlı, soğukkanlı şekilde konuşmayı kesmesi Türkiye’yi bir bölünme eşiğinden vazgeçirmiştir” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-kent-uzlasmasi-dedikleri-pkk-ittifakidir/feed/ 0
Kırgızistan-Türkiye İş Forumu Bişkek’te Yapıldı https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/#respond Thu, 27 Jun 2024 21:09:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8876 Kırgızistan-Türkiye İş Forumu, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te yapıldı. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Bişkek’te düzenlenen Kırgızistan-Türkiye İş Forumu’nun açılışında konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı. Türk iş adamlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerinin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi. 2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan Ticaret Temsilciliğinin açıldığını hatırlattı. Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.

“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”

Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev de, Kırgızistan’daki yatırım imkanlarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir” dedi. Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı. Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş adamlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi. Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu. Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke”

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti. Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir” dedi.

Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum” diye konuştu.

Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Kırgızistan’ın Bolu Fahri Konsolosu Atillahan Kurt, Kırgızistan-Türkiye iş birliğine değinerek, Türk Devletler Teşkilatı’nda Kubanychbek Omuralıyev genel sekreterliğinde yapılan çalışmalara dikkat çekti. Kurt, Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın ekonomik birliğinin önemini vurguladı.

Basına açık toplantıda Kırgızistan Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar, Türkiye’den gelen heyete ekonomik iş birliği açısından değerlendirilecek yatırım fırsatlarını tanıttı.

Öte yandan Türkiye’den iş adamları heyeti, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov adına düzenlenen yemekte buluştu. Yemeğe temsilen Kırgizistan Başbakanının birinci yardımcısı katıldı. Programın ikinci günü Kırgızistan Başbakanı Muhammedkalıy Abılgaziyev, Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar Amangeldiev, Sağlık Bakanı, Türkiye’nin Kırgızistan Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçilisi Ruslan Kazakbaev’i temsilen elçilik çalışanları ve bazı akademisyenlerin katılımı ile Kırgız Milli Şenlikleri düzenlendi. – BİŞKEK

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/feed/ 0
Beşiktaş Genel Koordinatörü: A Milli Takım Teknik Direktörü Semih Kılıçsoy’u Takip Ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/besiktas-genel-koordinatoru-a-milli-takim-teknik-direktoru-semih-kilicsoyu-takip-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/besiktas-genel-koordinatoru-a-milli-takim-teknik-direktoru-semih-kilicsoyu-takip-ediyor/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:45:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8855 Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba, A Milli Takım Teknik Direktörü Montella’nın, genç futbolcu Semih Kılıçsoy’u yakından takip ettiğini söyledi. Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar ise Semih’in altyapı konusunda bir rol model olduğunu ve 18 yaşındaki futbolcuyu olabildiğince ellerinde tutmak istediklerini belirtti.

Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba ve Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya geldi.

Samet Aybaba: “İşimiz çok, yolun başındayız”

Göreve geldikten sonra yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler vererek sözlerine başlayan Aybaba, “İşimiz çok, yolun başındayız ama halledeceğiz. Birlikte olduktan ve biraz da tecrübe olduktan sonra bu işler olur. İstişare ediyoruz, geleceği planlıyoruz, çalışıyoruz. Kadroyu güçlendirmek birinci hedefimizdi. Altyapıya önem vermek öncelikli hedefimizdi. Çok kafa yorduk, ortaya bir şeyler çıkmaya başladı. Sadece sahaya odaklandığımız zaman dışında da çok şeyler çıkıyor. Hepsini halletmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sistem, Türkiye’de çok yanlış işliyor”

Samet Aybaba, devre arası transfer döneminde hem yetenekli hem de lider özellikli oyuncuları kadrolarına kattıklarını dile getirdi. Siyah-beyazlı futbol adamı, “Hedefimiz Muçi, Al-Musrati gibi oyuncular almak. Sistem, Türkiye’de çok yanlış işliyor. 8-10 yabancı alacağımıza, 2-3 kaliteli oyuncu alacağız. Bizim çok genç oyuncumuz var, onları geliştirecek oyuncular lazım. Transfer sezonu bitikten sonra da çalışmalara hemen başladık. Ben transfer bitikten sonra Avrupa’da maçlar izlemeye gittim. Hocayla da otuyoruz bu oyuncularla ilgili görüş alıyoruz” cümlelerine yer verdi.

Siyah-beyazlıların futbol takımları genel koordinatörü, Cenk Tosun ve Salih Uçan’la da önümüzdeki hafta sözleşme uzatmak için görüşmeye başlayacaklarını belirtti.

“Türk futbolunu bu rakamlarla yönetemeyiz”

Kadrodaki yabancı sayısını azaltmaları gerektiğine de dikkat çeken Aybaba, “Elimizde 17 yabancı var. Kaç kişi gidecek, kaç kişi kalacak bunlarla ilgili kafa yoruyoruz. Türk futbolunu bu rakamlarla yönetemeyiz. 12 yabancıya düştü, 17 yabancı var elimizde, ne yapacağız” diye konuştu.

Tesisleşme ile ilgili büyük çalışmalar yaptıklarının da altını çizen Samet Aybaba, tüm tesisleri yenileyeceklerini söyledi.

“İmkanlar daha iyi olsa alt yapıdaki oyuncular kendini daha yukarı çıkarır”

Samet Aybaba, Türkiye’de gerek stadyum gerekse de tesis sahalarının büyük çoğunluğunun iyileştirilmesi gerektiğini aktardı. Futbol Takımları Genel Koordinatörü Aybaba, “Sahalarla ilgili federasyon cezai işlem uygulayacak ya da bütün sahaları yaptıracak, parayı kulüplerden kesecek. İsteyince yaptırıyorlar. İmkanlar daha iyi olsa alt yapıdaki oyuncular da kendini daha yukarı çıkarır. Semih Kılıçsoy çim sahadan değil, halı sahadan çıktı. Arkasından 6-7 oyuncu daha geliyor. Ama Beşiktaş alt yapısı şu an Fulya’da sentetik çimde çalışıyor. Bu imkanları düzelteceğiz” dedi.

“Semih Kılıçsoy’u koruyalım”

A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’ni ziyareti esnasında 18 yaşındaki futbolcu Semih Kılıçsoy hakkında konuştuklarından da bahseden Aybaba, “Semih’i takip ettiğini söyledi. 18 yaşına gelip, bu kadar gol atan oyuncu yok. Ama korumamız lazım onu. Eleştirirken doğru eleştirelim, çok şımartmayalım. Onu biz donatıyoruz. İngilizce dersleri alıyor, styling bulduk, diksiyon dersi alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Samet Aybaba, ayrıca hakemlerin Semih Kılıçsoy gibi temaslı oyunu seven futbolcuların ikili mücadelelerine daha dikkat etmeleri gerektiğini savunarak, “Bizimki çok güçlü, yakalasın ezer geçer. Sadece biraz gelişecek” şeklinde konuştu.

“Kiralık oyuncuların kulüpleriyle görüşüyoruz”

Valentin Rosier, Jean Onana gibi kiralık giden futbolcuların kulüpleriyle sürekli temas halinde olduklarını da açıklayan Aybaba, “Rosier sakatlandı, 4 hafta olamayacak gibi. Onana fena değil. Gidenler iyi oynasın, konuşup anlaşalım istiyoruz” diye devam etti.

“Rebic’in performansı çok düşük”

Ante Rebic’in forma şansı bulamamasına yönelik gelen bir soruyu Samet Aybaba, şöyle cevaplandırdı:

“Rebic’in performansı çok düşük. Performansı etkileyen mental şeyler de vardır. Böyle bir oyuncunun performansının bu kadar düşük olmasında bir şeyler vardır ama bu hocanın işi.”

Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba, son olarak da Beykoz’da bulunan arazinin geri alındığını ve artık kulübün malı olduğunu söyledi.

Feyyaz Uçar: “Biz Türk’üz ama dünya takımı olacağız”

Semih Kılıçsoy’un kuvvetli bir futbolcu olduğundan söz eden Feyyaz Uçar ise, “Son ana kadar ayakta duruyor ama onun karşısında kendini yere atan oyuncular var. İstanbulspor maçında ona sarı kart aldırtmak için yere atanlar oldu kendini. Semihle ilgili tek eksik sol ayak çalışmaları yapmalı” dedi.

“Semih’i mümkün olduğu kadar elimizde tutmak istiyoruz”

Siyah-beyazlı yönetici, altyapından yeni Semihler çıkarma hedefinde olduklarını dile getirerek, “Semih’i mümkün olduğu kadar elimizde tutmak istiyoruz. Biz Türk’üz ama dünya takımı olacağız. Alt yapıdan birkaç Semih yetiştirip, oyuncu satarak alttan gelenlerin önünü açmak istiyoruz. Semih bizim rol modelimiz. Her sene bir Semih çıkmaz ama başka mevkilerde bulabiliriz. Alt yapıdaki bütün oyunculara ayrı bir eğitim başlattık. Hepsi özel dersler alacaklar. Her zaman başaramayabilirsiniz ama artık tek taraflı işlemeyecek. Sadece al al değil, satacağız da” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/besiktas-genel-koordinatoru-a-milli-takim-teknik-direktoru-semih-kilicsoyu-takip-ediyor/feed/ 0
DOSYA HABER/ HAVACILIĞIN ALTIN ÇAĞI-GÖRÜŞ- Türkiye’nin akıllı gücü: Milli muharip uçak https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/ https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:36:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8720 Doç. Dr. Merve Seren, KAAN’ın Türk dış politikasına etkisini ve Türk savunma teknolojilerindeki dönüm noktalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Takvim yaprakları 2015 Ocak ayını gösterdiğinde Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında tarihi bir karar alındı. İlgili karar ile Türkiye’nin Milli Muharip Uçağı (MMU) Geliştirme Projesi’nin ön tasarım fazının başlatılmasına hükmedildi. Hemen ertesi ayda TUSAŞ, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından oluşan MMU Program Yönetim Ofisinin kurulması çalışmaları başlatıldı. 2016 Ağustos’unda TUSAŞ ve SSB arasında “Ön Tasarım Fazı” sözleşmesi imzalanırken; Eylül 2018 itibarıyla MMU Geliştirilmesi Projesi’ne bilfiil start verildi. Aynı tarihlerde eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, gerek ABD Kongresi’nde gerekse diğer NATO müttefikleriyle Ankara’yı nasıl, ne kadar süreliğine ve hangi düzeyde cezalandırılacaklarına dair yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyordu. Zira Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 25 Temmuz 2017’de “S-400” tedarik etmek için bir anlaşma imzaladı. Böylece Türkiye, soğuk savaştan sonra envanterine Rus sistemleri katan ilk NATO ülkesi olacaktı. Tabii ne ABD ne de NATO müttefikleri Ankara’nın bu kararı almasının arkasındaki hata payını kendilerinde aramadılar. Mevzunun nasıl bu noktaya evrildiğini sorgulamadan direkt caydırıcılık politikasından cezalandırma stratejisine yöneldiler. Oysa NATO ülkeleri, etrafı füze envanteriyle çevrili olan ve Suriye’den gelen hava tehdidinin ziyadesiyle arttığı bir dönemde yapay bahanelerle Türkiye’den Patriot sistemlerini çekme kararı alarak yine Ankara’nın 2010’da duyurduğu ve sürüncemede kalan T-LORAMIDS ihalesindeki istekleri karşılamaktan hep uzak durdular.

Devler ligine çıkma projesi: KAAN

Neticede Türkiye, on yıllardır süregiden tek kaynak bağımlılığının yarattığı “güvenlik boşluğundan” kurtulmak için bazı kararlar vermek zorundaydı. Bunlardan birincisi, S-400’ün yanı sıra kendisine ait katmanlı bir hava ve füze savunma sistemi geliştirmekti ki, bu sayede HİSAR-A, HİSAR-O ve SİPER doğdu. Diğer taraftan Ankara, savunma kadar caydırıcılığın da önemli olduğu bilinciyle helikopter ve İHA projelerinden sonra havacılıkta bir üst segmente geçme kararı aldı. Böylece HÜRKUŞ, HÜRJET ve MMU projelerinin hayata geçirilme sürecine tanıklık edilirken TUSAŞ’ın proje yelpazesi, dış politikadaki gelişmelere ve Türk Silahlı Kuvetlerinin (TSK) ihtiyaçlarına binaen hem çeşitlendi hem de büyük bir ivme yakaladı. Türkiye, savunma sanayinde stratejik özerkliği (en azından asli unsurlarda) kazanma çabası sarf edip tüm hızıyla yerli ve milli projelere odaklanırken Washington’dan pek şaşırtmayan bir karar çıktı. Beyaz Saray, 2020 Aralık’ında tarihsel bir kopuşun altına imza atarak, ilk defa bir NATO müttefikini CAATSA yaptırımlarına dahil etti. Ertesi yıl, 2’nci bir tarihi karar uygulamaya konuldu ve Türkiye’nin F-35 projesinden resmi olarak çıkartıldığı duyuruldu.

Söz konusu olaylar silsilesi içerisinde TUSAŞ, mühendislik odağının büyük bir bölümünü MMU’ya aktardı. Zira MMU, şu ana kadar Türk savunma sanayinin sadece en büyük bütçeli yatırımı değil; aynı zamanda mühendislikte devler ligine çıkma projesiydi. Bu bağlamda idarecisi, mühendisi ve teknisyeni ile dev bir kadro gece gündüz demeden MMU projesine adanmış bir serüvene dahil oldular. Kimilerine göre bu serüven gereksiz kimilerine göre ise imkansız bir hayalden ibaretti. Hatta TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, ilk test uçuşu için tarihi 2 kez öne çekerek “2024’e hazır olacağız” dediğinde, birçoğunun yüzünde alaycı bir tebessüm belirmişti. Oysa MMU Proje Ofisi ekibi hedeflerine odaklanarak süreci emin adımlarla ilerletiyorlardı. 2021 yılı Mayıs ve Temmuz aylarında “Ön Tasarım Gözden Geçirme” ve “Kritik Tasarım Gözden Geçirme Toplantısı” akabinde kasım ayında “İlk Metal Kesimi” gerçekleşerek büyük bir heyecan yaşandı. 2022 yılında ise “Üretim Hattının tamamlanması”, “Nihai Montaj Hattı Başlangıcı” ve “Uçağın İniş Takımları üzerine alınması” safhaları hayata geçirildi. 2023 yılında tüm gözler MMU projesindeydi; zira herkes 2024’te MMU’nun gökyüzüyle buluşup buluşmayacağını merak ediyordu. 2023 yılı yoğun fakat verimli bir yıl oldu. Ocak, şubat ve mart aylarında peşi sıra “Test Hazırlık Gözden Geçirme”, “Hangardan Çıkış ve İlk Motor Çalıştırma” ve “İlk Taksi Faaliyeti” safhaları başarıyla tamamlandı ve eylülde “Yer Testlerinin Başlaması” gerçekleştirildi.

Müstakil oyuncu: Türkiye

21 Şubat 2024 ise sadece MMU Projesi’nde değil Türk dış, güvenlik ve savunma politikaları açısından da büyük bir kırılma yarattı. KAAN’ın geliştirme test uçağı ilk uçuşu başarıyla tamamlanırken Türkiye, imkansız gibi görülenlerin imkansız olmadığını bir kez daha bütün dünyaya gösterdi. Birincisi, 2000’li yıllarda siyasi istikrar ve motivasyon sayesinde başlatılan Milli Teknoloji Hamlesi ile teknik insan kaynağındaki yetkinliğin ürünlere dönüştürülmesi sağlandı. Bu anlamda TUSAŞ, 1980’li yıllardan bugüne uzanan süre zarfında havacılık sanayinde biriktirdiği bilgi ve tecrübeyi bir kez daha somut çıktısıyla ortaya koydu ve KAAN doğdu. Her bir üründe kazanılan deneyim, diğer ürüne referans ve altyapı teşkil etti. Örneğin HÜRKUŞ ve HÜRJET projeleri olmasaydı, MMU olabilir miydi? 2000’li yılların başında 2 bin civarı olan TUSAŞ insan kaynağı, bugün 17 bine yükseldi. MMU projesinde başta 27 kişi çalışırken mevcut durumda projede tam zamanlı olarak çalışan kişi sayısı 2 bine ulaştı. Böylece Türkiye, savunma sanayinde daha zengin bir insan sermayesine, Kotil’in tabiriyle “stratejik varlığına” kavuştu. Bu sermaye sayesinde TSK’nın ihtiyaçlarını yerli imkanlarla karşılama oranı yüzde 70’leri geçerken savunma sanayindeki millilik, operasyonel esneklik açısından temel kazanç oldu. Türkiye operasyonel bağımsızlığa doğru ilerledikçe, Ankara’nın askeri ve savunma diplomasisindeki tutumu ve buna bağlı olarak dış politikadaki pozisyonu değişti.

İkincisi, Türkiye zamanla TSK’nın ihtiyaçlarını karşılama odaklı bir savunma sanayi politikasının sınırlılıklarından kurtuldu. Savunma sanayi, salt gider değil, aynı zamanda bir gelir kalemine dönüştü. Türkiye, küresel savunma pazarına bir “alt yüklenici” ya da “proje ortağı” statüsünde değil; “müstakil bir oyuncu” olarak dahil oldu. Öyle ki Türkiye’nin savunma pazarına girişi, sadece kendi güvenlik ortamını değil; aynı zamanda diğer devletler arasında cereyan eden çatışma ve savaşların seyrini de değiştirdi. Bu anlamda Karabağ ve Ukrayna, Türk savunma sanayinin rüşdünü ispat ettiği muharebe alanları olarak dünyanın dikkatini çekti. Her bir müşteri, bir diğer müşteriye referans teşkil ederken TUSAŞ’ın müşteri yelpazesi farklı kıtalara yayıldı. Ancak yurt dışına sadece TUSAŞ açılmadı; TUSAŞ’ın projelerinde görev alan alt yükleniciler ve yardımcı sanayi firmaları da yurt içi ve yurt dışı satışlardan ziyadesiyle beslendi ve beslendikçe büyüdü. Sadece KAAN projesinde alt sistem tedariki ve hizmet alımında 20 uçak üretiminde 100’ün üzerinde Türk yardımcı sanayi firması görevlendirildi. Böylece özelde TUSAŞ genelde Türk savunma sanayi, potansiyeli yüksek bir ihracat kalemi ve aynı zamanda önemli bir diplomasi enstrümanına dönüştüler.

Üçüncüsü, 2000’li yılları müteakip Türk savunma sanayinin gelişim serüveninde multidisipliner bir yaklaşıma şahitlik edildi. Bu bağlamda, savunma sanayi Türkiye’nin defansif gereksinimleri kadar ofansif gücünü ortaya koyan bir caydırıcılık unsuru haline evirildi. Keza Türk savunma sanayi, gerek savaş gerekse barış zamanında finanse edilmesi icap eden önemli bir teknoloji yatırımı olarak kıymetlendirildi. Bu nedenledir ki, Suriye iç savaşı gibi cari tehditlerin olmadığı bir ortamda dahi savunma sanayi ekosisteminin kendi çarkını döndürebileceği bir yapıya kavuşturulması öncelendi. Diğer bir izahla Ankara, gerek askeri gerekse sivil kullanım maksatlarına yönelik Milli Teknoloji Hamlesi’ni başlattı ve bunu tabanda tüm sektörlere yayacak bir mekanizmanın inşasını teşvik etti. Sonuç itibarıyla TUSAŞ’ın KAAN’ı ülkenin sadece askeri caydırıcılığı ve muharip yetenekleri açısından bir “sert güç” enstrümanı olarak atfedilmemelidir. Aksine TUSAŞ’ın havacılık sanayindeki ürün yelpazesinin tümü Türkiye’nin “akıllı güç” envanterinin teşekkülleridir. Geliştirilen tüm platformlar; kuvvet hazırlama seviyesi, operasyonel esneklik, dış politikada bağımsız karar alma ve icra seviyesi, geleneksel ve geleneksel olmayan diplomasi ögeleri, savunma ekonomisi, teknoloji yatırımı, ihracat kalemleri, eğitim politikası, zengin ve nitelikli insan gücü, sosyokültürel değişim gibi birçok hususta dönüştürücü etkilere haizdirler.

[Doç. Dr. Merve Seren, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-turkiyenin-akilli-gucu-milli-muharip-ucak/feed/ 0
Markus Gisdol: Avrupa’da, Türkiye liglerine benzeyen bir lig yok https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-avrupada-turkiye-liglerine-benzeyen-bir-lig-yok/ https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-avrupada-turkiye-liglerine-benzeyen-bir-lig-yok/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:21:49 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8628 – Markus Gisdol: “Avrupa’da, Türkiye liglerine benzeyen bir lig yok”

Samsunspor Teknik Direktörü Markus Gisdol:

“Odağım sözleşme değil, kalan maçlarımız”

“Başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır”

SAMSUN – Samsunspor Teknik Direktörü Markus Gisdol, takımların çok kısa sürelerde çok fazla teknik direktör değişikliğine gitmesini Türk futbolu adına doğru bulmadığını belirerek, Avrupa’da böyle bir durumun olmadığını söyledi.

Samsunspor’da göreve geldikten sonra başarılı bir performans ortaya koyan Markus Gisdol, Trendyol Süper Lig’de 32 puan topladı. ‘Ligin en başarılı yabancı teknik direktörü’ olan Gisdol, söz konusu performansının sırlarını İhlas Haber Ajansı’na verdiği özel röportajda açıkladı.

“Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yok”

Süper Lig’in, Avrupa’daki hiçbir lige benzemediğini ve farklı alışkanlıkların olduğunu dile getiren Markus Gisdol, “Muhtemelen Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yoktur. Özellikle Almanya’da böyle bir şey olmuyor. Belki de bu Türk kültürünün bir parçasıdır. Bunu olduğu şekilde kabul etmemiz gerekiyor. Samsun’a gelmeden önce de bazı arkadaşlarım ile konuşmuştum. Bana buradaki riskin büyük olduğunu söylemişlerdi. Kendimi iyi hissetmiştim. Bu sebepten dolayı da risk almak istedim. Risk aldığım için de mutluyum. Bahsettiğimiz konu belki de Türk kültürüne özgü bir şeydir. Her 3-4 ayda bir teknik direktör değişimi oluyorsa bu Türk futbolu adına ‘iyi bir şeydir’ diyemem. Çünkü yeni bir hoca geldiğinde sistemini, oyun stilini ortaya koymaya ve takıma öğretmeye çalışıyor. Bu da zaman alabiliyor. Hocaların başarılı olması için biraz zamana ihtiyaç duyulabiliyor. Çok fazla hoca değişikliği olmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Bence bu sık değişimler Türk futbolu için de iyi bir şey değil” dedi.

“Odağım sözleşme değil, kalan maçlarımız”

Sezon sonunda sözleşmesi sona erecek Alman teknik adam, odağının sözleşme görüşmeleri değil, kalan 11 maç olduğunun altını çizerek, “Şu an zor bir yoldayız. Sözleşme konularını konuşmak için ligin bitmesini beklememiz gerekiyor. Ligin sonuna geldiğimizde zaten bu konuşmalar başkanımızla olacaktır. Şimdi bir yolda ilerliyoruz ve konsantrasyon eksikliğine sebep olsun istemiyorum. Odaklanmak istediğimiz şey, kalan maçlar. Bir sonraki deplasmanda oynayacağımız maç, Başakşehir maçına odaklıyız” diye konuştu.

“Başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır”

Elde ettikleri başarılı sonuçların tek sorumlusunun kendisi olmadığını ve çok iyi bir çalışma ortamının bulunduğunu da vurgulayan Gisdol, “İyi bir teknik heyetim var. Fuat Çapa ve Yüksel Yıldırım bana çok destek oldular, beni yalnız bırakmadılar. Buradaki ambiyansa beni çok iyi hazırladılar. Video analizlerimiz çok iyi. Samsunspor’dan teklif gelince tereddüt etmeden kabul ettim. Burada neler yapabileceğim hakkında uzun süre düşündüm. Takım için en iyisinin ne olacağına karar verdim. Samsunspor’a gelmeyi kabul ettikten sonra da çalışmalarımı bu yönde ilerlettim. Geldiğim ilk günden beri şehir ve taraftarlar beni çok iyi karşıladılar. Bu da benim Samsun’daki çalışmalarımı daha kolay bir ortamda gerçekleştirmemi sağladı. Kulübün kendi analiz departmanı da bana çok iyi destek veriyor. Analizleri yapıp, sorularıma cevap veriyor. Bu da benim maçlara en iyi şekilde hazırlanmama imkan sağlıyor. Bunun dışındaki takımdaki liderlerle de iletişimim çok iyi. Bir sorun olduğunda ya da bir karar almam gerektiğinde onlarla oturup, birlikte karar alıyoruz. Kısacası hep birlikte başarılı oluyoruz. Bir başarı varsa bu başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır” şeklinde konuştu.

Markus Gisdol, 7. hafta sonunda 1 puanla teslim aldığı Samsunspor’u 32 puan toplayarak, 27. hafta sonunda 11. sıraya kadar yükseltti. Kırmızı-beyazlılar, Gisdol yönetiminde çıktığı 20 maçta 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-avrupada-turkiye-liglerine-benzeyen-bir-lig-yok/feed/ 0
Markus Gisdol: Türk Futbolunda Çok Fazla Teknik Direktör Değişikliği Olması Doğru Değil https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-turk-futbolunda-cok-fazla-teknik-direktor-degisikligi-olmasi-dogru-degil/ https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-turk-futbolunda-cok-fazla-teknik-direktor-degisikligi-olmasi-dogru-degil/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:18:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8626 Samsunspor Teknik Direktörü Markus Gisdol, takımların çok kısa sürelerde çok fazla teknik direktör değişikliğine gitmesini Türk futbolu adına doğru bulmadığını belirerek, Avrupa’da böyle bir durumun olmadığını söyledi.

Samsunspor’da göreve geldikten sonra başarılı bir performans ortaya koyan Markus Gisdol, Trendyol Süper Lig’de 32 puan topladı. ‘Ligin en başarılı yabancı teknik direktörü’ olan Gisdol, söz konusu performansının sırlarını İhlas Haber Ajansı’na (İHA) verdiği özel röportajda açıkladı.

“Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yok”

Süper Lig’in, Avrupa’daki hiçbir lige benzemediğini ve farklı alışkanlıkların olduğunu dile getiren Markus Gisdol, “Muhtemelen Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yoktur. Özellikle Almanya’da böyle bir şey olmuyor. Belki de bu Türk kültürünün bir parçasıdır. Bunu olduğu şekilde kabul etmemiz gerekiyor. Samsun’a gelmeden önce de bazı arkadaşlarım ile konuşmuştum. Bana buradaki riskin büyük olduğunu söylemişlerdi. Kendimi iyi hissetmiştim. Bu sebepten dolayı da risk almak istedim. Risk aldığım için de mutluyum. Bahsettiğimiz konu belki de Türk kültürüne özgü bir şeydir. Her 3-4 ayda bir teknik direktör değişimi oluyorsa bu Türk futbolu adına ‘iyi bir şeydir’ diyemem. Çünkü yeni bir hoca geldiğinde sistemini, oyun stilini ortaya koymaya ve takıma öğretmeye çalışıyor. Bu da zaman alabiliyor. Hocaların başarılı olması için biraz zamana ihtiyaç duyulabiliyor. Çok fazla hoca değişikliği olmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Bence bu sık değişimler Türk futbolu için de iyi bir şey değil” dedi.

“Odağım sözleşme değil, kalan maçlarımız”

Sezon sonunda sözleşmesi sona erecek Alman teknik adam, odağının sözleşme görüşmeleri değil, kalan 11 maç olduğunun altını çizerek, “Şu an zor bir yoldayız. Sözleşme konularını konuşmak için ligin bitmesini beklememiz gerekiyor. Ligin sonuna geldiğimizde zaten bu konuşmalar başkanımızla olacaktır. Şimdi bir yolda ilerliyoruz ve konsantrasyon eksikliğine sebep olsun istemiyorum. Odaklanmak istediğimiz şey, kalan maçlar. Bir sonraki deplasmanda oynayacağımız maç, Başakşehir maçına odaklıyız” diye konuştu.

“Başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır”

Elde ettikleri başarılı sonuçların tek sorumlusunun kendisi olmadığını ve çok iyi bir çalışma ortamının bulunduğunu da vurgulayan Gisdol, “İyi bir teknik heyetim var. Fuat Çapa ve Yüksel Yıldırım bana çok destek oldular, beni yalnız bırakmadılar. Buradaki ambiyansa beni çok iyi hazırladılar. Video analizlerimiz çok iyi. Samsunspor’dan teklif gelince tereddüt etmeden kabul ettim. Burada neler yapabileceğim hakkında uzun süre düşündüm. Takım için en iyisinin ne olacağına karar verdim. Samsunspor’a gelmeyi kabul ettikten sonra da çalışmalarımı bu yönde ilerlettim. Geldiğim ilk günden beri şehir ve taraftarlar beni çok iyi karşıladılar. Bu da benim Samsun’daki çalışmalarımı daha kolay bir ortamda gerçekleştirmemi sağladı. Kulübün kendi analiz departmanı da bana çok iyi destek veriyor. Analizleri yapıp, sorularıma cevap veriyor. Bu da benim maçlara en iyi şekilde hazırlanmama imkan sağlıyor. Bunun dışındaki takımdaki liderlerle de iletişimim çok iyi. Bir sorun olduğunda ya da bir karar almam gerektiğinde onlarla oturup, birlikte karar alıyoruz. Kısacası hep birlikte başarılı oluyoruz. Bir başarı varsa bu başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır” şeklinde konuştu.

Markus Gisdol, 7. hafta sonunda 1 puanla teslim aldığı Samsunspor’u 32 puan toplayarak, 27. hafta sonunda 11. sıraya kadar yükseltti. Kırmızı-beyazlılar, Gisdol yönetiminde çıktığı 20 maçta 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı. – SAMSUN

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/markus-gisdol-turk-futbolunda-cok-fazla-teknik-direktor-degisikligi-olmasi-dogru-degil/feed/ 0
Dünya basınında milli muharip uçağı KAAN’a ilgi ve övgü devam ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:03:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8562 Milli muharip uçağı KAAN’ın 21 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirdiği ilk uçuşun ardından dünya basınında Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımlara olan ilgi ve övgü devam ediyor.

İspanya’da savunma alanında haber yapan internet siteleri, KAAN ile ilgili haberlerini sürdürdü.

“Defensa.com” adlı internet sitesi, “Türk Hava Kuvvetlerinin gelecekteki muharip uçağı ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla verdiği haberde, “Bu, Türk sanayisinin, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin liderliğinde, uluslararası alanda (hayalet) olarak tanımlanan 5’inci nesil savaş uçağı ve radar görünmezlik yeteneklerini geliştirmeye yönelik iddialı projesi kapsamında çok önemli bir adımdır.” yorumu yapıldı.

KAAN’ın üretim aşamalarının ve gelecek projelerinin aktarıldığı haberde, “Uçağın nihai hedefi, Türkiye’yi 5’inci nesil savaş uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip sayılı ülkelerden biri haline getirmek.” ifadesi kullanıldı.

“Aviacionline.com” sitesi de “KAAN, 5. nesil Türk savaş uçağı ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla verdiği haberde, “KAAN’ın F-35 gibi 5. nesil uçaklar arasında 1. blokta yer alacağını, uluslararası pazarlarda büyük ilgi göreceğini, rakip modellerin üstün özelliklere sahip olacağını, milli tasarımlı motorun üretime girdiğinde ABD’li modellerden arındırılacağını ve Pakistan gibi bazı ülkelerin şimdiden büyük ilgi gösterdiğini” yazdı.

Kaan, ülkenin en iddialı teknolojik çabasını temsil ediyor”

İtalyan Panorama dergisinde çıkan haberde de Türkiye’nin “ulusal gurur gösterisiyle” yeni askeri uçağını uçurduğu belirtildi.

Haberde, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Kaan, ülkenin savunma yeteneklerini güçlendirmeyi ve küresel sahnedeki stratejik konumunu geliştirmeyi amaçlayan en iddialı teknolojik çabasını temsil ediyor. Bu, Türkiye’nin çıkarıldığı F-35 programını klonlama girişimi değil, ABD’nin F-22’sine daha çok benzeyen, artık yaşlanan F-16D’lerin yerini alabilecek sipariş bekleyen bir uçak.” ifadeleri kullanıldı.

Kaan’ın temellerinin 2016’da atıldığı ve 5. nesil bir uçak olarak değerlendirildiği belirtildi.

KAAN Hollanda’da da övgü alıyor

Hollanda’nın önemli gazeteleri ve savunma alanında haber yapan internet sitesi, KAAN ile ilgili haberleri ilgiyle takip etti.

De Volkskrant gazetesinin “Türkiye, savaş uçağı Kaan ile gökyüzündeki hakimiyetini bir kez daha gösteriyor” başlıklı haberinde, KAAN’ın ilk test uçuşunu başarıyla tamamladığı belirtildi.

Türkiye’nin silah pazarında önemli bir oyuncu haline geldiği vurgulanan haberde, Türk savunma sanayisinin “başarılı Bayraktar insansız hava aracının ardından şimdiki iddialı projesi olan kendi savaş uçağı üzerinde çalıştığı” kaydedildi.

Türkiye’nin savaş uçaklarının üretiminde kendi kendine yeterlilik için önemli projeler yaptığı aktarılan haberde, bunun hızla büyüyen savunma sanayisi için ciddi bir adım olduğuna dikkati çekildi.

De Telegraaf gazetesinin haberinde de “Türkiye kendi geliştirdiği ilk savaş uçağını tanıttı” başlığı kullanılırken KAAN’ın, Türkiye’nin kendi ürettiği ilk savaş uçağı olduğu ifade edildi.

Türkiye’nin kendi savaş uçağı üretiminin, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın bağımsız savunma sanayine sahip olma hedefleriyle örtüştüğü belirtilen haberde, Kaan’ın öne çıkan özellikleri arasında yüksek manevra kabiliyeti ve gövdede silah taşıma yeteneklerinin yer aldığı kaydedildi.

Orta avcı uçağı kategorisinde yer alan KAAN’ın, 21 metre uzunluğa, 14 metre kanat açıklığına sahip olduğu ifade edildi.

“Upinthesky.nl” internet sitesi, “Türk savaş uçağı KAAN havalandı” başlığıyla verdiği haberde, “Türkiye’nin ilk yerli üretim savaş uçağı olan KAAN, bugün ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bu prestij projesinde önemli bir adımdır.” yorumu yapıldı.

Balkan medyasından KAAN’a övgü

KAAN’ın ilk uçuşuna Balkan ülkeleri Slovenya, Sırbistan, ve Karadağ medyalarında övgüyle yer verilmeye devam ediliyor.

Slovenya’da savunma alanında yayımlar yapan “Savunma Dergisi”, KAAN’ın ilk uçuşunu “Türk savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla yansıttı.

Dergide, “Bu, Türkiye için havacılık programında önemli bir ilerlemedir.” ifadesine yer verildi.

Karadağ’daki haber sitesi Mondo, haberi, “Türk muharebe uçağı ilk uçuşunu yaptı. ‘Kötü diller’ çok şey konuştu ama bu tarihin en iddialı programı.” ifadeleriyle okurlarına aktardı.

Sırbistan’ın en çok tıklanan haber sitelerinden Srbija Danas ise haberi, “Türk savunma sanayii tarihinin en iddialı programı: KAAN.” şeklinde verdi.

KAAN’ın uçuşu ve özellikleri Radio Bulgaria’nın haberinde de okuyuculara aktarıldı.

Alman basınındaki haberlerde, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’dan övgüyle bahsedildi

Alman Welt gazetesinde, “Bu dönüm noktası, Türkiye’nin bir savaş uçağı ülkesi olarak yükselişine işaret ediyor” başlığıyla yayımlanan haberde, KAAN’ın teknik özelliklerinden bahsedildi.

Haberde, “Alışılmadık derecede kısa bir zaman aldı ama “KAAN” savaş uçağı, ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için bu, ABD’ye karşı kazanılmış bir zafer anlamına geliyor. Ankara, modern savaş uçaklarının üretiminde kendi kendine yeterlilik için giderek daha fazla çaba sarf ediyor.” ifadesine yer verildi.

“Bu, hızla büyüyen Türkiye için tarihi bir dönüm noktasıdır.” değerlendirmesinde bulunulan haberde, şunlar kaydedildi:

“Türkiye’nin kendi savaş uçağı olan ve Türkçede ‘hükümdar’ anlamına gelen ‘KAAN’ ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. Çift motorlu savaş uçağı, gizlilik özelliklerine sahip 5. nesil bir model. Bundan dolayı radar tarafından tespit edilmesi zor ancak Türk Hava Kuvvetlerinin gelecekteki gururunun harekete hazır hale gelmesi için yıllar geçmesi gerekecek. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Başkanı Temel Kotil’e göre, Ankara yakınlarında yapılan ilk uçuş 2,44 kilometre irtifada 13 dakika sürdü. Bu alışılmadık derecede kısa bir süre. Karşılaştırmak için 30 yıl önce Eurofighter ilk uçuşunda ancak 40 dakika sonra yere inebilmişti. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kendi savaş uçağının ilk uçuşu ABD’ye karşı kazanılmış bir zaferdir.

Türkiye, başlangıçta Almanya’nın da gelecekte teslim alacağı Amerika’nın F-35 savaş uçağının üretimine dahil olmuştu ancak Türkiye, Rus S-400 hava savunma sistemlerini satın alınca ABD, Ankara’nın F-35 katılımını 2019’da sonlandırdı. Erdoğan, şimdi daha bağımsız olmak için kendi savaş uçağı projesini ilerletmeye daha da kararlıydı.”

Haberde, “Türkiye, teknoloji ve altyapıdan uzmanlık ve üretim kapasitesine sahip çalışanlara kadar modern savaş uçaklarının üretimi için tüm değer zincirine sahip dünyadaki birkaç ülkeden biri olmak için çabalıyor. Modern sensörler, radarlar ve diğer savunma teknolojileri çeşitli Türk şirketlerinde geliştirilmektedir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

“Türkiye’nin umudu: Gökyüzündeki yeni savaşçı”

Flugrevue internet portalında da “Türkiye’nin umudu: Gökyüzündeki yeni savaşçı: Türk hayalet savaşçısı Kaan uçuyor” başlığıyla yayımlanan haberde, “21 Şubat’ta görünmezlik özelliğine sahip Türk savaş uçağı başarılı ilk uçuşunu gerçekleştirdi.” ifadesi kullanıldı.

Haberde, şunlar kaydedildi:

“Türk Hava Kuvvetlerinin geleceğin amiral gemisi, çarşamba sabahı Ankara yakınlarındaki Mürted’den ilk uçuşuyla havalandı. Test pilotu Barbaros Demirbaş, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Kaan’ın kontrolündeydi. Prototipe iki koltuklu F-16D Fighting Falcon eşlik ediyordu. Uçuş, muhtemelen sadece 13 dakika sürdü. Uçak, 2 bin 440 metre yüksekliğe ve 425 km/saat hıza ulaştı.”

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, “Kaan ile ülkemiz sadece beşinci nesil savaş uçağına değil, dünyada çok az ülkenin sahip olduğu teknolojilere de sahip olacak.” açıklamasına yer verilen haberde, şu bilgiler paylaşıldı:

“Beşinci nesil savaş uçağının geliştirilmesine 2016’da başlandı. Türkiye, uzun vadede F-16’nın yerini alacak modeli kullanmak istiyor. Fighting Falcon’da da kullanılan prototipteki GE motorları, gelecekte yerini Türkiye’de geliştirilen bir tahrike bırakacak. Seri üretime 2028’de başlanması planlanıyor.”

İskandinavya medyasından KAAN’ın ilk uçuşuna övgüler

İsveç’te yayın yapan Microsoft’un internet portalı MSN, “Türkiye’nin KAAN hayalet savaş uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığını kullandığı haberde, eski adıyla TF-X olarak bilinen beşinci nesil uçağın, Hava Savunma Komutanlığı envanterindeki yaşlanan F-16’ların yerini alması ve 2030’lu yıllardan itibaren aşamalı olarak kullanılmasının planlandığı kaydedildi.

“Gagadget.com” teknoloji haber sitesinin “Türkiye’nin beşinci nesil KAAN savaş uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla duyurduğu haberde, şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı olan KAAN (TF-X), 2017’den beri Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilmektedir. Uçağın ilk versiyonları 2013’te İstanbul Uluslararası Fuarı’nda sergilenmiştir. İlk KAAN prototipi 2022 sonbaharının sonlarında sunuldu. TUSAŞ, 2029’dan itibaren ayda iki uçak üretmeyi planladığını duyurdu. KAAN’ın maksimum hızı Mach 1,8 (2222 km/saat) olacak.”

Finlandiya’nın gazetelerinden Ilta Sanomat, “Türkiye’nin geliştirdiği yeni nesil gizli savaş uçağı ilk test uçuşunu yaptı” başlığıyla duyurduğu haberde, Fince de kralların kralı anlamına gelen KAAN’ın başarılı bir uçuş gerçekleştirdiğine dikkati çekildi.

KAAN’ın 13 dakika havada kaldığı aktarılan haberde, Kaan’ın seri üretiminin 2028’de başlayacağı, ilk serinin üretime girecek tüm uçaklarının 2040 yılında tamamlanacağının tahmin edildiği kaydedildi.

Norveç’te yeni nesil savunma silahlarının haberlerinin yer aldığı “forsvaretsforum.no” haber sitesi de “Türk savaş uçağı ilk kez havada” başlığını kullandı.

KAAN savaş uçağının 13 dakika boyunca havada kaldığı, 8 bin feet yüksekte 230 knot hıza ulaştığı bildirilen haberde, uçağın çok güçlü olmasına rağmen radara zor yakalandığına işaret edildi.

Danimarka’da yayın yapan “carroemotos.com” haber sitesi de “Türkiye, Kaan hayalet savaş uçağıyla ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığını kullandığı haberde, şu ifadelere yer verdi:

“Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen Kaan, Türkiye’nin savunma yeteneklerini güçlendirmeyi ve küresel sahnede stratejik konumunu geliştirmeyi amaçlayan en iddialı teknolojik atılımını temsil ediyor.”

KAAN, ABD basınında da ilgi uyandırdı

ABD merkezli The Defense Post haber sitesinin, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu “Türkiye’nin ilk yerli üretim muharip uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla duyurduğu haberde, KAAN, Türkiye’nin “F-16 uçaklarının yerini alma yönünde adım” olarak nitelendi.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmeleri ve Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürü Temel Kotil’in X sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlara da yer verildi.

The National Interest dergisinde yayımlanan bir yazıda da “Türkiye’nin hava-uzay endüstrisi, yerli KAAN muharip uçağının başarılı ilk uçuşuyla ülkenin savunma teknolojisinde artan becerilerinde önemli bir dönüm noktasına imza attı.” ifadesi yer aldı.

Dergideki yazıda ayrıca KAAN’ın ilk uçuşunun 13 dakika sürdüğü ve 230 knot hıza ulaştığı, piste pürüzsüz iniş yaptığı belirtildi.

Warrior Maven sitesindeki haberde de Türkiye’nin “kendi savaş uçağını” uçurduğuna dikkati çekilerek KAAN’ın özellikleriyle ilgili bilgi verildi.

Haberde ayrıca KAAN’ın, “Avrupalı rakiplerinden” daha iyi performans sergilediği ifade edildi.

İngiliz basınından KAAN’a ilgi

The Telegraph’ın haberinde, Türkiye’nin, kendi “hayalet savaş uçağını” geliştirme yolunda hızla ilerlediği aktarılırken KAAN’ın uçuşuyla ilgili bilgi verildi.

Haberde KAAN ile Türkiye’nin kendi beşinci nesil savaş uçağını geliştiren ve sahaya süren nadir ülkeden biri olacağı vurgulandı.

Forces sayfasının haberinde ise Türkiye’nin teknoloji, altyapı, insan kaynakları ve üretim kabiliyetleri gibi alanların tamamını da kapsayan “gelişmiş savaş uçağı üretimi” konusunda az sayıdaki ülkelerden biri olmak istediğine işaret edildi.

KAAN farklı bölgelerde haberlere konu oldu

Hindistan merkezli EurAsian Times’ın haberinde de KAAN’ın “tarihi ilk uçuşu” ile havalandığına yer verildi.

KAAN’ın uçuşunun “önemli bir başarı” olduğu aktarılan haberde, söz konusu uçuşun “dünya genelinde hayranlık” uyandırdığına vurgu yapıldı.

“Flight Global” isimli sayfada da Türkiye’nin son günlerde savunma ve havacılıkta “birçok dönüm noktasını” kutladığına değinilirken, Türk firmalarından övgüyle söz edildi.

Greek Reporter’ın haberinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor” sözlerine yer verilerek, KAAN’ın özellikleri anlatıldı.

Ürdün merkezli Al Bawaba’nın KAAN ile ilgili yaptığı haberde, dünya genelinde basının dikkatini KAAN’a yönelttiğine değinilirken, KAAN’ın sosyal medyada da büyük ilgi gördüğü kaydedildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dunya-basininda-milli-muharip-ucagi-kaana-ilgi-ve-ovgu-devam-ediyor/feed/ 0
Kırgızistan-Türkiye İş Forumu Bişkek’te düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/#respond Wed, 19 Jun 2024 09:06:29 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8419 Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye İş Forumu düzenlendi.

Forum, Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkanı Akılbek Caparov, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev, Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Bişkek Belediye Başkanı Aybek Cunuşaliyev ve Türkiye’den gelen 60 kişilik iş insanı heyetinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Caparov, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı.

Türk iş insanlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi.

2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan’ın Ticaret Temsilciliğinin açıldığını anımsattı.

Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.

“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”

Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Amangeldiyev de Kırgızistan’daki yatırım olanaklarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir.” dedi.

Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı.

Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş insanlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi.

Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu.

Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.

2024 yılı, Türkiye ile Kırgızistan için önemli bir yıl

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti.

Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir.” dedi.

Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum.” diye konuştu.

Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Türk iş insanı heyetinin temsilcisi Yavuz Altun, Kırgızistan’ı daha önce bir kez ziyaret ettiğini ve kendilerini “evlerinde gibi” hissettiklerini söyledi.

Altun, Kırgızistan’ın 200 milyonluk bir coğrafyaya hizmet etmek isteyen bütün üretici ve sanayiciler için muhteşem fırsatların bulunduğu bir ülke olduğunu vurguladı.

Forum kapsamında, ikili iş görüşmeler yapıldı ve yerel firmalar gıda alanındaki ürünlerini sergiledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/feed/ 0
DOSYA HABER/HAVACILIĞIN ALTIN ÇAĞI – GÖRÜŞ – KAAN, Türkiye’yi güçlü ve seçkin bir kulübün üyesi yapacak https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:49:10 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8210 Dr. Can Kasapoğlu, milli muharip uçak KAAN’ın Türk savunma sanayii için önemini ve uluslararası rekabeti nasıl etkileyeceğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

5’inci nesil taktik askeri havacılık kabiliyeti olarak tasarlanan KAAN, Türkiye’yi farklı bir kulübün üyesi yapmaya aday. KAAN, bu nedenle yalnızca bir savunma sanayii kilometre taşı değil, aynı zamanda jeopolitik olarak kritik bir anahtar. Zira, ilerleyen yıllarda NATO taktik askeri havacılık kabiliyetine F-22 ve F-35 dışında, 3’üncü ve 5’inci nesil savaş uçağı girecek ve bahse konu yetenek bir Türk platformu olacak.

KAAN nasıl bir 5’inci nesil kabiliyet sunacak?

İlk uçan prototipte tercih edilmese de KAAN’ın daha önce kamuoyuna verilen görüntülerinden dikkat çekici bir sensör konfigürasyonuna sahip olduğu anlaşıldı. Bu söz konusu veriler uluslararası savunma çevrelerinde de tartışıldı. KAAN’ın ayrı IRST (kızılötesi arama ve takipleme) ve EOTS (elektro-optik hedefleme) sistemleriyle mücehhez olduğu anlaşıldı. [1] O dönemde yayımlanan değerlendirmelerde, IRST sistemlerinin dizaynları gereği radar karıştırma yapan elektronik harp tehditlerine karşı mukavim olacağı ve klasik sensörleri aldatan bazı düşük görünürlük özelliklerini aşabileceği, dolayısıyla KAAN’a, stealth uçaklar karşısında bir avantaj sağlayacağı vurgulandı. IRST ve EOTS sistemlerinin birbirlerinden ayrılmasının, sensör konfigürasyonu açısından ciddi avantajlar sağlayabileceği de not edildi. Üzerinde çok konuşulan savaş uçağı, geçtiğimiz günlerde havalanarak programın ileri bir aşamaya geçtiğini dünyaya gösterdi.

KAAN nasıl ilerleyecek?

Kategorik olarak KAAN’la ilgili öncelikle dürüst ancak müteakiben de iddialı iki değerlendirme yapmak gerekiyor. Öncelikle şunun anlaşılması önemli; KAAN bir uçağın değil bir ailenin adı. Sadece KAAN’ı değil, söz konusu ailenin mensubu olan birçok varyasyonu izleyeceğiz. Muhtemelen ilk jenerasyon KAAN envantere girdiğinde 4,5 nesil savaş uçaklarının üzerinde bir muharip performans ortaya koyacak. Türk Hava Kuvvetleri ve NATO müttefik askeri havacılık kapasitesine yeni bir kabiliyet seti kazandırılacak. Öte yandan, envanterdeki ilk KAAN’ın, 5’inci nesil profili bakımından F-35’le kıyaslandığında bazı handikapları da elbette bulunacaktır. KAAN ailesinin daha gelişmiş varyasyonları ise aradaki farkı kapatmayı hedefleyecek.

İkincisi; KAAN’a ilişkin planlar Türkiye’nin sadece 5’inci klasik bir perspektifle yetinmeyeceğini ortaya koyuyor. Türk savunma tartışmalarına yansıyan haberler, Baykar KIZILELMA ve TUSAŞ ANKA-3 stratejik silahlı insansız hava araçlarının, KAAN’la müşterek harekat icra etmesine dair mülahazayı açıkça seslendirdi. Teknik olarak söz konusu konsept loyal wingman olarak literatüre girdi ve Londra liderliğindeki Tempest Projesi gibi 6’ncı nesil taktik askeri havacılık paradigmasının bir parçası oldu. Daha açık ifade etmek gerekirse, Türk savunma planlayıcılarının KAAN’a ilişkin büyük hedefleri var.

Uluslararası rekabet ve KAAN

KAAN gibi üst düzey yetenekler sadece milli envanteri şekillendirmek üzere hayata geçirilmez. Üst segmentlerde savunma çözümleri, siyasi ağırlıkları yüksek ekonomik değerlerdir. KAAN’a böyle bir bakış açısıyla yaklaşmak gerek. 2030’lu yıllara gelindiğinde, dünyanın 5’inci nesil uçaklarla ve onları ikame edebilecek üst düzey 4,5 nesil ara çözümlerle ilgili çok fazla seçeneği olmayacak. F-35, market performansı gereği halihazırda başarılı bir proje. NATO envanterleri ve ötesinde satışları beklenenin üstünde bir çizgi izledi. Ayrı bir parantez açmak gerekirse, tam da bundan dolayı Türkiye’nin F-35 projesine dönüşü, Türk Hava Kuvvetleri’nden daha çok Türk savunma sanayii için önemli. KAAN’ın F-35’i halihazırda hava kuvvetlerinde bulunduran pazarlardan pay alması kulağa hoş gelebilir ancak gerçekçi olmak gerekirse kolay değil. Zira, Türkiye’nin yeni bir alım paketini ilerlettiği F-16V ve F-35’le birlikte Lockheed Martin’in uluslararası savunma pazarındaki hakimiyeti, önümüzdeki yıllarda bilhassa taktik askeri havacılık çözümlerinde istikrarlı bir şekilde artacaktır. Öte yandan, siyasi tahditler ya da savunma ekonomisi nedenleriyle F-35’e ulaşamayan ülkeler için KAAN ideal bir alternatif olacak, zira klasik 4,5 nesil uçakların ötesinde bir kapasite sağlayacaktır. Ayrıca Sovyet-Rus envanterlerini NATO standartlarına yükseltmek isteyen ya da CAATSA yaptırımlarından çekinen devletler için, KAAN ciddi bir alternatif teşkil edecektir.

Avrupalı NATO çözümlerinin arasında da KAAN’ın şansı yüksek. Diğer NATO müttefiklerinin savaş uçağı pazarına bakıldığında, İsveç’li Gripen düşük maliyetli bir 4,5 nesil çözüm sunmasına karşın savunma pazarı başarısıyla ön plana çıkamadı. NATO ittifakı içinde İsveç, son kullanıcının yanı sıra oldukça küçük Macaristan pazarıyla sınırlı kaldı. Gripen’ın NATO dışında, en kayda değer başarısı ise Brezilya’ya ihracı oldu. ABD seçeneğine alternatif bir diğer NATO çözümü olan 4,5 nesil Fransız Dassault Rafale ise nispeten iyi bir sezon geçirmekte ve uluslararası marjı güçlü. Özellikle, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Huawei’yle 5G anlaşması sonrası F-35 alımının suya düşmesi, Dassault Rafale için milyarlarca dolarlık bir fırsat penceresini de araladı. Öte yandan, Fransızların önemli bir sorunu olan; Endonezya, Yunanistan, BAE, Katar, Hindistan ve Fransa alımları nedeniyle Dassault’nun Rafale endüstriyel kapasitesi sınırlarına dayandı. Açık kaynaklı veriler 238 platformun beklediğini ortaya koyuyor. [2] Fransız-Alman 6’ncı nesil havacılık projesinin ihraç potansiyelinin önündeki en büyük engelse, ironik biçimde Berlin. Almanların savunma ihracatı kısıtları, Fransızların başını hayli ağrıtacak gibi duruyor.

KAAN’ın pazar marjı için dikkatle takip etmemiz gereken proje, Güney Kore’nin KAI KF-21 Borame çözümü. Borame için iki temel trendi dikkatle izlememiz gerekecek. Bunlardan ilki; özellikle Polonya üzerinden NATO bölgesinin projeye ilgisi, diğeriyse Suudi Arabistan ve BAE vektörleri üzerinden milyarlarca dolarlık hacmiyle Körfez Arap silah pazarının göstereceği refleks. KAAN’la halihazırda 3 ülkenin ilgilendiği değerlendiriliyor. Bunlar Ukrayna, Azerbaycan ve Pakistan. Nitekim, son derece deneyimli ve kariyerli bir diplomat olan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, ülkesinin KAAN’la ilgilendiğini Türk basınına açıkça deklare etti. Elbette, Ukrayna savunma sanayiinin, KAAN’ın nihai motoruna ilgi alaka gösterdiği ayrıca belirtilmeli.

Azerbaycan’ın KAAN’a geçişi, Bakü için ciddi bir anlam ifade edecek ve söz konusu anlam “tek millet iki devlet” paradigmasının da ötesinde. Azerbaycan Hava Kuvvetleri’nin temel avcı ve multirole görevlerinde kullandığı savaş uçağı Mig-29. Siyasi-askeri ve jeopolitik nedenlerle, sözü edilen Sovyet-Rus sistem bağımlılığının sürdürülmesiyse akıllıca bir tercih değil. Bakü, son olarak JF-17 tercihiyle gündeme geldi ancak söz konusu Çin destekli Pakistan üretimi savaş uçağı, KAAN’la aynı segmentte değil, daha çok düşük maliyetli, gelişmiş bir 4’üncü nesil çözümdür. KAAN, yakın gelecekte, Azerbaycan’ın siyasi nedenlerle ulaşabileceği NATO standartlarında tek taktik askeri havacılık unsuru olacak. Elbette İslamabad, dünyanın en önemli silah pazarlarından biri. KAAN’ın söz konusu ülkeye girmesiyse, tıpkı Orta Doğu dron pazarındaki Türkiye-Çin rekabeti gibi, başka bir Türk-Çin savunma rekabetini gözler önüne serecektir.

Analizin sonunda bir hususa dikkati çekmek gerekiyor; loyal wingman konsepti, sensör füzyonu ve stealth uçak geometrisi, 4,5 ve 5’nci nesil askeri havacılık çözümleri rekabeti gibi konulardan bahsettik. İşte özetle KAAN’ın en kritik niteliği de bu olacaktır. İncelemeye konu savaş uçağı, Türkiye’yi farklı teknolojik ve jeopolitik ajandaya taşımaya adaydır. Türkiye, artık NATO ittifakı içinde 5’nci nesil askeri havacılık yeteneği üreten bir kulübün üyesi olacak.

[1] Joseph Trevithick, “Unique Sensor Setup Emerges On Turkey’s Stealthy New Fighter”, TWZ, Ocak 2023.

[2] Douglas Barrie, “Dassault’s Whirlwind Of Rafale Orders May Be Too Much Of A Good Thing”, IISS, Ocak 2024.

[Dr. Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü kıdemli analistidir. Askeri bilimler ve açık kaynaklı savunma istihbaratı konularında uzmandır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dosya-haber-havaciligin-altin-cagi-gorus-kaan-turkiyeyi-guclu-ve-seckin-bir-kulubun-uyesi-yapacak/feed/ 0
Japonya Büyükelçisi: Türkiye ile üçüncü ülkelerle işbirliği yapmanın zamanı geldi https://www.kanal7haber.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/#respond Sat, 15 Jun 2024 09:03:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8167 Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, Türk ve Japon hükümetlerinin “Ekonomik Ortaklık Anlaşması” görüşmelerini sürdürdüğünü belirterek, “Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” dedi.

Katsumata, Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılı vesilesiyle AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye-Japonya ilişkilerinin bir asırdan daha uzun süren, karşılıklı güvene dayanan, dünya savaşı ve iki ülkedeki doğal afetler gibi birçok zorluğun üstesinden gelen çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerinin 1924 yılına dayandığını söyledi.

Katsumata, Japonya’nın 1925’te Orta Doğu’daki ilk büyükelçiliğini Türkiye’de açtığını anımsatarak, “Bu, Japonya hükümetinin ilişkilerimize çok önem verdiği anlamına geliyor.” dedi.

Türk hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmasını desteklemek için girişimde bulunduğunu hatırlatarak Katsumata, bunun için teşekkür etti.

İki ülke ilişkilerinin güvene dayalı olduğunu ve birçok doğal afet ve depremle de güçlendiğini kaydeden Katsumata, “Bu zor zamanları aşmamızla gerçek dostu bulabildik. Türkçe atasözünde olduğu gibi, ‘Dost kara günde belli olur.'” ifadesini kullandı.

Katsumata, Japon ve Türk halklarının gelecek nesillerinin birbirine bağlanmasında köprü görevi görmeyi sürdürmek için çabaladığını belirtti.

“Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız”

Bu yılın “çok önemli” olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke diplomatik ilişkilerinin 100. yılını tüm sene boyunca kutlamak istediklerine işaret etti.

İki ülke arasındaki ortak etkinliklere değinen Katsumata, bu konuda Türkiye’deki çalışmaları ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak “kardeş şehirler” olarak yürüttüklerini söyledi.

Katsumata, “Sadece Ankara veya İstanbul gibi büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, etkinliklerimizi bölgesel olarak da genişletmeye çalışıyoruz.” dedi.

Bu bağlamda 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki depremzedeleri desteklemek istediklerini vurgulayan Katsumata, ilk etkinlik olarak Büyük Doğu Japonya depreminin arka planını içeren animasyon filmini gösterdiklerini anlattı.

Katsumata, depremzede çocukları destekleyeceklerinin altını çizerek, “Türkiye genelinde çok sayıda judo topluluğu bulunuyor. Judo yapan öğrencileri, çocukları teşvik ediyoruz. Önümüzdeki ay Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız.” diye konuştu.

Türk Japon Vakfı aracılığıyla Japonya’nın deprem mağduru Hyogo vilayeti ile işbirliğinde depremle ilgili birçok etkinlik düzenleneceğini kaydeden Büyükelçi, depremden etkilenen bölgelerde yaşayanları destekleyen etkinliklere de ev sahipliği yapacaklarını belirtti.

Katsumata, “Böylece dostluğumuzu pekiştirmek, sürdürmek ve güçlendirmek için böyle güzel bir fırsat yaratmak istiyoruz.” dedi.

“Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum”

İki ülke arasında gelecekteki işbirliği alanlarına da değinen Katsumata, daha fazla potansiyelin ve çalışma alanının olduğunu vurguladı.

Katsumata, “Öncelikle, Japonya ve Türkiye, deprem ülkeleri olduğundan gelecek nesillerin afet zararlarından daha az etkilenmesi için çaba harcamamız gerekiyor.” dedi. Bu konuda Japonya’nın çok deneyimli olduğuna dikkati çeken Katsumata, bu deneyim sayesinde teknolojiyi ve depreme dayanıklı koruma mimarisini geliştirebildiklerini söyledi.

Katsumata, “Dolayısıyla ülkenize ve deprem bölgesindeki insanlara acil yardım veya tıbbi destek gibi ilk desteklerimizin yanı sıra şimdi geleceğe yönelik işbirliği için daha fazla enerji üretmenin zamanı geldi.” ifadesini kullandı.

Bölgede özel sektörle de işbirliği yaparak birçok projeye başladıklarını aktaran Katsumata, “Geleceğe yönelik ilişkilerimizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum.” dedi.

Katsumata, Türkiye’nin ilk astronotunun başarıyla görevini tamamladığını belirterek, Japonya’nın da Ay’a iniş konusunda çok fazla deneyime sahip olduğunu dile getirdi.

Büyükelçi Katsumata, “Bilimsel teknoloji, birlikte çalışmak için çok büyük bir alandır, gelecekteki işbirliği alanımızdır.” dedi.

İstanbul’da “Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin açılması için” birlikte çalışıldığını anlatan Katsumata, bilimsel teknolojide işbirliğinin önemini vurguladı.

Katsumata, Türkiye ile işbirliği alanlarının sağlık hizmetleri, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi alanlara da genişlediğini belirterek, bu alanlardaki aktörlerin genç nesiller olacağını söyledi.

“Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır”

İki ülke arasındaki mevcut ekonomik ilişkiler ve geleceğe yönelik hedeflerle ilgili Büyükelçi, “Ekonomik açıdan bakıldığında, Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır. Türkiye, artık G20 ülkeleri gibi, dünyanın 20 ülkesi arasında yer alıyor ama bölgesinde de çok büyük bir ekonomiye sahip.” değerlendirmesini yaptı.

Katsumata, Japonya’nın da Asya Pasifik’teki ekonominin ve para sisteminin merkezinde yer aldığını belirterek, iki ülke arasındaki 10 bin kilometrelik mesafeye rağmen iyi dostluk ve iddialı ekonomik yaklaşımla ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin jeopolitik önemine dikkati çeken Katsumata, Türkiye’nin birçok ülkeye ulaşılabilir olduğunu dile getirdi.

Katsumata, Türkiye’nin nüfus yapısı gibi birçok avantajının da bulunduğunu, genç nüfusa ve yetenekli insan kaynağına sahip olduğunu söyledi.

Büyükelçi Katsumata, “Türkiye’nin bu avantajını, Japonya’nın da böyle bir teknoloji avantajını kullanarak ekonomi iş ağlarımızı küresel çapta yayarak artık daha iyi ortaklıklar kurmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“Hükümetlerimiz Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor”

İki ülke arasındaki Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerine değinen Katsumata, şu ifadeleri kullandı:

“Ortaya çıkan bu işbirliklerini desteklemek amacıyla hükümetlerimiz şu anda Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor. Bu ticaretimizi, yatırımımızı, iş kurallarımızı ve adil rekabeti kapsamlı şekilde içeriyor. Gelecekte işbirliğimizi, ekonomiyi ve yatırımları artıracak en önemli itici gücün bu olabileceğini düşünüyorum.”

Söz konusu Ekonomik Ortaklık Anlaşması için çok çalıştıklarını belirten Katsumata, “Bu, üçüncü ülkelerdeki yeni ikili ticaret ve yatırım ilişkimiz için çok güçlü bir motor olabilir.” dedi.

Katsumata, Japon firmalarının “Türkiye’deki kaliteli insan kaynağını kullanarak burada iyi ürünler yapmak ve Türkiye’den AB gibi diğer ülkelere ihracat yapma konusunda” oldukça istekli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bunun, ülkelerimiz arasında ‘kazan-kazan’ ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bu, şu anda yaptığımız önemli şeylerden biri. Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.”

Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin Orta Asya’da ve bazı Afrika ülkelerinde ortak projeler yürüttüğünü aktardı.

“Aynı zamanda Ukrayna’nın yeniden inşası için de işbirliği yapmamız gerekiyor.” diyen Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin çok fazla deneyime, beceriye ve erişilebilirliğe sahip olduğunu vurguladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’de uluslararası yatırımcılar ve fon yöneticileriyle bir araya geldi https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-uluslararasi-yatirimcilar-ve-fon-yoneticileriyle-bir-araya-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-uluslararasi-yatirimcilar-ve-fon-yoneticileriyle-bir-araya-geldi/#respond Thu, 13 Jun 2024 21:12:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8093 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere temasları kapsamında uluslararası yatırımcılar ve fon yöneticileriyle bir araya geldi.

Londra Borsası’nda gerçekleştirilen etkinlikte uluslararası yatırımcı ve fon yöneticileriyle buluşan Yılmaz, Türk ekonomisindeki gelişmeler ve ekonomiyi daha güçlü hale getirmek için atılan adımlara değindi.

Dünyada büyüme ortalamasının 2024’te yüzde 3 olması beklentisine değinen Yılmaz, Türkiye’nin büyümeyi destekleyen politikalar ve tedbirleri kararlılıkla hayata geçirdiğini bildirdi.

Türkiye’nin son 20 yılda 13 dönem üst üste büyüme başarısı gösterdiğini ve ortalama yıllık büyümenin yüzde 5,4 olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Türkiye, 2023’ün ilk 9 ayında yüzde 4,7 büyüdü. Orta Vadeli Programda da (OVP) öngördüğümüz üzere yıllık büyüme beklentimiz yüzde 4,4.” diye konuştu.

Geçen yıl mal ihracatının tarihi rekor kırarak 256 milyar dolarla OVP’de hedeflenenin üzerine çıktığını anlatan Yılmaz, “Hizmet ihracatında daha da iyi bir durumdayız. Geçen sene hizmet ihracatında 100 milyar dolar sınırını aştık ve hedeflerimizi gerçekleştirdik. Turizm gelirlerimiz de oldukça tatmin edici. Talep sorunları ve jeopolitik gelişmelere rağmen geçen sene 57 milyon turisti geçtik ve yaklaşık 54 milyar dolar gelir ettik.” dedi.

“Enflasyonun 2026’da tek haneye düşmesini bekliyoruz”

Geçen yılın işsizlik rakamlarına bakıldığında yıl sonu işsizlik beklentisinin yüzde 10’un altında, tek haneli olarak gerçekleşeceğine işaret eden Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranı 6,4 olarak hesaplanırken, geçen yıl yüzde 5,4 olarak gerçekleştiğini söyledi.

Merkez Bankası rezervinin 134 milyar dolara yükseldiğini belirten Yılmaz, “Uluslararası sermaye girişi, döviz kurundaki hareketliliğin azalmasıyla hızlandı ve finansal koşullar iyileşti. Politikalarımız, özellikle de güncellenen politikalarımız, para birimimizin istikrarını güçlendirdi ve döviz piyasalarımızdaki oynaklığı azalttı.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, kur korumalı mevduatlardan çıkışın da finans piyasalarını etkilemeden yapıldığına dikkati çekerek, “Yeni politikalarımız ve siyasi ortamımızla, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler sonrasında elde edilen başarı ile artan sermaye girişinden faydalanabileceğimize inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de geçen yıl yapılan seçimlerin ardından belirsizliğin ortadan kalktığını kaydeden Yılmaz, “OVP’nin temel amacı, istikrarlı bir büyüme ortamı oluşturmak, orta vadede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek ve 2024’te yüzde 4’lük bir büyümeyi hedefleyerek hem iç hem de dış dengeyi sağlamak.” diye konuştu.

Enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan politikaların sonuçlarını vermeye başladığına da vurgu yapan Yılmaz, “2025’te enflasyonu düşürme politikalarımızın devamıyla yüzde 15’e inmesini, 2026’da tek haneye düşmesini bekliyoruz.” dedi.

“Şu ana kadar takip ettiğimiz ekonomik program amaçlandığı gibi çalışıyor”

Bu yıl ihracat gelirinde 267 milyar dolar, turizm gelirlerinde ise 60 milyar dolarlık bir hedeften söz eden Yılmaz, geçen yıl cari açığın bütçedeki payının yüzde 4,2 olduğuna, bu yılki hedefin yüzde 3 olduğuna işaret etti.

Yılmaz, orta vadede hedefin yüzde 2 olduğunun, OVP’de yapısal reformları belirleyip bir takvime bağladıklarının altını çizerek, “Para ve maliye politikaları dışında yapısal reformlara ilişkin de detaylı bir listeye sahibiz. Yapısal reformların orta vadede somut sonuçlarla katkı sağladığını, kısa vadede ise beklentiler oluşturduğuna inanıyoruz. Yapısal reformları başarırsanız bunlar gelecek için daha fazla güven ortamı yaratır ve kısa vadede etkileri olur.” ifadelerini kullandı.

Yeşil ve dijital dönüşüm ile 2053 hedeflerine de değinen Yılmaz, “Merkez Bankamızın para politikası çerçevesinde uyguladığı sadeleştirme ve sıkılaştırma adımları devam ederek mali istikrarı güçlendirecek ve maliye politikalarımızla eşgüdümlü olarak piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracaktır.” değerlendirmesini yaptı.

“Şu ana kadar takip ettiğimiz ekonomik program amaçlandığı gibi çalışıyor.” diyen Yılmaz, “Politikalarımız sonuç vermeye başlarken, kalıcı fiyat istikrarını sağlamak için ekonomi politikalarımız, enflasyonla mücadeleyi ön planda tutarak düzenlenmeye devam edecek.” diye konuştu.

Yılmaz, fiyat istikrarının sağlanmasına verilen öneme dikkati çekerken, enflasyonu düşürmek için kararlılıkla mücadele edileceğinin altını çizdi.

“Hedefimiz, yatırımların kalitesini ve çeşitliliğini artırarak daha fazla yatırım çekmek”

Yılmaz, Türkiye’de 80 bin civarında uluslararası şirketin bulunduğunu ve son 20 yılda 260 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiğini ifade etti.

Çok uluslu şirketlerin faaliyetlerindeki artışa da değinen Yılmaz, “Yatırım ortamının iyileşeceği, yatırımcılar açısından öngörülebilirliğin artacağı ve yatırımcıların beklentilerinin daha yüksek düzeyde karşılanacağı bir ortamın oluşturulması için gerekli tüm adımları atıyoruz.” dedi.

İngiltere’den Türkiye’ye 2002-2023 yıllarında toplamda 13,8 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırımın yapıldığını kaydeden Yılmaz, bu miktarın İngiliz yatırımcıların Türkiye’ye duyduğu güvenin bir işareti olduğunu ifade etti.

Yılmaz, Türkiye’nin üç kıtanın ortasında yer alarak önemli bir ticaret merkezi olma potansiyeli bulunduğunu, en gelişmiş 10 Serbest Ticaret Anlaşması ağına sahip ülke arasında yer aldığının da altını çizerek, “Hedefimiz, yatırımların kalitesini ve çeşitliliğini artırarak daha fazla yatırım çekmek. Elektromobilite, yeşil enerji, kimya, petrokimya, bilgi işlem teknolojileri, yüksek kaliteli üretim teknolojileri, savunma ve havacılık, desteklediğimiz öncelikli sektörlerimizdir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yatırımcılara her türlü desteği vermeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-uluslararasi-yatirimcilar-ve-fon-yoneticileriyle-bir-araya-geldi/feed/ 0
Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ele alan ‘Mehmed: Fetihler Sultanı’ dizisi başladı https://www.kanal7haber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:57:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8083 Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ele alan “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisi, TRT 1’de ekran yolculuğuna başladı.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ilk bölüm izlemesine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un yanı sıra dizinin oyuncuları ve teknik ekibi katıldı.

TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, gazetecilere, TRT olarak özel kanalların gerçekleştirmekte zorlanacağı projeleri yapmaya gayret ettiklerini belirterek, “Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak tarihimizi, milli, manevi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmayı, ecdadımızın kahramanlık hikayelerini anlatmayı, şerefli tarihimizin şanlı sayfalarını ekrana getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.” dedi.

Sobacı, “Mehmed: Fetihler Sultanı” projesine çok titizlikle hazırlandıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Uluslararası film platolarında tarihi yapıları aslıyla aynı şekilde inşa ettik. Dizimizin ilk bölümü için Mısır’ın en önemli platolarından biri olan Noor Cinema City’de günlerce çekim yaptık. Dizimizde önemli bir karakteri ifade eden Eyüp el-Ensari için Hollywood yıldızı Gassan’ı kamera karşısına geçirdik. Sadece ilk bölümünü çekmek 30 gün sürdü. 20 binden fazla kostüm üretildi. İstanbul’un fethini yeniden canlandırmak için 50 tane Osmanlı şahi topu, 50 tane Macar topu, 50 tane gemi topu üretildi. 500 kişilik dev bir sanat ekibi dekorları inşa etti. Dekorlar, aksesuarlar üç boyutlu modelleme ile özel olarak tasarlandı. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Han’ın büyük zaferine yaraşacak bir yapıtı ortaya çıkarabilmek açısından çok büyük bir gayret sarf ettik. Biliyoruz ki bizim tarihimiz mücadele ve zaferler tarihi. Bizim tarihimizdeki en önemli zaferlerden biri İstanbul’un fethidir. Bu fetih dünya tarihi açısından bir dönüm noktası oldu.”

Türk dizileri 170’ten fazla ülkede 750 milyon kişiye ulaşıyor

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, dizinin Osmanlı Devleti’nin önemli zaferlerinden birine ışık tutacak olmasının büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, arkasında büyük bir prodüksiyonun olduğunu ve TRT başta olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik ettiğini dile getirdi.

Mumcu, Türk dizilerinin dünya genelinde büyük ilgi gördüğüne ve ABD’den Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar 170’ten fazla ülkede yayımlanarak, yaklaşık 750 milyon kişiye ulaştığına dikkati çekti.

Türk dizi-film sektörünün, ihracatta dünyada ilk 3 ülke arasında yer aldığını ifade eden Mumcu, Türk dizilerinin satıldığı bölgelerde Türkiye’nin ve Türk kültürünün tanıtılmasında büyük bir rol oynadığını belirtti.

Mumcu, Bakanlık olarak sinema ve dizi film endüstrisinin gelişmesi ve nitelikli yapımların arttırılması amacıyla faaliyetlerine ve desteklerine yoğun bir şekilde devam edeceklerini söyledi.

“Özverili bir çalışma içerisindeyiz”

Oyuncu Sinan Albayrak da AA muhabirine, yapımda “Zağanos Paşa” karakterini canlandırdığını aktararak, “Gerçekten büyük bütçelerle, büyük hazırlıklarla hayata geçti. Hazırlığı biraz sıkılaştırmak zorunda kaldık yayına daha hızlı geçebilmek adına. Gerçekten çok özverili bir çalışma içerisindeyiz.” diye konuştu.

Fatih Sultan Mehmet’in omuz omuza savaş verdiği önemli bir karaktere hayat verdiğini ifade eden Albayrak, Zağanos Paşa’nın güvenilir, sağlam, sert ve disiplinli bir karakter olduğunu dile getirdi.

“Seyirciyi soluksuz bir macera bekliyor”

Oyuncu Ali Nuri Türkoğlu ise İstanbul’un Fethi’nin nasıl gerçekleştiğini tüm yönleriyle anlatan bir yapıma imza attıklarını vurgulayarak, “Şehzade Orhan gibi seyircimizi biraz kızdıracak, üzecek bir karakteri oynuyorum. Seyirciyi gerçekten soluksuz bir macera bekliyor. Seyirciyle beraber izlemeyi bekledim. Hepimizi çok heyecanlandıran bir iş oldu. Ben de izleyebileceğim işlerde oynamaya çalışıyorum.” dedi.

Çekimlerin keyifli ve zor geçtiğine de değinen Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kolay olanın zevki yok zaten. Zor bir iş bu. Bol at sahnemiz var, zorlanıyoruz tabii. Kışı, çamuru, yağmuru var ama bir işi yapmak için eğer aşkla sarıldıysanız o iş zevkli hale geliyor. Biz inanın öyle özveriyle iki ekip çekiyoruz. Zamanla da yarışıyoruz. TRT seyircisi iyi projeleri hak ediyor. Son zamanlarda sorumlu yayıncılık meselesinin altını bu işlerle çiziyor.”

Yapımcılığını Eyüp Gökhan Özekin’in, yönetmenliğini Şafak Bal’ın üstlendiği dizinin oyuncu kadrosunda ayrıca Serkan Çayoğlu, Selim Bayraktar, Fikret Kuşkan, Tuba Ünsal, Kenan Çoban, Bülent Alkış, Seçkin Özdemir ve Esila Umut yer alıyor.

İlk bölümü yayınlanan dizinin birinci bölüm konusu ise şöyle:

“Şehzade Alaaddin’in beklenmedik ölümüyle sarsılan Murad Han, Bursa’ya çekilir. Yerine oğlu Şehzade Mehmed geçer. Mehmed, Avrupalı devletler tarafından toy gözükse de gerçekte durum farklıdır. Tahta çıkan Sultan Mehmed, ilk büyük mücadelesini Bizans’a sığınan ve destek alan Orhan’a karşı verecektir. Orhan, Mehmed’in genç ve toy olduğunu düşünerek onu alt etmek isterken, Mehmed tahtın sahibi olduğunu kanıtlamak için onunla mücadele etmektedir. Sultan Mehmed’in aklında bir düş vardır: Konstantiniyye’yi fethetmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için vezirleri toplar. Ancak çevresindekiler Mehmed’in maksadını anlamazlar. Çandarlı’nın liderliğindeki bir grup, Konstantiniyye’nin alınmasının zor olduğunu düşünerek Mehmed’i ikna etmeye çalışır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’de Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:45:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8081 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da Türk iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da temaslarına devam ediyor. Yılmaz, Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda buluştu. Yılmaz yaptığı konuşmada, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı. Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız” dedi.

“Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor”

Türkiye ekonomisinin ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aştığını belirten Yılmaz, “Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız” ifadelerini kullandı.

Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin açıklamalar da yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de bildirdi. Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu kaydetti.

“Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var”

Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor” dedi.

“Ticaret dengemizdeki iyileşme devam ediyor”

Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, “İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor” dedi.

Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu” ifadelerini kullandı.

“Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indi”

Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu bildirdi. Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun şartlarda ulaşması bakımından çok önemli olduğuna dikkat çekti.

“Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz”

Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu belirtti. Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, “İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder” dedi.

“Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu belirten Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz” dedi.

AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefini bildirdi. Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağını belirtti. İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program” ifadelerini kullandı. Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.

Yılmaz, Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi

Yılmaz, Londra’daki temasları çerçevesinde İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi. Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.

Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı. – LONDRA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’de Türk iş dünyası ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle buluştu https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-ve-kibrisli-turk-toplum-temsilcileriyle-bulustu/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-ve-kibrisli-turk-toplum-temsilcileriyle-bulustu/#respond Tue, 11 Jun 2024 21:30:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8048 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirdiği temaslar kapsamında Türk iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle buluştu.

Yılmaz, İngiltere temasları kapsamında ilk olarak Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda bir araya geldi.

Burada bir konuşma yapan Yılmaz, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihsel ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek, Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı.

Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız.” dedi.

Yılmaz, “Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor. Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız.” diye konuştu.

Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmeler de yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de ifade etti.

“Ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor”

Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkati çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu belirtti.

Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor.” ifadelerini kullandı.

Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, şunları söyledi:

“İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor.”

İşsizlikte tek hane beklentisi

Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu.” ifadelerini kullandı.

Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu kaydetti.

Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun koşullarda ulaşması bakımından çok önemli olduğunun altını çizdi.

Yapısal reformlar OVP’ye girdi

Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu kaydetti.

Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu kaydeden Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz.” dedi.

“Cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira kredi”

AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini anımsatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefine işaret etti.

Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağının altını çizdi.

İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.

Toplum temsilcileriyle bir araya geldi

Yılmaz, Londra’daki temasları kapsamında İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi.

Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.

Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-ve-kibrisli-turk-toplum-temsilcileriyle-bulustu/feed/ 0
Türk ve Afrikalı iş insanları WCI Forumu’nda küresel işbirliği fırsatı için bir araya geldi https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:33:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7993 Türk ve Afrikalı iş insanları WCI Forumu’nda küresel işbirliği fırsatı için bir araya geldi

İSTANBUL – İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici İstanbul’da buluştu.

İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Açılış töreninde siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici ve ihracatçı, 2 gün boyunca ikili iş görüşmelerine katılacaklar.

İWCI Forum bu yıl “Gelecek Afrika’da; geleceği yakala” sloganıyla düzenlenirken uluslararası işbirliği, inovasyon ve Afrika kıtasında sürdürülebilir ticaretin merkezi olmayı hedefliyor. Katılımcılar arasında bulunan iş insanları, ticari heyetler ve üreticiler, etkinlik boyunca çeşitli sektörlerde işbirliği fırsatlarını değerlendirecekler.

“Hizmet ihracatını 2024 yılında 110 milyar dolara çıkartmak istiyoruz”

Bu forumun ülkemiz ve Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırım fırsatları için bir araya geldiklerini belirten Ticaret Bakanı Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Afrika son zamanlarda sosyal, ekonomik ve siyasal alanda kaydettiği ilerleme ile dünyanın ilgi odağı halindedir. Türkiye ve Afrika kıtası Ortadoğu ve İslam dünyasında ortak kültürel mirasa sahip olmak ile birlikte başlıca ticaret ortaklarımız arasında yer almaktadır. Kıta ile son 5 yılda karşılıklı ticaretimiz yaklaşık 5 kat artış ile 2023 yılında yaklaşık 32 milyar dolara ulaşırken, 2024 yılına ise güzel başladık. Ocak ayında, ikili ticaretimiz yüzde 26 artış ile 3 milyar dolara yükseldiğini gördük. Afrika kıtasına ihracatımız ise 2002 yılına göre 12 kat artarak 2023 yılında 21,3 milyar dolara yükseldi. Kıtada bulunana 54 ülkeye ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 8,3’ünü oluşturuyor. Hizmet ise ihracatı Afrika ile büyük bir potansiyele ulaştı. Türkiye hizmet ihracatını son 20 yılda 7 kat arttırarak 100 milyar dolara ulaştırdı. 2024 yılında bunu 110 milyar dolara ulaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz”

Forumun bu yıl 10’uncusunu düzenlediklerini ifade eden WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, “Bu yıl amacımız, Türk Kobileri ile Afrika traderlerini buluşturmak. Türkiye’den 500 tane kobimiz var ve 68 farklı şehirden insan var. Afrika’dan 53 farklı ülkeden 1600’ın üzerinde iş insanı var. Biz bu sene sonuç odaklı bir strateji yaptık. Bu organizasyon sayesinde bugün burada 2,5 milyon dolar ihracata ulaşmış bir Kayserili bir üreticiyi, 40 bin dolarla başlattığı ticareti yıllık 1 milyon dolar ihracata taşımış Ordulu bir üreticiyi, Batmandan ise bir üreticimizin 120 bin dolara 3 ayda gördüğü hikayeleri paylaştık. Amacımız burada, Türkiye gelişmek isteyen bir ülke olmak istiyorsa, 244 milyar dolar ihracatımızı, 500 milyar dolara, yüzde 1,06 olan dünya ticaretinden aldığımız payı yüzde 1,30’a çıkartmış oluruz. Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz” ifadelerini kullandı.

“Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı var”

Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı olduğunu belirten Bengisu, “Afrika’nın artık teknolojik yatırımlar, sanayi ile ilgili iletişim kurmak, ulaşım, telekomünikasyon, iletişim gibi alanlara ihtiyaçlar var. O yüzden bu alanlar için Türkiye Afrika için önemli bir fırsat. Afrika’nın tabiki tekstile, inşaat gibi birçok alana ihtiyacı var. Ama artık öncelikler değişti. Odağımızı artık açtık. Bugüne kadar uzanmadığımız ülkelere uzanıyoruz. Yeşil burun, Angola, Mozambik gibi ülkelere uzandık. Burada bugün 50 tane Portekizce konuşan müşterilerimiz var.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/feed/ 0
İstiklal Marşı’nın Bestecisi Osman Zeki Üngör’ün Vefatının Üzerinden 66 Yıl Geçti https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-marsinin-bestecisi-osman-zeki-ungorun-vefatinin-uzerinden-66-yil-gecti/ https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-marsinin-bestecisi-osman-zeki-ungorun-vefatinin-uzerinden-66-yil-gecti/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:51:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7934 İstiklal Marşı’nın bestecisi, keman virtüözü, ilk senfonik orkestranın kurucularından ve ilk orkestra şeflerinden Osman Zeki Üngör’ün vefatının üzerinden 66 yıl geçti.

Muzıka-yi Hümayun bünyesinde “Fasl’ı Cedid’i tertip eden Santuri Hilmi Bey’in torunu olan Üngör, Üsküdar’da 1880’de dünyaya geldi.

Usta sanatçı, dedesinin isteğiyle 7 yaşında çalmaya başladığı kemanda ustalaştı ve 11 yaşına geldiğinde Muzıka-yi Hümayun’da senfonik orkestra üyeliğine seçildi.

Bandodaki yeteneğiyle 2. Abdülhamid’in dikkatini çeken ve Batı müziği öğrenimi görüp konser kemancısı olarak yetiştirilen Üngör, o tarihten itibaren özel hocalarla çalıştı.

Osman Zeki Üngör, Vondra Bey’den keman, D’Aronda Paşa’dan müzik nazariyatı, solfej, klasik fon felsefesi ve tarih dersleri aldı. Sanatçı, eğitimlerin sonunda ilk Türk konser kemancısı oldu.

Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesinin şefliğini yaptı

Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi’nde öğrenim gören Üngör, resitallerde ve sarayın resmi davetlerinde çalarken, Fasl’ı Cedid ile Saffet Atabinen’in ilk defa düzenlediği senfoni orkestrasında başkemancı olarak görev yaptı.

Üngör, binbaşı rütbesiyle Saray Orkestrası şefliğini üstlendiğinde, repertuvarında çoğunlukla marşlar ve popüler parçalar bulunan orkestrayı modernleştirme çabasındaki Atabilen’i destekleyen sanatçıların başında geldi.

Muzıka-yi Hümayun’da ve İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğretmenlik yapan Üngör, bağımsız kadrosu olan ilk Türk senfoni orkestrasıyla Union Française’de ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi ve orkestra şefi olarak iki ay süren Avrupa turnesine çıktı.

Sanatçının ilk olarak Viyana’da, ardından Berlin, Dresden, Münih, Budapeşte ve Sofya’da sahne aldığı bu program, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesi oldu.

Avrupa şehirlerinde de orkestralar idare ederek konserler veren Üngör, asıl şöhretini Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı’nı 1922’de besteleyerek elde etti. Cumhuriyet’in ilanından sonra vazifesini Ankara’ya naklederek Ankara Riyaset-i Cumhur Musiki Hey’eti şefi oldu.

Musiki Muallim Mektebi’nin kurulmasında da önemli rol oynayan Üngör, 1924’ten 1934’e kadar bu okulun müdürlüğünü üstlendi.

Üngör, 1926’da Türkiye’nin tanıtımını yapmak için Avrupa sahilini boydan boya dolaşan Karadeniz Gemisi’yle gezecek orkestrayı oluşturdu ve 4 ay boyunca her limanda konser verdi.

Emekliye 1934’te ayrılan besteci, 28 Şubat 1958’de İstanbul’da vefat etti. Cenaze töreninde özel izinle İstiklal Marşı çalınan Üngör’den önce bu izin sadece Mehmet Akif Ersoy için verilmişti.

Üngör’ün başlıca eserleri, “İstiklal Marşı”, “İlim Marşı”, “Azmü Ümit Marşı”, “Töre Marşı”, “Türk Çocukları” ve “Cumhuriyet Marşı” oldu.

İstiklal Marşı’nın bestelenmesi

Osman Zeki Üngör, İstiklal Marşı’nın besteleniş hikayesini şöyle anlatmıştı:

“İstiklal Savaşı’nın devam ettiği sıralarda ben, Muzıka-yi Humayun muallimi idim. Yani doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık. Bando, fasıl takımı ve orkestra benim emrimde idi. Şişli’de Uğurlu Han’ın 4 numarasında oturuyordum. Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde, Talim-Terbiye Heyeti azası ve terbiye mütehassısı dostum Haydar merhumla oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyano başına geçtim ve derhal içimde doğan parçayı çalmaya koyuldum.

İlk etapta marşın giriş kısmındaki akoru oluşturdum. Bu şekilde iki, üç mezür yaptım. Arkadaşlarım, ‘Aman, bu çok güzel bir şey olacak.’ dedi. Bunun üzerine İhsan’a İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütün teferruatı ile anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti. Götürüp arkadaşlara gösterdim. Çok beğendiler. Bunun üzerine bu müziği Milli Marş olarak takdime karar verdim.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istiklal-marsinin-bestecisi-osman-zeki-ungorun-vefatinin-uzerinden-66-yil-gecti/feed/ 0
Türk Telekom CEO’su Önal, Mobil Dünya Kongresi’nde basın mensupları ile buluştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/turk-telekom-ceosu-onal-mobil-dunya-kongresinde-basin-mensuplari-ile-bulustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turk-telekom-ceosu-onal-mobil-dunya-kongresinde-basin-mensuplari-ile-bulustu-aciklamasi/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:45:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7930 Türk Telekom Üst Yöneticisi (CEO) Ümit Önal, Türkiye’nin 5G’ye geçiş takvimine ilişkin, “Bireysel değil, daha endüstriyel bir 5G kullanımının daha çok işte göze çarptığı bir dünyada, yerlilik oranının daha yüksek olduğu bir zamana doğru bunu kaydırmanın Türkiye açısından daha iyi olacağını düşünüyoruz.” dedi.

İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen ve kapılarını dün açan GSMA Mobil Dünya Kongresi kapsamında Türk gazetecilerle bir araya gelen Önal, fuar kapsamında gerçekleştirdikleri işbirlikleri, Türkiye’nin 5G yolculuğu, girişimlere verdikleri destekler başta olmak üzere şirket bünyesinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

GSMA çerçevesinde yer alan Türk şirketlerin yaptıkları çalışmaların önemine dikkati çeken Önal, teknoloji ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren firmaların ve girişimcilerin, öncü çalışmalara imza attıklarını ve bunların uluslararası arenada dikkati çektiğini söyledi.

Önal, gerek yerli firmalarla gerekse alanında öncü uluslararası şirketlerle teknoloji alanındaki tüm ekosistemi sahiplenen anlayışla, bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde, önemli proje ve işbirliklerimizle her yıl yerimizi alıyoruz. Bu yıl da güncel teknoloji alanındaki yenilikleri yerinde deneyimlemek, global teknoloji şirketleriyle işbirliklerimize imza atmak, yerli teknolojilerimizi dünyaya tanıtarak küresel arenada kullanımını sağlamak amacıyla, değerli işbirliklerine imza atmak üzere buradayız. Türk Telekom olarak, liderlik ettiğimiz sektörde sahiplendiğimiz ve önemli çalışmalara imza attığımız başlıklarımız var. Birincisi yerli ve global işbirlikleri ile bulunduğumuz bölgenin teknoloji sağlayıcısı olmak, ikincisi, teknolojimizle Türk mühendislerimizin çalışmalarını, yenilikçi fikirleri ve girişimleri destekleyerek, küresel sınırları kaldırıp dünyaya açılmak, üçüncüsü, yerli ekosistemi her zaman odağımızda tutmak, teknoloji üretmek ve ihraç etmek. Az önce saydıklarımda bir başarı varsa, Türkiye’de bu başlıklarda öncü bir çalışma varsa, tüm bunlara liderlik eden marka Türk Telekom’dur.”

“2024 için de yatırım iştahımız aynı, Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyoruz”

Ümit Önal, Cumhuriyetin 100. yılının kutlandığı 2023’te, Türkiye için de yeni bir yüzyılın kapılarının aralandığına işaret ederek, ülke için yeni fırsatları beraberinde getiren Türkiye Yüzyılı’nda da Türk Telekom olarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam edeceklerini dile getirdi.

Türkiye’de en yüksek yatırımları gerçekleştiren teknoloji şirketlerinden biri olarak, yerli teknolojileriyle dışa bağımsız bir Türkiye için durmaksızın çalıştıklarına dikkati çeken Önal, şu bilgileri verdi:

“Tarih bize bir yatırım misyonu yüklüyor. Bu misyonla ülkemizin dijitalleşmesi için 2005’ten bu yana 20 milyar dolarlık yatırım yaptık. Türkiye’yi geleceğe taşımak için 2023’te de yatırımlarımıza ara vermeden devam ettik. 2023 yılının ilk 9 ayını öngörülerimiz paralelinde tamamladık. 2022’den 2023’e yatırımlarımız yüzde 79 arttı. Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 12,6 milyar TL’lik yatırım yaptık. Yatırım trendimiz 2024 yılında da devam edecek. 2024 için de yatırım iştahımız aynı. Ülkemizin gelişimi için kilit nokta olan fibere yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. 2023 yılının sonunda 32,2 milyon haneyi kapsayan fiber altyapımızın uzunluğunu 437 bin kilometreye, kapsama oranını ise yüzde 94’lerin üzerine çıkardık. Bir yandan da savunmadan sanayiye, finanstan enerjiye, eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma farklı sektörlerde dijitalleşmeyi sağlayan kilometre taşlarını oluşturmaya devam ediyoruz. Ülkemizi teknoloji ve iletişim alanında söz sahibi yapmak adına, bu yılda güçlü yönlerimiz, bilgi birikimimiz ve etkili insan kaynağımızla karşımıza çıkan fırsatlara odaklanmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın, teknolojinin ve dijitalleşmenin daha da yoğun yaşanacağı bir yüzyıl olacak.”

“Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı”

Türk Telekom CEO’su Önal, fiber altyapı konusunda yapılan çalışmalar ve gelinen noktada Türk Telekom’un sahip olduğu rakamlara ilişkin bilgi verdi. 5G ve dijitalleşme için fiber altyapının önemine dikkati çeken Önal, “Dijitalleşmenin ön koşullarından biri altyapı. Bizim de en önemli görev kalemlerimiz arasında. Herkes için erişilebilir ve yüksek hızda iletişim sunmak amacıyla fiber ağ çalışmalarımızı gece gündüz demeden sürdürüyoruz.” dedi.

Önal, fiberde alınması gereken yolun çok büyük kısmını katettiklerini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin BTK Raporu 3. çeyrek verilerine göre 549 bin kilometrelik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin kilometresini Türk Telekom tek başına tesis etmiş durumda. 2023 yılı sonu itibarıyla fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin kilometreye çıkardık. 2023 Nisan ayında yayımlanan FTTH Council raporu da fiber konusunda geldiğimiz noktayı açıkça gösteriyor. Raporda Türkiye olarak, 15,7 milyon FTTH/B hane erişimi ile Fransa ve İspanya’nın ardından Avrupa’da 3. sırada yer alıyoruz. Uluslararası raporlardan da görüldüğü üzere, Türkiye’de 5G ve yeni nesil teknolojilerin verimli çalışmasına olanak sağlayacak fiber altyapı sürecini başarılı bir strateji ile emin adımlarla yürütüyoruz. Bir kez daha önemini belirtmek isterim ki fiber altyapı, 5G ve yarının teknolojileri için vazgeçilmez derecede önemli. 5G demek, fiber demek. Biz de tüm çalışmalarımızı, yatırımlarımızı bu bilinçle ve Türkiye için yapıyoruz. Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı.”

“5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her çalışmayı milli görev olarak görüyoruz”

GSMA’de en önemli başlıklardan birinin de Türkiye’nin de odak noktasındaki 5G konusu olduğunu anımsatan Önal, bu konudaki çalışmalar ve gerçekleştirdikleri ilklerle dünyada ve Türkiye’de 5G’nin yol haritasının çizilmesinde aktif rol üstlendiklerini aktardı.

Önal, “Spor, sağlık, tarım gibi birçok farklı sektörde uyguladığımız 5G denemelerimiz ile ülkemizi geleceğe taşıyan pek çok proje ve çalışmanın öncüsüyüz. Bizim 5G konusundaki fikrimiz çok net, hedefimiz 5G’ye olabildiğince yerli unsurlara geçerek ülkemizin bu teknolojiyi sadece kullanan değil, etrafına da kullandıran bir güç olmasını sağlamak. Bu konuda birçok yerli firma ile işbirliklerimiz var. 5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her tür çalışmayı milli görev olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ümit Önal, konuşmasında, mobil alanda yaşanan gelişmeler, küresel işbirlikleri konusunda aldıkları yolu ve bundan sonra hayata geçirecekleri çalışmaları da anlattı.

2022’de hayata geçirdikleri Türk Telekom Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile bugün hem girişimler hem de yatırımcılar için uzun vadeli değer yaratma imkanına sahip olduklarına dikkati çeken Önal, “PİLOT ile bugüne kadar 111 girişime toplamda yaklaşık 32 milyon TL nakit desteği sağladık. Bunlardan 52’si yurt içi ve yurt dışından toplam tutarı 35 milyon doları aşan yatırım alarak proje ve fikirlerini geliştirme fırsatı yakaladı. Türk Telekom Ventures ile halihazırda yatırım yaptığımız 16 girişimin 11’i PİLOT mezunlarımızdan oluşuyor.” bilgisini verdi.

“Verimli bir GSMA süreci geçiriyoruz”

Verimli bir GSMA süreci geçirdiklerini belirterek Önal, burada pek çok işbirliğine imza attıklarını, bu görüşmelerin ve yeni iş ortaklıklarının devam edeceğini söyledi.

Önal, “Bizim, ülkemizi teknoloji üreten ve ihraç eden bir konuma getirme hedefimiz var. Bu hedefle Türkiye’nin dışa bağımlılığını her geçen gün azaltan ve dünya için teknoloji üreten bir ülke olması için var gücümüzle çalışacağız. Potansiyeli yüksek yeni girişimler keşfetmeye, ekosistemimizi genişletmeye ve bu topraklar için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bugün ve yarın sizlerle birlikte GSMA’de programlarımız devam edecek. Yine 5G ve ötesi alanlarda bizleri gururlandıran küresel işbirliklerimizi ve SEBA gibi dünyaya açılan ürünlerimizi deneyimleme fırsatımız olacak.” diye konuştu.

“5G yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı, yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı”

Toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Önal, 5G’nin yol haritasına ilişkin soru üzerine, düzenleyici kuruluşun tüm operatörlerden, 5G’ye dair perspektifi, projeleri, yorumları içeren bir doküman istediğini, kendilerinin de bu paylaşımı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Önal, “2024 yılı için bir ihale takvimi henüz açıklanmadı fakat zaman zaman 2024 yılında 5G ile ilgili çalışmalar yapılacağına dair birtakım söylemler içerisinde oldu Bakanlık. Bizim buradaki beklentimiz hem ihale modeline ilişkin. Birçok model var dünyada, Türkiye’de hangi modelin daha iyi olduğuna dair biz görüşlerimizi paylaştık düzenleyici kuruluşla. Teknolojide dışa bağımlılık konusunda bağımlılığımızı biraz daha hafiflettiğimiz, yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı. Bireysel değil, daha endüstriyel bir 5G kullanımının daha çok işte göze çarptığı bir dünyada, yerlilik oranının daha yüksek olduğu bir zamana doğru bunu kaydırmanın Türkiye açısından daha iyi olacağını düşünüyoruz. Yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı.” değerlendirmesinde bulundu.

Önal, “Toplam 406 megawattlık kapasiteye sahip olacak, Türkiye’de 3 farklı noktada güneş enerjisi santrali kurmak için en kısa zamanda ihaleleri gerçekleştireceğiz.” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turk-telekom-ceosu-onal-mobil-dunya-kongresinde-basin-mensuplari-ile-bulustu-aciklamasi/feed/ 0
BIST 100 ve teknoloji endeksi tarihi zirveleri gördü https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-ve-teknoloji-endeksi-tarihi-zirveleri-gordu/ https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-ve-teknoloji-endeksi-tarihi-zirveleri-gordu/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:06:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7912 Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, rekor tazelemeye devam ederken, teknoloji endeksi de BIST 100 endeksi eşliğinde tarihi zirveyi gördü.

Dünya genelinde merkez bankalarının ne zaman faiz indirimine başlayacağına yönelik belirsizliğin devam etmesine karşın borsalarda tarihi zirveler test ediliyor. Özellikle New York Borsası’nda endekslerde teknoloji hisselerinin performansı dikkati çekerken, geçen hafta Kaliforniya merkezli çip üreticisi Nvidia’nın son çeyrekte beklentilerin üzerinde kar açıklaması da dünya genelinde pay piyasalarında risk iştahını artırdı.

Analistler, yarı iletken çip ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin, Nvidia öncülüğünde gelecek dönemlerde de piyasaların yönü üzerinde etkili olmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu gelişmelerle 9.450,48 puanla tarihi zirveyi gören Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 23’ün üzerinde getiriyle dünyanın önemli endekslerini geride bıraktı.

Yılbaşından bu yana yüzde 75’in üzerinde değer kazanan teknoloji endeksi de 17.031,65 puanla tarihi zirveyi gördü. Analistler, küresel piyasalarda TL varlıklara olan ilginin gittikçe arttığını ve bu durumun varlıkların performansı üzerinde etkili olduğunu belirtti.

TL varlıklara ilgi artıyor

Yabancı yatırım kuruluşlarının Türk varlıklarına yönelik olumlu raporlarının da devam ettiğini vurgulayan analistler, geçen yılki seçimlerin ardından başlayan normalleşme sürecinde ekonomi yönetiminin attığı adımların Türk lirası varlıklara olan risk iştahını beslediğini aktardı.

Son dönemde Türkiye’nin yurt dışı borçlanma ihalelerine yönelik artan ilgi de borçlanma faizlerinin düşmesi ve vadelerinin uzamasını sağlayarak uygulanan ekonomi programına güveni artırdı ve yatırımcı ilgisinin oluşmasına katkı sağladı.

Hazine, Eximbank ve Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) borçlanma ihalelerine gelen talep de yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilişkin olumlu algısı hakkında önemli bir sinyal verdi.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen hafta yaptığı açıklamada Türkiye’nin, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) gri listesinden çıkışı sürecinde son aşamaya gelindiğini belirterek, “FATF ekibi tarafından Türkiye’ye yapılacak ziyaret akabinde hazırlanacak değerlendirme raporu haziran ayındaki Genel Kurul toplantısında ele alınacak ve bu toplantıda ülkemize yönelik gri liste kararının kaldırılması bekleniyor.” dedi.

Analistler, Türkiye’nin, FATF’ın gri listesinden çıkması için son aşamaya gelmesinin de Türkiye ekonomisine artan güveni ortaya koyduğunu vurguladı.

BIST teknoloji şirketleri getiri olarak New York borsasındaki teknoloji şirketlerini geride bıraktı

Yılbaşına göre performanslara bakıldığında BIST Teknoloji şirketleri, getiri olarak New York borsasındaki önde gelen teknoloji şirketlerini geride bıraktı. Teknoloji endeksindeki şirketler arasında yılbaşından bu yana yatırımcısını en fazla Fonet Bilgi Teknolojileri, Kafein Yazılım ve Reeder sevindirdi.

Bu dönemde, Fonet Bilgi Teknolojilerinin hisseleri yüzde 366, Kafein Yazılımın hisseleri yüzde 238, Reeder’ın hissseleri ise yüzde 217 civarında artış kaydetti.

New York borsasındaki teknoloji şirketlerinin yılbaşından bu yana performanslarına bakıldığında ise yatırımcısına Nvidia yüzde 59,7, Amazon yüzde 15, Meta yüzde 36, Broadcom yüzde 17,3 kazandırırken, Tesla yüzde 19,8, Alphabet yüzde 1,5 kaybettirdi.

BIST Teknoloji endeksine dahil 34 şirketin toplam piyasa değeri de 629 milyar lirayı aştı. En fazla piyasa değerine sahip teknoloji şirketleri 296,6 milyar lirayla ASELSAN, 65,4 milyar lirayla Reeder, 40,2 milyar lirayla Mia Teknoloji oldu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bist-100-ve-teknoloji-endeksi-tarihi-zirveleri-gordu/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Eskişehir’de fabrika açılışında konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-eskisehirde-fabrika-acilisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-eskisehirde-fabrika-acilisinda-konustu-aciklamasi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:39:45 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7895 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, temelleri 1950’lerin sonlarında atılan ve uzun süre montaj sanayi olarak serüvenine devam eden Türk beyaz eşya sektörünün son 22 yılda ihtisas edilen yatırım iklimini, AR-GE teşviklerini, nitelikli insan kaynağı ve güçlü lojistik bağlantılarını fırsata dönüştürdüğünü söyledi.

Kacır, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren beyaz eşya firması Haier’in pişirici ürünleri fabrikasının açılış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in ikinci asrında ihracatta önemli paya sahip olan beyaz eşya sektörünün hız kesmeden yüksek teknolojili ve inovatif yatırımlarına devam ettiğini anlattı.

Haier Europa’un vizyoner projeleri ve yeni yatırımlarıyla Türkiye’nin küresel pazarlarda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri endüstrisinde söz sahibi olmasında önemli yere sahip olduğunu belirten Kacır, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımları 200 milyon avroyu bulan ve üretiminin yüzde 95’ini ihraç eden firmanın bugün de bu güzel topraklara duyduğu güvenle yatırımlarına bir yenisini daha eklediğini kaydetti.

Kacır, Haier Europe’un sanayileşme kültürü, kaliteli sanayi altyapısı, ulaşım ağlarının ortasında yer alan konumu ve nitelikli iş gücü ile yatırımlar için biçilmiş kaftan olan Eskişehir’e pişirici ürünler fabrikası kazandırdığını dile getirerek, “23 Ekim 2021’de Sayın Cumhurbaşkanı’mız tarafından açılışı gerçekleştirilen yatırımlarına yenisini ekleyen Haier’in bu tesisi aslında Türkiye’ye yatırımcılarımızın duyduğu inancının da göstergesidir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken ülkemizin potansiyeline ve parlak geleceğine inanan Haier’in 70 milyon dolarlık bu yatırımının ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

“Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik”

Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yılda oluşturulan siyasi istikrar iklimi, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi katma değerli ve nitelikli üretimin küresel merkezi haline getirdiklerini vurguladı.

Organize sanayi bölgesi sayısını 22 yıl içinde 192’den 361’e çıkardıklarını aktaran Kacır, şöyle devam etti:

“Çelik ihracatını 4 kat artırarak 15 milyar dolara yükselttik. Makine ihracatını 12 kat artırarak 25,2 milyar dolara, kimya ihracatını 10 kat artırarak 30 milyar dolara, otomotiv ihracatını 15 kat artırarak 35,7 milyar dolara, Türkiye’nin toplam ihracatını, 36 milyar dolarlık ihracatını 255,8 milyar dolarlık rekor seviyeye hep birlikte yükselttik. Dünya ile rekabet edebilir konuma taşıdığımız Türk sanayisi bugün yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında ülkemizin büyümesine öncülük ediyor. Katma değer ve üretim odaklı kalkınma yolculuğumuzda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri sektörü de öncü sektörlerimiz arasında. Temelleri 1950’lerin sonlarında atılan ve uzun bir süre montaj sanayi olarak serüvenine devam eden Türk beyaz eşya sanayisi, son 22 yılda ihtisas edilen yatırım iklimini, AR-GE teşviklerimizi, nitelikli insan kaynağımızı ve güçlü lojistik bağlantılarımızı fırsata dönüştürdü. Rekabetçiliği günbegün yükselterek Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik. Sektörümüz, bugün ülkemizde en fazla yerli patent geliştiren sektörler arasında başı çekiyor.”

Kacır, 5,5 milyar dolar ihracatla net ihracatçı konumunda olan beyaz eşya sektörünün doğrudan 60 bin, dolaylı 600 bin istihdamla ekonomiye güç kattığına işaret ederek, “Türkiye’de üretilen beyaz eşya ürünleri, ülkemiz sanayisinin yenilikçi ruhunu, AR-GE ve kalite odaklı üretim yaklaşımını dünyanın dört bir yanındaki evlere taşıyor. Türkiye’nin adını tüm dünyada gururla temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Güçlü sanayi, güçlü Türkiye” anlayışıyla sektördeki yeni yatırımları desteklediklerini vurgulayan Kacır, “Beyaz eşya sanayimizin sürdürülebilirliğini ve rekabetçiliğini odağımıza alıyoruz. Bu düşünceden hareketle beyaz eşya sanayimizi, katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programlarını hayata geçirdik. Bugüne kadar sektörde 464 yatırım teşvik belgesi düzenledik ve 76 milyar liralık sabit yatırımı teşvik ederek 16 bin 200 nitelikli istihdamın önünü açtık.” dedi.

Akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartları belirlenecek

Kacır, ev aletleri ve ev gereçlerinde AR-GE ve yenilik kapasitesinin gelişiminde kilit rol üstlenen 41 teknopark firmasına ve biri de Haier Europe’a ait olmak üzere 20 AR-GE merkezine 15 milyar liralık vergi avantajı sağladıklarını belirtti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörün geleceğine yön veren iki önemli gündem maddesine, ikiz dönüşüm ve nesnelerin internetine odaklandıklarını ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ev aletlerimizin veri toplama, analiz etme kabiliyetleri ve bu veriler ışığında kararlar alması, artık ev aletlerimizin gündelik hayatımızdaki rolünün yeniden tanımlanmasına neden oluyor. Bugün evlerimizde kullandığımız beyaz eşyaları sadece günlük işlerimizi kolaylaştıran araçlar olmanın ötesinde akıllı cihazlar olarak ifade etmemiz mümkün. Önümüzdeki dönemde, sektörümüzle işbirliği içerisinde akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartlarının belirlenmesi ve uygulanması için birlikte çalışacağız. Diğer yandan yeşil dönüşüm odaklı çalışmalarımızla sektörümüzün karbon ayak izini azaltıyor, beyaz eşya sanayimizin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesinden en az düzeyde etkilenmesini sağlıyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının da desteğiyle hazırladığımız karbonsuzlaşma yol haritalarıyla, sektörümüzün önemli girdileri arasında yer alan çelik ve alüminyum sektörlerinde net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda ihtiyaç duyulan alternatif teknolojileri, gerçekleşecek emisyon azaltımlarını, gerekli yatırım ihtiyaçlarını belirledik.”

“Türkiye, Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek”

Bakan Kacır, “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile Türk sanayisini yeşil dönüşümde örnek ve öncü hale getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Avrupa’nın sınırda karbon düzenlemesiyle uyumlu ulusal emisyon ticaret sistemi kurmak üzere paydaş bakanlıklarla çalışmalarının sürdüğüne değinen Kacır, “Önümüzdeki dönemde de beyaz eşya sektörümüzün gücüne güç katacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Türkiye, rekabetçi iş ortamı, cazip teşvik paketleri, istikrarlı finansal altyapısı ve makroekonomik dengesi ile yatırımcılar için karlı ve güvenilir bir adresidir. Yatırım yaparak Türkiye’nin parlak geleceğine inanan her girişimci, her işletme bu kararının meyvelerini toplamaya devam edecektir. Bizler her zaman bu ülkeye yatırım yapanın, bu ülkenin potansiyeline, insan kaynağına güvenenin yanında olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin’e Türkiye’deki yatırım fırsatlarını dile getirdiği için teşekkür eden Kacır, “Önümüzdeki dönemde ülkemiz nitelikli ve genç insan kaynağı, üretim ve AR-GE ekosistemi, Gümrük Birliği ve 30’a yakın ülkeyle imzaladığımız serbest ticaret anlaşmalarıyla 1 milyardan fazla nüfusa doğrudan erişim fırsatlarıyla Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek. Biz de dünyanın tüm ülkelerinden gelen ve Türkiye’ye değer katan yatırımcıların yanında olmaya, onları desteklemeye, teşvik etmeye devam ediyor olacağız.” diye konuştu.

Kacır, Eskişehir’in potansiyelinin daha fazla olduğuna dikkati çekerek, “Eskişehir’i Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü yapabiliriz. Eskişehir buna hazır. Şimdi Eskişehir’i yönetmeye talip olan, Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ki kendisi de bir sanayici, sanayinin, yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve bütün bu süreçlerin Eskişehir’e ne kadar değer katacağını en iyi bilen insanlardan biri. İnşallah biz kendisiyle el ele vermek, omuz omuza Eskişehir’e hep birlikte hizmet etmek istiyoruz.” dedi.

Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy da fabrikayı Eskişehir’e kazandıran yatırımcılara teşekkür ederek, tekstilden gıdaya, otomotivden havacılık sektörüne kadar birçok alandaki ürünlerin Eskişehir’den dünyaya ihraç edildiğini anlattı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, sanayide yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine işaret ederek, “Eskişehir’de yaklaşık 1000 fabrika ile yaklaşık 100 bin çalışanımız var. Bu tür yatırımların Eskişehir’e gelmesinde lojistik imkanların gelişmiş olması, enerjiye erişim ve insan kaynağı önemli rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.

Programda, Büyükelçi Liu, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli ve Haier Europe Üst Yöneticisi Yannick Fierling de katılımcılara hitap etti.

Konuşmaların ardından Bakan Kacır, kurdeleyi işçilerle kestikten sonra pişirici ürünleri fabrikasını gezdi.

Açılışa, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ile diğer davetliler katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-eskisehirde-fabrika-acilisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin ayrı bir suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:45:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7852 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin, milletin silahını millete karşı kullandıkları için Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan değil, özel olarak ayrı bir maddede tanımlanan suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu.

Yasin Şamlı, “postmodern darbe” olarak tanımlanan ve çok sayıda insanın mağdur olmasına neden olan 28 Şubat döneminde; mağdur kesimde yer alan başörtülü öğrenci, öğretmen ve ihraç edilen memurların avukatlığını yaptı.

Darbenin yıl dönümünde AA muhabirine açıklamalar yapan Şamlı, Türkiye’de milletin iradesiyle iktidara gelen kişilerin, iktidarı kullanıp milleti yönetmemesi için her 10 yılda bir darbe yapıldığınık, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde de iktidarın muktedir olma ihtimalinin görülmesi üzerine darbe gerçekleştirildiğini söyledi.

Bu postmodern darbenin başarıya ulaşmış bir darbe olduğunu belirten Şamlı, “28 Şubat sürecinin neticesinde iktidar düşürülmüştür. İktidarı, daha çok vesayet odakları, darbeciler ele geçirmiştir. Onların kararları icra edilmiştir o dönemde. Hükümete rağmen icra edilmiştir ve sonuç itibarıyla hükümet şeklen dahi varlığını devam ettirememiş ve Anayasa Mahkemesi, iktidar partisini kapatmıştır.” diye konuştu.

Süreçte sembol olarak “başörtüsü” özelinde bütün bir milletin mağdur edildiğini aktaran Şamlı, üniversitelerde başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullardan atıldığı, kamuda çalışan memurların, orduda eşi başörtülü olan veya namaz kılan personelin ve yurt dışında okuyan öğrencilerin denkliklerinin iptal edilip ihraç edildiğini hatırlattı.

Vakıf ve derneklerin kapatılması için davalar açıldığını, mütedeyyin kesimdeki iş insanlarının “yeşil sermaye” diye gruplandırılarak iflas etmeleri için uğraşıldığını vurgulayan Şamlı, “kamusal alan” kavramı adı altında, ev haricinde hastane, bahçe, park, sokak ve cadde gibi yerlerde başörtüsünün yasak olması gerektiğinin tartışıldığını kaydetti.

“Özgürlüklerin kısıtlanması korkunç boyutlara ulaşmıştı”

Tıp fakültesini bitiren başörtülü bir öğrencinin diplomasını almak için okuluna giremediğini, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde 71 yaşındaki Medine Bircan’ın başörtülü olduğu için tedavisinin yapılmadığını anlatan Şamlı, “Özgürlüklerin kısıtlanması, hakların ihlal edilmesi 28 Şubat postmodern darbesiyle korkunç boyutlara ulaşmıştı, zulüm boyutlarına ulaşmıştı.” dedi.

Şamlı, darbe dönemlerinde yaşananları gençlere anlatmanın zorluklarına dair, “Şu anda gençlerin birçoğuna bunları anlatmak mümkün değil. Çünkü onlar böyle zamanları hiç görmediler. Türkiye’nin gündemini siyasilerin değil de askerlerin belirlediğini, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının belirlediğini bilmiyorlar ama o günlerde maalesef böyleydi. Türkiye gündemini takip etmek isteyenler, ülkede yakın gelecekte neler olacağını merak edenler, siyasilerin değil tam aksine askerlerin söylediklerine bakıyorlardı. Çünkü gündemi maalesef onlar belirliyordu.” ifadelerini kullandı.

“Amaç, Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı”

Türkiye’de her 10 yılda bir yapılan darbelerin arkasında emperyalistlerin bulunduğu ve darbelerle ülkenin gelişmesinin önlenmesinin amaçlandığı değerlendirmesini yapan Şamlı, “28 Şubat postmodern darbesinin amacı da tam buydu. Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı. Bu görüşümü şu şekilde test edebilirsiniz; 15 Temmuz’da darbelerin başarısız olacağı ortaya çıkıp vesayet odakları tek tek temizlenmeye başlandıktan sonra Türkiye’deki her türlü gelişmenin önünün açıldığını görürsünüz.” diye konuştu.

Üniversite, bilim, teknoloji ve savunma sanayisi alanında çok ciddi hamlelerin yapıldığına işaret eden Şamlı, milli muharip uçağı KAAN’ı örnek göstererek, Türkiye’nin dünyadaki ilk 4 ülkenin arasına girdiğini ve darbeler olmasa, bu uçağın yıllar önce yapılabileceğini söyledi.

Yasin Şamlı, “Bu teknolojik gelişmelerin darbe dönemlerinde yapılması asla mümkün olmazdı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi bunun bir yazılı delilidir. Olmadı. Ne zamanki vesayet odakları ortadan kaldırıldı, bu gelişmelerin önü açıldı ve bu gelişmeler sağlandı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de son 20-30 yılda çok ciddi gelişmeler yaşandığını, bunlardan bir tanesinin de darbecilerin yargılanması olduğunu kaydeden Şamlı, 1980 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde darbecilerin yargılandığını hatırlattı. Ancak 1960 darbecilerinin hayatta olmamaları nedeniyle yargılanamadığını ve darbeden sonra kurulan Yassıada Mahkemesi’nin bütün kararlarının hukuka aykırı olduğunun bir kanunla tespit edildiğini dile getiren Şamlı, darbecilerin yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ve çok önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Başkan Şamlı, “Darbecilerin yaptıkları yanlarına kar kalmadı. Cezalarını aldılar, yargılandılar. Biz bunlara şahit olduk. Ben bu darbe davalarının birçoğunda bulundum. Onların yargılandığını görmek adalet açısından hakikaten mükemmel bir şeydi.” görüşünü paylaştı.

Darbelerde yargı kurumlarının konumuna işaret eden ve Türkiye’de yapılan bütün darbelerin kendini yargı eliyle tamamlattığına işaret eden Şamlı, “Eğer yargı mensupları, darbecileri desteklememiş olsa ya da darbecilerin istedikleri kararları vermemiş olsa darbenin, darbecilerin başarılı olması mümkün değildir.” dedi.

Yasin Şamlı, 28 Şubat sürecinde Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bütün yargı kurumlarının, darbecilerin istedikleri kararları verdiğini de hatırlattı.

“15 Temmuz, yargı açısından dönüm noktasıdır”

15 Temmuz darbe girişiminde ise yargının alkışlanacak bir tavır aldığını vurgulayan Şamlı, “Hukukçuya, hukukçulara yakışan bir tavır aldı. Daha darbe gecesi, darbeciler hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Bu da Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Artık darbecilerin emirlerine kulak kesilen, onların dediklerini yapan, onların istedikleri gibi karar veren bir yargı yoktu. Tam aksine darbecileri yargılamayı, daha darbe gecesi hedefleyen ve buna ilişkin yakalama kararları çıkaran bir yargı vardı. Ben bu yargı mensuplarımızı, bu vesileyle tekrar tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“O döneme baktığınız zaman şu dönem tam özgürlükler dönemi.” diyen Şamlı, günümüzde isteyen kişinin başını açabildiğine veya örtebildiğine, isteyenin istediği gibi giyinebildiğine ve kimsenin kıyafetine karışılmadığına işaret etti.

Şamlı, Türkiye’de darbecilerin ceza aldıkları Türk Ceza Kanunundaki (TCK) maddenin değişmesi gerektiği önerisinde bulunarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Darbe suçları, ceza kanununda ayrı bir madde olarak tanımlanmalıdır. Şu anda öyle değil. Darbeciler, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ suçundan ceza alıyor. Esasen diğer örgütler de bu suçtan ceza alıyor. Diyelim ki 10-15 kişilik silahlı bir örgüt, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten’ yargılanabiliyor. Bu silahlı örgüt, kendi silahlarını kendi temin ediyor ama darbecilerin konumları çok farklı. Çünkü darbeciler, bu milletin silahını, millete karşı kullanıyor ve silahları da milletin silahları. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savaş uçakları, tankları ve askeriyede bulunan her türlü silah, darbecilerin suç aleti haline geliyor. Dolayısıyla TCK’da darbe suçunun, spesifik olarak ayrıca bir maddede tanımlanması ve bu suçlar açısından da zaman aşımının olmaması gerekiyor.”

“Milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından darbecilerin ve onların arkasındaki emperyalistlerin, başka planlar uygulamaya başladıklarını da anlatan Şamlı, şunları kaydetti:

“Düşünülen darbelerin bir daha başarılamaması için milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor. Birinci olarak seçeceği liderlerin bu dirayeti, bu cesareti gösterecek liderler olmasını gözetmesi gerekiyor. İkincisi de seçtiği liderin iradesinin her zaman arkasında kuvvetli bir şekilde durması gerekiyor. Bizim bu darbeleri unutmamamız ve unutturmamamız gerekiyor. Özellikle bu darbe dönemlerini, o dönemlerde yaşanmış zulümleri gören, şahit olan bizlerin bunları unutturmamamız gerekiyor. Bunu milletimiz için yapmamız gerekiyor. Ülkemizin gelişmesi için yapmamız gerekiyor. Milletimizin iradesinin iktidar olması için yapmamız gerekiyor. Özgürlüklerimize sahip çıkmamız için bunu yapmamız gerekiyor. Yani siyasetçiler belli bir dönem için seçilirler. Ondan sonra eğer milletimiz onların icraatlarını beğenmezse yeni dönemde seçmezler. Bu kadar basit. Ancak darbeciler böyle değil. Darbeciler, darbe yapıp iktidara geldikleri zaman istediklerinde giderler.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/feed/ 0
Kosova’nın Ankara Büyükelçiliği Bağımsızlık Kutlaması Düzenledi https://www.kanal7haber.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/#respond Mon, 03 Jun 2024 21:09:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7802 Kosova’nın Ankara Büyükelçiliğince, Kosova’nın bağımsızlığın 16. yıl dönümünü kutlamak için Ankara’da resepsiyon düzenlendi.

Resepsiyona Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Agon Vrenezi, birçok üst düzey yetkili ve çok sayıda davetli katıldı.

Etkinliğin açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, milli günleri vesilesiyle Kosova halkını selamladığını belirterek, dost ve kardeş Kosova’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olarak duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Işıkhan, iki ülkenin uzun ve ortak tarihe dayanan sağlam bağları olduğuna işaret ederek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Kosova halkının sergilediği dayanışma için Türk milleti ve kendisi adına teşekkür etti.

Kosova’nın Türkiye’nin acısını paylaşarak bir günlük milli yas ilan ettiğini anımsatan Işıkhan, iki ülkenin halkları arasındaki insani bağların da bu yakınlığın en güçlü yönlerinden birini oluşturduğunu söyledi.

Işıkhan, Kosova’nın asli unsurlarından Türk toplumu ve Kosova kökenli vatandaşların ülkeler arasındaki en sarsılmaz köprüyü oluşturduğuna işaret ederek, Kosovalı Türklerin ülkenin siyasi ve ekonomik kalkınması için verdikleri çabayla iftihar ettiklerini kaydetti.

Kosova’yla siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel pek çok alandaki kapsamlı ve geniş işbirliğinden memnuniyet duyduklarını aktaran Işıkhan, bu ilişkileri tüm yönleriyle geliştirmek için birlikte gayret gösterdiklerini ifade etti.

Işıkhan, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz’ı martta Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ağırlayacaklarını kaydetti.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştiğini ve ticaret hacmini 1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Işıkhan, 400 milyon avroyu aşan yatırımla Kosova’daki yabancı yatırımcılar arasında ilk sıralarda yer aldıklarına dikkati çekti.

Işıkhan, yakın zamanda eş başkanı olduğu Karma Ekonomik Komisyon toplantısıyla bu alanda işbirliğinin daha da ivme kazanacağını ifade etti.

“Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adım”

Bakan Işıkhan, “Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adımdır ve Kosova’nın dostları olarak bizim odaklanacağımız nokta ülkenin uluslararası ve bölgesel platformlarda hak ettiği yeri almasıdır. Kosova’da barış ve istikrarın teminini Balkanlar’ın ve Avrupa’nın barış ve istikrarı için kilit önemde görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Işıkhan, bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Belgrad-Priştine diyalog süreci başta bu istikrarın sürdürülebilmesi için tüm çabalara da aktif destek verdiklerini anlattı.

Türkiye’nin 10 Ekim 2023’te 1 yıllığına üstlendiği NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) komutanlığının da bölgede barış ve istikrarın tesisine şimdiden olumlu katkı yaptığını vurgulayan Işıkhan, “Kosova’nın ve bölgenin güvenliğine ve istikrarına katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Dost ve kardeş Kosova’nın güvenliğini tıpkı kendi güvenliğimiz gibi görüyoruz.” dedi.

Işıkhan, terörle mücadele konusunda da iki ülkenin işbirliğine işaret ederek, “Yaşasın Türkiye Kosova kardeşliği.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye’ye duyulan minnettarlık

Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Vrenezi de ülkesinin bağımsızlığının 16. yıl dönümünde halkına ve Türkiye’ye destekleri için minnettarlıklarını dile getirerek, katkılarının paha biçilemez olduğunu söyledi.

Vrenezi, tüm dostlara sürekli verdikleri destekleri için her zaman minnettar kalacaklarına işaret ederek, “Özgürlük ve bağımsızlık arayışında Kosova’nın özgürlüğüne kavuşmasının ilk gününden bu yana, Kosova devletinin kurulmasını destekleyerek halkının yanında durdular.” dedi.

Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin Güneydoğu Avrupa’da barışı, istikrarı ve güvenliği artırmada önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Vrenezi, 16 yıl boyunca ülkesinin siyasi ve ekonomik kalkınma noktasında büyük yol katettiğini anlattı.

Vrenezi, Kosova’nın bağımsızlığının Balkanlar’daki barış, güvenlik ve istikrara katkı sağladığını vurgulayarak, ülkesinin birçok komşuyla ve ülkeyle yakın ilişkiler ve dostluk kurduğunu ifade etti.

Bu yılın başında Avrupa Birliği ile vize serbestisi konusunda büyük bir başarı elde ettiklerini kaydeden Vrenezi, bu yıl içerisinde de Avrupa Konseyi üyesi olabilmek için arzularını dile getirdi.

Kosova ile Türkiye arasındaki tarihi ve köklü dostluk

Vrenezi, Kosova ile Türkiye’nin, sıradan işbirliğinin ötesinde çeşitli alanlarda güçlü işbirliğini teşvik eden iki ülke arasındaki bağları güçlendiren tarihi ve köklü bir dostluğu paylaştığını vurguladı.

Kosova’nın kurtuluşu sırasında diğer NATO ülkelerinin yanında yer alan Türkiye’nin sağladığı katkıları gururla andıklarını kaydeden Vrenezi, “Türkiye, Kosova’nın uluslararası alanda tanınmasında ve küresel kuruluşlarla entegrasyonunda aktif rol oynadı. Ekonomik alanda Türkiye, önemli bir doğrudan yatırım kaynağı olarak hizmet veriyor. Savunma alanındaki işbirliği ülkemizin güvenliği açısından giderek daha önemli hale geliyor.” ifadelerini kullandı.

Vrenezi, özellikle son 12 ayda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 6,1 oranında artış göstererek 919 milyon avroya ulaştığını belirterek, bu büyümenin Kosova ile Türkiye arasında derinleşen ekonomik bağların altını çizdiğini dile getirdi.

Büyükelçi Vrenezi, Maarif Okullarının, Yunus Emre Enstitüsünün ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) projelerinin Kosova’daki varlığının iki ülke arasındaki kalıcı tarihi bağları daha da güçlendirdiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/feed/ 0
Iğdır’da Hocalı Katliamı için anma programı düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/igdirda-hocali-katliami-icin-anma-programi-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/igdirda-hocali-katliami-icin-anma-programi-duzenlendi/#respond Sun, 02 Jun 2024 21:57:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7794 Azerbaycan’da Ermenilerin 26 Şubat 1992’de yaptığı Hocalı Katliamı’nda öldürülen 613 kişi için Iğdır’da anma programı düzenlendi.

Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği tarafından organize edilen etkinlik, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda yapıldı..

Saygı duruşunda bulunulması ve iki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başlayan programda, katliamda öldürenler için Kur’an-ı Kerim okundu, dua edildi. Etkinlikte kısa film gösterimi de yapıldı.

Iğdır Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ercan Turan, programda yaptığı konuşmada, Hocalı Katliamı’nı unutmayacaklarını söyledi.

Hocalı olayının önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Turan, şöyle konuştu:

“Kerbela’yı unutmayacağız, Gazze’yi unutmayacağız, 15 Temmuz’u unutmayacağız, Çanakkale’yi unutmayacağız. Unutursak kanımız kurusun. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal. İçimizde sıkıntılı insanlar var, birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen insanlar var ama onların tuzakları var ya o hainlerin tuzakları var ya örümcek ağı gibi. Başarılı olamayacaklar. Cumhurbaşkanı’m diyor ya, ‘başaramayacaksınız, bu milleti birbirine düşürmeyi başaramayacaksınız.’ Kafkas Ordusu Komutanı Nuri Paşa’yı unutmayacağız, Kazım Karabekir Paşa’yı unutmayacağız, kendi cebinden para ödeyerek Dilucu’nu alan, Turan kapısı diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutmayacağız.”

AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz de birlik ve bir olmak zorunda olduklarını dile getirerek, “Hadi erkekseniz Karabağ’a tekrar girin. Bu milletin büyüklüğünü bütün dünya biliyor, biz birliğimizi bozmayacağız, biz dirliğimizi bozmayacağız. Bu vesile ile Sayın Aliyev’e, Sayın Cumhurbaşkanı’mıza sonsuz şükranlarımı sunuyorum ki bunların başını ezdiler. Rabb’im bizim başımızı eğdirmesin, bizi utandırmasın.” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan Kars Başkonsolosu Nuru Guluyev de Ermenilerin yaptığı katliamlara değinerek, şunları kaydetti:

“2-3 yaşında çocuğa silah verip diyorlar ki vuracağın tek bir canlı varsa o da Türk’tür. Çocuk gözünü açınca Ermeni toplumunda, Ermeni ailesinde bir Türk’ü vurmak için onun kanını dökmek için yetiştiriliyor. En önemlisi şudur ki 2022 yılında zafer bayrağını işgal edilmiş topraklarımızda dalgalandırabilmişiz ve inşallah bundan sonra hem Azerbaycan’ımızın hem Türkiye’mizin hem Türk dünyamızın bayrakları daim dalgalanır ve biz bu bayrakların altında mutlu hayatımızı devam ettiririz.”

Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği Başkanı Ziya Zakir Acar da 1915-1919 yıllarında Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiklik yapan Ermeni çetelerinin Doğu Anadolu Bölgesi’nde büyük katliamlar yaptıklarına dikkati çekti.

Toplu mezarların ulusal basının önünde açılarak vahşetin boyutunun ortaya çıkarıldığını hatırlatan Acar, “Iğdır da Ermenilerin katliamından nasibini alan yerlerden biridir. Hocalı Katliamı bugün ve gelecekte dersler çıkarılması ve bugüne kadar gösterilen tepki konusunda bir vicdan muhasebesi yapılması gereken önemli bir olaydır. Azerbaycan Türklerine karşı yapılan bu katliamın acılarını kardeş Türk milleti olarak yüreğimizde hissediyor ve her zaman bu katliamı kınıyoruz.” dedi.

Konuşmaların ardından Nahçıvan Şehit Babaları Topluluğu tarafından Vali Turan’a tablo ve bayrak hediye edildi.

Anma programına, Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Başkan Vekili Perviz Memmedov, akademisyenler, katliamda öldürülenlerin yakınları ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/igdirda-hocali-katliami-icin-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/ https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/#respond Wed, 22 May 2024 21:36:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7445 Ermeni güçlerin, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kadın, çocuk ve yaşlı gözetmeksizin yaptığı katliamda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunmaya başlayan ve saldırıya geçen Ermeniler, 1991’in son günlerinde ablukaya aldıkları, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmek için harekete geçti.

Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992’de yoğunlaştıran Ermeniler, gece, Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi’de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla üç koldan saldırdı.

Sadece işgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde katlederek, esirlere acımasızsa işkence yaparak 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birine imza attı. O dönemde çekilen görüntüler ve fotoğraflar, katliamın büyüklüğünü ortaya koydu.

Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı’da, savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150’sinden haber alınamadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eş değer eylemler olarak görüldü.

Bugüne kadar 15 ülkenin parlamentosu ve ABD’nin 16 eyaletinin meclisi, Hocalı’da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti.

Necmettin Erbakan 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti

Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti.

12 Ekim 1969’daki seçimde Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek başladığı siyaset hayatında 42 yıl geçiren Erbakan, 26 Ocak 1970’te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.

Kuruluşundan sonra “kapitalizm” ve “Batıcılık” karşıtı siyaset yürüten Erbakan’ın partisi, “laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü” iddiasıyla kapatıldı.

Daha sonra siyasi mücadelesini Milli Selamet Partisinde sürdüren Erbakan, kapatılan her partisinin ardından yenisini kurdu. Erbakan, bu kapsamda Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisinde siyasi mücadelesine devam etti.

Farklı hükümetlerde koalisyon ortaklığı yapan Erbakan, 1973’teki seçimlerin ardından kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev aldı.

Kıbrıs’a 20 Temmuz 1974’te düzenlenen barış harekatını güçlü şekilde savunan Erbakan’ın ismi, bu dönemde “Mücahit” sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.

Erbakan liderliğindeki Milli Görüş, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde işbaşına geldi.

Refah Partisinin, 1995’teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıkmasının ardından Tansu Çiller’in Genel Başkanlığı’ndaki Doğru Yol Partisi ile 54. Hükümeti kuran Erbakan, 28 Haziran 1996’da başbakanlık koltuğuna oturdu.

28 Şubat süreciyle istifaya zorlanan Erbakan’a, Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davasında, 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi, partisi kapatıldı.

Erbakan, Refah Partisinin de kapatılmasının ardından “Atımızı alan yolumuzu da almadı ya” ifadesini kullanarak, bir ay sonra beşinci partisi olan Saadet Partisinin kurulmasına öncülük etti.

Beş yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Erbakan, Mayıs 2003’te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.

Refah Partisinin mali hesaplarına ilişkin açılan davada kendisine verilen hapis cezası, daha sonra ev hapsine çevrildi. Bu ceza, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “sürekli hastalık” nedeniyle 19 Ağustos 2008’de kaldırıldı.

17 Ekim 2010’da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıl dönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de vefat etti.

“Postmodern darbe” derin izler bıraktı

Milli Güvenlik Kurulunun (MGK), Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’de aldığı kararlar, siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda derin izler bıraktı.

Seçimlerin ardından 1996’da kurulan DYP-ANAP koalisyonu, güven oylaması geçersiz sayılınca düştü. TBMM’de birinci parti konumundaki Refah Partisi ile ikinci parti DYP arasında 54’üncü Hükümet (Refah-Yol hükümeti) kuruldu.

Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yaşanan bazı olayların ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi.

MGK, 28 Şubat 1997’de toplandı. MGK toplantılarında daha önce yaklaşık 1 dakika görüntü alınmasına izin verilirken, ilk kez bu süre 5 dakikaya çıkarıldı. Toplantıda alınan zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması başta olmak üzere bir dizi karar, uygulanmak üzere hükümete bildirildi.

MGK Genel Sekreterliği, 9 saat süren toplantının ardından yayımladığı bildiride, Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı “çağ dışı bir kisve altında” zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyetlerin gözden geçirildiğini belirtti.

Bildiride, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içerisinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi gerektiği” ifade edildi.

Başbakan Necmettin Erbakan, kararları 5 Mart 1997’de imzaladı. Genelkurmay 2’nci Başkanı Çevik Bir’in, ABD’de yaptığı konuşmada bu kararları, “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” sözleriyle değerlendirmesine Refah Partisi milletvekilleri sert tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisinin kapatılması için dava açtı. Erbakan, 18 Haziran’da başbakanlıktan istifa etti. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini milletvekili çoğunluğu bakımından ikinci sırada bulunan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile ANASOL-D hükümetini kurdu.

Hilafet kaldırıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.

Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.

Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.

AA şirket statüsüne kavuşturuldu

6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı (AA), 1 Mart 1925’te Türk Anonim Şirketi statüsüne kavuşturuldu.

Belli başlı öteki olaylar

26 Şubat

1618- Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildi ve yerine İkinci Osman padişah oldu.

1848- Fransa’da “İkinci Cumhuriyet” ilan edildi.

1925- Fransızların yönetiminde bulunan tütün rejisinin (tekelinin) 1 Mart 1925’ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi.

1934- İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen “kafes”lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

1936- Fatih-Harbiye tramvayı Beyoğlu’nda devrildi, 2 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

1961- Türk aydınlanmasının öncülerinden, eski Milli Eğitim Bakanlarından öğretmen, yazar Hasan Ali Yücel, İstanbul’da 64 yaşında yaşamını yitirdi.

1967- ABD, 25 bin askerle Vietnam Kurtuluş Cephesi’ne karşı saldırıya geçti.

1976- Türkiye ile ABD arasında “Savunma İş Birliği Anlaşması” imzalandı.

1992- Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 613 kişi, Ermeni güçlerince katledildi.

1994- Edebiyatçı-yazar, gazeteci Tarık Buğra 76 yaşında vefat etti.

1997- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Başbakan ve Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiği belirtildi.

1998- Nutuk, Rumca’ya çevrildi.

1999- İran’da 1979 İslam Devrimi’nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı.

2004- Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski ile beraberindekilerden 8 kişi uçak kazasında öldü. Traykovski’nin yerine 12 Mayıs’ta Branko Çırvenkovski geçti.

2007- Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü Hizbullah adına 1990-1994’te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan 20’sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

2013- 270 metrelik yüksekliği ile Türkiye’de 1’inci, dünyada ise üçüncü sırada yer alan Yusufeli Barajı’nın temeli atıldı.

2013- Mısır’ın güneyindeki Luksor kentinde meydana gelen balon faciasında 9’u Hong Konglu, 4’ü Japon, 3’ü İngiliz, 2’si Fransız ve 1’i Mısırlı 19 kişi hayatını kaybetti.

2015- Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında Ankara’da gözaltına alındı.

2015- Hatay’da MİT’e ait tırın durdurulmasına ilişkin ihbarı yapan Hatay İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli personel, Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra getirildiği Adana’da tutuklandı.

2016- Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınında bulunan bir oteli hedef alan bombalı ve silahlı saldırıda 14 kişi öldü, 25 kişi yaralandı.

2016- Anayasa Mahkemesinin, haklarında “ihlal” kararı verdiği ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince tahliyelerine hükmedilen Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Silivri Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edildi.

2017- 89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anonsunun damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight”taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, Oscar kazanan ilk Müslüman olarak tarihe geçti.

2018- Rusya, Birleşmiş Milletlerin Yemen’e yönelik silah ambargosunun İran tarafından ihlal edilmesi nedeniyle duyulan endişelerin ifade edildiği BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etti.

2019- Sinema ve tiyatro oyuncusu Aytaç Arman, 70 yaşında hayatını kaybetti.

2021- ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün yayımladığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporu”nda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

2023- Fenerbahçe ve A Milli Futbol Takımı’nın efsane isimlerinden Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.

2023- İtalya’nın güneyindeki Crotone kenti açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucunda 70 kişi hayatını kaybetti.

27 Şubat

1863- Türkiye’de bilinen ilk resim sergisi, İstanbul Atmeydanı’nda (Hipodrom) açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.

1917- Rus Çarlığı çöktü.

1937- Özel girişimce inşa edilen ilk Türk gemisi “Belkıs”, Haliç’te denize indirildi.

1947- Türk karikatürünün ünlü ismi Cemal Nadir Güler, 45 yaşında hayatını kaybetti.

1964- Coca-Cola’nın dünyadaki 1109. fabrikası İstanbul’da açıldı.

1976- Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi.

1988- Türkiye’de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesinde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra yaşamını kaybetti.

1995- Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak, “suçu ihbar ettiği” gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2010- Haldun Dormen’in Kürtçe sahnelediği “Bir Kış Öyküsü” müzikalinin prömiyeri Diyarbakır’da yapıldı.

2011- Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti.

2012- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çift kol ve çift bacak nakli yapılan, sol bacağı alınan Şevket Çavdar’ın, vücudun kalp dolaşım ve kan sisteminin nakledilen uzuvları idame ettirememesi nedeniyle iki kol ve sağ bacağı da alındı. Şevket Çavdar, yaşamını yitirdi.

2013- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu ile emekli Tümgeneral Yücel Özsır tutuklandı. Eski Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner, emekli Tümgeneral Mehmet Başpınar ve muvazzaf Albay Mehmet Cumhur Yatıkkaya, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2016- Yaşamını İtalya’da sürdüren Türk yönetmen Ferzan Özpetek’in 2014’te çektiği “Kemerlerinizi Bağlayın (Allaciate le cinture)” filmi Moviemov Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülü aldı.

2016- BM Güvenlik Konseyinin, Rusya ve ABD’nin girişimleri sonucu varılan, gece yarısından itibaren Suriye’de çatışmaların durmasını içeren kanun tasarısını oy birliğiyle kabul etmesinin ardından anlaşma saat 00.00’da yürürlüğe girdi.

2017- Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi İlker Deniz Yücel, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklandı.

2018- Türkiye tarafından kırmızı bülten talebiyle aranan, Çekya’nın başkenti Prag’da 25 Şubat’ta gözaltına alınan terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2020- Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de rejim unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik hava saldırısında 33 askerin şehit olduğunu açıkladı.

2022- FIFA, Rusya’da maç oynanmayacağını, karşılaşmalarda Rusya bayrağı ve marşının kullanılmayacağını açıkladı.

2023- Sırp tenisçi Novak Djokovic, dünya sıralamasının zirvesinde yer aldığı hafta sayısını 378’e çıkararak, teniste dünya sıralamasında zirvede en uzun kalan sporcu oldu.

28 Şubat

1856- Islahat Fermanı ilan edildi.

1921- TBMM’de ilk bütçe kabul edildi.

1923- Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Belediyesince “fahri hemşehri” ilan edildi.

1933- Berlin’de büyük Reichstag yangını çıktı. Olayın ardından yayımlanan bir kararnameyle Naziler diktatörlüklerinin temellerini atmış oldu.

1942- İstanbul Vezneciler’deki Zeynep Hanım Konağı (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi binası) tamamen yandı.

1945- Türkiye, Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ni imzaladı.

1949- İstanbul Şehzadebaşı’nda Özel Gazetecilik Okulu açıldı.

1958- İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki Üngör öldü.

1977- Malatya’da İnönü Üniversitesi ile iki yüksekokul hizmete açıldı.

1978- Orgeneral Kenan Evren, Genelkurmay Başkanı oldu.

1980- Yurt dışında çalışan vatandaşlara dövizle askerlik yapma imkanı tanıyan yasa, TBMM’de kabul edildi.

1986- İsveç Başbakanı Olof Palme, silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

1990- 1989’un kasım ayında silahlı saldırıda ağır yaralanan gazeteci Kamil Başaran öldü.

1991- 17 Ocak’ta başlayan Irak’a yönelik “Çöl Fırtınası” harekatı, Irak’ın Kuveyt’ten çekilmeyi kabul etmesinin ardından imzalanan ateşkes antlaşmasıyla son buldu.

1994- NATO, tarihinin ilk saldırısını Sırplara karşı gerçekleştirdi.

1997- MGK’nin 9 saat süren toplantısında “28 Şubat Kararları” alındı. Bu kararlar, irticayı Türkiye’nin önündeki “en büyük tehlike” olarak saptadı. Atatürk ilke ve inkılaplarının ödünsüz uygulanmasına karar verildi.

2001- Ulusal Bank’a el konuldu.

2003- Ankara 1 Numaralı DGM, kapatılan DEP’in dört eski milletvekilinin yeniden yargılanma istemini kabul etti.

2006- Avusturya’da yakalandıktan sonra Türkiye’ye iade edilen “çıkar amaçlı suç örgütü elebaşı” Alaattin Çakıcı, “borsacı Adil Öngen’i öldürmeye azmettirmek” suçundan 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2012- Fransa Anayasa Konseyi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasanın iptali konusundaki itirazı kabul etti.

2015- Türk edebiyatının büyük ustası, gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.

2016- İstanbul’da düzenlenen 18. Balkan Karate Şampiyonası’nda Türkiye 5 altın, 4 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 16 madalya kazanarak ilk sırada yer aldı.

2016- Rusya ve Beşşar Esed rejimi güçleri, kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını ihlal etti. Hava saldırılarında 12 sivil hayatını kaybetti.

2017- Suriye’de kimyasal silah saldırısı düzenlediği tespit edilen Esed rejimine yaptırım uygulanmasını isteyen BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını, Rusya ve Çin veto etti.

2020- İngiltere, terör örgütü PKK’nın yapılanmalarından TAK ve HPG’yi de terör örgütleri listesine aldı.

2022- Avrupa Ligi yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Rus basketbol kulüplerinin, organizasyonlarına katılımını askıya aldı.

2022- CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ortak çalışması, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”, törenle kamuoyuna açıklandı. Mutabakat metni, genel başkanlar tarafından imzalandı.

2023- Yunanistan’ın Larisa kentinin kuzeyindeki Tempi bölgesinde yerel saatle 23.20’de yolcu treni ile yük treninin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada 57 kişi yaşamını yitirdi, 85 kişi yaralandı.

2023- MİT, 60 güvenlik görevlisinin şehit edildiği 12 terör eylemini düzenleyenlerden PKK/KCK’lı terörist Ramazan Güneş’i, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlediği operasyonla yakalayarak Türkiye’ye getirdi.

2023- Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ankara’da bir süredir tedavi gördüğü Başkent Hastanesi’nde, 85 yaşında hayatını kaybetti.

1 Mart

1430- Selanik, Padişah II. Murad zamanında fethedildi.

1921- Mehmet Akif’in (Ersoy) “İstiklal Marşı”, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste ilk kez okundu.

1923- Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yeni çalışma dönemini açtı. Mustafa Kemal’in açılış konuşmasını dinleyiciler balkonundan izleyen Latife Hanım, Meclis’e gelen ilk kadın oldu.

1925- Anadolu Ajansı (AA) Türk Anonim Şirketi kurularak, AA şirket statüsüne kavuşturuldu. Ahmet Ağaoğlu, AA’nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı; Alaeddin Bey, ilk Genel Müdürü oldu.

1926- 1889 İtalyan Zanardelli Yasası esas alınarak hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM’de kabul edildi.

1935- TBMM, 5. Dönem çalışmalarına başladı. Atatürk, 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi. TBMM’de ilk kez 18 kadın milletvekili yer aldı.

1958- İzmit Körfezi’nde çalışan “Üsküdar” vapuru, saatteki hızı 130 kilometreyi bulan kasırga yüzünden Soğucak mevkisinde battı. Gemiye paso göstererek binenlerin kaydının bulunmaması nedeniyle net can kaybının belirlenemediği kazada, çoğu öğrenci 400’e yakın kişi hayatını kaybetti.

1968- Milli Bakiye usulünü kaldıran yeni Seçim Kanunu TBMM’de kabul edildi.

1978- Adnan Menderes’in oğlu, Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mutlu Menderes, trafik kazasında öldü.

1983- “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı film, Berlin Film Şenliği’nde 4 ödül aldı.

1990- İlk özel televizyon kanalı Magic Box, Eutelsat F5 uydusundan test sinyali yayınlamaya başladı.

1992- İstanbul Kuledibi’ndeki Neve Şalom Sinagogu’na bombalı saldırı düzenlendi.

1992- Show TV yayın hayatına başladı.

1992- Bosna-Hersek, referandum sonrasında Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlık kararı aldı. Ancak 3 Mart’ta, Sırp kuvvetleri, Bosna’nın kuzeyindeki Bosanki Brod’u bombaladı ve silahlı çatışmalar başladı.

2003- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye’de bulunmasına izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM’nin kapalı oturumunda reddedildi.

2012- Merkez Bankasının açtığı yarışma sonucunda ilk kez belirlenen TL’nin simgesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı basın toplantısı ile tanıtıldı.

2013- Antalya Valiliği koordinatörlüğünde Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen “1 saatte en fazla organ bağışı rekor denemesi”nde Guinness dünya rekoru, ilk 7 dakika içinde kırıldı.

2014- FIFA, kadın futbolcuların maçlarda başörtüsü takmasına izin verdi.

2016- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların yapıldığı ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesine yürüyüş çağrısında bulunduğu gerekçesiyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlattı.

2017- Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Halep’in doğusunda sivillere yönelik Esed rejimi ve Rusya tarafından 21 Temmuz-22 Aralık 2016 tarihlerinde düzenlenen hava bombardımanları ve yardım konvoylarına yönelik saldırıların “savaş suçu” teşkil ettiğini açıkladı.

2018- Karadeniz’i Doğu Anadolu üzerinden İran’a bağlayan Artvin-Rize-Ardahan kara yolundaki Cankurtaran Geçidi’nde inşa edilen tünel hizmete açıldı.

2022- Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) ve Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV), Rusya ve Belarus’un milli takım ile kulüplerine, Dünya Atletizm Birliği de (World Athletics) Rus ve Belaruslu sporculara uluslararası müsabakalardan men cezası verdi.

2023- Avrupa Birliği Komisyonu ve AB Konseyi, 23 Şubat’ta çalışanlarına kurumsal cihazlarından TikTok uygulamasını kaldırmaları talimatını verirken, Avrupa Parlamentosu da (AP) 1 Mart’ta çalışanlarına güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli sosyal medya platformu TikTok’a yasak getirdi.

2023- İsrail Meclisi, İsraillileri öldürmekle suçlanan Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesini öngören yasa teklifini hazırlık oturumunda ilk kez onayladı.

2 Mart

1924- Halk Fırkası grup toplantısında, Şer’iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.

1956- Fransa, Fas’ın bağımsızlığını onayladı.

1960- Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk’ün hatırasına yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası aldı.

1994- Yönetmen Bilge Olgaç, evinde çıkan yangında 54 yaşında öldü.

1994- TBMM Genel Kurulunda eski DEP’li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.

2000- İngiltere, 16 aydır Londra’da ev hapsinde tutulan eski Şili diktatörü Pinochet’in salıverilmesine karar verdi. Pinochet, iadesini isteyen ülkeler itiraz etmeden, İngiltere’yi terk etti.

2016- Kuzey Kore’ye yeni BM yaptırımları oy birliğiyle kabul edildi. Kararda, Kuzey Kore’ye giden ve bu ülkeden çıkan tüm kargoların zorunlu incelenmesi, bu ülkeye hava taşıtı yakıtı satışının yasaklanması, tüm hafif silah ve konvansiyonel silah satışlarının sınırlandırılması yer aldı.

2016- Danıştay 10. Dairesi, kamuoyunda “19 Mayıs Genelgesi” olarak bilinen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına yönelik genelgeyi iptal etti. Kararla 19 Mayıs törenlerinin, 2012 öncesinde olduğu gibi stadyumlarda kutlanabilmesinin önü açıldı.

2016- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İBDA/C davasından hükümlüyken yeniden yargılanmasına karar verilerek tahliye edilen, kamuoyunda “Salih Mirzabeyoğlu” olarak tanınan Salih İzzet Erdiş ile Sadettin Ustaosmanoğlu’nun beraatine karar verdi.

2016- Körfez İşbirliği Konseyi, Hizbullah’ı terör örgütü olarak kabul etti.

2016- UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu Yargı Komisyonu, Galatasaray’ı, finansal fair play kriterlerini yerine getirmediği gerekçesiyle UEFA organizasyonlarından 1 yıl men etti.

2022- Birleşik Krallık’ta, Formula 1 dahil tüm Rus ve Belaruslu motor sporları yarışmacılarına, yetkililerine, bayrak ve ulusal sembollerine yasak getirildi.

2022- Türkiye’de, Kovid-19’la mücadelede açık havada maske kullanımı ve HES kodu uygulaması kaldırıldı.

2022- ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle hava sahasını tüm Rus uçaklarına kapattı.

3 Mart

1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.

1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.

1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.

1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.

1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.

1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.

2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev, yüzde 70,28 oy alarak kazandı.

2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.

2013- Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.

2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.

2017- Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.

2018- Türkiye’nin gururu Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.

2018- Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.

2020- Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.

2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.

2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.

2023- Emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

4 Mart

1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.

1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.

1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.

1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.

1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.

1934- Ankara Radyosu yayına başladı.

1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.

1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.

1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.

2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.

2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.

2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.

2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.

2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.

2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.

2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.

2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.

5 Mart

1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.

1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.

1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.

1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.

1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.

1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.

1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.

1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.

2000- Hayırseverliğiyle tanınan iş adamı İzzet Baysal öldü.

2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.

2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.

2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.

2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in, kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.

2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.

2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.

2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-3/feed/ 0
37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi İstanbul’da gerçekleşti https://www.kanal7haber.com.tr/37-uluslararasi-tuketici-kalite-zirvesi-istanbulda-gerceklesti/ https://www.kanal7haber.com.tr/37-uluslararasi-tuketici-kalite-zirvesi-istanbulda-gerceklesti/#respond Sun, 19 May 2024 21:27:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7350 Lob’in International tarafından düzenlenen ve Uluslararası Diplomatlar Birliği tarafından desteklenen 37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi, evrensel tüketici haklarını gündeme taşımak için İstanbul’da gerçekleşti.

23 Şubat’ta Shangri-La Bosphorus’ta gerçekleşen ve bir çok ülkenin bakan düzeyinde temsilci gönderdiği zirve, tüketici haklarının yanı sıra insan hakları ve ülkelerin güvenlik sorunlarını dile getirdi.

37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi ‘nin açılış konuşmasını yapan Lob’in International Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Ustaoğlu, 37 yıldır tüketicinin korunması ve bilinçlenmesi için uluslararası alanda çalışmalar yaptıklarını anlatarak marka ve kalite konusuna vurgu yaptı ve dünyanın birçok ülkesinden zirveye katılan kurum ve kurum temsilcilerine teşekkür etti.Konuşmasında ayrıca “İnsan tüketerek mutlu olan varlıktır. tüketmek üretmenin birinci şartıdır.” diyen Fahri Ustaoğlu tüketicinin ekonomik özgürlüğünü de ele alarak; “Tüketicinin tercih etme hakkının güvenceye alınması gelişmenin ve medeniyetin göstergesidir” dedi.

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar 37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi’nde yaptığı konuşmada tüketici hakkının kul hakkı olduğunu söyleyerek, Türk toplumunun Ahi teşkilatıyla 1500 yıldır tüketici haklarının korunmasında gerekli tedbirleri almış bir toplum olduğunu belirtti.

Tüketici Kalite Zirvesi’ne katılan İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Mehmet Hüseyin Nail Anlar ticarette ilerlemenin kaliteden geçtiğini, kalitenin ise tüketicinin vazgeçilmez hakkı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Ve Dış Politikalar Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aygün Attaroğlu zirvede yaptığı konuşmada tüketici haklarından ve kaliteden bahsedebilmek için öncelikli olarak barıştan bahsetmek lazımdır dedi ve güvenliğin ulusların ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu anlattı.

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından kurulan European Business Club Associtions Başkanı Zbigniew Roch ise Türkiye ile savunma sanayii başta olmak üzere bir çok konuda işbirliği yapmak istediklerini anlattığı konuşmasında, Polonya’nın sınırında olan Ukrayna savaşının sona erdirilmesinin lüzumunu belirtti.

K.K.T.C. Bayındırlık Ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne her konuda minnettar olduğunu söyleyerek Dünyanın En Büyük 4. Havalimanı olan Ercan Havalimanı’nı Kıbrıs’a kazandırdıklarını belirtti.

Ayrıca zirvede konuşmacı olarak yer alan Kuzey Makedonya Topluluklararası Bakan Vekili Cabir Doko Türkiye’nin önderliği Balkan ülkelerin güçlü kılmaktadır dedi. Örnek aldığımız Türkiye Makedonya’nın gelişmesinde ve ekonomik stratejilerin belirlenmesinde önemli bir yol haritası çizmemizde yardımcı olmaktadır diye de belirtti.

Mersin International Port Genel Müdürü Ajay Kumar Sing yaptığı konuşmada Mersin Limanından Türkiye’nin ihracatına yapmış olduğumuz katkılardan dolayı çok mutluyuz, Türk Ekonomisine daha çok katkıda bulunmak için var gücümüzle çalışıyoruz dedi.

37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi’ne İsviçre’den katılan Halil sert konuşmasında Tüketici Zirvesine destek olmaktan mutluluk duyuyorum, Türkiye lehine diplomatik faaliyetlerde bulunmak bizleri çok mutlu ediyor dedi.

Ayrıca zirvede bulunanTüketici Ve Rekabetin Korunması Derneği Başkanı Prof. Dr Uğur Özgöker Tüketici Hakları Yasası’nın tüketici beklentilerine cevap veren evrensel bir yasa olduğunu anlattı.

Zirve iki bölüm halinde devam etti. Evrensel Tüketici Hakları konulu ilk oturumun moderatörlüğünü Alfa Invesment UK Partner Dr. Necip Uludağ üstlendi.

İlk sempozyumun konuşmacıları:

  • Kemal Geçer – Starlink Grup CEO
  • Mehmet Demir – Sinbo Yönetim Kurulu Başkanı
  • Alp Önder Pamukçu – Gıda Perakendecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
  • Prof. Dr. Emre Alkin – Topkapı Üniversitesi Rektörü
  • Mimar Turgay Kolcuoğlu – Nova Arsa Yönetim Kurulu Başkanı

Zirvenin ikinci oturumunun moderatörü ise İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve Tüketici Ve Rekabetin Korunması Derneği Genel Başkanı olan Prof. Dr. Uğur Özgöker oldu.

İkinci sempozyumun konuşmacıları:

  • Turgay Ömür – Bentaş Bentoit CEO
  • Talha Temur Han – Mobilium Avm Yönetim Kurulu Başkanı
  • Av. Bedia Teymur – Haberler.com Genel Yayın Yönetmeni
  • Hanzade Topaloğlu – Tophills Yönetim Kurulu Başkanı
  • Hakan Dallı – Helix İşitme Cihazları Genel Müdürü

Fahri Ustaoğlu önderliğinde 37 yıldır tüketicinin bilinçlenmesi ve üreticinin bu bilince ortak olması yönünde çalışmalar yapan Lob’in International tarafından düzenlenen 37. Uluslararası Tüketici Kalite Zirvesi plaket ve serifika takdim töreniyle sona erdi.

Haberler.com Genel Yayın Yönetmeni Av.Bedia Teymur zirvenin 2. oturumunda haberciliğin etik değerini ve kalitesini anlattı.
]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/37-uluslararasi-tuketici-kalite-zirvesi-istanbulda-gerceklesti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz” https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/#respond Thu, 16 May 2024 21:51:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7264 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Karşımızdaki ittifakın bugünkü durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz. “Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart mahalli idareler seçimleri öncesinde miting programlarını sürdürüyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün ki durağı Sakarya oldu. Erdoğan, partisinin düzenlediği mitinge katılmak üzere Sakarya Demokrasi Meydanı’na geldi. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra; AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Erkan Kandemir, Hasan Basri Yalçın, Fatih Yalçın, AK Parti Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yusuf Alemdar, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya milletvekilleri, il protokolü ve binlerce vatandaş katıldı.

“Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz”

60 bin kişinin bulunduğunu ifade ettiği meydanda, vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözlerime bu gece idrak edeceğimiz mübarek Berat Gecemizi tebrik ederek başlıyorum. Geçen sene Mayıs ayında tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yaşadık, 14-28 Mayıs seçimleri Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma mücadelesinde daima örnek gösterilecektir. Sadece katılım oranları ile değil sonuçları ile de Mayıs seçimleri bir dönüm noktasıdır. Millet olarak bugün geriye doğru baktığımızda nasıl bir badire atlattığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe Türk Cumhuriyeti’nin verilmiş sadakamız varmış diyoruz. Sakarya’mız iradesine sahip çıkarak yüzde 65 oy oranı ile bize destek oldu. Sakaryalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sakarya inşallah 31 Mart’ta çok daha güçlü şekilde yanımızda yer alacaktır. Resmi rakam, şuanda meydanda 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile bu muhabbeti ancak gönül gözü ile bakanlar görür. Bu muhabbeti dizelere dökecek olursak herhalde şu şekilde akardı; hem haktan yanasın, yiğitsin, mertsin, kimseye eğilmez başın Sakarya. Yeryüzüne bindirilmiş cennetsin, dünyada bulunmaz eşin Sakarya. Sırtımı dayadığım dağsın sen Sakarya. Kafkasların, Balkanların, Anadolu’muzun her köşesisin kokusunu taşıyan Sakarya’ya sizler ile hasret gidermeye geldik” dedi.

“Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor”

Erdoğan, “Sakarya geleceğimize güvenle bakmamızın teminatıdır. Milli mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermeyen bu şehir Türkiye 100 yılının yükselen yıldızıdır. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında sizler yanımızda oldunuz. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yoluna ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Sakarya ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına hiç gelmedi. Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanı adaylarını çiğneyip geçtiler. Diğer isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” diye konuştu.

“21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik”

Ülkeyi, Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimde dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler, bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a kendi derdi ile dertlenen herkese sahip çıkmıştır. Bizde 21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik. Şimdi de ülkemizi Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimlerde dünyanın en üst ligine çıkarmak istiyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyat ile çıktı. Sakarya’dan öyle bir ses verin ki; Marmara’dan, Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın. Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya 31 Mart’ta Türkiye 100 yılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız, gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya ile birlikte Türkiye haritasını cumhur ittifakının renklerine boyamaya var mıyız? Sakarya, Türkiye’nin kalbi, Türkiye’de bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir, aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti, nice krallar en son nefesini bu topraklarda verdi” şeklinde konuştu.

“Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok”

Erdoğan, “Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten bu yana bu topraklar için mücadele ediyor can veriyoruz. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın diye can verdik, veriyoruz. Son 40 yıldır birlik ve beraberlik, kardeşliğimize kast eden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Askeri, polisi, kamu görevlisi, korusu, kadını, yaşlısı, gençlerimizi bizden kopardı. Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamd olsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı hainlere, teröristlere teslim etmedik. Bunları Cudi’de, Tendirek’te, Gabar’da gömdük mü? Artık içeride terör örgütleri kalmadı, hepsi de terk etti. Güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler, gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlar ile bu senaryoyu yırtıp attık. İHA’larımızla, SİHA’laramızla teröristleri o mağaralarında yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık; KAAN’ımızı çıkardık. KAAN ile beraber gökyüzü ile buluştuk. Yaptık ve yine yapacağız. Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz, arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan son terörist etkisiz hale getirilene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

“Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın, Türkiye ve Türk milleti olarak bu topraklarda huzur içerisinde yaşamak istiyorsak, yapacağımız iş bellidir; güçlü bir ordu ve savunma sanayine, havada, karada ve denizde sahip olacağız. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabiliyetlerimizdir. Diğer türlü bize bu coğrafya da nefes bile aldırmazlar. Bu gerçeği, yakın çevremizdeki örnekleri ile acı bir şekilde görüyoruz. Suriye’de bir milyon insan vahşice öldürüldü, 12 milyona yakın insan göçe zorlandı zulmü durdurmak için kimse adım atmadı. Gazze’de, 30 bin masum Filistinli şehit edildi, 70 binden fazla sivil yaralandı. İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba gösterilmedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapılmıyor. Batılı güçler, işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Allah korusun yarın bizim başımıza da bir felaket gelse, karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır” dedi.

“Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık”

Erdoğan, “Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında müttefik dediğimiz ülkeler, topraklarımızdan hava savunma sistemlerini söküp götürdüler, terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları, araç gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu, biz tabancamızı yapmaya başladık. Onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. KAAN Savaş Uçağına, Anadolu Gemisine, Akıncı’ya fırtına obüslerine, Altay tankına; çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Şimdi onlar bizden istiyor, dünyada 5. Nesil savaş uçağı yapabilen dört ülke arasına girmemizin gururunu yaşamayanlar dönüp kalplerinde ülke ve millet sevgisini sorgulasınlar. Bu savunma sanayi projelerini hayata geçirmemiş olsaydık, Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum. Son 21 yılda savunma sektörlerine yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenlik hem de ihracatımız ile almaya başladık. Kendimiz ile beraber dost ve kardeş ülkelerimizin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke haline geldik. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık” diye konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/feed/ 0
Türkiye’de erken aşamadaki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyede-erken-asamadaki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolardan-fazla-yatirim-yapildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyede-erken-asamadaki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolardan-fazla-yatirim-yapildi/#respond Thu, 16 May 2024 21:42:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7256 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, “Geçen yıl Türkiye’de erken aşamadaki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı.” dedi.

İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) önderliğinde hayata geçirilen Uluslararası Kuluçka Merkezi Açılış Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen, ICYF Başkanı Taha Ayhan ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Dağlıoğlu, buradaki amacın Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiren bir hikayeye imza atmak olduğunu belirterek, “Çok mütevazi başladık. Burada yaklaşık 12 girişimle başlıyoruz. Ben eminim ki bunun daha fazlasını yapmak mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın himayelerinde buradaki bu kuluçka merkezini daha ileri aşamalara taşıyacağız.” diye konuştu.

Geçen yıl Türkiye’de erken aşamadaki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yapıldığını belirten Dağlıoğlu, bu girişimler arasında sadece Türk girişimciler olmadığını, uluslararası girişimcilerin de bulunduğunu söyledi.

Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye’ye girişimlerini kurmak için gelmiş olan girişimciler var ve birçok uluslararası raporda ve endekste görüyoruz ki Türkiye kendi bölgesinde girişime başlamak için en uygun, en isabetli yer. Bunun tabii çok fazla bileşenleri var. Bileşenlerinden biri de sermayeye erişimin kolay olması, fonlamaya erişimin olması. İstanbul gibi çok sofistike bir pazarda ürün geliştirmek, hizmet geliştirmek ve bunu test etmek çok mümkün. Buradan küresel pazarlara erişmek mümkün. İşte biz bu çerçevede inşallah kurduğumuz Uluslararası Kuluçka Merkezi’nin ilk başarılarını görmeye başladık.

Bizim için önemli bir platform olan TEKNOFEST’in Take Off adında girişimcilik yarışması var. Geçtiğimiz aralık ayındaki etkinlikte bizim Uluslararası Kuluçka Merkezi olarak bir standımız vardı. Orada 6 tane girişimimiz kendini göstermiş oldu ve benim için gurur verici bir andı. Çünkü ürünlerin hazır olduğunu görmek, artık onları ticarileştiğini görmek, yatırım turu yapıyor olduklarını görmek bizim mütevazi adımımızın somut meyvelere dönüştüğünü gösteren göstergelerden biriydi.”

“Bilişim Vadisi’nin en büyük ideali Türkiye’yi dünyanın inovasyon üssüne dönüştürmek”

Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen de, “Bilişim Vadisi’nin en büyük ideali Türkiye’yi dünyanın teknoloji ve inovasyon üssüne dönüştürmek.” diye konuştu.

Girişimcilerle konuşurken, onlarla istişare ederken en çok gündeme gelen hususlardan bir tanesinin “doğuştan uluslararası” ifadesi olduğunun altını çizen Tüzgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu girişimcilik merkezi de doğduğu günden itibaren uluslararası faaliyet göstermeye başlamış bir girişimcilik merkezi olacak. Bundan sonra biz, yurt dışından, Türkiye’de büyümek isteyen girişimcileri teknoloji vizesiyle buraya adapte olma programlarıyla desteklemeye devam ediyor olacağız. Bu işbirliklerini Medine’de, Taşkent’te, İslam dünyasının her köşesinde ve inşallah özgür Kudüs’te gerçekleştirme hayali ve duasıyla sözlerime son veriyorum.”

ICYF Başkanı Taha Ayhan ise girişimciliğin en doğru çözüm olduğunu gördüklerini belirterek, “İnsanlara ilham vermenin, insanlara fikir vermenin, insanlara bir meslek edindirmenin en doğru yaklaşım olduğunu ve bizim açımızdan en verimli yol olduğunu gördük ve bu yüzden buna odaklandık.” dedi.

Buradaki gençlerin Batı’daki emsallerinden eksileri bulunmadığını, artılarının olduğunu belirten Ayhan, “Çünkü içinde bulundukları imkansızlıklara rağmen çok daha verimli, çok daha farklı yaklaşımlar geliştirerek çok daha güzel çözümler üretebiliyorlar.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyede-erken-asamadaki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolardan-fazla-yatirim-yapildi/feed/ 0
Dünyaca ünlü besteci Rossini’nin ‘2. Mehmet’ operası AKM’de prömiyer yapacak https://www.kanal7haber.com.tr/dunyaca-unlu-besteci-rossininin-2-mehmet-operasi-akmde-promiyer-yapacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/dunyaca-unlu-besteci-rossininin-2-mehmet-operasi-akmde-promiyer-yapacak/#respond Thu, 16 May 2024 21:12:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7240 Dünyaca ünlü besteci Gioachino Rossini ve librettist Cesare della Valle tarafından kaleme alınan “2. Mehmet” (Maometto II) operasının prömiyeri bu akşam Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) bünyesinde sahnelenecek eser, Fatih Sultan Mehmet’in Venedik Cumhuriyeti hakimiyetindeki Eğriboz kuşatması sırasında yaşadıklarını anlatıyor.

Eser aynı zamanda Gioacchino Rossini’nin en yenilikçi ve iddialı operası olarak değerlendiriliyor.

Ünlü orkestra şefi Alessandro de Marchi’nin yönetimini üstlendiği esere İDOB Orkestrası eşlik ederken, rejiyi daha önce birçok Gioacchino Rossini oyunu sahneye koyan Renato Bonajuto yönetiyor.

Eserin dekor tasarımını Zeki Sarayoğlu, kostüm tasarımını Gizem Betil, ışık tasarımını Ahmet Defne yaparken, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu’nu Paolo Villa yönetiyor. Eserdeki koreografi ise Nil Berkan İmzalı.

Tüm dekor ve kostümler İDOB atölyelerinde hazırlandı

Operanın rejisörü Renato Bonajuto, orkestra şefi Alessandro de Marchi, oyuncular Mert Süngü, Burak Bilgili ve İDOB Müdürü Caner Akgün prömiyer öncesi yapılan son provada AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

AKM ve İDOB’un tüm imkanlarının kullanıldığı hacimli bir operanın repertuvara eklenmesi hakkında Akgün, marangozdan kunduracısına, demirden boyahanelere kadar tüm prodüksiyonu yerli imkanlarla İDOB atölyelerinde yaptıklarını anlattı.

Akgün, “Yaş sınırı düşük bir seyirci kitlemiz var. Gençlerin ve orta yaşlı kesimin de Fatih Sultan Mehmet’in bu incelikli yapısını tanımaları bizi çok mutlu ediyor.” dedi.

“Böyle bir sahneyi Avrupa’da bulmak çok zor oluyor”

Rejisör Renato Bonajuto, AKM Türk Telekom Opera Salonu teknolojisinin gelişmiş olduğuna değinerek, “2. Mehmet” gibi komplike bir sahne kurgusuna sahip operada, dönen sahne, asansör gibi tüm imkanlardan yararlandıklarını söyledi.

Bu eser için sahnedeki bütün özellikleri kullandıklarını belirten Bonajuto, “Dönen sahne, asansörler, ışıklar. Mutluyuz, çünkü böyle bir sahneyi Avrupa’da bulmak çok zor oluyor. Bu çok büyük bir şans İstanbul için, Türkiye için.” diye konuştu.

Orkestra şefi Alessandro de Marchi ise, Türkiye’de ilk defa bulunmanın kendisi için çok güzel bir his olduğunu, İDOB Orkestrası ile yakaladıkları uyumla birlikte ilk anından beri kendini evinde gibi hissettiğini ifade etti.

AKM sahnesi hakkında Marchi, “Burada ufak detaylar üzerine çalışma imkanı bulduk. Bu kadar çok sesin, enstrümanın olduğu aynı zamanda gerçek bir atın olduğu bir sahnede detaylar önemli. Büyük resmin güzelliği buradan geliyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Bu operanın evrensel bir fikri var”

Oyunu daha önce Almanya’da da oynadıklarını ve Alessandro bir Rossini uzmanıyla çalışmanın çok keyifli olduğunu söyleyen Mert Süngü de, “Bu operanın evrensel bir fikri var. Fatih Sultan Mehmet yurt dışında da çok önemli bir figür, İtalya’da özellikle. Rossini’nin bunu yazma sebebi de bu.” diyerek, herkesin kendisinden bir parça bulabileceği “2. Mehmet” operasına sanatseverleri davet etti.

Operada 2. Mehmet rolünde oynayan Burak Bilgili ise eserin dayandığı Eğriboz savaşının çok bilinmediğinden bahsederek, yurt dışında birçok sanatçının Türklere bakarken bir merhamet gördüğünü, hayranlık beslediğini aktardı.

Rossini’nin teknik olarak Türkleri kahramanca bir bas tonla yazdığı yorumunda bulunan Bilgili, “Rossini, bir Türk opera sanatçısının Türk karakterini söyleyeceğini hayal edemezdi.” ifadesini kullandı.

Eser, 24 Şubat’taki prömiyerinin ardından 28 Şubat, 2 ve 6 Mart’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.

“2. Mehmet” operasında “2. Mehmet” rolünde Burak Bilgili ve Doğukan Özkan, “Anna” rolünde Dilruba Bilgi ve Gülbin Günay, “Calbo” rolünde Barbora Hitay, Asude Karayavuz ve Esen Demirci, “Paolo Erisso” rolünde Mert Süngü ile Ufuk Toker, “Condulmiero” rolünde Berk Dalkılıç ve Yoel Keşap, “Selim” rolünde Hazal Ata ve Anıl Önder dönüşümlü olarak oynuyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dunyaca-unlu-besteci-rossininin-2-mehmet-operasi-akmde-promiyer-yapacak/feed/ 0
Sivas Halk Eğitim Merkezinde Okuma Yazma Eğitimi Alan Kadınlar Azimleriyle Dikkat Çekiyor https://www.kanal7haber.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/#respond Wed, 15 May 2024 21:33:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7211 Sivas Halk Eğitim Merkezin de ilerleyen yaşlarına rağmen okuma yazma eğitim alan kadınlar azimleri ile dikkat çekiyor.

Sivas Halk eğitim merkezinde düzenlenen okuma yazma kurslarında eğitim alan kadınlar hem temel okuma hem de yazma becerilerini kazanmayı hedefliyor. Kadınlar, ilk defa kalem tutmanın heyecanını yaşarken yeni bir beceri edinmenin gururunu yaşıyor. İlerleyen yaşlarında okuma ve yazmayı öğrenen kadınlardan birinin hikayesi ile diğerlerinden çok farklı. 2 yıl önce Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen 61 yaşında ki Aıcha Nacsauı, eşi ve ailesiyle daha sağlıklı iletişim kurabilmek için okuma yazma eğitimi alıyor. İlerleyen yaşına rağmen Türkçeyi öğrenmek için azim eden Nacsauı, yeni bir dil öğrenmenin keyifli olduğunu belirtti.

“14-99 yaş arası kursiyerleri kabul ediyoruz”

İlkokul eğitiminin 5 ayda verildiğini belirten sınıf öğretmeni Köksal Yılmaz, “Halk eğitim merkezimizde birince ve ikinci kademe okuma yazma eğitimleri veriyoruz. Birinci kademe eğitimde bir ve ikinci sınıf düzeyinde ikinci kademe eğitimde ise üç ve dördüncü sınıf düzeyinde eğitim veriyoruz. Buraya gelen vatandaşları da ilkokul belgesiyle mezun ediyoruz. Şuanda sabah saatlerinde gelen kursiyerlerimiz 6 öğleden sonra gelen kursiyerlerimizde 6 kişi geliyor ve eğitimlerine devam ediyorlar. Sabah kursumuz ikinci akdeme eğitim alanlar yaklaşık 3 ay sürüyor, öğleden sonra gelen vatandaşlar birinci kademede eğitim alıyor ve 2 ay kadar eğitim alıyorlar. Burada ikinci kademeyi bitirenler ortaokul eğitimi almak isterlerse devam ediyorlar. Halk eğitimde bulunan açıktan öğretim alanına yönlendiriyoruz orada da eğitimini bitirenler açık lisede okumaya devam ediyorlar. 14 yaşın üstünden 99 yaşına kadar vatandaşları kabul ediyoruz, burada birçok kursiyerimiz eğitim görüyor. Kurslarımıza okuma yazma bilmeyen herkesi davet ediyorum” dedi.

Eş ve ailesi ile konuşabilmek için Türkçe öğreniyor

Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen Aıcha Nacsauı (61) Türkçeyi eşi ve ailesi için öğrendiğini belirterek, “Fas’ın Kasablanka şehrinden 2 yıl önce Türkiye’ye geldim. Bir Türk ile evlendiğim için buradayım. Eşim ve ailesi ile rahat konuşabilmek için bu kursa kaydoldum. Türkçe zor bir dil değil ancak öğrenmek zaman istiyor. Öğretmenimize teşekkür etmek istiyorum, bize okuma yazmayı öğretmek için çok çaba gösteriyor. ” şeklinde konuştu.

“Zor geliyor ama öğrenmek istiyorum”

İleri yaşlarda öğrenmenin zor olduğunu belirten Erdem Taçyıldız, “Her hangi bir yere gittiğimde çok zorluk çekiyordum, bu durumda benim çok zoruma gidiyordu. Bende okuma yazma öğrenmek istedim ve hocamız sağ olsun bize okuma ve yazmayı öğretiyor. Ben 62 yaşındayım zor geliyor ama öğrenmek istiyorum. En çok okumayı ve yazmayı çok seviyorum” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim”

Çocuklarının derslerine daha çok yardımcı olmak için okuma yazma eğitimi aldığını belirten Güzel Vural, “Çok az da olsa okumayı biliyordum, çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim. Buraya başladım ve şuan daha güzel okuyorum. Buraya gelmeden önce biliyordum ancak kendimi ifade edemiyordum. Bende tam olarak öğrenmek için buraya başvurdum. Öğrenirken zorluk yaşamıyorum okuma ve yazmayı seviyorum, her şey şuan güzel gidiyor” dedi. – SİVAS

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/feed/ 0
Türkiye’deki Ukraynalılar evlerine dönmenin hayalini kuruyor https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/#respond Mon, 13 May 2024 21:24:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7158 Savaşın acı yüzüyle iki yıldır mücadele eden Ukraynalılar, Türkiye’de yaşamlarını sürdürse de savaşın bir an önce bitmesini umut ettikleri ülkelerine dönmeyi hayal ediyor.

Rusya’nın, Ukrayna’ya 24 Şubat 2022’de askeri operasyon başlattığını ilan etmesinin üzerinden 2 yıl geçti.

Zaman zaman şiddetini artırarak süren savaş nedeniyle kimi Ukraynalılar ailelerinden, evlerinden ve memleketlerinden ayrılmak zorunda kaldı.

Yaşadıkları kentleri, okulları ve iş yerlerini bırakarak, dünyanın farklı ülkelerine göç eden Ukraynalıların, savaşın bitmesine dair bekleyişleri ve umutları devam ediyor.

Eşini geride bırakmanın hüznünü yaşıyor

Ailecek yaşadıkları Mikolayiv şehrini 12 yaşındaki oğlu Rostislav Shistirikov ile terk etmek zorunda kalan 33 yaşındaki ilkokul öğretmeni Olha Shistirikova, 9 yıl öğretmenlik yaptığını, mühendis olan eşi ve oğluyla ülkesinde mutlu bir hayat yaşadığını anlattı.

Shistirikova, 8 Mart 2022’de evi, eşi, ailesi başta olmak üzere sevdiği ülkesini terk etmek zorunda kaldığını vurgulayarak, 3 kadın ve 5 çocukla bindikleri araçla Moldova’ya gittiğini, oradan da oğluyla birlikte uçakla Romanya’ya geçtiğini, bir süre sonra da İstanbul’a geldiğini kaydetti.

Mühendis olan eşinin teknik konularda orduya destek vermesi için ülkesinde kaldığını belirten Shistirikova, “En büyük üzüntüm eşimi ve babamı savaşın ortasında bırakmak zorunda kalmak oldu. Savaşın başladığı süreçte zaten hasta olan annem yaşadığı acıya daha fazla katlanamadı ve hayatını kaybetti. Annemin dışında çok yakın dostlarımı da kaybettim. Geride bıraktığım akrabalarımla ancak telefonla görüşebiliyorum. En son yaptığım görüşmede bizim şehirde bombardımanın yine şiddetlendiğini öğrendim.” diye konuştu.

Shistirikova, Türkiye’de, oğluyla yaşadığını, eski okuluna online olarak ders vermeye devam ettiğini, ayrıca Ukrayna Kültür Derneği’nin etkinlilerine yardımcı olduğunu, Ukraynalı çocuklara kendi dillerini öğretmeye çalıştığını aktardı.

“Türkiye bizim ikinci memleketimiz, evimiz oldu”

Türkiye’de yaşamaktan çok mutlu olduğunu dile getiren Shistirikova, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de güvende olmak çok güzel ama yine de ülkemizi, toprağımızı özlüyoruz. Burada misafiriz bir an önce savaşın bitmesini ve ülkemize dönmeyi istiyoruz. Ukraynalılar bu yaşadıklarını hak etmiyor. Kimseye bir zararımız yoktu. Kimsenin bizim ülkemizi elimizden almaya hakkı yok. Savaşın bir gün biteceğine ve adaletin yerini bulacağına inanıyorum. Ukrayna’nın zaferini sabırsızlıkla beliyoruz. Benim gibi oğlumun da kendi topraklarımda büyümesini istiyorum. Oğlum her gün, ‘Anne ne zaman evimize döneceğiz? diye soruyor. Türkiye’ye gerçekten çok minnettarız, burası bizim ikinci memleketimiz, evimiz oldu. Savaş bittikten sonra da Türkiye’ye her zaman geleceğiz.”

“Her Ukraynalı gibi ben de evime dönmek istiyorum”

Savaştan yaklaşık iki ay sonra Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen İryna Kuşnir, ülkesine dönmenin hayaliyle yaşıyor. Ülkesinde Harkiv vN Karazin Üniversitesi’nde Ukrayna Dili ve Edebiyatı üzerine dersler verirken Türkiye’ye gelen Kuşnir’in, yakınları ise Harkiv’de kaldı.

Türkiye’de bir yıldır İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak görev yapan Kuşnir, Ukrayna’daki ailesiyle her gün telefonda görüşüp, güvende olup olmadıklarını öğreniyor.

Ülkesindeki savaşın bir an önce bitmesini isteyen Kuşnir, 24 Şubat 2022’de saat 05.00’te yaşadıkları şehirde savaşın başladığını anlatarak, “Her yerden füze geliyordu ve patlamalar oluyordu. Çok korkunç bir durum vardı.” dedi.

Kuşnir, savaş başladığında Türk Hükümetinin çalıştığı üniversitedeki Türk öğrencileri Ukrayna’dan tahliye etmek için çalışmalara başladığını belirterek, Türklerin sadece kendi vatandaşları için değil, Ukraynalıların tahliyesi için de çaba gösterdiğini söyledi.

Türkiye’ye geldiğinde de her aşamada yardım gördüğünü ifade eden Kuşnir, İstanbul’da Ukrayna Dayanışma Derneği’nin de Türk halkıyla birlikte yardımına koştuğunu söyledi.

Kuşnir, “Türkiye çok güzel bir ülke ve bizi çok güzel karşıladı. Ancak her Ukraynalı gibi ben de evime dönmek istiyorum. Siz bize kapılarınızı açtınız ve bizi çok hoş karşıladınız. Türkiye’ye çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Her gün onları merak ediyorum ve onların hayatını düşünüyorum”

Ukrayna Dayanışma Derneği Başkanı Tetiana Fetsan, 7 yıl önce Türklere Ukrayna kültürünü tanıtmak amacıyla kurulan derneğin, savaştan sonra Türk halkıyla dayanışma içinde savaş mağdurlarının yardımına koştuğunu anlattı.

Göç İdaresine göre Temmuz 2023’te Türkiye’de 44 bin Ukraynalı yaşadığını, ancak geri dönüşler nedeniyle bu sayının düştüğünü belirten Fetsan, “İş olmadan, gelir olmadan burada, her yerde yaşamak zor. O yüzden çoğu Ukraynalı, bombalar altında olan ülkesine dönmeyi tercih ediyor. Çünkü en azından orası kendi evi. Bir şekilde her gün bombalar, füzeler, sirenler altında hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar.” diye konuştu.

Mariupol şehri gibi savaşın tamamen yok ettiği kentlerde yaşayan Ukraynalıların ise geri dönemediğini dile getiren Fetsan, Türkiye’deki savaş mağdurlarına yardımlarının devam ettiğini dile getirdi.

Annesi, babası ve kardeşinin Ternopil’de yaşadığını aktaran Fetsan, her gün annesiyle telefonda konuştuğunu anlattı.

Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle çok zor şartlar yaşandığını ifade eden Fetsan, “Her gün siren çalıyor. Çocuklar normal eğitim görmüyor. Çünkü ders başlayınca siren çalmaya başlıyor. Herkes sığınağa giriyor, bomba patlıyor. Mesela iki hafta önce Lviv’de bir sivil binaya bomba düştü ve tabii ki yaralı ve ölü var. Her gün nereye bomba düşer belli değil. Her gün onları merak ediyorum ve onların hayatını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

“Biz Türk halkından büyük bir destek gördük”

Tetiana Fetsan, İstanbul’da 80 yaşlarındaki Türk bir kadınının pazar arabasıyla yaptığı alışverişi, savaş mağdurlarına vermesini hiç unutamadığını söyledi.

Türk halkına teşekkür etmek istediğini kaydeden Fetsan, şunları dile getirdi:

“Çünkü onlar olmadan biz hiçbir şey yapamazdık. Buraya gelenler ilk zamanlar hiçbir şey bilmiyordu. Türkçe bilmiyorlar, hastaneye gidemiyorlardı. Biz Türklerden, Türk halkından büyük bir destek gördük. Türk kurumları, uluslararası kurumlar bize yardım etti. Biz de gıda, hijyen malzemeleri, kıyafet, ayakkabı, iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda hemşehrilerimize yardıma başladık. Buraya yardım malzemeleri getirenlerden kuyruk oluyordu. Mesela Türkler bize Ramazan kolisi veriyordu, biz dağıtıyorduk. Biz tabii ki bunu hiç unutmayacağız.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/feed/ 0
Türk ve Meksikalı gazeteciler Mexico City’de buluştu https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-meksikali-gazeteciler-mexico-cityde-bulustu/ https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-meksikali-gazeteciler-mexico-cityde-bulustu/#respond Sun, 12 May 2024 21:03:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7126 MEXİCO Meksika’nın başkenti Mexico City’de Yunus Emre Enstitüsü (YEE) koordinesinde “Türkiye-Meksika Medya Buluşmaları” etkinliği düzenlendi.

YEE tarafından sivil bir inisiyatif anlayışı ile geliştirilerek uygulamaya konulan “Medya Buluşmaları” etkinliklerinin üçüncü serisi, “Bosna Hersek ve Sırbistan”, “Arnavutluk ve Romanya”nın ardından “Venezuela ve Meksika”da yapıldı.

Mexico City’de bir otelde gerçekleştirilen programda, Türk ve Meksikalı gazeteciler, iki ülkenin birbirini daha iyi tanıması ve yakınlaşması amacıyla fikirlerini sundu.

Etkinlikte, iki toplumun birbirlerini medya üzerinden yapılacak paylaşım ve yayınlar ile daha yakından tanıma ve anlamasının sağlanmasına yönelik geçmişten gelerek toplumları bir araya getiren ortak değerlerin ülke kamuoylarınca paylaşılmasına yönelik fikirler konuşuldu.

Medya Buluşmaları kapsamında kültürel alışverişin artırılması ve ortak projelerin geliştirilmesi, katılımcı medya profesyonelleri arasında işbirliği ağının oluşturulması ve sürdürülebilir bir iletişim platformunun kurulması kararı alındı.

Toplantıda, bilgi alışverişinin teşvik edilmesi ve YEE vasıtasıyla Meksika ve Türkiye’deki kurumların işbirliği yapması konusunda uzlaşıldı.

“Toplumlar medya aracılığıyla birbirini daha iyi tanıyacak ve anlayacak”

Programda konuşan YEE Kültürel Diplomasi Akademisi Koordinatörü Dr. Melih Barut, enstitünün ismini aldığı şair Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım. İşi kolay kılalım.” felsefesini sahada icra ettiğini söyledi.

Barut, sunumunda enstitünün çalışmalarına yönelik bilgiler aktarırken, Meksika ve Türk toplumunun birbirini tanımasının medya aracılığı ile olabileceğini kaydetti.

“Toplumlar medya aracılığıyla birbirini daha iyi tanıyacak ve anlayacak. Meksika ve Türkiye toplumlarının birbirlerini tanımaları, birbirlerini anlamaları için ne yapabiliriz, bunu arıyoruz ve sizlerle başaracağımıza inanıyoruz.” diyen Barut, Meksikalı ve Türk gazetecilere destekleri için teşekkür etti.

“Gönüller yapmaya geldik, felsefesi ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz”

YEE Meksika Koordinatörü Salih Gültekin, Meksika’da YEE’yi 2021’de kurduklarını ve Türk kültürünü tanıtmak için çalıştıklarını söyledi.

Programa ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını belirten Gültekin, “Enstitümüzün resim, müzik ve el sanatları, tarih ve kültür konferansları gibi pek çok faaliyeti var. Yunus Emre’nin felsefesi ile çalışıyoruz. ‘Gönüller yapmaya geldik’ felsefesi ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

“Meksika’da Atatürk Kültür Merkezi kurmak istiyoruz”

Radyo Canon’un programcısı Federico La Mont ve Takvim gazetesi yazarı Ergün Diler programın “kıdemli gazeteciler” bölümünde açılış konuşması yaptı.

La Mont, Türkiye ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü çok sevdiklerini, Türkiye ile Meksika’nın aynı seviyede olduğunu ve dostluklarının devam edeceğini söyledi.

“Meksika’da Atatürk Kültür Merkezi kurmak istiyoruz. Meksika, Endonezya, Türkiye, Avustralya, Güney Kore’nin dahil olduğu MİKTA Strateji Forumu’nda buluşuyoruz. Bu önemli bir forum, bir araya gelmemiz açısından kıymetli.” ifadelerini kullanan La Mont, Türkiye’yi daha yakından tanımak istediklerini söyledi.

Meksika’da 120 bin gazeteci olduğunu belirten La Mont, Türk gazetecilerin haziranda yapılacak ve büyük olasılıkla ilk kadın başkanın seçileceği devlet başkanlığı seçimlerini yakından takip etmelerini arzu ettiğini vurguladı.

” Edebiyat, sanat, mutfak ve pek çok alanda birbirimizi tanımalıyız”

Türk ve Meksikalı gazeteciler, medyanın kültürel yakınlaşmayı sağlamak için neler yapabileceğini konuştu.

Meksika Kanal 22 Editörü Jose Hernandez, Türk dizi endüstrisinin yükselişini takip ettiklerini ve Türk kültürünü tanımak için bu dizileri izlediklerini söyledi. Türkiye ile kültürel iletişime kıymet verdiklerini belirten Hernandez, “Edebiyat, sanat, mutfak ve pek çok alanda birbirimizi tanımalıyız.” dedi.

Meksikalı gazeteci Jeziret Gallardo, geçen yıl ney üflemeye başladığını ve Türk kültürünü yakından tanımak istediğini anlatarak, iki yıl önce Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve çok sevdiğini kaydetti.

Gallardo, dizilerin Türkiye’yi tanımak için araç olduğunu ama kültürlerin buluşması için alternatif yollar aranması gerektiğinin de altını çizdi.

Meksikalı gazeteciler ortak yapımlara imza atılmasını istedi

Meksika’nın El Heraldo de gazetesi köşe yazarı Guadalupe Gonzales Chavez, Türkiye ile ilişkilerin Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri devam ettiğini ve halı, kahve, sanat ve mimari alanda pek çok etkileşimin olduğunu söyledi.

“Osmanlı İmparatorluğu, Atatürk dönemi ve şimdi de bu kültürel diplomatik çalışmalarımızla üç dönemde ilişkilerimiz güçlü. Bunun dil ve iletişim alanında devamını sağlamalıyız. Dizilerde Türkiye zirvede. Meksika bu konuda geri kaldı. Bunun için ortak bir noktada buluşmalı. Tiyatro, sinema ve belgesellerde ortak yapımlara imza atmalıyız.” ifadelerini kullanan Chavez, tarih, dil ve kültür alanında etkileşim için medyanın çalışması gerektiğini vurguladı.

Toplantı sonrasında Meksikalı ve Türk gazeteciler arasında iletişimin devamı için iletişim ağı kurulurken, Meksika’daki YEE’de Meksikalı gazetecilere Türkçe kursu verilmesi kararlaştırıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turk-ve-meksikali-gazeteciler-mexico-cityde-bulustu/feed/ 0
Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu gerçekleştirildi https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/#respond Thu, 09 May 2024 21:36:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7053 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) öğrencileriyle GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde bir araya geldiği programa katıldı.

Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu ilan ettiklerinde Gezeravcı’nın uzaydan dönüşünde 81 ili ziyaret edeceğinin sözünü verdiklerini dile getiren Kacır, Gezeravcı’nın Konya’dan sonra Gaziantep’te gençlerle buluştuğunu söyledi.

Gaziantep’in milli teknoloji hamlesinin öncü şehri olmasını istediklerini dile getiren Kacır, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini, havacılıkta özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye gelindiğinin çok iyi bilindiğini belirtti.

Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türk mühendislerin imza attığını, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağını kendi imkanlarıyla üretebilen, gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, “Bu başarı, dünyayı yeniden adaletle, merhametle buluşturma iddiasındaki Türkiye için muazzam bir kazanç olmuştur.” dedi.

Bakan Kacır, son yıllarda insansız hava araçlarında peşi sıra başarı hikayelerine şahitlik edildiğini, daha yapılacak çok işin olduğunu aktararak, “Aslında bu 20. yüzyılın havacılık devi ülkelerinden biri olmamış olan Türkiye’nin 21. yüzyılda paradigma değişimini yakalaması sayesinde oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 20 yılda silahlı kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa onu yerli ve milli geliştirmek, üretmek konusunda başlattığımız programların, uzun vadeli gayretlerin, dökülen akıl, alın terinin sonucu olarak bu başarılar ortaya çıktı. Türkiye, insansız hava araçlarında dünyada bir numara.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye Uzay Ajansının hazırladığı Milli Uzay Programı’nı dünyaya ilan ettiğini, 10 alanda Türkiye’yi uzay ligine taşıyacak projeleri açıkladıklarını, bunlardan ilkinin uluslararası uzay istasyonuna bir Türk astronotun gönderilmesi olduğunu anlatan Bakan Kacır, uzay bilim misyonuyla Alper Gezeravcı’nın tarihe geçtiğini vurguladı.

Roket teknolojileri çalışmaları

Bu misyonun gerçekleştirilmesinin ardından karalama sınırına varacak eleştirilerin de yapıldığını belirten Kacır, şöyle konuştu:

“‘Uzaya gönderiyoruz ama bunu kendi roketimizle yapmıyoruz, niçin bunla gurur duyalım?’ diyenler oldu. Roket bilimi, teknolojileri konusunda Türkiye pek çok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Milli markalarımız, uzaya bağımsız erişimi sağlayacak roket geliştirmeye devam ediyorlar. 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle uydularımızı uzaya gönderebilen insanlar değiliz. Roket teknolojilerinde başladığımız projeler önümüzdeki dönemde özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan sağlayacak. Dünyada bunu yapan, insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirecek roketleri geliştiren 3 ülke var, ABD, Rusya ve Çin. Bugüne kadar 40’dan fazla milletin mensubu uluslararası uzay istasyonuna gitmiş. Biz de bilim insanlarımızın çalışmalarını en ileri düzeye taşımak adına uluslararası uzay istasyonunun sahip olduğu altyapıyı değerlendirerek küresel literatüre katkı sunabilecek aynı zamanda Türkiye’nin de uzay bilimi yarışında ‘Ben de varım’ demesini sağlayacak ülkelerden biri olması adına bir Türk vatandaşını uzaya gönderme kararı aldık.

Türkiye için çok önemli kazanımdır. Bilim insanlarımızın hiçbir alanda, kendi alanlarında çalışan diğer ülkelerdeki bilim insanlarından geri kalmamaları adına ortaya konmuş iradedir. Cumhurbaşkanımızın iradesiyle Türk bilim insanları bu misyon kapsamında yürüttükleri projeleri dünya ligine çıkarmış oldular. Uzay bilim misyonu olsa da bu gerçekleştirilen, en önemli çıktısı işte bugün Gaziantep’te şahit olduğumuz, dün Konya’da şahit olduğumuz aslında fırlatma günü bütün Türkiye’de gece yarısı olmasına rağmen milyonlarca insanın ekran başına kilitlenerek bu heyecanı, coşkuyu paylaşmasıyla şahit olduğumuz hakikat belki de ilk kez bir bilimsel misyon kapsamında Türk milletinin ortak bir heyecanla ortak coşkuyla bu denli birlikte olmasıdır. Bu heyecanın Türk gençlerine, çocuklarına taşınmış olmasıdır. Milyonlarca genç, çocuk ülkede gözünü gökyüzünün ötesine çevirmiş oldu. Artık Türkiye’de hiç bir gencin, hiç bir çocuğun başka milletin evlatlarına ait olduğu gerekçesiyle kurmaktan vazgeçecekleri bir hayali kalmamıştır.”

TÜRKSAT 6A birkaç ay içerisinde uzaya gönderilecek

Milli Uzay Programı’ndaki tüm projeleri bir bir hayata geçireceklerinin altını çizen Bakan Kacır, Türkiye’nin kendi uydularını yerli ve milli olarak ürettiğini belirterek, “Görüntüleme uydularıyla kazandığımız tecrübeyi şimdi haberleşme uydularına taşıyoruz. TÜRKSAT 6A ilk milli haberleşme uydumuz olacak. Birkaç ay içinde TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek ve bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olacağız.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın pek çok ülkesinin uzay bilim ve teknolojileri alanında birçok projeyi hayata geçirme gayreti içinde olduğuna işaret eden Bakan Kacır, “Ama biz Türkiye olarak sahip olduğumuz kabiliyetin, yetkinliğin ve özellikle genç insan gücünün farkındayız. Belki başkalarından daha geri alanlarımız olabilir. Tıpkı havacılık gibi, uzay teknolojilerinde de paradigma değişimini hedeflersek onların önüne geçme imkanına sahip olduğumuzu biliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz, hedeflediğimiz projelerden biri ay misyonu. Ay misyonundan bahsettiğimizde bunu da alaya alanlar oluyor. ‘Siz nasıl olacak da aya erişeceksiniz, hani 2023’de aya erişecektiniz?’ diye alaya almak isteyenler oluyor. Tabii bilmiyorlar ki biz ne proje geliştiriyor olursak olalım aslında bu milletin milli kazanımlarını hedefleriz. Kendi bilim insanlarımızın, mühendislerimizin önünü açmayı hedefleriz ve bütün projelerin her birinden Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda önemli çıktılar elde etmeyi hedefleriz.” diye konuştu.

Türkiye’nin hibrit roket motorları geliştirdiğini, bunun uzayda kullanılabileceğini öngördüklerini dile getiren Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında ilerleyen dönemde dünya yörüngesinden uluslararası işbirliğiyle Türk mühendislerinin geliştirdiği uzay aracını yerli hibrit motorla dünya yörüngesinden ateşleyeceklerini, ay çevresinde araştırma yaparak aya ineceklerini kaydetti.

Bakan Kacır, “Siz bu işleri hafife alanlara aldırmayın. Türk mühendislerinin, bilim insanlarının neler başarabileceklerini bugüne kadar havacılıkta son 10 yılda nasıl gördüysek önümüzdeki dönemde uzayda da benzer şeklide bu neticeleri elde edeceğiz. Bize düşen bu projelerde gayret gösteren bilim insanlarının, araştırmacıların yanında, arkasında durmaktır. Türkiye, insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştirdi, bu bir ilkti ama asla son olmayacak.” dedi.

Kacır, daha sonra Şahinbey Millet Camisi ve Külliyesi ile inşaatı devam eden Şahinbey Millet Kütüphanesi’ni ziyaret etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-insanli-uzay-misyonu-gerceklestirildi/feed/ 0
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak: İstanbul’da Avrupa’nın en modern spor tesisi yükseliyor https://www.kanal7haber.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-osman-askin-bak-istanbulda-avrupanin-en-modern-spor-tesisi-yukseliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-osman-askin-bak-istanbulda-avrupanin-en-modern-spor-tesisi-yukseliyor/#respond Tue, 07 May 2024 21:24:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7013 Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Basketbolda Avrupa’nın, dünyanın en modern spor tesisi İstanbul’da yükseliyor. Bunu yapmamıza engel olmaya kalktılar ama biz bütün engelleri aşarak o tesisi de bitiriyoruz. Çok yakında Cumhurbaşkanımızın önderliğinde hep beraber Türk basketboluna kazandıracağız.” dedi.

Bak, Bursa Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Mustafakemalpaşa Kültür Merkezi ve Spor Tesisleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, AK Parti olarak eser siyasetine önem verdiklerini söyledi.

Açılışını yaptıkları tesisin yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Bak, bu tesiste gençlerin tüm imkanlardan yararlanacağını dile getirdi.

Bak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin 22 yılda spor devrimi gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, “Türkiye’nin dört bir yanına, bütün il ve ilçelerine spor tesisleri kazandırmaya devam ediyoruz. Bu zaman 700’ün üzerinde yarı olimpik ve olimpik yüzme havuzu, yüzlerce spor salonu, stadyumlar, mahalle sahaları, basketbol sahaları, 400’e yakın gençlik merkezi, gençlik kampları başta olmak üzere yüzlerce, binlerce eser kazandırıldı, kazandırılmaya devam ediyor. Bütün bunlar genç nüfusumuz için, gençlerimiz için.” ifadelerini kullandı.

Gün içinde İnegöl ve Yıldırım ilçelerinde de açılışlar yaptıklarını hatırlatan Bak, şöyle devam etti:

“Türkiye bu başarılı spor yatırımlarıyla, spor tesisleriyle dünyada kendinden söz ettiriyor. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı İtalya ile beraber Türkiye organize edecek. Niçin verdiler bize bu organizasyonu? Çünkü Avrupa’nın ve dünyanın en modern stadyumlarına sahip Türkiye. Peki dünya şampiyonalarını veriyorlar. Avrupa şampiyonalarını veriyorlar. Niçin veriyorlar? Burada uluslararası standartlarda spor tesisleri var, konaklama tesisleri var. Antrenman imkanları var. İşte bu nedenle Türkiye spor ülkesi olma yolunda önemli adımlar atmıştır ve geleceğe güvenle yürümektedir.”

Bak, Almanya’da düzenlenecek 2024 Avrupa Şampiyonası’nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı’na Türk milletinin orada da destek vereceğini belirterek, Türk sporcularının son dönemdeki başarılarını katılımcılarla paylaştı.

Ülkeye devasa tesisleri kazandırmaya devam edeceklerini vurgulayan Bak, “Basketbolda Avrupa’nın, dünyanın en modern spor tesisi İstanbul’da yükseliyor. Bunu yapmamıza engel olmaya kalktılar ama biz bütün engelleri aşarak o tesisi de bitiriyoruz. Çok yakında Cumhurbaşkanımızın önderliğinde hep beraber Türk basketboluna kazandıracağız; Abdi İpekçi Spor Salonu. Hep beraber onu da takip edeceksiniz. İşte böylesine devasa tesisleri ülkemize kazandırmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Bak, spor tesisleriyle çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalıştıklarını belirterek, ailelere çocuklarını spor merkezlerine yönlendirme konusunda önerilerde bulundu.

“Şehrimizi inşa etmeye devam edeceğiz”

Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da tesisin Mustafakemalpaşa ilçesine hayırlı olmasını diledi.

Gençler ve çocukların bu ülkenin en kıymetli hazinesi olduğunu dile getiren Demirtaş, “Bu hazinenin emin ellerde kuyumcu titizliğiyle işlenmesi ise en büyük hedefimizdir. Bu istikamette evlatlarımızı çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve teknolojiyle donatmalıyız. Onları ruhsal ve bedensel olarak hayata hazırlamaya yönelik olarak çalışmalarımızı yoğun bir biçimde sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, ilçeye çok güzel bir hizmetin kazandırıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bunlar ancak koltuk sevdasıyla, birbiriyle mücadele içerisinde belediyecilik yapmaya çalışıyorlar. Gerçekten iş bilmiyorlar. Cumhuriyet Halk Partisinin Büyükşehir Belediye Başkan adayı (Mustafa Bozbey) geçen gün çıkmış ne diyor? ‘Bu Togg’un fabrikasını niye Bursa’ya yaptınız’ diyor değil mi? Biz Togg’un fabrikasını yapacağımızı ilan ettiğimizde Türkiye’nin her bir şehrinden bizi aradılar. Fabrikanın kendi şehirlerine yapılmasını istediler. Böyle önemli bir proje, ‘Avrupa’nın temiz boyahanesine sahip, en modern fabrikasını getirip de niye Bursa’ya yaptınız?’ diye soran bir adam Bursa’yı yönetmeye talip. Bu zihniyetle Bursa yönetilir mi? Bu zihniyetle Bursa ileriye gider mi? Biz bunlara aldırış etmeyeceğiz. İnşallah yerelde ve merkezi hükümetle beraber uyumu sağlayacağız, sinerjiyi sağlayacağız ve şehrimizi inşa etmeye devam edeceğiz.”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise tesisin Mustafakemalpaşa gençliğine hayırlı olmasını diledi.

Programda, Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar ile Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı MHP’li Ahmet Beygirci de katılımcılara hitap etti.

Konuşmaların ardından kurdele kesilerek tesisin açılışı gerçekleştirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-osman-askin-bak-istanbulda-avrupanin-en-modern-spor-tesisi-yukseliyor/feed/ 0
Antalya’da Güney Kariyer Fuarı Başladı https://www.kanal7haber.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/#respond Sun, 05 May 2024 21:15:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6937 Antalya’da, Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliğinde, 12 üniversitenin desteğiyle düzenlenen “Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF)” başladı.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin desteğiyle Mimar Sinan Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen fuarın açılışında, kurdele kesiminin ardından katılımcı üniversitelerin rektörlerine ve sponsorlara plaket verildi.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, dünyada bu alandaki en başarılı organizasyonlardan birini gerçekleştirdiklerini, katılan firmaların çok seçkin, etkinliklerin de son derece dolu olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Atay, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin kuruluşundan bu yana önemli bir paradigma değişimine gittiğini, artık insanı kaynak olarak değil, yetenek olarak gördüklerini belirtti.

Devlet olarak bu yetenekleri keşfetmeye yönelik araçlar, enstrümanlar geliştirdiklerini ifade eden Atay, “Gençler bu kariyer fuarları ve kariyer planlama dersi gibi pek çok ayrı aracı kullanarak kendilerini keşfediyorlar. Henüz okuldayken ne iş yaparlarsa daha iyi, ne iş yaparlarsa daha başarılı olurlar, bunun farkına varıyorlar. Bu konuda geliştirdiğimiz ekonometrik modele göre de 20-24 yaş grubu gençlerin istihdamında Türkiye’de 10 puanlık bir artış oldu. Son 5 yılda bu 10 puanlık artışla 6,1 oranında etki ürettiğimizi görebiliyoruz.” dedi.

“Dünyada en çok istihdam sorunu yaşanan yaş grubu 20-24 yaş”

Atay, “Mezun olayım ve bana birisi iş versin” kültürünün cari bir yaklaşım olmadığını, iş bulmanın ölçüsünün daha çok yere başvurmak, kendini daha çok geliştirmek, daha çok kendini ifade etmek olduğunu söyledi.

“‘Ben şu üniversiteden mezun oldum. Bana birinin iş vermesi gerekiyor’ anlayışını bu gençlerde kaldırdık.” diyen Atay, şöyle devam etti:

“Türkiye’de arkadaşlar, bir yandan birileri ‘İşte gençler işsiz’ falan diyor ama biz biliyoruz ki çok ciddi oranda gencimiz dördüncü sınıftayken işini bulmuş oluyor. Hem zaten dördüncü sınıfta ders yoğunluğu da azalıyor. Kurumsal şirketler, yetenekli çocukları keşfediyorlar ve sözleşmeli olarak çalıştırıyorlar. Proje bazlı çalıştırıyorlar. Bakın 20-24 yaş grubu istihdamda İtalya’yı, İspanya’yı geçmiş durumdayız. Dünyada en çok istihdam sorunu yaşanan yaş grubu 20-24 yaş, yani üniversitelilerin istihdamı. Biz şu anda ‘Dünyanın en iyisi falanız’ demiyoruz ama bizden daha gelişmiş olduğunu düşündüğümüz, bildiğimiz ülkelerden daha iyi bir duruma geldik. Sırf bu araçları doğru ve etkin kullandığımız için. Bunlardan sonuç aldığımızı görüyoruz.”

“Bizim gençlerimizin aslında kötü bir ajandası yok”

Türk gençlerinin çok özverili, çok iyi niyetli ve kreatif olduğunu dile getiren Atay, yapılan kurumsal ve uluslararası çalışmalarda, Türk gençlerinin daha çok gelişmiş olduğu düşünülen uluslardaki gençlere kıyasla daha yaratıcı, sonuç almaya odaklı olduğu ve en önemlisi de inisiyatif kullandığının ortaya çıktığını ifade etti.

Atay, dünyanın ekonomik olarak en büyük ülkelerinin en büyük şirketlerinde muhakkak Türklere yer verilmeye başlandığını belirterek, “Önce bir Türk oraya giriyor. Arkasından üç, beş, on tane birden alıyorlar. İstihdam ediyorlar. Çünkü bizim gençlerimiz inisiyatif kullanıyor. Çünkü bizim gençlerimizin aslında kötü bir ajandası yok. Millet olarak, başka toplumlarla geçinmeyi en iyi bilen milletlerden birisiyiz. Dolayısıyla bizim gençlerimiz nerede olurlar, hangi ülkede olurlar, hangi şirkette olurlarsa olsunlar çok rahat iletişim kuruyorlar ve sorunlara çözüm üretebiliyorlar. Bunu nasıl üretiyorlar? İnisiyatif alarak. İnisiyatif alma önemli bir tutumdur. Yani sonradan çok kolay geliştirilebilen bir şey değildir.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da kariyer fuarlarının, hem katılımcılar hem de işverenler için benzersiz fırsatlar sunduğunu belirterek, fuarda 200’den fazla firmanın bir araya geldiğini söyledi.

AA standına gençlerden yoğun ilgi

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay ile Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Anadolu Ajansının (AA) açtığı standı ziyaret etti.

AA standına yoğun ilgi gösteren gençler, görevlilerden kariyer fırsatlarına ilişkin bilgi aldı.

Fuarı ziyaret eden gençler, firma temsilcileriyle bir araya gelerek, iş, staj, eğitim, konferans, mülakat gibi deneyimler elde edebilecek.

GÜNKAF’a kayıt olanlar arasından yapılacak çekilişle 5 öğrenci, Türk Hava Yollarından Avrupa ülkelerine gidiş-dönüş uçak bileti kazanacak.

Öğrencilere çekilişlerde Antalya spor’un Süper Lig maçları için bilet, spor merkezine aylık üyelik ve dalış eğitimi gibi farklı hediyeler de verilecek.

Fuar, yarın sona erecek.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/feed/ 0
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden Yalan Haberlerle İlgili Açıklama https://www.kanal7haber.com.tr/dezenformasyonla-mucadele-merkezinden-yalan-haberlerle-ilgili-aciklama/ https://www.kanal7haber.com.tr/dezenformasyonla-mucadele-merkezinden-yalan-haberlerle-ilgili-aciklama/#respond Sun, 05 May 2024 09:00:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6925 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, 115 sayılı Dezenformasyon Bülteni’ni yayımladı.

Bültende, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Münih Güvenlik Konferansı’nda ileri sürdüğü, “Bu, Gazze’deki askerlerimiz tarafından bulunan Yahudilerin Sonu adlı kitap. Bu kitabı Hamas’ın üst düzey lideri Mahmud el-Zahar yazmış.” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.

Yapılan araştırmalar sonucunda kitabın, 1990’lı yıllarda Mısırlı yazar Abu Al Fida Muhammad Aref tarafından yazıldığının ve Filistin haricindeki iki ülkede basıldığının, iddia edildiği gibi Hamas veya Filistin meselesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığının tespit edildiği bildirildi.

Öte yandan bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan, yaşlı bir kadının Türkçe bilmediği için havalimanında hizmet alamadığı ve iki buçuk saat rehin alındığı iddiasının doğru olmadığının anlatıldığı bültende, şu bilgilere yer verildi:

“17 Ocak’ta Van’dan İstanbul Havalimanına gelen S.Ç. isimli vatandaşımızın uçağı, 14.26’da piste iniş yapmıştır. Güvenlik kamerası görüntüleri incelendiğinde iddiaların tamamen asılsız olduğu, uçuş ekibinin yaptığı talep doğrultusunda vatandaşımıza uçaktan inişinden, havalimanı çıkış noktasına kadar gerekli tüm hizmetlerin sağlandığı belirlenmiştir. 14.36’da uçağın körük kapısından çıkışı akabinde S.Ç, 14.44’te tekerli sandalye ile alınmıştır. Görevliler tarafından 14.51’de bagaj alım salonuna getirilen S.Ç, 15.39’da bagajını almış ve 2 dakika sonra salondan çıkış yapmıştır. İddiaya konu görüntülerin, 15.42’de bagaj alım salonu önünde kaydedildiği belirlenmiştir.”

Yılda 4 kez MTV alınacak iddiası doğru değil

Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan, “Yılda 4 kez motorlu taşıtlar vergisi (MTV) alınacak” iddiasının da doğru olmadığı, iddia edilenin aksine Hazine ve Maliye Bakanlığının böyle bir çalışmasının bulunmadığı aktarıldı.

Bültende ayrıca, “İsrail ordusunun Gazze’nin Şucaiyye semtinde kullandığı Türk yapımı füzelerden çıkan şarapnel parçası” iddiasının doğru olmadığı vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“Türkiye’nin savunma sanayii alanında İsrail ile dolaylı veya direkt yoldan herhangi bir mühimmat ticareti bulunmamaktadır. İddiaya konu görselde yer alan parçanın herhangi bir mühimmata ait olup olmadığı dahi belli değildir. Ayrıca markalama için kullanılan made by ifadesi Türk savunma sanayii alanında kullanılmamaktadır.”

Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Türkiye’de Afganlar, iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapılıyor” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığının iddia edildiği gibi bir çalışmasının kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulandı.

Bültende, bazı sosyal medya hesaplarından, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklaması” iddiasıyla paylaşılan belgenin sahte olduğu bildirildi.

Ayrıca bazı basın yayın organlarında yer alan, “Sağlık Bakanlığı, ilaçları artık kendisi analiz etmeden piyasaya sürecek. Yurttaşlar denek olarak kullanılacak.” iddiasının da gerçek dışı olduğu, Mecliste konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Sağlık Bakanlığının ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceğine ilişkin iddianın doğru olmadığını belirttiği, ruhsat ve denetim sürecinin iyileştirilerek sağlanacağı hatırlatıldı.

“Süper Kupa finali iptal edildi” iddialarının doğru olmadığının belirtildiği bültende, Süper Kupa Finalinin, her iki takımın da lig ve Avrupa maçlarından dolayı fikstür sıkışıklığı olmaması için nisanda yapılmasının planlandığı kaydedildi.

FETÖ’nün manipülasyon amaçlı kullandığı sosyal medya hesaplarından paylaşılan bazı görüntülerin, “Erzincan’daki toprak kayması sırasında kaydedildiği” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, görüntülerin, 22 Şubat 2023’te Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesindeki bir kömür madeninde meydana gelen kaza sırasında çekildiğinin tespit edildiği bildirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dezenformasyonla-mucadele-merkezinden-yalan-haberlerle-ilgili-aciklama/feed/ 0
Erdoğan: 2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:42:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6722 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün gökyüzüyle buluşan milli muharip uçak KAAN’a ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin Denizli mitinginde konuşan Erdoğan, “Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. 2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından yürütülen Türkiye’nin en önemli teknoloji projelerinden milli muharip uçak KAAN, önceki gün ilk uçuşunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün partisinin Denizli mitinginde yaptığı konuşmada, KAAN’a ilişkin önemli bilgiler verdi.

“KRİTİK BİR EŞİĞİ DAHA AŞTIK”

Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.

2028 YILI SONUNDA KAAN ENVANTERDE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır.” ifadelerini kullandı.

“ANKARA’DAKİ OFİSLERİNDEN YORUM YAPAN SABIK SİYASETÇİLERİ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE HAVALE EDİYORUM”

Erdoğan, konuşmasının devamında “Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.” dedi.

“YERLİ VE MİLLİ MUHALEFET NASIL YAPILIR BİR TÜRLÜ ÖĞRENEMEDİLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek, “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Erdoğan, partisinin 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda halka hitap etti. Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı. Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililerle beraber olduklarını dile getiren Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak, daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”

Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.

“BUNDAN 8-9 AY ÖNCE BERABER ÜLKEYİ YÖNETMEKTEN BAHSEDİYORLARDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.

“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.

“SEÇİMLERİ ŞEHİRLERİMİZİ TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIRLAYACAK ADIMLARIN İLKİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

Kendilerinin kimin ne yaptığına, ne dediğine, ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.

Erdoğan yaptığı konuşmada, alanda resmi rakama göre 75 bin kişi olduğunu belirterek, “Denizli bugün coşmuş. Benim gönlümün sultanı Denizli bu.” ifadesini kullandı. Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi. Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Terörle mücadelede kullanılan silahların çoğunu yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, enflasyonun sadece Türkiye’nin değil, Kovid-19 salgını sonrasında tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı bir baş ağrısı olduğunu söyledi.

GAZZE’YE YAPILAN YARDIMLAR

Gazze’ye gönderilen insani yardımlar kapsamında, 21 ambulans ile 2 bin 380 tonluk yardım malzemelerini taşıyan bir geminin daha Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin insani yardımlarıyla mazlumlara sahip çıktığını bildirdi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü dile getirerek, bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Deprem bölgesinde bunları yaparken diğer şehirleri ve toplumun diğer kesimlerini de ihmal etmediklerini vurgulayan Erdoğan, küresel ekonomi ve bölgenin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletin imkanlarını millet için seferber ettiklerini söyledi.

“HER ALANDA HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek için verdikleri samimi mücadelenin en yakın şahidinin milletin bizatihi kendisi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Ne diyor kelamıkibar, men sabera zafera. Sabreden kimse zafere erer. Ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Bize ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli, en huzurlu, en müreffeh şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur.”

Türk milletinin, bin yıldır bu coğrafyada nice badireleri atlatarak varlığını sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sadece şu son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri inşallah bir kez daha kursaklarında kalacak. Denizli ile, Denizlili kardeşlerimizle el ele yürek yüreğe vererek Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkaracağız. Milli mücadeleyi nasıl ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ diyerek kazandıysak Türkiye Yüzyılı mücadelesini de aynı hissiyatla, zaferle taçlandıracağız. Milletimizin karşısına yeni vizyonlar, yeni hedefler, yeni programlarla çıkarken birileri gibi boşa atıp dolu tutmanın peşinde koşmuyoruz. Tam tersine verdiğimiz her sözün önce altyapısını kuruyor, sonra sizlere de taahhüdümüzü beyan ediyoruz. Şehirlerimiz için hazır ve kararlı olduğumuzu söylerken de gücümüzü bunun gerisindeki 21 yıllık hazırlıktan alıyoruz.”

DENİZLİ’YE 110 MİLYAR LİRALIK YATIRIM

Denizli’ye bugüne kadar 110 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de eğitimde 4 bin 288 yeni derslik inşa ettiklerini, gençlik ve sporda 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 63 spor tesisi kazandırdıklarını, ihtiyaç sahiplerine 4,3 milyar lira kaynakla destek olduklarını anlattı.

Sağlıkta 14’ü hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldıklarını, aralarında bin yataklı şehir hastanesinin de olduğu 4 sağlık tesisinin yapımına devam edildiğini bildiren Erdoğan, TOKİ aracılığıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 1911 konutun inşasının sürdüğünü belirtti. Honaz’daki Akbaş Barajı yatırımını, içme suyu arıtma tesisinin bitmesiyle tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, “Akbaş Barajı’ndan 70 kilometrelik hatla merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Denizli’mizin gelecek 50 yıldaki su ihtiyacını karşılayacak bu yatırımın şehrimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini, daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan kentte bugün 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına hizmet verildiğini söyledi. Denizli’de 8 millet bahçesi projesinden 4’ünü tamamladıklarını, birinin yapımı, 3’ünün ise projelendirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 65 kilometreden 512 kilometreye çıkardıklarını anlattı.

“AYDIN-DENİZLİ OTOYOLU’NU YIL SONUNA KADAR TAMAMLAMAYI HEDEFLİYORUZ”

Erdoğan, inşası devam eden Aydın-Denizli Otoyolu’nu bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini işaret ederek, bağlantı yollarıyla uzunluğu 163 kilometreyi bulan bu otoyolun 80 kilometrelik ilk etabını trafiğe açtıklarını, kalan kısmı da tamamlanınca Denizli-Aydın arasındaki ulaşım süresinin bir saate düşürüleceğini vurguladı.

Denizli çevre yolunu 2 bin 649 metre uzunluğunda Honaz Tüneli ile birlikte 14 kilometre olarak tamamladıklarını dile getiren Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgesinde oluşan trafik yoğunluğunu da en aza indirdiklerini bildirdi. Kaklık Lojistik Merkezini şehre kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yolu hattını tümüyle yenilediklerini, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan Selçuk-Ortaklar yeni demir yolunun yapımına da yakında başlayacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çardak Havalimanı’nı yeni bir terminal binası yaparak büyüttüklerini, Denizli’ye 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santrali tesisi yaptıklarını, ilde 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.

Çiftçilere 37 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, bir teknopark, 15 araştırma geliştirme merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduklarını belirten Erdoğan, “Ayrıca 73 hektarlık bir alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesi’ni faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde Bekirli’ye de doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.” diye konuştu. Erdoğan, Denizli’ye yapılan yatırımların anlatıldığı video gösteriminin ardından, bunların Denizli’ye kazandırılan eser ve hizmetlerin çok küçük bir kısmı olduğunu, daha çok eser ve hizmet kazandırılacağını sözlerine ekledi.

MİTİNGDEN NOTLAR

Denizli’ye gelişinde havalimanında yöresel kıyafetli çocuklar tarafından karşılanan Erdoğan, miting alanına geçişinde bazı partililerle selamlaştı, bu sırada bazı çocuklarla da ilgilendi.

Erdoğan’ın halka hitap ettiği miting alanına, “Sen yürüyeceksin, Denizli yürüyecek arkandan”, “Adı geçenlere rakip bile değilsin”, “Türkiye Yüzyılı için doğru zaman, doğru adam” ve üzerinde Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının bulunduğu “Cumhur İttifakı Türkiye’dir” yazılı pankartlar asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Denizli Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırdı ve fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-butcemizin-sinirlarini-zorlama-pahasina-vatandaslarimizin-taleplerini-karsilamaya-gayret-ediyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-butcemizin-sinirlarini-zorlama-pahasina-vatandaslarimizin-taleplerini-karsilamaya-gayret-ediyoruz/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:06:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6704 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz.” dedi.

Erdoğan, 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda, partisinin mitinginde yaptığı konuşmada, enflasyonun sadece Türkiye’nin değil, Kovid-19 salgını sonrasında tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı bir baş ağrısı olduğunu söyledi.

Gazze’ye gönderilen insani yardımlar kapsamında, 21 ambulans ile 2 bin 380 tonluk yardım malzemelerini taşıyan bir geminin daha Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin insani yardımlarıyla mazlumlara sahip çıktığını bildirdi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü dile getirerek, bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Deprem bölgesinde bunları yaparken diğer şehirleri ve toplumun diğer kesimlerini de ihmal etmediklerini vurgulayan Erdoğan, küresel ekonomi ve bölgenin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletin imkanlarını millet için seferber ettiklerini söyledi.

“Her alanda hedeflerimize ulaşacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek için verdikleri samimi mücadelenin en yakın şahidinin milletin bizatihi kendisi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Ne diyor kelamıkibar, men sabera zafera. Sabreden kimse zafere erer. Ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Bize ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli, en huzurlu, en müreffeh şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur.”

Türk milletinin, bin yıldır bu coğrafyada nice badireleri atlatarak varlığını sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece şu son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri inşallah bir kez daha kursaklarında kalacak. Denizli ile, Denizlili kardeşlerimizle el ele yürek yüreğe vererek Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkaracağız. Milli mücadeleyi nasıl ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ diyerek kazandıysak Türkiye Yüzyılı mücadelesini de aynı hissiyatla, zaferle taçlandıracağız. Milletimizin karşısına yeni vizyonlar, yeni hedefler, yeni programlarla çıkarken birileri gibi boşa atıp dolu tutmanın peşinde koşmuyoruz. Tam tersine verdiğimiz her sözün önce altyapısını kuruyor, sonra sizlere de taahhüdümüzü beyan ediyoruz. Şehirlerimiz için hazır ve kararlı olduğumuzu söylerken de gücümüzü bunun gerisindeki 21 yıllık hazırlıktan alıyoruz.”

Denizli’ye 110 milyar liralık yatırım

Denizli’ye bugüne kadar 110 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de eğitimde 4 bin 288 yeni derslik inşa ettiklerini, gençlik ve sporda 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 63 spor tesisi kazandırdıklarını, ihtiyaç sahiplerine 4,3 milyar lira kaynakla destek olduklarını anlattı.

Sağlıkta 14’ü hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldıklarını, aralarında bin yataklı şehir hastanesinin de olduğu 4 sağlık tesisinin yapımına devam edildiğini bildiren Erdoğan, TOKİ aracılığıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 1911 konutun inşasının sürdüğünü belirtti.

Honaz’daki Akbaş Barajı yatırımını, içme suyu arıtma tesisinin bitmesiyle tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, “Akbaş Barajı’ndan 70 kilometrelik hatla merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Denizli’mizin gelecek 50 yıldaki su ihtiyacını karşılayacak bu yatırımın şehrimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini, daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan kentte bugün 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına hizmet verildiğini söyledi.

“Aydın-Denizli Otoyolu’nu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz”

Denizli’de 8 millet bahçesi projesinden 4’ünü tamamladıklarını, birinin yapımı, 3’ünün ise projelendirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 65 kilometreden 512 kilometreye çıkardıklarını anlattı.

Erdoğan, inşası devam eden Aydın-Denizli Otoyolu’nu bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini işaret ederek, bağlantı yollarıyla uzunluğu 163 kilometreyi bulan bu otoyolun 80 kilometrelik ilk etabını trafiğe açtıklarını, kalan kısmı da tamamlanınca Denizli-Aydın arasındaki ulaşım süresinin bir saate düşürüleceğini vurguladı.

Denizli çevre yolunu 2 bin 649 metre uzunluğunda Honaz Tüneli ile birlikte 14 kilometre olarak tamamladıklarını dile getiren Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgesinde oluşan trafik yoğunluğunu da en aza indirdiklerini bildirdi.

Kaklık Lojistik Merkezini şehre kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yolu hattını tümüyle yenilediklerini, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan Selçuk-Ortaklar yeni demir yolunun yapımına da yakında başlayacaklarını kaydetti.

“Denizli’deki işverenlere 5,5 milyar lira prim desteği verdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çardak Havalimanı’nı yeni bir terminal binası yaparak büyüttüklerini, Denizli’ye 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santrali tesisi yaptıklarını, ilde 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.

Çiftçilere 37 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, bir teknopark, 15 araştırma geliştirme merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduklarını belirten Erdoğan, “Ayrıca 73 hektarlık bir alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesi’ni faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde Bekirli’ye de doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, Denizli’ye yapılan yatırımların anlatıldığı video gösteriminin ardından, bunların Denizli’ye kazandırılan eser ve hizmetlerin çok küçük bir kısmı olduğunu, daha çok eser ve hizmet kazandırılacağını sözlerine ekledi.

Notlar

Denizli’ye gelişinde havalimanında yöresel kıyafetli çocuklar tarafından karşılanan Erdoğan, miting alanına geçişinde bazı partililerle selamlaştı, bu sırada bazı çocuklarla da ilgilendi.

Erdoğan’ın halka hitap ettiği miting alanına, “Sen yürüyeceksin, Denizli yürüyecek arkandan”, “Adı geçenlere rakip bile değilsin”, “Türkiye Yüzyılı için doğru zaman, doğru adam” ve üzerinde Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının bulunduğu “Cumhur İttifakı Türkiye’dir” yazılı pankartlar asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Denizli Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırdı ve fotoğraf çektirdi.

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-butcemizin-sinirlarini-zorlama-pahasina-vatandaslarimizin-taleplerini-karsilamaya-gayret-ediyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Denizli mitinginde konuştu: (2) https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:39:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6666 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, milli muharip uçak KAAN’a ilişkin, “Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk.” dedi.

Erdoğan, 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda partisinin mitinginde yaptığı konuşmada, alanda resmi rakama göre 75 bin kişi olduğunu belirterek, “Denizli bugün coşmuş. Benim gönlümün sultanı Denizli bu.” ifadesini kullandı.

Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi.

Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Terörle mücadelede kullanılan silahların çoğunu yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”

Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.

“Ülkemizin başarılarından rahatsız olanların umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

“2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır. Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek, “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/feed/ 0
TUSAŞ Havacılık Yapısalları Üretim Tesisi Kahramanmaraş’ta Hizmete Açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:36:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6623 Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yapımı tamamlanan TUSAŞ Havacılık Yapısalları Üretim Tesisi törenle hizmete açıldı.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, açılışta, bir ülkenin ilerleyişindeki en büyük göstergenin sanayi ve teknoloji olduğunu söyledi.

Bugün dünyanın ekonomik olarak önde gelen ülkelerine bakıldığında sanayi ve teknoloji alanında da ileride olduklarının gözlemlendiğini belirten Görgün, şunları kaydetti:

“Savunma sanayi, ileri teknolojinin ve sanayinin lokomotifi konumundadır. Bu alanda yapacağımız her çalışma ve ekosistemimizde elde edeceğimiz derinlik, bizi daha da ileriye taşıyacaktır. Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını bitirme hedefi iyi bir noktaya gelmiş olup, ülkemiz artık teknoloji ithal eden değil, teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna doğru emin adımlarla yürümeye devam etmektedir. İleri teknolojiye sahip savunma sanayi ürünlerinin, inovasyon odaklı diğer sektörlere öncülük etmesine katkıda bulunması inancıyla kamu, üniversite ve özel sektör olarak hep birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmalar sayesinde daha ileri seviyelere ulaşmak mümkün olacaktır.”

Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek

Türk savunma sanayi ekosisteminin asrın felaketinin ilk anından itibaren gerek gönüllü insan gücü, gerek teknik donanım, gerekse de yatırımlarıyla milletin hizmetinde olduğunu hatırlatan Görgün, şöyle devam etti:

“6 Şubat’ta yaşanan iki büyük yıkıcı depremin ardından, Türk savunma sanayimiz tarafından geliştirilen insansız hava araçları, uydu sistemleri, farklı tip ve özelliklerde kameralar, radar sistemleri, jeneratörler ve haberleşme sistemleri gibi pek çok yerli ve milli teknolojik ürün ve sistem, afetin başarıyla yönetilmesinde büyük rol oynamıştır. Yapılan arama ve kurtarma faaliyetleri, savunma sanayimizin imkan ve kabiliyetlerinin topyekün olarak milli kapasiteye katmış olduğu değeri bizlere bir kez daha ispatlamıştır. Başkanlığımız tarafından, Türkiye Tek Yürek Kampanyası çerçevesinde taahhüt edilen yardımların kapsamı, AFAD ile imzalanan ‘Deprem Bölgesine Yapılacak Yardımlar Hakkında İşbirliği Protokolü’ ile belirlenmiş olup, savunma sanayi firmalarımız tarafından bölgeye yardım amacıyla geçici ve kalıcı yerleşim bölgeleri inşa edilmesi için 600 milyon lira, iskan ve istihdam faaliyetleri için de 3 milyon lira tutarında kaynak tefrik edilmiştir.”

Görgün, açılışı gerçekleştirilen tesiste, uçak, İHA ve helikopter parçaları üretileceğini belirterek, buradaki tesise ilaveten ikinci ve üçüncü aşamada, havaalanı bitişiğinde daha büyük bir üretim tesisi kurmayı ve bu tesisi ise 4 yıl içinde tamamlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay da 6 Şubat 2023’te tüm Türkiye’nin yüreğinin yandığını, büyük acılar ve hüzünler yaşandığını hatırlattı.

Depremler sonrasında yaraların sarılması için harekete geçildiğini belirten Alpay, şöyle konuştu:

“Şüphesiz, depremle çok canımız yandı, çok canlar kaybettik. Çok sayıda bina, iş yeri ve tesislerimizi kaybettik. Ama Allah’ın yardımıyla bu aziz millet, devletin bütün kurumlarıyla el ele vererek acıların üstesinden gelmeyi başardı. TSK, emniyet, jandarma, güvenlik kuvvetlerinin tüm unsurları ilk andan itibaren tam bir seferberlik anlayışıyla deprem mahallindeki hadiselere müdahil olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada yaşadığımız büyük acılardan sonra büyük müjdelerle yolumuza devam etmek zorundayız. Dün bütün dünyanın yakından takip ettiği gibi 5’inci nesil milli muharip uçağımız Kaan, gök yüzündeydi. Dün Türkiye için de bize umut bağlayan mazlum coğrafyada yaşayanlar için de çok önemli bir gündü. Dünden bugüne acılar yaşadık ama hiçbir tereddüttünüz olmasın. Bu acıları, bu hüzünleri sevinçlere, müjdelere taşımak suretiyle sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonu ve öncülüğünde bütün savunma sanayi şirketlerimizin yöneticileri ve çalışanlarının çok üstün gayretiyle sizlerle birlikte gereken hizmeti sunacağız.”

Diğer konuşmacılar

TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Bozdoğan da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, kentin mevcut sanayi altyapısı dikkate alınarak TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yönlendirildiğini anımsatarak, “Kahramanmaraş’ta uçak ve havacılık yapısalları parçalarını üretmeye başlayacağız. TUSAŞ olarak depremin ardından kurmuş olduğumuz bu tesisin, bölgemiz adına bir başlangıç olacağını ve ilerleyen günlerde daha da büyüyeceğini kendi ekosistemini yetiştireceğini değerlendirmekteyiz.” diye konuştu.

Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer de depremi yaşamış bir şehrin yeniden ayağa kalkmasının şehirdeki üretim ve istihdam faaliyetleri ile doğru orantılı olduğuna işaret etti.

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de açılışı gerçekleştirilen tesisin inanılmaz bir başarı olduğunu söyledi.

Açılışa, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Tuba Köksal, Mehmet Şahin, Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt, Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Emin Terzioğlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökhan İnan, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve ilgililer katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tusas-havacilik-yapisallari-uretim-tesisi-kahramanmarasta-hizmete-acildi/feed/ 0
KAAN’ın ilk uçuşu dünya basınında büyük yankı uyandırdı https://www.kanal7haber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:12:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6579 Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşu dünya basınında geniş yer buldu.

İlk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmesinin ardından çok sayıda uluslararası basın yayın kuruluşu ve televizyon kanalı, KAAN’ı manşetlerine taşıdı.

ABD merkezli yayın yapan Business Insider internet sitesi, KAAN’ın, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağına sahip olma yönünde “büyük adım” olduğunu kaydetti.

Business Insider, KAAN’ın Türk havacılık sanayisinin 10 yılı aşkın gayretlerinin neticesi olduğu ve nihayetinde Türkiye’nin KAAN’ın F-16 filosunun yerini almasını umduğunu belirtti.

Ayrıca, Business Insider, dünkü uçuş testinin özellikle ABD ile F-35 savaş uçakları projesinde yaşanan gerilimin ardından gelecek adına “umut verici bir adım” olduğunu vurguladı.

Bloomberg televizyonu da KAAN’a haberlerinde yer verirken, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağının teker kesmesinin “mihenk taşı” niteliği taşıdığını vurguladı.

İngiltere

İngiliz haber ajansı Reuters, KAAN’ın gökyüzüyle buluşmasını “Türkiye’nin ilk milli savaş uçağı olan KAAN, ülkenin hava kuvvetlerini geliştirme çabalarının bir parçası olarak ilk uçuşunu tamamladı.” ifadeleriyle okuyucularına duyurdu.

Haberde, Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı KAAN’ın seri üretiminde yerli üretim motorları kullanmayı planladığına işaret etti.

Londra merkezli Al Arab gazetesi de milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye 5. nesil savaş uçağı üretiminde çığır açtı” başlığıyla haberleştirdi.

Türkiye’nin KAAN’ın ilk uçuşunu Ankara’da başarıyla gerçekleştirmesiyle 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığına işaret edilen haberde, KAAN’ın üstün özelliklerine dair detaylara yer verildi.

Gazetede tam sayfa verilen haberde ayrıca, Türkiye’nin savaş uçağı ve insansız hava araçlarına sahip olmasıyla elde ettiği uluslararası ve bölgesel gücüne işaret edildi.

Suudi Arabistan’ın Asharq Bloomberg televizyonu internet sitesi de KAAN’ın ilk uçuşunu, “En büyük kral. Türkiye’nin 5. nesil hayalet uçağıyla ilgili neler biliyoruz?” başlığıyla okuyucularına sundu.

Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından üretilen milli muharip uçağın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği aktarılan haberde, KAAN’ın özelliklerine ilişkin detaylar yer aldı.

Katar merkezli Al Jazeera televizyonu da KAAN’ın ilk uçuşunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla izleyicisine sundu.

Kanada

Kanada’da yayın yapan BNN Bloomberg televizyonu, “KAAN, Türk savunma endüstrisinin özgüveni ve yenilikçiliğinin sembolü” olduğunu belirtti.

Türkiye’nin en yeni 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk seferi için gökyüzüne yükselmesiyle “Türk savunma ve havacılık tarihinde yeni bir şafak doğdu.” ifadesiyle izleyicilerine seslenen BNN Bloomberg, “Bu olay sadece bir hava gücü gösterisi değil; Türkiye’nin askeri teknolojide kendine güven arayışında önemli bir sıçramayı ve savaş geleceğine doğru cesur bir adımı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

BNN, “Havayı yaran şık tasarımıyla KAAN, bir ulusun hırslarını, teknolojik becerisini ve stratejik öngörüsünü simgelemektedir.” övgüsüyle haberinde yer verdiği KAAN’ın envanterine eklenmesinin Türkiye’nin “bölgedeki ve ötesindeki stratejik dengeleri değiştirmeye hazırlandığı” yorumunu yaptı.

KAAN ile Türkiye’nin savunma ve saldırı kabiliyetinin yükseldiğine ve bu tarihi gelişmenin Ankara’nın hızla gelişen askeri teknolojide liderlik etmeye hazır olduğunun altını çizen BNN, bu tarihi adımın küresel savunma teknolojisinde yenilikçilik, azim ve bağımsızlık ruhunun öncülüğünde yeni bir çağın şafağı olduğuna dair dünyaya bir mesaj olduğuna dikkati çekti.

Japonya

Japon medyasında da milli muharip uçak KAAN’ı ilk uçuşundan övgüyle bahsedildi.

Japonya’nın en büyük ekonomi gazetesi Nihon Keizai Shimbun (Nikkei), KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladığını ve Türk savunma yetkililerinin bu 5. nesil savaş uçağını Asya ve Körfez ülkelerine ihraç etmeyi umduğunu iddia etti.

Nikkei, ayrıca, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) KAAN’ı 2030 itibarıyla “düşük görünürlük” kapasitesine ulaştırmayı hedeflediğini aktardı.

Haberde, TUSAŞ’ın 2028 itibarıyla 20 adet savaş uçağının yapılmasının planlandığı ifade edildi.

Yahoo Japan Co. internet sitesindeki haberde, ABD, Rusya, Çin, Güney Kore’den sonra Türkiye’nin, dünyada hayalet savaş uçağı uçuran beşinci ülke olduğu kaydedildi.

Norimono News internet sitesinde ise “Türkiye’nin geliştirdiği savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu başarıyla tamamladı.” ifadesi kullanıldı.

İsim olarak “KAAN” kelimesinin anlamına değinilen haberde “KAAN’ın, ‘hükümdar’ veya ‘kralların kralı’ anlamına gelen Türk kökenli erkeksi bir isim” olduğu belirtildi.

Haberde, “Dünyada beşinci nesil savaş uçağı geliştirip üretebilen sadece beş ülke var ve Türkiye de artık bunlardan biri.” değerlendirmesine yer verildi.

Times ABEMA haber sitesi de KAAN uçağına ilişkin haberinde, “Türk şirketi, radarda görülmesi zor ve gizlilik yeteneklerine sahip savaş uçağı KAAN’ı geliştirdi.” ifadesini kullandı.

Haberde, uçuşa ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bugün Türkiye’nin savunma sanayisi açısından gurur verici bir günü daha yaşadık.” ifadesi aktarıldı.

“F35 ve Sukhoi 57’siyle birlikte dünyanın en iyi beşinci nesil savaş uçaklarından biri KAAN” değerlendirmesinde bulunulan haberde, Türkiye’nin gelecek dönemde, savunma yeteneklerini daha da geliştirmesinin beklendiği yorumu yapıldı.

Çin

Çin’de Halkın Günlüğü gazetesi ve Şinhua ajansı “Türkiye’nin yerli beşinci nesil savaş uçağı Kaan’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladı” başlığıyla verdiği haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı üretiminde kritik bir eşiği daha aştığı” ifadesine yer verdi.

Haberde teknik özellikleri anlatılan uçağın envanterde bulunan F-16 uçaklarının yerini alabileceği kaydedildi.

Haberde ayrıca uçağın Türk Silahlı Kuvvetlerinin gereksinimleri doğrultusunda tasarlandığı belirtildi.

Hindistan

Hindistan’ın NDTV kanalı, KAAN’ın teker kesme testini “Hava gücünü geliştirme gayretleri kapsamında Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu yaptı.” başlığıyla izleyicilerine duyurdu.

The Times of India Gazetesi ise 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın Türkiye’nin yerli üretim savaş uçağı sürecinde “mihenk taşı” olduğunu vurguladı.

Gazetenin haberinde, Türkiye’nin “eskiyen hava gücünü modernize etmeyi birinci öncelikleri haline getirdiği bir dönemde KAAN’ın ülke için dönüm noktası olduğunu” kaydetti.

Ayrıca, gazete, KAAN ile Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı üzerine çalışan az sayıdaki güçler grubuna adını yazdırdığına işaret ederek, “Bu da KAAN’ın nihayetinde gizli yeteneklere, gelişmiş havacılık teknolojisine sahip olacağı ve savaşta rol üstlenebileceği anlamına geliyor.” ifadesine yer verdi.

Pakistan

Pakistan’ın Samaa televizyonu da, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye’nin ilk yerli uçağı KAAN, ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla haberleştirdi.

Haberde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirerek 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığı vurgulanarak, KAAN’ın üstün özelliklerine ilişkin ayrıntılar aktarıldı.

Rusya

Rus haber ajansı TASS, “Türk 5. nesil savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla servis ettiği haberde, uçuşun başarılı şekilde gerçekleştiğini vurguladı.

İlk Türk savaş uçağı KAAN’ın ilk kez havalandığına dikkati çeken Rossiyskaya Gazeta, haberinde bu uçağın “Milli Muharip Uçağı” programı kapsamında 2017’de üretilmeye başladığı ve seri üretime 2028’de geçileceği aktarıldı.

Ria haber ajansı da “Türk savaş uçağı KAAN ilk kez uçuş yaptı” başlığıyla haber yayımladı.

Libya

Ayn Libya gazetesi, “Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN Ankara semalarında” başlığıyla gördüğü haberinde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün “KAAN” hakkındaki açıklamalarına yer verilen haberde, Türkiye’nin 2016’dan beri yerli bir savaş uçağı üretilmesi için yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgiler aktarıldı.

Libya’nın Nabız gazetesi de, KAAN’ın ilk uçuşuyla ilgili haberinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının “KAAN” hakkında “Türkiye’nin dünyada beşinci nesil uçak üreten 5 ülke arasında yer alacağına” yönelik açıklamasına yer verdi.

Haberde, KAAN’ın teknik özellikleri hakkında bilgiler paylaşıldı.

Azerbaycan

Azerbaycan Devlet Haber Ajansı (AZERTAC), haberinde, “Türk milli savaş uçağı KAAN bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece Türkiye 5’inci nesil savaş uçağı üreten ülkeler arasında yerini aldı.” ifadelerine yer verdi.

Gürcistan

Gürcistan devlet televizyon kanalı “Pirveli Arkhi” (1TV.GE) KAAN’ın ilk uçuşu ile ilgili “Beşinci nesil ilk Türk askeri uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlıkla haber sundu.

KAAN’ın, havada insansız hava araçları gibi çeşitli platform ve unsurlarla çalışabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilen haberde, “Süpersonik hızlarda yeni nesil silahlarla ve hassas vuruşlarla hava muharebesi gerçekleştirebilecek olan KAAN, yapay zeka desteğiyle muharebe yeteneklerine sahip olacak.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Haberde ayrıca, “Milli savaş uçağı KAAN’ın hizmete girmesiyle Türkiye, beşinci nesil uçağı üretebilen beş ülkeden biri olacak.” ifadesine yer verildi.

Ülkede ekonomik alanında yayın yapan en etkili haber sitelerinden Forbes Georgia’nın internet sitesinde “Türk üretimi KAAN’ın prototipinin ilk uçuşu başarıyla tamamlandı” başlıklı haberinde ise KAAN’ın, Türkiye’nin savunma kabiliyetini güçlendirecek ve Türk Hava Kuvvetlerinin bölgedeki konumunu önemli ölçüde artıracak yüksek teknolojiye sahip olan bir Türk üretimi uçağın olacağı ifade edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kaanin-ilk-ucusu-dunya-basininda-buyuk-yanki-uyandirdi/feed/ 0
Avni Özgürel: Bulgaristan’daki Türklerin dramını senaryo yazarak anlatmaya başladım https://www.kanal7haber.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/ https://www.kanal7haber.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:15:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6482 Türk basınının önemli isimlerinden, 1960’lardan günümüze kadar birçok gazetede çalışan gazeteci-yazar ve senarist Avni Özgürel, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın teşvikiyle Bulgaristan’taki Türklerin dramını anlatarak senaryo yazmaya başladığını, sonrasında bunu tarihi dizi ve belgesellerle sürdürdüğünü söyledi.

Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, meslekte 55 yılı geride bırakan gazeteci-yazar ve senarist Avni Özgürel’le gazeteciliği ve hayatının dönüm noktalarını konuştu.

Özgürel, gazetecilikten senaryo yazarlığına geçişini, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve merhum MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’le olan ilişkisine kadar hayatının önemli kesitlerini aktardı.

Ailesinin, Balkan Savaşlarının ardından Bulgaristan’dan Anadolu’ya göç ettiğini, kendisinin de 1948’de Ankara Altındağ’da dünyaya geldiğini belirten Özgürel, lisedeki edebiyat öğretmeni ve aynı zamanda Nihal Atsız’ın kardeşi olan Nejdet Sançar’ın sürekli kompozisyonlar yazdırıp, yarışmalara sokarak gazeteciliği tercih etmesinde önemli bir figür olduğunu dile getirdi.

Özgürel, UNESCO çerçevesinde düzenlenen uluslararası bir yarışmada üçüncü olduğunu belirterek, “Eğer bu mesleği yapıyor ve elimde kalemle dolaşıyorsam edebiyat öğretmenimin emekleri sayesinde. O dönem gazeteleri dolaşmış, ‘Bakın bu öğrencimiz UNESCO’dan derece aldı, Türkçesi, dili güzel.’ diye beni taltif edip, ‘Ona yazılar yazdırabilirsiniz.’ diye öneride bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.

Ulus gazetesinde mesleğe başladığını, ilk olarak edebiyat, kültür sanat, sergiler üzerine yazı ve haberler hazırladığını anlatan Özgürel, daha sonra Yeni İstanbul gazetesine geçtiğini aktardı.

Sonrasında Dünya gazetesinde mesleğine devam ettiğini dile getiren Özgürel, şöyle konuştu:

“Sonra Abdi İpekçi Milliyet gazetesine çağırdı ve o vesileyle İstanbul’a geldim. Milliyet, o dönem ekonomik olarak zor durumdaydı ama Abdi Bey’in tecrübesinden istifade etmek için geldim. Milliyet’te Abdi Bey’in desteğine rağmen 4-5 ay kalabildim. Gazeteden tek aldığımız öğle yemeğiydi. Abdi Bey’in öldürülmesinin ardından da Milliyet satıldı. Sonra tekrar Ankara’ya döndüm ve Dünya, Adalet, Son Havadis gibi gazetelerde çalıştım. İleriki yıllarda dönüp tekrar bir süre Milliyet’te çalıştım.”

“Türkeş Bey beni teselli etti”

Özgürel, 12 Eylül askeri darbesi olduğunda MHP’yi destekleyen Hergün gazetesinin Ankara temsilcisi olduğunu ifade ederek, darbenin ardından gazetenin kapatıldığını ve kendisinin de gözaltına alınıp sonrasında yargılandığını kaydetti.

Bu dönemde tutuklanan siyasi liderlerden Alparslan Türkeş’in, kendisini tedavi gördüğü Ankara Mevki Askeri Hastanesine görüşmeye çağırdığını dile getiren Özgürel, şunları anlattı:

“Hastaneye gittiğimde acı veren bir tabloyla karşılaştım. Ayağından hastane yatağının sütununa kelepçelenmiş. Ağlamaklı olmuştum. Türkeş Bey beni teselli etti. Bana ‘Bizim sesimizi, soluğumuzu kestiler. Bize bir gazete çıkar.’ dedi. Ben, ‘Bu ortamda bize gazete çıkarma şansı vermezler.’ deyince ‘Haftalık, ne olursa olsun, isterse teksirle…’ dedi. ‘Emredersiniz.’ deyip çıktım. Gazeteci İlnur Çevik’in babası İlhan Çevik’e gittim. Matbaaları vardı ve Daily News gazetesini çıkarıyorlardı. İlhan Bey, ‘Kağıdını getir basayım.’ dedi. Eski milliyetçi insanlardan, oradan, buradan toparladığımız paralarla biraz kağıt aldık ve rahmetli Erol Güngör’ün başyazarlığında Yeni Sözcü isminde haftalık gazeteye başladık. Bütün milliyetçi kesimin ağabey dediği Galip Erdem de yazılarıyla dergide yer aldı.

İlk sayısıyla birlikte gazete bir anda tırmandı ve 40 bine kadar çıktı. Millet destek olmak için mektupların içerisinde para gönderiyordu. Vatansever bir insan olan Ankara Sıkıyönetim Komutanı rahmetli Recep Ergun paşanın çabalarına rağmen Milli Güvenlik Kurulu Konseyi’nin baskısıyla gazeteyi 27 hafta çıkarabildim. Hem sahibi hem de sorumlu yazı işleri müdürü olduğum için son 8-10 sayısında sürekli gözaltı, ifadeler, davalarla uğraştım.”

Senaryo yazma serüveni tarih diziler ve belgesellerle devam etti

Gazetenin kapatılmasının ardından iki seneye yakın işsiz kaldığını aktaran Özgürel, Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası’nda görev yaptığı dönemden tanıştığı Turgut Özal’ı başbakanlığı döneminde ziyaret ettiğini söyledi.

Özgürel, Bulgaristan göçmeni bir aileden geldiği için o dönem Türklere yönelik baskıları yakından takip ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Hatta daha önce kaçak olarak gidip tutuklanmıştım. Turgut Bey, Bulgaristan’daki Türklere yönelik baskıları senaryo olarak yazmamı istedi. ‘Anladığım bir iş değil.’ deyince o dönemki TRT Genel Müdürü Tunca Toskay’ı arayarak ‘Avni’ye senaryo bilen birisini ve bir yönetmen gönder.’ dedi. İki ay zarfında TRT için Bulgaristan’daki Türklerin dramını anlatan 4 bölümlük Belene dizisini yazdım. Belene, Tuna Nehri üzerinde bir ada ve toplama kampı. Türkleri oraya götürüyorlar. Bir toplama kampında yaşanabilecek her türlü eziyet orada var. Dizi nedeniyle Bulgaristan Türkiye’yi protesto etti. Bir süre durdurdular yayını. Sonra Turgut Bey baktı ki oradaki Türklerin üzerindeki baskı artarak devam ediyor, dizinin devamına karar verildi. Hatta dönemin Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, TBMM’deki bir konuşmasında ‘Yarın TRT bu diziyi yayınlayacak, haberiniz olsun.’ dedi. Ertesi gün de dizi yayınlanmaya başladı.”

TRT’nin o dönemki ücret standartları nedeniyle bu işten cüzi bir para aldığını anlatan Özgürel, bu duruma üzülen Turgut Özal’ın kendisine yardımcı olmaya çalıştığını kaydetti.

Özgürel, sonrasında şirket kurduklarını ve ilk olarak başrollerinde Mehmet Aslantuğ, Osman Yağmurdereli ve Erol Taş’ın oynadığı “İz Peşinde” dizisini yazdığını söyledi. Özgürel, senaryo yazma serüveninin Kösem Sultan’ı anlatan “Mahpeyker” ve diğer tarih dizileri ile belgesellerle devam ederek bugüne kadar geldiğini anlattı.

Bugün imtiyaz sahibi olduğu Yeni Birlik gazetesinde yazılar yazıp film çalışmalarına devam eden Özgürel, gençlere “Bizim gençlerimiz biraz daha dünyaya ilgili olur ve bakarlarsa kendi ülkelerinin tahmin ettikleri kadar sıkıntı içerisinde olmadığını görürler. Elbette eleştirmek lazım ama Türkiye’yi bir yaşamak, gezip görmek lazım. Doğusu, güneydoğusuyla halkı, insanları gördükçe daha çok gayret sarf etmemiz gerektiğini bileceksiniz.” tavsiyesinde bulundu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Kıbrıs’ın gerçeklerine baktığımızda iki devletli çözümden başka çaremiz yok https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibrisin-gerceklerine-baktigimizda-iki-devletli-cozumden-baska-caremiz-yok/ https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibrisin-gerceklerine-baktigimizda-iki-devletli-cozumden-baska-caremiz-yok/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:54:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6403 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Kıbrıs’ın gerçeklerine baktığımızda, iki devlet esasına dayalı bir çözümden başka çaremiz yoktur. Barışın, huzurun ve güvenliğin devam etmesi için mutlak surette iki devletli çözüm şarttır.” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği ve Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği işbirliğiyle Bağcılar Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen “İzler Silinmeden” isimli Kıbrıs fotoğraf sergisi açıldı.

Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde kalan Osmanlı-Türk eserlerinin fotoğraflarının yer aldığı serginin açılışında, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Açılışta konuşan Tatar, Türklerin Kıbrıs’taki tarihinin 1571’e uzandığını anımsatarak, “1571’de Ada’yı 80 bin şehit vererek fethetmişiz. Kıbrıs’ı 350 yıl kesintisiz yöneten ve egemenliği altına alan Osmanlı devletidir.” ifadelerini kullandı.

Tatar, Kıbrıs’ın Osmanlı devletinin elinden çıkışının ve Ada’yı belli bir süre kiralayan İngiltere tarafından ilhak edilişinin, acı tarihin bir parçası olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türklerinin bu süreçte direnişini 1974’e kadar sürdürdüğünü hatırlatan Tatar, 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin adaya ayak basarak “Mücahitler” ile buluşmasıyla Kıbrıs’ta yeni bir dönemin başladığını ve Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığına kavuştuğunu belirtti.

Tatar, “KKTC, bu mücadeleyi ana vatan Türkiye ile birlikte vermenin gururu içerisinde ve şimdi Türk Devletleri Teşkilatında gözlemci üye. Bu üyelik bizleri uluslararası tanınma yolunda emin adımlarla taşımaktadır. Neden bunları burada, Bağcılar’da söylüyorum? Çünkü Kıbrıs’ta oynanan oyun, bizleri federal bir çatı, tek devlet içerisinde azınlık duruma düşürüp Türkiye’yi Ada’dan göndermek.” diye konuştu.

Ana siyasetlerinin iki devlet temelli çözüm olduğunu ve bundan geri adım atmayacaklarını vurgulayan Tatar, “Kuzey’deki bağımsız Türk devleti ilelebet yaşayacak.” dedi.

Tatar, milli muharip uçak Kaan’ın ilk uçuşunu gerçekleştirmesi sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türk Silahlı Kuvvetlerini kutladığını, savunma sanayisinde attığı adımlarla Türkiye’nin artık dünyada söz sahibi ülke haline geldiğini ve Kıbrıs’taki soydaşlarını koruyabilecek güce sahip olduğu için gurur duyduğunu kaydetti.

Türk milletinin Kıbrıs’ta çok önemli eserler verdiğinin unutulmaması gerektiğini dile getiren Tatar, şunları söyledi:

“Güney’i de unutmuyoruz. Güney’de de çok eserlerimiz vardır, tarihimiz vardır, yaşadıklarımız vardır, mücadelelerimiz vardır. Ama Kıbrıs’ın gerçeklerine baktığımızda, iki devlet esasına dayalı bir çözümden başka çaremiz yoktur. Barışın, huzurun ve güvenliğin devam etmesi için mutlak surette iki devletli çözüm şarttır.”

Tatar, “Bir anlaşma için fedakarlık lazım, o fedakarlığı Güney Kıbrıs’tan da görmemiz lazım.” diye konuştu.

“Hem Türkiye’miz hem Kıbrıs’ımız atalarımızın bize mirası”

Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de “Hem Türkiye’miz hem Kıbrıs’ımız atalarımızın bize mirası. Bu anlamda devletlerimizin gelişim süreçlerine katkı sunarken bir taraftan da tarihi miraslarımıza ortak çıkmamız hepimizin ortak görevi.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, Bağcılar Belediyesinin geçen haftalarda, AA foto muhabirlerinin Gazze’de çektiği ve İsrail’in işlediği savaş suçlarını gösteren fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” isimli sergiye ev sahipliği yaptığını da hatırlattı.

Serginin açılışına, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Mahmut Özçınar ile Kıbrıs gazileri ve çok sayıda davetli katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibrisin-gerceklerine-baktigimizda-iki-devletli-cozumden-baska-caremiz-yok/feed/ 0
Türkiye’nin Milli Savaş Uçağı KAAN İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-milli-savas-ucagi-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-milli-savas-ucagi-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:15:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6378 Yerli savaş uçağımız KAAN’ın ilk uçuşunu gerçekleştirmesi dünya basınının da gündemindeydi. ABD merkezli Bloomberg, “Uçuş, Türkiye’nin yerli savaş uçağı projesinde dönüm noktası oldu.” sözleriyle gelişmeyi okuyucularına duyururken, İngiliz Reuters haber ajansı, “Türkiye’nin özgün geliştirdiği ilk muharip savaş uçağının ilk uçuşu bugün gerçekleşti” dedi. Yunan basını ise KAAN’ın F-35’ten üstün olduğunu vurguladı.

KAAN, DÜNYA BASININDA

Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından yürütülen Türkiye’nin en önemli teknoloji projelerinden Kaan, ilk uçuşunu başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. KAAN’ın ilk uçuşunda 13 dakika havada kalarak 8000 feet irtifada 230 knot hıza ulaştığı açıklandı.

“KAAN İLK UÇUŞUNU BAŞARI İLE GERÇEKLEŞTİRDİ”

2028’de envantere girmesi hedeflenen KAAN’ın ilk uçuşuna dünya basını da geniş yer verdi. İngiliz merkezli haber ajansı Reuters, “Türkiye’nin KAAN savaş uçağı ilk uçuşunu başarı ile gerçekleştirdi” başlığı ile gelişmeyi duyurdu. Haberde, “Türkiye’nin ilk milli savaş uçağı KAAN, ülkenin hava kuvvetlerini geliştirme çabaları kapsamında ilk uçuşunu Çarşamba günü tamamladı. NATO üyesi Türkiye, milli savaş uçağı üretmeye yönelik TF-X projesini 2016 yılında başlattı. Türk havacılık şirketi TUSAS, İngiliz BAE Systems (BAES.L) ile anlaşma imzaladı. Yeni nesil savaş uçağını geliştirmek için 2017 yılında 125 milyon dolar değerinde yatırım yapıldı.” gibi bilgilere yer verildi. denildi.

“TÜRKİYE’NİN YERLİ SAVAŞ UÇAĞI PROJESİNDE DÖNÜM NOKTASI”

“Türkiye’nin Beşinci Nesil Savaş Uçağı Kaan İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi” manşetini atan ABD merkezli Bloomberg ise, “Uçuş, Türkiye’nin yerli savaş uçağı projesinde dönüm noktası oldu” ifadelerine yer verdi.

“KAAN, F-35’TEN ÜSTÜN”

Yunan gazetesi Proto Thema haberi “Türkiye: Ankara’nın ürettiği 5’inci nesil savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığı ile duyurdu. KAAN’ın özelliklerine yer verilen haberde uçağın “F-35’ten üstün” olduğu vurgulandı.

Haberde Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin’in, “KAAN’ın seri üretimi 10 yıl sürecek. Ancak bu gerçekleştiğinde Türk Hava Kuvvetleri bölgenin en güçlüsü haline gelecektir.” ifadelerine yer verildi.

“UÇAĞIN İLK MÜŞTERİSİ UKRAYNA”

Pentapostagma ise “Son dakika haberlerinde, KAAN savaş uçağının ilk uçuşunun bir süre önce tamamlandığı bildirildi.” başlığını attı. Uçağın ilk müşterisinin şimdiden hazır olduğuna dikkat çeken gazete, Ukrayna’yı işaret etti.

“TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN EN BÜYÜK PROJELERİNDEN BİRİ”

Yunanistan’dan Ethnos gazetesinin Türkiye muhabiri Maria Zacharaki ise özel olarak hazırladığı haberinde KAAN’ın yapay zeka ve dronelar ile ortak çalışabildiğini yazdı. Zacharaki haberinde “Türk savunma sanayisinin en büyük projelerinden biri olan KAAN’a uçuş sırasında F-16 savaş uçağı da eşlik etti” dedi.

Hollanda basınından Scramble, 2010 yılının başlarından beri çalışmaların yoğunlaştığı uçağın General Electric F110 motoruyla güçlendirileceğini kaydetti. Çin devlet televizyonunun haber portalı gelişmeyi “Türkiye’nin beşinci nesil hayalet avcı uçağı KAAN ilk uçuşunu tamamladı” başlığıyla okuyucularına aktardı.

“TÜRKİYE KAAN’I ASYA VE KÖRFEZ ÜLKELERİNE İHRAÇ ETMEYİ UMUYOR”

Japonya merkezli Nikkei Asia da, “Türk savaş uçağı ilk uçuşunu yaptı” başlığını attı. Haberde “Savunma sanayii yetkililerinin, uçağı Asya ve Körfez’deki ülkelere ihraç etmeyi umduğu Türkiye’nin KAAN savaş uçağının bir prototipi, ilk uçuşunu Çarşamba günü gerçekleştirdi” denildi.

KAAN’IN ÖZELLİKLERİ

Kaan, 17 Mart 2023’te hangardan çıkarak pist başı yaptı. 11 aylık süreçte Türk mühendisleri tarafından gökyüzüyle buluşturulmak için hazırlandı. İlk uçuş görevi için girdiği testleri başarıyla tamamlandı. Tasarım ve imalatıyla milli olan KAAN’ın kanat açıklığı 14, yüksekliği 6, uzunluğu ise 21 metre. Kokpiti ise tek kişilik. Çift motoru, yüksek manevra kabiliyeti, radara düşük görünürlüğü, gövde içi silah taşıyabilmesi ve elektronik harp kabiliyeti de KAAN’ın dikkat çeken özelliklerinden.

ÜSTÜN KABİLİYETLERİYLE FARK YARATACAK

Milli muharip uçak Kaan ile Türkiye, bu seviyede (5. Nesil) uçak üretebilen 5 ülkeden biri olacak. Milli savaş uçağı her türlü hava-hava ve hava-yer hedeflerine stratejik taarruz imkanı sağlayacak. Yüksek hava muharebe menzili ve süpersonik hızda hassas ve tam vuruş özellikleri ile fark yaratacak. Kaan, insansız hava araçları, havadan ihbar, kontrol gibi platformlar ve tedarik edilmesi planlanan diğer unsurlarla ortak çalışabilecek. Yeni nesil silahlarla havadan havaya muharebe, süpersonik hızda dahili silah yuvalarından hassas vuruş gerçekleştirebilecek Kaan, yapay zeka ve nöral ağ desteğiyle artırılmış muharebe gücü sağlayacak.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İMZALAMIŞTI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaan’ın isim babasının MHP Lideri Devlet Bahçeli olduğunu açıkladı. Erdoğan, Milli Muharip Uçak Kaan’ın gövdesine 1 Mayıs 2023 tarihini atıp imzalamıştı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-milli-savas-ucagi-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi/feed/ 0
Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşu 106. yıl dönümü törenlerle kutlandı https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusu-106-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusu-106-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:57:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6362 Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106’ncı yıl dönümü törenlerle kutlandı.

Kutlama törenleri ilk olarak Vali Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci ve Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya tarafından alandaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması sonrasında törene katılanlarca saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okunmasıyla başladı.

Saray Bahçesindeki törenin ardından Cumhuriyet Caddesi üzerinde kutlamalar için hazırlanan alana geçildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda Bayburt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından Türk bayrağı dağıtıldı. 21 Şubat Kurtuluş günü kutlamaları saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapan Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, “Bugün burada Bayburt’umuzun düşman İstilasından kurtuluşunun 106’ncı yılını kutluyoruz. Kurtuluş bayramımız kutlu olsun. Asırlar boyunca hür ve bağımsız yaşamış bir milletin mensupları olarak, dün Rusların işgal ettiği bu vatan topraklarında arkasından Ermenilerin yaptığı zulmü yıllar sonra bile gelecek kuşaklara aktarmak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Biz Bayburtlular olarak yüzyıllardır üzerinde var olduğumuz bu cennet vatanda ay yıldızlı bayrak altında yaşamanın mutluluğuyla her zaman vatan ve millet duygusunu öne çıkarmış bu konuda her zaman örnek davranışlar sergilemişiz. Bundan tam 106 yıl önce Kop Dağları Türk’ün şanlı direnişine şahitlik etmiş ve bu kahramanlık dolu destan şanlı Türk tarihinde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın ifadesiyle İkinci Plevne olarak yerini almıştır” İfadelerini kullandı.

Türk milletinin istiklalini korumak için birçok çetin imtihandan geçtiğini belirten Başkan Pekmezci, “Biz, istiklalini korumak için nice çetin imtihanlardan geçmiş bir milletiz. Milli mücadele yılları bu imtihanı en zor şartlarda verdiğimiz bir dönemdir. 15 Şubat 1916 tarihinde Erzurum’u işgal eden Rus orduları, bir taraftan Doğu Anadolu’da muhtelif istikametlerde taarruzlarına devam ederken, 19 Nisanda da Trabzon’u işgal ettiler. Haziran ayında İstanbul önlerinde olmayı düşünen Rusların bu hedefe ulaşabilmesi için Trabzon-Erzurum yolunu bir an evvel kontrol altına almaları gerekiyordu. Bu ise ancak Kop Dağı’nın ele geçirilmesi ile mümkündü. Ruslar, 6 Mart 1916’da Kop Dağı’na geldiklerinde karşılarında Türk ordusu ve Bayburt halkını buldu. Burada yaklaşık 5 buçuk ay gibi uzun süren bir mücadelenin örneğini gördüler. Ancak tüm bu destansı mücadeleye rağmen 16 Temmuz 1916’da Bayburt’un işgaline maalesef engel olunamamıştır. Kop dağlarındaki çarpışmalar devam ederken, burayı geçemeyen düşman Kop-Soğanlı hattındaki İspir Boğazına saldırmış ve Kop dağı arkadan çevrilerek susmak zorunda kalmıştır. Bugün Kop dağı hürriyetini kaybeden bir milletin, acılarla dolu hayatını, kahramanlığını ve nihayet hatırasını anlatmaktadır. Kop Savunması Türkiye ve dünya tarihi açısından çok önemlidir. Bu destansı savunmada oluk oluk kan aksa da Kop Dağı kolayca teslim edilmemiştir” diyerek konuştu.

Kop savunmasının Türk tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini söyleyen Pekmezci, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğer Ruslar kısa zamanda burayı geçseydi haziran başında İstanbul’da olacaklar ve Türkiye’nin geleceğini de etkileyeceklerdi. Bu şanlı direniş dünya harp tarihine en önemli savunma savaşlarından biri olarak adını altın harflerle yazdırmış, 1’inci dünya harbinin seyrini değiştirmiş, Rusların tüm planlarını sekteye uğratmış, hayallerini yerle yeksan etmiş ve savaşın uzamasıyla Ekim 1917’de Bolşevik ihtilali olmuş Çarlık rejimi değişmiştir.

Geçmişi unutmadan gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Buralarda nice canlar toprağa düştü, nice vatan evlatlarını kaybettik. Gelecek kuşaklar bunun bilincinde olmalı, bu toprakların kadrini, kıymetini iyi bilmeliler. Bu dağlarda, bu topraklarda nice vatan evlatları, Anadolu’nun, Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok bölgesinden gelmiş ve burada şehit olmuşlar. Bugün onları bir kez daha minnetle yad edeceğiz. Ruhlarına Fatihalar okuyacağız.

Bizlere düşen ise şehitlerimizi gelecek kuşakların unutmaması için elimizden geleni yapmaktır.

Yaşadığımız bu cennet vatanda yarınlara daha umutla bakabilmek ve gelecek kuşaklarımızın daha mutlu olabilmesi için her zamankinden daha gayretli çalışmak zorundayız. Artık çocuklarımızın daha mutlu yaşadığı, gençlerimizin daha mutlu olabileceği ve yaşlılarımızın, emeklilerimizin daha güzel bir yaşam süreceği bir şehri yeniden ortaya koyma gayreti içinde olacağız.

Bu topraklarda yaşamanın onuruna erenler yarınlara umutla bakacaklar. Çünkü bizler Kop Dağlarında 2. Plevne Destanı’nı yazan kahraman ordumuz ve Bayburtlular olarak Plevne’de dillere destan bir savunma gerçekleştiren Plevne Müdafii Gazi Osman Paşa’nın, cesaretine sahiptik. Bu vesile ile Kurtuluş günümüzün 106’ncı yıl dönümünde, Türkiye’mizin ve dünyanın her yerinde yaşayan tüm Bayburtluların kurtuluş bayramını en içten dileklerimle kutluyor, bu topraklar için can veren, kan veren aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Bugün aramızda Türkiye’nin çeşitli illerinde gelen hemşerilerimiz ve dernek yöneticilerimiz var. Sizleri de sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”

Başkan Pekmezci’nin konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş ile devlet protokolünün kutlama telgrafları okundu. Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşmayı ise İkmal Üsteğmen Hakan Çetinkaya yaptı.

Fen Lisesi Öğrencileri Muhammet Çağrı Ayyıldız ve Ali Kemal Güveli tarafından 21 Şubat konulu şiirler okumasının ardından 21 Şubat dolayısıyla düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrenci ve sporculara ödülleri takdim edildi.

Daha sonra Ermeni mezalimi ve şehrin Türk birliklerince düşman işgalinden kurtarılışını konu edinen ve oldukça heyecanlı anlara sahne olan gösterilerle devam etti.

Kurtuluş gününü canlandıran oyuncuların etkili performansları izleyenleri savaş günlerine götürdü. Canlandırma sonrası Türk milisleri ve Türk ordusunun şehre girmesiyle camilerden selalar yükseldi. İstiklal Marşı’nın okunması sonrası günün kahramanı şehrin anahtarını Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci’ye takdim etti. Başkan Pekmezci ise günün kahramanına altın kemer taktı. Daha sonra Vali Mustafa Eldivan’a Kur’an-ı Kerim ve Garnizon Komutanı Akkaya’ya Türk Bayrağı takdim edildi.

Halk oyunları ekiplerinin gösterileri ve tören geçişinin ardından kutlamalar sona erdi.

Törene Vali Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya, Cumhuriyet Başsavcısı Huzeyfe Yücedağ, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Bayburt Barosu Başkanı Serkan Pekmezci, İl Jandarma Komutanı Albay Dr. Talha Övet, İl Emniyet Müdürü Nihat Uzun, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Yardımcı, AK Parti Bayburt İl Başkanı Turgut Çalışkan, Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı Muharrem Baykal, kamu kurum ve kuruluşlarının amirleri, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. – BAYBURT

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusu-106-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/feed/ 0
KKTC’li Bakanlar Ertuğruloğlu ve Amcaoğlu, Kocaeli’de sanayicilerle buluştu https://www.kanal7haber.com.tr/kktcli-bakanlar-ertugruloglu-ve-amcaoglu-kocaelide-sanayicilerle-bulustu/ https://www.kanal7haber.com.tr/kktcli-bakanlar-ertugruloglu-ve-amcaoglu-kocaelide-sanayicilerle-bulustu/#respond Sat, 13 Apr 2024 21:51:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6294 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Şubat Ayı Meclis Toplantısı’na katıldı.

KSO’daki toplantıda konuşan Ertuğruloğlu, yıllardır ambargolar altında ezdirilen, izolasyon politikalarıyla haksızlığa uğrayan Kıbrıs Türk halkının, bölgesel güç ve aktör olan, bunun da sınırlarını aşarak global aktör, güç olma yolunda ilerleyen ana vatan Türkiye’den öğrenmesi gereken çok dersin bulunduğunu belirtti.

Sadece sanayi konusunda değil her konuda ana vatanda dinamizm gördüklerine değinen Ertuğruloğlu, Türkiye’de yaratıcılık ve rekabet edebilirlik anlayışının ön plana çıktığını ifade etti.

Ertuğruloğlu, KKTC’de bu konularda mesafe kat etmeye ihtiyaçlarının olduğuna değinerek, “Çünkü yıllardır ambargo ve izolasyonlarla uluslararası ilişkilerimizin ciddi şekilde darbelendiği, önümüzün kesildiği koşullarda, içe kapanık ortamda yaşamak durumunda kaldık. Kendi dünyamızda yarattığımız realitelerin, uluslararası realiteler olduğunu düşünme hatasına da vardık. Artık kabuğumuzu kırıp, ana vatanımızdan dersler çıkararak, ana vatanımızla el ele adım adım beraber hareket etmenin tek izleyebileceğimiz yol olduğuna inanıyoruz.” dedi.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, çözümün esasıdır”

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, çözümün esasıdır.” diyen Ertuğruloğlu, KKTC’nin hiçbir zaman çözümün önündeki engel olmadığının altını çizdi.

Ertuğruloğlu, çözümün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kabulünden geçtiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu nedenle Kıbrıs sorununun tarifini de yapmak mecburiyetindeyiz. Herkes ‘Kıbrıs sorunu çözülsün.’ diyor. Güzel, çözülsün. Sorun nedir? Bir anketle ‘Kıbrıs sorununun tarifini yapın.’ desek, neler neler çıkacak ortaya. Kıbrıs sorununun tek bir basit cevabı vardır. Kıbrıs sorunu, Rum tarafının ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ diye tanınıyor olmasıdır. Sorun budur. Çözümü de o nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve kabul edilmesidir. Bunun anlamı nedir? Rum’un, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ diye tanınıyor olmasına son vermektir.”

Bakan Ertuğruloğlu, ana vatanın güvenlik açısından stratejik nokta ve dinamizmin ile yaratıcılığın da merkezi olduğuna işaret ederek, “Bizim buralardan güç almamız lazım. Bizler, sizlerle, sizin gücünüzü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yansıtarak, Kıbrıs Türkü’yle hareket ederek, Kıbrıs konusunun, sadece Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs Rumu’yla meselesi değil, Türk ulusunun da meselesi olduğunu dünyaya vurgulayarak hareket etmek durumundayız. Kıbrıs Türkü, yüce Türk ulusunun kopmaz parçasıdır.” diye konuştu.

“Yatırımların kolaylaştırılması ve korunmasıyla ilgili mevzuatlar yasallaştı”

Bakan Olgun Amcaoğlu da pandemide mikro anlamdaki ihtiyaçlarını, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi üretemediklerini gördüklerini, bunun üzerine de sanayileşmeye önem verme kararı aldıklarını kaydetti.

Ülkenin ihtiyacı “Organize Sanayi Bölgeler Yasası”nı 2022’de oy birliğiyle Meclisten geçirdiklerini anımsatan Amcaoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nden yatırımcı kardeşlerimizle yeni yatırım sahaları açma noktasındaki bütün mevzuatları geçen haftalarda Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır’la imzaladık.” şeklinde konuştu.

Bakan Amcaoğlu, protokoller sayesinde Türkiye Cumhuriyeti yatırımcılarının artık rahatlıkla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yatırım yapabileceği ve yaptığı yatırımın sahibi olabileceği mevzuatların yürürlüğe girdiğini aktardı.

Yatırımların kolaylaştırılması ve korunmasıyla alakalı bütün mevzuatların yasallaştığını belirten Amcaoğlu, “Güvercinlik Sanayi Bölgesi”ndeki bütün projelerin tamamlandığını, şu an Ankara’nın gündeminde bulunan ihale sürecinin çok kısa sürede bitirileceğini kaydetti.

“Yatırımlar, KKTC’nin dünyaya açılmasını sağlayacak”

Bakan Amcaoğlu, yeni düzenlemelerle, sanayi bölgesindeki yatırım projelendirmelerinin 2 bin metrekare üzerinden yapılan daha öncekilerden farklı olacağına işaret ederek, “İhracat açığını kapatabilecek, alternatif üretim modellerini ortaya koyabilecek ve yatırımları taçlandırabilecek sanayi arsalarının, 5 bin metrekareden başlayıp 20 bin metrekarelere kadar alana sahip olabileceği, istenildiğinde bu alanların büyültülebileceği proje 1 yıl sonra hayata geçecek.” diye konuştu.

Projelerin, KKTC’nin mikro ihtiyaçlarını karşılayacağını, devamında da ihracattaki devrimleri yakalayabilecek üretim modelleriyle dünyaya açılabilmesini sağlayacağını dile getiren Amcaoğlu, Türkiye ile yapılan kıyı ticareti anlaşmalarıyla Avrupa’ya açılan pazarların büyüyeceğini, kısa sürede bu alandaki Türk yatırımcılarla anlaşmalar imzalanmasını temenni etti.

Bakan Amcaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen yatırımcılara gönül kapılarının her zaman açık olduğunu, yeni mevzuat ve protokollerle KKTC’de yapılacak gerekli yatırımların önünün açılmasını temenni ettiklerini, Türkiye Cumhuriyeti’yle yürümekten büyük onur ve şeref duyduklarını sözlerine ekledi.

Vali Seddar Yavuz da dünyada barış ve huzurun tesis edilmesinin Türk devleti ve milletinin güçlü olmasından geçtiğine değinerek, Kıbrıs Türkü’nün bağımsız ve hür yaşamasının, tanınmasının, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak kalkınmasının en önemli amaçları olduğunu söyledi.

KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da KKTC’nin milli davaları olduğunu belirterek, iş dünyası olarak KKTC’ye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını dile getirdi.

Konuşmanın ardından Bakanlar Ertuğruloğlu ve Amcaoğlu, sanayicilerin sorularını yanıtladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kktcli-bakanlar-ertugruloglu-ve-amcaoglu-kocaelide-sanayicilerle-bulustu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltma çabalarını vurguladı https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/#respond Sat, 13 Apr 2024 21:18:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6282 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” dedi.

Yılmaz, Türk ve Çinli şirketler arasındaki Giga Enerji Depolama Tesisi Anlaşması İmza Töreni’ne katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Harbin Electric (HEI) ve Kontrolmatik firmaları tarafından hayata geçirilen işbirliğini, büyük bir mutlulukla karşıladıklarını belirterek, projenin hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, Türkiye’nin, küresel piyasalarda rekabet gücünü artırdığını ve kritik teknolojilerin üretimi noktasında gelişme kaydettiğini ifade eden Yılmaz, “Bağımsız enerji, güçlü Türkiye” diyerek yerli kaynaklara dayalı bir enerji ekosistemi oluşturduklarını söyledi.

“Temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız”

Yılmaz, 2002 yılında 32 bin megavat seviyelerinde olan elektrik kurulu gücünü, 107 bin megavatın üzerine çıkardıklarını aktararak, halihazırda kurulu gücün yerlilik oranının yüzde 66, yenilenebilir enerjinin payının ise yüzde 55 seviyelerinde olduğunu kaydetti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücün içindeki payının 2010’da yüzde 3 iken, 2022 yılında yüzde 22’ye kadar yükseldiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Yenilenebilir enerji kaynak destek mekanizması ve yenilenebilir kaynak alanlarıyla, ülkemizin toplam enerji kurulu gücünü ve üretimini hızla arttırırken temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız. Bu kapsamda ülkemiz Avrupa’da jeotermal enerji kurulu gücünde birinci, hidroelektrik kurulu gücünde ikinci, rüzgarda yedinci, güneş enerjisi kurulu gücünde ise sekizinci sıradadır. Önümüzdeki dönemde yıllık ortalama 3 bin 500 megavat güneş, 1500 megavat da rüzgar enerjisi santralinin devreye alınması planlanıyor. Toplam 5 bin megavat deniz üstü rüzgar enerjisi kurulu gücünü enerji portföyümüze katmayı da planlıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerjiyi güçlendirerek cari açığa katkı sağlama konusunda da çalışıyoruz.”

Yılmaz, Türkiye’nin temel problemlerinden biri olan cari açıkta enerji ithalatının önemli bir rolü olduğuna işaret ederek, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” diye konuştu.

Aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji güvenliğine katkıda bulunmayı ve enerjide bölgesel bir ticaret merkezi olmayı hedeflediklerini anlatan Yılmaz, jeopolitik gelişmelerin, özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde Türkiye’nin rolünü bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çekti.

Yılmaz, Türkiye’nin sadece kendi enerji ihtiyacını karşılamanın ötesinde bir bölgesel hub ve ticaret merkezi olarak geniş bir coğrafyanın enerji arz güvenliği konusunda önemli bir rol oynayacak konumda olduğunu söyledi.

“Daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz”

2003’ten bu yana 261,3 milyar dolarlık uluslararası yatırımı Türkiye’ye çektiklerini ifade eden Yılmaz, ilerleyen dönemde bu alanda güçlü politikalarla yollarına devam edeceklerini, bir yandan da 2053’te karbon nötr ekonomiye ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.

Yılmaz, Türkiye’nin bu anlamda çok önemli yatırımların yapılacağı bir ülke konumunda olduğuna işaret ederek, Çin ile 50 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaştıklarını ancak burada sürdürebilir olmayan dengesiz bir yapının bulunduğunu anlattı.

Türkiye’den Çin’e değişik sektörlerde ihracatın artması ve bu konuda işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ticaretteki dengesizlikleri telafi edici bir anlayış içinde, turizm ve doğrudan yatırımların desteklenmesi gerekiyor. Daha fazla Çinli turisti Türkiye’de görmek istiyoruz, daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz. Bunları yaptığımız zaman ticarette dengeleyici bir rol oynayacaktır diye inanıyorum. Bu konularda Çin Halk Cumhuriyeti’yle Türkiye Cumhuriyeti olarak daha fazla işbirliği yapmamız lazım. O anlamda bu proje güzel bir işaret fişeği diye düşünüyorum. Olumlu bir gelişme ama yetmez, daha fazla Çinli doğrudan yatırımcıyı Türkiye’ye bekliyoruz. Türkiye çok önemli bir lokasyona sahip, çok geniş bir pazara erişme imkanı olan bir ülke, genç dinamik bir nüfusu var, girişimci kültürü var. Çinli yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmasıyla hem kendileri kazanacaktır hem de Türkiye kazanacaktır.”

Yılmaz, 2002-2022 döneminde, Çin’in diğer ülkelere yıllık 100 milyar dolar civarında doğrudan yatırımlar gerçekleştirdiğini, Türkiye’nin buradan aldığı payın ise binde 2’nin altında olduğunu aktararak, bu payın hedef olarak ilk aşamada mutlaka yüzde 1’in üstüne çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

“Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak”

Bugün imzası atılan projenin, Türkiye’nin en büyük şebeke ölçekli enerji depolama projesi olduğunu, 1 gigawatt/saat depolama kapasitesine sahip olacağını anlatan Yılmaz, bunun çok önemli bir kapasite olduğunu ve bu depolama tesisiyle yıllık 875 milyon kilowatt/saat elektrik üretimine sahip rüzgar santralinin de hayata geçirilmiş olacağını kaydetti.

Yılmaz, toplam 600 milyon dolarlık bir yatırımın söz konusu olduğunu, bunun 375 milyon dolarının ilk faz olarak sözleşmesinin imzalanabilir aşamaya geldiğini anlattı. Buna göre Harbin Electric’in 300 milyon dolar tutarında finans sağlayacağını belirten Yılmaz, Progresiva şirketinin de öz sermayesiyle bu yatırımın gerçekleştirileceğini bildirdi.

“Bu projeyle milli imkanlarımız geliştirilecek, batarya teknolojilerinde Türkiye yeni bir safhaya geçmiş olacak ve Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak.” diyen Yılmaz, bu projeye emek harcayan iki firmanın yetkililerine teşekkür etti, buna benzer yeni işbirliklerini görme temennisinde bulundu.

Konuşmaların ardından, Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan ve HEI Baş Temilcisi Pan Sheng, Progresiva Enerji Yatırımları Ticaret AŞ ile Harbin Electric arasındaki 1000 MWh Elektrik Depolama ve 250 MW Rüzgar Santrali Projesi’ne imza attı.

Programa Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Şaobin de katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/feed/ 0
Büyükçekmeceliler Şevki Yılmaz’ı kınadı https://www.kanal7haber.com.tr/buyukcekmeceliler-sevki-yilmazi-kinadi/ https://www.kanal7haber.com.tr/buyukcekmeceliler-sevki-yilmazi-kinadi/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:45:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6103 Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen yüzlerce Büyükçekmeceli, katıldığı bir düğünde “Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum” diyen eski Refah Partili milletvekili Şevki Yılmaz’ı kınadı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, “Ne mutlu bize ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir liderimiz var. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyebilen bir liderimiz var. O’na Şevki Yılmazların diğerlerinin bu şekilde hakaret etmesi sadece biz, Türk milletini birbirine kenetler. Mutlaka Cumhuriyet’in savcıları hesabını soracaktır” dedi.

Katıldığı bir düğünde, Atatürk’e yönelik hakaret içeren sözler sarfeden Şevki Yılmaz’a tepkilerden biri de bugün İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinden geldi. Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen yüzlerce vatandaş “Atatürk’e hakaret etmek hiç kimsenin haddine değildir” diyerek Yılmaz’ı kınadı.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün de katıldığı eylemde; CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Büyükçekmece Gençlik Platformu üyelerinin Atatürk Anıtı’na çelenk takdiminin ardından, İstiklal Marşı okundu ve saygı duruşu yapıldı.

Büyükçekmece Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Özgür Polat, Büyükçekmece halkı adına hazırlanan basın bildirisini okudu. Bildiride, şu ifadelere yer verildi:

“Dün akşam Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e büyük hakaret içeren videolar yayınlandı. Bitmiş olan Osmanlı külleri üzerine Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mücadele veren en büyük Türk kahramanıdır. Devlet adamıdır, siyasetçidir ve bilim insanıdır. Bu kahramanlıklarla yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün mazlum devletlere örnek olmuştur. Dünyada en saygın devlet adamı olarak Atatürk’e dil uzatmak, Atatürk’e hakaret etmek hiç kimsenin haddi değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ebedi şefimiz, liderimiz, Başkomutanımız, hepimizin ortak paydasıdır. Yüzyılı devirmiş Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği aydınlık yarınları ve çağdaşlığı ancak büyük Atatürk’ün bıraktığı ilkelerin uygulanmasıyla hayat bulacaktır. Yaptıklarıyla 20. yüzyılın lideri olmuş, 21. yüzyılda ışık olmayı sürdüren Büyük Atatürk’e kimsenin ve özellikle milli şuurdan yoksun, tarih bilmezlerin ne hakları, ne de cüretleri olamaz. Bu nedenle ilgili şahıs tarafından modern laik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusu ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı yapılan bu hakaretleri nefretle, şiddetle kınıyoruz ve Cumhuriyet savcılarımızı göreve davet ediyoruz.”

Büyükçekmece halkına destek veren Başkan Akgün de son derece üzgün olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk 21. yüzyılda da dünyanın en büyük devlet adamı olarak yaşamını sürdürüyor. Dünyada Atatürk gibi ikinci bir lider yüzyıldan bu yana hayatta kalamadı. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Şevki Yılmaz gibi haddini bilmeyenlerin dil uzatmalarını çok abartmamak ama takip de etmek gerekir. Hadlerini de bilmek gerekir. Ne mutlu bize ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir liderimiz var. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyebilen bir liderimiz var. O’na Şevki Yılmazların diğerlerinin bu şekilde hakaret etmesi sadece biz, Türk milletini birbirine kenetler. Mutlaka Cumhuriyet’in savcıları hesabını soracaktır.”

Şevki Yılmaz’ı kınama eylemine katılan gençler ise tepkilerini şöyle dile getirdi:

-Beyza Baş: “Bugün burada Büyükçekmece gençleri olarak, Şevki Yılmaz’ı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüze yaptığı hakaretten dolayı kınıyoruz, onun için buradayız. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün bize bıraktığı bu ülkeyi sonuna kadar sahip çıkacağımıza söz veriyoruz, onun için de buradayız. Atatürk heykelimize çelenk bırakmaya geldik.”

-Tunahan Kaya: “Büyükçekmece gençleri olarak Şevki Yılmaz denen zatın Atatürk’ümüze yaptığı hakaretten dolayı başkanımız Dr. Hasan Akgün eşliğinde bugün Büyükçekmece kaymakamlığın önünde Atatürk heykelimize çelenk bırakacağız. Tüm Türk halkı adına Şevki Yılmaz’ın yaptığı hakaret bizi derinden üzdü, bu farkındalığı yaratmak için Atatürk anıtımıza bugün çelenk bırakacağız.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/buyukcekmeceliler-sevki-yilmazi-kinadi/feed/ 0
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın Anma Etkinliği Düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:03:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6035 Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile KKTC’nin Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı anma etkinliği düzenlendi.

TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde düzenlenen “Doğumunun 100. yılında Sanatçı Kimliğiyle KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı” etkinliğine; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve birçok davetli katıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bugünün kendileri için anlamlı bir gün olduğunu belirterek, Türk devletlerinin, Türk ulusunun özden gelen kültürünü, sanatçısını, edebiyatını, her türlü güzelliğiyle ilgili çalışmalar yapan TÜRKSOY’a Denktaş’ı konu alan etkinliği için teşekkürlerini iletti.

Denktaş’ın sanatsal kimliğiyle güzel tespitler yaptığını anlatan Tatar, Denktaş’ın KKTC’yi gezerken fotoğraflarla Kıbrıs’ın güzelliklerini ve Kıbrıs Türkü’nün hayatını da yansıttığını dile getirdi.

Tatar, “(Denktaş) Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığı için kendisine bu görevi layık görmüş ve kendisini defalarca tehlikeye attı.” dedi.

Kıbrıs Türk halkına reva görülenlerin büyük bir haksızlık olduğuna işaret eden Tatar, “Ayrı dili, ayrı diniyle, ayrı kültürüyle, her türlü kültürel mirası ile ayrı bir halk olma özelliği taşıyan Kıbrıs Türk halkı, elbette kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.

Tatar, Türkiye’nin desteğiyle Denktaş’ın vasiyetini ileri taşımak için mücadele ettiğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve hür olduğunun altını çizdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda, “Şuşa’da yapılacak zirvede, KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.” ifadesini hatırlatan Tatar, Aliyev’e davetlerinden dolayı teşekkür etti.

“Denktaş bir barış savunucusuydu”

Ataoğlu da Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının unutulmaz liderlerinden olduğunu, Denktaş’ın hayatını Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı için adadığını söyledi.

Denktaş’ın 1960’lardan itibaren Türklerin yaşadığı baskılara karşı mücadele etmeye başladığını ve KKTC’nin kurulmasına öncülük ettiğini dile getiren Ataoğlu, “Kıbrıs Türk halkı, sesini onun sayesinde duyurdu. Denktaş, bir barış savunucusuydu. Diyalog yoluyla çözüm arayışını hep destekledi.” diye konuştu.

Ataoğlu, Denktaş’ın fotoğraf makinesini yanından hiç ayırmadığını anımsattı.

Büyükelçi Korukoğlu, Denktaş’ın hayatı boyunca KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele ettiğini ve Kıbrıs Türkü’nün sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştığını söyledi.

Denktaş’ın fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini belirten Korukoğlu, bugün açılan sergide Denktaş’ın çektiği karelerin yer aldığını dile getirdi.

“Siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir”

Raev de Denktaş’ın 88 yıllık ömrünü Kıbrıs Türkü’nün hürriyetine adadığını vurgulayarak, “Hayatı mücadele ile dolu, ülkesine sınırsız sevdayla bağlı olan, siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir.” dedi.

Fotoğrafçı kimliğiyle de bilinen Denktaş’ın resmi görüşmelerinde bile fotoğraf makinesini yanında taşıdığını anlatan Raev, “Ülkesinin kültürel değerlerini, coğrafyasını, örf ve adetini çekmiştir. ?, Amerika’da, Avrupa’da, Türk dünyasında ve Türkiye’de fotoğraf sergileri açmıştır. Fotoğrafları çeşitli kitaplarda, broşür ve takvimlerde kullanılmıştır.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından Raev tarafından Yılmaz, Tatar, Ataoğlu ve Korukoğlu’na plaket takdim edildi ve daha sonra panele geçildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: KKTC’nin gelişimi için çalışmalarımız sürüyor https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcnin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcnin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/#respond Sat, 06 Apr 2024 09:00:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6027 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor.” dedi.

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve KKTC Ankara Büyükelçiliği tarafından, TÜRKSOY Genel Sekreterliği’nde “Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı Anma Toplantısı” düzenlendi.

Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, hayatını Kıbrıs Türk halkının onurlu varoluş mücadelesine adayan Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla andığını söyledi.

Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direndiğini, can ve kan verdiğini ama hürriyetinden vazgeçmediği vurgulayan Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmadığını ve egemenliğinden asla taviz vermediğini ifade etti.

Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin efsanevi direniş destanının, adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplandığını, Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden dünyaya azmin zaferini gösterdiğini kaydetti.

Rauf Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik ettiğine, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk dünyasında yakın tarihin sembol isimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Denktaş’ın KKTC başta olmak üzere eserlerinin nefes almaya devam ettiğini ve en önemli eserinin KKTC olduğunu dile getirdi.

Yılmaz, Denktaş’ın hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırdığına işaret ederek, bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer aldığını söyledi.

“Sayın Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğraflarla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlatıyor.” diyen Yılmaz, fotoğraf dışında mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlamasının, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliğini gösterdiğini ifade etti.

“Kuzey Kıbrıs’ı her alanda destekliyoruz”

Yılmaz, Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgi, muhabbetle hatırladıklarını ve mirasını kalplerinde taşıdıklarını anlatarak, “Bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.

KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarına anlattıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözüme giden yolu açacak anahtardır. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Bu şekilde olacak bir çözüm tüm taraflara, tüm paydaşlara fayda sağlayacaktır. Daha huzurlu, daha müreffeh, geleceği daha güçlü bir Doğu Akdeniz’in oluşumunu da ortaya koyacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor. Bir kapı kapalıysa diğer kapıyı açarız diyoruz. Hiçbir zaman yılmadan, yorulmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyayla olan ilişkilerini, bağlarını üst seviyelere çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda, İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmamız çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz.”

Yılmaz, KKTC yetkilileriyle yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Programı üzerinde çalıştıklarını aktararak, bunu da şekillendirirken Kıbrıs Türkü’nün önceliklerini esas alıp hep birlikte bunu geliştirdiklerini ve yeni işbirliği programı tamamlandığında paylaşacaklarını söyledi.

Denktaş’ın ileri taşıdığı milli dava yolunda, Kıbrıs Türklerine hak ettikleri güzel yarınları sunmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmaya, her türlü gayreti ortaya koymaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, merhum Denktaş’ın tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla tarihteki müstesna yerini her zaman muhafaza edeceğini ifade etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcnin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişimi için çalışmalarımız sürüyor https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kuzey-kibris-turk-cumhuriyetinin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kuzey-kibris-turk-cumhuriyetinin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:39:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6014 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Haksız hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla TÜRKSOY’da düzenlenen ‘Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı’ ve fotoğraf sergisi açılışına katıldı. Yılmaz, Rauf Raif Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla yad etti. Yılmaz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) ev sahipliğinde merhum Denktaş’ı bugün yalnızca lider kişiliğiyle değil, aynı zamanda sanatçı yanıyla anacaklarını belirtti.

Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direnmiş; can vermiş, kan vermiş ama hürriyetinden vazgeçmediğinin altını çizen Yılmaz, “EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmamış; egemenliğinden asla taviz vermemiştir. Kıbrıs Türkleri’nin efsanevi direniş destanı, Ada’nın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplanmış; Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden Dünya’ya azmin zaferini göstermiştir” diye konuştu.

Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik etmiş, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk Dünyası’nda yakın tarihin sembol isimlerinden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Sayın Denktaş’ın ahirete irtihalinin 12. yılını geçtiğimiz ay geride bırakmış olsak da, KKTC başta olmak üzere eserleri nefes almaya devam etmektedir. Hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer etmiştir” diye konuştu.

Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğrafla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlattığına dikkat çeken Yılmaz, “Kendi ifadeleriyle adada ‘güne yeni başlamışken ışığı yakalamak ve günü bitirirken, doğanın güzelliklerini görmemiz ve tadını çıkarmamız için bize göz veren o kusursuz ressamın renklerini izlemek eşsiz bir deneyimdir’. Fotoğraf dışında; mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlaması, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı merhum Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgiyle hatırlıyor ve mirasını kalbimizde taşıdıklarını belirterek bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan çalıştıklarını vurguladı.

“Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır”

KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarımıza anlattıklarının altını çizen Yılmaz, “Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi çözüme giden yolu açacağına inanıyoruz. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.

Yılmaz, iktisadi ve mali iş birliği anlaşması çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda desteklediklerini ifade etti. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kuzey-kibris-turk-cumhuriyetinin-gelisimi-icin-calismalarimiz-suruyor/feed/ 0
AA’nın “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneli (2) https://www.kanal7haber.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:51:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5984 Anadolu Ajansı (AA) tarafından düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” adlı panelde, Gazze’de yaşanan zorluklar ve Batı medyasının tutumu ele alındı.

AA Genel Müdürlüğündeki AAtölye’de düzenlenen ve moderatörlüğünü AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Çağlayan Yurdakul’un yaptığı panele, gazeteci Mehmet Akif Ersoy, AA Orta Doğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Erkiner ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın konuşmacı olarak katıldı.

Boyraz, Slovakyalı bir gazeteciyle yaşadığı diyaloğu aktararak, Slovakyalı gazetecinin kendisine “İsrailli gazetecilerin, yabancı gazetecileri belirli yerlere yönlendirdiğini ve belirli yerlerin üzerini örtmek istediğini” söylediğini kaydetti.

Gazze’de yaşananlar için “Bu bir soykırımdır.” diyen İsrailli milletvekili Ofer Cassif’e basının durumunu sorduğunu aktaran Boyraz, Cassif’in “İsrail basınının yüzde 99’u otosansür uyguluyor.” dediğini belirtti.

Boyraz, İsrail basınının uyguladığı otosansürün uluslararası basına da yansıdığını ifade ederek, İsrail’in gazetecilerin Gazze’ye girişine izin vermediğini hatırlattı ve uluslararası basının bunu sorgulaması gerektiğini söyledi.

“Uluslararası kanallar Gazze meselesinde iyi sınav vermedi”

Uluslararası kanalların Gazze meselesinde iyi sınav vermediğini belirten Boyraz, izleyicilerin kanalların önünde gösteri düzenleyerek onları politikalarını değiştirme noktasında zorladıklarını dile getirdi.

Boyraz, Holokost’un bir daha yaşanmaması için hala filmler ve dizilerin çekildiğine işaret ederek, bu endüstri sayesinde yaşananların unutulmadığına dikkati çekti.

Gazze’de öldürülenlerin sayıya indirgenmemesi ve yaşananların normalleşmemesi için “bir daha asla” bilincinin oluşturulması gerektiğini vurgulayan Boyraz, yaşananların kayıt altına alınması, belgeselleştirilmesi, kitaplaştırılması ve sorumlulardan hukuk önünde hesap sorulması gerektiğini vurguladı.

Boyraz, medyanın durumu konusunda pesimist düşünceye sahip olmadığını belirterek, AA gibi kuruluşların yaptığı yayınların görünürlük kazandığını ve uluslararası medyanın Gazze’de olanları yansıtmaya zorlandığını kaydetti.

Bazı İsraillilerin “medeniyet getirdiği” düşüncesine kapıldığını söyleyen Boyraz, “19. ve 20. yüzyılda kaldığını düşündüğümüz o ilkel, kolonyal söylemi, İsrail toplumu hala muhafaza ediyor.” dedi.

“Gazetecilik yapmamızı isteyenler gazetecilik yapmıyorlar”

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, “küresel düzeyde İsrail’in yaptığı her şeyi meşru gören aktörlerin” İsrail’i kurtardığını belirterek, Batı ülkelerinin İsrail-Filistin meselesini 7 Ekim 2023’te başlattığına ve tarihi arka planına hiç değinmediğine dikkati çekti.

Bölgede çalışırken İsraillilerin Türk medyasıyla çok fazla iletişim kurmaya çalıştığını ve “Siz gazeteci değil misiniz? Bizim görüşümüzü de anlatmalısınız.” şeklinde konuştuğunu söyleyen Ersoy, birkaç istisna dışında Batı medyasının Filistinlilerin ya da Filistinli yetkililerin görüşlerini hiçbir şekilde haber yapmadığını anımsattı.

Ersoy, “Hiç kimse şu anda küresel düzeyde İsrail’e ‘İşgal altındaki Filistin topraklarında ne işiniz var?’ demiyor. 7 Ekim’de başlatıyor hikayeyi. Girmiş, her şeyi yapmış orada, dünyaya ‘Bunlar bize saldırdılar.’ diyor.” ifadelerini kullandı.

Batı medyasında yer alan bazı haberlerin dezenformasyona yol açtığına dikkati çeken Ersoy, “Batılı olun, Amerikalı olun, Türk olun, ne olursanız olun yani bir yerde baktığınızda ‘Ne yaşıyoruz biz?’ diye sormuyor kimse. Gazetecilik yapmamızı isteyenler gazetecilik yapmıyorlar.” diye konuştu.

?Somut kanıtların önemine vurgu

Doç. Dr. Erkiner, bir halkın belirli bir bölgeye “sürülmesi” durumunda uluslararası hukuk açısından birçok olanağa dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, bunun geçmişte, Nürnberg’deki mahkeme sürecinde Naziler aleyhinde kullanıldığını hatırlattı.

Bu açıdan kanıtların toplamasına devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Erkiner, koşulların sağlanamaması halinde uluslararası yargı ve devletin sorumluluğu açısından kasıt oluşacağını söyledi.

Erkiner, AA’nın topladığı kanıtların ilerleyen süreçlerde de önemli olacağının altını çizerek, davalarda somut kanıtların sunulmasının “hayati” olduğunu vurguladı.

Bu durumun AA için “olağanüstü bir uluslararası tecrübe” ve “başarı” olduğunu kaydeden Erkiner, devletler için uluslararası hukukun önemine de işaret etti.

Erkiner, dünyada, İsrail’e karşı olan yaklaşımlara da değinerek, İsrail’e yönelik mevcut yaklaşımlarda Güney Afrika’nın tutumunun da etkili olduğunu belirtti.

Ukrayna’daki olaylara yönelik tepkilerle Filistin’i karşılaştıran Erkiner, Filistin konusunda hukuksal alanda halen “soyut” konuşmaların yapıldığını aktardı.

Erkiner, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun kararlarını aktararak, devletlerin uluslararası sorumluluk hukuku açısından tedbirler alabileceğini anlattı.

Öğretim Üyesi Erkiner ayrıca, uluslararası barış ve güvenlik hukuku ve Uluslararası Adalet Divanının yargılamalarının “çare olmasa”, İsrail aleyhine hemen sonuçlanmazsa veya hiç sonuçlanmazsa bile artık devletlerin tekil olarak İsrail’in sorumluluğunu ileri sürebilme yetkilerinin temel bulduğunu aktardı.

AA’nın perspektifi düzeltici öz güvenli bir faaliyet icra ettiğini vurgulayan Erkiner, “Dünya, Batı’nın kültürel emperyalizmden de ibaret değil ve entelektüel olarak bir sefalet aşamasındalar ve uygarlıklar önce entelektüel olarak geriler, sonraki ahlaki olarak ve en nihayet maddi üstünlük bakımından da geriler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin ortaya koyduğu büyük bir insani çaba var”

Öğretim Üyesi Açıkalın da İsrail’in Refah kentine saldırılarının Batı ülkelerin de bile büyük tartışma meselesi haline geldiğini ifade ederek, “Kuzey Gazze’den buraya göçe zorlanmış Gazzelilerin bu bölgede sıkıştığını bilmemiz lazım.” dedi.

Bölgeye 7 Ekim’de ilk insani yardım uçağı indiren ülkenin Türkiye olduğunu anımsatan Açıkalın, “Türkiye’nin ortaya koyduğu büyük bir insani çaba var.” diye konuştu.

Açıkalın, Türkiye’nin insani yardım konusunda dış politikası olduğunu belirterek, “Hem Sayın Cumhurbaşkanı’nın (Recep Tayyip Erdoğan) hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü bir diplomasi ayağı var. Yani bu üçü Türkiye’nin pozisyonunu anlatırken birbirinden bağımsız düşünülemeyecek 3 sac ayağı aslında.” ifadesini kullandı.

Bölgede çok boyutlu insani kriz yaşandığına dikkati çeken Açıkalın, zorunlu göç, gıda ve temel ihtiyaçlarda yoksunluk, elektrik ve yakıt sorunu, barınma ve salgın hastalıklar gibi Filistinlilerin yaşadığı problemlere işaret etti.

“İnsani krize yetecek mali gücün sadece UNRWA’dan çıkması mümkün değil”

Açıkalın, “Belki 21. yüzyıl içerisinde farklı bölgelerde birçok insani krize maalesef gözlerimiz tanıklık etti ama buradakinde akla gelmeyecek süreçlerin olduğunu söylemek mümkün. Bu bağlamda tam da dile getirdiğimiz gibi bu çok boyutlu insani krizi tek bir ülkenin çözmesi mümkün değil.” diye konuştu.

Türkiye’nin süreç içinde birçok çözüm önerisi sunduğunu dile getiren Açıkalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sunduğu “insani koridor oluşturma meselesini” anımsattı.

Açıkalın, Türkiye’nin bu konularda deneyimli bir ülke olduğuna vurgu yaparak, “Hem sahadaki faaliyetler konusunda hem de diplomasi açısından bunun en yakın örneğini de Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gördük. Ancak maalesef burada belki sadece İsrail’in tutumunun ötesinde, zaman zaman da farklı ülkelerin bu noktadaki isteksizliği insani koridor noktasını şu anda hala bir sonuca erdirememe neticesini gösteriyor.” ifadesini kullandı.

İsrail’i destekleyen Batılı ülkelerin Gazze’ye yapılan yardımları askıya aldıklarını hatırlatan Açıkalın, “İspanya gibi ülkeler bütçe artırımına gitti ama ortadaki çok boyutlu insani krize yetecek bir mali gücün sadece UNRWA’dan (BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) çıkması mümkün değil.” diye konuştu.

Açıkalın, İsrail’in “rasyonel devlet anlayışından çıkmış bir devlet” olduğunu belirterek, Refah kentine kara saldırısı düzenlemesi konusunda “Geldiğimiz noktada ne yazık ki keşke İsrail yapmayabilir diyebilseydim. Ama İsrail devlet aklını yitirmiş, şu anda orada hepimizin ortak ifade ettiği gibi sadece Filistinlileri değil yaşamı, Filistin’e, Gazze’ye, İslam’a dair her şeyi silmeye çalışan bir İsrail var. Bunun için de insanları insan dışılaştırmayı temel alarak tüm eylemleri kendine meşru görüyor.” dedi.

Doç. Dr. Açıkalın ayrıca şunları kaydetti:

“İsrail’in izlediği sistematik bazı adımlar var. Kamu diplomasisi için izlediği adımların sonucunda en başa dönüyor ve kendi istediğini yapıyor. Bunu da bir şekilde dünya kamuoyuna kendi söylemiyle kabul ettirmeye çalışıyor. Normal devletten bahsetmediğimiz için yapar veya yapamaz demek çok zor.”

AA Akademi ve Yayın Koordinatörü Yahya Bostan, panelin sonunda, konuşmacılara “Kanıt” kitabını hediye etti.

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-paneli-2/feed/ 0
Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu: (2) https://www.kanal7haber.com.tr/bahceli-mhp-tbmm-grup-toplantisinda-konustu-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/bahceli-mhp-tbmm-grup-toplantisinda-konustu-2/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:54:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5911 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Biz, bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibarıyla çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz.” dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, dış politikada ülkeler arası ilişkilerin zaman zaman şekil değiştirdiğini belirterek, akışkan ve dinamik bir süreç olan diplomasinin, tarihin, kültürün, coğrafyanın, jeopolitik ve jeostratejik müktesebatın, milli hedeflerin bileşkesinde, hakiki mana ve muhtevasını bulduğunu söyledi.

Devletler arası ilişkilerde kalıcı dostluktan, kategorik düşmanlıktan bahsetmenin mümkün olmadığını vurgulayan Bahçeli, esas olanın mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde değerlerle pekişmiş karşılıklı anlayış ve çıkarlara saygı olduğunu kaydetti.

Dünya genelinde belirsizliklerin endişe verici ölçüde artış halinde olduğuna işaret eden Bahçeli, küresel siyaset ve diplomasinin öngörülebilirliğinin gittikçe zayıfladığını belirtti.

Farklı coğrafyalarda tezahür eden kriz ve ihtilafların milletler ve medeniyetler arasındaki barış, huzur ve istikrarı tehdit ettiğine dikkati çeken Bahçeli, hızlanan, kızışan ve çapı genişleyen siyasi, ekonomik, ticari ve hegemonik güç mücadelelerinin yumuşama yerine sertliği, diyalog yerine restleşmeyi, diplomasi yerine dipsiz anlaşmazlıkları körüklediğini dile getirdi.

Devlet Bahçeli, bölgesel ve küresel kutuplaşmanın kaotik bir dünya tablosunu resmettiğini belirterek, Türkiye’nin böylesi çalkantılı ve fırtınalı bir ortamda yüksek öngörü, manevra kabiliyeti, milli ve manevi değerlerle zenginleştirilmiş diplomasi gücüyle dikkatleri üzerine çektiğini ifade etti.

Bahçeli, “Hem sahada hem de masada muktedir bir Türkiye gerçeği elbette taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamaktadır. ‘Çok yönlü ve tesirli diplomasi’ demek, ‘farklı zaman ve dönemlerde, farklı taraflarla aynı anda görüşmek, konuşmak ve temas kurmak’ demektir. Türkiye’nin yaptığı da budur. Bu sayede milli güvenliğimize, milli varlığımıza ve egemenlik haklarımıza yönelik tehdit ve sınamalar etkisiz hale getirilmektedir. Çevremizde barış, huzur, refah ve istikrar kuşağının tesisi amacıyla akıl ve ahlak temelli diplomatik ilişkiler kesintisiz mesafe almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyareti

Bahçeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda, MHP’nin dış politikaya bakışının ana çerçevesinin dünya barışı ve Türkiye’nin milli güvenliği, ekonomik kalkınma ve refahının temini üzerine bina edildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Mefluç ve mahvı perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibarıyla çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. İnanıyorum ki Türkiye-Mısır ilişkileri, olması gereken mevkiye tırmanacak, kurulan dostluk ve kardeşlik bağları iki ülkenin de çıkarına hizmet edecektir.

Mısır ile asırlara dayanan tarihi, kültürel ve inanç temelli köklü bir ortak geçmişimiz vardır. Bu geçmişin kutlu bir geleceğe köprü olması, iyi niyetli temennimizdir. Daha düne kadar İstanbul ile Kahire’nin kader çizgisi bir ve aynıydı. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. İki ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildiri’nin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir.”

“Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın mührünü inançla basacaktır”

Ekonomi, ticaret, enerji, turizm, eğitim, kültür ve savunma sanayisi alanlarında Türkiye ile Mısır’ın yakın temas ve irtibatının, iki ülkenin stratejik avantaj ve kazancını tahkim edeceğine işaret eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Muhalefet partilerinin koro halinde ‘dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun’ çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye, başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudunu yapay zekaya bağlaya dursunlar, Cumhur İttifakı, Türk milletinin muazzam zekasıyla daha çok işler başaracak, çağın alnına Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın mührünü inançla basacaktır.

Türkiye ile Mısır’ın yakın diyaloğu, İsrail zulmüne karşı da güvenlik şemsiyesidir. Mısır’ın, Gazze’de işlenen soykırım suçuna yönelik tavrı memnuniyet vericidir. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ısrar ve inatla Refah’a operasyon yapacaklarını ileri sürmesi, savaşı Gazze’nin dışına taşıma hamlesi şeklinde okunmalıdır ve Mısır için de tehdittir. Gazzeli masumların sığındığı Refah’a saldırmak çılgınlıktır ve sonu İsrail için felakettir.”

Bahçeli, İsrail’in, Refah’tan kesinlikle uzak durması, işlediği cinayetlerine, yaptığı insanlık dışı operasyonlara yenilerini eklemekten mutlak surette kaçınması gerektiğinin altını çizerek, “İsrail’in Refah’a girmesi halinde Mısır’ın barış anlaşmasını askıya alacağını duyurması, 1967 ve 1973 savaşlarının daha şiddetli olarak tekerrür edeceğini, bu defa İsrail’in çok ağır bedel ödemek durumunda kalacağını muhataplarına ihsas ve ilan etmektedir.” diye konuştu.

İsrail’in katliamlarına son vermesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Uluslararası toplum yalnızca sözle, sızlanmayla, kınamayla yetinmemelidir. Mübarek ramazan ayı girmeden kalıcı ateşkes sağlanmalı, insani dram bitmelidir. İki devletli çözüm için Birleşmiş Milletler ve küresel vicdan çok acil harekete geçmelidir. Tekrar ediyorum, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları temelinde, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz Filistin kurulmadan Orta Doğu’da barış, huzur ve istikrar sadece hayalden ibaret kalacaktır.” dedi.

“Emperyalizmin konu mankenidir”

Necip Fazıl Kısakürek’in ???????”Bizdeki muhalefet iktidarı düşürmek şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır” ifadesini anımsatan Bahçeli, “İktidara değil de ülkesine muhalefet edenler siyasetin konusu olmaktan çok emperyalizmin konu mankenidir.” görüşünü paylaştı.

Bahçeli, 93 Harbi sırasında Nene Hatun’un “Bebeğim anasız büyür de vatansız büyüyemez” sözünü hatırlatarak, “Nene Hatun’un feragat ve ferasetinin kırıntısını arasanız dahi muhalefet partilerinde asla bulamazsınız.” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyetleri kiralık, kalpleri karanlık, siyasetleri kifayetsiz ve kimliksiz olanların ne millete ne de ülkeye bir faydalarının dokunamayacağını belirten Bahçeli, şunları söyledi:

“Türkiye eski Türkiye değildir. Köprünün altından çok sular akmıştır. ya muhalefet değişecek ya da millet cibilliyet ve ciddiyet yoksunu bu muhalefetin defterini dürecektir. Muhalefet partilerinin Türkiye’nin egemenlik haklarını ve beka mücadelesini hafife alması, bununla da yetinmeyip savsaklama ve sulandırma çabası ağır yaralı ve yüreksiz bir siyasetin ibra ve ifşasından başka bir şey değildir.

Bölücü terör örgütü PKK ile DEM’lenerek bağ kurmak, FETÖ ile taşeronlar eliyle bağlantıya geçmek, ülkemize ve milletimize yapılabilecek en vahim kötülüktür. CHP, sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin, yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış, kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. CHP ile DEM iç içe geçmiş, birisini diğerinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Özgür Bey’in irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir.”

Devlet Bahçeli, 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milletinin müsaade etmeyeceğini, müsamaha göstermeyeceğini vurgulayarak, “Cumhur bizim, Türkiye hepimizindir.” ifadesini kullandı.

Atatürk’ün adını ve anılarını hiçe sayanları, elleri öpülesi ecdada hakaret edenleri, Türklüğü rafa kaldıranları, İstanbul’u Ermeni şehri olarak gösterenleri, Türk milletinin affetmeyeceğini dile getiren Bahçeli, bu zillete aziz milletin müstahak olmadığını ve olmayacağını belirtti.

“CHP kayış koparmış, dingil kırmış, dengeyi kaybetmiştir”

Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığı tartışmaya açmanın, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamanın düşman dili ve milliyetsizlerin ağzı olduğunu kaydeden Bahçeli, “CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır. CHP, kayış koparmış, dingil kırmış, dengeyi kaybetmiştir. DEM’lenmiş CHP, sakat ve skandal bir siyasetin pençesinde kıvrana kıvrana tükenişe ve inişe geçmiştir. Nihayet yerel yönetimleri Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleriyle buluşturma vakti gelip çatmıştır. Malum yerel yönetimleri düştükleri zillet çukurundan çekip çıkarmanın zamanı yaklaşmıştır. O zaman 31 Mart 2024 tarihidir. Vakit Cumhur İttifakı’nda toplanma ve kucaklaşma vaktidir. Vakit el ele vermenin, gönüllerde birleşmenin, hep birlikte ‘Türk milletiyiz’ demenin vaktidir. Bihakkın saflarımızı sıkı tutacağız, Kızılelma’ya doğru koşar adım yürüyeceğiz.” sözlerini sarf etti.

“Çürümüş bir kalem sahibinin” köşesinde yazdığı “Ey alt eğitimli ve alt gelir grupları, bilesiniz ki, verdiğiniz oylar ile ülkeyi kurtarmıyor, tersine yıkımına destek oluyorsunuz. ve siz bu oyları vererek cennete gider misiniz bilmiyorum ama evlatlarınıza cehennem gibi bir yaşam bırakıyorsunuz” ifadelerini anımsatan Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İşte biz bu halk ve demokrasi düşmanlarına, seçkinci ve kaymak tabakaya tutunmuş satılık kalem yobazlarına bu aziz vatanı bırakmayacağız. Milletimizi aşağılayan, gelirini ve eğitimini küçümseyen, zımnen ‘cahil’ diyen zilletin devşirilmiş kalemşörlerine asla boyun eğmeyeceğiz. Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yıktırmayacağız, sonunda yükseldikçe yükseleceğiz. Taviz vermeyeceğiz, teslim olmayacağız, tembellik gösteremeyeceğiz, mutlaka kazanacağız. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında cumhurun muhteşem zaferine hep birlikte imza atacağız. Zalimlere karşı aynı siperdeyiz. Zillete karşı aynı mevzideyiz. Hainlere karşı aynı hizadayız. Türkiye düşmanlarına karşı aynı çizgideyiz. Biriz, diriyiz, hep birlikte Türkiye’yiz, Türk milletiyiz. Çağrımız ‘bu millet, bu vatan, bu bayrak benim’ diyen her insanımızadır. Çağrımız her insanımızı kardeş, her yöremizi aziz bilen Türkiye sevdalılarınadır. ‘Paylaşılacak vatanım, vazgeçilecek insanım yok’ diyen her vatan evladıyla geleceğimiz bir ve ortaktır. ‘Biz, birlikte Türkiye’yiz’ diyen herkes bizim özbeöz kardeşimizdir.”

“Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlardı”

Türk devlet ve yönetim felsefesinin dayanağının adalet olduğuna işaret eden Bahçeli, adalet ve hukukun tahribatının devletin zaafına yol açacağını dile getirdi. Bahçeli, “Özellikle Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliğimizin ruhuna zarar verdiği açıktır.” görüşünü paylaştı.

Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesinin hukuk olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür.” dedi.

“Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır?” diye soran Bahçeli, 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, hain örgütle ilişki ve iltisakı belirlenen yaklaşık 4 bine yakın hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini hatırlattı.

“Danıştay 5. Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur” sözlerini sarf eden Bahçeli, “Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5. Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? FETÖ’cüleri göreve iade etmek cinayet değil midir? FETÖ’ye merhamet şehitlerimize hakaret değil midir?” sorularını yöneltti.

Danıştay 5. Daire’nin adalet ve hukuka göre karar vermediğini kaydeden Bahçeli, “Allah’tan Hakimler ve Savcılar Kurulu devreye girmiş ve mesleğe iadesi yapılan 387 kişi hakkında yeni bir inceleme başlatmış, aynı zamanda Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurul’una da gerekli itirazlar yapılmıştır.” açıklamasında bulundu.

“Bir yazar müsveddesinin” sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili “Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu” dediğini anımsatan Bahçeli, Şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır.” diye konuştu.

“FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, işbirlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi, gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Eğer yanılıp yenilip üstümüze gelen olursa, tavsiyem boy ölçüsüne uygun kefen biçtirmesidir. Çünkü yatacağı yer sadece mezardır, hesabı da yüce Allah’a verecektir. Kuyuya düşen yoktur. Yusuf Suresi’ne konu olacak bir şey yoktur. Kuyuda Yusuf değil, kuyruğu kesilen yılan vardır, bu defa kafasını koparmak da bizim için and olsun şeref ve namus bahsidir.

Devlet, toplum ve siyaset alanı başta olmak üzere, farklı kesimlere saklanmış ve bulunduğu ortamın rengini almış kripto damarı bulup lime lime doğramazsak emin olunuz ki günü geldiğinde acınacak hale düşmekten kaçamayız, kurtulamayız, yakamızı kurtaramayız. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılamaz. Şansını denemek isteyen varsa hodri meydan, bu vatanın meydanları boydan boya mücadele ruhuyla bezenmeye sonuna kadar hazırdır.”

“Fiyat anarşistleri de FETÖ’cüdür; dükkanları, evleri kapanmalıdır”

Bahçeli, TBMM Başkanlığına sunulan “8. Yargı Paketi”ni, hak arama hürriyetini güçlendirdiği, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler ihtiva ettiği ve adalet hizmetlerinin etkinliğini artıracağı için destekleyeceklerini bildirdi.

FETÖ’nün, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı başta olmak üzere 8 ana başlıkta sıraladığı her yere sızdığını anlatan Bahçeli, “Şimdi ona bir 9’uncuyu ilave ediyorum. Fiyat anarşistleri de FETÖ’cüdür; dükkanları, evleri kapanmalıdır.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bahceli-mhp-tbmm-grup-toplantisinda-konustu-2/feed/ 0
Devlet Bahçeli: “İliç’i Konuşuyorken Konunun Kurum’un Bakanlık Dönemine Geçiş Yapması Sinsi Bir Propagandanın Tedavülde Olduğuna İşaret Etmiştir” https://www.kanal7haber.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/ https://www.kanal7haber.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:18:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5895

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Çöpler Altın Madeni felaketiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum ne hikmetse hedef tahtası haline getirilmiştir. İliç’i konuşuyorken konunun Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması nihayetinde haksız eleştirilerin sükun etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Kurum’u yıpratmak için devreye girmiştir. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan Bahçeli, Erzincan İliç’te geçen hafta yaşanan maden faciasına ilişkin de şunları dile getirdi:

“KONUYLA İLGİLİ HİÇBİR SİSLİ NOKTANIN BIRAKILMAMASI ARZUMUZDUR”

“Heyelan bölgesinde hala riskli alanların varlığı, yeni toprak kaymalarının zaman zaman yaşanıyor olması arama kurtarma ekiplerini zora sokmakta, çalışmalarını aksatmaktadır. Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, kalan siyanürlü atıkları suyla arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan, yani çok zor şartlarda hela lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir. Üzgün olsak bile ümitsiz değiliz. MHP olarak 13 Şubat 2024 tarihinden beri Çöpler maden sahasında vuku bulan gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Üzerimize düşen veya düşebilecek her sorumluluğu bihakkın yerine getirmenin samimi niyetindeyiz. Konuyla ilgili hiçbir sisli noktanın bırakılmaması arzumuzdur.

“SORUMLULUĞU SOMUT DELİLLERLE BELİRLENEN KURUM YA DA KİŞİLERİN ADLİ VE İDARİ TEMELDE HESAP VERİLMESİ ACİL VE ELZEM BİR İHTİYAÇTIR”

Kim ne biliyorsa açıklasın da öğrenelim. Ülkemizi töhmet altında bırakan, heyelan bölgesini çıkarlarının ikmali için fırsat kapısı gören kim veya kimler varsa muhakkak görüş ve düşüncelerine müracaat edilmelidir. İkinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı deresine akıtıldığını, bu atıkların yağışla beraber Fırat nehrini kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla mükelleftir. Ağzıyla değil de karnı ile konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarını aşmıştır. Kayan toprak inşallah kaldırılacaktır, yaralarımız el birliği ile sarılacaktır. Peki insanlığını kaybedenler tekrar eski hallerine nasıl döneceklerdir? Karşımızda çok ciddi bir sorun vardır, ucu nereye dayanıyorsa dayansın sorumluluğu somut delillerle belirlenen kurum ya da kişilerin adli ve idari temelde hesap verilmesi acil ve elzem bir ihtiyaçtır.

“İLİÇ’İ KONUŞUYORKEN KONUNUN KURUM’UN BAKANLIK DÖNEMİNE GEÇİŞ YAPMASI SİNSİ BİR PROPAGANDANIN TEDAVÜLDE OLDUĞUNA İŞARET ETMİŞTİR”

Çöpler altın madeninde geçmişe sari var olan ihmaller zincirinin 13 Şubat faciasındaki payını yok saymak elbette mümkün değildir. Bu kapsamda yürütülen adli soruşturmanın sağlam sonuçlar verebilmesi için hazırlanan bilirkişi raporunun aceleye getirilmesi bir başka tartışma konusudur. Bilirkişi raporunun tekrar ele alınması, yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulması bizim görüşümüze göre akla en uygun seçenektir. Çöpler Altın Madeni felaketiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum ne hikmetse hedef tahtası haline getirilmiştir. İliç’i konuşuyorken konunun Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması nihayetinde haksız eleştirilerin sükun etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Kurum’u yıpratmak için devreye girmiştir. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır. Menfur ve melun emel sahiplerinin çabaları boşuna, çırpınışları beyhudedir; Türk milletinin teveccühüyle Ankara altın çağına ulaşacak, İstanbul Muradına kavuşacak, yerel yönetimler zilletin ayak bağlarından mutlaka kurtarılacaktır.

“ÇEVRESİYLE BUZLARI ERİTEN TÜRKİYE, BAŞTA CHP OLMAK ÜZERE ZİLLETE DÜŞEN DİĞER MUHALEFET PARTİLERİNİ KISKANDIRMAKTA”

Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibariyle çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. 2 ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Muhalefet partilerinin koro halinde ‘dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun’ çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır.

“31 MART’TA TÜRKİYE’Yİ DEM’LEMEYE VE DEVİRMEYE ÇALIŞANLARA TÜRK MİLLETİ MÜSAADE ETMEYECEK”

CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığımızı tartışmaya açmak, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamak düşman dilidir, milliyetsizlerin ağzıdır. CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır.

“AZGIN FİYAT ANARŞİSTLERİNİN VE BUNLARIN ARKASINDAKİ FETÖ’CÜLERİN HUKUKEN HESABI SORULMADAN SOSYAL VE EKONOMİK HUZUR NASIL TEMİN EDİLECEKTİR”

Adalet ve hukukun tahribatı devletin zaafına yol açacaktır. Özellikle Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliğimizin ruhuna zarar verdiği açıktır. Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle, PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür. Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır?

“DANIŞTAY 5. DAİRESİ ADALET VE HUKUKA GÖRE KARAR VERMEMİŞTİR”

Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, Haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? Danıştay 5. Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir.

“FETÖ’NÜN PROPAGANDASINA ÇANAK TUTULMASI, 15 TEMMUZ’A TİYATRO DENİLMESİ ALÇAKLIĞIN DİBİDİR”

Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki: ‘Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu.’ Şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, işbirlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır.

“FİYAT ANARŞİSTLERİ DE FETÖ’CÜDÜR, DÜKKANLARI, EVLERİ KAPANMALIDIR”

MHP olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 8.yargı paketinin, hak arama hürriyetini daha da güçlendireceğinden, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeleri ihtiva ettiğinden ve adalet hizmetlerinin etkinliğini artıracak olmasından dolayı destekleyeceğimizi bu vesileyle açıklıyorum. FETÖ ile mücadelede 8 ana başlıkla TSK ve Yargı başta olmak üzere her yere sızdığını ifade etmiştim. Şimdi ona bir 9’uncuyu ilave ediyorum; fiyat anarşistleri de FETÖ’cüdür, dükkanları, evleri kapanmalıdır.”

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/feed/ 0 F-16V Modernizasyonu Türk Hava Kuvvetleri için Önemli https://www.kanal7haber.com.tr/f-16v-modernizasyonu-turk-hava-kuvvetleri-icin-onemli/ https://www.kanal7haber.com.tr/f-16v-modernizasyonu-turk-hava-kuvvetleri-icin-onemli/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:45:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5828 Hudson Enstitüsü kıdemli analisti Dr. Can Kasapoğlu, F-16V modernizasyonunun Türk Hava Kuvvetleri için önemini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında imzalanan milyarlarca dolarlık F-16 modernizasyon paketi, geçen günlerde ABD Kongresi’ndeki inceleme süresinin sorunsuz sona ermesiyle birlikte tamamlanma aşamasına geçti. Bu kararın Türk-Amerikan ilişkilerinde, özellikle savunma alanında kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtmemiz gerekir. Zira, uluslararası savunma kaynakları, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımını müteakip, Kongre’de birçok savunma alımının blokaja takıldığını ve Ankara’ya adı konmamış bir tahdit uygulandığını belirtti. Ancak mevcut durumda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin önünün açılmasını müteakip onaylanan F-16V satışı, söz konusu kısıtlamaların fiili olarak son bulacağına ilişkin emareler gösteriyor. Türk-Amerikan siyasi-askeri ilişkilerindeki bir diğer kritik gelişmeyse ABD diplomasisinin en güçlü ve önemli isimlerinden siyasi işlerden sorumlu müsteşar Büyükelçi Victoria Nuland’ın, S-400 konusunun nihayete erdirilmesi halinde, Türkiye’nin F-35 programına geri dönüşünün mümkün olduğunu belirten ifadeleri oldu. Büyükelçi Nuland, Washington’daki herhangi bir bürokrat değil, ABD dış politikasında pek çok siyasi-askeri dosyaya yön veren en üst düzey diplomatlardan biridir. İçinde olduğumuz pozitif iklimde bir ABD yetkilisinin Ankara’nın F-35 programına dönüşü konusunda olumlu değerlendirme yapması bizatihi kritik.

F-16V modernizasyonu Türk Hava Kuvvetleri için ne anlama geliyor?

F-16V modernizasyonu, Türk Hava Kuvvetleri için sistemik bir sorunu çözmese de Türkiye’nin ara çözüm ihtiyacını karşılayacak en makul seçenek. Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle F-16V, F-16 ailesinin en gelişmiş üyesi. AN/APG83 AESA radarı, F-16V varyantının en önemli özelliklerinin başında geliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) envanterinde bulunan F-16 Blok 60 dışında, F-16V, ilgili savaş uçağı ailesinin, AESA radarına sahip tek üyesi. Yine Viper modernizasyonuyla savaş uçağının gövde ömrü de 12 bin uçuş saatine çıkacak. F-16V iyileştirmeleri kapsamında, Center Pedestal Display (CPD) gibi pilotun durumsal farkındalığını artıran sistem modernizasyonları da yapılıyor. Türkiye’nin ABD’den F-16 modernizasyon talebi incelendiğinde, yalnızca modernizasyon kiti ve yeni uçak talep edilmediğini müşahede ediyoruz. Paket kapsamında Ankara, aynı zamanda Türk Hava Kuvvetlerinin envanterini tahkim etmek için geniş bir mühimmat alımı da yapıyor. Söz konusu mühimmat alımı anlamlı. Zira, Ukrayna-Rusya savaşının gösterdiği bir gerçek var, 21. yüzyıl, uzun soluklu silahlı çatışmalara sahne olmaya aday. Dolayısıyla Türk Hava Kuvvetleri envanterinin hava-hava, hava-kara ve antiradyasyon füzeleri gibi geniş spektrumlu yeteneklerle çok yüksek sayılarda mücehhez olması elzem.

F-16V bir ara çözüm olarak değerlendirilmeli

Türkiye’nin hava harp yetenek inşa stratejisi, F-35 ve eski adıyla Milli Muharip Uçak olan KAAN’ın aynı anda envanterde yer almasına dayanıyor. Dolayısıyla KAAN, F-35 projesi için bir ikame değil. Öte yandan, Türkiye’nin S-400 alımı sonrası F-35 projesinden çıkarılmasıyla birlikte KAAN’ın dizayn felsefesinde bazı değişikliklere gidildiği ve Türk milli savaş uçağının bir hava üstünlüğü platformundan çok yönlü, askeri havacılık terimiyle multirole bir profile evrildiği söylenebilir. Elbette bu husus, ayrı bir yazının konusu. Ancak bir gerçek var ki Türk Hava Kuvvetleri, 2020’li yıllarda 5’inci nesil hava harekat kabiliyetine henüz geçemedi. Zira, F-35’leri takvim dahilinde envanterine katamadı. Tipik bir 4’üncü nesil savaş uçağı olan F-16 ise ciddi bir modernizasyona tabi tutulmadığı ve Viper düzeyine erişmediği sürece, Türk Hava Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılama hususunda yetersiz kalacaktı. O nedenle F-16V modernizasyonu, 2020’li yılları en az kayıpla atlatmayı başarıyla sağlayacak. Burada “en az kayıp” ifadesinin altını çizebiliriz. Zira F-16, Türk Hava Kuvvetlerinin pilot havuzunun ve yer ekiplerinin iyi tanıdığı, Türk savunma sanayi silah sistemlerinin ve çözümlerinin sertifikasyonlarının yapılabildiği ve Türk Hava Kuvvetlerinin çok uzun yıllar üzerinde muharip tecrübe kazandığı bir savaş uçağıdır. Öte yandan sistemik ihtiyaç, 5’inci nesil hava harekat yeteneklerine hızla geçmemiz ve söz konusu gereksinimin karşılanması, tahminen 2030’ların ortasını bulur. Dolayısıyla Türkiye’nin F-35 programına kısıtlı bir alımla da olsa dönmesi, 5’inci nesil hava harekat kapasitesinin daha hızlı kazanılmasının önünü açacaktır.

Türkiye’nin F-35 programına geri döndüğü bir senaryoda yalnızca F-35A değil, aynı zamanda kısa kalkış dikey iniş yapabilen F-35B varyantının alımı da değerlendirilebilir. Söz konusu alımın gerçekleştirilmesi durumunda, TCG Anadolu’ya bir 5’inci nesil donanma havacılığı kapasitesi de kazandırılacaktır. Elbette böyle bir alım projesi, Türk Hava Kuvvetlerinin, Türk Deniz Kuvvetlerine desteğinin daha çok olacağı bir senaryoyu da beraberinde getirecektir. Ancak F-35 meselesinin en kritik veçhesi, savunma sanayidir. Zira Türkiye, F-35 savaş uçağını hazır alım yoluyla temin edecek ülkelerden biri değildi. Aksine Ankara, F-35 konsorsiyumunun 3’üncü seviye ortağıydı. Dolayısıyla F-35 programından dışlanmanın maliyeti, belki de esas Türk savunma sanayi için geçerliydi. Ankara’nın programdan çıkarılması, birçok önemli Türk firmasının, milyarlarca dolarlık bir portföyü kaybetmesine neden oldu. Bu nedenle Türkiye’nin F-35 projesine dönüşünün gündeme gelmesi kapsamında, Türk savunma sanayinin F-35 portföyüne dönmesi, en az yapılacak alımlar kadar hatta belki de daha da kritik önem taşıyor. Bu çerçevede yine bir dönem Eskişehir’de bir F-35 bakım üssünün planlarda olduğu da hatırlanmalı. Son olarak, yıllar önce Türkiye’nin F-35’leri ABD’de tanıtılırken, uçakların yanlarında Türk savunma sanayinin üretimi milli mühimmatların yer aldığı bir görüntü verildiği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla yine uzun vadede Türkiye’nin F-35 projesine dönüşü düşünülecekse Türk çözümlerinin sertifikasyonunun da gündeme gelmesi gerekli olacak.

Bundan sonrası ne gösterecek?

Milyarlarca dolarlık hiçbir savunma alımının, sadece savunma teknolojileri zemininde değerlendirilemeyeceğini vurgulamakta yarar var. Söz konusu alımlar, her zaman önemli siyasi nitelikler taşır. Bu çerçevede F-16V alımı da Türk-Amerikan ilişkilerinde en azından daha olumlu bir seviyeye geçişi temsil ediyor. Bu noktada esas kritik mesele, söz konusu fırsat penceresini genişleterek, Türk-Amerikan siyasi-askeri ilişkilerinde genel bir iyileşmeye dönüştürebilmek. Türk-Amerikan siyasi-askeri ilişkileri, S-400 dosyası oldukça, halen önümüzde üzerinde hassasiyetle çalışılması gereken bir ajanda olarak kalacak. Ancak şunu tespit etmemiz gerekir ki, Ankara ve Washington arasında savunma diplomasisi, bundan 1 yıl önce olduğundan çok daha olumlu durumda.

[Dr. Can Kasapoğlu Hudson Enstitüsü kıdemli analistidir. Askeri bilimler ve açık kaynaklı savunma istihbaratı üzerine uzmanlaşmaktadır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/f-16v-modernizasyonu-turk-hava-kuvvetleri-icin-onemli/feed/ 0
Erdoğan ve Aliyev, Azerbaycan-Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının önemini vurguladı https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-ve-aliyev-azerbaycan-ermenistan-arasinda-kalici-baris-anlasmasinin-onemini-vurguladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-ve-aliyev-azerbaycan-ermenistan-arasinda-kalici-baris-anlasmasinin-onemini-vurguladi/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:06:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5736

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı ortak açıklamada, “Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz” dedi. Aliyev de “Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bugün Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Aliyev, 7 Şubat’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın toplantısı yaptı.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

“İlham kardeşimin cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bildiğiniz üzere 7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi bir öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

“AZERBAYCAN’A DESTEĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.

“15 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİMİZE ULAŞMAK İÇİN GAYRETLERİMİZİ ARTIRACAĞIZ”

Aziz kardeşim ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili ilişkilerimizin tüm yönlerini gözden geçirdik, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdik. Azerbaycan ile işbirliğimizin Umum Milli Lider merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği ‘tek millet, iki devlet’ temelinde ilerlediğini görüyoruz. Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi artırma kararlılığındayız.

“TANAP’IN KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI VE HAZAR DOĞAL GAZININ TÜRKİYE’YE VE AVRUPA’YA AKTARILMASI BU KULVARDAKİ ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDADIR”

Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmek gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars demir yolu hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Sayın Aliyev ile birlikte Kars-Nahçıvan demir yolu projesine ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin artırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattı projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.

“AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA KALICI BARIŞ ANLAŞMASININ İMZALANMASININ BÖLGEMİZ VE DÜNYADA BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR İÇİN YENİ BİR UMUT KAYNAĞI OLACAĞI ŞÜPHESİZDİR”

Görüşmelerimiz sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldık. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.

“İSRAİL’İN GAZZE’DE BÜTÜN İNSANLIK DEĞERLERİNİ VE ULUSLARARASI HUKUKU AYAKLAR ALTINA ALAN KATLİAMLARINI VE BÖLGEMİZİ İLGİLENDİREN DİĞER İHTİLAFLARI DA DEĞERLENDİRDİK”

Görüşmelerimizde İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgemizi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdik. Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz.

Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimiz ile sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan, Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Maraş’a yaptığımız ziyarette Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”

İlham Aliyev ise şöyle konuştu:

“Türkiye ve Azerbaycan birliği sadece bölge için değil Avrasya için önemli etkendir. Türkiye bugün dünya çapında söz sahibidir. Türkiye, bölgemizde barışın, istikrarın ve işbirliğinin garantörüdür. Türkiye’nin güçlü sanayi potansiyeli, iktisadı her bir Türk dünyasına mensup olan insanı sevindirir.

“AZERBAYCAN YALNIZ DEĞİL, TÜRKİYE AZERBAYCAN’IN YANINDADIR”

Azerbaycan yalnız değil, Türkiye Azerbaycan’ın yanındadır. Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak. 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra bize gösterilen destek, bu ilişkileri yeni, yüksek zirveye taşıdı. Türk dünyasının birleşmesi, ortak kültürlere sahip halkların bir arada olması, her bir Türk Devletleri Teşkilatı üyesinin gücüne güç katacak. Şuşa’da yapılacak zirvede KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.”

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/erdogan-ve-aliyev-azerbaycan-ermenistan-arasinda-kalici-baris-anlasmasinin-onemini-vurguladi/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Karabağ’da işgalin sona ermesiyle kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karabagda-isgalin-sona-ermesiyle-kalici-baris-icin-tarihi-bir-firsat-penceresi-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karabagda-isgalin-sona-ermesiyle-kalici-baris-icin-tarihi-bir-firsat-penceresi-acildi/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:45:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5728 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Beştepe’de gerçekleşen ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aziz kardeşim İlham Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5’inci defa can Azerbaycan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi vesilesiyle bir kez daha tebrik ediyorum. İlham kardeşimin cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bildiğiniz üzere 7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi bir öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

“Azerbaycan’a desteğimizi sürdüreceğiz”

Azerbaycan’ın seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldığını aktaran Erdoğan, “Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.

“15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi artıracağız”

Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, “Azerbaycan ile işbirliğimizin Umum Milli Lider merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği tek millet iki devlet temelinde ilerlediğini görüyoruz. Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi artırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmek gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars demir yolu hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Sayın Aliyev ile birlikte Kars-Nahçıvan demir yolu projesine ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin artırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattı projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim” diye konuştu..

“Üçüncü tarafları süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıya davet ediyoruz”

Görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getiren Erdoğan, “Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum” dedi.

İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini sözlerine ekleyen Erdoğan, “Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk Dünyası’nın kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte Can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimiz ile sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan, Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide bin konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Maraş’a yaptığımız ziyarette Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık” diye konuştu.

Aliyev ise yaptığı açıklamada, Şuşa’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da katılacağını belirterek, “Bana gösterilen misafirperverlikten dolayı minnettarım. Seçim sonrası ilk ziyaretim kardeş ülkeyedir. Bu bir gelenektir. Bugün Türkiye-Azerbaycan birliği sadece bölge için değil, Avrasya için önemlidir. Türkiye’deki geniş çaplı gelişmeleri izliyorum ve buna seviniyorum. Kardeşimin sayesinde Türkiye yeni zirveleri fethediyor. Türkiye bölgemizde barışın, iş birliğinin garantörüdür. Türkiye dünyada söz sahibidir. Potansiyeli, gücü, her bir Türk dünyasına mensup olan insanı sevindirir. 2020 Kasım’da ikinci Karabağ savaşında 44 gün boyunca Türkiye yanımızda oldu. Azerbaycan yalnız değil, Türkiye Azerbaycan’ın yanında oldu. Bu bizim için yeterli oldu. Tarihi meselemizi savaş meydanında çözdük. Azerbaycan bu kardeşliği hiç unutmayacak. Bugün müttefiklik beyannamesi ile bütün meselelerde bir noktaya varıyoruz, birlikteyiz” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karabagda-isgalin-sona-ermesiyle-kalici-baris-icin-tarihi-bir-firsat-penceresi-acildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Azerbaycan’a desteğimizi sürdüreceğiz https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-azerbaycana-destegimizi-surdurecegiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-azerbaycana-destegimizi-surdurecegiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:36:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5722 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) toplantılarına Azerbaycan heyetinin katılımının engellenmesine ilişkin, “Kararı geçersiz kılana kadar Azerbaycan’a desteğimizi, girişimlerimizi sürdüreceğiz.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile baş başa ve heyetler arası görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5. defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.”

Ulaştırma ve enerji projeleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.

Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

“Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.”

“Bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.

“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”

Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”

Aliyev’e ziyareti için teşekkür eden Erdoğan, “Rabbim muhabbetimizi, kardeşliğimizi daim eylesin.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-azerbaycana-destegimizi-surdurecegiz/feed/ 0
Hanau’da ırkçı terör saldırısında hayatını kaybedenler için anma töreni düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/hanauda-irkci-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/hanauda-irkci-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-toreni-duzenlendi/#respond Wed, 27 Mar 2024 21:24:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5677 Almanya’nın Hanau kentinde 19 Şubat 2020’de düzenlenen ırkçı terör saldırısında hayatını kaybeden, aralarında Türklerin de bulunduğu 9 kişi için Hanau Mezarlığı’nda “sessiz” anma töreni düzenlendi.

Törende ırkçı terör saldırısında yaşamını yitirenlerin mezarlarına çiçekler bırakılarak dua edildi.

Alman Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Hanau Belediye Başkanı Claus Kaminsky, Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Erdem Tunçer ve şehir yöneticileri anma törenine katıldı.

Bu yılki “sessiz” anma töreninde konuşma yapılmadı.

Törenin ardından Hanau Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camisi’nde saldırıda yaşamını yitirenler için Mevlid-i Şerif okundu.

Saldırıda hayatını kaybeden Sedat Gürbüz’ün defnedildiği Dietzenbach Mezarlığı’nda da anma töreni düzenlendi.

Cumartesi günü Hanau’da gerçekleştirilen ırkçılık karşıtı yürüyüşe ve mitinge saldırıda öldürülenlerin fotoğraflarını taşıyan binlerce kişi katılmıştı.

“19 Şubat 2020’nin yaraları kapanmayacak”

Federal İçişleri Bakanı Faeser, tören öncesi yaptığı açıklamada, bu korkunç ırkçı saldırıda evlatlarını kaybedenleri asla unutmayacaklarını, yaşamını yitirenlerin ailelerinin acısını paylaştığını belirterek, “19 Şubat 2020’nin yaraları kapanmayacak.” dedi.

Hanau’daki ırkçı terör saldırısı ve ülkede artan aşırı sağcılığa dikkati çeken Faeser, “Aşırı sağcılıkla mücadele etmek için anayasal devletimizin tüm araçlarını kullanmaya devam edeceğiz çünkü insanlık dışı nefret söylemlerini parlamentolarımızdan dahi yayan aşırı sağcı şiddetin öncüleri, son dört yılda seslerini daha gür ve daha güçlü bir şekilde duyurmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Bakan Faeser, şunları kaydetti:

“Aşırı sağcıların yaydığı korku ve ötekileştirmeye daha fazla insanlık ve dayanışma ile karşılık vermeliyiz. Daha güçlü uyum sinyallerine ihtiyacımız var. Ülkemizde 20 milyondan fazla insanın göçmenlik geçmişi var. Aşırı sağcı ağlar ve onların sınır dışı etme fantezileri hakkındaki ifşaatların ardından, bugünlerde pek çok insan Almanya’da hala güvende olup olmadıklarını kendilerine soruyor. Bunun cevabı sadece şu olabilir: Biz, sizi koruyoruz ve yanınızdayız.”

“Aşırı sağcılar demokrasimize saldırıyor”

Başbakan Olaf Scholz da sosyal medya platformu X üzerinden Hanau’da 4 yıl önceki ırkçı saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

Başbakan Scholz, “4 yıl önce aşırı sağcı bir kişi, Hanau’da 9 kişiyi vahşice öldürdü. Motivasyonu nefretti, amacı ırkçılıktı. Aşırı sağcılar, demokrasimize saldırıyor. Vatandaşları dışlamak hatta onları kovmak istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Irkçı terör saldırısı

Hanau kentinde 19 Şubat 2020 gecesi iki kafeye düzenlenen ırkçı terör saldırısında aralarında 4 Türk’ün de bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetmişti.

Özel harekat timinin düzenlediği operasyonda saldırıyı düzenleyen 43 yaşındaki ırkçı terörist Tobias Rathjen ve 72 yaşındaki annesi evlerinde ölü bulunmuştu.

Saldırgan Rathjen’in avcılık belgesinin bulunduğu ve ardında bir mektupla video bıraktığı kaydedilmişti.

Dönemin Başbakanı Angela Merkel, saldırıyla ilgili, “Irkçılık zehirdir, nefret de zehirdir ve bu zehir toplumumuzda vardır.” ifadesini kullanmıştı.

Federal Savcılık tarafından Aralık 2021’de yapılan açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma kapsamında başka kişilerin suç ortağı, azmettirici veya yardımcı ya da failin bir sırdaşının olduğuna dair yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği bildirilmişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/hanauda-irkci-teror-saldirisinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Manisa’da Tarım ve Su Yatırımları https://www.kanal7haber.com.tr/manisada-tarim-ve-su-yatirimlari/ https://www.kanal7haber.com.tr/manisada-tarim-ve-su-yatirimlari/#respond Sun, 24 Mar 2024 09:00:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5563 Manisa’nın Türk tarımının göz bebeği olduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, son 21 yılda Şehzadeler kentinde 19.71 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirterek, 187 tesisi vatandaşın hizmetine sunduklarını söyledi.

Manisa’yı Türk tarım sektörünün başkenti yapabilmek için 21 yıl önce başlattıkları projelerin artık meyvelerini vermeye başladığını kaydeden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Son 21 yılda kent genelinde 19,71 milyar liralık yatırım yaptık. 187 tesisi vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bunlardan 47 tanesi sulama tesisi. 239 bin 830 dekar araziye can suyu verdik. Tarlardaki verimi ve ürün çeşitliliğini artırdık. Bölge ekonomisine yıllık ortalama 1 milyar 232 bin 685 bin lira ek gelir sağladık. 9 sulama tesisimizin ise inşa çalışmaları devam ediyor” dedi.

Elverişli iklimi ve verimli toprağı ile Manisa’nın özellikle ihraç edilen tarım ürünleri konusunda Türkiye’nin lokomotif kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Balta, son 21 yılda şehzadeler kentinde 33 baraj, 11 gölet ve 14 yeraltı depolama tesisi inşa ettiklerini ifade ederek, bu depolama tesisleri sayesinde kent genelinde 574 milyon metreküp depolama hacmine ulaştıklarını açıkladı. Manisa’nın su kaynaklarının daha etkin değerlendirilebilmesi için çalışmalarının aralıksız devam ettiğini belirten Balta, “6 baraj ve 2 gölette ise inşaat çalışmalarımız hala devam ediyor” dedi.

Vatandaşın can ve mal güvenliğini tehdit eden taşkın ve su baskını riskine karşı ise etkin bir mücadele politikası yürüttüklerini ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, son 21 yılda Manisa genelinde 77 “Taşkın Koruma Tesisi” inşa edildiğini, bu tesisler sayesinde 77 yerleşim yeri ile 79 bin 722 dekar arazinin taşkınlara karşı korunduğunu açıkladı.

Manisalı üreticilerin tarlarından daha çok verim alabilmesi amacıyla başlatılan Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında 2 projenin tamamlandığını kaydeden Balta, 122 bin 840 dekar arazide tescil işlemlerinin tamamlandığını ve bu projelerden 3 yerleşim biriminin faydalanacağını kaydetti.

Manisa’da son 21 yılda 2 adet hidroelektrik inşa ettiklerini hatırlatan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Şehzadeler kentinin Türkiye’ye her yıl 0.02 milyar kWh enerji sağladığını söyledi. Mehmet Akif Balta, “Manisa’da kurulu 2 HES tesisimizin kurulu gücü 9.70 MW, yıllık enerji üretimimiz ise 24.44 milyon kW/s” dedi.

Çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Genel Müdür Balta, “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olarak hayata geçirdiğimiz projeler hakkında değerli Manisalılardan özellikle de tesislerimizden birebir faydalanan çiftçilerimizden almış olduğumuz olumlu geri dönüşler bizi ve ekibimizi motive ediyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de ekonomik gelirimizi artıracak, milletimizin refah düzeyini yükseltecek, özetle ‘Türkiye Yüzyılı’ idealimizi perçinleyecek projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.

Köklü kurumsal geçmişi 1914 yılı “Umur’u Nafıa Müdüriyet-i Umumiyesi”ne kadar uzanan DSİ Genel Müdürlüğünün Türkiye’nin su ve enerji gücü olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Bizler maziden atiye uzanan, tarihini ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesinin üzerine inşa eden köklü bir geleneğin mensuplarıyız. 18 Aralık 1953 yılında kurulan genel müdürlüğümüz kurulduğu tarihten bu yana ‘Su Vatandır’ anlayışıyla çalışmalarını sürdürerek işletmeye aldığı baraj ve göletler ile 183 milyar metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiştir. Tamamlanan projeler ile 71 milyon dekar arazi sulamaya açılmış, yaklaşık 2 milyon hektar alan taşkınlardan korunmuştur. Hizmete alınan içme suyu tesisleri ile yıllık 5,2 milyar metreküp memba kalitesinde içme suyu temin edilmektedir. Güç ve ilhamını aziz milletimizden alan DSİ dün olduğu gibi bundan sonrada hayata geçireceği projeler ile Türkiye Yüzyılına damga vurmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. – MANİSA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/manisada-tarim-ve-su-yatirimlari/feed/ 0
Akşener: “İstanbul’a İhanet Edenlere de İstanbul’u İhmal Edenlere de Mecbur Değilsiniz” https://www.kanal7haber.com.tr/aksener-istanbula-ihanet-edenlere-de-istanbulu-ihmal-edenlere-de-mecbur-degilsiniz/ https://www.kanal7haber.com.tr/aksener-istanbula-ihanet-edenlere-de-istanbulu-ihmal-edenlere-de-mecbur-degilsiniz/#respond Fri, 22 Mar 2024 21:24:08 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5520 ÇAĞATAN AKYOL

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul aday tanıtım toplantısında; “İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Haliç Kongre Merkezi’nde bugün düzenlenen partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye ve ilçe belediye başkan adayları ve proje tanıtımına katıldı.

“KAZANMAK DEMEK, KİRLİ PAZARLIKLARIN PEŞİNDE KOŞMAK DEĞİLDİR”

Burada konuşan Akşener, şöyle konuştu:

“Millet iradesini de kendisine mahküm bilen; bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe, meydan okuyarak hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda seçim demek, koltuk demek değildir. İktidar demek, şahsi ikbal demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların, ‘Al gülüm, ver gülümlerin’ peşinde koşmak değildir.

“BİZİM İÇİN SİYASET, HAMASİ NUTUKLARI DEĞİL, PROJELERİ YARIŞTIRMAKTIR”

Bizim için siyaset, milletine, memleketine, faydalı iş yapabilmektir. Milletinin derdini dert edinmek, mutluluğuyla mutlu olabilmektir. Milletin gösterdiği istikamete yürümek, milletin teveccühüne mazhar olmak için durmadan çalışmaktır. Milletin sesini duymak, duyurmak, gerektiği yerde de en gür sesle haykırmaktır. Siyasi rekabetin merkezine kişileri değil, vizyonları koymaktır. Değerlerimizi çarpıştırmak değil, millet için çözümleri konuşmaktır. Hamasi nutukları değil, projeleri yarıştırmaktır.

“TARAFLARIN BİRBİRİNİ VAR ETTİĞİ BU DANIŞIKLI DÖVÜŞE MECBUR DEĞİLSİNİZ”

Bugün geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacı koltuklarını korumaktan ibaret. Yegane vizyonu iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret. Yöntemleri de yalanla, dayatmayla, sansürle milletimizi kendilerine mecbur bırakmaktan ibaret. İki tarafın da milletimize sunduğu tek bir vaat var. O da diğer tarafın kazanmaması. Yani bir tarafı denklemden çektiğiniz anda iki tarafın da milletimize sunacak hiçbir şeyi kalmıyor. O nedenle bir şeyi açıkça söylemek istiyorum. Büyük Türk milleti bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Tarafların birbirini var ettiği bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Bu milletsiz siyasete mecbur değilsiniz. Bu vicdansız siyasete mecbur değilsiniz. Bu vasat siyasete mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği, özgürlüğe; kalkınmayı, adalete; vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz.

“MİLLETİN İSTİKBALİ İÇİN DEĞİL, KENDİ İKBALLERİ İÇİN ÇALIŞANLARA MECBUR DEĞİLSİNİZ”

Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil; kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık, hür ve müstakil İYİ Parti var.

Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık, amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela, eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, sırtında ihmallerin, hataların, veballerin, yükünü taşıyanlar da elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının, taht oyunlarının, bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp, kibirle hareket edenler de bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular hal böyleyken gelin artık İstanbul’u, şahsi saplantısı haline getirenlerin neden olduğu bu vasatlık, bir son bulsun. Gelin artık İstanbul’u, kendi kariyerleri için zıplama tahtası haline getirenlerin çıkardığı gürültü, İstanbullunun sesini, daha fazla bastırmasın. Gelin artık, ‘İstanbul’u kim kazanır’ sorusu, İstanbul’un gerçek sorunlarına gölge düşürmesin. Asla unutmayın. Makam, cahilleri alim ederken, çığırdan çıkartıp zalim ederken, İstanbullu yoklukla talim ederken, utanmadan sefa sürenlere mecbur değilsiniz.

“İSTANBUL’A İHANET EDENLERE DE İSTANBUL’U İHMAL EDENLERE DE MECBUR DEĞİLSİNİZ”

İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var. Ben de bugün, burada sizden Buğra kardeşime, oy istiyorum. Artık oylarınız, daha fazla heba olmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık alın teriniz, birilerinin ihtirasları uğruna harcanmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık geleceğiniz kendisine kariyer kovalayanların peşinde meçhule sürüklenmesin istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum.

“TÜRK SİYASETİNDEKİ KAYIKÇI KAVGALARINA BİRER BİRER AYNA TUTACAĞIZ”

Biliyorum ki Türkiye’nin İYİ ve cesur insanlarının dik duruşu, netliği ve dürüstlüğü; şimdiye kadar birilerinin hep sinirlerini bozdu. Valla, kimse kusura bakmasın. Tüm yalancıların, tüm dümencilerin, tüm namertlerin, sinirlerini bozmaya aynen devam edeceğiz. Türkiye’yi, şahsının sananların da ‘yüzde 60’ yalanıyla milletin umutlarını çalanların da rahatlarını bozmaya aynen devam edeceğiz. Tarihimizi özümüzde, Atamızı gönlümüzde, milletimizi başımızın üstünde taşıyacak, Türk siyasetindeki kayıkçı kavgalarına birer birer ayna tutacağız. Milletimize dayatılan tüm prangaları birer birer kıracağız. Vicdanları kanatan, tüm yaralarımızı birer birer saracağız. Milletimizi ayıran değil; birleştiren, bölen değil tamamlayan, kutuplaştıran değil buluşturan olacağız. Hakaretin yerine saygıyı, öfkenin yerine anlayışı, ‘ben bilirimciliğin’ yerine ortak aklı, nefretin yerine de sevgiyi büyüteceğiz.

“HAKTAN DİYE GELİP BATIL ÇIKANLARIN, KAPLAN DİYE GELİP KAĞITTAN ÇIKANLARIN DEVRİNİ BİTİRECEĞİZ”

İYİ Parti olarak 31 Mart seçimleriyle birlikte hakan diye gelip harami çıkanların, haktan diye gelip, batıl çıkanların, kaplan diye gelip, kağıttan çıkanların devrini bitireceğiz. Sadece ve sadece milletimizden aldığımız güç ve teveccühle 2028’e uzanan şanlı bir yolculuğun ilk adımını atacağız. Türkiye’nin demokratik milli yükselişini yerelden başlatacağız. Fatih Sultan Mehmet Han ne diyor? ‘Onlar korkularından denizi zincirleyecek kadar akıllı ise biz de gemileri karadan yürütebilecek kadar deliyiz.’ İşte bu sözden aldığımız ilhamla, biz de bugün buradan diyoruz ki, varsın onlar korkularından aziz milletimizin iradesini zincirleyip, iki kutba mahküm edebilecek kadar kendilerini akıllı zannede dursunlar, biz de milletimize dayatılan tüm o zincirleri, tek başımıza, özü başımıza, birer birer kıracak kadar deliyiz! Kimse merak etmesin, önce sandıkta, sonra sahada. Önce yerelde, sonra genelde. Önce İstanbul’da çok yakında tüm Türkiye’de.”

KAVUNCU: YENİ BİR ANLAYIŞ LAZIM

İYİ Parti İBB Başkan Adayı Buğra Kavuncu da partinin tarihindeki ilk İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmaktan büyük bir şeref ve mutluluk duyduğunu dile getirdi. Kavuncu, özetle şöyle konuştu:

“Son 25 yılda Türk siyasetinde kurulmuş bütün iftiralara, bütün zorluklara, bütün meşakkatlerine rağmen ayakta kalmış, girdiği ikinci genel seçimde grup kurmuş Türkiye’de tek bir siyasi parti var. O da kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener önderliğinde kurulmuş İYİ Parti. Türkiye’de yeni bir anlayış lazım dedik. İki kutbun Türkiye’yi çürüttüğünü, bir tarafın halkını ezdiğini, diğer tarafın da fütursuzca ve şuursuzca devlet hırpalayacak sözler söylediğini görüyoruz. Bir taraf Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyor. Diğer taraf da kahraman Türk ordusunun terörle yaptığı mücadeleyi şuursuzca eleştirecek, buna dil uzatacak şuursuzlar çıkıyor. Biz bütün bunlara dur diyecek o iradeye de o inanca da sahibiz.

“MİLLETİN DERDİNE ÇARE BULACAĞIZ”

Sahip olduğumuz bilgi, tecrübe ve donanım; milletin makus tarihini yenmesine imkan sağlayacak. Ruhumuzu, enerjimizi Türk milletine olan sevgimizden, tutkumuzdan alacağız. Milliyetçiliğimiz bize cesaret ve aşk verecek. Kapsayıcı, çağdaş, yenilikçi gelenekten beslenip milletin derdine çare bulacağız. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir İngiliz’den daha fazla yeşile sahip olmayı hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir Alman’dan trafikte daha az vakit geçirmeyi hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, depremden bir Japon’dan daha az korkmayı hak ediyor. İşte size bizim İstanbul sevdamız ve milliyetçilik anlayışıyız. İstanbul’da yaptığımız çalışmalarda dört konu tespit ettik. Bunlardan bir tanesi barınma problemi. Bu başlığın altında kentsel dönüşümden depreme kadar birçok detayı gördük. 20 yıllık AK Parti iktidarının ekonomik olarak ülkeyi getirdiği nokta, sosyal anlamda da belediyeciliği çok önemle ve kıymetli hale getiriyor. Ulaşım, İstanbul’un bir diğer sıkıntılı konusu. Sığınmacılar ve düzensiz göç ile göçmenlerin İstanbul’da yarattığı diğer sorunlar…

“ARNAVUTLUK’UN, SIRBİSTAN’IN EN BÜYÜK MAFYALARI TÜRKİYE’DE YAKALANIYOR”

Bu çalışmalarımız sırasında birçok probleme denk geldik. Artmakta olan yoğun işsizlik, ailelerin yoksullaşması, dramatik boyutlardaki beslenme sorunları, nüfusun yarısını doğrudan etkileyen ev fiyatları ve kira şokları 40 milyon liraya dayanmış. Yaygınlaşan çeteler ve yoğun zararlı maddeler, bunların hepsi AK Parti iktidarının son 25 yılda ortaya çıkarttığı ve onların günümüze taşıdığı problemler. AK Parti hükümetinde periyodik olarak çıkarmış olduğu vergi afları, yani yurt dışından getirdiği paranın hesabının sorulmadığı bir ortamda çeteler kirli halılarıyla beraber Türkiye’ye geliyorlar. Kirli insanlar, bu ülkeye geliyorlar ve ilkokulların önlerine kadar uyuşturucu düşmüş durumda. Sırbistan’ın, Arnavutluk’un, Makedonya’nın en büyük mafyasını Türkiye’de yakalıyorlar. Emniyet güçlerimizle gurur duyuyoruz. Allah onlardan razı olsun, yakalıyorlar ama bu insanlar niye Türkiye’ye geliyor?

“MEMLEKET MESELESİNİ ÇÖZMEK İÇİN İŞ BİRLİĞİ ETMEK ZORUNDASINIZ”

Tabii bütün bu kutuplaşma siyasetini, bu inatlaşmanın ve iki yumruk arasında sıkışmış İstanbul’da dünyanın hiçbir kentinde görmediğiniz abukluk var. Metrolar yapılıyor. Bir kısmı ‘U’ harfiyle sembolize ediyor. İstanbul’da hep ‘M’ harfiyle sembolize edilmiş. Burada oyunbozanlığı yapan Ulaştırma Bakanlığı. İstanbul’un problemlerini çözmek için bütün paydaşlarla işbirliği etmek zorundasınız. Memleketin meselesini çözmek için bir araya gelmek durumundasınız. Kullandığınız dile dikkat etmek zorundasınız. ‘Terörist’ dediğiniz, ‘Su faturalarını PKK’lılar toplayacak’ dediğiniz birileriyle oturup konuşmanız mümkün değil. Yıllarca bu memleketin problemlerini bu sahtekarlıklarla örtbas ettiler. Bir taraf ötekine dedi ki, ‘Bunlar gelirse PKK’lılar su sayaçlarını okuyacak’. Öteki taraf da dedi ki, ‘Bunlar gelirse İstanbul’un sokaklarını şeriatçılar dolduracak’. Bunların hepsi sahtekarca olanlar. Ben size gerçeğin ne olduğunu söyleyeyim. İstanbul’da bugün itibarıyla 500 bine yakın herhangi bir depremde ağır hasar görecek ve çökecek bağımsız daire var. Yaklaşık 1,5-2 milyon insanımız ölümü bekliyor. İşte gerçeğin kendisi bu.

“İBB’DE KAÇ İŞ KAZASI OLDUĞUNA DAİR VERİ BULAMADIK”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili projelerimizi hazırlarken İstanbul’un bütçesini merak ettim, baktım. İstanbul’un yıllık gider bütçesi belli fakat 2023 yılında ne kadar olmuş, bu gelir kaynaklarında da bunun detayları yok. Bunun detaylarını, siz yönettiğiniz kentin kaynaklarını şeffaf bir şekilde bu milletle paylaşmak zorundasınız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kaç tane iş kazası oldu? Herhangi bir kayıt oldu mu? Bununla alakalı bir bilgiyi de hiçbir yerde göremiyorsunuz. Bununla ilgili hiçbir veri bulamadık. Oturup konuşmanız, bakanlıklarla bir arada işleri çözmeniz lazım. Konuşamayan, birbirinin yüzüne bakamayan; Sayın Genel Başkanımız aslan gibi Mehmetçiklerimiz şehit olduğunda Suriye’de, Cumhurbaşkanımızı aradı. Daha önce de yapardı. Milli Savunma Bakanlığı’nı aradı. Bunu bile problem haline getiren bir zihniyetle siz israfın problemlerini asla çözemezsiniz.

“İFTİRALARA, SALDIRILARA ALIŞIĞIZ”

Üzüldüğüm bir konu da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bir Türk Dünyası Mahallesi vardı. Türk dünyasının bütün kültürünü, bütün düzeyini, bütün geleneğini, göreneğini oradakiler görürdünüz. Ofise çevrilmiş. Bizim belediyemizde İstanbul’un en görkemli yerinde çok büyük bir Türk Dünyası Kültür Mahallesi tekrar inşallah var etmiş olacağız. Çok çalıştık. İstanbul’u çok gezdik. İstanbul’da çok büyük projeler yaptık. 100 binin üzerinde vatandaşımıza dokunduk ve yepyeni bir yola çıktık. Biz alışığız. İftiralara, saldırılara uğramıştık. Şimdi bir başka versiyonunu görüyoruz. Gene iftiralara, saldırılara uğruyoruz ama son sözüm şu. Bütün bu saldırılara, iftiralara karşı hep beraber şunu söylüyoruz. Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet. Yaşasın Türkiye.”

Konuşmaların ardından partinin ilçe belediye başkan adayları açıklandı. Adaylar şöyle:

Adalar Belediye Başkan adayı Ayşe Gülnur Şakir

Arnavutköy Belediye Başkan adayı İsmail Yaşar

Ataşehir Belediye Başkan adayı Ali Coşkun

Bağcılar Belediye Başkan adayı Eyüp Ali Özdemir

Bahçelievler Belediye Başkan adayı Tugay Çapun

Bakırköy Belediye Başkan adayı Ataner Orkunoğlu

Başakşehir Belediye Başkan adayı Tevfik Atakan Şakar

Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Vahit Çelik

Beşiktaş Belediye Başkan adayı Nurettin Sağırkaya

Beykoz Belediye Başkan adayı Tuba Alaylı Özgüç

Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Erol Karapınar

Beyoğlu Belediye Başkan adayı İsmail Hakkı Çavuşoğlu

Büyükçekmece Belediye Başkan adayı Nejat Durmuş

Çatalca Belediye Başkan adayı İsmail İp

Esenler Belediye Başkan adayı Şeh Ömer Kara

Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Emel Bilenoğlu

Fatih Belediye Başkan adayı Barbaros Hayrettin Mahiroğlu

Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Erhan Özkan

Güngören Belediye Başkan adayı Pelin Sellitepe Turan

Kadıköy Belediye Başkan adayı Kübra Dursun

Kağıthane Belediye Başkan adayı Mustafa Kürşat Ceylan

Kartal Belediye Başkan adayı Altınok Öz

Maltepe Belediye Başkan adayı Ramazan Uğural

Pendik Belediye Başkan adayı Süleyman Turan

Sancaktepe Belediye Başkan adayı Cemal Doğan

Silivri Belediye Başkan adayı Bihter Akbaş Sezer

Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Fatih Karataş

Sultangazi Belediye Başkan adayı Hüseyin Öndeş

Şile Belediye Başkan adayı Demet Alkan Tekdemir

Şişli Belediye Başkan adayı Ahmet Ünal

Tuzla Belediye Başkan adayı Orhun Ertürkmen

Ümraniye Belediye Başkan adayı Serkan Yalçın

Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven

Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Kürşat Özer

Partiden yapılan açıklamaya göre, 39 ilçenin 34’ünde adayların açıklandığı, kalan 5 ilçe adayının da bu hafta içinde netleşeceği belirtildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aksener-istanbula-ihanet-edenlere-de-istanbulu-ihmal-edenlere-de-mecbur-degilsiniz/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-2/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:42:25 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5373 Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) 19 Şubat 2001’deki toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığı fırlatması ve tartışmanın Ecevit tarafından kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı.

19 Şubat 2001, faturası en ağır ekonomik krizlerden birini tetikleyen siyasi kavganın yaşandığı gün olarak tarihte yerini aldı.

MGK toplantısında yer alanların daha sonraki anlatımlarına göre Cumhurbaşkanı Sezer, bankalarla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun devreye sokulması kararına Başbakan Ecevit’in tepki gösterdiğini belirterek, “Hükümet olarak kamuoyu önünde beni küçük duruma düşürüyorsunuz. Beni yıpratmak için uğraşıyorsunuz.” sözlerini sarf etti.

Daha sonra Sezer, önünde duran Anayasa kitapçığını havaya kaldırıp, “Denetimin denetimi mi olur?’ diyorsunuz. Anayasa’nın 108’inci maddesi ortada. Bal gibi olur. Anayasa’yı bilmiyorsunuz, bu sözleri söylüyorsunuz.” dedi.

Bu arada Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan araya girdi ve “O Anayasa’yı bir de biz görelim, anlayalım.” karşılığını verdi. Sezer, Özkan’ın bu sözüne sinirlendi ve elinde tuttuğu Anayasa kitapçığını, Ecevit ve Özkan’ın bulunduğu yöne doğru fırlatarak, “Alın okuyun o zaman.” diye bağırdı. Anayasa kitapçığı, Ecevit ve Özkan’ın arasına düştü.

Bu tavır üzerine Ecevit, sinirlenerek masadan kalktı, kapıyı çarpıp salonu terk etti. Bu sırada Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, Ecevit’in önüne fırlattığı Anayasa kitapçığını aldı ve Sezer’in bulunduğu yöne doğru aynı şekilde fırlattı.

Özkan, sert bir tonda “Asıl Anayasa’dan anlamayan sizsiniz.” deyip salondan çıkarken, duyulan “nankör kedi” sözü ise siyaset tarihine geçti.

Piyasalar altüst oldu, kriz patlak verdi

Toplantıyı terk etmesinden kısa bir süre sonra Ecevit, kameraların karşısına geçti ve MGK toplantısında Sezer’in kendisine Anayasa kitapçığını fırlattığını söyledi. Bu olayın Ecevit’in ağzından duyulmasından saatler sonra Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Borsa düştü, repo faizleri tarihin en yüksek seviyelerine fırladı. Döviz ve faizler tırmanışa geçti. Kriz, istihdamda da derin ve bedeli ağır bir tablo yarattı.

Krizin devam etmesi üzerine Türkiye, 2002 Kasım’ında erken seçime gitti ve AK Parti tek başına iktidar oldu. AK Parti’nin 363, CHP’nin 178 koltuk kazandığı seçimlerde önceki hükümetten hiçbir parti ise Meclise girecek oy oranını bulamadı.

Belli başlı öteki olaylar

19 Şubat

1405- “Aksak Timur” ya da “Timurlenk” olarak da tanınan, kendi adıyla anılan imparatorluğun kurucusu hükümdar Timur öldü.

1451- Fatih Sultan Mehmet, babası II. Murad’ın 3 Şubat’ta vefatının ardından ikinci kez tahta çıktı.

1915- İtilaf devletlerinin Çanakkale’ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.

1925- Telsiz Tesisi Hakkındaki Kanun çıktı. Türkiye’de radyonun kurulması Mecliste kabul edildi.

1928- Himayei Etfal Kadın Yardım Cemiyeti kuruldu.

1932- Halkevleri kuruldu.

1937- Meteoroloji Genel Müdürlüğü kuruldu.

1951- Fransız yazar Andre Gide öldü.

1956- Türk Milli Futbol Takımı, Macar Milli Takımı’nı 3-1 yendi.

1957- Türk ordusunun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.

1959- Londra Konferansı sona erdi. Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasını öngören ve 11 Şubat’ta Zürih’te varılan anlaşmalar, İngiltere’yi de ilgilendiren bazı hükümlerin eklenmesiyle “Londra Antlaşması” adıyla imzalandı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs’ta garantör devlet oldu.

1975- Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.

1993- Tiyatro ve sinema oyuncusu Yaman Okay, 42 yaşında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

1994- Libya’da şeriat uygulamasına geçildi. İslami takvim uygulanmaya başlandı.

1997- İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri, Sincan’da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.

1998- Rusya’dan Türkiye’ye boru hattı ile doğal gaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.

2001- Başbakan Bülent Ecevit, Milli Güvenlik Kurulunun Çankaya Köşkü’ndeki şubat ayı toplantısını, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle terk etti. Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı.

2008- Küba lideri Fidel Castro, 1959 yılında başladığı devlet başkanlığı görevini bıraktığını açıkladı.

2016- Anadolu Ajansı için de serbest habercilik yapan ve bölgede “Dareyya’nın Gözü” olarak tanınan 21 yaşındaki Mecid Dirani, Suriye’nin güneyindeki Dareyya bölgesinde rejim ordusunun saldırısında hayatını kaybetti. Esed güçlerinin havanın kararmasıyla başlayan saldırısını görüntülemek isteyen Dirani, tank ateşinde vücuduna şarapnel parçaları isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi.

2017- Somali’nin başkenti Mogadişu’da halk pazarı yakınlarında bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 32 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 50 kişi yaralandı.

2017- Uzay aracı ve roket üreticisi SpaceX’in Falcon 9 roketi, 1969’da Neil Armstrong ve arkadaşlarını Ay’a taşıyan Saturn V roketinin fırlatıldığı Kennedy Uzay Merkezi Kalkış Kompleksi 39’dan uzaya fırlatıldı.

2018- Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin Mars keşif aracı Oppurtunity, Mars yüzeyinde şerit halinde taş formasyonları keşfetti.

2020- Almanya’nın Hanau kentindeki iki kafeye düzenlenen ırkçı terör saldırısında, aralarında 4 Türk’ün de bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı. Özel harekat timinin düzenlediği operasyonda, saldırgan 43 yaşındaki Tobias R. ve 72 yaşındaki annesi, evinde ölü bulundu.

2020- HSK, Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin davaya bakan, aralarında Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 9 sanıkla ilgili beraate hükmeden İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti hakkında inceleme başlattı.

2021- Türkiye’nin önde gelen hadis alimlerinden M. Emin Saraç, tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında vefat etti. Emin Saraç, Fatih Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından 21 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı.

2021- ABD, resmi olarak Paris İklim Anlaşması’na yeniden katıldı.

2022- Avrupa Uzay Ajansı (ESA), yaklaşık 12 milyar yıl önce oluşmaya başlayan Samanyolu Galaksisi’nde daha önce bilinmeyen yeni bir galaksinin kalıntılarını tespit etti.

2023- Burkina Faso’da Sabre Operasyonu kapsamında konuşlu bulunan Fransız askerleri ülkeden ayrıldı.

20 Şubat

1507- Fatih Sultan Mehmet’in portresini yapan İtalyan ressam Gentile Bellini öldü.

1622- II. Osman (Genç Osman) katledildi.

1914- İstanbul’da ilk elektrikli tramvay sefere başladı.

1919- Afganistan’da Emir Habibullah Han’ın katledilmesi üzerine yerine geçen Amanullah Han, ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.

1928- İstanbul’da “Vatandaşları Türkçe Konuşmaya Teşvik” toplantısı yapıldı.

1930- Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu kabul edildi.

1961- İlk koalisyon kabinesi, İsmet İnönü başkanlığında kuruldu.

1970- Boğaz Köprüsü’nün temeli, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel tarafından törenle atıldı. Üç yılda tamamlanan köprü, 29 Ekim 1973’te açıldı.

2009- Dünyada ekonomik kriz: İngiltere’nin, son banka kurtarma operasyonlarıyla toplam borcu 2 trilyon sterline ulaştı. Almanya’da Federal Cumhuriyet tarihindeki en büyük ekonomik yardım paketi olan 50 milyar avroluk ikinci konjonktür paketi onaylandı.

2010- 60. Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülü, Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” filmine verildi.

2014- Türkiye Vagon Sanayii Anonim Şirketi tarafından Adapazarı’nda üretilen ilk yerli dizel tren seti “Anadolu”, İzmir-Balıkesir-Bandırma seferlerine başladı.

2016- İtalyan yazar Umberto Eco, 84 yaşında hayatını kaybetti.

2017- Belçika Brugge Ağır Ceza Mahkemesi, gıyabında yargılanan Sabancı suikastı faillerinden Fehriye Erdal’a, Türkiye’de işlediği suçlar nedeniyle 15 yıl hapis ile 10 yıl sivil ve siyasi haklardan mahrumiyet cezası verdi.

2020- Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi törenle açıldı.

2021- ABD’de faaliyet gösteren Türk Amerikan Yönlendirme Komitesi’nin (TASC), ülkede yaşayan Türk vatandaşlarını ve soydaşlarını bir araya getirmek için kurduğu TASC TV, özel yayın programıyla 24 saat kesintisiz yayın hayatına başladığını duyurdu.

21 Şubat

1927- Time dergisi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya kapağında ikinci kez yer verdi.

1949- Kurtuluş Savaşı komutanlarından, eski bakan Ali Çetinkaya hayatını kaybetti.

1958- İlk Türkiye Profesyonel Futbol Ligi başladı. İzmirspor-Beykoz arasında yapılan ilk maçta, ilk golü İzmirsporlu Özcan attı.

1958- Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, Birleşik Arap Cumhuriyeti Başkanı seçildi.

1964- Başbakan İsmet İnönü’ye, Mesut Suna tarafından Ankara’da suikast girişiminde bulunuldu.

1965- Siyahi Müslüman lider Malcolm X öldürüldü.

1978- Yahya Demirel ve ortağı Z. Hakkı Alpaz, vergi kaçırdıkları iddiasıyla yargılandıkları Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17 ay hapse mahkum edildi.

1989- Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgalini protesto etmek için kendini yakan Çek öğrencinin mezarına çiçek koyan yazar Vaclav Havel, 9 ay hapse mahkum edildi.

2001- Repo faizleri yüzde 7 bin 500’ü buldu.

2007- Amerikalı gök bilimciler, ilk kez Güneş gibi bir yıldızın çevresinde dönen bir gezegenin atmosferinin bileşenlerini analiz ettiklerini açıkladı.

2009- Dünyada ekonomik kriz: ABD’nin iki büyük bankasının kamulaştırılacağı söylentileri Bank of America’nın hisselerini 1984’ten, Citigroup’un ise 1990’dan bu yana en düşük seviyesine geriletti.

2011- Libya’da petrol rafinerisi ve petrokimya tesislerinin bulunduğu Ras Lanuf bölgesinde hükümet karşıtı protestolar patlak verdi.

2013- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık tutuklandı, emekli Korgeneral Doğan Temel adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2013- 13 Eylül 1980’de gözaltına alındıktan sonra kaybolan oğlu Cemil Kırbayır’ın bulunması için yıllardır mücadele eden ve kayıp yakınlarının sembolü “Berfo Ana” olarak tanınan Berfo Kırbayır, 105 yaşında İstanbul’daki evinde vefat etti.

2014- Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını da içeren Yeni Demokratikleşme Paketi TBMM’de kabul edildi.

2015- Türk Silahlı Kuvvetlerince, Türkiye’nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçası olan Suriye’nin Halep kenti sınırları içindeki Karakozak köyünde bulunan Süleyman Şah Türbesi’ndeki kutsal emanetlerin taşınması için “Şah Fırat Operasyonu” düzenlendi.

2016- Mardin’in Nusaybin ilçesinde PKK’lılar tarafından 19 Şubat’ta kaçırılan Anadolu Ajansı muhabiri Rauf Maltaş, foto muhabiri Onur Çoban ve kameraman Kenan Yeşilyurt serbest bırakıldı.

2016- Suriye’nin başkenti Şam’ın güneyindeki Seyyide Zeyneb beldesinde bomba yüklü üç araçla düzenlenen saldırıda 83 kişi hayatını kaybetti, saldırıyı DEAŞ üstlendi.

2018- 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları’nda kayaklı koşu kadınlar sprint finalinde 3. olan Norveç takımındaki Marit Bjoergen, 14. madalyasını alarak Kış Olimpiyatları tarihinde en fazla madalya kazanan sporcu rekorunu kırdı.

2022- Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçıların sözde yönetimlerinin tanınmasına dair kararnameyi imzaladı.

2022- Senegal’de Türk şirketi tarafından inşa edilen 50 bin kişilik Senegal Stadyumu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle hizmete açıldı.

2023- Meksika’nın Colima kenti, 2022’de her 100 bin kişi başına 181,94 cinayet ile “dünyada en fazla suç işlenen şehir” olarak kayıtlara geçti.

22 Şubat

1848- Paris’te işçiler ayaklandı.

1962- Ankara’da Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir ve arkadaşları, hükümet darbesi yapmak istedi ancak kalkışma bastırıldı, katılan subaylar emekliye sevk edildi. Bazı üst rütbeli subayların görev yerleri değiştirildi. Hükümet, verdiği söz doğrultusunda darbecileri 30 Nisan’da affetti.

1972- Uçakla gelen yolcuların gümrüksüz alışveriş yapabilecekleri ilk “free shop” İstanbul Atatürk Havalimanı’nda açıldı.

1991- Irak kuvvetleri, Kuveyt’teki petrol bölgelerini ateşe verdi.

2001- Merkez Bankası, dalgalı kura geçişin ilk gününde doların fiyatını 689 bin liradan 964 bin liraya çıkardı. Faizler yüzde 5 bin 200’leri gördü.

2012- Türk sinemasında önemli filmlere imza atan ve pek çok ödül kazanan yönetmen ve senarist Yusuf Kurçenli, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 65 yaşında hayatını kaybetti.

2013- İsveç’te belediye meclisi, tarihi karara imza atarak, ülkede ilk kez minareden ezan okunmasına onay verdi.

2013- İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı, İhlas Haber Ajansı ve TGRT televizyonunun kurucusu Enver Ören, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 74 yaşında vefat etti.

2015- Türkiye, Şah Fırat Operasyonu ile Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nu Süleyman Şah’ın kabriyle, Suriye’de sınıra mücavir Suriye Eşmesi köyünün kuzeyinde ve aynı büyüklükteki araziye geçici olarak taşıdı.

2017- Milli Savunma Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle, Genelkurmay Karargahı, kuvvet komutanlıkları ve bağlı birliklerde görev yapan kadın subay ve astsubayların başörtüsü takabilmesinin önü açıldı.

2018- Devlet büyüklerinin kriptolu telefonlarının usulsüz dinlenmesine ilişkin davada, kapatılan TİB Başkanvekili Osman Nihat Şen ile darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü’nde bulunan FETÖ’nün sivil imamı Harun Biniş’in de aralarında olduğu 24 sanığa 10 yıl 6 ay ile 68 yıl 3 ay arasında değişen sürelerde hapis cezası verildi.

2020- Milli çekiççi Eşref Apak, Seyfi Alanya Atmalar Kupası’nda 77,56 metrelik dereceyle barajı geçerek Türk atletizm tarihinde kariyerinde beşinci kez olimpiyata gitme hakkı elde eden ilk isim oldu.

2021- Kanada Federal Parlamentosu, Çin’in, Uygur Türklerine yönelik uygulamalarını “soykırım” olarak tanımlayan yasayı onayladı.

2023- Dünya genelinde 2022’de 5 bin 909 düzensiz göçmenin yolculuk sırasında öldüğü açıklandı.

23 Şubat

1653- Batı Anadolu’daki şiddetli depremde Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak’ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ya da yaralandı.

1893- Alman mühendis Rudolf Diesel, kendi adıyla anılan motorun patentini aldı.

1919- İtalya’da Benito Mussolini, Faşist Parti’yi kurdu.

1942- Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya’nın Petropolis kentinde eşiyle birlikte intihar etti.

1945- Birleşmiş Milletler Beyannamesi’nin imzalanmasıyla Almanya ve Japonya’ya savaş ilanını kapsayan teklif, TBMM’de kabul edildi.

1945- Türkiye-Amerika İkili Yardım Anlaşması imzalandı.

1963- Bazı Yassıada mahkumlarının da yararlanacağı kısmi af yasalaştı.

1978- Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.

1994- Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.

1997- Dünyada genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen “Dolly” adlı koyunun İskoçya’daki Roslin Enstitüsünde kopyalandığı duyuruldu.

2005- MERNİS-Kimlik Paylaşımı Sistemi Projesi uygulanmaya başlandı.

2006- Eski başbakan ve kapatılan Refah Partisi’nin son genel başkanı Necmettin Erbakan’ın hapis cezasını evinde çekmesine de imkan tanıyan teklif yasalaştı.

2010- Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de bulunan maden ocağındaki grizu patlamasında 13 kişi öldü, 18 kişi yaralandı.

2017- Türk Silahlı Kuvvetleri destekli Özgür Suriye Ordusu, Suriye’nin kuzeyindeki Bab ilçesinin merkezini DEAŞ’tan kurtardı.

2017- Bosna Hersek, Sırbistan’a karşı yeniden soykırım davası açılması için Hollanda’nın Lahey şehrindeki Uluslararası Adalet Divanına resmi başvuruda bulundu.

2023- Eski Filistin Başbakanı Ahmed Kurey, 86 yaşında hayatını kaybetti.

24 Şubat

1495- Şehzade Cem öldü.

1908- Dr. Galip Üstün, “Topkapı Fukaraperver Cemiyeti”ni kurdu.

1910- Sanayii Nefise Mektebinin (Güzel Sanatlar Okulu) kurucusu ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey öldü.

1918- Trabzon düşman işgalinden kurtuldu.

1922- Elazığ’da, Milli Mücadele yanlısı “Satveti Milliye” adlı gazete yayın hayatına başladı.

1942- Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen’e, Ankara’da suikast girişiminde bulunuldu. Büyükelçi ve eşi olaydan yara almadan kurtuldu, suikastçının Yugoslav göçmeni Ömer Tokat olduğu belirlendi.

1942- 769 Romanya vatandaşı Yahudi’yi taşıyan “Struma” vapuru, Karadeniz’de batırıldı, yalnızca 1 yolcu kurtulabildi.

1951- Kırşehir’de Atatürk büstüne saldırıda bulunuldu. Saldırıyı kınamak için 5 Mart’ta büyük bir miting düzenlendi.

1954- Tuna Nehri’nden Karadeniz’e, oradan da İstanbul Boğazı’na inen buz parçaları, tabakalar halinde tüm Boğaz’ı ve limanı kapladı, deniz trafiği durdu.

1955- Türkiye’nin ilk özel dedektiflik bürosu, İstanbul’da avukat Fethi İnder tarafından kuruldu.

1955- Bağdat’ta, Türkiye ile Irak arasında karşılıklı işbirliği antlaşması (CENTO) imzalandı. Daha sonra İngiltere, İran ve Pakistan üye olarak, ABD de gözlemci sıfatıyla katıldı.

1977- Türk fizikçi Prof. Dr. Feza Gürsey, Oppenheimer Ödülü’ne ve Einstein Madalyası’na değer bulundu. Gürsey, ödülünü ABD’li Fizikçi S. Glashow ile paylaştı.

1983- 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kapatılan MSP’ye ilişkin davada Necmettin Erbakan’a 4 yıl hapis ve 1 yıl 4 ay sürgün cezası verildi.

1987- Sovyetler Birliği’nde (SSCB) Mihail Gorbaçov ilk kez “Glasnost”tan (Açıklık Politikası) söz etti.

1992- 1961 Anayasası’nın hazırlayıcılarından Ordinaryus Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 88 yaşında İstanbul’da öldü.

1995- Tüketiciyi Koruma Yasası kabul edildi.

2005- Eski Dışişleri Bakanlarından Coşkun Kırca, 78 yaşında İstanbul’da vefat etti.

2006- Türkiye, idam cezasının barış zamanı dışında savaş ve savaş tehlikesi anında da kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. protokolünü onayladı.

2008- Raul Castro, ağabeyi Fidel Castro’nun yerine Küba Devlet Başkanı oldu.

2011- Cezayir’de 19 yıldır uygulanan olağanüstü hal kaldırıldı.

2012- İzmir Alaçatı’da trafik kazası sonucu hayatını kaybeden 40 yaşındaki Nazım Alkan’ın bağışlanan yüz, kol ve bacakları Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan operasyonla iki hastaya nakledildi. Cengiz Gül’e yapılan nakil Türkiye’de ikinci, dünyada 22’nci yüz nakli, Şevket Çavdar’a yapılan 2 kol ve 2 bacak nakli ise dünyadaki ilk 4 uzuv nakli oldu.

2013- Suriye’de yaralanan Fransız foto muhabiri Olivier Voisin, Türkiye’de kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

2022- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon başlattıklarını duyurdu.

2023- Polonya, ilk Leopard tanklarını Ukrayna’ya teslim etti.

25 Şubat

1899- Reuters Ajansının (1851) kurucusu Baron Paul Julius Reuter 83 yaşında öldü.

1933- Fransız Vagon-Li (Yataklı Vagonlar) şirketinin Belçikalı müdürünün koyduğu Türkçe yasağına tepki gösterildi.

1943- Talat Paşa’nın Almanya’da tahnit edilen naaşı İstanbul’a getirildi. Aynı gün Hürriyeti Ebediye Tepesi’nde toprağa verildi.

1950- “Çoruh” ilinin adı “Artvin” olarak değiştirildi.

1980- Yurt dışındaki işçilerin 20 bin mark ödeyerek askerlikten muaf tutulmasını içeren bedelli askerlik tasarısı Meclis Bütçe Plan Komisyonu’nda değiştirilerek kabul edildi.

1986- Filipinler’de seçimler yapıldı. Muhalefet lideri Corazon Aquino başkan seçildi. Ferdinand Marcos ülkeyi terk etti.

1991- Irak, Kuveyt’ten çekilme kararını açıkladı.

1991- Varşova Paktı feshedildi.

1994- Almanya, RP’nin “Bosna’ya yardım” adı altında Almanya’ya gönderdiği paralar hakkında soruşturma başlattı.

1996- İş adamı Vehbi Koç Antalya’da öldü.

2009- Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay intihar etti.

2010- YÖK’ün Kurucu Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı vefat etti.

2010- Gazeteci Ahmet Vardar, 73 yaşında yaşamını yitirdi.

2013- Güney Kore’nin ilk kadın Devlet Başkanı Park Geun-Hye, yemin ederek görevi Lee Myung-Bak’tan devraldı.

2015- ABD, Somali’deki iç savaş yüzünden 1991 yılında kapatılan büyükelçiliğine 24 yıl sonra atama yaptı.

2016- Rusya’nın Komi Cumhuriyeti’nde meydana gelen maden kazasında 31 madenci, 5 kurtarma görevlisi hayatını kaybetti.

2018- Türkiye tarafından kırmızı bülten talebi ile aranan terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, Çekya’nın başkenti Prag’da gözaltına alındı. Adalet Bakanlığı, Müslim’in Çekya’dan iadesine ilişkin çalışma başlattı.

2020- Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek uzun süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle 91 yaşında öldü.

2020- Fatma Damla Altın, pentatlon branşında dünya şampiyonu olarak özel sporcular pentatlonda Türkiye’ye ilk altın madalyayı kazandıran isim oldu.

2021- Hollanda Parlamentosu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını kabul etti.

2022- ABD Başkanı Joe Biden’ın Yüksek Mahkeme yargıçlığına aday gösterdiği Ketanji Brown Jackson, ülke tarihinde bu göreve aday gösterilen ilk siyahi kadın oldu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-2/feed/ 0
Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106’ncı yıl dönümünde Şühedaya Saygı Yürüyüşü düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusunun-106nci-yil-donumunde-suhedaya-saygi-yuruyusu-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusunun-106nci-yil-donumunde-suhedaya-saygi-yuruyusu-duzenlendi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:27:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5368 Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106’ncı yıl dönümü etkinlikleri dahilinde ‘Şühedaya Saygı Yürüyüşü’ düzenlendi, Bayburt Belediyesi organizasyonu ile Kop Dağı’nda gerçekleşen saygı yürüyüşüne binlerce vatandaş katıldı.

2 bin 400 rakımlı Kop Dağı’nda toplanan çok sayıda vatandaş, metrelerce uzunlukta bayrağın gölgesinde Kop Şehitliği önüne kadar yürüyerek, marşlar okuyup, kahramanlık ezgileri söylediler.

Bayburt halkı tarafından yoğun ilgi gösterilen yürüyüş öncesi vatandaşlara Bayburt Belediyesi tarafından üzerinde ay yıldız motifli kırmızı renkli atkı, bere ve Türk bayrakları dağıtıldı. Açılan dev Türk Bayrakları yaklaşık 2 kilometrelik güzergah boyunca katılımcılar tarafından omuzlarda taşındı.

Bayrak ve flamalar eşliğinde yürüyen kortejin şehitliğe ulaşmasının ardından törende şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının sonrasında Vali Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci ve Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya tarafından şehitliğe çelenk bırakıldı. Daha sonra İl Müftülüğü görevlilerince Kur’an-ı Kerim okunarak şehitler için dualar edildi.

Dua sonrası konuşan Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, “Bugün burada bundan 106 yıl önce Kop Dağları’nda verilen mücadelenin ruhunu hissetmek adına düzenlediğimiz Şühedaya Saygı Yürüyüşü ile onları yad etmek üzere toplandık. Mareşal Fevzi Çakmak’ın ifadesiyle “Kazanılmış ikinci Plevne Destanı”nı yazanları rahmetle anıyoruz. 16 Şubat 1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük üslerinden biri Erzurum’un işgali ile başlayan harekatta Rusların Komutanı Yudenic sayısı yaklaşık 200 bin kişiyi bulan ordusuna şöyle diyor: “Artık bundan sonra önümüzde Türk askeri, Türk ordusu yok. Çar’ın emri gereği haziran başlarında İstanbul önlerinde olacağız.” Ama dedikleri gibi olmadı. Kop Dağı’ndan bugün geçerken hürriyetine susamış bir milletin evlatları olarak o günleri ihtiramla yad ediyoruz.

Bu topraklar için can veren, kan veren aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan gazilerimize ise hayırlı ve sağlıklı bir ömür diliyorum” ifadelerini kullandı.

Bayburt Valisi Mustafa Eldivan ise Şühedaya saygı yürüyüşü ile başlayan anma programlarının büyük bir milletin zaferinin habercisi durumunda olduğunu belirterek, “Al bayrağımız dalgalandığı sürece, bu topraklar bizlere vatan olmaya devam edecektir. Bu toprakları bizlere vatan eden başta aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle, şükranla anıyorum. Bu soğukta bizleri yalnız bırakmayarak, buraya gelen değerli hemşerilerimize teşekkürlerimi iletiyorum. Allah devletimizi var etsin, milletimizi bir etsin” dedi.

Konuşmaların ardından yürüyüşe katılan askeri birliklerin okuduğu Komando Andı ve Remzi Çavuldak’a ait “Kop Dağı Oldu Duman” isimli türkünün sözleri alanda bulunanlar tarafından büyük bir coşku ve gururla izlendi.

Program, Bayburt Belediyesi tarafından katılımcılara şehrin geleneksel lezzetlerinden olan kavut çorbası ikram edilmesiyle sona erdi.

Programa, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, Garnizon Komutanı Topçu Albay Gürol Akkaya, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Yardımcı, İl Emniyet Müdürü Nihat Uzun, İl Jandarma Komutanı Albay Dr. Talha Övet, Belediye Başkan Yardımcısı Süreyya Türkmenli, Kurum Müdürleri, Belediye Meclis Üyeleri, İl Genel Meclisi Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcileri, Bayburt Belediyesi birim müdürleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, emniyet teşkilatı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenciler ve binlerce vatandaş katıldı. – BAYBURT

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bayburtun-dusman-isgalinden-kurtulusunun-106nci-yil-donumunde-suhedaya-saygi-yuruyusu-duzenlendi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: ‘Korkmayın, 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir’ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:24:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5281 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’ye sesleniyorum, korkmayın 31 Mart’ta iyi, dürüst, çalışkan insanlar birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.” dedi.

Özel, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP olarak bundan sonra “kim ne der” demeden, kimseden çekinmeden kendi doğrularını özgürce savunmaya devam edeceklerini söyledi. Özel, “Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, küçük ya da yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki, anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız.” diye konuştu.

Özel, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanının onayı ve Resmi gazetede yayınlanmasıyla cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Özgür Özel, şöyle devam etti:

“Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığı’ adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de bir kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘Cemevi cümbüş evi’ mantığıyla kültürün, sanatın bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa, Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.”

CHP’nin aday belirleme sürecinin büyük ölçüde tamamladığını ifade eden Özel, bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacağını kaydetti.

Yerel seçimde iki anlayış, iki ittifakın yarışacağını, bunlardan birinin Cumhur İttifakı olduğunu belirten Özel, “Hedefleri belli. Yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var, Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek.” ifadesini kullandı.

“Karşısında bir ittifak var mı?” diye soran Özel, şunları söyledi:

“Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak. Aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı ‘Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nda Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye İttifakı’nda Kürt olsun Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye İttifakında ‘sağcı olsun, solcu olsun, belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun’ diyen herkes var. Türkiye İttifakı’nda karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Türk demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si var, Çerkez’i var, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar, güçlü karakterler, bu ülkeyi seven bütün namuslu insanlar var.

Türkiye’ye sesleniyorum, korkmayın 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk’le ve Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıyla bir sorunu olmayan, onlara husumet değil, hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”

Özel, bir gazetecinin, “İzmir ve Hatay’da beşinci anketin devam edeceği” yönündeki ifadesini anımsatması üzerine, “Değişen bir şey yok. Henüz genel merkeze gitmedim, gidelim bugün bakarız.” dedi.

Törene, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da katıldı. Törende, Pir Sultan Abdal Derneği Semah grubunun gösterisinin ardından Mercan Erzincan konser verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/feed/ 0
Sinan Oğan ile Zafer Partisi’nin İBB Adayı Karamahmutoğlu birbirine girdi! Özdağ’ın sağ kolunun tek kelimelik paylaşımı ise bomba https://www.kanal7haber.com.tr/sinan-ogan-ile-zafer-partisinin-ibb-adayi-karamahmutoglu-birbirine-girdi-ozdagin-sag-kolunun-tek-kelimelik-paylasimi-ise-bomba/ https://www.kanal7haber.com.tr/sinan-ogan-ile-zafer-partisinin-ibb-adayi-karamahmutoglu-birbirine-girdi-ozdagin-sag-kolunun-tek-kelimelik-paylasimi-ise-bomba/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:39:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5080 Zafer Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Azmi Karamahmutoğlu, katıldığı bir yayında, 14 Mayıs seçimlerinde partisinin cumhurbaşkanı adayı olan Sinan Oğan hakkında, “Sinan Oğan’ın MHP’liliği milletvekili olmayla başlar. Geçmişinde Ülkücülüğü, Türk milliyetçiliği yoktur. Onu tanıdığımda sosyalistti” iddiasında bulundu.

SİNAN OĞAN’IN CEVABI SERT OLDU

Sinan Oğan, Karamahmutoğlu’nun iddialarına X hesabından yaptığı paylaşımla yanıt verdi. “Utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun.” diyen Oğan, “En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun!” ifadelerini kullandı.

Azmi Karamahmutoğlu ve Ümit Özdağ

“SEN BENİ NE ZAMAN TANIDIN?”

Açıklamasının devamında “Görüyorum ki ben cevap vermedikçe sen iftiralarına devam ediyorsun. Ve artık günah bizden gitti” diyen Oğan, şöyle devam etti: “İstanbul gibi aziz bir şehrimize belediye başkan adayı olmuşsun ama utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun. Güya sen beni tanıdığında ben sosyalistmişim! Sen beni ne zaman tanıdın Azmi Karamahmutoğlu? Sen Mersin’de Meslek Yüksekokulu’nda okuduğunda ben İstanbul’da okuyordum o esnada tanışmadık. Rahmetle andığım İstanbul Ülkü Ocakları eski il başkanı Nihat Çetinkaya ile beraber 1988 yılında İstanbul’da Azerbaycan Derneği’ni kurup Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi verdiğimizde tanışmış olamayız zira sen oralarda yoktun, yine rahmetle andığım Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Turan Yazgan hocamla beraberdim, 1989’da Türk Dünyası Atlasını ilk defa olarak ben hazırlamıştım orada da tanışmadık. Ben onların yanında Türk dünyası mücadelesi verdiğimde de tanışmadık. 1990 yılında Rus tankları Bakü’de katliam yaptığında Sovyetler Birliği İstanbul Başkonsolosluğu önüne şahsen 25 bin kişiyi yığıp mitinge liderlik ettiğimde de sen yoktun, orada da tanışmadık. Ardından Azerbaycan’a gittim orada da rahmetli Elçibey’in yanındaydım, orda da tanışmadık seninle.

“KILIÇDAROĞLU SENİ BURUŞTURUP BİR KENARA ATTI”

Sonrasında Azerbaycan’da TIKA Temsilcisi olarak Türk dünyasına hizmet veriyordum ve üniversitede öğrenci yetiştiriyordum, orada da tanışmadık. 2000 yılında Türkiye’ye dönüp Ümit Özdağ ile ASAM’da çalışmaya başladım. Orada da tanışmadık. Yine sonrasında MHP’de Sn. Genel Başkana danışmanlık yaptım, sonrasında da mecliste MHP milletvekiliydim. Buralarda da tanışmadık. Seninle ilk buluşmamız 2015 yılında benim MHP Genel Başkan Adaylığım zamanında İstanbul’da bir ofiste oldu. O zaman bana genel başkan olursam seni partiye yeniden alıp almayacağım sormuştun ve ben de elbette partiden kopan herkesi toparlayacağım demiştim, sen de beni desteklediğini ifade etmiştin. Madem ben sosyalisttim neden benimle görüştün ve desteklediğini ifade ettin? Sonra seni en son Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir vekillik kapmak için HDP ile kol kola görmüştük. Kılıçdaroğlu kimlere kimlere vekillik verdi de seni kullanıp bir vekilliğe dahi layık görmeyip buruşturup bir kenara attı.

“TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİ HDP İLE KOL KOLA GİRMEYE ÇAĞIRIYORDUN”

Bir ara ATA ittifakı ve Zafer Partisi’ne oy verip oyunuzu heba etmeyin diyordun. En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk Milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun! Bu tiplerin ortak bir özelliği vardır. Ellerinde bir kantar olduğunu, herkesin ülkücülüğünü milliyetçiliğini tartabileceklerini sanıyorlar. Sözüm ona ‘en ülkücü onlar’ oysa ki Kılıçdaroğlu’nun arkasında dolandıklarında o kantarın kendilerini de tarttığını unutuyorlar. Öyleyse açıkça söyleyeyim İstanbul seçimlerinde durduk yere bize iftira atarak kaydedeceğiniz mesafe yok. Aksine ne Sinan Oğan Gönüllüleri’nden ne de Türkiye İttifakı Partisi üyelerinden ve hemşeri gruplarımızda tek bir oy dahi alamayacaksın! Ayrıca ömrünü Türk dünyasına hizmet mücadelesinde geçirmiş ve tüm bunları yapmak sosyalistlik, bir vekillik kapmak için Kılıçdaroğlu’nun kuyruğunda HDP ile kol kola girmek milliyetçilik, ülkücülük öyle mi Azmi Karamahmutoğlu?”

ZAFER PARTİSİ’NDEN TEK KELİMELİK YANIT

Oğan’ın bu çıkışı sosyal medyada konuşulmaya başlarken Zafer Partisi’nden yanıt da gecikmedi. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sevdagül Tunçer’in Oğan’ın uzun paylaşımına sadece “Kes!” şeklinde yanıt vermesi dikkat çekti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sinan-ogan-ile-zafer-partisinin-ibb-adayi-karamahmutoglu-birbirine-girdi-ozdagin-sag-kolunun-tek-kelimelik-paylasimi-ise-bomba/feed/ 0
Mısırlı gençler Türkçe öğrenmek için Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsüne yoğun ilgi gösteriyor https://www.kanal7haber.com.tr/misirli-gencler-turkce-ogrenmek-icin-kahiredeki-yunus-emre-enstitusune-yogun-ilgi-gosteriyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/misirli-gencler-turkce-ogrenmek-icin-kahiredeki-yunus-emre-enstitusune-yogun-ilgi-gosteriyor/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:30:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5075 Mısır’ın başkenti Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsüne (YEE) Mısırlı gençler yoğun ilgi gösteriyor, yılda 3 bini aşkın kursiyer Türkçe öğreniyor.

Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, enstitü binasında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Enstitünün 2010’da kurulduğunu anımsatan Boyraz, o günden bu yana Kahire’de Türkçe eğitimi ve kültür-sanat alanlarına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.

Mısır’da Türkçeye ilginin fazla olduğuna işaret eden Boyraz, “Bugüne kadar 25 bin kişi internet üzerinden, 25 bin kişi de sınıflarımızda olmak üzere 50 bin kişi kurslarımıza kaydoldu.” bilgisini verdi.

Ülkede genç nüfusun çok yüksek olması nedeniyle, Kahire YEE’de eğitim alanların çoğunluğunu 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğunu belirten Boyraz, burada Türkçenin yanı sıra Türk kültürü ve gelenek göreneklerinin de öğretildiğini vurguladı.

Boyraz, “Öğrencilerimiz sadece dili değil kültürümüzü de gerçekten seviyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

” Türkiye’ye açılan bir kapıyız”

Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kültürel olarak, “irtibat noktası” olduğunu vurgulayan Boyraz, şöyle konuştu:

“Türkiye’ye açılan bir kapıyız. Türkiye’de eğitim görmek isteyen, çalışmak isteyen birçok Mısırlı genç kardeşimiz gelip burada Türkçe öğreniyor. Çalışmalarımızda son dönemde kariyer üzerine de yoğunlaşmaya başladık. Çünkü biz artık Mısır’da Türkçenin bir kariyer dili olduğunu düşünüyoruz ve kurslarımıza katılan 50 bin öğrencimizin iyi bir kariyere sahip olması için de işbirliklerimizi geliştiriyoruz.”

Boyraz, “Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kapasitesi yıllık 3 bin öğrenci ve bu fazlasıyla doluyor, bunu genişletmek için çabalarımız var. İnşallah önümüzdeki dönemde bu sayıların daha da artacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var”

İnternet üzerinden verilen eğitimlere ilişkin de Boyraz, şunları kaydetti:

“Mısır’ın her tarafından sadece Kahire’den değil, İskenderiye’den, Güney Mısır’dan, Mısır’ın her bölgesinden öğrencilerimiz kayıtlı olabiliyor. Çünkü Mısır’da Türkçeye ilgi o kadar geniş ki üniversitelerde 20’ye yakın Türkçe bölümü var. Orada okuyup, geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var ve biz hepsine ulaşmaya çalışıyoruz.”

Enstitüye gelen öğrencilerin 7 dönem A’dan C seviyesine kadar eğitim aldıkları bilgisini veren Boyraz, “Kahire’deki Türkçe sevgisini şöyle ifade edebilirim. Burada çok üst düzey Türkçe öğrenmiş öğrencilerimiz dahi sonrasında yine en üst kurlara büyük talep gösteriyorlar. Onun için C1 ve C2 seviyesinde çok yoğun bir öğrenci potansiyeli var.” diye konuştu.

“İki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum”

Boyraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretinden ve buradaki konuşmasında enstitü ve öğrencilerden övgüyle söz etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretle birlikte kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağını düşünüyorum.” dedi.

Yunus Emre Enstitüsünün sadece kültürel ilişkilere değil, ekonomi, turizm, eğitim ve birçok alana katkı sunmaya devam edeceğini dile getiren Boyraz, “Öğrencilerimiz aynı zamanda dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar vasıflı Türkçe konuşan bir iş gücü. Bu nedenle iki ülkenin yararına olacağına ve iki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Boyraz, enstitü olarak Mısırlı ve Türk gençlerin buluştuğu faaliyetlerle iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere katkıda bulunmayı istediklerini söyledi.

Kahire Yunus Emre Enstitüsünün eğitim kültür alanında, Mısır’daki tek Türk kurumu olduğuna dikkati çeken Boyraz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de burslu okumak, eğitim almak isteyenler için de Kahire Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliği yapıyor. 2024 kayıtlarımız tamamlandı, öğrencilerimiz başladı. Önümüzdeki dönemde kültür, sanat ve diğer alanlarda faaliyetlerimizi artırmayı düşünüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi, Mısırlı gençleri, Mısırlı dostlarımızı tüm faaliyetlerimize davet ediyoruz.”

“Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi çok seviyorum”

Kahire YEE’de 5. dönem Türkçe eğitimi alan Suzan Hossam Abomosa de enstitüde kendisini ” İstanbul’da gibi” hissettiğini dile getirdi.

Amira Mekkawy de Yunus Emre Enstitüsünde eğitim almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Burada İstanbul’dayım gibi, her şey, faaliyetler çok güzel.” dedi.

Daha önce Türkiye’ye hiç gitmediğini belirten Mekkawy, “Türkiye’de bir arkadaşım var. 6 yıldır konuşuyorum, onunla daha iyi konuşmak için kursa geliyorum. Ayrıca Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi ve Türkleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.

Aynı sınıfta eğitim alan Yusuf Hamada da tercüman ya da öğretmen olmak için Türkçe öğrendiğini söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/misirli-gencler-turkce-ogrenmek-icin-kahiredeki-yunus-emre-enstitusune-yogun-ilgi-gosteriyor/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Türkiye Savunma Sanayisinde Uluslararası Alanda Övgüyle Bahsediliyor https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:21:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5016 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.

“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”

2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.

“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”

“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:

“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”

“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”

Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.

“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”

Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”

Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/feed/ 0
TÜRKSOY ve Kuzey Makedonya Büyükelçiliği işbirliğiyle Yörükleri konu alan kitap tanıtıldı https://www.kanal7haber.com.tr/turksoy-ve-kuzey-makedonya-buyukelciligi-isbirligiyle-yorukleri-konu-alan-kitap-tanitildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turksoy-ve-kuzey-makedonya-buyukelciligi-isbirligiyle-yorukleri-konu-alan-kitap-tanitildi/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:06:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5012 Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde, İzzet İbrahimsoylu’nun hazırladığı ve Kuzey Makedonya’da yaşayan Yörükleri konu alan “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı kitabın tanıtımı yapıldı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, TÜRKSOY Genel Sekreterliğindeki tanıtım programında, yarı göçebe yaşam tarzını tecrübe etmiş bir Anadolulu olarak kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi.

Yörük hayatını yaşayan ve özleyen insanların bu değerleri korumaya çalıştığını anlatan Yıldız, “Değişim kaçınılmaz ama hakikaten bunlar sadece araştırmada kalmamalı. Unuttuğumuz birçok kelime aslında o eşyalarla, bu yaşam tarzıyla ilgili.” dedi.

Yıldız, Türk dünyasının ortak kurumlarına destek olmanın vazifeleri olduğunu belirterek, bu eser için TÜRKSOY’a teşekkür etti.

“Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız”

TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev de Balkan coğrafyasında yaşayan Türk soydaşların tarihinin oldukça eskiye dayandığına işaret ederek, Balkan halkları ve Türklerin, Türk hoşgörüsü altında yüzyıllar boyunca barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşadığını hatırlattı.

Yüzlerce görselin yer aldığı “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı fotoğraf albümünün, Balkan coğrafyasında yurtlarına ve Türk kültürüne sahip çıkmak için Aktaş Dağı eteklerinde yaşamlarını sürdüren Balkan Türklerini konu aldığını kaydeden Raev, “Büyük bir özveri ile hazırlanan bu çalışma sayesinde atalarımızın tarih boyunca arşınladığı coğrafyayı görme, Türk kültürüne ait somut ve somut olmayan unsurları keşfetme ve böylece Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Raev, bugün Balkan Türklerinin bazı kültürel ögelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, “Bu sebeple, değerli araştırmacımız Sayın İzzet İbrahimsoylu’nun kadrajından bizlere yansıyan bu görüntülerin her biri tarihsel bir belge değeri taşımaktadır.” diye konuştu.

“Balkan Türkü soydaşlarımız, gelecek nesillere aktarmamız için atalarımızın bizlere bıraktıkları kutsal bir emanettir.” diyen Raev, bu mirasa sahip çıkmak için TÜRKSOY olarak bütün imkanlarıyla çalıştıklarını vurguladı.

“Bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onur”

Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski ise “Ülkemizde özellikle Makedonya’nın doğusunda yaşayan Türk toplumunun yüzyıllardır yaşadığı kadim değerleri yansıtan bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onurdur. Makedonya’nın bu eşsiz, çok etnikli ve çok kültürlü bir arada yaşamımızla gurur duymaktayız.” ifadelerini kullandı.

Yörük Türklerinin çok eskiden beri Kuzey Makedonya’ya yerleşmeye başladığını, bu toprakları kadim kültürleriyle harmanlayarak Makedon kültürünü de zenginleştirdiğini aktaran Manasijevski, kitabın okuyucularının Kuzey Makedonya Türklerinin ve Yörük Türklerinin görsel müzesini doyasıya yaşama fırsatını elde edeceğini dile getirdi.

Manasijevski, benzer araştırma ve çalışmaların iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi açısından önemli olduğuna işaret etti.

350 sayfadan oluşan kitapta yüzlerce fotoğraf yer alıyor

Açılış konuşmalarının ardından, eserin tanıtım paneline geçildi.

Panelin oturum başkanlığını yapan, Kuzey Makedonya’da yayımlanan Yeni Balkan Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mürteza Sulooca, TÜRKSOY’un 30. yılında Makedonya Türkleri olarak gurur duydukları bir eseri tanıttıklarını söyledi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil de kitap hakkında bilgiler paylaştı.

350 sayfadan oluşan eserde yüzlerce fotoğrafın yer aldığını anlatan İbrahimgil, özellikle Kuzey Makedonya’nın doğu bölgesindeki Radoviç, Valandola, Gevgeli, ve Ustrumca arasındaki Yörük köylerinden bahsedildiğine dikkati çekti.

İbrahimgil, kitabın alt başlıklarında bölgedeki Yörüklerin örf, gelenek görenek, yerel kıyafet ve gündelik işlerinin anlatıldığına işaret etti

Ülkenin doğu ve batısında yaşayan Yörüklerin farklılıklarına da dikkati çeken İbrahimgil, bölgede daha önce çalışma yapan araştırmacıların isimlerine de değindi.

“Değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor”

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Çakıcı, kitabın içeriğinin çok zengin olduğunu, bugünün yaşam koşullarına ilişkin birçok arşiv malzemesi içerdiğini söyledi.

Eserin Türkleri ve Anadolu’yu yansıtan değerleri içerdiğini ifade eden Çakıcı, “Bu kitap basit bir fotoğraf albümü değil. Gerçekten kolayca hazırlanabilecek bir kitap değil. Hayatımızda kaybolan, kaybolmaya yüz tutan değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Balkanların huzuru orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür”

Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Gürel ise “Balkan” kelimesinin “yüksek dağ” anlamına geldiğine değinerek, Rumeli yerine bu kelimenin kullanılmasında fayda olduğunu söyledi.

“Tarihe bir not düşmesi açısından bu kitap bence önemli bir çalışmadır.” diyen Gürel, Balkanlardaki Türk varlığını, “Osmanlı öncesi, Osmanlı asırları ve Osmanlı sonrası” olmak üzere üç başlık altında incelemeleri gerektiğini belirterek, kitapta üç dönemin izlerinin görüldüğünü aktardı.

Gürel, şöyle devam etti:

“Bu kitap yüzlerce yıllık köklü Balkan Türklüğünün taşınmaz varlığının kıymetli bir kanıtı olma niteliğindedir. Balkanlar’da Türkler dengenin, huzurun, kardeşliğin ve barışın garantisidir. Onun için Balkanlarda Türk kimliğinin yaşatılması lazım. Balkanların huzuru, dünyanın huzurudur. Balkanların huzuru, orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür.”

“Bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm”

Eseri hazırlayan İbrahimsoylu da Türklerin sosyolojik olarak inançları, kültürleriyle Balkanlardan Altaylara anlaşılması için Türk hanedanları, Türk boyları ve Türklerin yaşam biçimleri olmak üzere 3 konuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Konargöçer hayat tarzını ifaden eden sıfatlardan birinin de “Yörük” olduğunu kaydeden İbrahimsoylu, yazılı kaynaklarda bu sıfatın ilk kez 1423-1430 yıllarında Anadolu’da geçtiği bilgisini paylaştı.

Balkan Yörüklüğünün merkezinin Vardar Boyu olduğunun altını çizen İbrahimsoylu, “Ancak Balkanlar’da Balkan Slav kaynaklarında, Bulgarcada, Makedoncada, Sırpçada, Hırvatçada Yörük kelimesi Anadolu’dakilerin aksine yer adı olarak kullanılmaktadır.” ifadesini kullandı.

İbrahimsoylu, 2007’den beri Kuzey Makedonya’da alan araştırması yaptığını belirterek, “Bazen Yörüklerde şu kelimelere rastlıyordum. Orhun anıtlarında, Divanu Lugati’t-Türk’te, Codex Cumanicus’ta olan bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm. Dedim ki bu kelimeler yok olacak, unutulacak. Ben bunları derleyeyim, unutulmasın.” şeklinde konuştu.

Daha sonra Yörüklerin tarım ve hayvancılıkta kullandığı aletlerin fotoğraflarını çekmeye başladığını kaydeden İbrahimsoylu, bu fotoğrafların kitaplarda yaşamasını sağlamak istediğini ifade etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turksoy-ve-kuzey-makedonya-buyukelciligi-isbirligiyle-yorukleri-konu-alan-kitap-tanitildi/feed/ 0
Bakü’de düzenlenen panelde güç savaşları ve Güney Kafkasya ele alındı https://www.kanal7haber.com.tr/bakude-duzenlenen-panelde-guc-savaslari-ve-guney-kafkasya-ele-alindi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bakude-duzenlenen-panelde-guc-savaslari-ve-guney-kafkasya-ele-alindi/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:39:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4954 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, “Küresel Sistemlerde Yeni Dönem, Güç Savaşları ve Güney Kafkasya” başlıklı panel düzenlendi.

Türkiye Yüzyılı İş Birliği ve Dayanışma Platformu’nun Azerbaycan İktisat Üniversitesi’nde (UNEC) düzenlediği panelin açılışına Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, UNEC yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Şehitlerin saygı duruşu ile anıldığı programın açılışında milli marşlar okunduktan sonra konuşan Büyükelçi Bağcı, küresel düzeyde bozulmanın olduğunu, kural temelli sistemin çöktüğünü ve uluslararası düzeyde güven aşınmasının olduğunu söyledi.

Bağcı, Birleşmiş Milletler’in (BM) acil reforma ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Küresel mekanizmaların bölgesel ihtilafların çözümünde gerekli kapasite ve araçlara sahip olmadığı pek çok kez görülmüştür. Bu durumun en çarpıcı örneklerini Filistin ve Karabağ’ın işgalinde, Kıbrıs davasında, Minsk ve Annan planlarında gördük.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ifade ettiği, “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkündür” sözlerinin günümüzde daha iyi anlaşıldığını belirten Bağcı, “Bölgemizde Filistin ve Kıbrıs ile başlayan işgal, zulüm ve adaletsizlikler, Karabağ, Kırım ve Ukrayna ile devam etmiştir. Yaklaşık 50 yıldır, 4 ayrı krizin etkilerini, yansımalarını, sancılarını, diplomatik ve jeopolitik yorgunluğunu ve yükünü hissediyoruz. Türkiye başta Güney Kafkasya, Filistin ve Ukrayna olmak üzere bölgesinde kalıcı barışın tesis edilmesi için büyük çaba sarf etmektedir. Türkiye ve Azerbaycan doğunun en batısında ve batının en doğusunda kardeş ve müttefik iki ülke olarak, kilit konumdadır.” ifadelerini kullandı.

Bağcı, Zengezur Koridoru’nun bölgesel bağlantıları arttıracağını, sağlanacak barış, huzur ve istikrara yararlı olacağına inandıklarını vurgulayarak, “Türkiye olarak Türk devletleri arasındaki kardeşliğin kurumsallaşmasına imkan tanıyan Türk Devletleri Teşkilatı’nın siyasi, kültürel, ekonomik ve stratejik hedefleri olan bir birlik olduğuna, keza gücümüzün kaynağının da birliğimiz olduğuna yürekten inanıyoruz. Bu uğurda her seviyede çalışmalarımızı siyasi, diplomatik, akademik, kültürel ve ticari düzeyde sürdürerek Türk birliğini, birlikte el ele, omuz omuza, sırt sırta vererek tesis edeceğiz.” diye konuştu.

UNEC Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov, Türk dünyasının geleceğini ilgilendiren bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Tarih bize gösterdi ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yemin töreninde yaptığı konuşmada ‘Azerbaycan’ın ailesi Türk dünyasıdır’ mesajını verdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Muradov, Türk dünyasının geleceğinin eğitim ve bilime bağlı olduğunu belirterek bu alanlardaki potansiyelini daha hızlı geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Panel, açılış konuşmalarının ardından Hazar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Telman Nusretoğlunun moderatörlüğünde, Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Abdullah Ağar ve gazeteci Sevil Nuriyeva’nın görüşlerini paylaştığı müzakerelerle devam etti.

“Ermenistan, yasalarını değiştirmelidir”

Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Azerbaycan’ın 1. Karabağ Savaşı’nın ülkedeki istikrarsızlık, ekonomik açıdan kötü durumda olması ve Rusya’nın Ermenistan’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiğini söyledi.

Şefiyev, o zamanlar Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasının henüz tam şekillenmediğini fakat son 15 yılda Türkiye’nin bölgedeki rolünün arttığını hatırlatarak, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın elde ettiği başarıda Türkiye’nin payının büyük olduğuna dikkat çekti.

Ermenistan’la yürütülen barış müzakerelerine de değinen Şefiyev, “Ermenistan yasalarında Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı toprak iddiaları bulunuyor. Barış elde etmek için Ermenistan her şeyden önce kendi yasalarını değiştirmelidir. Çünkü bugün imzalanacak bir barışı yarın Ermenistan’da bu yasaları gerekçe göstererek iptal edebilirler.” görüşünü paylaştı.

“Dünya güvenlik bunalımıyla savruluyor ve çareye ihtiyaç var. Çare bizdedir”???????

Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ağar, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusunun kahramanlıklarına değindi.

Ağar, “2. Karabağ Savaşı sadece Azerbaycan, Türkiye için, Güney Kafkasya için değil insanlık ve gelecek için değerli bir savaştı. Hakkın nasıl alınacağının insanlığa öğretilmesi açısından örnek olması için önemli bir savaştır. 2. Karabağ Savaşı Türkmençay Antlaşması’ndan beri bölünen Azerbaycan’ın bölünme ve geri çekilmeyi durdurduğu savaştır.” diye aktardı.

Dünyadaki savaşlara ve risklere de dikkati çeken Ağar, “Dünya, güvenlik bunalımıyla savruluyor ve bir çareye ihtiyaç var. İnsanlığa ve geleceğe bu çareyi kim sunabilir. Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikteliği ve rolü bu anlamda çok değerlidir. Çare bizdedir. Hamaset yapmıyorum.” görüşünü paylaştı.

“Türkiye’nin açılımları gelecek için yatırımdır”

Gazeteci Nuriyeva ise konuşmasında Türkiye ile Azerbaycan’ın ittifakının Türk dünyasında ve daha geniş bölgede oluşturduğu etkinin öneminden bahsetti.

Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki rolü ve potansiyeli, Orta Asya’daki etkileşimi, Ortadoğu’ki varlığı, Afrika’daki atılımlarının önemine değinen Nuriyeva, “Türkiye’nin açılımları ve uzun vadeli düşünce sistemi gelecek için yatırımdır.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bakude-duzenlenen-panelde-guc-savaslari-ve-guney-kafkasya-ele-alindi/feed/ 0
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: Suudi Arabistan Türk şirketleriyle çalışmak istiyor https://www.kanal7haber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:09:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4785 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek “Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Onlar da Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen “Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu” İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi.

Bakan Şimşek, forum kapsamında düzenlenen “Bakanlar Paneli Oturumu”nda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın birçok başarı hikayesine sahip olduğunu ve iki ülkenin de bu başarı öykülerinden ilham aldığını dile getirdi.

-“Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar”

Uzun vadede bakıldığında verimlilik ve inovasyonun, sürdürülebilir bir refahın en önemli kaynakları olduğuna dikkati çeken Şimşek, bunun için mutlaka kaliteli kurumlar ve yanında rekabetin gerektiğini ifade etti.

Bakan Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek “Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Türkiye’nin bu yolculuktan başarıyla geçtiğini biliyorlar ve onlar da aynı şekilde Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar.” dedi.

Suudi Arabistan’ın iddialı planlarını gerçekleştirmek için çok büyük kaynakları bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu doğrultuda kamu yatırım fonlarının son derece önemli olduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan’ın vizyonunda ciddi bir değişim ve dönüşüm programı olduğuna değinen Bakan Şimşek, kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) bakımından Türkiye’nin güzel bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.

İstanbul Havalimanı’nın KÖİ projeleri açısından bir başarı öyküsü olduğunu anlatan Şimşek, şunları kaydetti:

“Havalimanı inşaatı özel sektör tarafından yapıldı ve bu sayede bölgedeki ekonomik faaliyetlerin önü açıldı. Bu noktada kritik olan husus ülkelerin bir iş modeli kurması, bunu yapmayı öğrenmesidir. Suudi Arabistan’a baktığımızda, kamu kaynaklarının büyüklüğü dikkat çekiyor. Kendilerinin belki de özel sektör parasına ihtiyacı yok. Ancak, özel sektörün becerilerine, bilgisine ve etkinliğine ihtiyaçları var. Bu yönde atılacak adımlar, kurulacak ortak girişimler gelecekte öyle durumlar yaratacaktır ki, Afrika havalimanları belki bizlerin müteahhitleri tarafından inşa edilecek ve işletilecektir. Yani bizim vizyonumuz bu olmalıdır. Sizde finansman ve kaynak var. Bizde kapasiteler var, beceriler var, yetkinlikler var. Özetle Türkiye’de önemli bir know-how kapasitesi var. Tabii ki bahsettiğim bu modeli Suudi Arabistan kendisi de yapabilir. Ancak, biz bunu birlikte yaptığımızda çok daha güzel sonuçlar sağlayabiliriz. Her iki taraf da bundan fazlasıyla yararlanabilir. Bu benim önerim olacak.”

İslam dünyasının geçmişte bilimsel araştırmalarda, refahı artırmada ve bu sayede büyük medeniyetler oluşturmada kendini kanıtladığını dile getiren Şimşek, “İşte DNA’larımızda olan bu özelliklerden ötürü ben bu değişimin zor olacağını düşünmüyorum. Liderlik lazım, vizyon lazım, iyi bir program lazım ve kaynakları verimli alanlara yönlendirmek lazım. Suudi Arabistan’ın aslında şu anda yaptığı da tam olarak bu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’de biz zaten bunu başarıyla gerçekleştirdik. Karşılaştığımız zorlulara rağmen, bölgesel şoklara rağmen, çok büyük başarı öykülerine imza attık ve bu yolculuğumuz da devam edecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsek-suudi-arabistan-turk-sirketleriyle-calismak-istiyor/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı: Kullanım ömrünü tamamlamış gemilerin hala hizmette tutulması ciddi sonuçlar doğuruyor https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-kullanim-omrunu-tamamlamis-gemilerin-hala-hizmette-tutulmasi-ciddi-sonuclar-doguruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-kullanim-omrunu-tamamlamis-gemilerin-hala-hizmette-tutulmasi-ciddi-sonuclar-doguruyor/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:36:27 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4717 Milli Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, son üç ay içinde Türk karasularında meydana gelen ikinci gemi kazasıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bağcıoğlu, “Kullanım ömrünü tamamlamış gemilerin hala hizmette tutulmasının ciddi sonuçları ile karşı karşıyayız. İmralı açıklarında batan Batuhan A gemisindeki 6 mürettebat hala bulunamadı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve yaşlı gemilerin hala sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımın sonucu olabilir. Bu konuda yetkililerin acil bir şekilde adım atmalarını bekliyoruz” dedi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Kullanım ömrünü tamamlamış gemilerin hala hizmette tutulmasının ciddi sonuçlarını ile karşı karşıyayız. İmralı açıklarında batan Batuhan A gemisindeki 6 mürettebat hala bulunamadı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve yaşlı gemilerin hala sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımın sonucu olabilir. Bu konuda yetkililerin acil bir şekilde adım atmalarını bekliyoruz. Denizde can emniyeti, devlet itibarımızın idamesi açısından hayati önemi haizdir. Ayrıca, bu tür deniz kazalarının önlenmesi ve kayıp denizcilerin bulunması için Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın imkan ve kabiliyetlerinin acilen artırılması gerekmektedir. Helikopter ve büyük tonajlı gemiler gibi kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılması, acil durumlarda daha hızlı müdahale imkanı sağlayacak ve kayıpların minimize edilmesine yardımcı olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, deniz güvenliği ve denizcilerimizin sağlığı konularında daha etkin önlemler alınması çağrısında bulunuyor, önerilerimizi de kamuoyu ile paylaşmamak istiyorum: Ülkemizde arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin esaslar 17 Ekim 2020 tarihli ve 31277 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Deniz ve Hava Araçları Kazalarında Arama Kurtarma Yönetmeliği’ ile düzenlenmiştir.

Söz konusu mevzuata göre Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi, Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde icra edilecek tüm arama kurtarma faaliyetlerini en üst düzeyde koordine etmekle görevlendirilmiştir. Kıyılardan itibaren deniz alanlarında arama kurtarma faaliyetlerinin koordinasyon sorumluluğu ise ‘Sahil Güvenlik Komutanlığına’ verilmiştir. Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık yarısına karşılık gelen bir alan olan Türk Arama Kurtarma Bölgesi’nde meydana gelen arama kurtarma olaylarına en kısa sürede reaksiyon gösterilmesi maksadıyla; Sahil Güvenlik Komutanlığına ait tüm su üstü ve hava unsurları her türlü olumsuz meteorolojik koşulda fedakarca görev yapmaktadır.

“ARAMA KURTARMA BÖLGESİNDE MEYDANA GELEN KAZALARDA İNSAN KURTARMAK, TALEP EDEN GEMİLERDEN ZAMANINDA YARALI VEYA HASTA TAHLİYE ETMEK DEVLETLERİN SAYGINLIĞINI VE GÜVENİRLİĞİNİ ARTIRIR”

Denizde Arama ve Kurtarma faaliyetlerinin etkinlikle ve başarı ile icrası her devlet için önemli bir itibar göstergesidir. Deklare ettiği Arama kurtarma bölgesinde meydana gelen kazalarda insan kurtarmak, talep eden gemilerden zamanında yaralı veya hasta tahliye etmek devletlerin saygınlığını ve güvenirliğini artırır. İlan edilen Arama kurtarma bölgesinde, kazazedeye ulaşamamak, ulaşılsa dahi kazazedeyi kurtaramamak ise milli itibara ve devletin güvenilirliğine büyük zarar verir. Özellikle doğu Akdeniz’de Türk arama kurtarma Bölgesi içerisinde, Yunanistan tarafından nispeten daha güçlü helikopterlerle yapılan arama kurtarma ve yaralı, hasta tahliye faaliyetleri uluslararası ortamda devlet olarak saygınlığımıza zarar vermektedir.

İlan ettiğimiz Türk Arama Kurtarma bölgesinin büyüklüğü dikkate alındığında, özellikle doğu Akdeniz ve Karadeniz’de ana karamızdan uzakta süratli ve etkili arama kurtarma ancak her hava şartında görev yapabilecek helikopterler ile mümkün olabilir. Dünya üzerinde; olumsuz hava şartlarında harekat icra edebilecek, deniz üzerinde görev yapabilecek, fazla sayıda kazazede taşıyabilecek, harekat yarıçapı yüksek ve görevde kalma süresi uzun sayılı helikopter tipi mevcuttur. Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterindeki helikopterler personelin tecrübe ve uzmanlığına rağmen, teknik yetersizlikler nedeni ile özellikle ana karadan uzaktaki arama kurtarma faaliyetlerinde arzu edilen seviyede kullanılamamaktadır.

“DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞIMIZ ENVANTERİNDEKİ HELİKOPTERLER DE BÜYÜK ÇAPLI ARAMA KURTARMA GÖREVLERİ İÇİN UYGUN DEĞİLDİR”

Üzerlerinde bulunan hassas harekat cihaz ve sistemleri, aldığı diğer görevler ve kısıtlı kazazede taşıma kabiliyeti nedeni ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız envanterindeki helikopterler de büyük çaplı arama kurtarma görevleri için uygun değildir. Geçmiş dönemde; Sahil Güvenlik Komutanlığı bu ihtiyacı tespit ederek olumsuz hava şartlarında da arama kurtarma görevi yapabilecek genel maksat helikopteri tedarik projesini başlatmış ancak bu projede arzu edilen ilerleme sağlanamamıştır.

Son dönemde; Karadeniz Ereğli limanı açıklarında ve Marmara Denizi’nde meydana gelen 2 deniz kazasında iç sularımızda bile meteorolojik şartların da etkisi ile başarılı arama kurtarma faaliyetleri icra edilememiş, denizcilerimiz hayatlarını kaybetmiştir.

Meydana gelen deniz kazalarına; standart altı ve kullanım ömrünü doldurmuş gemilerin faaliyete devam etmesinin, denetim eksikliğinin ve meteoroloji biliminin dikkate alınmamasının neden olduğu da aşikardır.

Bu çerçevede; mevcut durumda; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Türk deniz ticaret filosuna yönelik denetim fonksiyonların eksiksiz yerine getirilmesine yönelik tedbirlerin ivedi olarak alınması, Uzun süredir gündeme getirilen ve sürekli ihmal edilen Denizcilik Bakanlığının kurulması ve denizcilikle ilgili fonksiyonları diğer bakanlıklardan devralması,sahil Güvenlik Komutanlığının arama kurtarma görevlerinde etkinliğini artıracak, yıllar önce gündeme gelen ancak maalesef durdurulan genel maksat helikopteri tedarik projesinin süratle realize edilmesi,

denizde can emniyeti, denizde hak ve menfaatlerimizin korunması, devlet itibarımızın idamesi açısından hayati önemi haizdir.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-kullanim-omrunu-tamamlamis-gemilerin-hala-hizmette-tutulmasi-ciddi-sonuclar-doguruyor/feed/ 0
İsmail Türüt: Türkiye’de yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu https://www.kanal7haber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/ https://www.kanal7haber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:21:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4712 Karadeniz türkülerinin usta sesi İsmail Türüt, otantik Karadeniz müziğiyle şöhreti yakalamasının çok kolay olmadığına vurgu yaparak, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu. Ben bunlara rağmen o zincirleri kırdım, geçtim. Ben bunları birebir yaşadım.” dedi.

Türüt, 40 yılı aşkın sanat hayatını, Karadeniz müziğinin geçmişini ve bugününü, sanat hayatında unutamadığı hatıralarını AA muhabirine anlattı.

Kendine has tarzıyla yüzlerce türkü besteleyen Karadeniz müziğinin sevilen sanatçısı Türüt, türkü söylemeye çok küçük yaşlarda başladığını belirterek, “Ben anamdan doğdum, türkü söylerim. Dilim döndüğünden beri türkü söylüyorum. Benim lakabım da ‘nani’ydi. İlkokulda zaten okullar arası yarışmalara katılırdım. Bütün derslerim kötüydü. Müzik çok iyiydi.” diye konuştu.

Sanatçı Türüt, çocukluk yıllarında Karadeniz’deki müzik ortamında çok değerli kemençe ustalarının olduğunu vurgulayarak, Karadeniz müziğinin 1970’li yıllardaki sıra dışı sanatçısının Erkan Ocaklı olduğunu, kendisinin de onu örnek aldığını söyledi.

“Bir gün İstanbul’a gideceğim ve şöhret olacağım.” düşüncesinin çocukluk yıllarında hep aklında olduğunu vurgulayan Türüt, şunları kaydetti:

“O zaman okula devam etmek için köyden Rize’ye gitmem lazım. Babam rahmetli, ‘Bu çocuk hiç ortadan gitmez, ya sağcı olur ya solcu.’ derdi. Beni okutmadı. Çobanlık yaptım ve o çobanlığın bana çok faydaları oldu. Okullarda, düğünlerde aranan adamdım. Büyük bir bahçede bir düğün vardı. Ben ortada türkü okuyorum. O kadar küçüğüm ki sesi duyuyorlar beni göremiyorlar. Bir komşumuz beni tek eliyle tuttu bayrak gibi gösterdi. Çocukluktan beri türkü söylüyordum.

Gençlik yıllarımda artık İstanbul’a gelip kaset yapmam gerektiğini düşündüm. Şimdiki gibi herkese de kaset yapmıyorlar o zaman. Karadeniz kasetlerini yapan bir tane firma vardı o zaman: Harika Müzik. Erkan Ocaklı da orada kaset yapmış bir assolist. Ben de oraya gittim. ‘Türkü okuyup kaset dolduracağım’ dedim. O zaman ben sazlı mazlı istiyorum ama ‘Yok’ dediler. Sadece kemençe ile söyledim. Masraf olmasın diye. Gencim, toyum, acemiyim belki ama ritimli olsun istiyorum. O tek kemençe kasetim acayip ses getirdi. Daha 6 ay geçmeden ikinci albüm için ‘İstediğin sazları temin edeceğiz.’ denildi.”

Türüt, ardından sırasıyla diğer kasetlerini yaptığını belirterek, “Arabaya binsem beni kimse tanımıyor ama İsmail Türüt diye bir adam var artık. 10-15 kaset yaptım ama Artvin’den Şile’ye kadar, ne hikmetse Karadeniz’in dışına pek çıkamadım. Benim için dönüm noktası İdobay oldu. İbrahim Tatlıses firma açtı, beni davet etti. Beni o zaman genel müdür Mehmet Güngör aradı. Ben de ona ‘Beni İbrahim Tatlıses arasın.’ dedim. İnanamadım çünkü. İbrahim Ağabey aradı, ‘Pazartesi holdinge gel.’ dedi. Anlaştık, bir ay sonra stüdyoya girdim. Oflu ile Bayburtlu’yu patlattık.” dedi.

“Ben kravat takarken mahcup olan adamım”

İbrahim Tatlıses’le yaptığı kasetlerin milyonlarca sattığının altını çizen Türüt, “Beni Türkiye’ye İbrahim Tatlıses tanıttı. Yıllarca Kanal 7’de programlar yaptım. Anadolu’da çok izleniyordum. Bugün hala o şöhreti yaşıyor, onun ekmeğini yiyorum. Ben yine o şovlar izlenir diye düşünüyorum ama kanallarda müzik programı yok. Yapıyorsa TRT yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’a geldiği yıllarda mahalli enstrümanların hakir görüldüğüne vurgu yapan sanatçı, şu bilgileri verdi:

“Ben kravat takarken mahcup olan adamım. Nasıl geldimse bugün de aynıyım. İyi ki değişmemişim. Bugün kemençe Türkiye’nin en büyük orkestrasında ise birazcık katkım var diye düşünüyorum. TRT’nin Karadeniz müziğine etkisi tartışılmaz. O zaman Süreyya Davulcuoğlu, Kamil Sönmez var. Piyasada da Erkan Ocaklı kendi başına bir şeyler yaptı. Ben otantik adamım ama Türkiye’ye bu işi kabul ettirdim. Bu sadece sanatla ilgili değil. Ben cami cemaati adamım. Anadolu çocuğu, Müslüman Türk evladıyım. Müzikte maddi manevi zirveleri yaşadım. Benim tarzımda müzik yapana bana nasip olanlar nasip olmaz. Bugün internet dünyasında 100 milyon tıklandın ama sokakta karşılığın yok. Benim gözümde sanatsal bir değeri yok. Sanatta torpil olmaz. Bugün imkanın, paran varsa yapabiliyorsun. Eskiden işte bu yoktu.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yok”

Sanatçı Türüt, Türkiye genelinde genç neslin kendisini önceki nesiller kadar tanımadığını ifade ederek, her sanatçının bir tarzı olması gerektiğini dile getirdi.

Karadeniz müziğinin önemli sanatçıları olduğuna işaret eden Türüt, “Mesela Volkan Konak’la ben aynı müziği yapmıyorum. Ulusal, evrensel bir müzik yapıyor, teveccüh de var ama aynı şeyi yapmıyoruz. Karadeniz müziği benim okuduğumdur, benden önce Erkan Ocaklı’nın okuduğudur. Allah yollarını açık etsin. Bir kitle seviyor bu adamları, onlara da saygım var ama o tarza çok saygım yok. Gençlerden Onay Şahin, Dinçer, Beşköylü Adem Ekiz var mesela. Bu adamlar benim çok hoşuma gider, dinlerim. Karadeniz müziğini bozmadan, yozlaştırmadan, otantik söyleyenler…” diye konuştu.

Kendisinin yazmaya ve icraya yönelik bir sanatçı olduğuna dikkati çeken Türüt, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu. Ben bunlara rağmen o zincirleri kırdım geçtim. Ben bunları birebir yaşadım. Bu işin duayeni, benim için ‘Bu adam solcu olsaydı Taksim’de büstünü dikerdik.’ derdi. Sanatın sağcısı solcusu mu olur? Bir adam güzel söylüyorsa güzeldir.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Filistin halkına zulmünü eleştiren şarkılar yaptığı için Almanya’da konserinin yasaklandığına dikkati çeken Türüt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu necip milletin sırtından para kazanacaksın, şöhret olacaksın ama bu devletin temeline dinamit atacaksın. Ben bunu kabul etmiyorum. Vatan dendi mi iş biter. Vatanı olmayanın dini, namusu, şerefi olmaz. Bu sosyal mevzuları yıllarca hep şarkılarımda işledim. İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm değil, soykırımdır. İnsanlık suçudur, katliamdır, vahşettir, katilliktir. Bunlar insan olamaz. ‘Ey hür dünya, iyi bak, bak Gazze’de bu ara, yerden gökten denizden etmişler muhasara. Bir ordu saldırıyor günahsız insanlara, bu ordu kavmi malum, boyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna lanet olsun. Ey! Gazze’nin üstünden tanklar ile geçenler, suçlu suçsuz demeden çoluk çocuk biçenler, kudurmuş vampir gibi bebek kanı içenler, ekmeğin kan, aşın kan, suyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna.”

Türüt, Trabzon-Rize hikayesini ele alan yeni bir eser hazırladığını belirterek, yurt içinde ve yurt dışında konserler vermeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/feed/ 0
Milli kadın güreşçiler Avrupa şampiyonu oldu https://www.kanal7haber.com.tr/milli-kadin-guresciler-avrupa-sampiyonu-oldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/milli-kadin-guresciler-avrupa-sampiyonu-oldu/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:21:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4624 Romanya’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak Avrupa Şampiyonu olan Buse Tosun Çavuşoğlu ve Yasemin Adar Yiğit, Türkiye’yi gururlandırdı. Yasemin Adar Yiğit, üst üste 3’üncü, toplamda 7’nci Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ilk kez altın madalyaya ulaşan Buse Tosun Çavuşoğlu isehayallerinin olimpiyatlarda altın madalya kazanmak olduğunu söyledi.

UKRAYNALI RAKİBİNİ 5-2 MAĞLUP ETTİ

Avrupa Güreş Şampiyonası kadınlar 68 kilo finalinde milli güreşçi Buse Tosun Çavuşoğlu, Ukraynalı rakibi Tetiana Sova Rizhko’yu 5-2 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu. Müsabakanın ardından Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, şampiyon sporcuyu tebrik etti.

“TÜRK KADININI SEMBOLİZE EDEN BİR SPORCU”

Başkan Eroğlu, “O Türk güreşinin, Türk sporunun gurur abidelerinden bir tanesi. Buse’miz milli değerimiz. Yasemin zaten rüştünü ispat etmişti. Geçen yıldan beri söylüyorum; bizim inandığımız kadar sen kendine inansan şampiyonsun. Buse hem Dünya şampiyonu oldu hem de Avrupa şampiyonu oldu. Ortaya koymuş olduğu mücadelesinden dolayı, savaşçılığından dolayı, bize yaşattığı o güzel duygudan dolayı milletim adına Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı olarak teşekkür ediyorum.

Türk kadınını sembolize eden, Türk kızlarına örnek bir sporcu, örnek bir şahsiyet, Allah yolunu açık etsin. Olimpiyat Oyunları’na 157 gün var. İnşallah orada da adını tarihe altın harflerle yazdırır. O altın madalyaya bize getirir, biz de onu sizlerle buluştururuz. Onunla gurur duymaya devam ederiz” diye konuştu.

Buse Tosun Çavuşoğlu

OLİMPİYATLARDA ALTIN MADALYA KAZANMAK İSTİYOR

“Kariyerinde tek eksik altın madalyanın olimpiyatlar olduğunu ve hedefinin de bu olduğunu vurgulayan Buse Tosun Çavuşoğlu, “Biz Dünya Şampiyonası sonrası uzun bir ara vermedik. Olimpiyatlara hazırlanır gibi kamplarımıza, milli takımımıza, evde olsun çalışmalarımızı son sürat devam ettik. Çünkü çok kısa bir süre kaldı. Olimpiyatlar 4 yılda 1 yapılan, her sporcunun hayali olan kariyer olarak zirve demek. İnşallah benim tek bir altın madalyam kaldı. Avrupa şampiyonalarında son saniyede kaybettiğim olmuştu. Dünya şampiyonluğundan başlayıp, bugün olimpiyatlara bir Avrupa şampiyonluğu da ekleyip, son dünya ve Avrupa şampiyonu olarak katılmak sporun zirvesine bir kariyer diyebilirim. İnşallah Allah bizleri utandırmaz, emeklerimizin karşılığını olimpiyatlarda tam destek, tüm hırslı çalışmalarımızla sonucunu aynı bu şekilde alırız. Destekleyen, inanan herkese çok teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.”

“HAYALLERİM OLİMPİYATLARDA ALTIN MADALYA KAZANIP TARİHE GEÇMEK”

“Rakipleriyle ilgili de konuşan milli sporcu, 2024 yazında Paris’te düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’yla ilgili şunları söyledi: “Burada kota alan sporcular vardı. Fransız ve Ukraynalı rakibim vardı. Bunlar kendilerini kanıtlamış, Avrupa şampiyonu, dünya madalyası bulunan sporculardı. Ama bugün kürsünün en üst basamağında ben yer aldım. Bu demek oluyor ki; Olimpiyatlarda altın madalyayı boynuma takmak, İstiklal Marşı’mızı okutmak nasip olsun. İnşallah hedeflerime ulaşırım. Hayallerim olimpiyatlarda altın madalya kazanmak, tarihe geçmek. İnşallah bunu elde ederim.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/milli-kadin-guresciler-avrupa-sampiyonu-oldu/feed/ 0
Türkiye organik gıda sektörü temsilcileri Almanya’da “boy gösterdi” https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-organik-gida-sektoru-temsilcileri-almanyada-boy-gosterdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-organik-gida-sektoru-temsilcileri-almanyada-boy-gosterdi/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:45:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4400 Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen ve alanında “dünyanın en büyüğü” olarak nitelendirilen organik gıda ürünleri fuarına Türkiye’den katılan 37 firma, kaliteli, sürdürülebilir ve rekabetçi fiyat vizyonu kapsamında ürünlerini tanıttı.

Türkiye’nin çeşitli illerinden organik gıda şirketleri, Messe fuar alanındaki Nürnberg Organik Gıda Fuarı’nda stant açtı.

Türk şirketlerinin yeni ürünlerini ve projelerini uluslararası tedarikçilere ve katılımcılara tanıtma fırsatı bulduğu fuara, Türkiye’nin son yıllarda organik ürün sektöründe ulaştığı kalite damga vurdu.

Türkiye’den fuara katılan şirketler, kimyasal gübre ve ilaç kullanılmadan ürettikleri organik sertifikalı ürünleri katılımcılara tattırdı, yeni trendleri yerinde görme fırsatı buldu.

Ege İhracatçı Birlikleri tarafından kurulan Türkiye Pavyonu’nda Türkiye’den milli katılımla etkinliğe dahil olan 16 şirket yer aldı. Fuarın düzenlendiği 9 salonun hemen hepsinde Türk firmalarının güçlü bir şekilde yer aldığı görüldü.

Türk organik sektörü, fuarda, dünyanın organik gıda deposu olduğunu gösterdi.

Işık Tarım, Göknur Gıda, Armada Gıda, Murka Gıda ve Şenocak Gıda gibi Türk şirketlerinin yeni organik ürünlerini sergilediği Nürnberg BioFach Fuarı’na bu yıl 37 Türk şirketi katıldı.

Fuarda, “Gelecek için Gıda: Kadınların Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Üzerindeki Etkisi” ana temasıyla oturumlar düzenlendi. Organik ürünler konusunda güncel araştırma bulguları, küresel gıda sisteminin ekolojik dönüşümü, mevcut zorluklar ve organik sektörünün geleceği, sürdürebilir gıda altyapı ve tedarik zinciri çözümleri 200’den fazla oturumda ele alındı.

“Fuarda, organik ürünlerdeki son gelişmeleri görüyoruz”

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, AA muhabirine, fuarın organik ürünler konusunda 30 yılı aşkın süredir Almanya’nın ve dünyanın en büyük buluşma merkezi olduğunu söyledi.

Bu yıl fuara 94 ülkeden 2 bin 500 firmanın katıldığına dikkati çeken Işık, “Yani dünyanın her tarafından şirket geliyor ve kozmetik dahil birçok sektör var burada. Fuarda 2 çalışma yapıldı. Birincisi firmalar ve ülkeler kendi ürünlerini tanıtıyorlar, ikinci husus da herkes dünyada ne olup bittiğini görüyor. Trendler ve çalışmalar nereye gidiyor, neler oluyor?” dedi.

Işık, fuara Alman Tarım Bakanlığının da çok önem verdiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bir şehir, bir ülke buna hazırlanıyor. Siz Almanya’da uçaktan indiğinizde burada organik bir karşılamayla karşılaşıyorsunuz. Yani trenler, metrolar, her şey ücretsiz, her şey sistemin içinde. Yani ulusal bir kabullenme, bir hedef var burada. Alman Tarım Bakanı fuarın açılışını yaptı. Bakan, fuarın her açılışına geliyor. En başta Almanya’nın tarım politikasını açıklıyor, daha sonra da bütün Avrupa Birliği’nin (AB) politikalarını burada duyurma fırsatı buluyor. Fuarda aşağı yukarı 200 oturum yapılıyor. Burada dünyanın gittiği trendler, pazarlar, çiftçilik konuları bütün hepsi ele alınıyor. Dolayısıyla çok önemli bir fuar. Yani sadece pazarın döndüğü bir şey değil. Organik camianın, dünyanın geleceğinin karar verildiği bir organizasyon, bir sistem burası.”

Işık, AB’nin küresel salgın sürecinde gıda tedarikinde yaşadığı sıkıntıların ardından ilan ettiği “yeşil mutabakatı” hatırlatarak, “Kendi politikası itibarıyla 2030 ve 2050 hedeflerini koydu. İşin güzel tarafı bizim ülkemiz de bu hedeflere imza attı. Bu doğrultuda bizim bakanlığımız yapılanmasını devam ettiriyor.” ifadesini kullandı.

“Sürdürülebilirliğin en güzel örneği organik tarım”

Mehmet Ali Işık, dünyada sürdürülebilirliğin en güzel örneğinin “organik tarım” olduğunu söyledi. Bunun içinde toprağın uzun yıllar kullanılmasının, buradan elde edilen gıdalarla sağlıklı nesiller yetiştirilmesinin, organik tarım sayesinde pestisit ve kimyasal gübre kullanımının azaltılmasının olduğunu anlatan Işık, “Bu harcamalar yapılmıyor. Dolayısıyla buradan kazanılacak kaynakları organik tarıma aktararak bu alanların büyümesi hedefi var.” diye konuştu.

Işık, fuarda bu yıl kadınların sürdürülebilirlikteki önemine işaret edildiğini dile getirerek, “Yani gerek gıda tüketiminde gerek yetiştiriciliğinde gerekse işletmelerde olsun her yerde kadın. Kadının daha çok organik tarıma adapte olması, sürdürülebilirliğin daha iyi sağlanması… Sürdürülebilirliğin ana temasının kadın olması, onlar vasıtasıyla bugün bütün dünyaya yayılması hedefleniyor.” dedi.

“Kovid-19 ve Ukrayna’daki savaş, tarımda kırılma noktaları”

Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tarıma ve gıda tedarik zincirine etkisine değinen Işık, bu iki gelişmenin kırılma noktası olduğunu söyledi.

O dönemler marketlerde rafların boşalmasından ve gıdaya erişimde yaşanan olumsuzluklardan bahseden Işık, parası olanın dahi gıdaya ve ürüne ulaşamayabildiğini ifade etti. Işık, ülkelerin kendilerine yetecek üretimi yapma noktasında aksiyon almaya başladığını, ithalatın sıkıntılı noktalarının salgınla birlikte daha net görüldüğünü dile getirdi.

Salgın öncesinde ülkelerin yurt içi üretim daha pahalıya mal olduğu için ithalat yoluna gittiğini belirten Işık, şu değerlendirmede bulundu:

“Küçük çiftçiyi, organik tarım yapan aile işletmelerini küstürdüler. Hep ucuz ve büyük üzerine olan bu politika çöktü. Şimdi ülkeler ‘organik çiftçi’ diyor. Yani, ‘biz topraklarımızı geri kazanacağız ve küçük çiftçimizi destekleyerek onun ayakta kalmasını sağlayacağız’ diyor. Burada alınacak stratejik bir karar gelecek 5, 10, 15, 20 yılı etkiliyor. Avrupa Birliği, ‘pestisitlerimi yüzde 50 düşüreceğim’ dedi ama düşüremedi. Neden? İşte çiftçiler ayaklandı çünkü iklim değişti, ürünü alamıyor. Yani ürüne siz müdahale edemediğinizde hasat ve ürün olmuyor. İşte organik tarım sayesinde bu geçiş yaşanacak. Siz bir yandan topraklarınızı organik gübrelere alıştırırken diğer yandan konvansiyonel kimyasal pestisitlerin kullanımını düşüreceksiniz. Yani bir dönüşüm olacak. Bu döngüsel tarımı yaşayacağız 20 yıl içinde.”

“Türkiye, bazı ürünlerde dünya lideri”

Mehmet Ali Işık, Türkiye’de organik tarıma desteğin arttığını, ülkedeki mevzuatın AB mevzuatıyla uyumlu hale getirilmeye çalışıldığını söyledi.

Türkiye’nin bazı organik ürünlerde dünya lideri olduğunu ifade eden Işık, bunlar arasında üzüm, incir, kayısı, fındık, kiraz ve vişnenin olduğunu, hazırlıklarını bu ürünlerin ihracatını artırmaya yönelik yaptıklarını bildirdi.

Işık, “Nasıl hazırlanıyoruz? Fuarlara katılarak. Dün mesela burada 5 sempozyuma katıldık ve çalışmaları dinledik. Ege İhracatçılar Birliği olarak 30 yıldır koordinatörlüğünü yapıyoruz bu işin. Buradan edindiğimiz tecrübeleri, bilgileri, dünyanın nereye gittiğini, yeni trendlerin ve hedeflerin ne olduğunu üyelerimize ve bütün Türkiye’ye duyuyoruz.” diye konuştu.

Organik gıdada ihracat hedefi 2 milyar dolar

Küresel organik gıda ticaretinin 2022 yılında 135 milyar avroya yaklaştığına dikkati çeken Işık, bu alanda ihracat hedeflerinin ilk etapta 1,5 milyar dolara, daha sonra da 2 milyar dolara ulaşmak olduğunu söyledi. Işık, “Ancak Almanya örneğinde gördüğümüz gibi siz organik tarımı ülkenizde büyütmek istiyorsanız önce kendi iç pazarınızı büyütmelisiniz. Yani kendi tüketicinize organik yeme alışkanlığını sağlayacaksınız ki ürün çeşitliliği artsın. O oluşan kültürle, birikimle birlikte ihracatımız artsın.” dedi.

Organik meyve yetiştirmenin uzun zaman aldığını belirten Işık, bir ürünün organik olabilmesinin 3-4 yılı aldığını dile getirdi.

Işık, organik tarımda tarladan rafa kadar görülen izlenebilirlik ve sürdürülebilirliğin bu işi başarılı kıldığını ifade etti.

“Tüketiciler organik üründe sertifika aramalı”

Mehmet Ali Işık, Kovid-19 salgını sonrasında talep arttığı için konvansiyonel gıdalarla organik gıdalar arasındaki fiyat farkının azaldığını ve organik ürün tüketiminin arttığını belirtti.

Tüketicilerin organik ürün alırken nelere dikkat etmesi gerektiğine ilişkin Işık, “Ürünün arkasına bakın. Organik sertifikası olmak zorunda. Natürel ürünler hiçbir zaman organik ürünlerin yerine geçemez.” dedi.

Organik tarımla uğraşmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Işık, “Bu sadece para için yapılacak bir uğraş değildir. İşinizi, tarımı ve gıdayı severseniz ve işinizi doğru yaparsanız doğru yerlere gelirsiniz. 50 dönümlük alanda başlayan organik yolculuğumuz bugün 4 bin 500 çiftçiye çıktı. 1500 çalışanımız var. Dünyanın yaklaşık 40 ülkesine ihracat yapıyoruz.” diye konuştu.

“Fındıkta daha değerli ürünleri ihraç edebilmeyi hedefliyoruz”

Şenocak Gıda Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Yiğit Şenocak da organik gıda tüketiminin son yıllarda öne çıkan çok önemli bir trend olduğunu, sürdürülebilir tarımın da bunun en önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi.

Şenocak, “Biz de Nürnberg Organik Gıda Fuarı’na ilk defa katılımcı olarak geliyoruz. Öncesinde ziyaretçi olarak gelmiştik. Biz natürel fındıktan füreye kadar bütün çeşitleri yapabiliyoruz ve organik anlamda da özellikle Avrupa’da buna ilgi oldukça iyi durumda.” ifadesini kullandı.

Satışlarının yüzde 5’ini organik ürünlerin oluşturduğunu dile getiren Şenocak, “Bu pazar genellikle Avrupa ağırlıklı. Amerika’da kısmen bir talep var. İngiltere, İsviçre, Almanya, İtalya tarzında ülkeler daha çok ürünlerimize rağbet gösteriyor.” dedi.

Şenocak, katma değeri artırarak daha değerli ürün ihraç etmeyi ve markalaşma anlamında diğer firmalardan ayrışmayı hedeflediklerini bildirdi.

“Organikte de payımızı artırmaya çalışıyoruz”

Pagmat Gıda satış müdürü Nergiz Karadağ, 45 yıllık bir firma olarak kuru meyve sektöründe üzüme ağırlık verdiklerini ancak diğer kuru meyveleri de ürettiklerini söyledi.

Fuarda aktif müşterilerle görüşme fırsatı yakaladıklarını ve potansiyel müşteri portföylerini artırdıklarını belirten Karadağ, “Biz zaten yüzde 90 ihracat yapan bir firmayız. Organikte de payımızı artırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Işık Tarım satış müdürü Can Erim, fuara, yeni müşterilere, satın alma gruplarına ve süpermarket zincirlerine ulaşmak amacıyla geldiklerini, organizasyonun beklentilerini karşıladığını dile getirdi.

Organik ve sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunun gittikçe daha görünür hale geldiğini belirten Erim, “İnsanlar daha sağlıklı beslenmek istiyor ve bununla ilgili bence fiyatlar da daha makul düzeylere geldi. Organik artarak devam edecek. Bunun hem çiftçi hem de üretici aşaması daha iyiye gidiyor. Trendin artarak devam etmesini bekliyorum.” ifadesini kullandı.

Tunay Gıda Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Leyla Aydın Yüksel de firma olarak sürdürülebilirliği, insanı ve insan sağlığını çok önemsediklerini vurgulayarak, “Odak noktamız organik ürünler. Bu fuar da dünyadaki en büyük organik fuarlarından biri. Hatta en büyüğü bu nedenle de buradayız.” dedi.

Tunay Gıda Genel Müdürü Gonca Kırtıloğlu Demir, sürdürülebilir tarıma ve doğal kaynakların korunmasına önem verdiklerini, bu nedenle fuara katıldıklarını söyledi. Demir, “Şu anda 20 bin dönümün üzerinde 450, 500 civarında üreticiyle ve sürdürülebilirlik ilkelerine uyarak organik tarım yapmaktayız.” diye konuştu.

“Türkiye’nin en büyük avantajı ürün çeşitliliği”

Türkiye’den organik gıda ürünleri tedariki yapan İsviçre merkezli Yourharvest AG Üst Yöneticisi Pascal Schwarz, dünyanın her yerinden tedarikçilerden oluşan küresel bir ağlarının olduğunu ve fuarda tedarikçilerin yaklaşık yüzde 80’ini dünyayı dolaşmadan görme fırsatı bulduklarını dile getirdi.

Türk ortakları Işık Tarım ile 30 yılı aşkın süredir çok yakın ilişkileri olduğunu belirten Schwarz, Türk şirketlerinin üretim gücüne işaret etti. Schwarz, “Özellikle pazarda çok uzun bir geleneğe sahip olan Türk kuru meyve ve kuruyemiş ürünlerinin tekrar yükselişe geçeceği konusunda çok iyimseriz. Türkiye organik gıdada mercimekten fındığa kadar çok çeşitli ürünler sunuyor. Öteki ülkelerde ürün çeşitleri Türkiye kadar değil. Türkiye’nin en büyük avantajı bu.” ifadesini kullandı.

Pascal Schwarz, Türk organik gıda üreticilerine, Avrupa’da daha iyi satış için “inovatif olma ve ürünlerine katma değer katma” tavsiyesinde bulundu.

Organik ürün üreticilerinin sayısı 4,5 milyonu geçti

Fuarda sunulan “Organik Tarım Dünyası-İstatistikler ve Gelişen Trendler 2024” raporuna göre, dünya genelinde organik ürün üretenlerin sayısı 4,5 milyonu aştı.

Organik gıda satışları 2022 yılında 135 milyar avroya yaklaştı. Küresel organik tarım alanı 96 milyon hektara çıktı. Avustralya, 53 milyon hektarla en büyük organik tarım alanına sahip ülke olmaya devam ederken, bu ülkeyi 4,7 milyon hektarla Hindistan izledi. 2022’de dünyadaki tarım arazilerinin sadece yüzde 2’sinin organik tarım için kullanıldığı hesaplandı.

ABD 2022’de organik gıda satışlarında 56,6 milyar avroyla lider pazar olmayı sürdürürken, bu ülkeyi 15,3 milyar avroyla Almanya, 12,4 milyar avroyla Çin izledi.

Küresel ölçekte kişi başına organik gıda harcaması 17 avro olarak hesaplandı. En fazla harcamayı 437 avroyla İsviçreliler yaptı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-organik-gida-sektoru-temsilcileri-almanyada-boy-gosterdi/feed/ 0
MSB: Son bir haftada 39 terörist etkisiz hale getirildi https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-39-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-39-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:09:34 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4334 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil icra edilen operasyonlarda son bir haftada 39 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıktaki basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı icra edilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 39 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 151’i Irak’ın kuzeyi, 247’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 398’e ulaştığını söyledi.

Halihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarda zorlu iklim ve arazi şartlarında kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapıldığını belirten Aktürk, “Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yol, Türk adaletine teslim olmaktır.” ifadesini kullandı.

24 bin 537 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 8’i terör örgütü mensubu 253 kişinin yakalandığını, 3 bin 448 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini bildirdi.

Tuğamiral Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1146’ya yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 24 bin 537 olmuştur.” dedi.

Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması dolayısıyla geçmiş olsun dileklerini ileten Aktürk, “Haber alınamayan işçilerimizi kurtarma çalışmaları kapsamında, 3’üncü Ordu İstihkam Savaş Taburumuz, devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları ile koordinasyon halinde çalışmalarını sürdürmektedir.” ifadesini kullandı.

Tuğamiral Aktürk, İsrail’in Refah kentine yönelik saldırılarından endişe duyduklarını belirterek, saldırıların devamı halinde Gazze’deki trajedinin vahim boyutlara taşınacağına dikkati çekti. Aktürk, “Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barış mümkün olmayacaktır.” dedi.

Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardımlarına da değinen Aktürk, şunları kaydetti:

“14 Şubat’ta bir A400M uçağımız ile 1,2 ton tıbbi malzeme ve 12 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış, 49 hasta ve 106 refakatçiden oluşan toplam 155 Gazzeli kardeşimiz daha ülkemize getirilmiştir. Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 18 uçakla 240 tondan fazla insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 876 olmuştur.”

NATO Savunma Bakanları Toplantısı

Türkiye’nin NATO üyeliğinin, 18 Şubat’ta 72’nci yılına ulaşacağını hatırlatan Aktürk, “Türkiye, hem müttefikler arasındaki savunma konularında hem de Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren ve kuruluşunun 75’inci yılına giren NATO’ya geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, NATO Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan NATO Karargahı’na gittiğini hatırlattı.

Toplantılarda, İttifak’ın savunma ve caydırıcılığının güçlenmesi kapsamında, NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına sağlanan destek ile toplantı gündemindeki konularda görüş, beklenti ve temennilerin vurgulanacağını belirten Aktürk, Bakan Güler’in mevkidaşları ile görüşmeler yapmasının da planlandığını söyledi.

Savunma sanayisi

Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.

Tuğamiral Aktürk, 9 Şubat’ta “Tanklara İlave Yetenek Kazandırılması Projesi” kapsamında milli sistemlerle yetenek kazandırılan ilk M60T tankının, Ankara Şereflikoçhisar’da düzenlenen törenle Kara Kuvvetleri envanterine dahil edildiğini bildirdi.

Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “DROPS-Tekerlekli Konteyner Taşıyıcı Aracı, NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracı ve Temel Eğitim Helikopterinin” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını da aktardı.

Sorular

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bakanlık kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturma ile ilgili son duruma ilişkin soruya, şu cevabı verdi:

“Cumhuriyet’imizin kurucusu ve ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 85’inci yıl dönümünde vuku bulan hadiseye ilişkin, disipline aykırı her olay ve durumda olduğu gibi adli soruşturmaya ilave olarak derhal idari soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda olaya karışan ve Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilen personel hakkında Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından ‘Silahlı Kuvvetlerden Ayırma’ kararı verilmiştir.

Hadiseye ilişkin adli süreçten elde edilecek belge ve bilgilere göre diğer süreçler işletilecektir. Binlerce yıllık köklü bir geçmişe ve geleneğe sahip kahraman ordumuzun ve askerliğin temeli disiplin üzerine kurulmuştur. TSK, müesses disiplini muhafaza etmek maksadıyla, olayları hukuk çerçevesinde, tarafsız ve tavizsiz bir şekilde değerlendirerek, temel değerlerini sarsacak, askeri disipline aykırı ve askeri hiyerarşiyi bozan, bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha göstermemektedir. Bundan en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.”

F16 tedarik ve modernizasyon süreci

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, F16 tedarik ve modernizasyon kitleri ile F35 programına yönelik sorular üzerine, 40 adet F16 Blok-70 tedariki ve 79 adet F16 uçağının Viper modernizasyonu ile muhtelif diğer malzemelerin teminine yönelik resmi kongre bildiriminin ABD yönetimince 26 Ocak’ta gerçekleştirildiğini, taleplere ilişkin kongre onay sürecinin ise 11 Şubat’ta tamamlandığını aktardı.

Şubat ayı sonuna kadar taslak teklif ve kabul mektuplarının iletilmesinin beklendiğini belirten kaynaklar, şunları kaydetti:

“Teklif ve kabul mektuplarının tarafımızdan incelenmesi ve ABD yetkilileri ile birlikte projeye son halinin verilmesini müteakip 2024 Haziran-Temmuz aylarında takvimin yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Modernizasyon faaliyetlerinin ve tedarik edilecek uçakların üretim işlemlerinin ülkemizde gerçekleştirilmesi yönünde görüşmelerimiz devam etmektedir. Temin ve modernize edilecek F16’ların kullanımına yönelik iddiaların aksine daha önce de vurguladığımız gibi herhangi bir şart söz konusu değildir. F35 konusunda ise her iki ülkenin de duruşunda herhangi bir değişiklik yoktur.”

Bakan Güler’in Irak ziyareti

“Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusu üzerine kaynaklar, Bakan Güler’in, 6-7 Şubat tarihlerinde Irak’ta çeşitli ikili görüşmeler yaptığını hatırlattı.

Yapılan görüşmelerde, ilişkilerin derinleştirilmesi ve üst düzey ziyaretlerin sıklaştırılması gibi konuların yer aldığını belirten kaynaklar, şunları kaydetti:

“Hudut güvenliğinin sağlanması ve istihbarat paylaşımı ile son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak ve menfaatleri konularına yönelik Merkezi Irak Yönetimi, IKBY ve Irak Türkmen Cephesi makamları ile çeşitli ikili görüşmeler yapılmıştır. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz, Irak topraklarının teröristlerce ülkemize yönelik saldırılarda üs olarak kullanılmaması ve kullandırılmaması, ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-39-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
AFAD ve Türk Kızılayı, Gazze’ye yardım gemileri gönderiyor https://www.kanal7haber.com.tr/afad-ve-turk-kizilayi-gazzeye-yardim-gemileri-gonderiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/afad-ve-turk-kizilayi-gazzeye-yardim-gemileri-gonderiyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:18:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4280 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Türk Kızılayın organize ettiği 2 insani yardım gemisi, başta gıda olmak üzere çeşitli yardımların ramazan ayına kadar Türkiye’den Gazze’ye ulaştırılması için yola çıkacak.

Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, Mısır’ın başkenti Kahire’deki Mısır Kızılayına yaptığı ziyaret öncesinde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı ilk günlerde AFAD Başkanı Okay Memiş ile Mısır’a bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsatan Yılmaz, “Açıkçası o zamanki ümidimiz çatışmanın çoktan bitmiş olması yönündeydi ama maalesef Gazze’nin içinde olaylar iyiye gitmiyor.” dedi.

Mısır Kızılayı ile Türk Kızılay arasındaki işbirliğinin artarak sürdüğünü ifade eden Yılmaz, Gazze’de olayların başladığı andan itibaren Mısır Kızılayının önemli bir görevi üstlendiğini anlattı.

Dünyanın neresinden bir yardım gelirse gelsin Mısır Kızılayı tarafından lojistiğinin sağlandığını, ardından iletişimin kurulup Refah Sınır Kapısı’na kadar tesliminin gerçekleştirildiğini aktaran Yılmaz, yapılan işbirliği anlaşması ile 4 Türk personelin Mısır Kızılayı’na lojistik çalışmalarda yardım etmek üzere Mısır’a gönderildiğini söyledi.

İsrail’in saldırılarının başladığı ilk dönemde en büyük problemin lojistik olduğuna işaret eden Yılmaz, “Çünkü çok fazla yardım geliyordu ama içeriye çok az tır giriyordu. Biz kapının daha geniş açılması ve daha fazla yardımın girmesi yönünde savunuculuk yapıyorduk. O günden bu tarafa giren tır sayısı arttı. Aslında daha sürdürülebilir ve düzenli yardımın buraya gelmesi yönünde bir ihtiyaç var ve bu ihtiyaç devam ediyor. ” ifadelerini kullandı.

“Türk halkını, yardımlarını artırmaya davet etmek istiyorum”

Yılmaz, Gazze’nin içindeki en büyük problemin açlık olduğuna işaret ederek, gıda, su gibi en temel ihtiyaçların bile yeterli gelmediğini vurguladı. Yılmaz, şunları kaydetti:

“Şu anda günde ortalama 89 tıra ulaşılmış durumda ama bu olayın öncesinde giren tır sayısının 450-500 civarında olduğunu biliyoruz. Bugün 100’ün üzerinde tır da girse içeriye yeterli gelmediğini biliyoruz. Bu nedenle biz bu insani yardım koridorunu, Türkiye’de yardımları AFAD ve Kızılay olarak koordine edebilecek bir organizasyonu kurduk. Sürekli gemiler yoluyla buraya insani yardım gönderiyoruz. Şu ana kadar 12 uçak, 5 gemi gönderilmiş durumda. Ramazandan önce bir tane AFAD’ın bir tane de Kızılayın organize ettiği 2 gemi daha gönderilmiş olacak.”

Gazze’ye en az 15 günde bir geminin gitmesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, “Ben bütün Türk halkını, yardımlarını artırmaya davet etmek istiyorum.” çağrısında bulundu.

“26 bin ton un gönderdik”

AFAD Uluslararası İnsani Yardım Dairesi Başkanı Niyazi Çetinkaya da Türkiye’den yola çıkacak 2 insani yardım gemisine ilişkin, “Bu gemiler genel itibarıyla 2 bin ton civarında yardım taşıyor ve içeriği Mısır Kızılay ve Filistin Kızılay ortak çalışmaları neticesinde belirlenen acil ihtiyaçları kapsıyor. Öncelikli olarak un, gıda, barınma için çadır, battaniye gibi malzemeler bulunuyor. Gıda malzemeleri içerisinde de makarna, sıvı yağ, pirinç ve salça gibi malzemeler yer alıyor.” bilgisini verdi.

Çetinkaya, bir insani yardım gemisinin Gazze’ye gönderilmeden önce geminin yanaşma tarihi, sivil toplum kuruluşları ve yardım kaynakları ile yükleme planlamasının yapılması gibi 15 gün öncesinden bir planlama sürecinin başladığını anlattı.

Bugünden itibaren Mersin Limanı’na bir geminin yanaşacağını ve yardımların yüklenmeye başlayacağını bildiren Çetinkaya, şöyle devam etti:

“Ülkemizden gönderilen yardımlar tamamen AFAD koordinasyonunda gönderiliyor. Gönderilen yardımlar 5 gemi,12 uçak toplam tonajı yaklaşık 34 bin ton. Mısır üzerinden gönderilen yardımlara ilave olarak biz şu ana kadar BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) işbirliğinde 26 bin ton un gönderdik. 26 bin ton unu, Mersin limanında UNRWA’ya teslim ettik.”

Bir geminin yaklaşık 5 günde yüklendiğini, 1,5 günde de El-Ariş’e ulaştığını ve 5-6 günde indirme işlemlerinin tamamlandığını anlatan Çetinkaya, “Ancak indirildikten sonra ikinci bir aşama da Refah Sınır Kapısı’na geçiş işlemleri. Orada günlük geçiş kapasitesine göre beklemeler olabiliyor. Şu ana kadar gönderdiğimiz bütün malzemeler Gazze tarafına geçmiş bulunuyor.” bilgisini verdi.

Özellikle bombalamaların yoğun olduğu dönemlerde Gazze’ye giden tır sayısının 10’lara kadar düştüğüne işaret eden Çetinkaya, bütün imkanlarıyla yardımları ulaştırmaya, Gazzeli halkın yanında olmaya devam ettiklerini bildirdi.

Çetinkaya, Gazze’ye para yardımında bulunmak isteyenlerin AFAD’ın bağış hesaplarına, ayni yardım yapmak isteyenlerin de sivil toplum kuruluşları ve Türk Kızılayı üzerinden yardımda bulunabileceklerini kaydetti.

“Mısır’dan temin ettiğimiz suları Gazze tarafına geçiriyoruz”

Gazze’de yaşanan su sıkıntısına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, bu durumun sürdürülebilir şekilde karşılamanın önemine işaret etti.

Farklı ülkelerden belirli şişelenmiş suları ulaştırmanın hem süreç hem ihtiyacı zamanında karşılama anlamında bir risk oluşturduğuna dikkati çeken Çetinkaya, “Bu nedenle yerelden yani Mısır’ın içerisinden su tedariki yaparak bunu sürdürülebilir hale getirmeye çalıştık. Burada Mısır Kızılayımızla işbirliği halinde Mısır’dan temin ettiğimiz suları haftalık yaklaşık 5 tır olmak üzere 1,5 ve 11 litrelik sular halinde Gazze tarafına geçirme noktasında bir operasyon gerçekleştiriyoruz. Bu yaklaşık 6 ay sonrasında 3 bin ton suya tekabül ediyor.” dedi.

Çetinkaya, şu ana kadar Gazze’ye haftalık sevkiyat kapsamında 21 tırdan oluşan 4 sevkiyat gerçekleştirildiğini kaydetti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/afad-ve-turk-kizilayi-gazzeye-yardim-gemileri-gonderiyor/feed/ 0
Özel: Tayyip Bey bugün Mısır’a gitmiş, Sisi’ye koşturmuş, Sevgililer Günü’nü orada kutluyor https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor-2/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:03:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4155

Özel: Tayyip Bey bugün Mısır’a gitmiş, Sisi’ye koşturmuş, Sevgililer Günü’nü orada kutluyor

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır seyahatine ilişkin, “Bugün 14 Şubat, bugün Sevgililer Günü. Bugün birbirini seven herkese, eşlere, sevgililere günleri kutlu olsun. Herkes sevdiğine koşturuyor, Tayyip Bey de bugün Mısır’a gitmiş, Mısır’da Sisi’ye koşturmuş. Sevgililer Günü’nü orada kutluyor. Biz yıllardır ona ‘Devletlerarası küslük olmaz, Sisi ile görüş’ dedik. Dinlemedi, şimdi kendi ilişkisi gereği barışıyor ama bunca yıldır bu kadar eziyet çektirdiklerinin de vebali üstünedir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Etimesgut Seçim Koordinasyon Merkezi açılışına katıldı. Özel’e partisinin kurmayları ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu da eşlik etti. İlk olarak konuşma yapan Mansur Yavaş, Etimesgut halkına 5 yıldır beraber olduklarını ve bu süre zarfında Ankara sokaklarında kendisine ait fotoğrafların yer almadığını kaydederek, şunları söyledi:

‘BAŞKALARI GİBİ ‘BEN HESABIMI ÖBÜR DÜNYADA VERİRİM’ DEMİYORUZ’

“Daima sizin içinizde sade bir şekilde sizin içinizde yaşadık. Çocuklarımı, yakınlarımı belediyede görmediniz. Belediyede rant için dolaşanları görmediniz. Sadece ve sadece Ankara halkının gerçek ihtiyaçları için ortak akılla çalıştık. Kent Konseyi’nde 1800’ün üzerinde sivil toplum kuruluşları ile hep birlikte ortak akılla çalıştık. Ben yaptım oldu dönemi bitti. 4 binden fazla ihalemizi canlı yayınladık. Bunların hepsini herkes gördü. Yetmedi tüm harcamalarımızı belediyemizin web sayfasında kuruşuna kadar görüyorsunuz. Hesap veriyoruz. Bugünler hesap zamanı. Başkaları gibi ‘ben hesabımı öbür dünyada veririm’ demiyoruz. Çünkü bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada asla öbür dünyada da hesabını veremeyecek demektir. Sizlerin parasını kendi paramız gibi harcıyoruz. Kendi paramızı harcamayacağımız hiçbir yere sizin paranızı harcamıyoruz. Alın terinizle belediyeye verdiğiniz paralar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidiyor ve her mekanda hesabını veriyoruz. Kul hakkını adeta göz ardı ettiren, ‘çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini Ankara’nın kaldırımlarının dibine kadar gömdük. İsraf edecek paramız yok. Değerli Etimesgutlular 25- 30 yıldır 3 tane başbakan, 1 cumhurbaşkanı, belediye başkanları, bakanlar İstasyon Caddesi’ne her seçimde geldiler, ‘burayı çözeceğiz’ dediler. Çözmek bize nasip oldu. Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un çilesini bitirmek oldu. 135 milyon liraya İstasyon Caddesi’nin alternatifini yaptık ama 250, 300 milyon lira buranın altyapısına harcadık. Görünmez diye yapılmadı. Buralarda sel baskını ortaya çıkıyordu onları ortadan kaldırdık.”

‘KARNEYİ 10 ÜZERİNDEN 10 ALDI’

Ardından Etimesgutlulara seslenen Özgür Özel ise Etimesgut’ta çok önemli bir adım attıklarını ifade ederek, “Etimesgut çok farklı bir ilçe. Etimesgut, gelişen, çoğalan, kabına sığmayan ama birileri tarafından kıymeti bilinmeyen bir ilçe. Çok dikkatimi çekti, beni Ata Kavşağı’na götürdüler. Dediler ki ‘Burası Türkiye’nin CHP belediyeciliği açısından en önemli noktası. Üç ilçe kesişiyor. Sincan orada, öbür tarafında Yenimahalle, bir tarafında Etimesgut. Aynı kavşakta Yenimahalle tarafına gidince evler 10 milyon lira. Etimesgut tarafında ilerleyince 6 milyon lira. Sincan tarafına gidince evler 3 milyon lira. Çünkü bir tarafı CHP’li belediye yönetiyor, bir tarafı yıllardır AK Parti’nin kötü belediyeciliği perişan etmiş, bir tarafta da ikisinin arasında kalmış bir Etimesgut var.’ CHP’nin yönettiği kentlere yatırım geliyor, hizmet geliyor, kent güzelleşiyor. Sosyal demokrat belediye, o kentin gücüne güç, değerine değer katıyor. Bunu yapmaya geliyoruz Etimesgut’a. Türkiye’ye bir mesaj vermeye geldik. Etimesgut’un Ankaralı kimliğini kaybetmeden, Ankaralı kimliğine sahip çıkan, devlette geçmişte çok görevler yapmış, Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar harikulade yöneticilik işi çıkarmış, elinin değdiği yeri geliştiren ve güçlendiren, milletin sevdiği, halkın sevdiği birisine teklif götürdük. Hem bir devlet adamına hem bir halk kahramanına Etimesgut’a yakışacak bir yakışıklıya teklif götürdük. O da kabul etti. Bakın. Ona bakınca ben elbette bir Ankara sevdalısı görüyorum. Ona bakınca ben elbette suçlulara göz açtırmayan geceleyin hepimiz rahat uyusun diye canını ortaya koyan bir iradenin temsilcisini, kahraman Türk polisini görüyorum. Ona bakınca ben ‘Bu kapı niye kapalı’ diyen valiyi görüyorum, vatandaş kalabalık etmesin diyenlere, ‘Vatandaşın girmediği yer mi olur, açın kapıları’ diyen valiyi görüyorum. Ona bakınca ben 1 Nisan’dan itibaren Etimesgut’un yüzünü güldürecek, öyle kapalı kapılar arkasında değil aranızda dolaşacak, hepinizin sevgilisi Erdal Başkanımı görüyorum. Etimesgut, Türkiye’deki bütün gençler adına, nereye gitsem selam yolluyorlar. Etimesgut, Türkiye’deki polis teşkilatının kahramanları adına, Türkiye’nin dört bir yanında, ‘Behzat Ç.’ye selam söyle, valime selam olsun’ diyenler adına sizden bu 31 Mart’ta bir rekor kırmanızı ve Erdal Başkana sahip çıkmanızı istiyorum. İşine devam edecek, o çok güzel oynadı. Neyi oynadı? Yazılan bir senaryoyu oynadı, aklına yatmayan hiçbir rolü kabul etmedi. Ama işini dört dörtlük yaptı. Karneyi 10 üzerinden 10 aldı” diye konuştu.

‘YARIN AKŞAMI BEKLEYİN’

31 Mart seçimlerinde vatandaşın 3 oy kullanacağını hatırlatan Özel, “Dördüncüsünde muhtarlar var. Hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün muhtarlarımıza başarılar diliyoruz. Muhtarlarımıza şunu söylüyoruz; ‘Hangi görüşten olursanız olun rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Gidip de o sandıktan çıkıyorsunuz ya hepinize helal olsun. 31 Mart’tan sonra seçilen bütün muhtarlarım da Mansur Başkanıma emanet olsun. Söz veriyoruz.’ Şimdi geriye 3 sandık var. O 3 sandıktan bir tanesi Erdal Başkan için Etimesgut oy sandığı, bir tanesi elbette Büyükşehir Belediyesinin yani Mansur Yavaş’ın 5 yıllık icraatlarının sonunda sizlerin ona vereceğiniz oylarla, birçoğunuz geçen seçimde oy verdi ama vermeyenler bu sürede onun insan ayırmadığını gördü, parti ayırmadığını gördü. Hizmeti yaparken tam bir adalet duygusu içinde olduğunu gördü. Çalmadığını, çaldırmadığını gördü. Ama en güzeli de o sıcacık elini omzunuzda hissettiniz. Şimdi Mansur Başkana hep beraber teşekkür yapma ve bu namuslu belediyeciliği ödüllendirme zamanı. Ben Mansur Yavaş’ı Etimesgut’a anlatacak değilim, Ankara’ya anlatacak değilim. Ben onu Türkiye’nin geriye kalan diğer illerin de nasıl devlet adamlığı olunur, nasıl bir şehrin sorunlarına hakim olunur, nasıl popülizme kaçmadan, yalana bulaşmadan doğru ve dürüst belediyecilikle iyi hizmet yapılır, nasıl israf bitirilir, tasarruf yapılır, nasıl bir para doğru yerde kullanılır, örnek olarak Mansur Başkanı bütün Türkiye’de anlatıyorum. Burada anlatmama gerek yok. Dayanışma belediyeciliğinin en güzel örneklerini verdi. Size biraz önce Erdal Başkandan bahsettim. Çok iyi bir oyuncu diye. Filmlerde çok güzel kendisini ifade ediyor, hepimizi memnun ediyor diye. Size bir müjdem var. Yarın akşamı bekleyin, kendisini oynayan, olduğu gibi görünen muhteşem bir televizyon starı ile karşılaşacaksınız. Yarın akşamı bekleyin” ifadelerini kullandı.

‘VEBALİ ÜZERİNDEDİR’

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Bugün 14 Şubat, bugün Sevgililer Günü. Bugün birbirini seven herkese, eşlere, sevgililere günleri kutlu olsun. Herkes sevdiğine koşturuyor, Tayyip Bey de bugün Mısır’a gitmiş, Mısır’da Sisi’ye koşturmuş. Sevgililer Günü’nü orada kutluyor. Bakın Tayyip Bey’e, ‘Sisi ile barışacak mısın’ dendiğinde şöyle demişti: ‘Sisi ile beni çok barıştırmak isteyenler var. Asla kabul etmiyorum. Etmem de. Neden, işte bundan dolayı. Halkın yüzde 52 oyunu almış bir Mursi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir anti demokrat ile karşı karşıyayız. Onunla aynı masaya oturmam. Ben demokratım. Ben böyle bir kişi ile asla görüşmem. Her şeyden önce onun bir defa genel af ile içerideki herkesi dışarı çıkardığımı görmem lazım. Ben uluslararası platformda şu anda darbeci Sisi’yi Cumhurbaşkanı olarak görmüyorum, kabul etmiyorum. Aynı masada oturmadım, asla da oturmayacağım. Oturursam kendimi inkar ederim. Oturursam ben demokrat olamam. Oturursam ben insan olamam.’ Sevgililer Günü’nde gitti, Sisi ile kucaklaşıyor. Ama bir gerçek var. Biz yıllardır ona ‘Devletlerarası küslük olmaz, Sisi ile görüş’ dedik. ‘Büyükelçiyi çektin hadi, geri yolla’ dedik. ‘Orada çalışanlara yazık, öğrencimize yazık, bu kadar ihracat yapanımıza yazık, işverenimize, müteahhidimize yazık’ dedik. Dinlemedi, şimdi kendi ilişkisi gereği barışıyor ama bunca yıldır bu kadar eziyet çektirdiklerinin de vebali üstünedir. Biz, devletlerarasında küslük olmayacağını, tepki gösterecekse göstermesini, arayı bir an önce düzeltmesini söylediğimizde bize, ‘Hain, darbeci, darbeci sever’ diyordu. Bugün darbeyi yapan ile sarılmış, poz veriyor. Bugüne kadar söylediklerinin her birisini inkar edip, doğru yola gelmiştir ancak Sevgililer Günü’nde sarılmak da Beyefendiye yakışır” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor-2/feed/ 0
Özel: Tayyip Bey bugün Mısır’a gitmiş, Sisi’ye koşturmuş, Sevgililer Günü’nü orada kutluyor https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:45:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4117

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır seyahatine ilişkin, “Bugün 14 Şubat, bugün Sevgililer Günü. Bugün birbirini seven herkese, eşlere, sevgililere günleri kutlu olsun. Herkes sevdiğine koşturuyor, Tayyip Bey de bugün Mısır’a gitmiş, Mısır’da Sisi’ye koşturmuş. Sevgililer Günü’nü orada kutluyor. Biz yıllardır ona ‘Devletlerarası küslük olmaz, Sisi ile görüş’ dedik. Dinlemedi, şimdi kendi ilişkisi gereği barışıyor ama bunca yıldır bu kadar eziyet çektirdiklerinin de vebali üstünedir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Etimesgut Seçim Koordinasyon Merkezi açılışına katıldı. Özel’e partisinin kurmayları ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu da eşlik etti. İlk olarak konuşma yapan Mansur Yavaş, Etimesgut halkına 5 yıldır beraber olduklarını ve bu süre zarfında Ankara sokaklarında kendisine ait fotoğrafların yer almadığını kaydederek, şunları söyledi:

‘BAŞKALARI GİBİ ‘BEN HESABIMI ÖBÜR DÜNYADA VERİRİM’ DEMİYORUZ’

“Daima sizin içinizde sade bir şekilde sizin içinizde yaşadık. Çocuklarımı, yakınlarımı belediyede görmediniz. Belediyede rant için dolaşanları görmediniz. Sadece ve sadece Ankara halkının gerçek ihtiyaçları için ortak akılla çalıştık. Kent Konseyi’nde 1800’ün üzerinde sivil toplum kuruluşları ile hep birlikte ortak akılla çalıştık. Ben yaptım oldu dönemi bitti. 4 binden fazla ihalemizi canlı yayınladık. Bunların hepsini herkes gördü. Yetmedi tüm harcamalarımızı belediyemizin web sayfasında kuruşuna kadar görüyorsunuz. Hesap veriyoruz. Bugünler hesap zamanı. Başkaları gibi ‘ben hesabımı öbür dünyada veririm’ demiyoruz. Çünkü bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada asla öbür dünyada da hesabını veremeyecek demektir. Sizlerin parasını kendi paramız gibi harcıyoruz. Kendi paramızı harcamayacağımız hiçbir yere sizin paranızı harcamıyoruz. Alın terinizle belediyeye verdiğiniz paralar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidiyor ve her mekanda hesabını veriyoruz. Kul hakkını adeta göz ardı ettiren, ‘çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini Ankara’nın kaldırımlarının dibine kadar gömdük. İsraf edecek paramız yok. Değerli Etimesgutlular 25- 30 yıldır 3 tane başbakan, 1 cumhurbaşkanı, belediye başkanları, bakanlar İstasyon Caddesi’ne her seçimde geldiler, ‘burayı çözeceğiz’ dediler. Çözmek bize nasip oldu. Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un çilesini bitirmek oldu. 135 milyon liraya İstasyon Caddesi’nin alternatifini yaptık ama 250, 300 milyon lira buranın altyapısına harcadık. Görünmez diye yapılmadı. Buralarda sel baskını ortaya çıkıyordu onları ortadan kaldırdık.”

‘KARNEYİ 10 ÜZERİNDEN 10 ALDI’

Ardından Etimesgutlulara seslenen Özgür Özel ise Etimesgut’ta çok önemli bir adım attıklarını ifade ederek, “Etimesgut çok farklı bir ilçe. Etimesgut, gelişen, çoğalan, kabına sığmayan ama birileri tarafından kıymeti bilinmeyen bir ilçe. Çok dikkatimi çekti, beni Ata Kavşağı’na götürdüler. Dediler ki ‘Burası Türkiye’nin CHP belediyeciliği açısından en önemli noktası. Üç ilçe kesişiyor. Sincan orada, öbür tarafında Yenimahalle, bir tarafında Etimesgut. Aynı kavşakta Yenimahalle tarafına gidince evler 10 milyon lira. Etimesgut tarafında ilerleyince 6 milyon lira. Sincan tarafına gidince evler 3 milyon lira. Çünkü bir tarafı CHP’li belediye yönetiyor, bir tarafı yıllardır AK Parti’nin kötü belediyeciliği perişan etmiş, bir tarafta da ikisinin arasında kalmış bir Etimesgut var.’ CHP’nin yönettiği kentlere yatırım geliyor, hizmet geliyor, kent güzelleşiyor. Sosyal demokrat belediye, o kentin gücüne güç, değerine değer katıyor. Bunu yapmaya geliyoruz Etimesgut’a. Türkiye’ye bir mesaj vermeye geldik. Etimesgut’un Ankaralı kimliğini kaybetmeden, Ankaralı kimliğine sahip çıkan, devlette geçmişte çok görevler yapmış, Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar harikulade yöneticilik işi çıkarmış, elinin değdiği yeri geliştiren ve güçlendiren, milletin sevdiği, halkın sevdiği birisine teklif götürdük. Hem bir devlet adamına hem bir halk kahramanına Etimesgut’a yakışacak bir yakışıklıya teklif götürdük. O da kabul etti. Bakın. Ona bakınca ben elbette bir Ankara sevdalısı görüyorum. Ona bakınca ben elbette suçlulara göz açtırmayan geceleyin hepimiz rahat uyusun diye canını ortaya koyan bir iradenin temsilcisini, kahraman Türk polisini görüyorum. Ona bakınca ben ‘Bu kapı niye kapalı’ diyen valiyi görüyorum, vatandaş kalabalık etmesin diyenlere, ‘Vatandaşın girmediği yer mi olur, açın kapıları’ diyen valiyi görüyorum. Ona bakınca ben 1 Nisan’dan itibaren Etimesgut’un yüzünü güldürecek, öyle kapalı kapılar arkasında değil aranızda dolaşacak, hepinizin sevgilisi Erdal Başkanımı görüyorum. Etimesgut, Türkiye’deki bütün gençler adına, nereye gitsem selam yolluyorlar. Etimesgut, Türkiye’deki polis teşkilatının kahramanları adına, Türkiye’nin dört bir yanında, ‘Behzat Ç.’ye selam söyle, valime selam olsun’ diyenler adına sizden bu 31 Mart’ta bir rekor kırmanızı ve Erdal Başkana sahip çıkmanızı istiyorum. İşine devam edecek, o çok güzel oynadı. Neyi oynadı? Yazılan bir senaryoyu oynadı, aklına yatmayan hiçbir rolü kabul etmedi. Ama işini dört dörtlük yaptı. Karneyi 10 üzerinden 10 aldı” diye konuştu.

‘YARIN AKŞAMI BEKLEYİN’

31 Mart seçimlerinde vatandaşın 3 oy kullanacağını hatırlatan Özel, “Dördüncüsünde muhtarlar var. Hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün muhtarlarımıza başarılar diliyoruz. Muhtarlarımıza şunu söylüyoruz; ‘Hangi görüşten olursanız olun rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Gidip de o sandıktan çıkıyorsunuz ya hepinize helal olsun. 31 Mart’tan sonra seçilen bütün muhtarlarım da Mansur Başkanıma emanet olsun. Söz veriyoruz.’ Şimdi geriye 3 sandık var. O 3 sandıktan bir tanesi Erdal Başkan için Etimesgut oy sandığı, bir tanesi elbette Büyükşehir Belediyesinin yani Mansur Yavaş’ın 5 yıllık icraatlarının sonunda sizlerin ona vereceğiniz oylarla, birçoğunuz geçen seçimde oy verdi ama vermeyenler bu sürede onun insan ayırmadığını gördü, parti ayırmadığını gördü. Hizmeti yaparken tam bir adalet duygusu içinde olduğunu gördü. Çalmadığını, çaldırmadığını gördü. Ama en güzeli de o sıcacık elini omzunuzda hissettiniz. Şimdi Mansur Başkana hep beraber teşekkür yapma ve bu namuslu belediyeciliği ödüllendirme zamanı. Ben Mansur Yavaş’ı Etimesgut’a anlatacak değilim, Ankara’ya anlatacak değilim. Ben onu Türkiye’nin geriye kalan diğer illerin de nasıl devlet adamlığı olunur, nasıl bir şehrin sorunlarına hakim olunur, nasıl popülizme kaçmadan, yalana bulaşmadan doğru ve dürüst belediyecilikle iyi hizmet yapılır, nasıl israf bitirilir, tasarruf yapılır, nasıl bir para doğru yerde kullanılır, örnek olarak Mansur Başkanı bütün Türkiye’de anlatıyorum. Burada anlatmama gerek yok. Dayanışma belediyeciliğinin en güzel örneklerini verdi. Size biraz önce Erdal Başkandan bahsettim. Çok iyi bir oyuncu diye. Filmlerde çok güzel kendisini ifade ediyor, hepimizi memnun ediyor diye. Size bir müjdem var. Yarın akşamı bekleyin, kendisini oynayan, olduğu gibi görünen muhteşem bir televizyon starı ile karşılaşacaksınız. Yarın akşamı bekleyin” ifadelerini kullandı.

‘VEBALİ ÜZERİNDEDİR’

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Bugün 14 Şubat, bugün Sevgililer Günü. Bugün birbirini seven herkese, eşlere, sevgililere günleri kutlu olsun. Herkes sevdiğine koşturuyor, Tayyip Bey de bugün Mısır’a gitmiş, Mısır’da Sisi’ye koşturmuş. Sevgililer Günü’nü orada kutluyor. Bakın Tayyip Bey’e, ‘Sisi ile barışacak mısın’ dendiğinde şöyle demişti: ‘Sisi ile beni çok barıştırmak isteyenler var. Asla kabul etmiyorum. Etmem de. Neden, işte bundan dolayı. Halkın yüzde 52 oyunu almış bir Mursi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir anti demokrat ile karşı karşıyayız. Onunla aynı masaya oturmam. Ben demokratım. Ben böyle bir kişi ile asla görüşmem. Her şeyden önce onun bir defa genel af ile içerideki herkesi dışarı çıkardığımı görmem lazım. Ben uluslararası platformda şu anda darbeci Sisi’yi Cumhurbaşkanı olarak görmüyorum, kabul etmiyorum. Aynı masada oturmadım, asla da oturmayacağım. Oturursam kendimi inkar ederim. Oturursam ben demokrat olamam. Oturursam ben insan olamam.’ Sevgililer Günü’nde gitti, Sisi ile kucaklaşıyor. Ama bir gerçek var. Biz yıllardır ona ‘Devletlerarası küslük olmaz, Sisi ile görüş’ dedik. ‘Büyükelçiyi çektin hadi, geri yolla’ dedik. ‘Orada çalışanlara yazık, öğrencimize yazık, bu kadar ihracat yapanımıza yazık, işverenimize, müteahhidimize yazık’ dedik. Dinlemedi, şimdi kendi ilişkisi gereği barışıyor ama bunca yıldır bu kadar eziyet çektirdiklerinin de vebali üstünedir. Biz, devletlerarasında küslük olmayacağını, tepki gösterecekse göstermesini, arayı bir an önce düzeltmesini söylediğimizde bize, ‘Hain, darbeci, darbeci sever’ diyordu. Bugün darbeyi yapan ile sarılmış, poz veriyor. Bugüne kadar söylediklerinin her birisini inkar edip, doğru yola gelmiştir ancak Sevgililer Günü’nde sarılmak da Beyefendiye yakışır” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ozel-tayyip-bey-bugun-misira-gitmis-sisiye-kosturmus-sevgililer-gununu-orada-kutluyor/feed/ 0
Meral Akşener’den İktidara ‘İliç’ Tepkisi: “İliç’teki Felakete Yol Açan İhmallerin ve Bu İhmallere İmza Atanların Peşini Bırakmayacağız” (2) https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksenerden-iktidara-ilic-tepkisi-ilicteki-felakete-yol-acan-ihmallerin-ve-bu-ihmallere-imza-atanlarin-pesini-birakmayacagiz-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksenerden-iktidara-ilic-tepkisi-ilicteki-felakete-yol-acan-ihmallerin-ve-bu-ihmallere-imza-atanlarin-pesini-birakmayacagiz-2/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:00:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4018 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, TBMM’deki Grup Toplantısında, “29 Haziran 2022’de bu kürsüden Erzincan İliç’teki altın madenindeki tehlikeye karşı iktidarı uyarmıştım. Hatta bu konuda İYİ Parti olarak Meclisimize soru önergeleri de verdik. Ancak iktidar bizi aşırı duyarlı bulup kulağının üstüne yatmayı tercih etti. Yani aslında dün yaşanan felaketi göze almayı tercih etti. Erzincanlı vatandaşlarımızı değil madenin ortaklarını tercih etti. Anadolu’nun can suyunu taşıyan Fırat’ı değil rant musluklarını tercih etti. İliç’teki felakete yol açan ihmallerin ve bu ihmallere imza atanların peşini bırakmayacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından önce İYİ Parti’nin bazı büyükşehir ve ilçelerdeki belediye başkan adayları tanıtıldı. Açıklanan yerler ve isimler şöyle:

Artvin Belediye Başkan Adayı Demirhan Elçin, Arhavi Belediye Başkan Adayı Kemalettin Emiroğlu, İnegöl Belediye Başkan Adayı Sevda Özcan, Kestel Belediye Başkan Adayı Mustafa Atılgan, Yıldırım Belediye Başkan Adayı Ayhan Özbek, Nizip Belediye Başkan Adayı Gizem Büşra Bilgiç, Şehit Kamil Belediye Başkan Adayı Selami Demirkol, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, Dörtyol Belediye Başkan Adayı Cihan Tufan, Arsuz Belediye Başkan Adayı Süleyman Sırrı Bahadırlı, Reyhanlı Belediye Başkan Adayı Süleyman Mustafa Ortak, Kumlu Belediye Başkan Adayı Ahmet Uçar, Erzin Belediye Başkan Adayı Mehmet Ökkeş Koçak, Antakya Belediye Başkan Adayı Ferhat Küçükler, Kırıkhan Belediye Başkan Adayı Ahmet Kaya, Belen Belediye Başkan Adayı Reşit Özuğur, Payas Belediye Başkan Adayı Ayvaz Yakar, İskenderun Belediye Başkan Adayı Nazmi Ceylan, Domaniç Belediye Başkan Şerif Yılmaz, Simav Belediye Başkan Adayı İskender Özdağ, Simav Demirci Beldesi Belediye Başkan Adayı Şükriye Tuğcu, Anamur Belediye Başkan Adayı Ali Rıza Özdeniz, Akdeniz Belediye Başkan Adayı Onur Köseli, Yenişehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Arıcan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Metin Ergun, Köyceğiz Belediye Başkan Adayı Pelin Eker Karaman, Adapazarı Belediye Başkan Adayı Türkel Ergül, Akyazı Belediye Başkan Adayı Hakan Baykal, Arifiye Belediye Başkan Adayı İrfan Ömür, Karasu Belediye Başkan Adayı Hasan Sarıoğlu, Serdivan Belediye Başkan Adayı Serbülent Gökhan Beyaz, Taraklı Belediye Başkan Adayı Şahin Akı, Söğütlü Belediye Başkan Adayı Volkan Deniz. Turhal Belediye Başkan Adayı Muhammer Baloğu, Akçabat Belediye Başkan Adayı Erol Gedikli, Beşikdüzü Belediye Başkan Adayı Serkan Dübüş, Çarşıbaşı Belediye Başkan Adayı Hamza Ustabaşı, Köprübaşı Belediye Başkan Adayı Fatih Sancak, Hayrat Belediye Başkan Adayı Zafer Yazıcı, Of Belediye Başkan Adayı Emine Bodur, Ortahisar Belediye Başkan Adayı Versel Kurtoğlu, Sürmene Belediye Başkan Adayı Selami Ateş, Birecik Belediye Başkan Adayı …

Adayların ardından başladığı konuşmasında, Antalya’daki selde yaşamını yitiren yurttaşa ve dün Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan, 9 işçinin göçük altında kaldığı faciaya da değinen Akşener, özetle şunları söyledi:

“İLİÇ’TEKİ FELAKETE YOL AÇAN İHMALLERİN VE BU İHMALLERE İMZA ATANLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

“Dengesi bozulan doğamız artık alarm veriyor. İktidarın iflah olmaz rant telaşı göz göre göre insanlarımızın hayatını tehlikeye sokuyor. Bitmek bilmeyen bu sorumsuzluğun faturasını da her defasında milletimiz ödüyor. 29 Haziran 2022’de bu kürsüden Erzincan İliç’teki altın madenindeki tehlikeye karşı iktidarı uyarmıştım. Hatta bu konuda İYİ Parti olarak Meclisimize soru önergeleri de verdik. Ancak iktidar bizi aşırı duyarlı bulup kulağının üstüne yatmayı tercih etti. Yani aslında dün yaşanan felaketi göze almayı tercih etti. Erzincanlı vatandaşlarımızı değil madenin ortaklarını tercih etti. Anadolu’nun can suyunu taşıyan Fırat’ı değil rant musluklarını tercih etti. İliç’teki felakete yol açan ihmallerin ve bu ihmallere imza atanların peşini bırakmayacağız.

“GİRDİKLERİ HER SEÇİMDE 2023 VİZYONUNDAN BAHSETTİLER. 2024 YILINA GELDİK AMA DAHA VİZYONUN, ‘V’SİNE BİLE ULAŞAMADILAR”

AK Parti’nin artık milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı. İktidarının 21’inci yılında, 21 yıl öncesini aratan ve 21 yıldır her sıkıştığında aynı vaatleri tekrarlayan artık miadını doldurmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Kasım 2002’de yani AK Parti milletimizden yetkiyi devraldığında faiz yüzde 46’ydı. Bugün 2024 yılındayız, faiz yüzde 45 seviyesinde. Kasım 2002’de iktidara geldiklerinde Enflasyon yüzde 30’du. Bugün enflasyon ise Instagram filtrelerini aratmayan TÜİK filtresine rağmen yüzde 65’e dayandı. AK Parti iktidarının ekonomi literatürüne kattığı yeni bir enflasyon çeşidimiz daha var; ‘Hissedilen enflasyon.’ O da neredeyse yüzde 130’a ulaştı. Girdikleri her seçimde 2023 vizyonundan bahsettiler. 2024 yılına geldik ama daha vizyonun, ‘v’sine bile ulaşamadılar. Bizler milletçe daha önce defalarca izlediğimiz aynı vasat filmi bugün yeniden izliyoruz. Yine değişen bir Merkez Bankası Başkanımız var. Yine düşmeyen bir enflasyonumuz var. Yine tutmayan hedefler, unutulan sözler, karşılanmayan beklentiler var. Tabii ki yine tüm bu beceriksizliğin, basiretsizliğin ve ciddiyetsizliğin yükü sırtına vurulan cefa çeken Türk milleti var.

“AK PARTİ’NİN DEVRİ İKTİDARINDA ARTIK TÜRKİYE’DE EMEKLİNİN PAYINA FİTRE BİLE DÜŞMÜYOR”

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl fıtır sadakasını 130 lira olarak belirledi. Üstelik bu 130 lirayı da asgari sınır olarak gösterdi. Fitre üzerinden, hesap ettiğimizde bile açlık sınırı en düşük emekli maaşının tam 5 bin 600 lira üzerinde. Bugün Diyanet İşlerine göre bile milyonlarca emeklimiz açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Yani işine geldiğinde, ‘Nass’a sığınan AK Parti’nin devri iktidarında artık Türkiye’de emeklinin payına fitre bile düşmüyor. Böyle vicdansızlık olur mu, böyle devlet yönetilir mi?

“KENDİNDEN OLMAYANA NEFRET SAÇAN İKTİDAR DİLİ İLE KENDİNE LAF EDENE ÖFKE KUSAN ANA MUHALEFET DİLİ ARASINDA HIÇBİR FARK YOK”

Depremzede vatandaşlarımızın depremin birinci haftasında da sığınacakları bir çatıları yoktu birinci yılında da yok. Depremin birinci haftasında da işleri, aşları yoktu birinci yılında da yok. Depremin birinci haftasında da kaybolan çocuklarımızın peşine düşen yoktu birinci yılında da yok. Çünkü ülkemizi yöneten iktidarın depremin birinci gününde de utanması yoktu birinci yılında da maalesef hala yok. Deprem felaketinin, 1’inci yıl dönümünün gecesinde Hataylı vatandaşlarımız, bir anma etkinliği yaptı. Bu etkinliğe hem iktidar tarafından hem de ana muhalefet tarafından katılanlar oldu. Hataylılar iktidarı da ana muhalefeti de dinlemek istemedi iki tarafa da tepki gösterdi. O tepki Türk milletini yıllardır iki yumruk arasına sıkıştıran kayıkçı düzenine, karşı bir tepkiydi. Aslında Hataylılar o gece ‘Birbirinizden bir farkınız yok’ dediler. Doğru da söylediler. Nitekim ana muhalefetten de gösterilen tepkiyi hazmedemeyenler çıkıp dediler ki ‘Protestocuların kim olduğunu biliyoruz.’ Demokrasi havarilerine bak sen. Sansürden sonra bunu da görmüş olduk. Hadi biz rakibiz ama bunlar sadece bizim eleştirilerimizi değil artık milletin eleştirilerini de kabul edemez olmuşlar. Bir yandan vatandaştan tepki görünce ‘marjinaller’ diyenleri kınayacaksınız. Ama o tepki size gelince dönüp vatandaşa, ‘biz onları biliyoruz’ diye parmak sallayacaksınız, yok öyle yağma. Buradan açıkça ilan ediyorum Bizim için ‘çadır yok’ diyen depremzedelere ‘tasmalı’ diyen meczup yandaşlar ile kendilerine oy gelmediği için yapılan yardımları ‘haram’ eden vicdansız yoldaşların arasında hiçbir fark yoktur. Bizim için kendinden olmayana nefret saçan iktidar dili ile kendine laf edene öfke kusan ana muhalefet dili arasında hiçbir fark yoktur.

“HATAYLILAR, GELİN SİZİ DUYMAYAN, ÖNEMSEMEYEN SİYASET SİMSARLARINI ATTA GÖNDERİN”

Atatürk’ün emaneti Hatayımızdan, Hataylı vatandaşlarımızdan özellikle rica ediyorum; hiçbir sorumluluğu üzerine almayan bu iktidara da, yıkılan binaların müteahhidinin villasında oturanlara da mecbur değilsiniz. Siz; kendi cebinden önce sizin canınızı düşünecek ahlaklı adaylara layıksınız. Siz; vasata değil, belediyeciliğin en iyisine layıksınız. İşte o yüzden gelin, bu hileli oyunun iki tarafına da hak ettiği dersi sandıkta verin. Gelin; sizi duymayan, sizi önemsemeyen siyaset simsarlarını atta gönderin. Gelin; İYİ Parti’nin tertemiz adayına, Hatay’ı yeniden inşa etmek için ülkesine dönen evladına, Nusret Cömert kardeşime helal oylarınızı verin.

“BİZ İYİ PARTİ OLARAK 22 YILDIR DEĞİŞMEYEN BU TABLOYU DEĞİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

Milletin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir dertleri yok. Milletin önüne doğru adayları çıkarmak gibi bir dertleri de yok. Hele ki milletin ayağına gidip vizyonlarıyla, projeleriyle, kadrolarıyla oy istemek gibi bir dertleri hiç yok. İşte biz İYİ Parti olarak 22 yıldır değişmeyen bu tabloyu değiştirmek için mücadele ediyoruz. Milletimizi birbirinden koparan bu suni kutuplaşmayı bitirmek için mücadele ediyoruz. En iyi kadroları hangi parti getiriyorsa, en iyi çözümleri hangi parti üretiyorsa, en iyi projeleri hangi parti çıkarıyorsa o partinin başarılı olacağı; millete hizmet iddiası üzerinden rekabete dayanan, millet odaklı bir siyaset iklimini oluşturmak için mücadele ediyoruz. ve bu yüzden de muhteremlerin rahatlarını bozuyoruz. Konfor alanlarına çomak sokuyoruz. Kayıkçı kavgalarına ayna tutuyoruz. İşte bugün yaşadığımız tüm linçlerin, sansürlerin ve operasyonların temel sebebi budur. İki tarafın da medyalarında izleyin, her iki tarafı da koruyan, kollayan yandaş ve yoldaş medyaları izleyin; oralardaki tek odak İYİ Parti’dir. Her iki taraf için de düşman kuvvet İYİ Parti’dir. Cumhur İttifakı’nın paydaşı Yeniden Refah Partisi ayrı girmeye kalkıştığında yani inanamayacağım yoldaşların bazılarının Yeniden refah Partisi’ne alkış tutması riyakarlık gibidir.

“TÜRKİYE’DE BİR DÜMEN DÖNÜYOR. BÜTÜN BU DÜMENİN MERKEZİ; BEN OLMAYACAĞIM, SİZ OLMAYACAKSINIZ”

Türkiye’de bir dümen dönüyor. Bütün bu dümenin merkezi; ben olmayacağım, siz olmayacaksınız. Biz bu ülkenin birliğinden, bütünlüğünden yanayız. Biz bu ülkenin 21. yüzyılın değerleri üzerinden, hepimizin umut ettiği, gençlerimizin yurt dışına kaçmak yerine bu ülkede kaldığı; kadınlarımızın tecavüze, tacize, cinayete kurban gitmediği; küçücük çocuklara tecavüz edilmediği, hayvanlara tecavüz edilmediği bir ülke inşa etmek için… Yani Cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarına yeniden kavuşmak için yola çıkmış ve ayrışmalar üzerinden değil farklılıklarımızı var kabul edip ona saygı duyarak müştereklerimizin arttığı, müşterilerimizin etrafında demokrasi inşa ettiğimiz; hoşgörü değil saygının önde olduğu bir Türkiye’yi, bir anlayışı yine, yeniden inşa etmek üzere yola çıktık.”

Akşener, konuşmasının ardından Karacaoğlan’ın “Var git ölüm” şiirinden derlenen bir şarkıyı dinletti. Şarkıyla birlikte gözyaşlarını tutamayan Akşener “Niçin hep garipler kaçamıyor? Niçin hep fakirler kaçamıyor? Niçin hep haksızlık bunlara oluyor? 1607-1679, 2024… Ant olsun, şart olsun bunları değiştireceğiz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksenerden-iktidara-ilic-tepkisi-ilicteki-felakete-yol-acan-ihmallerin-ve-bu-ihmallere-imza-atanlarin-pesini-birakmayacagiz-2/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, basın toplantısında konuştu: (1) https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-toplantisinda-konustu-1/ https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-toplantisinda-konustu-1/#respond Wed, 14 Feb 2024 21:42:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3943 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Türkiye’nin İsrail’in Gazze’deki Refah kentine saldırılarından rahatsız olduğunu belirterek, “Refah’ta yaşananlar artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak yerinden edilme noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da başta dediğim gibi, uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım.” dedi.

Keçeli, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın görevi devraldığı 2023’ün Haziran ayından 31 Aralık sonuna kadar 212 bin 950 kilometre yol yaptığını ve bunun dünyanın etrafında 5 tur atmaya eşdeğer olduğunu, 1 Ocak’tan bu yana oldukça yoğun bir diplomasi takviminin kendileri için devam ettiğini söyleyen Keçeli, “Onlarca konuğu Ankara ve İstanbul’da ağırladık, bunlardan 8 tanesi dışişleri bakanıydı.” diye konuştu.

Fidan’ın 8 ikili yurt dışı ziyareti olduğunu, bir defasında da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Filistin konulu toplantısına katılmak üzere New York’a gittiğini ve orada çok sayıda toplantı yaptığını hatırlatan Keçeli, Fidan’ın Balkanlar’a yaptığı ziyaret ve görüşmelerin çok pozitif ve kapsayıcı olduğunu söyledi.

Keçeli, Fidan’ın Libya ziyaretine değinerek, Trablus’ta yapılan temaslarda, Türkiye olarak Libya’nın bütünlüğüne, istikrar ve refahına verdikleri önemi tekrarladıklarını ve bu mesajları Libya’daki tüm taraflara verdiklerini kaydederek, Bingazi Başkonsolosluğunun çok kısa bir süre içerisinde faaliyete geçmesinin planlandığını dile getirdi. Keçeli, yarın Gürcistan ve Macaristan dışişleri bakanlarını ağırlayacaklarını aktardı.

Sözcü Keçeli, Bakan Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını, yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve Münih’te Gazze’deki insani trajediyle ilgili mesajlar vereceğini anlattı.

Fidan’ın Münih temaslarının ardından Brezilya’nın Rio de Janeiro kentine gideceğini ve burada G20 Dışişleri Bakanları toplantısına katılacağını aktaran Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının “Adil Bir Dünya ve Sürdürülebilir Bir Gezegen İnşa Etmek” olduğunu ve Fidan’ın burada çok sayıda toplantıya katılacağını kaydetti.

Antalya Diplomasi Forumu

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) 2023’te düzenlenmediğini hatırlatan Keçeli, bu yıl ADF’nin 1-3 Mart’ta düzenleneceğine dikkati çekti.

Keçeli, “Bu yılki ana tema ‘Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak’ bu ana tema altında; yapay zekadan arabuluculuk konularına, bölgesel meselelerden gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesini öngörülüyor. Bu paneller arasında Gazze için de yüksek düzeyli özel bir panel olacak.” şeklinde konuştu.

İlk Antalya Diplomasi Forumu’na 10 devlet başkanının ve 43 bakanın katıldığını, toplamda da 2 bin kadar katılımcının yer aldığını vurgulayan Keçeli, 2022’de düzenlenen ADF’de ise 17 devlet başkanının, 80 bakanın katıldığını ve yaklaşık 3 bin 300 katılımcının ağırlandığını kaydetti.

Martta düzenlenecek üçüncü Antalya Diplomasi Forumu’na şu ana kadar, 21 devlet başkanı ve hükümet başkanının katılımının teyit edildiğini belirten Keçeli, “59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam katılımcı sayısının da 4 bin civarında olmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Keçeli, Türkiye’nin Afrika ve Latin Amerika’ya açılım politikasının ciddi sonuçlar doğurduğunu ve bu bölgelerden katılımın yüksek düzeyde olacağını belirtti.

İsrail’in Filistin’e saldırıları

Gazze’de yaşanan son olayları değerlendiren Keçeli, “Birincisi burada bir ateşkes ilan edilmeli, ikincisi insani yardımlar Gazze’ye bir an evvel ulaştırılmalı, üçüncüsü Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikalarına son verilmeli, dördüncüsü ise bu gerilimin bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine engel olmak isteriz.” dedi.

Keçeli, bunların birincil konularda yapılan çağrılar ve yürütülen diplomatik faaliyetler olduğuna işaret ederek, ikincil olarak, orta ve uzun vadede iki devletli çözüm ile Filistin-İsrail sorununa kalıcı bir çözüm bulunmasının istendiğini kaydetti.

Gazze’de yaşananların artık sözle ifade edilemez bir hale geldiğine dikkati çeken Keçeli, “Büyük olasılıkla, İsrail, uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk bakımından, işlenmiş olan, işlenmesi mümkün bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak.” diye konuştu.

Türkiye’nin şu ana kadar Gazze’ye 34 bin ton insani yardımda bulunduğunu söyleyen Keçeli, bunlardan yaklaşık 7 bin 400 tonunun ve 32 ambulansın deniz yoluyla ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldığını, oradan da El-Ariş kentine nakledildiğini ve Gazze’ye sevk edildiğini belirtti.

Keçeli, yardımların büyük oranda Gazze’ye ulaştığını kaydederek, bu konuda da yapıcı tutumlarından dolayı Mısır hükümetine teşekkürlerini iletti.

Gazze’ye yapılan yardımların bir kısmının da Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) üzerinden yapıldığını söyleyerek, “Un ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’ini temin ediyoruz, hibe ediyoruz. Yaklaşık 26 ton un kuru gıdaya karşılık geliyor. Biz bu yardımı, geçtiğimiz haftalarda Mersin Limanı’nda UNRWA’ya teslim ettik.” şeklinde konuştu.

Keçeli, Türkiye’nin her yıl UNRWA’ya düzenli olarak yaptığı yardımlara değinerek, şunları kaydetti:

“Maddi katkı da bu yıl UNRWA’nın özellikle içinde bulunduğu sıkıntılar göz önünde bulundurularak arttı. Ayrıca, AFAD ve Türk Kızılay’ı her hafta yaklaşık 127 bin ton içme suyunu, Mısır Kızılay’ı ile ortak bir şekilde Gazze’ye sevk ediyor. TİKA’nın da çok sayıda çalışması var, hem Gazze’de hem Batı Şeria’da. Sayılarının binlerce olduğu tahmin edilen bir grup Gazzeli işçi biliyorsunuz, Batı Şeria’da sıkışmış durumda. TİKA bu Gazzeli işçilere yardım ediyor.”

Keçeli, Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı tarafından Gazze’den hasta tahliyelerinin sağlandığını, bugün de bazı hastaların getirileceğini vurgulayarak, Gazzeli hasta ve refakatçilerinin Mısır üzerinden Türkiye’ye getirildiğini, hastanelerde tedavi gördüğünü ve bu sabah itibariyle 380 yaralı ve 344 refakatçinin Türkiye’ye getirildiğini anlattı.

Gazze’de bir sahra hastanesinin kurulmasının istendiğini dile getiren Keçeli, yaklaşık bir ay önce Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Gazze’ye gidip, sahada araştırma yaptığına işaret etti.

Keçeli, kurulması planlanan sahra hastanesi için gerekli ekipmanların nakledilmesi gerektiğinin ve bu konuda son aşamaya gelinmek üzere olunduğunun altını çizdi.

Gazze’deki Türk vatandaşlarının tahliyesi

Gazze’den bugüne kadar 1359 Türk, KKTC vatandaşının ve yakınlarının tahliye edildiğini aktaran Keçeli, savaş koşullarında insanlara ulaşmanın zorluğuna değindi ve bu konuda Türkiye’nin elinden geleni yaptığını söyledi.

Keçeli, “Şu anda tahliye işlemlerini takip ettiğimiz 1097 kişi var, hepsi vatandaşımız değil.” diyerek, yerel makamlarla koordineli olarak tahliye işlemlerinin takip edildiğini kaydetti.

Sözcü Keçeli, Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik soruya, “Diplomatik ilişkilerimizin seviyesinde Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir azalma olmadı. Öte yandan, İsveç’in üyeliği, F16 sürecinin tamamlanmış olması, bu iki ülkenin, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anladığı için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi

Keçeli, Türkiye’nin ABD’den beklentisinin çok açık olduğuna dikkati çekerek, “Biz Amerika’dan, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Kamuoyu önünde verdiğimiz bu mesaj, kapalı kapılar ardında da aynen bu şekilde verilmeye devam ediyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin bu meseleye müttefiklik ruhu açısından yaklaştığını belirten Keçeli, “Ülkenin güvenliğini tehdit eden, başkentinde bomba patlatmaya çalışan, askerlerini, sivillerini şehit eden bir terör örgütüne destek veremezsiniz. Bu bakımdan bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık.” ifadesini kullandı.

Sözcü Keçeli, ayrıca, Türkiye’nin ABD’den beklentilerinden birinin de FETÖ terör örgütü meselesini ciddiyetle ele alıp bu konuda adım atması olduğunu kaydetti.

ABD ile gündemdeki konular üzerine konuşulduğuna işaret eden Keçeli, terörle mücadele, ekonomik konular, savunma sanayi, yatırımlar gibi alanlarda iki ülke ilişkilerinin daha da güçlendirilebileceğini düşündüklerini aktardı.

Keçeli, Bakan Fidan ile ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’ın sık sık görüştüğünün altını çizerek, ABD’nin Türkiye’nin hassasiyetlerine saygı duyması halinde ilişkilerin kuvvetleneceğini vurguladı.

-“Refah’taki durum, uluslararası hukuk açısından suç teşkil ediyor”

Uluslararası Adalet Divanında (UAD) devam eden 2 süreç olduğunu hatırlatan Keçeli, bunlardan birinin 2022’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla UAD’den İsrail’in “işgal ettiği topraklarda” yaptıklarıyla ilgili görüş istenmesi olduğunu ve Türkiye’nin buna katkı sağladığını ifade etti.

UAD’de devam eden ikinci sürecin ise Güney Afrika’nın İsrail’e yönelik açtığı dava olduğunu söyleyen Keçeli, “Biz bu davaya, destek verdiğimizi zaten en üst düzeyde de ifade ettik.” dedi.

Keçeli, UAD’nin “İsrail’in operasyonlarının durması yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararını” doğru bulduklarının altını çizerek, kararın uygulanması gerektiğini ve bunun çok önemli olduğunu bildirdi.

İsrail hakkında alınan uluslararası kararların sahadaki durumu değiştirmediğine değinen Keçeli, Refah’taki gelişmelerden rahatsız olduklarını aktardı. Keçeli, şöyle devam etti:

“Biz Refah’taki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsızız. Refah’ta yaşananlar artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak yerinden edilme noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da başta dediğim gibi, uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım.”

Keçeli, Bakan Fidan’ın İsrail-Filistin meselesinin çözümüne yönelik “garantörlük” kavramını hatırlatmasının dünyada ilgiyle karşılandığını kaydetti.

(Sürecek)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-toplantisinda-konustu-1/feed/ 0
Ganalı Ressam Kojo Marfo’nun ‘Umut Denemesi’ Sergisi İstanbul’da https://www.kanal7haber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/ https://www.kanal7haber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/#respond Wed, 14 Feb 2024 21:03:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3919 Ganalı Ressam Kojo Marfo’nun ‘Umut Denemesi’ isimli sergisi İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Çalışmalarında, Afrika’nın sosyal ve coğrafi dokusunu figüratif yollarla anlatan Marfo, doğup büyüdüğü coğrafyada önemli bir yer tutan anaerkil düzenin getirisi olarak kadın figürlerine de eserlerinde sıklıkla yer veriyor. Vitiligo hastalığı olan arkadaşını resmetmek için figürlerinde siyah beyaz renkleri kullanan Marfo, aslında bu hastalığa bir farkındalık da yaratıyor. 12 eserden oluşan ve küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği sergi 11 Mart’a kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilir.

Sanat yolculuğu için Amerika’dan Londra’ya kadar pek çok yerde bulunan Kojo Marfo’nun eserlerinde samimiyet, sevgi, evrensellik gibi unsurlar ön plana çıkıyor.

Marfo, çalışmalarında Afrika’nın sosyal ve coğrafi dokusunu figüratif yollarla anlatmaya çalışıyor. Doğup büyüdüğü coğrafyada önemli bir yer tutan anaerkil düzenin getirisi olarak kadın figürleri de eserlerinde sıklıkla yer alıyor. Kimi zaman çocuklarına sıkı sıkı sarılan anneler, fiziksel bir dokunuşla birbirine bağlanan aile üyeleri, samimiyet duygusu ile harmanlanan kompozisyonlarda sevgi ve bağımlılık hissi çok net kendini gösteriyor. Blok renkler, güçlü şekiller ve figürler, canlı renklerde betimlediği çiçekli başlıklar, kat kat boncuklu kolyeler takan figürlerle donatılmış resimlerde neşeli ve canlı bir kutlama havası hakim oluyor.

Marfo, eserlerinde ‘Akan Doğurganlık Bebeği’ figürünü kullanmayı da ihmal etmiyor ve sanatı kültürel mirasını araştırmanın ve toplumsal sorunlara ışık tutmanın bir aracı olarak görüyor.

MARFO: UMUTLARI VE ZORLUKLARI YANSITIYOR

Sergi açılışına katılamayan ancak görüntülü bağlanarak görüşlerini dile getiren ressam Kojo Marfo, “Umut Denemesi’ sergisi, hayat yolculuğumuzu tanımlayan keyifleri, umutları ve zorlukları yansıtıyor. Bu zorluklar ve hedefler, tüm varlığımızın temelinde yatıyor ve bu sergi hem kendi yaşadığım hem de bu yolculukta tanıştığım kişilerin şahsi deneyimlerini derinden inceliyor. Bu hikayeleri paylaşarak, genellikle tüm ağırlığı kendi omuzlarında taşımak zorunda kalan bekar annelerin yüklerine ve güçlerine ışık tutarak amacım; başarı ve tatmin yolunda karşılaştığımız engelleri daha iyi ve derinden anlamamızı sağlamak. Sonuca baktığımızda bu sergi, sadece bizlere değil, sevdiklerimize de derin bir neşe ve tatmin sunmayı hedefliyor? dedi.

‘TÜRK KÜLTÜRÜNE AŞİNAYIM”

Daha önce Türkiye’ye hiç gelmediğini ancak kültürünü iyi bildiğini söyleyen Marfo, ‘Pek çok Türk arkadaşım var ve Londra’da pek çok Türk ile tanışıyorum. Türk kültürüne ve mutfağına çok aşinayım. Türkiye’yi ziyaret etme vaktim çoktan geldi ve bugünü iple çekiyorum. Türk halkının, sergimin iletmek istediği karşılıklı anlayış ve ortak insanlık mesajlarını takdir edeceklerini ve bu mesajları benimseyeceklerini umuyorum. Amacım, eserlerimi inceleyen herkesin ortak zorluklarımızı ve engelleri görmesini sağlamak’ diye konuştu.

ÖZTÜRK: ANAERKİL BİR TOPLUMDAN GELİYOR, ANNE ETKİSİ ÇOK FAZLA

DG Art Galeri’de birçok sanatçıya ev sahipliği yaptıklarını ancak ilk kez yurt dışından bir sanatçının eserlerini ağırladıklarını söyleyen serginin küratörü Zeynep Öztürk, ‘Kojo Marfo Ganalı bir sanatçı. Çocukluğunu Gana’da geçirmiş sonraki gençlik zamanları Amerika ve en son durağı ise İngiltere olmuş. Sanat hayatına da aslında İngiltere’de başlamış. Kojo Marfo anaerkil bir toplumdan geliyor, anne etkisi çok fazla. Aslında bize pek uzak olmayan bir düzen. Bizde ataerkil diye nitelediğimiz kültürümüze aslında çekirdek ailemizde anaerkiliz. Kojo Marfo İngiltere’de yaşıyor olsa bile tüm eserlerinde kendi kültüründen objeler, figürler görüyoruz. Bu objeleri ve figürleri resmederken aslında figürler ne kadar durağansa renklerin de bir o kadar canlı ve parlak olması tablolara, eserlerine ritim katmış. Kullanılan malzemeler, aksesuarlar, çiçekler; aslında figürler çok sade ve size direkt göz teması yaratan figürler. Kültürünü yansıtan objeler ve malzemeler kullanmış’ dedi.

‘HER TABLONUN İÇİNDEN AYRI BİR ESER ÇIKACAK GİBİ’

Sergide 12 eser olduğunu ifade eden Öztürk, ‘Sergide 12 eser var ama galeriye baktığımız zaman her tablonun içinden ayrı bir eser çıkacak gibi. Her şey bittiğinde ve yerleştirdiğimizde evet 12 eser var ama sanki 24 eser varmış gibi etkilendim. Kojo Marfo’nun resimlerinde hep anne figürü ve çocuk figürü var. Yan yana, yapışık, annesinden hiç ayrılmayan çocuklar ya kucaklarında ya da yanlarında konumlanmış. Bunun sebebi tabi ki aile bağları. Tüm röportajlarını okuduğumda annesi, büyükannesi, Kojo için o kadar etkili ve değerli ki. Ben tüm resimlerini incelediğimde sanki Kojo Marfo’nun hikayesi ve onun masalıymış gibi betimledim. Bence bu Kojo Marfo’nun masalı’ diye konuştu.

‘İLK FİGÜRÜNDE VİTİLİGO HASTASI OLAN ARKADAŞINI ÇALIŞIYOR’

Eserlerindeki çift rengin dikkat çektiğini söyleyen Öztürk, ‘Eserlerin tümüne baktığımızda dikkatimizi çeken en büyük detaylardan biri de figürlerin üzerindeki çift renk, biri siyah biri beyaz. Karşıma o kadar önemli bir detay çıktı ki çok şaşırdım ve çok etkilendim. Kojo’nun vitiligo hastalığı olan bir arkadaşı var ve ilk figürünü de onu çalışarak yapıyor. Onu çalışıp renklendirdikten sonra çıkan görüntüden etkileniyor. Bundan sonra tüm figürlerinde aslında vitiligo hastalığını farkındalık yaratarak resmetmiş oluyor. İyi ki Türkiye’ye getirdik. Bence tüm Türkiye bu eserleri yakından görmeli. Çok geç tanıdığımızı düşünüyorum ama hikayesini dinlediğim zaman da çok yeni bir sanatçı olduğunu öğreniyorum.

MALAT: BU KADAR ESERİ TÜRKİYE’DE BİR ARAYA GETİRMEKTEN ÇOK GURUR DUYUYORUM

DG Art Project ile iş birliği yaparak eserlerin İstanbul’a gelmesine katkıda bulunan JD Malat Gallery’in sahibi Jean David Malat, ‘Kojo Marfo’nun bu sergisi için DG Art Project ile iş birliği yapmaktan mutluluk duyuyorum. Çok güzel bir sergi olduğunu düşünüyorum. Kojo Marfo’yu Türkiye ile tanıştırdım demeyeceğim çünkü onun zaten Türkiye’de çok iyi tanındığını düşünüyorum. Bunlara enstalasyon diyeceğim, bu enstalasyonları DG Art’ın burada özellikle zemin ve yerleştirme ile çok güzel bir iş çıkardığını düşünüyorum. Bu kadar eseri Türkiye’de bir araya getirmekten çok gurur duyuyorum. Bu eserlerin tamamının Kojo Marfo’nun yaşadığı ve dünya genelinde gördüğümüz sosyal sorunları yansıttığını düşünüyorum. Resimlerin her biri çok ilginç çünkü doğup büyüdüğü ülke olan Gana’nın özel kültürel kıyafetlerini, çiçeklerini ve hayvanlarını yansıtıyor. Kojo Marfo bunlarla beraber oldukça kendini yansıtmayı seven ve kendi yaşadığı sorunları resimlerine yansıtmayı seven bir sanatçı. Bu yüzden onların da çok eşsiz olduğunu düşünüyorum’ dedi.

KOJO MARFO HAKKINDA

Kojo Marfo, 1980 yılında Gana’da doğmuş ve çocukluk yıllarını Gana’nın farklı bölgelerinde geçirmiş. Dünyanın pek çok yerinde alışılagelmiş ataerkil düzenin tam aksi anaerkil düzenin hakim olduğu bir yerde büyüyen Marfo, insanların eserlerinde Akan kültürünü ve Batı’da yaşadığı zorlukların bir yansımasını görmesini istiyor. Sanat anlayışının gelişmesi üzerinde Gana’da okul kütüphanesinde batı sanatı ve Picasso ile tanışmasının büyük rol oynadığını söyleyen Marfo, sanatıyla insanlarla bir bağ kurarken eserlerinde kullandığı çeşitli stiller ve teknikler ile geleneksel Akan sanatına referanslar yaparak eşitsizlikler din, siyaset gibi toplumsal konulara vurgular yapıyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/feed/ 0
Habercilerin Kaleminden Yüzyılın Afeti-Sarsılma Kitabı Tanıtıldı https://www.kanal7haber.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:51:07 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3798 Türkiye Haber Kameramanları Derneğince, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde, bölgede görev yapan 77 gazeteci tarafından kaleme alınan “Habercilerin Kaleminden Yüzyılın Afeti-Sarsılma” adlı kitabın tanıtımı yapıldı.

Atlas Sineması’nda gerçekleşen törende, esere katkısı olan kişi ve kurumlara ödülleri takdim edildi. Törende Anadolu Ajansından esere katkı sunan kameramanlar Osman Bakır ve Alican Ocak, muhabir Muzaffer Çağlıyaner ve Tunahan Akgün, foto muhabirleri Erçin Ertürk ve Murat Şengül ödül aldı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, törende yaptığı konuşmada, insan yaşamının korku ve umut arasında sürdüğünü belirterek, “Acının ya da 6 Şubat’ın resmini çizebilecek bir kalem var mıdır acaba? 6 Şubat’ta yaşadığımız, asrın, yüzyılın felaketi diye ifade ettiğimiz bu büyük felaket, biz belediye başkanlarına ve yöneticilerine, korkuyla umut arasındaki çizgide, umuda dair çok şey yapmak için bir motivasyon, önemli, sürükleyici bir güç olmalı.” dedi.

Yaşanan acının ve kayıpların yanında yaşanan dayanışma nedeniyle Türk milletinin bir ferdi olmaktan büyük onur duyduğunu vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti:

“Bunun başlı başına bir umut kaynağı olduğunu ifade etmek isterim. Türk milleti ve Türkiye, deprem sabahı bütün dünyaya asrın felaketiyle karşılaştığını ama devlet millet el ele olduğunu, büyük bir devlet ve büyük bir millet olduğunu, asrın felaketinin açtığı yarayı, asrın dayanışmasıyla saracağını gösterdi. Elbette bunu gösteren, sizler, kalem sahipleri, televizyonlarda, gazetelerde bu büyük acıyı ve dayanışmayı bütün dünyaya duyuran ses oldunuz. Hepinizi kutluyor, tebrik ediyorum.”

Yıldız, kendisinin de depremin 3. günü Kahramanmaraş’a gittiğine işaret ederek, olası depremlere yönelik tedbirler alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Haberciler, dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardı”

Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel de Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşattığı travmanın inanılmaz bir iz bıraktığını belirterek, şöyle konuştu:

“Ama bu travmayı beraber, birbirimizle dayanışma içinde atlatmaya çalışıyoruz. Depremin ilk saatlerinden itibaren yaşananları kayıt altına alırken, bir taraftan da nasıl bir afet olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Haber akışı içinde yaşananları kayıt altına aldığımız o tarih, 6 Şubat. Yaşadıklarımızı, Sarsılma kitabıyla milli hafızamıza kazandırırken, aynı zamanda, tecrübelerimizin arşivlenmesine de katkı sağladık. Neslimizden nesillere çok kıymetli tecrübelerin kaydını bıraktık. Zor koşullarda görevini yapan meslektaşlarım aynı zamanda depremzede ve haberciydi. ‘Önce insanız’ diyerek ellerini taşın altına koydular. Dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardılar. Bu kitap ile tarihe not düştüler.”

Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Volkan Chih-Yang Huang ise etkinliğe davet edildiği için onur duyduğunu aktararak, “Geçen yıl bu zamanlarda arama kurtarma ekibimizle gece gündüz çalışarak, kurtarma operasyonunu desteklemek için Adıyaman’daydık. Unutulması güç, tarifi zor günlerdi. Sarsılma kitabını okuyunca oldukça duygulandım. Vefat edenlere rahmet diliyor, bir daha böyle bir felaket yaşanmamasını yürekten temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tayvan tarafından yapılan yardımlara ilişkin merkezi ve yerel yönetimlerin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüklerinin altını çizen Volkan Chih-Yang Huang, yıl boyunca Hatay’ı 7, Adıyaman ve Gaziantep’i dörder, Kahramanmaraş’ı 2 kez ziyaret ettiğini söyledi.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Yalçın Eriş’in de kısa bir konuşma yaptığı etkinlikte depremle ilgili hazırlanan video da gösterildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/feed/ 0
4. Gıda Bankacılığı Zirvesi’nde Gıda Güvenliği ve Gıdaya Adil Erişim Tartışıldı https://www.kanal7haber.com.tr/4-gida-bankaciligi-zirvesinde-gida-guvenligi-ve-gidaya-adil-erisim-tartisildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/4-gida-bankaciligi-zirvesinde-gida-guvenligi-ve-gidaya-adil-erisim-tartisildi/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:18:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3544

Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) ev sahipliğinde ‘4. Gıda Bankacılığı Zirvesi’, Beykoz Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Dünyada 50’den fazla ülkede hayata geçirilen ‘gıda bankacılığı’ deneyimlerinin de aktarıldığı zirvede, başta afet dönemleri olmak üzere ‘Gıda Güvenliği ve Gıdaya Adil Erişim’i tehdit eden kritik sorunlar masaya yatırıldı.

Düzenlenen zirvede bir araya gelen ulusal ve uluslararası konunun uzmanları, başta ‘Afetler ve Gıda Bankacılığı ve Gıda İsrafı’ olmak üzere ‘Tarımsal Üretim ve Gıda: Yeniden kendi kendine yeten ülke olmak’, ‘Gıda Güvenliği ve Gıdaya Adil Erişim’ konularını tartışarak çözüm önerilerini sundu. Açılışta konuşan Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneği (TOGEMDER) İcra Kurulu Başkanı Av. M. Belma Satır da gıdaya erişimin en temel insan hakkı olduğunu vurgulayarak, deprem bölgesinde yürütülen çalışmaların insana ve topluma karşı duyulan sorumluluğun en büyük örneği olduğunu vurguladı.

“YEREL YÖNETİMLERE GIDA BANKACILIĞINI ANLATIYORUZ”

Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Hande Tibuk, israfı önleyerek ihtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlayan gıda bankacılığının Türkiye’deki çatı örgütü TİDER’in aynı zamanda Afet Platformu’nun kurucu üyesi olduğunu hatırlatarak, “Afetlerden sonra çok hızlı organize oluyoruz. Yerel yönetimlere gıda bankacılığını anlatıyoruz. 2023’te 37 ilde 68 gıda bankasına ulaştık. 2023 yılında bağışçı kurum sayımız 143’ü buldu” bilgilerini paylaştı.

“DAHA FAZLA GÖNÜLLÜYE İHTİYAÇ VAR”

Şef Ebru Baybara Demir, deprem bölgesinde halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim ihtiyacının devam ettiğini söyledi ve yaklaşan ramazan ayını da vurgulayarak deprem bölgesinde devam eden çalışmalara katılmak üzere daha fazla gönüllüye ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Deprem bölgesinde gerçekleşen çalışmalara dair hazırladıkları filmin gördüğü ilgiye de dikkat çeken Baybara Demir, “Biz hikayeyi acıyla değil umutla anlattık. Umudumuz baki, çalışmalarımız Ramazan ayında da devam edecek. Kahvaltı paketi oluşturuyoruz. Bölgeye gitmek çok önemli. Gönüllüye ihtiyacımız var. Hepimizin bu ülkeye borcu var” dedi.

“KRİZLER, GIDA BANKALARININ TOPLULUKLARI DESTEKLEMEDE OYNADIĞI KRİTİK ROLÜ GÖSTERİYOR”

Küresel Gıda Bankacılığı Ağı’nın (The Global FoodBanking Network) deneyimlerini aktaran Gabriela A. Kafarhire da 6 Şubat depremlerinden bir yıl sonra düzenlenen zirvenin, Türk halkının gücünün kanıtı olduğuna dikkat çekti. Kafarhire, “Acil müdahale, genellikle bir gıda bankasının günlük operasyonlarının bir parçası olmasa da bir yıl önce Türkiye’yi vuran yıkıcı depremler gibi krizler, bize gıda bankalarının toplulukları desteklemede oynadığı kritik rolü gösteriyor. Afet Platformu kurucularından ve The Global FoodBanking Network’un (Global Gıda Bankacılığı Ağı) Türkiye’deki tek temsilcisi ve üyesi olan TİDER, diğer insani yardım kuruluşlarıyla derhal bir müdahale koordine ederek gıda ve kritik malzemeleri seferber etti ve o tarihten bu yana da bölgedeki çalışmalarını sürdürüyor” diye konuştu.

Zirveye Almanya, Güney Afrika ve Tayland’daki gıda bankaları adına katılan Ryan Harty, Andy Du Plessis ve James Leyson ise gıda kayıplarının ve israfın büyük oranda işleme ve tüketim aşamasında oluştuğuna ve israfın önlenmesi ile CO2 salınım miktarının azalarak iklim krizi etkilerini düşürmeye de katkı sağlandığına dikkat çekti.

Gıda bankalarının, gıdanın fazlası ile gıdaya erişim sorunu yaşayan insanlar arasındaki bağlantı olduğunu belirten konuşmacılar, geçen yıl Global FoodBanking Network ağındaki 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren gıda bankalarının 32 milyon kişiye ulaştığını, 651 milyon kilo gıda dağıtıldığını aktardı. Sunumlarında kendi ülkelerindeki örneklerden de söz eden konuşmacılar, küresel gıda sistemi işleyişinde yaşanan bozulmanın nasıl düzeltileceği veya halihazırda açlıkla karşı karşıya olan milyonlara ulaştırılması gereken gıda yardımlarının, dünyanın en acil gündemleri olarak önemini koruduğuna dikkat çekti.

“GIDA BANKACILIĞI KANUNU GEREKİYOR”

Gıda israfının önlenmesi konusunda kurumsal olarak yapılması gerekenler olduğunu belirten Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Başkanı Aziz Akgül ise bu konuda öncelikle kanuna ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Akgül, “Perakendecilerin, toptancıların ve üreticilerin sorumlu olacağı bu kanun sayesinde, gıda bankalarına sağlıklı gıdalar ulaştırılması sağlanabilir. Böylece gıda bankaları sağlıklı ve güvenli gıdaya kavuşurken, gıdanın israfı konusunda da önemli bir adım atılmış olur” ifadelerini kullandı.

“5 ÜRÜNDE STRATEJİ KURULMALI”

Zirvenin konuşmacılarından yazar Dr. Rüştü Bozkurt, gıda değer zincirleri konusunda altyapı eksikliklerine dikkat çektiği konuşmasında, toplum olarak toprağa bakış açımızın değişmesi gerektiğini vurguladı. Bozkurt, “Toprağın mülkiyetine bakışımızı değiştirmediğimizde değişen bir şey olmayacak. Tarıma varlıklı olmak için değil ama var olmak için bakmak lazım” diyen Bozkurt, ülke olarak öncelikle hububat (buğday ve türevi), bakliyat, soğan, patates, yağlı tohumlar ve şeker olmak üzere 5 üründe strateji kurmak gerektiği önerisini paylaştı.

“SİSTEM YOKSA SONUÇ DA YOK”

TÜBİTAK-MAM Gıda Grubu temsilcisi Dr. İbrahim Sani Özdemir, gıda kayıplarının önlenmesinde sistemsel yaklaşımın çok önemli olduğunu söyledi. Sistem dahilinde geliştirilmeyen çözümlerin okyanusta bir damla olduğunu ve çabalarının karşılıksız kaldığını ifade eden Özdemir, “Sistem bütününe bakılmadığında bir etki, sonuç oluşmuyor. Sistemsel yaklaşımda aktörlerin birbirilerine sorumluluğu olması gerekiyor. Her aşamada yapılacak çok şey var” dedi.

Sürdürülebilirlik Akademisi Türkiye Direktörü Semra Sevinç, moderatörlüğünü yürüttüğü ‘Tarımda İsrafı Nasıl Önleriz?’ konulu oturumda, dünyada her yıl 1 trilyon dolarlık atık ortaya çıktığını, Türkiye’de ise her yıl 14 milyar dolar değerinde 20 milyon ton gıda atığı oluştuğu bilgisini paylaştı.

Zirve, Temel İhtiyaç Derneği’ne geçtiğimiz yıl içinde en fazla maddi (nakdi) destekte bulunan Cargill Türkiye ve en yüksek tonajda bağışı ile (ayni) destekte bulunan Danone Türkiye’ye teşekkür plaketlerinin takdimi ile sona erdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/4-gida-bankaciligi-zirvesinde-gida-guvenligi-ve-gidaya-adil-erisim-tartisildi/feed/ 0
Bakan Uraloğlu: “19,5 milyonu sabit, 74,8 milyonu mobil olmak üzere 94,3 milyon geniş bant internet abone sayısına ulaştık” https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-uraloglu-195-milyonu-sabit-748-milyonu-mobil-olmak-uzere-943-milyon-genis-bant-internet-abone-sayisina-ulastik/ https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-uraloglu-195-milyonu-sabit-748-milyonu-mobil-olmak-uzere-943-milyon-genis-bant-internet-abone-sayisina-ulastik/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:09:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3538 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, ülkeler ve kıtalar arası internet otobanlarına olan ihtiyacın öngörülenin de ötesinde arttığını kaydederek, “Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık. Şu anda toplam fiber uzunluğumuz yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye, 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, Antalya’nın Serik ilçesi Kadriye Turizm Merkezi’ndeki bir otelde, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ile şirket yöneticilerinin yer aldığı 2024 İş Hedefleri Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.

Burada katılımcılara hitap eden Bakan Uraloğlu, bir yıl önce ülkenin yaşadığı en büyük felaket olan 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara bir kez daha Allah’tan rahmet diledi ve devlet millet el ele büyük bir badireyi atlattıklarını kaydetti.

Bakanlık olarak, birçok stratejik alanda millete hizmet etmenin onurunu gururunu yaşadıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, “Yol Medeniyettir” anlayışıyla aziz vatanımızın dört bir yanında, Mavi Vatan’da, İstikbalimiz olan göklerde çalışma arkadaşlarımızın imzası vardır. Elbette bu hizmetleri yürütürken hızla gelişen teknolojiyle yarıştığımızın farkındayız. Özellikle ulaşım, bilişim, teknoloji ve telekomünikasyondaki projelerimizi, çağın ihtiyaçlarının önünden gitmenin bir zaruret olduğu bilinciyle planlıyoruz” diye konuştu.

Bakan Uraloğlu, yük, insan ve data ulaşımındaki yatırımları Cumhurbaşkanımızın vizyonu, hükümetlerimizin kararlılığı ve Türk Telekom gibi alanında uzman kurum ve kuruluşlarımızın inançlı çalışmalarıyla hayata geçirdiklerini bildirdi.

Geçmişi iki asır evvele dayanan Türk Telekom’un yıllar içerisinde sürekli kendini yenileyerek; mobil, internet, telefon ve TV gibi geniş hizmet ağı ve zengin ürün çeşitliliğiyle hem bireysel hem de kurumsal hizmetler alanında çok güçlü bir markaya dönüştüğüne değinen Bakan Uraloğlu, Türkiye’yi yeni teknolojilerle buluşturma ve bilgi toplumuna dönüşüm sürecini hızlandırma vizyonuyla da 81 ilin tamamında faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü kaydetti.

“İnternet yaşam tarzı haline geldi”

Türk Telekom’un, afet halleri de dahil olmak üzere her zaman ülkesinin ve milletinin yanında olduğunu gösterdiğini işaret eden Bakan Uraloğlu, “Asrın felaketi 6 Şubat depremleri çerçevesinde, mobil baz istasyonlarını bölgeye sevk ederken, bölgedeki vatandaşlarımızı acil ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ücretsiz konuşma ve internet yükleyerek büyük faydalar sağlamıştır. Bölge halkı için WiFi internet noktalarını ücretsiz kullanıma sunmuş ve iletişime kapalı olan müşterilerinin mobil, internet ve sabit hatlarını görüşmeye açarak ülkemiz için ne kadar kıymetli bir kurum olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır” ifadelerine yer verdi.

İnternetin özellikle son 25 yıl içerisinde alışkanlıkları, zorunlulukları değiştiren ve dönüştüren yeni bir yaşam tarzı haline geldiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, bugün içinde bulunulan dördüncü sanayi devrimini; nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojilerinin oluşturduğunu belirtti.

“Küresel mobil veri trafiğindeki yükseliş”

Sosyal medya ağları ve dijital platformların önemini ve faaliyet sahasını sürekli arttırdığını ve genişlettiğini işaret eden Bakan Uraloğlu, ” Artık dijital teknolojiler, yeni ürün ve piyasaların gelişmesine yol açarken ekonomik büyümenin en önemli itici gücü haline gelmiştir. Günümüzde yaklaşık 5,5 milyar insan cep telefonu kullanmaktadır. Bu rakam toplam dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasının cep telefonu kullandığını gösterirken, dünya genelinde kullanılan cep telefonlarının yaklaşık yüzde 80’ini ise akıllı telefonlar oluşturmaktadır. 2027 yılı itibarıyla akıllı telefon kullanıcı sayısının 7,7 milyara ulaşması beklenmektedir. Teknoloji dünyasında çığır açan 5G ağlarının, ekonomik değerde trilyonlarca dolar ve milyonlarca iş fırsatı oluşturacağı öngörülmektedir. 2028 yılında ise dünya çapında 5G aboneliklerinin tüm mobil aboneliklerin yüzde 55’ini oluşturarak 5 milyar insana ulaşacağı tahmin edilmektedir. Küresel mobil veri trafiğinin ise 2030 yılına kadar 80 kattan fazla bir artışla aylık 5 bin Exabyte’ı aşacağı düşünülmektedir. Kısaca, her geçen gün veri trafiğinin katlanarak arttığı bir dönemdeyiz. Dünyada üretilen, kopyalanan ve tüketilen veri büyük bir hızla artıyor. Sosyal ağlar ve sosyal medyanın milyarları bulan kullanıcı sayısına ulaşması, uluslararası ilişkiler ve ticaretin yoğun olarak internet üzerinden yürütülmesi bunun en önemli etkenleri arasında yer alıyor” dedi.

Veri hacminin 2010 yılında 2 zetabyte seviyesinde iken 2020’de 64 zetabyte, 2025’te ise 181 zetabyte’a ulaşacağının tahmin edildiğini aktaran Bakan Uraloğlu, sadece 15 yılda verinin neredeyse 90 kat artacağını kaydetti.

“İnternet otobanı”

“Bu nedenle ülkeler ve kıtalar arası internet otobanlarına olan ihtiyaç, öngörülenin de ötesinde artmaktadır” diyen Bakan Uraloğlu, ” Bu çerçevede de hem ihtiyacı karşılama hem de Türkiye’yi bölgenin veri üssü yapma hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hem devlet hem de özel sektör olarak yeni yatırımlarımız ve iş birliklerimizle Türkiye’yi bir telekomünikasyon merkezi haline getiriyoruz. Yeni nesil teknolojilere ve özellikle fiber yatırımlara büyük önem veriyoruz. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve fiber optik altyapının güçlendirilmesi gibi stratejik adımlarla, ülke genelinde sunulan hizmetlerin daha hızlı, güvenilir ve erişilebilir olması adına çalışmalar sürdürüyoruz. Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık. Şu anda toplam fiber uzunluğumuz yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye, 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Fiberin toplam sabit genişbanttaki payını ise 2024’te yüzde 35’e ulaştırmayı, mobil genişbant penetrasyon oranını ise yüzde 90’a çıkarmayı planlıyoruz. Ayrıca bugün ülkemiz, OECD ülkeleri içinde 2021-2022 yılları arasındaki bir yıllık süreçte sabit internet yaygınlığı en çok artan ülkeler arasında yer almaktadır” ifadelerine yer verdi.

Bakan Uraloğlu, haberleşme, ulaşım, savunma sanayi, otomotiv, denizcilik, hangi alanda olursa olsun yerli, milli ve özgün üretime büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getireceğiz”

Bir yandan 5G çalışmalarında yerli ve milli çerçevede ilerlerken bir yandan da 6G teknolojisinin hazırlıklarına başladıklarını vurgulayan Bakan Uraloğlu, “5G altyapıları için kritik öneme sahip 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştiriyoruz. Bu noktada Türk Telekom’da, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etme sorumluluğu ile 5G konusundaki çalışmalarını 2013 yılından bu yana sürdürüyor. 5G hız rekorlarının yanı sıra ülkemizin ilk akıllı fabrika uygulaması, ilk özel endüstriyel mobil şebeke, ilk canlı 5G maç yayını, 5G destekli ilk çevrim içi uzaktan ameliyat ve tarımda ilk akıllı traktör kullanımı gibi çok sayıda yenilikçi projeye imza atıyoruz. Bu yenilikçi çalışmaları ve başarıları için teşekkür ediyor, yenilerinin devamını bekliyoruz. Biliyoruz ki 5G’nin yaygınlaştırılması için gerekli olan planlama, strateji, kadro, kaynak, koordinasyon ve eylem entegrasyonu, kabiliyet ve imkanına sahip bir Türkiye var. Yerli üretim ile yüksek teknolojili küresel markalar çıkaracağız. Ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getireceğiz. Ayrıca telekomünikasyon merkezi olma yolunda hızla ilerlerken, artık uydu ve uzay çalışmaları alanında da uluslararası bir oyuncu olma yolunda önemli adımlar atıyoruz. Yayıncılık ve internet erişimi hizmetleri noktasında, stratejik haberleşme sistemlerini sürekli güncelleyerek zamanın gereği olan yenilikleri vatandaşlarımıza dünya ile eş zamanlı olarak sunuyoruz” diye konuştu.

“Türksat 6A’yı haziran ayında yörüngesine göndereceğiz”

Uydu ve uzay teknolojileri alanlarında önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Uraloğlu, “İlk defa ülkemizin insanlı uzay misyonu bir Türk astronotumuzu uzaya göndererek hem havacılık hem de uzay çalışmalarımız bakımından çok önemli bir dönem yaşıyoruz. Astronotumuz Alper Gezeravcı 13 farklı alanda uzayda bilimsel çalışmamıza öncülük etti ve yepyeni gelişmelerin kapılarını araladı. Şu anda da dünyaya dönüş yolculuğunda. İnşallah bugün saat 16.30 gibi sağ salim dünyaya inmesini bekliyoruz. Ayrıca, ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz. Bu sayede Türkiye haberleşme uydusu üretebilen 10 ülke arasına girecek. İnşallah Türksat 6A’yı, önümüzdeki haziran ayında yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, Türk Telekom’un yönetici kadrolarının görevinin kurumsal bir yönetim anlayışıyla hizmet kalitesini arttırmak ve Türk Telekom’u faaliyette bulunduğu alanlardaki en değerli marka haline getirmek olduğunu vurguladı. – ANTALYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bakan-uraloglu-195-milyonu-sabit-748-milyonu-mobil-olmak-uzere-943-milyon-genis-bant-internet-abone-sayisina-ulastik/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Katar’da temaslarını sürdürdü https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/ https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:51:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3529

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.

Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.

Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.

“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.

Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.

Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.

AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.

Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”

Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.

“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”

Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;

“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”

RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;

“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Katar’da temaslarına devam etti https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:48:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3526

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.

Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.

Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.

“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.

Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.

Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.

AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.

Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”

Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.

“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”

Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;

“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”

RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;

“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/feed/ 0
İran’ın Ankara Büyükelçiliğinde İslam Devrimi zaferi resepsiyonu düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:36:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3487 İran’ın Ankara Büyükelçiliğince “İran İslam Devrimi zaferinin 45. yıl dönümü” resepsiyonu düzenlendi.

Resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Türk yetkililer, yabancı misyonlardan temsilciler ve birçok davetli katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılışında konuşan Yumaklı, İran’ın ulusal günü vesilesiyle İran halkı ve hükümetiyle Türkiye’de yaşayan İran vatandaşlarının milli gününü kutladı.

Yumaklı, Türkiye’nin İran’ın batıya açılan ve İran’ın da Türkiye’nin doğuya açılan kapısı olduğuna dikkati çekerek, İran’ın geniş kaynakları ve stratejik konumuyla bölge siyasetinde önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi.

Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini belirten Yumaklı, iki ülke arasındaki karşılıklı üst düzey ziyaretlerin ve ikili işbirliği mekanizmaların ilişkilerin güçlendirilmesinin bariz yansıması olduğunu dile getirdi.

Yumaklı, Türkiye ile İran arasında sağlıklı ve güçlü bir diyaloğun bölge barışı, güvenliği, istikrarı ve refahının sürdürülmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki güçlü kültürel ve insani bağlara işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik samimi diyaloğun sürdüğüne işaret eden Yumaklı, birkaç hafta önce Reisi’nin Ankara’ya yaptığı ziyareti hatırlattı.

Yumaklı, ikili ilişkilere dair “Türkiye ve İran, bazı konularda fikir ayrılıkları olsa da ortak çıkarları doğrultusunda birbiriyle yakın temas halindedir. Astana süreci kapsamında Suriye’de kalıcı bir siyasi çözümün sağlanmasına yönelik olarak birlikte çalışmaktayız.” dedi.

Gazze’deki duruma ilişkin Yumaklı, “Türk ve İranlı liderler arasındaki yakın koordinasyon ve yoğun temaslar, Filistinli kardeşlerimize karşı devam eden mezalimin önlenmesi ve bölgemizdeki istikrarın sağlanması çabaları bakımından önemlidir.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, Türkiye ve İran’ın önemli ekonomik ortaklar olduğunu vurgulayarak, tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarının altını çizdi.

30 milyar dolarlık ikili ticaret hedefiyle ticari ve ekonomik ilişkileri genişletmekte kararlı olduklarını vurgulayan Yumaklı, turizm alanında da ikili ilişkilerin insani boyutunun güçlenmeye devam ettiğini dile getirdi.

“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısı”

Büyükelçi Habibullahzade de İran İslam Devrimi’nin her yıl görkemli etkinliklerle kutlandığını belirterek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremin yıl dönümü dolayısıyla hayatını kaybedenleri andı.

İran’ın komşularla ilişkileri ve işbirliğini her boyutta geliştirmenin dış politikanın önemli önceliklerden olduğuna dikkati çeken Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önemli olduğuna değindi.

Habibullahzade, iki ülkenin bölgede refah, kalkınma ve barışa katkı sağlayabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısıdır. Ticari ilişkiler, enerji, ulaştırma, transit, tarım, bilim ve teknoloji, çevre, serbest ticaret bölgeleri, iller arası işbirlikleri ve sınır ticareti, turizm, terörle mücadele ve ortak çıkarlar dolayısıyla bölgesel krizler konusunda işbirliği gibi alanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde eşsiz fırsatlar sunmaktadır.”

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin 24 Ocak’ta yaptığı Ankara ziyaretini anımsatan Habibullahzade, yapıcı görüşmelerde bulunulduğunu, önemli anlaşmalara ve mutabakat metinlerine imza atıldığını anlattı.

Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 12 milyar dolar düzeyinde olduğunu aktararak, 2025’in “İran-Türkiye kültürel işbirliği yılı” olarak ilan edilmesi konusunda mutabakata varıldığını ve bu kapsamda kültürel programlar yürütüleceğini söyledi.

Filistin meselesi ve Gazze’de yaşananların büyük endişe yaratan önemli konulardan olduğunu belirten Habibullahzade, şunları kaydetti:

“Her iki ülke, bu konuda ortak görüşe sahiptir. Gazze’deki Filistin halkı, hala İsrail rejiminin barbarca saldırıları ve bombalar altında can veriyor. Bilinen bazı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların, bu cinayetlerin durdurulması için eylemde bulunmaması ve yetersiz kalması oldukça üzücü ve rahatsız edicidir.”

Habibullahzade, İran-Türkiye ilişkilerinin umut bahşeden aydınlık bir geleceğe sahip olduğunu söyleyerek, komşuluk politikası çerçevesinde potansiyel işbirliği kapasitelerini etkinleştirmede kararlı olduklarını belirtti.

İran-Türkiye ilişkilerini güçlendirme sürecinin sürdürülmesinin ikili ve bölgesel işbirliklerinin artırılması ile mümkün olacağını dile getiren Habibullahzade, sözlerini “Yaşasın İran, Yaşasın Türkiye” diyerek tamamladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/iranin-ankara-buyukelciliginde-islam-devrimi-zaferi-resepsiyonu-duzenlendi/feed/ 0
MSB: Son bir haftada 44 terörist etkisiz hale getirildi https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-44-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-44-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:06:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3463 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), icra edilen operasyonlarda Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada 44 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıktaki basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı icra edilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada 44 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 144’ü Irak’ın kuzeyi, 215’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 359’a ulaştığını söyledi.

Gereken yer ve zamanda terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığının, artan bir etki ve yoğun bir baskıyla süreceğini belirten Aktürk, “Eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar amasız ve amansız bir şekilde devam edecektir.” ifadesini kullandı.

21 bin 89 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan biri PKK/KCK terör örgütü mensubu 207 kişinin yakalandığını, 2 bin 495 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini bildirdi.

Tuğamiral Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 893’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 21 bin 89 olmuştur.” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta KKTC olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yaptığına dikkati çeken Aktürk, kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına desteğin sürdürüldüğünü aktardı.

Aktürk, İsrail-Filistin meselesiyle ilgili olarak krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi ve yayılmasının önlenmesi gerektiğini savunduklarını kaydetti.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ile Irak’a resmi ziyarette bulunduğunu hatırlatan Tuğamiral Aktürk, bu kapsamda terörle mücadele ve hudut güvenliği başta olmak üzere ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüşmeler yapıldığını söyledi.

Savunma sanayisi

Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanlığına bağlı ASFAT’ın koordinesinde yapılan çalışmalar ile OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir ve Miilux OY şirketlerinin milli olarak ortaklaşa ürettiği denizaltı çeliklerinin Gölcük Tersanesi Komutanlığı’na teslim edildiğini aktardı.

Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğine dikkati çeken Aktürk,15 Ocak’ta başlayan Kara Kuvvetleri Komutanlığına sözleşmeli er temini başvurularının 11 Şubat’a kadar devam edeceğini bildirdi.

Sorular

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Kaynaklar, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturmayla ilgili son duruma ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Türk Silahlı Kuvvetleri bütün faaliyetlerini Anayasa, kanunlar ve hukuk çerçevesinde, şeffaf şekilde sürdürüyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu çalışmasını yapmış ve kararını bakanlığımıza göndermiştir. Hukukçularımız bu kararı detaylı şekilde inceleyecek ve Sayın Bakanımızın onayına sunulacaktır. Sayın Bakanımızın onayını müteakip karar resmileşecek daha sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.”

Bakanlık kaynakları, ABD Kongresi’ne sunulan ve Türkiye’ye F-16 satışını engellemeyi amaçladığı iddia edilen öneriyle ilgili, “Kongre’deki sessizlik süreci devam etmektedir. Bu süreçte herhangi bir olumsuzluk beklenmemektedir.” dedi.

Bakan Güler’in Irak ziyareti

Bakanlık kaynakları, “Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Ülkemiz tarafından bölgemizde barış ve istikrarın sağlanması için yoğun bir diplomatik çaba sarf edilmektedir. Bu çalışmanın bir kanadı olan askeri diplomasi faaliyetleri de Sayın Bakanımız ve bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Söz konusu ziyarette son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak ve menfaatleri konuları görüşülmüştür. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”

ASFAT ve OYAK tarafından zırh çeliği üretilmesi

MSB kaynakları, ASFAT ve OYAK tarafından yerli ve milli olarak üretilen zırh çeliği hakkında, “İki yıl gibi bir süre içerisinde denizaltılar için önceki senelerde ithal edilen çelikler artık millileştirilmiş oldu. Dünyada bu çeliği üretebilen sayılı ülke var. Tedarik edilen denizaltı çeliklerinin ASFAT tarafından Türk Loydu’na sertifikalandırılarak test blokları inşasında kullanılması planlanmaktadır.” bilgisini verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/msb-son-bir-haftada-44-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
SPOR Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar! https://www.kanal7haber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/ https://www.kanal7haber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/#respond Tue, 06 Feb 2024 09:06:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3274 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar!

Özbek’ten Ali Koç’a yanıt Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum

Derhal Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etmeli

10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor

Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz

Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak

Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz

Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz

Bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır

İnşallah Okan hoca ile beraber 5’inci yıldızı takarız

Türk futbolu bu tip transferlere hasret

Felsefemiz Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil

Muslera bizim kıymetlimiz

Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir

Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa istifa çağrısında bulunulabilir, bunu yadırgamıyorum

Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik

SERHAN TÜRK – ALİ DANAŞ İSTANBUL,(DHA)- Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, gündemde yer alan konularla ilgili Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu.

Camiayı mutlu etmek adına hem amatör branşlarda hem de futbolda çalışmaların devam ettiğini belirten Dursun Özbek, Aşağı yukarı 18, 19 aydır görevdeyiz. 2022 Haziran ayından beri Galatasaray Kulübü’ne hizmet etmek için genel kurul bize görev verdi. Şurası çok net. 2022 Haziran ayında, seçim döneminde biz genel kurula ne söz verdiysek hepsini realize ettik. Az bir şey kaldı. Bunlar nelerdir. Özellikle Kemerburgaz’ın bitmesi. Florya’nın Kemerburgaz’a taşınması. İkincisi Mecidiyeköy’deki rezidansların bitirilip, hak sahiplerine teslim edilmesi kaldı. Bunları da Mayıs’a kadar yani önümüzdeki seçim dönemine kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu konuda çok yoğun çalışmamız var. Başarılı mıyız, evet. Söylediğimiz her şeyi yaptık. Özellikle futbolda Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki şampiyonluk da vaatlerimiz arasında vardı. Şampiyon olduk, onu çok değerli buluyorum. Amatör branşlarda kulübümüzün mali yapısı el verdiği sürece en iyi, en başarılı şekilde kulübümüzü temsil ettik. Bu sene de şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray. Bu manada camiamızı mutlu etmek hiç hem amatör branşlarda hem futbolda çalışmalarımız sürüyor. Taraftarımıza teşekkür etmek istiyorum. Her yerde bizim arkamızda durdular. Sahadaki performansı yukarı çekmek için en yüksek seviyede desteklerini gösterdiler. Camiama teşekkür ederim. Geldiğimiz günden beri huzur içinde, sevgiyle çalışmalar yapmak için onlara çağrı yapmıştım. Camiamız bize bu güzel günleri, sevgi dolu iklimi sundu. Biz de gereğini yapmaya çalıştık. Bir teşekkür de yönetim kurulu arkadaşlarıma gönderiyorum. Onlar da aldığımız bu emaneti en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla 2024’te emaneti teslim edeceğimiz bir seçim dönemine geliyoruz. Galatasaray’a önümüzdeki dönemin hayırlı olması ve bu dönemde yapılan işlerin bir tık daha üste taşınması için yeni gelecek arkadaşlara başarılar diliyorum. Seçim vaatlerimizin hepsini gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 aylık bir süremiz daha var. Bu 4 ayda da gerçekleştiremediğimiz ya da eksik kalan kısımları tamamlayacağız ifadelerini kullandı.

BANKALAR BİRLİĞİ ANLAŞMASINDAN ÇIKMAK İÇİN UZUN ZAMANDAN BERİ ÇALIŞIYORUZ

Sürdürülebilir başarı için finansal bağımsızlığın şart olduğu, bunun için de Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için çalışmalara devam ettiğini söyleyen Özbek, Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz. Seçim vaatlerimizin içinde o da vardı. Çünkü Galatasaray’ın finansal bağımsızlığını almasını çok önemsiyoruz. Sürdürülebilir başarı için bu finansal bağımsızlık şart. Bankalar Birliği Konsorsiyumu tarafından devamlı kontrol edilen, kontrol derken şu; daha başarılı olmak, finansal yapıyı daha çabuk düzeltmek için yapacağınız hareketlerde kısıtlama var. Borçlanamazsınız, şunu, bunu yapamazsınız gibi kısıtlamalar var. Geldiğimiz günden beri bu bağımsızlığı kaybetmenin Galatasaray’a yakışmadığını hep ifade ettik. Onun için arkadaşlarımla beraber bu konuyu önceledik, bu konuyu ele aldık. Şu anda A ve B planları olmak üzere iki çerçevede bunu sonuçlandırmak için hareket halindeyiz. Bunu geçen divan konuşmamda da söyledim. Kısa sürede camiaya müjde vermek için şu anda çalışıyoruz. Bu hareketlerimiz sadece camiamız tarafından değil, aynı zamanda Bankalar Birliği tarafından da takdir görüyor. Biz bunları yaparken sadece laf olarak değil, konsorsiyumun önüne projeler koyarak onlara anlattık. Biz şunları yaparak yapılandırmadan çıkacağız diye söyledik. Projeleri önlerine koyduk. Onlar da bu projeleri takip ediyorlar. Kademe kademe sona doğru yaklaşıyor. Bizi takdir ettikleri husus şu. Bunun bir örnek olacağını, çünkü mali yapısı güzel olmayan kulüp sadece Galatasaray değil. Bütün kulüplerin bu manada sorunları var. Onun için Bankalar Birliği Konsorsiyumu çalışanları, genel müdürleri, genel müdür yardımcıları hep şunu söylüyorlar. Sizin bu çalışmalarınız, Türk spor kamuoyuna örnek teşkil edecek. Dolasıyla onlar da en süratli çıkış için bize destek veriyorlar. Kısa sürede bu projeyi tamamlamak suretiyle 2022 Haziran ayında ne söylediysek hepsini realize etmiş olarak 2024 Mayıs seçimlerine gideceğiz şeklinde konuştu.

FLORYA PROJESİ’NİN BAŞLAMASI, KEMERBURGAZ PROJESİ’NİN BİTMESİYLE OLACAK

Florya Projesi’nin başlaması için öncelikle Kemerburgaz Projesi’nin bitirmek gerektiğini ifade eden Dursun Özbek, Florya Projesi için görüşmelerimiz devam ediyor. Kısa sürede açıklayacağız. Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak. Kemerburgaz’da biz divan toplantısı yaptık. Orada da görüldü, kabası bitmişti. Şimdi duvarları örülüyor. Kısa süre içinde cephe kapamasına başlayacağız. Bu arada sahalarımızın imalatı da başladı. Burada Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’ne (GSYİAD) teşekkür borçluyum. Onlar sahaların yapılmasını üstlendi. Saha çalışmalarını, ihale süreçlerini tamamladılar diye biliyorum. Orada çalışma da başladı. Dolayısıyla Mayıs ayında seçimlere gitmeden oradaki yerleşkemizi Galatasaray camiasına bitirmiş olarak teslim etmek istiyoruz. Bu süreçle beraber Florya’daki projemiz de başlayacak dedi.

MAYIS AYINDAKİ SEÇİMDEN ZİYADE SÖZ VERDİĞİMİZ İŞLERİN BİTİRİLMESİNE KONSANTREYİZ

2022 yılının Haziran ayındaki seçimde söz verdikleri işlerin bitirilmesine konsantre olduklarını ve şu anda bir seçim çalışması içinde olmadıklarının altını çizen Özbek, şöyle konuştu

Galatasaray’da şöyle bir usul yok. Ben Galatasaray’a başkan olmak istiyorum gibi bir söylemle ortaya çıkılmaz. Bütün Galatasaray üyelerinin çıkmaması lazım. Camia zaten birbirini tanıyan bir camia. Camia üyelerinin kapasitesini, yapabilecekleri şeyleri çok iyi tahlil eden bir genel kurulumuz var. Dolayısıyla Galatasaray’a hizmete sıra geldiği zaman zaten camia size bu çağrıyı yapar. Hiçbir kulüp üyesi de camianın, genel kurulun yaptığı bu çağrıyı cevapsız bırakmaz. Galatasaray’da görev verilir. Elbette Galatasaray’ın ihtiyacı olunan her yerde ben ve arkadaşlarım varız. Biz şu anda Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz. Seçime daha aşağı yukarı 4 ay var. Bu süreyi, hizmet maksadıyla değerlendirmek istiyoruz. Şu anda bir seçim çalışması içinde değiliz. Onu vakti zamanı geldiği zaman oturur, düşünürüz. Camiamızın talepleri, görüşü doğrultusunda hareket ederiz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR FİNANSAL YAPIYI OLUŞTURMANIN PEŞİNDEYİZ

Yönetim olarak en büyük başarılarının camiayı tek yumruk haline getirmek olduğuna vurgu yapan Özbek şu ifadeleri kullandı

Benim ve arkadaşlarımın ortak bir hayali var. Sürdürülebilir bir başarı sistemini Galatasaray’a getirmek istiyoruz. Sürdürülebilir başarının tek ve en önemli şartı finansal yapının düzgün olması. Sürdürülebilir yapıya hizmet edebilecek şekle gelmesi. Benim ve arkadaşlarımızın bütün derdi bu. Biz özellikle Mayıs’a kadar olan dönemde bunun temellerini atmak istiyoruz. Bu bir anda bitecek, sihirli değnekle dokunup düzelecek bir şey değil. Ama bu projeyi biz zaten yaptık. Seçimlerden önce genel kurula ve bütün camiaya anlattık. Türkiye’de ilk ve tek enlerin takımı Galatasaray diyorsak bu manada da ilk kulüp olması yönünde hareket ediyoruz. Onu da başaracağımızı görüyoruz. Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz. Bu manada çok müspet çalışmalarımız var. Yeri ve sırası geldikçe de bunu camiaya anlatacağız. Burada her zaman vurguladığım ve tekrar vurgulamak istediğim bir şey var. Hangi projeyi yaparsanız yapın, hangi öneriyi getirirseniz getirin camianın içindeki barışıklık, birbirini sevmek çok önemli. Bu projelerin başarılı olması için camiada birlik, beraberlik ve tek yumruk olmayı izliyoruz şu anda. Ben diyebilirim ki bizim en büyük başarımız camiada bu havayı, iklimi yaratmak. Çünkü bunu yaratamazsan hangi projeyi yaparsan yap, bence hükümsüzdür. Sonuca ulaşamazsınız ya da istediğinizi başarıyı yakalamazsınız. Şu andaki iklim gayet güzel, müsait. Bundan sonra gelecek yönetimlere de aynı sevgi ikliminin devam ettirmesi için tavsiyede bulunuyorum. Galatasaray’ı başarıya götürmenin birinci önceliği bu.

BUNUN ORTAYA ÇIKMASINI, CAMİAYA HAKİM OLMASINI SAĞLAMAK BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ DEVEDE KULAK KALIR

Galatasaray’ın genlerinde birlik ve beraberlik olduğunu bunun sonucunda da kendilerinin camiayı bir araya getirmelerinin daha kolay olduğunu söyleyen Dursun Özbek, Şu kadarını söyleyeyim. Daha önce yöneticilik ya da başkanlık yapmış herkesle diyalog içindeyim. Yaptığımız her şeyi onlarla paylaşıyorum. Camiayla, divanla, genel kurulla paylaşıyorum. Onlardan aldığım tepki ve reaksiyonu da bu işi başardığımızın kanıtı olarak görüyorum. Aksi takdirde böyle bir şeyi sağlayamamış olsaydık ikazlar gelirdi. Böyle bir şey yok. Evet biz bu konuda çalıştık. Bu konuda mesai harcadık ama Galatasaray’ın hamuru burada çok önemliydi. Galatasaray bu birlik ve beraberlik ruhu zaten var. Bu varken, bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır. Bizim hamurumuzda birlikte ve beraberlik olduğu için işimiz de kolay oldu diyebilirim dedi.

İNŞALLAH OKAN HOCA İLE BERABER 5’İNCİ YILDIZI TAKARIZ

Teknik direktör Okan Buruk’u çok başarılı bulduğunu söyleyen Özbek, Okan hoca ile geldiğimiz günden itibaren temas halindeydik. Futbolculuk döneminden beri çok beğendiğim, çok iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray’dan yetişmiş bir hoca olması, bizim kendisiyle istişaremizi hedef birliğimizi kolaylaştıran bir husus. Dolayısıyla ben de kendisini çok başarılı buluyorum. Bu sene de özellikle verdiği hizmetin takdire şayan olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu sene sonunda şampiyonlukla beraber 5’inci yıldızı takarız. İnşallah orada da Okan hoca ile beraber gideriz, beşinci yıldızı da beraber takarız. Bunun için çalışıyoruz. Transfer dönemi henüz bitmedi. Bu hafta da var. Bu manada çalışmalarımız sürüyor. Transferle ilgili arkadaşlar yoğun çaba sarf ediyor. Bu haftayı da bekleyelim, göreceğiz şeklinde konuştu.

TÜRK FUTBOLU BU TİP TRANSFERLERE HASRET

Türkiye’de bir oyuncu için ödenen en yüksek bonservis bedeline ulaşarak Bayern Münih’e transfer olan Sacha Boey’un transfer sürecini de anlatan Özbek, şu ifadelerini kullandı

Boey’un satışı gerçek bir transfer başarısı olarak herkesin kabul ettiği bir şey. İlmek ilmek hazırlanmış bir şey. Sadece biz ve yönetimimiz tarafından olay bir şey değil. Burak Elmas başkanımız döneminde transferi yapılmış, demek ki o zaman performans gelişmesi ön görülmüş. Fatih hoca emek sarf etmiş. Ondan sonraki dönem Okan hoca emek sarf etmiş Boey’un gelişmesi için. Dolayısıyla bütün faktörler bir araya geldiği zaman Boey, Galatasaray’ın yıldız futbolcusu olarak bu sezonun bitimine kadar bize hizmet etti. Bundan sonra Boey’un transferiyle ilgili çalışmalar da ayrı bir önem arz ediyor. Ben geçmişte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Onların emekleri sayesinde Galatasaray başarılı bir transfer yaptı. Ondan sonraki dönemde yani taleplerin oluştuğu dönemde de benim ve arkadaşlarımın büyük emeği var. Özellikle Erden Bey’in futbol şubesini yöneten kişi olarak bu konuda da çalışmaları takdire şayandır. Transfer gecesi sabah 4’e kadar, Bayernliler de buradaydı. Çok yoğun bir çalışma, çok güzel bir strateji çerçevesinde bu transfer yapıldı. Erden kardeşimle beraber bir strateji kurduk. Bir telefon trafiği çerçevesinde kademe kademe istediğimiz rakamlara geldi. Başarılı bir transfer olarak bütün Türk halkını memnun ettiğini düşünüyorum. Çünkü; Türk futbolu bu tip transferlere hasret. Ülkeler arasında bunun fersah fersah üstünde transferler yapılırken Türkiye’de sanki bir kilit, limit varmış gibi Türkiye’den futbolcu şu fiyata çıkar, bu fiyata çıkar, bunun üstüne çıkmaz gibi bir görüş var. Dolayısıyla bu görüşü de yıktığımızı düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki dönemde de Türk futbolu, futbolcu ihraç etmeye yönelir. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Boey transferi de buna örnek teşkil eder. Ben hep şunu arzuluyorum. Bundan sonraki transferlerde bizi geçmeye çalışsınlar, geçsinler. Başka oyuncuyu 30, 40, 50 milyona satsınlar. Bu ülkemiz için gurur verici bir şey. Biz bu konuda bir kilometre taşı olduğumuz için de çok sevinçliyim.

FELSEFEMİZ BOEY’DAN 30 MİLYON GELDİ HADİ TRANSFER YAPALIM DEĞİL

Sacha Boey’un transferinden elde edilen 30 milyon Euro’luk bonservis bedelini hemen harcamak zorunda olmadıklarını dile getiren

Geçen sene Galatasaray’ın kasasına transferden giren bir şey var mıydı Yoktu. En azından böyle bir 30 milyon Euro yoktu. Yaptığımız transferlerin hacmine bakarsanız bu dediğiniz rakamın fersah fersah üstünde. Galatasaray’a hizmet edecek, Galatasaray’ı başarıya taşıyacak oyuncuların transferini yaptık. Bir yıldız yağmuru geçen sezon başında geldi. Demek ki felsefemiz şu değil. Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil. Biz transferi Galatasaray’ın ihtiyacına göre şekillendiren bir yönetimiz. Dediğim gibi geçen sene böyle bir transfer yoktu. Ama yapılan transferlerin altına çizgiyi çekin, bakın, nasıl yapılmış. Boey’dan para geldi, transfer yapacağız diye bir şey yok dedi.

MUSLERA BİZİM KIYMETLİMİZ

Takım kaptanı Muslera’nın sözleşmesiyle ilgili gelen bir soru üzerine Dursun Özbek, şöyle konuştu

Hem taraftar hem de başkan olarak aynı şekilde bakıyorum. Muslera bizim kıymetlimiz. Benim daha önceki başkanlı döneminde de Selçuk’un sonrasında takım kaptanımızdı. Çok değerli bir futbolcu. Galatasaray’a uzun yıllardır hizmet ediyor. Bu sorunun bir ayrılık rüzgarı gibi sorulmuş olması da beni rahatsız ediyor. Camialar ihtiyaçları çerçevesinde oyuncularını, bu kadar değerli oyuncusunu illa ki onun da arzusu çerçevesinde gerek sahada gerek yönetimde gerek idari kadroda değerlendirmek ister. Onun için böyle bir ayrılık rüzgarı gibi sorulması hoş değil. Bu benim tek başıma alabileceğim bir karar değil. Futbolu yöneten bir yönetim kurulu var. Muslera’nın isteği var. Şu anda bir tek şeye kitlenmiş vaziyetteyiz. O da bu sezon şampiyon olmak. Bu tartışmaların gündeme gelmesi, şampiyonluk yolundaki yürüyüşümüzü zayıflatır. Onun için biz ne seçim konuşuyoruz şu anda ne transfer. Transfer sezonunda yeni oyuncu almanın peşindeyiz. Ama takım içindeki yürüyüşü etkileyecek hiçbir konunun gündemimize girmesine izin vermiyoruz.

Dursun Özbek, transfer çalışmalarıyla ilgili, Az önce de ifade ettim. Arkadaşlarım çalışıyor. Önümüzde 5 günlük bir süre var. Bu sürenin sonunda kaç transfer yapmışız görürsünüz diye konuştu.

ARA TRANSFER DÖNEMİ ÇOK VERİMLİ GEÇEN BİR TRANSFER SEZONU DEĞİLDİR

Ara transfer döneminde transfer yapmanın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dursun Özbek, Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir. Galatasaray iyi, yıldız oyuncuları transfer etmek üzere hareket eden bir kulüp. İyi bir oyuncu varsa, iyi oynuyorsa kulüp neden satsın. Kulübün finansal problemi, zorluğu varsa bunu çözmek için oyuncu satıyorsa rakamların ne kadar yüksek olacağını düşünmeniz lazım. Benim söylemim şuydu. Biz ihtiyacımız olan, bize fayda sağlayacak oyuncuları alalım. Bu kiralık da olabilir, bonservis de olabilir. Şunu da ifade ettim açıkçası. Ara sezon olduğu için sezonun sonunda Galatasaray’a daha iyi hizmet edecek futbolcu portföyüne ulaşabiliriz. Şu anda eksiklerimizi tamamlayacak seviyede transfer yapalım, bunun özellikle kiralık olması tercih edilir. Daha geniş bir havuzdan oyuncu almayı planladığınız zaman, kiralık olmasında fayda var. Bu dönemde bonservis vererek alınan futbolcuyu önümüzdeki sezona da taşımak zorunda kalırız. Bir yerde yeni gelecek yönetimin de bu karardan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçeve de yapılacak transferlerde kiralamanın en planda olması, Galatasaray’a uzun süre hizmet vereceğini düşündüğümüz bir futbolcu varsa da onun bonservisini öderiz. Geçtiğimiz iki sene zarfında 26’ya yakın futbolcu almışız. Bunun büyük bir kısmına da bonservis ödüyoruz. Galatasaray başkanı olarak şöyle bir endişem yok. ‘Bonservisi ödeyeyim veya ödemeyeyim’ böyle bir şey yok. Gerektiğinde de bonservisini öderim ama kulübün menfaatlerine geldiği zaman da kulübe uzun süre hizmet edecek futbolcu varsa elbette bonservis ödeyeceğim. Ama ara dönemde Galatasaray’a özellikle de önümüzde seçim olduğunu düşünürsek kiralık futbolcunun, kiralık bulunan alternatiflerin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Yoksa arkadaşlarıma kesinlikle öyle bir talimat vermedim. Bonservisli bana oyuncu getirmeyin gibi bir talimatım yok şeklinde konuştu.

GALATASARAY KULÜBÜ BAŞKANI EĞER BAŞARISIZSA İSTİFA ÇAĞRISINDA BULUNULABİLİR, BUNU YADIRGAMIYORUM

Başarısız olmaları halinde taraftarın istifa çağrısında bulunabileceğini ve bunu yadırgamayacağını belirten Özbek, Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa bunu daha önce de yaşadım. İstifa çağrısında bulunulabilir. Bunu yadırgamıyorum. Neticede biz emanet bir görevdeyiz. Burası genel kurulun yönetmemiz için bize emanet ettiği bir yer. Elbette yanlış bir şey yaptığımızda da veya yönetemiyorsak bu çağrılar normaldir. Ama bunun yaptığınız işlerin memnuniyetsizliğinden daha ziyade bir anlık yanlış dezenformasyon sonucunda çıkmış bir şey olduğunu görüyorum. Onun için ifade ediyorum. ‘Bonservisli oyuncu getirmeyin’ böyle bir şey yok ama ara dönemde şu tercih edilir. Özellikle seçime giderken. Kiralık olması, kontratının da sezon sonu bitmesi tercih edilir. Bunu hiçbir zaman ‘Başkan bonservisle transfer yapmaktan kaçınıyor’ şeklinde yorumlamak mümkün değil ifadelerini kullandı.

GALATASARAYLI VEYA FENERBAHÇELİ DİYE BÖLÜNMEYİ VE BİRBİRİNE DÜŞMAN OLMAYI TEŞVİK EDİCİ SÖYLEMLER NİYE YAPILIR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu’nun Şubat Ayı Olağan Toplantısı’ndaki açıklamalarına da cevap veren Özbek, Son divanı izlemedim ben fakat Fenerbahçe Kulübü Başkanı olacak zatın söyledikleri basına da yansıdı. Dolayısıyla tarafıma da geldi. Tabii hoş bir ifade tarzı değil. Bunu şöyle yorumluyorum ben. Fenerbahçe başkanı olacak kişi Vehbi Koç’un torunu. Bu kişi aynı zamanda iyi bir eğitim almış, Koç ailesinin bir mensubu. Türkiye için Koç ailesi önemli bir aile. Yurt dışında ve yurt içinde iyi bir eğitim görmüş, çok önemli eğitim almış. İyi bir iş hayatı var. Çok zengin bir aileye mensup. Peki böyle bir kişi niye Türk Futboluna bölünmeyi, kutuplaşmayı ve birbirine düşman olmayı getirmeye çalışır Türkiye’nin yüzde 75’i Galatasaray ve Fenerbahçe’den oluşuyor. Futbolla ilgilensin, ilgilenmesin veya takip etsin, etmesin bu bir gerçek. Bizim ağzımızdan çıkan kelimeler bu insanlara ulaşıyor. Bu insanları etkiliyor. Bu insanların bizim ifadelerimizden beklentileri var. Peki niye böyle bir kutuplaşmayı, Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır Çok düşündüm. Bu manada daha önce de böyle düşünmüştüm. Bir ifadem de vardı ve onun çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Şimdi Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve demografik yapısı itibariyle düşmanları tarafından bölünmeye Türk, Kürt diye PKK vasıtasıyla ayrılıkçı kalkışma var. Alevi ve Sünni diye zaman zaman bunu kaşıyan düşmanlarımız var. FETÖ’cü olan veya olmayan diye 15 Temmuz’da kalkışma yaşadık. Türkiye’nin başında böyle belalar varken bir kişi Galatasaray’ı ve Fenerbahçe’yi birbirine düşman ederek hatta sokaklara çağırarak, hatta ‘bunları gördüğünüz yerde tokatlayın’ ifadeleri gibi ya da ‘gördüğünüz yerde fotoğrafını çekin’ gibi ifadeler kullanarak niye yapar O kişi aynı zamanda Türkiye’yi seven, Atatürkçü kimlikten ve etik değerleri yüksek olduğunu ifade ediyor. Peki kardeşim bu değerlere sahipsen niye böyle bir tavır içine giriyorsun. Başkanlığı kötüle, kulübü kötüle ve hiç ağza alınmayacak şekilde ifadeler kullan Galatasaray için. Benim aklıma iki şey geliyor. Birincisi Türkiye’yi çekemeyenlerin ve düşman olanların Türkiye’yi bölmek için çeşitli davranış biçimleri var. Acaba ben de diyorum böyle birisi bir proje mi Türkiye’yi ne PKK bölebilmiş ne FETÖ bölebilmiş. Yani kimse bölememiş. Türkiye’yi bölmek için yeni bir proje mi deniliyor yani. Galatasaraylı, Fenerli sokağa çıksın bu çağrılar var. Bunu çok sakıncalı buluyorum. Çok sakıncalı bir davranış biçimi. Dolayısıyla o kişiye (Ali Koç) şunu tavsiye ediyorum. Bundan vazgeç. Türkiye’nin huzura, birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Türkiye’nin bekasını tehlikeye atacak bu tartışmalar böyle başlar ve nerede duracağını bilemezsin. Onun için ben kendisine bu huzuru bozucu, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine kasteden davranış biçimi içerisinde olmamasını tavsiye ediyorum. Biz Galatasaray ve Fenerbahçe olarak mücadelemizi, bilek güreşimizi sahalarda yapalım. Bu kulüpler onun için kurulmuş. Bu kulüplerin birinci görevi sahada bu futbol aktivitesini sevdirebilmek, insanları hafta sonlarında hoş bir vakit geçirmelerini sağlamak ve takımlarıyla mutluluklar yaşamak için yapılan bir aktivite. Bu manada böyle düşünürsek olayların bu maksatla yapıldığını kabul edersek o kişi bir proje olarak kulübün başına geldiğini düşünüyorum. Peki diyelim ki öyle değil. Bu söylediklerim yanlış. Bu davranış biçimini değerlendirmek, bunların olmadığını ve daha önce söylediklerimin yok farz edildiği dönemde bu davranış biçimini nasıl değerlendiririz. O kişi iyi yetişmiş, zengin, iyi bir ailenin verdi, eğitimi çok üst düzeyde ve başarılı bir iş adamı. Bunların hepsini bir tarafa yazdığımız zaman bir tane eksik kalıyor. Çünkü bu patolojik bir olay haline geliyor. Demek ki bir parametre eksik. Burada sağlıklı olmayan bir durum hasıl oluyor. Onun için bu tavrın ve söylemlerin derinlemesine incelenmesi, bu manada o kişinin bazı desteklere ihtiyacı olabileceğini düşünüyorum. Bu tedavi edilmesi gereken bir husus. Dediğim bütün bu özellikleri bir araya getirdiğimiz zaman ülkenin birliği ve beraberliği için savaşmış, Atatürkçü, etik değerlere sahip Türkiye’yi düşünen bir kişinin bu manada Türkiye’yi bölmek için eğer bir proje değilsen o zaman kardeşim burada başka bir durum var. Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum dedi.

DERHAL KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN İSTİFA ETMELİ

Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezonun ilk toplantısında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un kulüp başkanlarına yaptığı bir konuşmaya değinen Dursun Özbek, Fenerbahçe başkanı olan kişinin ifadelerine dikkat ettiğinizde hep bir mağduriyet çıkarma, hep bir ağlama hali var. Ağzımızdan çıkan laflara dikkat etmemiz gerekiyor. Bir kulübün başkanı, federasyonla kavga ediyor, MHK ile kavgalı, Tahkim ile kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı cümlemi de şöyle ifade etmek istiyorum. Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezon açılışında o kişinin şöyle bir ifadesi oldu; Bu sene şampiyon olmak için, fıtratımda olan ve olmayan, elimden gelen ve gelmeyen her şeyi yapacağım dedi. Orada 20 tane ayrı takım vardı. Hepsi de Türk futbolu için önemli. 20 takımın da gönlünde şampiyonluk yatar. Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak bunları diğer 19 takıma söylüyorsun. Böyle bir laf edilir mi Sen eğer bu ifadenin arkasında duruyorsan, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı görevini bırak, diye çağrıda bulundum. Bugün de bunu tekrarlıyorum. Derhal istifa etmeli. Ondan sonra Fenerbahçe Kulübü başkanı olarak istediklerini söyleyebilirsin şeklinde konuştu.

10 YILA YAKIN SÜREDİR ŞAMPİYON OLAMAMALARI TRAVMATİK BİR DURUM YARATIYOR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda Haziran ayında yeni bir başkan ve yeni bir yönetim kurulu olacak açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Özbek, Kaç kişi inandı bilmiyorum. Geçtiğimiz dönemde divan kurulu başkanları kendi aralarında toplanıyor ve sohbet ediyorlar. Biz kendilerini davet ettik, diğer kulübün divan başkanları bir araya geldi. Ben de onlara ‘hoş geldiniz’ dedim ve oradan ayrıldım. Fenerbahçe’nin divan başkanı bir müddet sonra beni aradı. ‘Sayın başkan, siz Ali Koç’un başkan olarak kalması bizim için çok iyi demişsiniz’ dedi. Ben de ‘Sen de oradaydın, belli bir süre sizinle beraber oldum ve sonra oradan ayrıldım. Bulunduğum süre içerisinde siz böyle bir cümlemi duydunuz mu’ dedim. ‘Duymadım’ dedi. Kendisiyle böyle bir telefon konuşmamız oldu. Demek ki bu algının peşindeler. ‘Ben başkanlığı bırakacağım, kulüp zaten 10 yıla yakın senedir şampiyon olamıyor, bu normal mi diye’ herkese soruyor. Kendisi aslında ‘Bu sene başkanlığı bırakacağım, ben şampiyon olayım’ demek istiyor. Bu konuşmayı kime söylüyor, muhatabını bulmak da zor. Şampiyonluk bir emeklilik ikramiyesi değildir dedim. Sahada mücadeleni edersin, kazanırsan şampiyon olursun. Kazanamazsan bunu unut. Böyle bir endişeleri var. 10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor. Bunun çaresi kavga ederek değil, mücadele etme becerisini daha iyi yönetmekle alakalı. Benim onlara bir ağabey tavsiyem şu; Yeşil sahanın içinde kalın. Enerjinizi performansınızı daha üst seviyeye çekmek için harcayın diye konuştu.

STANDARTLARDA BİR SAPMA OLMASAYDI ŞU ANDA BİZ ONLARIN 10 PUAN ÖNÜNDEYDİK

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Galatasaray’ın algı yaptığı yönündeki açıklamaları üzerine ise Dursun Özbek şunları söyledi

Hakem hatalarıyla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Mukayeseye geldiği zaman Galatasaray’ın kayrıldığı ve Galatasaray’ın lehine yaklaşımlar olduğu ifade ediliyor. Hep bu yönde bir algı peşindeler. Başkanı, yardımcısı, çalışanı, hepsi bu bakış açısında. İncelediğinde şurası çok net, standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik. Verilen, verilmeyen penaltılar, gösterilen kartlar dikkate alındığında bu ortaya çıkıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında asıl mağdurun Galatasaray olduğunu herkesin kabul etmesi gerekiyor. Her konuşmasında bizim algı peşinde olduğumuzu ifade ediyor. Böyle bir şey olmaz. Algıyla ilgili çalışan tek kulüp Fenerbahçe. Göğsünü gere gere de bizim yaptığımızı söylüyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/feed/ 0
Moskova’da Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı anma etkinliği düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:06:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3208 Rusya’nın başkenti Moskova’da şair Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi.

Moskova Yunus Emre Enstitüsü, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Kültür Bakanlığı, Moskova Kuzey Bölgesi Kültür İdaresi ve Rusya Federasyonu Sinematograflar Birliği tarafından düzenlenen etkinlik, Moskova’daki Sinema Evi’nde (Dom Kino) yapıldı.

Etkinliğe, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ve eşi Betül Bilgiç’in yanı sıra YEE Denetim Kurulu Üyesi Ali Özgündüz, Moskova YEE Koordinatörü Mehmet Ülker, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Galip Savaşır ve Moskova Kuzey Bölgesi Kültür İdaresi Müdürü Aleksandra İlyina katıldı.

Sinema sanatçısı Türkan Şoray ile çok sayıda Türk ve Rus vatandaşının yer aldığı programda, Şoray’ın hayatını anlatan kısa bir film gösterimi yapıldı.

Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Bilgiç, burada yaptığı konuşmada, sanatın evrensel olduğunu belirterek “Nazım Hikmet, ölümünden yıllar sonra bile buradaki Türkleri ve Rus dostlarımızı aynı salonda buluşturabiliyor. Sanatın evrenselliğini bir kez daha bize kanıtlıyor.” dedi.

Bilgiç, etkinliğin organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür etti.

“Hikmet, Türkiye ile Rusya arasındaki etkileşime önemli katkılarda bulundu”

YEE Denetim Kurulu Üyesi Özgündüz de Nazım Hikmet’in “ciddi” eserler ortaya koyduğunu belirterek “Hikmet, 122. yılında halen de şiirleri ve eserleriyle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye ile Rusya arasındaki dostluk ve kültürel etkileşime önemli katkılarda bulunan Hikmet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nı en güzel anlatan şairlerin başında geliyor.” diye konuştu.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Savaşır da Nazım Hikmet’in Rusya ve Türkiye’nin ortak değeri olduğunu belirterek “Nazım, tıpkı bu salonda olduğu gibi dünya görüşleri, yaşam şekilleri, dilleri, düşünceleri farklı olan kişileri dostlukla, kardeşlikle bir araya getirmeye devam ediyor. Nazım’ın esirleri ve düşünceleri, yolumuzu aydınlatıp yeni nesillere ilham oluyor.” ifadelerini kullandı.

Savaşır, Hikmet’in mirasını vakfın çalışmalarıyla gelecek nesillere aktarmaya devam ettiklerini dile getirdi.

Sanatçı Türkan Şoray ise Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı dolayısıyla Moskova’da olmaktan mutluluk duyduğunu dile getirerek “Nazım Hikmet, kalbimden akan sözcüklerden oluşan benzersiz şiirleriyle bize de her zaman, en yoğun duyguları yaşattı.” dedi.

Etkinlik, başrollerini Türkan Şoray, Alla Sigalova ve Faruk Pekel’in paylaştığı 1978 yapımı “Bir Aşk Masalı-Ferhat ile Şirin” filminin gösterimiyle devam etti.

Türk-Rus ortak yapımı ve Nazım Hikmet’in 3 perdelik bir tiyatro oyunu halinde yazdığı Ferhad ile Şirin eserinden esinlenerek senaryolaştırılan film, Türkçe alt yazılı olarak Rusça yayınlandı.

“Sanat ülke tanımıyor”

Etkinlik öncesi AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türkan Şoray, başrolünü oynadığı “Bir Aşk Masalı-Ferhat ile Şirin” filminin Moskova’da gösterilmesinden mutluluk duyduğunu belirterek “Sanat ülke tanımıyor, dünyanın nerede olursa olsun insanları buluşturuyor. İnsanlar sanatla tek yürek oluyor. Sanatın değeri ve önemi budur.” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova’ya ziyaretinin Rus sanatçılarıyla irtibat kurma fırsatı da vereceğine inandığını dile getiren Şoray, buraya geldiğinde Kızıl Meydan’da dolaştığını anlattı. Şoray, “Yıllarca önce bu meydanda dolaşmış olmak, sonra tekrar buraya gelmek çok değişik bir duygu. Duygulandım.” diye konuştu.

Türkan Şoray, Nazım Hikmet’in eserlerine ilişkin de “Nazım dev bir şair, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde herkesi etkilemiş durumda. Onun şiirleri, insanın ruhuna dokunan şiirler.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala: ‘Türkiye bir facianın eşiğinden dönmüş’ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-turkiye-bir-facianin-esiginden-donmus/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-turkiye-bir-facianin-esiginden-donmus/#respond Sat, 03 Feb 2024 21:36:10 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3196 AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Erzurum’da düzenlenen belediye başkanları aday tanıtım töreninde yaptığı konuşmada, O 6’lı masanın etrafına oturmuş olanlardan, oy veren vatandaşlarımızdan bir kısmı şunu dedi; ‘Türkiye bir facianın eşiğinden dönmüş. Adamlar şunu dediler, 6’lı masayı kuranlar onların tabiri bu, ‘iyi ki biz kazanamamışız.’ Böyle bir uçurumun kenarından alındı Türkiye. Bunu siz başardınız dedi.

Cumhur İttifakı Erzurum’da 31 Mart 2024 yerel seçimleri için belirlenen Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımını gerçekleştirdi. Kazım Karabekir Spor Salonu’ndaki aday tanıtım törenine AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, milletvekilleri, belediye başkan adayları ve partililer katıldı.

AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Mehmet Sekmen, AK Parti Milletvekili Selami Altınok’un konuşmasından sonra kürsüye gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın, 14-28 Mayıs’ta birinci raundunu aldıkları seçimlerin 31 Mart’ta taçlandırılacağını söyledi. Konuşmasında muhalefeti eleştiren Aydın, Bu garip kardeşiniz sadece TBMM’de değil, burada arkadaşlarımız da var. Biz aynı TBMM gibi üç farklı uluslararası mecliste de Türkiye’yi temsil ediyoruz. Aynı meclis mantığıyla çalışıyoruz. Selami Altınok Bey bir tanesinin Türk delegasyon başkanı. Geçmişte gene kardeşlerimiz vardı. Böyle bir hizmet ağı içinde olduk. Dünyanın hangi meclisindeki hangi toplantıya katıldıysam gördüğümüz bir şey var. Söz konusu Türkiye’nin aleyhine bir karar olduğu zaman İngiliz, Fransız, Belçikalı, Yunan, Romanyalı bir araya geliyor, Türkiye’nin aleyhine parmak kaldırıyorlar. Türkiye’nin lehine bir şey söz konusu olduğunda hepsi ipe un seriyor. Kırk dereden su getiriyorlar. Çünkü biliyorlar ki tarih tekerrür edecek, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi Türkiye Yüzyılı kalktı yürüyor. 21’inci yüzyıl yeni bir sahibi ile vuslatına erecektir. Dönüyoruz kendi içimize. Kendi meclisimize bakıyoruz, inanın her kafadan bir ses geliyor söz konusu terörle mücadele, savunma sanayinde bağımsızlık, Amerika ile F-400, F-16 muhabbeti olunca, söz konusu İMF ve Dünya Bankası’na rest çekme olunca çıt yok. Sadece Cumhur İttifak tek başına el kaldırıyor diye konuştu.

‘SİZE ŞİKAYET EDİYORUM’

Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüldüğü toplantıda yaşananları hatırlatan Aydın, şunları söyledi

Size şikayet ediyorum. Yanınızda, yörenizdekilere anlatın. ‘Meclis’te terörist istemiyoruz’ diyorlar ama terör uzantılarına af isteyenlerle beraber yürüyorlar. Meclisi zabturabt altına alıyorlar. Bir milletvekilinin mahkeme kararını uygulamak için oylama yapıyoruz, sokakta demokrasi anlatıyorlar ama gittikleri yerde Türkiye’ye efendilerine şikayet ediyorlar. Bir teröristin milletvekili olamayacağını söyleyen mahkeme kararına oy vermeye geldiğinde elleri susuyor, ağızları konuşmaya başlıyor. Hatta öyle cüretkar davranıyorlar ki Meclis kürsüsünü istilaya kalkışıyorlar. Anayasa fırlatıyorlar. Peki kim için yapıyorlar Gezi olaylarıyla başlayan ve bugün hala bu provokasyonlar devam edecek. Genel başkanımız son konuşmasında uyardı. 31 Mart’a kadar şiddeti artırılmış sokak provokasyonları olacak. Sakın ha bunlara düşmeyeceğiz. Allah’ın izniyle Erzurum bir çimentodur. Erzurum’un bin yıllık harcını kimse bozamaz inşallah.

UÇURUMUN KENARINDAN ALINDI TÜRKİYE BUNU SİZ BAŞARDINIZ

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Şu anda ne altı kaldı ne üstü kaldı. 6’lı masa darmadağın. Siz dağıttınız. 6’lı masanın altından öyle bir protokoller çıktı ki sonra. O 6’lı masanın etrafına oturmuş olanlardan, oy veren vatandaşlarımızdan bir kısmı da şunu dedi ‘Türkiye bir facianın eşiğinden dönmüş.’ Adamlar şunu dediler, 6’lı masayı kuranlar onların tabiri bu, ‘iyi ki biz kazanamamışız’ Böyle bir uçurumun kenarından alındı Türkiye. Bunu siz başardınız. Onlar protokollerle uğraşırken, birbirlerini hançerlemekle suçlayarak suçlu ararken biz ne yaptık, siz ne yaptınız mayıs seçimleriyle gittiniz sandığa Cumhurbaşkanımızı, Cumhur İttifakı’nın adayı olarak seçtiniz yola devam dediniz. Ertesi gün kabineyi kurduk hizmete devam, yola devam dedik. Altındaki imza sizin. Kutluyorum sizleri dedi.

İSTER IRAK İSTER SURİYE OLSUN

Terörle mücadele için tezkerelere 6’lı masanın etrafındakilerin hayır dediğini ifade eden Ala, Tezkere geliyor. Eskiden Türkiye’nin sınırlarının içinde saldırıyordu teröristler. Biz bunu değiştirdik, dedik sınırların dışına gideceğiz. Elebaşları yönetim merkezleri neredeyse orada mücadele edeceğiz. İster Irak ister Suriye olsun. Bunun için Meclis’ten yetki istiyor Cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle. Buna o 6’lı masanın etrafındakiler hayır diyor ama Cumhur İttifakı evet diyor ve biz oradayız. Biz ülkenin dışında terörle mücadele ediyoruz. Daha önce Türkiye’nin içerisinde çekiç güç vardı. Başka ülkelerin askerleri Türkiye’nin içinde konuşlanmıştı. Şimdi ne yapıyoruz Bizim askerlerimiz 20’ye yakın ülkede barışa huzura hizmet ediyor diye konuştu.

Kazım Karabekir Spor Salonu’ndaki törende konuşmalardan sonra 20 ilçenin adayları tek tek kürsüye davet edilerek partililere tanıtıldı. (DHA)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-baskanvekili-efkan-ala-turkiye-bir-facianin-esiginden-donmus/feed/ 0
Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı: Atina Bildirgesi önemli bir gelişme https://www.kanal7haber.com.tr/yunanistan-disisleri-bakan-yardimcisi-atina-bildirgesi-onemli-bir-gelisme/ https://www.kanal7haber.com.tr/yunanistan-disisleri-bakan-yardimcisi-atina-bildirgesi-onemli-bir-gelisme/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:21:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3146 Yunanistan Ekonomi Diplomasisinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Frangoyannis, Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Atina Bildirgesi’nin “daha önce hayal bile edilemeyecek kadar önemli bir gelişme” olduğunu söyledi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Enterprise Greece işbirliğiyle düzenlenen İş Forumu kapsamında Türk iş insanları ve muhataplarıyla ikili temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Frangoyannis, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Frangoyannis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Yunanistan ile Türkiye arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin 5. toplantısı için 7 Aralık 2023’te Atina’ya gerçekleştirdiği son ziyarette, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Atina Bildirgesi’ni imzaladığını, bunun yanı sıra 15 önemli anlaşmaya imza atıldığını hatırlatarak, “Bu gerçekten de seneler önce hayal bile edilemeyecek kadar önemli bir gelişme ve aynı zamanda ikili ilişkilerimizde bir dönüm noktası olma potansiyelini taşıyor. Şu anda ikili ilişkilerimiz, siyasi diyalog, pozitif gündem ve güven artırıcı tedbirler olmak üzere 3 düzeyli bir yol haritası üzerinde yürüyor.” ifadelerini kullandı.

Kendisinin pozitif gündem konusunda aktif rol oynadığını aktaran Frangoyannis, pozitif gündemin, 2021’de başlatılan ve Yunanistan ile Türkiye arasındaki güçlendirilmiş işbirliğinin karşılıklı fayda sağlayabileceği ekonomik çıkar alanlarına ve konularına odaklanan bir girişim olduğunu kaydetti.

Aralık 2023’te imzalanan 15 anlaşma ve mutabakat zaptının, pozitif gündemdeki ilgili maddelere atıfta bulunduğunu belirten Frangoyannis, pozitif gündemin kabul edilmesinden bu yana geçen 3 yıl içinde bağlantı, ticari işlemlerin kolaylaştırılması, turist akışının artması, sivil koruma ve işbirliğinin geliştirilmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurguladı.

Bu çerçevede hem kısa hem de uzun vadeli sonuçlar beklediklerini dile getiren Frangoyannis, “Pozitif gündemin 29 maddesi üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Gündeme yapılan son eklemenin, iki ülke gençliğimiz arasında inovasyon ve teknoloji gibi önemli alanlarda iletişim ve işbirliğini artırmayı amaçladığını da belirteyim.” dedi.

Yunanistan’daki Türk yatırımları ve Türkiye’deki Yunan yatırımları

Frangoyannis, Yunanistan’daki Türk yatırımları ve Türkiye’deki Yunan yatırımlarına ilişkin, “Yunanistan’ın Türkiye’deki doğrudan yatırımları, Yunanistan’daki Türk yatırımlarını aşıyor. Yunanistan Merkez Bankasının verilerine göre, Türkiye’deki Yunan yatırım stoku, 2020’de 316 milyon avro iken, son dönemlerde 337 milyon avroya ulaşmıştır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de kurulan en önemli Yunan şirketlerinin inşaat ve gıda sektörlerinde, Yunanistan’daki önemli Türk yatırımlarının ise turizm altyapıları, paketleme ve kimyasallarla ilgili olduğunu bildiren Frangoyannis, iki ülke arasındaki ticaret hacminin son yıllarda istikrarlı artış eğilimi kaydederek 5 milyar avroyu aştığını ve 5 yıl içinde 10 milyar avroya ulaşma hedefini gerçekçi bulduğunu söyledi.

Frangoyannis, “Türkiye, özellikle inşaat projeleri, tıbbi ekipman ve farmasötik ürün tedariki, atık yönetimi, su arıtma, yenilenebilir enerji ve elbette yiyecek ve içecek sektörü olmak üzere geniş bir ticari faaliyet kapsamı sunan büyük ve ilginç bir pazardır, dolayısıyla işbirliği potansiyeli çok geniştir.” diye konuştu.

Kostas Frangoyannis, Atina’da imzalanan mutabakat zaptının yanı sıra Yunan iş heyetinin İstanbul’a gelmesi ve DEİK ile iş forumu düzenlenmesinin, iki ülke arasındaki işbirliğini artırma amacına hizmet ettiğine dikkati çekti.

Türk yatırımcıların Yunanistan’da karşılaştığı bürokratik zorluklar

Frangoyannis, Yunanistan’ın bürokrasiyi aşma konusunda önemli aşamalar kaydettiğini aktardı.

Yunan hükümetinin son 4-5 yılda gerçekleştirdiği reformların bir sonucu olarak ülkesinin artık “Enterprise Greece” adında yabancı yatırımları çekmeye adanmış bir organizasyona sahip olduğunu dile getiren Frangoyannis, “Enterprise Greece’in hedeflerinden biri, yatırımcılara tek noktadan ve hızlandırılmış hizmetler sunarak Yunan bürokrasisinin kanallarında gezinmelerini kolaylaştırmaktır.” dedi.

Frangoyannis, bürokratik sorunlara kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesi yoluyla daha etkili çözüm aradıklarını ve 2019’da 1,8 milyon olan dijital işlem sayısını 2023’te 1 milyara yükselttiklerini kaydetti.

“İkili işbirliğimizin daha da geliştirilmesi tüm bölgenin refahına katkı sağlamaktadır”

10 Yunan adasını ziyaret etmek isteyen Türk vatandaşlarına kapıda vize verilmesi konusuna da değinen Frangoyannis, “10 ada için Türk vatandaşlarına hızlı, ucuz, kolay alınabilen, 7 günlük bir vize sağlanacak. Bu uygulama yakında başlayacak. Sadece vize verilmesi değil, aynı zamanda Türk dostlarımızın bir adaya gidip pasaport kontrolünden geçmek için güneşin altında 3 saat beklememeleri için gerekli altyapıyı da içerecek tam uyumlu ve entegre bir paket üzerinde çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Frangoyannis, sözlerini şöyle tamamladı:

“Vurgulanması gereken önemli nokta, Yunanistan ve Türkiye’nin barış içinde yaşaması gereken iki komşu ülke olduğu. Bu nedenle dürüst diyalog yoluyla farklılıklar arasında köprü kurmaya çalışmaları gerekir. Bugün karşılaştığımız benzeri görülmemiş zorluklar sınır tanımıyor. Salgın hastalıklar, savaşlar, iklim değişikliğinin neden olduğu doğal afetler, sonuçları öngörülemeyen bölgesel çatışmalar, yüzleşme ve rekabete yer bırakmamakta, işbirliği ve yakınlaşmayı gerektirmektedir. Ayrıca iki halk da dostluk duygularını paylaşmakta, birbirini anlamaktadır ve yan yana barış içinde yaşamak istediklerini birçok kez kanıtlamış durumdadır. Yunanistan-Türkiye ilişkilerindeki olumlu iklimin derinleşmesi ve ikili işbirliğimizin daha da geliştirilmesi tüm bölgenin refahına katkı sağlamaktadır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yunanistan-disisleri-bakan-yardimcisi-atina-bildirgesi-onemli-bir-gelisme/feed/ 0
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade anılıyor https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/#respond Thu, 01 Feb 2024 21:09:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3107 Müslüman Doğu’nun ilk demokratik cumhuriyeti kabul edilen ve 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, doğumunun 140. yılında anılıyor.

Modern Azerbaycan milli kimliğinin oluşmasında büyük rol oynayan, basın ve siyasi faaliyetleriyle hayatı boyunca ülkesinin bağımsızlığı ve toplumun aydınlanması için çalışan Resulzade’nin anısı, hem Azerbaycan’da hem de hayatının bir kısmını geçirdiği Türkiye’de yaşatılıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Resulzade’nin ülke için yaptığı hizmetleri göz önünde bulundurarak yıl boyunca çeşitli etkinliklerle anılması için kararname imzaladı.

Azerbaycanlılar için bağımsızlığın sembolü olan bir slogan haline gelen “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözlerinin sahibi Resulzade, 31 Ocak 1884’te Bakü’nün Novhanı köyünde doğdu.

Genç yaşından itibaren siyasetle ilgilenen Resulzade, Çarlık rejimi aleyhtarı bazı siyasi parti ve örgütlerde çalışmalar yürüttü, çeşitli gazete ve dergilerde yazdı.

Çar rejiminin baskıları karşısında 1909’da İran’a giderek burada gazetecilik yapan, siyasetle uğraşan Resulzade, meşrutiyet rejimi feshedildikten sonra İran’da da baskılarla karşılaşınca 1911’de Türkiye’ye gitmek zorunda kaldı.

Resulzade, daha sonra Bakü’ye dönerek Müsavat Partisine üye oldu ve 1917’de bu partinin Genel Başkanı seçildi.

Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını ilan etti

Resulzade, 1918’de Azerbaycanlı aydınların oluşturduğu Milli Konseyin Başkanı seçildi ve 28 Mayıs 1918’de Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını resmen ilan etti.

Resulzade, 4 Haziran 1918’de Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı.

18 Haziran 1918’de Resulzade başkanlığındaki bir heyet, yeni kurulan Kafkasya devletlerinin tanıtılması için düzenlenen konferansa katılmak üzere İstanbul’a geldi. 15 Eylül 1918’de, “Kafkas İslam Ordusu” ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi.

Bakü’ye dönen Resulzade, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.

Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti ve Türk vatandaşı oldu

Bolşeviklerin, Azerbaycan’ı işgalinin ardından tutuklanarak Moskova’ya götürülen Resulzade, Stalin’in ısrarlarına rağmen işbirliği yapmayı kabul etmeyerek Sovyetler Birliği’ni terk etti.

Fransa, Finlandiya, Polonya ve Almanya’da yaşayan Resulzade, Sovyet karşıtı yayımlar yaptı, Azerbaycan’ın işgal altında olduğunu dünyaya duyurmaya çalıştı.

Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu.

Ankara’da 1949’da Azerbaycan Kültür Derneğini kuran Resulzade, kitaplar yazarak, konferanslar düzenleyerek ülkesinin durumunu anlatmayı sürdürdü.

Resulzade, 6 Mart 1955’te Ankara’da vefat etti ve cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Resulzade’nin kurduğu ve merkezi Ankara’da bulunan Azerbaycan Kültür Derneği, Türkiye’de faaliyet gösteriyor.

Türkiye’de birçok il ve ilçede sokak ve caddelere ismi verilen Resulzade’nin anısı, Ankara Çankaya’daki Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi’nde de yaşatılıyor.

“Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdürdü”

Resulzade konusunda çok sayıda kitap kaleme alan Çapar Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr. Dilgam Ahmad, Resulzade’nin sadece Azerbaycan ve o dönemki tabirle Rusya Müslümanları için değil tüm Türk dünyası için çok önemli şahsiyet olduğunu söyledi.

Ahmad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Resulzade’nin Azerbaycan’da kurulan ilk siyasi partinin lideri olduğunu belirterek “Resulzade, demokratik, çağdaş ve laik bir devlet kurmuştur. Çağdaş Azerbaycan Anayasası’nda, ülkenin, Resulzade’nin kurduğu cumhuriyetin hukuki varisi olduğu belirtiliyor. 7 Aralık 1918’de Azerbaycan Parlamentosunun açılışında söylediği ‘Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez’ sözü bugün tüm Azerbaycanlıların ön önemli şiarıdır.” dedi.

Azerbaycan’ın Sovyet Rusya tarafından ilhak edilmesiyle Resulzade’nin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Ahmad, “Resulzade, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini muhaceret hayatında da yaşamının sonuna kadar sürdürdü.” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/feed/ 0
TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt, Süper Lig’deki yenilikleri açıkladı https://www.kanal7haber.com.tr/tff-baskan-vekili-mustafa-erogut-super-ligdeki-yenilikleri-acikladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tff-baskan-vekili-mustafa-erogut-super-ligdeki-yenilikleri-acikladi/#respond Wed, 31 Jan 2024 21:00:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3062 Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Mustafa Eröğüt, Süper Lig’deki yenilikler hakkında açıklamalarda bulundu. Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi ve VAR kayıtlarının yayınlanması gibi konulara değinen Eröğüt, VAR kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Ayrıca, yabancı gözlemcilerin Türk hakemliğinde belirleyici olacağını ve Merkez Hakemler Kurulu’nun yapısının değiştirileceğini ifade etti.

3 ÖNEMLİ PROJE HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Mustafa Eröğüt, spor medyasından temsilcilerle toplantı düzenleyerek gündemdeki konular hakkında açıklamalar yaptı. Süper Lig’de hayata geçirilen Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi, VAR kayıtlarının yayınlanması, MHK’nin yapısının değişip değişmeyeceği gibi konular açıklandı. Ayrıca, VAR kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılması için çalışmalar yapıldığı ve yabancı gözlemcilerin Türk hakemliğinde etkili olacağı vurgulandı.

TFF Başkan Vekili, İcra Kurulu Üyesi, FIFA, UEFA İlişkileri ve Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Eröğüt, TFF’nin hayata geçirmeye hazırlandığı 3 önemli proje hakkında bilgi verdi.

VAR KAYITLARI KAMUOYUYLA PAYLAŞILACAK

Eröğüt, Türkiye’de Süper Lig maçlarındaki VAR kayıtlarının da kamuoyuyla paylaşılması için çalışma yaptıklarını söyledi. İspanya La Liga’da var kayıtlarının hakemlerin VAR’a çağrıldığı pozisyonlarla sınırlandırılarak günün maçları bittikten sonra yayınladığını vurgulayan Eröğüt, IFAB’ın var konuşmalarının hakem VAR’a çağrıldığı an ile ilgili yayınına eğitim amaçlı izin verdiğini hatırlatarak, Türkiye’de de bunun uygulanabileceğini söyledi. Şu an bazı testler yaptıklarını ve en kısa sürede konuyla ilgili kararları kamuoyuna duyuracaklarını belirtti.

SÜPER LİG’E YABANCI GÖZLEMCİ GELİYOR

Mustafa Eröğüt, yeni dönemde bu yapıyı da değiştireceklerini, 10 kişiden oluşan UEFA’nın üst düzey görevlilerinin artık gözlemci olarak Türk hakemliğinde belirleyici olacağını ifade etti. UEFA’nın eski elit hakemlerinden oluşan bu gözlemci grubunun notları yeni dönemde hakem puanının yüzde 50’sine tekabül edecek.

Yeni dönemde TV gözlemcileri olmayacak. Stattaki maç gözlemcilerinin hakem puanına etkisi yüzde 30 olacak. VAR hakemleri ve maç hakemlerinden oluşan 119 kişinin anketiyle verilen notların toplam nota etkisi ise yüzde 20 olacak. Mevcut durumda maça giden gözlemcinin notunun ve TV gözlemcisinin hakem puanına etkisi yüzde 35’er, anket sonuçlarının etkisi ise yüzde 30’du.Yeni sistemin Trendyol Süper Lig’de 26. hafta maçları itibarıyla uygulanması bekleniyor.

MERKEZ HAKEMLER KURULU’NUN YAPISI DEĞİŞİYOR

Önümüzdeki günlerde hayata geçirilmesi planlanan uygulamalardan biri de TFF’nin bir süredir üzerinde çalıştığı ve Kulüpler Birliği ile istişare ettiği MHK’nin yapısının değiştirilmesi.

Planlamaya göre yeni MHK, 5 üyeden oluşacak. Bu üyelerin 3’ü daha önce olduğu gibi yine TFF tarafından belirlenecek, 2 üye ise Kulüpler Birliği’nin önereceği ve üzerinde uzlaşma sağlayacağı kişiler olacak. Burada bir noktaya açıklık getiren Eröğüt, “Kamuoyunda yanlış bir anlaşılma oldu. Kulüpler Birliği temsilcilerinin kulüp temsilcileri olacağı zannediliyor. Bu açıkça FIFA kurallarına da aykırı. Böyle bir şey söz konusu değil. Kulüpler Birliğinin önereceği ama kulüp üyeliği bulunmayan kişiler olacak.” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tff-baskan-vekili-mustafa-erogut-super-ligdeki-yenilikleri-acikladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, canlı yayında soruları yanıtladı Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/#respond Wed, 31 Jan 2024 09:00:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3047 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” dedi.

Yılmaz, Haber Global canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Gerçek belediyeciliğin halkın taleplerine, beklentilerine karşılık vermek, işine odaklanmak olduğunu belirten Yılmaz, halkın gerçek belediyecilik yapanlar ile belediyeyi kişisel ve ideolojik araç olarak kullananları gayet iyi gördüğünü söyledi.

Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un deprem çalışmalarından sosyal konut çalışmalarına kadar çok başarılı bir geçmişi olduğunu anlatarak, “Sorun çözücü, soruna odaklı bir yaklaşım sergiledi her zaman. İstanbul’un tam da böyle bir yaklaşıma ihtiyacı var. Afetleri, büyük kentsel dönüşüm süreçlerini, dirençli şehirler oluşturmayı konuştuğumuz bir dönemde kafasında başka bir şey olmayan, sadece ve sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanmış ve bunlara da somut, gerçekçi çözümler ortaya koyan bir kişiye ihtiyaç vardı diye düşünüyorum ve Murat Kurum’un da bu profile tam anlamıyla uyduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin afetlere açık bir ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, dirençli şehrin, afetlerin risklerini azaltan, toplumu, yapıları, bütün sistemi buna göre kurgulayan şehir anlamına geldiğini ve İBB Başkan adayı Kurum’un programında bunu vurguladığını kaydetti.

Yılmaz, afet risklerini azaltmaya dönük programların hayata geçirilmesi için yerel ile merkezi yönetimin işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Merkezi idare, yerel idare demeden aynı hedefe odaklanmamız lazım. Kaynaklarımızı hem politika anlamında, hem finansal kaynaklar, insan kaynakları, altyapı bütün unsurlarıyla işbirliği içinde bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım.” diye konuştu.

Metropollerde nüfusu belli ölçüde azaltmaya dönük tedbirlerin önemli olduğunu, ancak özellikle emek yoğun üretimi daha çok Anadolu’ya doğru kaydıracak teşvik politikalarının da çok daha güçlü bir şekilde uygulanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, bunun için sadece belli sınırlar içinde değil, bütün coğrafyayı düşünen bütüncül politikalara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yılmaz, yerel seçimlerde vatandaşın, daha derli toplu, ne yaptığını bilen, planı, programı olanlardan ve hizmet odaklı anlayıştan yana olacağını belirterek, muhalefet belediyeciliğine karşı AK Parti belediyeciliğinin seçimlerden çok daha güçlü şekilde çıkacağına inandığını ifade etti.

“Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır”

Ekonomideki güncellenmiş politikalarla öngörülebilirliğin arttığını ve bunun sahaya çok hızlı yansıyan sonuçları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Artan Merkez Bankası rezervi, azalan cari açık, azalan bütçe açığı, bütün bunlar risklerimizi azaltmış durumda. Dolayısıyla CDS dediğimiz risk primimiz düşmüş durumda. Bu da dış borçlanmada Türkiye’yi daha avantajlı; kamusuyla, özel sektörüyle, daha az maliyetle borçlanır hale getiriyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da istediğimiz hızda olmasa bile olumlu yönde açıklamalar yapmaya başladılar. Bu giderek daha da iyi noktaya gidecektir.” diye konuştu.

Türk lirasının güçlendiğini, ciddi bir büyüklüğe ulaşan Kur Korumalı Mevduat’ta da (KKM) ciddi bir çözülme olduğunu anlatan Yılmaz, Merkez Bankasının izlediği politikalarla, yapılan düzenlemelerle, finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan, kademeli şekilde KKM’den çıkıldığını, döviz hesaplarında gelişme olmadığını, Türk lirası mevduatın ise arttığını belirtti.

Yılmaz, bunun olumlu bir durum olduğunu söyleyerek, “Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır.” dedi.

Yatırım ortamının iyileştirilmesinin yurt içi ve dışındaki yatırımcı için fırsat oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, “Dolayısıyla önümüzdeki dönem biz çok daha fazla doğrudan uluslararası yatırım bekliyoruz. Belli bir fon akışı oldu ama daha uzun vadeli yatırımlar bir süre daha belki politikalarımıza bakıyorlar, hazırlıklarını yapıyorlar. Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” şeklinde konuştu.

“Amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek”

Enflasyondaki gelişmeler olumlu yönde seyrettikçe Türkiye’nin daha farklı bir döneme doğru gideceğini, enflasyonla mücadelede zorlukları ortadan kaldırmanın biraz zaman aldığını dile getiren Yılmaz, “Doğru bir rotaya girdiyseniz, doğru bir hedefe doğru yürüyorsanız her geçen süre sizi hedefinize daha çok yaklaştıracaktır. Dolayısıyla amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek ve bu yönde de bütün araçları, enstrümanları kararlı bir şekilde kullanıyoruz. Bir taraftan Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde kendi kararlarını alıyor. Bir taraftan maliye politikamızla biz bunu bütünlüyoruz. Diğer taraftan da üçüncü bir ayağı var bunun; yapısal reformlar.” dedi.

Yılmaz, enflasyonda, yıl ortasından itibaren yıllık bazda, belirgin şekilde düşüş görüleceğini anlatarak, “2025 ise çok daha net bir şekilde bu mücadelenin sonuçlarını gördüğümüz bir yıl olacak. Orta Vadeli Programda yüzde 15 civarında bir beklentimiz var. 2026’da ise asıl hedefimize ulaşacağız. O da tek haneli enflasyon. Türkiye geçmişte başardı. Önümüzdeki dönemde para politikaları, maliye politikaları, yapısal reformlar, etkin bir koordinasyon, kararlı bir tutumla 2026 perspektifinde enflasyonda tek haneyi yeniden yakalayacağız.” diye konuştu.

Kripto paraya ilişkin düzenleme

Kripto paralara ilişkin düzenleme ihtiyacının tüm dünyada hissedildiğini, Türkiye’nin de bu çerçevede düzenleme yapacağını belirten Yılmaz, “Kurumları yetkilendiren, gelişmelere göre nasıl pozisyon alacaklarına ilişkin kanuni bir altyapı oluşturan çerçeve bir düzenleme olacaktır. Bu gri liste açısından da önemli. Gri listede belli şartlar var, ülkelerin karşılaması gereken. Bütün yasal şartları tamamlamış durumdayız. Bir tek bu eksik kalmıştı. Bunu yaptığımız zaman o liste anlamında da olumlu bir adım atmış olacağız.” dedi.

Yılmaz, kayıt dışılıkla mücadelenin sosyal adalet ve haksız rekabeti önlemek açısından önemli olduğunun altını çizerek, özellikle dijitalleşmenin sağladığı imkanlar ve yapay zekayla daha fazla veriye ve risk analizlerine dayalı bir denetim sistemine doğru geçiş yapacaklarını kaydetti.

Türkiye’nin uzay programı açısından 10 yıllık eylem planı yaptığını ve bunu adım adım hayata geçirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu alanda aşamalı olarak çok farklı yerlere geleceğini ve Türkiye Yüzyılı’nda uzayda da varlığını bütün dünya ülkeleri arasında hissettiren ülkelerden biri haline geleceğini söyledi.

“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız”

Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin ardından kalıcı konutlar inşa etmek, altyapıyı rehabilite etmek ve bölgeyi sosyoekonomik açıdan yeniden canlandırmak için çalıştıklarını dile getirerek, konutlarla ilgili kura çekimlerinin şubat ayında başlayacağını ve sürecin devam edeceğini kaydetti.

Deprem bölgesindeki vatandaşlar için fedakarca çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız. Bütçede çok dikkat ediyoruz, çok disiplinli davranıyoruz ama bir konuda hiçbir şekilde kaynak problemimiz yok, o da deprem bölgesi hususunda. Yeter ki teknik çalışmalarımız tamamlansın. Hemen kaynak ayırıyoruz ve gereği neyse hemen yapmaya çalışıyoruz ama kolay değil. Bu tür büyük bir alanda, ihaleler, inşaatlar, teknik süreçler, projelendirmeler, bir rezerv alanda konut yapıyorsunuz diyelim. Oraya yol götüreceksiniz, doğal gaz bağlayacaksınız, elektrik götüreceksiniz, sosyal donatılar yapacaksınız, bütün bu unsurlarıyla planlamak durumundasınız. Dolayısıyla bunu başarıyor Türkiye. Gelişmiş dediğimiz bazı ülkelerde bile afetlerden sonra ne kadar uzun süre rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü biliyoruz. Türkiye bu alanda iyi bir performans ortaya koyuyor. Ağırlıklı yükümüz 2024’te, 2024’te büyük oranda toparlamış olacağız. 2025-2026’da da azalan oranlarda kalan eksiklerimizi tamamlayacağız inşallah ve Türkiye bu depremin yaralarını sarmış olacak.”

“İnsanlık vicdanı Filistinlilerden yana”

Gazze’de bütün insanlığın gözü önünde masum çocuklar, kadınlar, hastalar, mülteciler ve gazetecilerin katledildiğini hatırlatan Yılmaz, dünyada bazı ülkelerin hala bu politikanın yanında durduğunu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu konuda tavrını çok net ortaya koyduğunu, ilk andan itibaren mazlum Filistinlilerin yanında olup, yüksek sesle hakikati haykırdığını söyledi.

Yılmaz, bir an önce ateşkesin sağlanması ve katliamların kalıcı şekilde durması gerektiğini vurgulayarak, 1967 sınırları çerçevesinde egemen, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadığı sürece sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.

Türkiye’nin bu konuda garantörlük dahil olmak üzere ne gerekirse yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Yılmaz, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı “soykırım” suçlamasıyla dava açtığını anımsattı.

Yılmaz, şöyle devam etti:

“Şu anda bir hesap verme sürecine İsrail yönetimi girmiş durumda. İnsanlık bir imtihandan geçiyor. Çok şükür insanlığın çoğu sokaklara baktığınızda Birleşmiş Milletlerdeki oylamalara baktığınızda insanlık vicdanı Filistin’den yana, Filistinlilerden yana ama maalesef dünyadaki güç yapılanması ve uluslararası kurumların zaafı nedeniyle bu acı hadiseler devam ediyor. Burada da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ mottosunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin her zaman haklının ve mazlumun yanında olduğunu ve er geç Filistin’in kazanacağına inandığını kaydetti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Sumudica: Duruşumuzu bütün Türkiye’ye gösterdik https://www.kanal7haber.com.tr/sumudica-durusumuzu-butun-turkiyeye-gosterdik/ https://www.kanal7haber.com.tr/sumudica-durusumuzu-butun-turkiyeye-gosterdik/#respond Mon, 29 Jan 2024 21:24:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3011 Gaziantep FK Teknik Direktörü Marius Sumudica, Galatasaray maçının ardından yaptığı açıklamada, “Duruşumuzu bütün Türkiye’ye gösterdik” dedi. Sumudica, Türkiye’yi çok sevdiğini bu yüzden Türk pasaportu almak istediğini söyledi.

Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında Gaziantep FK, deplasmanda karşılaştığı Galatasaray’a 2-1’lik skorla yenildi. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Gaziantep FK Teknik Direktörü Marius Sumudica, “Bugün gerçekten çok iyi maç çıkardık. Galatasaray bizden daha fazla pozisyona girdi. Bu normaldi. Oyuncularımla gurur duyuyorum. Çünkü bugün son dakikaya kadar mücadelemizi yaptık. Son 5 dakikaya baktığınızda Galatasaray’ın bazı oyuncuları zaman geçirmeye yönelik işler yapıyordu. Benim gözümde hoca olarak iyi bir şeydi. Bugün duruşumuzu bütün Türkiye’ye gösterdik. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bazı eleştiriler de oluyor, kulağıma geliyor, sadece Fenerbahçe’ye karşı iyi oynadığımız. Bugün herkese gösterdik, Galatasaray’a karşı iyi mücadele ettik. Benim umurumda değil kimin şampiyon olduğu. Hak eden kazanacaktır. Okan hocayı tebrik ederim. Türkiye’de en iyi teknik direktörlerden biri, sevdiğim biri. Benim için önem olan puanları toplatıp takımı ligde tutmak. Futbolcularımı tebrik etmek istiyorum. Ben Rumen bir hocayım. Bazen Türkiye’de çalışmak kolay değil ama futbolcularımın savaşçı bir mantalite gösterdi” ifadelerini kullandı.

“40-41 puan toplarsak ligde kalacağımızı düşünüyorum”

Şampiyonluk yarışıyla ilgili sorulan soruya Sumudica, “Bizde kelime bir var, sizde de vardır ‘düşman’ kelimesi. Ben düşman kazanmak istemiyorum. Bir Anadolu takımının buraya 4 eksikle gelmesi çok zor. Kadromuza baktığımızda ilk 11’den 4 eksikle geldik. Diğer kulübe ile karşılaştırmak çok zor. Taraftarlara şu mesajı vermek istiyorum. Kayseri ile oynayacağız. Oraya gelip bizi desteklesinler. Şu ana kadar 23 puan topladık. Ligin sonuna kadar 40-41 puan toplarsak ligde kalacağımızı düşünüyorum. Bunu başarırsam bana güvenenlerine teşekkür edeceğim, bana güvendiğiniz diye” şeklinde konuştu.

Attıkları golde yedek kulübesine yaptığı hareketin sorulması üzerine Rumen teknik direktör, “Benim totemimdi. Bazen çok sevindiğiniz zaman Allah sizi cezalandırabiliyor. 21 yıllık kariyerim boyunca bunları yaşadım. Maç bitmiş değildi. Galatasaray’ı da biliyoruz. Bu benim totemimdi diyebilirim. Nasıl sevineceğimi inşallah Kayseri maçında göstereceğim” diye cevap verdi.

“Türk pasaportu almak istiyorum”

‘Rumen hoca olarak Türkiye’de zorlanıyorum’ sözünün hatırlatılması üzerine ise Marius Sumudica, “Son 10 yılda Rumen olarak ben, Lucescu ve Petrescu burada çalıştı. Sonuçla burası zor ve güçlü bir lig. Ben de tanınmış, isim yapmış bir teknik direktörüm. Şampiyonlar Ligi’nde çalıştım. Suudi Arabistan’da çalıştım. Türkiye’de teknik direktörler çok değişiyor, sabır gösterilmiyor. Ben Gaziantep’i çok seviyorum. Türkiye’yi çok seviyorum. Geçen yıl Suudi Arabistan’da çalışırken, burada kazandığım maaşın belki 4-5 katını kazanıyordum ama bu şehir benim kalbimde. Ayrıca Romanya ile Türkiye arasında çok ticaret olduğu için ülkeler birbirlerini tanıyorlar. O yüzden Türk pasaportu da almak istiyorum. Bunu deniyorum” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sumudica-durusumuzu-butun-turkiyeye-gosterdik/feed/ 0
Ümraniyespor, eski futbolcu Nicolas Anelka’yı CEO olarak göreve getirdi https://www.kanal7haber.com.tr/umraniyespor-eski-futbolcu-nicolas-anelkayi-ceo-olarak-goreve-getirdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/umraniyespor-eski-futbolcu-nicolas-anelkayi-ceo-olarak-goreve-getirdi/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:27:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2901 Trendyol 1. Lig ekiplerinden Ümraniye spor’un, CEO’luk görevi için anlaşmaya vardığı eski Fransız futbolcu Nicolas Anelka, kendisini 1 yıllığına kırmızı-beyazlı renklere bağlayan sözleşmeyi imzaladı.

Ümraniyespor Tesisleri’nde gerçekleştirilen imza törenine Nicolas Anelka’nın yanı sıra Ümraniyespor Başkanı Ömür Aydın ve kulübün sportif direktörü İbrahim Dağaşan katıldı.

Çok mutlu olduğunu ve hedefi olan bir yolculuğa çıktığını belirterek sözlerine başlayan Anelka, Ümraniyespor’un gelişimini görmek için sabırsızlandığını vurgulayarak, “Kulübün felsefesi, düşüncesi çerçevesinde yapılacak çok iş olduğunu düşünüyorum. Tecrübelerim ve yaşadıklarımla, umarım Ümraniyespor ve Türk futboluna bir şeyler katabilirim. Çocukları çok seviyorum, altyapıyı çok seviyorum. Burada olma sebeplerimden birisi de genç futbolcuları keşfedip Türk futboluna kazandırabilmek. Bunu yapabileceğimize inanıyorum.” diye konuştu.

Türk futbolunun mental anlamda geliştirilmesi gerektiğinin de altını çizen Anelka, şöyle devam etti:

“Daha iyisini, daha fazlasını yapabileceğimize inanıyorum. Kolay olmayacak, çok çalışmamız gerekiyor. Ama eminim ki başarabiliriz. Sabırlı olmamız gerekiyor. Buraya uzun vadeli planlar için geldim. Hedeflere ulaşacağımıza eminim. Ümraniyespor olarak Süper Lig’e çıkma konusunda çok istekliyiz. Önümüzdeki 5 maç bizim için çok önemli. Bu maçlara iyi konsantre olmamız gerekiyor. Sonrasına hep beraber bakarız. Kolay olmayacak ama başaracağız.”

“İnsanlar beni tanıdıysa, Türkiye’yi ne kadar sevdiğimi iyi bilirler”

Planlarını gerçekleştirmek istediğini dile getiren Nicolas Anelka, “Benim için Ümraniyespor’un CEO’su olmak büyük bir hedefti. Şu anda nerede olmak istiyorsam oradayım. İstanbul’dayım, Türkiye’deyim. Türkiye’yi çok seviyorum. İnsanlar beni tanıdıysa, Türkiye’yi ne kadar sevdiğimi iyi bilirler.” açıklamasını yaptı.

Fenerbahçe forması giydiği dönemde önemli yıldızların Türkiye’de olduğu hatırlatılan Anelka, bu durumun değişmediğinin altını çizerek şunları kaydetti:

“Hala çok büyük isimlerin Türkiye’ye geldiğini görüyorum ve bundan dolayı çok mutluyum. Türk futbolunun seviyesini yukarıya taşıyor. Süper Lig’in kalitesi anlamında da yurt dışına iyi bir görüntü veriliyor. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın hala dünyada ve Avrupa’da büyük isimleri getireceğini gösteriyor. Türkiye’de ve Süper Lig’de her zaman kalite vardı. Büyük isimlerin gelmesine şaşırmıyorum, böyle devam edecek.”

Ümraniyespor’un sahip olduğu genç oyuncuların değerlendirmesini yapmak istediğini ve altyapıdaki isimleri yukarıya taşımanın önemli olduğunu belirten Anelka, “Tabii ki Fransa’da altyapı ve akademileri ezbere biliyorum. Gelişimin sebeplerinden birisi de aslında bu. Aradaki bağlantıyı çok iyi yapabilecek birisiyim. Biraz zaman alacak. Şu ana kadar yeteri kadar mesaj aldım, birçok oyuncu bize katılmak istiyor. Ama her şeyin zamanı var. Gözlemlemek için buradayım. Hocayla da bir toplantı yapmam gerekiyor çünkü ben teknik direktör değilim. Hocayla görüşüp transferde hangi mevkilere ihtiyacı olduğunu öğreneceğim. Ona göre değerlendireceğiz.” dedi.

Hayalleri arasında teknik direktörlük yapmak olduğunu da belirten Anelka, “Ancak CEO olarak yaptığım görevi daha çok benimsiyorum. Düşündüklerimi gerçekleştirebilmek için, kulübü yukarıya taşıyabilmek için bu görev daha önemli. Çok farklı bir görevdeyim.” değerlendirmesinde bulundu.

Ömür Aydın: “Anelka geçmişte yaşadığı başarılarla bize ilham verecek bir isim”

Ümraniyespor Kulübü Başkanı Ömür Aydın ise Anelka’yla anlaşmaya varmadan önce proje oluşturduklarını ifade etti.

Yönetici olarak hayal etmek zorunda olduklarını vurgulayan Aydın, şunları söyledi:

“Biz hayalleri ideale, vizyona çevirmek durumundayız. Ümraniyespor’da futbolu sadece 90 dakikadan ibaret olarak görmüyoruz. En iyi tesisleri yapabilirsiniz, en iyi ekipmana sahip olabilirsiniz ama bunun içini bir kültürle doldurmadığınız zaman bir önemi olmaz. Bu anlamda ahlaklı, adaletli bir yapıyla spor yönetimini çevreleyen bir fikir ortaya koyduk. Yönetimin sürdürülebilir olması lazım. Bizler gidip geliriz ama kim gelirse gelsin yapı taşlarının yerinden oynamaması lazım. Bunun yanında sportif başarılar da es geçilemez. Bu bağlamda Nicolas Anelka’ya CEO’luk görevi teklif ettik. Tamamen düşündüğümüz şey, bu fikri hayata geçirebilmekti. Anelka’yla birlikte Ümraniyespor’un dünya standartlarında bir bakış açısı yakalamasını hedefledik. Muazzam bir kişiliği var. Altyapıdaki en küçük yaş grubundan A takıma kadar herkesin içinde olduğu bir kültürle hareket etmek için Anelka’nın bize verdiği profesyonelliğindeki ilham, bize kısa ve uzun vadede çok ciddi yol kat ettirecektir. Anelka’ya, bu ideale inandığı için, kazanımlarını bize aktarmak için burada bulunduğu için teşekkür ediyorum. Ümraniyespor ve Türk sporu için hayırlı olsun.”

Saha ve stat yaparak bir şeylerin gerçekleşmeyeceğini, yapılan işlere ruh katılması gerektiğini dile getiren Aydın, “Anelka geçmişte yaşadığı başarılarla bize ilham verecek bir isim. Kendisinin profesyonel bakış açısı, dünya kulüplerindeki tecrübeleri çok kıymetli. Kulübe katacağı çok şey olduğuna inanıyoruz.” diye konuştu.

Anelka’nın geliş süreciyle ilgili de konuşan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu bir ekip işi. Birliktelik, yol yürüme hikayesi. Biz de yolun sonundaki sonuca değil, yürüdüğümüz yolun güzelliğine aşık olan insanlarız. Fatih Terim hocamla daha önce yaptığımız bir görüşmede futbolla bilimin beraber yürümesi gerektiğini söylemişti. Birçok isim vardı masada ama bu fikre dört dörtlük uymuyordu. Anelka, bütün Türkiye’nin gönlündeki bir isim olarak öne çıkıyordu. Ben de Anelka’ya ‘Bizimle futbolu değiştirmeye var mısın?’ dedim ve sonuçta buradayız.”

Açıklamaların ardından Nicolas Anelka, kendisini 1 yıllığına Ümraniyespor’a bağlayan imzayı attı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/umraniyespor-eski-futbolcu-nicolas-anelkayi-ceo-olarak-goreve-getirdi/feed/ 0
Astrofizikçi Umut Yıldız, Türkiye’ye dönerek uzay çalışmalarına devam edecek https://www.kanal7haber.com.tr/astrofizikci-umut-yildiz-turkiyeye-donerek-uzay-calismalarina-devam-edecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/astrofizikci-umut-yildiz-turkiyeye-donerek-uzay-calismalarina-devam-edecek/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:24:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2798 Son 10 yıldır Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nde (NASA) çalışan astrofizikçi Umut Yıldız, Türkiye’ye dönerek çalışmalarına orada devam etme kararı aldı. Uzay alanında Türkiye’deki gelişmelerden dolayı heyecanlandığını belirten Yıldız, “Burada şu ana kadar yapılandan çok daha büyük planlar var. Bu gelişmelere kayıtsız kalmak istemedim” diyor.

Yıldız, astrofizikçi olarak ve derin uzay iletişimi alanında çalıştığı NASA’dan ayrılarak Türkiye’deki Plan-S şirketinde çalışmaya başlıyor.

Bundan iki buçuk yıl önce, şirketin kuruluş aşamasında Türkiye’ye davet edilen ve sonraki aylarda sürekli gelişmelere dahil olan astrofizikçi, “Bu süreçte sisteme adapte olmaya başladım. Bu iki buçuk sene içerisinde uzaya beş tane uydu gönderdik. Normal şartlar altında bu; bütçe, mühendislerin ayarlanması, bürokratik işer gibi sebeplerden kolay değildir. Dünyada fazla eşi benzeri yok” diyor.

Yıldız, bunu yapan insanların uzayla doğrudan ilgili olmadığını ancak Türkiye’nin en iyi elektronik, bilgisayar, iletişim mühendislerinin bir araya gelerek bunları başardığını ifade ediyor:

“Türkiye’nin bu potansiyeli bir anda doğru yere kanalize olduğunda, çok güçlü bir şekilde iş yapabileceğimizi gördük.”

Türkiye’nin uzay yolculuğu

Yıldız, bir süredir uzayla alakalı çalışma yapan, TÜBİTAK Uzay, TAI, ASELSAN gibi kurumlara dikkat çekiyor ve buna sivil uzay şirketlerinin de katılması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’nin ilk Türk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesi, Ay programı, navigasyon uyduları gibi farklı projeleri olan bir milli uzay programı var.

Yıldız, bu projelerin hayata geçirilmesi için gerekli irade ve bütçenin sağlanması gerektiğini söylüyor:

“Bence şimdiden daha da ileri projelerin ortaya çıkması lazım. Ay projesi var evet. Ama örneğin şimdiden Mars’a gidecek bir projenin de en azından dillendirilmesi gerekiyor.

“Düşünsenize bugün bir ortaokul öğrencisi 10 sene, 15 sene sonra Mars’a gidecek aracın fikrini duysa, ‘bu aracı ben yapmak istiyorum’ ya da ‘onun verilerini ben kullanmak istiyorum’ der.”

Türkiye uzay yarışında nerede?

Uzay konusunda çok gelişmiş ve biraz daha az bütçeli ülkelerin ardından grafiğin bir anda aşağı düştüğünü, burada “hiçbir şey yapmayanlar ya da çok az şey yapanlar” olduğunu belirtiyor Yıldız.

Ona göre, Türkiye ise ortada; ne çok gelişmiş ne de çok düşük konumda.

“Özellikle ülkenin bir programı olduğu için, bu program dahilinde bir şeyler yapabiliriz, ben burada gelecek görebiliyorum” diyen Yıldız şunları ekliyor:

“Türkiye’de bugüne kadar bütün TÜRKSAT uydularını hep dışarıda yaptırmıştık ve Türkiye’de yapılmasına destek olmak için mühendislerimiz dışarıya gitmişlerdi. Şu anda örneğin TÜRKSAT 6A Türkiye’de yapılıyor.

“Bunun yanında özellikle benim şu anda geldiğim uzay şirketinin uydularının yüzde 95’i Ankara Bilkent CYBERPARK’taki merkezde yapılıyor.

“Sadece bu şirket bile önümüzdeki yıllar içerisinde uzaya birkaç yüz uydu gönderecek. Bunların hepsinin Türkiye’de yapılıyor olması çok büyük bir şans ve biz bunu yapabilecek insanlara sahibiz.”

‘Bu büyük riski alan iş insanları var’

Yıldız, uzay teknolojileri sektörünün her zaman devletlerle başladığını ancak daha sonra özel uzay şirketlerinin kurulduğunu ve devletlerin geri çekilmeye başladığını belirtiyor:

“Örneğin şu anda Amerika, özellikle roketler, uzaya ulaştırma işini özel şirketlere verdi. Özel şirketlerle bürokratik engeller ya da gecikmeler azalıyor.

“ Elon Musk, SpaceX’i kurduktan sonra sürekli bir yerlerden imza beklese, çok daha uzun yıllar sürebilirdi bugünkü konumuna ulaşması.”

Bu nedenle özel şirketlerin desteklenmesi gerektiğini belirten Yıldız’a göre, Türkiye’de de uzay şirketleri desteklenmeli çünkü bu projeler çok büyük risk gerektiriyor. Ancak bu riski alan Plan-S gibi şirketler olduğunu ekliyor.

Yıldız Türkiye’de aynı zamanda INFINIA şirketi ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde bilim merkezlerinin yapılması için çalışmalarda bulunacak.

“Benim diğer amaçlarımdan bir tanesi de Türkiye’de bilim merkezleri yapmak, yaptırmak, inşa edilmesine katkıda bulunmak” diyor.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/astrofizikci-umut-yildiz-turkiyeye-donerek-uzay-calismalarina-devam-edecek/feed/ 0
İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.kanal7haber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:15:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2789 İsveç’in, Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Teklif görüşmelerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin menfaatine gördükleri önemli konulara bugüne kadar destek verdiklerini, destek vermeye de devam edeceklerini söyledi.

İsveç’in NATO üyeliği konusunda üzerine düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:

“TBMM’nin tercihi, bugün artık neredeyse tam üye gibi kabul gören, NATO toplantılarına ev sahipliği yapan ve tatbikatlara katılan İsveç’in üyeliğinin onayı yönünde gerçekleşirse İsveç’in ülkemize yönelik taahhütlerini yerine getirmesi hususunun da yakın takipçisi olacağız. Bunlardan hareketle oy tercihimiz, iktidarın dış politikasındaki yanlış politikaları not ederek, bunların her zaman karşısında olarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum.”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise İsveç’in NATO’ya üye olabilmesi için Türkiye’nin taleplerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, “Dışarıdaki tartışmalar ne olursa olsun 1 Mart 2003’te gösterdiğimiz iradeyi göstererek bu tezkereye, İsveç’in NATO’ya girişine ‘hayır’ demeliyiz. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını ifade ediyorum.” diye konuştu.

“Talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız”

İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın ise Türkiye’nin, İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda vereceği karardan geri dönüş olmayacağını, bir kez “evet” dedikten sonra elindeki tüm müzakere ve pazarlık imkanından yoksun kalacağını savundu.

ABD ve İsveç’in vaatleri ile sözlerinin İsveç’in NATO’ya üyeliğinin onaylanması için asla yeterli olmadığını ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu üyeliğe ‘evet’ denildiğinde Stockholm sokaklarında yarın yine bebek katili terörist Öcalan’ın posterlerinin sallanmayacağının garantisi var mıdır? Kısa bir süre sonra idrak edeceğimiz ramazan ayında yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e şerefsizce bir saldırı girişimi olursa saldırganların İsveç polisince korunmayacağının garantisi var mıdır? FETÖ’cü hainlerin İsveç göçmen bürolarında cirit atmayacağına dair size bir garanti verilmiş midir? Türk milletinin tamamı da bu soruların cevabını merak etmektedir. Ne oldu da değiştiniz, vazgeçtiniz? Bu cevaplar verilmedikçe de tarih ve millet huzurunda yargılanacaksınız.”

Teklifin geri çekilerek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Genel Kurulda milletvekillerini bilgilendirmesini talep ettiklerini söyleyen Aydın, “Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız.” dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu da Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayacak gelişmelerin değil, Türkiye’ye ve Türk milletine yapılabilecek her türlü dayatmanın karşısında olduklarını dile getirerek, “Makul ve kabul edilebilir adımlar atılmadığı takdirde en başından bu yana sürdürdüğümüz tutarlı çizgimizi koruyacağımızı ve ‘hayır’ oyu vereceğimizi Türk milletine beyan ederiz.” diye konuştu.

“MHP Grubu olarak ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız”

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerinin Dışişleri Bakanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında en yetkili ağızlardan dile getirildiğini söyledi.

Üçlü Madrid mutabakatında ve Vilnius’taki görüşmelerde kayıt altına alınan hususların taraflarca dikkate alınıp uygulama sürecinin başlatıldığını aktaran Aydın, “Gerek bu konuyla ilgili aralık ayı sonunda yapılan komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcımızın açıklamalarından ve gerekse tarafların resmi açıklamalarından, iki ülke arasında özellikle Türkiye’nin beklenti ve talepleri karşılık bulmaya devam etmektedir. Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin savunma sanayi ürün taleplerine yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve savunma sanayi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınmasının da etkinleştirildiğine dikkati çeken Aydın, şöyle devam etti:

“Yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak, karşılıklı ziyaretlerin yapılıp, hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve işbirliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, MHP Grubu olarak komisyondaki tavrımızın sürecek ve ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız.”

“Dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise İsveç’in NATO’ya katılımına dair süreçte AK Parti’nin ikiyüzlü politikalar sergilediğini iddia ederek, sürecin bir başka boyutunun Orta Doğu başta olmak üzere dünyada yaşanan savaşlar ve bunların yarattığı küresel sonuçlar olduğunu anlattı.

Koçyiğit, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra düşük ve orta yoğunluklu savaşlarla hiçbir zaman daha özgür, daha demokratik ve daha güzel bir yer olmadığını belirterek, “Bugün de Putin’in Ukrayna’yı işgaline karşı NATO’nun genişlemesiyle dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak. Başta Orta Doğu olmak üzere, dünya kesintisiz bir şiddet girdabındadır ve hükümetler dünya halklarını bu girdaptan çıkarmak yerine savaşa savaşla karşılık vererek, daha fazla silahlanarak halkları korkunç ve ölümcül bir geleceğe taşımaktadırlar.” diye konuştu.

CHP’den destek

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da Türkiye’nin İsveç’ten taleplerinin yüzde yüz meşru olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz. İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2. büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. AK Parti’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yapılan müzakereler ışığında İsveç’te bir farkındalık oluşmaya başladığını ifade ederek, anayasa, yasa değişiklikleri, örgüte üye devşirmenin engellenmesi, finansman ve propagandanın önlenmesi gibi konularda atılan adımların ve yapılan niyet beyanlarının önemli olduğunu kaydetti.

Üyelik sonrasında da teröre karşı net bir duruş sergilemesinin İsveç’in Türkiye ve ittifaka karşı sorumluluğu ve kendi iç huzuru açısından önemli olduğunu belirten Çakırözer, “Biz CHP olarak İsveç’in verdiği sözlerin sıkı bir biçimde hayata geçirilmesinin mutlaka yakın takipçisi olacağız.” dedi.

“Çözüm odaklı, sorumluluk almaya hazır bir dış politika uygulamaktayız”

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili ve Fuat Oktay ise NATO’nun güçlü ve etkin caydırıcılığa sahip kalmasının Türkiye’nin siyasi ve askeri öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “Bu çerçevede, NATO’nun genişlemesini hem ittifakın gücünü ve caydırıcılığını artıracağı hem de ülkemizin de faydalanacağı bir güvenlik ve istikrar alanı oluşturduğu için desteklemekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Oktay, İsveç’in üçlü muhtıradan kaynaklanan taahhütleri çerçevesinde adımlar attığını ancak Türk hükümetinin yapılan değişiklilerin özellikle terörle mücadele alanındaki somut sonuçlarını görmek istemesi nedeniyle bu ülkenin üyelik sürecinin Finlandiya’nın gerisinde kaldığını belirtti.

İsveç makamlarıyla yürütülen temaslar sonucunda İsveç’in taahhütlerini uygulama düzeyi ve samimiyeti dikkate alınarak konunun 2023 Ekim ayında TBMM’nin onayına sunulduğunu ve Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO’ya katılımının Türkiye’nin çıkarları açısından yaratacağı etkilerinin ciddiyetle ve özenle tartışıldığını anlatan Oktay, İsveç’in bu süreçte Türkiye’nin taleplerine yönelik yaptığı düzenlemelere ilişkin de bilgi verdi.

Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımı sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını dile getiren Oktay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla işbirliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz.”

AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki adımlarının, her safhasının iyi planlanmış, iyi tasarlanmış, ustalıkla hayata geçirilmiş ve sonuçlarının garanti edilmiş bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreci diplomasi ustalığıyla yönetmiştir ülkemiz. Savaşın değil barışın hüküm sürdüğü bir dünyayı tesis etmek için müttefiklik sorumluluğu anlayışı içerisinde işbirliği ve eş güdümü önceleyen bir NATO yapısı içerisinde Türkiye olarak katkılarımızı vermeye devam edeceğiz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan teklifi desteklemediklerini açıkladı.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise teklife destek verdiklerini bildirdi.

İsveç’in NATO’ya üyeliğini onaylayan teklifin kabul edilmesinin ardından, Türkiye ile Malezya Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına Ek 1. Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de kabul edilerek yasalaştı.

Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren teklifin görüşmelerine geçildi

Genel Kurulda daha sonra en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına ilave artış öngören İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, şu anda en düşük emekli maaşının 25 bin lira civarında olması gerekirken asgari ücretin yarısı olduğunu söyledi.

Türkiye’de yoksulluğun yönetildiği bir durumla karşı karşıya olduklarını anlatan Özlale, “Bugün ülkemizde kayıtlı çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücrete tabi. Asgari ücret de birkaç ay sonra açlık sınırının altında kalacak. Emekli vatandaşlarımızın yarısı en düşük emekli maaşını alıyor ve bunlar da halihazırda açlık sınırının altında. Bizim, milyonlarca emekli vatandaşımıza, milyonlarca asgari ücretle hayatını geçirmeye çalışan vatandaşımıza, gencimize mutlaka kulak vermemiz lazım.” diye konuştu.

Özlale’nin konuşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında Programı’nda konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:51:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2771 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir.” dedi.

Yeni Şafak gazetesinin kuruluşunun 30’uncu yılı dolayısıyla Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında” programında konuşan Altun, gazetenin, hakkaniyetli haber ve gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu söyledi.

Altun, Yeni Şafak gazetesinin yayın hayatına başlar başlamaz jenerasyonları için gerçekten müstesna bir yere sahip bulunduğunu, siyasi perspektif kazanmalarına ve entelektüel zenginlik elde etmelerine katkı sunan önemli bir mecra olduğunu ifade etti.

Gazetenin yaptığı haberlerle gizlenmek isteneni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldığını söyleyen Altun, sesi kısılan, ötekileştirilen, itilen mazlumun, mağdurun sesi olduğunu kaydetti.

Altun, dönemi itibarıyla gazetenin hem eleştirel bir çizgide yayın yaptığını hem de milli bir duruş sergilediğini anlattı.

Yeni Şafak’ın köşe ve yorum yazılarıyla da entelektüel birikimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunduğunu ifade eden Altun, bu yazıların sadece aktüel, yerel olanı değil bölgesel, küresel ve tarihsel olanı ele alan, muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılar olduğunu dile getirdi.

Altun, birçok değerli ismin Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldığını, okurlarına istikamet verdiğini belirtti.

Gazetenin eski genel yayın yönetmenlerinden Akif Emre’yi anan Altun, üniversiteyi bitirdikten sonra kitap yayıncılığına başladığında Emre’nin İzler ve Küreselliğin Fay Hattı isimli iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına eriştiğini, bu eserlerin de Emre’nin gazetede yazdığı yazılardan derlendiğini anımsattı.

Altun, Yeni Şafak’ın gazetecilik, habercilik, ve düşünce okulu olduğunu ifade etti.

Gazetenin “Türkiye’nin Önü Aydınlık” manşetiyle yayın hayatına başladığını hatırlatan Altun, “Bugün bu cümleyi kurmak kolay. Hepimiz Türkiye’nin önünün aydınlık olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz hamdolsun. Fakat Yeni Şafak gazetesi bu manşeti zor, karanlık günlerde attı, ‘Türkiye’nin önü aydınlık.’ dedi. Nitekim bu manşetten bir süre sonra Türkiye, 28 Şubat sürecini, zulmünü yaşadı. 28 Şubat sadece milletin değerlerini hedef alan bir saldırı da değildi, esas itibarıyla toplumun yerli ve milli kesimlerini tarih dışına itmeye yönelik kirli bir operasyonun, siyasal mühendislik projesinin de adıydı. Türkiye’yi Batılı sömürü düzeninin ve Batıcı bağımlılık sisteminin bir parçası haline dönüştürmeye, daha doğrusu onu geri döndürülemez şekilde bu bağımlılık düzeninin ve sisteminin bir unsuru yapmaya yönelik bir darbe girişimiydi. Amaç, Türkiye’yi içe kapatmak ve ilelebet kendi çelişkileriyle malul bir halde onu sıkıştırmaktı.” diye konuştu.

Altun, bin yıl süreceği söylenen bu fetret devrinde Türkiye’nin kültürel, siyasal ve toplumsal hatlarının yeni baştan düzenlenmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Hatırlayın, bazı gazete yöneticilerinin, köşe yazarlarının adeta aynı merkezden işaret almış gibi benzer argümanlarla bu ülkenin çocuklarına nasıl saldırdıklarını gördük, izledik. O yıllarda ‘militan gazetecilerin’, sözüm ona gazetecilerin zafer sarhoşluğu içinde hareket ettiklerini ve dönemin gazete manşetlerini, köşe yazılarını nasıl kötücül bir şekilde şekillendirdiklerini gördük. Herkesin sus pus olduğu bu dönemde bütün baskı ve politikalara rağmen Yeni Şafak gazetesi susmadı. O nedenle Yeni Şafak gazetesini bugün büyük bir şerefle anıyoruz. O gün orada gerçeklerin ve hakikatin gür sesi olmayı tercih ederek, tarihin doğru yerinde durdu. Böylesi bir ortamda ‘Türkiye’nin Önü Aydınlık’ manşetiyle yayın hayatına başladı ve dahası darbe ortamına rağmen haktan, hakikatten ve milli iradeden yana durdu. Böylelikle bu ülkeye, bu topraklara, bu vatanın evlatlarına inanarak ve güvenerek hareket etti.”

O günlerden sonra umudu, “Türkiye’nin önü aydınlık” sözünü haklı çıkaran gelişmeler olduğunu ifade eden Altun, “Hamdolsun ki devreye sokulmaya çalışılan tüm siyasi ve toplumsal mühendislik çabaları akim kaldı ve 2002 yılından itibaren Türkiye yeni bir döneme girdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetiyle ülkemizin önüne konulmak istenen bariyerleri yerle bir etti ve Türkiye o dönemden bu döneme bir şahlanış dönemine girdi. Sanayide, dış politikada, savunmada, iletişim ve medya alanında, birçok alanda bugün 30 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir Türkiye var karşımızda.” ifadelerini kullandı.

Altun, günümüz Türkiye’sinin artık üniversite kapılarından kovulan başörtülü öğrencilerin olmadığı, kılık-kıyafeti, dini inancı ne olursa olsun özgürce eğitim almanın ve aynı zamanda da eğitim vermenin mümkün olduğu bir Türkiye olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Günümüz Türkiye’si, demokratik iradesine cuntacılar tarafından balans ayarı yapılamayan, iç ve dış birtakım mihraklarla işbirliği halinde darbe yapmak isteyenlerin bizatihi milletimiz tarafından derdest edildiği bir Türkiye’dir. Günümüz Türkiye’si, dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum ve mağdurun yanında olmayı en önemli insani, tarihi ve vicdani vazifesi telakki eden bir Türkiye’dir. Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir. Bugünün Türkiye’si şanla, şerefle kutladığı yüzüncü yılında bir kısım çevrelerin hayal bile edemediği bilimsel başarılara imza atan, uzay yolculuğunu başlatan bir Türkiye’dir.”

Bugün Türkiye’de siyasal alanda yaşanan çoğulculukla birlikte medya alanında da çoğulculuğun yaşandığını gördüklerini kaydeden Altun, “Türkiye’de ne yazık ki yıllar yılı Batıcı elitler nasıl ki toplumun büyük bir kesimini siyasal alandan, kamusal alandan kovmaya çalıştılarsa medya alanından da kovmaya çalıştılar. Medya, bu yönüyle Batılı ideolojinin ve hayat nizamının bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü adeta. Tepeden inmeci modernleşmenin bir aracı olarak kurumsallaştı. Ne var ki Türkiye özgürleştikçe, demokratik alan genişledikçe, toplumun farklı kesimleri de kamusal alanda görünür hale geldi. Böylelikle medya alanı da çeşitlendi, güçlendi, genişledi.” diye konuştu.

“Türkiye yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır”

Altun, Necip Fazıl’ın “Türkiye’nin bir buçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilali, önce Babıali’nin millileştirilmesi, ahlakileştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasıyla mümkündür.” sözlerini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Gerçekten de basın, medya ve iletişim alanında yaşanan millileşme 2002 sonrasında kendisine kurumsal bir karşılık bulabilmiştir. Elbette nasıl ki bir dönem Büyük Doğu gibi yayınlar zorlu dönemlerde varlık göstererek bir değer ve fikir aktarımına imkan tanıdıysa aynı şekilde 1990’ların çetin koşullarında da Yeni Şafak bu değer zincirini başarıyla temsil etmiştir. Bu gayretler olmasaydı biz bugünün medya ekosisteminde nefes alıp veremezdik. Bu gayretler olmasaydı medyada hala Batıcı tahakküm arzıendam etmeye ve milletimizi Batılı sömürge düzeninin beklentileri doğrultusunda büyük bir rahatlıkla manipüle etmeye devam edecekti. Hamdolsun ki bu rahatlığa sahip değiller. Fakat bu demek değil ki rahat duruyorlar. Geleneksel medya araçlarıyla elde edemedikleri ne varsa bunları yeni medya düzeniyle dijital medya araçlarıyla elde etmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye karşı hibrit tehditler aracılığıyla, yeni medya yol ve yöntemleriyle bir yıpratma savaşı yürütüyorlar. Türkiye bugün bütün dünyada yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Oxford Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı somut araştırmalarda Türkiye bugün dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülke olarak tasnif edilmektedir.”

Altun, bunun arkasında iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bunun arkasında, açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekirki bir küresel, siyasal mühendislik projesi var. Nedir bu? Türkiye’yi yeniden Batıcı bağımlılık düzeninin bir unsuru haline getirmek. Yeniden Batılı sömürge düzeninin izinde giden, bağımlı bir aktöre dönüştürmek ve onu iddialarından vazgeçirmek.” diye konuştu.

Türkiye’nin son 10 yılda bu bağlamda birçok melez saldırı ve darbeye maruz kaldığını kaydeden Altun, “Gezi kalkışmasından darbe görünümlü 15 Temmuz işgal girişimine, ekonomik ataklardan terör saldırılarına kadar birçok saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Şimdi buna sistematik dezenformasyon saldırıları eklenmiş durumda. Tam da bu nedenle biz gayretimizin önemli bir bölümünü dezenformasyonla mücadeleye ayırıyoruz. Bu sistematik dezenformasyonlar sadece medya ve iletişim alanıyla, basın sektörüyle sınırlı bir mesele de değildir. Daha geniş bir alanda siyasi ve stratejik bir zeminde karşımıza çıkan bir tehditten bahsediyoruz. Bu nedenle biz, dezenformasyonla mücadele etmeyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak telakki ediyoruz. Bu mücadeleyi de sadece ulusal bir mücadele olarak değil, küresel bir mücadele olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in zulümlerine eşlik eden dezenformasyon kampanyalarına da tam da bu gerekçeyle karşı çıktıklarını ifade eden Altun, İsrail’in dezenformasyon saldırılarını böylelikle sadece Türkiye içinde değil, bütün dünyada bertaraf ettiklerini, bunun için yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.

Altun, dezenformasyonla mücadele noktasında Yeni Şafak gibi güçlü, kurumsal, geleneksel medya kuruluşlarının gayretine çok önem verdiklerine dikkati çekerek, “Zira bizler ortak bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin adı kelimenin tam anlamıyla hakikat mücadelesidir. Zira bugün ziyadesiyle muhtaç olduğumuz temel değer hakikattir. Yalanın sıradanlaştığı, artık hakikatin önemsizleştirilmek istendiği bu dönemde hakikat için verilen mücadele en şerefli mücadeledir. Bu hakikat mücadelesinde doğru haberin, doğru yöntemlerle ve hızla ortaya çıkarılması, gazeteciliğin bir meslek olarak uluslararası alanda savunulması son derece önemli, stratejik, hayati bir unsurdur.” diye konuştu.

Yeni Şafak’ın bu anlamda analog dönemde ortaya koyduğu başarıyı dijital dönemde de sergilemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Altun, bu yöndeki gayretleri için gazeteye teşekkür etti.

“Yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız”

Altun, bu alanın sürekli geliştiğini ve bu alanda sürekli yeni hibrit tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Özellikle yapay zeka teknolojileri sonrasında yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız. Yapay zeka alanını yönetmek bu anlamda son derece önemli bir husus. Bugün Türkiye’deki köklü medya kuruluşlarının bir diğer meydan okuması da uluslararasılaşma meselesidir. Yeni Şafak’ın bu yöndeki güçlü gayretlerinin de farkındayız. Bunun için de kendilerini tebrik ediyoruz. Zira artık Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir uluslararası adalet mücadelesi veriyor ve bu mücadelede gerçekten medyamızın desteği çok ama çok önemli.” dedi.

Türkiye’nin uzun yıllar vesayete karşı bir demokratikleşme mücadelesi verdiğini kaydeden Altun, bu mücadelede Yeni Şafak’ın doğru yerde durduğunu, mücadeleyi desteklediğini söyledi.

-“Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği mücadele, uluslararası alanda etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir”

Altun, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası alanda adalet mücadelesine öncülük ettiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ mottosuyla ifade ettiği bu mücadele, önümüzdeki dönemde, uluslararası alanda son derece etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir. Biz buna inanıyoruz ve medyamız bu noktada Yeni Şafak gazetesi de dahil olmak üzere yerli ve milli medyamız, Türkiye’nin uluslararası adalet mücadelesine destek verecek şekilde uluslararasılaştırma kabiliyeti geliştirmesi gereken yapılardır. Biz, dezenformasyon rejiminin el birliğiyle, sizlerle, hep birlikte gayret ederek hakikatin yerini almasına müsaade etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de gazetelerin Tanzimat’tan bu yana yayın hayatlarına devam ettiğini, bu 200 yıllık süre zarfında kimi yayınların eskidiğini, tarih olduğunu, kiminin yaptıkları yayınlarla tarihe geçtiğini belirten Altun, Yeni Şafak’ın 30 yıllık birikimiyle tarihe geçtiğini, önemli işlere imza attığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
TBMM, İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolü onayladı https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:33:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2753

KUZEY Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu, ‘Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif görüşmeleri dahilinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Koray Aydın, iktidarın, siyasi parti gruplarını ve Türk milletini İsveç hakkında doğru bilgilendirmeden ve ikna etmeden bu protokolü Genel Kurul’a getirmesinin doğru olmadığını kaydederek, “Bugün yapılması gereken, bu teklifin geri çekilmesi, Genel Kurul’a Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan davet edilerek bizleri bilgilendirmesi ve taleplerimizin yerine gelip gelmediğini anlatmasıdır. Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak biz, İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız” diye konuştu.

‘PROTOKOLÜN ONAYLANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ’

MHP grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, İsveç’in NATO üyeliği konusunda yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerini ilettiğini belirtti. Türkiye’nin beklentileri ve taleplerinin karşılık bulduğunu ve bulmaya da devam ettiğini ifade eden Aydın, “Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Savunma sanayisi ürün taleplerimize yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve dahası, savunma sanayisi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması da etkinleştirilmiştir. Öte yandan, yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak karşılıklı ziyaretlerin yapılıp hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve iş birliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyondaki tavrımızın süreceğini belirtir, ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağımızı ifade eder, yüce heyetinizi en kalbi duygularımla, saygıyla selamlarım” dedi.

‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını desteklediklerini ve bu nedenle partisinin İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklife ‘evet’ diyeceğini aktardı. Salıcı, Türkiye’nin İsveç’ten meşru talepleri olduğunu belirterek, “İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemek de Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç, NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir” ifadesini kullandı.

‘İSVEÇ’İN ÖZEL GÖREVLİ SAVCI ATADIĞINI TESPİT ETTİK’

AK Parti adına söz alan Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise İsveç’in NATO’ya katılımı konusunun Meclis komisyonunda görüşüldüğünü ve İsveç’in üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi konusunda çalışmaların yapıldığını söyledi. İsveç’in süreç içerisinde olumlu adımlar attığını dile getiren Oktay, şunları söyledi:

“Bu çerçevede İsveç’in anayasasında terör örgütlerine destek sağlanmasında yaptırımlar getiren bir değişiklik yaptığını, terörizmle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör örgütüne katılımın ilk kez İsveç’te suç haline getirildiğini, PKK’nın İsveç’teki ana finansman kaynaklarından sözde ‘Kürt Kızılayı’nın banka hesabının kapatıldığını ve söz konusu oluşumun İsveç’teki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, bir PKK terör örgütü mensubunun terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarından hapse mahkum edildiğini, bunun İsveç bakımından bir ilki teşkil ettiğini, ülkemizde silahlı terör örgütüne üyelikten cezasının infazı amacıyla hakkında arama kaydı olan PKK’lı bir şahsın ülkemize iade edildiğini, İsveç’in PKK’yla iltisaklı olduğu anlaşılan kişilerin ülkeye girişlerini engellediğini, bazı kişilerin de İsveç’i terk etmelerinin sağlandığını, PKK iltisaklı çevrelerin artık İsveç’te eskiden olduğu şekilde rahat bir hareket alanı ve temas imkanı bulamadıklarını, savunma sanayisi alanında ülkemize yönelik kısıtlamaların tamamının kaldırıldığını, İsveç’in ülkemizin AB üyelik sürecine açık destek verdiğini, kutsal değerlerimize yönelik saldırıların engellenmesini sağlamak üzere İsveç yasalarında gerekli değişikliklerin hızla yapılması için bir çalışma başlatıldığını, İsveç Hükumeti ve İsveç halkının çoğunluğunun da bu saldırıları tasvip etmediğini, İsveç’in bizim makamlarımızla, Türkiye’nin makamlarıyla yakın iş birliği sağlamak için özel görevli bir savcı atadığını tespit ettik.”

‘OLUMLU OY KULLANACAĞIMIZI BELİRTİYORUZ’

İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımları sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını kaydeden Oktay, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından NATO Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atandığının açıklanmasının da bu çerçevede olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Tüm NATO müttefiklerine de terörle mücadelede işbirliği konusunda çağrıda bulunan Oktay, “Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla iş birliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz. Biz AK Parti Grubu olarak söz konusu kanun teklifi çerçevesinde olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.

KANUN TEKLİFİ ONAYLANDI

Yapılan konuşmaların ardından kanun teklifine ilişkin elektronik oylamaya geçildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada, 287 kabul oyu, 55 ret oyu ve 4 çekimser oy kullanıldı. Oylama sonucunda Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-isvecin-natoya-katilimina-iliskin-protokolu-onayladi/feed/ 0
Uğur Mumcu ve Katledilen Aydınlar Anısına Düzenlenecek 31. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın Teması “Adalet, Demokrasi, Laiklik” Olarak Belirlendi https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-mumcu-ve-katledilen-aydinlar-anisina-duzenlenecek-31-adalet-ve-demokrasi-haftasinin-temasi-adalet-demokrasi-laiklik-olarak-belirlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-mumcu-ve-katledilen-aydinlar-anisina-duzenlenecek-31-adalet-ve-demokrasi-haftasinin-temasi-adalet-demokrasi-laiklik-olarak-belirlendi/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:18:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2718

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um: ag), 24-31 Ocak günleri arasında düzenlenecek 31. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın temasını “Adalet, Demokrasi, Laiklik” olarak belirledi. 31. Adalet ve Demokrasi Haftası, 24 Ocak günü saat 10.00’da Batıkent Metro’dan Uğur Mumcu Parkı’na yürüyüş ile başlayacak. Aynı gün saat 11.00’de Uğur Mumcu Anıtı’nda anma töreni düzenlenecek. Ailesi, dostları ve sevenleri, saat 12.15’te Mumcu’yu 30 yıl önce katledildiği yerde karanfiller ve mumlar ile anacak, 14.30’da ise Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki anıtmezarı ziyaret edilecek. Hafta, 31 Ocak’ta 34 yıl önce öldürülen siyasetçi ve hukukçu Muammer Aksoy’un anması ile sona erecek.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um: ag) öncülüğünde gazeteci yazar Uğur Mumcu ve katledilen aydınlar anısına 24-31 Ocak günleri arasında düzenlenen Adalet ve Demokrasi Haftası’nın 31’incisinin teması “Adalet, Demokrasi, Laiklik” olacak. Adalet ve Demokrasi Haftası, 24 Ocak’ta 31 yıl önce katledilen araştırmacı-gazeteci Uğur Mumcu anması ile başlayıp 31 Ocak’ta 34 yıl önce öldürülen siyasetçi ve hukukçu Muammer Aksoy’un anması ile son bulacak. um: ag’ın açıkladığı takvime göre bir hafta boyunca çeşitli katılımcılar ile birçok etkinlik düzenlenecek.

Gazeteci yazar Uğur Mumcu’yu anmak için 24 Ocak günü saat 10.00’da Batıkent Metro’dan Uğur Mumcu Parkı’na yürüyüş yapılacak. Aynı gün saat 11.00’de Uğur Mumcu Anıtı’nda anma töreni düzenlenecek. Ailesi, dostları ve sevenleri, saat 12.15’te Mumcu’yu 30 yıl önce katledildiği yer olan evinin önünde karanfiller ve mumlar ile anacak, 14.30’da ise Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki anıtmezarı ziyaret edilecek.

um: ag Vakfı Yürütme Kurulu, Mumcu’nun katledilişinin 31. yılında Mumcu’nun Cumhuriyet gazetesinde 18 Kasım 1975’te kaleme aldığı “Özgürlüğün Bedeli” yazısından 31. Adalet ve Demokrasi Haftası için şu alıntıyı seçti:

“Düşüncelerinden dolayı binlerce insandan hesap soran rejim, milyonlarca lira yolsuzlukları için bir tek gün soru sormazsa, düşünce suçu adı altında kimleri neden yargılamak istediği, neden bu amaçla yasalar hazırlattığı da belli olmaz mı?”

Adalet ve Demokrasi Haftasının programı ise şöyle:

24 OCAK 2024 ÇARŞAMBA

Saat 10.00: Batıkent Metrodan (GİMSA önü) Uğur Mumcu Parkı’na Yürüyüş

Saat 11.00: Uğur Mumcu Anıtı’na Çelenk Bırakma ve Anma Töreni

Düzenleyenler: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Yenimahalle Belediyesi, Siyasi Partiler, Demokratik Kitle Örgütleri

Saat 12.15: “Uğur Mumcu Sesleniyor, Karanfil ve Mumlarımızla Uğur Mumcu’nun Sokağındayız”

Türkü Dinletisi: “Uğur Mumcu için söylüyoruz” Cem Erdost İleri

Düzenleyenler: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um: ag) ve Çankaya Belediyesi

Saat 14.30: Anıtmezar Ziyareti, Cebeci Asri Mezarlığı

25 OCAK 2024 PERŞEMBE

Panel: “Eğitimde Dönüşüm ve Ne Yapmalı?”

Kolaylaştırıcı: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı

Konuşmacılar: Eğitimci, yazar Dr. Nejla Doğan, 22. Dönem CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı

Saat, Yer: 14.00: Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı

Söyleşi: “Medya ve Adalet, Demokrasi ve Laiklik Mücadelesi”

Konuşmacı: Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş

Saat, Yer: 16.00 Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Eğitim İş

Panel: “Gazetecilik Denince: Adalet, Demokrasi, Laiklik”

Kolaylaştırıcı: Gazeteci, ÇGD Başkanı Kıvanç El

Konuşmacılar: “Adalet ile Adil Olmak Arasında Gazeteci” Gazeteci Tolga Şardan

“Demokrasinin Gizli Yaraları: Güvencesizlik, Mesleki Çözülme ve Gazeteciler” Akademisyen Çağrı Kaderoğlu Bulut

“Laiklik’in Haber Değeri (var mı?)” Gazeteci Mustafa Mert Bildircin

Saat, Yer: 18.00 Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Çağdaş Gazeteciler Derneği

Dinleti: “Türküler ve Dünya Şarkıları”

Sanatçılar: Bağlama, Vokal: Ankara Devlet Operası Solist Tuncer Tercan

Gitar, Vokal: Görkem Aytimur

Klarinet: E. Ali Tercan

Keman: Mustafa Fındık

Violensel, Bas Gitar: M. Ulaş Tercan

Saat, Yer: 20.30 Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um: ag)

26 OCAK 2024 CUMA

Panel: “Demokrasi ve Laiklik”

Açılış Konuşması: TÜKD Genel Başkanı Meral Güler

Kolaylaştırıcı: Prof. Dr. Nejla Kurul,  Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu

Saat, Yer: 12.00 Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyenler: Türk Üniversiteli Kadınlar Birliği (TÜKD), Türk Kadınlar Birliği (TKB)

Panel: “100. Yılda Ülkemiz”

Konuşmacılar: “Sağlıkta Dönüşüm” Recep Akdur,

“Cumhuriyet ve Laiklik” Seçil Karal Akgün

“Kemalizm ve Sosyal Demokrasi” Yıldırım Koç

“Laik Eğitim” Suay Karaman

Saat, Yer: 14.00 Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD)

Panel: “Yargı Bağımsızlığı Sorunu Bağlamında Tutukluluk, Hükümlülük,Tutsaklık”

Açılış Konuşması: Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Güler

Kolaylaştırıcı: Yargıçlar Sendikası Önceki Başkanı Avukat Mustafa Karadağ

Konuşmacılar: İstanbul Barosu Önceki Başkanı Avukat Turgut Kazan, Kamu Hukuku Akademisyen Dr. Kasım Akbaş, Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Tarık Özdirek, Yargıçlar Sendikası Üyesi Nuh Hüseyin Köse

Saat, Yer: 16.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Yargıçlar Sendikası

Panel: “2024 Türkiyesi’nde Laiklik”

Konuşmacılar: CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, Gazeteci, yazar Barış Terkoğlu

Saat, Yer: 16.30 Polatlı Belediyesi Kültür Merkezi

Düzenleyenler: Sosyal Demokrasi Derneği, CHP Polatlı İlçe Başkanlığı

Söyleşi: “Türkiye’de Kontr-Gerilla Cinayetleri”

Konuşmacı: Prof. Dr. Ahmet Saltık

Saat, Yer: 17.00, Yüksek Tic. Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F Mezunları Derneği Ankara Şube Konferans Salonu

Düzenleyenler: ADD Çankaya Şubesi, Yüksek Ticaret Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F Mezunları Derneği Ankara Şubes

Söyleşi: “Sesini Kaybetmeyenler: Gençliğin Gözünden Adalet”

Konuşmacılar: Çağdaş Gençlik Ankara

Saat, Yer: 18.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şubesi

27 OCAK 2024 CUMARTESİ

Panel: “Kamusal Mekanda: Adalet, Demokrasi ve Laiklik”

Kolaylaştırıcı: Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Muteber Osmanpaşaoğlu

Konuşmacılar: Avukat Turgut Kazan

Bilkent Üniversitesi Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bülent Batuman

Mimarlar Odası Ankara Şubesi 47.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan

Saat, Yer: 12.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Söyleşi: “Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesi”

Konuşmacı: Prof. Dr. Devrim Güngör

Saat, Yer: 14.00, Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet Kültür Merkezi

Düzenleyen: Ankara CUMOK

Panel: “Laiklik Neden Yaşamsaldır?”

Kolaylaştırıcı: Laiklik Meclisi Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık

Konuşmacılar: Laiklik Meclisi Üyesi Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Laiklik Meclisi Üyesi Prof. Dr. Erendiz Atasü

Saat, Yer: 14.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Laiklik Meclisi

Söyleşi: “Laiklik ve Cumhuriyet”

Kolaylaştırıcı: Ankara Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Şahin

Konuşmacı: Laiklik Meclisi Sözcüsü Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu

Türkü Dinletisi: Ozan Mustafa Türkel

Saat, Yer: 14.30, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

Düzenleyen: Ankara Dayanışma Derneği

Panel: “Türkiye’de Adalet ve Hukuk”

Yöneten: ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülşah Gülen Çiftçi

Konuşmacılar: Hukukçu Şenal Sarıhan, Hukukçu İlhan Cihaner

Saat, Yer: 15: 00, ODTÜ Mezunları Derneği, Vişnelik Tesisleri

Düzenleyen: ODTÜ Mezunları Derneği

Panel: “Laiklik ve Ekonomi”

Yöneten: Pir Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Meltem Demir

Konuşmacılar: CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Ekonomist Prof. Dr. Gülen Elmas Arslan

Saat, Yer: 16: 00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı

Panel: “Türkiye’de Laiklik ve Laik Eğitim Mücadelesi”

Açılış Konuşması: TİHAK Başkanı Oğuz Gemalmaz

Yöneten: Akademisyen, Hukukçu Aynur Demirli

Konuşmacılar: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı, TİHAK Yönetim Kurulu Üyesi, Siyaset Bilimci Mahmut Aslan

Saat, Yer: 16.00, Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet Kültür Merkezi

Düzenleyen: Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı (TİHAK)

Panel: “Bitmeyen Mücadele: Adalet, Demokrasi, Laiklik”

Kolaylaştırıcı: Avukat Mustafa Gökhan Tekşen

Konuşmacılar: Gazeteci Sedat Bozkurt, Avukat Selin Nakıpoğlu, Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu

Saat, Yer: 17.30, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

Düzenleyen: Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği (SODAD)

Panel: “Adalet, Demokrasi ve Laiklikte 2024 Yılında Türkiye?”

Kolaylaştırıcı: Genç Düşünce Enstitüsü Genel Başkanı Muratcan Işıldak

Konuşmacı: Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu Yöneticisi Hakan Altınay

Saat, Yer: 18.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Genç Düşünce Enstitüsü

Dinleti: “Devrim ve Demokrasi Türküleri” Atatürkçü Düşünce Derneği Batıkent Şubesi Türk Halk Müziği Korosu

Saat, Yer: 19.00, ADD Batıkent Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi

Düzenleyen: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)

Tiyatro Gösterisi

Dram: “Etik Nedir?”

Yazan ve Yöneten: Gökhan Erarslan

Oyuncu: Ahmet Akın Canalioğlu

Sahne Düzeni: Serkan Kavurt

Müzik Danışmanı: Zeynep Eröksüz

Saat, Yer: 19.30, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

Düzenleyen: Çankaya Belediyesi

28 OCAK 2024 PAZAR

Söyleşi: “Kadın ve Laik Yaşam”

Konuşmacı: CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka

Fotoğraf Gösterisi: “Sönmeyen Işık Uğur Mumcu” Gürsel Gökçe

Dinleti: Grup Akasya

Gitar, Vokal: Ali Yılmaz

Gitar, Vokal: Ayşegül Şahin

Bağlama: Baki Tekyurt

Saat, Yer: 14.00, Keçiören Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi

Düzenleyenler: ADD Keçiören Şubesi, Ankara CUMOK, Dil Derneği

Söyleşi: “Ontolojik ve Epistemolojik Temelleri Işığında Laiklik”

Konuşmacı: 19 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Aydın

Saat, Yer: 14.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Eğitim İş Ankara 3 No’lu Şube

Panel: “Yolsuzluklarla Mücadele Penceresinden Kentsel Dönüşüm Yasası”

Kolaylaştırıcı: Hakim Leyla Köksal

Konuşmacılar: Emekli Hakim Önder Tekin

Mimarlar Odası Ankara Şubesi 47.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan

Saat, Yer: 16.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Türk Hukuk Kurumu

Panel: “2024 Türkiyesi’nde Adalet”

Konuşmacılar: CHP Genel Başkan Yardımcısı Avukat M. Gül Çiftçi Binici, Gazeteci, Yazar Mustafa Balbay

Saat, Yer: 16.00, Akyurt Belediyesi Kültür Merkezi

Düzenleyen: CHP Akyurt İlçe Başkanlığı, Sosyal Demokrasi Derneği

Söyleşi: “Adalet, Demokrasi ve Laiklikte Neredeyiz? Gazeteciler İstediğini Yazabiliyor mu? Basında Sansür, Otosansür”

Konuşmacı: Gazeteci Tolga Şardan

Dinleti: Uğur Mumcu “Yürekli Kalem”

Sanatçı: Pınar Ayhan

Türkü Dinletisi: Uğur Mumcu ve Basın Şehitleri İçin Türküler

Koro: Kızılırmak Korosu

Saat, Yer: 16.00, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

Düzenleyen: Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu

Panel: “Yoksulluk ve Sağlık”

Kolaylaştırıcı: Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Asuman Doğan

Konuşmacı: Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu Üyesi Dr. Ebru Basa, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir

Saat, Yer: 18.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Ankara Tabip Odası

29 OCAK 2024 PAZARTESİ

Söyleşi: “Türkiye’de Eğitimde Devrim ve Karşı Devrim”

Konuşmacı: Tarihçi, Yazar Sinan Meydan

Saat, Yer: 14.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Eğitim İş Ankara 3 Nolu Şube

Söyleşi ve Dinleti: “Laiklik ve Adalet”

Yöneten: Operatör Dr. Sabri Dokuzoğuz

Konuşmacılar: Yazar, Gazeteci Murat Sururi Özbülbül, Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Dr. Barış Mutluay

Dinleti: Tuncer Tercan (Ankara Devlet Operası Solist)

Saat, Yer: 16.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Bahçelievler Deneme Lisesi Mezunları Derneği

Panel: “Yolsuzluklar Halkı Nasıl Yoksullaştırıyor? Yoksulluk ve Kadınlar”

Yöneten: Kadın ve Mücadele Derneği Genel Başkanı Avukat Melek Neslihan Özfidan

Konuşmacılar: 24. Dönem CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Oğuz Oyan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş

Saat, Yer: 18.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Kadın ve Mücadele Derneği

30 OCAK 2024 SALI

Panel: “Laiklik Demokrasinin Temelidir Adil Bir Toplum İçin Laiklik Vazgeçilmezdir.”

Kolaylaştırıcı: Gülen Temur (Eğit-Der)

Konuşmacılar: Laiklik Meclisi Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, 29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Avukat Şenal Sarıhan, Eğitimci Özgür Bozdoğan

Müzik, Slayt Fotoğraf Gösterisi: “Sönmeyen Işık Uğur Mumcu” Gürsel Gökçe

Saat, Yer: 14.00, İTÜ Evi

Düzenleyenler: 29 Ekim Kadınları Derneği, Ankara CUMOK, Eğit-Der, İTÜ Birliği Derneği

Söyleşi: “Sınıfsal Saldırı Projesi Olarak AKP Rejimi Sürecinin Anlamı”

Konuşmacı: Anayasa Mahkemesi Eski Raportörü Ali Rıza Aydın

Saat, Yer: 16.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)

Söyleşi: “Büyük Hedef; Gerçek İnsanlık Tarihinin Başlamasına Katkıda Bulunmak…”

Konuşmacı: Rıza Sümer (Şiddetsiz Toplum Derneği Bşk.)

Saat, Yer: 18.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Şiddetsiz Toplum Derneği

Müzik Dinletisi: “Umuda Ezgiler”

Müzik Grubu: Eğitim İş Cumhuriyet Öğretmenleri

Saat, Yer: 20.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyen: Eğitim İş

31 OCAK 2024 ÇARŞAMBA

Muammer Aksoy’u Anma – Anıtmezar Ziyareti

Saat, Yer: 13.00, Cebeci Asri Mezarlığı

Düzenleyenler: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Türk Hukuk Kurumu, Ankara Barosu

Söyleşi: “100. Yılda Yeniden Atatürk Cumhuriyeti”

Konuşmacılar: ADD Genel Başkanı M. Hüsnü Bozkurt, Ankara Barosu Başkanı Avukat Mustafa Köroğlu, THK Başkanı Avukat Nail Gürman

Saat, Yer: 14.30, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi

Düzenleyenler: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Ankara Barosu, Türk Hukuk Kurumu

Söyleşi: “Muammer Aksoy’a Saygıyla”

Konuşmacı: Mahmut Aslan (TİHAK Yönetim Kurulu Üyesi/ Siyaset Bilimci)

Saat, Yer: 17.00, Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet Kültür Merkezi

Düzenleyenler: Cumhuriyet Kitapları, Ankara CUMOK

Panel: “2024 Türkiyesi’nde Adalet”

Konuşmacılar: CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Gazeteci, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş

Saat, Yer: 18.00, Gölbaşı Belediyesi, Mehmet Akif Ersoy Kong.ve Kül.Merkezi

Düzenleyenler: CHP Gölbaşı İlçe Başkanlığı, Sosyal Demokrasi Derneği

Haftanın Kapanış Konseri

Sunan: Şebnem Gürsoy

Kapanış Konuşması: ÇYDD Ankara Gençlik Birimi

Sanatçılar: Grup Gündoğarken

Saat, Yer: 20.00, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

Düzenleyenler: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um: ag), Çankaya Belediyesi ve Katılımcı Kuruluşlar

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/ugur-mumcu-ve-katledilen-aydinlar-anisina-duzenlenecek-31-adalet-ve-demokrasi-haftasinin-temasi-adalet-demokrasi-laiklik-olarak-belirlendi/feed/ 0 MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, açık hava toplantıları düzenleyecek https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-semih-yalcin-acik-hava-toplantilari-duzenleyecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-semih-yalcin-acik-hava-toplantilari-duzenleyecek/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:27:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2697 MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, 31 Mart seçimleri kapsamında açık hava toplantıları yapacaklarını açıkladı. Yalçın, bu kapsamda ilk toplantının 28 Ocak’ta Mersin’de, ikincisinin ise 4 Şubat’ta Manisa’da düzenleneceğini duyurdu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, bugün yaptığı yazılı açıklamada; “MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir” dedi.

Semih Yalçın’ın açıklaması şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçmiş, milletimiz ciddi imtihanlarla sınanmıştır. Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir. Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur. Milletimizin gösterdiği bu yüksek direnç ve varlık refleksi; daima ilham kaynağımız olmuş, yolumuzu aydınlatmıştır. Milletimizi tarih sahnesinden silmek ve yaşadığımız coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısı hala açık tutulmaktadır. Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir. Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır.

MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir. Bugün; bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır. Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur.

Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur. Bu gerçekten hareketle denilebilir ki Cumhur İttifakını var eden siyasi ilkeler, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümüdür. Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından biriside, aynı anlayışa paralel olarak ‘Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin’ şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-semih-yalcin-acik-hava-toplantilari-duzenleyecek/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis/ https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis/#respond Sun, 21 Jan 2024 09:18:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2620 Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te evinin önünde, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Uğur Mumcu’nun uğradığı suikast, tüm yurtta büyük üzüntü yarattı. Mumcu’nun cenazesi, yüz binlerin katıldığı törenle toprağa verildi.

Mumcu, 1942 yılında Kırşehir’de dünyaya geldi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” makalesiyle “Yunus Nadi Ödülü”nü aldı.

Aynı fakültede 1968’de idare hukuku asistanı olan Mumcu’nun inceleme yazıları, Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı.

Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı, tutuklandı ve 7 ay hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, bu cezayı bozdu.

Mumcu, askerliğini tamamladıktan sonra 1974’te üniversiteden ayrılarak Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 1975’te Cumhuriyet gazetesine geçen Mumcu, yaşamı boyunca çok sayıda araştırmaya dayalı yapıt verdi.

Güldal Mumcu ile 1976’da evlenen Uğur Mumcu’nun Özgür ve Özge adını verdikleri iki çocuğu oldu.

Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üstüne giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.

Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla 51 yaşında hayatını kaybetti. Mumcu’nun ölümünden sonra kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, bütün eserlerini yayımladı.

Polis teşkilatının unutulmayan kahramanı

Sakarya’nın Hendek ilçesinde 1952’de dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, 1970’te Polis Kolejini, 1973’te Polis Akademisini bitirdi.

Okkan, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandıktan sonra emniyet amirliği rütbesi alana kadar çeşitli birimlerde görev yaptı. Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne 1993’te terfi eden Okkan, Kars Emniyet Müdürü olarak atandı.

Ali Gaffar Okkan’ın adı, 18 Kasım 1997’de Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başladıktan sonra kentte ilklere ve önemli başarılara imza atmasıyla gündeme geldi.

Okkan, görev yaptığı süre içinde kentteki huzuru en üst seviyeye çıkardı, şehirde küçükten büyüğe herkesle kurduğu iyi diyalogla Diyarbakırlıların sevgi ve saygısını kazandı.

Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001’de makam aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu olay yerinde şoförü ve 4 korumasıyla şehit oldu.

Belli başlı öteki olaylar

22 Ocak

1517- Osmanlı ordusu, Ridaniye Savaşı’nda Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından halifelik Osmanlılara geçti.

1561- İngiliz devlet adamı, filozof Francis Bacon dünyaya geldi.

1842- Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.

1901- Britanya Kraliçesi Victoria, 82 yaşında öldü.

1905- Birinci Rus Devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray’a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmalarıyla “Kanlı Pazar” diye anılan günde, 500 işçinin öldürülmesi üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.

1949- Çin’de Mao Zedung, Kızıl Ordu ile Pekin’e girdi.

1972- Brüksel Antlaşması imzalandı. Antlaşma İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç’in, 1 Ocak 1973’ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) üye olmalarını öngörüyordu.

1987- Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye’de de başlatılmasını kararlaştırdı.

1989- Sovyetler Birliği’nde ilk kez “Uluslararası Güzellik Yarışması” düzenlendi. Yarışmada Türkiye’yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.

1996- Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu.

2000- Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümüyle ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı beraat etti.

2006- Eski SHP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 65 yaşında vefat etti.

2008- “Ergenekon” soruşturması kapsamında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol ve Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.

2013- Galatasaray Üniversitesinin Ortaköy’deki 142 yıllık binasında çıkan yangın, itfaiyenin 4,5 saat süren müdahalesiyle söndürüldü. Binanın büyük bölümü kullanılamaz hale geldi. Elektrik kontağından çıktığı belirlenen yangında çok sayıda tarihi öneme sahip eser ve kitap kül oldu.

2014- Suriye’deki iç savaşa çözüm bulmayı amaçlayan Cenevre-2 Konferansı, İsviçre’nin Montrö kentinde başladı.

2014- Dünya Ekonomik Forumu’nun 44. Davos yıllık toplantısı başladı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e barışa, ekonomiye, teknolojiye yaptığı katkılar dolayısıyla “Davos’un Ruhu” ödülü verildi.

2015- Somali’nin başkenti Mogadişu’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yakınlarında bulunan ve Türk heyetinin kaldığı Atfeya Oteli’ne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi.

2015- TÜSİAD’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes oldu.

2016- Bir süre pankreas kanseri tedavisi gören eski CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 76 yaşında Ankara’da hayatını kaybetti.

2016- Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden 16 Ekim’de gönderilen Türksat 4B uydusu Türksat AŞ’ye yörüngede teslim edildi.

2017- Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, tedavi gördüğü hastanede 82 yaşında hayatını kaybetti.

2018- Eski Devlet Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.

2018- NATO, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü YPG/PKK’nın işgal ettiği Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin “Tüm ülkelerin kendini savunma hakkı bulunmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

2018- Yönetmen Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği “Kelebekler”, dünya prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde uzun metraj drama kategorisinde “Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü”ne layık görüldü.

2021 – Birleşmiş Milletler, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın yürürlüğe girdiğini duyurdu.

2022- Çinli bilim insanları, 833 kilometrelik fiber optik kablo üzerinde kuantum anahtar dağılımını gerçekleştirerek bu alanda rekor kırdı.

23 Ocak

1896- Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, adının verildiği cihazı icat etti.

1913- Kamil Paşa Hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi, yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.

1941- I. Türk Karikatür Sergisi, İstanbul’da açıldı.

1961- Dolandırıcılık olaylarıyla ünlenen Sülün Osman, Zeytinburnu’nda kumar oynarken yakalandı.

1973- 1968’de başlayan Vietnam İç Savaşı’nda ateşkes ilan edildi.

1978- Türkiye 1. Kömür Kongresi, Zonguldak’ta yapıldı.

1989- Ressam Salvador Dali, 84 yaşında İspanya’da öldü.

1990- Kızıl Ordu, 41 yıl sonra Macaristan’dan ayrıldı.

1995- Posta ile Yeni Şafak gazeteleri yayına başladı.

2005- Edebiyat tarihçisi, yazar Atilla Özkırımlı 63 yaşında İstanbul’da vefat etti.

2007- Yapımına 16 yıl önce başlanan Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul’a gidiş yönü ulaşıma açıldı.

2008- Kostas Karamanlis, 49 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Yunanistan Başbakanı oldu.

2012- Fransa Senatosu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa teklifini kabul etti.

2015 – Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz, Riyad’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.

2017- Olağanüstü hal kapsamında hazırlanan 682, 683, 684 ve 685 sayılı 4 yeni kanun hükmünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlandı. 685 sayılı KHK ile “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” kuruldu.

2017- Türkiye, Rusya ve İran öncülüğünde Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlayan görüşmelerin ilk toplantısında, Suriye’deki ateşkes ihlallerinin üçlü ortak mekanizmayla izlenmesi ve uygulanmasının sağlanması konusunda uzlaşmaya varıldı.

2018- Kanada’nın British Columbia eyaletinde bilim insanları tarafından 508 milyon yıllık solucan fosilleri bulundu.

2019 – Tiyatro ve sinema oyuncusu, Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybetti.

2020- Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın engellenmesi için gerekli tedbirleri almasına hükmetti.

24 Ocak

1921- Ankara-Sivas demir yolunun inşasına ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi. Hattın inşaatı 1930’da tamamlandı.

1921- Çerkez Ethem’in güçleri dağıtıldı.

1946- CHP Sanat Ödülü’nü “35 Yaş” şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.

1946- BM, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu kurdu.

1955- Zonguldak’ta, Ereğli Kömür İşletmelerine ait Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 işçi öldü, 19 işçi yaralandı.

1958- Türkiye’de modern cerrahinin kurucusu, eski İstanbul Belediye Başkanı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Topuzlu, 90 yaşında vefat etti.

1959- İstanbul Küçükyalı’da Neşe Sineması çöktü, 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.

1962- Yazar, şair Ahmet Hamdi Tanpınar, 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.

1965- İngiliz siyasetçi Winston Churchill öldü.

1980- Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve “24 Ocak Kararları” olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.

1993- Gazeteci yazar Uğur Mumcu, evinin önünde, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 51 yaşında hayatını kaybetti.

1994- Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.

2001- Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi.

2006- Tiyatro ve sinema sanatçısı Mümtaz Sevinç 54 yaşında, Üsküdar’daki evinde bıçaklanarak öldürüldü.

2007- Eski Dışişleri ve Kültür Bakanlarından İsmail Cem, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 67 yaşında yaşamını yitirdi.

2010- İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı vefat etti.

2011- Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara gemisine saldırısıyla ilgili Birleşmiş Milletlere sunduğu ara raporda, zararların tazminini istedi.

2011- Rusya’nın başkenti Moskova’daki Domodedovo Havaalanı’nda terörist saldırı düzenlendi. Saldırıda 35 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı.

2013- Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Barolar Birliğinin meslek kurallarında yer alan, avukatların “başları açık” görev yapacaklarına ilişkin düzenlemesinin yürütmesini durdurdu. Kararın ardından avukatlar başörtülü olarak duruşmalara katılmaya başladı.

2013- Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) tarafından geliştirilen “ANKA” İnsansız Hava Aracı Sistemi, kabul test sürecini tamamladı.

2015- DEAŞ’lı teröristler, Suriye’de kaçırdıkları iki Japon rehineden Haruna Yukava’yı öldürdü.

2017- ABD Başkanı Donald Trump, Meksika sınırına duvar örülmesini öngören kararnameyi imzaladı.

2020- Elazığ’da merkez üssü Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde, Elazığ ve Malatya’da 41 kişi hayatını kaybetti.

2022- Pakistan’da ilk kez bir kadın yargıç, Pakistan Yüksek Mahkemesine atandı.

2022- ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) 25 Aralık 2021’de fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu yörüngesine yerleşti.

2022- Yerli Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ın iki doz BioNTech aşısının ardından hatırlatma dozu olarak uygulanacağı çalışma, 5 merkezde başlatıldı.

2022- Yeşilçam’ın usta oyuncusu Fatma Girik, Kovid-19’a bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul’daki hastanede, 79 yaşında hayatını kaybetti.

2023- Kırgızistan’da çocuklara cinsel istismara “hadım edilme” cezası öngören yasa teklifi kabul edildi.

25 Ocak

1363- Sırpsındığı Zaferi kazanıldı.

1919 – Paris Barış Konferansı’nda Milletler Cemiyeti’nin kurulmasına karar verildi.

1926- Şeker, petrol ve benzin inhisarı (tekeli) hakkında kanunlar kabul edildi.

1936- İstanbul’da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.

1938- İzmir Telefon İşletmesinin hükümetçe satın alınmasına dair sözleşme, Ankara’da imzalandı.

1939- Celal Bayar hükümeti istifa etti. Yeni hükümet Refik Saydam başkanlığında kuruldu.

1952- Liseler 4 yıla çıkarıldı.

1970- Necmettin Erbakan, 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisini kurduğunu açıkladı.

1987- 30 milyon dolara sigortalanan “Muhteşem Süleyman Sergisi”, ABD’nin başkenti Washington’da Ulusal Sanat Müzesi’nde açıldı.

1988- Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi’ni imzaladı.

1990- ABD’li aktris Ava Gardner, 67 yaşında öldü.

2006- İlk kez seçimlere katılan Hamas, Filistin’de düzenlenen genel seçimlerin galibi oldu ve 10 yıllık El Fetih hakimiyetine son verdi. İsmail Heniyye, 19 Şubat’ta başbakan oldu ancak İsrail, Hamas hükümetiyle bütün müzakereleri durdurdu ve ekonomik yaptırım başlattı.

2017- Türkiye’nin ilk şehir hastanesi Yozgat’ta açıldı.

2018- Türkiye’nin terörle mücadelesine destek için aralarında yazar, akademisyen, bürokrat, gazeteci ve sendikacıların bulunduğu 126 kişinin öncülüğünde yayınlanan bildiri, internet üzerinden imzaya açıldı. 5 dilde yayınlanan bildiriye imza verenlerin sayısı ilk gün 3 bini aştı.

2018- Çinli bilim adamları dünyada ilk defa bir maymunu klonladı.

2022- Avustralya hükümeti, Aborjin bayrağının özgürce kullanılabilmesi için 14 milyon dolar karşılığında bayrağın telif haklarını satın aldı.

26 Ocak

1905- Güney Afrika Pretoria’da 3,106 kırat değerindeki dünyanın en büyük elması bulundu. Elmasa “Cullinan” adı verildi. 9 parçaya bölünen elmastan elde edilen “Afrika’nın Büyük Yıldızı” adındaki 530,2 kıratlık 74 yüzlü dünyanın en büyük pırlantası, Britanya tacına yerleştirildi.

1948- Milli Mücadele kahramanı ve siyaset adamı Kazım Karabekir, Ankara’da 66 yaşında yaşamını yitirdi.

1950- Hindistan’da cumhuriyet ilan edildi.

1974- Bülent Ecevit başkanlığında CHP-Milli Selamet Partisi koalisyon hükümeti göreve başladı.

1992- 12 Eylül’den sonraki ilk memur eylemi İstanbul’da yapıldı.

2000- İstanbul Devlet Konservatuvarının kurucusu Fuat Türkay, İstanbul’da 93 yaşında vefat etti.

2008- Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, avukat Kemal Kerinçsiz ile Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da aralarında bulunduğu kişiler tutuklandı.

2013- Adana’da konuşlandırılan Patriot Hava Savunma Sistemleri, harekat yeteneğini kazanarak operasyonel hale geldi.

2013- Mısır’ın Port Said Stadyumu’ndaki futbol karşılaşmasında önceki sene 74 kişinin ölmesinin ardından açılan davada, 21 sanık hakkında idam kararı verildi.

2014- Filipinler hükümetiyle isyancı Moro İslami Kurtuluş Cephesinin, ülkenin güneyinde yıllardır süren ve 10 binlerce kişinin yaşamını yitirdiği çatışmalara son vermeyi hedefleyen belge üzerinde anlaştığı bildirildi.

2015- Filipinler’in güneyinde güvenlik güçleriyle silahlı örgütler arasında çıkan çatışmada 50 polis öldü.

2016- İran Cumhurbaşkanı, 17 yıl aradan sonra ilk defa Katolik dünyasının merkezi Vatikan’ı ziyaret etti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus ile bir araya geldi.

2016- “Tahşiyecilere Kumpas” davası kapsamında tutuklu bulunan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY’ye ilişkin ana soruşturması kapsamında da tutuklandı.

2017- Yunanistan Yüksek Mahkemesi, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçan 8 darbeci askerin Türkiye’ye iade edilmemeleri yönünde karar verdi.

2018- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Türkiye’nin Afrin operasyonuyla ilgili açıklama yaparken, bölgedeki PYD/PKK unsurları için “YPG” yerine doğrudan “PKK” ifadesini kullandı.

2020- Amerikalı ünlü basketbolcu Kobe Bryant ve 13 yaşındaki kızı Gianna, California’da geçirdikleri helikopter kazasında hayatını kaybetti. Kazada 7 kişi daha yaşamını yitirdi.

2020- Türkiye’nin ilk profesyonel milli boksörü “Demir Yumruk” lakaplı Garbis Zakaryan, 90 yaşında İstanbul’da vefat etti.

2022- Avustralya’da bilim insanları, gökyüzünde 20 dakika aralıkla yanıp sönen yeni bir ışın türü keşfetti.

2022- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın, Cezayir’in başkenti Cezayir’deki Isly Caddesi’nde Fransız askerlerinin 26 Mart 1962’de yaptığı katliamı kabul ettiğini belirterek, “Açık ve net söylüyorum, bu katliam Cumhuriyet (Fransa) için affedilemez.” açıklamasında bulundu.

27 Ocak

1880- Thomas Edison elektrik ampulünün patentini aldı.

1918- ABD’li romancı Edgar Rice Burroghs’un yarattığı “Tarzan”ı konu alan ilk film, “Tarzan of the Apes (Gorillerin Tarzanı)” adıyla ABD’de gösterime girdi. Aktör Elmo Lincoln, beyaz perdenin ilk “Tarzan”ı oldu.

1937- Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi.

1945- Sovyetler Birliği’nin Kızıl Ordu birlikleri, Polonya’da Almanya’nın kurduğu Auschwitz ve Birkenau kamplarını ele geçirdi.

1947- Öğretim kurumları dışında din eğitimine izin verildi.

1948- İlk teyp satışa çıktı.

1954- Köy Enstitüleri kapatıldı.

1967- ABD’nin Ay programı kapsamındaki Apollo 1 uzay aracı, deneme aşamasında yandı; astronotlar Grissom, White ve Chaffee öldü.

1973- ABD ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.

1973- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile yardımcısı Bahadır Demir, bir Ermeni teröristin saldırısında şehit edildi.

2010- Apple’ın patronu Steve Jobs, aylardır beklenen taşınabilir bilgisayar ve akıllı telefon arası çok fonksiyonlu tablet bilgisayarı “iPad”i tanıttı.

2013 – Brezilya’nın Santa Maria kentindeki bir gece kulübünde çıkan yangında 245 kişi yaşamını yitirdi, 120 kişi yaralandı.

2014- Google ile Samsung, 10 yıl geçerli olacak uluslararası patent lisans anlaşması imzaladı.

2016- Gökbilimciler, bugüne kadarki en büyük güneş sistemini keşfetti. Avustralya Ulusal Üniversitesinden bir grup bilim adamının yürüttüğü araştırmada, uzun süredir yalnız olarak tanımlanan dev gaz gezegenin, kendisine 1 trilyon kilometre uzakta bir yıldıza sahip olduğu görüldü.

2018- Afganistan’ın başkenti Kabil’de bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 95 kişi hayatını kaybetti, 158 kişi yaralandı.

2019- Filipinler’in güneyindeki bir Katolik kilisesini hedef alan iki ayrı bombalı saldırıda 20 kişi öldü, 81 kişi yaralandı.

2022- ABD’de ilk kez bir robot, insan yardımı olmadan ameliyat gerçekleştirdi.

2022- Necip Hablemitoğlu suikastinin katil zanlılarından, kırmızı bültenle aranan Nuri Gökhan Bozkır, MİT tarafından yurt dışından Türkiye’ye getirildi.

28 Ocak

1517- Yavuz Sultan Selim’in başında bulunduğu Osmanlı ordusu, Kahire’ye girdi.

1854- Mülkiye Mektebi açıldı.

1920- Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli oturumunda Misakı Milli kabul edildi.

1953- Ney üstadı ve ünlü hiciv şairi Neyzen Tevfik Kolaylı 74 yaşında öldü.

1958- Kıbrıs’ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu 8 kişi öldü. TBMM, 31 Ocak’ta İngiltere’yi kınama kararı aldı.

1982- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan şehit edildi. Saldırıyı “Ermeni Katliamı Adalet Komandoları” adlı terör örgütü üstlendi.

1983- 8 kişinin öldüğü, 72 kişinin yaralandığı, 7 Ağustos 1982’deki Esenboğa Havalimanı terör saldırısına katılanlardan Levon Ekmekçiyan, Ankara Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.

1986- Amerikan uzay mekiği Challenger kalktıktan 72 saniye sonra patladı, 7 kişi öldü.

1997- Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlar dışında promosyon yapmasını engelleyen Promosyon Yasası yürürlüğe girdi.

2012- Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece Tamer, kalp yetmezliği nedeniyle İstanbul’da 99 yaşında hayatını kaybetti.

2013- Sanatçı Ferdi Özbeğen, tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 72 yaşında vefat etti.

2013- İran, içinde maymun bulunan “Öncü” adlı araştırma uydusunu başarıyla uzaya gönderdi.

2015- Öğretmenliğe ilk kez atanacaklar için 40 yaş sınırı kaldırıldı.

2017- Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden oyuncu Engin Cezzar, 82 yaşında yaşamını kaybetti.

2020- ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, tek taraflı Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıkladı.

2021- MİT, İçişleri Bakanlığı, KOM Daire Başkanlığı ve KKTC polisinin koordinasyonuyla KKTC’de yakalanan FETÖ’nün “mahrem imamı” Ahmet Yiğit, Türkiye’ye getirildi.

2022- Türkiye’de günlük Kovid-19 vaka sayısı, salgının başından beri ilk kez 90 binin üstüne çıktı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/haftanin-tarihine-bakis/feed/ 0
Türkiye’nin uzay yolculuğu başladı: İstanbullular Taksim Meydanı’nda canlı izledi https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-uzay-yolculugu-basladi-istanbullular-taksim-meydaninda-canli-izledi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-uzay-yolculugu-basladi-istanbullular-taksim-meydaninda-canli-izledi/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:06:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2544 Türkiye’nin uzay yolculuğu başladı: İstanbullular Taksim Meydanı’nda canlı izledi

İSTANBUL – Türkiye’nin uzay yolculuğu Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı SpaceX’e ait uzay aracının Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatılması ile başladı. Taksim Meydanı’na kurulan dev ekranda fırlatma canlı olarak yayınlanırken İstanbullular da geri sayım eşliğinde canlı yayını izlediler.

Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu SpaceX’e ait uzay aracı NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatıldı. Günlerdir beklenen fırlatmayı izlemek isteyen vatandaşlar için ise Taksim Meydanı’na dev ekran kuruldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın meydana kurduğu dome çadır adı verilen kubbeli planetaryumun önünde fırlatmayı izlemek için bekleyenler fırlatma saatine kadar temel eğitimleri de izledi. Saatler 00.49’u gösterdiğinde ise heyecanlı kalabalık da son saniyelerde geri sayıma eşlik etti.

Fırlatmayı izleyen coşkulu kalabalıktan Mehmet Hasan Tokgöz duygularını anlattı,

“Kendisini canı gönülden tebrik ediyorum ve kendisiyle bütün Türk milleti adına gurur duyuyoruz. Türkiye’mizi temsil edecek. Dilerim ki inşallah kendi araçlarımızla çıkmak nasip olur. Çok güzel bir duygu. Çok güzel bir his. Hepimiz burada birleştik, onu izliyoruz. Gururla, mutlulukla ve heyecanla. Başka diyecek bir şey yok. Heyecanla o saatin gelmesini bekliyoruz. İnşallah daha güzel günleri göreceğiz.” dedi.

Fırlatmayı izlerken duygulanan bir kadın vatandaş ise şunları söyledi, “Ayağına taş değmesin ama benim düşüncelerim çok farklı. Aşırı gurur duyuyorum. Elim ayağım titriyor şu an. Nasıl diyeyim, ifade edecek gibi değilim. Vakit doldukça ben heyecanlanıyorum. Bunun devamı gelecek. Türkiye ile gurur duyuyorum.” dedi.

Yetkin Altıntaş ise şu sözleri söyledi, “Şu anda onun Türkiye Cumhuriyeti ve Türk insanları adına çok gururlu olduğunu düşünüyorum. Bizim içimizdeki şu gururu kendisinin de yaşadığına inanıyorum. Gururlu bir şekilde geldik. Şu anda buradaki ekrandan izleyeceğiz. İnsanlarla beraber bu coşkuyu yaşamak istedik. Mutluyuz, gururluyuz. İlk defa bir Türk uzaya çıkıyor. Hayırlısı olsun. İnşallah sağ salim gider gelirler.” dedi.

Engin Tugay fırlatmayla ilgili duygularını ifade etti, “Kendi adıma çok gurur verici bir şey. Hangi görüşten olursak olalım hiç fark etmez. Sonuçta bizden birisi uzaya çıkacak. Bizim için gerçekten mutluluk verici.” ifadelerini kullandı.

Heyecanla fırlatmayı izleyen Çağatay Aksoy,

“Bu arkadaşın ellerini değil ayaklarını öpüyorum. Çünkü şu anda Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk bayrağını uzaya taşıyor. Çok mutluyuz, huzurluyuz, bu güzel günleri bizlere yaşattıkları için.” sözlerini sarf etti.

Muhammed Cemil Yaman ise şunları ifade etti,

“Gururluyuz. Çünkü 100 yıl boyunca böyle bir olayın ilk defa gerçekleşmesi ve bizim de bunu görmemiz çok gurur verici bir an. Bu işte emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” dedi.

Şeref Mercan fırlatmayı izledikten sonra duygularını anlattı, “Hayırlı uğurlu olsun öncelikle ülkemiz adına. Çok gurur duydum inşallah bunun devamı gelir. Her alanda bayrağımızı dalgalandımaya devam edeceğiz inşallah.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-uzay-yolculugu-basladi-istanbullular-taksim-meydaninda-canli-izledi/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğu başladı https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-basladi/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:00:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2541 TÜRKİYE’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu roketin ABD’nin Florida eyaletinde bulunan  Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılma anları vatandaşlar tarafından Taksim’de kurulan çadırdan takip edildi.

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na yolculuğu, 00.49’da başladı. ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Kennedy Uzay Merkezi’nde düzenlenen fırlatma töreni, vatandaşlar tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Taksim Meydanı’na kurulan çadırdan takip edildi. Taksim’de kurulan çadırda, fırlatma törenini takip edenler arasında İstanbul Valisi Davut Gül, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Gezeravcı’nın serüveni bir video ile tanıtıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleştirilecek çalışmalardan bahsedildi. Gezeravcı ile birlikte ABD ve İspanya’yı temsilen misyon lideri Michael Lopez-Alegria, İtalyan Hava Kuvvetlerinden pilot Walter Villadei ve Avrupa Uzay Ajansı adına katılan İsveçli Marcus Wandt’ın yer aldığı Falcon 9 isimli roketin başarılı bir şekilde fırlatılmasıyla uzay yolculuğu başladı. Falcon 9 roketi, SpaceX Dragon uzay aracıyla birleşecek ve yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gidecek. 4 kişilik mürettebat, ISS’de 14 günlük bir görev gerçekleştirecek. “Message” bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atılacak.

“UZAY MİSYONU BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAK”

ABD’den bağlantı ile mesajlarını ileten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Aziz Türk Milletinin her bir ferdini selamlıyorum. Millet olmak acı ve kederde bir olmak gibi sevinç, heyecan ve coşkuda da bir ve beraber olabilmektir. İşte şimdi tarihi bir gururu hep birlikte yaşıyoruz. Kalbimiz Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile atıyor. Milli gururumuz Alper Gezeravcı’nın uzay aracıyla yapacağı yolculuk ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca gerçekleştirecekleri uzay misyonu bilim dünyasına önemli katkılar sunacak” dedi.

“AY YILDIZIMIZ UZAYDA BULUNACAK”

T3 Vakfı Üyesi Yiğithan Mangır, “Türkiye yüzyılında gerçekten çok önemli bir adımdı. İlk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı şimdi uzayda. Hep birlikte roketin uzaya fırlatılışını izledik. Gerçekten tarihi bir andı. Bununla birlikte mutlaka Türkiye’de ilerleyen süreçte kendi uzay mekiğimizle kendi astronotlarımızı daha fazla uzaya göndereceğiz. Ay yıldızımız uzayda da bulunacak. Teknofest kuşağıyla çalışmalar son hızıyla devam edecek” dedi.

“UMARIM DAHA FAZLASINI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

Kevser Yörük, “Çok heyecanlıydık. Hep uzaya gitme hayalini kurduğumuz şeyi bugün yaşıyoruz. Hem Türkiye hem de bizim için bir adım olacak. Olanak sağlamak amacıyla yapılan projeler çok önemliydi umarım daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Kendi uzay araçlarını gönderdiğimiz güzel bir Türkiye yılı bizleri bekliyor” sözlerini kullandı.

“TARİHİ ANA TANIKLIK ETMEK MUTLULUK VERİCİYDİ”

Edanur Yavuz ise, “Biz çok heyecanlıydık. Burada az sayıda kişiyle tarihi ana tanık olmak çok mutluluk vericiydi. Aynı şekilde şu anda yalnızca bir Türk gönderildi ama biz yüzlerce Türk’ümüzü yine aynı şekilde uzaya göndermenin mutluluğunu yaşayacağız. Yüzlerce Türk’ün umudunu yeşertecek olan bir olay oldu. O nedenle çok mutluyuz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-basladi/feed/ 0
Türkiye’nin İlk Astronotu Alper Gezeravcı’nın Uzay Yolculuğu Taksim’den Takip Edildi https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-taksimden-takip-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-taksimden-takip-edildi/#respond Fri, 19 Jan 2024 09:12:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2535 TÜRKİYE’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu roketin ABD’nin Florida eyaletinde bulunan  Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılma anları vatandaşlar tarafından Taksim’de kurulan çadırdan takip edildi.

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na yolculuğu, 00.49’da başladı. ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Kennedy Uzay Merkezi’nde düzenlenen fırlatma töreni, vatandaşlar tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Taksim Meydanı’na kurulan çadırdan takip edildi. Taksim’de kurulan çadırda, fırlatma törenini takip edenler arasında İstanbul Valisi Davut Gül, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Gezeravcı’nın serüveni bir video ile tanıtıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleştirilecek çalışmalardan bahsedildi. Gezeravcı ile birlikte ABD ve İspanya’yı temsilen misyon lideri Michael Lopez-Alegria, İtalyan Hava Kuvvetlerinden pilot Walter Villadei ve Avrupa Uzay Ajansı adına katılan İsveçli Marcus Wandt’ın yer aldığı Falcon 9 isimli roketin başarılı bir şekilde fırlatılmasıyla uzay yolculuğu başladı. Falcon 9 roketi, SpaceX Dragon uzay aracıyla birleşecek ve yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gidecek. 4 kişilik mürettebat, ISS’de 14 günlük bir görev gerçekleştirecek. “Message” bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atılacak.

“UZAY MİSYONU BİLİM DÜNYASINA ÖNEMLİ KATKILAR SUNACAK”

ABD’den bağlantı ile mesajlarını ileten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Aziz Türk Milletinin her bir ferdini selamlıyorum. Millet olmak acı ve kederde bir olmak gibi sevinç, heyecan ve coşkuda da bir ve beraber olabilmektir. İşte şimdi tarihi bir gururu hep birlikte yaşıyoruz. Kalbimiz Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile atıyor. Milli gururumuz Alper Gezeravcı’nın uzay aracıyla yapacağı yolculuk ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca gerçekleştirecekleri uzay misyonu bilim dünyasına önemli katkılar sunacak” dedi.

“AY YILDIZIMIZ UZAYDA BULUNACAK”

T3 Vakfı Üyesi Yiğithan Mangır, “Türkiye yüzyılında gerçekten çok önemli bir adımdı. İlk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı şimdi uzayda. Hep birlikte roketin uzaya fırlatılışını izledik. Gerçekten tarihi bir andı. Bununla birlikte mutlaka Türkiye’de ilerleyen süreçte kendi uzay mekiğimizle kendi astronotlarımızı daha fazla uzaya göndereceğiz. Ay yıldızımız uzayda da bulunacak. Teknofest kuşağıyla çalışmalar son hızıyla devam edecek” dedi.

“UMARIM DAHA FAZLASINI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

Kevser Yörük, “Çok heyecanlıydık. Hep uzaya gitme hayalini kurduğumuz şeyi bugün yaşıyoruz. Hem Türkiye hem de bizim için bir adım olacak. Olanak sağlamak amacıyla yapılan projeler çok önemliydi umarım daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Kendi uzay araçlarını gönderdiğimiz güzel bir Türkiye yılı bizleri bekliyor” sözlerini kullandı.

“TARİHİ ANA TANIKLIK ETMEK MUTLULUK VERİCİYDİ”

Edanur Yavuz ise, “Biz çok heyecanlıydık. Burada az sayıda kişiyle tarihi ana tanık olmak çok mutluluk vericiydi. Aynı şekilde şu anda yalnızca bir Türk gönderildi ama biz yüzlerce Türk’ümüzü yine aynı şekilde uzaya göndermenin mutluluğunu yaşayacağız. Yüzlerce Türk’ün umudunu yeşertecek olan bir olay oldu. O nedenle çok mutluyuz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravcinin-uzay-yolculugu-taksimden-takip-edildi/feed/ 0
AKYA’nın Türk Deniz Kuvvetleri ve Türkiye’nin askeri kapasitesi açısından önemi https://www.kanal7haber.com.tr/akyanin-turk-deniz-kuvvetleri-ve-turkiyenin-askeri-kapasitesi-acisindan-onemi/ https://www.kanal7haber.com.tr/akyanin-turk-deniz-kuvvetleri-ve-turkiyenin-askeri-kapasitesi-acisindan-onemi/#respond Fri, 12 Jan 2024 21:36:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2334 Hudson Enstitüsü kıdemli analisti ve Edam Savunma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu, milli ağır torpido AKYA’nın Türk Deniz Kuvvetlerinin modernizasyonu ve Türkiye’nin askeri kapasitesi açısından önemini AA Analiz için kaleme aldı.

***

2023’ün son günleri, Türk Deniz Kuvvetleri modernizasyonu ve Türkiye’nin askeri kapasitesi açısından tarihi bir ana tanıklık etti. Milli ağır sınıf torpido olan AKYA, ilk harp başlıklı test atışını başarıyla gerçekleştirdi ve vurulan hedef gemiyi batırdı. Müteakip olarak kabul testleri ve envantere giriş aşamalarının gelmesi beklenecektir. AKYA’nın envantere girmesiyle birlikte tedrici olarak, Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Almanya üretimi torpidolara ihtiyacı da azalacak. Ayrıca Türk savunma sanayi, artık ağır sınıf torpido üretebilen, bunu da özgün algoritmalarıyla birlikte yapan elit ve dar bir kulübün üyesi olmuş durumda.

Balistik füzelerden derin darbe yeteneğine sahip seyir füzelerine ve hava savunma çözümlerine kadar geniş bir sahada Türk stratejik silah programlarının önde gelen aktörü Roketsan’ın ürettiği AKYA, Türk denizaltılarına birçok kabiliyet sağlayacak. Söz konusu silah sisteminin 45 knottan fazla sürati, 50 kilometrelik operasyonel menzili, geniş spektrumlu güdüm seçenekleri son derece kritik hususlar. Elbette torpidonun tüm operasyonel limitlerini açık kaynakları kullanarak bilmek mümkün değil. Gizliliğe tabi birçok husus, AKYA’yı bilinmeyenleri ağır basan bir silah sistemi haline getiriyor. Özellikle denizaltılar gibi düşman açısından tehlikeli platformlarla birleştiğinde, birçok açıdan bilinmezliklerle dolu ağır sınıf bir torpido gerçekten çekinilmesi gereken bir tehdittir.

Bu noktada, kimi zaman gözden kaçan bir ayrıntıyı da belirtmekte yarar var: AKYA test atışlarında Milli Üretim Entegre Su Altı Savaş Yönetim Sistemi (MÜREN) savaş kontrol sistemi kullanıldı. MÜREN, denizaltılarda kullanılmak üzere dizayn edildi. Genel okuyucu kitlesinin rahatlıkla anlayabileceği şekliyle MÜREN, denizaltıların sensörlerinden gelen sinyal işleme ve hedef hareket analizi verileri, iz yönetimi, gemi seyrüsefer ve silah kontrol birimlerini de içeren bir tür muharip beyin ve sinir ağları manzumesidir. Dolayısıyla sadece AKYA’dan değil, AKYA’yı destekleyen bir ağ ve veri odaklı harp mimarisinden de söz etmekteyiz.

AKYA harekat bağımsızlığı sağlayacak

Türk Deniz Kuvvetleri modernizasyonu yol haritasında 2 unsur kritik önemleriyle bilhassa dikkati çekicidir: Atmaca gemisavar füzesi ve AKYA ağır sınıf torpido. Peki, TCG Anadolu ya da Reis sınıfı denizaltılar gibi görkemli ve yüz milyonlarca dolarlık projelerin arasında neden bir gemisavar füzesini ve bir torpidoyu ön plana çıkarıyoruz? Çünkü söz konusu silah sistemleri, tüm askeri niteliklerinin yanı sıra farklı ve ortak bir stratejik anlama sahipler. Atmaca ve AKYA, harekat bağımsızlığı unsurlarıdır. Daha açık bir anlatımla dış kaynaklı tedarike gereksinim duymadan harbe devam etme olanağı sağlarlar.

Üzerinde hassasiyetle durmamız elzem olan harekat bağımsızlığı kavramını, halen devam eden Ukrayna-Rusya savaşı kapsamında yakından müşahede etmek mümkün. Kiev, Batı’nın askeri yardımlarının kesildiği ya da büyük ölçüde azaldığı bir durumda harbe devam edemez. Elbette konumuz deniz kuvvetleri ve AKYA olduğundan ötürü daha çarpıcı bir örnekle açıklayalım ve okuyucularımızı 1980’lerin başında İngiltere ile Arjantin arasında vuku bulan Falkland Savaşı’na götürelim. Arjantin Deniz Kuvvetlerinin Alman Type-209 sınıfı denizaltısı olan San Louis, dünyanın en yetenekli deniz güçlerinden biri olan Britanya Armadası’na karşı sadece savaşın sonuna kadar hayatta kalmayı başarmakla kalmamış, aynı zamanda birçok taktik angajmana da girmiştir. San Louis’in başarılı olamamasının nedenleri denizciler, askeri bilimciler ve silah sistem mühendisleri tarafından uzun yıllar tartışılmıştır. Farklı açıklamalar olsa da literatürdeki hakim görüşlerden genel kabul göreni, su altı ve su üstü hedeflere karşı ilgili denizaltının ana silahları olan Mark-37 ve SST-4 torpidolarının, çeşitli aksaklıklar ve hatalar nedeniyle yeterli performans gösterememesi olmuştur. İşte Roketsan’ın ağır sınıf AKYA ve hafif sınıf ORKA torpidoları, bir yandan Türk denizaltılarının San Louis’in kaderini takip etmesine engel olurken, diğer yandan da harbe devam etmek için yurt dışı bağımlılığına bir son verecektir.

Bu noktada, harekat bağımsızlığı için sadece milli silah sistemlerinin değil, alt-sistem bağımlılığının da dikkate alınması gereken bir faktör olduğunun altını çizelim. Birçok yayınımızda belirttiğimiz üzere, alt-sistem bağımlılığının azaltılması ve yönetilebilir hale getirilmesi, Türk savunma sanayisinin önünde aşması gereken eşiklerden biri. Bu eşiği atlamak için, Atmaca gemisavar füzesine güç veren Kale Arge KTJ-3200 yerli turbojet motor gibi başarı hikayelerine ve söz konusu hikayeleri mümkün kılacak bir savunma sanayisi ekosistemine gereksinim var.

Türk Deniz Kuvvetlerinin dönüşümü

Son olarak, AKYA ağır sınıf torpidosunun bir parçası olduğu Türk Deniz Kuvvetlerinin modernizasyonuna da kısaca değinmekte fayda var. Basında sıklıkla yer bulduğu üzere son Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısı kararları, deniz gücüne öncelik veren bir eğilim gösterdi. Ek İSTİF sınıfı fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, yeni nesil mayın avlama gemilerinden milli hücumbot inşasına kadar birçok kabiliyet donanmaya kazandırılacak. Ülkenin tersane altyapısı da belirtilen hususlarda kritik altyapı niteliğinde.

Tabii, tüm olumlu adımları takdir ederken, TF-2000 projesinin gereken ilgiyi görmesinin elzem olduğunu da belirtelim. Özellikle Kızıldeniz’de yaşanan mevcut Husi saldırıları, asimetrik tehditlerin dahi donanmalar ve denizlerde güvenlik için ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini gösterdi. Ayrıca, TCG Anadolu gibi platformların birlikte hareket etmesi gereken görev gruplarında, güçlü hava savunma platformlarının bulunması giderek artan bir zorunluluktur.

Son olarak, Türk deniz gücü perspektifinde 2 kritik trendin ön plana çıktığını belirtelim. Birincisi, Ukrayna-Rusya savaşının Karadeniz veçhesinde müşahede edildiği üzere, SİDA’lar (silahlı insansız deniz araçları) modern deniz harbinin yükselen bileşenleri olmayı sürdürecektir. Türk savunma sanayisi, SİDA alanında ciddi bir birikime sahip. Son dönemde, METEKSAN’ın ULAQ Kama sistemi gibi kamikaze (sarf edilebilir) SİDA’ların da kendilerine daha çok yer bulduğunu gözlemliyoruz. Rus Karadeniz Filosu’nun bugüne kadar olan tecrübesi ve zayiatı, klasik imkan, eğitim ve doktrinin kamikaze SİDA kabiliyeti karşısında gidecek çok yolu olduğunu ortaya koyuyor. Yine, denizaltı savunma harbi ve deniz mayınlarıyla mücadele gibi riskli görevlerde robotik sistemlere olan ihtiyaç artıyor. Türkiye, söz konusu eğilimi erken yakalayan ülkeler arasında.

İkinci olarak, esas dizayn felsefesi itibarıyla bir amfibi taarruz gemisi olan TCG Anadolu’dan sonra, gerçek bir uçak gemisi dizaynının karara bağlanması dikkati çekici. Türkiye’yi çevreleyen coğrafyada klasik bir uçak gemisi tasarısının askeri gerekliliği üzerine yapılacak tartışmayı, deniz harp alanında ihtisaslaşmış kurmaylara bırakalım.

Öte yandan üzerinde durmamız gereken bir politik gerçeklik var. Yüksek seviyede tüm savunma sanayisi projeleri ve önemli silah sistemleri, sadece askeri teknik meseleyi değil, siyasi mülahazayı ve jeopolitik düşünceyi de yansıtır. TCG Anadolu’dan sonra gerçek bir uçak gemisinin gündeme gelmesi, Türk Deniz Kuvvetlerine gelecekte atfedilen ya da atfedilmek istenen jeopolitik kimliğe ilişkin ciddi bir fikir veriyor: Ankara’nın dünyanın denizlerinde bir kuvvet aktarımı (power projection) kapasitesi kazanmak istediği artık açıktır. Söz konusu tasarının Türk savunma sanayisinin yükselen trendi olan robotik harp sistemleriyle birleşmesi ise sadece Türkiye değil, Türkiye’nin bir parçası olduğu NATO ittifakı ve Ankara’nın müttefikleri açısından da bir dönüm noktası olabilir.

[Dr. Can Kasapoğlu Hudson Enstitüsü kıdemli analisti ve Edam Savunma Programı direktörüdür.]???????

• Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.?

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/akyanin-turk-deniz-kuvvetleri-ve-turkiyenin-askeri-kapasitesi-acisindan-onemi/feed/ 0
Halide Edip Adıvar, Türk kadının gücü ve zekasıyla dünya basınında da yer aldı https://www.kanal7haber.com.tr/halide-edip-adivar-turk-kadinin-gucu-ve-zekasiyla-dunya-basininda-da-yer-aldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/halide-edip-adivar-turk-kadinin-gucu-ve-zekasiyla-dunya-basininda-da-yer-aldi/#respond Mon, 08 Jan 2024 21:30:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2167 YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ/ŞEYMA UZUNDERE – Anadolu Ajansının (AA) isim annesi, Kurtuluş Savaşı’nın “Halide Onbaşısı”, Türk edebiyatının “ilk savaş romancısı” Halide Edip Adıvar, Türk kadının gücü ve zekasıyla dünya basınında da yer aldı.

Türk edebiyatının seçkin isimlerinden Halide Edip Adıvar’ın vefatının üzerinden 60 yıl geçti.

Halide Edip, Milli Mücadele’ye olan katkıları, İzmir’in işgalinden sonra, İstanbul halkını harekete geçirmek için yaptığı konuşması, Sakarya Savaşı sırasında “onbaşı” unvanı alması, Türk edebiyatına “ilk savaş romancısı” olarak kazandırdığı eserleri ve Anadolu Ajansının kuruluş çalışmalarındaki emeği ve isim anneliğiyle Türk tarihinin önde gelen isimlerinden oldu.

Sadece yurt içinde değil, yurt dışında da birçok çalışma ve çeviride imzası bulunan Halide Edip Adıvar, Türk kadınının vatanperverliği ve zekasıyla yabancı basın tarafından da ilgi gördü.

Adıvar’ın 1938 ve 1947 yıllarında yabancı basında yer alan haberleri, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri envanterinde araştırmacıların hizmetine sunuldu.

AA muhabirinin Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri başkanlığından aldığı bilgiye göre, Washington Daily News gazetesinin 31 Ağustos 1938 tarihli sayısında, Halide Edip Adıvar’ın Vassar Kadın Koleji tarafından, “dünyanın en zeki 5 kadını” arasında gösterildiğine ilişkin haber dikkati çekti.

Devlet Arşivleri envanterinde yer alan gazete kupürü, dönemin Washington Büyükelçisi Mehmet Münir Ertegün’ün bilgilendirme yazısıyla Dışişleri Bakanlığına iletildi.

Halide Edip’in fotoğrafının da yer aldığı haberde, “Halide Edip, Paris’te yaşıyor, Türk romancı, İstanbul Üniversitesi’nde eski profesör, üç kitabın yazarı ve 2 çocuk annesi.” bilgilerine yer verildi.

Haberde, Halide Edip Adıvar ile dünyanın en zeki kadınları arasında; Çin lideri Çan Kay Şek’in karısı Song Mey-ling, uluslararası işçi hareketi savunucularından, aktivist Angelica Balabanoff, ABD Başkanı Franklin Delano Roosevelt’in eşi Anna Eleanor Roosevelt ve Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin önde gelen isimlerinden Sarojini Naidu’ya da yer verildi.

“Türk kadınları, kendi yeteneklerini kanıtladı”

Arşivlerde ayrıca Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde yayın yapan Estado de Sao Paulo gazetesinde, Ian Bevan’ın 19 Eylül 1947’de Halide Edip Adıvar ile yaptığı röportaja ilişkin makalesinin Fransızca tercümesi de yer aldı.

Rio de Janeiro Büyükelçiliği imzasıyla Dışişleri Bakanlığına bir üst yazıyla iletilen makalenin Fransızca çevirisinde, Atatürk devrimlerinin ardından geçen 20 yılda, Türk kadınının “harem dönemine” kıyasla daha mutlu olup olmadığı sorusunun yanıtı arandı.

Halide Edip Adıvar, bu soru karşısında, reformların gerçekten gerekli olduğunu ve bugün Türk kadınlarının büyükannelerine kıyasla çok daha iyi yaşadığını belirtti. Adıvar, “Türk kadınları, eski bir ulusun kalıntılarından yeni bir ulus yaratma gibi zorlu bir görevin bir kısmını yerine getirerek, kendi yeteneklerini kanıtladı.” ifadelerini kullandı.

Türk kadınının artık parlamentoda da milletvekili koltuğunun bulunduğuna işaret eden Adıvar, kadınların, hastanede kritik operasyonlarda cerrahlık görevi yürüttüğünü, üniversitelerde öğretim görevlisi olarak ve İstanbul Üniversitesinin tüm fakültelerinde öğrenci olarak eğitim hayatına katıldığını anlattı.

“Kadınlar, bugün en iyi gazeteciler ve çağdaş romancılar arasında yer alıyor”

Kadınların, tüm mesleklere giriş yaptığını belirten Adıvar, şöyle devam etti:

“Ticaret ve sanayinin tüm kollarındalar, tarım ve madencilik endüstrisinde bilimsel yöntemlerin uygulanmasına yardım ettiler. Yakın zamana kadar ‘fikirsiz mahluklar’ olarak görülen ve erkeklerin sohbetlerine katılmaya cesaret edemeyen kadınlar, bugün en iyi gazeteciler ve çağdaş romancılar arasında yer alıyor.”

Halide Edip Adıvar’ın kadınların ekonomik özgürlüklerine ilişkin şu değerlendirmeleri de dikkati çekti:

“Kadınlar, ekonomik alana adım attıkları günden bu yana, onlara hiçbir kısıtlama yapılmadı. Kadınlar hep erkeklerle aynı maaşı elde ettiler ve evli ya da bekar olmaları onların iş bulmalarına engel olmadı. Hayatını kazanabilen kadın özgür kadındır ve özgürlük mutluluğun temel şartıdır.”

“Dünyanın en olağanüstü kadınlarından biri”

Ian Bevan, “Şüphesiz dünyanın en olağanüstü kadınlarından birini ziyaret ettim.” diyerek, Halide Edip’e ilişkin ilişkin izlenimlerini şöyle aktardı:

“Onu ilk gördüğüm andaki şaşkınlığımı hayal edebilirsiniz. Küçük, yumuşak sesli, gri saçlı, hayatı kitaplar ve edebiyat etrafında dönen bir kadın buldum. Bu 64 yaşındaki narin kadına hayat veren ve ona, kendilerini bağlayan asırlık zincirlerden yurttaşlarını kurtarmak için çok önemli reformlar icra etmesini sağlayan ahlaki gücü anlamam çok zaman almadı. Önümde, sorumun canlı bir cevabının olduğunu anlamam da çok zaman almadı. Çünkü Adıvar hanımefendi, ziyadesiyle mutlu bir kadın. Sonuç olarak, Adıvar’a göre bu hayat, kadınlara harem dönemine kıyasla daha fazla mutlu olma şansı verdi.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/halide-edip-adivar-turk-kadinin-gucu-ve-zekasiyla-dunya-basininda-da-yer-aldi/feed/ 0
TİKA, 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı https://www.kanal7haber.com.tr/tika-2023te-1326-proje-ve-faaliyet-gerceklestirerek-turkiyenin-dostluk-elini-dunyanin-dort-bir-yanina-uzatti/ https://www.kanal7haber.com.tr/tika-2023te-1326-proje-ve-faaliyet-gerceklestirerek-turkiyenin-dostluk-elini-dunyanin-dort-bir-yanina-uzatti/#respond Sat, 06 Jan 2024 21:24:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2078 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı.

1992’de kurulan TİKA, bugüne kadar 30 binin üzerinde proje ve faaliyet yürütürken projelerinin yüzde 93’ünü, 2002’den sonra hayata geçirdi.

TİKA, bu faaliyetler ile Türkiye’nin dost elini Filistin’den Arakan’a, Bosna-Hersek’ten Güney Afrika’ya, Moğolistan’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya uzattı ve Türkiye’nin uluslararası işbirliği alanındaki çalışmalarına da katkı sağladı.

Dünya genelinde 2002’de 12 Program Koordinasyon Ofisi bulunan TİKA, 2023 itibarıyla bu sayıyı 63’e yükseltti, faaliyet gösterdiği ülke sayısını 28’den 170’in üzerine çıkardı.

2023’te 3 binden fazla yabancı uzman TİKA’nın eğitimlerinden faydalandı

İnsan kaynağı kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapan TİKA; sağlık, tarım, hayvancılık, yargı, medya ve bilişim gibi birçok alanda mesleki eğitimler düzenliyor. Bu programlardan, 2023’te 3 bin 200’e yakın yabancı uzman faydalandı, 2002’den bu yana mesleki eğitimlerden yararlanan yabancı uzman sayısı ise 50 bine yaklaştı.

TİKA, dünyanın farklı bölgelerindeki insani krizlerin hafifletilmesine yönelik acil ve insani yardım projeleri gerçekleştirirken 2023’te Afganistan ve Pakistan’daki deprem, Bosna-Hersek ve Libya’daki sel felaketlerinin ardından ihtiyaç sahibi insanlara Türkiye’nin yardım elini ulaştırdı.

TİKA, 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı.

” ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız”

Kurumunun çalışmalarıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan TİKA Başkanı Serkan Kayalar, 2023’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olması sebebiyle bu sevinci yurt dışına taşıyan proje ve faaliyetler yürüttüklerini, bu kapsamda 18 ülkede toplam 35 proje ve faaliyet gerçekleştirdiklerini söyledi.

“TİKA, Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin de küresel anlamda uygulanması noktasında ülkemizin samimi işbirliği çabalarına önümüzdeki dönemde de destek vermeye devam edecektir. 2024’ün çok daha verimli ve bereketli geçeceğini düşünüyoruz. Bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız.” diyen Kayalar, kültürel hayata katkı alanında 2023’te 200’e yakın projeyi tamamladıklarını kaydetti.

Kayalar, son 20 yılda TİKA’nın restorasyonunu tamamladığı eser sayısının 40 ülkede 140’a ulaştığını dile getirerek 2023 yılında da ortak kültürel mirasımızın korunmasına yönelik projelere devam edildiğini ve önemli eserlerin restorasyonunu tamamladıklarını, aynı zamanda 6 restorasyon projesinin devam ettiğini belirtti.

TİKA’nın desteğiyle Bilge Tonyukuk Müzesi, 2024’te ziyarete açılacak

“Türk dünyasının bağlarının kalkınma işbirliği alanında güçlenmesine katkı vermeye devam ediyoruz.” diyen Kayalar, Türk Devletleri Teşkilatı ile çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasını içeren “İş Birliği Mutabakat Zaptı”nı Aralık 2023’te imzaladıklarını, Türk dünyası için çok önemli ve Türk tarihine ışık tutan Orhun Yazıtları projesi kapsamında arkeolojik kazı çalışmalarına destek vermeye devam ettiklerini ve 2022’de temelini attıkları Bilge Tonyukuk Müzesi’nin çalışmalarına devam edildiğini, müzeyi bu yıl ziyarete açacaklarını söyledi.

Kayalar, Kuzey Afrika’da yaptıkları çalışmalara değinerek “Trablus Fatihi” olarak bilinen ünlü Türk denizci Turgut Reis’in kabrinin bulunduğu; Libya’nın başkenti Trablus’ta yer alan Külliye’nin restorasyon çalışmalarına da bu yıl başlayacaklarını aktardı.

Meksika Ulusal Dünya Kültürleri Müzesi’nde bir Türkiye Salonu kurduklarını belirten Kayalar, bu salonun Orta ve Latin Amerika’da bu anlamda ilk olması bakımından önem taşıdığını belirterek şunları kaydetti:

“TİKA, Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımın merkezlerinden biri olan Potoçari Eski Akü Fabrikası’nın Srebrenitsa Potoçari Soykırım Kurbanlarını Anma Müzesi olarak kapsamlı tadilat çalışmalarına 2023 başında başlamıştır. Bu müzenin, yaşanan acıların unutulmaması adına son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz.

Filistin’de yaşanan acılar hepimizi derinden etkilemektedir. TİKA aracılığıyla da bugüne kadar Filistin’de 1100’e yakın proje gerçekleştirilmiştir. Malumunuz 7 Ekim tarihinden bu yana İsrail tarafından Gazze’ye yönelik saldırı ve katliamlar karşısında ülkemiz, tüm imkanlarıyla kardeş Filistin halkının yanında yer almaktadır. TİKA olarak biz de bu süreçte çeşitli insani yardım projeleriyle; gıda paketi, battaniye, uyku seti, kışlık giysi ve tıbbi malzeme seti gibi ihtiyaç duyulan malzemeleri ulaştırmaya gayret ediyoruz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tika-2023te-1326-proje-ve-faaliyet-gerceklestirerek-turkiyenin-dostluk-elini-dunyanin-dort-bir-yanina-uzatti/feed/ 0
Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu panel düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:09:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2052 Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) tarafından ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu bir panel gerçekleştirildi.

PAÜ Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü PAÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel üstlenirken panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Akalın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra olarak yer aldı.

Panelin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Kutluhan gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Kutluhan yaptığı konuşmada şunları kaydetti, “7 Ekim 2023 tarihinde başlayan bu süreç hepimizin içini yakmakta ve yakmaya da devam etmektedir. Üniversite olarak bizim asıl görevimiz Dünya devletlerinin politikalarını, Ülkemizi, çevremizi ve Ortadoğuyu daha iyi anlamaktan geçmektedir. Çünkü neden 12 şehit verdik? Sorusuna mutlaka her birimiz cevap vermek zorundadır. Neden şuan 30.000 kişiye yakın Filistinli kardeşimiz şehit oluyor? Sorusuna yine mutlaka cevap vermek zorundayız. Bunu biz, 1900’lü yıllarda Kurtuluş Savaşı ile çok iyi anladık. Gazi Mustafa Kemal Paşa, çizmiş olduğu milli misakla olayı bizlere o kadar güzel anlatmıştır ki bizlere, Kuva-i Milliye’yi kurduk, arkasından düzenli ordu sistemine geçtik ve bağımsızlığımızı kazandık. Özbekistan ile biliyorsunuz güzel bir çalışma yaptık. Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı geldi. Ne dedi? Bizler Müslüman Türk alemi esaret altında iken, iyi ki Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak ayakta! Yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı üniversitemizde ağırladık. Onlar da aynı şekilde burada anlattılar nasıl bağımsızlıklarını kazandıklarını ama hala tam bağımsızlıklarına kavuşamadıklarını. Yine aynı şekilde Azerbaycan’da Karabağ problemi Biz kendimizi iyi tanımak zorundayız. Çünkü emperyalizm komplo teorileri ile güya bize komplo teorisi diyorlar ama aslında gerçek teorileri ile saldırmaktalar. Ekonomik sebepler diyor, petrol var diyorlar Ortadoğu’da, onu ele geçirmek emellerindeler. Fakat sadece petrolle de geçilmiyor, buradaki insanlığımı yok etmeye çalışıyorlar. Dini yönden kendi dini inançları ile ele alıyorlar olayı. Sadece hak ve adaleti savunan bu Müslüman alemi, Türk Müslüman alemini yok etmeye çalışıyorlar. Neden yok etmeye çalışıyorlar? Her zaman söylediğimiz gibi biz geçmişimizle övünen bir ülkeyiz. Geçmişimizle o kadar çok övünüyoruz ki, bizim atalarımız Balkanları yönetti, Ortadoğuyu yönetti kimsenin burnu dahi kanamadı. Her nereye gittiler ki, orada biz hizmetkar olarak geldik. Ama şimdi bakıyoruz ki tam tersi var. Adına Birleşmiş Milletler denmiş, gelişmiş ülkeler denmiş, söylemiş oldukları hiçbir değerin şu anda karşılığı bulunmamaktadır. Bunu çok iyi anlamamız lazım. Değerli öğrenciler, bu soruları çok iyi cevaplıyor olmamız lazım. Bize bırakılan başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni korumamız, ilelebet bağımsızlığını yaşatmamız lazım. Buna sahip çıkmanın önemini, biraz önce bahsettiğim gibi bize insanlığın ihtiyacı var. Sadece Ortadoğu’nun değil, bir Amerika’nın bile bize ihtiyacı var. Çünkü bizler, gittiğimiz yere sömürgeyi değil, işkenceyi değil, adaleti götürüyoruz, hukuku götürüyoruz. Bu paneli düzenleyen çok değerli moderatör hocamız Osman Hocama, konuşmacı hocalarımıza, İstanbul’dan gelen misafirimize ve siz katılımcılarımıza değerli vaktinizi bize ayırdığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadelerinde bulundu.

“Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar.”

Panelin Moderatörlüğünü üstlenen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Böyle bir panelin hazırlanması ve panelde emeği geçen hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürüm ise İstanbul’dan buraya kadar gelip bizimle birlikte olan sevgili meslektaşımız, dostumuz, mücadele arkadaşımız Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’ya çok teşekkür ediyorum. Filistin mücadelesinin en kısa zamanda inşallah Kurtuluş Mücadelemiz gibi zaferle sonuçlanmasını diliyorum. Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Gazze’deki duvarları fark ettiniz mi? Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar. Aynı duvarlar, bu da bize şunu gösteriyor, benim de panelde olmamın en büyük sebebi de Psikiyatr olmam. Bu da şunu gösteriyor, insan psikolojisinde travmaya uğrayanlar ne yazık ki travmatizan olarak karşımıza çıkıyor. Yani 1940’lı yıllarda travmaya uğramış toplumu şimdi bir travmatizan olarak o bütün güçleri ile soykırımın en önemli parçası haline dönüştüler. Bu durum çok ciddi bir durum. Hepimizin üzerinde düşünmesi gereken en önemli noktalardan biridir. Travmaya uğrayan toplumlar, travmatizana dönüşüyorlar ve aynı zamanda emperyal güçlerin de en önemli oyuncağı haline geliyorlar. Niye Amerikalılar bizim karşımıza Yunanlıları çıkartsın. 1919’da niye Yunanlılar İzmir’e çıktı? Niye kendileri değil de Yunanlıları çıkarttılar? Çünkü aramızda bir ilişki vardı. İki toplum da birbirini travmaya uğratmış olarak görünüyordu. Yani bu iki toplumun geçmiş acılarını, birbirleri ile vuruşturarak aslında yeni acılar oluşturmak ve bir şekilde o tiyatro sahnesindeki yönetmenliklerine devam edebilmek amacındaydılar. Bunların hepsi politik psikiyatrinin çok önemli konularıdır” şeklinde konuştu.

Program Panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Akalın’ın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı’nın, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’nın sunumları ile devam etti. – DENİZLİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/feed/ 0
DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de Gerçekleştirilecek https://www.kanal7haber.com.tr/denizkurdu-1-2024-tatbikati-dogu-akdeniz-ege-ve-karadenizde-gerceklestirilecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/denizkurdu-1-2024-tatbikati-dogu-akdeniz-ege-ve-karadenizde-gerceklestirilecek/#respond Sat, 06 Jan 2024 09:06:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2050

DENİZ Kuvvetleri Komutanlığı’nın planlı tatbikatlarından DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı, 7-16 Ocak tarihleri arasında Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de gerçekleştirilecek. Tatbikatta Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren yerli ve milli mühimmatlar ile araçlar da kullanılacak.

Kocaeli’nin Gölcük ilçesindeki, Donanma Komutanlığı Deniz Harp Merkezi Komutanlığı’nda DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı öncesinde brifing verildi. Brifinge, Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Nihat Baran, Donanma Komutanlığı Harekat Başkanı Tuğamiral Kenan Kaan Türkkan, Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Erdinç Altıner, Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Mehmet Savaş Eser, Denizaltı Filosu Komutanı Tuğamiral Timur Yılmaz, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Ali Tuna Baysal katıldı.

TATBİKATIN AMACI ANLATILDI

Tatbikatla ilgili bilgi veren Harekat Başkanı Tuğamiral Kenan Kaan Türkkan, “DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetleri tatbikatlar programına istinaden Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nca icra edilen fiili bir tatbikattır. Tatbikat kapsamında Deniz Kuvvetleri bağlısı komutanlıkların harekatı, sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, tatbikata katılacak unsurların harekata hazırlık seviyelerinin yükseltilmesi, karargah personeli ve tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda muhakeme, öngörü ve karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi, diğer kuvvet komutanlıkları ve kamu kurumları ile tatbikata katılan unsurlar arasında müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesi hedeflenmektedir” dedi.

Tatbikatta görev alacak gemi ve timlerle ilgili de bilgi veren Türkkan, “DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı’na 8 fırkateyn, 3 korvet, 16 hücumbot, 7 denizaltı, 6 mayın avlama gemisi, 47 yardımcı sınıf gemi, 13 karakol gemisi, 9 çıkarma gemisi, 10 uçak, 17 helikopter, 22 insansız hava aracı, 5 SAT görev timi, 5 SAS görev timi, amfibi deniz piyade birlikleri ve amfibi hücum timleri ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan taarruz helikopterleri, genel maksat helikopterleri, ağır yük helikopteri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan taarruz uçakları, havadan ihbar ve kontrol uçakları, hedef çekme uçakları, Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 2 sahil güvenlik arama-kurtarma gemisi ve 6 sahil güvenlik botu iştirak edecektir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile deniz ulaştırması için iş birliği ve rehberlik (DUİR) faaliyeti icra edilecektir” ifadelerini kullandı.

‘YAKLAŞIK 17 BİN PERSONELİN İŞTİRAK ETMESİ PLANLANDI’

“Tatbikat kapsamında toplamda 110 su üstü gemisi, 7 denizaltı, 34 uçak, 22 helikopter, 22 insansız hava aracı, 1 kamu kurumu dahil olmak üzere yaklaşık 17 bin personelin DENİZKURDU-1/2024 Tatbikatı’na iştirak etmesi planlandı” diyen Tuğamiral Türkkan, “Tatbikat süresince temel deniz hareket nevilerine yönelik harekata hazırlık eğitimleri, su üstü, hava ve kara hedeflerine fiili silah atışları, deniz ulaştırması için iş birliği ve rehberlik ile 12 Ocak tarihinde Aksaz Marmaris’e istinaden seçkin gözlemci günü icra edilecektir. 10-11 Ocak tarihlerinde Karadeniz ve Doğu Akdeniz sahillerini kapsayacak şekilde tatbikata iştirak eden 43 unsur tarafından liman ziyaretleri planladık” ifadelerini kullandı.

TATBİKATTA YAPILACAKLARI ANLATTI

Tatbikatta yapılacakları da anlatan Türkkan, “Tatbikat kapsamında radar akiseli su üstü hedefi kullanılarak su üstü atışları, manş uçağının çektiği hava hedefi kullanılarak hava savunma atışları, kara bombardımanı atışları, deniz hava unsurlarımızla güdümlü mermi atışları icra edilecektir. Gücünü ve kararlılığını büyük Türk Milleti’nden ve ay yıldızlı bayrağından alan Türk Deniz Kuvvetleri, tüm yüzer, dalar, ve uçar unsurları ile başta ‘Mavi Vatan’ımız olmak üzere memleketimizin her köşesinde, sınırların ötesinde ve dünya denizlerinde sarsılmaz bir azim, irade ve heyecanla, gerektiğinde vatan savunması için canını vermeye hazır, milletin emrinde ve görevinin başındadır” dedi.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/denizkurdu-1-2024-tatbikati-dogu-akdeniz-ege-ve-karadenizde-gerceklestirilecek/feed/ 0 İdlib’de çadır kentte yokluk içinde var olma mücadelesi https://www.kanal7haber.com.tr/idlibde-cadir-kentte-yokluk-icinde-var-olma-mucadelesi/ https://www.kanal7haber.com.tr/idlibde-cadir-kentte-yokluk-icinde-var-olma-mucadelesi/#respond Fri, 05 Jan 2024 09:00:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2006 – İdlib’de çadır kentte yokluk içinde var olma mücadelesi

Kendi ülkelerinde yoklukta ve mülteci konumundalar

İDLİB – Suriye’nin İdlib kentinde güvenli bölgeye ve çadır kentlere sığınan mülteciler, yokluk içinde var olmaya çalışıyor. Kimi zaman boş kimi zaman dolu sokaklarda hayatlarını sürdürmeye çalışan çocukların ve ailelerin son durumu yürek burktu. Boşaltılan bazı bölgelerde sessizlik hakim olduğu görülürken, evlerdeki çatışma izleri de dikkat çekti.

Suriye’de 15 Mart 2011 yılında başlayan iç savaş 13. yılına dayandı. Savaş nedeniyle 2011 yılından bu yana binlerce kişi hayatını kaybederken, milyonlarcası ise ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Milyonlarca Suriyeli de ülke içinde yerinden edildi. Türkiye’de bulunan yardım kuruluşları da yıllardır bölgede yaşam mücadelesi veren ve yerlerinden edilen Suriyelilere elini uzatıyor. Hayrat İnsani Yardım Derneği yıllardır savaş mağduru çocuklara ve ailelerine destek veriyor.

Dron ile havadan çekilen görüntülerde, yokluğun içinde var olmaya çalışan çocuklar ve aileleri duygulandırdı. Yaşam mücadelesi veren savaş mağduru ailelerin ve sokakların son durumu da gözler önüne serildi.

“2 milyon insan çadır kentte yaşam mücadelesi veriyor”

Hayrat İnsani Yardım Derneği Kocaeli Temsilcisi Şükür Çakır savaş başladığından beri yardım faaliyetlerini yürüttüklerini belirterek, “Savaş başladığından beri yani 12 yıldır İdlib, Azez, Cerablus’ta çok ciddi faaliyetlerimiz var. Biz Kocaeli Hayat Yardım Temsilciliği olarak 10 yıldır İdlib’e bizzat gelerek ve yardım getirerek dağıtıyoruz. İdlib’te çok ciddi yaşam mücadelesi var. Burada bin civarında çadır kent var. 2 milyon civarında insan, savaşın olduğu Hama, Humus, Halep gibi yerlerden kaçarak İdlip’e sığınıyor, burada çadır kentte yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

“Dünyanın neresinde bir mazlum varsa Türk milleti olarak onların yanındayız”

Her ay İdlib’e yardım getirdiklerini söyleyen Çakır, “Her ay binlerce ailemize gıda, kömür, çocukların ihtiyaçları dağıtıyoruz. Kocaeli’den yardım eşyalarını toplayıp bağışçılarımızla birlikte İdlib’te dağıtıyoruz. Çanakkale’de çok fazla İdlibli şehit var. Bu sebeple bizim onlara borcumuz var. Bunun dışında biz Müslüman ve kardeşiz. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa Türk milleti olarak onların yanındayız, Afrika’dayız. Filistin zaten bizim ortak acımız. Türkiye’de deprem bölgesindeydik, ciddi faaliyetler yaptık” şeklinde konuştu.

“Her ay İdlib’teyiz ve gelmeye de devam edeceğiz, çünkü mazlumlar bizim yolumuzu gözlüyor”

İdlib’in çok fazla ihtiyaç olduğunu dile getiren Çakır, “Buranın yaşam şartlarının ne kadar zor olduğunu görmüş oluyorsunuz. Yetim çocukların daha zor şartlarda yaşadığını görüyoruz. Hayrat Yardım olarak özellikle Kocaeli’ye, cömert Türk halkına teşekkür ediyorum. Türk milleti çok büyük. Nerede sıkıntı varsa her daim ordayız. Bu noktada Hayrat Yardım olarak veren el ile alan eli buluşturan köprü oluyoruz. Her ay İdlib’teyiz ve gelmeye de devam edeceğiz çünkü mazlumlar bizim yolumuzu gözlüyor” ifadelerini kullandı.

“Çok zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyoruz”

Yaşadığı acıları anlatan Suriyeli kadın ise “İdlib’in güneyinde Hiş bölgesinde ailemle birlikte bombardımana maruz kaldık. 5 yıl önce İdlib’e geldim. Hiş bölgesinde eşimi, 3 kızımı ve oğlumu kaybettim. Bir çocuğum elini kaybetti. Çok zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyoruz. Zor geçiniyoruz. Kimsesiz kaldık. Tüm Türk halkına çok teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Bize Hayrat Yardım Vakfı aracılığıyla yardım ediyorsunuz. Destek olan herkese teşekkür ediyorum, Allah sizlerden razı olsun” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/idlibde-cadir-kentte-yokluk-icinde-var-olma-mucadelesi/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Çelik, canlı yayında gündemi değerlendirdi: (1) https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:39:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1997 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” dedi.

Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesinin (AYM) Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararlarına uyulmasına yer olmadığına yönelik kararını nasıl değerlendirdiği sorulan Çelik, şu yanıtı verdi:

“Yüksek mahkemeler arasında bir çelişki var. Bu karar çerçevesinde ortaya çıkan, bir yandan ‘adliye mahkemelerinin son karar mercii Yargıtay’dır’, bir yandan da ‘Anayasa Mahkemesi kararları her şekilde bağlayıcıdır’ gibi iki hüküm yan yana geliyor. İkincisi biliyorsunuz ki yüksek yargı organları arasında ast-üst ilişkisi yok. Yani şu mahkeme bundan üsttedir diyeceğimiz bir düzenleme yok. Sonuç nedir? Milletvekili dokunulmazlığı söz konusu, bir de bunun istisnaları var. Bunun nerede geçerli olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı diyor ki ‘bu istisnalar yeterince açık belirtilmemiş ve bu somut olaya uygulanabilecek durumda değil.’ Yargıtay’ın da söylediği şu; ‘bu konuda oluşmuş içtihatlar, şimdiye kadar oluşmuş bir sürü karar var.’ Dolayısıyla Türkiye’de yargı kararlarıyla oluşmuş bir içtihat birliği var. Bu taraf, ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararı herkes için bağlayıcıdır, bunun uygulanması gerekir’ diyor. Bu taraf da diyor ki, ‘Türkiye’deki içtihat birliğini bozacak şekilde veya Yargıtay’ın adliye mahkemelerinin son karar mercii olması ilkesini bozacak şekilde bir durumun ortaya çıkmaması gerekir.’ diyor. Dolayısıyla bu çelişkinin giderilmesi lazım.”

Söz konusu çelişkinin giderileceği yer konusunda Anayasa’da birbirine muhalif hükümler olduğunu söyleyen Çelik, “Çünkü yıllardır tartışıyoruz bunu. Anayasa, bir ‘Cunta Anayasası’ olarak gündeme gelmiş, ondan sonra Anayasa’yı rehabilite etmek için çeşitli zamanlarda seferber olunmuş, bazı düzenlemeler yapılmış. Bütün bunlardan uzaklaşacağımız mesele Türkiye’ye yeni bir Anayasa yapmak. Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin veya Yargıtay’ın sınırları konusunda karar verecek merci olmadıklarını belirten Çelik, “Her tarafın kendisine göre argümanları var, Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Ben burada hakem pozisyondayım.’ dedi. Cumhurbaşkanlığı makamının burada, devlet organları arasında nihayetinde uyumu gözetme görevi var ama bunun da yazılımla ilgili bir mesele var. Yazılım nedir? Anayasa’dır, eski adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, devlet teşkilatının esasını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Yeni bir Anayasa olmadığı sürece siyaset ve devlet hayatının önüne tahmin edilemeyecek krizlerin geleceğini vurgulayan Ömer Çelik, “Türkiye niçin bir anayasa yapamıyor?, esas mesele bu, bunun üzerinde konuşmak lazım.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi ile ilgili açıklamalarına ilişkin AK Parti’nin pozisyonunun ne olduğuna ilişkin soruya Çelik, şu yanıtı verdi:

“Burada esas mevzu, yüksek yargı organları arasında bir çelişkinin olması hoş bir durum değil. Daha net bir tablonun ortaya çıkması lazım. Bu çerçevede de bunu giderecek şey, yeni bir Anayasa’nın yapılmasıdır. ‘Cunta Anayasası’ diyoruz, bir sürü müdahale yapılmış ama Türkiye’nin, özellikle siyaset yapanların gelecek nesillere borcu, yeni bir Anayasa’yı hediye etmektir.”

“Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir”

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine ilişkin soruya karşılık Çelik, şunları söyledi:

“Nihayetinde maçı da FIFA kurallarına göre oynayacaksınız ve FIFA kurallarına uyacaksınız. Kulüplerimizin talepleriyle ilgili birtakım bildirimler, zamanında bildirilmiş ve kabul edilmiş ve bu bir protokole bağlanmış. Daha sonra yeni bildirimler söz konusu olunca onlar da şunu söylemişler, ‘Hepimiz FIFA kurallarıyla bağlıyız, bu bildirimler zamanında yapılsaydı bunu protokole bağlardık. Bu protokolün dışında bir adım atamayız.’ Suudi Arabistan tarafı da FIFA kurallarına uyacak, yoksa o da cezalı duruma düşer. Burada gördüğüm kadarıyla bir planlama hatası yapılmış. Bütün talepler en başta bir protokole bağlansaydı ve bu protokolde yer alsaydı muhtemelen bu kriz olmayacaktı.

Kriz olduktan sonra mesele birdenbire Atatürk tartışmasına döndü. Atatürk tartışmasına dönmesinin sebebi, ‘İstiklal Marşı’nı, Türk bayrağını ve formaların üzerinde Atatürk resmi ve imzası olmasını Suudi Arabistan tarafı kabul etmedi’ diye sunuldu. Halbuki protokole baktığınızda İstiklal Marşı ve Türk bayrağı protokole bağlanmış. Atatürk’le ilgili talep daha sonradan gelmiş. Kriz, bu planlama çerçevesinde ortaya çıkmış. Cumhuriyet Halk Partisi, birdenbire Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümeti, partimizi bir suçlama kampanyasına dönüştürdü.”

Bütün bunlardan bağımsız olarak vatandaşların, hiçbir krizin parçası olmaksızın haklı olarak İstiklal Marşı, Türk bayrağı ve Atatürk’le ilgili hassasiyetlerini ortaya koyduğunu söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir yasaklama söz konusu olduğu ya da bir dışlama söz konusu olduğu gibi bir haber yayıldığında vatandaşlarımız da haklı olarak buna tepki gösterip Atatürk’e sahip çıkıyorlar. Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir. Atatürk’e, bayrağa ve İstiklal Marşı’na sahip çıkılması hassasiyeti doğru bir hassasiyettir. Biz de o hassasiyetin yanında yer aldık. Çünkü artık o maç oynanmamış ve kriz başka bir şeye dönmüş.” diye konuştu.

-“İstiklal Marşı ve bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı”

Maçın Suudi Arabistan’da oynanması kararının herkesin onayıyla alındığını belirten Çelik, “Böyle bir tablo ortaya çıksın istenmezdi ama keşke en başta hem İstiklal Marşı hem bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı. Hepsi protokole bağlansaydı ve güzel bir şekilde maç oynansaydı.” dedi.

Maçın oynanmamasının siyasi kutuplaşma malzemesi haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir hassasiyete vurgu yapıyorsa birisi burada toplumu bütünleştiren bir dil kullanıyorsa samimidir ama bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı gibi toplumu ayrıştıran, toplumun belli bir kesimini diğer kesimine karşı bir husumet duygusu içerisinde itmeye çalışan ya da hemen tutup da daha meseleyi anlamadan Cumhurbaşkanlığı makamını ya da partimizi suçlamaya kalkan bir şey varsa bunun istismar olduğunu, sahiplenme olmadığını siyasi hayatımızda defalarca gördük.” ifadelerini kullandı.

Çelik, AK Parti, Cumhur İttifakı veya hükümetin Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olayları organizasyon içerisinde gerçekleşmiş bir sorun olarak görüp görmediğine ilişkin soruya, “Bütün bunların baştan protokole bağlanması lazımdı. Sonradan getirdiğiniz şeyler, bunlar milli hassasiyetimiz açısından son derece kıymetli şeyler ama karşı tarafın da bağlı olduğu bir protokol var. Bu çerçevede değerlendirmek lazım.” yanıtını verdi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın istifa etmesi gerektiğini düşünüp düşünmediği sorulan Çelik, bunun kendisinin değerlendireceği bir konu olmadığını söyledi.

“Toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz”

Siyasetin kutuplaştırıcı değil bütünleştirici bir dile sahip olması gerektiğini vurgulayan Çelik, tarihsel konular üzerinden çıkarılan siyasi kavgaların, mevcuttaki siyasi pozisyonların tahkim edilmesi amacıyla çıkarıldığını ifade etti.

Çelik, “Burada en önemli mesele şu, Türkiye’de niçin belli bir parti, kesim sürekli Atatürk’ten bahsettiğinde toplumun belli bir kesimini ve belli partileri, siyasi organizasyonları suçlayarak işe başlıyor ve bu suçlama hakkını kendinde görüyor? Arkasından bir ‘engizisyon mahkemesi’ kurarak kimin makbul, kimin makbul olmayan vatandaş olduğuna karar verme yetkisine sahip olduğu gibi bir zihinsel sapkınlık içerisine giriyor ve bununla ne elde etmek istiyor?” dedi.

Toplumun bu şekilde zehirlenmesine müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren Çelik, “Atatürk, Türk bayrağı, İstiklal Marşı gibi değerlerimiz ifade edilirken, konumlandırılırken toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz, ayrıştırma mesajı vermemeliyiz.” diye konuştu.

“Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan kişiye yumruklu saldırıda bulunulması

Ömer Çelik, İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan bir kişiye yumruklu saldırıda bulunulması, ardından başlayan “hilafet” tartışmalarına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu, hem cahillik hem barbarlık, Kelime-i Tevhid bayrağıyla hilafet bayrağının ne ilgisi var. İlgili kişi, Gazze mitingine katılmış, İsrail’i lanetlemiş, Filistinlilere sahip çıkmış. Elinde Kelime-i Tevhid, ‘la ilahe illallah Muhammedün Resulullah’ yazan bir bayrak var diye, ‘bu bir hilafet talebidir ve anayasal düzene karşı kalkışma suçudur, o mitingde bu bayrağı taşıyanların hepsi de böyle yapmıştır’ diyorlar. Bu absürt, saçma, mantıksızlık zincirini üretenler de barolar. Suç duyurusunda bulunuyorlar, bunlara izin veren İstanbul Valisi’ne de suç duyurusunda bulunuyorlar.”

“Şiddetin her türlüsü kötüdür, her türlü şiddetin reddedilmesi lazım”

Dünyanın her tarafında Gazze ile ilgili müthiş bir vicdan, insanlık dayanışmasının ortaya çıktığına işaret eden Çelik, İsrail’in bu küresel propagandası çerçevesindeki Gazze’deki durumun “Müslüman olanlar-olmayanlar” tartışması haline getirilmeye çalışıldığını ve bu zihin yanlışlığının yanında saf tutulmaması gerektiğini aktardı.

Çelik, “Gencin tutuklanmasını hukuken doğru buluyor musunuz?” sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:

“Bunu ben hukuken değerlendiremem ama bildiğim şu, bir vatandaşımıza yumruk atılmış, yüzü kan içerisinde ve bana göre bunun mutlaka bir müeyyidesi olması lazım. Şiddete karşı çıkmak konusunda kesin prensibimiz olması lazım, çifte standart olmaz. En çok şuna üzüldüm, kadına yönelik şiddete karşı çıkan bazı muhalif partilerdeki kadın siyasetçi arkadaşlarımız, bu şiddeti savundular. Çok üzüldüm buna. Şiddetin her türlüsü kötüdür ve her türlü şiddetin reddedilmesi lazım.”

“Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur”

İnsanların beğenmediği, adaletsiz bulduğu bir meseleden dolayı diğerine şiddet uygulamasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“O yumruğu atan gence söylenmesi gereken şudur; ‘Senin bu yaptığın yanlıştır. Az, cahilce bir bilgiyle ve fanatik duygularla gittin birisine şiddet uyguladın. Hayatının sonuna kadar bir daha bunu yapmamalısın, bu yaptığından da utanç duymalısın.’ Bunu demek yerine gidip de ‘çok iyi yaptın, yumruk attın, rejimi, Cumhuriyet’i korudun’ gibi şeyler söylenmesi son derece yanlıştır. Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur. ‘Bu gencin attığı yumruk iyi bir şeydir’ diyen kim varsa, bunu kim savunuyorsa, bu ülkeye de, bu ülkenin gençlerine de kötülük ediyordur.”

“Maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor”

“Hilafet” tartışmalarına yönelik soru üzerine de Çelik, böyle bir gündemlerinin asla olmadığının, rejim değişikliği meselesine de sonuna kadar karşı olduklarının altını çizdi.

Çelik, Anıtkabir’de bir kişinin Cumhuriyet rejimine karşı slogan atmasına da değinerek, şunları kaydetti:

“Niye Anıtkabir’de birisi bu sloganı atar, bunun herhangi bir şekilde doğal olmasını kabul etmek mümkün mü? Bu memlekette maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor ama zaman içerisinde gördük ki toplumumuz, bütün bunları aşacak olgunlukta. Bunlar defalarca görüldü, Türkiye’yi belli bir atmosfere sokmak isteyen, özellikle seçimlere dönük olarak yapılmak istendiğinde…

Biz en önemli mücadelemizi şan ve şerefle Cumhuriyet’imizin demokrasiyle taçlanması, demokrasinin önündeki vesayetin, engellerin kaldırılması için verdik. Bizim bugün temel meselemiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olma vasfının güçlendirilmesinden ibarettir.”

“Böyle bir konu hiçbir yerde gündeme gelmedi”

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasiyle taçlanmasının mücadelesini verdiklerinin altını çizdi.

“AK Parti içerisinde, kendi aranızda hilafet konuşmuyorsunuz o zaman” şeklindeki değerlendirme üzerine Çelik, “Ben bugüne kadar böyle bir şeye hiç rastlamadım, hiçbir yerde de gündeme gelmedi. Mesela, bazı farklı konularda uzmanları dinliyor, konuşuyoruz. En son yakın zamanlarda bazı hocalarımızı çağırıp, kuantum fiziği konuştuk. Her konuda uzman birisi olduğunda zaman zaman çağırıp, konuşuyoruz ama hiç böyle bir tartışma duymadım, herhangi bir şekilde böyle bir konu gündeme gelmedi. Ancak demokrasinin toplumsal hayatta daha derinleşmesi, şehir siyasetiyle demokrasi ilişkisinin daha güçlü kurulması için neler yapmak gerektiğine dair çok kapsamlı konuşmalar yaptık.” diye konuştu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, üniversitelerde bazı gençlerin kendilerini ifade etmek, istediğini söylemek konusunda endişeler yaşadığını söylediğinin belirtilmesi üzerine, nefret suçu ve nefret siyaseti olmadığı müddetçe her konunun rahatça konuşulabilmesi gerektiğini vurguladı.

“Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir”

Türkiye’de gençlerin kendini ifade edebilmesi için birçok çalışma yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirten Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda gençlerin yüzyılı olduğunu, ifade hürriyeti, kendini ifade etme kabiliyetinin gelişmesinin, ülkenin bekası, milletin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Çelik, şöyle konuştu:

“Ön yargılarımız, adlarımız, meşreplerimiz, mezheplerimiz, ideolojilerimiz farklı olabilir, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu çatı hepimiz için büyük bir nimettir. Etrafımıza bakalım, kan, gözyaşı var, sandık, demokrasi, Cumhuriyet yok. Önce sahip olduklarımız üzerinden gidelim, bunlara sahibiz ve bunlar üzerinde titizlenelim. Ortak değerlerimizi birbirimizi ayrıştırmak için değil birbirimizi kucaklamak, el sıkışmak için değerlendirelim. Yumruk yumruğa konuşacağımız bir şey yok.”

Ömer Çelik, ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli prensibin de şiddetsiz bir dünya olduğunu, konuşmanın kendisinin başlı başına bir değer olduğunu vurguladı.

(Sürecek)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/feed/ 0
Yılmaz Vural: Türk futbolu iletişimsiz, TFF özerk olmalı https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-vural-turk-futbolu-iletisimsiz-tff-ozerk-olmali/ https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-vural-turk-futbolu-iletisimsiz-tff-ozerk-olmali/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:06:25 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1872 TFF 2’nci Lig Kırmızı Grup ekiplerinden Menemen Futbol Kulübü’nde görev yapan Türkiye’nin en çok kulüp çalıştıran teknik direktörü Yılmaz Vural, hem Türk futbolu hem de takımına Demirören Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu. Türk futbolunun yeniden dizayn edilmesi gerektiğini belirten Vural, “Türk futbolunda bir iletişimsizlik var. Futbol Federasyonu ile kulüpler birbirinden kopmuş, uzaklaşmış. Kurallar adamına göre çalışıyor. Karar vericilik kalmamış. Güven oluşamamış. Yönetilenler, yönetenleri bozmak için uğraşıyor. Buna müsaade edilmemeli. Türk futbolunu kimin yöneteceği belirlenmeli. Yetkili gözüken TFF bu konuda çok yetkisiz durumda, ciddi kararlar alamıyor. Futbolun içine siyaset de karıştı, kulüpler de karıştı. Kimse yöneten futbolu çıkıp, ‘Bu işi ben yapıyorum’ demeli. Bir kurumun başında 3 ya da 4 baş olmaz” dedi.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun tamamen kulüplerin hegemonyası altına girdiğini anlatan 71 yaşındaki Vural, “TFF kendi delegasyonunu yeniden gözden geçirmelidir. 55 UEFA ülkesi var. Bizim kulüplerin federasyondaki gücü yüzde 90 düzeyinde. Dolayısıyla kulüp Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı bir kararı beğenmediği zaman 4 senede seçtiği başkanı 1 senede getirdiği yerden gönderebilir. Bu şartlarda federasyon ülke futbolunu yönetemez. Baştan bu değişmeli. Biz Avrupa’da İtalya, İngiltere, İspanya Fransa ve Almanya ile yarışıyoruz. Buradaki kulüpler ne yapıyorsa biz de onu yapmalıyız. Avrupa’nın en dinamik yapısına sahibiz. Nüfus olarak dünyada 17’nci sıradayız. 7 ile 17 yaş arasında 17 milyon insanımız var. Bu çocukları spor konusunda eğitemiyoruz” diye konuştu.

“TFF YENİDEN ÖZERK HALE GELMELİ”

Türkiye’de birçok kulübün kapandığını ve kapanma noktasına geldiğini belirten Yılmaz Vural, “Futbol Federasyonu buna müsaade edemez. Kulüplerin hiçbir sorunuyla ilgilenmiyor. Bunları değişmesi gerekir. Devletimizin bu durumlara el koyması gerekiyor. Futbol Federasyonu yeniden özerk hale gelmeli. Kendini yönetmeli. Federasyon yeniden güçlenmeli ve kişiler kendi kararlarını almalı. Futbolu yönetenler suistimale açık hale geldiler. Ceza ve ödül de adamına göre veriliyor. Bizim gençlerimizi eğitmemiz gerekir. Okul sistemimiz spor açısından gençleri eğitmemizi engelliyor. Bunun da değişmesi lazım. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hem eğitimlerine hem de spor hayatlarına aynı anda devam etmesi gereken bir sistem getirilmeli” ifadelerini kullandı.

“SÜPER LİG’İN HEYECANI KALMADI”

Süper Lig yarışını değerlendiren Yılmaz Vural, “Fenerbahçe ve Galatasaray işi erkenden kopardı. Fenerbahçe yıllardır şampiyon olamıyor. Şampiyonluğu çok istiyor. Galatasaray da aynı şekilde çok güçlü bir takım. Çok para harcadılar. Özellikle iki takım Avrupa’da çok bilinen oyuncuları transfer etti. Galatasaray UEFA Avrupa Ligi’nde yoluna devam ediyor. Fenerbahçe ise Konferans Ligi’nde yürüyor. Demek ki iki takım da Avrupa’da yoluna devam edecek düzeyde kadro kurmuş. Diğer takımlar bu düzeye ulaşamadı. Beşiktaş’ın durum ortada, 4’üncü hoca getirecekler. Büyük kulübe yakışmıyor. Bu sene maalesef ligde çekişme olmayacak, heyecan kalmadı. Şampiyonluk yarışından çok, küme düşmeme mücadelesi daha zevkli geçecek” dedi.

“MENEMEN FK’YA UZUN SOLUKLU GELDİM”

Kariyerinde ilk kez 2’nci Lig’de görev yapıp Menemen FK’ya yeni bir hikaye yazmaya geldiğini belirten deneyimli teknik adam, “Bu kulüp şirketleşmiş. Çok profesyonel bir yapıya geldik. Tesisleşme konusunda da belediyenin desteğini alıyoruz. Buraya geldiğimde 12 puanla 12’nci sıradaydık. İlk yarıyı 31 puanla Play-Off potasında tamamladık. Doğru yapılanma ile yolumuza bakıyoruz. İkinci yarının başında oynayacağımız Karaman FK maçına her şeyi çözmüş bir takım olarak çıkacağız. Transferlerimiz de olacak. Takımı güçlendireceğiz. Şu an liderle 12, 2’nci sıradaki takımla aramızda 5 puan fark var. Liderle puan farkı biraz yüksek. Ligde müthiş bir çekişme var. Amacımız direkt üst lige çıkabilmek. Play-Off’lar bu liglerde çok zorlu. Direkt bir üst lige çıkmak için tüm gücümüzle çabalayacağız. Buraya ben uzun süreli geldim. Ortada bir proje var bunun için de sabrımız var” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yilmaz-vural-turk-futbolu-iletisimsiz-tff-ozerk-olmali/feed/ 0
Küresel Piyasalar Jeopolitik Risklerle Karışık Seyirde https://www.kanal7haber.com.tr/kuresel-piyasalar-jeopolitik-risklerle-karisik-seyirde/ https://www.kanal7haber.com.tr/kuresel-piyasalar-jeopolitik-risklerle-karisik-seyirde/#respond Tue, 02 Jan 2024 09:09:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1851 Küresel piyasalar, Orta Doğu’da sıcaklığını koruyan jeopolitik risklerle yılın ilk işlem gününe karışık seyirle başlarken, hafta boyunca açıklanacak makroekonomik verilerin piyasaların yönü üzerinde etkili olması bekleniyor.

Kızıldeniz’de ABD Donanması tarafından Husilere ait botların batırılmasının ardından İran’ın bölgeye savaş gemisi gönderdiğine yönelik haber akışı risk iştahını törpülüyor.

Makroekonomik veri tarafında ise, bu hafta ABD’de açıklanacak istihdam raporu ve ABD Merkez Bankasının (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanaklarının bankanın gelecek dönem politikalarına yönelik ipuçları verebileceği tahmin ediliyor.

Önemli merkez bankalarının, enflasyonla mücadele kapsamında yaklaşık son 2 yıldır sürdürdüğü şahin politikaların sonuna gelindiğine ilişkin beklentiler güçlü kalmaya devam ederken, bu yıl faiz indirimlerinin, ne zaman ve ne kadar olacağına yönelik soru işaretleri de varlığını koruyor.

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in bu yılın ilk toplantısında politika faizini sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılırken, martta yüzde 85 ihtimalle ilk faiz indirimini yapacağı öngörülüyor.

Öte yandan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın BRICS’te 2024 dönem başkanlığını devralması üzerine yazılı açıklama yaptı. Putin, BRICS’in yeni katılımlarla artık 10 ülkeden oluştuğunu belirterek, “BRICS’in çok boyutlu gündemine şu veya bu şekilde katılmak isteyen yaklaşık 30 ülkenin ne derece hazır olduğunu değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, geçen hafta Noel tatili nedeniyle piyasalarda işlem hacimleri düşük seviyelerde seyretti.

Enflasyon endişelerinin güç kaybetmesiyle artan tahvil talebi, 2022 yılını yüzde 3,88 seviyesinden tamamlayan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin 2023’ü de neredeyse aynı seviyeden tamamlamasında etkili oldu.

Cuma günü yüzde 0,2 azalışla günü 2 bin 63 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 2 bin 70 dolardan işlem görüyor.

Yükseliş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyan dolar endeksi, yeni yılın ilk gününde yüzde 0,2 artışla 101,5 seviyesinde bulunuyor.

Kızıldeniz’de, ABD ve İran’ın karşı karşıya geldiğine yönelik haber akışı petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklerken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,8 yükselişle 78,2 dolardan işlem görüyor.

Kripto para birimlerinde de yeni yılın ilk gününde oynaklık göze çarparken, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) bazı kurumların Spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonu’nu (ETF) başvurularını onaylayabileceği yönündeki beklentilerle Bitcoin, Nisan 2022’den bu yana ilk kez 45 bin doları aştı.

Geçen haftanın son işlem gününde, New York borsasında satış ağırlıklı bir seyir izlenirken, S&P 500 yüzde 0,28, Nasdaq endeksi yüzde 0,56 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,05 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni yılın ilk gününe karışık seyirle başladı.

Avrupa tarafında, geçen hafta tatil nedeniyle piyasalar dar bantta hareket ederken, bu hafta Almanya ve Avro Bölgesi’nde açıklanacak enflasyon verileri yatırımcıların odağına yerleşti.

Hafta boyunca açıklanacak verilerde ekonomik aktiviteye ilişkin sinyallerin varlık fiyatlarını etkilemesi beklenirken, bugün gözler bölge genelinde açıklanacak Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine çevrildi.

Cuma günü, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,14, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,11, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,30 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yatay bir seyir izledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni yıla yükselişle başladı.

Asya’da negatif seyir öne çıkarken, söz konusu seyirde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ekonominin karşı karşıya olduğu olumsuzluklara işaret eden konuşması etkili oldu.

Dün yeni yıl konuşması yapan Şi, ekonomik aktiviteyi ve istihdam yaratmayı güçlendirme sözü verirken, bazı işletmelerin zor zamanlar geçirdiğini ve insanların iş bulmakta, temel ihtiyaçları karşılamakta zorluk çektiğini kabul etti.

Öte yandan, dün Japonya’da yaşanan depremler de dünya gündemine otururken, bugün tatil nedeniyle Japonya piyasalarında işlem gerçekleşmedi.

Ayrıca, Güney Kore’de ana muhalefetteki Demokratik Parti’nin lideri Lee Jae-myung, Busan’da bir inşaat alanını ziyareti sırasında boynundan bıçaklanarak saldırıya uğradı.

Bugün açıklanan verilere göre, Çin’de Caixin imalat sanayi PMI 50,8 ile beklentileri aştı.

Kapanışa yakın Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,5 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 gerilerken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 yükseldi.

Yurt içinde cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1 değer kazancıyla 7.470,18 puandan tamamladı.

Dolar/TL, geçen haftanın son işlem gününde, önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 29,4725’ten günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 29,6500 seviyesinden işlem görüyor.

Cum günü, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası (TL) dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) yeni hesap açılışlarını sona erdirdiğini duyururken, hafta sonu da Dijital Türk Lirası Projesi’nin birinci faz değerlendirme raporunu yayımlandı.

Raporda, “İlerleyen dönemlerde dijital Türk lirasının teknolojik gereksinimlerinin yanı sıra iktisadi ve hukuki çerçevesine dair çalışmalara da öncelik verilecek olup çalışmaların karar alıcılara sunulması planlanmaktadır. Nihai kararın alınması ve ilgili mevzuatın hayata geçmesiyle birlikte dijital Türk lirasının yaygınlaştırma çalışmalarının hızlanması ve tüm Türkiye’de kullanıma sunulması mümkün olabilecektir.” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2024’ün yıllık enflasyonda düşüşün başladığı, rezerv yeterliliğinin daha da arttığı, kur korumalı sistemin sonlandığı, cari açıkta kalıcı iyileşmenin başladığı, bütçe disiplininin tesis edildiği, sürdürülebilir yüksek büyümenin temellerinin güçlendiği bir yıl olacağını bildirdi.

Analistler, bugün yurt içinde imalat sanayi PMI, yurt dışında ise dünya genelinde imalat sanayi PMI verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.550 ve 7.600 puanın direnç, 7.400 ve 7.300 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, aralık ayı imalat sanayi PMI

12.00 Avro Bölgesi, aralık ayı imalat sanayi PMI

12.30 İngiltere, aralık ayı imalat sanayi PMI

17.45 ABD, aralık ayı imalat sanayi PMI

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kuresel-piyasalar-jeopolitik-risklerle-karisik-seyirde/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 2023’ü öğrencilerle uğurladı https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-2023u-ogrencilerle-ugurladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-2023u-ogrencilerle-ugurladi/#respond Mon, 01 Jan 2024 21:06:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1828 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “2023 Cumhuriyetimizin 100. yılıydı, coşkuyla kutladık. 100 yılın muhasebesini yapacak olursak da başladığımız andan bugüne muazzam işler başardık.” dedi.

Bakan Kacır, 2023’ü Bağcılar’da öğrencilerle uğurladı, yeni yılı taksicilerle ve Belediye çalışanları ile birlikte karşıladı.

Bağcılar Belediyesi Ateştuğla Etüt Merkezi’nin açılışına katılan, öğrencilerle yakından ilgilenip aileleri ile sohbet eden Kacır, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda konuştu. Kacır, Erdoğan’a öğrencilerin ve ailelerinin selamlarını iletti. Erdoğan da Kacır aracılığıyla selam yolladı.

Ateştuğla Etüt Merkezi’ndeki öğrencilerle sohbetinde, 2024’ün hayırlı olması temennisinde bulunan Kacır, 2023’te yaşanan deprem felaketini anımsatarak, orada yaşanan ortak acıya, o günlerde yaşanan dayanışmaya işaret etti.

Konuşmasında depremde hayatını kaybedenleri ve şehitleri anan Kacır, şunları kaydetti:

“2023 Cumhuriyetimizin 100. yılıydı, coşkuyla kutladık. 100 yılın muhasebesini yapacak olursak da başladığımız andan bugüne muazzam işler başardık. Türk milleti bağımsızlığından ödün vermedi ve Cumhuriyeti kurdu. 100 yaşına adım attığında o Cumhuriyet, şimdi bölgesinin en istikrarlı, en kuvvetli ve sadece kendi milletine değil, tüm dost ve kardeş coğrafyalara uzanabilecek kadar da kudretli bir devlete dönüştü. Türk milleti çok çalışkan, azimli, gayretli, imanlı ve nihayetinde Cumhuriyetin ikinci asrına şimdi Türkiye Yüzyılı damgasını vuracak kadar da iddialı.”

Savunma sanayisinde, milli teknolojide atılan adımlar hakkında bilgi veren Kacır, bu alanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde muazzam bir başarı hikayesi yazıldığını söyledi.

Kacır, gençlerle birlikte Cumhuriyetin ikinci asrında daha büyük işlere hep beraber imza atılacağına dikkati çekerek, “Birliğimizden, dirliğimizden taviz vermeyeceğiz, teröre, teröriste aman vermeyeceğiz. Bu mücadeleden bir adım, bir milim bile geri adım atmayacağız. Bu topraklarda tam bağımsızlık ruhunu asla zedeletmeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ‘Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet’ olmaya devam edeceğiz. Yılın son günlerinde şehitlerimiz oldu, içimiz yandı. Bu topraklar gerçek manada şehit kanlarıyla sulanmış topraklar ama biz o kadar kuvvetli olacağız ki her bir gencimizin bu topraklarda dünyanın en başarılı işlerine imza atması için, buraları huzur ülkesi yapmak adına gayret ortaya koyacağız.” ifadelerini kullandı.

“İnsanlık tarihinin utanç sayfaları İsrail tarafından yazıldı”

2023’ün dünya ölçeğinde de güçlükler senesi olduğunu anlatan Kacır, Gazze’de yaşananları anımsattı. Kacır, insanlık tarihinin utanç sayfalarının İsrail tarafından yazıldığını, insanlığın bunun mesuliyetini, sorumluluğunu ve utancını tarih boyunca yaşayacağını ve hatırlayacağını dile getirdi.

Kacır, “Maalesef bu adaletsizliğe, bu zulme, bu soykırıma insanlığın dur deme noktasında olduğunu ifade edecek durumda değiliz. Bu meseleyi de çözecek olan Türk milletidir. Türk milletinin azmi, kararlılığı, inancı, dünyaya merhameti, adaleti yeniden getirecek. Gördük ki adalet, merhamet, insanlık değerleri yoksa, bilim de teknoloji de boşuna.” diye konuştu.

Gençlere milli ve manevi değerlerle yükselen bir bilim ve teknoloji inşa etmeleri tavsiyesinde bulunan Kacır, Türk gençliğinin bunu başaracağını ve yapacağını, kendilerinin de bu anlamda ellerinden gelen tüm desteği verdiklerini ve vereceklerini söyledi.

Kacır, Bağcılardaki tüm kütüphanelere TÜBİTAK’ın tüm yayınlarını hediye edeceklerinin müjdesini vererek, konuşmasının ardından gençlerle fotoğraf çektirdi.

Kacır, taksiciler ve Belediye çalışanları ile buluştu

Gençlerle buluşmasının ardından Bağcılardaki Mega Taksi durağını ziyaret eden, yeni yılı burada taksicilerle karşılayan Kacır, taksi durağında gelen telefonu da yanıtladı.

Burada taksicilerle sohbet eden Kacır, iyi dileklerini paylaşarak, çalışanlarla fotoğraf çektirdi.

Taksi durağının ardından Bağcılar Belediyesi, Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü çalışanları ile buluşan Kacır, işçilerle sohbet etti.

Bakan Kacır, burada da işçilerle aile fotoğrafı çektirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a ???????Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-2023u-ogrencilerle-ugurladi/feed/ 0
Emine Erdoğan 2023’te Gazze’de katliamın durması için çalışma yürüttü https://www.kanal7haber.com.tr/emine-erdogan-2023te-gazzede-katliamin-durmasi-icin-calisma-yuruttu/ https://www.kanal7haber.com.tr/emine-erdogan-2023te-gazzede-katliamin-durmasi-icin-calisma-yuruttu/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:03:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1772 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerine eşlik etmesinin yanı sıra iklim değişikliğinden sıfır atığa, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarının sarılmasından Filistin’de yaşanan insanlık dramına kadar birçok konuda çalışmalarda bulundu.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre Emine Erdoğan, 2023’te tüm ülkeyi yasa boğan 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaraların sarılması için yoğun çaba harcadı.

Gazze’de akan kanın durması için yurt içi ve yurt dışında yoğun bir insani yardım çalışması yürüten Emine Erdoğan, 2017’de başlattığı Sıfır Atık hareketinin küresel boyuta taşınması için de önemli adımlar attı.

Yıl boyunca depremzedeleri yalnız bırakmamaya özen gösterdi

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetzedelerin yanında yer alan, başta bebek ve çocuklar olmak üzere tüm vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için yoğun çaba harcayan Emine Erdoğan, yıl boyunca da her fırsatta depremzedelerle bir araya gelerek onları yalnız bırakmamaya özen gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deprem bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlere eşlik eden Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif ile de bölgeye giderek, Gaziantep’in Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde incelemelerde bulundu.

Emine Erdoğan, depremden etkilenen tüm illeri ziyaret etmesinin yanı sıra evleri yıkıldığı için başta Ankara olmak üzere farklı şehirlerde yaşamlarını sürdüren depremzedelerle de sık sık bir araya geldi.

Ramazanın ilk iftarını da Malatyalı depremzede ailenin Ankara’daki yeni evinde yapan Emine Erdoğan, daha sonra Devlet Konukevi’ndeki iftar programında da birçok depremzede aile ile buluştu.

ABD’den Ukrayna’ya birçok ülke devlet ve hükümet başkanının eşi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerinin taziye ve “geçmiş olsun” mesajlarını kabul eden Emine Erdoğan, pek çok lider eşiyle de telefonda görüştü.

BM Genel Kuruluna hitap eden ilk Türk lider eşi

Emine Erdoğan, 2023’te de geçmiş yıllarda olduğu gibi yurt içi ve yurt dışında sıfır atık konusundaki çalışmalarını aralıksız sürdürdü.

BM Genel Kurulu kararıyla 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edilmesinde öncü rol oynayan Emine Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in özel davetiyle 2023’te ilki düzenlenen 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinliklerine ve BM özel oturumuna katılmak üzere New York’a gitti.

Burada Genel Sekreter Guterres’le bir araya gelen Emine Erdoğan, BM 77. Genel Kurul Başkanı tarafından düzenlenen, “sıfır atık” konulu, eş sunucu 105 ülkenin yer aldığı özel oturumda katılımcılara hitap etti. Emine Erdoğan, hitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür.” sözlerini bir kez daha BM Genel Kurul Salonu’nda uluslararası kamuoyuna hatırlattı.

BM Genel Kuruluna hitap eden ilk Türk Cumhurbaşkanı eşi olan Emine Erdoğan’a, BM Genel Sekreteri Guterres tarafından da sıfır atık bağlamında kurulacak Danışma Kurulu’nun başkanlığı teklif edildi.

Emine Erdoğan, New York temasları kapsamında Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sahibe Gafarova, Uluslararası Göç Örgütü Genel Direktörü Antonio Vitorino, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell ile de görüştü.

Emine Erdoğan, BM Sıfır Atık Danışma Kurulunun ilk toplantısına başkanlık etti

BM Genel Kurulu hitabının ardından BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı olmayı kabul eden Emine Erdoğan, kurulun 27 Temmuz’da tanışma amaçlı gerçekleştirilen çevrim içi toplantısına da başkanlık etti.

Erdoğan, bu toplantıda Sıfır Atık Hareketi için küresel çağrıda bulunarak, “Temizlemekten ziyade kirletmemeyi esas almalı, atık üretmeyen bir yaşam modelini tüm dünyada yaygınlaştırmalıyız.” mesajını verdi.

BM Dünya Şehirler Günü

Sıfır Atık Danışma Kurulunun tanışma toplantısındaki hitabında Danışma Kurulunun ve 3 senelik görev süresinin hayırlı olmasını dileyen Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler İnsani Yerleşim Programı UN-Habitat tarafından her yıl farklı bir kentte kutlanan 31 Ekim Dünya Şehirler Günü etkinliğinin, bu yıl Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da Üsküdar Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşeceğini ifade etti. Erdoğan, Dünya Şehirler Günü vesilesiyle Danışma Kurulunun ilk resmi toplantısının İstanbul’da yapılacağını da duyurarak kurul üyelerini İstanbul’a davet etti

Emine Erdoğan, “Herkes için sürdürülebilir kentsel geleceğin finansmanı” temasıyla düzenlenen “Dünya Şehirler Günü” programındaki hitabında, Sıfır Atık Projesi ile edinilen kazanımları her düzeyde güçlendirmek amacıyla Sıfır Atık Vakfı kurulduğunu bildirerek, “Vakıf, yerelde atıksız yaşam biçimini yerleştirmeyi, uluslararası boyutta da uygulamanın teşvikini sağlamayı hedefliyor. Vakfımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, başarılı çalışmalara imza atmasını canıgönülden temenni ediyorum.” dedi.

BM Sıfır Atık Danışma Kurulu ise 1 Kasım 2023’te İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde ilk resmi toplantıda bir araya geldi.

BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, kurul işbirliğinde başarılı sıfır atık hikayelerini taltif için küresel bir Sıfır Atık Ödülleri’nin tertip edilmesi üzerine çalışmaları gerektiğini belirterek, söz konusu ödüllerin, halihazırda var olan başarı hikayelerini dünyaya tanıtırken, yeni girişimlerin oluşmasına da kayda değer katkı sağlayacağını vurguladı.

Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imza atıldı

BM 78. Genel Kurul toplantıları kapsamında 17 Eylül’de New York’a yeniden giden Emine Erdoğan, Sıfır Atık Projesi’nin küreselleşmesine atılan ilk adım başta olmak üzere birçok konuda girişimlerde bulundu.

Erdoğan’ın öncülüğünde, Türkevi’nde “Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru” etkinliği kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılımıyla imza töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın önderlik ettiği Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imzayı attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ilk imzası ile açılan “https://zerowastecommitment.com” internet sitesi halihazırda bugün 73 ülkeden 10 binin üzerinde sıfır atık gönüllüsünün de iyi niyet beyanını imzaladığı ve her geçen gün dünyanın dört bir yanında katılan kişi sayısının arttığı bir mecra haline geldi.

Türkevi’nde, devlet başkanı eşleri, BM’nin üst düzey yöneticileri, diğer ülke diplomatlarının hazır bulunduğu programda, “Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru” isimli etkinlikte konuşan Emine Erdoğan, “İnsanlık ailesini, Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak yarın değil, bugünden değişimin bir parçası olmaya davet ediyorum. Bugün, ülkemde ektiğimiz sıfır atık tohumunun gölgesinin, dünyayı ferahlatacak bir çınara dönüşmesine tanıklık ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Programa katılan Surinam, Bosna Hersek, Seyşeller, Sırbistan, Bulgaristan, Litvanya, Zimbabve ve Sierra Leone liderlerinin eşleri de Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak, sıfır atık gönüllüsü oldu. 2023 yılında Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na imza atarak Sıfır Atık gönüllüsü olan lider eşi ve uluslararası temsilcilerin sayısı 40’ı aştı.

New York’ta çocuğa yönelik şiddetin engellenmesi için “güç birliği yapma” çağrısı yaptı

BM 78. Genel Kurul toplantıları kapsamında Emine Erdoğan, Sierra Leone Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın eşi Fatima Maada Bio’nun ev sahipliğinde BM’de düzenlenen ve kendisinin özel davetli olarak katıldığı “Şiddetin Önlenmesi ve İyileşme Günü” etkinliğinde, çocuğa yönelik şiddetin engellenmesi için “güç birliği yapma” çağrısında bulundu.

Emine Erdoğan, Türk kültürünü New York Türkevi’nde tanıtma misyonuyla Anadolu’nun en eski dokuma ürünlerini, misafir ettiği devlet başkanları eşlerine tanıttı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden’ın ev sahipliğinde lider eşleriyle bir araya gelen Emine Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun eşi Veronica Alcocer Garcia ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’nin annesi Şeyha Moza bint Nasır’la da görüştü.

“Su Verimliliği Seferberliği”

Yurt içinde de birçok sosyal sorumluluk projesini himaye eden Emine Erdoğan, projelerin ilk adımını düzenlenen tanıtım toplantılarıyla yaptı.

Bu kapsamda Emine Erdoğan’ın himayesi, Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda “Su Verimliliği Seferberliği” başlatıldı. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Emine Erdoğan, “Gelecek nesillerimizin bir bardak suya muhtaç kalmaması için bugünden çalışan bütün duyarlı insanlarımıza çağrıda bulunuyorum, Türkiye Yüzyılı’na bir damla da siz olun.” mesajını verdi.

Gazze için somut adım çağrısı

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı ilk günlerden itibaren mesaisinin büyük bir bölümünde Gazze’de akan kanın durması için çaba harcayan Emine Erdoğan, uluslararası toplumu “Gazze için somut adım atmaya” çağırdı.

Bu çağrısını sosyal medya hesabından Türkçe, İngilizce ve Arapça açıklamalarla duyuran Emine Erdoğan, Ürdün Kraliçesi Rania el Abdullah ve Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza bint Nasır’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkenin lider eşi ile Gazze’ye yönelik saldırılar ve yaşanan sürece ilişkin telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

“Filistin İçin Tek Yürek” Zirvesi

Emine Erdoğan, 15 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, ev sahipliğini yaptığı, 15 ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ile özel temsilcilerin bizzat, 3 ülke lider eşinin de video mesajlı ile katılımıyla düzenlenen “Filistin İçin Tek Yürek” temalı zirvede konuklara hitap etti.

Gazze’nin bugün artık meçhul çocuklar şehri olduğunu belirten Emine Erdoğan, “Bir anne, bir kadın, bir insan olarak böyle kirli bir mirası hesabı görülmeden sonraki nesillere devretmeyi reddediyorum. İsrail devletinin ilgili bütün mensuplarının, işledikleri tüm savaş suçları sebebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarını talep ediyorum.” dedi.

“Filistin İçin Tek Yürek Zirvesi” kapsamında hazırlanan ve Emine Erdoğan tarafından okunan ortak çağrı metninde, “Devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ve ülke temsilcileri olarak tüm dünyaya, Gazze’de süren katliamları durdurmak için derhal ve topyekun harekete geçilmesi, Gazze’de okul, hastane ve diğer tıbbi tesisler, mülteci kampları, Birleşmiş Milletler tesisleri ve ibadethaneler dahil tüm sivil yerleşim yerlerini hedef alan İsrail saldırılarının derhal durdurulması, bu doğrultuda çatışmalara son verecek bir ateşkesin acilen tesisi çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Emine Erdoğan, zirvenin ardından oluşturulan eylem planlarına ilişkin olarak da Doha’da, Katar Vakfı Başkanı Şeyha Moza ile Filistin İçin Tek Yürek Zirvesi İnisiyatif Hareketi’nin devamı niteliğindeki eylem planlarını görüştü. Yine bu inisiyatif hareketinin devamı niteliğinde İstanbul Taksim Meydanı’nda açılan “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar” sergisini ziyaret etti.

Emine Erdoğan’ın, öncülüğünde “Uzat Elini Ey İnsanlık” sloganıyla 2009’da düzenlenen zirvedeki hitabında göz yaşı dökerek yaptığı barış çağrısını televizyondan izleyen Gazzeli Maysa Yousuf’un, “Sayın Hanımefendi, göz yaşlarınız bize ulaştı.” notuyla Emine Erdoğan’ı resmettiği portre de sergide dikkati çekti.

“Türkiye Yüzyılı hepimize kutlu olsun”

Emine Erdoğan, bu yıl mayıs ayında ikinci turda sonuçlanan seçim öncesi birçok yurt içi mitingde ve yurt dışı ziyaretlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etti.

İkinci turda sonuçlanan seçimin ardından, “İlk günkü aşkla bir ve beraber olmaya devam edecek, Türkiye Yüzyılı idealimize 85 milyon, tek yürek olarak ulaşacağız. Bu yolda desteğini ve emeğini esirgemeyen yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Türkiye Yüzyılı hepimize kutlu olsun.” açıklamasında bulundu.

Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’nde de yalnız bırakmadı.

Emine Erdoğan, 2023’te ayrıca, Cumhuriyetin 100. yılı, Kiev Lider Eşleri Zirvesi, Yüzyılın Anıları Geçmişten Günümüze Kültürel Diplomasi, Koruyucu Aile Günü, İlk Togg T10X Teslim Töreni, Sürdürülebilir Yüzyıl Zirvesi Ödül Töreni, Esenler Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı Açılış Töreni, TİKAD Dünyaya Yön Veren Kadınlar, Gönül Elçileri, BM-Habitat 31 Ekim Dünya Şehirler Günü, Çocuklar ve Gençler İş Başında – Orta Asya’da İklim Değişikliği, Sosyal Refahın Adil Dağılımı programları gibi yurt içi ve yurt dışında birçok toplantıya da katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/emine-erdogan-2023te-gazzede-katliamin-durmasi-icin-calisma-yuruttu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Ödülleri programında konuştu: (4) https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-necip-fazil-odulleri-programinda-konustu-4/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-necip-fazil-odulleri-programinda-konustu-4/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:39:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1749 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray ile Fenerbahçe arasında Suudi Arabistan’da oynanması planlanan Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine ilişkin, “Dünkü hadiseden dolayı futbol severlere ve spor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tüm kulüplerimizden, sporun barışı, dayanışmayı, işbirliğini temsil eden fair play ruhuna samimiyetle sahip çıkmalarını bekliyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri programında yaptığı konuşmada, velisinden delisine, esnafından evliyasına kadar şiirle yaşamış, hayatı şiir, şiiri hayat tarzı haline getirmiş bir milletin mensupları olduklarını dile getirdi.

Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Yahya Kemal’den Ziya Paşa’ya, Şeyh Galip’ten, Necip Fazıl’a, Nazım Hikmet’ten, Abdurrahim Karakoç’a tek solukta yüzlerce birinci sınıf şairi saymanın mümkün olduğunu ifade eden Erdoğan, “Kanuni Sultan Süleyman’ın divanında dört bin civarında gazel vardır. Necip Fazıl’ın sadece otel odaları şiirindeki her beyit nasıl bir şaheserse, Muhibbi Divanı’ndaki, Fatih Divanı’ndaki gazeller de aynı şekilde, eşsiz birer sanat eseridir.” diye konuştu.

Erdoğan, bu hazineden yeterince istifade edemediklerini dile getirerek, “Elbette bunda dilde yaşanan keskin ve ani kopuşun çok büyük tesiri var. Milletimizin binlerce yıllık beslenme kaynaklarıyla bağını zayıflatan bazı hamlelerin açtığı boşluğu belki de hiçbir zaman tam manasıyla telafi edemeyeceğiz. Kültür sanat hayatımızın serpilip büyümesine ket vuran bir diğer husus, varlığını halen devam ettiren ideolojik al gülüm ver gülüm ilişkileridir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Siyasetteki vesayet sistemini hamdolsun bitirdik”

Sinemadan tiyatroya, romandan müziğe kadar birçok alanda iç içe geçmiş çok katmanlı bu ilişkilere rastladıklarını anlatan Erdoğan, bu ilişkilerin, ülkede yeni özgür seslerin, yeni kabiliyetlerin çıkmasına da engel teşkil ettiğini söyledi.

“Burada şu hususu açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum” diyen Erdoğan, “Hükümet olarak son 21 yılda attığımız kararlı, cesur ve dirayetli adımlarla siyasetteki vesayet sistemini hamdolsun bitirdik. Türk siyasetini, tarihinin en çoğulcu, en renkli, temsil kabiliyeti en yüksek yapısına kavuşturduk ama kültür sanat alanındaki vesayeti sona erdirmekte henüz muvaffak olamadık.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaliteden, nitelikten, başarıdan ziyade, ideolojik akrabalığı referans alan vesayet düzeninin kültür sanat camiasında varlığını halen sürdürdüğüne dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Türkiye’ye dair pek çok tartışmada bu zihniyetin tarafgir ve karanlık yüzüne şahit oluyoruz. Örneğin, sırf kendi dünya görüşlerinden olduğu için katillere, tacizcilere, teröristlere, ülke ve millet düşmanlarına leke kondurmuyorlar. Müzik kutusu misali parasını verenin plağını çalan bu çevrelerin temel özelliği, her seferinde ülkenin ve milletin karşısında konumlanmalarıdır. Lafa gelince demokrasiyi kimseye bırakmazlar. Ancak 27 Mayıs ve 28 Şubat darbecilerini alkışlamaktan da geri durmazlar. Hak ve özgürlükler konusunda ahkam keserler fakat başörtüsü yasağını savunmakta hiçbir beis görmezler. Sürekli barıştan, yaşamdan, bir arada yaşamaktan bahsederler ama bölücü terör örgütünün kalemşorluğunu yapmaktan gocunmazlar.”

“Türkiye’nin kültür sanat iklimi, mutlaka hak ettiği seviyelere ulaşacaktır”

Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“İnsan haklarında mangalda kül bırakmazlar ama Gazze’de üç aydır devam eden İsrail vahşeti karşısında çıkıp bir kelime etmezler. Hatta, Hamas bahanesiyle İsrail’in devlet terörünü günümüzün Führeri Netanyahu’nun soykırım politikasını meşrulaştırmaya çalışırlar. Bunları ülkenin, milletin menfaatine, demokrasimizin hayrına olan hiçbir meselede ortalıkta göremezsiniz. Ama vesayetçiler adına gazete köşelerinden, darbeciler adına televizyon ekranlarından sağa sola ayar verirken mutlaka görürsünüz. Hasılı, nerede Türkiye’ye ve Türk milletine karşı bir eylem hazırlığı varsa bunların tekmili hepsini birden ön safta muhakkak bulursunuz. Son dönemde bu çevrelerin giderek artan pervasızlıklarını, kendileri dışında herkese hakaret ederek susturmaya çalışmalarını ülkemizin kültür sanat, spor ve medya camiasında kurdukları ahbap çavuş düzeninin artık dağılmaya başladığının işaretleri olarak değerlendiriyoruz.”

Necip Fazıl Kısakürek’in ömrünün “Batı mukallidi” olarak tarif ettiği, kendi halkına karşı nobran ama Batı karşısında ezik bu çevrelerle mücadeleyle geçtiğini aktaran Erdoğan, “Biz de son 21 yılımızı burada yaşadığı halde bize Paris’ten, Londra’dan, Washington’dan, hatta ve hatta Kandil ve Pensilvanya’dan seslenen Batı’nın gönüllü lejyonerleriyle mücadeleyle geçirdik. Diğerleri gibi inşallah bu mücadelemizden de zaferle çıkacağız. Türkiye’nin kültür sanat iklimi, mutlaka hak ettiği seviyelere ulaşacaktır. İnşallah bunu da sizlerle birlikte başaracağız.” ifadelerini kullandı.

“Sporun günlük siyasi rekabetin mezesi haline getirilmesi yanlıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Galatasaray ile Fenerbahçe arasında Suudi Arabistan’da oynanması planlanan Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine değinerek, şunları söyledi:

“Sözlerime son vermeden önce dün gece yaşanan hadiselerden duyduğumuz üzüntüyü burada altını çizerek vurgulamak istiyorum. Biz futbol başta olmak üzere Türk sporunun tartışmalarla değil, başarılarla gündeme gelmesini arzu ediyoruz. Hangi sebeple olursa olsun sporun günlük siyasi rekabetin mezesi haline getirilmesi yanlıştır, hatalıdır, sporumuza hiçbir faydası yoktur. Dün geceden itibaren muhalefet partilerinin yaptığı açıklamaları istismar siyasetinin yeni örnekleri olarak görüyoruz. Cumhuriyet 85 milyonun ortak değeridir. Gazi Mustafa Kemal, bu ülkenin banisidir. Daha düne kadar, affınıza sığınarak söylüyorum ‘Siz Atatürk’ün askeri değil, itlerisiniz.’ diyenlerle el ele, kol kola yürüyenlerin bugün söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Türkiye’nin ve Türk milletinin onurunu, haysiyetini, şerefini bizim nasıl savunduğumuzu CHP bilmese de tüm dünya çok iyi biliyor. Ülkemizin itibarını, bizim nasıl koruduğumuzu muhalefet bilmese de tüm insanlık gayet iyi biliyor. CHP ve şürekası ders vermeyi bıraksınlar, şayet samimiyseler gitsinler önce bölücü örgütün uzantısı ittifak noktalarından hesap sorsunlar.

Dünkü olayın mecrasından çıkarılarak şov ve provokasyon malzemesi yapılmasına müsaade edemeyiz. Hele hele müessif bir olay üzerinden milletin inancına ve mukaddesatına ahlaksızca dil uzatılmasını hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Bu konuda yapılması gereken ne varsa, hangi adım atılması gerekiyorsa onu yapmaktan çekinmedik, çekinmeyiz. Dünkü hadiseden dolayı futbolseverlere, 20 yılım futbolla geçti, bunlar gibi tribünden seyretmedik ve spor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tüm kulüplerimizden, sporun barışı, dayanışmayı, işbirliğini temsil eden fair play ruhuna samimiyetle sahip çıkmalarını bekliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl ödül alan edebiyat, sanat, ilim erbabını tebrik ederek, Star ailesine bu güzel organizasyon için teşekkürlerini sundu.

Törende, “Doğdu Batmayan Güneş” temasıyla hazırlanan film, davetlilere izletildi.

Ödüller sahibini buldu

Cumhuriyet tarihinin en önemli edebiyatçı ve fikir adamlarından Necip Fazıl’ın manevi ve kültürel mirasını yaşatmak amacıyla bu yıl 10’uncusu düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri sahiplerini buldu.

Geçen yıllardan farklı olarak Çocuk Edebiyatı, Görsel Sanatlar, Mimarlık ve Müzik dallarının eklenmesiyle birlikte 10’uncu yıla özel 10 ayrı dalda 11 isim ödüle layık görüldü.

Prof. Dr. M. Fatih Andı, Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, Prof. Dr. Turan Karataş, Doç. Dr. Ahmet Murat Özel ve Necip Tosun’dan oluşan jürinin aldığı karar neticesinde 2023 Necip Fazıl Ödülleri’ne layık görülen isimler şunlar oldu:

“Necip Fazıl Şiir Ödülü: Ali Günvar, Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü: Selahattin Yusuf, Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü: Ahmet Ayhan Çitil, Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü: Sema Bayar, Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü: Rıdvan Tulum, Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü: Nacer Khemir, Necip Fazıl Çocuk Edebiyatı Ödülü: Figen Yaman Coşar, Necip Fazıl Görsel Sanatlar Ödülü: Selahattin Sancaklı, Necip Fazıl Mimarlık Ödülü: Samsun Üniversitesi Ballıca Kampüsü’nde Tütün Depolarının Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’ne Dönüşümü (H. İbrahim Düzenli, A. Asım Divleli, E. Selçuk Taşar, Ahmet Yılmaz, İ. Hakkı Yiğit, B. Sami Ateşçi), Necip Fazıl Müzik Ödülü: Büşra Kayıkçı, Necip Fazıl Saygı Ödülü: Hüsrev Hatemi”

Programın sonunda ödül kazananlara ödüllerini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ödül alanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

(Bitti)

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-necip-fazil-odulleri-programinda-konustu-4/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Ardahan’da hizmetlerin önemini vurguladı https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-ardahanda-hizmetlerin-onemini-vurguladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-ardahanda-hizmetlerin-onemini-vurguladi/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:57:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1658 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ” Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğusu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliği, liderliği ve vizyonu ile çok güzel hizmetler görmüş. İşte medeniyet, işte kalkınma, işte gelişme buralarda.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere kentte bulunan Tatar, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, Ardahan Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yener Göydemir ile bir araya geldikten sonra Tarihi Kongre Binası’nı ziyaret etti.

Tatar, Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Aşık Şenlik Konferans Salonu’nda katıldığı “Halk Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Ardahan’da yoğun bir gün geçirdiğini söyledi.

Kentte yaşayanların kendisini bağırlarına bastığını belirten Tatar, “Çünkü bizlerin çok ortak bağları vardır. Bizim Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanımız Ardahanlı. Tarihe baktığımızda Selçuklulardan önce buraya gelen Türk boyları var. Ardahan, bu işin merkezi. Milli Mücadele ruhunun, kalbinin attığı fevkalade önemli bir yer. Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğusu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliği, liderliği ve vizyonu ile çok güzel hizmetler görmüş. İşte medeniyet, işte kalkınma, işte gelişme buralarda. Ardahan, daha fazla gelişecek ve daha fazla halkını burada tutacak.” diye konuştu.

“Bu güzelliklere hayran kaldım”

Tatar, gençlerin iş kurmak için turizm ve kentin diğer zenginliklerini değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi.

Hayvancılık ve hayvansal ürünlerde Ardahan’ın önemli bir konuma sahip olduğuna dikkati çeken Tatar, “Gelecekte Türkiye’nin en müreffeh merkezlerinden birisi olacaktır. Ben, Ardahan’ı böyle gördüm. Bu güzelliklere hayran kaldım. Bu güzellikleri daha da güzel yapmak isteyen Ardahan halkına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Tabii ki tebrik etmek istiyorum kendilerini.” ifadelerini kullandı.

Tatar, Ardahan’da Milli Mücadele’nin en zor şartlarda verildiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Geçmişte sizlerin burada yaşadığıyla bizim Kıbrıs’ta yaşadıklarımızın birtakım benzerlikleri var. Aramızdaki bağların, kadim ilişkilerin, gönül birliğinin bir ifadesidir. Geçmiş süreçlerde bize destek olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, tüm Türk halkına Ardahan’dan bir kez daha teşekkürlerimi ve minnet duygularını iletiyorum. Değerli Ardahanlı kardeşlerim, Kıbrıs’ın önemi çok büyüktür. Kıbrıs, Türk dünyasının ve özellikle ana vatanın Akdeniz’e açılan kapısıdır. Zamanında Atatürk de bunu söylemiş: ‘Dikkat etmeliyiz, Kıbrıs asla düşman eline geçmemeli.’ Kıbrıs, Yunanistan’a bağlanmak isterken, biz bedeller öderken Türkiye, her zaman yanımızdaydı.”

Kıbrıs ile Türkiye’nin etle tırnak gibi olduğunu vurgulayan Tatar, “Kıbrıs Türkü, kendisini büyük milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olarak görmüştür. Kıbrıs’ın tanıtımı için sizlerin vereceği destek biçim için çok önemli. Benim temennim, buranın gençleri ile Kıbrıs’ın gençlerinin kaynaşması. Daha fazla dostluklar kurabilmeli çünkü gelecek gençlerimizindir. Artık mesafenin herhangi bir engeli yoktur. Dolayısıyla yüreğimiz, geçmişimiz, tarihimiz, kaderimiz bir. Yaptığımız kahramanlıklar bire bir örtüşüyor. Burada gazilerimizi ziyaret ettim. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bana bugün verilen değeri, Kıbrıs halkına nezaket olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından programda halk ozanları ve ARÜ Müzik Grubu konser verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-ardahanda-hizmetlerin-onemini-vurguladi/feed/ 0
TÜRK MİLLETİ OLARAK ESARET ALTINDA YAŞAYAMAYACAĞIMIZI GÖSTERDİK https://www.kanal7haber.com.tr/turk-milleti-olarak-esaret-altinda-yasayamayacagimizi-gosterdik/ https://www.kanal7haber.com.tr/turk-milleti-olarak-esaret-altinda-yasayamayacagimizi-gosterdik/#respond Tue, 26 Dec 2023 09:00:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1454

‘TÜRK MİLLETİ OLARAK ESARET ALTINDA YAŞAYAMAYACAĞIMIZI GÖSTERDİK’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden saldırılarına tepki göstererek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dün Akif’in yaşayıp gördüklerine haykırdığı gibi biz de bugün Gazze başta olmak üzere katledilen, sömürülen, zulmedilen insanlar için Akif’in diliyle haykırmaya, haktan ve haklıdan yana olmaya devam edeceğiz. Zulmü alkışlamayacak, zalimi asla sevmeyeceğiz. Gelenin keyfi için şanlı geçmişimize dil uzatmayacağız. 3 buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmayacağız. ‘Adam aldırma da geç git’ diyenlerden değil gerektiğinde canımız pahasına hakkı tutup kaldıranlardan olacağız. Merhum Akif’in yaklaşık bir sene evvel yaptığı şu tespitlerin isabetini bugün çok daha iyi anlıyoruz; Türk için istiklalsiz hayat müstahildir yani imkansızdır. Tarihte gösteriyor Türk istiklalsiz yaşayamaz. Türk Milleti olarak esaret altında, yabancı bir gücün boyunduruğu altında yaşayamayacağımızı bin yıllık tarihimizde defalarca gösterdik. Bunu Çanakkale’yi geçilmez yaparak gösterdik. Bunu tüm imkansızlıklara rağmen İstiklal harbimizi zafere ulaştırarak gösterdik. Bunu hala bedelini ödediğimiz Kıbrıs Barış Harekatı ile gösterdik. Bunu 15 Temmuz gecesi çıplak ellerimizle tanklara, uçaklara ölüm kusan silahlara meydan okuyarak gösterdik. Bunu emperyalist güçlere tetikçilik yapan teröristlerle mücadelemizde binlerce canımızı feda ederek gösterdik.”

‘BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ HEDEF ALAN PROVAKASYONLAR YAŞANIYOR’

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bunu FETÖ’sünden PKK’sına, eli kanlı canilere karşı yürüttüğümüz çok yönlü mücadele ile gösterdik. Şundan herkes emin olsun; istiklalimize yönelik saldırılar devam ettikçe biz de istikbalimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Maddi ve manevi olarak bedel ödesek de öz yurdumuzda hür ve özgür bir şekilde yaşama irademizden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz. Son günlerde bu irademizin içeride ve dışarıda test edildiğini görüyoruz. Irak’ın kuzeyinde Mehmetçiğimize yönelik kalleş saldırıların gerisinde milletimizin istiklal aşkını sınama teşebbüsleri vardır. Dikkat ederseniz hepimizin yüreğini dağlayan saldırılardan sonra birlik ve beraberliğimizi hedef falan çeşitli provakasyonlar yaşanıyor. Toplumun farklı kesimlerini düşmanlaştıran 5’inci kol faaliyetlerini terör saldırılarının bir devamı olarak değerlendiriyoruz. İç kaleyi sarsmayı, bizi içerden zayıflatmayı amaçlayan bu sosyal terör eylemleri; bütün bunlar karşısında hep birlikte daha net bir duruş sergilemeliyiz. Öfkenin, insan aklının önüne geçtiği bu hassas dönemlerde bilhassa siz gençlerimizden daha soğukkanlı hareket etmenizi bekliyorum” dedi.

‘SİZİ KARDEŞLERİNİZE KARŞI KIŞKIRTANLARA DİKKATLİ OLUN’

Erdoğan, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Gençler şunu lütfen unutmayın; Türkiye bizim ortak vatanımızdır. Ortak çatımız, ortak yuvamızdır. Gençler; bu topraklar üzerinde bin yıldır yan yana yaşayan, kanı kanına karışmış insanlar olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Sünnisi ve Alevisi ile 85 milyon olarak hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Tüm genç kardeşlerime sesleniyorum; acımız ve öfkemiz ne kadar büyük olursa olsun bu çizginin kaybolmasına ama asla müsaade etmeyin. Sizi kardeşlerinize karşı kışkırtanlara karşı dikkatli olun. Bu alçakların kendi zehirlerini size de enjekte etmesine asla izin vermeyin. 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’nin en büyük gençlik hareketi olan AK Gençliğin bu konuda tüm gençlere örnek olacağına inanıyorum. Sizlerden kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılmanızı bekliyorum” dedi.

‘SAÇMASAPAN ARGÜMANLARLA MİLLETİN AKLIYLA ALAY ETMEKTEN VAZGEÇİN’

“Buradan bu mürailere sesleniyorum” diyen Erdoğan, “Madem teröre şaşı bakıyorsunuz en azından biraz dürüst olun. Madem terör örgütlerine gıkınızı çıkartamıyorsunuz bari biraz hasbi olun. Saçma sapan argümanlarla milletin aklıyla alay etmekten vazgeçin. Cumartesi günkü skandal sizin bölücülerle ne ilk ne son dayanışmanızdır. Biz sizin kapkara sicilinizi televizyon ekranlarında PYD’nin avukatlığını yaptığınız günlerden çok iyi biliyoruz. Biz sizin sözde terör hassasiyetinizi Irak- Suriye teskerisine bölücü örgütün uzantılarıyla birlikte verdiğiniz ret oylarından çok iyi biliyoruz. Biz sizin terör konusundaki ilkesizliğinizi 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde Kandil’den gelen destek açıklamalarından çok iyi biliyoruz. Meydan meydan ‘Seloya özgürlük’ çağrıları yapan siz değil miydiniz? Miting alanlarını PKK’nın sembolleri ile selamlayan siz değil miydiniz? Bölücü örgütün kurulduğu köyü seçim öncesinde ziyaretgaha çeviren siz değil miydiniz? Silivri’deki teröristin kapısında milletvekillerine sırayla nöbet tutturan siz değil miydiniz? Kurultay kürsüsünden hapisteki demokrasi düşmanlarına selam yollayan siz değil miydiniz? Bunların hepsini kat ve kat fazlasıyla yaptınız ve ne olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Siyasi çıkarınız ve istikbaliniz için bölücü terör meşruiyet kazanmasına rıza gösterdiniz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turk-milleti-olarak-esaret-altinda-yasayamayacagimizi-gosterdik/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Destici, Sivas’ta aday tanıtım programında konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-genel-baskani-destici-sivasta-aday-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-genel-baskani-destici-sivasta-aday-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Sun, 24 Dec 2023 21:21:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1340 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Bugüne kadar verdiğimiz şehitlerin kanları yerde kalmadıysa bugün verdiğimiz şehitlerin de kanları yerde kalmayacak, 1’e 1000 alacağız Allah’ın izniyle.” dedi.

Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki Aşık Veysel Kültür Merkezi’nde partisinin aday tanıtım programında konuşan Destici, Pençe-Kilit operasyon bölgesinde şehit olan askerlerin isimlerini okuyarak, ailelerine başsağlığı diledi.

Destici, Türk ordusunun terörle mücadelesinin sürdüğünü, hiçbir sivili, camiyi, hastaneyi, okulu hedef almadığını, Türklüğün ilke ve kurallarına göre düşmanla savaştığını söyledi.

Türkiye’nin terörle mücadelesinin sonuna kadar süreceğini vurgulayan Destici, şunları kaydetti:

“Yüreğimiz yanıyor, 12 şehidimiz var ama işte şimdi biraz önce gelen bir haber PKK’nın siyasi partisi Diyarbakır’da kongre yapıyor, halaylar çekiyor, türküler söylüyor ve aynen kullanılan ifadeyi buradan söylüyorum. Bebek katili için sloganlar atılıyor ve ‘sonu muhteşem olacak’ deniliyor. Sivas’tan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun baba ocağından sesleniyoruz. Sonunuz muhteşem değil, sonunuz helak olacak. Bugüne kadar verdiğimiz şehitlerin kanları yerde kalmadıysa bugün verdiğimiz şehitlerin de kanları yerde kalmayacak, 1’e 1000 alacağız Allah’ın izniyle.”

“Her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar”

Terörle mücadeleyi birlikte vermedikten sonra kazanmanın zaman alacağına dikkati çeken Destici, “Elbette kazanacağız. Bakın Mecliste PKK’nın siyasi partisi var. PKK’nın milletvekilleri var. Bunların Meclis Başkanvekillerinin yönettiği hiçbir toplantıya katılmadım. Hiçbirisine diğerleri gibi başkanım çekmedim. Hiçbirisine selam vermedim, elini sıkmadım çünkü onların elinde de şehitlerimizin kanı var.” diye konuştu.

Destici, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“HDP, PKK’nın siyasi partisi, bir bakıyorsunuz ismi HDP bir bakıyorsunuz Yeşil Sol, bir bakıyorsunuz DEM olmuş. Yani her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar. Kılıktan kılığa giriyorlar ve Anayasa Mahkemesi bütün bunları seyrediyor. Hala kapatma davası nihayete ermiş değil. Peşine iki parti daha kurdular, 3 isim daha değiştirdiler. Anayasa Mahkemesine geçen seçim öncesi onlarca çağrı yaptık. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız bizim bu çağrılarımız üzerine Anayasa Mahkemesine yazı yazdı. PKK’nın siyasi partisine verilen Hazine yardımının kesilmesini istedi. Önce Anayasa Mahkemesi ‘evet’ dedi. Daha sonra ‘hayır’ dedi ve eski parayla 700 trilyonu HDP’nin yani PKK’nın kasasına koydu. Yazıklar olsun. Herhalde birlikte demleniyorlar. Onu da bilmiyorum. Hepsini tabii ki kastetmiyorum ama bu karar bizi rahatsız etmiştir. Bu karar bizim kanımıza dokunmuştur. Anayasa Mahkemesi, evet hukuktan adaletten yana olmalıdır ama her şeyden önce devletten, milletten, ordudan yana olmalıdır. Bağımsızlıktan yana olmalıdır, terörle mücadelenin yanında olmalıdır. Bakın şimdi de yine 800 trilyon para verecekler. Dünyanın hangi ülkesinde, hangi devletinde terör örgütünün partisi olur? Dünyadaki hangi parlamentoda o devlete savaş açmış terör örgütünün partisi, milletvekilleri yer alır?”

Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere çağrıda bulunan Destici, “Neyi bekliyorsunuz? Daha kaç askerimizin şehit olmasını bekliyorsunuz? Bunların dokunulmazlıklarını kaldırın, yargıya gönderin. Hepsini hapse tıkın diyoruz. Hepsi cezasını çeksin diyoruz.” ifadesini kullandı.

Devletin, ordunun, Türkiye’nin terörle apansız bir mücadele verdiğinin altını çizen Destici, “Ya Irak kendi sınırlarından Türkiye’ye karşı 40 yıldır kanlı bir mücadele veren, ABD başta olmak üzere tüm emperyalistlerin desteğini alan ve onların maşası olan PKK ve uzantılarını topraklarından çıkaracak ya da Türkiye’ye teslim edecek, başka yere sürecek ya da Türk ordusu tamamen o bölgeyi hakimiyetine alıp orada bir tane terörist bırakmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından aday tanıtımı gerçekleştirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bbp-genel-baskani-destici-sivasta-aday-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulunda 2024 yılı bütçesinin 3 maddesi daha kabul edildi https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/#respond Sun, 24 Dec 2023 09:03:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1310 TBMM Genel Kurulunda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 11, 12 ve 13. maddeleri kabul edildi.

Maddeler üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, iki gün içerisinde 12 şehit verildiğini belirterek, iktidarın, terörle mücadelede klişe laflar üretmek yerine terörün hala neden bitirilemediğinin sebeplerini masaya yatırması gerektiğini ifade etti.

Kaya, “İktidarın, sadece silahlı kuvvetlere bu işi havale ederek terör sorununun çözülemeyeceği gerçeğini de göz önüne alarak bu ülkeden ve bu coğrafyadan çatışmayı ve terörü bir an önce atmasını arzu ediyoruz. Bu manada terörün, geniş kapsamlı bir şekilde masaya yatırılarak bu sorunun partiler üstü görülmesi gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin yer aldığı coğrafyanın bereketli topraklar olduğunu dile getiren Kaya, “Böyle bir coğrafyada yaşayıp yüksek oranda yoksulumuz varsa, bu, beceriksiz iktidarların iş başında olmasındandır.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, ulusal güvenliğin sağlanması konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmaması gerektiğini; Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Emniyet Genel Müdürlüğünün, Jandarma Genel Komutanlığının, Sahil Güvenlik Komutanlığının bütün ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirlerin alınmasını için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.

Türkiye’nin, savunma alanında ihtiyaç duyulabilecek tüm araç ve mühimmatı üretebilecek güce sahip olduğunu vurgulayan Kaya, özel sektörün de teknolojik üretime yönelik AR-GE konusunda desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Kaya, “Sadece şimdiyi değil en az 20 yıl sonrasını düşünerek üretimde öne çıkacak malzeme ve teknolojileri belirlememiz, devletin AR-GE yatırımı yapmasını sağlamamız gerekiyor. Hal böyleyken hükümet harcamaları içinde zaten oldukça az olan AR-GE payının daha da azalmasının akla mantığa sığan bir tarafı yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’de bu yönetim, sınıfta kalmıştır”

CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, son 12-13 yıllık dönemin Türkiye’nin iktisat tarihi için kayıp ve büyük bir gerileme dönemi olduğunu iddia etti.

Atatürk’ün hedef olarak koyduğu Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyabilmenin önemli yolunun, ekonomik gelişmeyi sağlayabilmek olduğuna işaret eden Emre, “Ancak, son 12-13 yıllık dönemdeki manzara çok açık bir başarısızlıktır. Türkiye’nin ekonomik performansı, son AK Parti dönemi için bir büyük duraklama, geriye gidiş devridir.” dedi. Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de ekonomik performans çok kötü, bu iktidar çok başarısız. Bir ülkenin ekonomik gelişmesini, ekonomik durumunu ele almak için bakacağımız en temel gösterge milli gelir ya da kişi başına düşen gelirdir. Türkiye’de kişi başına gelir 2011’de 11 bin 221 dolar iken bu yıl 10 bin 622 dolar. Türkiye, en temel, en önemli gösterge bakımından 12 yıl içerisinde geriye gitmiş durumda.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, “Biz kısır çekişmelerin, dar kalıpların, sahte gündemlerin, karanlık senaryoların kıskacına hapsetmek isteyenlere en güzel cevabı bugüne kadar ortaya koyduğumuz eser ve hizmetlerimizle veriyoruz.” dedi.

Ortaya koydukları hedefleri tek tek gerçekleştirdiklerini anlatan Karslı, güçlü, güvenilir ve çevresinde söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmeyi büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini dile getirdi. Karslı, şunları kaydetti:

“Kazandığımız her mücadele, bozduğumuz her tuzak, aydınlık geleceğimizin önündeki perdeyi biraz daha aralamaktadır. İnşallah, büyük ve güçlü Türkiye’nin tüm dünyada daha adil bir düzenin tesisine önderlik ettiği günleri göstermek de bizlere nasip olacaktır. 85 milyonun tamamının sağlığı, eğitimi, kültürü, kalkınması, sanayisi, teknolojisi, tarımı, güvenliği, sosyal hayatı için; çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız için ve umudunu bize bağlayan tüm mazlumların selameti için her aşaması zorlu uğraşlarla geçse de eser ve hizmet üretmeye ve çok daha güçlü bir ülke olmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, 2024 yılı bütçesinin, ülkenin geleceği için stratejik bir planı temsil ettiğini; ekonomik istikrarın sağlanması, sosyal refahın artırılması ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için gereken kaynakların doğru şekilde tahsis edilmesini içerdiğini söyledi.

Bütçenin Meclis’te onaylanmasının milletin hayrına olacağını ifade eden Sedef, “2024 yılı bütçesinin eğitimden sağlığa, altyapıdan tarıma kadar birçok alanda yapılacak harcamalarla halkımızın refahına katkı sağlayacağına MHP olarak inancımız tamdır. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin kalkınması ve refahının artması için el ele vermiş, ortaya koyduğu projelerle ülkemizin geleceğine ışık tutmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği kazanımlarla birlikte Türkiye daha güvenli, daha kalkınmış ve daha istikrarlı bir ülke haline gelmektedir.” diye konuştu.

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 11, 12 ve 13. maddeleri de kabul edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-2024-yili-butcesinin-3-maddesi-daha-kabul-edildi/feed/ 0
TBMM’de 2024 Yılı Bütçe Kanunu kabul edildi https://www.kanal7haber.com.tr/tbmmde-2024-yili-butce-kanunu-kabul-edildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tbmmde-2024-yili-butce-kanunu-kabul-edildi/#respond Sat, 23 Dec 2023 21:09:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1289 TBMM Genel Kurulunda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 7. ve 8. maddeleri kabul edildi.

Genel Kurulda milletvekilleri, maddeler üzerinde söz alarak görüşlerini dile getirdi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bazı gazete kupürleri ve sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının olduğu dövizlerle kürsüye geldi.

Bazı gazete manşetleri üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunan Ağbaba, “Fakir fukaranın çocuğu mülakat kaldırılacak diye size oy verdi, mülakat kaldırılmadı. Çocuklarımızın geleceğini, umudunu yok ettiniz.” diye konuştu.

Tedbir alınınca ekonominin, enflasyonun düzelebileceğini, faizin düşebileceğini ifade eden Ağbaba, “Bu memlekette ahlak, utanma duygusu yok olursa bunu düzeltmek zor olur. Anadolu topraklarının ortak değerleri vardı, bunları yok ettiniz.” dedi.

Ağbaba, sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının yapıştırıldığı dövizi işaret ederek, “Bunlar, sizin siyasi akrabalarınız.” ifadesini kullandı. Ağbaba’nın sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, konuşmalar yapılırken sosyal medya fenomenlerinin fotoğraflarının kullanılmasının, reklama ve kötü örneklerin çoğalmasına sebep olabileceğini belirterek, “Buna vesile olmamak lazım. Bu, kötü ve yanlış bir şey, buna kimse ‘Doğru’ demiyor ama bunların burada milletin kürsüsünden sergilenmesi, reklamının yapılmasına sebeptir. Veli Ağbaba, bu fenomenlerden bir kaynak mı elde ediyor bilmiyorum ama bunların reklamını yapmakla yanlış yapıyor.” diye konuştu.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın başladığını belirterek, uzun vade için koydukları hedefleri yerine getirmenin zamanının geldiğini söyledi.

Türkiye’nin koyduğu hedeflere ulaşmak için kaybedilecek bir saniye, boşa harcanacak bir kuruş dahi bulunmadığını ifade eden Dora, “2023 yılı bütçesinin öngörülemez kalemlerinin önemli bir miktarını, Kahramanmaraş başta olmak üzere depremden etkilenen illere ve kişilere yapılan yardım harcamaları oluşturmaktadır. Yaraların büyük çoğunluğu sarılmış olsa da insan doğası ve gündelik yaşamın tabiatı nedeniyle çok sayıda ihtiyaç henüz giderilememiştir.” diye konuştu.

Dora, 2024 yılı bütçesinin bilinçli şekilde depremin kayıplarını telafi etmeyi amaçladığına dikkati çekerek, “Başta Kahramanmaraş olmak üzere depremi yaşayan tüm illerimiz için artık yardım değil yatırım zamanıdır.” dedi.

“Bu bütçe milletin bütçesi değil”

İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, bütçede insanların refah seviyesini artırmaya yönelik planlamalar ile devletin kalkınmasını sağlayacak yatırım planlamalarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Kırkpınar, “Bu bütçede ne yazık ki her iki konuda da aldatmaya yönelik algı yaratmaktan başka bir şey bulunmuyor. Biz isterdik ki bu bütçe, toplumun her kesimine hitap etsin ve insanımıza biraz umut olsun.” ifadelerini kullandı.

Yeni bütçenin gelirleri artırması ve hayatı kolaylaştırması gerektiğini ancak sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğunu öne süren Kırkpınar, “Bu bütçe, milletin bütçesi değil milletin yoksulluk bütçesidir. İktidarın bulduğu çözümler bankada veya cebinde parası olanlar için, oysa bu bütçeye itiraz edenler dar gelirliler ve faturalarını dahi ödeyemeyecek durumda olan insanlardır.” dedi.

Saadet Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Türkiye’nin büyük bir yıkımın eşiğinde olduğunu, adım adım bir felakete doğru gittiğini iddia etti. Aile kurumunun günden güne çöktüğünü, toplumsal bağların çözüldüğünü savunan Ün, “Her gün bir şehirden gelen cinnet ve cinayet haberleri artık ülkemizin normali haline gelmiş durumda.” dedi.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, katılımcı, çoğulcu, bütün dezavantajlı grupları içine alan ve herkesin kendini ana dilinde ifade edebildiği bir sistemi arzuladıklarını söyledi.

Kaya, belediyelere kayyum atanmasını eleştirdi.

“Halkımız ister hızlı trenle isterse Togg ile seyahat edecek”

AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, milletin desteğiyle art arda 22. bütçeyi yaptıklarını, bugüne kadar hayal edilen işleri Türkiye’ye kazandırdıklarını söyledi.

“Hayaldi gerçek oldu” projeleriyle Türk milletinin hayallerinin peşinden koşmaya gayret ettiklerini belirten Karaman, şunları kaydetti:

“11 ilde yüksek hızlı trenler çalışıyor. İnşallah, bu hızlı tren ağları genişleyecek, diğer illerimiz de hızlı trene kavuşacak. Halkımız ister hızlı trenle isterse Togg ile seyahat edecek. Sadece yüksek hızlı trenlerde değil savunma sanayisinde, ulaşımda, sağlıkta, enerjide, uzayda yapılan yatırımlar sayesinde şimdi gençlerimizin öz güveni var, ‘Türkiye Yüzyılı’nda her projede biz de varız, biz de yaparız.’ diyorlar. Hedefimiz, Türkiye Yüzyılı’na girerken dünyaya lider ülke Türkiye’yi kazandırmaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tbmmde-2024-yili-butce-kanunu-kabul-edildi/feed/ 0