Meyer-Landrut, Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen AB – Kayseri İş Dünyası Formu’nda yaptığı konuşmada, “Yeşil mutabakat” ve “Dijital Dönüşüm”ün AB için çok önemli olduğunu, Türkiye’nin bu alanda önemli adımlar attığını söyledi.
Türkiye’nin sıfır emisyon hedefini tanımladığını, Ulusal Eylem Planı yaptığını ve aynı zamanda karbonsuzlaştırma konusunda öncelikli sektörleri belirlediğini anlatan Meyer-Landrut, bunların önemli adımlar olduğunu dile getirdi.
AB ile Türkiye’nin ekonomik ilişkilerinin çok güçlü olduğuna değinen Meyer-Landrut, “AB üye ülkeleri ve Türkiye arasında 2023’te 206 milyar avrodan fazla ticaret hacmi gerçekleşmiş. Gerçekten çok önemli bir rakam.” diye konuştu.
“Tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor”
Gümrük Birliği hakkında bilgiler veren Meyer-Landrut, şöyle devam etti:
“Gümrük Birliğinin 2016’da güncellenmesiyle ilgili bir öneride bulunulmuştu. Komisyon da her iki taraf açısından bu anlaşmanın güncellenmesinin büyük potansiyeli, avantajları olduğunu kabul etmişti. Karşılaştığınız bazı sorunlardan, zorluklardan bahsettiniz. Biz de Gümrük Birliğinin uygulanmasında birtakım zorluklar yaşıyoruz. Ticareti engelleyici konular diyoruz buna. Bu konuda da yapılan çalışmalar, geçen yaz atılan adımlar daha somut sonuçları bize sağlayacak ve burada ifade edilen hedeflere ulaşılabilecek. Vizeyle ilgili şunu net olarak söylemek isterim. Hepimiz, tüm üye ülkeler ve konsolosluklar, gerçekten özellikle iş insanları için vize sağlama konusunda çok çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığıyla da çalışarak vize konusunun kolaylaştırılmasının yollarını bulmaya çalışıyoruz. Vizeye erişimi kolaylaştırmayı sağlıyoruz. 2023 itibarıyla baktığımızda Türkiye’de, önceki yıllara göre en yüksek sayıda Şengen vizesi verilmiş. Herhalde tüm dünyada en fazla sayıda Şengen vizesinin verildiği ülke. Dolayısıyla bir politika değil, birtakım pratik çalışmaların yapılması gerekiyor bu zorlukların aşılması için. Zorlukların, iş dünyasının ihtiyaçlarının farkındayız ama şundan emin olun ki tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor.”
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay da Kayseri’nin ticarette önemli kentlerden biri olduğunu ve istikrarlı şekilde ilerlediğini anlattı.
“Avrupa Birliği ile siyah beyazlar değil, gri alanlar var. Biz bunları beyaza boyamak istiyoruz. Bu beyazı boyarken de Kayseri’nin kapasitesini, potansiyelini kullanmak istiyoruz.” diyen Bozay, büyükelçilerden, ikili düzeyde her konunun olurundan çözülmesini talep etti.
Bozay, birçok Avrupa ülkesi ile büyük ticareti olan Türkiye’nin bu durumu ileriye taşıması gerektiğini de vurguladı.
“Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya ve konfeksiyon gibi alanlarda Avrupa’nın ana tedarikçisi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, 2 yıl sonra AB ile ekonomik ilişkilerin en önemli ayağı olan Gümrük Birliğinin 30’uncu yılına girileceğini belirtti.
Gümrük Birliğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini savunan Hisarcıklıoğlu, AB Konseyinin mart ayında Gümrük Birliğinin güncellemesi konusunda çalışmalara başlaması için komisyona yetki vermesini beklediklerini söyledi.
Vize konusunun önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye AB ilişkilerinde çok ciddi bir sorun haline geldi. Avrupa Birliği’ni de çok anlayabilmiş değilim. İş adamlarının önünü açacak vize kolaylığını niye yapmaz Avrupa Birliği? Özellikle vizelerin iş dünyasına kolaylaştırılmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kapıkule’den nasıl çıkacaklar? Kota var, şoföre vize var. Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin. Yani tarife dışı bir engel var. Bunların düzeltilmesine de ihtiyaç var.”
Program, konuşmaların ardından protokol üyelerinin hediye takdimiyle sona erdi.
]]>Türkiye’de yatırım için artık kimsenin gayrimenkul almaya yanaşmadığını farklı yatırımlara yöneldiğini belirten Elfi Gayrimenkul Kurucusu ve Brokerı Özkan Aydemir, “2022’de 67 bin konut satışı, 2023’e girdiğimizde 35 bine düştüğünü görmekteyiz. 2022 yılında 6,2 milyar dolarlık bir satışa karşılık 2023’te de 3,5 milyar dolara yakın yabancı satışlarda azalma olduğu görmekteyiz. En çok Rus, İran ve Ukrayna vatandaşları Türkiye’den gayrimenkul aldılar. Genelde de İstanbul, Antalya ve Mersin en çok tercih edilen illerimizden oldu. Merkez bankası verilerine göre Türklerin yurt dışında yapmış olduğu gayrimenkul yatırımlarında aynı dönemde yüzde 163,7 arttığını görmekteyiz. Bu da vatandaşlarımızın yurt dışında 2 milyar dolarlık bir yatırım yaptıklarını gösteriyor. En çok artışın olduğu ülke de Amerika, Amerika’da yüzde 115’lik bir artış görmekteyiz. İngiltere, Dubai, Arnavutluk, Karadağ ve Kuzey Kıbrıs diye devam ediyor. Burada 120 binden fazla vatandaşımızın yurt dışından mülk aldığını ve 25 milyar dolara yakın da bir yatırım yaptıklarını görmekteyiz. Ülkemizde yabancı yatırımcıların mülk aldığını görürken, bizim vatandaşlarımız da yurt dışında gayrimenkul aldığını görmekteyiz” dedi.
“Yurt dışına yatırımın önüne basit önlemlerle geçebiliriz”
Türkiye’nin yabancı yatırımcıya gayrimenkul satışı yaparken, bir taraftan da Türk vatandaşlarının yurt dışına yöneldiğini ifade eden Aydemir, “Döviz girdisi oluyor, buna karşılıkta tekrar bir döviz çıktısını görmekteyiz. Bunların en büyük nedenlerinden birisi de büyük şehirlerde bulunan konut fiyatlarındaki artış hızı. Büyük şehirlerdeki gayrimenkul fiyatlarımız, dünyadaki birçok ülke ile yarışabilecek duruma geldi. Bunların başında yüzde 25 kira sınırlaması, amortisman sürelerini yukarı çıkardı. Bir çok vatandaşımız da amortisman sürelerinde kira gelirleri elde edemediği için, daha yüksek kazançlara yönelmek zorunda kaldılar. En büyük söylentilerden birisi olan, 2 ve üstü gayrimenkulü olanlara ek verginin geleceği söylentileri. Bu da vatandaşlarımıza tabii ki korku psikolojisini getirip, elindeki gayrimenkulleri satıp yurt dışından gayrimenkul almasına teşvik etti. 2 yıllık süren yüzde 25 kira sınırlamasının aslında, tüfeye göre bırakılması gerekmektedir. Çünkü işyerlerinde nasıl tüfe olarak yapılıyorsa, konutta da yüzde 25 sınırının kalkıp tüfeye göre yapılması gerekiyor. Normalde, konut yatırımcılarının yüzde 80’i vatandaşlarımız ticari bir mülk almaktansa konut yatırımı yapıp, o konutun geliri ile geçinen vatandaşlarımız da mevcut” diye konuştu.
“İmarlı bölgelerin çoğalması gerekiyor”
Yurt dışına gayrimenkul yatırımcılarının azaltmamız için, büyükşehirlerimizdeki imar bölgelerinin çoğaltılması gerektiğini belirten Aydemir, “Rakamların bir basamak aşağı gelmesi gerekiyor. Eğer gayrimenkul fiyatlarının aşağı gelmemesi ve yukarı çıkması, yatırımcıyı yurt dışına yönlendiriyor. Örneklerden birisi de sosyal medyada çok kez önümüze çıkıyor. Amerika’da bir sanatçının 117 milyon liraya malikhanesini satıp, o parayla, İstanbul’un göbeğinde 125 milyon liralık bir ilanı alamıyor. Büyükşehirlerdeki rakamlar çok yukarı çıktı. O yüzden de bizim vatandaşlarımız da yurt dışına yöneliyor. Büyükşehirlerdeki imarlı bölgelerin çoğaltılması gerekiyor” dedi.
“Vize alamayan ev alıyor”
Vatandaşımız son 2 yıl içerisinde vize ile ilgili çok büyük sorunlar yaşadığını belirten Aydemir, “Ticari vize almakta bile zorluk çekiyor. O yüzden de vatandaşlarımız bu vize olayını çözebilmek için Avrupa ülkelerinden gayrimenkul yatırımlara yönelmiş durumda. Hükümetimizin mutlaka Avrupa’daki vize sorununu çözmesi gerekiyor. Yurtdışına gezmek için gitmeyi bırakın, ticari işleriniz için bile gitmeye kalksanız vize sorunuyla karşılaşıyorsunuz. Vize alamayan gayrimenkul alıyor” diye konuştu. – BURSA
]]>