AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, AK Parti İzmir İl Başkanlığında Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi üyeleriyle kahvaltı buluşmasında bir araya geldi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da yer aldığı toplantı sonrası basın kuruluşlarına açıklama yapan Dağ, 31 Mart seçimlerinde başarılı olmaları dahilinde şehir planlamalarında mimar ve mühendis meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarını söyledi.
“Bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var”
Mimarlar ve mühendislerin Bayraklı ve İzmir’de benzersiz eserlere imza attıklarını belirten Hamza Dağ, açıklamasında meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarının vurgusunu yaptı. Dağ, “Çocukken birçoğumuzun “büyüyünce ne olmak istiyorsun” sorusuna verdiği cevabı, çoğu evladımızın hayalini yaşıyorsunuz. Bayraklımızda, İzmir’imizde birçok benzersiz esere imzalarınızı atıyorsunuz. Dokunuşlarınızla şehrimize ruh katıyorsunuz. Mimarlar ve Mühendisler Grubu İzmir Teşkilatının kıymetli mensupları, değerli arkadaşlarım, 1 Nisan sabahı desteklerinizle işbaşına geldiğimizde yine sizlerle birlikte yapacağımız çok iş var. 5 yılda şehrimize kazandıracağımız yüzlerce eser var. Yollarımız, köprülerimiz, kavşaklarımız var. Acil dönüşüm bekleyen yapılarımız var. İnsanlarımızın hizmetine sunacağımız sosyal tesislerimiz, parklarımız bahçelerimiz var. Gençlerimize miras bırakacağımız kütüphanelerimiz, bilim ve teknoloji merkezlerimiz var. Yaşlılarımızı misafir edeceğimiz huzurevlerimiz, yaşlı bakım merkezlerimiz var. Anlayacağınız bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var” dedi.
“Vizyon projelerde size ihtiyacımız var”
Mimar ve mühendislerin tecrübelerinden faydalanacaklarını söyleyen Dağ, “Sadece alt ve üst yapıyı değil, şehrimizin karasında, havasında, denizinde ortaya koyacağımız çalışmalarda, hayata geçireceğimiz vizyon projelerde size ihtiyacımız var. Bunların hiçbirini siz olmadan yapmamız mümkün değil. Sizlerin desteğiyle emaneti teslim aldığımızda, önümüzdeki 5 yılda en yakın çalışma arkadaşlarımız yine sizler olacaksınız. Bu şehrin her sokağında, her caddesinde beraber ter dökeceğiz. Şehrimizin çehresini sizlerle el ele vererek değiştireceğiz. Eşsiz İzmir vizyonumuzu sizlerin emeğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Kısacası yoluyla, köprüsüyle, altyapısıyla, konutuyla, yeşil alanıyla İzmir’i birçok alanda yeniden inşa edeceğiz. Eşsiz İzmir’i sizlerle daha eşsiz hale getireceğiz. Tecrübelerinizden faydalanarak, ortak akıl ve istişare kültürünü benimseyerek ilerleyeceğiz. Görev süremizin sonunda da hemşehrilerimize daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha sürdürülebilir kent hediye edeceğiz” diye konuştu.
“365 gün 6 saat mesai harcayacağız”
Kent için ortaya koyduğu projelerinin tümünde mimar ve mühendislerle mesai harcayacağına dikkat çeken Hamza Dağ, “Evet, İzmir’imizde şu an saymakla bitiremeyeceğimiz birçok esere imza atacağız ama peki ya burada, Bayraklımız için neler yapacağız? Yeni çevreyolunu inşa ederek Menemen-Bayraklı arasında trafikte kalma süresini 10 dakikaya düşüreceğiz. İZBAN’ı Çiğli, Konak, Gaziemir ve Torbalı’da yapacağımız gibi Bayraklı’da da yerin altına alacağız. Bayraklı Smyrna Meydanı’na köprülü kavşak inşa edeceğiz. Altınyol Caddesi üzerine yapacağımız battı çıktı ile, Bayraklı’yı denizle buluşturacağız. Şehir Hastanesi-Altınyol bağlantı yolu, Bayraklı – Karşıyaka Dağ Yolu gibi yeni alternatif yollar açacağız. Bayraklı-Turan bölgesine İzmir bahçesi kazandıracağız. Şehir genelinde doğalgaz altyapısını genişletecek, ilçemizdeki doğalgaz altyapı çalışmalarının önündeki engelleri de hızlıca kaldıracağız. Bunların hepsini birlikte yapacağız. Bir projede birinizle, bir başkasında diğerinizle çalışacağız. Sahada çalışmaya imkan bulamadıklarımızla da masada çalışacağız. Mutlaka ama mutlaka mimarlarımızla, mühendislerimizle 365 gün 6 saat mesai harcayacağız. Ben İzmir için elimi değil, gövdemi ortaya koyuyorum. ve size söz veriyorum, şehrimiz için taş üstüne taş koyan herkesin en büyük destekçisi olacağım” sözlerine yer verdi. – İZMİR
]]>“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”
Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”
Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.
Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”
]]>AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, Büyükdere Mahallesi Kaplanlı Caddesi’ndeki büronun açılışında yaptığı konuşmada, 60 gündür sahalarda olduklarını belirterek, yola çıktıkları günden itibaren “başkan sahada” mottosuyla Eskişehir’in sorunlarını dile getirdiklerini söyledi.
Her sorunu dile getirdiklerinde CHP’nin trollerle, medya baronlarıyla, genel başkanlarla ve il başkanlarıyla üstüne geldiğini kaydeden Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalan söylüyor, yapamaz, edemez.’ Biz kötü bir şey söylemiyoruz ki sizlere bir şey söylemiyoruz. CHP’ye de bir şey söylemiyoruz. CHP’ye gönül veren hemşehrilerimize de hiçbir şey söylemiyoruz. Biz diyoruz ki ‘Eskişehir’in kronikleşmiş sorunları var. Eskişehir’in bir trafik problemi var. Bunu çözeceğiz’ diyoruz. Projeler sunuyoruz. ’15 tane katlı kavşak yapacağız diyoruz. Tramvayı yer altına alacağız’ diyoruz. Bunda kötü bir şey var mı? Söyleyin, hemşehrilerim.” diye konuştu.
Sorunları kendisine vatandaşların söylediğini ve bunlara çözüm önerileri sunduğunu dile getiren Hatipoğlu, “Projeleri yapıyorum. Sizlere diyorum ki ‘Bu trafik problemini çözeceğim.’ Gittiğim yerlerde diyorlar ki ‘Su problemi var. Çeşmeden suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Sular çok pahalı.’ Ondan sonra buna çalışıyorum. Çalışmamın sonucunda şu çıkıyor. ‘4 milyar liralık yatırım yapacağım. Suyu içilebilir hale getireceğim. Su fiyatlarını yüzde 40 aşağı indireceğim’ diyorum. Ona da bahane buluyorlar. Beni yalancılıkla suçluyorlar. Tüm medyalarıyla, medya patronlarıyla bana hakaret ediyorlar. Ben kötü bir şey mi söylüyorum? ‘İçilebilir su yapacağım. Su fiyatlarını aşağı çekeceğim’ diyorum. Suçsa ben suçluyum. Niye bunlar benim üstüme geliyor? Ben bunları yüzüne vurduğum için mi? Yıllardır yapılamayan yatırımları söylediğim için mi?” dedi.
Hatipoğlu, Eskişehir’in ilçelerde çok büyük bir çevre felaketi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arıtma yok. Seyitgazi’ye, Sarıcakaya’ya, Mihalgazi’ye gittim. Sakarya Nehri’ne, Mihalgazi’nin, Sarıcakaya’nın bütün evsel atıkları akıyor. Zamanında arıtmayı yapmamışsın. O Sakarya Nehri’nde balık tutan arkadaşlar söylüyor, ’25 çeşit balık vardı. Bugün balık yok’ diyor. Eskişehir’de çevre felaketi var. Bunu söylemeyeyim mi ben? Bunu dile getirmeyeyim mi? Vatandaşlarıma ‘Arıtma tesisi yapacağım demeyim mi?’ Ben ne diyeceğimi anlamadım. Ne desem beni suçlu buluyorlar.”
Tramvay hatlarını yer altına alacağı vaadinde bulunduğunu hatırlatan Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalancısın, sen yapamazsın. Yerin altında su var.’ Biz hızlı treni yer altına indirmedik mi? İstanbul’da Anadolu yakasından Avrupa yakasına treni geçirmedik mi, yer altından suyun içinden? Niye yapamıyoruz? Diyorum ki ‘Vatandaşlarımızın deprem riski var. Kentsel dönüşüm yapmam lazım’ diyorum. ‘Yapamazsın’ diyorlar. Niye yapmayayım? Vatandaşlarımız bir yıl önce deprem yaşadı. Hayatlarını mı kaybetsinler? 1999 yılı öncesi yapılan evlerin hepsi çürük. Mahallelerde sıkıntı var. ‘Bunlara imar vereceğiz. 5 kat buraları dönüştüreceğiz’ diyoruz. Bizi yalancılıkla suçluyorlar. Siz yapamıyorsanız biz de yapamayacağız anlamına gelmez. 25 yıldır 24 adet kentsel dönüşüm yaptınız. Bunu siz yapamıyorsanız bizi yalancılıkla suçlamayın. İnşallah 5 yıl içinde 25 bin konutun kentsel dönüşümünü yapacağım. Buradan hepinize söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.
Hatipoğlu, Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp’le birlikte ilçede gençlik merkezleri ve ücretsiz kreşler açarak ilçeye çağ atlatacaklarını vurguladı.
Mevcut büyükşehir belediyesi yönetiminde belediyedeki kadın istihdamının 25 yılda yüzde 5 gerileme gösterdiğini aktaran Hatipoğlu, göreve gelmeleri halinde belediyede kadın istihdamına önem vereceklerini ifade etti.
AK Parti’nin Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp ise Odunpazarı’nın 85 mahallesi, 440 bin nüfusuyla birçok ilden büyük bir yer olduğunu belirtti.
85 mahalleye aynı hizmeti yapacaklarını vurgulayan Alp, “Büyükdere Mahallesi’ndeyiz. Burayı hep kendilerinin arka bahçesi zannedenler, aslında Büyükdere’ye de hizmet yapmadılar. Şurada 12-13 katlı binalar var. Arkasında imar 2 kat. Gündoğdu, Huzur, Erenköy, Emek, 71 Evler mahalleleri, her taraftaki imar sorununu çözeceğiz. Altyapı sorununu çözeceğiz.” dedi.
İlçedeki tüm mahallelere spor salonları, gençlik merkezleri ve yaşlı bakım evleri yapacaklarını söyleyen Alp, “Artık Odunpazarı 85 mahallesiyle birlikte hizmet alacak. Eskişehir’in en güzel mahalleleri Odunpazarı’nda olacak. Çünkü Odunpazarı’nı birlikte yöneteceğiz. Halkımızın istedikleriyle birlikte çalışacağız. ‘Biz yaptık, oldu’ demeyeceğiz. Beraber yapacağız. Beraber yöneteceğiz.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından büronun açılış kurdelesini, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer, MHP Odunpazarı İlçe Başkanı Okan Ekşi, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan adayı Hamid Yüzügüllü ve AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Emre Aydın kesti.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Manisa programı öncesi, 2 gün önce Bursa’da açmış olduğu CHP Osmangazi İlçe Başkanlığa gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe binalarının görünür olmasını, il binalarının görünür olmasını, partimize layık olmasını çok önemsiyorum. Çünkü boşuna söylenmiş bir söz değildir, baba evi. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kuruluş tarihi olarak da Sivas Kongresi’ni 1919’da 5 Eylül günü toplanan Sivas Kongresini işaret etmektedir. Öyle olunca Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları kendisine ve partimize layık olmak durumundadır. Bursalıları, Osmangazi’deki herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi’deki baba evine bir çayımızı içmeye davet ediyorum. Adresi dünyanın öbür ucundan tarif etsek elinizle koymuş gibi bulursunuz. Bursa’da Ulu Cami’nin tam karşısındayız” diye konuştu.
Yoğun bir seçim temposu içerisinde olduklarını belirten Özel, “Bu tempo içinde sürekli gelişmeler oluyor. Son olarak da bir gelişme oldu. Gerçekten hani yanıt vermek, gazeteci arkadaşlar soruyorlar, insan utanç duyuyor, hicap duyuyor. Dün AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ’31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarından Gazze’nin umutlanacağını söylemiş. Ayrıca, kendisi kazanırsa, Gazze’ye insani yardımda bulunacağını bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu da söylemiş. Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık ve bir tarafı sahtekarlıktır. Bu kadar ucuz siyaset olmaz. Türkiye’nin bütün belediyelerimizin Kızılay’ın AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor. Refah Sınır Kapısı’nda Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin tek bir gündemi olduğunu belirten Özel, ekonomik kriz dışında, hayat pahalılığı dışında, zam dışında hiçbir konunun olmadığını söyledi. Özel, “Açlık sınırı, 16 bin 200 lira olarak açıklandı. Yani emekli 10 bin lira alacak ve tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Büyük bir haksızlık. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. O diyor ki bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem. Emekli karta ihtiyaç olduğunu bir kez daha yeniliyorum. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil, 800 milyon liraya ihtiyaç var. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri, 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün herkesi 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum. Son sözüm şudur. Bursa’dayız. Osmangazi’deyiz. Osmangazi’de de. Bursa Büyükşehir’de de seçim çok çok iyi gitmektedir. Ben Osmangazi’ye iki gün önce geldim. Bugün gelip ilçe başkanlığımızda çay içmek, ziyaret etmek için geldim. Bir Nisan günü sabah, Ankara’da da olsam, Manisa’da da olsam, mazbatayı ne gün alırlarsa ertesi günü başkanımın kahvesini içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyorum. Osmangazi’de, Erkan Başkan’ın çayını içeceğim. Onunla birlikte, bütün örgütümüzle birlikte sade kahve içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bakın ben Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ay yıldızlı bayrak olacak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak. Bizim ittifakımız Türkiye ittifakı rengi kırmızı beyaz. Bursa’nın ittifakının adı. Bursa ittifakı, rengi yeşil beyaz” dedi. – BURSA
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için Kastamonu’yu ziyaret etti. Bakan Tunç’un ilk durağı Kastamonu Valiliği oldu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret eden Bakan Tunç, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Tunç, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam eden 8’inci Yargı Paketi, ve seçim güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“Terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz”
Terörle mücadele ve suç örgütlerinin temizlenmesi noktasındaki kararlılıklarını yasal düzenleme ve uygulama bakımından sürdürmeye kararlı olduklarını ifade eden Bakan Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmeleri devam eden 8’inci Yargı Paketinin 16 maddesi gece yarısı, milletvekillerimizin yoğun çabası ile kabul edildi. 43 maddeden oluşuyor, devam eden maddeleri var. Buradaki amaç yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, vatandaşlarımızın adalet hizmetlerinden memnuniyetinin en üst seviyeye çıkartmak, yargının hızlandırılmasına yönelik usuli düzenlemeleri hayata geçirmek. Yine Anayasa Mahkemesinin süreç içerisinde iptal ettiği usule ilişkin maddeler vardı, onların düzenlenmesine yönelik maddeler var. Suçla etkin mücadele, terörle etkin mücadele bakımından önemli gördüğümüz hususlar var. Kişisel verilerin korunması hassasiyetle korunması gerekiyor. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin yurtdışına aktarılması hususunda sorumlulukları belirleyen, o şirketlere veri sorumlusu ve onların cezai mahiyelerini belirleyen önemli düzenlemeler var. Türk Ceza Kanunu’nun hem suç örgütleri bakımından hem de terör örgütleri bakımından 220 ve 314. maddeleri var. O maddelerde örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kişi örgüt üyesi gibi cezalandırılır maddesi vardı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bunu ağır bir yaptırım olarak gördü, orantılı bir ceza değil şeklinde bir gerekçe ile iptal söz konusu oldu. Bu iptal neticesinde yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek gerekiyor. Terörle mücadelede bir zafiyetin olmaması gerekiyor. Şu anda milletvekillerimiz duyarlı davrandılar ve bir an önce o maddenin düzenlemesi ile ilgili teklifi genel kurulun önüne getirdiler. Genel kurulda görüşülüyor. Orada terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz” dedi.
“Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme”
Hak ihlalleri ile ilgili önemli bir maddenin de görüşüldüğünü kaydeden Tunç, “Uzun yargılamalardan dolayı hak ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurular vardı. Biz şimdi bir düzenleme yaparak bütün yargılamalardan dolayı ve koruma tedbirleri, ceza mahkemeleri çerçevesinde haksız tutuklama, haksız yakalama, beraat ettikten sonra gözaltına alınmaları talepleri nedeniyle Anayasa Mahkemesine tazminat talepleri vardı. Anayasa Mahkemesine gitmeden Adalet Bakanlığındaki Tazminat Komisyonuna başvurularını düzenleyen bir madde var. Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme” diye konuştu.
“Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz”
9. Yargı Paketi’nin yerel seçimlerden sonra gündeme getirileceğini kaydeden Bakan Tunç, “Yargılamaların uzun sürmemesi noktasındaki çalışmalarımız da devam ediyor. Yargının hızlandırılması hem bu teklifte var hem de 9. Yargı Paketi hazırlıklarını neredeyse tamamladık. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz. Orada da yargının hızlandırılmasına yönelik, Ceza Mahkemesi Kanunundan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya ve suçla mücadeleye yönelik önemli tekliflerimiz, düzenlememiz olacak ve milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız” şeklinde konuştu.
“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu”
“Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor” ifadelerine yer veren Bakan Tunç, “Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden 2 haftadır” ifadelerini kullandı.
“İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır”
Basit yaralamalara yönelik yapılacak düzenlemeyle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri, teröre finansman sağlayan önemli bir düzenleme var. O da TMSF’nin kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanımızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir” şeklinde konuştu.
“Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur”
Seçim güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yoktur. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Sandıklar, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve YSK vardır. Hem partilerin hem de yargının gözetim ve denetimindedir. Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşiyor. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır, herkes komşularının sandığında oy kullanacağını görür. Seçim tutanakları YSK’nın resmi sitelerinde yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. O nedenle Türkiye’nin seçimleri örnek seçimdir. Dolayısıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın, YSK’nın aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Adaylıklarla ilgili itirazlar söz konusu. Bu itirazlarla ilgili ilçe seçim kurullarının vermiş olduğu kararlar il seçim kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa YSK’ya gider, onun da vereceği karar kesin olur. Hak ihlali olmadan süreç devam eder” dedi. – KASTAMONU
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TRT Haber canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı. Mevcut yönetimin, trafik sorunu ve depreme hazırlık konusundaki performansıyla İstanbulluları usandırdığını, bıktırdığını, üzdüğünü ve yorduğunu belirten Kurum, “Sabırsızlıkla 31 Mart’ın gelmesini bekliyorlar. Değişim gerçekleşsin istiyorlar. ‘Gerçek Belediyecilik’le ifade ediyoruz, İstanbullu, sorunlarını çözecek bir başkan istiyor. 5 yıllık kırgınlık, üzgünlük, bir umuda dönmüş. 31 Mart’ta “Gerçek Belediyecilik’le tanışacak. İstanbul’un deprem sorunuyla ilgili mücadele edilen, öbür taraftan ulaşım çilesini ortadan kaldıran ve o İstanbul’umuzun her medeniyetinin, kültürünün, inancının özgürce yaşadığı huzurlu bir İstanbul’un bekliyorlar. En çok dinlediğimiz şikayet ulaşım. İnsanımız ulaşımla ilgili gerçekten içinden çıkılamaz bir hale gelen metro kuyrukları, metrobüs çilesinden bahsediyor. Arnavutköy’de otobüs hattı sorunu var. Kartal’da Uğur Mumcu Mahallesi’ne gittik; ‘Biz buradan otobüse binip Kadıköy’e giderdik, şimdi gidemiyoruz’ diyorlar” şeklinde konuştu.
İstanbulluların en büyük endişesinin deprem olduğunu vurgulayan Kurum, “Muhtemel depremle ilgili evlerinin bir an önce yenilenmesini isteyen vatandaşlar var. Bunu çok duyuyoruz. ‘Bir an önce gelin, evlerimizi yapın’ diyorlar. Bunun dışında sokak hayvanlarını duyuyoruz, taksi meselesini, sosyal yardımlardaki adaletsizliği, yeşil alan yetersizliğini, gençlerin kütüphane eksikleri ve spor alanıyla ilgili eksikleri kültür sanat alanında yeni Kültür Merkezi ihtiyaçları gibi birçok ihtiyacı bize iletiyorlar. İnsanlar en çok ilgi istiyor. Bazen öfkeleniyorlar, en çok ilgisizlik, insanlarımızın göz ardı edildiğini ve sorunlarıyla birebir uğraşılmadığını İstanbul’un 39 ilçesi söylüyor. Aylardır çalışmalarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık milletimizle paylaştığımızda bu heyecanı görüyoruz. Bizim için şantiyelerde çalışan, odağında sadece İstanbul’un geleceği olan bir başkan adayı. Nisan gelecek yüzler gelecek diyoruz” diye konuştu.
“Siz söyleyip yapıyorsunuz”
Kampanya döneminde verdiği tüm vaatleri yerine getireceğini vurgulayan Kurum; Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de, Kastamonu’da ve Giresun’da yaşanan afetlerden de söz etti. Verdikleri her sözü tuttuklarını söyleyen Kurum, “Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de depremler oldu ve oralara gittik. ‘Mustafa Paşa’da Abdullah Paşa’da Rüstem Paşa’da bütün mahallelerde dönüşüm yapacağız’ dedik. O zaman bize ‘nasıl yapacaksınız’ dediler. ‘Milletimizle el ele vererek örnek bir dönüşümü yapacağız’ dedik. 1 yılda bitireceğiz iddiasında da bulundum. Günlerce deprem bölgelerinde kaldık. Ben sokak sokak gezerken, ‘Kara Murat geliyor’ dediler. 6 ayda teslimler başladı, 1 yılda büyük bir kısmı verildi. 1 yılı geçenler de oldu. Verdiğimiz sözleri tutuk. 6 Şubat’ta etkilenen illerden biri de Elazığ’dı. Bu konutlar sayesinde, tabii ki Allah’ın takdiridir ancak can kaybı az oldu. TOKİ’de yaşayan hiçbir kardeşimizin burnu bile kanamadı” dedi.
Muhalefetin o dönem ‘parayı bulamazsınız, yetiştiremezsiniz’ eleştirileri yönelttiğini hatırlatan Kurum, “Ama ne oldu, yetiştirdik. Kastamonu Bozkurt’ta sel oldu. Giresun’da da sel oldu. ‘Yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. İzmir’i muhalefet yönetiyor. Arkadan sözleri duyuyorum; ‘Ne yapacaklar, geziyorlar’ gibi. Günlerce enkaz başında kaldık. Önce arama kurtarma yapıyorsunuz. Biz dedik ki; ‘hiç üzülmeyin enkaz altından vatandaşımızı çıkartacağız. Mal önemli değil. Yenisini yerinde yaparız’ dedik ve Bayraklı’da yaptık. Bir ablamız, ‘gerçekten siz söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz. Ben CHP’liyim. Sizinle bizimkilerin arasındaki fark, siz söylüyor ve yapıyorsunuz’ dedi” diye konuştu.
“Verdiği sözleri tutmuş biri olarak İstanbulluların karşısındayım”
Afet bölgelerinde verdikleri sözleri tuttuklarını ve milletin takdirini aldıklarını söyleyen Murat Kurum, “En son Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremde günlerce oradaydık. Öyle büyük bir milletimiz var ki; ‘Allah devletimize zeval vermesin’ dedi. Enkaz altında yavrusunu, annesini bekleyen vatandaşımız bize böyle seslendi. Bizi orada gördüler, baktılar ki onlar için çalışan birileri var. Yangınlarda, meydanlarda hep onların yanındaydım. 650 bin acil yıkılacak konut dedik. Bunların hepsini yapacağız. Hızlı bir şekilde bu inşaatlara başlayacak ve kimse memleketinden, kimse yerinden, yurdundan olmayacak. Buradaki demografik yapı nasılsa, burada yaşayan insanlarımızın ihtiyacı, beklentisi nasılsa biz bunları gerçekleştireceğiz. 3 ayda 11 ile gittik. Yerlerimizi tespit ettik. 11 ilimizde 180 bin konutu 3 ayda başlattık. Üzüldük, ağladık ama o temelleri attığımızda konutların inşaatları ilerlerken insanımızın yüzlerindeki gülümseye görseniz. ‘Biz bedava yapacağız, işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ dediler. Milletimiz yine eser siyasetinden yana oldu ve Mayıs seçimlerinden bir tavır gösterdiler. Türkiye Yüzyılında Sayın Cumhurbaşkanımızı yeniden Cumhurbaşkanı seçtiler. Biz bunları yapacağız ve zaten yapmış biriyim. Antalya’daki Muğla’daki orman yangınlarında da sözünü tutmuş, bu inşaatları yapmış biri olarak İstanbulluların karşısındayım” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da 650 bin konutu dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi”
Beş yıllık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı döneminde, Türkiye’nin 81 ilinde eserleri olduğunu hatırlatan Kurum, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesini araştırın. Birçok bakanlıktan düşük. Ama TOKİ ile, Emlak Konut’umuzla, İller Banka’mızla ve vatandaşımızla el ele verdik, başardık. ‘İşçi bulamazsınız, mühendis yok’ dediler, hepsini bulduk. İstanbul’a da bu tecrübe ile geliyoruz” dedi.
Bakan olduğu dönemde Türkiye’nin dört bir yanında birçok projeyi hayata geçirdiğini anlatan Kurum, “81 ilde izim var. Bingöl meydanında da, Ağrı’daki nehirde de, Bursa Ulu Camii etrafında da izim var. Bitlis deresindeki düzenlemede, Konya Mevlana Müzesi’nin karşısında, Ankara’nın tüm ilçelerinde, Trabzon’un Çömlekçi’sinde Rize’nin Ayder’inde Giresun’un merkezinde, Samsun Canik’te, Sinop tarihi meydanda izimiz var. İstanbul’un 39 ilçesinde bizim başlattığımız kentsel dönüşüm şantiyesini görürsünüz. 173 bin konut dönüşüyor. Hem 81 ile çalışmışız, hem de TOKİ ile 1 milyon 250 bin konut rakamına ulaşmışız. Türkiye genelinde ise 2 milyon 200 bin. İstanbul’da 800 binin dönüşümü sağlanırken, 173 bininin de devam ediyor. Tuzla’da, Pendik’te en büyük kentsel dönüşüm, Kartal Orhantepe’de kendiliğinden çöken binanın etrafında konutlarımızı görürsünüz. Kadıköy’de 15 bin konutluk şantiye bitme aşamasında. Üsküdar Çamlıca eteklerinde, Ümraniye’de dönüşüm projesi yürüyor. Ataşehir’de, Beykoz Tokatköy’deki dönüşümü görürsünüz. Beyoğlu-Okmeydanı’ndan dolayı bizim için ‘Katarlılara satacaklar’ dediler. Bulsunlar bir tane Katarlı. Güngören’de Fatih’te bizim izimizi görürsünüz. Üsküdar’da Çocuk Köyümüzü açacağız, Türkiye’de ilk. Esenler’de Türkiye’nin ilk akıllı şehri konutlarını görürsünüz. Zeytinburnu, Başakşehir’de yeni bir şehrin inşaa edildiğini görürsünüz. Avcılar’da mülkiyet sorununu çözüldüğümüzü görürsünüz. Esenyurt’un okul ihtiyacını giderirken bizi şantiyede görürsünüz. 39 ilçede, 964 mahallede izimiz var. Bakanlıkta da onlar gibi yarı zamanlı belediyecilik yapmadık. ‘Arada bir belediyeye uğrayalım’ gibi çalışmadık. Biz milletimizle el ele verdik. Biliyorlar ki; Murat Kurum söz verdiyse yapar. Çünkü geçmişte yaptık” diye konuştu.
İstanbul’da beklenen büyük depremin milli güvenlik meselesi olduğu görüşünü yineleyen Kurum, şöyle devam etti: “Şimdi tek motivasyonumuz sadece İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız. 650 bin konutu İstanbul’da dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi. 31 Mart’ta bunun seçimini yapacağız. Bir tarafta söz verip sadece 5 bin konut dönüştürenler var. Maalesef İstanbul dışında her şeyle ilgilenmişler. Bizi sokakta bir eliyle kentsel dönüşüm yaparken, bir eliyle şantiyede çalışırken görecekler.”
“İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu afetler sırasında İstanbulluları yalnız bıraktığı için belirtti. Kendisini İstanbul’un sorunlarını çözmeye adayacağını söyleyen Kurum, “Bütün bilim insanları altını çizerek ifade etti; Allah göstermesin İstanbul’daki deprem büyük hasarlara yol açar. Bunu herkes söylüyor. Kendileri sürekli çalıştayda. Hep reklam, ama icraat yok. Bu seçim bizim kader seçimimiz, bu seçim Türkiye Yüzyılında İstanbul’un lokomotif bir şehir olup olmayacağını seçeceğimiz bir seçim. Deprem riskinin ortadan kaldırılmasına ilişkin irade koyacağımız bir seçim. Trafik çilesini bitireceğiz. Yoksa aynı metrobüs duraklarında bu çileye devam edeceğimizin kararını vereceğimiz bir seçim, o yüzden yerel seçim hizmet seçimi ve bu hizmet seçiminde 650 bin konutu milletimizin desteğiyle dönüştüreceğiz. Kaynağımız var. İstanbul’un kaynağını reklama, algıya harcamazsanız, kendi gelecek ikbaliniz için harcamazsanız, İstanbul’un kaynağı her şeye yeter. ‘İsrafı bitirdik’ tabelalarına 175 milyon lira, iki konsere de 550 milyon TL harcarsanız siz İstanbul’un sorununu çözemezsiniz. Asıl israfı yapanlara cevap vermeliyiz. İstanbul’un 571 yıllık onuru, gurur var. Tüm medeniyetleri içinde barındıran, tüm güzellikleriyle bizi burada yaşatan İstanbul’a borcumuzdur. Biz hep bu anlayışla çalışacağız. 1 Nisan’da milletimiz bizi nerede istiyorsa orada olacağız. Nasıl yapılacağını bilmiyor ki, ilgisiz ve bilgisiz başkan olursanız, tatilci bir başkan olursanız yapamazsınız. Nasıl yapılacağını anlatıyorum. Öğreteyim, ben yaptım. İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz, yapmayacağım. İstanbul’un başkanı İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek zorunda. Bizim de ailemiz, çocuklarımız var. Bizim ailemiz artık 16 milyon İstanbullu. Eğer bu koltuğa talipseniz, bunu göze almak zorundasınız. Bu mücadeleyi vermezsek, ön alamayacağımız çözümsüzlük yumağına gidiyoruz” diye konuştu.
“Benimle gelip proje konuşamaz”
İstanbul’daki su basan metro hatlarını, bozulan yürüyen merdivenleri ve kuyrukta kalan vatandaşı işaret eden Murat Kurum, “Yaptıklarını göstersin nerede? Bakın ben anlatıyorum. Yeni bir metro ilahesi yapmamış. Biz ihale etmişiz, üç metro hattını iptal etmiş. O da yetmezmiş gibi Sancaktepe’de açtığımız metro inşaatına hafriyat dökmüş, Büyükdere Caddesi’ndeki trafik bitsin diye yapacağımız tünele beton dökmüş. İstanbul’un meselelerini konuştuğunu görüyor musunuz? Siz hiç İstanbul’un meselelerini anlattıklarını görüyor musunuz? ‘CHP’de nasıl eş başkan olurum’, ‘Kılıçdaroğlu’nu arkadan nasıl hançerlerim.’ Ayak ‘oyunlarıyla İstanbul’un kaynaklarını harcayarak Canan Kaftancıoğlu’nu nasıl saf dışı bırakırım.’ Kendileri söylüyor, büyüklerimiz dedikleri kişiler söylüyor. Benimle gelip proje konuşamaz. Genel Başkanı Kağıttepe diyen İstanbul’un sorunlarına ne kadar hakim görüyoruz. Sen Büyükşehir Belediye Başkanı olacaksın, metronun yürüyen merdivenleri çalışmayacak, su basacak, insanlar çile çekecek sen de ‘belediye başkanıyım’ diyeceksin öyle mi? Külahıma anlat. Sen niye belediye başkanısın? Yürüyen merdiven çalışmıyor, sorsan ‘engellemişizdir’ kesin. Böyle bir işi konuşamazlar, böyle bir dertleri yok. Bölme, parçalama, ekarte etme, yol yürüdüğün arkadaşları nasıl saf dışı bırakma olsa onu konuşur ama proje konuşamaz” dedi.
“Metro hatlarını 2029’da 650 kilometreye, 2034’te bin 4 kilometreye çıkartacağız”
Murat Kurum İstanbul için hazırladığı 2029 ve 2034 planlarını da paylaştı. Metro hatlarının 5 yılda 2 katına çıkacağını ifade eden Kurum, İstanbul’un toplu ulaşım ve trafik sorununa çözüm getirecek projelerini anlatırken, “Çalışarak yapılıyor bu işler. Yeni metro hatlarını, tüneller ve lojistik merkezlerle birlikte yapacağız. Biz diyoruz ki; ‘uğraştıran değil ulaştıran İstanbul’ olsun. Projelerimizi hedeflerimizi ortaya koyduk. İstanbullu kardeşlerimiz yılda 288 saat yolda kaybediyor. Ömründen de 3 yılı trafikte kaybediyor. Sevdiklerinizle mecburen daha az vakit geçiriyorsunuz. 2019’da yüzde 47’ymiş trafik yoğunluğu. Şimdi ise yüzde 64 olmuş. Pik saatlerde ise yüzde 90’a çıkıyor. Müdahale çok önemli. Müdahale etmezsek trafik içinden çıkılamaz bir hal alacak. 350 kilometre metro hattımız var. Onlar 5 yılda 230 kilometre demişler, sadece 8 kilometre yapmışlar. Bedelini ödedikleri metro mesafesi 8 kilometre. 2019 sonrasında yapılan dönemin yüzde 17’si 8 kilometre. 47 kilometre diyorlar, desinler ki; ‘yanlış.’ Bunların içinde Rahmetli Kadir Ağabey zamanında başlayan işler var. 2019’da 39 kilometre yapıp teslim etmişiz. Onlar da 8 kilometresini bitirip açmışlar ve sonra diyorlar ki; ‘biz açtık.’ Fikirtepe’de parasını benim ödediğim, şantiyesini her sürecini benim yürüttüğüm projeyi ‘ben yaptım’ diyorlar. Mecidiyeköy-Mahmutbey Hattı 18 kilometre. Yüzde 99’unu 2019’a kadar bitirmişiz. O 0,28 kilometre yapmış. 200 metre. Dudullu-Bostancı hattının yüzde 70’ini biz yapmışız. Cibali-Alibeyköy Metrosu’nun yüzde 99’unu biz yapmışız, yüzde 0.09’unu yani 90 metresini o yapmış. İkitelli-Bahariye hattı 2 kilometre. 1 kilometre biz, 1 kilometre o yapmış. 39.3’ünün parasını biz yapmışız, o da 8 kilometresini yapmış. Bunların hepsini ‘ben yaptım’ diyor. Gelsin bunlar için ‘yanlış’ desin. Sıfırdan başladıkları metro ihalesi hiç yok. 2029 ve 2034 hedefi koyduk. 10 yılda trafik çilesini bitirmek istiyoruz. 72 karayolu, yüzde 26 raylı sistem, yüzde 2 denizyolu kullanıyorlar. 2034’te raylı sistemi yüzde 48’e çıkarmak, kara yolunu da 48’e getirmek istiyoruz. Metro hattımızı 2 katına çıkarıyoruz. 2034’te de bin dört kilometreye çıkartacağız. 5 yılda 650 kilometreye çıkartacağız. En acil en öncelikli metro hatlarını yapacağız” diye konuştu.
“Boğazın altını yeni bir tünelle geçeceğiz”
Murat Kurum, İstanbul trafiğini rahatlatacak projelerini anlatırken şöyle devam etti:
“TÜYAP-Beylikdüzü -Haramidere-Avcılar-Sefaköy hattı. Öncelikli hatlarımızdan biri olarak bunu yapıyoruz. Sefaköy-İncirli-Yenikapı’yı bağlıyoruz. Yine İncirli’den Söğütlüçeşme’ye kadar giden ve boğazı geçeceğimiz yeni bir tünel. Yeni bir tünelle boğazın altını geçiyoruz, Söğütlüçeşme’ye geliyoruz. TÜYAP’tan binen vatandaşımız, boğazın altından geçerek Cevizli’ye kadar kesintisiz ulaşım sağlıyor. Bizim ilk öncelikli işlerimizden bir tanesi.Diğer taraftan ise; Vezneciler’den hattımızı alıyoruz, Bayrampaşa-Eyüp-Gaziosmanpaşa-Mescid-i Selam’a kadar metro hattı. Bu da öncelikli bir iş Anadolu Yakası’nda Sabiha Gökçen-Samandıra-Sarıgazi-Yenidoğan metro hattımızı ve buradan Sultanbeyli-Kurtköy-Sabiha Gökçen Metro hattımızı yaparak bir taraftan da İstanbul’un lojistik hattını yapıyoruz. İstanbul’un lojistik hattı kapasitesini 3-5 sene sonra dolmak üzere. Bizim bir lojistik hat ve yine hızlı raylı sistem hattını yapmamız lazım. Kuzey Marmara Otoyolu’ndan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek 47 kilometrelik hattı yapacağız ki, Marmaray’daki yükü alalım. İstanbul’un lojistiğini İstanbul’un içine girmeden kuzeyden şehre ilave yük getirmeden 6 yeni lojistik köyle İstanbul’un trafiğini yüzde 25 azaltacağız. Ağır vasıta yükü yaklaşık yüzde 25. Şehrin kuzeyine taşıyarak ve buradaki liman projesiyle lojistik üsler köyler kuracağız. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda otogarları da bu güzergaha taşıyacağız. Toplu ulaşımla insanlarımızın evine ulaşmasını sağlayacağız. 122 kilometre karayolu tünelimiz var. alternatif bir yol olarak 88’i Avrupa 34’ü Anadolu’da olmak üzere yapacağız. İnsanların kesintisiz bir şekilde bu tünellerimizden gidiyor olacak. 2029’a kadar olacak. Kilyos’tan başlayıp Beylikdüzü’ne kadar gidecek bir tünelden bahsediyoruz. İstanbul’a baksalar sorunları problemleri görecekler. Harem’den başlayıp Çubuklu’ya, Göztepe’den sahil yoluna alternatif yol güzergahları koyuyoruz. İstanbul’a yük getirmeden, yükü azaltacak ulaşım ağını da karayolu tünellerini de yapacağız. Kavşak ve yol düzenlemeleriyle birlikte 64 dakika olan yol süresini 39 dakikaya düşürmek istiyoruz.”
“İstanbul’a 100 metrobüs 200 otobüs ekleyeceğiz”
İETT filosunu güçlendirileceğini aktaran Murat Kurum, “Metrobüs ve İETT hatlarıyla ilgili de planlarımız var. 100 metrobüs, 200 otobüs ekleyeceğiz. Silivriye kadar hattımızı uzatıyoruz. Kartal Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki vatandaşımız Kadıköy’e gidemiyorsa, Arnavutköy’deki vatandaşımız şehrin içine gidemiyorsa bu sorunlarla ilgileneceğiz. Biz bunu gidermezsek İstanbul artık yaşanamaz hale gelir.” diye konuştu. Otopark sorununa da değinen Kurum, “otopark olmazsa olmazımız. 39 ilçede 250 bin otopark projemiz var. İSPARK’A yüzde 25 indirim yapacağız. 1 Nisan’da hemen ilk Meclis toplantımızda ele alacağız. İlk yarım saat ücretsiz olacak. Yaptığımız her işe bir bakış açısıyla bakıyoruz. Altı otopark üstü park. Allah korusun bir afette toplanma yeri olacak. Helikopter inme yeri olacak. Her işimize bu bakış açısıyla bakmaya çalışıyoruz” dedi.
Kurum, taksi sorununu yüksek teknolojinin de yardımıyla nasıl çözeceklerini, “Öncelikle bütün hizmetleri ‘Dijital İstanbul’ dediğimiz merkezden yöneteceğiz. Bir ayağı da taksiler olacak. Vatandaşımız uygulamadan taksi çağıracaksa, buradan tek sistemden çağıracak. İstanbul taksisi bir marka olacak. Şoförlerimize, önüne gelenin taksicilik yapamayacağız ödül-ceza gibi uygulama getiriyoruz. Puan alan, ödül alan, gerekirse ceza alan bir sistemde olacaklar. Tek merkezden sistemi yöneteceğiz. Taksi ile alakalı çağırmak istiyor, klasik taksi ya da büyük taksi. İşte sürücüsü, hibrit araç, elektrikli araç hepsini görecekler. Aldığınız hizmetten dolayı puanlıyorsunuz. Taksiciyi de çaresiz bırakmayacağız. Onların da yeni araç, kabinli araç talebi var. Eksik taksi plakasıyla ilgili ihaleye çıkacağız. Yeni taksilerimizi İstanbul’un ruhuna, kültürüne uygun bir şekilde taksiyi artırıp taksi sorunu tamamen ortadan kaldıracağız. Taksicilerle de bir araya geldim. Onların da talepleri var. Bir masaya oturacağız ve sorunu bitireceğiz. Maksimum 6 ayda bitiririz. Durakları yenileyeceğiz. Bizim projelerimizin hepsi hazır. Dertli olursanız, dert insanı yollara düşürür ve çalışırsınız. 1 Nisan sabahı çalışmaya başlıyoruz” diye konuştu.
Kurum, ‘Ulaştıran İstanbul’ vizyonunun deniz ayağına ilişkin de, “Deniz ulaşımını da 2 kat artırıyoruz. İstinye’den başlayıp Yenikapı’ya, Boğaz üzerinden Bostancı ile Yenikapı’ya bağlayacağız. Çubuklu’dan ya da Eminönü-Harem hatları, Büyükçekmece de dahil deniz ulaşımını artırmak istiyoruz. Deniz ulaşımı afet yönetiminde de kullanacağımız bir yer. Aktarmalı yolculuklarda, deniz ulaşımı ücretsiz olacak. Teşvik etmek için Boğaz’ın iki yakasına geçeceğimiz hatları deniz ulaşımıyla güçlendireceğiz” ifadelerini kullandı.
“2,33 milyar euro olan borç 5 yılda 4.19 milyar euroya çıktı”
Murat Kurum, belediyenin borcunun artığını söyleyerek. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve yönetimi eleştirdi. İBB’nin öz kaynağının gerilediğine dikkat çeken Kurum, “İlgilenmezseniz, belediyeye hakim olmazsanız, belediye dışında her işle uğraşırsanız iştirakleriniz de zarar eder, vaatlerinizi de yapamazsınız. İSPARK neden zarar eder? Yeni yatırım yok, yeni bir otopark yok. Personel maliyeti var sadece. Nasıl zarar ediyor? Tatilci başkan dediğimizde zoruna gidiyor belki ama böyle. Şehirde düzen olacak. Sokak hayvanı, Scooter hepsinin düzeni olacak. Park yeri cepler olacak. Oralara park edecekler. Onun dışında park edemeyecekler. Bunun düzenlemesi de olacak. Hep söyledikleri aynı, ‘engelleniyoruz, yaptırmadılar.’ Bahane siyasetini 5 yıldır İstanbullular duyuyor. 2,33 milyar avro olan borcu, 4.19 milyar avroya çıkarttılar. Neredeyse 2 kat artmış borç. Koca İSKİ ödeme yapamıyor. 1 litre su kaynağı gelmemiş. Bugün bir vatandaşımız; ‘Bunlar bizi susuz bırakacak’ diyor. Sorsanız ‘engellendik.’ Bu kadar borç nasıl çıktı? Yeşil alan yapmadınız, metroları kapattınız. ‘Başardık’ diyorlar. Evet İstanbul’u mahvetmeyi başardınız. Karşınızda başarısız bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Bütçesi 12 kat artmış, borcu 2 kat artmış. Reklam bütçesi artmış. Devletten yüzde 92’si gelmiş. Devlet para göndermese İstanbul’da çalışan sistem de çalışmaz. Maaş ödeyemez personeline. İstanbul’un öz kaynakları, yani projelerinden ve iştiraklerinden geliri biz verdiğimizde yüzde 30’muş. Yüzde 8’e düşmüş. Sonra ‘parayı nereden bulayım? diyor. Geçmişte yüzde 30 öz geliri olan bir belediye yüzde 8’e düşmüş. Baksanız ‘israfı bitirdik’ diye billboard görüyorsunuz. Personelin yarısı işe girmiş çıkmış. İstanbul’un neresine gitsem İBB mağdurlarıyla karşılaşıyorum. 5 yılda 47 bin işe giriş, 33 bin çıkış. Bazıları emekli, bazıları atılmış. Hafıza yok. Geçmişten gelen tecrübe olur, o yok. Sadece yeni personelle bu kadar iş yapamazsınız. Yeni gelen arkadaşlar, var olan sisteme ayak uydurur. Biz onlar gibi yapamayız. Haksız yere kimseyi atmayız. Sebepsiz yere işten atılan kardeşlerimizi de işe alacağız. Bu tablo her şeyi anlatıyor. İBB neden iş yapmıyor, neden zarar ediyor. Böyle ilgilenmezsen, personeli değiştirseniz böyle olur” dedi.
“Anketlerde 1,5-2 puan öne geçmemizin telaşı var”
Bazı basın organlarında hakkında çıkan haberler için “Şaşırdılar” diyen Murat Kurum, anketlerde öne geçtiği için bu tarz haberlerin yapıldığını söyledi. Kurum, “Böyle bir tablo ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. 5 yıldır yaptığımız gibi algı oyunlarıyla İstanbulluların aklını çelsek diye uğraşıyorlar. Muhalif medya da projelerimizi anlatmak yerine karalamak için çabalıyorlar. O medya kuruluşlarına bakın İstanbul’un sorunlarına ilişkin bir tane konu yok. Gündem değiştirme, gündemi farklı yerlere çekme. Peki İstanbul’un sorunları ne olacak? Bu sorunları çözmek için vatandaşın sesi olmak durumunda değil misiniz? Bir merkezden bunu işleyelim. Ne istiyorlarsa söylesinler. Bizim alnımız ak. Hesap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Siz İstanbul’u konuşmayacaksınız, İstanbul’un dertlerine konu etmeyeceksiniz. 1 Nisan sabahı bu işlere koyulacağız. Ondan sonra siz tatile mi gidersiniz, eş başkanlığa mı geçersiniz o bizi ilgilendirmez. Bu anlayışla çalıştık aynı anlayışla yürüteceğiz. İstanbul’u konuşmasınlar. Bir program bir asırda 130 bin canımız gitti diyorum, sonra asrın felaketinde 53 bin canımız gitti diyorum, oradan cımbızla ‘130 bin kişi ölmüş itiraf etti’ diyorlar. 130 bin kişi vefat etse mutlu mu olacaksınız? Bu nasıl bir anlayış. Farkla kazanacağız. İstanbul’u İstanbullu kardeşlerimizle kazanacağız. 1 Nisan’dan sonra İstanbul’un kardeşi evladı olacağız. İstanbul’u güzel bir geleceğe hazırlayacağız. Anketlerde 1,5 2 puan öne geçtik. Onun telaşı var. ‘Algıyı nasıl çevirsek, ne yapsak’ diye. Belediyenin kasasını boşaltıyorlar. 31 Mart akşamı Saraçhaneye geleceğiz o israfları bir bir soracağız. Hangi siyasi senaryolar üzerinden tezgah yaparlarsa yapsınlar, 31 Mart akşamı geliyoruz. Özgür Bey özgür değil. Eş başkan ne derse onu yürüten bir başkan konumunda. Onlar nasıl istiyorsa, nasıl mutlu oluyorsa öyle davransınlar. Bir aday çıkıyor, terör örgütü elebaşı ittifak işaret ediyor ve sonra aday geri çekiliyor. Başka bir yerde aday çıkartıyorlar sonra geri çekiyorlar. 22 yerde aday göstermiyorlar. Kirli bir ittifak. Onların ne yaptıkları umurumuzda değil. Hangi kapı arkalarında ne çıkarları varsa, bizi ilgilendiren İstanbullunun talepleri. Biz polemiklerin tarafında olmayacağız. İttifaklarının ne olduğunu milletimiz biliyor ve cevabı sandıkta veriyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Hanım’a ‘ablam’ diyordu bugün yolunu değiştiriyor. Böyle bir anlayış. Hangi ittifakı kurmak istiyorlarsa yapsınlar, biz İstanbul’un, hizmetin yolundan ayrılmayacağız. Önce İstanbulluların depremle ilgili trafikle ilgili iradeyi ortaya koyacakları bir seçim olacak. İstanbullu kardeşlerimizin feraseti kazanacak. Tüm halkımızla birlikte biz eserlerimizi yapacağız. Onlar eş başkan mı olur ne yapar biz ilgilenmiyoruz. Kendiyle mücadele ediyor. Kendi hallerine bırakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız”
Programda sosyal projelerini de aktaran Kurum, emeklilere, gençlere, kadınlara ve sokak hayvanlarına ilişkin de konuştu. Genç girişimcilere 100 bin TL sermaye desteği vereceklerini söyleyen Kurum, “Üniversite öğrencilerine her yıl 10 bin TL, öğrenci evlerine doğal gaz desteği vereceğiz. Ulaşımda gençlerimize yüzde 40 indirimi bugünkü rakamdan yapacağız. 0-6 yaş, ilköğretim öğrencileri ve tüm öğretmenlerimize ücretiz ulaşım sağlayacağız. İSMEK’te öğrencilerimize yazılım dahil 39 ilçede kursalar olacak. Sanayi, üretim ve teknoloji ile gençleri buluşturacağız. İlk işini kuran kadınlara destek vereceğiz. Dijital İstanbul çatısı altında satışlarına destek vereceğiz. İstanbul’un geleceği için 16 milyon birbirine destek olacak. O yüzden ben her evin evladı, kardeşi olacağım diyorum. Gittiğim her ilde böyle çalıştım. Hangi partili olurlarsa olsunlar bana hep böyle baktılar. Biliyorlar Murat Kurum söylediğini yapar. Şimdi de İstanbul’un 39 ilçesi için böyle çalışacağım. Gençlik merkezi kuracağız. 39 ilçeden temsilciler olacak. Aynısı kadınlarımız için olacak. Gençlerimizin ve kadınlarımızın taleplerini alacağız. Beraber uygulayacağız. 208 üniversiteden iklim temsilcileri seçtik. Kendi içlerinde ekipleri var, bizlere iklim değişikliği ile taleplerini ilettiler. Aldığımız kararları onlarla birlikte uyguluyoruz. Maalesef İstanbul’un sokaklarıyla ilgili güvensizlik hat safhada. Sahipsiz köpeklerle ilgili tedbir alınmamış. 39 ilçeye hayvan bakım merkezleri kuracağız. Sahipsiz hayvanlarımızın bakımlarını tedavilerini kısırlaştırma işlemlerini yapacağız. 2 yakaya rehabilitasyon merkezleriyle kontrol atlına alacağız. Trafik ve deprem konusundaki gibi kontrol altına almazsak sahipsiz hayvan sıkıntısını önce kontrol altına alacağız. Emeklileri ayırmak lazım. Genç yaş, orta yaş ve orta yaş üzeri diye. İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız. Yaşam merkezlerini emeklilerimize vereceğiz. Vakit geçiriyorlar, sohbet ediyorlar bunların sayısını artıracağız. Yaptıkları ürünlerle ilgili bir pazar kuracağız. Emekli olmuş ama bir işle uğraşmak isteyenler var. İSMEK ile kurslar vereceğiz. İstihdama katkı sağlayacak evinin ekonomisini güçlendirecekler. Kimse kendini yalnız hissetmeyecek. Her bir vatandaşımızın yoldaşı, kardeşi destekçisi olacağız. İBB olarak bu motivasyonla çalışacağız, 31 Mart seçimleri İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz bir seçim olacak. Milletimize bu sözlerimizi yerine getireceğimi söylüyorum. Geçmişte bunları yapan bir kardeşleriyim. 31 Mart’tan itibaren yine yapacağım” dedi. – İSTANBUL
]]>Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, 5 yıllık görev süresini değerlendirdiği veda buluşmasında basın mensupları ile bir araya geldi. Başkan Arda, Gaziemir Belediyesi’nde düzenlenen toplantıda, şunları kaydetti:
“Bir insanın doğup büyüdüğü yere belediye başkanı olması çok kıvanç verici bir şey. Hele benim gibi dedesinin ilk kurucu belediye başkanı olduğu bir yerde 93 yıl sonra onun koltuğuna oturmak çok onurlu bir işti benim için. Dolayısıyla bu onuru bana yaşatan partim Cumhuriyet Halk Partisi’ne çok teşekkür ediyorum. İyi ki bu göreve talip olmuşum. İyi ki bu görevi bana vermişler. Rekor oyla seçildim. Bu görevi başarıyla yaptığımı düşünüyorum.
BİLGİMİZLE, BİRİKİMİMİZLE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ
Belediye başkanlığına yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını ifade eden Arda, “Hem toplumsal mücadelede hak mücadelesinde hem doğa mücadelesinde hem kamusal alanlar yaratmada birçok projeye imza attık. Hayatın içinde olduk. İnsanların yanında olduk. Size insanların ihtiyacı varsa bunu belirtiyorlarsa zaten vazgeçmemiz mümkün değil. O mücadelenin içinde olmanız gerekiyor. Size belediye başkanı olarak veda etmek istedim ama hayatın içindeyiz. Siyasetin içindeyiz. Siyaset devam ediyor. Bilgi, birikimimizle mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.
İkinci dönemle ilgili hazırladıkları bazı projelerini de aktaran Başkan Arda, “Kısacası bu beş yılda kendime baktığımda adaletli dürüst çalışkan bir belediye başkanı olarak kendimi görüyorum. Yaptığımız kamuoyu anketlerinde de zaten vatandaşlar tarafından bunlar da aynı şekilde söyleniyor ki bu benim için çok kıymetli. Çok onurlu bir görevi yerine getirdik” dedi.
BASIN MENSUPLARININ SORULARINI YANITLADI
Görev aldığı 5 yıllık süreçteki icraatı ve ikinci dönem projelerinden bahseden Başkan Arda, sunumun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başkan Arda, “Özgür Özel partinizin grup başkanvekiliyken, ‘İyi ki Halil Arda’ya kefil olmuşum’ dedi ama siz aday gösterilmediniz. Partiniz sizi neden aday göstermedi” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Neden atanmadığımı ben de bilmiyorum. Onu ben de merak ediyorum. 2 yıl önce bize kefil olduğunu söyleyen bir Genel Başkan Özgür Özel var. 2019 yılında aday adayı olduğumda parti içinde hiç kimse ile organik bağım yoktu. Gaziemir’in vatandaşların ısrarı ile 2019’da Halil İbrahim Şenol atandı. 2019’a kadar hiçbir yere aday olmadım. Sadece Genel Merkez’de kendimi anlattım. Atama yöntemini kabul ediyorsanız sonuçlarına da katlanacaksınız. Özgür Bey’in bana kefil olduğunu daha sonradan duyuyorum. İlk atanmamda etkisi olduğunu sonradan öğrendim. Bugün bir önceki genel başkanımızın yaptığı en iyi şeylerden birisi 6 ayda bir gerçekleşen belediye çalıştaylarıydı. İktidar olmadığımız illerde. Bize söylediği şey ‘Belediye başkanlığına odaklanın, il ilçe örgütlerinin işine karışmayın. Burnunuzu sokmayın’dı. Sadece işimize odaklandık. ‘Siz başarılı olursanız sizi atayan biz tekrar atarız’ dedi. 5 yıl boyunca il, ilçe örgüt işlerine hiç karışmadım. İlçe Başkanımıza da söylediğimiz, ‘Siz ilçemizi yönetin, ben belediyeyi yönetin’ oldu. Neden atanmadığımı bize kimse söylemedi. Ben sadece halkın gözündeki yerimize bakıyoruz. 2023 Kasım’da yapılan anketlerin sonuçları elimizde. Nedenini genel merkeze sormak lazım.”
“ÇOK BAŞARILI HİZMETLER VERDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM”
Farklı bir partiden adaylık teklifi gelip gelmediği sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Birçok partiden teklif aldım. Yani beni araştırmışlar. Çok iyi olduğumu düşünmüşler. Bağımsız olarak girmemi birçok insan istedi. Bunu doğru bulmuyorum. Ben mevcut başkanların içerisinde en eski siyasetçiyim. Benden yaşlı herhalde dört kişi var. Mehmet Eriş, Abdül Batur, Rıdvan Karakayalı, Muhittin Selvitopu. İkisi belediye bürokratıydı ikisi öğretmendi. Ama ben siyasetin içindeydim. 40 yıldır partinin içerisinde olan birisiyim. Bağımsız aday olmayı düşünmedim. Ben yüzde 57 ile rekor oyla seçilmiş birisiyim. Çok da başarılı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bununla anılmak, bu şekilde iz bırakıp ayrılmak çok daha doğru.”
“BÜYÜKŞEHİR’DE GÖREV VERİLİRSE KABUL ETME DURUMUM YOK”
Başkan Arda, “Partiye kırgınlığınız var mı? Herhangi bir görev geldiği takdirde sizi bir görevde görür müyüz” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Herhangi bir görev verilirse kabul etme durumum yok. Belediye başkanlığına devam etmeyi çok istiyordum. Büyükşehirde herhangi bir görev verilirse kabul etmeyeceğimi söyleyeyim. Bürokrat olarak çalışmayı düşünmüyorum. Partide bir değişim ihtiyacı olduğunu söylüyorduk. Eski genel başkanımızı da başarılı buluyorum. Değişimden yanaydık. Özgür Bey ile bir hukukumuz vardı ama delege değildim. İlk tweeti atan İmamoğlu, ikinci tweeti atan bendim. Kendisini destekledim. Kişilere kırgın olabilir ama partime asla kırgın değilim. Benim partimdem kopmam mümkün değil. Önümüzdeki süreçte siyasetin neresinde oluruz onu şu an bilemiyorum. Yolu belediyeden geçmeden bir siyasetçinin bir ayağının eksik olduğunu bu süreçte anladım.”
“SİYASETİN İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“Şu anda da siyaseti bırakma, devam et deniyor” diyen Arda, “Bunun ilçe örgütü var. İl örgütü var. Önümüzdeki süreci var. Zamana ihtiyacımız var. Seçilecek kişilerin performanslarını izleyeceğiz. Bizim önünü kestiğimiz Gaziemir’de yapılan yanlış işler var. Onların hepsinin takipçisiyiz. Onlar asla bırakma şansımız yok. Yanlış yapan insanlara karşı bugüne kadar hep karşı durduk. Durmaya da devam edeceğiz. Bu bence çok önemli. Çünkü o kanunları, kurallara uymayan insanlar var. Uyulmuyorsa o zaman hep söylüyorum. Trafik işaretlerine, ışıklarına da ihtiyaç yok. İmar planlarına da işte belediyeye hiç ihtiyaç yok. Herkes istediği şeyi yapsın, istediği gibi yoluna devam etsin ama bunların hepsinin önüne geçtik. Bunların takipçisi olacağız. Dolayısıyla siyasetin içinde yer almaya devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos, Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
“Takım gelişmeye devam ediyor”
Çalışarak takımı beklenen seviyeye çıkarma gayreti içinde olduklarının altını çizerek sözlerine başlayan Santos, “Bir takım şeyler değişti. Takım gelişmeye devam ediyor. Geleli henüz 2 ay oldu. Yüzde 100 istediğim oyun anlayışı yerleşmedi, bu da çok doğal. Futbol basit bir oyun, gol yemeyin gol atın. Beşiktaş gibi takımlar oyunu domine etmeli, iyi hücum etmeli, iyi savunma yapmalı. Geldiğimizden beri bunu aşılamaya çalışıyoruz. Oyuncular da bunun için çaba sarf ediyor. Hepsi elinden geleni yapıyor. Bizim saygımızı kazandılar. Bir anda bir mantaliteyi oturtmak kolay değil. Oyuncular büyük çaba sarf ediyorlar istediğimiz Beşiktaş’ı ortaya çıkarmak için. Futbol kolektif bir oyun. Bizim beraber oynamayı daha da geliştirmemiz lazım. Büyük takım yüzde 80 kolektif, yüzde 20 bireysel oyunla başarılı olur. Bu yüzde 20’lik kısımda oyuncuların kendi yeteneklerini gösterdiği yerler olabilir. Biz şu an 60 bireysel, 40 kolektifiz. Bunu değiştirmek zorundayız. Futbolcular da bunu değiştirmek için çabalıyor. Beraber oynama alışkanlığı önemli. Bunu yapmak istiyoruz. Bu dediğim seviyeye de geleceğiz” ifadelerini kullandı.
“Benim için sahaya çıkan 11’in performansı önemli”
Portekizli çalıştırıcı, sarı kart cezası nedeniyle Galatasaray müsabakasında görev alamayacak Gedson Fernandes’in eksikliğinin kafasındaki oyunu etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili soruya, “Eksik oynamayacağız, 11 kişi sahada olacağız. Gedson yerine başka biri oynayacak. O da istediklerimi sahaya yansıttığında bir eksiklik olmayacak. Benim için sahaya çıkan 11’in performansı önemli. Benim görevim kolektif olarak takıma odaklanmak ve sahada beraber oynayan güçlü bir grup oluşturmak” cevabını verdi.
Fernando Santos, Tayyip Talha Sanuç’un ise fiziksel olarak henüz hazır olmadığını ama her geçen gün daha iyiye gittiğini söyledi.
“Daha akıcı ve hızlı oynamak zorundayız”
69 yaşındaki teknik adam, ofansif olarak topu hızlı döndüremediklerine dikkat çekerek, “Daha akıcı ve hızlı oynamak zorundayız. Hücumda hedef odaklı oynamak zorundayız. Bazen geriye çok oynuyoruz. Pas hatası yaptığımız zamanlar da oluyor. Geriye bakınca iyi bir aşamaya geliyoruz. Benim istediğim aşamaya henüz gelmedik. Bunun için oyuncular da çabalıyor. Rakip ceza sahasına çok fazla giremediğimizi düşünüyorum. Bundan takıma, oyunculara da bahsediyoruz. Organize hücum değil de direkt topu ileri atma alışkanlığı görüyorum. Defansif olarak pozitif sinyaller var, gelişiyoruz. Türkiye’de çok fazla adam adama baskı yapılıyor. Bir stoper rakibin forvetini rakip takımın ceza sahasına kadar kovalayabiliyor. Ben ön alan presinde alan savunmasını tercih ediyorum. Bu anlamda da eksiklerimiz var. Çok agresif değiliz, ikili mücadele alamıyoruz. Rakip baskımızdan kolay çıkabiliyor bazen. Bu anlamda da iyiye gideceğiz. Kazanmak ve kazanma alışkanlığı önemli. Oyuncular da bu alışkanlıkla daha iyiye gidiyor. Taraftar da daha gollü futbol görmek istiyor. Bu zaten Beşiktaş’ın DNA’sında var. Adım adım gidiyoruz. Gol yemeden kazanmaya devam etmek zorundayız. Hücum olarak istediklerimin yüzde 50’sini yansıttığımızı söyleyebilirim. Fazla bireyseliz. Bu yüzden oyuncu topla çok fazla alan kat etmeye çalışıyor. Koşuyor ve yoruluyor. Bir top ve kaleci hariç 10 oyuncu var. Top bizdeyken sürekli oyuncuların aralara girmesi ve opsiyon göstermesi gerekiyor. Topu alan ya ayağına atıyor ya da kanada atıyor. Böyle olunca topu döndüremiyoruz. Top bizdeyken durağan oynuyoruz. Top kontrolünde sırtımız kaleye dönük kontrol etme alışkanlığımız var. Hedefimiz rakip kale. Oyuncularıma da bunu söylüyorum. Topu ilk kontrolde geriyi düşünmemiz bir alışkanlık bunu idmanlarda değiştireceğiz. İyi organize olmadığımızda topu kaybedince takım boyu uzamış oluyor. Çok fazla geriye koşmak zorunda kalıyoruz ve yoruluyoruz. Beşiktaş’ın oyunu kontra atak oyunu değil. 10 günden beri tüm takım beraber çalışıyoruz. Topu döndürmek ve hızlı oynamak için beraber olmamız gerekiyor. Oyuncularımın bunu yapmak istediğini biliyorum. İdmanlarda bazen istediğim gibi yapıyorlar ama maça yansımayabiliyor. İstediğimi sahaya yansıtmak benim için en önemlisi. Biraz sabır lazım. Defansif olarak çok çok iyi değiliz ama iyiyiz. Orada bazı şeyleri oturttuk. İstediklerimizin yüze 70’indeyiz. Oyuncular farklı mantaliteye alışmak zorunda. Top bizdeyken daha fazla çözüm üretmeliyiz. Bunu da düzelteceğiz” şeklinde konuştu.
“Portekiz Milli Takımı’nda yapmak istediklerimi burada yapmak istiyorum”
Taraftardan biraz daha sabır beklediğini aktaran Santos, “Postacı gibi oynuyoruz. Önemli olan topla koşup takım arkadaşına vermekten ziyade topu pas olarak aktarmamız gerekiyor. Portekiz Milli Takımı’nda yapmak istediklerimi burada yapmak istiyorum. Bunun için sabır gerekiyor. Bu uzun yıllar alacak bir zaman değil. Gelişme kat ettik. Bunu idmanları yapa yapa daha iyi hale getireceğiz” cümlelerine yer verdi.
“Aboubakar kendini buraya yüzde 100 ait hissediyor”
Vincent Aboubakar’ın fiziksel olarak kötü durumda olmadığını belirten Portekizli teknik direktör, “Fiziksel olarak kötü olsa maç listesinde olmazdı. Kadroda olmayan oyuncu hazır değildir. Buraya yüzde 100 ait hissediyor kendini. Benim gördüğüme göre burada bir sıkıntı yok. Oyuncuları maç kadrosuna alırken en önemsediğim nokta kafasının ve kalbinin burada olması. Bu açıdan da kadroya giren her oyuncu yüzde 100 buradadır” diye konuştu.
“Beşiktaş her sezon kupa kazanmak için oynar”
Gelecek sezon hedefini şampiyonluk olarak belirlediklerini sözlerine ekleyen Fernando Santos, “Taraftarın Beşiktaş’tan ne istediğini biliyorum. Beşiktaş her sezon kupa kazanmak için oynar. Ben de bir taraftardım. Taraftarlığın ne olduğunu biliyorum. Benim hayalimle bunlar benzerlik gösteriyor. Bu sene ligde üçüncü olup kupayı almak istiyoruz. Önümüzdeki sezon şampiyonluk yaşamak, Avrupa’da iyi oynayan bir takım kurmak istiyorum. Bu anlamda şu an için iyiye gittiğimizi biliyorum. Şimdiden önümüzdeki yılın planlamasına yönetimle başladık. Bu biraz zor olacak. Yabancı sınırı 12’ye inecek. Çok fazla Türk oyuncu ihtiyacımız olacak. Bu planlar kolay iş değil. Bunun için yönetimle beraber çalışıyoruz. Beşiktaş’ı çok sağlam bir temele oturtmamız gerekiyor. Herkesin istediği güçlü oynayan şampiyonluklar yaşayan takımı oluşturmak için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Santos, İstanbul’u çok sevdiğini de kaydederek, “İstanbul’a daha önce de turist olarak gelmiştim. İstanbul’u çok seviyorum. Tek sıkıntısı can sıkıcı trafiği. Buna da alışacağız. Hocalarım da seviyor İstanbul’u. Deniz manzarası olan bir apartman dairesinde kalıyorum. Burada yaşamak çok güzel. Taraftarımız çok iyi, çok tutkulu. Onları çok seviyorum. Takıma destek oluyorlar. Onlardan rica ediyorum, maç esnasında oyuncularımızı maç oynanırken çok fazla eleştirmesek iyi olur. Hepsinin desteğe ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulundu.
“Türk Milli Takımı’nı iyi tanıyorum”
A Milli Futbol Takımı’nın, Avrupa Şampiyonası’nda ülkesi Portekiz’le rakip olduğunun hatırlatılması üzerine deneyimli teknik direktör, “Türk Milli Takımı’nı iyi tanıyorum. Dünya Kupası öncesinde Türkiye bize Portekiz’le oynarken zorluk çıkarmıştı. İnanılmaz iyi oyuncular var. Çok güçlü orta sahası var. Defansif olarak da iyiler. Portekiz olarak 2016 Avrupa Şampiyonası ve Uluslar Ligi’ni kazanmıştık. Favori 6-7 takımdan sonra sürpriz yapmaya en yakın takım Türkiye. Çok iyi bir takım ve iyi bir hocası var” dedi.
Türk futbolundaki altyapı sorununa da dikkat çeken Fernando Santos, “2002 yılında Türk Milli Takımı’yla Portekiz Milli Takım’ı arasında çok ciddi fark yoktu. Futbollarının seviyesi benzerdi. Portekiz o yıllardan beri inanılmaz bir altyapı yatırımı yaptı ve sistem kurdu. Türkiye’de değişmesi gereken şeylerden biri birçok alt yaş ligleri var. Türkiye’de sadece U19 var. Tayyip fiziksel olarak iyi olmadığı için oynamıyor. Ben bu oyuncuyu nerede oynatacağım. U23 olsa bu oyuncuyu orada değerlendirebilirim. Altyapıda çok iyi oyuncular geliyor. Çok yetenekli oyuncular var. Çocuk belli bir aşamaya geliyor ve oraya geldikten sonra Beşiktaş’ta oynayamıyor. ya kiralık vereceksiniz ya da U19 var” ifadelerini kullandı.
“Galatasaray maçına özel plan yapmayacağız”
Son olarak Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında 3 Mart Pazar günü Tüpraş Stadyumu’nda oynayacakları Galatasaray müsabakasıyla ilgili gelen bir soruya deneyimli teknik adam, “Galatasaray maçına özel plan yapmayacağız. Rakibi analiz ediyoruz. Önemli olan bizim nasıl oynayacağımız. Rakipten bağımsız bir anlayış oturtmak istiyoruz. Herkes kazanmak istiyor Galatasaray maçını. Oyuncularımız istediklerimizin ne kadarını sahaya yansıtacak bu da çok önemli. İyi defans yapan iyi hücum yapan bir takım görecek taraftarlar” cevabını verdi. – İSTANBUL
]]>Devlet Su İşleri (DSİ) 17. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, geçen yıl aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle su seviyesinin iyice düştüğü Koçköprü, Morgedik, Zernek, Sarımehmet, Alparslan1, Alparslan2, Dilimli, Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında yağışlar nedeniyle doluluk arttı.
“Kısıntılı sulama hadisesini bu yıl yaşamayacağız”
DSİ 17. Bölge Müdürü Ayhan Şahna, AA muhabirine, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’de 3 yıldır yaşanan kuraklık nedeniyle barajlarda istenen su seviyesine ulaşılmadığını söyledi.
Bu yıl kar yağışında geçmiş yıllara göre artış olduğunu anlatan Şahna, “Havzada şu an 1,5 metre civarında kar bulunuyor. Bu kar barajlardaki doluluk oranına ciddi düzeyde etki edecek. Geçmiş yıllardaki kısıntılı sulama hadisesini bu sene inşallah yaşamayacağız. Bu yıl bölgede bol yağış oldu. Kar şeklinde gerçekleşti. Yani ilkbahar döneminde çiftçimizin yüzünün güleceğinin emarelerini şimdiden görüyoruz.” dedi.
Şahna, üç ildeki barajların doluluk oranlarıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bölgemizde 9 barajımız var. Bunların hepsi işletmede. Van’ın Erciş ilçesindeki Koçköprü Barajı 64 milyon metreküp depolamaya sahip. Şu anda 17 milyon metreküp suyunu almış durumda. Geçen yıl 20 Şubat’ta barajın su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 26 konumuna geldi. Morgedik Barajı’nda toplam depolama hacmimiz 90 milyon metreküp, şu an 15 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl su seviyesi yüzde 11 iken bu yıl yüzde 15 seviyelerinde. Zernek Barajı’nın depolama miktarı 86 milyon metreküp, şu an 33 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubatta su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 38 seviyelerinde. Uzun yıllardır doldurulmasında sıkıntı yaşadığımız Sarımehmet Barajı’nda ise toplam depolama hacmimiz 178 milyon metreküp. Geçen yıl su seviyesi yüzde 7 iken şu an yüzde 10 seviyelerinde. Sarımehmet Barajı’nda da bu sene olumlu şeylerin olacağı net olarak görülüyor.”
Hakkari’deki 2 barajda doluluk yüzde 100
Muş’taki barajlarda da seviyenin arttığını belirten Şahna, “Alpaslan1 Barajı’nın toplam depolama hacmi 1 milyar 743 milyon metreküp. Barajımızda 400 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubat ayındaki doluluk oranı yüzde 15 iken bu sene yüzde 23 seviyelerindeyiz. Alpaslan2 Barajı’nda ise depolama hacmimiz 1 milyar 99 milyon metreküp olup barajımızın şu an fili doluluk miktarı 713 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 56 olan doluluk oranımız yüzde 65 düzeyinde.” diye konuştu.
Hakkari’deki Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında doluluk oranının yüzde 100 olduğunu vurgulayan Şahna, şu bilgileri verdi:
“Yüksekova sınırlarındaki Dilimli Barajı’nın depolama hacmi 64 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 60 olan doluluk bu sene yüzde 69’a ulaştı. Depolamamız fiili olarak şu an 44 milyon metreküp. Aynı durum Aslandağ ve Beyyurdu barajlarımızda da var. Bunlarda da toplam 11 milyon metreküp suyumuz var. Bu iki barajımızdaki doluluk oranımız da yüzde 100 seviyelerinde. Geçen yıl da aynı düzeydeydi. Sulama sezonuna kadar yağışların devam etmesini temenni ediyoruz.”
]]>AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 31 Mart Yerel Seçim çalışmaları kapsamında Sürmene ilçesinde esnaf, vatandaşlar, muhtarlar ve AK Parti belediye meclis üyeleriyle bir araya geldi. AK Parti Sürmene Belediye Başkan adayı Hüseyin Azizoğlu, AK Parti İlçe Başkanı Hasan Basri Şahin ile MHP İlçe Başkanı Hamit Küçükali’nin eşlik ettiği Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Ahmet Metin Genç’e vatandaşlar ilgi gösterdi.
Muhtarlara ve partililere hitap eden Başkan Genç, güzel hizmetler yapanların her zaman güzel bir şekilde anıldığını, amacının bu şehirde güzel bir şekilde anılmak olduğunu dile getirerek, “Yeni dönemde sizlerin destekleriyle göreve geldiğimiz zaman bütün ilçelerimizde olduğu gibi Sürmene’mizde de yeni hizmet dönemimizi başlatıyoruz. Sürmene’nin 37 köyünü il başkanlığı döneminden itibaren tanıyorum, biliyorum. Allah nasip ederse, yeni dönemde Hüseyin Azizoğlu Başkanımızla güzel bir mesai birlikteliğine çıkıyoruz. Bizim de onun da mesai birlikteliğinde en büyük paydaşlarımız siz muhtarlarımız olacaksınız. O nedenle muhtarlarımızla istişareye çok çok önem veriyorum. Ben Ortahisar Belediye Başkanlığı dönemimde muhtarlarımızla 33 defa toplantı yaptım. Bana vatandaş iradesini tevdi ediyorsa, aynı vatandaş mahallesinde de iradesini güvenerek muhtara tevdi ediyor. O irade aynı iradedir. O iradeye saygının gereği olarak muhtarlarımızla hareket etme yükümlülüğümüz var. Beraber hareket ettiğimiz zaman, mahallelerimizde hizmetlerin erişimi de ulaşımı da kalitesi de verimliliği de daha güzel oluyor ve daha bereketli oluyor. Böylece belli bir disiplin altında hareket ediyorsunuz” diye konuştu.
“Sürmene’nin projelerinin sahibi ve destekçisi olacağım”
Sürmene’ye yapılacak projelerin istişaresini yaptığını ifade eden Başkan Genç, “Biz Ortahisar’da 87 mahallemizin tamamında iş yaptık, muhtarlarımızla birlikte hizmet yaptık. Şimdi aynı anlayışı Büyükşehirde muhtarlarımızla birlikte hem Sürmene’de hem bütün şehrimizde yansıtacağız. Sürmene’yle ilgili hem büyükşehir olarak hem ilçe belediyesi olarak proje hazırlığımız var. Hüseyin Başkanımızın da Sürmene’ye sunacağı projelerin sahibi ve destekçisi olacağız. Yani Hüseyin Azizoğlu Sürmene’ye ne sözü veriyorsa, ne taahhüt ediyorsa onun en büyük destekçisi ve sahibi de büyükşehir olarak biz olacağız. Yani Sürmene’de bir pazar yeri sorunu varsa onu başkanımızla beraber kapalı pazar yeri sorununu çözeceğiz. Bunları bir taraftan da çalışıyoruz. Hangi ilçemizde ne sözü veriyorsak bunları planlayıp, programlayıp gayretle beraber başlatacağız. Bunun için de gecelere kadar çalışıyoruz. Çünkü AK Parti belediyecilik anlayışı söz verip, sahada onu icraata dönüştüren bir anlayıştır. Biz bunu belediyeciliğin en güzel örneğini İstanbul’da ortaya Recep Tayyip Erdoğan’ın teşkilatçılık anlayışıyla beraber hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Arkamızda bu hizmetlerin banisi Recep Tayyip Erdoan var”
Sürmene’nin yol sorunlarını ve kırsal mahallelerdeki su sorunlarını çözeceğini kaydeden Başkan Genç, “Sürmene’miz güzel bir ilçemiz, renkli bir ilçemiz. Güzel isimler yetiştiren bir ilçemiz. Bir Sürmene’de daha dışarıda var. Geçen hafta İstanbul’daydık. Güçlü iş insanlarımız var. Onlarla da işbirlikleri yaparak güzel işler, sosyal işler üreteceğiz. Ben Sürmene’nin köylerinin su sıkıntılarını, yol sorunlarını biliyorum. Onları da sizlerden alacağımız bilgilerle göreve gelir gelmez bismillah deyip çözeceğiz. Biz istiyoruz ki, Trabzon olarak güçlü bir şekilde işbaşına gelelim. Yani Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak da Sürmene olarak da seçimleri iyi bir oranla kazanacağız ama Trabzon olarak büyükşehirlerde birinci çıkalım. Elin güçlü olunca Ankara’da daha güçlü oluyorsun. Bunu test ettim. Eğer birinci çıkarsak Ankara’da bir istediğimiz zaman iki kopartıp getiririz. Bunu yapabiliriz. Bunu yapabilecek birikimimiz oluştu, hem özgüvenimiz var, hem de siyasi gücümüzü var. Arkamızda bütün hizmetlerin banisi olan Recep Tayyip Erdoğan var. Şu anda bütün köylerimizde yol sorunları var. Ama Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız hemşehrimiz. Yine doğalgaz işimiz var. Ama Enerji Bakanımız Trabzonlu. Bu şehir için gideceğiz, koşturacağız. Soyadımız gibi de Genç’iz daha. Yapabiliriz bunları. Yapmak istiyoruz. Hakikaten bu şehrin evladı olarak, bu şehrin havasını bilen biri olarak hizmet etme heyecanımız ilk günkü gibi var. 37 muhtarımızla beraber bir kardeşlik hukuku içerisinde bu hizmetleri yapabiliriz. Sürmene ve Trabzon’umuzu güzelleştirebiliriz. Sürmene zaten güzel bir ilçemiz. Sürmene tabiatıyla, siluetiyle beraber güzel bir ilçemiz. Ama burada yaşama sebeplerini daha çok artıran bir anlayışı ortaya koymak önemli. Sahil düzenlemeleriyle beraber bu çalışmaları yapabilmek önemli. Sürmene’mize daha kaliteli, daha nitelikli hizmetler yapabilmek bizim işimiz” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Türkiye Futbol Federasyonu’nu tüm kurullarıyla birlikte istifaya davet ettikleri paylaşımla ilgili konuşan Dursun Özbek, “Federasyonun yapmış olduğu uygulamalar çerçevesinde Kulüpler Birliği Vakfı’nın üyelerinin çoğunluğu tarafından artık devam etmemesi gerektiğinin düşünüldüğü bir dönemde biz, federasyona biraz daha süre verilmesi gerektiği düşüncesiyle hep arkasında durduk. Fakat son zamanlardaki hızlı gelişmeler, olaylar öyle bir seviyeye geldi ki artık Galatasaray’a göre bu federasyonun bundan sonraki dönemde Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık. Çünkü hedeflerimiz var. Avrupa’da ve dünyada Türk futbolu için hedefler koymuşuz. Galatasaray’ın ve diğer rakip kulüplerin hedefleri olduğu gibi Türk futbolunun da hedefleri var. Biz bugün itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu hedeflere bizi götürebileceği kanısında değiliz. Onun için de yapılması gereken en önemli şey, taze kuvvet, bir yenilenme, yeniden yapılanma, Türk sporuna, özellikle Türk futboluna daha kıymetli hizmetler verebilecek bir yönetimin gelmesi. Buradaki görüşlerimizin ifadesiydi o. Bunun da arkasındayız” ifadelerini kullandı.
“VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var”
Şanlıurfa’da oynanacak Süper Kupa maçında 11 Nisan Stadyumu’nun altyapısının yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusuna da değinen Başkan Özbek, “VAR sisteminin Türk futboluna gelmesiyle birlikte bazı tartışmaları bitirmesi hedefleniyordu. Bunda büyük ölçüde muvaffak olmuş mudur? Bence olmuştur ama hala VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var. Sadece büyük kulüplerin maçlarını kast etmiyorum, diğer kulüplerin de maçlarında büyük hatalar olduğu kanaatindeyim. Kişisel bazı davranış biçimleri çerçevesinde VAR’ın faydasını da ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Artık bir yenilenmeyi düşünmemiz lazım. Çünkü bu spekülasyonlar, bu tartışmalar artık öyle bir seviyeye geldi ki hiçbir kulüp memnun değil. Hiçbir kulüp ne uygulamadan ne hakem tayininden hiçbir şeyden memnun değil. Artık bu tartışmaların daha büyük boyutlara gelmesini engellemek lazım. Bunun için de yenilenmeye ihtiyaç var. Urfa’daki sahanın yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusu gündemde. Federasyonun seçimidir. Federasyon bunu görmedi mi veya düşünmedi mi? Bilemiyorum. Aslında bu sorunun muhatabının TFF yetkileri olması lazım, onların bu soruyu cevaplaması lazım. Bize nerede oynayacaksınız derlerse orada gidip oynayacağız” diye konuştu.
“Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz”
Bu sezonu şampiyon olarak tamamlamak istediklerinin altını çizen Başkan Dursun Özbek, “Galatasaray’ın sadece spor kulübünün yönetimlerinde değil, bir Galatasaraylı olarak Galatasaray’ın her konumunda talep edildiği zaman, ihtiyaç duyulduğu zaman görev aldım. Eğer Galatasaray Spor Kulübü Dursun Özbek başkanlığındaki yönetime ihtiyaç duyuyorsa hiçbir zaman bu görevden kaçmam. Seçime giderken çok önemli bir dönem geçiriyoruz. Şu andaki şampiyonluk yarışı kafa kafaya gidiyor. Hedefimiz bu sene şampiyon olmak. Hatta 2024’ten sonraki dönemde de şampiyonluk hedefimiz var. Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki 2-3 aylık dönemde seçim polemikleriyle bu yarışın etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz mermer kadar sağlam kenetlenmiş olarak bu sezonu götürmek zorundayız. Seçimin elbet konuşulacağı tarih vardır. O geldiği zaman da görüşlerimizi, fikirlerimizi ortaya koyarız. Ama şu anda Galatasaray sportif manada çok önemli bir yarışın içerisinde. Bu yarışın etkilenmemesi lazım. Bütün camiaya sesleniyorum. Buradaki birlik, beraberlik ve konsantrasyon camia için de çok önemli. Kenetlenmenin sadece yönetim kurulu çerçevesinde değil, bütün camia bünyesinde de olması bizi başarıya götürecek en önemli unsurdur. İzliyorsanız Galatasaray Spor Kulübü birçok cephede savaşıyor ve verdiği bu savaş içinde özellikle futboldaki yarışta gelinen duruma baktığımız zaman Galatasaray bir koalisyona karşı yarışmayı sürdürüyor. Bunun mevcudiyetini herkes görüyor, herkes biliyor. İsim açıklamaya gerek yok. Camiamın ve bütün Galatasaraylıların bunu görmesini istiyorum. Aynı ağabeylerimizin Çanakkale’de, Kafkaslar’da verdikleri ve vatan uğruna şehit düştükleri dönem gibi. Bir koalisyon var, bir koalisyon güçleri var onlara karşı şu anda Galatasaray Spor Kulübü yönetimi bir mücadele vermektedir. Camiamızın da bunu görmesi ve bizi desteklemesi, bu mücadelede bizle beraber tek yumruk halinde destek olması gerektiğini düşünüyorum. Onlardan bunu rica ediyorum” şeklinde konuştu.
“Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz”
Sarı-kırmızılı kulübün başkanı, Arjantinli golcü Mauro Icardi’ye, MKE Ankaragücü maçında yaptığı hareket nedeniyle PFDK tarafından verilen cezayı haksız bulduklarını söyleyerek, “Icardi olayında tartışılması gereken husus bence şu; düşünün ki biz dün akşam saatlerinde bir maça çıkacağız. Icardi, tedbirsiz sevk edildiği için oynamak durumunda, taktik çalışma buna göre yapılıyor, takım buna göre hazırlanıyor ve buna göre konsantre oluyor, otobüse biniyor. Maçı oynamak üzere sahaya geliyorlar. Otobüste Icardi’nin sevk edildiği cezaya bağlı olarak 1 maç ceza aldığını öğreniyorsunuz. Yani böyle bir şey olabilir mi? 60-70 saat içinde takım müsabakaya hazırlanırken, mevcut şartlar bu kadar kısa süre içinde değişip ve maç oynanacak yere stada geldiğiniz zaman 11’i değiştirmek zorunda kaldığınız bir durum olabilir mi? Aslında Icardi’nin ne yaptığından ziyade tartışılması gereken konu bu. Bu kadar kısa süre içinde bir ceza verip, sen tedbirsiz sevk etmişsin. Bunun bir süreci var, normal sürecinin dışına çıkıyorsun, hemen cezayı da yapıştırıyorsun. Takım antrenman bölgesinden çıktığı zaman farklı bir takım var, stada geldiği zaman ayrı bir takım var. Elbette ki Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz. Benzer uygulamalar geçmişte yapılmış, yakın tarihte para cezasıyla savuşturulmuş işlerde burada Icardi’ye 1 maç ceza verdiler. Yedi düvele karşı mücadele ediyoruz derken, bahsettiğim konulardan bir tanesi buydu. Ama hiç kimse şüphe duymasın bu mücadeleden Galatasaray galip çıkacaktır” açıklamasını yaptı.
Bir Galatasaray yönetim kurulu üyesinin, Galatasaray Spor Kulübü üyesi olan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin disipline sevk edilmesini istediğini aktaran Özbek, “Konu Galatasaray Yönetim Kurulu’nun gündemine geldi. Bir üye kardeşimiz Mehmet Büyükekşi’nin faaliyetleri doğrultusunda Galatasaray Spor Kulübü üyesi olması hasebiyle disipline sevk edilmesini istedi. Bizim tüzüğümüz gereği, yönetim kurulları kendisine iletilen bu tip talepleri disiplin kuruluna sevk etmek zorundadır, sevk etmek mecburiyetindedir. Neticede kararı disiplin kurulu verecektir. Yönetim görevini yapmıştır. Bundan sonraki konu disiplin kurulunun uhtesindedir. Onun vereceği karara bütün Galatasaraylıların saygı duyması gerekmektedir” dedi.
“Bize bu söylemleri yakıştıran takım, özellikle başkanı bir proje”
Rakip takımların Galatasaray ile ilgili söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını belirten Dursun Özbek, “Futbolda gerilimi arttırmamak, belli bir seviyenin üzerine çıkarmamak hususunda son derece dikkatliyiz. Elbette ki bunu yaparken Galatasaray’ın haklarının korunması, Galatasaray’ın mevcudiyetine zarar verecek hususların karşısında durması konusunda hiçbir tereddütümüz yok. Gerçeklerle uğraşıyoruz, gerçeklerle hareket etmek durumundayız. Rakiplerimizin gerçek dışı söylemlerine, Galatasaray’ı yıpratma çabalarına nezaketimiz çerçevesinde cevap veriyoruz. Bu demek değildir ki biz bu seviyeyi sürekli devam ettireceğiz. Bir konuda dikkatli olmamız lazım. Bugün toplumu germek, toplumu birbirine düşman edecek bir dil kullanmak son derece yanlıştır, son derece sakıncalıdır. Söylemlerin cevabını benzer şekilde cevaplamanın, tamir edilmesi güç olaylar oluşturacağı endişemiz var. Ben Galatasaray taraftarlarına, Galatasaray’ı sevenlere hep itidal tavsiye ediyorum. Türk futboluna fayda getirecek tartışmaları her zaman yapalım ama toplumu gerecek, birbirimize düşman edecek konularda itidalli davranılması konusunda da tavsiyem var. Burada rakibimizin bize atfettiği konuların Galatasaray’la ilgili hiçbir tarafı olmadığı gibi aynı Hacivat’la Karagöz gibi bir oyun sahneleniyor. Bir perde var. Perdeye bir gün birisi çıkıyor, öbür gün ötekisi çıkıyor. Aynı manada gerçek dışı ve Galatasaray’la bağdaşmayacak, birbirine yakıştırılmayacak konularda söylüyorlar. Biz benzer şekilde söyleyemez miyiz? Elbette söyleriz. Bir tuzağa düşmemek lazım. Burada bize bu söylemleri yakıştıran, bu söylemleri gönderen takımın bir proje olduğunu, özellikle başkanının bir proje olduğunu ifade etmiştim. Bunda hala ısrarlıyım. Bir proje olma hüviyetini hala sürdürüyorlar. Bir şey daha ifade etmiştim, ‘Cinayet mahaline evvela katil gelir’ dedim. Kimseyi itham etmek istemiyorum ama internete baktığınız zaman mesela ‘ananas’ deyin, ‘tesbih’ deyin, ‘şike’ deyin, ‘halı sahada dostluk maçları’ deyin bir girin bakın ne çıkıyor karşınıza. Sanki bunlar yokmuş gibi. Sanki bunları ben yapmışım gibi adamlar çıkıyorlar, Hacivat-Karagöz perdesinde bir sürü şey söylüyorlar. Onlara bir abi tavsiyesi; hiç boşuna uğraşmayın çünkü içinde bulunduğunuz ateş üfleyerek sönmez. Bunu kafanıza yazın” değerlendirmesinde bulundu.
“Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar”
Başkan Özbek, rakip takımların gündemi değiştirme çabası içinde olduğunu da söyleyerek, “Bugün bizle ilgili haberleri trol hesaplarından ve kendi sosyal medya hesaplarından gündeme getirmelerinin bir sebebi var. Geçen hafta oynadıkları Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Galatasaray, orada bir koalisyona karşı savaşıyor. Bu koalisyonun etkenlerini orada gördük. Oranın içinde Galatasaray’ın haricinde birçok futbol bileşenlerini var. Dolasıyla orada yaşanan rezilliği unutturabilmek için Galatasaray ile ilgili konular gündeme getirilerek, gündemi değiştirme çabası var. Kulüplerin kurulduğu tarihten bu zamana neler olmuş bakalım, neler ortaya çıkıyor? Bunun incelenmesi sonucunda Galatasaray’ın yine Türkiye’nin en başarılı kulübü olduğu ortaya çıkacaktır. Ama içinden cımbızlayıp 1997’de ne oldu? Böyle saçma bir şey olabilir mi? Herkesin kendi önüne bakması lazım. Artık kulüpleri yönetenlerin bir şeyden imtina etmesi gerekiyor. Bizim için önemli olan ülkemizin mutluluğu, birlik ve beraberliğidir. Aynı çağrıyı yine yapıyorum, saha içinde kalalım. Süreçli kaşıyarak, bizi sürekli cevap verme durumunda bırakarak Türk futbolunu böyle bir platforma çekmemiz son derece kötü” şeklinde konuştu.
“Galatasaray ara transferde çok önemli rakamlara ulaşmıştır”
Ara transfer döneminde yapılan çalışmalara da değinen Özbek, “Ara transfer dönemi maalesef en zor transfer dönemidir. Eğer bir takımın elinde iyi bir futbolcunuz varsa onu bırakmazsınız. Ancak önemli miktarda bir talep gelirse bırakırsınız. Mesela bizim Sacha Boey ile yaptığımız gibi. Galatasaray çok önemli transfer rakamlarına ulaşmıştır. Boey, bizim önemli bir oyuncumuzdu ama yapılan teklif çerçevesinde bu yapılabilir. Dolasıyla biz çalışmalarımızı bu yönde sürdürdük. Arkadaşlarım ve scout ekibi bu çalışmalardan netice alınması, hedefimiz olan oyuncuyu transfer etmek hem de hedefimiz olan rakamlarda en uygun seviyeyi yakalamak için hareket ettik. UEFA’nın belli bir tarihe kadar liste açıklama kararı önemliydi. Sıkışık bir takvime denk geldi. Bu sene Avrupa’ya veda ettik. Önümüzdeki sene inşallah Galatasaray yine Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak. O dönemdeki yönetimde bugün ki olaylardan ders çıkararak yine Şampiyonlar Ligi’ndeki serüvenine devam edecektir” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, “İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir” dedi.
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Yaroğlu, Fatih İlçe Başkanı Muzaffer Serenli, İl Başkanları Oğuzhan Sadıkoğlu ve Ömer Yıldızhan ile Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti.
“BESLENME SAATİNDE KARNINI DOYURAMAYAN BİR YAVRUMUZUN BU HALİ EN ÖNCELİKLİ İŞİMİZDİR”
Aydın, ziyaret sırasında şöyle konuştu:
“Saadet Partisi olarak İstanbul’a ilişkin bir tasavvurumuzun olduğunu öteden beri dile getiriyoruz. Başka bir İstanbul’un mümkün olduğunu, İstanbul’da daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu ama İstanbul’a ilişkin tasavvurumuzun ne olduğunu belirlemeden söylenecek sözlerin, vaatlerin bir karşılığının olamayacağını dile getiriyoruz. Bu açıdan İstanbul’u markalaştırmak, İstanbul’a bir kalite getirmek, bir estetik getirmek ve nezaketi İstanbul’da yaygın kılmak çabası ve arzusu içerisinde bir tasavvurumuz var. İstanbul’un berberi de kaliteli berber. Esnafı da kaliteli, taksicisi de kaliteli, kaldırımı da kaliteli, mimarisi de kaliteli beyaz yakalısı da mavi yakalısı da kaliteli. Bir taksici gördüm, İstanbul taksicisi. Bir aşçı gördüm, İstanbul aşçısı. Bir müezzin, İstanbul müezzini. Bir kuyumcu, İstanbul kuyumcusu. Her haliyle İstanbul markasını, kalitesini barındıran ve bunu bütün dünyaya sirayet ettiren bir tasavvurumuz var. Bunun için de atılması gereken acil adımlar ve kalıcı adımlar var. Bugün İstanbul’umuzun en temel meselesi geçimse hayat pahalılığı ise bu alana ilişkin dokunacağımız yapacağımız işler vardır. ve beslenme saatinde karnını doyuramayan bir yavrumuzun bu hali en öncelikli işimizdir. Bunu kantin kart projemizle İstanbul’umuzda hiçbir yavrumuz ilk ve ortaöğretimde beslenme saatinde karnı aç sınıfın kenarında bulunmayacak. Onun karnını doyuracak proje kantin kart projesidir. Bu çok öncelikli bir projedir.
“ALTERNATİF BİR ÇÖZÜM OLARAK PEMBE METROBÜSÜ DEVREYE SOKACAĞIZ”
Metrobüs projemiz var ama pembe metrobüs projesi. İstanbul hürmete layık bir şehir. İstanbullu hürmete layık bir kitle. Fakat İstanbul içerisinde ayrıca hürmete layık olanlar yaşı 65’i geçmiş büyüklerimiz, kadınlarımız, kızlarımız ve engellilerimiz. Bunların toplu taşımanın ulaşımının en yoğun olduğu saatlerde balık istifi yolculuğun olduğu saatlerde bu duruma düşmemeleri için alternatif bir çözüm olarak pembe metrobüsü devreye sokacağız. Aması fakatı da bu işin olmayacak. Hürmet dediğimiz önce buradan başlayacak. Kalıcı çözüm olana kadar bu alternatif çözümü, yaşı ilerlemiş insanlarımızdan, engellilerimizden, kadınlarımızdan, kızlarımızdan esirgemeyeceğiz bunu yapacağız. Bir hijyen timi projemiz var. Bugün maalesef İstanbul’umuzda birçok devlet okulunun tuvaletleri berbat. Temizlik yok, sabun yok. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir işbirliği içerisinde bütün bu ihtiyacı olan okullarımızın temizlik ihtiyacını biz temizlik görevlisi, temizlik malzemesi ihtiyacını büyükşehir belediyesi olarak biz temin edeceğiz. Paramız, bütçemiz buna yeter. Ama illa bir kısıtlılık yapacaksak buralardan değil de bir kaldırım yenilemeden bir yol yenilemeden bir asfalt yenilemeden feragat edeceğiz. Ama bu hijyen timini ve kantin kart bu kart projesini devreye sokacağız.
“İŞSİZLERİN TOPLU TAŞIMADAN ÜCRETSİZ İSTİFADE ETMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”
İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Emeklilerimize yönelik de şüphesiz iyileştirmelerimiz var. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir. Bu kadar trafik yoğunluğunu trafikte bekleme süresini kentsel dönüşümün bu coğrafyada yapsak da arzu ettiğimiz İstanbul tasavvuruna hizmet etmeyeceğini görüyoruz. Yani birinci köprüyü yaptık, ikinci köprü ihtiyacını ortadan kaldırmadı. İkinci köprüyü yaptık, üçüncü köprü ihtiyacı ortadan kalkmadı. Şu kadar metro hattı, şu kadar tramvay hattı, şu kadar metrobüs hattı yaptık. Yaptık ama bütün bu ihtiyaçlar görülüyor ki İstanbul’un trafik sorununu, ulaşım sorununu çözmüyor. Şu kadar binalar yaptık, şu kadar beton döktük, şu kadar demir ördük ama bütün bunlar Bizim İstanbul’da Allah korusun bir afet karşısında bir deprem karşısında güvenliğimizi temin edecek, huzur veren binalar, evler ve sokaklar ortaya çıkarmadı. Cenabıhakk’ın bize bahşetmiş olduğu bu nadide coğrafyada yaşayabilecek insan sayısı sınırlıdır. Biz İstanbul’un yedi ile on milyon arasında bir nüfusa çekilmesi düşüncesindeyiz. Bu muhakkak ve mutlaka bir periyodik çalışmayla mümkündür. Buna ilişkin ayrı dört tane projemiz var. Bunu ayrıca kamuoyuna takdim ettik.
“İSTANBUL’A AHLAKİ, VİCDANİ GÖZLE BAKIYORUZ”
Kentsel dönüşümü doğru şekilde yapmamız gerekiyor. Doğru işleri, doğru şekilde, dosdoğru şekilde yapmamız gerekiyor. Bir şeyi yaparken ayrıca on yıl sonra ayrıca büyük bir sıkıntıya sebebiyet vermemesi gerekiyor. ve bu dönüşüm yaparken de hak sahiplerinin üzerine ayrıca bir külfet yüklemememiz gerekiyor. Yani bedelsiz, yani ücretsiz kentsel dönüşümü gerçekleştireceğimizi vaat ediyoruz. Buna inanıyoruz. Şimdi bugün kıyısından köşesinden yapılan kentsel dönüşümlerde insanlarımıza gidiyor birisi, yarısı bizden, diğeri diyor ki yüzde kırkı vereceksin, biri diyor ki on yedi bin lira aylık ne var ki bunda diyor. İstanbul’da on beş bin lira, on bin lira maaş alan bir emekliye istersen beş bin lira de. Beş bin lirayı bile veremez. Yani vaktiyle almış, etmiş. Bir kenara koymuş. Bu insanımıza bunu ücretsiz verebiliriz. Vermenin de yolları var, çözümü var. Kiptaş’ı aktif bir şekilde devreye sokacağız. ve biz vatandaşımıza ekstra bir yük yüklemeden ona konutunu depreme dayanıklı daha işlevsel bir konutu vereceğiz. Müteahhitlerin, kar paylarını düşünürseniz, İstanbul’da bir imar kirliliğine, büyük bir imar kirliliğine neden olmaktan düzgün bir düzenlemeyle bunu yapmak pekala mümkün. Ayrıca zaten kalıcı çözüm için İstanbul’un nüfusunun azaltılması, on milyona kadar çekilmesi gerekiyor. Gönüllü olarak insanlarımızın istedikleri şehre, doğdukları şehre, emeklilerimiz, çalışma düzenleri veya işleri uzaktan çalışmaya müsait olan insanlarımız için Kiptaş marifetiyle cezbedici birtakım projelerimiz olacak. Bu şekilde İstanbul’u rahatlatacağız. Mesele İstanbul’a hangi gözlükle baktığımızdır? Mesele İstanbul’u hangi cetvelle ölçtüğümüzdür? Mesele İstanbul’un kıymetini, hangi mihenk taşıyla değerlendirdiğimizdir. Bir mana gözü var, bir madde gözü var. Maddiyatla bakarsanız İstanbul’un kıymeti sizin iştahınızı arttırır, yeşili dolar yeşili olarak görürsünüz oraya beton bina dikersiniz. Ama burada bir mana gözüyle bakarsanız, insana hizmet, insanın huzur yaşayacağı şehir inşa etmeye bakarsınız. Mesele baktığımız göz, ölçtüğümüz metre ve mihenk taşımızdır. Biz İstanbul’a ahlaki, vicdani gözle bakıyoruz. Adalet gözüyle bakıyoruz. Kurallılık gözüyle bakıyoruz. Şeffaflık ve denetlenebilir hizmet anlayışıyla bakıyoruz bunu yaptığımız zaman bu en kısa zamanda büyük sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Ben tekrar kabulleri için değerli dernek yöneticisi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kolaylıklar diliyorum.”
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin Ayasofya Camii’ni temizlemediği iddialarına sert tepki gösterdi. “Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde, Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır” diyen İmamoğlu, “Bu iki kurum, İBB’ye temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik” dedi. “Seçim geldi ya, yine ortalığı karıştıracaklar” diyen İmamoğlu, “Seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Bizim inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte ilçe turu yaptı. CHP milletvekili Engin Altay da ilçe turunda ikiliye eşlik etti. Merkez Mahallesi’nde kısa bir esnaf ziyareti yapan İmamoğlu ve Aras, Arnavutköy’ün cadde ve sokaklarında yol alan seçim otobüsüyle vatandaşları selamladı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Aras’a yol boyu sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu ve Aras, selamlamanın ardından İBB Arnavutköy Yaşam Merkezi’nde, aralarında STK üyeleri, spor kulüpleri temsilcileri, anneler, çocukları ve kanaat önderlerinin bulunduğu bir toplulukla bir araya geldi. İmamoğlu, salondaki kalabalıktan yer bulamayan yaş almış kadın vatandaşların ve çocuklu annelerin, kendi koltuğu da dahil olmak üzere, uygun yerlere oturtulmalarını sağladı.
“TEKİN ARAS’IN ENERJİSİ, GENÇLİĞİ BURAYA YANSIMIŞ”
Arnavutköy’deki gençlik enerjisini çok yüksek bulduğunu belirten İmamoğlu, “Muhtemeldir ki sevgili Tekin Aras’ın enerjisi, gençliği buraya yansımış” dedi. Görev süreleri boyunca İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet sunduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Hiç kimseye ‘O bana oy verdi, bu bana oy vermedi’ diye düşünmedik. ‘Burada bir başka partili belediye başkanı var, şu ilçede bir başka belediye başkanı var’ asla demedik. Birileri gibi de seçmeni cezalandırmayı, aklımızın ucundan bile geçirmedik” diye konuştu. Kendi dönemlerinde “kesilecek” denilen sosyal yardımların 5-6 katına çıkarıldığını belirten İmamoğlu; Halk Süt’ten Anne Kart’a, daha önce sayıları sıfır olan keşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından Bölgesel İstihdam Ofislerine kadar, farklı alanlardaki uygulamalarından örnekler verdi. Arnavutköy özelindeki hizmetleri de detaylandıran İmamoğlu, yalnızca İSKİ’nin ilçede yaptığı altyapı yatırımları toplamının 3,8 milyar lirayı bulduğu bilgisini paylaştı.
“BİZİM MASAMIZDAN BİRLİK VAR”
“Her şeyin en iyisini ben bilirim” diyen anlayıştan olmadıklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Benim dediğim olacak diyenlerden değiliz biz. Biz, sizinle düşüneniz. Biz, ortak aklı, aynı masada buluşmayı sevenleriz. Bizim masamızda ne var biliyor musunuz saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler? Bizim masamızdan birlik var. Bizim masamızda birbirimizi dinlemek ve anlamak var. Bizim masamızda kedere de ortak olmak var. Birbirimizi her anımızda, anlayışla karşılamak var. Bizim masamızda kimsenin inancını, kimsenin vatanseverliğini sorgulamak, asla yok. Hizmet yaparken oy vermiş mi, vermemiş mi diye bakmak asla yok. İBB, sosyal yardımlarla yüz binlerce ailenin evine girip, çıkıyor. Bakın; beş seneye yakındır çocuklarımıza süt ulaştırırken; annesine, babasına, ‘Sen nerelisin? Hangi partiye oy verdin’ diye asla sormayız, sormuyoruz, sordurmayacağız. Annelere İstanbul’da ücretsiz ulaşım kartını biz başlattık. ‘Bana oy verdin mi’ diye sormuyoruz. Tam kaç annenin cebinde o karttan var biliyor musunuz? 650 binin üzerinde annenin cebinde o karttan var. İhtiyacı olana, hak edene, hakkını veriyoruz.”
“İBB İNANÇ MASASI”NIN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTI
Siyaseti de bu anlayışla yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, “Biz, siyasetimizdeki odağı halka dönük yapıyoruz. Onun için bizim siyasetimizin adı; halkçılık. Şimdi bu salonda, Arnavutköy’de, özellikle demografik olarak çok sayıda Kürt hemşehrim var. Bununla ilgili benim ruhuma iyi gelen, benim ruhumu ısıtan bir şey olduğu için anlatacağım. İlçe belediye başkanıyken, tabii vefat eden hemşehrilerimin cenazelerine gidiyordum. Özellikle Kürt vatandaşlarımızın, yoğun bir biçimde taziye alanı talepleri vardı. Bu kardeşiniz bunu hissettiği için, -hatta bazen ne yazık ki engellemelere rağmen- ısrarla, inatla 9 tane taziye evini, Beylikdüzü’nde vatandaşımızın hizmetine açmaya vesile olan, benim oradaki Kürt hemşehrilerimdi, Kürt vatandaşlarımdı. ve o kadar değerli bir gelenek ki; insanlar orada bir arada, acılarını paylaşıyorlar. Çok güzel bir gelenek. O bakımdan evet; cenazelere gidiyorduk. Alevi vatandaşımız var. Caferi vatandaşımız var. Şafi vatandaşımız var. Fark etmez. Her vatandaşımız, elbette istiyorlar ki ibadetlerinde, cenazelerinde, kendilerinden, kendi geleneklerinden, kendi usullerinden bir din adamı olsun. Ama göreve geldiğimizde; biliyorduk ki, gördük ki, İstanbul Belediyesi’nde böyle bir hizmet yok. Göreve gelir gelmez, arkadaşlarıma dedim ki, ‘Bir inanç masası kuralım. İstanbul’un bütün inançlarını oraya davet edelim ve birlikte konuşalım. Kurduğumuz masayla birlikte, orada; Alevi dedelere, Şafi melelere, Caferi din adamlarına, hatta başka inançlardan papazlara, hahamlara bile görev verdik. Din görevlilerini istihdam ettik. Bakın; en gurur duyduğum şeylerden birisi budur” ifadelerini kullandı.
“BİR DAVA UYDURDULAR. ADINA DA ‘DİAYDER DAVASI’
DEDİLER. GÜNÜN SONUNDA HERKES BERAAT ETTİ”
Konuyla ilgili hazırlanan 2 dakikalık filmi katılımcılara izleten İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Bizim inancımız bile, bize bunu emreder; yani her inanca saygı duymayı. Bu din arkadaşlarımız, din adamı arkadaşlarımız, zaten İstanbul’un çeşitli yerlerinde görev yapıyorlardı. Ne yaptık? Onları kamusal bir çatıya ve güvenceye aldık. Bakın biz bunu yaptık ya, başımıza gelmeyen kalmadı. Evet. Sen misin bunu yapan? Neler oldu, neler? Bakın; bir dava uydurdular. Adına da ‘DİAYDER davası’ dediler. Belki basından duymuş olabilirsiniz. Neymiş efendim? Kürt din adamları üzerinden, o insanlara vermiş olduğumuz bu görevden ötürü, birtakım desteklerden ötürü inanın hem onlara hem de bize yönelik ‘terör’ davası açtılar. Aylarca televizyonlarda bizleri ‘terörist’ ilan ettiler. Birkaç din adamını hatta tutukladılar. Benim o kadar güzel duam var ki sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım. Bu tür lafları ve bu tür kötülükleri yapanlara diyorum ki; ‘Allah onlara akıl versin.’ Günün sonunda ne oldu biliyor musunuz? Günün sonunda herkes beraat etti. Cezaevinde de kimse kalmadı. Geriye ne kaldı biliyor musunuz? Boş iftiralar, yalanlar ve insanlar hakkında çirkin bir karalama kaldı. Bir de boşu boşuna hapis yatan o güzelim insanlar oldu.”
“YİNE ORTALIĞI KARIŞTIRACAKLAR”
“Yine ortalığı karıştıracaklar ya, seçim geldi ya; seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Yani memleketini onlar seviyor. Bayrağını onlar seviyor. Bu toprakları onlar seviyor. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Çıkmış bir meczup dün akşam televizyonun birinde, ‘Efendim İmamoğlu bir tek Ayasofya Camii’ne temizlik ve güvenlik hizmeti vermiyor’ diyor. Çünkü neymiş efendim? Ben, cami olmasından ötürü acı çekiyormuşum. Yahu benim aklımı benim vicdanımı, benim kalbimi bile okuyor! Cahilliğinden değil, kötü bir insan olduğu için, meczup olduğu için Ayasofya yalanını ortaya atıyor. Bugüne kadar hiç demedim. Ayasofya Camii, sadece ibadethane değilken bile, orası müzeyken bile, caminin bir bölümünde orada imam ezan okur, bir bölümünde de namaz kılınırdı. Ben şimdi oraya kaç defa gittiğimi mi anlatayım millete? ya bunlar kötü insanlar. Bunlar nasıl biliyor musunuz? Ben mesela, Allah rahmet eylesin, rahmetli dedemden, babamdan… Hepsi de hacıdır yani. Nerede namaz kılınır, nerede abdest alınır; kimse görmez. Namazını kılar, abdestini alır, duasını eder. Biz öyle öğrendik. Çünkü inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar.”
“SELATİN CAMİLER, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MÜLKİYETİNDE, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI SORUMLULUĞUNDADIR”
“O meczubun bu lafı, olur ya bir yere gider. Doğrusunu söyleyeyim: Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır. Bu iki kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik. Gayet doğal bir süreç. Bak; kimse suçlu değil. Ayasofya için ise böyle bir talep gelmedi. Hatta arkadaşların duyarlı davranmışlar, şifahen Vakıflar’a telefon açıp sormuşlar ve demişler ki, ‘İhtiyaç varsa, burayı da biz gündemimize alalım.’ Onlar ‘Gerek yok. Biz çözüyoruz’ demişler. Konu bu kadar basit. Ayasofya’nın sorumluluğu üzerinde olan iki kurumdan talep gelmezse, benim o hizmetleri verme hakkım yok. O kapıdan içeri giremiyoruz. Düşünsenize; ‘Ekrem İmamoğlu bir açılışa davet edildi mi edilmedi mi’yi bile tartışan bu insanların… Yani bir insanın, bir belediye başkanının, bir açılışa davet edilmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Ortada bir davetiye var. Davetiye dönmüş ateş mektubuna. Herkes de kaçıyor ondan. Herkes kaçıyor. Tamam, orası elini yakar yani; cısss! Allah muhafaza bunlardan. Allah korusun. Onun için bu tür insanlar, ne yazık ki meczup insanlar, ahlaksızlığı huy edilmiş insanlar. Bunları hep Allah’ıma havale ediyorum. Yaradan’ıma havale ediyorum.”
“ONLAR BİR AVUÇ İNSANIN ZENGİNLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR; BEN, 16 MİLYON İNSANIN MUTLULUĞUNU VE REFAHINI DÜŞÜNÜYORUM”
“Ben Trabzonlunun, Kastamonulunun sorununa nasıl yaklaşıyorsam; Bingöllünün, Diyarbakırlının, Erzurumlunun sorununa da öyle yaklaşıyorum kardeşim. Birçok şey konuşuyorlar, konuşacaklar. Birçok şey icat ediyorlar, edecekler. Çünkü zorları büyük. Onlar bir avuç insanın zenginliğini düşünüyor; ben, 16 milyon insanın mutluluğunu ve refahını düşünüyorum. ve ne konuşurlarsa konuşsunlar, buradan söylüyorum, ben, Kürt vatandaşlarımla arama bir kurumu ya da bir siyasi partiyi koymam. Ben, onlarla direkt konuşurum, direkt. Direkt içinde olurum. Direkt onunla sohbet edelim. Hem benim bir ayrım gayrım yok ki. Ben, bu şehrin insanları ile İstanbul’u ve ihtiyaçlarını her yerde konuşuyorum. Tabii ki İstanbul’un Arnavutköy’ün ihtiyaçlarını Kürtlerle konuşacağım, Kürt vatandaşlarımla konuşacağım. Bu şehirde herkes yaşıyor. Benim dünyaya, şehre, insanımıza, 16 milyon hemşerimize, 86 milyon vatandaşımıza bakışım bu kardeşim. Bunlar bunu anlayamadı, anlayamayacak. Ama milletimiz anladı kardeşim. Bana yeter.”
]]>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantının açılışında konuşan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, gelişip kalkınmaya devam edeceklerini söyleyerek; “Şehrimiz, 5 organize sanayi bölgesi, 1 serbest bölge, 2 teknopark ve 16 sanayi sitesi ile 51 milyon metrekareden fazla planlı endüstri alanına sahiptir. Kayseri savunma sanayisinin temelleri 1920’li yıllarda dayanmaktadır. İlk olarak 06 Ekim 1926 tarihinde Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk A.Ş. uçak fabrikası açılmış, 1 yıl içerisinde A-20, F-13 ve G23 uçaklarının montaj, üretim, bakım ve onarımları başlamıştır. 1931 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na devrolan Kayseri Tayyare Fabrikası ayda 4 uçak üretebilecek kapasiteye ulaşmıştır. 1932-1942 yılları arasında 200 adet uçak üretimi gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında yüzde 85’i yerli malzeme ile üretilen Türk uçağı ‘Mavi Işık 79-XA’, Kayseri İkmal Merkezi’nden havalanmıştır. Ayrıca; 1954 yılında Kayseri’de 2’nci Ana Bakım Merkez Komutanlığı kurulmuş olup, halen 387 bin metrekarelik alanda tank üretimi, modernizasyonu ve yenileştirme çalışmalarına devam etmektedir. Bugün Kayseri’de yeni nesil stratejik nakliye uçağı” A400M başta olmak üzere, Tüm uçakların Fabrika Seviyesi bakım, onarım, revizyon ve modernizasyon işlemleri yapılmaktadır. Kayseri’nin bu alandaki zengin birikimi, kenti bir Sivil Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi haline rahatlıkla dönüştürebilir niteliktedir. Dolayısıyla Kayseri, savunma sanayisinde 1926 yılından beri gelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kayseri’de tank sanayisine, uçak sanayisine ve silah sanayisine ciddi şeklide tedarik yapan firmalarımız var. Bugüne kadar Savunma Sanayii ile iş yapmış olan toplam 65 firmamız var. Bildiğiniz üzere savunma sanayii yatırım projeleri, gerek bilgi, teknoloji, gerekse sermaye olarak ağır yatırım alanlarıdır. İnsan kaynağımız ve müteşebbisimizin bolca bulunduğu Kayserimizde kamunun yol göstericiliğinde özel sektör ağırlıklı savunma sanayi modellerine önem vermeliyiz. Halihazırda Kayserimizde güzel gelişmeler olduğunu biliyoruz. Sayıları az da olsa savunma sanayiye üretim yapan firmalarımız var. Kayseri’deki odalar olarak (gerek Sanayi Odası, gerekse Ticaret Odası) elimizden geleni yapmaya hazırız. Diğer taraftan Kayseri olarak ciddi bir beşeri sermayeye sahibiz. Bu sermayemizin gelişmesi ve güçlenmesine katkı sunan 5 üniversitemiz var. OSB’lerimizde 100 binin üzerinde çalışanımız var. Bu nedenle, önemli bir bilgi birikimine ve potansiyele sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz nitelikli insan gücü ile şehrimizin bu potansiyelinin kullanılması adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah Kayseri olarak gerek savunma sanayiinde gerekse diğer alanlarda yaptığımız yeni yatırımlarla, ülkemizin her alanda gelişip kalkınmasına güçlü desteğimizi sürdüreceğiz” dedi.
Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yerli ve milli projelerin destekçisi olduklarını ifade ederek; “Her şehir ve ülkelerin ekonomisinde dönüm noktaları var. Kayseri Sanayisinin ve ekonomisinin dönüm noktası; cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında kurulan Kayseri Tayyare Fabrikası, Sümerbank Bez Fabrikası ve Ana tamir Fabrikası’dır. Bu 3 yatırım Kayserimizin sanayisine ve ekonomisine katkı sağlamış, yön vermiş ve müthiş bir işgücü yetişmesine de vesile olmuştur. Bugünkü sanayici ve yatırımcılarımızın adreslerine baktığımız zaman kökeni de aynıdır. Dolayısıyla Kayseri ekonomi, sanayi, yatırım ve girişimcilik ruhunun temelinde 1926’da başlayan devlet destekli sanayileşmenin büyük payı vardır. Akabinde de ortaklık kültürü oluşmuş, farklı sektörlerde de yatırım yapılmıştır. Bugün üretim merkezi haline gelen Kayserimizde müteşebbislik ruhundan gelmektedir. Bugün yerli ve milli savunma sanayiinde geldiğimiz nokta, cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu müthiş bir iradenin ve siz değerli heyetin ve Savunma Sanayi’de yer alan kurum ve kuruluşlarımızın ekiplerinin gayretleriyle, milli şuur içerisinde çalışmasının sonucudur. Bu başarıyla yerli ve milli sanayiye verilen destek sonucu şuan dünya, Türk Savunma Sanayiini izliyor. Dünyayı kıskandıran savunmamızla uluslararası boyutta da dikkat çekiyor. Bugün Allaha çok şükür ülkemiz, ihtiyacı olan silahların tamamını kendi imkanları ile üretir hale geldi. Bununla da yetinmeyerek dost ve kardeş ülkelerimize de ihraç ediyor. Geçen yıl 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirildi. Kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden birisi haline geldik. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı, en son KAAN’ımız çıktı. Uzaya ilk astronotumuzu gönderdik. Öte yandan KIZIL ELMA ile ANKA-3’ün hizmete girmesiyle savunma sanayiinde çığır açıldı. Gururluyuz, mutluyuz. Bütün bu projelere cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade sonucu hayat veren mühendislerimize ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sizlerden ve kıymetli heyetinizden istirhamımız, stratejik öneme sahip olan şehrimizin geçmişten gelen tecrübesi, girişimcisi ve özelliklede havacılık sanayiindeki tecrübesiyle de devlet destekli yatırımlarında Kayseri unutulmamalı. Kamu, özel sektör ortaklığı ve devlet aklıyla milli savunma sanayiindeki yatırımlara öz sermayemizle hazırız. Bakanım, sanayi odamızla da uyum içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimize ve ekonomimize daha fazla katkı vermek için projeler üretmeye çalışıyoruz. Stratejik öneme sahip olan tüm projelere de destek veriyoruz. Bildiğiniz gibi Ticaret Odamız, sanayi odamızın katılımı ve 10 sanayici arkadaşımızla tamamen milli duygularla rol bir model olmak için kendi öz sermayemizle yerli Türk mühendisliğiyle oluşan bir yatırımımız var. Kayseri İleri Malzemeler Sanayi ve Teknoloji A.Ş. adını verdiğimiz KİM Teknoloji. İnşallah bu modelin önümüzdeki yıllarda sayılarını artırma gayreti içerisindeyiz. 5. Nesil Savaş Uçağı, Milli Muharip uçağımız KAAN’ın uçak fren diskleri KİM Teknolojimiz tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. Milli Savunma Sanayiinde Kayseri olarak daha fazla yer almak istiyoruz. Bu konuda desteklerinize ihtiyacımız var. Bu süreçte sizlerin de her kapınızı çaldığımızda, tıkandığımız noktada önümüzü açtınız. Desteklerinizi esirgemediniz. Vermiş olduğunuz desteklerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Bizler hem oda olarak hem de yatırımcılar olarak yerli ve milli projelerimizin destekçisiyiz” diye konuştu.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da yerel yönetimler olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını vurgulayarak; “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayserimize stratejik bir şehir olarak bakış açısı ve ilk yatırımını uçakla ilgili hava ikmalimizde başlatmış olmasını anlamlı buluyorum. Umarım bu anlayış içerisinde bundan sonraki süreçte savunma sanayinde çok daha fazla yatırımlar yapılmasının da önemseneceğine inanıyorum. Bundan sonraki süreçte inşallah yol alma adına hep beraber birlikte neler yapabilirize kafa yormamız gerektiğine gayret göstermeliyiz. Yerel yöneticiler olarak üzerimize ne düşüyorsa gerekli destekleri sağlamak için her şeyi yapmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Vali Gökmen Çiçek de; “Kayseri ile ilgili geldiğim günden beri hep söylediğim bir şey var. Kayseri enteresan bir şehir diyorum. Şöyle ki; Kayseri aslında baktığımızda limanı olmayan, şuan için ulaşım yollarının tam ortasında olan bir şehir değil, birçok da dezavantajı var. Bozkırın ortasında, içte bir şehir. Bu dezavantajlarına rağmen Kayseri, bugün 4 milyar dolar ihracat yapıyor. İthalatının iki katı ihracat yapıyor. Ormanı olmadığı halde mobilyada ihracat rekoru Kayseri’ye ait. Yine denizi olmadığı halde yavru balıkta Türkiye rekoru yine Kayseri’ye ait. Gerçekten Kayseri çok ciddi ürünler yetiştiriyor” şeklinde konuştu.
“Savunma sanayi kar etme meselesi değil bir beka meselesidir”
Toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyon Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, bir savaşın içinde olduklarını ve savunma sanayinin bir beka meselesi olduğunun altını çizerek; “Etrafımız ateş çemberi, bunun şakası yok. Bizim biran önce engelleri aşıp düze çıkmamız lazım. Sanayide, ticarette, üretimde. Bunun sonucunda da silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını kendi kendimize karşılayabilecek bir hale gelmemiz lazım. Kiraladığımız İHA’lar vardı, parasını verdiğimiz halde bakımını yapmadılar. Pili vermediler. Şimdi içinde bulunduğumuz ortamda ‘dost’ dediğimiz ülkelerle yaptığımız temaslarda hiç kimse ‘ambargo’ kelimesini kullanmıyor. Artık bir savaş ilanı falan kalmadı. Ukrayna – Rusya Savaşı tipik bir örnek. Orada Ukrayna, Rusya’ya karşı bir mücadele veriyor. Ukrayna tek başına bunu yapabilir mi? Yapamaz. Ukrayna’nın arkasında herkes var ama savaş ilanı yok. Peki PKK, YPG, DEAŞ, FETÖ kim bunlar? Bunlar tek başına bunu yapabilirler mi? Kim var arkalarında? Herkes var. Dolayısıyla bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi. Onun için bizim bu günlerde yürüyerek değil koşarak çalışmamız lazım. Bu bizim milli ve manevi görevimiz. Sadece ticaret meselesi değil. Aksi halde gerçekten çok sıkıntıya düşeriz” dedi.
“Hakkımızı çiğnetmeyiz”
Milli Muharip Uçağı KAAN tüm dünyayı ayağa kaldırdı fakat bizim içimizdeki bazılarında hiçbir şey yok” diyen Akar; “Bu kadar bozgunculuk olur. Görüyorsunuz; Yunanistan’da gündem KAAN, ‘şunu yaptılar, bunu yaptılar, geldiler, gidiyorlar’. Böyle bir ortamda bu bizim caydırıcılık tarafımız. Biz haklarımızı çiğnetmeyiz. Kıbrıs, Ege, doğu Akdeniz, bu güne kadar haklarımızı çiğnetmedik çiğnetmeyeceğiz. Diğer yandan da Azerbaycan, Libya, terörle mücadele, diğer dost ülkelerde ihtiyaç ne varsa destek vermeye devam ediyoruz. Bunların hepsinin temelinde ekonomi ve ordu var” diye konuştu. Milli Savunma Komisyon Başkanı Akar sözlerini şöyle sürdürdü;
“Türkiye’de bu güne kadar yapılan çalışmalarla çok ciddi entelektüel birikim oldu. Bunları kullanmak suretiyle savunma sanayindeki mücadelemizi açık ve net şekilde ortaya koymamız lazım. Şimdi Allah’a şükretme makamındayız tabancasını, tüfeğini, otomatik tüfeğini, makinalı tabancasını biz ihraç ediyoruz. Söz dinleyen değil sözü dinlenen Türkiye’de yaşıyoruz. Bunun için de ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Devlet, millet tek, sen, ben yok. Tek millet, tek devlet olarak elimizden gelen neyse güvenliğimiz için bu mücadeleyi yapacağız. Burada herkesin görevi var. Bu bayrak, bu memleket, bu tarih bizim. Hep beraber yürüyeceğiz.” – KAYSERİ
]]>İSHAK KARA
CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, seçim bürosunun açılışında; “Otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz. Van’ı kayyumlar değil halkımızla yönetmeye geliyoruz” dedi. İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise “Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Biz bu sorunları bilerek aday olduk” diye konuştu.
CHP Van İl Başkanlığı, 31 Mart yerel seçimleri kapsamında seçim bürosunun açılışını yaptı. Açılışa Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu, CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan, Edremit Belediye Başkan Adayı Rıza Uçar, Tuşba Belediye Başkan Adayı Adil sahinoğlu ve çok sayıda partili katıldı.
“KAPI KAPI GEZERE BAŞARABİLİRİZ”
CHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu şunları söyledi:
“Van’da uzun yıllardan sonra Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 10 bandına yaklaştı. Buna emin olun biz bu kentte daha fazlasını alabiliriz. Ciddi bir çalışma ve emekle hep beraber kazanma şansımız olabilir. Bu kentte CHP’nin üçüncü yol olduğunu anlatmamız lazım. Bizler bunu hep beraber sahada emek göstererek, ev ev kapı kapı gezerek yapabiliriz. Bizim çok geniş imkanlarımız yok ama bizim sizin gibi dostlarımız var. Bu kentte üçüncü aktörleri üretmek zordur ama bir birinden değerli büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımız ile birlikte bu yola hep beraber başarıyı getirecek şekilde emek vererek çalışacağız hepimize hayırlı olsun.”
“KENTİN SORUNLARINI BİLİYORUZ ÇÖZÜM İÇİN GELİYORUZ”
CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, şunları söyledi:
“Yola çıktık, yerelden genele doğru yürüyeceğiz. Neden aday oldunuz sorusuna; biz 3-5 yıldır siyasetin içindeyiz, sürekli sokaktayız. Kentin tüm sorunlarını biliyoruz. Van’ın çok büyük sorunları var. Van’ın halka olarak boynuna geçirdiği 18. madde sorunu var. İmar sorununu çözmeye çalışacağız. Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz.”
“BİR YILDA GENÇ İNŞAATLARDA HAYATINI KAYBETTİ”
İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise şöyle konuştu:
“Bu kentin çok ciddi sorunları var: Birinci sorunu imar planıdır. Bir kentin imarı o kentin anayasasıdır. Eğer siz kentin imar sorunu çözemezseniz o kentte işsizlik, yoksulluk olur, ticaret biter her şey biter. Bizim için en önemli konu bu kentin imar sorununu çözmektir. Van Gölü sahilinden Erek Dağı’na kadar hepimizi birbirimize müşterek etmişler. Biz bugün bir sorun yaşamıyoruz ama inanın ki ileride çoluk çocuğumuzun başına büyük bela olacaktır. Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Gençlerimiz batıda ölüyor. Dün bile iki cenaze geldi. 120 genci biz trafik kazalarında bile kaybetmedik. Biz bu sorunları bilerek aday olduk.”
]]>
CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cevat Öncü, İhlas Haber Ajansı (İHA) Samsun Bölge Müdürlüğü’ne yaptığı ziyarette açıklamalarda bulundu. Başkan olması durumunda hayata geçireceği projelerden bahseden Öncü, özellikle işsizlik, hayat pahalılığı ile mücadele, ulaşım, taşımacılık, Doğu Çevre Yolu, deprem, doğal afetler, turizm potansiyelini kullanabilme, sosyal belediyecilik, kentsel dönüşüm ve 19 Mayıs Stadyumu’nun durumu gibi birçok konudaki fikir ve projelerine açıklık getirdi.
“İlk önceliğimiz işsizlik, ‘seferberlik’ başlatacağız”
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devralmaları durumunda yapacakları ilk icraatı ifade eden Cevat Öncü, “Samsun’daki en büyük sorun ve en çok konuşulan mevzu işsizlik ve özellikle genç işsizliği. İşsizliğe karşı ‘seferberlik’ başlatacağız. Bu konuda birçok projemiz var. ‘Enstitü Samsun’ projemizde meslek sahiplerinin üniversite mezunları da dahil yabancı dil, bilgisayar, bilişim gibi donanımlarını artırarak iş bulmalarına yardımcı olacağız. Sanayici ve iş adamları nitelikli eleman bulamadığından yakınırken, bir tarafta da işsizlik var. Büyükşehir Belediyesi olarak önceliğimiz iş ve istihdam konusu olacak” dedi.
“Suya yüzde 50 indirim yapacağız, raylı sistemi uzatacağız, deniz taşımacılığı başlatacağız”
Suya indirim yapacakları, raylı sistemi uzatacakları ve deniz taşımacılığı başlatacakları vaatlerinde bulunan Öncü, “İkinci önceliğimiz ‘hayat pahalılığı ile mücadele’ olacak. Buna da Büyükşehir Belediyesi kendinden başlayacak. Suyun metreküp fiyatını yüzde 50 ucuzlatacağız. Suyu bir ticari ürün olarak satarak ondan para kazanma mantığı, hayat pahalılığıyla mücadele mantığına uymuyor. Biz onu düşüreceğiz. Samsun’da taşımacılık, ulaşım sorunları var, fiyatlar da yüksek, eksikler var. Raylı sistemin ilk etapta doğuda havalimanına, batıda Taflan’a kadar, daha sonra doğuda Terme’ye, batıda 19 Mayıs ilçesine kadar götürülmesi gerekiyor. Yine raylı sistemi otogara ve Şehir Hastanesine doğru da götürmek gerekiyor. Deniz taşımacılığı başlatacağız. Denizde bir yol, altyapı masrafı yok. Karadeniz dalgalı ama OSB’den Taflan’a kadar yapılacak iskelelerle, o iskelelerdeki sosyal donatılarla ve benzer unsurlarla denizi kullanacağız. Bu anlamda şehrin trafik ve ulaşım problemlerinin hafiflemesine neden olur. Ayrıca ulaşımda 0-4 yaş grubu çocuğu olan annelere ulaşım ücretsiz olacak. Öğrencilere ulaşım ücreti bir sabah bir akşam gidiş-dönüş ücretsiz olacak. Daha sonrakiler de düşük ücretli olacak” diye konuştu.
“Doğu Çevre Yolu olmazsa olmazdır, en kısa sürede yapılmalıdır”
Şehrin trafik yükünün azaltılması için Doğu Çevre Yolu’nun önemine değinen Cevat Öncü, “Samsun’un en önemli ihtiyaçlarından biri ‘Doğu Çevre Yolu’dur. Zira Ankara’dan gelen tırlar, otobüsler, kamyonlar, özel araçlar, Samsun’a uğramadan yüzde 80’i Ordu-Trabzon istikametine devam ediyor. Yüzde 20’si batıya gidiyor. Samsun’un Batı Çevre Yolu’ndan önce Doğu Çevre Yolu’nu gündeme alması lazım. Biz göreve gelirsek Doğu Çevre Yolu’nu en kısa sürede projelendireceğiz. Belediyeevleri’nden sonra bir doğal afet olsa Samsun’un havalimanı ve Ordu’ya bağlanan alternatif bir yolu yok. Doğu Çevre Yolu bu nedenle olmazsa olmazdır, en kısa sürede yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
“Samsun’un en büyük ulusal güvenlik problemi ‘deprem’dir”
Deprem ve doğal afetlere karşı bir şehir inşa etmek zorunda olduklarını belirten SBB Başkan Adayı Öncü, “Ülkemizin ve Samsun’un en büyük ulusal güvenlik problemi ‘deprem’dir. Kuzey Anadolu Fay Hattı, ilimizden geçiyor. Mutlaka Samsun’u depreme hazır hale getirmek, deprem seferberliği, deprem master planını hazırlamak lazım. Biz bunun çalışmasının zaten yapmıştık. Meslek odalarıyla iş birliği yaparak mutlaka doğa olaylarına karşı dirençli bir Samsun oluşturmak gerekir. Sel su baskınları yılda birkaç kez yaşanır oldu. Bu doğal afetleri önleyemeyiz ama sel ve su baskınlarını önleyebiliriz. Bunların çözümünü planlayıp, hayata geçirmekle çözebiliriz. Kentsel dönüşüm konusunda kuracağımız şirket modelleri ile üst mahallelerde kentsel dönüşümü başlatmamız lazım. Onların çok büyük problemleri var. Doğalgaz bile alamıyorlar. Kentsel dönüşüm planlanmış ama başlamıyor. Belediyemiz, kar amaçlı olmadan vatandaşlar ile anlaşıp birkaç adada birkaç site yapsa oralar çok güzel olur. Bizim vizyonumuz, mesleki bilgi ve birikimimiz Samsun’da karşılık buluyor. Sahada da iyi gidiyoruz. Seçimi kazanacak en güçlü adaylardan birisiyiz ve kazanacağımıza da inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kent lokantaları, halk ekmek fabrikaları kuracağız”
İl genelinde kurulacak kent lokantaları ve halk ekmek fabrikalarında esnaf ile rekabet etmeyeceklerini, onları da sisteme dahil edeceklerini anlatan Cevat Öncü, “Kent lokantaları, halk ekmek fabrikaları kuracağız. Bunu yaparken fırıncı esnafıyla rekabet etmeyeceğiz. Fırıncı esnafının da içine katılacağı, satış ağı içerisinde yer alacakları halk ekmek fabrikaları kuracağız. Kent lokantasında da lokantacı esnafımızla rekabet etmeyeceğiz. Onları da dahil edeceğimiz ‘kent kartları’ restoranlarla anlaşıp, oralarda kullandıracağız. Samsun 1970’li yıllarda gelişmişlikte 17. sıradaydı. Milli ekonomiden aldığı pay da öyleydi. Bugün ise geldiği nokta 40-45 arası ise o zaman lafa değil, skora bakmak lazım. Tabelaya baktığımızda Samsun bir şeylerden mahrum kalmış demektir. Bu sırayı Samsun’a yakıştırmıyorum. Bu ligde Samsun’un hak ettiği yere gelmesi için 7/24 çalışacağız. Türkiye’nin en büyük tarım ovaları burada ama tarım teknolojilerine dayalı sanayimiz yok. Bunlara model olacağız” açıklamasında bulundu.
“19 Mayıs Stadyumu’nun yeri doğru değil, yerini planlayacağız”
Samsunspor’un maçlarını oynadığı stadyumun konum ve birçok açıdan verimsiz olduğuna dikkat çeken Öncü, “19 Mayıs Stadyumu’nun yeri doğru yer tercihi değil. Havadan partikül yağıyor. Hem hava kalitesi anlamında kötü bir yer hem de ulaşım anlamında doğru bir yer değil. Stadyum, mutlaka eski yerinde yenilenmeliydi. Neden? Yarım saatte yaya olarak büyük bir çoğunluk taraftarın yaya olarak geliyor, yarım saatte ayrılabiliyor, araçla gelenlerin sayısı azdı. Eski yerinde yapılacak olan bir stadyum, 7/24 yaşayabilirdi. Marketi, restoranı, kafeteryası, sineması, tiyatrosu olurdu. Çünkü yaya arterindeydi. Benim projem ve vaatlerim arasında net bir şekilde önce TOKİ ile görüşüp, eski yerine planlamak. Olmadı, Gülsan Sanayi Sitesi içerisinde, o da olmadı uygun bir lokasyonda stat yerini planlayacağız. ‘Bütçesi büyük, büyükşehir yapıp verecek mi?’ deniyor. Hayır, biz sadece planlayacağız. Başkan Yüksel Yıldırım, ‘Yer gösterin ben yapayım’ diyor. Hatta ticari bir yatırım da olur. Biz bunu mutlaka Samsun’a kazandıracağız” dedi.
Projeler
Göreve gelmesi durumunda hayata geçireceği diğer projelerden de bahseden Öncü, şunları söyledi:
“Sosyal belediyeciliği hayata geçireceğiz. Öncelikle belediye olarak güvenilir bir model oluşturacağız. Biz mutlaka Samsun’da 19 Mayıs Haftası etkinliklerini Türkiye’de gündem olacak şekilde yakışır şekilde kutlayıp Samsun’u Karadeniz’de bir yıldız haline getireceğiz. Samsun’u bir AR-GE, teknoloji ve inovasyon merkezi haline getireceğiz. Çok büyük bir turizm potansiyelimiz var. Kuş Cenneti, Akdağ, Vezirköprü Kanyonu ve Tekkeköy Mağaralar gibi görülmeye değer yerlerimiz var. Maalesef Samsun’a gelen turistler buraları görmeden dönüyorlar. Atatürk Anıtı önünde fotoğraf çektirip, pide yiyip gidiyorlar. Samsun’un konaklama tesisleri ile cazibe merkezi haline getirip, turistleri konaklatmak lazım. Turizmden hak ettiği payı alması için Samsun’da yapılacak birçok iş var.” – SAMSUN
]]>Bir dizi program için İzmir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İzmir Ticaret Odası’ndaki iş dünyası buluşmasının ardından Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda esnafı ziyaret etti. Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ile birlikte esnafı ziyaret eden Bakan Işıkhan, tarihi çarşıdaki esnafın sıkıntılarını dinledi. Bakan Işıkhan, daha sonra Balçova’da bulunan bir otelin restoranında Mardinli hemşehrileriyle bir araya geldi. Toplantıya AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Karabağlar Belediye Başkan Adayı Mehmet Sadık Tunç ve 22’inci Dönem Mardin Milletvekili Süleyman Bölünmez ve İzmir’de yaşayan Mardinli vatandaşlar katıldı.
“AK Parti, siyasi parti olması ötesinde milletin kendisidir”
Toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, AK Parti’nin siyasi parti olmanın ötesinde bir oluşum olduğunu vurguladı. Vatandaşını seçimden seçime hatırlayan, seçimden seçime çalışan bir siyasi hareket olmadıklarını belirten Işıkhan, “Türkiye’nin son çeyrek asrı, bu durumun en büyük güvencesi oldu. Bugün uzaya ilk astronotunu göndermiş, kendi arabasını, kendi uçağını üreten, gelecek 100 yılı inşa etme iddiası taşıyan güçlü bir Türkiye var. Bugün eğitimden sanata, spora, çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar her alanda dünya standartlarının da üzerine çıkmış bir Türkiye var. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi Türkiye’nin en önemli büyükşehirlerini hiç vakit kaybetmeden gerçek belediyecilikle buluşturmalıyız” diye konuştu.
“İzmir, CHP’nin kalesi söylemini kabul etmiyoruz”
“Biz İzmir CHP’nin kalesidir söylemini kabul etmiyoruz. İzmir millete hizmetten bir haber, kör ideolojilerin değil, vatan müdafaamızın ve milli mücadelemizin kalesidir” diyen Bakan Işıkhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bir tarafta Cumhuriyetimizin ikinci yüz yılını Türkiye yüz yılı yapmaya çalışan bir hizmet anlayışı var. Diğer tarafta ise şahsi hırsları yüzünden daha kendi partisini yönetemeyen, teröristlerle işbirliği yapan, temel atmama törenleriyle övünen; eski Türkiye’nin köhne vesayet artıklarıyla var olmaya gayret eden vizyonsuz bir zihniyet var. Ege’nin incisi İzmir hangisini hak ediyor? Biz İzmir CHP’nin kalesidir söylemini kabul etmiyoruz. İzmir millete hizmetten bir haber, kör ideolojilerin değil, vatan müdafaamızın ve milli mücadelemizin kalesidir. İzmir, Türkiye yüzyılı hedeflerimizin lokomotifi olabilecek merkezlerden birisidir. Burası binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahili yaptığı, kadim bir şehirdir. İzmir sadece Ege’nin değil, Türkiye’nin de incisidir. Ancak ehil ellerde olmadığı için hala tüm potansiyelini ortaya çıkarabilmiş değildir. Önümüzde çok ama çok önemli bir fırsat var. İzmir’in çok genç, çok dinamik AK Parti belediyeciliğine hakim belediye başkan adayları var. Onların enerjisi AK belediyeciliğin vizyonuyla birleştiğinde İzmir’i kimse tutamaz.”
AK Parti adayları için destek isteyen Bakan Işıkhan, “Türkiye’yi emin adımlarla 2023 hedeflerine taşıyan Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz var. İnanıyorum ki 31 Mart yerel seçimlerinde İzmirli ve Mardinli kardeşlerim bu ruhla AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı sandıktan zaferle çıkaracaktır” dedi.
Her mahalleye taziye evi yapılacak
Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, her mahalleye taziye evi kurulacağını söyledi. Dağ, “Hepimiz bu güzel şehri zenginleştirmek ve çocuklarımızın geleceğini kurmak istiyoruz. Ben yola çıkarken Mardinli hemşehrilerimizin yanımda olduğunu biliyordum. Bu bir siyasetçi için çok iddialı sözdür. Ama ben bunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyorum. Çünkü siyasete başladığım ilk günden beri en yakın yol arkadaşım, çalışma arkadaşım, komşuların hep Mardin’den oldu. Mardinli hemşehrilerimizin de kültüründe çok özel yer tutan taziye evlerini her mahalleye kuracağım. Kurulacak alan olmayan mahallelerde ise kahvehanelerle anlaşacağım. Gerekli masrafı belediye, ilçe belediye başkanları ya büyükşehir belediye başkanı olarak biz karışlayacağız” dedi. – İZMİR
]]>Karşıyaka Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Torbalı Ticaret Odası’nı ziyaret etti. Tugay, “2 sene içinde İzmir’in su fiyatı, büyükşehirler arasında en uygunu olacak” dedi.
Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin, CHP Torbalı Belediye Başkan Adayı Övünç Demir, CHP Torbalı İlçe Başkanı Hakkı Polat, Torbalı Ticaret Odası Yönetim Kurulu ve üyeleriyle bir araya gelen Başkan Cemil Tugay, sözlerine hayatını kaybeden önceki Torbalı Belediye Başkanlarından İsmail Uygur’u anarak başladı.
Tugay, “İsmail başkanımızı çok severdik, kaybettik, üzüntüsünü her geldiğimizde yaşıyoruz. Görevi alan Mithat başkanımız da çok değerli hizmetler yaptı. Teşekkür ediyorum. Partimizin içersinde bayrak değişimleri oluyor. Zaman zaman bunun üzerine spekülasyonlar yapılıyor. Belki insani olarak küçük kırgınlıklar yaşıyoruz. Ama biz partimize ve ülkemize hizmet eden insanlarız, bir aileyiz. Torbalı’ya yapacağımız yatırımlarda, Mithat başkanımız da yanımızda olacaktır. Övünç kardeşimiz de genç bir başkan olarak güzel hizmetler yapacak” dedi.
“2 SENE İÇİNDE İZMİR’İN SU FİYATI, BÜYÜKŞEHİRLER ARASINDA EN UYGUNU OLACAK”
Kentin su sıkıntısına dikkat çeken Tugay, şunları söyledi:
“Geçen sene su sıkıntısı vardı, yağış olunca kurtardık. Bu baharda yağış almazsak su sıkıntısı olasılığı yüksek. İzmir’in yer üstü su kaynağı problemi var. Ankara’da kullanılan temiz suyun yüzde 99’u yer üstü kaynaklarından elde ediliyor. İstanbul’da da yüzde 97’si yer üstü kaynaklardan kullanılıyor. Bizde ise yer altından yüzde 65, yer üstünden yüzde 35. Ağırlıklı olarak yeraltından çekip kullanıyoruz. Bu da enerji maliyetini arttırıyor. Bu durum da insanların su parasının yüksekliğinden şikayetçi olmasına neden oluyor. Enerji yatırımı yapmak lazım. Bunu yapacağım, mümkün olan en kısa zamanda uygun fiyata getireceğim, bunun bir rasyonelliği olacak. Bütçeyi hesaba katmadan indirimler vadetmek popülizmdir, oy almak için insanları istismar etmektir. 2 sene içinde İzmir’in su fiyatı Türkiye’nin büyük şehirleri arasında en uygunu olacak. Gider azaldıkça maliyet düşecek. Su kaynağı yetersizliği nedeniyle bununla ilgili de planlama yapmak lazım. 2050 yılında Torbalı nüfusu ne olacak, tarım sanayi nerede olacak, tarımdan yeterli verim alınacak mı, enerjimizi nereden karşılayacağız, bununla ilgili hesap kitap yapmak gerekiyor. Ekibimiz var bu konuda çalışıyoruz. Bu bizim artık yolumuz, anayasamız, geleceğimizin haritası. Buradan yola çıkarak doğruları yapacağız.”
“TORBALI’NIN İHTİYAÇLARINI BİLİYORUZ”
Torbalı’nın ihtiyaçlarını bildiğini belirten Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sık sık Torbalı’ya geliyoruz, Övünç’le de planlama yapmak için konuşuyoruz. Alt yapı sorunları, kent meydanı, otopark, pazar yeri, otogar, şehir içi ulaşım sıkıntıları var. İZTAŞIT konusunda Ayrancılar’da mutabakata varılmış, köyler için mutabakata ihtiyaç var. Ümit Tunçağ Caddesi’nin genişletilmesi önemli. Metropolis Antik Kenti İzmir’in değerli arkeolojik bölgelerinden birisi, tanıtımı ve düzenin sağlanması çok önemli. Otobandan Pancara çıkış verilmesi bizim dışımızda ama duyarlılığı koruyacağız. Kalifiye eleman ihtiyacı ile ilgili biraz önce İzmir Ticaret Odası’nda da konuştuk. Sadece belediye değil ama belediyenin de içinde bulunduğu platformların çözmesi gereken bir konu. Kurslar ya da meslek okulları açılması gerekiyor. Zaman içinde bunları hızlıca halledeceğiz.”
HER 100 BİN KİŞİYE SPOR SALONU, HER 200 BİN KİŞİYE YÜZME HAVUZU HEDEFİ
Başkan Cemil Tugay, Torbalı’nın sorunlarının çözümü için yapacaklarını da kısaca şu sözlerle özetledi:
“İstihdam açısından şanslı bir şehir, çokça sanayi yatırımı var. Kalkınmayı hedefleyeceğiz, yatırımı doğru yönlendirmemiz lazım. Ben İzmir Büyükşehir Belediyesi adına, Torbalı’nın büyümesi yatırımların artması için azami çabayı göstereceğim. İkincisi şehrin alt yapı sorunları var. Bunlar tamamen düzelmek zorunda. Belirli bir mesafe alınmış eksik kalan noktalar tamamlanacak. Üçüncüsü, kent içersinde şehrin sunduğu olanaklardan insanlar yararlanırken adaletsizliklerin olmaması lazım. Alsancak, Bornova, Güzelyalı’da insanlar nasıl imkanlara sahipse Torbalı’da da bunları sağlamamız gerekiyor. Her 100 bin kişiye kapalı spor salonu, her 200 bin kişiye yüzme havuzu hedefi koyduk. Yakında açıklayacağız. Nüfusu 100 binin altında olan ilçelerimiz doğal olarak hak ediyorlar. Bazı durumlar yaşamı zorlaştırıyor. İZBAN hattının şehri bölmesi gibi. Bu Bayraklı, Çiğli, Buca, Karabağlar gibi yerlerde de var. Buralardan geçişi kolaylaştıracak, şehrin bölünmüş halini giderecek üst ve alt geçitleri arkadaşlarımızla planladık.”
“SOSYAL HAYAT ZENGİNLEŞECEK”
İzmir’in sosyal ve kültürel zenginliğinin daha da arttırılacağını vurgulayan Başkan Tugay, “İzmir olarak çok özel bir kültürümüz var. İzmir bir kültür sanat şehri aslında, bu yönümüzü güçlendirerek sürdürmemiz lazım. İzmir’i İzmir yapan şey sosyal dokusunun gücü. İzmir’de belediyecilik eksiklikleri var diyorlar, bunlar düzeltilir. Benim dönemimde, çok büyük problem gibi görünen yolların, kaldırımların ne kadar hızlı çözüldüğünü ben size göstereceğim. Doğru zamanda, doğru yatırımla çözülebilir. 5 yıllık belediye başkanlığım bana bunu öğretti. Ne kadar olumsuz şeyler söylense de mükemmel olduğu söylenen şehirlerden insanlar buraya geldiklerinde, ülkelerine hayranlıkla dönüyorlar. Bunun nedeni İzmir’in sosyal ve kültür yaşamının güçlü olması. Buralarada sahip olduğumuz imkanları insanlara yeterli sunmama sorunu da var. Kültürel ve sosyal yaşamımızı zenginleştimeli, kültürel ve sosyal imkanlardan faydalanmaları için insanları teşvik etmeliyiz” dedi.
“DOĞAL GÜZELLİKLER ÖN PLANA ÇIKARILACAK”
Kentin doğal güzelliklerini ön plana çıkarmanın yanı sıra sosyal etkinliklere katılımın artması için de çalışacağını belirten Başkan Tugay, şunları kaydetti:
“Burada 3500 yıllık antik şehrimiz Metropolis var, Efes, Bergama var. Kaçımız gezip görmüşüzdür? Sizler İzmir’in şelalelerini, küçük göletlerini gördünüz mü? Karagöl ya da Ödemiş’e gitmeyen birçok insan vardır. Bunlar bize şehrin sunduğu doğal imkanlar ama aynı zamanda her ilçede bizim koro, orkestra, tiyatro, kültür kulüplerimiz olsa çok güzel olmaz mı? Bunları insan olarak hak etmiyor muyuz? Bunları belediyelerin teşvik etmesi yönetmesi lazım. Sahip olduğumuz doğayı, doğal kaynakları koruyarak, kalkınabileceğimize inanıyorum. Yeter ki uyum içinde yapalım bunu. Bir şehirde yaşarken karşılaşılan sorunların planlama ile çözüleceğini söylüyorum. Somut isteklerinizin gereğini en kısa sürede yapacağım.”
“ŞEHRİN FAYDASINA OLACAK HER ŞEYDE HERKESLE KONUŞABİLİRİM”
Başkan Tugay, konuşmasını hizmette ideoloji olmayacağını belirterek, şu sözlerle tamamladı:
“Siyasetten geliyoruz, belediyede ideoloji şöyle ayrışır Biz daha halkçı olabiliriz, diğer tarafta yandaşları zengin etme sistemi var. Bu ülkede biz orada yokuz. Bunları bir yana koyun hizmette ideoloji yok. Her görüşten insana eşit hizmet götüreceğiz. Bu şehirdeki herkesle tüm kişi ve kurumlarla iş birliği yapmamız ve Hükümetle diyalogda olmamız lazım. Bu yapıcılığı göstereceğime söz veriyorum. Şehrin faydasına olacak her şey için herkesle konuşabilirim.”
]]>Avcı, Yukatel Adana Demirspor maçı hazırlıklarını sürdüren bordo-mavili takımın antrenmanı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Ligin ikinci yarısında aldığı kötü sonuçların ardından son 2 haftada galip gelerek kötü gidişatını durduran bordo-mavili takımın çalıştırıcısı, her takımın ligde yaşadığı süreçten geçtiklerini belirterek, “O süreci çok telaffuz etmek istemiyorum. 1 haftada 3 maç, toplamda 13, ilk 11’de 7-8 oyuncunun olmadığı bir süreci yaşadık, kaybetmeyebilirdik de. Oyun olarak kaybetmediğimiz maçlar vardı.” ifadesini kullandı.
Adana Demirspor’un da kendileri gibi o süreçten geçen bir takım olduğunu vurgulayan Avcı, “Adana Demirspor da o süreci yaşadı. Tekrar toparlanmaya geçti. Transferler yaptılar, gidenler, gelenler oldu. Taraftarımız sonuç bekliyor. Bu süreç sağlıklı bir şekilde gidiyor. Mevcutta sıralama kaybetmedik. Rakiplerimiz de puan kaybettiler. Biz de puanlar kaybettik. Sıralamamız aynı yerde ve Türkiye Kupası hedefi aynı yerde duruyor.” diye konuştu.
Avcı, her takımın inişli çıkışlı bir dönem geçirebileceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Bugün geldiğimiz nokta, oyuncuların gelmesiyle rekabetin daha iyi arttığı, mevcudun yukarı çektiği, gelenin biraz daha işin içine girdiği, yukarı çektiği durumu yaşıyoruz. Kazanmak önemli. Bizi daha da hırslandırıyor. Bu süreci bu şekilde geçtik diye düşünüyorum. Yine her takım için inişler çıkışlar olacak. Ulaşılabilir hedefimizi zaten net şekilde söylemiştik. Bu sene itibarıyla üçüncülük, dördüncülük ile Avrupa Kupaları’na gitmek ve Türkiye Kupası. Bu hedefler geçiş dönemi ve sancılı olmasına karşın önümüzde aynı sıralamada duruyor. Ligde 12 maçımız ve kupa var. Daha iyisini yapmak istiyoruz. Oyuncuların durumu iyi, enerjisi yüksek. Bir yandan bu günceli yapıyoruz, bir yandan da önümüzdeki senenin planlamasına çalışıyoruz. Umarım bunun karşılığını alırız.”
Başkan Ertuğrul Doğan ile görüşme
Gelecek sezon planlamasına ilişkin de Avcı, “Pazartesi başkan ile beraberdim İstanbul’da. Yoğun şekilde önümüzdeki senenin planlanması ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Hızlı mesafe kat etmek istiyoruz. Kulübün bütçesi, mevkisel olarak nelere ihtiyacımız var. Deneyimli oyuncu, genç oyuncu, birçok şeye bakılıyor. Zaman içinde Trabzonspor’un hedefleri ile ilgili kısa vadede, 2-2,5 sene hedefleri ile ilgili açıklama zaten yaparız. Şu an itibarıyla hem yarışacağız, hem sezonun planlamasını yapıyoruz. Sağlıklı gidiyor, umarım böyle devam eder.” dedi.
Avcı, kiralık olan Onuachu ile ilgili bir soruya da “Şu an itibarıyla içerdeki oyunculardan maksimum verim almak hedefimiz. Afrika Kupası’ndan geldiler, 1 aydır yoklar. Fiziksel durumları var. Onu en iyi şekilde planlamaya çalışıyoruz. Bunlar daha sonra karşılıklı oturup konuşulur ki onların da istekleri nedir? Başka planları var mı? Bizim düşüncemiz nedir? Mevcutta daha iyi performans nasıl alırız ona çalışıyoruz.” yanıtını verdi.
Orsic’in sağlık durumu
Sezon başında çapraz bağ ameliyatı geçiren Orsic’in sağlık durumuna ilişkin de Avcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Antrenmanda ısınma, 5’e 2, oyunların bazı bölümlerine katılıyor. Bir aksilik çıkmazsa ki biliyorsunuz sakatlıktan çıkanlar, insanlar sakatlandığı yeri değil, diğer tarafı daha çok korurlar. Biz de bu süreçte Orsic’i daha koruyarak gidiyoruz. Mart ayının 15’ine kadar olan süreçte sanki faydalanacağız. Bir aksilik olmazsa. Sezon başında buranın en yatırım yapılan ve net oyuncularından bir tanesiydi. 7 aydır faydalanamıyoruz. Onun katılımıyla rekabet daha iyi olacak.”
Avcı, yeni transfer Meunier’in performansına ilişkin de “Oyuncuyu çok konuşmaya gerek yok. Kariyerini biliyorsunuz. Transfer olmadan önce oyun felsefemizi konuştuk, hedeflerimiz konuştuk. Onun da hedefleri var. Hem burada hedeflere koşmak hem de Avrupa Şampiyonası’nda milli takımda tekrar olma hedefi var. Her şeyi ile örnek oyuncu, Avrupalı, iyi bir profesyonel. Çok iyi çalışıyor. Takıma kısa sürede adapte oldu. Umarım böyle devam eder. Onunla çalışmaktan son derece mutluyuz.” diye konuştu.
Hafta sonunda Yukatel Adana Demirspor ile yapacakları maça taraftarları davet eden Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Adana Demirspor geçiş döneminden çıkıyor. İyi de transferler yaptılar. İyi takımları var. Başlarında deneyimli teknik adam var. Zor bir müsabaka bizi bekliyor. En iyi şekilde hazırlanacağız. Taraftarlarımıza her zaman söylediğim bir şey var, onlarla varlığımızı hissedebiliyoruz. Rakibi baskı altına alabiliyoruz. Pazar günü bence kahvaltılarını yaptıktan sonra bize yardımcı olurlarsa son derece mutlu olacağız. Ondan sonra çarşamba günü ilk 8’e kalma, kupa maçı var. Öncelikle Adana Demir’e karşı zor müsabaka ve umarım bu çıkışımızı devam ettirebilecek sonucu tekrar alırız.”
]]>Özel, Halk TV’de “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Hatay’da aday belirleme süreci yönetimi konusunda öz eleştirisi olup olmadığı sorulan Özel, Hatay’da süreci kötü yönettiklerini düşünmediğini söyledi.
Özel, 5 anket yaptıkları Hatay’a 3 farklı heyet yolladıklarını belirterek, “Bir gerçek var. Hatay’da biz yüzde 20-30 arası oy alabiliyorken, iki dönemdir Hatay’ı kazanan, Hatay’da önemli bir mücadele veren bir belediye başkanı var. Bizim yaptırdığımız bütün anketlerde Lütfü Savaş CHP’nin gösterebileceği en iyi aday.” diye konuştu.
Bir yandan da belediye başkan adayının değişmesi yönünde hem Türkiye’de hem sosyal medyada hem de 6 Şubat’ta gittikleri şehirde birtakım taleplerin, tepkilerin olduğunu aktaran Özel, “İki karardan birini vereceksiniz. Bir yanda Suzan Şahin, enkazın başında günlerce uykusuz, ağlaya ağlaya bütün komşularını, hemşehrilerini kurtarmaya çalıştığını görmüşüm. Anket yapıyorsunuz, Lütfü Savaş her partiden oy alıyor. Lütfü Savaş doğru aday gözüküyor ama başka bir tartışma var. Biz en nihayetinde 10 Ocak günü Lütfü Savaş’ı adaylaştırdık.” ifadelerini kullandı.
Son gün bir anket daha yaptıklarını, Lütfü Savaş’ı da davet ederek onun elindeki anketleri de aldıklarını belirten Özel, fikrini aldıkları bütün ilçe belediye başkan adaylarının, ilçe başkanlarının, il başkanının, eski ve mevcut milletvekillerinin hepsinin “Bu seçimi Lütfü Bey’le alırız” dediklerini dile getirdi.
“Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor”
Özel, bu kararı ince eleyip sık dokuyarak almalarını kötü süreç yönetimi olarak düşünmediğini vurgulayarak, “Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor.” dedi.
Hatay’daki oy oranlarına ilişkin Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Bir AK Parti oyu var, bir CHP oyu var. Bir ölçtürüyoruz 3 puan geride çıkıyoruz, bir ölçtürüyoruz 4 puan önde çıkıyoruz. Diyorum ki ‘Bu nasıl bir şey?’ Diyorlar ki, ‘Normal şartlarda ölçüm yapılamaz durumda Hatay.’ Hatay’da duygular hala travmatik. Bir haberle olumsuz etkilenip bir başka tercihte bulunabiliyor insanlar. Bir başka şeyde başka bir tercihte bulunuyor. Ama bir gerçek var, kararsız ve muhalif bir grup var. O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.”
“Benim tanıdığım Meral Hanım ‘Balıkesir’e borcum vardı. Gereğini yapıyorum’ der”
Seçim hedeflerine dair değerlendirmesi sorulan Özel, ellerindeki 11 belediyenin tamamını korumak, üzerine de Bursa ve Balıkesir gibi yeni belediyeler eklemek istediklerini ifade etti.
Özel, “Aslında Balıkesir çoktan hak ettiğimiz bir yer. Geçen seçim Ahmet Akın adaydı ve kazanmaya gidiyordu. İYİ Parti Balıkesir’i istedi. Ağlaya ağlaya Ahmet Akın’ı çektik. Bir başkası istedi oraya koyduk. O kişi hem seçimi kaybetti hem sonra AK Parti’ye geçti.” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in o dönem Ahmet Akın’a “Bunların hiçbirine borcum yok ama sana bir borcum var Ahmet. Ben o borcu bir gün öderim” dediğini aktaran Özel, “Ben şimdi şunu bekliyorum Meral Hanım’dan; ‘Benim geçmişten bu genç arkadaşıma ve Balıkesir’e bir borcum vardı. Ben gereğini yapıyorum’ der mi? Benim tanıdığım Meral Hanım der.” diye konuştu.
CHP Gebze’de TİP Genel Başkanı Baş’ı destekleyecek
Özel, CHP’nin Gebze’de adaylığını açıklayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a destek verip vermeyeceğine ilişkin, şunları kaydetti:
“TİP’le şöyle bir çalışma yaptık. Onlar bizi kaybettirme riski olan yerlerde aday göstermediler. Biz de bir işçi kenti olan Gebze’de, ilçe belediyesinde Erkan Baş genel başkan olarak oraya bir iddia koydu. Orada biz aday göstermedik, kendisini destekliyoruz. Ama Kocaeli Büyükşehir’de, bütün ilçelerde ve TİP’in aday göstermediği bizim açımızdan yarışmalı yerlerde de TİP seçmeni bu Gebze jestine karşılık CHP’ye destek verecek.”
İstanbul ile ilgili değerlendirmesi sorulan Özel, burada çok önemli bir rekabet olduğunu söyledi. İstanbul’da çok önemli bir başarı elde edeceklerini savunan Özel, “Karşımızdaki rakipleri görüyorsunuz. İktidarın buraya nasıl yüklendiğini görüyorsunuz. İktidar medyasını, iktidarın tüm olanaklarını buraya seferber ettiği bir süreçteyiz ama bir gücümüz var. O da şu; son 5 yılda Ekrem İmamoğlu ve ekibinin İstanbul’da yaptıkları.” dedi.
Özel, İmamoğlu’nun seçimi kazanıp kazanamayacağına ilişkin soruya ise “Kazanacak, hem de çok rahat bir şekilde kazanacak. İstanbul’a da rahat bir nefes aldıracak.” yanıtını verdi.
İzmir’de büyükşehir belediyesini kaybetme riskleri olmadığını ifade eden Özel, seçimde Ankara ve İzmir’de rekor, İstanbul’da ise seçimi rahat kazanmayı beklediklerini dile getirdi.
“Belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşiyle birlikte mal varlığını açıkladığının hatırlatılması üzerine Özel, belediye başkanlarının, milletvekillerinin mal varlığını açıklamalarını doğru bulduğunu söyledi.
Özel, “Seçilen bütün belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar.” ifadesini kullandı.
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’imizin çok değerli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri başta Mehmet Aydoğan olmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu buluşmayla günümüzü güzel kıldınız. Burada bir arada olmak birliktelik içinde görmek hepimize umut veriyor” dedi.
“Hoşgörümüz, güçlü yönümüz”
Buluşmada açıklama yapan Cemil Tugay, “Demin şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz” sözlerine yer verdi.
“Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız”
Bu dönemin belediyecilik yapılacağı bir dönem olacağını belirten Tugay, “Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesela Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum” dedi.
İZBAN seferleri sıklaşacak
Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı sayın AK Parti genel başkan yardımcısı sefer sıklığını artıracağız diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak” ifadelerini kullandı.
“Sürekli altyapı çalışması devam etmeli”
İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.
25 bin yeni konut
İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu: “Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”
“Çöpü, yakma tesisi ile halledeceğiz”
“Harmandalı’na çöp dökmek istemiyoruz” diyen Tugay, “Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurtdışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok” açıklamasında bulundu.
Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan ise, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. – İZMİR
]]>9 İŞÇİ GÖÇÜK ALTINDA
Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler köyündeki maden ocağı sahasında meydana gelen toprak kaymasında kaybolan 9 işçiyi arama çalışmalarının 7. gününde kötü haber geldi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bölgede basın mensuplarına yaptıkları açıklamada, arama çalışmalarını durdurduklarını belirtti.

“HEYELAN RİSKİ NEDENİYLE ARAMA FAALİYETLERİNİ DURDURDUK”
Heyelan riskine dikkat çeken Bakan Bayraktar, “Heyelan riski yoğunlaştı, risk nedeniyle arama faaliyetlerini durdurduk” dedi. İçişleri Bakanı Yerlikaya da iki noktada arama çalışmalarının durdurulduğunu söyledi.
“TEMEL ÖNCELİĞİMİZ HEYELAN RİSKİNİ ORTADAN KALDIRMAK”
Bakan Bayraktar sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu atığın nihai olarak kalıcı istifleneceği alanla alakalı tamamen Çevre Şehircilik Bakanlığımızın koordinasyonu ve onayında yürüyor. Onların onay vermediği yere bu toprağın koyulması söz konusu değil. Mermer ocağı olarak adlandırdığımız yeri geçici planladık. Şu anda heyelandan dolayı bu faaliyetler durmuş durumda. Şu anda temel önceliğimiz heyelan riskini ortadan kaldırmak.

“YAKLAŞIK 2 ŞİDDETİNDE DEPREM ETKİSİ OLDU”
Bugün teknik ekibin, akademisyenlerin değerlendirmesi heyelandan dolayı deprem etkisinin olduğu şeklinde. Yaklaşık 2 şiddetinde deprem etkisi olduğunu arkadaşlar ifade ettiler.
“SÜREKLİ ÖLÇÜMLER YAPILIYOR”
İçişleri Bakanı Yerlikaya ise şöyle konuştu: “İçişleri Bakanlığı ve AFAD olarak 9 canımız için çalışıyoruz. Planımız var. Burada kayan kütleden drone radarla beraber çalışmalarımız devam ediyor. Tüm arama kurtarma çalışmalarında olmazsa olmaz önceliğimiz var. Arama kurtarmadaki insanlarımızın can güvenliği. Bu çalışmayı yapan 1 arkadaşımızın bile canına helal gelmesin diye sürekli ölçümler yapılıyor. Bir alarm sistemi de var. Kaymayan ama kayma ihtimali olursa diye bir uyarı mekanizması var.

“KÜTLE STABİL OLMADIĞI İÇİN ARAMA FAALİYETLERİNİ DURDURDUK”
Mangan ocağı ile ilgili ilk anından itibaren orada duranın kütlenin stabil olmadığını görünce arama faaliyetini durdurduk. Sabırlar Deresi ile ilgili durum ne? Bir kısmının stabil olmadığını gördük. Önce güvenlik ilkesi ile çalışmalarımıza devam ediyoruz.
İlk günden itibaren hep olumlu haber vermek gayretindeyiz. Ama böyle bir gerçek var. Stabil bir alan olsa her gün kaç araç naklettiğimizle ilgili haber veririz ve toplam kütleyi ne kadar sürede aktarabileceğimizi söyleyebilirdik. Mangan’daki arama faaliyeti maalesef durdurduk. Çevre Şehircilik Bakanımız Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanımız ve Çalışma Bakanımız buraya gelecekler.”

SORUŞTURMA KAPSAMINDA 6 KİŞİ TUTUKLANDI
İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı. Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, şirketin Türkiye’deki müdürü C.D’nin de olduğu 3 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
ŞİRKETİN LİSANSLARI İPTAL EDİLDİ
İki bakanlık şirketin lisanslarını iptal etti. İptal kararının gerekçesi, heyelan olayının ardından yığın liç sahasında bulunan malzemenin Sabırlı deresi ve ocak sahasına doğru akması olduğu belirtildi.
]]>Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında Erzurumspor FK sahasında karşılaştığı Adanaspor karşısında 1-0 galip geldi. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri basın toplantısında konuştu.
Kemal Kılıç: “Zor bir rakibe karşı oynadık”
Adanaspor Teknik Direktörü Kemal Kılıç, “Üzgünüz tabii, çok önemli bir karşılaşmayı kaybettik. Haftalar, günler geçtikte ligin alt sıralarında heyecan, rekabet ve mücadele şampiyonluk kadar önemli olabiliyor. Zor bir rakibe karşı oynadık. Hatta lidere karşı oynasak ancak bu kadar zorlanabilirdik. Son haftaların formda bir takımı, son beş haftada hiç kaybetmeyen, hatta gol yemeyen bir takım. Çok zor oyun oldu. Rakibin nasıl olacağını bildiğimiz için hafta içerisinde çalıştığımız yerlerden fire verdik, gol yedik, uzun topla oynayacağını biliyorduk, kenarlardan tehlikeli bir takım olduğunu biliyorduk. Duran toplarda belki de bu ligin en tehlikeli takımı olduğunu biliyorduk, bu şekilde golü yedik. İkinci yarı umutlanmak için bayağı bir çabamız vardı. Çok net pozisyonlar üretemezsek de rakip kaleye bayağı gittik. 2-3 kornerden gelen pozisyonumuz var. Oyunu ilk yarıdaki oyunla kaybettik. Rakibi tebrik ediyorum. Çıkışlarını sürdürüyorlar. Biz de en kısa zamanda tekrar kazanıp hatta birkaç maç üst üste kazınıp alt sıralardan kurtulmaya çalışacağız. Maçın heyecanından bazı şeyleri göremiyoruz. Penaltı pozisyonu var. Hakem dışarı çıktıktan sonra oldu diyor. İnanmak durumundayız. Oyunu fazla durdurdu. Tabii öndeyken zaman kazanmak için olabilir. Çok fazla toleranslı davrandı. Centilmence bir maç oldu. Kaybetmek kötü, en kısa zamanda kazanarak yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Hakan Kutlu: “İnanmış ve adanmış oyuncularımız var”
Adanaspor karşısında çok iyi bir oyun sergilediklerini ve aldıkları galibiyetten dolayı mutlu olduklarını belirten Erzurumspor FK Teknik Direktörü Hakan Kutlu ise, “Her hafta oyuncularımızı övünüyoruz, yönetimimizi övüyoruz, taraftarımızı övüyoruz. Fakat bir övgüyü de bugün saha stadyum çalışanlarını vermek istiyorum. Çünkü gerçekten bu mevsimde Türkiye’deki bütün statlar çok kötü durumdayken biz bu statta antrenman yapmamıza rağmen çok çok iyi durumda. Türkiye’nin sayılı iç statlarından, zemin olarak sayılı stadyumlarından bir tanesi. Stadyum çalışanlarımıza da bu anlamda teşekkür ediyorum. Oyuna gelince aslında maçı çok önceden kopartabileceğimiz bir maçtı. Çok fazla gol pozisyonuna girdik. Son 10 dakika hariç rakibin artık hani stoperini de ileriye yollamasından ötürü doldur boşalta girdiklerinde birkaç karambol vardı. Onlarda da pozisyon olmadı. Çok iyi oynadığımız bir maç. Özellikle maçın ilk 45 dakikasında çok çok önemli işler yaptık. Hem savunmaya dayalı hem hücuma dayalı hem önde baskı. Yani inanılmaz şeyler yaptı oyuncular. Bir adanmışlıkları var. Bir inanmışlıkları var. Hep söylüyorum. Böyle devam ederiz inşallah. Hepsini kutluyorum. Maça gelen taraftarlarımızı kutluyorum. Sayılarının artmasını diliyorum. Gelen taraftarlar çok canı gönülden destekliyorlar ama sayılarını da arttırabilirsek çok çok daha iyi olacak bizim için. Şimdi önümüzde çok kritik bir Bolu maçı var. Bugün tabii Eren ile Celal cezalı duruma düştü. Şimdi bu galibiyetin 1-2 gün sevinciyle yaşayıp Bolu maçının hazırlıklarına başlayacağız. 6 haftadır gol yemiyoruz. İnşallah devam ettiririz. Bunun yanında pozisyon da vermiyoruz. Rakibimizin kaçırmış olduğu net pozisyon da yok altı haftadır ve bu çok önemli. Defans oyuncularımız burada çok çok önemli. Müthiş bir disiplinle, büyük konsantreyle oynuyorlar. Fakat bunda en öndeki Eren’in de çok büyük katkısı var. Takım defansına inanılmaz yardım ediyor. Her santrafor oyuncusuna bu şekilde disiplinli hareket ettiremezsiniz. Kalecimiz aynı şekilde bugün bir tane frikik çok iyi çıkarttı. Hakem tabii bizim oyunu seyrederken kenardan bana göre verilmeyen iki tane penaltının, birkaç sarı kart pozisyonu vardı. Vücut dili kötü değildi hakemin. Sağ duruş yani art niyetli bir hakem olarak görmedim. Hata yapmış olabilir” diye konuştu. – ERZURUM
]]>Özgür Özel, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Salonda yer alan partilileri selamladıktan sonra bir konuşma yapan Özel, 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olarak gösterilecek isimlerin en doğru isimler olması için çok çalıştıklarını belirterek, “11 Parti Meclisi (PM) toplantısı yaptık. Neredeyse kurultaydan bugüne kadar her hafta bir PM toplantısı yaptık. Toplamda bin 127 aday belirledik. Belediye başkanlıkları için 100 kadın adayımız, 2019’a göre tam iki katına çıkmış kadın aday sayımız var. Bu, CHP ve Türkiye için önemli bir adımdır ama asla yeterli değildir” ifadelerini kullandı.
“339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik”
Aday belirlerken seçmeni, örgütü, aday adaylarını dinlediklerini; PM üyelerini ve milletvekillerini görevlendirdiklerini belirten Genel Başkan Özel, “Onların detaylı raporlarını aldık. 3 bin anket yaptırdık ve sonuçta 339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik. Mevcut belediye başkanlarımız hakkında memnuniyet anketleri; anketlerin olumlu olması durumunda adaylığa devam sürecini gerçekleştirdik. Ardından aday değişikliği olan yerlerde 1, 2, 3, hatta bazı özel durumlarda 5 ankete kadar sahadan veri toplamayı, seçmenin beklentilerini ve taleplerini okumayı tercih ettik. Sonunda adaylarımız var. Aday adayı olan 16 bin başvurudan 3 bin 500’ün üzerindeki başvuru, doğrudan belediye başkanlığı içindi” açıklamalarında bulundu.
“Partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var”
Yerel seçimler için bazı isimlerin aday olarak gösterilemediğine değinen Özel, “Son günlerde bazı televizyonlarda, gazetelerin manşetinde, ilk sayfasında 3, 5 ve 10 memnuniyetsiz arkadaşımızın partiden ayrıldığını ya da başka taraflardan aday olmak istediklerini ve eleştirel açıklamalarını görüyoruz. Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum. Hiç kötü bir söz söylemeyeceğim ama esas mesele, benim gönlümde manşet olan, altyazılardan geçen ve benim gönlümün kahramanları; kendisi aday olmadığı günün ertesi sabahı adaya telefon açıp, ‘çok istedim, olmadı, sizi belirlediler, ben çalışmaya hazırım’ dediğinde daha adayın kahvaltısını yapmadığı aday adayı arkadaşının telefonuyla güne başlayanlar var. Kendisi için giydirdiği aracı aday olan arkadaşına teklif edenler var. Kampanyanın koordinasyonunu üstlenenler var. Kampanya için kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına teslim edenler var. 3-5 kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseyle tartışmayan, adayımızın arkasında duran ve partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Özel; 30’u büyükşehir, 51’i il olmak üzere belediye başkan adaylarını partilileri selamlamak üzere tek tek sahneye çağırdı. Tanıtım toplantısına Özel’in yanı sıra eski genel başkanlar Hikmet Çetin ile Murat Karayalçın, 81 il belediye başkan adayları ve 81 il ve ilçe teşkilatları katıldı.
Özel’in konuşması sırasında ise salondaki yüzlerce koltuğun boş kalması dikkat çekti. – ANKARA
]]>Temeli 1934 yılında atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından SEKA Kağıt Fabrikası, restore edilmesinin ardından 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Kağıt üretim sürecinde kullanılan makine ve teçhizatların sergilendiği müzede Dünya Fotoğrafçılık Günü olan 19 Ağustos 2022’de “Fotoğraf Teknolojileri Müzesi” de kuruldu. İzmit’te yaşayan ve 6 Ağustos 2021’de vefat eden fotoğrafçı ve yazar İlker Kumral’ın koleksiyonunda bulunan 310 fotoğraf makinesi, 2010’da Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alındı. Kumral’ın özenle biriktirdiği ve gözü gibi baktığı bu değerli parçalar, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’ne konuldu.
İğne deliği ile fotoğraf deneyimi
163 yıllık kamera başta olmak üzere körüklü fotoğraf makineleri, filmler ve yardımcı ekipmanların sergilendiği müzede, fotoğraf ve kameranın icadına yol gösterici olan “camera obscura” alanı da bulunuyor. Karanlık oda ya da kutu olarak bilinen bu görüntü üretme mekanizmasında vatandaşlara iğne ucu genişliğindeki delikten içeri giren ışıktan nasıl görüntü oluşturulduğu gösteriliyor.
Fotoğrafın ve fotoğraf makinelerinin tarihinin anlatıldığı bilgilendirici yazılar ile donatılan müzede, en yoğun ilgi de casus makinelere gösteriliyor. Bu bölümde en dikkati çeken ürün ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı fotoğraf makinesi oluyor.
İlker Kumral’ın zengin koleksiyonu sergileniyor
SEKA Kağıt Müzesi Koleksiyon yöneticisi Arkeolog Salim Saraç, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin SEKA Kağıt Müzesi’nin matbaa bölümünde kurulduğunu söyledi. Müzede sergilenen fotoğraf makinelerinin İlker Kumral’ın koleksiyonu olduğunu ifade eden Saraç, “2010 yılında Büyükşehir Belediyemiz, İlker Kumral’dan fotoğraf makinelerini satın aldı. Zaten belediyemizin müze kurma fikri vardı. Bu fikri 2022 yılında faaliyete geçirdik” dedi.
“Depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz”
Müzede 310 fotoğraf makinesinin ve yardımcı ekipmanların sergilendiğini ifade eden Saraç, “Bir bu kadar da depoda ekipmanımız var. Farklı zamanlarda depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz. Toplamda bine yakın fotoğraf makinemiz bulunmaktadır. Müzemizde 1860 yılındaki körüklü fotoğraf makinelerinden başlayarak, 2011 yılındaki dijital makinelere kadar birçok eser var. Burada bunları kronolojik sıraya göre dizip, gelen insanlara makineler üzerinden fotoğrafın tarihini anlatıyoruz” diye konuştu.
“Hepsi gerçek”
Saraç, camekanlı alan içerisinde casus makinelerin de sergilendiğini kaydederek, “James Bond’un 1969 yılındaki filminde kullandığı casus makinenin bir benzeri de müzede sergilenmektedir. Minyatür makineler bölümümüz var. Özellikle Soğuk Savaş döneminde casusların kullandığı makineler var. Aslında literatürde minyatür makine diye geçer ama halk tarafından casus makineler diye bilinir. 20’ye yakın minyatür casus makineler var. Hepsi gerçek, kişilerce kullanılmış makinelerdir” ifadelerini kullandı.
“Film banyomuz bulunmaktadır”
Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin pazartesi günleri hariç diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu belirten Saraç, “Ücretsiz hizmet vermektedir. Rehberlik turlarımız mevcuttur. Müzemizde ayrıca iğne deliği yani camera obscura bölümü bulunmaktadır. Ayrıca fotoğraf meraklıları için film banyomuz bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
“Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf müzesi”
Salim Saraç, Kocaeli’de fotoğrafa ilginin yoğun olduğunu da vurgulayarak, “Kentte iki fotoğraf derneği var. Dernekler fotoğraf turlarında burayı özellikle kullanıyorlar. Vatandaşın da ilgisi güzel. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin de ilgisi var. Müzemize Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf makinesi müzesi diyebiliriz” dedi. – KOCAELİ
]]>Ankara’nın Yenimahalle Belediyesince ilçede Pir Sultan Abdal Kültür ve Cemevi açıldı. Açılışa, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı (ABB) Mansur Yavaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Etimesgut Belediyesi Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu katıldı.
ABB Başkanı Yavaş, yaptığı konuşmasında, yönetimi boyunca herkese eşit bir şekilde hizmet ettiklerini söyledi. “Savaş düşmana benzediğinizde kaybedilir” diyen Yavaş, şunları kaydetti:
“Zaman zaman bu tür eleştirilere muhatap oluyoruz. Onlar bize şunu yaptı. Siz neden yapmıyorsunuz gibi sözleri maalesef söyleyenler var. Onlar diyorum ‘bu ayrımcılığı yaptılar iyi mi oldu? Hayır diyorlar’ O zaman aynı şeyi bizim yapmamızı neden istiyorsunuz? İşte bizim farkımız bu. Ankara’da yaşayan Altı milyon insanın hiçbirisini ayırmadan, hepsini kucaklamak hizmet etmeye söz vermiştik. Yine aynı şekilde hizmet etmeye söz veriyoruz.”
Özel ise açılışta yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de bir kültürel faaliyet olarak gören. Onların bir zamanlar dediği gibi ‘Cemevi Cümbüşevi’ mantığıyla kültürün, sanatın bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.”
Özel’den İYİ Parti lideri Akşener’e ve DEM’e gönderme
Özel, 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde Cumhur İttifakına karşı kuvvetli bir ittifak kurmak istediklerini fakat olumlu sonuçlanmadığını belirterek, “Karşısında ittifak olsun diye resmi iş birlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi ve maalesef pek çok yerde karşımıza pek çok geçmiş dönemlerle birlikte oldu siyasi partiler rakipler çıkardılar” diye konuştu.
Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak. Çok güçlü bir ittifak. Aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın canından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı. Türkiye ittifakında Alevin olsun, Sünni olsun, eşitliği savunan Herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun, kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun, belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun garibi fukaraya sahip çıkanlar olsun. Rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var.”
Öte yandan programın tamamlanmasının ardından gazeteciler, CHP lideri Özel’e soru sormak için hazırlandı. Mikrofonlarını uzatan gazeteciler, Özel’in korumalarının sert tepkisiyle karşı karşıya kaldı. Özel’in korumasının bir gazeteciyi omuz atması ve itmesi tepkiyle karşılandı. Özel, olayı görmesinin ardından gazeteciden iki defa “Kusura bakma, kusura bakma” diyerek özür diledi. – ANKARA
]]>Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk:
“Serge Aurier’in final maçından sakatlığı var”
“İstediğimiz Muslera ile devam etmek”
“Icardi’yi oyun içerisinde daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor”
İSTANBUL – Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Sparta Prag maçının ardından yaptığı açıklamada, galibiyetin mutluluğu yaşadıklarını belirterek, “İkinci maç için avantajımız oldu. Zorlu bir fikstür var. Önemli bir galibiyet oldu” dedi.
UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında Galatasaray evinde karşı karşıya geldiği Çekya ekibi Sparta Prag’ı 3-2’lik skorla mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, “Rakibimizin ne oynayacağını biliyorduk. Bununla ilgi çalışmalarımız oldu. Maça başına çok iyi başlamadık. Devamında doğru bunu bir şekilde kırdık. Pas trafiğimizle, orta sahadaki hareketliliğimiz sonunda Kerem’in golüyle öne geçtik. Devamında rakip yarı sahada etkili hücumlarımız oldu. Doğru sonlandırsak ikinci golü bulabilirdik. Rakibimiz savunma arkasına koşuları ve uzun pasları çok fazla tercih etti. İkinci yarı duran top sonrası erken gol yedik. Devamında öne geçtik. Çok hızlı bir şekilde gördüğümüz kırmız kart ve yediğimiz gol oldu. Bunu oyun içerisinde çok hissettirmedik. 10 kişi kalsak bile 11’e 11 gibi oynadık. Zaman zaman savunmada pozisyonlar verdik. Rakibimiz de 10 kişi kalınca oyun daha dengelendi. Muslara çok önemli kurtarış yaptı. Son dakikada Barış’ın taşıdığı topla Icardi’nin attığı çok önemli golle bizim galip ayrılmamızı sağladı. Bunun mutluluğunu yaşıyoruz. İkinci maç için avantajımız oldu. Rakibimizin 3 eksiği olacak. Savunmada sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz. Kaan’ın da sakatlığı oldu, Abdülkerim’i aldık. Zorlu bir fikstür var. Önemli bir galibiyet oldu. Bunu çabuk unutup, lig maçına hazırlanacağız” diye konuştu.
Sparta Prag’ın uzun bir aradan sonra maça çıktıklarının hatırlatılması üzerin Buruk, “Rakibimiz bize göre dinlenmiş bir şekilde çıktı. Ritim yakalamak da farklı bir şey. Bize karşı maçları çok daha iyi oynamak isteyen rakipler var. Onların hedefi de bizi elemek. İkinci maç daha da zor olacak. Rakibimiz daha iyi tanıyoruz. Rakibimizi daha iyi tanıyarak maça çıkmamız gerekiyor. Kazanarak gitmek önemliydi. Kazanarak gittiğimiz için şanslıyız” şeklinde konuştu.
Berkan Kutlu’nun maçta iyi oynadığı ifade eden sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Berkan iyi bir oyun oynadı. Oraya alışıyor. Elimizdeki oyuncularla burayı kullanacağız. Barış’ı sağ bek, sol bek her yerde kullanıyoruz. Galatasaray’ın başarısı için bu birlik olmak çok önemli. Bir sonraki maç kanat oyuncusunu da bek oynatabiliriz” açıklamasında bulundu.
“Icardi’yi oyun içerisinde daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor”
Maçta galibiyet golünü atan Arjantinli futbolcu Mauro Icardi ise Okan Buruk, “Gol atmak önemli. Her oyuncu için önemli. Santrfor için daha da önemli. Geçen maç da söyledim, ona daha çok top getirmemiz gerekiyor. Oyun içerisinde onu daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor” dedi.
“Serge Aurier’in final maçından sakatlığı var”
Yeni transfer Fildişi Sahilli sağ bek Serge Aurier’in sakatlığı olduğunu belirten Buruk, “Final maçından sonra hızlı bir şekilde getirip, kadroya almak istiyorduk. Final maçında yaşadığı adale ağrısı var. İlk yarısında başlamış, ikinci yarı 30 dakika bu şekilde oynamış. 7 maç oynadılar. Buraya şu an sakat olarak geldi. 2. derece zorlanması var. Ne kadar sürer, 2 hafta mı, 3 hafta mı doktorumuz bununla ilgili açıklama yapacak. Onun yerine olacak arkadaşlarımıza var. Kendi içimizden çözümler üretiyoruz. Bunları dert etmeden yolumuza devam edeceğiz. İyi niyetle transferimizi yaptık. Sol beki de Avrupa’dan sonra aldık. Derrick de bir sonraki maçta bizim için opsiyon olacak” ifadelerini kullandı.
“Belli paralar talep ediyoruz, sizin oynadığı zeminler tarla gibi”
Bütün oyuncularının 11 oyuncusu olduğunu vurgulayan Okan Buruk, “Kim oynarsa oynasın en iyisini yapamaya çalışıyor. Takıma bakacağız. Takımı göreceğiz ondan pazar günü için sonra karar vereceğiz. Stadın zeminiyle ilgili çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ne olursa olsun gidip orada kazanmak için oynayacağız. Bu bir marka değeridir. Süper Lig’in marka değerini de yükseltmek Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevidir. Sahalarla ilgili net bir şey yapılmıyor. Türk futbolu için üzücü. Şu anda yayın ihalesini konuşurken sahaların bu durumda olması aslında sizin talep ettiğiniz paraları da gerçekçi sunmuyor. Belli paralar talep ediyoruz, sizin oynadığı zeminler tarla gibi. O zaman marka değeri de bu anlamda zarar görüyor” açıklamasında bulundu.
Kerem Aktürkoğlu’nun karşılaşmada çok çalıştığını söyleyen sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Çok çalıştı, çok mücadele etti. Hem savunma görevini yaptı hem de hücumda destek oldu. Oyuncularımızın öz güvene ihtiyacı var. Kerem, önemli bir oyuncu. Çıkana kadar arkadaşlarına pozisyonlar hazırlamaya çalıştı. Icardi’ye net ara pası verdi. 10 kişi kaldıktan hem hücum hem savunma yapmaya çalıştı. Kerem’in performansından memnunum. Takım kazandıkça da hepsinin öz güveni daha çok artacak” dedi.
“İstediğimiz Muslera ile devam etmek”
Kaptan Fernando Muslera’nın Galatasaray için önemli olduğunu vurgulayan Buruk, “Uzun yıllar Galatasaray’ın başarılarında hep rol aldı. He takım kaptanı hem kaleci olarak önemli rolü var. Hepimizi istedi, kulübün de isteği Muslera ile devam etmek. Muslera bizim için çok önemli ve değerli. Bunun ne kadar değerli olduğu her maçta gösteriyor. İstediğimiz onla devam etmek” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>ERZİNCAN – Erzincan’ın İliç ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen toprak kayması olayının ardından bölgede sağlıkçılar incelemede bulundu. Prof. Dr. Onur Erdem, “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük” dedi.
Olayın yaşandığı sahada incelemelerde bulunduktan sonra Doç. Dr. Sermet Sezigen ile birlikte gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Dr. Onur Erdem, “Bilim alanımız anlamında bizim kendi alanımıza baktığınızda ve insanların şu anda en çok sorusunu ya da cevabını merak ettiği siyanürle ilgili tartışmaları tabii burada yerinde görme imkanımız oldu. Araziye gittik bugün. Oraya da 2 sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar elbette ki normal. Ancak şu anda sahada gerek Çevre Bakanlığımız gerekse diğer bakanlıkların ölçüm cihazları AFAD’ın özellikle yaptığı sahada ölçümler var. ve biz bunları tek tek kontrol ettik. Daha da devam ediyor. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu anki değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Tabii ki bu burada kalmayacak. Ölçümler devam noktasal ve bölgesel anlamda farklı yerlerde tabii koruyucu tedbirler gerekiyor. Buradaki sağlık personeli ve arama kurtarma ekipleri açısından. Onları da biraz gözlemledik. Aynı zamanda bu konudaki bilgi gerekliliklerini tamamlamaya çalıştık. Malzeme eksiği yok şu anda. Onu da gördük. İşin insan ve çevre sağlığı boyutuna bakarsanız özetle tabii çok büyük bir olay. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkililerine sunduk. Zaten bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Gerekli desteği de vermeye devam edeceğiz, biraz sabırlı olmak lazım. Şu anda çevre sağlığı açısından da, insan sağlığı açısından da benim gördüğüm tablo verilere bakarak şu an çok acil bir risk oluşturmadı. Ama tabii izlemeye devam etmekte fayda var. Bunu da zaten yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Doç. Dr. Sermet Sezigen ise, “Bizim önceliğimiz olayın sağlık boyutu açısından bir ilk müdahalecinin güvenliğini korumak. İkincisi de yakın çevrede halkın sağlığını koruyacak tedbir almak. Bu noktada öncelikle mevcut gönül noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede müdahale görevli personelinin detektörleri var. Bunun dışında kurumda görev yapan şirket personeli kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Çevre Bakanlığı’nın düzenli olarak her gün periyodik olarak su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığına bildirdiği bir istasyonu var. Yerleşim yerine yakın. O da diğer kilitçilerle birlikte ölçüm yapıyor. AFAD’daki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte hani şu an için biz burada değeri tespit etmemekle birlikte müdahalecilerimizin olası bir arzu ettiğinde sıkıntı yaşamaması için kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları da dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar. Bunun dışında il sağlık müdürlüğümüzle olası bir marufiyet olursa diye buradan Erzincan’daki referans saatine kadar her türlü tanı tedavi ve tahliye tedbirlerini aldı. Bununla birlikte olası bir maruziyeti olursa da tıbbi olarak buna müdahale etmek için gerekli ekipmanlar ve personel burada mevcut. Burada pek çok farklı deistinden bilim insanı bir arada çalışıyor. Yaşam sağlık bilimleri olmak üzere. Bu noktada amacımız bu olayın en iyi şekilde müdahale edilerek sonlandırılması. İlk müdahaleciler başta olmak üzere hiçbirimizin burnu kanamadan bu olayın yönetilmesi” şeklinde konuştu.
]]>Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler köyünde liç yığını kayması meydana gelen maden ocağı sahasında incelemelerde bulunan bilim insanları, siyanür ölçümleriyle ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, “Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük” dedi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, şunları söyledi:
“İnsanların şu anda en çok cevabını merak etiği siyanürle ilgili tartışmaları yerinde görme imkanımız oldu. Araziye de gittik bugün iki sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar normal elbette ki. Şu an sahada AFAD’ın, Sağlık Bakanlığı’nın ölçüm cihazları var. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu an değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Bu ölçümler işin insan sağlığı ve çevre boyutuna bakarsanız çok büyük bir olay. Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkilerine sunduk zaten. Bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Şu anda çevre ve insan sağlığı açısından da benim gördüğüm verilere bakaraz şu an çok acil bir risk oluşturmadığı…”
Bölgedeki zehirli gazlara ilişkin maske takmayı gerektiren bir durum olmadığını söyleyen Erdem, “Aldığımız veriler uluslararası limitlerin oldukça altında. Şu anda öyle bir risk görülmüyor. Şu anda kütlenin hareketlerinden hava değerleri gayet iyi gidiyor hava ölçümleri anlamında” dedi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eczacılık Fakültesi Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sermet Sezigen ise “İnsan sağlığını tehdit edecek bir siyanür miktarı ölçülmedi” dedi.
Sahada çalışan personelin olası siyanüre maruz kalmamaları için gerekli tedbirlerin alındığını vurgulayan Sezigen, şunları kaydetti:
“Siyanür noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede görevli personelinin dedektörleri var. Bunun dışında, kurumda görev yapan şirket personelinin kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Sonrasında, Çevre Bakanlığı düzenli olarak her gün, su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak, bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığı’na bildirdiği bir istasyonu var yerleşim yerine yakın. Şu ana kadar, Çevre Bakanlığı’na kurduğumuz koordinasyon neticesinde, insan sağlık edilecek düzeyde bir siyoner tespit edilmedi. AFAD’taki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları, dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte, şu an için biz burada bir değeri tespit etmemekle birlikte, ilk müdahalecilerimizin olası bir siyanür maruziyetinde sıkıntı yaşamaması için, kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar.
“BİZ DE MASKE OLMADAN GÖREVİMİZİ YAPIYORUZ”
“Ama şu aşamada özellikle siz de görüyorsunuz biz de kişisel koruyucu donanımı maskesi olmadan görevimizi yapıyoruz. Ama sahadaki arkadaşlarımız kesinlikle kişisel koruyucu donanımı kullanarak işlerini yapıyorlar. Olay sahasındaki arkadaşlarımızda tüm koruyucu donanımlar mevcut. Onlar zaten öyle çalışıyorlar. Çünkü risk var. Biz de bugün sahanın yakınında bulunduk. Onlarda her türlü donanım var zaten. Fakat orada da aslında siyanur düzeyi anlamında korkutucu bir seviyenin olmadığını biliyoruz ama… Onların takması gerekiyor.”
]]>Emre Belözoğlu, Tandoğan Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sezonun en iyi iki takımı olduğunu vurgulayan Belözoğlu, şunları kaydetti:
“Ligde her maç zorlu ama büyük maçların kendi içinde daha da zorluklar var. Ligde aşağısı başka türlü, yukarı başka türlü. Bizim de ligdeki konumumuzu belirlemesi açısından önemli bir maç. Organizasyonumuza bağlı kalmamız lazım. Geçen senenin şampiyonuyla karşılaşacağız. Biz de planlarımızı yaptık. 5 maçlık cezamızdan sonra taraftarımızla ilk lig maçımız olacak. Bu sene Eryaman Stadı’na 29. maç yapılacak. Ligdeki bütün takımlar 13-14 maç oynadı kendi sahasında. Sezonun başında da alt liglerin play-off maçları oynandı. Zeminimiz kötü, bunu 4-5 hafta önce de dile getirdim. Galatasaray Türkiye’nin en büyük camialarından biri. Bu maç öncesi bunun gündeme gelmesi doğal ama benim oyuncularımın sağlığı da her sporcu kadar değerli.”
Türkiye’de bütün zeminlerin iyi olması gerektiğini vurgulayan Belözoğlu, “Zeminlerin iyi olması, oyunların gelişmesini sağlar. Bu zeminlerde oynamak kolay değil ama 10 gündür cefakar bir şekilde stadımızda çalışmalar var. Kolay bir maç değil. Galatasaray maçını özel kılmak ve seyircimizle birleştiğimiz ortamı mutlu şekilde sonlandırmak istiyoruz. Bunu da başarabilecek planlarımız var. İnşallah uygulamada da sıkıntı olmaz ve kazanan da biz oluruz.” dedi.
“2-3 zemin dışında iyi zemin yok”
Emre Belözoğlu, Eryaman Stadı’nın zeminiyle ilgili gelen sorulara şu cevabı verdi:
“Türkiye’deki 2-3 zemin dışında, onlar da Avrupa standartlarında değil, bütün zeminlerin iyi olmadığını düşünüyorum. Eryaman Stadı’nın dışında 12-13 stat daha benzer durumda. Bunun da bir an önce tedbirinin alınması lazım. Futbolun marka değerinin artırılması konuşuluyor ama birçok konu rafta kaldığı gibi zemin konusu da fazla şekilde lafta kaldı. Kulüpler ciddi yatırımlar yapıyor. Bir futbolcunun sakatlanması bile kulüp bütçelerinin 20’de 1-2’sine denk geliyor. Bu yüzden stat zeminleri de kulüplerin önceliği olması gerekiyor. Stadımızın fazla maç oynanmasına bağlı olarak böyle bir sıkıntısı var. Diğer statların da 2-3 zemin dışında bizden iyi olduğunu düşünmüyorum.”
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un kendisi için çok değerli bir isim olduğunu aktaran Belözoğlu, “İşimin gereğini, rakibim kim olursa olsun yaparım. Okan hoca da hırslı ve motivasyonu yüksek bir kişi. Beraber futbol oynadık. O da kulübünün başarısı için her şeyi yaptı. Bugün Ankaragücü’nün başarısı benim için her şeyden önemli.” diye konuştu.
“Kupada hedeflerimiz var”
Emre Belözoğlu, MKE Ankaragücü’nün daha önce Türkiye Kupası’nı kazandığını hatırlatarak, çeyrek finaldeki Fenerbahçe eşleşmesini şöyle değerlendirdi:
“Açık ara ligin üstünde iki takım ve kadro var. Puanlara da baktığımızda bu net bir şekilde ortada. Keyifli olacak. Bu maçların kıymetini oyuncular bilir. Sahada olduğu kadar camiamızın da taraftarın da bu maçlara hazırlanması gerekiyor. Sahaya oyuncularımızı hazırlayacağız, taraftarımızın da bize destek olması gerekiyor. İnşallah, Galatasaray maçı da Fenerbahçe maçını motive edecek şekilde biter. Kupada da hedeflerimiz var. Kulübümüzün bu konuda mirası var. Rakiplerin isimlerinden bağımsız, kazanmak için oynayan bir Ankaragücü sahada olacak.”
Ankaragücü’nde eksik yok
Emre Belözoğlu, uzun zaman sonra tam takım olarak çalıştıklarını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bassogog’un lisansı yarın çıkacak. Ufak tefek sakatlıklar var. Takımdan ayrı çalışan isim yok uzun zaman sonra. Efkan’ın sakatlığı geçti. Kadro kurmakta elimizden geldiğince adil olarak bu süreçte zorlanacağız. Hanousek listeye yazılmadı. Planlamalarımızın dışında bazı gelişmeler oldu. Devre arasında bazı oyuncularla yolları ayırmak kolay değil. Futbol ekonomisinin daraldığı süreçte Ankaragücü’nün maddi haklarını da koruma adına bazı kararlar aldık. Bazı oyuncularla yolları ayırma kararlarını uygulayamadık. Onlar da artık mukavelelerinin gereğini yerine getirmek için kadroda olacaklar. Hanousek ilk planda kadro dışında düşünmediğim bir isimdi. Şartlar gereği bu karara zorlandık. Hemen hemen bütün yeni transferlerimizden hepsinden faydalanacağımız bir süreç oldu. Bassogog’la alakalı yarın karar vereceğiz. En hazır oyuncu kimse Galatasaray karşısında kullanmak istiyoruz.”
]]>Farklı temalarda yaptığı pastel resim çalışmalarıyla dikkati çeken sanatçı, resme merakını, çizim tekniğini ve geleceğe dair planlarını AA muhabirine anlattı.
Bayraktar, yıllar önce Üsküdar’da düzenlenen kişisel sergisi için birkaç at portresi yaptığını ve bunun ilgi görmesi üzerine at portrelerine yoğunlaştığını söyledi.
Yaklaşık iki senedir bu sergiye hazırlandığının altını çizen sanatçı, “Atları seviyorum, çok duygusal hayvanlar. Bir de bizim kültürümüzde önemli bir yeri var. Gücün, cesaretin, güvenin, bağlılığın, zenginliğin timsali. Savaşta, tarımda, ulaşımda, hayatın içinde hep at olmuş. Kültürümüzde atın yeri zaten çok önemli.” dedi.
Emine Bayraktar, atın anatomisinin ve kas yapılarının da ressam olarak kendisini etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Atlar çok duygusal hayvanlar. O yüzden seviyordum atları. Hatta ‘Bu kadar at çalıştığımda sıkılır mıyım?’ diye bir düşünce de beni kaplamadı değil. İnanın hala içimde çalışacak heves var. Onlarla yakın temasa geçtiğimde de onların duygularını o kadar yoğun hissettim ki ister istemez bu süreçte çok yoğun bir bağ kurmuşum. Fakat ben farkına varamamışım. Yaptığım eserlerde en çok arzuladığım şey, seyreden sanatsevere o duyguyu geçirebilmek. İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde olmasının da benim için en büyük güzelliği atlarla gerçek bağ kuran sporcularla tablolarımı bir araya getirmiş olmak.”
“Proje hayallerimin sonu yok”
Realistik tarzla çalıştığını ve detaylara çok fazla yer verdiğini vurgulayan Bayraktar, “Kullandığımız farklı materyaller var. Bazen kalem, bazen yayıcılar, bazen elimizle yapıyoruz. Kağıdımız da çok önemli. Zımpara kağıdı üzerine çalışıyorum. Zımpara kağıdı dişli ve dokulu bir kağıt, pastel de zaten toz bir boya. Pigmenti çok yüksek ve çok kaliteli bir boyadır, uzun yıllar kalabilir.” şeklinde konuştu.
Ressam Bayraktar, uluslararası fuarları çok önemsediğini ve Uluslararası Katar Fuarı’na da 5 Arap Atı portresi ile katıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:
“Fuarda pastel bir at çalışması yaptım. O fuardan bir de ödül verdiler. Onun haricinde de Katar’da bir galeri benim oradaki at çalışmalarımla ilgilendi, aldı. Her sene Fransa’da olan, bu sene de Katar’da yapılan Dünya Arap Atı Güzellik Yarışması’nda benim eserlerim sergilendi. Bu da tabii benim için gurur verici oldu. Proje hayallerimin sonu yok. Benim bir atölyem var, 17 yaşından 55 yaşına kadar öğrencilerim de var. Onlarla bir sergi yapmak hedefim var. Sonrasında kendi çalışmalarımla alakalı yine yurt dışında fuarlara katılmak gibi isteklerim var.”
Sanata meyilli bireylerin hangi dal olursa olsun eğitim alması gerektiğini vurgu yapan Bayraktar, özellikle minik sanatçıların keşfinin ailede başladığını belirterek, “O küçük dünyalarıyla ileride çok büyük sanatçılar olabilirler. Bu dünyanın sanatçılara ihtiyacı var. Sanat evrensel ve herkesin bakış açısını değiştirebilen bir şey. Herkesin bir sanat dalıyla meşguliyeti olmasını temenni ederim.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Çalışma Toplantısı’na katılan Özhaseki, Erzincan İliç’teki toprak kaymasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan İliç’teler. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada 9 kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. İlgili birimlerimiz, genel müdürlerimiz, onların ekipleri, işbirliği yaptığı bilim adamları, elimizdeki tüm teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız orada. Tahliye laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara gerek topraktan gerekse sudan numuneleri alıp gönderiyoruz. Çok şükür şu ana kadar herhangi bir kirliliğe ve korktuğumuz bir olaya rastlamadık. Anlık olarak bunu takip ediyoruz.”
6 Şubat’ta yaşanan depremlere işaret eden Özhaseki, afetten 14 milyon insanın zarar gördüğünü söyledi. İlk tespitlere göre 680 bin konut ve 170 bin iş yerinin zarara uğradığına dikkati çeken Özhaseki, ilk etaptaki hesaplamalara göre hasar ve zararın 104 milyar dolar gözüktüğünü ifade etti.
Özhaseki, deprem bölgesinde yapılan hizmetleri anlattı, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi.
Hayat normale döndükten sonra kalıcı konutların yapılması konusunun gündeme geldiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin. Neden daha fazla yıkım var da 390 bin ev yapmak zorundayız. Devlet eskiden beri kural olarak bir apartmanda bir vatandaşın 40 dairesi varsa 40’ını da vermiyor. Mahkemelik durumlar oluyor. Onlardan dolayı sayı düşüyor. Şu an 390 bin konutu bir an önce yapıp vermemiz lazım. Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Bizim çok hızlı davranmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz sert zeminlerde, uygun olan yerlerde Bakanlık olarak işe başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan veya başlamış olan, temeli atılan veya kaba inşaatı biten veya bitme aşamasına gelen tam 307 bin konut var. Orada karar aldık. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz.”
Özhaseki, 30 bine yakın konutu teslim ettiklerini belirterek, “Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız. Bunların altyapıları yapılıyor, suları, kanalları bağlanıyor. Okullar, kütüphaneler, spor tesisleri yapılıyor. Hummalı bir çalışma var. Her ay 15-20 bin konutu Allah izin verirse teslim edeceğiz. Senenin sonuna kadar 200 bini yakalayacağız. Bu depreme kadar bizim entel dantel geçinenler arasında TOKİ böyle biraz hor görülürdü. Depremde gördük, bir tanesi bile yıkılmadı. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin. Şimdi biz diyoruz ki ‘İnşallah senenin sonuna kadar 200 bini tamamlayacağız.'” diye konuştu.
İstanbul’da kentsel dönüşüm
Deprem gerçeğini bilerek hareket edilmesi gerektiğini anlatan Özhaseki, şunları söyledi:
“İstanbul özeline geldiğimizde 7,5 milyon civarında bağımsız birim var. 6 milyonu konutlardan, 1,5 milyonu iş yerlerinden oluşuyor. Burada da dönüşmesi gereken ilk etapta 600 bin bağımsız birim var. Eğer yapmazsak ne olur? Allah korusun, her sokakta 1-2 tanesinin devrilmesiyle trafik olduğu gibi bir durur. Mecburen altyapı kesilir. Aşağıda lüks arabanız duruyor olabilir ama bir sokak bile gidemezsiniz. Sabah fırınlar çalışmaz. Büyük bir felaketle karşı karşıya kalırız. Bunu korkutmak için söylemiyorum. Ama bu gerçekliği bilerek hareket etmemiz gerekiyor. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Kentsel Dönüşüm Yasası çıktı. Bu yasaya dayalı olarak bugüne kadar İstanbul’da 850 bin bağımsız birim yenilendi. Şu anda da 194 bin civarında değişim, dönüşüm için çalışma, gayret var. İstanbul’daki Marmara Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü 319 ayrı noktada çalışıyor. Bu yetmiyor. Bu sayılar İstanbul’u kurtarmıyor. Bir an önce hızlanmamız, kentsel dönüşümün önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor.”
“Yarısı Bizden Kampanyası”na değinen Özhaseki, 1 milyon 255 bin vatandaşın bu kampanyaya müracaat ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Aralarında yüzde 100’ü sağlayanlar var, yüzde 90’ı sağlayanlar var. Yüzde 50’yi geçen oranda sağlaması zaten yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket açıklandı. Memur arkadaşlarımız eğitildi. Gelenlere tek tek cevap veriyorlar. Nasıl yapılacağını anlatıyorlar. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bine yakın konut üretiyoruz. Bir taraftan Yarısı Bizden Kampanyası’yla 350- 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuda orta vadeli bütçeye 485 milyar lira koyduk. İstanbul’un dönüşümü için 485 milyar lira para koymuş olduk. Bir tarafta da TOKİ’miz yine sosyal konutlar yapacak. İstanbul’umuzda neredeyse 1 milyona yakın konutu Bakanlık vasıtasıyla veya onun liderliğinde yapmayı, dönüştürmeyi düşünüyoruz.”
31 Mart yerel seçimlerinin yaklaştığını anımsatan Özhaseki, “Seçimler geldi. Vatandaşlar, ‘Sen ne yapacaksın kardeşim?’ desinler. ‘5-10 senedir buradasın, ne yaptın?’ desinler. Hesap sorsunlar. Sonra da eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorsa lütfen yardımcı olsunlar.” diye konuştu.
Programın sonunda İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Bakan Özhaseki’ye hediye takdim etti.
]]>Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde gerçekleşen basın toplantısında, hem geride kalan maçları hem de Ankara Demirspor’la oynanacak olan mücadeleyi değerlendiren Şengül, “Yoğun bir süreçle göreve başladık. Sağlık bir ortamı geçen hafta bulabildik. Bir kaç antrenmanda ne istediklerimizi gösterdik. Hedeflediğimiz bazı çalışmalar var. Yeni, yeni gerçekleştiriyoruz. Ona rağmen Beyoğlu Yeni Çarşı maçının ilk yarısında istediğimize yakın bir oyun ortaya koyduk. Basit bir hatadan gol yedik. Bir kaç tane pozisyon yakaladık, rakibi de verdik 12 maç var 36 puan var. Oyuncularımızı buna göre hazırlayıp en az 25-28’ini almayı planlıyoruz. Bunu alırsak ligde kalırız. Zor bir süreç. Oyuncularımızın üstün performansına ihtiyacımız var. Çağatay Yılmaz da döndü aramıza. Hasan Sabri Karaca da 1-2 hafta içinde oyun içinde kullanacağız. Daha farklı bir Bursaspor ortaya çıkacaktır. Taktik anlamda da yavaş yavaş istediklerimizi sahaya yansıtan bir takım göreceksiniz” cümlelerine yer verdi.
“Çağatay Yılmaz önemli katkı sağlayacaktır”
Ümit Şengül, taraftardan da desteklerini sürdürmeleri isteyerek, “Taraftarımızın önemli desteğine ihtiyacımız var. Bu futbolcular, taraftarıyla birlikte daha da coşkulu oynayacaktır. İsteyen ve arzulayan bir oyuncu grubumuz var. Özgüvenlerini de yerine getirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“İçerde oynadığımız maçı kazanmalıydık” diyerek sözlerine devam eden tecrübeli teknik adam, “Avantajlı duruma geçebilirdik. Rakiplerimiz puan kaybediyor. Büyük fırsat kaçırıyoruz. Bir an önce galibiyet alıp, kayıpları avantaja çevirmek istiyoruz. Ankara’dan puan veya puanlarla dönmek istiyoruz. Savaşan ve mücadele eden bir Bursaspor olacak bundan sonraki süreçte. Ben buna eminim. Oyunsal anlamda bir değişiklik göreceksiniz. O farkı göreceksiniz. Çağatay Yılmaz’ın da katkısı önemli bir katkı olacak. Hasan Sabri’nin de sonran katkıları olacak. Ama daha farklı bir Bursaspor olacağına eminim. İdmanlarda da bunu görüyoruz. Futbolcularımız istediklerimize cevap veriyor. Bu haftadan sonra farklı bir şey olacağına inanıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Tecrübeli antrenör, “40 puana ulaşan takım ligde kalır. Benim de hedefim 12 maçın 8’ini kazanabilmek. 8-9 maç kazanırsak bu ligde kalırız. Bütün planlarımız ve çalışmalarımız o yönde. Rakiplerimizle de maç oynayacağız. O maçlara kazanarak da gidersek, o güveni yakalarız. Ligin son maçına kadar, son ana kadar mücadele edeceğiz. Bu takımı yaşatmalıyız, bu takımı ayakta tutmalıyız, ele ele verip yaşatmalıyız. Eğer bunu başarırsak hepimiz çok sevineceğiz. Bütün gayemiz de bu Biz inanıyoruz, çocukları da buna inandırmaya çalışıyoruz” diyerek devam etti.
“2-3 futbolcumuz maç sonu ağladı”
Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül, oyuncularının elinden geleni yaptığını belirterek, Beyoğlu Yeni Çarşı maçı sonrası 2-3 futbolcunun ağladığını belirtti. Şengül, konuyla ilgili olarak, “Bu haftaki kayıptan sonra futbolcu arkadaşlarımızın ağladığını gördüm. Onlar da bu içinde bulundukları durumları içine sindiremiyorlar. Beraberlikten sonra 2-3 futbolcunun ağladığını gördüm. İleriye bakmak için de beni bu durum umutlandırdı. Taraftarımız bunu görmese de oyuncularımız ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Sürecin sonucunda da onlarla birlikte güzellikler yaşayacağız. Bu oyuncu grubuna ihtiyacımız var. Desteğe de ihtiyacımız var. Ligin son maçına kadar bu oyuncu grubuna inanmalarını ve desteklemelerini istiyorum. Onlar da bunun karşılığını verecektir” değerlendirmesinde bulundu. – BURSA
]]>Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Galatasaray evinde karşılaştığı Trendyol 1. Lig ekiplerinden Bandırmaspor’u 4-2’lik skorla mağlup etti ve çeyrek finale yükseldi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Sözlerine Kahramanmaraş merkezli olan deprem felaketinin yıl dönümüyle ilgili konuşarak başlayan Buruk, “Öncelikle bugün ülke olarak yaşadığımız en kötü felaketinden birinin 1. yıl dönümü ve depremde kaybettiğimiz insanlarımızı önce rahmetle anıyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Yaşadıklarımızı bugün hala aynı şeyi yaşıyoruz. İnşallah bundan gerekli dersleri de çıkarmamız gerekiyoruz. Unutmadık, unutmamamız da gerekiyor. Miraç Kandili mübarek olsun” diye konuştu.
“Hedefimiz kupayı kazanmak”
Yoğun fikstürden geçtiklerini ifade eden sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Şubat ayında 8 maç oynayacağız. Burada son maçlarda biraz daha az oynayan, bölgesel olarak değişiklikler yaptık. Maç içerisinde dakikaları da bölmeye çalıştık. Yeni transferimizin ilk maçı oldu. Bu anlamda çok faydalı oldu. Hepsi güzel, kazanmak güzel. İlk yarının sonunda 3-1 yaptık. İkinci yarıda ilk yarının altında oyun oynadık. Maçın sonunda 4-2lik galibiyet. 3’ü kendi akademimizden 4 genç oyuncumuzu kullandık. Kendi içimizden genç oyuncuları sahada görmek benim için ayrı mutluluk. Hedefimiz kupayı kazanmak. Galatasaray müzesine tekrar bir kupa getirmek için Türkiye Kupası’nda aynı iddiayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
Yeni transfer Brezilyalı futbolcu Carlos Vinicius hakkında da konuşan Okan Buruk, “Carlos’un ilk maçı. Maçı bitirdi. Buraya hazır gelmişti. Takımı tanımaya ihtiyacı var. Bu bir süreç var. Golle başlaması güzel. Oyun içerisinde girdiği pozisyonlar oldu. Arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlar oldu” dedi.
“Genç futbolcuların performansından memnunum”
Karşılaşmada süre alan genç futbolculardan memnun olduğunu ifade eden Buruk, “Genç oyuncularımız en zor dakikalarda sahada çok rahattılar. Hepsine güveniyorum. Fırsat olsa hepsini oynatabilsek. Çok geniş bir kadromuz var. Bu maçlar da bizim için şans oluyor. Onların performansından memnunum” açıklamasında bulundu.
“Cuma gününe kadar sol bek transferini sonlandırmak istiyoruz”
Transferde cuma gününe kadar vakitleri olduğunu hatırlatan Okan Buruk, “Burada ilk düşüncemiz sol bek. Oradaki alternatifler üzerinde görüşmelerimiz sürüyor. Cumaya kadar sonlandırmak istiyoruz. Bu anlamda çalışıyoruz. Bu dönemde transfer yapmak kolay değil. Kendi açımızdan baktığımızda transferlerin günlerinde Sacha’nın ayrılması, Angelino’nun çok geç ayrılması orada bizim süremizi daralttı. Devre arasında transfer zor oluyor. En iyisini yapmaya çalıştık. Sağ bek ve forvet transferi yaptık. Sırada sol bek transferi var. Onu da bitirirsek bu şekilde kapatmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
“Ziyech’in 3-4 hafta içinde dönebileceğini bekliyoruz”
Sakatlığı bulunan Faslı futbolcu Hakim Ziyech’in durumu için sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Onunla ilgili kulüp açıklama yaptı. Tam olarak süreyi söyleyemeyiz. Yavaş yavaş bakacağız. Çok uzun bir süre olacağını düşünmüyorum. 2-2.5 ay yazılıyor, öyle süre beklemiyoruz. 3-4 hafta içinde dönebileceğini bekliyoruz. Ayağına kemik ödemi var. Net bir zaman vermeyeyim ama 2-2.5 ay değil” diye konuştu.
Okan Buruk son olarak Portekizli futbolcu Sergio Oliveira için ise, “O da önümüzdeki hafta dönüyor. Son yapılan kontrolleri iyi geçti. Önümüzdeki hafta saha çalışmalarına başlayacak” dedi. – İSTANBUL
]]>Özbek’ten Ali Koç’a yanıt Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır
Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum
Derhal Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etmeli
10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor
Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz
Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak
Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz
Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz
Bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır
İnşallah Okan hoca ile beraber 5’inci yıldızı takarız
Türk futbolu bu tip transferlere hasret
Felsefemiz Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil
Muslera bizim kıymetlimiz
Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir
Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa istifa çağrısında bulunulabilir, bunu yadırgamıyorum
Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır
Standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik
SERHAN TÜRK – ALİ DANAŞ İSTANBUL,(DHA)- Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, gündemde yer alan konularla ilgili Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu.
Camiayı mutlu etmek adına hem amatör branşlarda hem de futbolda çalışmaların devam ettiğini belirten Dursun Özbek, Aşağı yukarı 18, 19 aydır görevdeyiz. 2022 Haziran ayından beri Galatasaray Kulübü’ne hizmet etmek için genel kurul bize görev verdi. Şurası çok net. 2022 Haziran ayında, seçim döneminde biz genel kurula ne söz verdiysek hepsini realize ettik. Az bir şey kaldı. Bunlar nelerdir. Özellikle Kemerburgaz’ın bitmesi. Florya’nın Kemerburgaz’a taşınması. İkincisi Mecidiyeköy’deki rezidansların bitirilip, hak sahiplerine teslim edilmesi kaldı. Bunları da Mayıs’a kadar yani önümüzdeki seçim dönemine kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu konuda çok yoğun çalışmamız var. Başarılı mıyız, evet. Söylediğimiz her şeyi yaptık. Özellikle futbolda Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki şampiyonluk da vaatlerimiz arasında vardı. Şampiyon olduk, onu çok değerli buluyorum. Amatör branşlarda kulübümüzün mali yapısı el verdiği sürece en iyi, en başarılı şekilde kulübümüzü temsil ettik. Bu sene de şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray. Bu manada camiamızı mutlu etmek hiç hem amatör branşlarda hem futbolda çalışmalarımız sürüyor. Taraftarımıza teşekkür etmek istiyorum. Her yerde bizim arkamızda durdular. Sahadaki performansı yukarı çekmek için en yüksek seviyede desteklerini gösterdiler. Camiama teşekkür ederim. Geldiğimiz günden beri huzur içinde, sevgiyle çalışmalar yapmak için onlara çağrı yapmıştım. Camiamız bize bu güzel günleri, sevgi dolu iklimi sundu. Biz de gereğini yapmaya çalıştık. Bir teşekkür de yönetim kurulu arkadaşlarıma gönderiyorum. Onlar da aldığımız bu emaneti en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla 2024’te emaneti teslim edeceğimiz bir seçim dönemine geliyoruz. Galatasaray’a önümüzdeki dönemin hayırlı olması ve bu dönemde yapılan işlerin bir tık daha üste taşınması için yeni gelecek arkadaşlara başarılar diliyorum. Seçim vaatlerimizin hepsini gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 aylık bir süremiz daha var. Bu 4 ayda da gerçekleştiremediğimiz ya da eksik kalan kısımları tamamlayacağız ifadelerini kullandı.
BANKALAR BİRLİĞİ ANLAŞMASINDAN ÇIKMAK İÇİN UZUN ZAMANDAN BERİ ÇALIŞIYORUZ
Sürdürülebilir başarı için finansal bağımsızlığın şart olduğu, bunun için de Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için çalışmalara devam ettiğini söyleyen Özbek, Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz. Seçim vaatlerimizin içinde o da vardı. Çünkü Galatasaray’ın finansal bağımsızlığını almasını çok önemsiyoruz. Sürdürülebilir başarı için bu finansal bağımsızlık şart. Bankalar Birliği Konsorsiyumu tarafından devamlı kontrol edilen, kontrol derken şu; daha başarılı olmak, finansal yapıyı daha çabuk düzeltmek için yapacağınız hareketlerde kısıtlama var. Borçlanamazsınız, şunu, bunu yapamazsınız gibi kısıtlamalar var. Geldiğimiz günden beri bu bağımsızlığı kaybetmenin Galatasaray’a yakışmadığını hep ifade ettik. Onun için arkadaşlarımla beraber bu konuyu önceledik, bu konuyu ele aldık. Şu anda A ve B planları olmak üzere iki çerçevede bunu sonuçlandırmak için hareket halindeyiz. Bunu geçen divan konuşmamda da söyledim. Kısa sürede camiaya müjde vermek için şu anda çalışıyoruz. Bu hareketlerimiz sadece camiamız tarafından değil, aynı zamanda Bankalar Birliği tarafından da takdir görüyor. Biz bunları yaparken sadece laf olarak değil, konsorsiyumun önüne projeler koyarak onlara anlattık. Biz şunları yaparak yapılandırmadan çıkacağız diye söyledik. Projeleri önlerine koyduk. Onlar da bu projeleri takip ediyorlar. Kademe kademe sona doğru yaklaşıyor. Bizi takdir ettikleri husus şu. Bunun bir örnek olacağını, çünkü mali yapısı güzel olmayan kulüp sadece Galatasaray değil. Bütün kulüplerin bu manada sorunları var. Onun için Bankalar Birliği Konsorsiyumu çalışanları, genel müdürleri, genel müdür yardımcıları hep şunu söylüyorlar. Sizin bu çalışmalarınız, Türk spor kamuoyuna örnek teşkil edecek. Dolasıyla onlar da en süratli çıkış için bize destek veriyorlar. Kısa sürede bu projeyi tamamlamak suretiyle 2022 Haziran ayında ne söylediysek hepsini realize etmiş olarak 2024 Mayıs seçimlerine gideceğiz şeklinde konuştu.
FLORYA PROJESİ’NİN BAŞLAMASI, KEMERBURGAZ PROJESİ’NİN BİTMESİYLE OLACAK
Florya Projesi’nin başlaması için öncelikle Kemerburgaz Projesi’nin bitirmek gerektiğini ifade eden Dursun Özbek, Florya Projesi için görüşmelerimiz devam ediyor. Kısa sürede açıklayacağız. Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak. Kemerburgaz’da biz divan toplantısı yaptık. Orada da görüldü, kabası bitmişti. Şimdi duvarları örülüyor. Kısa süre içinde cephe kapamasına başlayacağız. Bu arada sahalarımızın imalatı da başladı. Burada Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’ne (GSYİAD) teşekkür borçluyum. Onlar sahaların yapılmasını üstlendi. Saha çalışmalarını, ihale süreçlerini tamamladılar diye biliyorum. Orada çalışma da başladı. Dolayısıyla Mayıs ayında seçimlere gitmeden oradaki yerleşkemizi Galatasaray camiasına bitirmiş olarak teslim etmek istiyoruz. Bu süreçle beraber Florya’daki projemiz de başlayacak dedi.
MAYIS AYINDAKİ SEÇİMDEN ZİYADE SÖZ VERDİĞİMİZ İŞLERİN BİTİRİLMESİNE KONSANTREYİZ
2022 yılının Haziran ayındaki seçimde söz verdikleri işlerin bitirilmesine konsantre olduklarını ve şu anda bir seçim çalışması içinde olmadıklarının altını çizen Özbek, şöyle konuştu
Galatasaray’da şöyle bir usul yok. Ben Galatasaray’a başkan olmak istiyorum gibi bir söylemle ortaya çıkılmaz. Bütün Galatasaray üyelerinin çıkmaması lazım. Camia zaten birbirini tanıyan bir camia. Camia üyelerinin kapasitesini, yapabilecekleri şeyleri çok iyi tahlil eden bir genel kurulumuz var. Dolayısıyla Galatasaray’a hizmete sıra geldiği zaman zaten camia size bu çağrıyı yapar. Hiçbir kulüp üyesi de camianın, genel kurulun yaptığı bu çağrıyı cevapsız bırakmaz. Galatasaray’da görev verilir. Elbette Galatasaray’ın ihtiyacı olunan her yerde ben ve arkadaşlarım varız. Biz şu anda Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz. Seçime daha aşağı yukarı 4 ay var. Bu süreyi, hizmet maksadıyla değerlendirmek istiyoruz. Şu anda bir seçim çalışması içinde değiliz. Onu vakti zamanı geldiği zaman oturur, düşünürüz. Camiamızın talepleri, görüşü doğrultusunda hareket ederiz.
SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR FİNANSAL YAPIYI OLUŞTURMANIN PEŞİNDEYİZ
Yönetim olarak en büyük başarılarının camiayı tek yumruk haline getirmek olduğuna vurgu yapan Özbek şu ifadeleri kullandı
Benim ve arkadaşlarımın ortak bir hayali var. Sürdürülebilir bir başarı sistemini Galatasaray’a getirmek istiyoruz. Sürdürülebilir başarının tek ve en önemli şartı finansal yapının düzgün olması. Sürdürülebilir yapıya hizmet edebilecek şekle gelmesi. Benim ve arkadaşlarımızın bütün derdi bu. Biz özellikle Mayıs’a kadar olan dönemde bunun temellerini atmak istiyoruz. Bu bir anda bitecek, sihirli değnekle dokunup düzelecek bir şey değil. Ama bu projeyi biz zaten yaptık. Seçimlerden önce genel kurula ve bütün camiaya anlattık. Türkiye’de ilk ve tek enlerin takımı Galatasaray diyorsak bu manada da ilk kulüp olması yönünde hareket ediyoruz. Onu da başaracağımızı görüyoruz. Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz. Bu manada çok müspet çalışmalarımız var. Yeri ve sırası geldikçe de bunu camiaya anlatacağız. Burada her zaman vurguladığım ve tekrar vurgulamak istediğim bir şey var. Hangi projeyi yaparsanız yapın, hangi öneriyi getirirseniz getirin camianın içindeki barışıklık, birbirini sevmek çok önemli. Bu projelerin başarılı olması için camiada birlik, beraberlik ve tek yumruk olmayı izliyoruz şu anda. Ben diyebilirim ki bizim en büyük başarımız camiada bu havayı, iklimi yaratmak. Çünkü bunu yaratamazsan hangi projeyi yaparsan yap, bence hükümsüzdür. Sonuca ulaşamazsınız ya da istediğinizi başarıyı yakalamazsınız. Şu andaki iklim gayet güzel, müsait. Bundan sonra gelecek yönetimlere de aynı sevgi ikliminin devam ettirmesi için tavsiyede bulunuyorum. Galatasaray’ı başarıya götürmenin birinci önceliği bu.
BUNUN ORTAYA ÇIKMASINI, CAMİAYA HAKİM OLMASINI SAĞLAMAK BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ DEVEDE KULAK KALIR
Galatasaray’ın genlerinde birlik ve beraberlik olduğunu bunun sonucunda da kendilerinin camiayı bir araya getirmelerinin daha kolay olduğunu söyleyen Dursun Özbek, Şu kadarını söyleyeyim. Daha önce yöneticilik ya da başkanlık yapmış herkesle diyalog içindeyim. Yaptığımız her şeyi onlarla paylaşıyorum. Camiayla, divanla, genel kurulla paylaşıyorum. Onlardan aldığım tepki ve reaksiyonu da bu işi başardığımızın kanıtı olarak görüyorum. Aksi takdirde böyle bir şeyi sağlayamamış olsaydık ikazlar gelirdi. Böyle bir şey yok. Evet biz bu konuda çalıştık. Bu konuda mesai harcadık ama Galatasaray’ın hamuru burada çok önemliydi. Galatasaray bu birlik ve beraberlik ruhu zaten var. Bu varken, bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır. Bizim hamurumuzda birlikte ve beraberlik olduğu için işimiz de kolay oldu diyebilirim dedi.
İNŞALLAH OKAN HOCA İLE BERABER 5’İNCİ YILDIZI TAKARIZ
Teknik direktör Okan Buruk’u çok başarılı bulduğunu söyleyen Özbek, Okan hoca ile geldiğimiz günden itibaren temas halindeydik. Futbolculuk döneminden beri çok beğendiğim, çok iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray’dan yetişmiş bir hoca olması, bizim kendisiyle istişaremizi hedef birliğimizi kolaylaştıran bir husus. Dolayısıyla ben de kendisini çok başarılı buluyorum. Bu sene de özellikle verdiği hizmetin takdire şayan olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu sene sonunda şampiyonlukla beraber 5’inci yıldızı takarız. İnşallah orada da Okan hoca ile beraber gideriz, beşinci yıldızı da beraber takarız. Bunun için çalışıyoruz. Transfer dönemi henüz bitmedi. Bu hafta da var. Bu manada çalışmalarımız sürüyor. Transferle ilgili arkadaşlar yoğun çaba sarf ediyor. Bu haftayı da bekleyelim, göreceğiz şeklinde konuştu.
TÜRK FUTBOLU BU TİP TRANSFERLERE HASRET
Türkiye’de bir oyuncu için ödenen en yüksek bonservis bedeline ulaşarak Bayern Münih’e transfer olan Sacha Boey’un transfer sürecini de anlatan Özbek, şu ifadelerini kullandı
Boey’un satışı gerçek bir transfer başarısı olarak herkesin kabul ettiği bir şey. İlmek ilmek hazırlanmış bir şey. Sadece biz ve yönetimimiz tarafından olay bir şey değil. Burak Elmas başkanımız döneminde transferi yapılmış, demek ki o zaman performans gelişmesi ön görülmüş. Fatih hoca emek sarf etmiş. Ondan sonraki dönem Okan hoca emek sarf etmiş Boey’un gelişmesi için. Dolayısıyla bütün faktörler bir araya geldiği zaman Boey, Galatasaray’ın yıldız futbolcusu olarak bu sezonun bitimine kadar bize hizmet etti. Bundan sonra Boey’un transferiyle ilgili çalışmalar da ayrı bir önem arz ediyor. Ben geçmişte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Onların emekleri sayesinde Galatasaray başarılı bir transfer yaptı. Ondan sonraki dönemde yani taleplerin oluştuğu dönemde de benim ve arkadaşlarımın büyük emeği var. Özellikle Erden Bey’in futbol şubesini yöneten kişi olarak bu konuda da çalışmaları takdire şayandır. Transfer gecesi sabah 4’e kadar, Bayernliler de buradaydı. Çok yoğun bir çalışma, çok güzel bir strateji çerçevesinde bu transfer yapıldı. Erden kardeşimle beraber bir strateji kurduk. Bir telefon trafiği çerçevesinde kademe kademe istediğimiz rakamlara geldi. Başarılı bir transfer olarak bütün Türk halkını memnun ettiğini düşünüyorum. Çünkü; Türk futbolu bu tip transferlere hasret. Ülkeler arasında bunun fersah fersah üstünde transferler yapılırken Türkiye’de sanki bir kilit, limit varmış gibi Türkiye’den futbolcu şu fiyata çıkar, bu fiyata çıkar, bunun üstüne çıkmaz gibi bir görüş var. Dolayısıyla bu görüşü de yıktığımızı düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki dönemde de Türk futbolu, futbolcu ihraç etmeye yönelir. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Boey transferi de buna örnek teşkil eder. Ben hep şunu arzuluyorum. Bundan sonraki transferlerde bizi geçmeye çalışsınlar, geçsinler. Başka oyuncuyu 30, 40, 50 milyona satsınlar. Bu ülkemiz için gurur verici bir şey. Biz bu konuda bir kilometre taşı olduğumuz için de çok sevinçliyim.
FELSEFEMİZ BOEY’DAN 30 MİLYON GELDİ HADİ TRANSFER YAPALIM DEĞİL
Sacha Boey’un transferinden elde edilen 30 milyon Euro’luk bonservis bedelini hemen harcamak zorunda olmadıklarını dile getiren
Geçen sene Galatasaray’ın kasasına transferden giren bir şey var mıydı Yoktu. En azından böyle bir 30 milyon Euro yoktu. Yaptığımız transferlerin hacmine bakarsanız bu dediğiniz rakamın fersah fersah üstünde. Galatasaray’a hizmet edecek, Galatasaray’ı başarıya taşıyacak oyuncuların transferini yaptık. Bir yıldız yağmuru geçen sezon başında geldi. Demek ki felsefemiz şu değil. Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil. Biz transferi Galatasaray’ın ihtiyacına göre şekillendiren bir yönetimiz. Dediğim gibi geçen sene böyle bir transfer yoktu. Ama yapılan transferlerin altına çizgiyi çekin, bakın, nasıl yapılmış. Boey’dan para geldi, transfer yapacağız diye bir şey yok dedi.
MUSLERA BİZİM KIYMETLİMİZ
Takım kaptanı Muslera’nın sözleşmesiyle ilgili gelen bir soru üzerine Dursun Özbek, şöyle konuştu
Hem taraftar hem de başkan olarak aynı şekilde bakıyorum. Muslera bizim kıymetlimiz. Benim daha önceki başkanlı döneminde de Selçuk’un sonrasında takım kaptanımızdı. Çok değerli bir futbolcu. Galatasaray’a uzun yıllardır hizmet ediyor. Bu sorunun bir ayrılık rüzgarı gibi sorulmuş olması da beni rahatsız ediyor. Camialar ihtiyaçları çerçevesinde oyuncularını, bu kadar değerli oyuncusunu illa ki onun da arzusu çerçevesinde gerek sahada gerek yönetimde gerek idari kadroda değerlendirmek ister. Onun için böyle bir ayrılık rüzgarı gibi sorulması hoş değil. Bu benim tek başıma alabileceğim bir karar değil. Futbolu yöneten bir yönetim kurulu var. Muslera’nın isteği var. Şu anda bir tek şeye kitlenmiş vaziyetteyiz. O da bu sezon şampiyon olmak. Bu tartışmaların gündeme gelmesi, şampiyonluk yolundaki yürüyüşümüzü zayıflatır. Onun için biz ne seçim konuşuyoruz şu anda ne transfer. Transfer sezonunda yeni oyuncu almanın peşindeyiz. Ama takım içindeki yürüyüşü etkileyecek hiçbir konunun gündemimize girmesine izin vermiyoruz.
Dursun Özbek, transfer çalışmalarıyla ilgili, Az önce de ifade ettim. Arkadaşlarım çalışıyor. Önümüzde 5 günlük bir süre var. Bu sürenin sonunda kaç transfer yapmışız görürsünüz diye konuştu.
ARA TRANSFER DÖNEMİ ÇOK VERİMLİ GEÇEN BİR TRANSFER SEZONU DEĞİLDİR
Ara transfer döneminde transfer yapmanın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dursun Özbek, Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir. Galatasaray iyi, yıldız oyuncuları transfer etmek üzere hareket eden bir kulüp. İyi bir oyuncu varsa, iyi oynuyorsa kulüp neden satsın. Kulübün finansal problemi, zorluğu varsa bunu çözmek için oyuncu satıyorsa rakamların ne kadar yüksek olacağını düşünmeniz lazım. Benim söylemim şuydu. Biz ihtiyacımız olan, bize fayda sağlayacak oyuncuları alalım. Bu kiralık da olabilir, bonservis de olabilir. Şunu da ifade ettim açıkçası. Ara sezon olduğu için sezonun sonunda Galatasaray’a daha iyi hizmet edecek futbolcu portföyüne ulaşabiliriz. Şu anda eksiklerimizi tamamlayacak seviyede transfer yapalım, bunun özellikle kiralık olması tercih edilir. Daha geniş bir havuzdan oyuncu almayı planladığınız zaman, kiralık olmasında fayda var. Bu dönemde bonservis vererek alınan futbolcuyu önümüzdeki sezona da taşımak zorunda kalırız. Bir yerde yeni gelecek yönetimin de bu karardan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçeve de yapılacak transferlerde kiralamanın en planda olması, Galatasaray’a uzun süre hizmet vereceğini düşündüğümüz bir futbolcu varsa da onun bonservisini öderiz. Geçtiğimiz iki sene zarfında 26’ya yakın futbolcu almışız. Bunun büyük bir kısmına da bonservis ödüyoruz. Galatasaray başkanı olarak şöyle bir endişem yok. ‘Bonservisi ödeyeyim veya ödemeyeyim’ böyle bir şey yok. Gerektiğinde de bonservisini öderim ama kulübün menfaatlerine geldiği zaman da kulübe uzun süre hizmet edecek futbolcu varsa elbette bonservis ödeyeceğim. Ama ara dönemde Galatasaray’a özellikle de önümüzde seçim olduğunu düşünürsek kiralık futbolcunun, kiralık bulunan alternatiflerin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Yoksa arkadaşlarıma kesinlikle öyle bir talimat vermedim. Bonservisli bana oyuncu getirmeyin gibi bir talimatım yok şeklinde konuştu.
GALATASARAY KULÜBÜ BAŞKANI EĞER BAŞARISIZSA İSTİFA ÇAĞRISINDA BULUNULABİLİR, BUNU YADIRGAMIYORUM
Başarısız olmaları halinde taraftarın istifa çağrısında bulunabileceğini ve bunu yadırgamayacağını belirten Özbek, Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa bunu daha önce de yaşadım. İstifa çağrısında bulunulabilir. Bunu yadırgamıyorum. Neticede biz emanet bir görevdeyiz. Burası genel kurulun yönetmemiz için bize emanet ettiği bir yer. Elbette yanlış bir şey yaptığımızda da veya yönetemiyorsak bu çağrılar normaldir. Ama bunun yaptığınız işlerin memnuniyetsizliğinden daha ziyade bir anlık yanlış dezenformasyon sonucunda çıkmış bir şey olduğunu görüyorum. Onun için ifade ediyorum. ‘Bonservisli oyuncu getirmeyin’ böyle bir şey yok ama ara dönemde şu tercih edilir. Özellikle seçime giderken. Kiralık olması, kontratının da sezon sonu bitmesi tercih edilir. Bunu hiçbir zaman ‘Başkan bonservisle transfer yapmaktan kaçınıyor’ şeklinde yorumlamak mümkün değil ifadelerini kullandı.
GALATASARAYLI VEYA FENERBAHÇELİ DİYE BÖLÜNMEYİ VE BİRBİRİNE DÜŞMAN OLMAYI TEŞVİK EDİCİ SÖYLEMLER NİYE YAPILIR
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu’nun Şubat Ayı Olağan Toplantısı’ndaki açıklamalarına da cevap veren Özbek, Son divanı izlemedim ben fakat Fenerbahçe Kulübü Başkanı olacak zatın söyledikleri basına da yansıdı. Dolayısıyla tarafıma da geldi. Tabii hoş bir ifade tarzı değil. Bunu şöyle yorumluyorum ben. Fenerbahçe başkanı olacak kişi Vehbi Koç’un torunu. Bu kişi aynı zamanda iyi bir eğitim almış, Koç ailesinin bir mensubu. Türkiye için Koç ailesi önemli bir aile. Yurt dışında ve yurt içinde iyi bir eğitim görmüş, çok önemli eğitim almış. İyi bir iş hayatı var. Çok zengin bir aileye mensup. Peki böyle bir kişi niye Türk Futboluna bölünmeyi, kutuplaşmayı ve birbirine düşman olmayı getirmeye çalışır Türkiye’nin yüzde 75’i Galatasaray ve Fenerbahçe’den oluşuyor. Futbolla ilgilensin, ilgilenmesin veya takip etsin, etmesin bu bir gerçek. Bizim ağzımızdan çıkan kelimeler bu insanlara ulaşıyor. Bu insanları etkiliyor. Bu insanların bizim ifadelerimizden beklentileri var. Peki niye böyle bir kutuplaşmayı, Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır Çok düşündüm. Bu manada daha önce de böyle düşünmüştüm. Bir ifadem de vardı ve onun çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Şimdi Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve demografik yapısı itibariyle düşmanları tarafından bölünmeye Türk, Kürt diye PKK vasıtasıyla ayrılıkçı kalkışma var. Alevi ve Sünni diye zaman zaman bunu kaşıyan düşmanlarımız var. FETÖ’cü olan veya olmayan diye 15 Temmuz’da kalkışma yaşadık. Türkiye’nin başında böyle belalar varken bir kişi Galatasaray’ı ve Fenerbahçe’yi birbirine düşman ederek hatta sokaklara çağırarak, hatta ‘bunları gördüğünüz yerde tokatlayın’ ifadeleri gibi ya da ‘gördüğünüz yerde fotoğrafını çekin’ gibi ifadeler kullanarak niye yapar O kişi aynı zamanda Türkiye’yi seven, Atatürkçü kimlikten ve etik değerleri yüksek olduğunu ifade ediyor. Peki kardeşim bu değerlere sahipsen niye böyle bir tavır içine giriyorsun. Başkanlığı kötüle, kulübü kötüle ve hiç ağza alınmayacak şekilde ifadeler kullan Galatasaray için. Benim aklıma iki şey geliyor. Birincisi Türkiye’yi çekemeyenlerin ve düşman olanların Türkiye’yi bölmek için çeşitli davranış biçimleri var. Acaba ben de diyorum böyle birisi bir proje mi Türkiye’yi ne PKK bölebilmiş ne FETÖ bölebilmiş. Yani kimse bölememiş. Türkiye’yi bölmek için yeni bir proje mi deniliyor yani. Galatasaraylı, Fenerli sokağa çıksın bu çağrılar var. Bunu çok sakıncalı buluyorum. Çok sakıncalı bir davranış biçimi. Dolayısıyla o kişiye (Ali Koç) şunu tavsiye ediyorum. Bundan vazgeç. Türkiye’nin huzura, birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Türkiye’nin bekasını tehlikeye atacak bu tartışmalar böyle başlar ve nerede duracağını bilemezsin. Onun için ben kendisine bu huzuru bozucu, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine kasteden davranış biçimi içerisinde olmamasını tavsiye ediyorum. Biz Galatasaray ve Fenerbahçe olarak mücadelemizi, bilek güreşimizi sahalarda yapalım. Bu kulüpler onun için kurulmuş. Bu kulüplerin birinci görevi sahada bu futbol aktivitesini sevdirebilmek, insanları hafta sonlarında hoş bir vakit geçirmelerini sağlamak ve takımlarıyla mutluluklar yaşamak için yapılan bir aktivite. Bu manada böyle düşünürsek olayların bu maksatla yapıldığını kabul edersek o kişi bir proje olarak kulübün başına geldiğini düşünüyorum. Peki diyelim ki öyle değil. Bu söylediklerim yanlış. Bu davranış biçimini değerlendirmek, bunların olmadığını ve daha önce söylediklerimin yok farz edildiği dönemde bu davranış biçimini nasıl değerlendiririz. O kişi iyi yetişmiş, zengin, iyi bir ailenin verdi, eğitimi çok üst düzeyde ve başarılı bir iş adamı. Bunların hepsini bir tarafa yazdığımız zaman bir tane eksik kalıyor. Çünkü bu patolojik bir olay haline geliyor. Demek ki bir parametre eksik. Burada sağlıklı olmayan bir durum hasıl oluyor. Onun için bu tavrın ve söylemlerin derinlemesine incelenmesi, bu manada o kişinin bazı desteklere ihtiyacı olabileceğini düşünüyorum. Bu tedavi edilmesi gereken bir husus. Dediğim bütün bu özellikleri bir araya getirdiğimiz zaman ülkenin birliği ve beraberliği için savaşmış, Atatürkçü, etik değerlere sahip Türkiye’yi düşünen bir kişinin bu manada Türkiye’yi bölmek için eğer bir proje değilsen o zaman kardeşim burada başka bir durum var. Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum dedi.
DERHAL KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN İSTİFA ETMELİ
Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezonun ilk toplantısında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un kulüp başkanlarına yaptığı bir konuşmaya değinen Dursun Özbek, Fenerbahçe başkanı olan kişinin ifadelerine dikkat ettiğinizde hep bir mağduriyet çıkarma, hep bir ağlama hali var. Ağzımızdan çıkan laflara dikkat etmemiz gerekiyor. Bir kulübün başkanı, federasyonla kavga ediyor, MHK ile kavgalı, Tahkim ile kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı cümlemi de şöyle ifade etmek istiyorum. Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezon açılışında o kişinin şöyle bir ifadesi oldu; Bu sene şampiyon olmak için, fıtratımda olan ve olmayan, elimden gelen ve gelmeyen her şeyi yapacağım dedi. Orada 20 tane ayrı takım vardı. Hepsi de Türk futbolu için önemli. 20 takımın da gönlünde şampiyonluk yatar. Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak bunları diğer 19 takıma söylüyorsun. Böyle bir laf edilir mi Sen eğer bu ifadenin arkasında duruyorsan, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı görevini bırak, diye çağrıda bulundum. Bugün de bunu tekrarlıyorum. Derhal istifa etmeli. Ondan sonra Fenerbahçe Kulübü başkanı olarak istediklerini söyleyebilirsin şeklinde konuştu.
10 YILA YAKIN SÜREDİR ŞAMPİYON OLAMAMALARI TRAVMATİK BİR DURUM YARATIYOR
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda Haziran ayında yeni bir başkan ve yeni bir yönetim kurulu olacak açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Özbek, Kaç kişi inandı bilmiyorum. Geçtiğimiz dönemde divan kurulu başkanları kendi aralarında toplanıyor ve sohbet ediyorlar. Biz kendilerini davet ettik, diğer kulübün divan başkanları bir araya geldi. Ben de onlara ‘hoş geldiniz’ dedim ve oradan ayrıldım. Fenerbahçe’nin divan başkanı bir müddet sonra beni aradı. ‘Sayın başkan, siz Ali Koç’un başkan olarak kalması bizim için çok iyi demişsiniz’ dedi. Ben de ‘Sen de oradaydın, belli bir süre sizinle beraber oldum ve sonra oradan ayrıldım. Bulunduğum süre içerisinde siz böyle bir cümlemi duydunuz mu’ dedim. ‘Duymadım’ dedi. Kendisiyle böyle bir telefon konuşmamız oldu. Demek ki bu algının peşindeler. ‘Ben başkanlığı bırakacağım, kulüp zaten 10 yıla yakın senedir şampiyon olamıyor, bu normal mi diye’ herkese soruyor. Kendisi aslında ‘Bu sene başkanlığı bırakacağım, ben şampiyon olayım’ demek istiyor. Bu konuşmayı kime söylüyor, muhatabını bulmak da zor. Şampiyonluk bir emeklilik ikramiyesi değildir dedim. Sahada mücadeleni edersin, kazanırsan şampiyon olursun. Kazanamazsan bunu unut. Böyle bir endişeleri var. 10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor. Bunun çaresi kavga ederek değil, mücadele etme becerisini daha iyi yönetmekle alakalı. Benim onlara bir ağabey tavsiyem şu; Yeşil sahanın içinde kalın. Enerjinizi performansınızı daha üst seviyeye çekmek için harcayın diye konuştu.
STANDARTLARDA BİR SAPMA OLMASAYDI ŞU ANDA BİZ ONLARIN 10 PUAN ÖNÜNDEYDİK
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Galatasaray’ın algı yaptığı yönündeki açıklamaları üzerine ise Dursun Özbek şunları söyledi
Hakem hatalarıyla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Mukayeseye geldiği zaman Galatasaray’ın kayrıldığı ve Galatasaray’ın lehine yaklaşımlar olduğu ifade ediliyor. Hep bu yönde bir algı peşindeler. Başkanı, yardımcısı, çalışanı, hepsi bu bakış açısında. İncelediğinde şurası çok net, standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik. Verilen, verilmeyen penaltılar, gösterilen kartlar dikkate alındığında bu ortaya çıkıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında asıl mağdurun Galatasaray olduğunu herkesin kabul etmesi gerekiyor. Her konuşmasında bizim algı peşinde olduğumuzu ifade ediyor. Böyle bir şey olmaz. Algıyla ilgili çalışan tek kulüp Fenerbahçe. Göğsünü gere gere de bizim yaptığımızı söylüyor.
]]>Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Buruk, böyle maçlara oyuncuları motive etmenin zor olduğunu dile getirerek, “Geçen haftaki 5-1’lik galibiyet, üstüne sahamızda İstanbulspor maçı. Oyuncularımızı motive etmek… Aslında oyun içinde çok fazla ikili mücadeleye girdik. Konsantrasyonumuzun çok kötü olduğunu düşünmüyorum ama rakibin dizilişinden dolayı eşleşmelerde sıkıntı yaşadık. Ana sıkıntımız, bizim daha çok üretmemiz gerekiyordu. Zaman zaman yine top kayıpları, yanlış tercihler vardı. Burada hem öndeki hem de orta sahadaki oyuncularımızın biraz daha hücum bölgesine katkıları gerekiyordu. Savunmadan, özellikle beklerin çıkışlarında doğru tercihleri yapamadık.” diye konuştu.
Okan Buruk, maçın ikinci yarısına bazı değişikliklerle başladıklarını belirterek, “3-1’lik bir galibiyet bizim için sevindirici ama bu tür oyunlara karşı daha iyi olmamız gerekiyor. Kendimizi daha iyi geliştirmemiz gerekiyor. İlk yarı verdiğimiz pozisyonlar vardı ama ikinci yarı pozisyon vermedik. Oyuncularımın bir sonraki maçta daha iyi olacağını düşünüyorum. Gaziantep FK ile oynayacağız. Onların da buna benzer bir dizilişi var. Bu maç, aslında bir sonraki maç için de bir hazırlık oldu. Kazanan bir takımız, kazanmaya devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sahalarında gösterdikleri başarılı performansla ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
“İç sahada hem bizim performansımız hem de oluşturduğumuz atmosfer çok önemli. Burada taraftarlarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bugün de takıma büyük güç verdiler. Bir kupa maçında bile 30 binli sayılara yaklaştık. Galatasaray taraftarı, stadını en çok dolduran taraftar. Takımın ve bizlerin kırdığı rekorlarda onların çok büyük payı var. Bizim kazanmamız gerekiyor. Galatasaray her maça kazanmak için çıkıyor. İç saha performansımız önemli. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Bu sene içerde 11 maç üst üste kazandık. Hedefimiz bunu bir sonraki maçta da devam ettirmek. Tekrar camiamıza ve taraftarlarımıza teşekkür etmek istiyorum.”
“Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim”
Okan Buruk, transfer teklifleri alan sağ bekleri Sacha Boey’in ayrılmasından yana olmadığını ama bu konuda yönetimin alacağı karara saygı duyacaklarını dile getirdi.
Savunmanın soluna bir takviye yapmayı planladıklarını aktaran Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sol beke takviye yapmak istiyoruz. Angelino ayrılacak gibi gözüküyor. Teknik adam olarak Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim. Ama oluşacak şartlar, kulübün geleceği için önemli bir rakam gelirse bunu değerlendirecek başkanımız ve yönetim kurulumuz var. Onların kararına saygı duyacağız. Öyle bir konu olursa da biz de bu bölgeye de takviye yapmak isteyeceğiz. Yine Barış ve Kaan’ı kullandık. Oyunun içinde yer değiştirdiğimiz de oldu. İkisi hem sağ hem de sol bek oynayabiliyor. Bu dönemde bizim için önemli alternatifler. Ama orada direkt oynayacak oyuncular da almak istiyoruz. Sacha’nın durumu net değil. Teklif var. Uzun zamandır ilgilenen kulüpler var. Birçok oyuncumuzla ilgilenen kulüpler. Galatasaray değerli bir kadroya sahip. Kurduğumuz değerli kadro da her zaman teklif alacak. Ama bununla ilgili son kararı yönetimimiz verecek.”
Tecrübeli teknik adam, merkez orta sahada çok fazla oyuncuya sahip olduklarını ve bu bölgeye takviye yapmak gibi bir düşüncelerinin bulunmadığını anlatarak, “Transfer dönemi bir fırsat dönemi. Ne tür bir oyuncu önünüze gelecek bilemiyorsunuz. Mali anlamda kulübümüze yük olmayacak farklı bir profil çıkarsa düşünebiliriz. Ancak şu anki düşüncemiz elimizdeki oyuncuları kullanabilmek. Orada önemli bir oyuncu sayısına sahibiz. Şu anda 6 oyuncu var. Bu oyuncularla ilgili herhangi bir şey olursa o bölgede bir şey düşünebiliriz ama ilk düşüncem elimizdeki oyuncularla en iyisini yapabilmek. Geçen sene biliyorsunuz Zaniolo fırsatı olmuştu. O tür bir fırsat olursa buna açık olacağız. İlk düşüncem oynayacağımız maçları kazanmak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hücumda Mauro Icardi ve Wilfried Zaha’yı bir arada oynatma planının olup olmadığı sorulan Buruk, “Zaha ve Icardi olabilir. Zaha ve Kerem kanatlarda, Mertens yine aynı mevkide olabilir. Barış var. Zaman zaman Barış’ı da ikinci forvet gibi kullandık. O da bizim opsiyonlarımızdan biri. Burada maç maç karar vereceğiz. Yoğun bir fikstüre giriyoruz. Bu süreçte oyuncularımızı dinlendirmemiz de gerekecek. Bütün opsiyonlar üzerinde duracağız. O da bizim için bir opsiyon.” ifadelerini kullandı.
Okan Buruk, maçın son bölümünde oyundan aldığı Barış Alper Yılmaz’ın herhangi bir sakatlığının olmadığını da sözlerine ekledi.
]]>Beşiktaş Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar:
“Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyuncular”
“Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi”
“Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız”
“Vincent Aboubakar’ın durumuna hocamız karar verecek”
“Taraftarımızdan özür diliyorum”
İSTANBUL – Beşiktaş Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, hakem yönetimlerinden şikayetçi olduklarını dile getirerek, “Yönetimden hakem istatistikçisi talebim olacak” dedi. Transfer çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Uçar, “Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyuncular” dedi.
Beşiktaş, Süper Lig’in 22. haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hakemler konusunda yakınan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız.
Oyunla ilgili birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz” diye konuştu.
“Kulüpte düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu var”
Transfer çalışmalarının gecikmesi hakkında da konuşan Feyyaz Uçar, “Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol katedildi” şeklinde konuştu.
Sakatlanarak sezonu büyükihtimalle kapatan Amir Hadziahmetovic ve Alex Chamberlain hakkında da konuşan Uçar, “İkisinden de sözleşmelerini dondurmalarını talep ettik. Zor durumdayız. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” ifadelerini kullandı.
Vincent Aboubakar’ın kulüpteki geleceğine Fernando Santos’un karar vereceğini söyleyen Feyyaz Uçar, “Takımın teknik patronu hocamızdır. Aboubakar’ın oynamasını istiyorsa onu tasarrufudur. Saygı duyarız. Bu şekilde çözülecek bu sorun da. Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” açıklamalarında bulundu.
“Transfer çalışmalarımız devam ediyor”
Siyah-beyazlı ekibin transfer çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini kaydeden Feyyaz Uçar, “En yakın zamanda iki transfer yapılacak. 1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz. İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz. Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak” diye konuştu.
“Taraftarımızdan özür diliyorum”
Siyah-beyazlı taraftarlardan özür dileyen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” açıklamalarında bulundu.
Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Antalyaspor ile karşılaşacaklarının hatırlatılması üzerine Feyyaz Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Beşiktaş, Süper Lig’in 22. haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hakemler konusunda yakınan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda (MHK) hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız.
Oyunla ilgili birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz” diye konuştu.
“Kulüpte düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu var”
Transfer çalışmalarının gecikmesi hakkında da konuşan Feyyaz Uçar, “Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol katedildi” şeklinde konuştu.
Sakatlanarak sezonu büyükihtimalle kapatan Amir Hadziahmetovic ve Alex Chamberlain hakkında da konuşan Uçar, “İkisinden de sözleşmelerini dondurmalarını talep ettik. Zor durumdayız. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” ifadelerini kullandı.
Vincent Aboubakar’ın kulüpteki geleceğine Fernando Santos’un karar vereceğini söyleyen Feyyaz Uçar, “Takımın teknik patronu hocamızdır. Aboubakar’ın oynamasını istiyorsa onu tasarrufudur. Saygı duyarız. Bu şekilde çözülecek bu sorun da. Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” açıklamalarında bulundu.
“Transfer çalışmalarımız devam ediyor”
Siyah-beyazlı ekibin transfer çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini kaydeden Feyyaz Uçar, “En yakın zamanda iki transfer yapılacak. 1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz. İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz. Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak” diye konuştu.
“Taraftarımızdan özür diliyorum”
Siyah-beyazlı taraftarlardan özür dileyen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” açıklamalarında bulundu.
Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Antalyaspor ile karşılaşacaklarının hatırlatılması üzerine Feyyaz Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Beşiktaş Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Feyyaz Uçar, “İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol kat edildi” dedi.
Beşiktaş, Süper Lig’in 22’nci haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün futbol şubesi sorumlusu Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Hakem yönetimine eleştiride bulunarak sözlerine başlayan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda (MHK) hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız” ifadelerini kullandı.
“İKİ OYUNCUYLA SICAK TEMAS YAPILDI”
Adana Demirspor mücadelesini değerlendiren ve siyah-beyazlı ekibin transfer gündemine ilişkin de konuşan Feyyaz Uçar, sözlerine şöyle devam etti:
“Maçta birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz. Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol kat edildi.”
CHAMBERLAIN SÖZLEŞME DONDURMA TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİ
Uçar, yabancı sayısını düşürmek adına sakatlığı nedeniyle uzun süre sahalardan uzak kalacak İngiliz futbolcu Alex Oxlade-Chamberlain ve Bosna Hersekli oyuncu Amir Hadziahmetovic’ten sözleşme dondurmayı talep ettiklerini açıkladı.
Zor durumda olduklarını belirten Feyyaz Uçar, “İkisinden de talep ettik. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” diye konuştu.
Aboubakar’ın takımda kalıp kalmayacağına ise teknik direktör Fernando Santos’un karar vereceğini aktardı.
CENK VE SALİH’TE TALEPLER YÜKSEK
Sözleşmeleri sezon sonunda bitecek Cenk Tosun ve Salih Uçan ile yeniden anlaşma konusunda hızlı ilerleyemediklerini anlatan Uçar, “Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” dedi.
“BEŞİKTAŞ KADRO KALİTESİNİ YÜKSELTECEĞİZ”
En yakın zaman iki transferin yapılacağının altını çizen siyah-beyazlı yönetici, “1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz” şeklinde konuştu.
“MATIC ADAYLARIN ARASINDA”
Sırp orta saha Nemanja Matic ile ilgili basında çıkan transfer iddialarına da değinen Feyyaz Uçar, “İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Uçar, Rachid Ghezzal’ın sözleşmesindeki opsiyonun kaldırılmasıyla ilgili bir soruya “Ghezzal, sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı” yanıtını verdi.
“İYİ TAKIMLARDAN İYİ OYUNCULAR GELECEK”
Feyyaz Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak.”
“TARAFTARLARDAN ÖZÜR DİLİYORUM”
Siyah-beyazlı taraftarlara da seslenen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” diye konuştu.
“HEDEF KUPA VE 3’ÜNCÜLÜK”
Bir basın mensubunun “Türkiye Kupası’nı almak Beşiktaş için başarı mıdır?” sorusuna Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3’üncü olmak için elimizden geleni yapacağız” yanıtını vererek sözlerini tamamladı.
]]>Ziraat Türkiye Kupası 5’inci tur maçında Galatasaray, sahasında ağırladığı Ümraniyespor’u 4-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve Ümraniyespor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel açıklamalarda bulundu. Türkiye Kupası’nı en çok kazanan takım olduklarını hatırlatan Okan Buruk, “Türkiye Kupası bizim için önemli ve değerli bir kupa. En çok kazanan takımız. Hedefimizi tekrar kupayı kazanmak. Erken şanssız gol yedik. Devamında reaksiyon gösterdik. İkinci yarının başından oynadığımız, çok fazla pozisyona girdik. Güzel bir galibiyet oldu. Karşımızda futbol oynamaya çalışan, iyi bir takım vardı. Bu anlamda Ümraniyespor’u ve Mustafa Hocayı kutlarım. Bu maçta deneme şansları oluyor, bunları denedik. Olumlu oldu. Dakikaları doğru dağıttık. Maç onunda turu geçmek, oyunu istediğimiz götürmek ve sakatlıksız bir maç oldu. Bu anlamda mutluyuz. Davinson uzun bir aradan sonra oynadı. Planlamamız da bu şekildeydi. Icardi de döndü. Bu sabah ilk antrenmana çıktı. Sergio Oliveira sakat olarak takımımızda devam ediyor. 2-3 hafta sonra saha çalışmalarına başlamasını düşünüyoruz. Eksiğimiz milli takımdaki 2 oyuncumuz var. Bu süreçte genç oyuncularımız olumlu sinyal verdi. Hepsini oynatamadık. Oynattığımız oyuncular da ellerinden geleni yaptı” ifadelerini kullandı.
Davinson Sanchez’in oynayabilecek durumda olduğunu ifade eden Buruk, “Onunla ilgi de bilgi kirliği vardı. Düşündüğümüz gibi 30 dakika oynadı. Oynayabilecek düzeyde. Artık hazır durumda. Onu değerlendireceğiz” dedi.
“İLK UZUN MAÇI OLMASINA RAĞMEN BEKLENTİM OLUMLU”
Genç futbolcu Eyüp Aydın’ın performansını değerlendiren Okan Buruk, “İlk defa oynadı, oynadığı küçük dakikaları dışında. Mevki olarak daha orta sahada ikili oynayan, 8 gibi oynayan bir oyuncu. İkili orta saha oynamaya alışık bir oyuncu. Biz onu forvet arkasında kullandık. Genel olarak ilk uzun maçı olmasına rağmen beklentim olumlu. O bölgede çok fazla oyuncumuz var. Hepsinin iyi durumda olması, orta saha rotasyonunda daha az sürelerde verebiliyor. Berkan’ın, Kerem’in, Ndombele’nin performansı orta sahadaki oyuncularımızın gücünü gösteriyor. Bugün Kaan’ı kullanmadık. Ufak ağrıları var. Kaan’ı da hiç kullanmadık. Genel olarak bizim için iyi bir karşılaşma oldu. İstediklerimize ulaştık” şeklinde konuştu.
“BİLGİM YOK”
Victor Nelsson’a teklif gelip, gelmediğinden bilgisi olmadığını aktaran Okan Buruk, “Teklif geldi, gelmedi mi bilgim yok. Bu tür haberler çıkabiliyor. Abdülkerim, Milan’a haberi çıktı. Victor, Napoli haberi çıktı. Bunlar iyi ve değerli oyuncular. İyi oynuyorlar. Avrupa’da piyasası olan oyuncular. Bu teklifler olabilir, düşünceler olabilir. Bana ulaşan bir şey yok” sözlerini sarf etti.
“OYNADIĞI HER MEVKİDE EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR”
Barış Alper Yılmaz’ın oynadığı her mevkide en iyisini yapmaya çalıştığını belirten Buruk, “Kaleye geç desek hiçbir şey demeden, ‘Yaparım hocam’ deyip kaleye geçecek. Oynadığı her mevkide en iyisini yapmaya çalışıyor. Bugün sağ bekte hücuma destek verdi. Gol de attı. İki kaleye de attı. Gol attıktan sonra da ‘İki kaleye de attın’ dedim. Barış’ı seyretseniz dışarıdan gelen biri olarak çok değerli oyuncu olduğunu, oynadığı mevikilerden değerin ne kadar arttığını daha net bir şekilde görebilirsiniz. Barış gibi Kaan Ayhan gibi farklı mevkiler oynayabilen oyuncular önemli” ifadelerini kullandı.
“DÜŞÜNCEMİZ ANTRENMANI GÖRÜP KARAR VERMEK”
Mauro Icardi ile ilgili karalarını yarın ve cumartesi gün yapılacak antrenmandan sonra vereceklerini ifade eden Okan Buruk, “Onunla ilgili net kararımızı vereceğiz. Orada birçok seçeneğimiz var. Icardi de onlardan biri. Cumartesi günü son antrenmanda karar vereceğiz. 2 gün durumlarını görmek için bizim ölçü olacak. Tam olarak düşüncemiz yarın ve cumartesi antrenmanı görüp karar vermek” dedi.
Okan Buruk, Halil Dervişoğlu hakkında ise şu ifadeleri kullandı:
“Milli bir oyuncu. Hollanda’dan İngiltere’ye transfer olmuş bir oyuncu. Oynadığı 3-4 maç üzerinden değerlendirmek tam tam olarak doğru olmayabilir. Halil’in yanında oynayan oyuncular da önemli. Hücum hattımız mükemmel oynamadı. Halil elinden geleni yapmaya çalıştı. Bunu Icardi için de söyledim. Ona ne kadar top geliyor, ne kadar pozisyona sokabiliyoruz santrforları önemli. Bugün penaltıdan attı ama bu moralini yükseltebilecek bir şey. Bakambu milli takımdan döndükten sonra yine hücum bölgesinde yarış başlayacak. Bu yarışta bütün oyuncularımızı kullanmaya çalışıyoruz. Halil antrenmanlarda bunları gösterebiliyor. Farklı bölgelerde oynaması bizim için kullanabileceğimiz biri olduğunu gösteriyor.”
“ÖNCELİĞİMİZ SOL BEK”
Transfer önceliklerinin sol bek olduğunu dile getiren Buruk, “Sol beke bir takviye yapacağız. Bu yerli de, yabancı da olabilir. İkisi de olabilir. İstediğimiz, görüştüğümüz ve düşündüğümüz oyuncular var. Diğer bölgeler için elimizden olan oyuncular var. Elimizden olan oyunculardan herhangi bir satış gerçekleşirse, kulübün de kasasına girecek bir para da önemli. İlk düşüncemiz maçları elimizdeki oyuncularla oynayabilmek. Önceliğimiz sol bek. İlk istediğim teknik adam olarak sol bek. Geçen sene de bunu yaşadık. Geçen seneki Zaniolo örneği gibi. Kadromuzu bir oyuncu katıyorsak bizi ileriye götürecek, katkı sağlayacak, önemli performans verecek bir oyuncu katmak istiyoruz. İyi oyuncular sahibiz. 9 tane yeni oyuncu geldi. Bunların hepsinden performans almaya çalışıyoruz. Bazılarından daha az verim aldık, bazılarından fazla verim aldık. Burada değişim de her zaman olabilir” şeklinde konuştu.
Buruk sözlerine şu ifadelerle nokta koydu:
“Çok yoğun bir tempo. Şampiyon olan takımlarımızın birçoğu bir sonraki sene başarısızlık yaşadı. Birçok oyuncumuz da takımımızın en önemli oyuncularından biri, Türkiye’nin çok sevdiği Icardi Beşiktaş maçı sonrasında birçok maçına iğne ile çıktı. Son 3 haftaya baktığımızda daha çok oyuncuya ihtiyacımız oldu. Bizim gibi 3 kulvarda oynayan takım için geniş kadro çok önemli. Burada kaliteli, çok iyi oyuncular aldık. Hatırlıyorum herkes, ‘Galatasaray, Premier Lig’e yakın bir kadro kurdu’ diye övgüler yağdırdı. Bu kadroyu en iyi halde yarıştırmaya çalışıyoruz. Çok fazla oyuncu, çok geniş kadroya çok ihtiyacımız olacak. Lig durmuyor, sadece martta bir ara var. Türkiye Kupası ve Avrupa ile birlikte hangi maç sayısını oynayacağımız da belli değil. Çok fazla oyuncu ile oynamak yönetmesi zor olsa da ihtiyaç da bu şekilde.”
MUSTAFA GÜRSEL: KENDİ OYUNUMUZU OYNAMAYA ÇALIŞTIK
Sözlerine Galatasaray’ı tebrik ederek başlayan Ümraniyespor Teknik Direkörü Mustafa Gürsel, “Biz kendi oyunumuzu oynayan, bunun için mücadele eden bir takımız. Kendi oyunumuzu oynamaya çalıştık. Galatasaray ile burada oynamak bizim için çok güzel duygu. Takımımın bu seviyede neler yapabileceğini gördük. Maçtan bunları almak önemliydi. Bu oyunumuzu geliştirerek lige yansıtmak önemli. Buradan alacağımızı aldık. Önümüzdeki lig maçlarına bakacağız. Galatasaray’ı tebrik ediyorum” dedi.
“HİÇ BEKLENTİM YOK”
Transfer yasağıyla ilgili de konuşan Gürsel, “Şu anda kalkacak gibi görünmüyor. Büyük bir sorun değil aslında ortadaki. Çoğu takımın içinde bulunduğu durum gibi birkaç dosya var. Büyük meblağlar değil. Altından kalkabilecek bir durum. Bizim de elimizde değerli oyuncular var. Onları geliştirip, hedeften şaşmadan hedefe gitmek. O taraf açılırsa ondan sonra düşünürüz. Ben açılmayacak gibi bakıyorum. Hiç beklentim yok” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkan adaylığı için en çok başvuru yapılan ilçelerden birisi de Muğla’nın Datça ilçesi oldu. Kışın 25 bin olan nüfusun yaz aylarında 10 kat arttığı Datça’da, CHP’nin 11 aday adayı var. 11 kişinin içerisinde tek kadın ise Gülden Hür. Datça’ya “dayanışma ruhu” ile “kadın elinin” değmesi için yola çıktığını belirten Gülden Hür, bugün yaptığı yazılı açıklamada, “İlk aşamada hayata geçirmeyi hedeflediğimiz 26 projemiz var. Enerji sorunlarını çözecek, çevre kirliliğini önleyecek, tarımı ve üretimi destekleyecek, turizmi geliştirecek ve destekleyecek projelerimizin yanında çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız için özel projelerimiz var” dedi.
Datça’da belediye başkan adaylığı için yola çıkışını “Dayanışma Ruhu’na” bağlayan Gülden Hür, neden başvurduğunu şöyle açıkladı:
“Datça’nın çocukluğumdan beri aşık olduğum bir ruhu var. Dayanışma ruhu. Biz sokakta birbirimizi gördüğümüzde merhabalaşan, bir yerde sorun gördüğümüzde hep birlikte koşan insanlarız. Datça’da sivil toplum kuruluşları iletişim grupları üzerinden oluşur. Sorunlar böyle çözülür. Yardıma ihtiyacı olanın yardımına böyle koşulur. Ben yıllardır bu dayanışma gruplarının içindeyim. Bu yola çıkmamın arkasında da aslında bu dayanışma ruhu içerisinde tanıştığım insanların teşvikleri var. Dayanışmanın verdiği güçle başardığımız işleri görünce, neden bu ruhu, bu gücü yerel yönetime de taşımayalım ki diyerek yola çıktık. Yıllardır Datça’da dayanışma faaliyetlerimizle, çözebileceğimiz tüm sorunlara koştuk ve başarı sağladık. Var olan her soruna hakimiz ve çözümlerimizle geliyoruz. Şimdi bunu siyasette görmenin, ele ele vererek ürettiğimiz çözümleri yönetimin gücü ile birleştirmenin zamanı geldi. En büyük hayalim Datça’daki bu dayanışma ruhunun yönetime yansımasını sağlamak. Datça’ya yakışan budur.”
“HAYATA GEÇİRMEYİ HEDEFLEDİĞİMİZ 26 PROJEMİZ VAR”
Hür, Datça’da yol ve altyapı gibi çok temel sorunların hala tam anlamıyla çözülemediğine dikkat çekerek, yazın nüfus patlaması yaşanan ilçede ilk çözülmesi gereken sorunların da bunlar olduğunu kaydetti. Üniversite yıllarından beri çeşitli toplumsal hizmet projelerinin içinde yer aldığını, “nasıl üretilir, nasıl yönetilir, nasıl uygulanır” konusunda önemli tecrübeler edindiğini aktaran Hür, “Datça’nın yönetimi için ihtiyaç duyulan liyakat budur. İlk aşamada hayata geçirmeyi hedeflediğimiz 26 projemiz var. Enerji sorunlarını çözecek, çevre kirliliğini önleyecek, tarımı ve üretimi destekleyecek, turizmi geliştirecek ve destekleyecek projelerimizin yanında çocuklarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız için özel projelerimiz var. Örneğin neredeyse her ailede demans veya alzheimer hastası olan yaşlılarımız var. Hastalar ve yakınları için destek programları oluşturacağız. Özellikle kış aylarında gününü nasıl geçireceğini, renklendireceğini bilemeyen çocuklarımız, gençlerimiz için aktivite merkezleri, Spor kompleksi ve Sanat Merkezi kuracağız. Zor durumda olan sokak hayvanlarımız için 7/24 izlenebilen barınak ve rehabilitasyon merkezleri kuracağız. Yangın, sel, deprem gibi Datça’nın her an karşı karşıya kalabileceği olası tehlikeler için Afet Yönetimi Merkezi oluşturacağız. En temel sorunlarımızı hızla çözmeyi hedefliyoruz” dedi.
“KADIN ELİNİN DEĞECEĞİ BİR DATÇA DAHA CAZİP”
Hür, bir yarımada olan Datça’da hayatın her alanında kadınların çok aktif rol almasına karşın, CHP’nin tek kadın aday adayı olması ile ilgili olarak ise şunları kaydetti:
“Aslında tek kadın aday adayı olduğumu gördüğümde çok şaşırdım. Datça, güçlü, eğitimli, hayatın her alanında aktif rol alan kadınların yaşadığı bir coğrafya. Bu yüzden daha çok kadın adayımız olur sanıyordum. Umarım ileride, yönetime talip çok daha fazla kadınımız olur. Saha çalışmalarımızda aldığımız tepkiler çok olumlu. Sokak röportajları yapıyoruz. Sorulan sorulardan birisi de ‘Datça’yı kadın belediye başkanı yönetse nasıl olur’ Beni tanıyan ya da tanımayan herkesin cevabı olumlu ve destekleyici. Yerel yönetimlerde kadının varlığı daha çok güven aşılıyor. Kadın elinin değeceği bir Datça herkes için çok daha cazip, daha yaşanılabilir görünüyor. Topluma hizmet ve güven söz konusu olduğunda tercih kadın adaydan yana oluyor.”
]]>DİYARBAKIR’da deprem sonrası önce az, daha sonra orta hasar raporu verilen ve 2 ay önce doğal gazı kesilen Yenişehir Apartmanı’nda yaşayanlar mahkemeye başvurdu. Bilirkişi incelemeleri sonucunda binaya bu kez az hasarlı raporu verildi. Doğal gazlarının yeniden bağlanmaması üzerine binada oturanlar, bu kez İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bina görevlisi Zeki Bozan, “Mahkeme 8 Ocak’ta bilirkişi heyeti gönderecek. Bari o tarihe kadar doğal gazımızı yeniden bağlasınlar. Binada çocuk var, yaşlı var, ders çalışan öğrenciler var. Sayın Valimizden destek bekliyoruz” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerden etkilenen Diyarbakır’da, Yenişehir ilçesi Ali Emiri 4’üncü Sokak’ta hasar alan 9 katlı Yenişehir Apartmanı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü görevlilerince önce az, daha sonra orta hasar raporu verildi. Aldığı orta hasar raporuyla yaklaşık 2 ay önce doğal gazı kesilen binada yaşayanlar, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda binaya bu kez az hasarlı raporu verildi. Bina sakinleri bu karara rağmen doğal gazlarının yeniden bağlanmaması üzerine, bu kez İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Bina sakinleri mahkemeden çıkacak yürütmeyi durdurma kararını bekliyor.
‘YANLIŞ MAHKEMEYE DAVA AÇTIĞIMIZI SÖYLEDİLER’
Bina görevlisi Zeki Bozan, binanın zemin katında yaklaşık 30 öğrencili bir Kuran Kursu’nun da bulunduğuna işaret ederek, “Mahkeme 8 Ocak’ta bilirkişi heyeti gönderecek. Bari o tarihe kadar doğal gazımızı yeniden bağlasınlar. Binada çocuk var, yaşlı var, ders çalışan öğrenciler var. Sayın Valimizden destek bekliyoruz. Binamız depremde hasar gördü mü görmedi mi? Diye görevlileri çağırdık. Geldiler, kontrol ettiler, az hasarlı olarak teyit ettiler. Ondan sonra ikinci defa gelip kontrol ettiler. Bu sefer orta hasar kararı verdiler. Orta hasar kararından dolayı belli bir müddet sonra doğal gazı kestiler. İki defa kestiler. Rica, minnet üzerine bıraktılar. En son 2 ay önce doğal gazı yine kestiler ve bir daha açmadılar. Bina zaten zemin artı 9 kattır. Binada 26 ev var. Bir sürü insan var. Çoluk çocuk var, yaşlılar var ve mağdur durumdalar. Sayın Valimizden rica ediyoruz, doğal gazımızı bir an önce bıraksınlar veya gelip binayı kontrol etsinler, eğer gerçekten hasarlıysa binayı boşaltalım. Binada bir hasar görmüyoruz. Eğer görseydik, biz bu kadar insan canımızı yerde bulmadık, binada oturmazdık. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açtık. Bilirkişi heyeti gönderdi. Onun heyet raporu da bizde mevcuttur. Raporda bina az hasarlı diyor. O karara rağmen doğal gazımızı bırakmadılar. Yetkililer bize yanlış mahkemeye dava açtığımızı söylediler. Biz de bu sefer İdare Mahkemesi’ne dava açtık. İdare mahkemesi de bize zaman verdi. 8 Ocak’ta keşfe gelecekler. Bu kadar insan mağdur. Yetkililer de bu binanın doğal gazının bırakılmasını rica ediyoruz” diye konuştu.
‘YEMEK, ISINMA VE HİJYEN KONUSUNDA SIKINTI YAŞIYORUZ’
Öğrenci Emine Puşi (19) ise doğal gazın olmaması nedeniyle yemek yapma, ısınma ve hijyen konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirterek, “Benim annem şeker hastası, binamızda küçük çocuklar var. Engelli insanlar var. Ben sınava hazırlanan bir öğrenciyim. Soğuktan dolayı tüm düzenimiz bozuldu. Evde oturup ders çalışamıyoruz. Binamızın sonucunun ne çıkacağını bilmiyoruz. Yanlış mahkemeye başvurulduğu için tekrar bir mahkeme sürecine bırakıldık. 8 Ocak’ta bize tekrardan gelip kontrol edeceklerini söylüyorlar. Evde yemek yapılamıyor. Duş alınamıyor. Herkes farklı farklı yerlere gitmek durumunda kalıyor. Yetkililere rica ediyoruz. Bizim binanın doğal gazını bıraksınlar. Hasarlı olsaydı binada oturmazdık. Evimizin hiçbir yerinde tek bir çatlak yok ama bizim binaya orta hasarlı deniliyor” dedi.
Bina sakini Abdurrahman Ağar (83) ise, “Binanın ilk sakinlerindenim, 29 senedir burada oturuyorum. Doğal gazımız 2 aydır kesiktir. Binada çocuklar, öğrenciler var. Hastalar var. Soğuktan misafirler de gelemiyorlar. Benim 10 çocuğum var. Torunlarım soğuktan dolayı gidip gelemiyorlar. Torun hasreti çekiyorum. Bu sıkıntılar devam ediyor. Bir an önce doğal gazın bırakılmasını yetkililerden rica ediyoruz” diye konuştu.
Doğal gaz firması yetkilileri ise, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile kaymakamlıklardan gelen yazılar nedeniyle gazın kesildiğini, kimseyi herhangi bir mahkemeye yönlendirmediklerini, mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı getiren herkesin doğal gazını aynı gün içinde açtıklarını belirtti.
]]>MÜSİAD İnegöl Şubesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Kaya, emekli Öğretim Üyesi Dr. Akif Köten, MÜSİAD İnegöl Şube Başkanı Bahri Sinan Yazaroğlu ve iş adamları katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren MÜSİAD İnegöl Şube Başkanı Bahri Sinan Yazaroğlu,
“İslam’da kazanmak, mal mülk edinmek, aile evinin geçimini sağlamak, birikim yapmak, hizmet etmek ve buna benzer birçok konu bize farz kılınmıştır. Ama nasıl farz kılınmıştır helal kazanmak. Bizim helal kavramını unutmamamız lazım. Amaç para kazanmak değil amaç helal para kazanmak, amaç dinimizin bize emrettiği şekilde ticaret yapmak. İslami ticaretin temelinde güven vardır. Yani Müslüman sözünün eri bir kişi olması gerekmektedir. Toplumda sağlıklı ticaretin oluşabilmesi için ön şart ahlaktır. Müslüman ahlaklı ticaret yapmakla yükümlüdür. Onun için Müslümanlar sözlerine güvenilen insanlar olmalıdır. ‘Bizi aldatan bizden değildir’ hadisi gereğince ticaretin adalet terazisinin de iyi tartılması gerekmektedir. Bizler İnanan iş insanları olarak bu ilkeler ışığında ticaretimizi yapmalıyız.” dedi.
Daha sonra söz açıklamalarda bulunan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Kaya, şu ifadeleri kullandı:
“Bir helal, haram kavramı var. Mesela bu haramlardan bir tanesi faiz. Sizin yakinen muhatap olduğunuz faiz kavramı var. Şimdi hocalar, vaizler, müftüler, bizler yıllardır faiz haramdır diyoruz. Kur’an ı Kerim’de ayet var. Aksini inkar edemeyiz. Birde ekonomik hayat var. Bu ekonomik hayatın içerisinde, şu anda ülkemizde uygulanmakta olan bir kapitülasyon ekonomi var. Bu kapitalist ekonominin de temel taşı faiz. İslam ekonomisiyle, kapitalist ekonomi var. Bunları bir birinden ayıran temel taş faizin olup olmaması. İslam ekonomisinde faiz yok. Diğer ekonomi türlerinde faiz var. Peki, faiz haram diyoruz. Camilerden, kürsülerden söyleniyor. Bana söyler misiniz bu ülkedeki faizli iş yapma veya banka sayısının azaldığını, faizden kaçınıldığını mı söylersiniz yoksa tam aksini mi iddia edersiniz.”
Müslüman bir ülkede yaşadığımız halde her geçen gün banka şubeleri sayısı arttığını, İslam’da faiz haram olduğu halde Müslüman halkın müşteri olması sebebiyle çelişkili bir durumun ortaya çıktığını ifade eden Kaya, “İslam ekonomisi hangi temel üzerinde durabilecek? Yani bir başka ifadeyle faizin alternatifi ne olacak, onu ortaya koymamız lazım. Bunu yapacak olanlar da bizleriz. Sizler de uygulayacaksınız. Bunun formülünü hep birlikte bulacağız. Fikirler, teori ortaya konulacak ve biz uygulayacağız.Mudarebe ortaklığını duymuşsunuzdur. Emek sermaye ortaklığı. Örneğin bir mühendis kalkıyor İHA yapıyor. Böyle bir projesi var. Bunun gibi onlarca proje var. Bir başkasının sermayesi var ama böyle bir projesi yok. Bir taraf sermaye koyuyor bir taraf emeğini koyuyor ve ortaklık yapılıyor. Böylece iş hayatı gelişiyor. Bizim sistemimizde böyle bir ortaklık türü var.” diye konuştu.
Prof. Dr. Ali Kaya konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Katılım bankalarının kuruluş amaçlarından biriside mudarebe sistemini işletmekti. Şu anda bakıyoruz bu katılım bankalarının çalışmalarına mudarebe türü çok daha az kullanılıyor. Neredeyse yok. Müşareke, murabaha gibi diğer ürünler pazarlanıyor. Onlar kullanılıyor. Peki, ilgililere gidip neden mudarebe kullanılmıyor diye sorguladığımızda bize şunu söylüyorlar; ‘Hocam biz bunu uyguladık ama Müslüman işadamı dediğimiz kişiler bu ortaklığı kurdu. Birçok hacı efendi işadamı hep zarar gösterdi’ Bu ortaklıkta da zarar sermaye sahibine aittir, çalışana değil. Dolayısıyla katılım bankası hep zarar etmek zorunda kaldı. Peki, gerçekten mi zarar etti? Kim zarar etmek için iş kurar? Kurmaz değil mi? Ama parası başkasına ait olunca insanlar bunu suiistimal ediyor. Bunun için maalesef bu şık kullanılmamış. O halde birlikte bu İslami ekonominin hangi temeller üzerine oturacağını, çalışma sisteminin nasıl olacağını, hangi kurumlarla hayata geçeceğini birlikte çalışıp ortaya koyacağız.”
]]>