ANKARA – Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde geliştirilen faydalı böcek salım kutularıyla, bitkilere zarar veren böceklerin engellenmesi ve tarımda ilaçlamanın yan etkilerinin önlenmesi amaçlanıyor.
Tarımda verimli üretimin önüne geçen en önemli sorunlardan bir tanesi bilinçsiz ilaçlamalar. Bu ilaçlamalar zararlı böcekleri bitkilerden uzak tutması için yapılmasına rağmen zaman zaman istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabiliyor. Gıda ürünlerinin doğru temizlenmemesi halinde ilaç partiküllerinin tüketicilerde sağlık problemleri oluşturması olumsuz örneklerden sadece bir tanesi.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümünün Biyolojik Mücadele Laboratuvarında üretilen ‘Trichogramma Evanescens’ türündeki böcekler, faydalı böcek salım kutularında ağaç dallarına asılıyor. Kutuların içerisinden çıkan böcekler, zararlı böceklerin içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile zararlı böcekler imha ediliyor. İmha edilen böceğin içindeki yumurtadan çıkan faydalı böcekler ise biyolojik mücadeleyi devam ettiriyor. Bu sayede tarımdaki ilaçlamaya karşı alternatif oluşturulurken biyolojik mücadelede daha az bütçe ile daha fazla etki oluşturulabiliyor.
Bitki Koruma bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cem Özkan, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, tarım ürünlerini ve doğayı zararlı böceklerden korumak amacıyla faydalı böcek üretimi çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade etti.
Tarım ilacına alternatif oluşturulmalı
Prof. Dr. Özkan, zararlı böceklere karşı kimyasal mücadele ve tarım ilaçlarına alternatif oluşturduklarını belirterek, “Tarım ilaçları istenilen bir uygulama mı? Hayır. Yüzde 1’i hedefe gidiyor geri kalanı toprağa ve suya karışıyor. Birde ürünlerin üzerinde kalıntı kaldığı için bunu yiyen insanlarda sağlık sorunları çıkıyor. Bu ürünler ihraç edildiğinde geri dönüyor. Dolayısıyla tarım ilacına alternatif yöntemlerde çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Akıllı böcek ve akıllı çiftçi dönemi
40 yılın üzerinde faydalı ve akıllı böcek üretimi için çalıştıklarını vurgulayan Özkan, “Bizim sloganımızda akıllı böcek ve akıllı çiftçi. Bizim çiftçilerimiz tarım ilacı yerine faydalı böcekleri kullandığında çevremiz kirlenmiyor. Biyolojik çeşitlilik kaybı olmuyor. İnsanda sağlık problemleri olmuyor ve ürünlerimiz yurt dışından geri dönmüyor” diye konuştu.
“Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır”
Türkiye’nin biyolojik mücadele açısından dünyanın en zengin ülkelerinden bir tanesi olduğuna işaret eden Özkan, “Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği Avrupa kıtasından çok daha fazla. Bu biyoloji çeşitliliğimiz katma değerli ürünlere nasıl dönüştüreceğimiz konusunda istenilen durumda değiliz. 40 yıldır bu faydalı böceklerle çalışıyoruz. Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır” dedi.
Gençler tarım ilacı yerine faydalı böcek üretiyor
Tarım ilaçlarına alternatif olabilmesi için söz konusu faydalı böceklerin en ekonomik ve etkili üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özkan, “40 yılda biz bunları geliştirdik. Teknokentte genç ziraat mühendislerimiz var. Onlar ödül aldı ve Ankara Üniversitesindeki genç girişimcilerimiz ile birlikte çalışıyorlar. Tarım ilacı yerine bu faydalı böcekleri üretiyorlar” kaydetti.
“Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz”
Faydalı böcek salım kutularının özelliklerini anlatan Özkan, şunları kaydetti:
“Bunun içinde faydalı böcek var. Biz bu böceklere ‘akıllı böcek’ diyoruz. Bunun içerisinde 5 bin tane faydalı böcek var. Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz. Biz bunları ürettikten sonra üreticilere hemen veriyoruz. Üreticilerimiz birçok üründe asıyor bitkilerine. Buradan çıkan faydalı böcek zararlıyı arıyor ve buluyor ajan gibi. Bulduktan sonra içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile onu imha ediyor. İçinden tekrar bir faydalı böcek çıkıyor. Bu biyolojik müdahale sürdürülebilir tek mücadele yöntemi ve Türkiye’nin müthiş bir şansı var. Bu faydalı böceklerin ana vatanı Türkiye.”
“Yabancılar bu böcekleri kendi çiftçilerine veriyor”
Yurtdışından Türkiye’ye söz konusu biyolojik mücadeleyi takip etmek için çok sayıda araştırmacının geldiğini söyleyen Özkan, “Yabancılar geliyor izinsiz bu faydalı böcekleri götürüyorlar kendi çiftçilere veriyorlar. Bize de tarım ilaçlarını satıyorlar. Dolayısıyla her yıl 600 milyon dolarlık tarım ilacı alıyoruz. Bunu yoğun ve bilinçsiz kullandığımız zaman biz ekonomik olarak istenilen düzeyde bir tarım yapamıyoruz. Bu akıllı böcekler şu anda çiftçiyle buluştu. Elmada, bağda, narda, cevizde, meyve ve sebzelerde çok aktif olarak kullanılıyor” açıklamasında bulundu.
“İhracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor”
İki bin dekarlık üretim alanında 50’nin üzerinde çiftçinin söz konusu uygulamaları yaptığını aktaran Özkan, “Ar-Ge çalışmalarımız oturdu, üretimimizde bir sorunumuz yok. Alandaki çalışmalarımız ve üreticilerimiz çok memnun. Verimlilik kaybı yaşamıyorlar ve sağlıklı ürünlere ulaşıyorlar. Bizim ürettiğimiz ürünler yurt dışına gittiği zaman geri dönmüyor. Dolayısıyla burada ihracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor” ifadesini kullandı.
Faydalı böcekleri kibrit kutusu kadar bir bölüme kitle üretim teknolojisiyle sığdırdıklarını dile getiren Özkan, “Bununla ilgili bir yayın bulamazsınız. Her ülke bunun sırrını elinde tutar. 40 yıldır aynı konu üzerinde çalışarak 16 tane şirket kurduk gençlerimizle. Şirketler sır olan bu çalışmaları ortaya geliştirdiler ve şuan da yabancı ülkelerle rekabet edebilecek üretim teknolojisi elimizde” dedi.
Genç ziraat mühendislerinin Türkiye’nin tarımda kalkınmasını ve sürdürülebilirliği devam ettirmesi için yoğun çaba sarf ettiğine dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu:
“Bizim gençlerimiz ‘Biz bu faydalı böcekleri yurt dışındaki çiftçilere satacağız’ diyor. Devletimizin katkı sağlaması durumunda biz hem gıda güvenliğimizi sağlarız hem tarımda marka ürünler üretiriz hem de bu faydalı böcekleri yurt dışına satabiliriz. Birçok ziraat mühendisimize de iş imkanı sağlamış oluruz. Kitle üretim teknolojisiyle ürünü bu hale getirdik ve kit haline getirdik. Üretici sadece bunu alıyor ve alanına asıyor. Buradan çıkan faydalı böcekler zararlıları imha ediyor.”
]]>Dünyada bal üretiminde 95 bin arıcısı ile önemli bir sırada yer alan Türkiye’de en çok bal üretimi Ordu’da yapılıyor. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu Ordu’da yaklaşık 100 bin kişi geçimini bu sektörden sağlıyor. 550 bin koloninin olduğu kentte sektör, merdiven altında üretilen sahte ballar ile tehlikeye uğruyor.
“Bir kilo balın maliyeti 126 TL”
Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, marketlerde bal adı altında ucuza satılan ürünlerin insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, arıcılık sektörünü de olumsuz etkilediğini söyledi. Çiftçi, “Arıcı birlikleri olarak her yıl olduğu gibi bu yılda bal maliyetleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız. Buradaki en temel amacımız Türkiye’de bal üretimi yapan arıcılık işletmelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, bal kalitesi ve kovan başına verimin artırılıp dünya ortalaması seviyesine çıkmaktır. Biz bir kilo balın 126 TL maliyeti olduğunu yaptığımız çalışmalarda belirlemiştik. Ancak bugün market raflarında 50-60 liraya satılan bal adı altında ürünler var. Bu ürünler olduğu müddetçe de arıcılarımızın ürettiği ürünler hak ettiği değere ulaşmıyor. Merdiven altı üretimin önüne geçilmeli ve üreticilerimiz tarafından üretilen ballar maliyetlerinin üzerinde satılmalı. Üreticinin de refah seviyesi mutlaka yükseltilmeli” diye konuştu.
“Sahte ballar ihracatta da sorunlara neden oluyor”
Çiftçi, arıcılığın sürdürülebilir hale gelmesi için denetimlerin artması gerektiğini belirterek, “Doğadaki polinasyonun yüzde 40’ı arılar tarafından sağlanıyor. Merdiven altı yani tağşişli, arı görmeden bal adı altında satılan ürünlerin ayırt edilmesi için bakanlığımız bütçe ayırarak, tanesi 3 milyon olan NMR cihazı alınmıştı. Şuanda arıcılarımız maliyetin altında bal satıyor. Arıcılarımız ürettiği ballar elinde ve bu şekilde devam ederse arıcılık bitme noktasına gelir. Sonuçta Ordu’da 3 bin 500, Türkiye’de 95 bin arıcı bu meslekten ekmek yiyor. Bu maliyetler karşısında biz bal üretemez hale geldiğimizde merdiven altı ballar böyle giderse daha da artacak. Bu merdiven altı ballar ile ilgili ihracat yönünden de sıkıntılar var. Dünyanın farklı ülkelerinden ve ihraç ettiğimiz ballar ile ilgili sıkıntılar çıkıyor. Bakanlığımız üreticisini ve doğadaki polinasyonu düşünmeli, arıcılık sürdürülebilir hale gelmeli. Bu konuda destek sağlanırsa da hem arıcılarımız kazançlı çıkar, tüketici de düzgün bal yemiş olur” ifadelerine yer verdi.
“Enzimler ile yapılan ‘sahte bal’ insan sağlığını olumsuz etkiliyor”
“Marketlerde 50-60 liraya satılan ürünlere bal dememek lazım” diyen Çiftçi, şunları söyledi:
“Bir balın sadece dolum maliyeti kavanozu ve kapağı ile birlikte 30 TL. Ancak şuan market raflarında 60 liraya ballar var. Bunların içerisinde birileri ne olduğunu anlatsın, insanlar ne yediğini bilsin. Sonuçta bunlar enzimler ile yapılıyor, enzimler ile yapılan bir ürünün insan sağlığına zararının ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle merdiven altı üretimlerin mutlaka önüne geçilmeli.” – ORDU
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi, üretim aşamasında zorlanan çiftçilere sağladığı tarımsal desteklerle çiftçinin ve üreticinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Üreticilere alternatif gelir kapıları yaratmak adına bölgeye özgü fide, fidan desteği veren Büyükşehir sayesinde yüzde 50 hibe ile verilen avokado fidanlarını alan üreticiler, hasat yapmanın mutluluğunu yaşadı.
Her geçen gün girdi maliyetlerinde yaşanan artıştan dolayı üretim aşamasında zorlanan üreticilerin yanında olan Büyükşehir, bölgeye özgü alternatif ürünlerin yetişmesini sağlarken, üreticilere de yeni gelir kapıları açarak hem cebine hem aile bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyor.
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yüzde 50 hibe ile verilen avokado fidan desteği ile hem bölgedeki atıl vaziyetteki arazilerin değerlendirilmesine, hem de üretim alanlarının genişlemesine olanak sunuluyor. Üretim aşamasında fide dikiminden toplanmasına, hasadından pazarlamasına kadar üreticinin her an yanında olan Büyükşehir ile avokado üreticileri, hasat yapmaya başlamanın mutluluğunu yaşadı.
SEÇKİN: “AVOKADO, MALİYETİ AZ OLUP GETİRİSİ YÜKSEK BİR ÜRÜN”
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Aysun Seçkin, avokado fidanı dağıtımı projesine 2020 yılında başladıklarını ve 4 yıldır da avokado üreticilerine ulaştıklarını kaydetti. Türkiye’nin, iklim değişiklikleri sonucu subtropikal iklim kuşağından tropikal iklim kuşağına evrildiğini söyleyen Seçkin, “Çiftçilerimize yeni ürünler getirmemiz ve alternatif ürünler sunmamız gerekiyordu. Bu noktada tropikal ürünler içerisinden, bölgemize uyum sağlayabilecek çeşitleri seçtik ve getirdik. Bunların başında piyasaya avokadoyla girdik. Vatandaşın talebi çok fazla. Mersin sahil kesiminin neredeyse tamamında yetiştirilebilecek bir ürün. İhracata da giden bu ürünün maliyeti az olup, getirisi yüksek” dedi.
“4 YIL BOYUNCA 1160 ÜRETİCİMİZE 22 BİN 377 ADET AVOKADO FİDANI DAĞITTIK”
Avokado’nun ilaç, gübre gibi girdi maliyetlerinin oldukça düşük, getirisinin ise bir o kadar yüksek olduğunu ve çiftçinin şu andaki ekonomik koşullarda gerçekten ihtiyaç duyacağı bir ürün olduğunu kaydeden Seçkin, “Pazarda veya markette hem tekli hem de kiloyla satılabilen bir ürün. Mersin genelinde 4 yıl boyunca 1160 üreticimize, toplamda 22 bin 377 adet avokado fidan dağıtımı gerçekleştirdik. Bu fidanların hepsi yüzde 50 hibeli. Fidanlarımız oldukça kaliteli ve 2 yaşındaki fidanlar. Üreticiye ulaştırdığımız bu fidanları, üretim aşamasında sürekli takip ediyoruz. Atıl vaziyetteki bahçeleri, avokado bahçesi olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.
DOĞAN: “AVOKADO, DÜNYA ÇAPINDA VE KOLAYCA İHRAÇ EDEBİLECEĞİMİZ BİR ÜRÜN”
Anamur Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin proje üretirken ilçeleri baz aldığını ve çok güzel projeler ürettiğini söyleyerek, “Bizim bölgemiz deniz kenarı olduğu için, subtropikal ve tropikal iklime çok uygun. Biz de tarımsal faaliyetlerde belediye ile iş birliği yaparak avokadoyu, ejder meyvesini, pasiflorayı, kamkat gibi ürünleri ihraç edilebilecek duruma getirmek için çaba sarf ediyoruz. Üreticilerimize az masrafla, daha kaliteli ve daha pahalıya satabileceği, daha az alandan daha çok kazanabileceği ürünleri tavsiye ediyoruz ve onları ekim dikimde de yalnız bırakmıyoruz. Aynı zamanda ürünleri almayı da garanti ederek garantör oluyoruz” dedi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in Ziraat Mühendisi olmasının, üreticiler için oldukça avantajlıı olduğunu dile getiren Doğan, “Avokado, dünya çapında ve yüzyıl boyunca ihraç edebileceğimiz bir ürün. Pasiflora fidanı ilk dağıtılmaya başlandığında, meyvesi Türkiye’de 30 ile 70 lira arasında satılırken, Fransa’da 15 euro. Biz bunu neden ihraç etmeyelim? Büyükşehir Belediyesi’nin de destekleriyle, bu ürünü çok iyi rakamlara satıp üretimini tamamen Türkiye’nin bir milli gururu gibi taşıyalım. Biz dışarıda yetişen tüm meyveleri burada yetiştirebilecek kadar eğitim alıyoruz, uğraşıyoruz ve çalışıyoruz. Bizim sadece desteğe ihtiyacımız var. Bunu da Büyükşehir karşılıyor” diye konuştu.
ÜRETİCİ TORU VE ÖZALP, BÜYÜKŞEHİR’İN TARIM DESTEĞİ İLE HASATLARINI YAPTI
Avokado üreticisi Sabit Toru, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 hibe ile verdiği avokado desteğinden faydalandığını ve 3. yılında hasat yapmaya başladığını belirtti. Toru, şu an ağaçlardan 15-20 kilograma yakın verim aldığını ve ağaç yaşına göre önümüzdeki yıllarda bu verimin daha çok artacağını söyleyerek, “Bizim verim almamız aslında ağaç başına göre değil, dönüm bazlı oluyor. Mesela bir dönüme 30 ağaç dikiliyor ve bin metrekarede 7-8 yaşına gelmiş ağaçların olduğu bir yerden, aşağı yukarı piyasa endeksine bağlı olarak 150 bin liranın üzerinde gelir elde edilir” dedi.
Anamur’da daha önce fıstık, susam, mısır gibi ürünlerden gelir elde edildiğini, şimdilerde ise üreticilerin alternatif ürünlere yöneldiğini aktaran Toru, “Bu ürünler Anamur’un tropikal şartlarına ve bu iklime uygun olmalıydı. Buna da belediyemiz ön ayak oldu ve hibe verdi. Bunların arasında avokado birinci sırada. Şu anda hem pazarı oluşmuş vaziyette ve ihracatı var, hem de metrekarede dönüm bazında geliri daha fazla. Büyükşehir Belediyesi pasiflorada da öncülük yaparak, bizlere onu da vermişti. Pasiflora fidanı da ektik. Burası tropikal iklime yakın olduğu için, bu bölgede bu ürünlerden daha iyi gelir elde ediliyor” diye konuştu.
Hem kooperatif, hem de üreticiler olarak temel düşüncelerinin minimum maliyet, maksimum kazanç olduğunu dile getiren Toru, “Muz da tropikal bitkiye giriyor, ama muza eğer gübre vermezsek yetiştiremeyiz. Bunun maliyeti muza göre onda bir. Gübre maliyetleri birkaç yılda 4-5 katına çıkınca ve Büyükşehir Belediyesi de destek verince, tropik ürünlere yöneldik. Sera maliyetleri de zaten fırladı. Avokado, mango, ejder gibi ürünlerden iyi gelir elde ediyoruz. Çünkü hem maliyeti, hem de işçiliği düşük” ifadelerini kullandı.
ÖZALP: “YENİ BİR HAYATA BAŞLAMIŞ GİBİYİZ”
Çok uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra memleketi Mersin’e dönen ve bir uğraş edinmek için eşiyle birlikte avokado üreticiliği yapmaya başlayan Bayram Ali Özalp, “Başkanımız Vahap Seçer’den fidan dağıtımını duyduk. Eşim başvuruda bulundu. Çıkınca fidanları aldık ve diktik. Başkanımız Vahap Seçer’in çiftçilere katkılarından dolayı teşekkür ederim. Çok memnunum. İyi ki gelmişiz ve iyi ki bahçeyle uğraşmışız. Çok mutluyuz ve sanki yeni bir hayata başlamış gibiyiz” dedi.
]]>