Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayan Trabzonspor’un 55. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu yönetmesi için divan başkanlığına Hakan Orhan oy birliği ile seçildi. Genel kurula Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Teknik Direktör Şenol Güneş’in de katıldığı gözlendi. Divan seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından mevcut yönetim kurulunun faaliyet raporu okundu.
Ali Sürmen: “Benim veda günüm”
Daha sonra söz alan Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen, yapılan genel kurulun aynı zamanda kendisi için veda günü olduğunu belirterek, “Trabzonspor şampiyon olduktan sonra ciddi sıkınlar yaşadı. Mali sorunlar yaşadı. İcracıların kapıya dayanmaya hazırlandığı dönemde sorumluluğu üzerine alan şahsi ve sponsorluk anlaşmaları yapan Ertuğrul Doğan’a da teşekkür ediyorum. Yaşanmışlıklarla ders alarak yoluna devam etmesini tavsiye ediyorum. TFF’de birçok arkadaşımız görev aldı ama görevli olduğu dönemde onun kadar elini taşın altına koyan isim görmedim. Türk futbolunda adaletin sağlanması için büyük bir emek veren Mustafa Hacıkerimoğlu. Maalesef Fenerbahçeliler istedi diye onlarla birlikte hareket edenleri de yadırgıyorum” ifadelerini kullandı.
Neden aday olmadığını daha önce açıkladığını belirten Sürmen, “Buranın kaybedeni olmaz bir tercih yapılıyor. Küsüp, darılarak başka yerlere gitmemektir önemli olan. Trabzonspor için çalışmaktır kendiniz için değil. Benim aday olmamamda düşündüğüm en büyük etken budur. Aday değilim diyorsak bu camia içindir. Ben yönetici olacağım kibrine katılmamak gerekiyor. Ben bu kongrede yönetmeye değil, yönetilmeye talip oldum. Kim seçilirse seçilsin onun emrindeyim. Trabzonspor’un emrindeyim” dedi.
Ertuğrul Doğan: “Divan Kurulu üyeleri yön gösterici olacaklardır”
Sürmen’in konuşmasının ardından kürsüye gelen Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, hizmetlerinden ötürü Ali Sürmen’e plaket verdi. Doğan, Trabzonspor Divan Kurulu’nun akil insanlardan oluştuğunu belirterek her bir üyesinin görüşlerinin kendilerini için önemli olduğunu ve yön gösterici olacağını söyledi.
Başkan adayları tek tek söz aldı
Genel kurul üyelerinin dilek ve temennilerinin ardından başkan adaylarından ilk söz alan isim Emin Kahraman oldu. Kahraman, Trabzonspor’da uzun yıllar yöneticilik yaptığını hatırlatarak, “Trabzonspor davet ettiği zaman hiçbir zaman görevden kaçmadım. Buradan bana bir şans çıkarsa en iyi hizmetleri yapmaya talibim. Yönetime sunulmak üzere durum tespit çalışma projelerimiz var. Daha aktif bir divan kuruluna her zamankinden daha çok ihtiyaç var” derken, diğer adayı Hayrettin Hacısalihoğlu ise, “Trabzonspor Kulübü’ne uzun yıllar hizmet ettim. Bunca yılın tecrübesi ile divan başkanı olarak hizmet vermek istiyoruz. Ben Trabzonspor’u hiç bir zaman uzaktan sevmemiş bir kardeşinizim. Hayatım boyunca yaşadığım heyecanın kaynağında hep Trabzonspor olmuştur. Ben işime gelen işi yapmadım sadece Trabzonspor’un işine gelen işleri yaptım. Bizler hiç bir zaman bir birimize rakip değiliz. Bizlerin rakibi haksızlığı kendine hak edinmiş kulüplerdir. Bizler tüzüğün bize verdiği yetkileri çok iyi biliyoruz ve bunun dışına çıkmayacağımızın sözünü veriyorum. Bizim amacımız birlik ve beraberliği arttırmaktır” açıklamasında bulundu.
Başkan adaylarından son sözü alan Mahmut Ören de, “Bugüne kadar Trabzonspor’a bütün alanlarda hiçbir beklenti olmadan hizmet etmeye çalıştım. En büyük hedefimiz birlik ve beraberliğin sağlanması adına çalışacağız. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu olarak üyelerin ayrışımına asla yol açmayacağız, birleştirici olacağız. Yönetime katkı sağlayacak tavsiyelerde bulunacağız” diye konuştu.
Oy verme işlemi başladı
Başkan adaylarının konuşmasının ardından oy verme işlemine geçildi. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanlığı seçimlerinde oy verme işlemi saat 16.00’ya kadar devam edecek. 2 bin 90 üyenin oy kullanma hakkı bulunuyor. – TRABZON
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, TRT World sunucularından Elif Bereketli’nin moderatörlüğünde yapılan “ADF ADDRESS” etkinliğinde, Türkmenistan Milli Lideri ve Halk Maslahatı Başkanı Berdimuhamedov konuştu.
Berdimuhamedov, foruma davetinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek, forumun, uluslararası ilişkilerin mevcut durumu ve birçok temel soruyu gündeme getirdiğini kaydetti.
Forumun, yalnızca siyasi, ekonomik ve hukuki soruları gündeme getirmediğine dikkati çeken Berdimuhamedov, foruma ülkelerin nüfusu, askeri kapasitesi veya teknolojik düzeyine bakılmaksızın dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Berdimuhamedov, Türkmenistan’ın, Eylül 2023’te BM Genel Kurulunun 78. oturumunda, BM himayesinde kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluşturulması önerisinde bulunduğunu hatırlatarak, “Bunu, 21. yüzyılda devletlerarası ve uluslararası ilişkilerin yapısına ve bunu başarmaya yönelik araçlara ilişkin bir tutum ve normlar sistemi olarak görüyoruz.” dedi.
Türkmenistan’ın, küresel güvenliğin sağlanmasında bölgesel kuruluşlar ve hükümetler arası birlikler aracılığıyla sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve insani faaliyetlerin de güçlendirilmesini gerekli ve yerinde gördüğünü belirten Berdimuhamedov, şöyle devam etti:
“Bu konuda diğer uzmanlaşmış yapı ve kurumların görüşlerini dinleyerek, dünya siyasetinin temel sorunlarının çözümüne yön vermeliyiz. BM’nin, belirlenen ana misyona ulaşmasına yardımcı olunmalıdır. Bu, sadece ahlaki görevimiz değil, aynı zamanda sorumluluğumuzdur. Benzer şekilde diğer uluslararası kurum ve kuruluşların BM ile işbirliği güçlendirilmelidir. Yeryüzünde barışın ve dünya yapısının sağlanması açısından bölgesel heyet ve kuruluşlarının konum ve misyonunun artırılması gerektiğini düşünüyorum.”
Berdimuhamedov, Türkmenistan’ın BM’de bir Tarafsızlık Dostları grubu oluşturma girişiminde bulunduğunu, birçok ülkenin bu fikre katıldığını aktararak, bunun mantıklı bir çözüm olduğuna inandığını söyledi.
Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Berdimuhamedov, geleceğin ekonomisinin bir modeli olarak değerlerin dağıtımına, bunların ulaştırılmasına, araç ve kanallarının kullanımına büyük önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
Berdimuhamedov, şu ifadeleri kullandı:
“Yeni yaklaşımlar ayırt edilmeden siyasallaşmaya ve ayrımcılığa tolerans gösterilmemelidir. Ana odak noktası iki öncelikli alan üzerinedir, enerji koordinasyonu ve ulaşım bağlantısı. Türkmenistan, düşük karbonlu enerjiye geçerek enerji entegrasyonuna ulaşma yönünde stratejik bir yön aldı. Bu çalışmada da bu tür yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu, bu yolu takip etmek isteyen ülkeler için eşit şartlara sahip olmayı garanti edecektir. Bu, ülkelerin enerji tasarrufu sağlayan teknolojilere sahip olmalarını sağlayacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından tam anlamıyla yararlanabilmeleri için iklimsel ve coğrafi avantajlardan yararlanmalarını sağlayacak.”
Geleneksel enerji kaynaklarının “yeşil” gündeme dayalı yeni kaynaklarla birleştirilip uyumlaştırıldığını dile getiren Berdimuhamedov, Türkmenistan’ın dünyada “yeşil diplomasiye” ve böyle bir işbirliği modeline öncelik verdiğini vurguladı.
???????Berdimuhamedov, “Türkmenistan, Hazar ve Karadeniz bölgelerini geçen, Avrupa, Orta Doğu, Asya-Pasifik bölgelerini mutabakata varılan standart ve kriterlere göre çalışan tek bir ulaşım sistemine bağlayan Avrasya multimodal ulaşım ve transit projelerinin uygulanması üzerinde çalışıyor.” dedi.
İklim gündeminin, artık küresel güvenliğin ve barış içinde bir arada yaşamanın tanımlayıcı bir sembolü olarak tanıtıldığına değinen Berdimuhamedov, Türkmenistan’ın, güvenliğin sağlanmasına yönelik yaklaşımın temeli olarak, iklim meselesine sistematik bir yaklaşımı, çok taraflı kontrol yönteminin oluşturulmasını, iklimin, ekolojik ve insan kaynaklı tahribatların etkisinin azaltılmasını savunduğunu aktardı.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yarın bir dizi açılış ve miting için Adana’ya gelecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin il binasına gelerek hazırlıklar hakkında bilgi aldı. Daha sonra gazetecilere konuşan Çelik, herkesi yarın 12.00’da İstasyon Meydanı’nda düzenlenecek mitinge davet etti.
Türkiye’de yapılan seçimleri, ‘Türkiye’nin en büyük gücü ve zenginliği’ olarak niteleyen Çelik, “Seçime 1 ay kalacak evreye girmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin en büyük gücü ve zenginliği iktidar ve yerel yönetimlerin seçimler yoluyla belirlenebilmesidir. Etrafımızda ülkelere baktığımızda sandığın ne kadar uzakta olduğunu görmek mümkün. Bununla birlikte Türkiye’nin ne kadar sağlıklı seçimler yapabilen, sandık yoluyla iktidarı, yerel yönetimleri ve bütün yöneticileri seçebilecek bir kapasiteye, tarihe sahip olmasının cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlanması bakımından ülkemizin en büyük zenginliği olduğunu ifade etmek isteriz” diye konuştu.
“Milletimiz sandıkta cevabını verdi”
28 Şubat süreci hakkında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “28 Şubat’a az bir süre kaldı. O zaman buna postmodern darbe demişlerdi. Yönetimi bir tür kuşatmayla yönetimi ele geçirmek üzere ortaya koyduğu bir teşebbüstü. Hem silahlı kuvvetler hem de yargı içerisinde ki bir takım vesayet odaklarının ülkemize çektirdiği sıkıntılar ülkemize bedeller ödetmiştir. Yapılan tartışmalara bakarsanız bunların aslında ülkemizin geleceğine yön vermek isteyen dış güçlerle bağlantılı olduğu net bir şekilde görülmüştür. O zaman ki ifadelerde seçilmiş hükumeti devirmek üzere ortaya koyulan aktivizm hem silahlı kuvvetler hem de yargı içerisinde ki vesayet odaklarında yerine getiriliyordu ama bunların dış bağlantılı olduğu açıktı. Milletimiz bütün bu süreçlere ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesine bağlı kalarak sandıkta tecelli ederek devam etti. Bütün bu süreçlere cevabını sandıkta verdi” ifadelerini kullandı.
“Türkiye büyümekte ve güçlenmektedir”
Türkiye’de seçimlere müdahale edilmediği için her geçen gün ülkenin büyüdüğünü aktaran Çelik, “Demokratik mekanizmalar ne zaman iyi çalışmışsa, Türkiye’nin zenginleşmesi, refahı ve güvenliği garanti altında olmuştur. Sandığın iyi işlemesi sayesinde Türkiye’de seçimlere içeriden ve dışarıdan müdahalelerin engellenmesi sayesinde sandık iradesi tam olarak ortaya çıktığı için Türkiye büyümekte ve güçlenmektedir” dedi.
“Muhalefet siyasetin kalitesini düşürüyor”
Muhalefetteki gelişmeler nedeniyle siyasetin kalitesinin düştüğünü kaydeden Ömer Çelik, “Muhalefetteki gelişmelere baktığımızda siyasetin kalitesini tehdit eden ve demokrasiye zarar veren yaklaşımların her geçen gün başka bir safhada üretildiği görüyoruz. Genel seçimler sürecinde 6’lı ve 7’li masa vardı. Biz o zaman bu 6’lı ve 7’li masanın ülkenin başına büyük sıkıntılar getireceğini ifade etmiştik. Ülkemiz bu çağrılara olumlu cevap verdi ve cumhurbaşkanımızı yeniden seçerek 6’lı ve 7’li masanın Türkiye’ye bir bedel ödetmek şeklinde sonucu olacak çerçevesini siyasi gündemin dışına çıkardı” şeklinde konuştu.
“Yapay zeka formülü siyasi akıldan uzaktır”
6’lı masayı oluşturan siyasi partilerin genel başkanlarının milletten özür dilemesi gerektiğini ifade eden Ömer Çelik, daha sonra şunları söyledi:
“6’lı ve 7’li masayı oluşturan bütün genel başkanların önce çıkıp yerel seçimler için oy istemekten önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle açıklamayla ortaya koyması gerekir. Milletin aklına güvenmek demokrasinin gereğidir. Milletin aklına en yüksek değer olarak bakmak siyasette ve demokraside temel ilke olmalıdır. O gün 6’lı ve 7’li masa çerçevesinde çıkanların her biri diğerine saldırıyor. Aynı zaman da her birinin partisindeki bir grup hizipler diğerine saldırıyor. Bunların millete güçlü bir özür borcu vardır. Buradan çıkmak için buldukları formülün yapay zeka olması da siyasi akla ve zekaya teveccüh konusunda ne kadar uzak bir yerde durduklarını göstermektedir.” – ADANA
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’ programında kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum, eski Başbakan Tansu Çiller, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Protokol konuşmalarıyla başlayan program, Kurum’un çalışmalarının olduğu tanıtım filmi ile devam etti.
“4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Dün konuşmama hazırlanırken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu güzel cümlesini bir kez daha okudum. Atatürk ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en şerefli varlığımızdır.’ Sizler bu sözlerin bizzat ispatısınız. Çünkü bugün, 4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz. İstanbul’un neresine gitsek sizin eserlerinizi görüyoruz. Zaten İstanbul tarihinin hangi dönemine bakarsanız, bu şehrin bir kadınlar şehri olduğuna şahit olursunuz. İstanbul’umuz güzelliğiyle sizlere benzemektedir, şefkatiyle sizleri andırmaktadır. İstanbul’un ilk kuruluş efsanesi bile dünyanın en güzel kadınının hikayesiyle başlar. Kız Kulesi, İstanbul’un tarihindeki en güzel efsanelerden birini temsil eder. İstanbul Şah Sultan’ın, Haseki sultanların külliyeleriyle, Mihrimah ve Valide sultanların camileriyle, Osmanlı’nın o zarif kadınlarının yaptırmış oldukları binlerce vakıfla kadınların ellerinde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Bu şehrin kadim mahallelerinde bulunan evlerin, meydanların, hanların tamamının altında kadınların imzaları vardır. Seyyahlar da bu durumu kabul etmiş olmalılar ki notlarında ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir’ derler. İşte İstanbul’un en güçlü şirketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamunun yöneticisi olan kadınlarımız buradalar. İstanbul’umuz inşaattan tekstile, savunma sanayisinden sivil topluma, hukuktan spora, gazetecilikten sanata kadar her alanda liderlik eden Türk kadınının emekleriyle 1 Nisan sabahı itibarıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanmaktadır. 39 gün sonra İstanbul’umuz gerçek belediyecilikle tanışacak ve ‘Kadınların İstanbul’u’ dönemi başlayacak” dedi.
“İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız”
İstanbul’u her alanda örnek bir şehir yapmak için çalışacağını belirten Kurum, “Kadınlarımızın inceliğini, özgüvenini örnek alan bir yönetim anlayışı sunacağız. Bugün nasıl sizler insanımızın, emekçimizin daha güzel bir geleceğe uzanması için canla başla mücadele ediyorsanız, biz de aynı geleceği kurgulamak için ter dökeceğiz. Bugün aranızdaki hocalarımız, nasıl muhteşem sanatkarlar yetiştiriyorsa biz de bu şehrin kültürle, sanatla yaşaması için çaba sarf edeceğiz. Sizler nasıl yenilikçi projelerinizle gençlerimize kariyer fırsatları sunuyorsanız, biz de gençlerimize yeni iş alanları açacağız. Şirketlerinizde Türkiye’nin büyümesi için nasıl çalışıyorsanız, biz de İstanbul’u her alanda dünyaya örnek bir şehir yapabilmek, yarınlara güven ve huzur içerisinde hazırlayabilmek için koşacağız. İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız. Göreve geldiğimizde kadın yönetici, işçi ve memur sayımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihindeki en yüksek seviyeye çıkaracağız. İstanbul’un kadınları, bu aziz şehri nasıl bugüne taşıdıysa biz de İstanbul’u yeniden yükselişe geçirecek projelerimizi sizlerle birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız”
1 Nisan’dan itibaren İstanbul’u kadınlara birlikte yöneteceğini dile getiren Kurum, “Biz iktidarda olduğumuz 22 yıl boyunca kadınlarımızın, annelerimizin hep yanı başında olduk. Kadınların özgürlüğü ve özgüveni için her adımı kararlılıkla attık. İş gücüne katılım düzeylerini olabildiğince artırdık. Bugün, kadınlarımızın her alanda güçlendiklerini gördükçe, geleceğe daha umutla bakıyoruz, kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız. Sizlerle bugün ilkini yaptığımız bu toplantıyı düzenli olarak yapacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız”
Sıfır atık ile ilgili konuşan Murat Kurum, “Bir çevre hareketi olarak doğan, daha sonra hızla Türkiye’nin en büyük kadın hareketine ve ardından da küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketimiz saygı değer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi’dir. İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız. İstanbul Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefini yakalayan ilk şehir olacak. 2040 yılına geldiğimizde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte İstanbul’da net sıfır emisyona ulaşacağız. İstanbul’un güçlü kadınlarından sadece sıfır atık hedefimizde istifade etmeyeceğiz. Sizlerin bu şehrin diğer kadınlarına da destek olacağı tüm kanalları açacağız. Hep birlikte kadınların işgücüne katılımını ve kadın girişimcilerimizi tüm gücümüzle İBB olarak destekleyeceğiz. Bunun için de ihtiyaç duyulan eğitim, istihdam fırsatlarına ve finansal erişime dair eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız” dedi.
“Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar”
Kurum, kadınlara vereceği destekler hakkında şöyle konuştu:
“Mevcut yönetim kadınlarımızın bin bir emekle kurduğu İSMEK’lerimizi artık işletilemez hale getirdi. İSMEK ve diğer meslek edindirme faaliyetlerimizle 39 ilçede kadınlarımıza hizmet edecek atölyelerimizi süratle yaygınlaştıracağız. Kadınlarımız hangi sektörde iş yapmak isterse, biz tam o karar noktasında hemen yanlarında olacağız. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, büyükşehir yanında diyeceğiz. Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. Bugün İstanbul’da çalışan her bir kadınımız, tam 288 saati trafikte heba ediyor. Algı belediyeciliği ile sosyal medya belediyeciliği olarak tarif ettiğimiz anlayışla İstanbul trafikte çile çekilen bir şehir haline geldi. Türkiye Yüzyılı’nda açıkladığımız projelerimizde yeni metrolarla, tünellerle, otopark projeleriyle bir çok sorunu süratle çözeceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız.”
“Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız”
Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl işleyeceğine de değinen Kurum, “Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız. Bu kapsamda da yapılacak tek şey, kentsel dönüşümdür. Bilim insanları 1 buçuk milyon deprem riskiyle yaşayan ailemiz olduğunu söylüyor. 600 bin konutu ise acilen dönüştürmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Biz 650 bin konut yapıp, bir seferberlik anlayışıyla İstanbul’umuzu dönüştüreceğiz dediğimizde mevcut CHP’li yönetim ne diyor biliyor musunuz? ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diye açıklama yapıyor. Ben buradan Ekrem Bey’e soruyorum: ‘650 bin konutu dönüştürmeyerek, İstanbul’la ilgilenmeyerek, boş zamanlarında belediyecilik yaparak, İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayı nasıl hedefliyorsunuz? Vatandaşımızın kaygılarını, o iradeyi sahada göstermeden, milletimizle el ele vererek o dönüşümü gerçekleştirmeden, insanlarımızın korkularını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?’ Sizin böyle bir derdiniz olmadığını biz çok iyi biliyoruz, milletimiz de çok iyi biliyor. Siz, İstanbul’un deprem dönüşümünü çözmek üzerine zaten 5 yılda herhangi bir irade ortaya koymadınız. Bari yapılana mani olmayın, yapılanı engellemeyin. İstanbul’umuz, depreme hazır olana kadar bu mücadeleyi gece gündüz sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır”
CHP’li başkan adaylarının mal varlığını açıklamayı düşünüp düşünmediğini soran gazeteciye Kurum, şu şekilde cevap verdi:
“Biz mal varlığımızı düzenli olarak bildiriyoruz. Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır. Açıklamakta da hiçbir sıkıntı yok.”
“CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız”
Kentsel dönüşümde kira yardımı ile ilgili soru üzerine ise Kurum, “Vatandaşımıza kentsel dönüşümde hem 100 bin TL taşıma ve kira yardımı vereceğiz, hem de 100 bin kiralık konut yapacağımızı açıklamıştık. Bir taraftan kentsel dönüşümü yapacağız, bir taraftan da kentsel dönüşüme girmiş vatandaşlarımızın bu kiralık konutlarda ikametini sağlayacağız. Bu konutlar uygun kiralarlar vatandaşımız tarafından kiralanacak ve hiçbir şekilde satılmayacak. İstanbul genelinde yapacağımız bu kiralık konutlarla birlikte kira fiyatlarının düşmesini de sağlayacağız. Vatandaşlarımıza vereceğimiz kira desteğiyle bu soruna ilişkin de önemli bir iradeyi ortaya koymuş olacağız. Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız. CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız. İstanbul depremi bir gerçek, bunu bilim insanları söylüyor. Mevcut yönetimin danışman olarak tuttuğu ve bilgisine inandıkları hocalar da bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum, programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Program çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan eksi Başbakan Tansu Çiller ise, “İlk kadın kredilerini veren birisi olarak bu beni heyecanlandırdı. Bu alanda belediyecilikle birleştirilerek bir demokratik atılım haline de getirilebilir. İstanbul için çok şey yapılacaktır. İstanbul için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Ege Genç İş İnsanları Derneği’ne (EGİAD) yeni üye olanların kurumu tanıması, aidiyet duygusunun güçlenmesi ve üyeler arası kaynaşmanın sağlanması amacıyla 10-11 Şubat’ta İş Geliştirme Komisyonu tarafından organize edilen Üye Oryantasyon Kampı Kuşadası’nda bulunan bir otelde yapıldı. EGİAD Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, EGİAD Geçmiş Dönem Genel Sekreteri ve şu anda İZTO İzmir Ticaret Odasının Genel Sekreterliği görevini yürüten Prof. Dr. Mustafa Tanyeri de konuk konuşmacı, Utku Nefesoğlu ise eğitmen olarak yer aldı. Derneğe yeni katılan veya dernek hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen üyeleri, dernek projeleri ve kurum kültürü hakkında bilgilendirmek ve derneğe entegrasyonunu kolaylaştırmak üzere düzenlenen EGİAD Üye Oryantasyon kampına 100’e yakın yeni üye katılım gösterdi. Son bir yıldır rekor düzeyde üyenin katılım gösterdiği STK’nın oryantasyon kampına da ilgi büyüktü.
“Ortak sesle hareket eden dev bir takımız”
Toplantının açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, EGİAD’ın kurumsal yapısı, iş birlikleri ve 17. dönemin stratejik çalışma alanları hakkında bilgi vererek gerçekleşen faaliyetleri aktardı. Yelkenbiçer, EGİAD’ın üyeyle bütünleşen, üyenin sesine kulak veren ve akabinde projeleriyle topluma yön veren yapısıyla hem lider yetiştiren hem topluma umut olan bir okul olduğunu belirterek, “Dev bir takım ve gerçek bir sivil toplum örgütü olarak; tek ses, tek yürek olarak hareket ediyoruz. Farklı görüşleri olan arkadaşlarımızı dinliyor, anlıyor, harmanlıyor; EGİAD ve toplum yararına ne gerekiyorsa tek ses olarak onu seslendiriyoruz. 17’nci dönem için çalışmalarımızda büyütme ve bütünleştirmeye önem vererek EGİAD’ın güçlü ve dinamik bir STK olarak misyonunu yerine getirebilmesi hedefiyle üyelerimizden aldığımız güç ile takım olarak çalışıyoruz. Bu nedenle aramıza katılan yeni arkadaşlarımıza da öncelik verecek şekilde, derneğimiz içindeki aidiyet duygusunu en üst seviyede tutarak her gün çalışmaya devam ediyoruz. EGİAD’ı 34 yıl boyunca başarılı ve öncü kılan en önemli faktörlerden biri, nitelikli insan kaynağını bünyesine katabilmesi oldu. Her yıl aramıza birbirinden yeni girişimciler, profesyoneller ve aile şirketine mensup üyeler katılmakta. Son zamanlarda da aramıza katılan değerli yeni üyelerimizin dernek kültürüyle yetişerek bizlerle sahada çalışacaklarını biliyoruz. Buranın bir okul olduğu bilinciyle her üyenin liderlik vasıflarını güçlendirerek önlerini açmanın, onlara bilgi ve beceri kazandıracak çalışma alanları oluşturmanın önemine inanıyor, aynı zamanda bu süreçte onlardan da çok şey öğreneceğimizi biliyoruz” dedi.
“EGİAD sizlerle umut yeşertiyor”
EGİAD’ın toplum yararına ürettiği projeleri ile umut aşıladığını söyleyen Yelkenbiçer, “Bu umudu yeşerten sizlersiniz. Siz üyelerimizin geliştirdiği projeler topluma umut veriyor. Topluma itici güç olacağınıza, umut yeşerteceğinize inancım tamdır” dedi. EGİAD’ın geçmiş dönemlerde Genel Sekreterliğini yapan şu anda İZTO Genel Sekreterlik görevini yürüten Prof. Dr. Mustafa Tanyeri ise yaptığı konuşmada EGİAD’ın geçmişten bugüne gerçekleştirdiği başarılı etkinliklere, hazırladığı raporlara değinerek EGİAD’ın sadece gündemi takip eden değil, aynı zamanda gündem oluşturan vizyoner yapısına vurgu yaptı.
“EGİAD parmak ısırtan noktada”
Sivil toplumculuğun bir virüs gibi insanın kanına işlediğini vurgulayan Tanyeri, üyelerin entelektüel birikimini, girişimcilik dinamizmini EGİAD tecrübesiyle birleştirip büyük bir sinerji oluşturduklarını belirterek, “EGİAD, 34 yıldır her dönem birbirinin üstüne koyarak birçok başarılı çalışmaya imza attı. Sivil toplumun kurumsallaşması ve özel girişimciliğin yaygınlaşması için çalışmaları bölge açısından çok önemli yer edindi. İzmir’in kalkınmasına dönük çok sayıda inisiyatif geliştirerek, öncülük etti. Bu vesile ile özverili çalışmaları ile topluma ve EGİAD’a hizmet etmiş olan tüm kurucularımızı, derneğimiz yönetim organlarında görev almış arkadaşlarımızı ve bütün üyelerimizi buradan saygıyla anıyorum. Büyük EGİAD ailesi olarak, bölgemizin ve ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunan, öncü projeleriyle topluma yön veren, sanayici ve iş insanlarının sorunlarına sahip çıkan, gündemi takip etmenin ötesinde gündem belirleyen bir dernekte olduğunuzu söylemeliyim. Seçim çalışmalarındaki yoğun rekabetten sonra bile seçim salonundan kol kola çıkabilen başkanların olduğu, aidiyet kültürünün en yüksek seviyede yaşandığı bir STK olarak EGİAD, kurum ve liderlik kültürünü taşıyan en önemli sivil toplum örgütlerinin başında gelmektedir. Bayrak yarışıyla şu an geldiği nokta parmak ısırtan niteliktedir” dedi.
Daha sonra söz alan Eğitim Uzmanı – Yönetim Danışmanı ve Uzman Psikolojik Danışman Utku Nefesoğlu ise üyeler için kısa bir eğitim gerçekleştirdi. Rekabetin yönetilmesi ve bilginin nasıl kullanılması gerektiğini aktaran Nefesoğlu, EGİAD’ın baş harflerinden oluşan; E-Etki’yi arttırma, G-Geri bildirim, güçlü yönler, güven, İ- İnsana yatırım, A- Amaç birliği, D- Değişime uyum sağlamak başlıklarını açarak, “Hepimizin öncelikli olarak iş dünyasında olan rekabet hedefini, derneğin misyonunda yer alan Türkiye’nin rekabet gücünü arttırma doğrultusunda, işin arkasında yatan matematiği de doğru anlayarak yönetmesi çok önemli. Özellikle bu noktada şirketinizde veya profesyonel hayatta insana özelliklede öncülere yatırım yapma başarıya götüren anahtarlardan biridir. Bunun asıl amacı ise “yankı etkisi oluşturmadır” yani ne verirsen onu alırsın. Yöneticilerinizin gelişimine gerekli kaynağı ayırdığınız zaman şirket içerisindeki yönetim şekilleri, yöntemleri, stratejileri dahil olmak üzere aslında zincirleme bir değer önerisi oluşturursunuz” dedi.
Etkinlik; söyleşiler, workshoplar, gala yemeği ve EGİAD’a yeni katılan üyelere plaket takdimi ile son buldu. – İZMİR
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, UNDP’nin geçen yıl boyunca tüm kaynaklarını, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilin yeniden toparlanması için yönlendirdiğini söyledi. Vinton, “UNDP’nin depremden en çok etkilenen illere desteği; geçim kaynaklarının ve ticari faaliyetlerin canlandırılması, kırılgan gruplara yönelik bakım hizmetlerinin yeniden sağlanması, atık ve enkaz yönetiminin iyileştirilmesi, tehlike altındaki kültürel mirasın korunması alanlarına odaklandı” dedi.
UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde, bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin DHA’ya yazılı açıklama yaptı. Vinton, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybetmesine ve 3,3 milyon kişinin evsiz kalmasına neden olan depremlerin 1’inci yılında, UNDP olarak afetten etkilenen insanlarla dayanışma içinde olduklarını ve toparlanma çabalarının desteklendiğini belirtti. Depremin 1’inci yıl dönümü nedeniyle Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay’a haftalık ziyaret düzenlediğini kaydeden Vinton, “Depremzedelerle bir araya geldim ve onların karşılaştıkları zorluklara ilk elden tanık oldum. Yaşamları yeniden inşa etmek ve umudu yeniden canlandırmak için durmadan devam eden çabalara ihtiyaç olduğu çok açık. Geçtiğimiz yıl boyunca UNDP, tüm kaynaklarını deprem müdahalesine yönlendirdi ve etkilenen topluluklar için sosyo-ekonomik toparlanma ve normale dönüşü önceliklendirdi. UNDP’nin depremden en çok etkilenen illere desteği; geçim kaynaklarının ve ticari faaliyetlerin canlandırılması, kırılgan gruplara yönelik bakım hizmetlerinin yeniden sağlanması, atık ve enkaz yönetiminin iyileştirilmesi ve tehlike altındaki kültürel mirasın korunması olmak üzere dört alana odaklandı” dedi.
‘TOPARLANMA HİBELERİNE 23 BİN 648 BAŞVURU ALINDI’
UNDP olarak depremzedeler için toparlanmanın güvenli ve emniyetli barınmadan daha fazlasını gerektirdiğinin bilincinde olduklarını aktaran Vinton, şunları kaydetti: “Toparlanma aynı zamanda, gelir getiren, bağımsızlığı teşvik eden ve kişisel saygınlığı geri kazandıran geçim kaynakları için fırsatların canlandırılmasına da bağlıdır. Bu prensip UNDP’nin çalışmalarına yön verdi. Toparlanmaya yönelik çalışmalarımızdan en önemlisi, İsveç tarafından finanse edilen ve depremlerden en çok etkilenen 11 ilde 4 bin 616 küçük işletmeye verilen 10 milyon ABD doları tutarındaki ‘deprem sonrası toparlanma hibeleri’ programı oldu. Program, neredeyse sınırsız olan ihtiyaçlar karşısında mütevazı kalsa da toplam 23 bin 648 başvuru alındı; daha geniş bir ekonomik canlanmayı teşvik etmek için tasarlandı.”
‘ÇALIŞMALARIMIZ SOMUT SONUÇLAR VERİYOR’
Bunun uzun bir yolculuğun sadece küçük bir adımı olduğunu vurgulayan Vinton, UNDP’nin sosyo-ekonomik toparlanmaya ivme kazandırmaya devam etmek için bir dizi yeni girişim başlattığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Kimseyi geride bırakma’ taahhüdümüzle uyumlu olarak odak noktamız; yaşlıların, engellilerin ve depremlerin savunmasız bıraktığı diğer kişilerin ihtiyaçlarını karşılayarak, toparlanmanın kapsayıcı ve adil olmasını sağlamak. Bu hafta Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay’da ‘erişilebilir toplum merkezleri’ açtık. Ayrıca Kahramanmaraş’ta bir kadın iş geliştirme merkezi kurulması ve Malatya’da engellilere yönelik protez ve diğer destekler için bölgesel bir merkez oluşturulması konusunda anlaştık. Çalışmalarımızın somut sonuçlar verdiğini görüyoruz. Ancak mevcut kaynaklar azalırken ihtiyaçlar çok büyük olmaya devam ediyor. Toparlanma konusundaki kararlılığımız sarsılmaz bir şekilde devam etse de katkıda bulunmayı sürdürmek için ortaklarımızın sürekli cömertliğine ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye’deki depremler, yıkıcı etkileri bakımından eşi benzeri görülmemiş düzeydeydi; uluslararası toplumdan ilham alan dayanışma ve destek de aynı derecede emsalsiz olmalı” dedi.
]]>