Yok. – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Mon, 26 Aug 2024 21:30:44 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 YÖK açıkladı: Eğitim için 5 yılda 2,4 milyon kişi il değiştirdi https://www.kanal7haber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/#respond Mon, 26 Aug 2024 21:30:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/ YÖK açıkladı: Eğitim için 5 yılda 2,4 milyon kişi il değiştirdi

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) yerleştirme sonuçları açıklanırken, gözler, eğitim için şehir değiştiren öğrencilere çevrildi.

YÖK verilerine göre, bu yıl lisans ve ön lisans programlarına yerleşme hakkı kazanan aday sayısı 987 bin 388 oldu.

1 MİLYONU AŞKIN ÖĞRENCİ EĞİTİME BAŞLAYACAK

Ek tercihlerle 1 milyonu aşkın öğrencinin eğitime başlayacağı tahmin edilirken, üniversitelere yerleşen öğrencilerin büyük bölümünün şehir değiştirmesi bekleniyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirler, köklü ve büyük üniversiteleriyle yüz binlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyor.

Üniversite ya da diğer kurumlar için yapılan bu göçler, eğitim sebebiyle yapılan göç olarak tanımlanıyor.

2,4 MİLYON KİŞİ İL DEĞİŞTİRDİ

TÜİK verilerine göre, geçen yıl 512 bin 11 kişi eğitim nedeniyle yerleşim yerini değiştirdi.

Söz konusu kişi sayısı bir önceki yıl 526 bin 8 olurken, 2021 yılında 686 bin 973 olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, 2020 yılında 201 bin 178 kişi ve 2019 yılında 510 bin 352 oldu.

Böylece, son 5 yılda 2 milyon 436 bin 522 kişi eğitim sebebiyle göç etti.

EN ÇOK GÖÇ ALAN VE VEREN İL İSTANBUL

Eğitim sebebiyle geçen yıl en çok göç alan il İstanbul olurken, mega kente bu sebeple 53 bin 956 kişi göç etti.

Ankara, bu dönemde 35 bin 302 öğrenciye ev sahipliği yaptı. Ankara’yı 22 bin 61 kişiyle İzmir ve 15 bin 644 kişiyle Konya ve 12 bin 79 kişiyle Antalya takip etti.

Eğitim sebebiyle en az göç alan il ise 1112 ile Ardahan olarak kayıtlara geçti.

İstanbul, eğitim kategorisinde en çok göç alan il olduğu gibi en çok göç veren il olarak da belirlendi.

İKİNCİ SIRADA ANKARA VAR

İstanbul’dan eğitim sebebiyle göç edenleri sayısı geçen yıl 44 bin 390’ı bulurken, Ankara’dan 29 bin 124 öğrenci ayrıldı.

Ankara’yı 19 bin 552 kişiyle Bursa ve 18 bin 131 kişiyle İzmir takip etti. Antalya da 14 bin 885 kişiyle eğitim sebebiyle en çok göç veren 5’inci il oldu.

Eğitim sebebiyle en az göç veren il ise Tunceli olarak saptandı. Bu ilden eğitim sebebiyle ayrılanların sayısı 793 olarak kayıtlara geçti.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yok-acikladi-egitim-icin-5-yilda-24-milyon-kisi-il-degistirdi/feed/ 0
Yeterli metal para bulamayan fırıncılar, dilencilerden bozukluk istemeye başladı https://www.kanal7haber.com.tr/yeterli-metal-para-bulamayan-firincilar-dilencilerden-bozukluk-istemeye-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/yeterli-metal-para-bulamayan-firincilar-dilencilerden-bozukluk-istemeye-basladi/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:45:17 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8596 Eskişehir’de son birkaç aydır bozuk para bulmak konusunda sıkıntı yaşayan fırıncılar, dilencilerden para istemeye başladıklarını söyledi.

Fırıncılar, yaklaşık 6 aydır bozuk para bulmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Son dönemlerde vatandaşların kullanımını azaltması nedeniyle bozuk para bulamayan işletmeler, diğer işletmelerden de aynı sorun sebebiyle bozuk para tedarik edemiyor. Merkez Bankasından yeterli tedarik yapamadıklarını ifade eden işletme sahipleri, ihtiyaçlarını spor salonu kantini, kahvehane ve dolmuşçu gibi küçük esnaftan yardım alarak karşılamaya çalışıyor. Bazen dilencilerden bile bozuk para istediğini aktaran esnaf, müşteriye para üstünü vermek konusunda sıkıntı yaşadığı zamanlarda zararına satışlar da gerçekleştiriyor. Fırıncılar, konuyla ilgili hem vatandaşlardan hem de yetkililerden yardım istiyor.

“BAZEN SOKAKLARDAKİ DİLENCİLERE ‘BOZUK PARANIZ VAR MI?’ DİYE SORUYORUM”

Eskişehir’de fırın işletmesi olan Oğuzkan Akbal, bozuk para sıkıntısının yerelle sınırlı kalmadığını belirtti. 1 liranın ve 50 kuruşun eskisi kadar değerli olmaması nedeniyle vatandaşların kullanımını azalttığını ve geri dolaşıma katmadığını dile getiren Akbal, “Dolaşımdaki bozuk parada sürekli bir düşüş oluyor. Merkez Bankası da bu sıralar sanırım daha az para basıyor ya da esnaftan ve ticaret yapanlardan talep geldiği için bozuk parayı kotalı veriyor. Dolayısıyla biraz elimiz kolumuz sıkışıyor. Bizim ekmeğimiz de şu an 7 lira. Vatandaşa 3 lira para üstü verirken bir bozuk para sıkıntısı yaşıyoruz. Müşterilerimizden o konuda destek istiyoruz. Sağ olsunlar onlar da bize evlerinde biriktirdikleri bozuk paraları getirip, bütünletiyorlar. Diğer türlü zaten şu an bozuk para bulmakta çok zorlanıyoruz. Ben bazen sokaklardaki dilencilere soruyorum, ‘Bozuk paranız varsa bütünleyelim’ diyorum. Ama onlarda da artık pek bozuk para bulunmuyor, kağıt paraya geçmişler. Biz bir ürüne 7-8 lira dediğimiz zaman o para üstünü vermekle yükümlüyüz, vermeme şansımız yok. Bozuk para bulamadığımız zaman bir yerden sonra 25 kuruşlara dönüyoruz. O da bitiyor, sonrasında ister istemez geriliyoruz. Çünkü bir insana ‘Para üstü yok, veremem. Bozuğum bulunmuyor’ diyemezsin. İster istemez ‘Nereden buluruz? Nasıl buluruz? Birisi getirir mi?’ diye içten içe telaş yapıyoruz.” dedi.

“BÜTÜN İMKANLARI ZORLUYORUZ AMA BOZUK PARA SIKINTISINI ÇÖZEMİYORUZ”

Kadın girişimci Hatice Hancı ise bankalardan bile bozuk para tedarik edemediklerini aktararak, “Spor salonu kantini ve kahvehaneler gibi küçük esnaftan para topluyoruz, rica ediyoruz. Dolmuşçulardan bozuk para istiyoruz. Müşteriye bazen paramız çıkmayabiliyor. Ne yapıyoruz? ‘Sonra getir’ diyoruz. Müşteriye karşı ne yapabiliriz? Yani onların da yapacağı bir şey yok. Bozuk parada 6-7 aydır sıkıntı var. Eskiden öyle bir sıkıntı yoktu. Küsuratlar vardı ama para da çoktu piyasada. Vatandaşta da vardı. Şu anda vatandaşta da yok. Metal para yok, küçük paralar yok. Bizim de bazen kaybımız büyük oluyor. Müşteride olmayınca ne yapacağım? Bizde de yok. Para üstü olarak poğaça da vermiyoruz. ‘Sonra getir’ diyoruz. Mesela diyelim ki müşterinin masrafı 52 lira tuttu, ‘3 lirayı sonra getirin, getiremezseniz de canınız sağ olsun’ diyoruz. Bizim orada bir kaybımız oluyor mu? Oluyor ama yapacak bir şey yok. Ne yapalım, bulamıyoruz. Bütün imkanları zorluyoruz ama bozuk para sıkıntısını çözemiyoruz.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yeterli-metal-para-bulamayan-firincilar-dilencilerden-bozukluk-istemeye-basladi/feed/ 0
Eskişehir’de Fırıncılar Bozuk Para Bulmakta Zorlanıyor https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-firincilar-bozuk-para-bulmakta-zorlaniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-firincilar-bozuk-para-bulmakta-zorlaniyor/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:21:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8145 Eskişehir’de son birkaç aydır bozuk para bulmak konusunda sıkıntı yaşayan fırıncılar, dilencilerden para istemeye başladıklarını söyledi.

Fırıncılar, yaklaşık 6 aydır bozuk para bulmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Son dönemlerde vatandaşların kullanımını azaltması nedeniyle bozuk para bulamayan işletmeler, diğer işletmelerden de aynı sorun sebebiyle bozuk para tedarik edemiyor. Merkez Bankasından yeterli tedarik yapamadıklarını ifade eden işletme sahipleri, ihtiyaçlarını spor salonu kantini, kahvehane ve dolmuşçu gibi küçük esnaftan yardım alarak karşılamaya çalışıyor. Bazen dilencilerden bile bozuk para istediğini aktaran esnaf, müşteriye para üstünü vermek konusunda sıkıntı yaşadığı zamanlarda zararına satışlar da gerçekleştiriyor. Fırıncılar, konuyla ilgili hem vatandaşlardan hem de yetkililerden yardım istiyor.

“Ben bazen sokaklardaki dilencilere ‘Bozuk paranız var mı’ diye soruyorum”

Eskişehir’de fırın işletmesi olan Oğuzkan Akbal, bozuk para sıkıntısının yerelle sınırlı kalmadığını belirtti. 1 liranın ve 50 kuruşun eskisi kadar değerli olmaması nedeniyle vatandaşların kullanımını azalttığını ve geri dolaşıma katmadığını dile getiren Akbal, “Dolaşımdaki bozuk parada sürekli bir düşüş oluyor. Merkez Bankası da bu sıralar sanırım daha az para basıyor ya da esnaftan ve ticaret yapanlardan talep geldiği için bozuk parayı kotalı veriyor. Dolayısıyla biraz elimiz kolumuz sıkışıyor. Bizim ekmeğimiz de şu an 7 lira. Vatandaşa 3 lira para üstü verirken bir bozuk para sıkıntısı yaşıyoruz. Müşterilerimizden o konuda destek istiyoruz. Sağ olsunlar onlar da bize evlerinde biriktirdikleri bozuk paraları getirip, bütünletiyorlar. Diğer türlü zaten şu an bozuk para bulmakta çok zorlanıyoruz. Ben bazen sokaklardaki dilencilere soruyorum, ‘Bozuk paranız varsa bütünleyelim’ diyorum. Ama onlarda da artık pek bozuk para bulunmuyor, kağıt paraya geçmişler. Biz bir ürüne 7-8 lira dediğimiz zaman o para üstünü vermekle yükümlüyüz, vermeme şansımız yok. Bozuk para bulamadığımız zaman bir yerden sonra 25 kuruşlara dönüyoruz. O da bitiyor, sonrasında ister istemez geriliyoruz. Çünkü bir insana ‘Para üstü yok, veremem. Bozuğum bulunmuyor’ diyemezsin. İster istemez ‘Nereden buluruz? Nasıl buluruz? Birisi getirir mi? diye içten içe telaş yapıyoruz” dedi.

“Bütün imkanları zorluyoruz ama bozuk para sıkıntısını çözemiyoruz”

Kadın girişimci Hatice Hancı ise bankalardan bile bozuk para tedarik edemediklerini aktararak, “Spor salonu kantini ve kahvehaneler gibi küçük esnaftan para topluyoruz, rica ediyoruz. Dolmuşçulardan bozuk para istiyoruz. Müşteriye bazen paramız çıkmayabiliyor. Ne yapıyoruz? ‘Sonra getir’ diyoruz. Müşteriye karşı ne yapabiliriz? Yani onların da yapacağı bir şey yok. Bozuk parada 6-7 aydır sıkıntı var. Eskiden öyle bir sıkıntı yoktu. Küsuratlar vardı ama para da çoktu piyasada. Vatandaşta da vardı. Şu anda vatandaşta da yok. Metal para yok, küçük paralar yok. Bizim de bazen kaybımız büyük oluyor. Müşteride olmayınca ne yapacağım? Bizde de yok. Para üstü olarak poğaça da vermiyoruz. ‘Sonra getir’ diyoruz. Mesela diyelim ki müşterinin masrafı 52 lira tuttu, ‘3 lirayı sonra getirin, getiremezseniz de canınız sağ olsun’ diyoruz. Bizim orada bir kaybımız oluyor mu? Oluyor ama yapacak bir şey yok. Ne yapalım, bulamıyoruz. Bütün imkanları zorluyoruz ama bozuk para sıkıntısını çözemiyoruz” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/eskisehirde-firincilar-bozuk-para-bulmakta-zorlaniyor/feed/ 0
İstanbul’da Pazarda Zam Şikayetleri https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-pazarda-zam-sikayetleri/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-pazarda-zam-sikayetleri/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:15:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6157 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İstanbul’un Kağıthane ilçesinde kurulan pazarda yurttaşlar, zamlardan dert yandı. Bir emekli, “Aşağı yukarı 2-3 senedir böyle. Bu sene tamamıyla patladı yani. Emekliyim. Zamlarla birlikte 9 bin 900 liraya oldu benim maaşım, 10 bini aşmadı. Bununla geçinirsen geçin. Allah’tan iyi ki oturacak bir evimiz var. Yoksa mahvolmuştuk. Sabır sabır ama nereye kadar sabır? İnsanlarda sabır taşı patladı diye bir nokta var” dedi.

İktidarın ekonomi politikalarının sonucunda yükselen enflasyon, yurttaşların yaşamını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Alım gücünün en çok hissedildiği semt pazarlarında da fiyatlar her hafta zamlanmaya devam ediyor. İstanbul’un Kağıthane ilçesinde kurulan semt pazarına alışverişe gelen yurttaşlar ve pazar esnafı, sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.

“BİR PATATES 5 LİRA”

Patates satan tezgahtar, kilosunun halde 22-23 lira olduğunu, kendisinin 15-20 liraya sattığını belirterek kar etmediğini söyledi. Esnaf, “Soğan halde de 13-14 lira, burada 15 lira. 4-5 kişi çıkıyor öyle, taneyle satıyoruz. Kilosu kaç para bunun? Diyelim 25 lira. Tartıyla kaç para geliyor bir patates? Vurduğu zaman bir patates 5 lira. Bir kilo 20-25-30 lira. Böyle bir şey yoktu eskiden, 4-5 kilo patates alınırdı” dedi.

“GEÇEN HAFTA 20 LİRA OLAN BU HAFTA 35 OLMUŞ”

Alışverişe gelen bir emekli de “Hiç memnun değiliz. Çok pahalı. Geçen hafta 20 liraya aldığım bu hafta 35 olmuş. Daha yeni geldim ama fiyatlara bakıyorum. Çok pahalı. Eksik her şey var ama çok pahalı, alamıyoruz. Emekliyim ama yorumsuzum” dedi.

“FİYATLAR SÜREKLİ DEĞİŞİYOR, YETİŞEMİYORUZ”

Bütçe olarak pazara 300 lira ayırdığını belirten bir yurttaş ise “Çok bir şey alamayacağım zaten. Kiracıyım. O kadar zor yani. Her şeyden kısıtlıyorsun. Gezme tozma yok. Önceden tek kişi çalışıyordu, 10 kişiye bakıyordu; şimdi 10 kişi çalışıyor, bir kişiye bakamıyor. Kiram şu anki şartlara göre uygun, 6 bin lira. Daha ne alacağım? Zorluyoruz bütçeyi. Alacağım bir iki bir şeyler daha. Değişiyor sürekli fiyatlar, hiç aynı değil. Yetişemiyoruz yani, mümkün değil. Zaten sabretmesek bilmiyorum, daha neler olur yani? Allah korusun, şükrediyoruz her halimize ama zamlar çok yüksek gerçekten” diye konuştu.

“MEYVE ALAMADIK”

İki çocuğuyla birlikte gelen bir baba, “Çok pahalı. Yemeklik kalmaya geldik ama alamadık, bak. Her şey 70-80 liradan başlıyor. Hesapta uygun hiçbir şey yok. Uygun yok ki. Her şey pahalı. Meyve alamadım. Nasıl yapacağız? Sadece sebze aldık. Her şeyi de 15-20 liralık aldık. Başka yok. 4 tane aldım işte. Çalışıyoruz asgari ücretle. Ev kira. Geçinemiyoruz. Ek iş yapıyoruz” dedi.

“BİR BALIK 150-200 LİRA”

Emekli bir çift de balık fiyatlarından şöyle dert yandı:

“Şuradan bir balık alalım diyoruz. Balık almaya gücümüz yetmiyor. Şurada çupraya baktım. Tanesi 120, 150, 200 lira. Aşağı yukarı 2-3 senedir böyle. Bu sene tamamıyla patladı yani. Emekliyim. Zamlarla birlikte 9 bin 900 liraya oldu benim maaşım, 10 bini aşmadı. Bununla geçinirsen geçin. Allah’tan iyi ki oturacak bir evimiz var. Yoksa mahvolmuştuk. Sabır sabır ama nereye kadar sabır? İnsanlarda sabır taşı patladı diye bir nokta var, değil mi? 3 bin lirayla (bayramda verilecek emekli ikramiyesi) bir pazar görürsün, rahat güzel bir pazarlık alayım dersen. Anca bir pazar parası. Başka bir şey yok. Ne yapabiliriz? En azından çalışıyordum. Emekli maaşına kalmamıştık. Şimdi emekli maaşına kalınca her şey otomatikman durdu. Allah yardımcımız olsun diyorum, başka bir şey demiyorum.”

“DEVLETE ALLAH AKIL FİKİR VERSİN”

Başka bir yurttaş da “Fiyat aynı, değiştiği yok. 20, 30, 35… Yemesek nasıl alacağız? Yiyoruz ki alacağız. Yapacak bir şey yok. İdare ediyoruz. Artık devlete Allah akıl fikir versin. Bir şey diyemeyiz. Allah herkese akıl versin, devlete de akıl versin. Yapacak bir şeyimiz yok. Benim eşim var, bir de bekar oğlum var. Evlenmiyor işte bu hayatın zorluğundan. Evlen diyoruz da diyor ki, ev kirası mı vereceğim, evlenip çoluk çocuğa mı bakacağım diyor. Onun için de evlenmiyor işte. Eşim ek işte çalışıyor” dedi.

“NE ARABA NE EV ALABİLİRİM, GEÇTİ”

Bir pazarcı esnafı da 25 yıldır bu mesleği yaptığını belirterek “Eskiden çok güzeldi. Ne araba ne ev alabilirim, bu eskidendi. Şimdi geçti. Ancak ekmek bulacağım, başka bir şey yok. Eskiden çok şey alıyordum ben. 3 sene oldu, her şey pahalı oldu. Üç sene. Sigorta yatır, onu bunu yatır, az bir şey kalıyor. O mazot keşke biraz ucuz olsaydı herkes memnun olurdu. Mazot biraz pahalı. Eskiden pazar çok güzeldi. Artık marketler, herkes bu işi yapıyor. Biraz zayıfladı. Millet bazen köye kaçabiliyor. İş yok İstanbul’da” diye dert yandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbulda-pazarda-zam-sikayetleri/feed/ 0
Erzincan’daki maden faciası köylüleri tedirgin ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 21:57:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5702 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan İliç’te Anagold Madencilik’in işlettiği maden ocağında meydana gelen facianın üzerinden 7 gün geçti. Göçük altındaki 9 işçinin çıkarılması için bekleyiş sürerken;  bölgede “siyanür sızıntısı” iddiaları madenin yakınındaki köylüleri tedirgin etmeye devam ediyor. Maden alanına 11 km uzaklıkta hayvancılıkla geçinen Bağıştaş köylüleri, “siyanür tehlikesi” nedeniyle süt ve peynirlerini satamadıklarından yakındı. Kemal Yıldırım, “Ben süt satmayla geçinen bir insanım. Bu patlamadan sonra benden süt isteyen yok. Memuru, jandarması herkes benden süt alırdı şu anda yok. Burası vatanımız, göçecek yerimiz yok. Benim de oğlum Çiftay’da (taşeron maden şirketi) çalışıyor” dedi. Kayacık köyünden Ahmet Temel ise, ” Geçen gün bizim orada binlerce balık öldü. 50 metre baraja benim evim. Doğru dürüst meyve alamıyoruz. Dağdan gelen bir su ondan bile korkuyoruz” diye konuştu.

Çalık Holding’in ortağı olduğu Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çalık Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat saat 14.28’de madende kimyasal madde karışımlı liç yığınının kaymasıyla beraber 9 işçi göçük altında kaldı. Olayın üzerinden 7 gün geçti. Ailelerin toprak altında kalan yakınlarının çıkarılması için bekleyişi sürüyor.

Maden sahasına 9 km uzaklıktaki Bağıştaş köyü de madenden olumsuz etkilendi. Geçimini hayvancılıkla sağlayan köylüler, “siyanür tehlikesi” nedeniyle süt ve peynirlerini satamadıklarından yakınıyor. “Siyanür tehlikesi” iddiasıyla içme suyunu kullanamayan Bahçecik köyü de Bağıştaş köyünün mezrası, iki köy karşı karşıya. Bahçecik ve Bağıştaş köyleri meraları ortak kullanıyor. Maden şirketinin meraları madene açmasının ardından Bağıştaş’taki hayvancılık da etkileniyor.

BU PATLAMADAN SONRA BENDEN SÜT İSTEYEN YOK”

Bir köylü, “Mera mı kaldı, her yeri çepeçevre sardılar. Dağı taşı gördün. Madenden gelirimiz, torpilimiz yok. Millet parayı düşünüyor. ‘Para gelsin ne olursa olsun’ diyor. Orada 9 kişi yatıyor ne oldu? Para… para…” diye konuşurken Bağıştaş’ın mezrası olan Bahçecik köyünde yaşayan Kemal Yıldırım (60) ise, içme sularındaki siyanür tehlikesine karşı yetkililere ulaştıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Şirketin insan kaynaklarıyla konuştum. ‘Bugün sizin depodan tahlil alınacak. Gerekirse İliç Belediyesi ile görüşülüp sizin depoya su pompalayacağız’ dediler. Suyumuzun yöreden geldiğini bize söylediler. Ben geçimimi büyükbaş hayvancılıktan sağlıyorum. Merayı gördünüz, bizim hayvanlarımız orada otluyordu. Gittik çevirdik durdurduk. Jandarma geldi muhtarla beni aldı gitti. Ben de muhtardan sonra birinci azayım burada. Bize dediler ki, ‘Bir daha engellerseniz tutuklarız’ Dava açmadık sadece gittik durdurduk ‘burada çalışma’ yapamazsınız diye. Orada tapulu arazilerimiz var. Kadastro geldikten sonra orayı Çöpler köyünün içine geçirmişler. Özel kadastro getirmişler. Ondan sonra sahayı genişlettiler yani. Ben süt satarak geçinen bir insanım. Bu patlamadan sonra benden süt isteyen yok. Memuru, jandarması herkes benden süt alırdı şu anda yok. Burası vatanımız, göçecek yerimiz yok. Benim de oğlum Çiftay’da (taşeron maden şirketi) çalışıyor.

“BÜTÜN BU ÇEVRE KÖYLER PEYNİRİNİ, HAYVANINI SATAMAYACAK”

Bağıştaşlı Soner Özmen ise, meralarının maden şirketine “peşkeş” çekildiğini belirterek ANKA’ya şunları söyledi:

“Bizim merayı peşkeş çekip Çöpler köyüne  verdiler. Biz avukat tuttuk, davacı olduk ama kaybettik. Tapulu arazilerimiz var. Kadastro getirmişler kendi kendine onaylamışlar. Maden sahası dediler, Çöplerin yeri dediler elimizden aldılar. Bütün bu çevre köyler hayvancılık yapanlar, şu anda öyle bir şey ki bundan sonraki dönemlerde kimse peynirini, koyununu satamayacak. Hep diyorlar ki, ‘Maden sahasında otluyor, zehirleneceğiz. Maden sahasında otluyor peynirini satamayacağız.’ Millete büyük bir sıkıntı var şu anda.”

“BİR BALİK TUTUP DA YİYEMİYORUZ, GEÇENLERDE BİNLERCE BALIK ÖLDÜ”

87 yaşındaki Ahmet Temel ise, Kayacık köyünde yaşıyor. Temel köylerinin Fırat’a 50 metre mesafede olduğunu belirterek, geçtiğimiz günlerde nehirde toplu balık ölümleri olduğunu söyledi. Temel, “Önceden bizde meyve de ceviz de olurdu. Bitkilerin bile menfaatini alamıyoruz. Madenden sonra biz mağdur duruma düştük. Zararı çok. Bir balık tutup da yiyemiyoruz. Neden? Tehlikeli diye. Korkuyoruz. Bu nedir nereye kadar gidecek bu iş. Tedbir de almıyorlar asla. Geçen gün bizim orada binlerce balık öldü. 50 metre baraja benim evim. Doğru dürüst meyve alamıyoruz. Doğru dürüst suyumuzu içemiyoruz. Dağdan gelen bir su ondan bile korkuyoruz. 50 sene gurbette kaldım buraya geldim huzurum kaçtı” dedi.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/feed/ 0 Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, yerel seçimlerdeki projelerini açıkladı https://www.kanal7haber.com.tr/uskudar-belediye-baskani-hilmi-turkmen-yerel-secimlerdeki-projelerini-acikladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/uskudar-belediye-baskani-hilmi-turkmen-yerel-secimlerdeki-projelerini-acikladi/#respond Fri, 08 Mar 2024 21:51:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5030 Üsküdar Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı Hilmi Türkmen, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin projelerini anlattı.

Üsküdar’daki Çavuşdere Spor Sarayı’ndaki programda konuşan Türkmen, İstanbul denince akla gelen semtlerden ilkinin Üsküdar olduğunu söyledi.

İlçenin bir taraftan Anadolu, diğer yandan Avrupa olmak üzere geçmişle geleceği bağrında barındıran önemli bir merkez olduğunu kaydeden Türkmen, “Geçtiğimiz 20 yılda Üsküdar’a eğitimden kültüre, spordan sağlığa, altyapıdan üstyapıya olmak üzere devrim niteliğindeki hizmetler yaptık” dedi.

Türkmen, görev sürecince yaptığı çalışmaları anlatarak, “2014 yılında Üsküdar’ımızda ikili eğitim gören öğrenci oranımız yüzde 50’ydi. Bugün Üsküdar’ımızda ikili eğitim gören okulumuz da öğrencimiz de yok. 2014’te Üsküdar’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı sadece 3,8 metrekareydi, kişi başına düşen yeşil alan miktarını 14,2 metrekareye çıkardık.” diye konuştu.

Üsküdar’daki 200 caminin 3’te 2’sinin restorasyonunu yaparak yenilediklerini aktaran Türkmen, yeni dönemlerinde de kalan camilerin tamamını yenileyeceklerini belirtti.

Belediyecilik anlayışlarının lafta belediyecilik olmadığını, eser belediyeciliği olduğunu vurgulayan Türkmen, “Gelecek dönem bir numaralı gündemimiz kesinlikle ve tartışmasız kentsel dönüşüm olacak. Depremi öteleme, erteleme imkanımız yok. Ama depreme hazırlıklı olma imkanımız var. Hazırlıklı olma mecburiyetimiz var.” ifadelerini kullandı.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ancak aynı ölçekte Japonya’da meydana gelen depremde 183 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Türkmen, şöyle konuştu:

“Demek ki aslında öldüren yapı kalitesi. Son 10 yılda Üsküdar’da 30 bin bağımsız bölüm yeniledik. Önümüzdeki 5 yıl en az 50 bin bağımsız bölümü yenileme hedefiyle yola çıkıyoruz. 50 bin rakamı gözümüzde büyütülecek bir rakam değil. Üsküdar’da 200 bin konut var. Bunun 100 binine yakını 1999 depreminden sonra yapıldığını düşünürsek, 30 bin de yenilemişiz. 60-70 bin komple yenilersek güvenli bir Üsküdar hedefine ulaşmış olacağız.”

Kentsel dönüşüm çalışmalarını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla birlikte yaptıklarını belirten Türkmen, “Büyükşehrimiz inşallah yeni dönemde… Yoksa bu dönemdeki anlayışla bir arpa boyu yol alamayız. Üsküdar’a mevcut İBB yönetimi kardeşlerim bir çivi dahi çakmadı. Hiçbir yeni projesi yok. Sosyal medyadaki o süslü cümlelere milletimizin artık karnı tok. Üsküdar’da İBB’nin geçtiğimiz 5 yılda bir çivisi daha yok. Haksızlık da etmeyelim birkaç tane kazık çaktı. Nereye? Mimar Sinan Çarşısı’nın hemen yanında 30-40 tane sütunlar var. Başka bir tane yeni eseri yok. Milletimiz artık her şeyi görüyor. Açıklayacağımız projelerimizi gerçekleştirmek için özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Üsküdar Belediyesi ve Bakanlığımız el ele vermek durumundayız. Aynı hedefe kilitlenmek durumundayız. Aynı havayı teneffüs etmek durumundayız. Aynı dert ile dertlenmek durumundayız.” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Türkmen’in yeni döneme ilişkin gençlik kampı ve kültür merkezleri, çok amaçlı tesisler, parklar, yeni yeşil alanlar, hastane ve yaşam alanları, yurt projeleri ve sosyal projelerinin yer aldığı bir video izletildi.

Programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Süleyman Soylu, Hasan Turan, Müşerref Pervin Tuba Durgut, MHP Üsküdar İlçe Başkanı Naim Özcetekin, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir ile çok sayıda Üsküdarlı katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/uskudar-belediye-baskani-hilmi-turkmen-yerel-secimlerdeki-projelerini-acikladi/feed/ 0
Mansur Yavaş: ‘Haymana’ya Minibüsle Geldim, Korumalarla Değil’ https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-haymanaya-minibusle-geldim-korumalarla-degil/ https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-haymanaya-minibusle-geldim-korumalarla-degil/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:09:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4973 Haber: İleyda Özmen Kamera: Dursun Alkaya

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Haymana’da Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışında konuştu. Yavaş, “Afet oldu geldim, cenaze oldu geldim. Her şeyinizle bizzat ilgilendim. Gelirken de bir tane minibüs, bir tane şoför, bir tane korumayla geldim. Ne çakar, ne konvoy hiçbirisi yok. Çünkü ben Haymana’ya geliyorum, hemşerilerim yanına geliyorum. Hiçbirisini ayırmadım ki niye çekineyim? Niye korumalarla, konvoylarla geleceğim. Kardeşlerimin yanına övüne övüne, sevine sevine geldim. Bazı belediye başkanları ‘Oy vermezseniz hizmet gelmez’ diyor. Benden önceki de aynı şeyi söylüyordu. ‘Kim oy verirse ilk ondan başlarım’ diyordu. Öyle bir şey yok. Adaletli, merhametli, vicdanlı davranmak lazım. Nerenin acil sorunu varsa, oradan başlamak lazım. Haymana’da kanalizasyon sorunu varken, başka bir yer daha çok oy verdi diye oraya mı hizmet edeceğiz?” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, bugün Haymana Belediye Başkan Adayı Levent Koç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, Ankara Milletvekili Yüksel Arslan ile birlikte Haymana SKM açılışı programına katıldı. Programda konuşan Yavaş, şunları söyledi:

“BENİM HALKIN PARASINI, ÇÖP PROJELERE GÖMECEK PARAM YOK”

“İnsan demek ki seçimde verdiği sözleri tutunca böyle karşılanıyormuş. Haymanalı alışkın değil. Büyükşehir belediye başkanı oyları alır, bir daha seçimden seçime gelir… Afet oldu geldim, cenaze oldu geldim. Her şeyinizle bizzat ilgilendim. Gelirken de bir tane minibüs, bir tane şoför, bir tane korumayla geldim. Ne çakar, ne konvoy hiçbirisi yok. Çünkü ben Haymana’ya geliyorum, hemşerilerim yanına geliyorum. Hiçbirisini ayırmadım ki niye çekineyim? Niye korumalarla, konvoylarla geleceğim. Kardeşlerimin yanına övüne övüne, sevine sevine geldim. Hiç unutmuyorum… Şurada meydanda konuşurken ‘Benim çılgın projem yok. Benim halkın parasını, çöp projelere gömecek param yok. Ben en büyük proje olarak, Ankara halkını zengin etmeyi ilan etmiştim. Ankara halkından alacağımı, Ankara halkına harcayacağım’ demiştim.

“ESNAFIMIZI DA BİR ŞEKİLDE AYAKTA TUTMANIN ÇARESİNİ ARIYORUZ”

Şu anda kırsal kalkınma desteklerini Polatlı ve Bala ilçeleriyle birlikte en çok alan ilçe Haymana oldu. Tam 9 bin çiftçiye 3 bin ton tohum desteğinde bulunduk. 4 bin 100 çiftçiye mazot desteğinde, bin 300 çiftçiye sıvı gübre desteğinde, 2 bin 200 çiftçimize sebze fidesi desteğinde, bin 100 adet oluk, 42 kilometre sulama borusu, 12 kilometre kapalı sulama sistemine geçiş hep bu dönemlerde oldu. Başkent Kart aracılığıyla Haymanada’da 4 bin aileye destekte bulunuyoruz. Bu 4 bin aile Haymana’daki esnaftan alışveriş yapıyor. Haymana’daki esnafımız da para kazanıyor. Kırtasiye, et yardımları yapıyoruz. Esnafımızı da bir şekilde ayakta tutmanın çaresini arıyoruz. Belediyecilik budur. ‘Proje yapıyorum’ diye halkın parasını çöp projelere gömüp, mala davara faydası olmayan işlere para yatırıyorlar. Ankara’nın girişindeki, çıkışındaki kapıların kime ne faydası var? Oraya harcanan parayla tek başına Haymana abat olurdu. Geldik geleli Haymana’da yapılmayan ASKİ yatırımlarını tek tek yaptık. Haymana’ya itfaiye binası yaptık. Haymana’da 27 mahallenin su sorunu giderildi. Evinizde su kesilse hemen ASKİ’yi ararsınız. Yıllardır suyu olmayan köylere neden yapmadınız? Pahalı pahalı Ankara’da suyu sattılar. Oyu aldıktan sonra Haymana’yı unuttular gittiler. Bu insanlar nasıl yaşar hiçbirisini görmediler.

“BAZI BELEDİYE BAŞKANLARI ‘OY VERMEZSENİZ HİZMET GELMEZ’ DİYOR. BENDEN ÖNCEKİ DE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORDU. ‘KİM OY VERİRSE İLK ONDAN BAŞLARIM’ DİYORDU. ÖYLE BİR ŞEY YOK. ADALETLİ, MERHAMETLİ, VİCDANLI DAVRANMAK LAZIM”

Televizyonlarda görüyorsunuz. Bazı belediye başkanları ‘Oy vermezseniz hizmet gelmez’ diyor. Benden önceki de aynı şeyi söylüyordu. ‘Kim oy verirse ilk ondan başlarım’ diyordu. Öyle bir şey yok. Adaletli, merhametli, vicdanlı davranmak lazım. Nerenin acil sorunu varsa, oradan başlamak lazım. Haymana’da kanalizasyon sorunu varken, başka bir yer daha çok oy verdi diye oraya mı hizmet edeceğiz? Öncelikle söz veriyorum. Ankara’da bütün köylerde açıktan akan kanal kalmayacak. Musluktan suyu akmayan köy kalmayacak. Haymana halkı kararını vermiş ben onu anladım. Geçen geldiğimizden daha kalabalık bir şekilde karşıladı. Çünkü herkesten vergi alıyoruz, herkese eşit hizmet ediyoruz. Levent Başkanımın arkasında ABB var. ABB için ‘yok’ diye bir kelime yok. Haymana’dan rekor oy bekliyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-haymanaya-minibusle-geldim-korumalarla-degil/feed/ 0