Ürün – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Wed, 24 Jul 2024 09:12:22 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sarsılmaz Silah Sanayi Türkiye’deki başarısını küresel pazarlara taşıyor https://www.kanal7haber.com.tr/sarsilmaz-silah-sanayi-turkiyedeki-basarisini-kuresel-pazarlara-tasiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/sarsilmaz-silah-sanayi-turkiyedeki-basarisini-kuresel-pazarlara-tasiyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 09:12:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10320 Artan jeopolitik risklerin ardından Avrupa’da birçok ülkenin savunma yatırımlarını artırma kararını fırsat olarak değerlendiren Türkiye’nin en büyük ateşli silah üreticisi Sarsılmaz Silah Sanayi, Almanya’da katıldığı fuarlarda, saha bildirimleriyle sürekli geliştirilen milli piyade tüfek ve tabancalarını kaliteli, sürdürülebilir ve rekabetçi fiyat vizyonu kapsamında tanıttı.

Dünyanın en önemli iki savunma sanayi ve silah fuarlarından olan “Enforce Tac 2024” ile “IWA Outdoor Classics 2024″e büyük stantlar açan Sarsılmaz Silah Sanayi, yeni ürün ve projelerini uluslararası tedarikçilere ve katılımcılara tanıtma fırsatı buldu, ülkelerin güvenlik kurumları ve silahlı kuvvetler mensuplarıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Fuarlarda yeni trendleri yerinde görme fırsatı bulan Sarsılmaz Silah Sanayi’nin askeri araçlara entegre edilebilen ağır makineli tüfeği SAR 127 MT ve makineli tüfeği SAR 762 MT fuar katılımcılarından büyük ilgi gördü.

Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu, AA muhabirine, Nürnberg’deki fuarların uzun yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu ve şirket olarak yıllardır fuarlara katıldıklarını söyledi.

Sarsılmaz’ın tabancasından piyade tüfeğine kadar bütün bir orduyu donatabilecek ürün gamıyla fuarlarda çok göz dolduran bir marka olduğuna dikkati çeken Özpamukçu, “Avrupa’nın en güçlü tesisine sahibiz. O yüzden üretim kabiliyetimiz ve kapasitemizle çok dikkat çekiyoruz.” dedi.

Özpamukçu, bu yılki fuarlarda Sarsılmaz’ın ürünlerine çok daha büyük bir ilginin olduğunu gözlemlediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

“Bu ilginin aslında altında yatan sebep de biraz bu Rusya-Ukrayna savaşına da dokunuyor gibi görünüyor. Jeopolitik gerilimler sebebiyle de bu sene özellikle buraya ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz. Her iki fuarda da ürünlerimize büyük ilgi var. Avrupa’da da insanların özellikle savunma amaçlı bu sanayiye, bu yapıya ilgi duyduğunu fark ediyoruz. Sohbetlerimizde, görüşmelerimizde distribütörlerimiz, müşterilerimiz bunları çok net ifade ediyorlar. Önemli sayı artışları olduğunu duyuyoruz.”

“Üretim kapasitemizle Avrupa’nın en büyükleri arasındayız”

Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın yılda 440 bin tabanca ve 120 bin piyade ve makineli tüfek üretim kapasitesi olduğu bilgisini paylaşarak, bu kapasiteyle Avrupa’nın en büyükleri arasında olduklarını vurguladı.

Özpamukçu, “Biliyorsunuz NATO’nun en büyük ikinci ordusu Türkiye ve kendi ordumuzu donatma konusunda Sarsılmaz çok önde. Bu kabiliyetimiz NATO standartlarında bu ürünleri üretmeye de dayanıyor. O bakımdan hem NATO standartlarında ürünlerimizi üretip hem kendi ordumuzu donatma kabiliyetinde olmamız bize çok büyük bir kalite, güvenlik, güç veriyor. Diğer üreticiler karşısında da Sarsılmaz’ın konumunu çok yukarılara taşıyor. Avrupa’da da özellikle biz en önde gelen firmalarından biri halindeyiz.” diye konuştu.

Ürettikleri silahların saha bildirimlerine “hızlı reaksiyon” göstererek sürekli geliştirdiklerini anlatan Özpamukçu, Sarsılmazın en büyük gücünün “çevikliği” olduğunun altını çizdi.

Özpamukçu, Sarsılmazın kendi alanındaki en büyük AR-GE ve mühendisliğe sahip olduğunu vurgulayarak, “O bakımdan hem ürünleri geliştirmede hem yeni ürün geliştirmede bu gücümüzü kullanıyoruz. Sarsılmaz en son çıkan 12,7’siyle, TR Mekatronik firmamızla beraber yaptırdığımız geliştirme 20-25 milimetrelik top geliştirmeleriyle hem havada hem denizde hem karada kullanılabilir ürünler ortaya çıkarmasıyla bu kendi yaratma kabiliyetini de çok ilerletti. O yüzden AR-GE ve mühendislik bu işin can damarı. Sarsılmaz bunları da çok güçlü bir şekilde kullanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Yerlilik noktasında yüzde 90’ın üzerindeyiz”

Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Özpamukçu, ülkelerin tedarik zincirinde yaşanan sorunların ardından savunma sanayisinde yerlilik oranına önem verdiğini hatırlatarak, Sarsılmaz’ın ürettiği silahlarda kullandıkları malzemenin yüzde 90’ının yerli üretim olduğunu vurguladı.

Özpamukçu, yerlilik oranında yüzde 100’lere çok kısa sürede ulaşılabileceklerini ve uluslararası tedarik zincirinde bir sıkıntı olsa dahi üretimlerinin aksamayacağını ve tüm tedbirleriyle üretim planlamalarını yapmış vaziyette olduklarını söyledi.

Türkiye’nin savunma sanayisinde çok doğru bir yolda ilerlediğini anlatan Özpamukçu, özellikle son 10-15 yılda yapılan geliştirmelerle ülkenin havacılıktan silahlara kadar savunma sanayinde hem iyi bir üretici hem de iyi bir ihracatçı konumuna geldiğini kaydetti.

Özpamukçu, “Savunma ihracatımız çok önemli artışlar gösterdi. Çok hızlı şekilde de artmaya devam ediyor. O bakımdan Türkiye’nin bu yatırımlar, kendisine yaptığı bu geliştirmeler, savunma sanayisi ve havacılık tarafında bizi çok farklı bir noktaya taşıdı. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu gurur verici. Bunu (savunma sanayi) millileştiriyor olmamız, kendi ürünlerimizi kendimizin tedarik eder halde olması, hatta bunları büyük ülkelere, gelişmiş ülkelere kadar ihracat yapabiliyor noktada olmamız gurur verici. Savunma sanayisinin daha alacağı yol da var. Hızla ilerliyoruz. Bu gidişle daha da iyiye gidecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Savunmada katma değer farkı

Özpamukçu, devletler arası ilişkilerde diplomasinin gücünün önemli olduğuna değinerek, Türkiye’nin yumuşak gücünün ülke savunma sanayisi için yeni ufuklar açtığını anlattı.

Türkiye’nin savunma ihracatının artırılmasının “üstün gayretler” sayesinde geliştiğinin dile getiren Özpamukçu, “Türkiye’nin bu başarıları bizi çok daha fazla ihracat yapabilir noktaya doğru da taşıyor. Savunma sanayisi özelinde zaten bu güç ayrı bir önem taşıyor. Oradaki işbirlikleri, devletten devlete projeler, bu tür büyük proje çalışmaları da hepimizin önüne bir ufuk açıyor. Biz de gayretlerimize devam edeceğiz.” dedi.

Özpamukçu, Türkiye’nin ihracatında savunma sanayi ihracatının katma değer olarak açık ara önde olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Burada AR-GE var, burada mühendislik var, burada ürün geliştirme var. Bu çerçevede ihracat noktasında Türkiye’nin savunma sanayisinde yaptığı her bir birim çok daha kıymetli. O yüzden AR-GE ve mühendislikle beraber bu katma değerli ürünleri biz yükseltmeye devam edeceğiz. Normal sanayi ihracatımızla savunma sanayi ihracatını kilogram başında mukayese ettiğinizde o bakımdan doğru yoldayız. Böyle gelişmeye devam etmemiz lazım.” dedi.

“SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz”

Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın halihazırda 81 ülkeye ihracat yaptığını ve tabancasından 20-25’lik toplarına kadar bir orduyu donatacak silahları ürettiğini vurguladı.

Özpamukçu, NATO standartlarında, teknolojisinde ve kalibrasyonda, kalitesinde üretim kabiliyetine sahip olduklarını ve 1880’den beri de Türk milletinin hizmetinde bir şirket olduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu alanda hakikaten 150 yıllık tecrübe çok kıymetli bir tecrübe. Böyle baktığımız zaman da sayılı şirket görürsünüz. Dünyada da yine alanında o yüzden Sarsılmaz’ın yeri çok ayrı. Bundan sonraki yüzlü yıllarında da inşallah aynı şekilde sarsılmayıp devam edecek. Önümüzdeki 5 yıla baktığımızda çok hızlı gelişiyor teknoloji. Biz de SARBOT robotumuzu fuarlarda tanıttık, gösterdik.

O çok önemli ilerlemeler kaydediyor. SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz. Kendi AR-GE’mizde, kendi mühendisliğimizde geliştirdiğimiz yine SARBOT’ta da şu anda millilik seviyesi çok yüksek. Yüzde 80’leri bulduk, çok rahatlıkla yüzde 90’ları geçeceğiz onda da. Orada da hedefimiz o. Böyle baktığınız zaman Sarsılmaz’ın artık bir teknoloji şirketi olmaya doğru evirildiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.”

“Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz”

Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Öner Özyılmaz da IWA Outdoor Classics 2024’de av ve spor tüfeklerini, aynı zamanda yarı otomatik piyade tüfeklerini ve tabancalarını sergilediklerini belirterek “Almanya çok büyük bir üretici. Aynı zamanda çok güçlü bir devlet ve üretim kabiliyeti açısından geçmiş yıllarda hep önümüzdeydi. Ama biz Türkler artık Avrupa devletlerini yakalıyoruz. Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz ve bunları da bu en büyük stantlardan birinde gerek Avrupa müşterisine gerek dünya müşterisine sunuyoruz, bununla da gurur duyuyoruz.” dedi.

Özyılmaz, Sarsılmaz’ın aslında hem ürünlerini hem de kendi ülkesini tanıttığını belirterek, ürünlerin ulaştığı kalite seviyesi, işlevselliği ve çeşitliliğinin müşteriler tarafından çok beğenildiğini dile getirdi.

Sarsılmaz’ın ürünlerini Türk ordusunun geri bildirimleriyle güncelleyerek tekrar sahaya sunduğunu aktaran Özyılmaz, “Biz köklerimizden gelen av tüfeklerini sunmakla beraber aynı zamanda piyade tüfeklerimizi ve tabancalarımızı da burada sergiliyoruz. Bunların içerisinde çelik gövdeli tabancalarımız da var. Türkiye’nin özgün yerli tabanca geliştirme projesinin kazanan tabancası SAR-9 ailesi de var ve yeni ürünlerimiz de var. Bunların versiyonları var. Dolayısıyla aynı kaliteyi, Avrupa’yla aynı kaliteyi daha uygun fiyata alabilmek, Avrupa müşterisinin ilgisini çekiyor. Dolayısıyla çok ilgi görüyoruz.” şeklinde konuştu.

“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak”

Öner Özyılmaz, konvansiyonel silah sistemlerine yatırım yaparken aynı zamanda platform yatırımları da yapmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak. Bunun için İDEF’te ilk lansmanını yaptığımız SARBOT’u geliştirmeye devam ediyoruz. SARBOT üzerine farklı opsiyonel takılabilecek argümanları çalışıyoruz, silah sistemlerine çalışıyoruz. Aynı zamanda SARBOT’u çalışıyoruz. Dolayısıyla Sarsılmaz bir gelecek vizyonuyla hareket ediyor. Bunların ürünlerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz.

Biz ihracat öz güvenini aslında kendi ordumuza ürün üreterek sağladık. Bu öz güven ile 82’den fazla ülkeye ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Bu da aynı zamanda dolar demek, dolar kazanmak demek, para kazanmak demek. Tabii bu bir katlanan eğriyle artıyor. Geçtiğimiz 2 yılda harcadığımız ihracat çabası önümüzdeki 2 yılda hepimizi, bizi farklı yerlere taşıyacak. Bunu hep beraber göreceğiz.”

Özyılmaz, Kovid-19 döneminde başta maske olmak üzere “yerel üretimin” önemli olduğunun görüldüğünü hatırlatarak, “O dönemde herkes ayakları üzerinde durmak zorunluluğunu hissetti. Bu korku Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artıyor. Dolayısıyla irili ufaklı devletler maliyetine bakmaksızın savunma teknolojilerine sahip olmak istiyorlar. Bu da bizlere sadece ürün değil, aynı zamanda teknolojiyi satma potansiyeliyle geri dönüyor. Biz bu projeleri takip ediyoruz. Devletimiz zaten yanımızda. Hep beraber ilerliyoruz.” görüşünü kaydetti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sarsilmaz-silah-sanayi-turkiyedeki-basarisini-kuresel-pazarlara-tasiyor/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Şubatta Yükseldi https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:15:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9267 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, şubatta 50,2’ye yükseldi.

İSO Türkiye İmalat PMI anketinin şubat ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ocak ayında 49,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, şubatta 50,2’ye yükselerek yeniden 50,0 eşik değerinin üzerine çıktı. Son veri, faaliyet koşullarının ılımlı düzeyde de olsa 8 aydır ilk kez iyileştiğine işaret etti.

Şubat ayında genel faaliyet koşullarının güçlenmesinde imalat sanayisi üretiminin yeniden büyümeye geçmesi belirleyici oldu. Üretim geçen yılın haziran ayından bu yana ilk kez artış kaydetti ve güçlü şekilde toparlandı.

Üretimde artış bildiren anket katılımcıları, müşteri talebinin iyileşme sinyalleri verdiğine dikkati çekti. Yeni siparişler azalmaya devam etse de şubattaki düşüş, 8 aydır süren yavaşlama döneminin en hafif düzeyinde gerçekleşti. Benzer şekilde, yeni ihracat siparişlerindeki gerileme hız kesti.

Yeni siparişlerin iyileştiği yönündeki kısmi sinyaller ve artan üretim gereksinimleri, firmaların satın alma faaliyetlerini son 8 ayda ilk kez genişletmelerini sağladı. Buna rağmen girdi stokları azalmaya devam etti. Söz konusu azalışta, Süveyş Kanalı’nın kullanımına ilişkin sorunlar nedeniyle tedarikçilerin girdi teslimlerinde yaşanan gecikmeler etkili oldu.

Satın alma faaliyetlerindeki toparlanmaya karşın gönüllü istifalar ve yeni personel bulmakta yaşanan zorluklara bağlı olarak istihdam düşüş kaydetti. Yine de imalatçıların birikmiş işlerindeki azalma eğilimi sürdü.

Ham madde ve nakliye fiyatlarındaki yükseliş, Türk lirasındaki değer kayıpları ve asgari ücrete yapılan zamma bağlı olarak girdi maliyetleri keskin şekilde artmaya devam etti. Öte yandan söz konusu artış önceki aya göre hafif hız kesti. Buna rağmen, nihai ürün fiyatlarında son 6 ayın en hızlı artışı gerçekleşti.

4 sektörde üretim arttı

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Gıda üretimindeki keskin artış büyümede belirleyici olurken sektördeki genişleme, anket geçmişinin ikinci en yüksek hızında kaydedildi. Elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk sektörlerinde güçlü iyileşmeler görüldü. Kara ve deniz taşıtlarında ise büyüme sınırlı kaldı. Buna karşılık, üretimdeki en belirgin yavaşlama metalik olmayan mineral ürünler sektöründe kaydedildi.

Talep cephesinde ise üretimdeki kadar belirgin bir iyileşme gözlenmedi. Toplam yeni siparişler, gıda ürünlerindeki keskin artış haricinde tüm sektörlerde düşüş kaydetti. Yeni siparişlerdeki en sert gerileme ağaç ve kağıt ürünlerinde kaydedildi. Benzer bir görünüm, yeni ihracat siparişleri için de söz konusu oldu.

Anket kapsamında takip edilen sektörlerin yarısı şubat ayında personel sayılarını artırdı. İstihdam hacminde en güçlü artışlar “gıda ürünleri” ile “kimyasal, plastik ve kauçuk” sektörlerinde gözlendi. İstihdamdaki en belirgin azalışlar giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Satın alma faaliyetlerinde ise büyümenin yaygınlığı daha sınırlı kaldı ve sadece 3 sektör girdi alımlarını artırdı.

Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle tedarikçilerin teslimat süreleri baskı altında kalmaya devam etti. Sürelerde en belirgin uzama kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşanırken sadece 3 sektörde tedarikçi performansı iyileşti.

Şubatta girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seviyelerini korudu ancak çoğu sektörde ocak ayına göre düşüş gösterdi. Girdi fiyatlarındaki en hızlı yükseliş kara ve deniz taşıtlarında görülürken, en ılımlı artış ise metalik olmayan mineral ürünlerde kaydedildi.

Metalik olmayan mineral ürünler, aynı zamanda nihai ürün fiyatları enflasyonunun en düşük seviyede gerçekleştiği sektör oldu. Buna karşılık, gıda imalatçılarının satış fiyatları geçen yılın temmuz ayından bu yana en yüksek hızda arttı.

“Üretimdeki toparlanma, sektörlere ivme kazandırdı”

Açıklamada verilere ilişkin görüşleri yer alan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şubatta üretimin yeniden artışa geçmesinin Türk imalat sektörüne ivme kazandırdığını ve bu durumun gelecek aylarda resmi verilerde de güçlü gerçekleşmeler yaşanabileceğine işaret ettiğini bildirdi.

Harker, “Yeni siparişlerin azalmaya devam etmesine rağmen talepteki düşüşün neredeyse durma noktasına gelmesi umut verici bir gelişme oldu. Önümüzdeki süreçte firmalar, yeni siparişlerin de üretimdeki olumlu trende eşlik edebileceği beklentisinde olacak.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı: Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 18 lira 36 kuruşa markette satıldı https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-ureticide-2-lira-50-kurus-olan-limon-18-lira-36-kurusa-markette-satildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-ureticide-2-lira-50-kurus-olan-limon-18-lira-36-kurusa-markette-satildi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:48:26 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9237 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 18 lira 36 kuruşa, 3 lira 50 kuruş olan portakal 23 lira 53 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 506 lira 20 kuruşa, 13 lira 33 kuruş olan kabak 47 lira 90 kuruşa markette satıldı” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, şubat ayı üretici ile market arasındaki fiyat değişimlerini, bu değişimlerin nedenlerini, narenciye üreticilerinin sorunlarını, aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimleri, mazot fiyatındaki artışlar ve yüksek vergi oranları ile aynı marka gübrelerin bayilerdeki fiyat değişimlerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Bayraktar, “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 634,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 572,2 ile portakal, yüzde 340,1 ile kuru incir, yüzde 259,3 ile kabak takip etti. Limon 7,3 kat, portakal 6,7 kat, kuru incir 4,4 kat, kabak 3,6 kat fazlaya satıldı. Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 18 lira 36 kuruşa, 3 lira 50 kuruş olan portakal 23 lira 53 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 506 lira 20 kuruşa, 13 lira 33 kuruş olan kabak 47 lira 90 kuruşa markette satıldı” diye konuştu.

“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu”

Şubat ayında markette 40 ürünün 29’unda fiyat artışı ve 11’inde de fiyat azalışı görüldüğünü belirten Bayraktar, “Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 42,2 ile kuru kayısı, yüzde 31,8 ile fındık içi, yüzde 29 ile kuzu eti, yüzde 20,7 ile kuru üzüm takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 32,5 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 16,6 ile kuru soğan, yüzde 11,3 ile salatalık, yüzde 9,7 ile patates izledi” ifadelerini kullandı.

“Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü”

Şubat ayında üreticide 32 ürününün 17’sinde fiyat artışı olduğunu ve 8’inde de fiyat düşüşü görüldüğünü dile getiren Bayraktar, “7 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üretici fiyatlarında kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm, kuru incirde fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 34,7 ile limon, yüzde 18,4 ile yumurta, yüzde 18,1 ile havuç, yüzde 17,2 ile salatalık izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 67,3 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivri biber, yüzde 29,7 ile kuzu eti, yüzde 21,9 ile yeşil soğan, yüzde 20,6 ile patlıcan takip etti” açıklamalarında bulundu.

“Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi”

Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesiyle fiyat artışı yaşandığını anlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesi nedeniyle fiyatlarda artış yaşandı. Kuzu etindeki fiyat artışı arz ve talep değişiminden kaynaklandı. Sivri biber, yeşil soğan, patlıcan, ıspanak ve marulda dönemsel arzda yaşanan azalma fiyatların yükselmesine neden oldu. Kabak ve salatalıkta havaların sıcak gitmesi nedeniyle arzda yaşanan artış fiyatlarda düşüşe neden oldu. Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi. Yumurtadaki fiyat düşüşünün sebebi arz ve talepteki değişimden kaynaklandı.”

“Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı”

Zarar eden narenciye üreticilerinin bahçelerini satmak istediğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

“Ürün fiyatının işçilik ücretini dahi karşılamadığı bahçelerde ürününü dalında bırakan üreticilerimiz oldu. Bir üretim sezonu emek verdiği ürünlerden yeterli gelir elde edemeyen üreticilerimizin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı, kredi masrafları alınmamalıdır. Bilindiği üzere narenciye bahçelerinin çoğunluğu sahile yakın değerli arazilerde bulunuyor. Arka arkaya ürettiği ürününden zarar eden bazı üreticilerimiz, arazilerini satmak istiyor. Bu durum ülkemizin en değerli arazilerinin imara açılma tehlikesini beraberinde getiriyor. Üreticilerimize sahip çıkmazsak narenciye bahçeleri yazlık evlere dönüşebilir. Üretmekten vazgeçen üreticilerimizi tekrar tarıma döndürmek çok zordur. Ülkemizin uzun vadede gıdada bağımsızlığının korunması için bir karış toprağın dahi kaybedilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle üreticilerimiz ürettiğine pişman olmamalıdır. Üreticilerimiz geçimini sağlayacak geliri ürününden kazanabilmelidir. Üreticilerimizin kazanmadığı narenciyede üretici market arası fiyat farkı yüzde 634,4’ü buluyor. Üreticiye pazar garantisi verilmeli, arz fazlası sorunu yaşanan yıllarda devlet adına alımlar yapılarak, marketlere tavan fiyat sözü alınarak satılmalıdır. Bu şekilde üreticilerimizin ürünü elinde kalmayacak ve tüketici markette ürünü daha uygun fiyata satın alabilecektir.”

“İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9 arttı”

Şubat ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimlere değinen Bayraktar, “Şubat ayında ocak ayına göre üre gübresi yüzde 7,6, amonyum sülfat gübresi yüzde 3,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7, DAP gübresi yüzde 0,3 oranında arttı. Geçen yılın şubat ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 40,6, DAP gübresi yüzde 28,5, amonyum sülfat gübresi yüzde 28,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 27,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 23,6 oranında arttı. Şubat ayında ocak ayına göre süt yemi yüzde 2,4, besi yemi yüzde 2, son bir yılda süt yemi yüzde 42,8, besi yemi ise yüzde 42,6 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 2,11 oranında arttı. İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9, yıllık yüzde 38 oranında arttı” ifadelerine yer verdi.

“Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı”

Girdi fiyatlarının gıdada tüketici fiyatlarının oluşmasında en önemli etken olduğunu söyleyen Bayraktar, şunları kaydetti:

“Toprağın hazırlanmasından ekimine, ekiminden hasadına kadar tüm tarımsal işlemlerde mazot kullanılıyor. Şubat ayında girdilerde yıllık değişimde en fazla fiyat artışı mazotta görüldü. Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı. Çiftçilerimiz bu aylarda yazlık ekilişleri için toprak hazırlığına başlıyor, kışlık ekilişlerde gübreleme ve diğer kültürel işlemlere devam ediyor. Son 15 günde mazotta fiyat iki kez değişti. 13 Şubat 2024 tarihinde mazotun litre fiyatına gelen 2 lira 56 kuruşluk zamla birlikte mazotun litresi 45 lira 6 kuruşa kadar yükseldi. Şubat ayının sonuna doğru yapılan indirim neticesinde mazotun litresi 42 lira 77 kuruş oldu” – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-ureticide-2-lira-50-kurus-olan-limon-18-lira-36-kurusa-markette-satildi/feed/ 0
BSH Ev Aletleri Grubu’nun Gelişen Pazarlar Bölgesi Türkiye’den yönetiliyor https://www.kanal7haber.com.tr/bsh-ev-aletleri-grubunun-gelisen-pazarlar-bolgesi-turkiyeden-yonetiliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/bsh-ev-aletleri-grubunun-gelisen-pazarlar-bolgesi-turkiyeden-yonetiliyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:24:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8775 BSH Ev Aletleri Grubu’nun 2020 yılından bu yana Türkiye’den yönetilen ve 130 ülkede 4,6 milyar nüfusu kapsayan Gelişen Pazarlar Bölgesi (REM), stratejik yatırım hamleleriyle şirketin en hızlı büyüme potansiyelini barındıran bölgesi olarak öne çıkıyor.

Avrupa’nın önde gelen ev aletleri üreticilerinden BSH’nin dört ana yönetim bölgesinden biri olan Gelişen Pazarlar Bölgesi (REM), stratejik önemi ve operasyonlardaki başarısı ile öncü konumunu koruyor. Nisan 2020’den bu yana Türkiye’den yönetilen bölge 2023 yılında da yatırımların çekim merkezi oldu. Bölgenin 2023 yılındaki performansını değerlendirmek ve gelecek hedeflerini paylaşmak üzere BSH Ev Aletleri Grubu’nun Gelişen Pazarlar Bölgesi CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Sığın ile BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CFO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sedef Ataman sözcülüğünde bir basın toplantısı düzenlendi.

BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CEO’su olarak görevi Mayıs 2023’te devralan Gökhan Sığın, yaptığı değerlendirmede, “Dünya çapında 39 fabrikası ve 60 bini aşkın çalışanı ile şirketimizin dokunduğu en büyük coğrafya olan Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde güçlü bir yılı geride bırakıyoruz. 130 ülke ile çok geniş bir coğrafyada 4,6 milyarlık büyük bir nüfusu barındıran bölgemizde, 2024 yılında karlı büyümemizi sürdürme hedefiyle yol alıyoruz. Büyük çeşitliliklere ve farklı dinamiklere ev sahipliği yapan bu bölge büyüme potansiyeliyle bizim için her zaman önemli fırsatlar sunuyor. 13 iştirak, 9 fabrika, güçlü global marka portföyü, yenilikçi ürün ve hizmetlerimiz ile Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde 2023 yılını güçlü bir performansla tamamladık” dedi.

İhracat ve Yatırım Merkezi: Türkiye

Sığın ayrıca, Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde 2027 yılına kadar her yıl çift haneli büyüme hedefini koruduklarını belirterek bu büyümenin itici gücünün Türkiye olduğuna da vurgu yaptı. Sığın, sözlerine şöyle devam etti: “2020 yılında yakaladığımız büyüme ivmesi devam ediyor. REM pazar büyüklüğünün 2030 yılına kadar 51 milyar euroya ulaşmasını bekliyoruz. Bu başarının taşıyıcı gücü ise gururla ifade etmeliyiz ki Türkiye oldu.”

BSH Ev Aletleri Grubu’nun dünyadaki en büyük tesislerinden BSH Çerkezköy fabrikalarındaki üretimin yüzde 56’sının ihraç edildiğine dikkat çeken Sığın “Başta Avrupa olmak üzere 150 ülkeye ihracat yapıyoruz. Sadece kendi bölgemizdeki 44 ülkeye Türkiye’den ürün gönderiyoruz. Çerkezköy’de üretilen ürünlerimiz Çin’e kadar ulaşıyor. Bu aynı zamanda Çin’e trenle yapılan ilk sevkiyat özelliği taşıyor. Global pazardaki konumumuzu daha da güçlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

Sığın sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye aynı zamanda know-how ihracatıyla öne çıkıyor. Buradaki deneyim ve birikimiyle rol model olan örnek çalışmalara imza atan Türkiye’de bu yıldan itibaren yatırımlarımızı iki kat artırmayı planlıyoruz.”

Mısır’da yeni fabrika yatırımı

Tüketicilerin birbirinden farklı ihtiyaç ve beklentilerine odaklanarak sürdürülebilir çözümler sunduklarını belirten Sığın, aynı zamanda bölgede istihdama da katkı sunduklarına işaret etti. Sığın bölgede 10 binden fazla kişiye istihdam sağlayan şirketin Mısır’daki yeni fabrikayla beraber doğrudan ve dolaylı 1000 kişiye iş fırsatı oluşturacaklarını belirtti. Gökhan Sığın, son teknoloji ürünü fabrikanın sürdürülebilirlik yaklaşımıyla tasarlandığını vurgularken HF filtresi gibi bazı teknolojilerin Mısır’da ilk kez uygulandığını paylaştı. Geçen yıl temeli atılan fabrikada 2025 yılında 80 bin adet fırın üretilmesi planlanıyor. Geçen yıl yapılan yatırımlara Vietnam’daki yeni iştirak ve Türkiye’deki lojistik hizmet merkezini örnek veren Sığın, “Yerel pazarlara yakınlık hedefimiz ve global stratejilerimiz doğrultusunda büyümeye devam ediyoruz” diye konuştu.

Sürdürülebilirlik odaklı deneyim mağazaları

Türkiye üretim, Ar-Ge, insan kaynaklarının yanı sıra iş modellerinde de bölgeye rol modeli olma özelliği taşıyor. Yeni nesil deneyim mağazacılığının tüm dünyada öne çıktığına değinen Gökhan Sığın, “BSH’nin Türkiye’de Bosch, Siemens, Profilo marka konseptli 3 binden fazla lokasyonda mağazası yer alıyor. Şirketimiz, 2024 yılında 18 lokasyona ulaşmayı planladığı Mısır’da 9 mağaza ile hizmet veriyor. Geniş mutfakları, rahat ve mekana yayılmış ürün sergileme alanları ile dikkat çeken Güney Afrika’daki premium showroom’larında da kısa süre önce satışa başlandı. Şirketimiz diğer ülkelerde de örnek aldığı bu showroom alanlarını artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca Singapur, Tayland, Malezya’daki deneyim mağazalarımızın yanında Endonezya ve Vietnam’daki bayi yatırımları ile de REM bölgesindeki lokasyon sayısını da artırıyoruz” dedi.

“Şirket olarak en son teknolojiye sahip enerji verimli ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin hayatını kolaylaştırırken gezegenimizin ve yeni nesillerin geleceği için sürdürülebilirliği tüm süreçlerimizin ana odağında tutuyoruz” diyen Sığın, çevresel sorumluluklarını bir adım öteye taşıyarak sürdürülebilir ve verimli ürünler sergilemek üzere yeni bir mağaza konsepti geliştirdiklerini belirtti.

Sığın, “Türkiye’nin pek çok ilinde yaptığımız ‘Deneyim Mağazacılığı’ yatırımları ile geniş alanlarda pişirici ürün grubu, elektrikli süpürge ve Premium kahve makinelerimiz gibi pek çok ürünümüzü müşterilerimiz mağazamızda deneyimleyip keyifli vakit geçirebiliyor. Bunun yanında güneş enerjisi kullanan ilk sürdürülebilir mağaza konseptimizi de 2023’te Türkiye’de hayata geçirdik” dedi.

Hedef: 2030’a kadar ürünlerin yüzde 50’sini geri dönüştürülmüş malzemelerden üretme

Yapılan açıklamaya göre, sürdürülebilirliği bütünsel bir bakış açısıyla ele alan şirket, enerji verimliliğini artıran projeleri ve yeşil enerji kullanımına gösterdiği hassasiyet ile 2020 yılından bu yana Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını tüm lokasyonlarında karbon-nötr olarak gerçekleştiriyor. Önlenemeyen emisyonlar için de karbon dengeleme projelerine destek veriyor. Son beş yılda yaklaşık 26.810 MWh enerji tasarrufunda bulunarak 10 bin 723 ton karbondioksit (CO2) emisyonundan kaçınan BSH Türkiye’nin bu tasarrufu yaklaşık olarak 4 kişilik 116 bin 568 ailenin enerji tüketimine tekabül ediyor. 2030 yılına kadar kullanılan elektriğin yüzde 100’ünü yeşil enerji kaynaklarından elde etmek için çalışmalarını sürdüren BSH Türkiye ayrıca, Kapsam 3 emisyonları olarak da bilinen, değer zincirlerinde meydana gelen dolaylı emisyonları, 2030’a kadar 2018’e kıyasla yüzde 15 azalmayı hedefliyor. Şirket 2030 yılına kadar 54 GWh’lik enerji tasarrufu sağlama hedefinin yüzde 55’ini 2019-2023 yılları arasında gerçekleştirmiş bulunuyor. Yakın bir zamanda su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya olan Ergene bölgesinde yer alan BSH Türkiye, 2017-2023 yıllarını kapsayan dönemde toplam yaklaşık 523 bin metreküp (yüzde 30) su tasarrufunda bulundu. Bu oran, 209 olimpik havuzuna tekabül ediyor.

2030’a kadar ürünlerinin yüzde 50’sini geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmeyi ve ürünlerdeki yeniden kullanılabilir malzeme oranını en az yüzde 95’e çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Sığın, “Bu çabalarımızla, sürdürülebilir bir gelecek için taahhütlerimizi ve sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

Gelişen pazarlar bölgesinin lokomotifi Türkiye oldu

BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CFO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sedef Ataman, bu yıl itibarıyla önümüzdeki dönem için yatırım planlarını iki katına çıkardıklarını belirterek, özellikle teknolojiye yatırımlarıyla gezegene ve müşterilerine olan sorumluluklarının bilincinde, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalar yürütmeye devam edeceklerini aktardı. İmza attıkları inovasyonlarla müşterilerinin evdeki yaşam kalitesini artırmak için çalıştıklarını söyleyen Sedef Ataman, “Yeni fabrika ve iştiraklerimiz, kapasite artırımlarımız, Ar- Ge yatırımlarımız, büyüyen mağaza ve bayii ağımız ile de bölgede çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl Gelişen Pazarlar Bölgesi’nin lokomotifi Türkiye oldu. Türkiye’de faaliyete başladığımızdan bu yana 1,3 milyar euro tutarında yatırım ile ülkenin üretimine, ihracatına, istihdamına katkı sağladık. Bu yıl da yatırımlarımızı hem Türkiye hem de bölgede sürdürerek karlı büyümemizi koruyacağız” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bsh-ev-aletleri-grubunun-gelisen-pazarlar-bolgesi-turkiyeden-yonetiliyor/feed/ 0
Coğrafi işaretle tescillenen kavılca buğdayının üretiminin artması bekleniyor https://www.kanal7haber.com.tr/cografi-isaretle-tescillenen-kavilca-bugdayinin-uretiminin-artmasi-bekleniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/cografi-isaretle-tescillenen-kavilca-bugdayinin-uretiminin-artmasi-bekleniyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:00:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8751 Ardahan’da korunarak geleceğe aktarılması için coğrafi işaret tescili alınan kavılca buğdayının üretiminin artması bekleniyor.

Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) girişimleri sonucu Türk Patent ve Marka Kurumundan “Ardahan Kavılca Buğdayı” adıyla alınan coğrafi işaret belgesi, hem ilgili kurumları hem de üreticileri sevindirdi.

Yörede yüzyıllardır ekilen ancak unutulmaya yüz tutan, “Anadolu buğdayının anası” olarak da bilinen kavılca buğdayının üretimi Ardahan’da, özellikle devletin tohum desteğiyle yaygınlaşıyor.

İl genelinde 200 çiftçi tarafından 4 bin dekar alanda ekimi yapılan kavılca buğdayından bin tona yakın ürün elde ediliyor.

Kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün olarak bilinen kavılcanın, işlenerek farklı ürünlere dönüştürülüp farklı pazarlara açılması hedefleniyor.

Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Demirci, AA muhabirine, kavılcanın bölge tarımı ve ekonomisi için önemli bir kazanç olduğunu, bundan dolayı coğrafi işaret aldıklarını söyledi.

Yöresel ürünlerin coğrafi işaret alması için yıllardır çalışma içinde olduklarını, sadece kavılca için 4 yıllık uğraş verildiğini anlatan Demirci, bu gelişmeler ışığında amaçlarının hem il hem de bölge ekonomisine katkı sunmak olduğunu belirtti.

Tarım ve Orman Bakanlığında yapılan genetik tahlillerde bu buğdayın 13 bin yıllık geçmişinin ortaya çıktığını işaret eden Demirci, “Bu aynı zamanda sadece ilimizin değil, Anadolu’nun da en eski tohumu. Gelinen noktada insan sağlığı açısından da çok önemli olduğunu biliyoruz. Son 2 yıl içinde ekilen tarım arazilerinde artış var. Bu ürün aynı zamanda kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün.” dedi.

Demirci, glüten oranı düşük olan kavılcanın tercih edildiğini vurguladı.

“Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz”

Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) alım garantisini beklediklerini belirten Demirci, şunları kaydetti:

“Kavılcanın sürdürülebilir bir hale gelmesini istiyoruz. Katma değerli hale getirebilirsek daha fazla ekiminin sağlanacağını düşünüyorum. Bu nedenle alım garantisi bizim için çok önemli. Bu Ardahan için önemli bir çıkış olacak. Doğamız bakir, ürünlerimiz doğal ve temiz kalmıştır. Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz. Bu yönüyle Ardahan biçilmiş bir kaftan. Ardahan bu açıdan desteklenmeli ve tanıtılmalı. Ardahan’ın gastronomisi bilinmeli.”

Bin tona yakın üretim yakalandı

Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Fatih Cineviz de son yıllarda yapılan çalışmalarda kavılca üretimini belirli bir noktaya taşımanın sevincini yaşadıklarını anlattı.

Kavılca buğdayında bin tona yakın üretim yakaladıklarını dile getiren Cineviz, “Unutulmaya yüz tutmuş, üretimden uzak tutulmuş bu ürünü tekrar toprakla buluşturarak arazilerimizi şenlendirme anlamında yaptığımız çalışmaların bir neticeye varmış olması bizi sevindirdi. Gelinen aşamada üreticilerimizin katma değer kazanması noktasında çok ciddi bir ivme oluşturacağının farkındayız.” diye konuştu.

Bu çalışmalara bütünsel olarak baktıklarını ifade eden Cineviz, şöyle devam etti:

“Bu ürünlerimizi paketleyip makarna, un, bulgur ve erişte benzeri ürünlere dönüştürerek Ardahan’ın kendi markasıyla pazarda yer bulmasını sağlamak adına bir çalışma içindeyiz. Bu çalışmalarımızı destekler mahiyette tescil belgesi çok önemli bir argüman olmuştur. Pazarda karşılığını bulabileceğini sağlayacağımız anlamında bize güç verecektir.”

Üreticilerde sevinç ve umut bir arada

Kavılcayı üretip tesisinde işleyen Nejdet Kanbir ise “Organik tarım hız kazanacak. Bizler daha cesaretli olacağız. Örneğin işleme tesisimi büyütmeyi planlıyorum. Coğrafi işaret belgesi ufkumuzu açtı, cesaretimizi arttırdı. ” dedi.

İşletmeci Levent Bilgili de coğrafi işaret için çalışma yapan ATSO başta olmak üzere emeği geçenleri kutladığını belirterek, “Sonuçta bu bir belge. Ürün tescilli. Dolayısıyla bundan sonra kavılcanın ununu, buğdayını ve bulgurunu daha rahat satmış olacağız. Ardahan için güzel bir gelişme. İnşallah buğdayımız hak ettiği yerde olacak. Bu tür değerlerimizi bilmek bizim için önemli.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cografi-isaretle-tescillenen-kavilca-bugdayinin-uretiminin-artmasi-bekleniyor/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem: Çiftçilerin hak ettiği destekler adaletli bir şekilde dağıtılmalıdır https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:45:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8271 CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Çiftçi, uzun bir emeğin ardından hasat ettiği ürünün karşılığını alamıyor. Toprağa verdikleri emeğin karşılığı olarak bekledikleri gelir, maalesef ellerine geçmiyor. Tohum, gübre, işçilik gibi üretim maliyetleri giderek yükselirken ürün fiyatları bu artışa ayak uyduramıyor. Mazot fiyatları sürekli bir artış gösterirken tarladan çıkan ürünlerin fiyatları aynı oranda artmıyor. Üstelik fiyatları belirleme konusunda çiftçilerin söz sahibi olma imkanı da yok. Bu koşullarda çiftçimize üretime devam edebilmek için borçlanmaktan başka bir çarede kalmıyor. AKP iktidarı, yandaş müteahhitte kepçeyle destek verirken üreten çiftçimiz hak ettiği desteği kaşıkla dahi alamıyor. Daha da vahimi tarımsal destekler çiftçiye sadaka gibi dağıtılıyor, karşılığında da oy isteniyor. Bu yanlış anlayış üreticinin itibarını fazlasıyla zedelemektedir. Tarımsal destekler bir sadaka değil, çiftçilerin hak ettiği bir hakkın adaletli bir şekilde paylaşımıyla olmalıdır” dedi.

CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, çiftçinin durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem’in açıklaması şöyle:

“Çiftçi, uzun bir emeğin ardından hasat ettiği ürünün karşılığını alamıyor. Toprağa verdikleri emeğin karşılığı olarak bekledikleri gelir, maalesef ellerine geçmiyor. Tohum, gübre, işçilik gibi üretim maliyetleri giderek yükselirken ürün fiyatları bu artışa ayak uyduramıyor. Mazot fiyatları sürekli bir artış gösterirken tarladan çıkan ürünlerin fiyatları aynı oranda artmıyor. Üstelik fiyatları belirleme konusunda çiftçilerin söz sahibi olma imkanı da yok. Bu koşullarda çiftçimize üretime devam edebilmek için borçlanmaktan başka bir çarede kalmıyor. AKP iktidarı, yandaş müteahhitte kepçeyle destek verirken üreten çiftçimiz hak ettiği desteği kaşıkla dahi alamıyor. Daha da vahimi tarımsal destekler çiftçiye sadaka gibi dağıtılıyor, karşılığında da oy isteniyor. Bu yanlış anlayış üreticinin itibarını fazlasıyla zedelemektedir. Tarımsal destekler bir sadaka değil, çiftçilerin hak ettiği bir hakkın adaletli bir şekilde paylaşımıyla olmalıdır. Dolayısıyla çiftçilere yönelik destekler, onların emeklerinin karşılığı olarak görülmeli ve adaletli bir şekilde dağıtılmalıdır.

“ÇİFTÇİMİZİN SESİ, KORKU SİYASETİYLE BASTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

Geldiğimiz noktada AKP iktidarı çiftçimizin, üreticimizin sorunlarından bütünüyle kopmuştur. Suni gündemler yaratılarak bu kopuş gizlenmek istenmektedir. İktidar, gıda fiyatlarının artışında başta çiftçilerimizi olmak üzere kendinden başka herkesi suçlayıcı bir tutum içindedir. Fiyatların artışında gösterilen tepkilere karşı üreticiyi tek sorumlu gibi göstererek tüketiciyle üreticiyi karşı karşıya getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Asıl sorun, çiftçimizin ciddi şekilde itibarsızlaştırılmasıdır. Bugün bizim çiftçimizin sesi, bırakın iktidar tarafından duyulmayı, yapılan korku siyasetiyle bastırılmaya çalışılıyor. Yaratılmak istenen bu baskı ortamına izin vermeyecek çiftçimizin, üreticimizin sesi olmaya devam edeceğiz.

“GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE ÇİFTÇİYİ MİLLETİN EFENDİSİ GÖRÜYORUZ”

Bizim yaklaşımımız geçmişte olduğu gibi bugün de çiftçiyi milletin efendisi gören bir yaklaşımdır. Çiftçi, bir yıllık emeğinin karşılığında ürettiği ürünü hasat ettiğinde, hak ettiği karşılığı alabilmelidir. Tarımsal desteklerin adil ve şeffaf bir şekilde dağıtılması, tarım sektörünün güçlenmesi ve çiftçilerin itibarının korunması için elzemdir. Ancak bu şekilde, kırsalımızda yaşayanlar, babalar evlatlarına mesleki değerlerini, deneyimlerini gönül rahatıyla aktarabilir. Kırsal yeniden gençlerin yaşam alanlarına dönüşebilir. Bunun önünde hiçbir engel görmüyoruz. Yeter ki, gerekli siyasi irade gösterilebilsin. Devletin değerli kaynaklarını rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi yaratmak için kullanılsın. Hükümeti bu konuda irade göstermeye ve çiftçinin ve çiftçiliğin itibarını korumaya davet ediyoruz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/feed/ 0
Kocaeli’de Kozmetik Ürün Dolandırıcılığı Mağduru https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/ https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:24:45 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8147 Kocaeli’de ortağıyla birlikte internet üzerinden kozmetik ürün satışı yapan Emin Kırdudu, iletişime geçtiği firmadan 120 bin TL değerinde 800 maskara sipariş etti. Hem ürünleri hem de parasını geri alamayan genç, “Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum” dedi.

Yaklaşık 2 senedir internet üzerinden ortağı Mehmet Keskin ile kozmetik ürün satan Emin Kırdudu, geçtiğimiz günlerde Mondy Shop isimli firma ile iletişime geçti. Kırdudu, firmanın müdürü olduğunu öne süren şüpheliden ünlü bir markaya ait 800 maskara almak için anlaştı. İddiaya göre, şüpheli Gebze’de antrepo olduğunu, Kırdudu’nun 120 bin TL’yi belirtilen banka hesabına gönderdikten sonra buradan ürünleri teslim alabileceğini söyledi. Parayı gönderen Emin Kırdudu’ya firma tarafından fatura da gönderildi. Ürünleri teslim almak için Gebze’deki antrepoya giden Kırdudu, burada 4 saat bekledikten sonra adına ürün siparişi olmadığını öğrendi. 120 bin TL’den olan ortaklar, iddialara konu olan firma hakkında şikayetçi oldu.

“Dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar”

İnternet ortamında sık sık piyasa araştırması yaptığını söyleyen Emin Kırdudu, “Bir gün internette kozmetik ürünleri satan firma bulduk ve siteye ulaştık. İstediğimiz ürünü de bulduk ve toplu sipariş için anlaşmak istedik. Kendisini müdür diye tanıtan biriyle telefonla görüştüm. Kendileri dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar. Müdür olduğunu söyleyen kişiyle görüştüm. Ürünleri söyledim. Bu şekilde 800 maskara sipariş ettim. Onlar da Gebze’de antrepo olduğunu, parayı yatırdığım an oraya gidip ürünleri alabileceğimi söylediler. Bende parayı ortağıma gönderdim çünkü şirketimiz Mehmet Keskin’e ait. Bu yüzden yasal şekilde ilerlemek istedik” dedi.

“Beni oyaladılar”

Emin Kırdudu, Gebze’deki antrepoya gittiğinde burada 4 saat beklediğini ifade ederek, “Beni sürekli ‘Şu an yoğunluk var’ diyerek ertelediler. Kendini bana müdür olarak tanıtan kişi tarafından oyalandım. 4 saatin ardından depodaki arkadaş bana herhangi bir sipariş oluşturulmadığını söyledi. Onlara ait bir depo değil. Büyük firmaların ortak çalıştığı bir depo. Ben orada dolandırıldığımı anladım” diye konuştu.

“300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar”

Firmanın çok sayıda kişiyi mağdur ettiğini de söyleyen Kırdudu, “Biz kişiye ‘Nasıl güvenimizi kazanacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘Fatura kesiyoruz’ dediler. Parayı gönderdikten sonra da fatura kesip, tarafımıza gönderdiler. 300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar. Ben diğer mağdurlara da ulaştım” şeklinde konuştu.

“Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim”

Kırdudu, olaydan sonra kendisini müdür olarak tanıtan kişiye mesaj attığını ancak yanıt alamadığını, telefon çağrılarına da cevap verilmediğini dile getirdi. Emin Kırdudu, “İnternette yaptığım araştırmada, kendini müdür olarak tanıtan kişinin daha önce kuaförlük yaptığını, böyle şirketler ve e-ticaret siteleri açıp insanları mağdur ettiğini öğrendim. Bu şirketin sahibi olan kişinin eşi de bu işin içinde. Eşi kendisini müşteri temsilcisi olarak tanıttı. Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim” ifadelerini kullandı.

“Yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum”

Zor durumda olduğuna dikkat çeken Emin Kırdudu, “Ticaretim tamamen durmuş durumda. Ailemi de geçindiremiyorum, sıkıntılar yaşıyorum. O ürünleri alsaydım güzel bir kar oranı vardı. Ticaretimizi daha da büyütmek istiyoruz. Az bir meblağ da değil. Ben bu parayı kolay şekilde kazanmıyorum. Bu insanlar hem hayallerimizi elimizden alıyorlar hem de zor durumda bırakıyorlar. Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum. Adalet sistemi bu kadar olmamalı. Bu insanların daha fazla insanları dolandırmaması gerekiyor” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/feed/ 0
Adana’da Narenciye Üreticileri Karantina Önlemlerinin Artmasını Talep Ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-narenciye-ureticileri-karantina-onlemlerinin-artmasini-talep-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-narenciye-ureticileri-karantina-onlemlerinin-artmasini-talep-ediyor/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:18:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7839 Dünyada 33 ülkede görülen narenciyede yeşillenme hastalığı için 3 milyon 200 bin ton narenciyenin üretildiği Adana’da çiftçiler çağrıda bulunup, karantina önlemlerinin artmasını, Kıbrıs’tan ülkemize narenciye ürünlerinin gelmemesini, transit geçişlerin yapılmamasını talep etti.

Dünyada turunçgillerin en önemli hastalıklarından biri olarak kabul edilen turunçgil yeşillenme hastalığı, bir tür böcek olan Asya turunçgil psillidi, (diaphorina citri) aracılığıyla geniş alanlara yayılabiliyor. Halihazırda dünyada 33 ülkede görülen ve en yakın Kuzey Kıbrıs’ta tespit edilen hastalık için karantina tedbirleri alınıyor.

Ülkemizde de karantina tedbirlerinin uygulandığı hastalık ile ilgili 3 milyon 200 bin ton narenciyenin üretildiği Adana’da çiftçiler çağrıda bulundu.

Turunçgil yeşillenme hastalığının bulaşması durumunda, Türkiye’nin ekolojik şartları göz önüne alındığında zararlının yüksek popülasyon düzeyine çıkarak yıkıcı etkileri olabileceği, ağaç ölümleri ile beraber büyük miktarda ürün ve ihracat pazarı kaybına neden olacağı belirtildi.

“Akdeniz meyve sineğinden daha tehlikeli”

Konuyla ilgili Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Doğan, hastalığı yayan zararlının, fidan ve aşı gözü gibi bitki üretim materyallerinin yanı sıra turunçgil bitkilerinin yeşil bölümleri ile odun ve budama artıkları ve en önemlisi de işlenmemiş meyve ticaretiyle yayıldığını söyleyerek, “Ülkemizde bu hastalık görülmedi ancak dünyada 33 ülkede görüldü. Turunçgil yeşillenmesi hastalığı vektör böcekler aracılığıyla taşınıyor bu böcekler aslında bakteri taşıyorlar. Taşınan bu bakteriler böylelikle taşınan yerde yeşillenme hastalığına sebep oluyor. Hastalık çok çabuk yayılıyor. Turunçgil yeşillenmesi hastalığı Akdeniz meyve sineğinden daha kötü, en azından Akdeniz meyve sineğini kimyasallar ile önleyebiliyoruz. Yeşillenme hastalığının bir ilacı yok önleme şansımız yok, 33 ülkede karantinaya alındı, ülkemizde de karantina tedbirleri var” ifadelerini kullandı.

“Kuzey Kıbrıs’tan ürün gelmemeli”

Kuzey Kıbrıs’tan Türkiye’ye narenciye ürünlerinin gelmemesi ve transit geçitlerin yapılmaması gerektiğini aktaran Doğan, şunları söyledi:

“İki firma şu an Kıbrıs’tan Türkiye’ye narenciye getirmekte. Tarım Bakanlığı tarafından Kıbrıs’ta da kontroller yapılıyor, oradaki ürünler kapalı ortamda fümigasyon yapılıyor ve aletler dezenfekte ediliyor. Önlem alınıyor fakat ne kadar önlem alırsak alalım tır ve kamyonlar bahçe içerisine girdiklerinde tırın etrafına böcekler yerleşebiliyor. Onlar aracıyla böcekler ülkemize girerse bizim burada narenciyeyi kurtarma şansımız olmaz.”

“Böcekler ülkeye girerse bahçeleri kaybederiz”

Adana’nın önemli bir narenciye üretim merkezi olduğunu, hastalığın Adana’da görülmesinin ekonomiye ciddi zarar vereceğini vurgulayan Doğan, “Sadece Adana ilimizde 850 bin dönüm alanda narenciye ekimi var. Bu seneki rekolte 3 milyon 200 bin tondu, beklediğimizden fazla rekolte oldu. Biz Türkiye narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini üretiyoruz. Bu böcekler ülkeye girerse bakteriler meyvelere bulaşırsa 5-8 yıl içerisinde bahçemizin hepsini kaybederiz. Milyonlarca insan buradan ekmek yiyor, para kazanıyor ve biz bu ürünleri yurt dışına gönderdiğimizde de ülkemize milyarlarca dolarlık döviz girmekte. Bu yüzden Tarım Bakanlığının çok sıkı tedbirler alması gerekiyor” diye konuştu. – ADANA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adanada-narenciye-ureticileri-karantina-onlemlerinin-artmasini-talep-ediyor/feed/ 0
Ticaret Bakanlığı, Ramazan öncesi marketlerde fahiş fiyat ve etiket denetimi gerçekleştirdi https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakanligi-ramazan-oncesi-marketlerde-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-gerceklestirdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakanligi-ramazan-oncesi-marketlerde-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-gerceklestirdi/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:12:46 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7838 Ticaret Bakanlığı ekipleri, yaklaşan ramazan ayı öncesince aralarında Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’nın da bulunduğu 10 ildeki marketlerde temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine yönelik fahiş fiyat ile etiket denetimi gerçekleştirdi.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, düzenli olarak market denetimlerini sürdüren Bakanlık, yaklaşan ramazan ayı dolayısıyla bu denetimlerini sıklaştırdı.

Bu kapsamda Bakanlık ekiplerince Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Konya, İzmir, Kocaeli ve Kayseri’deki marketlerde eş zamanlı fahiş fiyat ve etiket denetimi yapıldı.

Ekipler, özellikle temel gıda ve temel ihtiyaç ürünlerine yönelik etiketleri inceledi. Denetimlerde, ürünlerde fahiş fiyat olup olmadığına, ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark bulunup bulunmadığına, etiketlerdeki ürün fiyatının son değişim tarihi ile önceki fiyatı gibi bilgilere bakıldı.

Meyve ve sebze reyonunda da ürünlerin menşei ve geliş fiyat bilgisi Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden kontrol edildi.

Ankara Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan, Ankara’da bir markette gerçekleştirilen denetimin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında fiyat etiketi ve haksız fiyat artışlarıyla ilgili denetim yaptıklarını söyledi.

Marketlerde özellikle fiyat etiketlerini incelediklerini aktaran Tan, “Etiketlerde, malın birim fiyatı, satış fiyatı ve üretildiği yer gibi unsurların olup olmadığına, ayrıca ürünün raf ve kasa fiyatının uyumuna bakıyoruz. Ayrıca fahiş fiyat artışları ile ilgili denetimlerimiz de var.” dedi.

Tan, resen ve şikayet üzerine denetim yaptıklarını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanımızın gösterdiği ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefinin temel taşlarından ‘Ticaret Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda Ticaret Bakanlığı olarak ramazan ayı öncesinde fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden tüketicileri korumak ve fiyat etiketlerinde yer verilen yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetinin önüne geçebilmek için yaygın ve yoğun denetimlere devam ediyoruz.”

Büyük gıda toptancıları da denetlendi

İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe ve beraberindeki ekip de Kağıthane’de bulunan bazı marketlerde denetim gerçekleştirdi.

Ramazan ayı öncesinde ürün fiyatlarını kontrol ettiklerini ifade eden Menteşe, “Yaklaşık üç haftadır İstanbul’daki büyük gıda toptancılarını denetliyoruz. Oradaki ürünleri inceledik. Perakendede de temel gıda maddeleri başta olmak üzere ramazan ayında yoğun tüketilecek ürünlere yönelik hem etiket hem fahiş fiyat denetimi yapıyoruz.” dedi.

Menteşe, kontroller esnasında ürünün fiyat değişim tarihi ile şu an ki satış fiyatına da dikkat ettiklerine işaret ederek, “Son 2-3 ay içerisindeki fiyat hareketleri ve bugünkü fiyat hareketlerini karşılaştırıp, burada bir anormallik gördüğümüzde Bakanlığımızdaki Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna gönderiyoruz. Orada da bu firmaya farklı tutarlarda idari para cezaları uygulanıyor. Şu anda 150 yeni denetmen arkadaşımız İstanbul’a geldi. Ramazana kadar eğitimleri devam edecek. Ramazan ayı öncesinde başlattığımız bu denetimlere, ramazan ayı boyunca da yoğun şekilde devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşların alışveriş yaparken etiket üzerindeki fiyat değişim tarihine bakmasını tavsiye eden Menteşe, herhangi bir olumsuz durumla karşılaşanların e-Devlet ve “Alo 175 Tüketici Danışma Hattı” üzerinden kendilerine şikayette bulunabileceklerini bildirdi.

Denetimler aralıksız sürüyor

Mersin Ticaret İl Müdürü Ferhat Sümer de kent genelinde market denetimlerinin aralıksız sürdüğünü söyledi. Tespit ve inceleme sonuçlarının tutanakla kayıt altına alındığını aktaran Sümer, “Fiyat etiketlerinde yer verilen göstermelik, aldatıcı ve yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetiyle mücadelemize devam ediyoruz. Hem masada hem de sahada, yaklaşan ramazan ayı öncesi gerçekleştirdiğimiz yoğun denetimlerimiz sürüyor.” ifadelerini kullandı.

Adana Ticaret İl Müdürü Hüseyin Gödelek de denetimlerin ardından yaptığı açıklamada, “Bakanlığımızın 81 ilde eş zamanlı başlatmış olduğu haksız fiyat artışı ve fiyat etiketi denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu amaçla raflarda fiyat etiketi bulunup bulunmadığı, ürünün raftaki ve kasadaki fiyatında herhangi bir uyumsuzluk olup olmadığı konusunda incelemelerde bulunuyoruz.” dedi.

Kayseri Ticaret İl Müdür Vekili Gazi Dinçaslan, gerçekleştirdikleri denetime ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Bir taraftan haksız fiyat artışları diğer taraftan da fiyat etiketlerinde yer verilen yanıltıcı indirimlerin neden olduğu tüketici mağduriyetleriyle etkin mücadelemize devam ediyoruz.” diye konuştu.

Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, ramazan ayı öncesi denetimlerin sıklaştırıldığını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın gösterdiği ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefinin temel taşlarından ‘Ticaretin Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden vatandaşlarımızı korunmak için etkin mücadelemizi sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Konya Ticaret İl Müdürü Mustafa Çağlayan ve il müdürlüğü ekipleri de Konya’nın Selçuklu ilçesindeki marketlerde denetimde bulundu. Çağlayan, yaklaşan ramazan ayı öncesinde denetimleri yoğunlaştırdıklarını, tüm kentte denetim çalışmaları yaptıklarını söyledi.

Antalya Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan da fahiş fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden vatandaşları korumak için çaba gösterdiklerini dile getirerek, marketlerdeki reyonları tek tek gezerek fiyatları incelediklerini aktardı. Özşahan, denetimlerde bir usulsüzlük tespit edilmesi halinde ceza uyguladıklarını kaydetti.

“Asla geçit verilmeyecek”

Kocaeli Ticaret İl Müdürü Veysi Uzunkaya, tüketicilerin, tacirin ve esnafın korunması maksadıyla ülke genelinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat, il genelinde de Vali Seddar Yavuz’un talimatları doğrultusunda fiyat etiketi, haksız fiyat artışı, kasa ve raf fiyatı arasındaki farkların denetlenmesine yönelik çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

Denetimlerin devam edeceğini ifade eden Uzunkaya, “Özellikle yaklaşan ramazan ayında hem gıda toptancıları hem marketler üzerinde yoğun denetimimiz devam edecektir. Bu denetimlerimiz sadece tüketicimizin korunmasına yönelik değil, dürüst, basiretli tacirlerimizin de haklarını korumaya yönelik olacaktır. Denetimler kimseye zarar vermek için değil, tam tersine tacirimiz, esnafımız ve tüketicimizin haklarını belli ölçülerde korumaya yöneliktir. Bu anlamda haksız fiyat artışlarına ya da fahiş fiyata yeltenecek tacirimize ve esnafımıza asla geçit verilmeyeceğini buradan ilan etmek istiyoruz.” diye konuştu.

İzmir’de de Alsancak semtindeki bir zincir marketin şubesini denetleyen ekipler, fahiş fiyat, satıştan kaçınma, etiket ve kasa arasında fiyat farkı olup olmadığına yönelik incelemelerde bulundu. İzmir Ticaret İl Müdürlüğü yetkilileri, günde en az 5 ekiple kent genelinde 50-60 işletmede denetim yaptıklarına işaret etti. Denetimlerde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda işletmelere idari para cezası uygulandığı bildirildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ticaret-bakanligi-ramazan-oncesi-marketlerde-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-gerceklestirdi/feed/ 0
Muğla’da 100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı Açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:12:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6708 Muğla’da 100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açıldı

MUĞLA – Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Ticaret Borsası işbirliği ile Muğla’ya kazandırılan 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açıldı.

Muğla’da tohum, toprak, bitki, sulama suyu ve tarımsal üretim alanında bilimsel çalışmalara büyük önem veren Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin, Gıda Analizi için Muğla Ticaret Borsası ile hayata geçirdiği laboratuvar açıldı. 100. Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı adıyla açılan laboratuvar yaklaşık 50 Milyon TL’ye mal olurken üretilen tüm mamul, yarı mamul, hammadde gıda ürünlerinin kalite kriterlerinin belirlenmesi, yenilikçi ürün geliştirmek için Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirilmesi, kalitesi belirlenmiş ürünlerin pazar imkanlarının arttırılmasında önemli rol oynayacak.

Muğla Ticaret Borsası kurucu ve onursal Başkanı Hayati Nizamoğlu, “2003 yılında Ticaret Borsa’mızı kurduk. Biraz sıkıntılı dönemlerden geçtik. Bu muhteşem binanın olduğu yeri aldık. Gıda Analiz laboratuvarı kurmak hayalimizdi. Bugün açılışını yapacağımız laboratuvar bir kamu birlikteliği ile oldu. Katkılarından dolayı Osman başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, “Muğla’mız baktığımız zaman tabi ki bir turizm kenti, tarih ve kültür kenti ama en önemlisi ‘de tarım kenti. Son yıllarda özellikle Ticaret Odalarımızın yaptığı başarılı çalışmalar ile tarımsal ürünlerimizin çok ön plana çıktığını hepimiz görmekteyiz. Muğla’ya ait çok güzel ürünlerimiz coğrafi işareti alarak artık sadece Türkiye değil Dünyaya ‘da ihracat ederek elde ettiğimiz ürünlerin hangi noktalarında geldiğini görmek bizleri çok mutlu ediyor. Bugünde 100. Yıl gıda laboratuvarının açılışında sizlerle beraberiz. Daha önce çalışma esnasında Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Ticaret Borsası Başkanımız ile birlikte ben gezme imkanı buldum arkada ‘da görüyoruz Muğla’mızın iki önemli ürünü bal ve zeytin yağı bu laboratuvarlar sayesinde Muğla’mızın balı, Muğla’mızın zeytin yağı Türkiye’de değil Dünya’da en önemli iki tarımsal ürün. Bunların güvenli hale gelmesi hem satışın daha fazla olması hem ‘de fiyatı daha yüksek satılması demektir ve’de özellikle üreticilerimizin ‘de evlere daha büyük ekonomi katkı sağlaması anlamına geliyor. O yüzden bu iş birliği Muğla Büyükşehir Belediyemizle ve Ticaret Borsamızla iş birliği üreticimiz için köylümüz için ülkemizin geleceği için çok önemli” dedi.

Cumhuriyetin 100. Yıl temasına çok uygun bir hizmetin açılışını yaptıklarını vurgulayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, “Biz burada zeytinyağı tadımcılarını yetiştirdik. Laboratuvar kurduk tadımcı yetiştirdik böyle bir Laboratuvarda Borsa ve Büyükşehir Belediyesi olarak. Sonra hayal edeceksiniz sonra gerçekleştireceksiniz. Sonra dedik ‘ki biz bir Laboratuvar kuralım ve bu Laboratuvarın sonuçları akredite olsun ve bütün dünyada kabul edilen bir değer olsun. Bunun çalışmasına başladık ve beraberce bunun kuruluşuna katkı yaptık. Aşağı yukarı 50 milyon liradan fazla bir yatırım burası ama bu Büyükşehir Belediyesi olarak ve ilçe Belediyesi olarak tarıma verdiğimiz önem ve vizyon ile ilgili 2014’te Büyükşehir olduk ve göreve geldik 2015’te Üniversitede yaprak, toprak ve su Laboratuvarını kurduk ve orada bütün Muğla’nın dört bir yanından toprak tahlilleri ve sonuçlarını aldık dijital olarak toprak haritasını çıkardık” dedi.

100.Yıl Gıda Analiz Laboratuvarı açılışına Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Vali Yardımcısı Ali Yılmaz, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Menteşe Belediye Başkan Adayı Gonca Köksal, Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla, Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris Ticaret Odası Başkanları, Muğla Ticaret Borsası Onursal Başkanı Hayati Nizamoğlu, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/muglada-100-yil-gida-analiz-laboratuvari-acildi/feed/ 0
Kadınlar ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor https://www.kanal7haber.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:30:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6253 Kadınlar ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor

NEVŞEHİR – Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.

Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.

‘Hazine arazilerini kiraladılar’

Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.

“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”

Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.

‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’

İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/feed/ 0
İsrail’e destek veren firmalara karşı Türkiye’de boykot çağrıları artıyor https://www.kanal7haber.com.tr/israile-destek-veren-firmalara-karsi-turkiyede-boykot-cagrilari-artiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/israile-destek-veren-firmalara-karsi-turkiyede-boykot-cagrilari-artiyor/#respond Tue, 19 Mar 2024 09:03:30 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5384 İsrail’in Gazze’yi işgali sonrası dünyanın farklı ülkelerinde İsrail’e destek veren firmalara karşı boykot çağrıları artarken Türkiye’de de boykot, tüketicilerin satın alma tercihlerini etkilemeye devam ediyor.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki şiddetli saldırılarına destek niteliğinde açıklamalar yapan ve İsrail’e yardım gönderen uluslararası firmalar, dünyanın farklı ülkelerinde boykot ve protesto ediliyor. Küresel çapta olduğu gibi yurt içinde de tüketiciler İsrail’e karşı pozisyon alıyor.

Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, AA muhabirine, yeme-içme sektöründe protesto ve boykot kampanyalarıyla karşı karşıya kalan gazlı içecek markalarının çok fazla tüketildiğini ancak bu durumda 7 Ekim’den bu yana ciddi bir değişiklik yaşandığını söyledi.

Birçok restoran ve lokanta sahibinin Gazze Şeridi’ndeki şiddetli saldırıların ardından kendi isteğiyle söz konusu gazlı içecekleri satmama kararı aldığını aktaran Bingöl, “Şu anda benim gözlemim, restoran ve lokantaların yarısı boykot ürünlerinden olan gazlı içecekleri satmıyor. Bu durum işletmelerin cirosunu olumsuz etkilemedi. Gelen müşteri gazlı içecek satılmadığını öğrendiğinde, demirhindi şerbeti ve ayran gibi alternatif ürünlere yöneliyor.” ifadelerini kullandı.

Bingöl, müşterilerin çoğunluğunun işletmenin gazlı içecek satmama kararına saygı gösterdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“7 Ekim’den öncesine göre aylık bazda yeme-içme sektöründe gazlı içeceklerin satışı yüzde 20 civarı düştü. Bu oranı marketler, lokantalar ve otelleri dahil ederek söylüyorum. Restoran ve lokantalarda gazlı içecek satışları yüzde 50’den fazla azaldı. Ben boykot bilincinin canlı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Boykotun sürekli ve geçerli olabilmesinin tek yolu var, muadilini ve daha iyisini yapacaksın. Benim restoranımda müşterilerimin yüzde 70-80’i demirhindi şerbeti içiyor. Gazlı içecek yok ama muadili var, diyorum. Boykot meselesinde özellikle gazlı içeceklere alternatif olacak, çok da lezzetli olan geleneksel içeceklerimiz var. Şerbet, ayran ve Türk kahvesi gibi lezzetlerimizi daha fazla tanıtmalı daha fazla tercih edilir yapmalıyız.”

“Cephane Bizden Değil’ boykot kampanyası kararlı bir şekilde sürüyor”

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de Gazze’de bir soykırım yaşandığını ifade ederek, 18 ülkeden, 34 tüketici örgütüne milyonlarca insanın soykırıma uğramasına seyirci kalmamaları çağrısında bulunduklarını bildirdi.

Yaşanan insanlık dramına karşı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en güçlü şekilde tepki gösterildiğini vurgulayan Deniz, şunları kaydetti:

“7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, ülkemiz insanı başta İsrail olmak üzere, bu soykırımı destekleyen ülkelerin marka ve ürünlerini satın almayarak, tüketici boykotu geliştirmek istemektedirler. Tüketici Birliği Federasyonu tarafından, özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan birçok listedeki marka ve ürünler üzerinde yapılan araştırma ve incelemede, çoğu marka ve ürünün ABD ve İsrail ekonomilerine ait olmaları bir yana, ülkemizin ekonomisi içinde yer aldıkları, ulusal marka ve ürünler olduğu tespit edildi. Tüketicinin tüketimden gelen gücünün harekete geçirilerek yapılacak boykotta, boykot edilecek marka ve ürünün milliyetinin doğru tespit edilmesi gereklidir. Ayrıca, tüketicinin o ürün yerine, ikame edebilecek başka ürün seçeneğinin olması, boykotun etkili şekilde uygulanmaya uygun olması ve boykot kapsamındaki marka ve ürünün ülkemiz ekonomisi bakımından başta istihdam ve yerli sermayenin zarar görmemesi gibi çeşitli koşulların gözetilmesi gereklidir.”

Tüketici Birliği Federasyonu olarak başlattıkları “Cephane Bizden Değil” boykot kampanyasını kararlı şekilde sürdürdüklerini ifade eden Deniz, “Sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu, Afrika ülkeleri ve Türk devletlerinden boykota katılımın yoğun olduğu haberlerini alıyoruz. Boykotun etkili olduğunu halka açık şirketlerin bilançolarından da anlıyoruz. Market raflarındaki boykot ürünlerinin fiyat etiketlerindeki değişimden boykotun gücü anlaşılıyor. Neredeyse zararına ürün satıyorlar ama yine de tercih edilmiyorlar.” şeklinde konuştu.

Deniz, boykot kampanyasını “başarısızlıkla” ve “sürdürülemez olmakla” ilişkilendiren yorumlara katılmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu yorumlar iki sebebe dayanıyor. Söz konusu markalar, sosyal medya üzerinden böyle bir algı oluşturmak için trolleri ile kampanya yapıyor. Gerçekte ise eşimiz, dostumuzun boykota sadık olduğunu görüyoruz. Sosyal medyada dolaşan ‘boykotun başarılı olmadığı’ şeklindeki yaklaşım tamamen firmaların kendi yalan haberleri. Diğer durum ise boykotun şiddet görüntüleriyle gösterilmesi. Sağduyu sahibi halkımız böyle kolayı dökmekle, kafeyi basmakla, oradaki insanları rahatsız etmekle boykotun olmayacağını çok iyi biliyor. Bu görüntülerdeki şahısların samimi olmadığı, provokatif amaçlarla boykotu sulandırmak için böyle şeyler yaptıklarını düşünüyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/israile-destek-veren-firmalara-karsi-turkiyede-boykot-cagrilari-artiyor/feed/ 0
Türkiye Cam Sektörü, Yüksek Kaliteli İhracatla Büyüyor https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-cam-sektoru-yuksek-kaliteli-ihracatla-buyuyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-cam-sektoru-yuksek-kaliteli-ihracatla-buyuyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:27:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4745 Dört milyon tonun üzerinde üretim ve işleme kapasitesiyle dünyanın üretim üssü haline gelen Türkiye cam sektörü, yüksek kaliteli ve katma değerli ihracatla büyüyor. Sektör, 2020 yılında 1 milyar dolar seviyesinde olan cam ihracatını 2023 yıl sonunda yüzde 52 artışla 1,6 milyar doların üzerine çıkardı.

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) çatısı altında TurkishGlass markasıyla ihracatını artırmak için faaliyetlerini sürdüren Türkiye cam sektörü, ‘Cam Sektör Çalıştayı’nda bir araya geldi. Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren birlik üyesi firmaların katılım gösterdiği çalıştayda, Türkiye cam sektörünün ihracatını artırmak amacıyla sektördeki fırsatlar, zorluklar ve çözüm önerileri değerlendirildi.

“2023’te ihracat birim fiyatında dolar bazında yüzde 8 artış yakaladık”

Tüm cam sektörünün son dört yılda yakaladığı ihracat başarısına değinen Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, “2020 yılında 1 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 2023 yıl sonu itibarıyla yüzde 52 artışla 1,6 milyar doların üzerine çıkardık. Aynı dönemde ihracat birim fiyatında dolar bazında yüzde 30’un üzerinde artış yakaladık. Yalnızca 2023 yılını değerlendirdiğimizde ise birim fiyatında dolar bazında yakaladığımız yüzde 8’lik artış, ihracatımızda katma değerli ürünlerin payının hızla arttığını gösteriyor. Kaldı ki yüzde 79 yerli katma değer oranıyla ülkemizin cari açığının azaltılmasına çok önemli katkılar sağlayan sektörlerden biriyiz” dedi.

“Yeni hedef çözüm üretme ve Ar-Ge üssü olmak”

Türk üreticilerin camın tüm faaliyet alanlarında var olduğunu aktaran Kumru, 4 milyon tonun üzerinde üretim ve işleme kapasitesi, bununla birlikte yüksek ürün kalitesi sayesinde 175 ülkeye ihracat yaparak Türkiye’yi dünyanın cam üretim üssü haline getirdiklerini ifade etti. Kumru yeni hedeflerini ise şu sözlerle anlattı: “Başarımızı geleceğe taşımak için teknoloji ve ürün geliştirme, karbon ayak izini azaltma, dijitalleşme ve kapasite artırma odaklı yatırımlarımıza aralıksız devam ediyoruz. Sadece üretim üssü olmakla yetinmiyor, müşteri odaklı anlayışla ihracat pazarlarımızın ihtiyaç duyduğu ürünlere çözüm üretme ve Ar-Ge üssü olmak için de var gücümüzle çalışıyoruz.”

“ABD, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına odaklanmalıyız”

İhracat payını artırmak kadar önemli bir konunun da ihracat pazarlarını çeşitlendirmek olduğuna dikkat çeken Kumru, “İhracatımızın büyük çoğunluğunu yaptığımız Avrupa pazarındaki durgunluktan etkilenmemek için ABD gibi tüketimin yüksek olduğu pazarlar ile Afrika ve Orta Doğu gibi gelişmekte olan pazarlara odaklanmalıyız. Pandemi döneminde olduğu gibi günümüz itibarıyla dünya konjonktüründe yaşanan gelişmeler, ülkeler arasında rekabette değişen dengeler sektörümüz için yeni kapılar açabiliyor. Sektör olarak ihracat pazarlarındaki tüm fırsatları değerlendirebilecek kapasiteye, deneyime, ürün çeşidine ve hizmet seviyesine sahibiz” diye konuştu.

Sektör temsilcileri hep birlikte fikir geliştirdi

Konuşmaların ardından ÇCSİB Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisi 2024 Öngörüleri ile Cam Sektörüne Etkileri’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 100’e yakın sektör temsilcisinin katıldığı çalıştayda ayrıca Eğitmen, Yazar ve Konuşmacı Fırat Çapkın’ın moderatörlüğünde fikir geliştirme çalışmaları yapıldı. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-cam-sektoru-yuksek-kaliteli-ihracatla-buyuyor/feed/ 0
Bursa’da Kadınlar Coğrafi İşaretli Armutları Kurutup Atıştırmalık Üretiyor https://www.kanal7haber.com.tr/bursada-kadinlar-cografi-isaretli-armutlari-kurutup-atistirmalik-uretiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/bursada-kadinlar-cografi-isaretli-armutlari-kurutup-atistirmalik-uretiyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:06:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4271 Bursa’nın Gürsu ilçesinde coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” cinsi armutları kurutup atıştırmalık üreten kadınlar, kurdukları kooperatifte hem kurutulmuş meyveleri hem de imal ettikleri onlarca ürünü kendi markalarıyla satıyor.

İlçede 3 yıl önce bir araya gelen kadınlar, Gürsu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini kurdu.

Özellikle Gürsu Ovası’nın bereketli topraklarında yetişen coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armutlarını katma değerli ürüne dönüştürmeyi hedefleyen 11 kadın, devlet desteğiyle aldıkları ekipmanlarla bunları kurutup pazarlamaya başladı.

Cips şeklinde atıştırmalığa dönüştürdükleri armutların ilgi görmesiyle farklı ürün arayışına geçen üyeler, butik pasta ve butik çikolata üretimi konusunda eğitim aldı.

Müşterilerin isteklerine göre butik pasta ve çikolata imal eden kadınlar, çölyak hastaları için glütensiz üretim yapıyor.

Gürsu’nun isim annesi olarak bilinen “Muazzez Ana” markasıyla patent alan kooperatif üyeleri, ürünlerini kendi sosyal medya hesapları ve internet sitelerinin yanı sıra büyük çaplı e-ticaret sayfalarında satışa sunuyor.

Kooperatif Başkanı Sümeyye Işık, AA muhabirine, Gürsu’nun ilk kadın kooperatifini kurduklarını söyledi.

Coğrafi işaretli “Deveci” ve “Santa Maria” armudundan ürünler hazırlamak üzere yola çıktıklarını belirten Işık, “Armutlardan farklı atıştırmalıklar yaparak katma değer oluşturmaya çalıştık. Bölgemizde yetişen meyveleri kurutarak farkındalık oluşturmak istedik.” dedi.

Işık, kooperatifin kapılarını diğer Gürsulu kadınlara da açarak butik pastacılık ve butik çikolata eğitimlerinin ardından bu alanda üretim yapmaya başladıklarını anlattı.

Katma değerli üretimde çeşitliliği artırmaya devam ettiklerini vurgulayan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meyvelerden sağlıklı atıştırmalıklar yapabiliyoruz. Bir de glütensiz ürünler üretmeye başladık. Glütensiz tarhana, glütensiz kurabiyeler… Çünkü çölyak hastalarının bu ürünlere ulaşmakta zorluk yaşadığını biliyoruz. Tüm hijyen kurallarına uyarak ürünlerimizi imal ediyoruz. Çölyak hastaları ürünlerimizi gönül rahatlığıyla tüketebilirler. Diyetisyenler, gıda mühendisleri eşliğinde danışarak hata yapmadan ürün çıkartmaya gayret gösteriyoruz. Yöresel ekşi mayalı ekmek, butik pasta, butik çikolata gibi tüm ürünleri yapabiliyoruz. Tüm Türkiye’ye ürünlerimizi ulaştırabiliyoruz.”

“Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik”

“Muazzez Ana” markasının ilham kaynağı olan Hatice Muazzez Kutlay’ın tiyatrocu bir ailenin kızı olduğunu, 1922’deki Bursa ziyaretinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çiçek takdim ettiğini dile getiren Işık, “Gürsu’nun isim annesi” diye anılan Kutlay’ın adıyla markalaştıklarını belirtti.

Kooperatifi kurmalarından itibaren birçok zorluğun üstesinden geldiklerini, önemli mesafe katettiklerini anlatan Işık, “Her anlamda devletimizin desteğini yanımızda hissettik ayrıca bizler ürettiğimiz meyve kurularıyla çocuklarımızın da atıştırmalık alışkanlıklarına değiştirmeye vesile oluyoruz. Ürünlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına göndererek ilçemizi tanıtıyoruz ve aile ekonomisine katkıda bulunuyoruz. Ürünlerimize ilgi yoğun. ‘Meyve kurusu nasıl olur?’ diye tereddüt ediyorlar ancak yedikten sonra tiryakisi oluyorlar.” ifadelerini kullandı.

Sümeyye Işık, kooperatife desteklerinden dolayı Ticaret Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Gürsu Belediyesi yetkililerine teşekkür etti.

Kooperatifin Başkan Yardımcısı Mehtap Temizci Billor da daha önce farklı bir işte çalıştığını ancak çocukları dünyaya geldikten sonra uzun süre onlarla ilgilendiğini söyledi.

Evde sıkılmaya başladığı sırada yolunun kooperatifle kesiştiğini anlatan Billor, “Kendi kendime evde bir şeyler deniyordum ama bir tık bunu profesyonelliğe taşımak istiyordum. Özellikle pastacılıkta tekniği öğrenmek istiyordum. Sonra burada kurslar aldım ve kooperatife ortak oldum. Burayı çok sevdim. Üretmek, çalışmak çok güzel. Evde oturmak insanı bazen çok yoruyor. Burası hem maddi hem de manevi insana huzur veren bir yer.” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bursada-kadinlar-cografi-isaretli-armutlari-kurutup-atistirmalik-uretiyor/feed/ 0
Vatandaşlar Ekonomik Kriz Nedeniyle Pazarda Zorlanıyor https://www.kanal7haber.com.tr/vatandaslar-ekonomik-kriz-nedeniyle-pazarda-zorlaniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/vatandaslar-ekonomik-kriz-nedeniyle-pazarda-zorlaniyor/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:21:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3731 İktidarın tartışmalı ekonomi politikaları yüzünden derinleşen kriz ortamında vatandaş geçinebilmek için kılı kırk yarıyor. Bir vatandaş Niğde Çiftlik ilçesinde pazarda karşılaştığı CHP Milletvekili Ömer Fethi Güler’e “Eskiden çuvalla alıyorduk şimdi gramla almaya başladık” diye yakındı. Gürer de “Yıllardır pazar yerlerini gezerim. AKP dönemlerinde hep sıkıntı vardı. Sorunlar bu yıl daha da artmış görünüyor. Önceleri kilolarca ürün alan, torbayla meyve sebze alan vatandaşlar, fiyat artışı nedeniyle artık gramla ya da tane ile ürün alabiliyor. Vatandaş, en büyük para birimimiz olan 200 TL’nin eski 20 lira kadar hükmü yok. Bozuk paraya gerek kalmadı” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Çiftlik ilçe CHP Belediye Başkan Adayı Arif Çakıl, Azatlı belde Belediye Başkan Adayı Mehmet Akpınar, Bozköy Belediye Başkan Adayı Muammer Çelikbaş, Divarlı Belediye Başkan Adayı Sezai Avcı ile Çiftlik ilçesi ve beldelerde birlikte esnaf ziyareti yaptı ve ilçe pazarını gezdi. Gürer, pazar alışverişine çıkan vatandaşlarla konuştu. Ekonomik durumdan dert yanan vatandaşlar şunları söyledi:

“ESKİDEN ÇUVALLA ALDIĞIMIZ ÜRÜNLERİ ŞİMDİ GRAMLA VE TANE İLE ALMAYA BAŞLADIK”

Pazarda fiyatların çok pahalı olmasından yakınan bir vatandaş, “Her şey ateş pahası olmuş. İsteğimiz hiçbir şeyi alamıyoruz” derken, başka bir vatandaş da tane ve gramla aldığı sebze ve meyveleri göstererek, “Domates 50 lira olmuş. 5 tane biber, 5 tane domates ve soğan gibi ürünlere 200 liraya aldım. Eskiden çuvalla aldığımız ürünleri şimdi gramla ve tane ile almaya başladık” dedi.

“BU YAŞIMA KADAR BÖYLE PAHALILIK GÖRMEDİM”

80 yaşında olduğunu söyleyen başka bir vatandaş ise “Ben bu yaşıma kadar böyle pahalılık görmedim. Paranın hiçbir değeri kalmadı. Aldığımız sebze, meyveye maaşımız yetmiyor. İstediğimiz ürünleri alamıyoruz” diyerek pazardaki aşırı fiyat artışlarına tepki gösterdi.

Pazar yerinde ekmek arası döner satışı yapan bir esnaf ise satışların yarıya yarışa azaldığını, ne esnafın ne de pazara alışveriş için gelen vatandaşın dürüm satın aldığını ifade etti.

“KAŞIKLA VERDİKLERİNİ KEPÇEYLE ALIYORLAR”

Çocuğunun şeftali ve ceviz istediğini ancak bu ürünlerin çok pahalı olması nedeniyle alamadığını söyleyen başka bir kadın ise alışveriş için geldiği ilçe pazarından, fiyatların çok pahalı olması nedeniyle her istediğimizi alamıyoruz” dedi. Pazar çıkışında boş çantasını gösteren başka bir vatandaş ise “Emekliye zam yapıldığını söylüyorlar. Bu para neye yetecek? Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar. Millet biraz akıllı olsun artık” şeklinde konuştu.

“HER YIL BİR ÖNCEKİ YILI ARATTIRIYOR”

Pazar yerinde kumaş ve tekstil ürünleri satışı yapan bir esnaf da sattıkları ürünün yerine yenisini almak için satıştan elde ettikleri paranın üzerine para koymak zorunda kaldıklarını belirterek, “İlçeye ürünleri aracımla getiriyorum. Eskiden 400-500 liraya dolan yakıt deposu şimdi 3-5 bin liraya ancak doluyor. Geçen yıl satışlar bu yılkinden daha iyiydi. Her yıl biraz daha kötüye gidiyor. Her yıl bir önceki yılı arattırıyor” ifadelerini kullandı.

“200 TL’NİN ESKİ 20 LİRA KADAR HÜKMÜ YOK”

Pazarcı esnafının ve alışveriş için gelen vatandaşların sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise, “Yıllardır pazar yerlerini gezerim. AKP dönemlerinde hep sıkıntı vardı. Sorunlar bu yıl daha da artmış görünüyor. Önceleri kilolarca ürün alan, torbayla meyve sebze alan vatandaşlar, fiyat artışı nedeniyle artık gramla ya da tane ile ürün alabiliyor. Vatandaş, en büyük para birimimiz olan 200 TL’nin eski 20 lira kadar hükmü yok. Bozuk paraya gerek kalmadı. Bir alışverişe en büyük banknotumuz yetmiyor, diye dert yanıyor. Emeklilerin tepkisi de çok büyük; geçinemiyoruz, açlığa mahkum edildik, bizi iktidar duymuyor. Emekliler yılı yoksulluk yılı oldu” şeklinde tepki gösterdiklerini söyledi.

“İNSANLAR EVLERİNE TANE İLE MEYVE SEBZE ALIYOR”

Girdi maliyetlerindeki artışın etiketlere yansıdığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliye masrafları her gün biraz daha artıyor. Mazot litresi 45 lira. Mersin’den getirdiği ürüne tanede yerinde aldığı ürün fiyatına nakliye kadar masrafı ekleniyor. Pazarcı da gideri çok olunca para kazanamıyorum diyor. Etiket fiyatlarının yarısını nakliye masraflarına çalışır olduk diye dert yanıyorlar. Gidişat çok kötü. İnsanlar evlerine tane ile domates, tane ile biber, gram ile sebze, meyve alıyor. Ekonomide ciddi önlemler alınmalı. dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/vatandaslar-ekonomik-kriz-nedeniyle-pazarda-zorlaniyor/feed/ 0
Malatya’da Tarihi Şire Pazarı Deprem Sonrası Yeniden İnşa Ediliyor https://www.kanal7haber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/#respond Mon, 05 Feb 2024 09:18:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3250 GÖKSEL YILDIRIM/ERHAN CİHAN ÜNAL – Malatya’da perakende ticaretin kalbi olan ve kuşaklar boyunca esnafa ev sahipliği yapan tarihi Şire Pazarı, depremin birinci yılında yeniden inşa ediliyor.

Pazarın olduğu yerde enkaz kaldırma çalışmalarının ardından başlayan inşaat yoğun şekilde sürüyor.

Deprem öncesinde tarihi Şire Pazarı ve çevresinde faaliyet gösteren işletmeciler, kendilerine sağlanan geçici iş yerlerinde hem ticari hayatın bir parçası olmayı sürdürüyor hem de yıllardır kendilerinden alışveriş yapan müşterileriyle buluşuyor.

Baba mesleğini sürdüren ve bölgede gıda ürünleri toptan ticaretiyle uğraşan Erdal Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pazar’da bakırcı, tekstilci, ayakkabıcı ve kuruyemişçilerin bir arada olduklarını, Malatya’ya her gelenin mutlaka Pazar’a uğradığını ancak depremin çarşıyı yıktığını söyledi.

Depremin yol açtığı olumsuzlukların hala devam ettiğini dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Buna rağmen ben hiçbir zaman şehri terk etmedim. Niye? Bizden bir şeyler bekleyen insanlar olduğu için. Hayat ve yaşam şartlarımızın gerçekten çok zor olduğu dönemden geçtik. Ama süreç içerisinde gördük, projelerin içerisinde iyi şeyler olacağına inanıyoruz. Eskisinden daha farklı, daha yenilikçi bir proje gördüğümüz kadarıyla.”

Depremden sonra yaşanan sürecin maddi ve manevi olarak insanları yorduğuna işaret eden Yılmaz, “Süreçte herkes çaba sarf etti. Bu çabaları kimse inkar edemez. Esnaf için konteyner çarşılar yaptılar. Kısmen esnaflar gitti, orada çalışmaya devam ediyorlar. Herkes bir şekilde ayaklarının üstünde durmaya çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda toparlanır. Bu memleket bizim. Bizler bu memleketi bırakamayız. Burada doğduk, burada büyüdük, buranın ekmeğini yedik.” diye konuştu.

Bir başka esnafa dokundu, ikisi Malatya’ya tutundu

Şehri neden terk etmediğini başından geçen bir olayla anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Ben toptan gıda pazarlamacılığını yapıyorum. Depremden sonra eşimle oturduğum zaman, ‘Hadi biz de gidelim. Burada bir umudumuz kalmadı.’ dedim. Kendimizi geçtik çocuklarımızı düşünmeye başladık. Benden ürün alan bir adam geldi. Dükkanda oturuyorum. Dükkan da demeyeyim. Kısmen arabamızda malımız var… Dükkan tutmamıştık daha. Geldi dedi ki, ‘Abi bana ürün verir misin, ilçelerde satıyorum, üzerimde para da yok.’ Bir an vicdan yaptım. Adama ürünü verdim. Bugün o adam kendi ayaklarının üstünde durdu. Eve gittiğim zaman hanıma dedim ki, ‘Hadi biz bir şekilde ayaklarımızın üstünde dururuz ama bizim yaptığımız, ürettiğimiz, sattığımız ürünleri birilerinin de satıp evine ekmek götürmesi lazım.’ Bizim Malatya’da kalmamızın en büyük sebebinden biri bu. Bu yüzden kaldık. Hala buradayız.”

Yılmaz, şehrin yeniden ayağa kalkacağına inandıklarını belirterek, bu süreçte emeği geçenlere teşekkür etti.

Şehirde inşaatların devam ettiğini dile getiren Yılmaz, her şeyin iyi olması umuduyla yaşadıklarını söyledi.

Pazarın yıkılışı hayat akışını değiştirdi

Tarihi Şire Pazarı’nın deprem öncesindeki durumu hakkında da bilgi veren Yılmaz, Pazar’ın “Malatya’nın göbeği”nde olduğunu söyledi.

Birçok sektörün pazarda faaliyet gösterdiğini ifade eden Yılmaz, pazarın yıkılmasının insanların hayatını değiştirdiğini belirtti.

Yılmaz, depremde insanların hem evlerini hem de işlerini kaybettiklerine işaret ederek, “Konteynerde öyle insanlar gördüm ki milyonlarca lira parası var, çay almak için sıraya girmiş. Çok zor bir süreçti. Bunların hepsine şahit olduk. Bizim için deprem bitmiş değil. Bugün Malatya’da kime sorarsanız sorun, evinde huzurlu bir şekilde yatmıyordur.” dedi.

Asgari ücretle çalışan insanların çoğunun şehri terk ettiğini bildiren Erdal Yılmaz, Malatya’da sağlam olan binaların kiralarındaki artışın da şehirde kalanlar hayatını zorlaştırdığına dikkati çekti.

“1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz”

Konteynerde, arasında kuru kayısının da yer aldığı, gıda maddeleri satan Kaya Doğan da 1987’den bu yana Malatya’da faaliyet gösterdiklerini söyledi.

Depremden önce tarihi Şire Pazarı’nda faaliyet gösterdiklerini bildiren Doğan, “Bildiğiniz gibi 6 Şubat’ta deprem oldu. Çarşıda büyük hasar oldu. Şire Pazarı’nda 3 tane yerimiz vardı. Şu anda gördüğünüz gibi konteynere geldik. Hayatımızı idame etmek zorundayız. Bir haftadır buradayız.” diye konuştu.

Depremin ardından geçen bir yılın kendileri için zor olduğunu ifade eden Doğan, bu süreçte ellerindeki ürünlerin hepsinin bozulduğunu kaydetti.

Yeni ürünlerle faaliyete devam ettiklerini anlatan Doğan, “Önümüzde bir seçim var. İnşallah 1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz. İki yıl içerisinde kuyumcular, kayısıcılar, perakendeciler, kasaplar bunların hepsinin taşınacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: 2023 yılında ve aralık ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı değerlendirildi https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-semsi-bayraktar-2023-yilinda-ve-aralik-ayinda-uretici-ile-market-arasindaki-fiyat-farki-degerlendirildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-semsi-bayraktar-2023-yilinda-ve-aralik-ayinda-uretici-ile-market-arasindaki-fiyat-farki-degerlendirildi/#respond Wed, 03 Jan 2024 09:06:27 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1905 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2023 yılında ve aralık ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını değerlendirdi.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre markette takip edilen 41 ürünün tamamında fiyat artışı olduğunu belirterek, “Fiyatı en fazla artan ürün markette yüzde 156,3 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 152,5 ile yeşil soğan, yüzde 146,4 ile maydanoz, yüzde 141,9 ile zeytinyağı ve yüzde 138,5 ile patlıcan izledi. 2023 yılında üretici fiyatlarına baktığımızda genel olarak görülen artışların etkenlerinden bir tanesi artan üretim maliyetleridir. Artan girdi fiyatları, işçilik, taşıma, ambalajlama, depolama ücretleri üretici fiyatlarına yansıdı. Üretimi geçen yıla göre azalan kabak, zeytinyağı, elma, salatalık, sivri biber ve kuru üzüm fiyatı en fazla artan ürünler oldu. Diğer taraftan üretimi artan narenciye ve kuru soğan artan maliyetlere rağmen bir önceki yıla göre fiyatı düşen ürünler oldu” dedi.

“Geçen yıla göre üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü”

Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üreticide takip edilen 33 ürünün 29’unda fiyat arttığını, 4 üründe ise fiyat düşüşü yaşandığını belirterek, “Geçen yıla göre bu yıl üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 263,1 ile zeytinyağı, yüzde 200 ile elma, yüzde 159 ile salatalık, yüzde 152,2 ile sivri biber izledi. Bu yıl geçen yıla göre mandalina, limon, portakal ve kuru soğanda ise üretici fiyatlarında düşüş görüldü. Üreticide mandalinanın yüzde 63, limonun yüzde 57,1, kuru soğanın yüzde 31,9, portakalın yüzde 2,3 oranında fiyatları düştü. Bu düşüşlere rağmen markette portakalın yüzde 29,5, mandalinanın yüzde 20,8, kuru soğanın yüzde 15,8, limonun yüzde 0,5 oranında fiyatının artması dikkat çekti” ifadelerini kullandı.

Üreticide bazı ürünlerin maliyetinin düşmesine rağmen marketlerde fiyatları artmış şekilde yer aldığına dikkati çeken Bayraktar, bu sorunların çözümü için üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması, lojistik maliyetlerin azaltılması ve spekülatif hareketlerle tüketicide fazlaca artan fiyatların önüne geçmek adına denetimlerin sıklaştırılması gerektiğine vurgu yaptı.

“Üretici ve market fiyat farkı en çok yüzde 408,5 ile mandalinada görüldü”

Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 408,5 ile mandalinada görüldüğünü söyleyen Bayraktar, “Mandalinadaki fiyat farkını yüzde 407,4 limon, yüzde 277,8 portakal, yüzde 243 kuru soğan ile takip etti. Mandalina ve limon 5 kat, portakal 4 kat, kuru soğan ve marul 3 buçuk kat, yeşil soğan 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 4 lira 25 kuruş olan mandalina 21 lira 50 kuruşa, 3 lira olan limon 15 liraya, 5 lira olan portakal 21 liraya, 4 lira 50 kuruş olan kuru soğan 15 liraya satıldı” açıklamasında bulundu.

“Aralık ayında marketlerde fiyatı en çok artan ürün patlıcan”

Bayraktar, aralık ayında marketlerde takip edilen 42 ürünün 30’unda fiyat artışı, 12’sinde fiyat azalışı görüldüğünü söyleyerek, “Bu ürünler arasında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 54,5 ile patlıcan olduğunu, patlıcandaki fiyat artışını yüzde 54 ile yeşil fasulye, yüzde 46,7 ile marul, yüzde 30,1 ile salatalık, yüzde 27,3 ile ıspanak takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün yüzde 16 ile mısırözü yağı oldu. Mısırözü yağındaki fiyat düşüşünü yüzde 11,8 ile portakal, yüzde 9,1 ile nohut, yüzde 7,3 ile pırasa, yüzde 4,2 ile Ayçiçek yağı, yüzde 3,5 ile patates izledi” diye konuştu.

“Üreticide en çok fiyat düşüşü lahanada görüldü”

Aralık ayında üretici fiyatlarında takip edilen 34 ürününün 23’ünde fiyat artışı olduğunu, 3’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü söyleyen Bayraktar, 8 üründe ise fiyat değişimi olmadığını açıkladı. Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:

“Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 20,5 ile beyaz lahanada görüldü. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 10,4 ile pırasa, yüzde 5,6 ile mandalina izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 58,5 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 44,8 ile yeşil fasulye, yüzde 42,9 ile limon, yüzde 36,2 ile kabak, yüzde 35,8 ile domates takip etti. Üretici fiyatlarında havuç, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, kuru üzüm, kuru incir, fındıkta fiyat değişimi olmadı.”

Aralık ayı üretici fiyat değişiminin nedenleri

Aralık ayındaki fiyat değişimlerinin nedenlerini de değerlendiren Bayraktar, lahana, pırasa ve mandalinada talep yetersizliği nedeniyle fiyatların düştüğünü dile getirdi. Marul, yeşil fasulye, kabak ve domateste arzdaki azalmanın ürün fiyatlarının artmasına neden olduğunu söyleyen Bayraktar, erkenci limonda oldukça düşük başlayan üretici fiyatının yataklık limon hasadının başlamasıyla aralık ayında artış gösterdiğini sözlerine ekledi. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tzob-genel-baskani-semsi-bayraktar-2023-yilinda-ve-aralik-ayinda-uretici-ile-market-arasindaki-fiyat-farki-degerlendirildi/feed/ 0
Ağrı’da kurulan fabrikada üretilen kadın çantaları ihraç ediliyor https://www.kanal7haber.com.tr/agrida-kurulan-fabrikada-uretilen-kadin-cantalari-ihrac-ediliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/agrida-kurulan-fabrikada-uretilen-kadin-cantalari-ihrac-ediliyor/#respond Mon, 25 Dec 2023 09:24:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1375 Ağrı’da devlet desteğiyle kurulan ve 70 kişinin istihdam edildiği fabrikada üretimi yapılan 150 çeşit kadın çantası, Rusya, Ukrayna, Türk Cumhuriyetleri ile Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor.

Uzun yıllar yaşadığı İstanbul’da ailesiyle kadın çantaları üzerine üretimi yapan 35 yaşındaki iş insanı Harun Babur, mesleğini memleketinde devam ettirmek için yaklaşık 2 yıl önce Ağrı’ya geldi.

Ağrı Valiliğince Yoncalı köyü mevkisinde kurulan Ayakkabıcılar Sitesi’ndeki fabrikaların birini makinelerini kurarak hazır hale getiren Babur, iş başvurusu yapan kişilere verilen 6 aylık eğitimin ardından üretime başladı.

Yaklaşık 1,5 yıldır çarkların döndüğü fabrikada istihdam edilen 70 kişi, marka adıyla özgün tasarım, model ve çeşitli renklerde çantalar üretmek için haftanın 5 günü iş başı yapıyor.

Kendilerine sağlanan iş imkanı sayesinde meslek sahibi olup buradan kazandıkları ücretle aile ekonomilerine katkı sunan çalışanların ürettiği çantalar, çeşitli işlemlerden geçtikten sonra hazır hale getiriliyor.

Kolilere konulan çantalar araçlarla İstanbul’a gönderilerek, buradan da Rusya, Ukrayna, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edilerek ülke ekonomisine katkı sağlanıyor.

“Devletimizin desteğiyle Ağrı’ya geldik”

Babur, AA muhabirine, 10 yıldır İstanbul’da ürettikleri çantaları ihraç ettiklerini söyledi.

İstanbul’daki fabrikasını Ağrı’ya taşıdığını belirten Babur, şöyle konuştu:

“Devletimizin desteğiyle Ağrı’ya geldik. 16 aydır üretim yapıyoruz ve 70 kişi çalıştırıyoruz. İlerleyen zamanlarda istihdam sayımız artacak. Tamamen kadın çantası ağırlıklı ve tasarımları bize ait modeller üretiyoruz. Ukrayna, Rusya ve Türk Cumhuriyetlerinde kendi yerlerimiz var. O bölgelere ürün üretiyoruz. Orta segment ürünler üretiyoruz. Personelimizin ustalığı ve mesleğinin kabiliyeti ilerledikçe daha katma değer ürünler üreteceğiz.”

Babur, 150’ye yakın suni deri çanta modeli ürettiklerini, zamanla bu sayının artacağını ifade ederek, zanaate dayalı mesleklerinin kıymetli olduğunu dile getirdi.

Ayda ortalama 20 bin çanta ürettiklerini, bu ürünlerin yaklaşık 30 ülkeye ihraç edildiğini aktaran Babur, “İstanbul’da yaklaşık 30-40 yıldır bu işi yapan ustalardan mesleği öğrenip buradaki arkadaşlara aktarıyoruz. Ürünlerimizin direkt Ağrı’dan üretilip o ülkelere ihraç edilmesi bizim için ayrıca bir gurur meselesidir.” diye konuştu.

Çalışanlar iş sahibi olmaktan memnun

Fabrikada 7 aydır çalışan Sevgi Toprakçı ise “Bu iş çok dikkat gerektiriyor. Ben nişanlıyım, aileme destek oluyorum ve kendi çeyizimi alıyorum. Burası bize güzel istihdam sağlıyor.” dedi.

Rabia Kemal de kız kardeşiyle kentin tek çanta fabrikasında çalıştıklarını, buradan elde ettikleri kazançla ailelerine destek olup ihtiyaçları karşıladıklarını anlattı.

Bu tarz fabrikaların istihdam için önemine dikkati çeken Kemal, şunları kaydetti:

“Ekonomik özgürlüğümüzü almamız, kendi ihtiyaçlarımızı karşılamamız için bu iş büyük bir avantaj. Her işin kendine ait zorlukları vardır. Bir işte başarı sağlamak istiyorsanız öncelikle o işi sevmeniz ve benimsemeniz gerekiyor. Bunları sağladıktan sonra zaten o işin kolaylığı her şekilde oluyor. Hem meslek hem de sanat icra ediyoruz.”

Trabzonlu Emine Keleş de ev kadını olduğunu, daha önce çalışmadığını belirterek, çanta ürettikleri için mutlu olduğunu söyledi.

Ustabaşı Volkan Aybay, fabrikada çalışanların 6 aylık eğitimden sonra işe başlayıp meslek sahibi olduklarına ifade etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/agrida-kurulan-fabrikada-uretilen-kadin-cantalari-ihrac-ediliyor/feed/ 0