Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, şubat ayı üretici ile market arasındaki fiyat değişimlerini, bu değişimlerin nedenlerini, narenciye üreticilerinin sorunlarını, aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimleri, mazot fiyatındaki artışlar ve yüksek vergi oranları ile aynı marka gübrelerin bayilerdeki fiyat değişimlerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Bayraktar, “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 634,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 572,2 ile portakal, yüzde 340,1 ile kuru incir, yüzde 259,3 ile kabak takip etti. Limon 7,3 kat, portakal 6,7 kat, kuru incir 4,4 kat, kabak 3,6 kat fazlaya satıldı. Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 18 lira 36 kuruşa, 3 lira 50 kuruş olan portakal 23 lira 53 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 506 lira 20 kuruşa, 13 lira 33 kuruş olan kabak 47 lira 90 kuruşa markette satıldı” diye konuştu.
“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu”
Şubat ayında markette 40 ürünün 29’unda fiyat artışı ve 11’inde de fiyat azalışı görüldüğünü belirten Bayraktar, “Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 42,2 ile kuru kayısı, yüzde 31,8 ile fındık içi, yüzde 29 ile kuzu eti, yüzde 20,7 ile kuru üzüm takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 32,5 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 16,6 ile kuru soğan, yüzde 11,3 ile salatalık, yüzde 9,7 ile patates izledi” ifadelerini kullandı.
“Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü”
Şubat ayında üreticide 32 ürününün 17’sinde fiyat artışı olduğunu ve 8’inde de fiyat düşüşü görüldüğünü dile getiren Bayraktar, “7 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üretici fiyatlarında kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm, kuru incirde fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 34,7 ile limon, yüzde 18,4 ile yumurta, yüzde 18,1 ile havuç, yüzde 17,2 ile salatalık izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 67,3 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivri biber, yüzde 29,7 ile kuzu eti, yüzde 21,9 ile yeşil soğan, yüzde 20,6 ile patlıcan takip etti” açıklamalarında bulundu.
“Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi”
Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesiyle fiyat artışı yaşandığını anlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesi nedeniyle fiyatlarda artış yaşandı. Kuzu etindeki fiyat artışı arz ve talep değişiminden kaynaklandı. Sivri biber, yeşil soğan, patlıcan, ıspanak ve marulda dönemsel arzda yaşanan azalma fiyatların yükselmesine neden oldu. Kabak ve salatalıkta havaların sıcak gitmesi nedeniyle arzda yaşanan artış fiyatlarda düşüşe neden oldu. Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi. Yumurtadaki fiyat düşüşünün sebebi arz ve talepteki değişimden kaynaklandı.”
“Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı”
Zarar eden narenciye üreticilerinin bahçelerini satmak istediğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Ürün fiyatının işçilik ücretini dahi karşılamadığı bahçelerde ürününü dalında bırakan üreticilerimiz oldu. Bir üretim sezonu emek verdiği ürünlerden yeterli gelir elde edemeyen üreticilerimizin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı, kredi masrafları alınmamalıdır. Bilindiği üzere narenciye bahçelerinin çoğunluğu sahile yakın değerli arazilerde bulunuyor. Arka arkaya ürettiği ürününden zarar eden bazı üreticilerimiz, arazilerini satmak istiyor. Bu durum ülkemizin en değerli arazilerinin imara açılma tehlikesini beraberinde getiriyor. Üreticilerimize sahip çıkmazsak narenciye bahçeleri yazlık evlere dönüşebilir. Üretmekten vazgeçen üreticilerimizi tekrar tarıma döndürmek çok zordur. Ülkemizin uzun vadede gıdada bağımsızlığının korunması için bir karış toprağın dahi kaybedilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle üreticilerimiz ürettiğine pişman olmamalıdır. Üreticilerimiz geçimini sağlayacak geliri ürününden kazanabilmelidir. Üreticilerimizin kazanmadığı narenciyede üretici market arası fiyat farkı yüzde 634,4’ü buluyor. Üreticiye pazar garantisi verilmeli, arz fazlası sorunu yaşanan yıllarda devlet adına alımlar yapılarak, marketlere tavan fiyat sözü alınarak satılmalıdır. Bu şekilde üreticilerimizin ürünü elinde kalmayacak ve tüketici markette ürünü daha uygun fiyata satın alabilecektir.”
“İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9 arttı”
Şubat ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimlere değinen Bayraktar, “Şubat ayında ocak ayına göre üre gübresi yüzde 7,6, amonyum sülfat gübresi yüzde 3,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7, DAP gübresi yüzde 0,3 oranında arttı. Geçen yılın şubat ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 40,6, DAP gübresi yüzde 28,5, amonyum sülfat gübresi yüzde 28,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 27,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 23,6 oranında arttı. Şubat ayında ocak ayına göre süt yemi yüzde 2,4, besi yemi yüzde 2, son bir yılda süt yemi yüzde 42,8, besi yemi ise yüzde 42,6 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 2,11 oranında arttı. İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9, yıllık yüzde 38 oranında arttı” ifadelerine yer verdi.
“Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı”
Girdi fiyatlarının gıdada tüketici fiyatlarının oluşmasında en önemli etken olduğunu söyleyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toprağın hazırlanmasından ekimine, ekiminden hasadına kadar tüm tarımsal işlemlerde mazot kullanılıyor. Şubat ayında girdilerde yıllık değişimde en fazla fiyat artışı mazotta görüldü. Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı. Çiftçilerimiz bu aylarda yazlık ekilişleri için toprak hazırlığına başlıyor, kışlık ekilişlerde gübreleme ve diğer kültürel işlemlere devam ediyor. Son 15 günde mazotta fiyat iki kez değişti. 13 Şubat 2024 tarihinde mazotun litre fiyatına gelen 2 lira 56 kuruşluk zamla birlikte mazotun litresi 45 lira 6 kuruşa kadar yükseldi. Şubat ayının sonuna doğru yapılan indirim neticesinde mazotun litresi 42 lira 77 kuruş oldu” – ANKARA
]]>Tarım-GFE’nin Aralık ayında aylık yüzde 2.62 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başladığı 2015 yılından itibaren yüzde 2,06 olan Aralık ayları ortalamasının yüzde 27 üzerinde olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Aralık’ta yıllık yüzde 41,43 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Bu yıllık rakam, yüzde 32,40 olan son 9 yılın Aralık ayları ortalamasının yüzde 28 üzerinde olmuştur. Aralık ayı tarımsal girdi fiyat enflasyonu, aylık ve yıllıkta ortalamaların üzerinde ilan edildi” dedi.
Aralık ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini de değerlendiren Başkan Çandır, “Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 2,82 ve yıllıkta ise yüzde 37,64’lük artış ilan edildi. Aralık ayları itibariyle aylıkta 2021 yılından, yıllıkta ise 2021 ve 2022 yıllarından sonraki en yüksek değer kaydedildi” dedi. Aralık’ta aylık, tohumda yüzde 2,24, enerjide yüzde eksi 2,26, gübrede yüzde eksi 0,74, ilaçta yüzde 1,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 1,26, yemde yüzde 5,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 6,37 olarak aylık değişimler ilan edildiğini belirten Çandır, Aralık ayındaki yıllık değişimlerin ise tohumda yüzde 44,15, enerjide yüzde 47,45, gübrede yüzde 9,69, ilaçta yüzde 24,75, veteriner hizmetlerinde yüzde 151,60, yemde yüzde 27,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 89,31 artış kaydedildiğini belirtti. Çandır, veterinerlik hizmetlerinin son 4 aydır ciddi artış gösterdiğini, Aralık ayında da bu artışın devam ettiğini söylerken, “Öyle ki yıllık yüzde 151,60’lık artış, tüm zamanların rekoru olmuştur. Diğer bir dikkat çekici olan gübrede ise aylık azalış ve yıllık tek haneli yükseliş, son 3 yılın en dikkat çekici düşüşü olmuştur” dedi.
TÜİK tarafından Aralık ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 6,81, yıllık ise yüzde 60,62 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilimin, genel olarak üretici aleyhine seyrederken Mayıs ve Haziran aylarında aylık ve yıllık düzeyde Tarım-GFE, Tarım-ÜFE’nin altında kalarak üretici lehine döndüğünü bildirdi. Başkan Çandır, “Aralık ayında bu durum yeniden aylıkta ve yıllıkta üretici lehine ilan edilmiştir. 2024 yılında aylık ve yıllık eğilimin böyle devam etmesi, üretici kesimin birikmiş zararlarının azalmasına katkı sağlayacaktır” dedi.
Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının tarımı dolaylı olarak etkilediğini belirten Başkan Ali Çandır, yurt dışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Aralık’ta aylık yüzde 2,28, yıllıkta yüzde 58,40 arttığına dikkat çekti. Çandır, yurt içi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylıkta yüzde 1,14, yıllıkta yüzde 44,22 arttığını belirtirken, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,58 ve yıllık ise yüzde 63,75 artmıştı. Bu durum Aralık ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir” dedi.
Aralık ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,93, yıllık yüzde 64,77 arttığını belirten Ali Çandır, “Tüketici taraftaki gıda enflasyonu ise Aralık ayında aylık yüzde 4,81 ve yıllık yüzde 72,01 olarak ilan edilmişti. İşlenmemiş gıda enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 7,24, yıllık yüzde 91,23 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 11,39 ve yıllık 81,29 artış olarak ilan edilmişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir” dedi. – ANTALYA
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı.
“Toprağımızın bereketine sahip çıktık”
Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum. Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir’i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu.
“İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir”
Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu’yu kuraklığa ve yoksulluğa mahküm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal’in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir. Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu.
“Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik”
Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir’in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu.
“Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem”
Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa’nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım. Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz. Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı.
Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.
“Büyükşehir’in büyük desteğini gördük”
Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç”
İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Başka bir tarım mümkünmüş”
S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu.
“Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi.
Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.
73 üreticiye 267 küçükbaş
Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı.
530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek
İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530’u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton) kuzu büyütme yemi dağıtıldı. – İZMİR
]]>“Bizim malı topladıktan üçüncü ayda cebimize para girmeye başlıyor”
Üretici Cafer Bozkurt, ailecek salatalık yetiştirdiklerini ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Ben buradan malı arabaya yüklüyorum. Oradan tekrar indirip başka araca yükleniyor. İstanbul’a varana kadar 3-4 kere elden geçiyor. İstanbul’a mal havadan inmiyor. Oraya gidene kadar aileler bundan ekmek yiyecek. Bu malı götürmek için aracın yakıtı, indirip kaldırması var. Bu sebze şu an bize bir ay ekmek vermiyor. Bir aydan sonra biz toplamaya başlıyoruz. Üçüncü ayda cebimize para girmeye başlıyor. Bunun hakkını alma şansımız ebedi yok. Salata akşam saatlerinden hareketlenir. Akşam hava sıcak olursa, toprak da ılık olursa üründen o şekilde verim alınır. Yoksa verim alma şansımız olmaz. Ürüne zarar vermesin diye ilaç kullanıyoruz. Bizim attığımız ilaç öldürmüyor. Bizim istediğimiz tek bir şey var; verilen kimyasal ürünler bizim ürünlerimizi toparlasın. Buralardan çiftçi ürünü toplayıp İstanbul’a gönderiyor. Pazarda vatandaş çok pahalı diyor” dedi.
“Büyükşehirlerde yüksek fiyatla satılmasının sorumlusu üretici değil”
Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe ise, “Üreticiler yaz kış demeden, bin bir zahmetle üretim yapıyorlar. Büyükşehirlerde özellikle domates, salatalık gibi üretimi kış şartlarında zor olan ürünlerin üreticiden çıkış fiyatı ile satılan fiyatla arasındaki iki kat fark olmasından dolayı bazen serzenişte bulunuyorlar. Kış aylarında ürünlere bitki besin elementleri uygulanması nedeniyle hem domates hem salatalık, patlıcan üretiminde hem de fazla enerji harcandığından, yakıt fazla kullanıldığından dolayı işçi maliyetleri yüksek oluyor. Bunun karşılığında da daha az bir ürün elde ediliyor. Ocak ayıyla nisan ayını değerlendirdiğimizde dörtte bir oranında ürün alınıyor. Bu mevsimlerde kilosu 23 liraya yakın maliyeti olan bir salatalığın üreticiden çıkış fiyatı 30 lira civarında. Büyükşehirlerdeki marketlerde, hallerde, manavlarda bu fiyat 70 liraya kadar çıkabiliyor. Bunun sorumlusu üreticiler değil. Bu kadar oluşan fiyat farkında denetim yapılması lazım. Çünkü üreticiler gerçekten maliyetlerin çok altında bir satış yapıyor. Bizim de her zaman istediğimiz, üreticileri koruyacak şekilde taban fiyat uygulaması. Tüketicilerin de bu kadar yüksek rakamlara ürünleri tüketmemesi lazım. Bizim burada üretilen ürünün değeri 30 lira. Birim maliyeti 20 liranın üzerinde. Sofralara 70 liraya giren salatalık gibi üretimi zor olan ürünlerin sorumlusunun üreticiler olarak görülmemesi lazım. Kış aylarında üretim çok daha zor oluyor. Bu konuda üreticileri koruyacak şekilde taban fiyat, tüketicileri koruyacak şekilde de tavan fiyat uygulaması yapılması gerekiyor. Bu aradaki yüzde 100’ün üzerindeki artışın daha daralması için denetim yapılması gerektiğini düşünüyoruz.”
“Fiyatlar yüksek olsa da ürünler bitiyor”
Salatalık fidanlarını 20 Ekim’de diktiğini, Haziran ayında sökeceğini belirten Üretici Kadir Sayın (49), “Şu anda fiyatlar iyi olsa da biz sezon başında 1 liraya salatalık sattık. Fiyatlar yükseldi ama tonajımız düştü. Kış aylarında olduğumuz için salatalık yetiştirilmesi daha zor. Geceleri soba yakıyoruz. Fiyatlar yüksek olsa da ürünler bitiyor. Üzerindeki salatalıkları toplayınca bir süre meyve toplayamayacağız. Yeni ürünlerimiz çıkıncaya kadar fiyatlar yeniden düşer. Bu fiyatlar olmasa zarar ederiz. Dün 5 bin TL’ye gübre aldım. Daha gübre alacağız. Ek organik gıdalar veriyoruz. Yani bu fiyatlar normal şu anda. Bu günlerde bu fiyatlara satmazsak üretici biter” dedi.
“Bir kilo salatalığın maliyeti 20 lirayı buluyor”
Üretici Erdal Sayın ise (52), “Bir kilo salatalığın maliyeti 20 lirayı buluyor. Sezon başında salatalığın kilosunu 3 TL ile 1 TL arasında sattık. Şu andaki fiyatlar bizi tatmin ediyor ama sezon başında zarar ettik. Bir çuval gübre 2 bin 500 TL. Bunları devamlı kullanıyoruz. Bitki besleyicilerimiz var, onları da kullanıyoruz. Bunların hepsi maliyet. Isıtmada soba yakıyoruz. Odun ve kömür maliyet. Bu mevsimde tonajımız çok düşük. Dönümden 500 ile 700 kilo salatalık hasat ediyoruz. Maliyeti hesapladığımızda bize göre bu fiyatlar az. Tüketiciye pahalı gelebilir. Ürün az, bir de günlük işçilik var. Ayrıca Kumluca Toptancı Hali’ne günlük 50 tondan fazla salatalık girmiyor. Bu fiyatlar bizi ancak kurtarıyor” dedi. – ANTALYA
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce 10 yıl önce başlatılan proje kapsamında uzman ekipler, fındık bahçelerinde üreticilerle bir araya geliyor. Budama, ilaçlama, gübreleme, zararlı böceklerle mücadele yöntemleri teorik ve uygulamalı olarak üreticilere anlatılıyor.
Fındığın verim ve kalitesini artırma, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla yürütülen projeden geçen yıl 5 bin 809 üretici faydalandı.
İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, bu yıl da devam eden proje çerçevesinde Altınordu ilçesi Dedeli Mahallesi’nde üreticilere bilgilendirmede bulundu.
Yılmaz, AA muhabirine, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilere verilen tarımsal destekler ve eğitimlerle üretimi artırmaya çalıştıklarını söyledi.
Bahçe Okulu Eğitimi kapsamında uzman ekiplerin bahçedeki uygulamalı eğitimde içinde bulunulan dönemin yanı sıra yıl boyunca yapılması gerekenleri üreticilere anlattığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Mesela bu bahçede arkadaşlarımız, içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla budama konusunda üreticilerimizi bilgilendirdi. Fındık kozalak akarı zararlısına karşı mekanik mücadele yapılması gerekiyor. Üreticilerimizle bunun bilgisini paylaştık. Bununla ilgili kimyasal mücadele hakkında da bilgilendirdik. Gübrelemenin nasıl ve hangi dönemde yapılacağını anlattık.”
Yılmaz, toprağı tanımadan kullanılan gübrenin faydadan çok zarar verebileceğine işaret ederek, bu doğrultuda toprak analizi konusunu da işlediklerini söyledi.
Üreticilere de uygulama yaptırılarak doğru işlemin gösterildiğini dile getiren Yılmaz, “Biraz önce budamayı anlatırken dalkıran zararlısı olan dala denk geldik. Dalkıran zararına uğrayan bu dalın bahçeden götürülüp imha edilmesi, yakılması gerektiğini aktardık. Aksi takdirde diğer dallara bulaşmak suretiyle bahçemizde çok daha zarara neden olabileceğini üreticilerimize anlatıyoruz.” dedi.
“Bu uygulamalar diğer üreticilerimize de örnek oluyor”
Yılmaz, eğitime katılanların öğrendiklerini bahçelerinde uyguladığını, bu uygulamaların diğer üreticilere de örnek olduğunu vurguladı.
İl genelinde fındık bahçelerinden elde edilen ürün miktarının her geçen gün artmaya başladığını söyleyen Yılmaz, “Yapılan bu çalışmalar sonucunda çok güzel bahçeler oluştu. Bu bahçelerde 250-300 kilogram, sulama sistemini de kurduğumuz bahçelerde 400 kilograma varan verimlere ulaştık.” diye konuştu.
Çalışmaların süreceğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Burası dünyada fındığın en çok üretildiği il. Dünyaya örnek olacak çalışmalar yapmamız lazım ve şu an bunları yapıyoruz. Kalitede sıkıntı yok. Aslında ürünümüz kaliteli ama verimi dünyanın daha da üzerine çıkarmak için çalışıyoruz. Gayet de güzel neticeler aldık, bundan sonra daha iyilerinin olacağını söyleyebilirim.”
Üreticiler eğitimlerden memnun
Eğitime katılanlardan emekli öğretmen Nedim Yeşiltepe, meslek yaşantısında da uygulamalı eğitime önem verdiğini söyledi.
Hayatta herkesin öğrenci olduğunu dile getiren Yeşiltepe, “Bu uygulama çok değerli. Çünkü babamdan bildiğim gibi değil, bu işin okulunu okuyan, deneyimini yapan ve bilen insanlardan öğrenmek gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Üreticilerden Mehmet Uzun da anlatımlardan çok yararlandıklarını, doğru diye bildikleri yanlışlar olduğunu kaydetti.
Daha fazla verim için gübreleme ve budama hususlarında doğru uygulamayı öğrendiklerini söyleyen Uzun, bilgilendirmede emeği geçenlere teşekkür etti.
]]>Kuyucak’ta portakal üretimi yapan ve fiyat artışlarından dolayı mağdur olan üreticilerin imdadına Aydın Büyükşehir Belediyesi yetişti. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun talimatıyla portakal üreticisinin elinde kalan 100 ton portakal satın alınarak vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı.
Üreticilere desteklerinin süreceğini belirten Çerçioğlu, “Hiçbir üreticimizin mağdur olmasına göz yumamayız. Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak dün olduğu gibi bugün de çiftçilerimizin, üreticilerimizin yanındayız, yarın da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Aydın Büyükşehir Belediyesi üreticilerimizin tarlada, ağaçta kalan ürününün her zaman alıcısıdır” dedi.
Daha önceki yıllarda da bamya, erik, nar, patates ve çilek üreticilerinin tarlada kalan ürünlerini satın alarak ihtiyaç sahibi ailelere dağıtan Büyükşehir Belediyesi, bu kez de portakal üreticilerine destek oldu. Artan maliyetler ve alım gücünün düşüşü nedeniyle mağdur olan portakal üreticilerinin imdadına 100 ton portakal alımı yaparak yetişen Çerçioğlu’na üreticiler de teşekkür etti.
“BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN TÜM HİZMETLERİNDEN MEMNUNUZ”
Portakal üreticisi Mehmet Gürlay, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Çerçioğlu’na teşekkür etti. Gürlay, “Büyükşehir Belediyemize ve Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu’na böyle sosyal faaliyette bulunmasından dolayı ve üreticilere katkıda bulunmasından dolayı çok teşekkür ederim. Üretici zaten toplatamıyor bu malları, bu bakımdan çok faydası olacak. Girdi ücretleri pahalı olduğu için şu anda toplatmayan çok. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin ASKİ olsun, AYBA olsun bütün hizmetlerinden memnunuz, teşekkür ederiz” diye konuştu.
Kuyucak’ta portakal üreticiliği yapan Zehra Özkara da desteklerinden dolayı Çerçioğlu’na teşekkür etti. Özkara, “Büyükşehir Belediyesi’ndeki berberinden tutun sağlıkçısına kadar bütün hizmetlerden memnunuz, derdimize derman oluyorlar. Bu işi yaptığı, paylaştırdığı, dağıttığı, üreticinin malını aldığı, bana da tam zamanında gelip yardımcı olduğu için Özlem Çerçioğlu’na çok teşekkür ederim. Benim 30 tonun üzerinde malım var, onu da şimdi Aydın Büyükşehir Belediyesi vatandaşlara dağıtmak için alıyor. Ben Başkanımız Özlem Çerçioğlu’ndan çok memnunum, onu çok seviyorum. Hem benim hem de tüm üreticilerimizin yanında olduğu için kendisine çok teşekkür ederim” dedi.
Şehir dışında oturduğunu, fakat annesine yardımcı olmak için Aydın’a geldiğini söyleyen Özkara’nın kızı Suzan Eroğlu ise Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Özlem Çerçioğlu’nun hizmetleri nedeniyle gözlerinin arkada kalmadığını belirtti. Eroğlu, “Üreticinin yanında olduğu için çok teşekkürler Özlem hanıma, ürettiğimiz mal tarlamızda kalmamış oldu. Ekonomik şartlardan dolayı ihtiyaç sahiplerine dağıtılması, sosyal yardımlaşmanın olması çok güzel. Ben Antalya’da yaşıyorum, annem burada portakal üreticiliği yapıyor; üretirken ve toplarken çok yoruluyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Özlem Çerçioğlu’nun bu çalışması da anneme destek olmuş oluyor aslında. Başkanımız Özlem Çerçioğlu’na anneme destek olduğu için çok teşekkür ederim, kendisi olduğu müddetçe bizim gözümüz arkada kalmayacak” diye konuştu.
]]>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre markette takip edilen 41 ürünün tamamında fiyat artışı olduğunu belirterek, “Fiyatı en fazla artan ürün markette yüzde 156,3 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 152,5 ile yeşil soğan, yüzde 146,4 ile maydanoz, yüzde 141,9 ile zeytinyağı ve yüzde 138,5 ile patlıcan izledi. 2023 yılında üretici fiyatlarına baktığımızda genel olarak görülen artışların etkenlerinden bir tanesi artan üretim maliyetleridir. Artan girdi fiyatları, işçilik, taşıma, ambalajlama, depolama ücretleri üretici fiyatlarına yansıdı. Üretimi geçen yıla göre azalan kabak, zeytinyağı, elma, salatalık, sivri biber ve kuru üzüm fiyatı en fazla artan ürünler oldu. Diğer taraftan üretimi artan narenciye ve kuru soğan artan maliyetlere rağmen bir önceki yıla göre fiyatı düşen ürünler oldu” dedi.
“Geçen yıla göre üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü”
Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üreticide takip edilen 33 ürünün 29’unda fiyat arttığını, 4 üründe ise fiyat düşüşü yaşandığını belirterek, “Geçen yıla göre bu yıl üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 263,1 ile zeytinyağı, yüzde 200 ile elma, yüzde 159 ile salatalık, yüzde 152,2 ile sivri biber izledi. Bu yıl geçen yıla göre mandalina, limon, portakal ve kuru soğanda ise üretici fiyatlarında düşüş görüldü. Üreticide mandalinanın yüzde 63, limonun yüzde 57,1, kuru soğanın yüzde 31,9, portakalın yüzde 2,3 oranında fiyatları düştü. Bu düşüşlere rağmen markette portakalın yüzde 29,5, mandalinanın yüzde 20,8, kuru soğanın yüzde 15,8, limonun yüzde 0,5 oranında fiyatının artması dikkat çekti” ifadelerini kullandı.
Üreticide bazı ürünlerin maliyetinin düşmesine rağmen marketlerde fiyatları artmış şekilde yer aldığına dikkati çeken Bayraktar, bu sorunların çözümü için üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması, lojistik maliyetlerin azaltılması ve spekülatif hareketlerle tüketicide fazlaca artan fiyatların önüne geçmek adına denetimlerin sıklaştırılması gerektiğine vurgu yaptı.
“Üretici ve market fiyat farkı en çok yüzde 408,5 ile mandalinada görüldü”
Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 408,5 ile mandalinada görüldüğünü söyleyen Bayraktar, “Mandalinadaki fiyat farkını yüzde 407,4 limon, yüzde 277,8 portakal, yüzde 243 kuru soğan ile takip etti. Mandalina ve limon 5 kat, portakal 4 kat, kuru soğan ve marul 3 buçuk kat, yeşil soğan 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 4 lira 25 kuruş olan mandalina 21 lira 50 kuruşa, 3 lira olan limon 15 liraya, 5 lira olan portakal 21 liraya, 4 lira 50 kuruş olan kuru soğan 15 liraya satıldı” açıklamasında bulundu.
“Aralık ayında marketlerde fiyatı en çok artan ürün patlıcan”
Bayraktar, aralık ayında marketlerde takip edilen 42 ürünün 30’unda fiyat artışı, 12’sinde fiyat azalışı görüldüğünü söyleyerek, “Bu ürünler arasında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 54,5 ile patlıcan olduğunu, patlıcandaki fiyat artışını yüzde 54 ile yeşil fasulye, yüzde 46,7 ile marul, yüzde 30,1 ile salatalık, yüzde 27,3 ile ıspanak takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün yüzde 16 ile mısırözü yağı oldu. Mısırözü yağındaki fiyat düşüşünü yüzde 11,8 ile portakal, yüzde 9,1 ile nohut, yüzde 7,3 ile pırasa, yüzde 4,2 ile Ayçiçek yağı, yüzde 3,5 ile patates izledi” diye konuştu.
“Üreticide en çok fiyat düşüşü lahanada görüldü”
Aralık ayında üretici fiyatlarında takip edilen 34 ürününün 23’ünde fiyat artışı olduğunu, 3’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü söyleyen Bayraktar, 8 üründe ise fiyat değişimi olmadığını açıkladı. Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 20,5 ile beyaz lahanada görüldü. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 10,4 ile pırasa, yüzde 5,6 ile mandalina izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 58,5 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 44,8 ile yeşil fasulye, yüzde 42,9 ile limon, yüzde 36,2 ile kabak, yüzde 35,8 ile domates takip etti. Üretici fiyatlarında havuç, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, kuru üzüm, kuru incir, fındıkta fiyat değişimi olmadı.”
Aralık ayı üretici fiyat değişiminin nedenleri
Aralık ayındaki fiyat değişimlerinin nedenlerini de değerlendiren Bayraktar, lahana, pırasa ve mandalinada talep yetersizliği nedeniyle fiyatların düştüğünü dile getirdi. Marul, yeşil fasulye, kabak ve domateste arzdaki azalmanın ürün fiyatlarının artmasına neden olduğunu söyleyen Bayraktar, erkenci limonda oldukça düşük başlayan üretici fiyatının yataklık limon hasadının başlamasıyla aralık ayında artış gösterdiğini sözlerine ekledi. – ANKARA
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi, üretim aşamasında zorlanan çiftçilere sağladığı tarımsal desteklerle çiftçinin ve üreticinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Üreticilere alternatif gelir kapıları yaratmak adına bölgeye özgü fide, fidan desteği veren Büyükşehir sayesinde yüzde 50 hibe ile verilen avokado fidanlarını alan üreticiler, hasat yapmanın mutluluğunu yaşadı.
Her geçen gün girdi maliyetlerinde yaşanan artıştan dolayı üretim aşamasında zorlanan üreticilerin yanında olan Büyükşehir, bölgeye özgü alternatif ürünlerin yetişmesini sağlarken, üreticilere de yeni gelir kapıları açarak hem cebine hem aile bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyor.
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yüzde 50 hibe ile verilen avokado fidan desteği ile hem bölgedeki atıl vaziyetteki arazilerin değerlendirilmesine, hem de üretim alanlarının genişlemesine olanak sunuluyor. Üretim aşamasında fide dikiminden toplanmasına, hasadından pazarlamasına kadar üreticinin her an yanında olan Büyükşehir ile avokado üreticileri, hasat yapmaya başlamanın mutluluğunu yaşadı.
SEÇKİN: “AVOKADO, MALİYETİ AZ OLUP GETİRİSİ YÜKSEK BİR ÜRÜN”
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Aysun Seçkin, avokado fidanı dağıtımı projesine 2020 yılında başladıklarını ve 4 yıldır da avokado üreticilerine ulaştıklarını kaydetti. Türkiye’nin, iklim değişiklikleri sonucu subtropikal iklim kuşağından tropikal iklim kuşağına evrildiğini söyleyen Seçkin, “Çiftçilerimize yeni ürünler getirmemiz ve alternatif ürünler sunmamız gerekiyordu. Bu noktada tropikal ürünler içerisinden, bölgemize uyum sağlayabilecek çeşitleri seçtik ve getirdik. Bunların başında piyasaya avokadoyla girdik. Vatandaşın talebi çok fazla. Mersin sahil kesiminin neredeyse tamamında yetiştirilebilecek bir ürün. İhracata da giden bu ürünün maliyeti az olup, getirisi yüksek” dedi.
“4 YIL BOYUNCA 1160 ÜRETİCİMİZE 22 BİN 377 ADET AVOKADO FİDANI DAĞITTIK”
Avokado’nun ilaç, gübre gibi girdi maliyetlerinin oldukça düşük, getirisinin ise bir o kadar yüksek olduğunu ve çiftçinin şu andaki ekonomik koşullarda gerçekten ihtiyaç duyacağı bir ürün olduğunu kaydeden Seçkin, “Pazarda veya markette hem tekli hem de kiloyla satılabilen bir ürün. Mersin genelinde 4 yıl boyunca 1160 üreticimize, toplamda 22 bin 377 adet avokado fidan dağıtımı gerçekleştirdik. Bu fidanların hepsi yüzde 50 hibeli. Fidanlarımız oldukça kaliteli ve 2 yaşındaki fidanlar. Üreticiye ulaştırdığımız bu fidanları, üretim aşamasında sürekli takip ediyoruz. Atıl vaziyetteki bahçeleri, avokado bahçesi olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.
DOĞAN: “AVOKADO, DÜNYA ÇAPINDA VE KOLAYCA İHRAÇ EDEBİLECEĞİMİZ BİR ÜRÜN”
Anamur Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin proje üretirken ilçeleri baz aldığını ve çok güzel projeler ürettiğini söyleyerek, “Bizim bölgemiz deniz kenarı olduğu için, subtropikal ve tropikal iklime çok uygun. Biz de tarımsal faaliyetlerde belediye ile iş birliği yaparak avokadoyu, ejder meyvesini, pasiflorayı, kamkat gibi ürünleri ihraç edilebilecek duruma getirmek için çaba sarf ediyoruz. Üreticilerimize az masrafla, daha kaliteli ve daha pahalıya satabileceği, daha az alandan daha çok kazanabileceği ürünleri tavsiye ediyoruz ve onları ekim dikimde de yalnız bırakmıyoruz. Aynı zamanda ürünleri almayı da garanti ederek garantör oluyoruz” dedi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in Ziraat Mühendisi olmasının, üreticiler için oldukça avantajlıı olduğunu dile getiren Doğan, “Avokado, dünya çapında ve yüzyıl boyunca ihraç edebileceğimiz bir ürün. Pasiflora fidanı ilk dağıtılmaya başlandığında, meyvesi Türkiye’de 30 ile 70 lira arasında satılırken, Fransa’da 15 euro. Biz bunu neden ihraç etmeyelim? Büyükşehir Belediyesi’nin de destekleriyle, bu ürünü çok iyi rakamlara satıp üretimini tamamen Türkiye’nin bir milli gururu gibi taşıyalım. Biz dışarıda yetişen tüm meyveleri burada yetiştirebilecek kadar eğitim alıyoruz, uğraşıyoruz ve çalışıyoruz. Bizim sadece desteğe ihtiyacımız var. Bunu da Büyükşehir karşılıyor” diye konuştu.
ÜRETİCİ TORU VE ÖZALP, BÜYÜKŞEHİR’İN TARIM DESTEĞİ İLE HASATLARINI YAPTI
Avokado üreticisi Sabit Toru, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 hibe ile verdiği avokado desteğinden faydalandığını ve 3. yılında hasat yapmaya başladığını belirtti. Toru, şu an ağaçlardan 15-20 kilograma yakın verim aldığını ve ağaç yaşına göre önümüzdeki yıllarda bu verimin daha çok artacağını söyleyerek, “Bizim verim almamız aslında ağaç başına göre değil, dönüm bazlı oluyor. Mesela bir dönüme 30 ağaç dikiliyor ve bin metrekarede 7-8 yaşına gelmiş ağaçların olduğu bir yerden, aşağı yukarı piyasa endeksine bağlı olarak 150 bin liranın üzerinde gelir elde edilir” dedi.
Anamur’da daha önce fıstık, susam, mısır gibi ürünlerden gelir elde edildiğini, şimdilerde ise üreticilerin alternatif ürünlere yöneldiğini aktaran Toru, “Bu ürünler Anamur’un tropikal şartlarına ve bu iklime uygun olmalıydı. Buna da belediyemiz ön ayak oldu ve hibe verdi. Bunların arasında avokado birinci sırada. Şu anda hem pazarı oluşmuş vaziyette ve ihracatı var, hem de metrekarede dönüm bazında geliri daha fazla. Büyükşehir Belediyesi pasiflorada da öncülük yaparak, bizlere onu da vermişti. Pasiflora fidanı da ektik. Burası tropikal iklime yakın olduğu için, bu bölgede bu ürünlerden daha iyi gelir elde ediliyor” diye konuştu.
Hem kooperatif, hem de üreticiler olarak temel düşüncelerinin minimum maliyet, maksimum kazanç olduğunu dile getiren Toru, “Muz da tropikal bitkiye giriyor, ama muza eğer gübre vermezsek yetiştiremeyiz. Bunun maliyeti muza göre onda bir. Gübre maliyetleri birkaç yılda 4-5 katına çıkınca ve Büyükşehir Belediyesi de destek verince, tropik ürünlere yöneldik. Sera maliyetleri de zaten fırladı. Avokado, mango, ejder gibi ürünlerden iyi gelir elde ediyoruz. Çünkü hem maliyeti, hem de işçiliği düşük” ifadelerini kullandı.
ÖZALP: “YENİ BİR HAYATA BAŞLAMIŞ GİBİYİZ”
Çok uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra memleketi Mersin’e dönen ve bir uğraş edinmek için eşiyle birlikte avokado üreticiliği yapmaya başlayan Bayram Ali Özalp, “Başkanımız Vahap Seçer’den fidan dağıtımını duyduk. Eşim başvuruda bulundu. Çıkınca fidanları aldık ve diktik. Başkanımız Vahap Seçer’in çiftçilere katkılarından dolayı teşekkür ederim. Çok memnunum. İyi ki gelmişiz ve iyi ki bahçeyle uğraşmışız. Çok mutluyuz ve sanki yeni bir hayata başlamış gibiyiz” dedi.
]]>