Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Bakan Yumaklı, Kırşehir Valisi Hüdayar Mete Buhara’yı ziyaret etti.
Buradan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen TAKE Projesi Tohum Dağıtım Programı’na katılan Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nı üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma parolasıyla yola çıktıklarını, bu yoldaki en büyük destekçilerinin de çiftçiler olduğunu söyledi.
Yumaklı, çiftçilerin kullandığı tohumun sertifikalı olma zorunluluğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siz bir dönümlük yere ektiğiniz tohumdan 300 kilogram yerine 400 kilogram alabilecek potansiyele sahipseniz ve bunun da başlangıç noktası tohumsa bunun da temel şartı o tohumun sertifikalı olmasıdır. Milli ve yerli sertifikalı tohumlarımızı üretmek için tohum firmalarımız, bakanlık teşkilatımız çok yoğun çaba içerisinde. Neden? Çünkü iklim değişikliği dediğimiz mevzu var. Bugün 29 Şubat, normalde bu mevsimde kar yağması gerekiyordu ama yok. Günlük, güneşlik bir ortam. Elbette şu an için bu bağlamda bizi etkileyecek bir şey yok bugün itibarıyla ancak bu gelişmeleri çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Çünkü iklim değişikliğine uyumlu ektiğiniz zaman sizin beklediğiniz hatta üzerinde verim verecek tohumları yetiştirmeniz gerekir. İşte bugün burada dağıtımını yapacağımız tohumlar da bu mesafede olan tohumlar.”
Türkiye’de 100 kilogram tohum kullanıyorlarsa 97 kilogramının bu memleketin topraklarında üretildiğini anlatan Yumaklı, patates gibi tohumlarla ilgili de çok yoğun çalışmalarının olduğunu belirtti.
Bakan Yumaklı, son 22 yılda tarımsal üretim anlamında Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin çok ciddi bir muhasebesini yapmak gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Güçlü altyapı, son 22 yılda yapılan politikalarla ve desteklerle sağlandı. Kırşehir, gıda arz güvenliği açısından önemli bir şehir. Bütün yatırımları bugünün parasıyla hesap ettiğimizde yaklaşık 18,2 milyar liralık yatırım yapılmış Kırşehir’e. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başta Kırşehir olmak üzere, üretim yapan bütün illere karşı gösterdiği ilgi ve teveccühün çok önemli bir göstergesi bu. 44 tane tesis var mesela. Yaklaşık 5 milyar hatta bunun da üzerinde bir rakamla yine kırsal kalkınma destekleri var. Bugün valilikte konuştuk, TKDK ile alakalı bunu 81 ile yaygınlaştırdık. Buradan da bunun duyurusunu yapmış olayım. Kırşehir’e de TKDK ofisi açıldı. Ben bütün üreticilerimizin projeleriyle buradan sağlamış olduğumuz hibe desteklerini mutlaka arkadaşlarımızla konuşmalarını istiyorum. Yaklaşık 786 milyon Avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’de üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız. Bu manada da bugün Kırşehir’deyiz. Kırşehir’deki bütün üreticilerimizi bu desteklerden yararlanmaya davet ediyorum.”
“Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu”
Kırşehir’de tarla bitkileri üretimindeki artışın yaklaşık yüzde 55, büyükbaş hayvan varlığındaki artışın 5 kat, küçükbaş hayvan varlığındaki artışın da 4 kat olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, bu sayede son 20 yılda Kırşehir’in tarımsal hasılasının yaklaşık 18 kat arttığına işaret etti.
Tarımsal üretimin yararlı ve kaliteli yapılmasının önemine değinen Yumaklı, TAKE projesi hakkında da bilgiler verdi.
Yumaklı, bu projenin yaklaşık 3 yıl önce başladığını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Son 2 yılda büyük bir ivme kazandı. 3 yılda 1241 projeye ayırmış olduğumuz kaynak tutarı yaklaşık 1 milyar lira. 2024 yılında, son 3 yılda harcamış olduğumuz bu rakamın yarısı kadar, yani 520 milyon liralık bir kaynağı bu projeye ayırmış durumdayız. Anlatmaya çalıştığımız, sizlerle paylaşmaya çalıştığımız şey şu; Türkiye’nin kendi vatandaşına gıda arz güvenliği açısından herhangi bir sorun yaşatmayacak potansiyele sahip olduğunu biliyoruz hatta daha fazlasını da yapabilir. Ülkeye gelen turistlerin, misafirlerin ihtiyacını karşılayabilir. Bunların da ötesinde ihracat yaparak ülkeye döviz kazandırmak mümkün. Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu. Bunlar hep sizin sayenizde, sizin ürettiğiniz ürünlerden oldu. Biz istiyoruz ki daha fazlası olsun. Elde edilen bu refahtan herkes eşit bir şekilde faydalanmış olsun inşallah.”
Bugün 500 çiftçiye yüzde 60 hibeli sertifikalı yağlık ayçiçeği tohumunu, 575 çiftçiye yüzde 50 hibeli yerli ve milli nohut tohumunu dağıtacaklarını ifade eden Yumaklı, bu kadim toprakların boş kalmaması için çiftçilerin kararlılığının önemine dikkati çekti.
Bakan Yumaklı ve il protokolü, konuşmaların ardından çiftçilere tohum dağıttı.
]]>Muş’ta kuşak töreni coşkusu yaşandı
MUŞ – Muş’ta bir üst kuşağa terfi etmek için girdikleri sınavlarda başarılı olan sporcular için düzenlenen kuşak törenine katılan Muş Valisi Avni Çakır, “Muş’ta spor kulüplerine yaklaşık 7,5 milyon TL ayni yardım desteğinde bulunduk” dedi.
Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde yaklaşık 6 yıldır devam eden karate eğitimleri kapsamında 7-18 yaş aralığındaki yaklaşık 250 sporcu karatede sporcularının derecesini belli eden kuşak heyecanı yaşadı.
Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, sporcuları teşvik etmek adına düzenlenen kuşak töreni saygı duruşunda bulunulması ve akabinde istiklal marşının okunması ile başladı.
Yeni kapalı spor salonunda gerçekleşen bu törende, sporcuların gösterdiği performanslar izleyenleri büyüledi. Kuşak töreni, hem sporcuların hem de ailelerin yüzlerinde gurur ve mutluluk ifadeleriyle dolu anlara sahne oldu.
“Bu manzaraları ilimiz genelinde arttıracağız”
Başarılı sporculara kuşaklarını ve sertifikalarını takdim eden Vali Avni Çakır, tüm sporculara başarı dileyerek, “Gençlik ve Spor Müdürlüğümüz kurslarında devam eden birçok alanda kurslarımız var. Karate kursumuzda yaklaşık 250 çocuğumuzun kuşak heyecanına şahitlik ediyoruz. Onlarca branşta yavrularımıza profesyonel antrenörlerimiz eşliğinde hemen hemen her kademede kurslar düzenliyoruz. Bugün de burada karate kursunun kuşak törenindeyiz. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur şiarına inanıyoruz. Çocuklarımızın hem daha disiplinli yaşaması, hem daha sağlıklı yaşaması, hem zararlı alışkanlıklardan uzak durması, bilgisayar ya da bağımlılık yapıcı diğer uğraşlardan uzak kalıp daha sporla bütünleşik hayatlarının olması noktasında tüm ekip arkadaşlarımızla beraber yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bu anlamda Muş’ta da çok böyle ilgisi yüksek bir veli kitlemiz var. Özellikle eline yavrusunu almış spor kıyafetiyle onu kursuna götüren velileri gördükçe çok mutlu oluyorum. Bu manzaraları ilimiz genelinde arttıracağız” dedi.
Vali Çakır, konuşmasının devamında Muş’ta spor kulüplerine yaklaşık 7,5 milyon TL ayni yardım desteğinde bulunduklarını hatırlatarak, “Hem okul sporlarında, tüm branşlarda, hem de spor kulüplerinde deplasmanlı liglerde bu Muş bu sene çok ciddi bir ivme kazandı. İnşallah bunu çok daha yukarılara taşıyacağız. Uygun öğrencilerimizin salonlarla buluşturulması için çocuklarımızın spor malzemeleri desteklenmesi gerekir. Bu anlamda biz geçen sene spor kulüplerine yaklaşık 7,5 milyon TL ayni yardım desteğinde bulunduk. Bu sene bu yardımlarımız daha da fazla olacak. Bu konuda tüm sporla uğraşmak isteyen, spor yapmak isteyen çocuklarımızın ihtiyaçlarının tamamını karşılayacağız. Bu konuda hazırlıklarımız var. İnşallah okullar kapanmaya yakın tüm branşlarda destek sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
Çocukları daha sağlam bir şekilde yarınlara hazırlamak istediklerini söyleyen Vali Çakır “Bunlar güzel sahneler, keyifli uğraşlar. Ben de yıllarca çocuğumu kurslara götürdüm, onu yağmurda, çamurda, sabırla bekledim. Bunlar ileriye dönük çok tatlı hatıralar. Burada da çocuklarımızın heyecanını gördük, hep beraber ortak olduk. Sporun kişiyi böyle biraz ayakların üzerine tutma becerisini yükseltici, paylaşımcı yönlerini hep beraber biliyoruz. Biz çocuklarımız daha disiplinli, daha paylaşımcı, daha böyle fiziken ve ruhen daha sağlam bir şekilde yarınlara hazırlamak istiyoruz ve inanıyoruz ki sporda bütünleşik, sporla geçirme merakı olan çocukların derslerde de mutlaka çok başarılı oluyor. Muş’ta tüm çocuklarımız, yavrularımızı, hepimiz mutlaka sporun bir branşıyla uğraşır hale getireceğiz. Muş zaten kayak, tekvando, karate, güreş gibi belli başlı sporlarda baskın bir üstünlüğümüz var. Tabii bu konuda bizim amacımız sadece burada kurslarda çocuklarımıza antrenman yapması, kuşak yapması değil. Burada yetenekli sporcuları biraz daha keşfedip onların üzerine daha fazla eğilip inşallah onlarla da Türkiye şampiyonu, Avrupa şampiyonu, dünya şampiyonu çıkarmak hedefimiz. Bu anlamda zaten Muş’ta ileriye yönelik umut verici derecelerimiz var. İnşallah bunu çok farklı branşlara da yayacağız ve Muş’un adını sporda da çok farklı yarış kategorilerine hep beraber duyuracağız. Bu konuda azimliyiz, gençlerimize de güveniyoruz, hocalarımıza güveniyoruz” Şeklinde konuştu.
Düzenlenen törene Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir, şube müdürleri, aileler ve sporcular katıldı.
]]>Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde yaklaşık 6 yıldır devam eden karate eğitimleri kapsamında 7-18 yaş aralığındaki yaklaşık 250 sporcu karatede sporcularının derecesini belli eden kuşak heyecanı yaşadı.
Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, sporcuları teşvik etmek adına düzenlenen kuşak töreni saygı duruşunda bulunulması ve akabinde istiklal marşının okunması ile başladı.
Yeni kapalı spor salonunda gerçekleşen bu törende, sporcuların gösterdiği performanslar izleyenleri büyüledi. Kuşak töreni, hem sporcuların hem de ailelerin yüzlerinde gurur ve mutluluk ifadeleriyle dolu anlara sahne oldu.
“Bu manzaraları ilimiz genelinde arttıracağız”
Başarılı sporculara kuşaklarını ve sertifikalarını takdim eden Vali Avni Çakır, tüm sporculara başarı dileyerek, “Gençlik ve Spor Müdürlüğümüz kurslarında devam eden birçok alanda kurslarımız var. Karate kursumuzda yaklaşık 250 çocuğumuzun kuşak heyecanına şahitlik ediyoruz. Onlarca branşta yavrularımıza profesyonel antrenörlerimiz eşliğinde hemen hemen her kademede kurslar düzenliyoruz. Bugün de burada karate kursunun kuşak törenindeyiz. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur şiarına inanıyoruz. Çocuklarımızın hem daha disiplinli yaşaması, hem daha sağlıklı yaşaması, hem zararlı alışkanlıklardan uzak durması, bilgisayar ya da bağımlılık yapıcı diğer uğraşlardan uzak kalıp daha sporla bütünleşik hayatlarının olması noktasında tüm ekip arkadaşlarımızla beraber yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bu anlamda Muş’ta da çok böyle ilgisi yüksek bir veli kitlemiz var. Özellikle eline yavrusunu almış spor kıyafetiyle onu kursuna götüren velileri gördükçe çok mutlu oluyorum. Bu manzaraları ilimiz genelinde arttıracağız” dedi.
Vali Çakır, konuşmasının devamında Muş’ta spor kulüplerine yaklaşık 7,5 milyon TL ayni yardım desteğinde bulunduklarını hatırlatarak, “Hem okul sporlarında, tüm branşlarda, hem de spor kulüplerinde deplasmanlı liglerde bu Muş bu sene çok ciddi bir ivme kazandı. İnşallah bunu çok daha yukarılara taşıyacağız. Uygun öğrencilerimizin salonlarla buluşturulması için çocuklarımızın spor malzemeleri desteklenmesi gerekir. Bu anlamda biz geçen sene spor kulüplerine yaklaşık 7,5 milyon TL ayni yardım desteğinde bulunduk. Bu sene bu yardımlarımız daha da fazla olacak. Bu konuda tüm sporla uğraşmak isteyen, spor yapmak isteyen çocuklarımızın ihtiyaçlarının tamamını karşılayacağız. Bu konuda hazırlıklarımız var. İnşallah okullar kapanmaya yakın tüm branşlarda destek sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
Çocukları daha sağlam bir şekilde yarınlara hazırlamak istediklerini söyleyen Vali Çakır “Bunlar güzel sahneler, keyifli uğraşlar. Ben de yıllarca çocuğumu kurslara götürdüm, onu yağmurda, çamurda, sabırla bekledim. Bunlar ileriye dönük çok tatlı hatıralar. Burada da çocuklarımızın heyecanını gördük, hep beraber ortak olduk. Sporun kişiyi böyle biraz ayakların üzerine tutma becerisini yükseltici, paylaşımcı yönlerini hep beraber biliyoruz. Biz çocuklarımız daha disiplinli, daha paylaşımcı, daha böyle fiziken ve ruhen daha sağlam bir şekilde yarınlara hazırlamak istiyoruz ve inanıyoruz ki sporda bütünleşik, sporla geçirme merakı olan çocukların derslerde de mutlaka çok başarılı oluyor. Muş’ta tüm çocuklarımız, yavrularımızı, hepimiz mutlaka sporun bir branşıyla uğraşır hale getireceğiz. Muş zaten kayak, tekvando, karate, güreş gibi belli başlı sporlarda baskın bir üstünlüğümüz var. Tabii bu konuda bizim amacımız sadece burada kurslarda çocuklarımıza antrenman yapması, kuşak yapması değil. Burada yetenekli sporcuları biraz daha keşfedip onların üzerine daha fazla eğilip inşallah onlarla da Türkiye şampiyonu, Avrupa şampiyonu, dünya şampiyonu çıkarmak hedefimiz. Bu anlamda zaten Muş’ta ileriye yönelik umut verici derecelerimiz var. İnşallah bunu çok farklı branşlara da yayacağız ve Muş’un adını sporda da çok farklı yarış kategorilerine hep beraber duyuracağız. Bu konuda azimliyiz, gençlerimize de güveniyoruz, hocalarımıza güveniyoruz” Şeklinde konuştu.
Düzenlenen törene Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir, şube müdürleri, aileler ve sporcular katıldı. – MUŞ
]]>Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor
Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı
ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.
“20 yılda 80 kat büyüdük”
Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.
Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.
]]>İzmir’de yaşayan ve özel sektörde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Arif Uçar, çocukluk hayali olan ahşap oymacılığı kursuna gitti. Çiğli Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici Tahsin Güler’den yaklaşık 2 yıl kadar eğitim aldı. Usta öğretici Güler’in vefatından sonra Uçar’ın eğitim hayatı, merhum Tahsin Güler’in kardeşi ahşap ustası Aşır Güler ile devam etti. Aşır Güler’in evinin altında bulunan ve hobi olarak eğitim aldığı 35 metrekarelik atölyede bir süre sonra küçük işler üretmeye başlayan Uçar, zamanla kendini geliştirerek harika eserler ortaya çıkarmaya başladı. Yaklaşık 5 yıldır ahşap oyma işiyle ilgilendiğini belirten Uçar, “Ahşap oymacılıkta rölyef, heykel, yarı heykel gibi birçok alanlar var. Ben daha çok üç boyutlu heykel ya da yarı heykel alanını tercih ediyorum. Bunun dışında bir Egeli olarak, bir deniz aşığı olarak, Ege’nin balıklarını, bir taraftan da mitolojiye olan ilgimden dolayı Helenistik ve Roma Dönemi miğferlerini oymaya çalışıyorum” dedi.
“Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi”
Hobi olarak başladığı ahşap oymacılık işinin zamanla ticari zemin kazandığını belirten Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi. Ahşap oymada miğfer yapıldığını hiç görmedim. Hatta sadece Helenistik miğferler değil, Viking miğferleri, Selçuklu miğferleri gibi taleplere kadar döndü” ifadelerini kullandı.
“En az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli”
Özellikle Avrupa ülkelerinden yoğun ilgi gören miğferlerin yapılış hikayesini anlatan Uçar, “İlk önce burada kullandığım ağaçtan bahsetmek istiyorum. Heykel çalışması yapacaksanız ilk önce ağacınızın kurumuş olması gerekiyor. Çünkü eseriniz bittikten sonra çatlamalar veyahut da yamulmalar olabilir. O yüzden en az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli. Yine oyma açısından daha rahat olan ıhlamur ağacını tercih ediyorum. Ihlamur ağacımızı aldıktan sonra elle yapmak istediğimiz objeyi kerestenin üzerine çiziyoruz. Kestikten sonra bütün aşamaları oymacılıkta kullandığımız iskarpelalarla, tokmakla, elle oyarak başlıyoruz. İçini oyduktan sonra dışını da şekillendirip en son aşamalarda da ince motiflere geçiliyor. Motiflerini de tamamladıktan sonra iyi bir zımpara yapıyor ve akabinde kök boyaları ya da kumaş boyaları kullanarak, hatta burada bazen kurumuş kan efektlerini de vererek boyama işlemini yapıyoruz. Tekrar bir zımparalamadan sonra gomalak (Lac böceğinin salgıladığı doğal bir reçine) dediğimiz organik cilayı yaklaşık 15-20 kat, bazen hatta 30 kata kadar sabırla inceltilerek üstüne sürüyoruz. En son da keten tohumu yağıyla yavaş yavaş parmakla masaj yapar gibi yaklaşık bir gün kadar da bu işlem yapılıyor. Sonra keçeyle güzelce silindikten sonra yaklaşık bir ay sonunda böyle bir eser ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz”
Günümüzde ahşap oyma sanatına ilginin azaldığının altını çizen Uçar, “Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Ahşap oyma bu toprakların çok geleneksel bir sanatı, zanaatı. Maalesef gelişen teknolojilerle birlikte bu tür sanatlar kaybolmaya başlıyor. Bu bizim için çok büyük bir üzüntü. Ama bizler bunu tekrar canlandırarak yeni nesillere örnek olması amacıyla sergiler de açıyoruz, ilgi çekmeye çalışıyoruz bu alana. Gençlerin de buna ilgi duymasını istiyoruz. Çok güzel eserlerin çıktığı bir ülkedeyiz. Mutlaka buradaki gençlerimizin de buna ilgi duymasını istiyorum. Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>