Memur-Sen Yalova İl Temsilciliğinin açılışında konuşan Yalçın, hak ve özgürlükler noktasında her zaman milletin yanında yer aldıklarını, antidemokratik zeminlerde hep hakikati söylediklerini dile getirdi.
Yalçın, 28 Şubat’ın 27’nci yılında mağdurların sorunlarının çözülmesi noktasında ortak irade beyanında bulunduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“İstiyoruz ki Türkiye ham demokrasiden tam demokraside olsun. Biz diyoruz ki Türkiye, korku tüneline bir daha girmesin. Türkiye, içeride kısır tartışmalarla vakit kaybetmesin. Üretim ekonomisine, savunma sanayisine, bilişim sektörüne, nitelikli teknolojiye yönelsin. Milli gelirimiz artsın ve Türkiye’nin omurgası her geçen gün sertleşsin. Etrafımızdaki mazlum coğrafyalar da Türkiye’yi örnek alarak adil bir dünya idealine herkesin umudu artsın.”
“Geldiniz, emek mücadelesini kundakladınız”
2000 yılından sonraki antidemokratik zemin arayışlarını, milli iradeye kumpasın konuşulduğu her zeminde kirli dalgaları kırdıklarını anlatan Yalçın, “Bizim derdimiz belli. Biz, emek ve özgürlük, ekmek, hak mücadelesinde istiyoruz ki asgari ücretin altında emekli maaşı kalmasın, açlık ve yoksulluk sınırı arasında da hiçbir emekçinin maaşı olmasın. İstiyoruz ki Türkiye’de herkes saygın ücret alsın ve ülkenin milli geliri artsın, hacmi büyüsün ve bu ülkede herkes refah içerisinde yaşasın.” diye konuştu.
Yalçın, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin ardından CHP’nin kazandığı birçok belediyenin sözleşmeli memurları ve işçileri işten çıkardığını, bir belediyenin “görevlendirme” adı altında bir memuru 1500 kilometre uzaklıktaki başka belediyeye sürgün gönderdiğini söyledi.
Kırşehir Belediyesinde yaşanan olaydan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile sözleşmeli sistemin yarattığı sıkıntıyı paylaştıklarını belirten Yalçın, Erdoğan’ın talimatıyla 460 bin sözleşmeli personelin kadroya geçirildiğini dile getirdi.
“Martın sonunda kara kış yaşattılar bize”
Yeni başlayanlar için geçerli olan 3 yıl sonunda kadro çalışmasının da sıkıntı yaratabileceğine dikkati çeken Yalçın, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Onun için herkesin bu konuda uyanık olmasına ihtiyaç var. Bu travmaları biliyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, o dönem CHP’nin genel başkanıydı. Pandemi sürecinde on-line toplantı yaptık. Belediyelerinin, hangilerinin kaç kişiyi attığını isim isim kendisine de ulaştırdım o zaman. Dedim ki ‘Siz, ‘Teminat benim.’ dediniz ama bütün hepsini kapının önüne koyuyorlar. Efendim niye iki cümle kurmuyorsunuz?’ diye bu konuda itirazımızı ve isyanımızı ifade ettik. Halbuki o zaman ‘Martın sonu bahar.’ demişlerdi. Martın sonunda kara kış yaşattılar bize. Bu açıdan bu seçim sürecinin emekçilerin ekmeği ile oynanan bir süreç olmamasını temenni ediyorum. Emekçiye, emeğe kim sahip çıkıyorsa ona sahip çıkın, emek mücadelesini kim kucaklıyorsa ona sahip çıkın, kundaklayana değil. Bu açıdan yeni sürecin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”
İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk’ün okuduğu duanın ardından protokolün açılış kurdelesini kesmesiyle son bulan programa Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hamza Öksüz, kurum müdürleri, sendika yöneticileri ve üyeler katıldı.
]]>Mahalle meydanında düzenlenen törene katılan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, her yaştan mahalleli tarafından alkışlar eşliğinde sevgi gösterileriyle karşılandı. AK Parti Talas İlçe Başkanı Mustafa Kiraz ile MHP Talas İlçe Başkanı Kayhan Saraç’ın yanı sıra AK Parti ve MHP ilçe teşkilatları, meclis üyeleri ve mahalle muhtarlarıyla birlikte İstanbul Çömlekçi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ethem Çoban ile Örencik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Talip Arslantürk’ün de katıldığı törende Çömlekçi Muhtarı Şaban Yılmaz, hizmetlerden dolayı teşekkür etti.
“Hizmetler saymakla bitmez”
İstanbul Çömlekçi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ethem Çoban, “Verdiği hizmetleri saymakla bitiremediğimiz kıymetli başkanımız Mustafa Yalçın başkanıma seçimlerde başarılar dilerim. İnşallah yeniden kıymetli başkanımızın kazanmasını temenni eder, hizmetleri için teşekkür ederim” dedi.
“5 yıla sığmayan hizmetler”
MHP Talas İlçe Başkanı Kayhan Saraç, 5 yılda çok hizmetler yapıldığını belirterek, “Allah razı olsun. Bu sosyal tesis sanırım kitapçığın en gözde hizmetlerinden. Mustafa Yalçın başkanımız 30 yıllık belediyecilik tecrübesiyle beraber Talas’ta 5 yıla sığmayacak hizmetlere imzasını attı. Önümüzdeki dönem de de belediye başkan adayımız. MHP olarak her daim yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum” diye konuştu.
“100 proje 210 oldu”
AK Parti Talas İlçe Başkanı Mustafa Kiraz, “Başkanımız 5 yıl önce göreve gelirken 100 proje olarak yola çıktı. Pandemi ve depreme rağmen mevcut 100 projenin üzerine 110 proje daha ekledi. Hiçbir bahaneye sığınmadan bütün projelerini tamamladı. Çömlekçi, Talas ve Kayseri kazandı ve hala kazanmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.
“Çömlekçi’ye yetişen yok”
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, her zaman kendilerini bağrına basan mahalle sakinlerine teşekkür ederken, “Devleti sahiplenmek, bizleri sahiplenmek ve birbirinizi sahiplenmek noktasında Çömlekçi’ye yetişen yok. Allah hepinizden razı olsun. Biz sizin kıymetinizi bilmek durumundayız. Pek çok şey yapmaya çalıştık. Çömlekçi benim çok daha ilgilendiğim ayrı bir köy. Meclis üyelerimizle beraber kırsalımıza tohumdan tarım makinelerine kadar temin ettik. Muhtarımızın bize bildirmesiyle 73 kalem Çömlekçi’ye hizmet ettik. Helali hoş olsun. Daha iyilerine layıksınız” ifadelerini kullandı.
Başkan Yalçın, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında cumhur ittifakının temsilcisi bir belediyeci olarak arkadaşlarımla beraber sizlere hizmet etmenin ayrı bir gururunu yaşıyoruz” diyerek sosyal tesisin hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından İstanbul Çömlekçi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ethem Çoban, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’a kalem hediye ederken, Çömlekçi Muhtarı Şaban Yılmaz da, ev yapımı tereyağı ile cevizden yöresel ürünler verdi. Daha sonra sosyal tesis dualar eşliğinde kurdelesi kesilerek hizmete girdi.
Başkan Yalçın törenin sonunda sosyal tesiste mahalle sakinleriyle birlikte çay eşliğinde sohbet etti. – KAYSERİ
]]>Mahalle meydanında düzenlenen törene katılan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, genç yaşlı kadın erkek her yaştan mahalleli tarafından yoğun sevgi gösterileriyle karşılandı. AK Parti Talas İlçe Başkanı Mustafa Kiraz ile MHP Talas İlçe Başkanı Kayhan Saraç’ın yanı sıra AK Parti ve MHP ilçe teşkilatları, meclis üyeleri ve mahalle muhtarlarıyla birlikte İstanbul Örencik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Talip Arslantürk ile Çömlekçi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ethem Çoban’ın da katıldığı törende konuşan Örencik Muhtarı Nurettin Bulut, yapılan hizmetlerden dolayı Başkan Yalçın’a teşekkür etti. Mahallenin ileri gelenlerinden emekli öğretmen Ali Rıza Güngör, Başkan Yalçın ile yeni tanıştığını belirterek, “Başkanımıza ve personele özellikle teşekkür ediyorum. Köyümüze birçok eser kazandırdı. Hele bu sosyal tesis köyümüzü birçok sıkıntıdan kurtardı.” dedi. MHP Talas İlçe Başkanı Kayhan Saraç, yapılan tesisin mahalleye hayırlı olmasını dilerken, AK Parti Talas İlçe Başkanı Mustafa Kiraz, “Tesisimiz hayırlı olsun. Mustafa başkanımız sağ olsun Örencik’e, kırsala, Talas’a ve Kayseri’ye değer katmaya devam ediyor. Bu değeri hepimiz yaşayarak idrak ediyoruz. Sizin desteklerinizle başkanımız inşallah hizmetlerine 5 yıl daha devam edecek gibi görünüyor. Desteğiniz sürdüğü müddetçe Örencik, Talas, Kayseri kazanacak.” diye konuştu. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da böyle bir tesise mahallenin ihtiyacı olduğunu belirterek, “Beşinci sosyal tesisimizi açıyoruz. Büyüklerimiz bilir eskiden köy odaları olurdu. Çok ihtiyaca cevap veremezdi. Ancak yine de güzel görevler yapardı. Şimdi burada cenazeden nişan, düğün ve asker uğurlamaya kadar herkes bu tesisi kullanacak” şeklinde konuştu.
Örencik’e doğalgaz müjdesi
Diğer başkan adaylarının da sosyal tesisi kullanmasının demokrasinin örneği olduğunu anlatan Başkan Yalçın; “İhtiyaç bitmez. Kepez’e gelen doğalgaz inşallah sene de buraya gelir herkes rahatlar. İhtiyaçlar her zaman gündeme getiren muhtarımıza teşekkür ediyorum. Biz her zaman sizlerin emrindeyiz. Arkadaşlarım kırsala yaptığımız çalışmaların listesini hazırladılar tam altı sayfa. Koyun yıkamadan tohum desteğine kadar hizmet verdik. Bunlardan tarım makineleri desteğimiz devrim oldu. Ziraat odası gibi çalıştık” ifadelerini kullandı. Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez ise; “Böylesine değerli insanların yaşadığı mahalleye böylesine güzel tesisler yakışır. Sayın belediye başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyoruz. Muhteşem, örnek bir tesis olmuş. Bana göre tüm Türkiye’deki kırsal mahallelerde yapılması gereken örnek bir tesis” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmaların ardından Örencik Muhtarı Nurettin Bulut; Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, AK Parti Talas İlçe Başkanı Mustafa Kiraz ve MHP Talas İlçe Başkanı Kayhan Saraç’a plaket takdim etti.
Daha sonra sosyal tesis dualar eşliğinde kurdelesi kesilerek hizmete girdi. – KAYSERİ
]]>İSTANBUL – Beyoğlu’nda alkollü şekilde kaldırımda oturan Engin Yalçın ile iş yeri sahibinin aracına cisim fırlatılması nedeniyle tartışan, tartışma sırasında elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ı alnından yaralayarak ölümüne neden olduğu iddia edilen şüpheliye dava açıldı. Hazırlanan iddianamede kalem ‘silah’ sayılırken, şüphelinin 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
]]>Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın (43) ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. – İSTANBUL
]]>Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşu tarafından 28 Şubat mağdurlarının yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri düzenlenen çalıştaylarda ele alınmıştı. Çalıştayın sonucunda ortaya çıkan rapor ise Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın tarafından yapılan basın toplantısında kamuoyuna sunuldu. Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ‘Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nda önemli tespitlerin yapıldığını ve çözüm önerilerinin ortaya çıktığını ifade etti.
Yalçın, 28 Şubat mağdurlarının yaşadıkları hak ihlalleri karşısında devletin, mağdurların maruz kaldıkları ihlalleri ve failleri tespit etmesi, mağduriyetleri tazmin etmek veya zararı telafi etmesi ve hak ihlallerinin tekrarlanmaması için kurumsal reform niteliğinde gerekli adımları atması gerektiğini vurgulayarak, mağduriyetin giderilmesi adına yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:
“Eğitim hayatına ara vermek durumunda kalmış ancak daha sonra eğitim hayatına devam edenlerin, ara verilen dönemden kaynaklı olarak ortaya çıkan dezavantajlı durumları giderilmelidir. Kamu hizmetlerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra iptal edilen sınavlar nedeniyle halen hak ettiği kadro ve pozisyonlarına girememiş olanlara ilişkin atanma hakkı tanınmalıdır. Kamu görevine atanma veya yeniden atanma yönünde verilen kararlarda ilgilinin hak ihlali tespiti yapılmış tarihte geçerli kamu görevine giriş şartları haricinde başkaca bir şart aranmamalıdır. Geç atanma veya yeniden atanma nedeniyle emsallerine göre hizmet süresi eksik kalan kamu görevlilerinin açıkta geçen sürelerinin kurumda geçmiş sayılarak aylık ve çalışma/hizmet sürelerinin buna göre belirlenmeli, bu süreler mesleki ilerlemelerine yansıtılmalı, sigorta primi ve emekli kesenekleri kurumlarınca karşılanmalıdır.”
Yalçın, benzer mağduriyetlerin giderilmesi için geçmişten bugüne kadar devletin hak ve hukuk ihlalleri karşısında sorumluluğundan hareketle çıkarılan belli başlı kanunların, “Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat, Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda değerlendirildiğini aktardı.
“28 Şubat mağdurlarının geçmişe dönük hakların iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi zorunluluktur”
Rapor çerçevesinde belirli önerilerin sunulduğunu açıklayan Yalçın, “Raporumuzda 28 Şubat mağdurlarının ve mağduriyetlerinin niceliksel ve niteliksel çeşitliliği dikkate alınarak, takdir hakkı ekseninde, somut mağduriyetler özelinde tasarrufta bulunacak, daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç üretecek, etkin giderime imkan tanıyacak bir komisyonun kurulması önerilmiştir. Komisyonun teşekkülünü sağlayacak kanunda bir yetki çerçevesi önerisi getirilmiştir. Bu bağlamda, 28 Şubat mağdurları ve hak sahipleri yönünden, geçmişe dönük hakların iadesi ve mali hakların tazminine yönelik tespit ve tazmin, telafi, hak iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi gerektiği bir zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, oluşturulacak komisyonun doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olması gerektiğini ve objektif, adil, hakkaniyete uygun, hukuki denetime elverişli kararlar alabilmesine imkan tanıyacak şekilde tarafsız ve bağımsız bir kuruluş olarak teşekkül edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yalçın, Memur-Sen ve çalıştay bileşenleri olarak, ortaya koydukları raporun 28 Şubat’ın mağduriyetlerinin çözümü noktasında önemli bir adım olacağına inandıklarını sözlerine ekleyerek, mağduriyetlerin giderilmesi ve bu tartışmaların tamamen bitirilmesi adına önemli bir çaba sarf ettiklerini dikkati çekti. – ANKARA
]]>AK Parti İnsan Hakları Başkanlığınca 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla parti genel merkezinde “28 Şubat: Vesayetin Son Perdesi” programı düzenlendi.
Yalçın, 28 Şubat’ın, insan hakları ve demokrasi adına kara bir gün olarak hafızalardaki yerini aldığını ve başörtüsü zulmü, katsayı adaletsizliği, fişlemeler, brifingler, bildiriler, Batı Çalışma Grubu, algı operasyonları gibi utanç simgeleriyle hatırlandığını söyledi.
Binlerce üniversite öğrencisinin sırf başörtüsü nedeniyle üniversite kapılarından geri çevrildiğini, ikna odalarında faşist bir psikolojik işkence metoduna tabii tutulduğunu, katsayı adaletsizliği nedeniyle yüzbinlerce öğrencinin eğitim hakkının elinden alındığını anımsatan Yalçın, gencecik insanların geleceklerine ambargo koyulduğunu kaydetti.
AK Parti’li Yalçın, iş yerlerinde, devletin çeşitli kurumlarında namaz kılanların, abdest alanların fişlendiğini, kovuşturma ve soruşturmaya uğradığını, işinden, ekmeğinden edildiğini belirtti.
Sırf dindar bir yaşam tarzına sahip olduğu için insanlara “mürteci” damgası vurulduğunu ifade eden Yalçın, dindarlığın bir ulusal güvenlik tehdidi gibi algılatılmaya çalışıldığına işaret etti.
MGK kararlarında, “dindarların ve dindarlığın PKK teröründen bile daha tehlikeli olduğunun” iddia edildiğine dikkati çeken Yalçın, “Hakimlere, savcılara, gazetecilere kümeler halinde Genelkurmay’da brifingler verildi. Nasıl yayın yapmaları gerektiği öğretildi. Nasıl karar vermeleri gerektiği ezberletildi.” dedi.
Brifing alan gazetecilerin her türlü algı operasyonunun aparatı haline dönüştüğünü, “camiye gidenler sanki bir suç işliyormuş” gibi haberler yapıldığını, manşetlerle, köşe yazılarıyla ayrımcılığın en açık örneklerinin sergilendiğini belirten Yalçın, şöyle devam etti:
“Bu bakımdan 28 Şubat herhangi bir cuntanın bir silahlı darbesinden ibaret değildir. 28 Şubat devasa bir vesayet mekanizmasının toplumun içerisindeki tüm uzantılarıyla örgütlü ve sistemli biçimde toplumun koca bir bölümünü ezip yok etmek için kurgulanmış bir plandı. Klasik darbelerde darbeciler devleti ele geçirip kendi çıkarları çerçevesinde bir siyaset dayatmaya çalışır. Klasik darbelerde topluma müdahaleler genelde sonradan gelir. Ancak 28 Şubat toplumu ezerek, sindirerek dönüştürmeyi ta ilk baştan kafaya koymuş hain ve faşist bir zihniyetti. O nedenle darbeciler 1000 yıl süreceğini düşünüyordu. Dindar insanların oy verdiği partiler kapatılarak dindar insanların siyaset yapmasının önü kapanacaktı. Gençliğin üniversitelere girişi engellenerek bir nesil kırılacak, eğitimsiz kalacak, devlet kademelerinde, bürokraside rol alamayacaktı. Toplumun geri kalanı da medyada yapılan algı operasyonlarıyla baskı altına alınacak Müslüman olduğunu bile söyleyemez hale getirilecekti. İnsanları camiye bile gitmekten çekinecek hale getirmek için uğraşıyorlardı.”
“Ülkeyi vesayetçiler yönetmeye devam edecekti”
Dinin kamu alanından uzaklaşmasından kastın dinin toplumda baskı altına alınması olduğunu ve bu sayede vesayetin kendi diktasını sürdüreceğini vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasetçiler seçim kazanacak ama ülkeyi vesayetçiler yönetmeye devam edecekti. Bütçeden neye ne kadar kaynak aktarılacağı bile onların tercihlerine bağlı olacaktı. Bankalar kolayca hortumlanacaktı. Seçmene hesabı sandıkta siyasetçiler verse bile vesayetçiler siyasetçiler üzerindeki hegemonyalarını sorunsuz sürdüreceklerdi. Dindar insanlar devletten dışlanacak toplumsal olarak baskı altına alınacak ve sistemin dışında tutulacaktı. Plan buydu. İşte bütün bunların hepsine kısaca ‘vesayet düzeni’ diyoruz. ve 1000 yıl süreceği iddia ediliyordu. Sürmedi. Bu milletin bağrından çıkan bir yiğit yine milletiyle beraber planları da bozdu, vesayeti yıktı. 28 Şubat bir darbeci/muhtıracı grubun demokrasimiz üzerindeki son hamlesi olarak kaldı. Vesayetle topyekun bir mücadelenin miladı haline geldi. Bir toplum, bir siyasi hareket ve hepsine öncülük eden bir siyasi lider o günden itibaren bıkmadan usanmadan yılmadan yorulmadan bu vesayetle mücadeleye başladı.”
“Hepsini çökertmeyi başardık”
Yalçın, okuduğu bir şiir bahane edilerek hapse atılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın toplumda organik bir biçimde doğan bu mücadele ruhunun doğal lideri haline geldiğini, bu ruhla milletin kalbinde kendine ayrıcalıklı bir yer edindiğini, bir toplumsal sözleşmeyi arkasına alarak AK Parti teşkilatlarıyla beraber her türlü tehdide karşı dik durduğunu ve eğilmediğini dile getirdi.
Vesayet dağlarını sırasıyla teker teker aştıklarını belirten Yalçın, “Vesayet mekanizmasının bir engelini aşınca karşımıza yepyeni bir engel çıkardı. ‘Ne kadar da çok aktörü, aparatı varmış’ demekten kendimizi alamadık. Ama bir kardeşlik türküsü söyler gibi birlik ve beraberlik duygusuyla sabırla, inatla, dirençle, dirayetle, o sıra dağları sadece geçmekle kalmadık. Hepsini çökertmeyi da başardık.” değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, bugün kimsenin kılık kıyafeti nedeniyle eğitim hakkından mahrum edilmediğini, iş hayatından uzaklaştırılmadığını, başı kapalı ve açık memurun aynı ofiste çalışabildiğini, başörtülü başörtüsüz hakimlerin, savcıların, kaymakam ve valilerin bulunduğunu, milletin vekillerinin milletin meclisinde başörtülü başörtüsüz beraberce görev yapabildiğini anımsattı. Yalçın, “Siyaset ve toplum 28 Şubat’tan sonra bir liderin etrafında toplanarak yıllar içerisinde bu vesayet düzenini yerle bir etti. Bu güçlü bir siyasi liderliğin, davasına inanmış bir teşkilatçılığın, iradesine sahip çıkan bir milletin zaferidir.” diye konuştu.
“Geleceğe güvenle bakıyoruz”
Birçok başarıya imza atan AK Parti iktidarlarının en köklü ve kalıcı başarılarından birinin ülkedeki vesayeti sona erdirmesi olduğunun altını çizen Yalçın, milli iradenin önündeki vesayet dağları çökertildikten sonra devlet toplum kucaklaşması yaşandığını söyledi.
Siyasi iktidarın muktedir hale geldiğini vurgulayan Yalçın, şunları kaydetti:
“O vesayet düzeni devam etseydi bugün yerli ve milli bir savunma sanayisi de bu başarıları gösteremezdi. Vesayetçiler dışarıdaki patronlarını mutlu etmek uğruna milletin iradesini hiçe saydığı gibi milli serveti de yabancı ülke ve şirketlere peşkeş çekmeye devam edebilirdi. 28 Şubat’tan sonra da darbe deneyenler yeni vesayet heveslileri oldu. Bundan sonra da bu tür darbe heveslileri çıkabilir. Fakat hem 28 Şubat sonrasında hem de 15 Temmuz’da milli iradenin her türlü vesayetçiye kararlılık dersi verdiğini düşünmeden edemiyoruz. Bu bakımdan geleceğe güvenle bakıyoruz. Bundan sonra iktidarlar gelir iktidarlar gider hatta nesiller gelir nesiller geçer ancak her ne olursa olsun artık milletin sandıkta seçtiği partilerin ve isimlerin gerçek iktidarlar olacağı bir ülkede yaşıyoruz. İşte bu büyük devrim Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milli irade ruhuyla toplumun ve AK Parti teşkilatlarının eseri olarak kalacaktır. Tarihe düşülmüş en mühim not işte bu milli irade imzasıdır. Vesayetin kovulması, milli irade ve demokrasinin bu ülkedeki en büyük zaferidir.”
]]>Azerbaycan Parkı’nda bulunan Şehitler Anıtı önünde düzenlenen anma töreni, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı ve Azerbaycan milli marşının okunmasıyla başladı. Törende konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “32 yıl önce Ermeniler, çoluk çocuk, yaşlı kadın demeden 613 vatandaşımızı katletti. Acısı hala içimizde. Ancak ne mutlu ki bir süre Başkomutan İlham Aliyev tarafından ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleri ve duruşlarıyla çok şükür Karabağ azatlığına yani özgürlüğüne kavuştu. Bundan dolayı sevinçliyiz ve gururluyuz” dedi.
Konuşmasında Azerbaycan Kardeşlik Parkı’ndan ve içindekilerden de bahseden Başkan Yalçın, “Bir süre önce 7 Şubat’ta Şuşa Azerbaycan Evi’nde önemli ve güzel bir şeye şahit olduk. Türkiye’de 3 yerde Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı, onlardan birisi de bu mekanda oldu. Bundan da ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. 20 bin metrekare üzerindeki Azerbaycan Kardeşlik Parkı’nı yapmak, bu anıtı buraya taşımak, Şuşa Evi’ni yapmak Azerbaycanlı kardeşlerimize bir armağanımızdır ve Azerbaycanlı kardeşlerimiz her şeyin en iyisine layıktır” diye konuştu.
“Güçlü olmamız lazım”
Gazze’de yaşanan soykırıma da değinen Başkan Yalçın, “Biliyorsunuz bir katliam da Filistin’de yaşanıyor Gazze’de başlayan katliamda neredeyse 30 bin kişi hayatını kaybetti. Küresel güçler hem soydaşlarımızı hem dindaşlarımızı katletmeye azimliler. Onun için Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan devleti ne kadar güçlü olursa biz de o kadar sesimizi çıkarabileceğiz. Allah hem Azerbaycan devletine hem Türkiye Cumhuriyeti’ne nice yüz yıllar ömürler nasip etsin. Ben Hocalı ve dünyanın her yerinde mazlum şekilde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.
“Başkan Yalçın unutulmaması için çırpınıyor”
Şuşa Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Elshan Ganbarov da yaptığı konuşmada Başkan Yalçın’ın konuya duyduğu hassasiyete teşekkür ederek, “Bir kültür bekçisi gibi bir tarihin unutulmaması için çırpınan Yalçın Başkanımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Tarih asla unutanları sevmez. Tarihi unutmak, 100 yıl önce Erzurum’da yapıldığı gibi 100 yıldan sonra Hocalı’da yapılmış bir katliamla karşı karşıya kalmak gibidir. Hocalı’da hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Allah ulusumuza uzun ömürler versin” şeklinde konuştu.
“Tek millet iki devlet”
Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa da, tek millet iki devlet vurgusu yaptığı konuşmasında, “Azerbaycan ve Türkiye’nin geçmişten günümüze bir gönül bağı var. Azerbaycan’da kar yağsa biz burada üşürüz. Türkiye’de de kar yağsa hiç şüphe yok ki Azerbaycanlı kardeşlerimiz orada üşür. Bugün ne mutlu Azerbaycan ve Türkiye’nin kardeşliği, gönül birliğiyle birlikte Karabağ bölgesi huzura kavuşmuştur. Böyle bir anma programı düzenlediği için de değerli Yalçın Başkanıma teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.
“Burada gördüklerim gurur verici”
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğrul İsmail de konuşmasında, “Bu hassasiyet için Kayserimize özellikle Talas Belediyemize özel minnettarlığımı sunuyorum. Bu meselelerde Kayseri’mizin ne kadar hassas olduğunu her zaman şahsen gördüm. Burada Hocalı Parkı’nın açılması, güzel bir anıtın yapılması, Şuşa Evi’nin olması gurur verici bir meseledir. Gerçekten bir millet iki devlet anlayışının ve gönüllerimizin birbirine bağlı olduğunun göstergesidir. İyi günlerde bir arada olmak kolaydır, önemli olan bu tür acılarımızı birlikte paylaşmaktır. Bunu sağlayan Başkan Yalçın’a teşekkür ediyorum” dedi.
“Tarihin en büyük trajedilerinden birisi”
Azerbaycanlı şirket Socar’ın Türkiye Doğal Gaz İşbirimi Kayseri Operasyonları Başkan Yardımcısı Sinan Temür ise, “Hocalı soykırımını derinden hissediyorum. Dağlık Karabağ bölgesinde soykırımı sadece bu yüzyılın değil tarihin en büyük trajedilerinden bir tanesidir. Bu anma programını düzenlediği için Talas Belediye Başkanımız Mustafa Yalçın’a teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Hocalı Anıtı’na katliamda hayatını kaybedenler anısına çelenk konuldu ve karanfil bırakıldı. – KAYSERİ
]]>Memur-Sen yönetim kurulu üyelerini, bağlı sendikaların genel başkanlarını ve yönetim kurulu üyelerini, İl temsilcileri ve şube başkanlarını, Genç, Emekli, Kadın ve Engelli Komisyonlarının yöneticilerini bir araya getiren Memur-Sen 8’inci Büyük Türkiye Buluşması Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla düzenlenen programda, Memur-Sen’in çalışma hayatında yaptığı çalışmalar ve geleceği dair hedefleri ele alındı.
“Sendikacılığın kitabını yazdık”
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ideolojileri değil, insanları merkeze alarak çalıştıklarını belirterek, “Bu bilinçle 11 Hizmet kolunda yetkili sendikalarımızla önemli mesafeler aldık. Bin 7 kazanım diyerek, yaptıklarımızı kitaplaştırarak, sendikacılığın kitabını yazdık ve kazanım skalasını ortaya koyduk. Çalışan, üreten ve yol açan bir teşkilat olarak gayretimiz devam edecek” diye konuştu.
Adil bir dünyanın emekle kurulacağını belirterek, bu çerçevede Uluslararası Emek Konfederasyonu’nun dün 1’inci Olağan kongresini gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yalçın, 5 kıtada 127 ülkedeki emek örgütleriyle dayanışma ağı geliştirdiklerini aktardı. Yalçın, bu dayanışma zemininde dünyanın içinde bulunduğu küresel krizlere ve sorunlara karşı emek ve insan merkezli çözüm önerileri üreteceklerini de sözlerine ekledi.
Dünyanın büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu söyleyen Yalçın, Ortadoğu ve Avrupa’da halen savaşların devam ettiğini dile getirdi. Türkiye’nin de etrafında gerçekleşen savaşlardan etkilendiği söyleyen Yalçın, yaşanan enflasyon ve fiyat istikrarsızlığının ise alım gücünü zayıflattığını dikkati çekti.
“8 bin 77 liralık seyyanen zam güncellenerek emeklilerin de gelirlerine yansıtılmalı”
Bu durumun önüne geçmek için mücadele ettiklerini söyleyen Yalçın, “Toplu sözleşmede tekliflerimizi uzun süredir eşel-mobil sistemi üzerinden konuşuyoruz. Enflasyona yenilmemek, aldığımız gelirin 6 ay içerisinde kaybolmaması için ya 6 aylık eşel- mobil ya da 3 aylık sistemler üzerinden olsun diyoruz. Dolaylı vergi azalsın, doğrudan vergi arttırılsın diyoruz. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınsın ve vergide adalet sağlansın istiyoruz. Dar gelirliler, emekliler açlık sınırında ve altında yaşamasın istiyoruz. Uzun süreli çalışmaktan sonra emekli olanlar, meslekten emekli oldular ama hayattan emekli olmadılar. Onun için emeklilerin alım gücü yükselmeli asgari ücretin altında emekli maaşı olmamalı. Kamu görevlileri için ödenen 8 bin 77 liralık seyyanen zam güncellenerek emeklilerin de gelirlerine yansıtılmalı diyoruz” açıklamalarında bulundu.
Yalçın, 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de kayıt altına alınan 4688 Sayılı yasanın tadili noktasında çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, mevcut kanunun sorunları çözmede yetersiz kaldığını ifade etti. Bu konuda 10 rapordan oluşan çalışma hazırladıklarını söyleyen Yalçın, kanunun ILO normlarına göre yeniden ele alındığını belirterek, örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, dayanışma aidatının getirilmesi, grev hakkının gelmesi, hakem heyetinin adil bir kimlik kazanması, toplu sözleşmenin kapsamının genişlemesi gibi hakların kazandırılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yalçın, ayrıca 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de kayıt altına alınan, ‘1’inci Dereceye 3600 Ek Gösterge’nin hemen hayata geçirilmeli, gerektiğini de vurguladı. – ANKARA
]]>Memur-Sen’in çağrısıyla 25 ülkeden 33 konfederasyonun katılımıyla kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan Genel Kurulu Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Memur-Sen Konfederasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen program, Diyanet-Sen Hatay Şube Başkanı Rıza Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra divan kurulu üyelerinin seçilmesiyle devam etti.
Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kongrelerinin, başta emek kesimi olmak üzere, bütün insanlık için umudu çoğaltacak sonuçlar doğurmasını temenni etti. Işıkhan, her geçen gün krizin egemenliği altına giren bir dünyada yaşadıklarını belirterek, Emeğin, finans kapitalinin şekillendirdiği bir zeminde ifadesini bulmakta güçlük çektiğini aktardı.
“Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor”
Hem ülkeler bazında hem de ülkeler arasında gelir dağılımında uçurum gittikçe derinleştiğini de dikkati çeken Yalçın, “Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor. En son, Japonya ve İngiltere ekonomileri duraklamaya girdiler. Bugün Batı’da kriz yönetimi yapamayan hükümetler, savaş çağrısında bulunuyor. Jeopolitik riskler, tedarik zincirlerindeki kopuşlar sürecin o kadar kolay atlatılmayacağını gösteriyor. Emeği, sistem dışına iten, dünyanın büyük kitlelerini mağdur eden sistemin geleceği nokta burasıydı” diye konuştu.
Refahın hüküm sürdüğü batılı ülkelerde bile, dünyanın geleceğine ilişkin umutsuzluğun her geçen gün artığını ifade eden Yalçın, yabancı düşmanlığı ve savaş hazırlıklarının birer göstergesi olduğunu dile getirdi.
İnsan hayatını çok etkileyen şeylerden birinin de egemenlerin iktidar aparatı olarak kullandıkları bilginin manipüle edilmesi olduğunu söyleyen Yalçın, aynı şeyin, sistem adına oluşturulan kurumlar için de geçerli olduğunu söyledi.
Yalçın uluslararası hukuka güvenin her zamankinden daha az olduğunu vurgulayarak, “Söz gelimi, katliamcı İsrail, bizzat BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisi olan bir ülkenin, Amerika’nın delegesinin eliyle koruma altına alınıveriyor. İsrail, Filistinlilere karşı tam bir soykırım gerçekleştiriyor. Çoğu çocuk, 30 bine yakın insanı katletti İsrail. Hastaneleri, eğitim kurumlarını, ibadethaneleri yerle bir etti. Siyonistler için bütün bunlar sıradandı. Getto ideolojileri söylüyordu katliam yapmalarını. Ama onları en çok cesaretlendiren, emperyalizmdi, emperyalist ülkelerdi. Güney Afrika öncülüğünde Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davayı bu noktada çok önemsiyoruz” açıklamasında bulundu.
“İsrail mallarına karşı da uzun süreli bir boykot gerçekleştirmeliyiz”
ILC olarak bu davanın takipçisi olmaları gerektiğini söyleyen Yalçın, “Ülkelerimizde insanlarımıza süreci anlatmalıyız ve en önemlisi de İsrail mallarına karşı da uzun süreli bir boykot gerçekleştirmeliyiz. Çünkü zulmün önünü ancak dayanışmayla kesebiliriz” dedi.
“İnsanı merkeze almayan hiçbir sistem adil olamaz”
Yalçın, ILC olarak insanı merkeze aldıklarını söyleyerek, “İnsanı merkeze almayan hiçbir sistem adil olamaz. Çünkü insan azizdir. İnsan, bütün varlığın bilincine vardığı için de adalete muhataptır. İnsana adil davranan bir sistem olmalı ki, çevremizde her varlık bu adaletten faydalanmalıdır. Bundan dolayı bizler, ötekileştirmenin ve ayrımcılığın olmadığı bir düzen için inanç ve vicdan özgürlüğü savunuyoruz” açıklamasında bulundu.
“1980 sonrası, ranta dayanan neoliberalizm emeği hor gördü”
Sendikacılığın en büyük baharını endüstriyel kapitalizm döneminde yaşadığını hatırlatan Yalçın, “Yani, üretimin güçlü bir şekilde dile getirildiği, emeğin bu noktada denklemin içinde yer aldığı bir zemindi endüstriyel kapitalizm. Elbette ki eskiye özlem duymuyoruz. Sömürü o dönemde de devam ediyordu. Fakat, emek kavramı, bugünkü kadar ekonomik teorilerin dayandığı denklemin dışına itilmemişti. 1980 sonrası, ranta dayanan neoliberalizm emeği hor gördü, denklemin dışına çıkardı” ifadelerine yer verdi.
Sendikaların da, özellikle uluslararası yapılar nezdinde, bu muhasebe sistemine karşı güçlü bir direniş gösteremediğini söyleyen Yalçın, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Bizler hep birlikte, bu çelişkileri iyi analiz edip, ona göre stratejiler geliştirdik. İdeolojilerin ötesinde, insanı merkeze alan, hizmet sendikacılığına önem verdik. Sonraki aşamada ise ’emek evrenseldir’ diyerek, dayanışmayı güçlendirmek için hep birlikte örgütlendik. Sizlerle, bu sistemin oluşturduğu anaforu dağıtacağımızı biliyor, çok teşekkür ediyorum.”
Açılış konuşmalarının ardından toplu fotoğraf çekimiyle devam eden program, basına kapalı olarak devam etti. Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve 25 ülkeden gelen 33 konfederasyonun temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>MHP Talas İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen Avşarlar Buluşmasında konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Başkan Yalçın’ın çok değerli bir isim olduğunu belirterek, “Kayseri’nin yetiştirdiği, sadece eğitimci olarak değil, yerel yönetici anlamında da bu şehrin bağrından çıkan aynı zamanda Türkiye’ye mal olmuş bilgili, donanımlı ve kıymetli bir isimdir.” dedi.
“Türkiye’ye örnek projeler yaptı”
Özdemir, şehirde yaptığı hizmetlerle Başkan Yalçın’ın kendisini ispat etmesinin ardından Van’da kayyum olarak görevlendirildiğine dikkat çekerek, “Van’da da çok kıymetli hizmetlere imza atmıştır. Çözüm odaklı anlayışıyla aynı zamanda genç dostu ve vizyoner belediyecilik anlayışıyla Talas’a 5 yılda kaliteli ve örnek projeler yansıtmayı başarmıştır. Şimdiden önümüzdeki 5 yılda da başarılar diliyorum. Çünkü Talas’a kazandırdığı hizmet ve eserlere baktığımızda bir yandan tarihi dokuyu korumak, öbür yandan günün ihtiyaçlarını karşılamak ve bu ikisiyle beraber geleceği de planlamak gerçekten kolay bir iş değildir. En büyük nüfus hareketliliği Talas’ta yaşanırken Mustafa Yalçın Beyefendi doğru projelerle yönlendirmeyi başarmıştır. Şimdi inşallah genç odaklı yeni projelerle hizmetlerine devam edecektir. Bu anlamda üniversitelerimizle öğrenci yurtlarının bulunduğu bölgeye yapmış olduğu 7/24 Kütüphane Talas’a getirdiği hizmetler arasında benim şahsen en beğendiğim ve Türkiye’nin diğer bölgelerine örnek olacak projeler arasındadır. Talas Pati Evi ise ne kadar çevreci ve şefkatli bir belediye başkanı olduğunun göstergesidir. O yüzden Mustafa Başkanım sizlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Özdemir konuşmasının sonunda salonda bulunanlardan güçlü alkışlarla Mustafa Yalçın için destek sözü aldı.
“İyi bir sınav verdik”
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da 5 yıllık dönemde gerçekleştirdiği projelerden kesitler sunarken, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç önderliğinde 16 ilçemize hizmet ediyoruz. Bugüne kadar bize verilen emaneti yere bırakacak ya da yarıda bıraktığımız eserden dolayı mahcup edecek bir şey yapmadık. Sizlere hizmet etmenin gayretinde olduk. Birçok iş yaptık. Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Ağartan Projeler diye başladığımız çalışmalarda sayı 210’u aştı. Dönemimizin iki yılı koronayla geçti. Allah bir daha göstermesin. İyi bir sınav verdik. Sonrasında deprem felaketi yaşadık ve yaraları sarmaya çalıştık” şeklinde konuştu.
“Her yerde izimiz var”
“Tecrübemizle belediyecilik yaptık. Her yerde izimiz var” diyen Başkan Yalçın, “Zincidere 100. Yıl Mesire Alanından, Mevlana Meydan Projesine, kütüphanelerden Süt Evi Projesi ile tarım ve hayvancılığa kadar birçok alanda çalışmayı hayata geçirdik. Kırsala sahip çıkmayan şehri yönetemez. Kırsala gereken önemi vermenin sorumluğundayız. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın iyi bir şekilde yetişmesi için kütüphaneler yaptık. Türkiye’de üç tane olan 7/24 Kütüphane yaptık. Cami altlarından bina altlarına kadar kütüphane yaptık. 100 binaya 100 kütüphane projesi gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Depreme ailesiyle yakalanan Yalçın, depremin hemen sonrasında sahaya inerek arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Yalçın, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Adıyaman’ın merkez ilçesindeki Karacaoğlan Ortaokulu’nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan ve depremden önce MEB AKUB ekibinde yer alan Yalçın, burada aldığı eğitimler doğrultusunda evinde aldığı önlemlerin de etkisiyle depremden yara almadan kurtuldu.
Meslekte 12’nci yılında olan Yalçın, 15 yaşında kızı, 9 yaşında oğlunu güvenli bir alana taşıdıktan sonra direkt sahaya inerek arama kurtarma faaliyetlerine katıldı ve 1 hafta boyunca gece gündüz enkaz altından canlı çıkarılması için birimlere destek oldu.
Yalçın, 2019’dan beri AFAD gönüllüsü olduğunu, MEB AKUB’un kurulmasının akabinde 2021’de buraya dahil olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Orada zaten eğitimlerimizi sıkı bir şekilde almıştık. Hazırlıklıydık aslında, biliyorduk bir deprem beklendiğini. Maalesef o gün yaşadık. İlk gün zaten yıkıcı bir deprem olduğunu fark etmiştik. Fakat bu kadar çok yıkım olabileceğini hiç tahmin edememiştik. Binadan kendimiz çıktık, merdivenlerimiz çökmüştü. Çocuklarımızı güvenli bir alana alınca, eğitimlerden de tecrübeli olduğumuz için eşimle binadaki komşuların tahliyesini yaptık.”
“Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik”
Deprem öncesinde, MEB AKUB üyesi olmasının faydasını gördüğünü dile getiren Yalçın, “Bütün eğitimleri aldığımız için evimdeki tüm eşyaları sabitlemiştim. Düşecek, devrilecek, kapıyı kapatacak herhangi bir şey yoktu. Ulaşamadığımız arkadaşlar vardı, WhatsApp grubumuzdan Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik. Liderlerimiz tarafından yıkımın olduğu yerlere görevlendirme yapıldı. Yıkımın olduğu bölgelere grup grup dağıldık. Yapabildiğimiz kadar enkaz çalışmalarında sonrasında yiyecek, içecek gıda desteğinde bulunduk.” dedi.
Depremin 6’ncı gününden sonra Adıyaman’dan ayrılmak zorunda kaldıklarını ve Ankara’ya geldiklerini anlatan Yalçın, “Buraya gelince tabii bir boşluğa düşüyorsun. ‘Yarım bıraktığım bir şeyler var’ diyorsun. Ne yapabilirdim? MEB AKUB’un burada da olduğunu bildiğim için buradan ulaştım. Gruba dahil oldum. Burada da birçok eğitim aldık yine. Okullarımıza gidip afet farkındalık eğitimlerine katıldık. Yangın eğitimi, KBRN eğitimi aldık. Yani şu an inşallah öyle bir şey yaşanmaz ama hazır durumdayız diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Yalçın, deprem sonrasındaki saha çalışmalarında her enkazın başında uzun süre bekleyemediklerini, yıkımın şehrin geneline yayıldığını, cadde ve sokakların tanınamayacak duruma geldiğini söyledi.
“Kendimiz de afetzedeydik”
Daha çok psikolojik olarak enkaz altındakilerin yakınlarına yardımda bulunduklarını belirten Yalçın, “Zaten kendimiz de afetzedeydik. Ama onları bir tarafa bırakıyorsun. Kendi çocuklarımı bile o psikolojide hiç tanımadığım birinin evine bıraktım. Ekibin çok büyük faydasını gördüm. O yüzden burada olmaktan da gurur duyuyorum.” diye konuştu.
Yalçın, unutamayacağı birçok anı biriktiğini ifade ederek, “Vücudunun yarısı dışarıda, yarısı içeride olan bir amcamız vardı. Çok konuştuk ama üzerinde beton yığınları vardı. Bir şey yapamıyorduk ama en azından konuşup elini tutuyorsun, destek olmaya çalışıyorsun.” dedi.
Ulaşım sıkıntısı oluşan noktalarda da devreye girdiklerini ve araçları sıkıntılı bölgelere gitmemeleri hususunda bilgilendirdiklerini anlatan Yalçın, “Adıyaman merkeze doğru gittiğimizde trafik çok sıkışıktı. Trafiği yönlendirecek insanlar hiç yoktu. Çünkü her yer yıkımdı. Durup arabadan indik, trafiği yönlendirdik. Yıkım olan taraflara arabaları göndermedik.” diye konuştu.
“MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı”
MEB AKUB olarak okullarda “afet farkındalık” eğitimi verdiklerini, bu kapsamda çok destek gördüklerini belirten Yalçın, “MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı. Önce çocuklarımızı çıkarıp sonra binaya geri dönüp komşularımızı tahliye ettik. Sonra ulaşamadığımız insanlar olduğu için, gruba gelen mesajlara göre destek olmaya çalıştık enkazlarda.” diye konuştu.
Altı gün boyunca depremzedelere yardım için sahada olduğunu, eşiyle birlikte enkaz altında kalanlara ve yakınlarına destek olmaya çalıştıklarını anlatan Yalçın, sonrasında oradan ayrılmanın kendileri için çok zor olduğunu dile getirdi.
O süreçte yakınları enkaz altında kalanlarla diyalog halinde olduklarını aktaran Yalçın, sonrasında da iletişim halinde olduğu depremzedelerin bulunduğunu söyledi.
Yalçın, MEB AKUB bünyesinde aldıkları eğitimlerin sahada yansımasını gördüğünü, artık Türkiye’nin herhangi bir bölgesi ayırt edilmeksizin her yerinde deprem ve afet farkındalık eğitimleri kapsamında insanların bilinçlenmesi gerektiğini anlattı.
]]>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partisinin düzenleyeceği açık hava toplantılarına dair açıklamalarda bulundu. Yalçın, 31 Mart 2024 yerel seçimlere hazırlık mahiyetindeki ilk açık hava toplantısının 28 Ocak günü Mersin’de, ikinci açık hava toplantısının ise 4 Şubat günü Manisa’da gerçekleştirileceğini aktardı.
Yalçın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçtiğini, milletin ciddi imtihanlarla sınandığını dile getirerek, “Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir. Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur” ifadelerini kullandı.
“Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır”
Türk milletini tarih sahnesinden silmek ve yaşadığı coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısının hala açık tutulduğunu vurgulayan Yalçın, “Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir. Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır. MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir” açıklamalarında bulundu.
“Türkiye’de siyaset yapan her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir”
Yalçın şu şekilde devam etti:
“Bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır. Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur. Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur.”
“İlk açık hava toplantımız 28 Ocak’ta Mersin’de, ikincisi ise 4 Şubat’ta Manisa’da yapılacak”
Cumhur İttifakı’nı var eden siyasi ilkelerin, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümü olduğunu söyleyen Yalçın, “Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından birisi de aynı anlayışa paralel olarak ‘Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin’ şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli yerel seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>