Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin 6. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla basın ve medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Erbakan, “Altı yıl gibi kısa bir süre içerisinde 600 bin üye sayısına ulaştı ve Türkiye’nin üye sayısı bakımından üçüncü büyük partisi oldu. Bu bakımdan bu altı sene içerisinde girmiş olduğu her iki seçimde de yeni kurulan bir parti için son derece önemli işler ortaya koydu” dedi.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan şunları söyledi:
“22 senedir iktidarda olan mevcut iktidar partisinin ilk ismi ‘Adalet’ biliyorsunuz ve adaleti tesis edeceklerine dair iddiayla ortaya çıktılar. Ancak maalesef adalet diyerek yola çıkıp, adaleti kendi siyasi çıkarlarına göre istismar eden adaletsiz bir anlayışı bugün Türkiye’de hakim kıldılar. Nepotizmde zirve yaptılar. Kamudaki atamalarda ısrarla mülakatı kaldırmayarak torpil ve adam kayırmacılığa maalesef devam ediyorlar. Eyliyeti de liyakati de maalesef bir kenara attılar. Bunu çok çeşitli olaylarla açık bir şekilde görüyoruz.
“‘Sadece muhalefet partilerinin belediyelerini biz inceleriz, iktidar partisi belediyeleri ile ilgili dosyaları rafa kaldırırız’ anlayışı adaletsiz bir anlayıştır”
Kendi belediyelerinde bu kadar yolsuzluk ve üsulsüzlük iddiası ve çok ciddi dosyalar bulunmasına rağmen; savcıları, hakimleri muhalif belediyelerin yolsuzluk, usulsüzlük iddialarıyla ilgili araştırma yapmak için seferber ettiler. Biz daha önce de ifade ettik; muhalif belediyeler de araştırılsın, YRP’li belediyeler de araştırılsın. Bu milletin bir kuruşu bile yanlış bir yere harcanmasın. Ama bu kadar ciddi iddialar ve dosyalar varken ‘Sadece muhalefet partilerinin belediyelerini biz inceleriz ama iktidar partisi belediyeleri ile ilgili dosyaları İçişleri Bakanlığı marifetiyle sümen altı ederiz, rafa kaldırırız’ anlayışı adaletsiz bir anlayıştır.
“Vatandaşın borçlanması devletin borçlanmasından daha felaket”
Kalkınma dediler ama 240’dan fazla devlete ait kuruluşu teslim almalarına rağmen bunlardan 170 tanesini satıp maalesef yok ettiler. 240’tan kala kala elimizde herhalde 70 tanesi kaldı. Bunlardan da çok önemli bir kısmı Varlık Fonu’na alındı ve Varlık Fonu’nda da bunlar üzerinden ipotek göstererek, borç alınarak aslında bu Varlık Fonu da bir ‘Yokluk Fonu’na dönüşmüş oldu. Merkezi yönetimin borcu 130 milyar dolardan 250 milyar dolara geldi. Toplam dış borcu ülkenin, 113 milyar dolardan 500 milyar dolar seviyesine geldi. Dış ticaret açığımız yıllık 15.7 milyar dolardan 106 milyar dolara geldi. Yani daha fazla borca batan ve daha fazla dışa bağımlı olan bir Türkiye haline 22 senenin sonuna gelinmiş oldu. Vatandaşın borcu 6.6 milyar liradan 3 buçuk trilyona fırlamış. 600 katlık neredeyse bir artış vatandaşın kredi kartı ve banka kredisi borçları. Yani vatandaşın borçlanması devletin borçlanmasından daha felaket.
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Almanya’ya iltica konusunda Suriye ve Afgan vatandaşlarını geride bırakarak birinci sıraya yerleşti”
Herkese iş herkese AŞ dediler. Bugün 15-30 yaş arası gençlerden üç tanesinden bir tanesi ne çalışıyor ne okuyor. Bu çok korkunç bir oran OECD ülkeleri içerisinde bu oran bakımından 1’inci sıradayız. Suç işlemeye müsait hale gelir, bunalıma girmeye müsait hale gelir, ülkeyi terk edip kaçmaya müsait hale gelir. Zaten şu oran sizlere çok şey anlatması lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Almanya’ya iltica konusunda Suriye ve Afgan vatandaşlarını geride bırakarak birinci sıraya yerleşti. Bu veri bile aslında Türkiye’nin halini göstermesi bakımından çok önemli bir veridir.
” Filistin’deki İsrail’in yaptığı çocuk katliamıyla buradaki yenidoğan çetesinin yaptığı katliam arasında bir fark var mı”
Kaliteli nesiller yetiştiren kaliteli eğitim sistemine geçmeyi hedefliyoruz. Bilimsel kalitesi yüksek olacak bu nesillerin aynı zamanda da ahlaki ve manevi kalitesi yüksek olacak. Sadece bilimsel kalite yüksek olup da ahlaki kalite yüksek olmazsa ‘yenidoğan çetesiyle’ karşılaşıyoruz. Adam doktor olmuş, belki hepimizden daha zeki ama bu zekasını bu ilmini yani gülüyoruz ağlanacak halimize… Küçücük yeni doğmuş bebekleri öldürmeye adıyor. Filistin’deki İsrail’in yaptığı çocuk katliamıyla buradaki yenidoğan çetesinin yaptığı katliam arasında bir fark var mı? Dolayısıyla ahlaki ve manevi kalite son derece önemli.”
YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, açıklamaların ardından basın temsilcilerinin sorularını yanıtladı.
” PKK’nın, Abdullah Öcalan’ın muhatap alınması uygun değil”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti ile Öcalan’ın görüştürülmesi ile ilgili sözlerinin ve Erdoğan’ın “Silahları gömün yolunuzu açarız” açıklamalarının sorulması üzerine Erbakan, şöyle konuştu:
“Bir defa Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, Meclis’te konuşması gibi konulara bir defa karşı olduğumuzu defalarca söyledik. Böyle bir adım bir defa şehitlerimizin, gazilerimizin 402 yıldır terörle mücadelemizin hatırasına bir saygısızlık olacaktır. İkincisi böyle bir adım devletimizi, milletimizi ve silahlı kuvvetlerimizi aciz gösterecektir. Diğer bir husus sadece Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın silah bırakacağını da düşünmekte aslında sığ bir yaklaşım. Çünkü PKK’nın yöneticileri zaten bu süreçteki yaptıkları açıklamalarda ‘Silah bırakılmasına Öcalan değil biz karar veririz’ dediler. Hemen o günlerde yapılan TUSAŞ saldırısıyla da hemen silah bırakma niyetinde olmadıklarını da aslında ortaya koydular. Öcalan’ın çağrısıyla diyelim silah bıraksalar bile aslında bizim için asıl tehdit olan PYD ve YPG var. 140 bin kişilik bazı ifadelere göre, 100 bin kişilik bir terör ordusu kurulmuş yanı başımızda. Sadece uzun menzilli füzeleri yok, savaş uçakları yok bir de tankları yok. Onun dışında her türlü silaha ve teçhizata sahip bir terör ordusu.. Bunlar silah bırakmadıktan sonra şu anda kendilerinin bile çok değer vermedikleri önemli görmedikleri PKK çatısı altındakilerin silah bırakmasının yeterli olmayacağını ifade ettik. ve bu nedenle de Öcalan’ın serbest bırakılması, umut hakkından yararlanması, Mecliste konuşma yapması gibi konulara karşı olduğumuzu ifade ettik. Burada yapılması gereken bölgedeki insanlarımızın Kürtüyle, Arabıyla, Zazasıyla her etnik kökene sahip insanımızın her siyasi ve dini inanca sahip insanımızın temel talepleriyle ilgili bölgenin siyasi partileriyle müzakere edilmesi lazım. Kanaat önderleriyle, aşiret reisleriyle ve o bölge halkıyla bu müzakerenin yapılması lazım. PKK’nın, Abdullah Öcalan’ın muhatap alınması uygun değil. Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne halel getirmeyecek şekilde ne müzakeresi yapılacaksa bunlar yapılıp onların mahrum oldukları haklar varsa bu hakların teslim edilmesi için bir çözüm süreci yürütülebilir” diye konuştu.
“Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’a rağmen böyle bir çıkış yapacağını düşünmüyorum”
Yeni çözüm sürecinde MHP’nin daha fazla ön alıyor olmasını değerlendiren Erbakan, “Mayınların Devlet Bahçeli tarafından patlatılması üzerine Sayın Erdoğan’ın plan kurduğuna ilişkin yorumlar var. Milliyetçilik üzerinden siyaset yapan Sayın Bahçeli’nin bunları söylemesinin daha az tepki çekeceğine ve daha fazla etkili olacağını düşünerek kendisine bunları söyletiyorlar diye görüyorum. Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’a rağmen böyle bir çıkış yapacağını düşünmüyorum. Çok daha basit konularda bile çok daha fazla istişare yaptıklarını, birbirlerini zora sokmayacak şekilde hareket ettiklerini biliyoruz. Böyle bir süreci ‘Milliyetçi’ bir aktörle başlattılar. ve bir birliktelikle, koordinasyon halinde yürüttüklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Erdoğan ve Mehmet Şimşek olmak üzere bu çarkı çevirebilecek durumları kalmadı”
Erken seçim konusundaki görüşlerini açıklayan Erbakan, “Biz 2026 yılının ilk baharında yapılabilir diye daha önce ifade etmiştik. 2025’in sonbaharı veya 2026’nın ilk baharı olabilir. Ama normal süresinden mutlaka daha önce olmalı. Çünkü gerçekten de milletin de dayanacak hali kalmadı. Devlette başta sayın Erdoğan ve Mehmet Şimşek olmak üzere bu çarkı çevirebilecek durumları kalmadı” dedi.
“Çocuklarında mutlaka bir kreş ortamında bulunması gerekiyor”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın belediye kreşleriyle ilgili gönderdiği yazı ve sonrasındaki tartışmalarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erbakan, şunları ifade etti:
“Nereden baksanız bir ayrı durum. Bir defa CHP daha önce AK Parti belediyeleri böyle bir şey yapamasın diye konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürüyor. Anayasa Mahkemesi burada CHP’nin istediği bir şekilde yani kreşlerin aleyhinde bir karar ortaya çıkarıyor, belediyeler kreş açmasın diye. CHP kendi çıkarttığı karara rağmen kreşleri devam ettirmek istiyor… ‘Bu ne perhis bu ne lahana turuşusu’ durumu hem CHP hem de AKP açısından. Ancak CHP’nin LGBT tutumunu bildiğimiz için bir de 4-6 yaş çocuklara Kur’an öğretilmesiyle ilgili olumsuz görüşlerini bildiğimiz için burada bu kreşlerin sıkı bir şekilde denetlenmesi. İlgili kurumlar tarafından bakanlıklar tarafından denetiminin yapılması gerektiğine de inanıyorum. Bunların da tabii başı boş bırakılmaması lazım. Çünkü CHP’nin bu görüşleri bakımından biz de bir endişe yaşıyoruz. Ancak bunların topyekun kapatılması tamamen yasaklanması görüşüne de katılmıyoruz. Çünkü gerçekten de önemli bir hizmet veriliyor. Burada normal kreş fiyatlarının çok daha altında özellikle annelerimize önemli bir hizmet. Bugün Türkiye’nin kriz ortamında annelerinde çalışması gerekiyor. Annelerin babalarla beraber çalışması gerektiği için çocuklarında mutlaka bir kreş ortamında bulunması gerekiyor. Milletimiz için önemli. Milletimizi mağdur etmememiz lazım. Ama denetleyerek yasalara uygun bizim kültürümüze değerlerimize uymayacak bir ideoloji aşılanmadan bu kreşlerin devam etmesi lazım diye düşünüyorum.”
“DEM 3 talebimiz var dedi. 2’si müzakere edilebilir”
DEM Parti ile geçtiğimiz hafta kayyumlar üzerine bir görüş yaptığı hatırlatılarak, DEM Parti’nin açılım sürecine ilişkin istekleriyle ilgili soruyu da Erbakan şöyle yanıtladı:
“Türkiye’nin İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması bizim en önemli kırmızı çizgimiz. Ancak tabii siyonist güçler tam tersine bu 4 ülkenin mutlaka bölünmesi yolunda çalışmalarını yürütüyorlar… Tabii ki Türkiye’nin toprak bütünlüğü de çok önemli. Burada tabi DEM Parti heyeti geldiğinde bize dediler ki; ‘Üç tane bizim talebimiz var. Biz özerklik veya federasyon gibi bir şey istemiyoruz. Bizim taleplerimizden bir tanesi anadilde eğitim. Eğitim dilinin Kürtçe olduğu okullar olsun. Diğer ikinci teklifimiz belediyelerin, yerel yönetimlerin yetkileri artırılsın. Bir takım sorunların yerinde daha çabuk çözülebilmesi için. Üçüncüsü de bu Anayasa’daki vatandaşlık tanımıyla ilgili, etnik temelli bir vatandaşlık tanımı olmasın’. Yani bu üç talebimiz var dediler. Tabii bunlardan iki tanesi müzakere edilebilir. Yani Anayasa’daki bizim vatandaşlık tanımımızın değiştirilmesinin çok büyük sorunlara yol açacağını düşünüyoruz. Ancak yerinde yönetimin güçlendirilmesi ile ilgili ne gibi yetkiler istiyorsunuz, hangi sorunları şuanda çözemiyorsunuz da bu yetkiler artığı zaman nasıl çözeceksiniz. Bunlar ile ilgili müzakere yapılabilir. Yani orada YRP’li belediyelerin de yetkisi artacak, oradaki kaymakamların, valilerin de yetkisi artırılabilir. Ama dediğim gibi Türkiye’nin birliğine, beraberliğine bölünmez bütünlüğüne halel getirmeyecek şekilde bu adımların atılması şartıyla. Diğer taraftan tabi bizim resmi dilimiz Türkçedir., tektir. Bunun arkasından bir dil daha konulmasıyla çok büyük kaos oluşur. Çünkü Zazaca var, Arapça var… Türkiye’de çok sayıda diller konuşuluyor. O zaman hepsinin ortaya konuşduğu bir kaosun oluşacağı ortamı oluşur. O nedenle resmi dilimiz Türkçe” dedi.
“Tamamen askeri hayatlarının sona erdirilmesi bir miktar fazla oluyor”
Erbakan, ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen teğmenler ile ilgili soruya da, “Emir komuta zincirine, yazılı kurallara aykırı böyle bir hareketin yapılması kabul edilebilecek bir durum değil. Ancak tamamen ordudan ihraç edilmek yerine belki de bunun bir alt seviyesindeki cezayla cezalandırmaları söz konusu olabilirdi. Bir ihtar olabilirdi. Ama tamamen askeri hayatlarının sona erdirilmesi bir miktar fazla oluyor diye de düşünüyoruz açıkçası. Ama tabii bunun bir karşılığı, cezası olması lazım. Mesele ‘Atatürk’ün askeriz’ demek olmadığını MSB ve Genelkurmay Başkanı da olmadığını ifade ediyor. Orada emir komutaya aykırı bir eylem yapılmış olması” yanıtını verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddiaya göre, Yeniden Refah Partisi Tepebaşı İlçe Başkanlığı, parti genel başkanı Dt. Fatih Erbakan’ın elini kaldırarak Tepebaşı Belediye Başkan Adayı olarak ilan ettiği Emrah Altun’un haberi olmadan aday değişikliği yaparak Tacettin Sarıoğlu’nun adaylığını açıkladı. Altun ve ekibi, verilen kararı yerel basın kanallarında yayınlanan bir haber ile öğrendiklerini belirtti. Başta habere inanmayan Altun, bilgiyi genel merkezden teyit ettirdikten sonra il ve ilçe yönetiminden yaklaşık 250 kişiyle birlikte istifa ederek bağımsız adaylığını duyurdu. Mensubu oldukları partinin önceki dönemlerde AK Parti’de bulunmuş isimlerle çalışmasının kendilerini üzdüğünü söyleyen Altun, mahcup bırakıldıklarını ifade ederek tepki yaşanan gelişmelere gösterdi.
“Aday bizdik ve böyle bir aday değişikliğinden haberimiz yoktu”
Başından geçen süreci anlatan bağımsız Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Emrah Altun, “24 Kasım 2024 tarihinde Ankara’da Yeniden Refah Partisi’nin genel merkezinde, genel başkanımız Dt. Fatih Erbakan tarafından aday tanıtım toplantısında belediye başkanı aday olarak tanıtıldım. Orada genel başkanımız elimizi de kaldırmak suretiyle bizim belediye başkan adayı olduğumuzu bütün Türkiye kamuoyuna ilan etti. Yeniden Refah Partisi’nin resmi sayfasında da ‘2024 Yeniden Refah Partisi büyükşehir, il, ilçe, belde, belediye başkan adaylarımız hayırlara vesile olsun’ diyor. İlk karede de biz varız. Biz burada aday olarak ilan edildik, 2 ay boyunca çalışmalarımızı sürdürdük ve sahalarda gezdik. Sürekli kendimizi belediye başkan adayı olarak tanıttık. Sokak sokak, kapı kapı gezdik. Televizyon programlarına çıktık. Sosyal medya hesaplarımızdan bir sürü çalışmalar yaptık. Yine bu şekilde sahada çalışma yaparken 30 Ocak 2024 tarihinde Eskişehir’in yerel basınına bir haber düştüğünü gördük. Bu haberin içeriğinde Tepebaşı belediye başkan adayının Tacettin Sarıoğlu olduğu yazıyordu. Tabii bu haber ilk düştüğünde biz inanmadık. Çünkü aday bizdik ve böyle bir aday değişikliğinden haberimiz yoktu. Ne bizim haberimiz vardı ne de Eskişehir’deki Yeniden Refah Partisi Teşkilatı mensubu diğer arkadaşların. Hiçbir arkadaşımıza öncesinde böyle bir haber verilmemişti” dedi.
“Şu anda yaklaşık 250 kişiyle birlikte istifamızı verdik”
İlk başta genel merkez tarafından böyle bir açıklama yapılmadığını ve bu nedenle haberlere inanmak istemediklerini dile getiren Altun, “Haber yerel basına düştükten yaklaşık 2-3 saat sonra genel merkezimiz tarafından da bu açıklama yapılınca doğru olduğunu görmüş olduk. Tabii biz ne yaptık? Eskişehir’deki bütün teşkilatımız bundan rahatsız oldu. Tepebaşı yönetimi olarak bütün arkadaşlarımızla beraber istifa ettik. İl yönetiminden de bize dahil olan arkadaşlarımız oldu. Şu anda yaklaşık 250 kişiyle birlikte Eskişehir’de Yeniden Refah Partisi’nden istifa ettik. Biz genel merkezimize ulaştık, neden böyle bir şey yapıldığını sorduk. Onlar da bize, ‘Biz olayı bu şekilde bilmiyorduk’ dediler. Benim rızamın, haberimin olduğunu biliyorlarmış. Biz bu olayın aslını anlattık, ‘yerden göğe kadar haklısınız’ denildi. Fakat sadece burada kaldı. Biz de bir yaptırım yapılmasını istedik. Tabii yaptırım yapılmadı. Seçimden sonraya bırakıldı, daha doğrusu bizi oyaladılar. Biz de bunu kabul etmedik” şeklinde konuştu.
“Bizi mahcup bıraktılar”
İstifa sonrasında bağımsız adaylıklarını açıkladıklarından bahseden Altun, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Türkiye genelinde böyle aday değişiklikleri oldu. Bizi en çok üzen de unutulmaya yüz tutulmuş, siyaseti bırakmış, aradan 15-20 yıl geçmiş eski AK Partilileri bizim yerimize tercih etmeleri oldu. Genel başkanımız Dt. Fatih Erbakan her çıktığı televizyon programında, ‘Bizim adaylarımızı geri çekmemiz veya değiştirmemiz mümkün değildir. Biz bu adaylarımızı kamuoyuna duyurduk, ellerini kaldırdık. Eğer bir aday çekmek gerekiyorsa AK Parti’nin çekmesi gerekiyor’ şeklinde söyledi. Bunu Eskişehir’de il başkanımız da katıldığı her basın toplantısında dile getirdi. Fakat geri çektiler, bizi mahcup bıraktılar.” – ESKİŞEHİR
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır. Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Kılıç, şunları söyledi:
“Emekli maaş artışları ile ilgili adaletsizliğin çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz. Bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı başkanlığında bir toplantı yapılacağından haberdar olduk. Bu toplantıdan ivedi bir netice alınması ve emeklilerin bu probleminin çözüme kavuşturulması kaçınılmazdır. Memur emeklisi ile SSK ve BAĞ-KUR emeklisi arasında meydana getirilen uçurumu anlamak mümkün değil. Akılla, mantıkla, vicdanla bağdaştırmak da mümkün değil. Enflasyon herkes için aynı enflasyon değil mi? Memur emeklisi enflasyon oranında yüzde 49,25 maaş artışı alırken, işçi ve BAĞ- KUR emeklisinin enflasyonun dışında yüzde 37,57 oranında bir maaş artışı alması kabul edilebilir değil. Daha doğrusu memur emeklisinin maaş artışına bir toplu görüşme, toplu sözleşme farkı yansıtılırken, işçi emeklisinin, BAĞ-KUR emeklisinin bundan mahrum bırakılması kabul edilebilir bir durum değil. Emekliler arasında da nihayetinde bir ihtilaf, vukua getirilmiş oldu. Bunun düzeltilmesini bekliyoruz.”
“SEÇİM BEYANNAMEMİZ ÇOK SES GETİRECEK”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıç, İzmir, Ankara ve İzmir’de Yeniden Refah Partisi’nin büyükşehir belediye başkan adaylarına ilişkin şunları söyledi:
“Temelde Yeniden Refah Partililer olarak hepimizin gönlünden geçen bütün illerde Yeniden Refah Partili adayları desteklemektir. 200’e yakın adayımızı ilan ettik ve her gün genel merkezimizde büyükşehir ve iller başta olmak olmak üzere yeni adaylarımızın kamuoyuna tanıtımı yapılıyor. 28 Ocak’ta da Ankara’da tüm büyükşehir il ilçe belde belediye başkanı adaylarımızı kamuoyuna tanıtacağımız yerel seçim beyannamemizi de halkımızla paylaşacağımız toplantımızı icra edeceğiz. Seçim beyannamemizi açıklandığında Türkiye’de çok ses getirecek bunu şimdiden ifade ediyorum.
Dün üçüncü görüşme AK Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında gerçekleşecekti fakat AK Parti heyeti zaman talebinde bulunarak görüşmenin tehir edilmesi yönünde bir rica iletti. Biz de bu yaklaşımı olumlu karşıladık. Önümüzdeki günlerde son görüşme gerçekleştirilebilir. Bir ittifak talebinin olduğuna göre bir mutabakat zemininin de bulunması gerekir. Yeniden Refah Partisi ile AK Parti arasında devam eden görüşmelerin bir ittifaka bir mutabakat üzerinden dönüşüp dönüşmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek. Tabii ki değişik zeminlerde biz bunu ifade ettik. İstanbul’da yeniden bir İmamoğlu döneminin yaşanmasını istemiyoruz. Ama kendi seçmenimizin iradesine de her zeminde sahip çıkma niyet ve irademizi de sergilemekten açıkça ifade etmekten geri durmuyoruz.
“BİR İTTİFAK SÖZ KONUSU OLACAKSA BİR MUTABAKATIN SAĞLANMASI LAZIM”
Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır. Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var. Bizim şu büyükşehir, bu il şu ilçeler gibi ‘ne alırsan kardır’ yaklaşımı içerisinde olmadığımızı ifade etmemiz lazım.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrası parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Kılıç, Irak’ın kuzeyinde şehit olan 12 askere Allah’tan rahmet, aileleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sabır dileklerini ileterek, “TBMM’de terör örgütlerini ve terörist faaliyetleri lanetleyen bildiriye imza koyma konusunda ortaya net tavır koyamayan CHP’yi de bu vesileyle kınıyoruz. CHP, DEM Parti ile birlikte demlenmeye devam etmektedir. Bu tavır doğru bir tavır değildir. Türkiye’nin tek meselesi iktidar meselesi değil, Türkiye’nin tek problemi iktidarın eksikleri, yanlışları, kusurları değildir. Bir diğer problem CHP’nin ana muhalefet görevini ihya edemiyor olmasıdır. Böylesi acı bir günde vatandan, milletten, Anayasa’dan yana tavır koyan parti grupları bildiriyi imzalarken CHP’nin bunun dışında kalması anlaşılabilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’dan ‘Sayın’ diye bahseden milletvekillerinin TBMM çatısı altında bulunmasını kabul etmediklerini kaydeden Kılıç, “Daha trajik bir durum ise DEM Parti, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren devletten seçim yardımı olarak 658 milyon TL alacak. Bu paranın ne kadarı dağa, ne kadarı kampanyaya gidecek bilmiyoruz. Devletin kesesinden, milletin kesesinden millete düşmanca faaliyetler içerisinde olanların finanse edilmesini istemiyoruz” dedi.
‘İSVEÇ’İ NATO’DA İSTEMİYORUZ’
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması protokolüne olumlu bakmadıklarını bildiren Kılıç, “İsveç’i NATO’da görmek istemiyoruz. Biz TBMM’de İsveç’in üyeliğine ret oyu vereceğimizi şimdiden ifade ediyoruz. PKK ve FETÖ’nün sığınağı, terör örgütlerinin para kaynağı olan, Kur’an-ı Kerim yakanların ana kucağı İsveç’in bir savunma birlikteliği olan NATO’da yeri yoktur” diye konuştu.
‘ASGARİ ÜCRET, AÇLIK SINIRININ ÜSTÜNE ÇIKSIN’
Bu hafta açıklanması beklenen asgari ücrete de değinen Kılıç, “Rakama ilişkin belirsizlik artık son bulmalı, asgari ücret istisnai bir ücret olmaktan çıktı. Asgari ücret bir kısım çalışanın doğrudan aylık geliri. Aralık ayı itibariyle ülkemizde 4 kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gerekli olan harcama 15 bin TL, bu rakamın teknik adı açlık sınırı. Türkiye’de bugün 4 kişilik ailenin açlık sınırı 15 bin TL’nin üzerine çıktı. Hükümetin asgari ücretin belirtilen açlık sınırının altında hiçbir şekilde kalmayacak bir rakamı baz almasını ve üstüne çıkmasını bekliyoruz. İnsanlarımızın açlık sınırına mahkum kalmaması için bu kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” dedi.
‘MİLLİ YAS İLANI DOĞRU OLURDU’
Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. 12 şehidin ardından muhalefet partilerinin milli yas çağrısı ile ilgili soruya Kılıç, şu yanıtı verdi:
“Ulusal milli yas ilan edilebilirdi. Yeniden Refah Partisi olarak sadece Meclis’te yapılmış olan mutabakatı yeterli görmüyoruz. Bu mutabakatın ötesinde millete daha kapsamlı açıklamaların yapılmasında elbette yarar olacaktı. Terörle mücadele eden TSK’nın moralini yüksek tutmak adına TBMM’de bir mutabakatın ortaya konulmuş olmasını değerli buluyoruz. Bu mutabakatın Meclis’te temsil edilen parti gruplarıyla sınırlandırılmasını yanlış buluyoruz. Allah bir daha bu millete böyle bir şehit acısı yaşatmasın. Benzer bir durumun yaşanmaması için iktidar grubunu uyarıyoruz. Sadece gruplarla sınırlı tutmayın. Bireysel olarak da böylesi mutabakatları milletvekillerine açık hale getirin. Eğer bu olmuş olsaydı Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan ve TBMM’de bizi temsil eden milletvekillerinin imzaları o mutabakatın altında olacaktı. Her ne kadar CHP kurumsal olarak o mutabakata imza atmamış olsa bile CHP içinde biliyoruz ki imza atmaya gönüllü nice milletvekili arkadaşlarımız var. Milli yas ilan edilmiş olsaydı esasında çok doğru olurdu. Hele ki önümüz yılbaşı. Böyle bir acının haftası dolmadan yılbaşı ekranı çıkacak önümüze. Herkesin samimiyetini, ilkesini bekliyoruz. Belediyeler yılbaşı etkinliklerini iptal etmelidir. Milli yas kararını halkımız vicdanında almalıdır.”
‘AK PARTİ’NİN İADEİZİYARETİNİ BEKLİYORUZ’
Dün AK Parti ve Yeniden Refah Partisi heyetlerinin İstanbul, Ankara ve İzmir’de yerel seçimde iş birliği yapıp yapmama hususunda gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendiren Kılıç, “Genel Başkanımız Sayın Fatih Erbakan ile AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu görüşmeler sonrasında heyetlerimizin görüşmelerine karar verilmişti. AK Parti’den gelen davet üzerine arkadaşlarımız görüşmeye gitti. Ön görüşmeyi yaptılar. Bu hafta içinde olması kaydıyla AK Parti heyetinin Yeniden Refah Partisi’ne iadeiziyarette bulunmasını bekliyoruz. Yeniden Refah Partisi gücünün farkındadır. Yaklaşmakta olan yerel seçim sürecinde hangi partinin ne önemde olduğunun da farkındadır. Biz siyasetin felsefesini de matematiğini de biliyoruz. Neyin neye yarayacağının elbette ki farkındayız. Farklı siyasi partilerin benzer söylemler ya da yaklaşımlar üzerinden yakınlaşmaları, seçim iş birlikleri yapmasını esasında yerinde ve gereğinde doğru da buluyoruz. Yeniden Refah Partisi için öncelik kendi adaylarını çıkarmak, kendi adayları ve bayrağıyla yarışmak ve oy oranını sandığa yansıtmaktır. Eğer bizimle iş birliği yapmak isteyen siyasi partiler eşit ve adil koşullarda, dengeli bir iş birliği teklifinde bulunacak olurlarsa, Yeniden Refah Partisi olarak iş birliğine hazır olduğumuzu; Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak kaydıyla ifade ettik. İş birliği teklifi Yeniden Refah Partisi’nin gücünü görmezden gelmek, önemsememek, eksik ya da küçük görmek şeklinde tezahür ederse en baştan açıkladığımız gibi kendi adaylarımızla tüm illerde yarışma kararlılığımızın da arkasındayız” ifadelerini kullandı. (DHA)
]]>