Bir web sitesi, markanın dijital vitrini gibidir. Kullanıcı dostu ve şık bir tasarım, ziyaretçilerin sitede daha fazla vakit geçirmesini sağlar. Etkili bir web tasarımı, yalnızca görsel çekiciliği değil, aynı zamanda işlevselliği de içermelidir. Kullanıcıların hızlı ve kolay bir şekilde aradıklarına ulaşmasını sağlamak, siteye olan güveni artırır.
Günümüzde internet kullanıcılarının büyük bir kısmı mobil cihazlardan erişim sağlıyor. Bu nedenle, web sitenizin mobil uyumlu olması, ziyaretçilerinizin deneyimini doğrudan etkiler. Hızlı yüklenen sayfalar, yalnızca ziyaretçi memnuniyetini artırmakla kalmaz, aynı zamanda arama motorları tarafından da daha yüksek sıralamalarda yer almanızı sağlar.
SEO optimizasyonuna sahip bir web sitesi, markanızın dijital dünyada fark yaratmasına yardımcı olur. Doğru anahtar kelimeler, hızlı yükleme süreleri ve kullanıcı dostu tasarımlar, arama motorları tarafından sitenizin daha kolay bulunmasını sağlar. Bu, daha fazla ziyaretçi çekmek ve dönüşüm oranlarını artırmak için önemli bir adımdır.
Bu alanda uzmanlaşmış olan Precad Medya, etkileyici ve kullanıcı dostu tasarımlarıyla dikkat çekiyor. İşletmenizin hedeflerine uygun tasarımlar oluştururken, estetik ve teknik mükemmeliyeti bir araya getiriyor. Daha fazla bilgi için Precad Medya Web Tasarım ve Yazılım sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sosyal medya, müşterilerle doğrudan iletişim kurmanın en güçlü yollarından biridir. Ancak, yalnızca içerik paylaşmak yeterli değildir. Stratejik bir planlama, sosyal medya platformlarından tam anlamıyla faydalanmanın temelidir. Doğru zamanda, doğru içerikle hedef kitlenize ulaşmanız, markanız için uzun vadeli bir etkileşim yaratabilir.
Sosyal medyada başarılı olmak, yalnızca takipçi sayısını artırmakla sınırlı değildir. Markanızın etkileşim oranlarını artırarak müşterilerinizle daha güçlü bağlar kurabilirsiniz. Bu, uzun vadede marka sadakati oluşturmanın temel adımlarından biridir. Precad Medya, sosyal medya yönetiminde uzman ekibiyle markaların bu hedefe ulaşmasına yardımcı oluyor.
Her marka özeldir ve sosyal medya stratejileri de buna uygun olarak şekillendirilmelidir. Precad Medya, markaların ihtiyaçlarını analiz ederek özel çözümler sunar ve yaratıcı içeriklerle dikkat çeker. Daha fazla bilgi için Precad Medya Sosyal Medya Danışmanlığı hizmetlerine göz atabilirsiniz.
Bir görsel, bin kelimeden fazlasını ifade eder. İyi bir görsel tasarım, markanızın hikayesini en etkili şekilde anlatabilir. Görseller, hedef kitlenizin dikkatini çeker ve mesajınızı hızlı bir şekilde iletmenizi sağlar. Bu nedenle, görsel tasarım, markanızın iletişim stratejisinin temel bir parçasıdır.
Profesyonelce hazırlanmış tasarımlar, markanın imajını güçlendirir ve onu rakiplerinden ayırır. Logodan broşüre, dijital reklam görsellerinden afişlere kadar her detay, markanızın profesyonelliğini ve güvenilirliğini yansıtır. Precad Medya, işletmelerin kimliğini en iyi şekilde ifade eden tasarımlar oluşturarak görsel iletişimlerini profesyonelleştiriyor.
Görsel tasarımda yaratıcılık ve özgünlük, markanızı farklılaştırmanın en önemli yollarından biridir. Precad Medya, yaratıcı çözümler sunarak işletmelerin görsel iletişimde öne çıkmasını sağlıyor. Markanız için özel olarak hazırlanan özgün tasarımlar, hedef kitlenizin zihninde kalıcı bir etki bırakır.
Precad Medya’nın sunduğu görsel tasarım hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak ve işletmenizin görsel iletişim gücünü artırmak için Konsept Fikir Tasarımı sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Precad Medya, işletmelerin dijital dünyada fark yaratmasını sağlayan özel çözümler geliştiren bir ajans olarak öne çıkıyor. Geniş bir yelpazede sunduğu hizmetlerle, markaların ihtiyaçlarını derinlemesine analiz eder ve en uygun stratejilerle çözümler üretir. Deneyimli ekip, her projeye özgü yenilikçi yaklaşımlar sunarak başarıyı garantiler.
Web tasarım, sosyal medya yönetimi ve görsel tasarım gibi temel alanlarda sunduğu hizmetlerin yanı sıra, Precad Medya, müşteri odaklı yaklaşımıyla projelerin her aşamasında destek sağlar. Hem küçük ölçekli işletmelere hem de büyük markalara hitap eden çözümleriyle farklı sektörlerde kendini kanıtlamıştır.
Precad Medya, müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tutar. İş birliği sürecinde şeffaflık, iletişim ve profesyonellik ilkelerine bağlı kalarak, işletmelerin hedeflerine ulaşmasına katkı sağlar. İş ortağınız olarak Precad Medya’yı tercih ederek, markanızı dijital dünyada bir adım öne taşıyabilirsiniz.
Daha fazla bilgi almak için Precad Medya İletişim sayfasını ziyaret ederek detaylı bilgi alabilirsiniz. Markanızın potansiyelini ortaya çıkarmak ve dijital dünyada sağlam bir yer edinmek için Precad Medya ile şimdi iletişime geçin.
]]>BURSA Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bilgisayar sistemini TÜBİTAK tarafından geliştirilen yerli ve milli bilgisayar işletim sistemi Pardus’a entegre ediyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini siber saldırılara karşı daha güvenli Pardus işletim sistemiyle kullanıyor.
Bursa’da 11 ayrı binada 1520 yatak kapasitesi ile Güney Marmara’ya hizmet veren Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hem üretkenliği artırmak hem de tasarruf sağlamak amacıyla dikkat çekici uygulamalar hayata geçiriyor. 2016 yılında başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, bilgisayarlarının işletim sistemlerini dönüştüren hastane, 1750 bilgisayarının 1250’sini Pardus işletim sistemiyle kullanıyor. Daha önce uluslararası siber saldırılarda, milli işletim sisteminin etkilenmemesi üzerine, hastane yönetimi olarak bilgisayarların işletim sistemini dönüştürme kararı aldıklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Ay, “2016 yılı itibarıyla, TÜBİTAK’ın yazılımını ve geliştirmesini yaptığı, ‘Pardus’ milli işletim sistemi hastanemizde kullanıma başlandı. Yaklaşık 1 yıl önce de Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz da Pardus kullanılan bilgisayarlara yönelik geçmiş süreci değerlendirme altına aldı. Bu süreçte, milli işletim sistemi kullanılan bilgisayarların, siber saldırılardan etkilenmediğini gözlemledik. Geçmiş dönemde, yabancı işletim sistemi kaynaklı hizmet aksamalarının, milli işletim sistemi yüklü bilgisayarlarda olmadığını, bu bilgisayarlarda verimli şekilde hizmet sunulmaya devam edildiği gözlemlendi. Bu nedenle Akıllı Dijital Hastaneye Geçiş Komisyonumuz olarak, 1 yıl önce, hastanemiz geneli tüm bilgisayarlarda, milli işletim sistemine geçiş kararı aldık” diye konuştu.
‘BİLGİSAYAR BAŞINA 22 BİN LİRA TASARRUF EDİYORUZ’
Bu süreçte hastanedeki 1750 bilgisayarın, önemli olan 1250’sinde, milli işletim sisteminin son sürümüne geçiş yaptıklarını belirten Ay, “Amacımız, tamamında milli işletim sisteminin kullanılmasının sağlanması. Milli işletim sistemimizin kullanımıyla, işletim sistemi lisans bedelinin ücretsiz olması ve bu işletim sistemi üzerinde kullanılan ofis ve diğer paket programlarının da yine ücretsiz olması nedeniyle, örneğin birim bilgisayar başına yaklaşık 22 bin TL’lik bir tasarruf elde etmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.
‘TÜBİTAK TARAFINDAN GELİŞTİRİLDİ’
Pardus’un 2003 yılında TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye başlandığını ve yerli ve milli işletim sistemi olduğunu belirten hastane bilgi işlem personeli Ercan Bayraktar, “Dönem dönem aksaklıklar olsa da 2021 yılında TÜBİTAK Ulakbim tarafından yazılımı devam edilmiştir. Pardus yerli ve milli işletim sistemi olan Linux tabanlı açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Herhangi bir yazılımsal lisans ücreti gerektirmeyen daha güvenli, daha düşük özellikli bilgisayarlarda daha yüksek performanslarla çalışan bir işletim sistemidir” dedi.
‘2023 YILINDA 400 OLAN SAYI 1250’YE ÇIKTI’
2016 yılında TÜBİTAK tarafından başlatılan ‘Pardus’a Göç’ projesi kapsamında, Bursa’nın pilot bölge seçilmesiyle, sistemle tanıştıklarını belirten Bayraktar, “Bu tarihte bu projeye başladığımız zaman, yaklaşık 1 yıl TÜBİTAK’tan gelen ekiple, sahadaki tüm aksaklıkları gidererek, kurulumları gerçekleştirdik. O dönemde yaklaşık 200 bilgisayar kurulumu yapılmıştı. TÜBİTAK personelinin gitmesinin ardından, bilgi işlem personeli olarak biz bu görevi aldık. 2023 yılına kadar bu sayı yaklaşık 400’e kadar çıktı. 2023 yılından sonra, Oğuzhan hocamızın da desteği sayesinde, hastane seviyemiz yüzde 71’lere kadar çıktı. Yani sayı yaklaşık 1250 bilgisayara kadar çıktı” diye konuştu.
‘MOBİL CİHAZLA SORUNLARI HALLEDİYORUZ’
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin, Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer, Kestel gibi birçok ilçede ek binasının olması nedeniyle, sistemi yönetmede zorluk çektiklerini belirten Ercan Bayraktar, geliştirdiği bir uygulama ile bu sorunu da aştıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:
“Bunun üzerine Hospitools adında bir uygulama geliştirdim. Bu uygulama hakkında da kısaca bahsetmek gerekirse, uygulama kurabiliyor, bilgisayar donanımını kontrol edebiliyor, barkod cihazı veya yazıcı gibi herhangi bir donanım takıldığı zaman, bunu kullanıcıyı bekletmeden, hissettirmeden, arka planda kurulumunu gerçekleştirebiliyoruz. Bilgisayarın yedeğini alabiliyor, onun dışında çözünürlük ayarlarını gerçekleştirebiliyor, donanım bilgilerini aldırtabiliyor, aksayan uygulamaları varsa, onunla ilgili kurulumu gerçekleştirebiliyor, servisi yeniden başlatabiliyor. Hastanemizde alan olarak büyük bir yerleşkeye sahibiz. Ayrıca 11 ayrı lokasyonda ek binalarımız var. Personel sayımız da kısıtlı olduğundan dolayı, sürekli olarak arızalı bilgisayarın başına gitmemiz gerekiyordu. Yazılımını yaptığım uygulama da bunun önüne geçmemizi sağladı. Nerede olursak olalım, ister kurum içi, ister kurum dışında, biz bu uygulama sayesinde, dakikalarca sürecek olan bir işi saniyeler içerisinde çözebiliyoruz. Bilgisayar açmadan, mobil cihaz üzerinden ve kullanıcıyı etkilemeden, sorunların yaklaşık yüzde 99’unu bu uygulama sayesinde çözebiliyoruz. Biz uygulama üzerinden sorunlara müdahale ederken, hekimi ve yanındaki sekreterin işleyişini engellemeden, bu sorunları giderebiliyoruz. Bittikten sonra da bilgisayarların masaüstüne, ‘Sorununuz çözüldü’ diye bildirim gönderiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji, Türkiye’de var olan güçlü işbirliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.
Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı.
Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzalandı.
MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, MİA Teknoloji’nin iştiraki MIA Tech Corporation’ın ABD merkezli bir şirketten aldığı yatırıma ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini belirtti.
Sektörde var olan 17 yıllık deneyimlerine güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümler ile dönüş yaptıklarını ifade eden Ünal, “Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, “ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurt dışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi. Gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlık sektörü yazılımları açısından dünyada lider bir ülke olduğunu belirten Ünal, “Amerika’da ve Avrupa’da bu görülebiliyor. Belki öyle bir kıvılcım gerekiyordu. Bundan sonra inşallah farklı yerel firmalar da bu yolu takip ederek devam eder.” dedi.
Dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor
Yatırım alan yerli ve milli yazılımın, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal, geliştirdikleri yerli ve milli yazılımın sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunduğunu dile getirdi.
Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal, “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Biz de buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz.
İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve AR-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor.” dedi.
Ünal, “Kuzey Amerika ve MENA bölgesi dediğimiz Orta Doğu Bölgesi başta olmak üzere bütün dünyaya burada yazılımlarımızı açmak istiyoruz zaten. Burada, Amerika’nın özellikle MENA bölgesinde çerçeve anlaşmaları var. Çok büyük avantajları var bu bölgede. Hazır limitleri, parası olan işler var. Bunların içerisinde hemen katılmak istiyoruz.” diye konuştu.
Uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarını milyonlarca üyeye ulaştırmayı hedefliyor
Ünal, dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinerek, yeni yatırımları ile birlikte bulundukları bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacaklarını aktardı.
Kuzey Afrika’daki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla işbirliği yapılması yönündeki faaliyetlere ağırlık vereceklerine işaret eden Ünal, “Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız.” diye konuştu.
Ünal, en büyük hedeflerinin uzaktan sağlık hizmeti yazılımları globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedefliyoruz”
Ünal, 2024 yılı için teknoloji ve inovasyon başta olmak üzere ajandalarında çeşitli stratejik gündem konularına yer ayırdıklarını belirterek, gündem konuları arasında işlerinin gelecekteki büyümesini ve sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla, yapay zeka ve makine öğrenimi, dijital dönüşüm, IoT ve akıllı cihazlar, siber güvenlik ve veri koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik, veri analitiği ve tahmin modelleri, eğitim ve yetenek geliştirmenin yer aldığını kaydetti.
Bu yıl yüzde 90 oranında DC istasyon ağına sahip olmayı ve Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedeflediklerini aktaran Ünal, “Bu hedefe ulaşmak için gerekli altyapı çalışmalarımızı sürdürerek, daha fazla şarj istasyonunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Ünal, 2024 yılında paylaşımlı araçlarını da şarj ağı sistemlerine entegre ederek sıfır karbon salınımı ile kesintisiz sürdürülebilir bir ulaşım ağı sağlamayı amaçladıklarına dikkati çekerek, “Bu şekilde, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım sağlayarak insanlar için güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı yaratacağız. Bu amaca yönelik ise kısa vadeli planlarımız arasında 2024 yılının son çeyreğine doğru, şarj istasyonlarının elektriğini karşılamak adına güneş enerji santrali kurma projemiz yer alıyor.” yorumunu yaptı.
“Enerji tarafında da yatırımlarımız olacak”
Enerji tarafında da yatırımlarının olacağına dikkati çeken Ünal, Çin’in en büyük beşinci firmasıyla şu anda masada olduklarını ve yatırım yapmak istediklerini belirterek, “Şimdi böyle firmaların radarına girebilmek bizim için çok büyük bir gurur. Bunlar çok büyük firmalar. Yatırım yapmak istiyorlar ve bizi yatırım yapılabilir görüyorlar. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.Ünal, “Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Enerjey firmamız ile başta Türkiye’de GES (Güneş enerji santrali) ve enerji depolama alanında yaptığımız başvuru süreçleri ile de bu alanda büyük yatırımlar hayata geçirerek sürdürülebilir ekosisteme katkı sunmayı hedefliyoruz” yorumunu yaptı.
Dul ve çocuklu kadınlar ve çocuklarının sosyal hayat içerisinde yer edinmeleri, çocuklarının eğitimlerinin ve temel ihtiyaçlarının sağlanması ile bu kadınlara karşı toplumsal baskıların ortadan kaldırılmasına destek olmak amacı ile MİA Yardım Kültür ve Eğitim Vakfı kurduklarını söyleyen Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
“Vakfımızı yardıma ihtiyacı olan ve doğal felaketlerden etkilenen kişilere yardımda bulunmak, bu yardımların kurumsal hale gelmesini sağlamak ve bununla birlikte hem bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi kurmak hem de halihazırda kurulu olanları desteklemek amacıyla kurduk. Hedefimiz; eğitim, adalet, sağlık, verimlilik, inovasyon, teknoloji, sanatsal faaliyetler, denizcilik ve su spor faaliyetleri ile tüm spor dallarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına faydalı olacak konularda destekleyici faaliyetlerde bulunmak ve sokak hayvanlarının barınma, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanması ile hayvan hakları bilincinin yerleşmesini sağlamak.”
]]>Ünlülerin sesini yapay zeka ile taklit edip, dijital platformlara verdikleri reklamlarla vurgun yapıyorlar
Yazılım mühendisi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar:
“Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki…”
“Kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
“Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemiyle kullanarak akrabalarınızı dolandırabilirler. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler”
KOCAELİ – Yapay zekanın korkutan yanlarından biri olan “deepfake” (derin sahte) teknolojisi, dolandırıcıların elinde hem vatandaşı mağdur ediyor hem de dezenformasyona sebep oluyor. Ünlü isimlerin seslerini taklit ederek yatırım vaadi yalanıyla hazırladıkları videoları internet ortamına yayan dolandırıcılar, vatandaşların gerçeklik algısını hedef alıyor. Yapay zekanın ateş ve bıçak gibi olduğunu, birçok faydası bulunduğunu fakat kötü ellerde zarara sebebiyet verdiğini söyleyen KOÜ Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, bu teknolojinin tüm detaylarını anlatarak, önemli uyarılarda bulundu.
Hızla büyüyen yapay zeka, bir yandan hayatı kolaylaştırırken, diğer yanda kötü amaçlar için kullandığında çeşitli endişelere sebep olabiliyor. Özellikle yapay zekanın hem hayran bırakan hem de korkutan örneklerinden biri olan deepfake videoları, sorumsuzca kullanıldığında dezenformasyonun hızla yayılmasına yol açıyor. Son olarak internet ortamında sponsorlu olarak paylaşılan ve yayılan videolarda kullanılan yöntem, yazılım mühendislerini bile şaşkına çevirdi. Ünlü kişilerin seslerini yapay zeka ile taklit eden dolandırıcılar, Türkiye’nin önemli şirketlerinin isimlerini de kullanarak, “Yatırım yapın, para kazanmaya başlayın” vaadinde bulunuyor. Yapay zeka ile elde edilen sahte ünlü görüntüleri ve sesleri, vatandaşları mağdur ediyor.
“Bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz”
Kocaeli Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, hem hayat kurtaran hem de korkutan yapay zekanın tehlikeli yönüne ilişkin bilgilendirmelerde bulunarak, vatandaşları uyardı. Yapay zekanın, bilgisayarın neredeyse bir insanmış gibi düşünmesine, eyleme geçmesine ve yanıt vermesine imkan sağladığını ifade eden Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, “Bilgisayarların düşünme kabiliyetleri yok. Aslında biz bu bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz. Mesela elma ve armutun fotoğrafını gösteriyoruz. Yüzlerce, binlerce veri kümeleri içerisinden ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyoruz ve birtakım matematiksel formüller ile bunlara ait özellikleri çıkarıyor. Bu özelliklerden sonra karar oluşturuyor. Örneğin elmaya ve armuta dair özelliklerin neler olduğuyla ilgili bir karar çıkarıyor. Bundan sonra gösterdiğimiz elma ve armuta bakıp, ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyerek karar veriyor” dedi.
“Tüm varyasyonları biliyor”
Günümüzde yapay zekanın çok ilginç bir hal almaya başladığını söyleyen Konyar, pandemiden sonra yeni yazılımlar çıktığını belirtti. Sohbet robotlarından, deepfake teknolojisine kadar birçok yazılımın popüler olduğunu anlatan Konyar, “Her gün yenisi çıkıyor. Artık çok basit bir ses kaydınızla sizin için bir video oluşturabiliyorlar. veya yazdığınız metin ile sizin için yeni bir fotoğraf üretebiliyorlar. Bunun içinde yapay zekanın güncel teknolojileri kullanılıyor. Binlerce, milyonlarca görüntü kullanılarak bu iş yapılıyor. Örneğin, ‘Ben kuş görmek istiyorum. Gagası, kanatları şu şekilde olsun’ dediğinizde, böyle bir kuş gerçekte olmayabiliyor ama milyonlarca kuş görüntüsüyle eğitildiği için bunlara ait özellikleri öğrenmeye başlıyor. Mesela artık gagaların nasıl olabileceğini biliyor. Tüm varyasyonları biliyor. Dolayısıyla sizin istediğiniz enteresan özellikteki kuşu üretip, karşınıza çıkarıyor” diye konuştu.
“Biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz”
Son zamanlarda yapay zeka teknolojisi kullanılarak yapılan dolandırıcılık olaylarında artış yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sahte videolarda birtakım ünlü kişiler kullanılıyor. Örneğin aralarında Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın olduğu videolar yapılmaya başlandı. ‘Şuraya yatırım yapın’, ‘Ben şuraya katıldım çok para kazandım’ ‘Şuraya para gönderin’ gibi videolar çıkmaya başladı. Maalesef birçoğumuz buna inanmak durumunda kalabiliyoruz. Eğer ki biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz. Selçuk Bey’in böyle bir işe girmeyeceğini biliyoruz. Biz biliyoruz fakat bazen bazı vatandaşlarımız bu durumun farkında olmayabiliyor. ya da Aydın Doğan’ın ismi, cismi bilinmeyen bir yere yatırım çağrısı yapmayacağını biliyoruz. Halkımızın bunu biliyor olması gerekiyor. Ünlülerin adı sanı bilinmeyen bir yerden reklam yapmayacağını herkes bilir. Çünkü bir ünlü reklam alıyorsa bunu sosyal medya hesaplarında paylaşabiliyor”
“Kazandıkları paraları dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
İnternet ortamına yayılan sahte videoların profesyonel yazılımcılar tarafından hazırlandığını kaydeden Doç. Dr. Konyar, “Yurt içinden veya yurt dışından birtakım siparişlerle yazılım yaptırabiliyorlar. Mesela bugün Hindistan’a istediğiniz yazılımı yaptırabilirsiniz. Orada Hindistanlı yazılımcılar ucuza çalıştığı için sizin tarif ettiğiniz özelliklerle size yazılım yapıp, gönderebiliyorlar. Dolandırıcılar da maalesef çok popüler işler yapıyorlar. Yazılımı son teknolojisine kadar kullanabiliyorlar. Yurt dışından birisi yaptığı için Türkiye’de kimse de töhmet altında kalmamış oluyor. Zaten dolandırıcılar bu işi çok iyi biliyorlar. Nasıl dolandırılacağını, hangi yazılımla, hangi teknolojiyle bunları biliyorlar. Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki… Çünkü kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar” şeklinde konuştu.
“Bedava peynir sadece fare kapanında olur”
Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların internet ortamında reklam olarak vatandaşların karşısına çıktığını, bunun ise “phishing (oltalama)” olarak adlandırılan bir yöntem olduğu bilgisini verdi. Bazı vatandaşların kişisel bilgilerine zaman zaman ilgisiz davranabildiğini vurgulayan Konyar, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kısım vatandaşımız, ‘Deneyelim. Bir şey çıkmazsa en fazla telefon numaram gider’ diye düşünüyor. Onun için bu değerli bilgi olamayabiliyor ama sadece telefon bilgimizi almıyor. Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemi ile kullanarak akrabalarınızı dolandırabilir. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler. Karşımıza bir video, reklam çıktığı zaman kesinlikle şüphelenmemiz gerekiyor. Çokça söylüyoruz, bedava peynir sadece fare kapanında olur. Kimse bize düşük bir yatırımla yüksek paralar vermez”
“Yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir”
Yapay zekanın ürettiği sahte videolar da ipuçları da bulunduğunu dile getiren Konyar, “En bilenini ses ve dudak senkron şekilde hareket etmez. Dudak hareketlerimizi tam olarak taklit edemiyor. Her insanın farklı harf ve ses hareketleri var. Bizim çıkardığımız harfleri ve kelimeleri taklit edemiyor. Deepfake dediğimiz derin sahtelik videolarında gözlerin hareketlerini de takip etmek gerekiyor. İnsanların gözlerini doğal davranışı bellidir. Gözlerdeki davranış doğal mı, kirpik kaşlar doğal oynuyor mu? Sahte videolar yavaşlayınca saçmalamaya başlıyor. Görüntüler tuhaflaşıyor. Dudak hareketleri yüz, el, kol değişmeye başlıyor. Yazılım, yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir. Binlerce faydası var ama bıçağı başka amaçla kullanmaya başladığınızda zararları var. Ateşin birçok faydası var ama bir yerleri de yakmamak lazım. Yapay zeka harikadır, yazılım çok güzeldir birçok kişinin, birçok firmanın hayatını kolaylaştırıyor ama bir de zarar tarafı var. Uyanık olmak lazım” diye konuştu.
Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların ilgili mercilere bildirilmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “Karşımıza çıkan böyle videolar olduğunda kesinlikle yetkililere bildirelim. Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ihbar hattı var. Vatandaşlarımızın o ihbar hattı ile iletişime geçerek, bu güvenli olmayan ya da şüpheli olan videoları, işlemleri bildirmeleri gerekiyor” dedi.
]]>Bilişim Uzmanı Topuzoğlu: “Yazılımcı firma ile sözleşme yapılmazsa arka kapı üzerinden bilgilere ulaşmak mümkün olur”
“Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz”
KAYSERİ – Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, firmaların ve kurumların Kişisel Verileri Koruma Kanunu gereği bilgi saklamak için kullandıkları yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının sistemde ‘arka kapı’ denilen açığın oluştuğunu söyleyerek, “Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz” dedi.
Vatandaşların herhangi bir işlem için kimlik verirken üzerine ne için verdiklerini yazmaları gerektiğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, “Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; bu konuda yasal anlamda çok ciddi düzenlemeler yapıldı. Herhangi bir şekilde cirosu ve çalışan sayısı ne olursa olsun eğer kimlik bilgileri alınıyorsa mernis kaydı ve eğer bu kişilere de toplu şekilde ileti gönderiliyorsa İleti Yönetim Sistemi kaydının yapılması gerekiyor. Bununla birlikte eğer e-ticaret üzerinden satış yapılıyorsa da EGBİS kaydının yapılması gerekiyor. Biz de bu konuda firmaları uyarmak istiyoruz. Çünkü çok ciddi yaptırımları da var. Kişisel anlamda da bu verilerimizi verirken, mesela bir telefon aboneliği yapacağız diyelim kimlik veriyoruz. Kimliğin üzerine en azından ne için olduğunu yazarsak ileride yaşayabileceğimiz sorunların da önüne geçmiş olabiliriz” dedi. Topuzoğlu, firmaların ve kurumların yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının veri saklamada açık oluşturacağını söyleyerek, “Yine çok önemli bir konuya temas etmek istiyorum; herhangi bir yazılım alınıyor ve kullanılıyor. Bilgiler burada kayıt ediliyor. Derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde ya da şirketlerde yine aynı şekilde kurslar, okullar ve eğitimle ilgili kurumlarda bu bilgiler alınıyor ve bir programa kaydediliyor ama o programı yazan yazılımcı firmayla ilgili olarak gerekli sözleşmeler yapılmazsa ve onlar da gerekli önlemleri almazsa bu sefer arka kapı dediğimiz backdoor üzerinden girerek bu bilgilere ulaşmak ve bunları da çok rahat bir şekilde sızdırmak, dağıtmak ve satmak ne yazık ki mümkün olabilecektir. Şu anda herhangi bir denetim bu konuda da yok. Yani bir kişi ben yazılım yaptım deyip de bunu rahatlıkla satabiliyor. Bu konuda bir düzenlemenin faydalı olabileceği inancındayız” ifadelerini kullandı. Verilerin bilinmeyen yerlerde saklanmasının sonucunda daha sonra nereye gideceğinin de belirsiz olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Aslında devletin resmi kurumları bu yazılımları inceleyip bir arka kapı olup olmadığını çok rahat bir şekilde görebilir. Burada sorumluluk yazılım firmasına da eğer herhangi bir zafiyet varsa ait olarak kabul edilebilir. KVKK kaydı olan firmalarda veri sızdırılması durumunda 1 milyon 800 bin TL’den başlayan para cezaları verilebiliyor. Geçmişte yine çok ünlü sipariş firmalarında da bunlar yaşanmıştı. Ne yazık ki birçok kurumda da yine bununla karşılaşıyoruz ve şu anda böyle bir durum olduğu zaman saklama gibi imkanları da yok KVKK gereğince. Kendilerinin de bu konuyu açıklamaları gerekiyor ve KVKK’nın sitesinde de resmi bir şekilde yayınlanıyor. Bu konu çok önemli çünkü herhangi bir şekilde siz verilerinizi bir yerde saklıyorsanız ya da bilmediğiniz internetten indirdiğiniz ücretsiz olduğu için tercih ettiğiniz bir programda saklıyorsanız daha sonra verilerin nereye gideceğini de bilemezsiniz.
]]>