Zaman – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Thu, 01 Aug 2024 09:12:28 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı: “Şanssızlıkların hepsini maçta yaşadık” https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-abdullah-avci-sanssizliklarin-hepsini-macta-yasadik/ https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-abdullah-avci-sanssizliklarin-hepsini-macta-yasadik/#respond Thu, 01 Aug 2024 09:12:28 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10816 Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Corendon Alanyaspor mağlubiyetinin ardından yaptığı açıklamada, “Bir sezonda belki de çok olmayacak şanssızlıkların hepsini maçta yaşadık. Yapacak bir şey yok. Üçlü oyunumuzun üzerine koyarak devam edeceğiz. Bu dalgalanmalar zaman zaman olacak” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor, deplasmanda karşılaştığı Corendon Alanyaspor’a 3-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, oyuna son haftalarda olduğu gibi baskılı başladıklarını belirterek, daha sonrasında devam ettiremediklerini ifade etti. Rakibin beşli savunmaya dönmesiyle hamleler yaptıklarına dikkat çeken Avcı, şöyle konuştu:

“Maçtan önce de söylemiştim organizasyonlu bir takım vardı karşımızda. Özellikle hem bizdeyken hem rakipteyken pozisyonlara çalıştık. Oyun son haftalarda istediğimizi gibi baskılı başladı. Oyunda iki tane yaptığımız doğru baskılarla fırsatlar yakaladık. Rakip ilk baskıyı kırdığında ilk gelen topta sonrasında da belki de futbol sahalarında ender rastlanılacak ikinci bir kırılma golü yedik. İlk yarı bittiğinde topa sahip olma oranı yüzde 70’e 30. Biz 13, rakip 5 tane şut attı. İsabetli şut biz 5, rakip 2 tane attı. 2-0 devreye mağlup girdik. Böyle çok kolay olabilecek bir durum değil. Ama oyunu devam ettirebilirsek altından kalkacağımızı düşünüyorduk. Rakip beşli savunmaya döndü, biz de ona göre hamle yaptık. Oyunun içinde kalmak ve sonuna kadar devam ettirmek gerekiyordu. Zaman zaman oyuna girdik, zaman zaman ikinci yarıda oyundan kopuşlarımız oldu, geçişler verdik. Üçüncü gol de VAR’dan geldi. Bir sezonda belki de çok olmayacak şanssızlıkların hepsini maçta yaşadık. Yapacak bir şey yok. Üçlü oyunumuzun üzerine koyarak devam edeceğiz. Bu dalgalanmalar zaman zaman olacak. Hafta sonu bunu telafi edebilecek bir maç var. Durumumuzu oluşturabiliriz. Lig hedefi devam ediyor ve yerinde duruyor. Aynı zamanda Türkiye Kupası hedefi de duruyor. Buradan çıkaracağımız olumlu olumsuz şeyler var. Onun en iyi şekilde analizini yapıp çalışmaya devam edeceğiz. Alanyaspor’u, Fatih Hocayı tebrik ediyoruz. Bundan sonraki maçlarında başlarılar diliyoruz.”

“Karalar bağlayacak bir skor ama oyun olarak öyle olmadığını düşünüyorum”

Forvet oyuncusu Onuachu’nun durumuyla ilgili sorulan soruya Avcı, “Onuachu uzun zamandır yok biliyorsunuz. Sadece bu maçla ilgili değil, bir buçuk aydır yok. Bu zamana kadar Enis Destan ile çoğu maçı oynadık. Onuachu tabii ki bizim için önemli bir oyuncu. Onuachu niye yok niye vara dönemeyiz. Bugün Umut da oyuna girdi, hamle yaptık. Bizim çıkışa geçen bir oyunumuz var. Çok talihsiz bir maç oldu. Oyunun 60 dakikalık bölümünde tamamen üstündük. Ama daha iyisini yapmak için devam edeceğiz. Karagümrük maçı var ona hazırlanacağız. Lig üçüncülüğü devam ediyor. Kayıplar kazançlar olacak. Karalar bağlayacak bir skor ama oyun olarak öyle olmadığını düşünüyorum” yanıtını verdi.

“Alanyaspor’un nefes alabilecek bir durumu oluştu”

Alanyaspor’un Teknik Direktörü Fatih Tekke’nin eski bir Trabzonsporlu futbolcu olması ile ilgili bir sorunun sorulması üzerine ise Avcı, Fatih Tekke ile her zaman iletişimi olduğunu ifade ederek, “Biz Fatih hocayla maçtan evvel de konuştuk. İletişimimiz var. Hem hocalığına hem oyunculuğuna saygı duyuyorum. Bu işe kafasını veriyor. Düşmemeye oynuyorlar, onlar için çok kritik bir müsabaka. Nefes alabilecek bir durumları oluştu. Bir dezavantaj olduğunu düşünmüyorum. Trabzonspor ile Alanyaspor oynadı. Hedefler içinde duruyoruz şu an itibarıyla. Transfer bir tane yaptık. Diğer mevcut oyunculardan en iyi performansı alıp bir yanda da önümüzdeki 2, 2 buçuk senenin en iyi şekilde planlamasını yapıyoruz” şeklinde konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonspor-teknik-direktoru-abdullah-avci-sanssizliklarin-hepsini-macta-yasadik/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Kastamonu’da sel felaketinden zarar gören ilçeleri inşa ettiklerini söyledi https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-kastamonuda-sel-felaketinden-zarar-goren-ilceleri-insa-ettiklerini-soyledi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-kastamonuda-sel-felaketinden-zarar-goren-ilceleri-insa-ettiklerini-soyledi/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:54:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10445 AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Verdiğiniz sözleri gerçekleştiremezsiniz dediler. Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik. Selden hasar gören tüm dükkanlarımızı, sanayi sitelerimizi yeniledik” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Kastamonu Hemşeri Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum da eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başeskioğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, Bağcılar KASDER Şube Başkanı Mahir Karataş, belediye başkan adayları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.

Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “İstanbul kadim şehirdir. İstanbul bizlere yurt olan yerdir. Bu şehri son 5 yılda kıymet bilmez ellerden kurtarmak üzere Kastamonuluların çok büyük bir görevi vardır” sözlerine yer verdi.

“İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var”

Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Kastamonu’muzun gönlümüzdeki, tarihimizdeki, bağımsızlık mücadelemizdeki yeri çok ama çok ayrıdır, müstesnadır. Kastamonu İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in 100 yıl önce Nasrullah Camisi’nde o meşhur vaazını yaptığı yerdir. Bu memleket sizlerin mücadelesi sayesinde vatan azmini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Bu memleket ne zaman bir sıkıntıya girse, ne zaman devletimiz bir mücadelenin içinde olsa biliriz ki Kastamonu’nun yiğit evlatları, kahramanlarımız her zaman yanımızdadır. İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var” dedi.

“Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik”

Her zaman Kastamonuluların yanında olduğunu dile getiren Kurum, “Her gittiğim yerde söylüyorum. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Karadeniz’imizin her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret yapmışız. Karadeniz’de ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. 11 Ağustos 2022’de Kastamonu’muz çok acı bir sel felaketi yaşadı. O gün tüm afetlerde olduğu gibi Kastamonu’daki, Bozkurt’umuzdaki sel felaketinin ilk anından itibaren hep sizlerin yanında olduk. Kastamonulu kardeşlerimizin acılarını paylaştık, yaralarını sarmanın gayreti içerisinde olduk. Bu yüzden Kastamonulu kardeşlerimiz bizi iyi bilir, iyi tanır. Biz afetin ilk anından itibaren Kastamonulu kardeşlerimizin elini tuttuk. O gün Bozkurt’umuzda omuz omuzaydık. Beraber ağladık beraber üzüldük. Vatandaşlarımız en ufak bir mağduriyet yaşamasın diye tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bugün Bozkurt’umuz yeniden ayağa kalktı. Bozkurt’ta, Sinop Ayancık ve Bartın’da evleri zarar gören afetzede kardeşlerimize yeni konutlar inşa ettik. O zaman yine CHP zihniyeti siz bunları yapamaz bitiremezsiniz dediler. Verdiğiniz sözleri gerçekleştiremezsiniz dediler. Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik. Selden hasar gören tüm dükkanlarımızı, sanayi sitelerimizi yeniledik” şeklinde konuştu.

“İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir”

Kurum, “İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Önümüzde İstanbul’u yeniden ehil ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey apaçık ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta milletin yardımına koşanlar, diğer tarafta afet anında tatil beldelerine gidenler var. Bir tarafta İstanbul’umuzun 39 ilçesi için dertlenen, diğer tarafta kemdi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler var. Bu anlayışın millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konutu bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konut inşa edenleri seçeceksiniz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi geleceği için harcayanları ya da kenti için harcayanları seçeceğiz. İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir” ifadelerini kullandı.

“Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin”

Rabia işaretini eleştiren İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Kritik bir seçime gidiyoruz. Yarı zamanlı CHP’li mevcut belediye başkanı çıkmış ne diyor biliyor musunuz? Bizim Rabia işaretiyle alakalı ‘Bir parmak eksilterek el sallayanları 31 Mart’ta özgürleştireceğiz’ diyor. Bunlar tıpkı genel başkanları Özgür efendi gibi ağzından çıkanları kulakları duymuyor. Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin. Her zamanki gibi kibirleri akıllarının önüne geçmiş olacak ki kalkıp milletimizle dalga geçiyorlar, milletimizi aşağılıyorlar. ya sen bu işareti hiç mi duymadın, ne anlama geldiğini hiç mi öğrenmedin?” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-murat-kurum-kastamonuda-sel-felaketinden-zarar-goren-ilceleri-insa-ettiklerini-soyledi/feed/ 0
Mansur Yavaş: İlçe belediye başkanları çok kusurlular https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-ilce-belediye-baskanlari-cok-kusurlular/ https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-ilce-belediye-baskanlari-cok-kusurlular/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:03:29 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10199 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: BERKİN GÜLSOY

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve CHP’nin adayı Mansur Yavaş, “Hiçbir Allah’ın kulunu hiçbir sebeple ayırmadık. Beş yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır. Bu ne zamana kadar olur bu rekabet? İşte en yoğun olduğu ay bu ay. Bu ay bitecek. Hepimiz rozetimizi çıkarıp, el ele verip Ankara için neler yapabileceğiz? diyeceğiz. Ama şunu söylemekten geçmeyeceğim; ilçe belediye başkanlarımız çok kusurlular bu işten. Benimle görüşmeleri yasaklandı. Benim odamı görmedi hiçbirisi hemen hemen. Bir ikisi haricinde hiçbirisi benim odamı da görmedi. Bana telefon açıp herhangi bir talepleri olmasını zül saydılar. Partililerini ilçelerinden çok sevdiler. Özellikle küçük ilçeler. Bunları yapan belediye başkanlarının birçoğu şimdi gidiyor arkadaşlar. Anketlere göre hepsi gidiyor. İnşallah ders almışlardır. Seçim sonucunu görecekler, bu dersi alacaklar. ve inşallah Allah nasip ederse onu gösteriyor ki büyük bir oy farkıyla geliyoruz, rekor kırarak geliyoruz” dedi.

Mansur Yavaş, bugün Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ile birlikte GİMAT esnafını ziyaret etti. Esnaf ile yaptığı toplantıda konuşan Yavaş şunları söyledi:

“ÇALIŞAN HERKES MESAİ ARKADAŞIMIZDIR DEDİK”

Gelir gelir gelmez biz öncelikli olarak hiçbir işçimizi atmadık. Çalışan herkes mesai arkadaşımızdır dedik. Yine sosyal destekleri biraz sonra anlatacağım ama ilk başlarken meclis toplantımızı açık yaparak başladık. İlk toplantıyı. Herkes görsün diye. Çünkü Ankara halkı büyükşehire belediye başkanı olarak beni seçerken ilçelerin çoğunluğunda da rakiplerimizden seçtiler ve ilk meclis toplantısında dedim ki; böyle bir tablo ortaya çıktı. Seçmenin tercihine saygımız saygı duymamız lazım. Hep el ele verelim beraber çalışalım. Ama maalesef öyle olmadı. Biz 40 kişiydik 148 kişilik Meclis’te. Zaman zaman engellemeler oldu. Hukuka başvurduk ama mümkün olduğu kadar bunu kamuoyu gündemine taşımadan yaptık. Gün geldi sayın Cumhurbaşkanına çıktık. Bakanlarımızla görüştük ama bunların hepsi Ankara halkının menfaatine taleplerimizdi. Kimseyle kavga etmemeye çalışarak çatışmadan hizmet etmeye başladık. İlk yaptığımız işlerden birisi yine tüm ihalelerin canlı yayınlanması. Canlı yayınlanınca zaman zaman belki burada da vardır bilmiyorum, bazı toplantılara gittiğimiz zaman ilk defa müteahhitlerimizle yüz yüze geliyoruz. Artık müteahhitler belediye gelip bir şekilde işte ‘Biz şu ihaleye gideceğiz’ falan diye hiç kimse sormuyor. Şunu gördük, gelmeden önce ülkemizde yaşanan israfı gördüğümüz için bu açık yayınlanan ihaleler nedeniyle eski ve yeniyi kıyasladık. Katılımcı sayısı arttı. Kırım oranları arttı. Örneğin belediyemizde iş yapan bir müteahhit 2015 yılında 80 liraya yaptığı işi bizim yaptığımız açık ihalede 20 liraya aldı. Hatta ‘Niye o adama iş veriyorsun’ dendi. Aradaki farkı 40-50 milyon liraydı. Sırf böyle olacak diye 40 milyon lirayı biz çöpe atamayız dedik ve eşit şartlarda ihaleye girmesini sürdürdük. Daha sonra baktık araba bolluğu var belediyede. Lüks araba bolluğu da var. Eskiden kalma alışkanlık. Tümünü sattım, kiralık araçlara biniyorlar daha ucuz şimdi. Hepsi aynı arabalara biniyorlar. Çünkü ben de örnek oldum. Yıllardır hiçbir konvoy olmadan zaten çakarları gelir gelmez söktürmüşüm ben bütün araçlardan, bir koruma bir şoförle beş yılımızı geçirdik. Beş yıl boyunca genel seçim dahil gelmiş yerde fotoğrafımı görmediniz. Sadece belediyenin icraatlarını astık. Şimdi astığımız pankartların parasını da il başkanlığımız karşılıyor. Belediyenin içinde de resmimizin asılmasını yasakladık.

“SEÇİM SONUCUNU GÖRÜP DERS ALACAKLAR”

Ben yardım yapmak istiyorum. Özellikle yarın Ramazan geliyor. Ne yapacağını bilmiyor insanlar. Bu köprüyü biz kurmuştuk. Yine bu köprüyü biz açık tutacağız. Kırtasiye destekleri sadece kırtasiyeciden alabiliyor. Üç harfli zincir markete ve AVM’de geçmiyor. Yakında kasaplarınkini de kapatacağız AVM’lere. Dolayısıyla esnafın da bir şekilde ayakta kalması lazım. Hiçbir Allah’ın kulunu hiçbir sebeple ayırmadık. Beş yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır. Bu ne zamana kadar olur bu rekabet? İşte en yoğun olduğu ay bu ay. Bu ay bitecek. Hepimiz rozetimizi çıkarıp, el ele verip Ankara için neler yapabileceğiz? diyeceğiz. Ama şunu söylemekten geçmeyeceğim; ilçe belediye başkanlarımız çok kusurlular bu işten. Benimle görüşmeleri yasaklandı. Benim odamı görmedi hiçbirisi hemen hemen. Bir ikisi haricinde hiçbirisi benim odamı da görmedi. Bana telefon açıp herhangi bir talepleri olmasını zul saydılar. Partililerini ilçelerinden çok sevdiler. Özellikle küçük ilçeler. Bunları yapan belediye başkanlarının birçoğu şimdi gidiyor arkadaşlar. Anketlere göre hepsi gidiyor. İnşallah ders almışlardır. Seçim sonucunu görecekler, bu dersi alacaklar. ve inşallah Allah nasip ederse onu gösteriyor ki büyük bir oy farkıyla geliyoruz, rekoru kırarak geliyoruz. İnşallah belediye meclisimizdeki sayı çok olur. Tek sorunumuz o. Ankara’da 55-60 da oy alsam ben belediye meclisinde hala çoğunluğun olmama durumu var. Sebebi de şu; Evren’den iki bin 500 oya iki tane meclis üyesi geliyor, Çankaya’da ve Keçiören’den 70 bin oya bir tane geliyor. Merkezden Ankara Büyükşehir’le beraber Yenimahalle, Çankaya, Keçiören inşallah alıyoruz orayı da, Etimesgut, Gölbaşı, Mamak’ı da alsanız yetmiyor. Onun için ilçelerde oturanlardan da özellikle ayrıca destek istiyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-ilce-belediye-baskanlari-cok-kusurlular/feed/ 0
Trabzonspor’un 55. Seçimli Divan Olağan Genel Kurulu Başladı https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonsporun-55-secimli-divan-olagan-genel-kurulu-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonsporun-55-secimli-divan-olagan-genel-kurulu-basladi/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:09:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9926 Trabzonspor’un 55. seçimli Divan Olağan Genel Kurulu başladı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayan Trabzonspor’un 55. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu yönetmesi için divan başkanlığına Hakan Orhan oy birliği ile seçildi. Genel kurula Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Teknik Direktör Şenol Güneş’in de katıldığı gözlendi. Divan seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından mevcut yönetim kurulunun faaliyet raporu okundu.

Ali Sürmen: “Benim veda günüm”

Daha sonra söz alan Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen, yapılan genel kurulun aynı zamanda kendisi için veda günü olduğunu belirterek, “Trabzonspor şampiyon olduktan sonra ciddi sıkınlar yaşadı. Mali sorunlar yaşadı. İcracıların kapıya dayanmaya hazırlandığı dönemde sorumluluğu üzerine alan şahsi ve sponsorluk anlaşmaları yapan Ertuğrul Doğan’a da teşekkür ediyorum. Yaşanmışlıklarla ders alarak yoluna devam etmesini tavsiye ediyorum. TFF’de birçok arkadaşımız görev aldı ama görevli olduğu dönemde onun kadar elini taşın altına koyan isim görmedim. Türk futbolunda adaletin sağlanması için büyük bir emek veren Mustafa Hacıkerimoğlu. Maalesef Fenerbahçeliler istedi diye onlarla birlikte hareket edenleri de yadırgıyorum” ifadelerini kullandı.

Neden aday olmadığını daha önce açıkladığını belirten Sürmen, “Buranın kaybedeni olmaz bir tercih yapılıyor. Küsüp, darılarak başka yerlere gitmemektir önemli olan. Trabzonspor için çalışmaktır kendiniz için değil. Benim aday olmamamda düşündüğüm en büyük etken budur. Aday değilim diyorsak bu camia içindir. Ben yönetici olacağım kibrine katılmamak gerekiyor. Ben bu kongrede yönetmeye değil, yönetilmeye talip oldum. Kim seçilirse seçilsin onun emrindeyim. Trabzonspor’un emrindeyim” dedi.

Ertuğrul Doğan: “Divan Kurulu üyeleri yön gösterici olacaklardır”

Sürmen’in konuşmasının ardından kürsüye gelen Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, hizmetlerinden ötürü Ali Sürmen’e plaket verdi. Doğan, Trabzonspor Divan Kurulu’nun akil insanlardan oluştuğunu belirterek her bir üyesinin görüşlerinin kendilerini için önemli olduğunu ve yön gösterici olacağını söyledi.

Başkan adayları tek tek söz aldı

Genel kurul üyelerinin dilek ve temennilerinin ardından başkan adaylarından ilk söz alan isim Emin Kahraman oldu. Kahraman, Trabzonspor’da uzun yıllar yöneticilik yaptığını hatırlatarak, “Trabzonspor davet ettiği zaman hiçbir zaman görevden kaçmadım. Buradan bana bir şans çıkarsa en iyi hizmetleri yapmaya talibim. Yönetime sunulmak üzere durum tespit çalışma projelerimiz var. Daha aktif bir divan kuruluna her zamankinden daha çok ihtiyaç var” derken, diğer adayı Hayrettin Hacısalihoğlu ise, “Trabzonspor Kulübü’ne uzun yıllar hizmet ettim. Bunca yılın tecrübesi ile divan başkanı olarak hizmet vermek istiyoruz. Ben Trabzonspor’u hiç bir zaman uzaktan sevmemiş bir kardeşinizim. Hayatım boyunca yaşadığım heyecanın kaynağında hep Trabzonspor olmuştur. Ben işime gelen işi yapmadım sadece Trabzonspor’un işine gelen işleri yaptım. Bizler hiç bir zaman bir birimize rakip değiliz. Bizlerin rakibi haksızlığı kendine hak edinmiş kulüplerdir. Bizler tüzüğün bize verdiği yetkileri çok iyi biliyoruz ve bunun dışına çıkmayacağımızın sözünü veriyorum. Bizim amacımız birlik ve beraberliği arttırmaktır” açıklamasında bulundu.

Başkan adaylarından son sözü alan Mahmut Ören de, “Bugüne kadar Trabzonspor’a bütün alanlarda hiçbir beklenti olmadan hizmet etmeye çalıştım. En büyük hedefimiz birlik ve beraberliğin sağlanması adına çalışacağız. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu olarak üyelerin ayrışımına asla yol açmayacağız, birleştirici olacağız. Yönetime katkı sağlayacak tavsiyelerde bulunacağız” diye konuştu.

Oy verme işlemi başladı

Başkan adaylarının konuşmasının ardından oy verme işlemine geçildi. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanlığı seçimlerinde oy verme işlemi saat 16.00’ya kadar devam edecek. 2 bin 90 üyenin oy kullanma hakkı bulunuyor. – TRABZON

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/trabzonsporun-55-secimli-divan-olagan-genel-kurulu-basladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:48:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9693 Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” başlıklı liderler panelinde uluslararası sisteme azalan güven nedeniyle kutuplaşan dünya için diyalog ve diplomasinin önemi vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Andre Sanke’nin yaptığı liderler paneline Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud katıldı.

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına düzenledikleri forum için teşekkür etti.

Bölgedeki liderlerle çalışmak için çaba sarf ettiğini ve birçok liderle görüştüğünü dile getiren Radev, “Bağlantılığın bütün krizlerin aşılmasında çok önemli olduğunu söylemeye çalıştım ve yeni potansiyel krizlerin önüne ancak böyle geçebiliriz diye düşünüyorum.” dedi.

Radev, kültürel bağlantılığın da çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bizim özellikle başka kültürleri anlamamız gerekiyor. Bu, çatışmaların önüne geçilmesi için gerçekten çok önemli ve açıkçası çoğu zaman birbirimizi tanımadığımız için bu derin çatışmalar çıkıyor.” diye konuştu.

Avrupa Konseyinde birçok ülkenin yer aldığına dikkati çeken Radev, her ülkenin farklı amaç, kültür ve önceliğinin bulunduğunu, kendisi için en önemli şeylerden birinin Bulgaristan’ın çıkarlarını korumak olduğunu söyledi.

“Diplomasi, bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var”

Diyaloğun çok önemli olduğunu, düzgün şekilde kullanıldığında sorunları aşma aracına dönüştüğünü vurgulayan Radev, “Diplomasi, dış politika enstrümanlarından bir tanesidir ve onu kullanmayı asla unutmamalıyız. Diplomasi, bombalardan önce gelir ve o bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var. Bomba düşüp insanlar öldükten sonra diplomasinin bir anlamı yok.” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Radev, şunları kaydetti:

“Bu savaşı daha fazla mühimmatla desteklemeye devam edersek ve daha fazla insanla da desteklemeye devam edersek risklerin daha büyüdüğünü, ekonomik ve demografik olarak çok büyük bir yıkımın olacağını görebiliyoruz. Diplomasiden bahsedersek böyle forumlar sayesinde diyaloğu geniş kitlelere ulaştırmalıyız. Bu savaşın gerçekten saçıntılarını biz birçok yerde görmeye başlayacağız. Moldova’da biz bir şey yapmazsak gerçekten Moldova’nın da bunun içine çekildiğini görüyoruz.”

“Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir”

Kosova Cumhurbaşkanı Osmani de savaş zamanında barışı tercih etmenin çok zor olduğuna işaret ederek, ülkesinin Kosova Savaşı’nın bir an önce bitmesi için barış görüşmelerini savunduğunu hatırlattı.

Çalkantılı zamanlarda dost ülkelerin desteğinin ehemmiyetini vurgulayan Osmani, Avrupa Birliği (AB), Türkiye, ABD ve Bulgaristan gibi ülkelerle buna yönelik ortaklıklar kurmaya önem verdiklerini belirtti.

Osmani, Kosova’nın çok genç bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir. Her şeyi birden kazanamazsınız. Açıkçası, kimi zaman geleceğe doğru çok küçük adımlar atıyoruz.” dedi.

Zor dönemden geçen ülkelere desteğin bir seferlik halinde olmaması gerektiğini dile getiren Osmani, uluslararası güçlerin bir ülkedeki iç çatışmayı durdurduktan sonra da desteklerini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

Osmani, “Uluslararası kamuoyunun ve uluslararası toplumun özellikle gelip bizim yanımızda olmaları ve daha sonra barışı tesis etmeleri, bizim için gerçekten çok büyük bir kazanımdı.” diye konuştu.

Savaş ve çatışmalarda masum insanların, kadınların ve çocukların acı çektiğini anlatan Osmani, Birleşmiş Milletlerin (BM) bunlara duyarsız kalmaması gerektiğini, ülkesinin böyle anlarda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.

“Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda”

Osmani, Kosova’nın paydaşlarıyla beraber, ülkede barışı ve istikrarı korumaya çalıştığını dile getirerek, “Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda ve Batı’ya karşı yeni bir cephe açmak istiyor.” ifadesini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonucunun dünya için örnek teşkil edeceğini kaydeden Osmani, “Ukrayna’nın istediği barışı” ve hukukun üstünlüğüne dayanan dünya düzenini desteklediklerini belirtti.

Osmani, bölgede çatışmanın yaygınlaşmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i cesaretlendireceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Bence diktatörler kendi halklarını düşünmezler. (Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Milosevic de yüz binlerce askerini kaybetti fakat kendisini düşünüyordu. Putin de yüz binlerce askerini değil sadece kendisini düşünüyor.” dedi.

Rusya’ya yaptırım uygulanmasını destekleyen Osmani, Ukrayna’da oldukça hukuksuz bir savaş yaşandığını dile getirdi.

Osmani, uzak bir ülkede çıkan savaşın bile ekonomik olarak tüm dünyayı etkilediğini kaydederek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı örnek gösterdi.

Karadeniz Tahıl Girişimi’nin önemine dikkati çeken Osmani, bunun, diplomasinin sadece güvenliğe değil aynı zamanda ekonomiye de odaklanabileceğini gösterdiğini söyledi.

“Mevcut küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz”

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud da diplomasinin kolay bir şey olmadığını, tarihin diplomasiye büyük katkısının bulunduğunu dile getirdi.

Kızıldeniz bölgesinin değişken ve kırılgan yapıya sahip olduğuna işaret eden Mahmud, Somali’de yaşananlardan dolayı, Somalililerin dünyanın yardımına muhtaç hale geldiğini söyledi.

Mahmud, şöyle devam etti:

“Somali’yi destekleyen ortaklarımıza baktığımız zaman bazılarının belli prensipleri, ilkeleri var, bazılarının bu bölgede belli belli çıkarları var. Ortaklarınızın, size destek verenlerin bazılarının oldukça farklı prensipleri olabiliyor ve onları bir arada bir bütün haline getirebilmek, sizin kendi çıkarınız, onların çıkarları, bunların arasında bir denge oluşturabilmek çok zor olabiliyor.”

Küresel diplomasinin yeniden yapılandırması gerektiğini vurgulayan Mahmud, “Bizler, küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz, kurallarını, ilkelerini yeniden gözden geçirmeliyiz ve bunu da yaparken uluslararası hukuk temeli üzerinde yapmalıyız. Tüm bu farklılıkların yasal bir temel üzerinde ve birbirleriyle 21. yüzyılın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde olmasını sağlamalıyız.” diye konuştu.

“Gazze, Yemen problemi, hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar”

İklim değişikliğinin ülkesindeki etkisine de değinen Mahmud, global ve yerel gündeme sahip terör örgütüyle mücadele ettiklerini belirterek, “Somali’yi ele geçirirlerse küresel anlamda daha ileri giderler. Somali’yi kullanmak istiyorlar.” dedi.

Bölgeleri ve Kızıldeniz’deki gerilimin küresel bir problem olduğunu vurgulayan Mahmud, “Gazze, Yemen problemi, bunların hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar aksi halde herkesi etkileyecek. Biz, olan bitenin tarafı veya parçası değiliz ama ekonomik olarak kurbanıyız. Bizi çok kötü etkiliyor.” görüşünü paylaştı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: Siyonist Hristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-siyonist-hristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-siyonist-hristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/#respond Sun, 14 Jul 2024 09:00:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9633 Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Yıllardan beri bahsederdim ‘Siyonist Hristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli’ derdim, bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hıristiyanlar veriyor.” dedi.

Erbaş, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı’na katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erbaş, Ayasofya Camisi’nde Ak Şemsettin’den sonra minbere kendisinin çıktığını söyledi.

Ak Şemsettin’in zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi olduğunu anlatan Erbaş, “Ak Şemsettin aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde de öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabbim bir daha kapatmasın inşallah.” ifadesini kullandı.

Siyonist Hristiyanların Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti.

“Yahudilerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski Ahit’i yeni Ahit’ten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelistler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir ‘Siyonist Hristiyanlar.’ Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim, bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hristiyanlar veriyor.”

Erbaş, Siyonist Hristiyanların dünyada sayısının 500 milyon olduğunu belirterek, “Siyonist Hristiyanların sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil, sadece 500 bin Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı da onlar gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin ‘Tanrı Krallığı’nın gerçekleştirilmesi’ diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığı’nın bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki tanrının rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek, yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrıyı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur. Tevrat’ın pek çok emrini yerine getirirler Siyonist Hristiyanlar.” şeklinde konuştu.

Erbaş, dünyada ihtida hareketleri arttığını dile getirerek, “Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce insanlar, kelimeyi şahadet getirip ‘Müslüman oldum’ diyor.” dedi.

Konferansta OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal’da kısa bir konuşma yaptı.

Toplantıya Erbaş ve Prof. Dr. Yavuz Ünal’ın yanı sıra Samsun Valisi Orhan Tavlı, Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin ve öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-siyonist-hristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:54:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9625 Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

SAMSUN – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ‘evanjelikler’ diye adlandırılan Siyonist Hıristiyanların, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu, şu anda Filistin’de uygulanan katliamın silahlarını da Siyonist Hıristiyanların verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Erbaş, Samsun programı kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk ve Kongre Merkezi’nde “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı”nda öğrenciler ile buluştu. Programın açılışında söz alan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, üniversitenin faaliyetleri ve görev süreleri boyunca gösterdikleri gelişim hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Ak Şemsettin Hazretleri’nden sonra Ayasofya’da minbere çıkan ikinci isim olduğundan bahseden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Ak Şemsettin, zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi. Aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabb’im bir daha kapatmasın inşallah” dedi.

“Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin kullandığı silahları ve Filistin halkına karşı kullanılan silahları Siyonist Hıristiyanların verdiğine değinen Prof. Dr. Ali Erbaş, “Yahudirlerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hıristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hıristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski ahitiyeni ahitten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelikler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir. ‘Siyonist Hıristiyanlar’. Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim. Bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hıristiyanlar veriyor. Dünyada sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil. 500 milyon Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı önler gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin Tanrı Krallığının gerçekleştirilmesi diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığının bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki Tanrı’nın rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek. Yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hıristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur” diye konuştu.

Dünyanın birçok yerinde insanların Müslüman olmaya başladığını ifade ederek şunları söyledi:

“Dünyada ihtida hareketleri arttı. Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. Bir videoda rastlamıştım. Gayrimüslim birisi ‘Kur’an’daki bir ayette Allah bu kadar zalim olamaz demiş ve Müslüman olmaktan vazgeçmiştim. Sonra İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce Allah az bile söylemiş diyerek kelimeyi şahadet getirip Müslüman oldum’ diyor.”

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı ile çok sayıda öğrenci katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı: Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:57:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9560 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ‘evanjelikler’ diye adlandırılan Siyonist Hıristiyanların, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu, şu anda Filistin’de uygulanan katliamın silahlarını da Siyonist Hıristiyanların verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Erbaş, Samsun programı kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk ve Kongre Merkezi’nde “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı”nda öğrenciler ile buluştu. Programın açılışında söz alan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, üniversitenin faaliyetleri ve görev süreleri boyunca gösterdikleri gelişim hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Akşemsettin Hazretleri’nden sonra Ayasofya’da minbere çıkan ikinci isim olduğundan bahseden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Akşemsettin Hazretleri, zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi. Aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabb’im bir daha kapatmasın inşallah” dedi.

“Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin kullandığı silahları ve Filistin halkına karşı kullanılan silahları Siyonist Hıristiyanların verdiğine değinen Prof. Dr. Ali Erbaş, “Yahudilerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hıristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hıristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski ahitiyeni ahitten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelikler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir. ‘Siyonist Hıristiyanlar’. Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim. Bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hıristiyanlar veriyor. Dünyada sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil. 500 milyon Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı önler gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin Tanrı Krallığının gerçekleştirilmesi diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığının bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki Tanrı’nın rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek. Yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hıristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur” diye konuştu.

Dünyanın birçok yerinde insanların Müslüman olmaya başladığını ifade ederek şunları söyledi:

“Dünyada ihtida hareketleri arttı. Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. Bir videoda rastlamıştım. Gayrimüslim birisi ‘Kur’an’daki bir ayette Allah bu kadar zalim olamaz demiş ve Müslüman olmaktan vazgeçmiştim. Sonra İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce Allah az bile söylemiş diyerek kelimeyi şahadet getirip Müslüman oldum’ diyor.”

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı ile çok sayıda öğrenci katıldı. – SAMSUN

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/feed/ 0
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ve İlim Yayma Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandı https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-il-milli-egitim-mudurlugu-istanbul-sabahattin-zaim-universitesi-ve-ilim-yayma-vakfi-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-il-milli-egitim-mudurlugu-istanbul-sabahattin-zaim-universitesi-ve-ilim-yayma-vakfi-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:30:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9466 İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ve İlim Yayma Vakfı arasında, öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla “İlim Yayma Öğretmen Gelişim Sertifika Eğitim Programı” işbirliği protokolü imzalandı.

Ataşehir’de bir otelde gerçekleştirilen imza töreninde konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, öğretmenlerin eğitimin yüzde 70’ini oluşturduğunu, sınıfların, materyallerin ve diğer imkanların ise ancak yüzde 30’u teşkil ettiğini söyledi.

Erdoğan, Anadolu’da yaptıkları eğitime destek platformu toplantılarında, zaman zaman öğretmenlerle ilgili memnuniyetsizliklerin kendilerine sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Her zaman şunu söylüyorum; bizim 1 milyon 100 bin öğretmenimiz var. ‘Bir yerde 1 milyon 100 bin iyi öğretmen var. Biz onları getirsek bu iş çözülecek.’ Böyle bir dünya yok. Biz öğretmenlerimizi öncelikle değerli hissettirmek zorundayız. STK’ler, veliler, kamuoyu olarak eğitimcilerimize kıymet veren bir toplum olursak, o zaman eğitimin sonuçlarında en hızlı iyileşmeleri sağlama imkanına kavuşuruz. Ama Türkiye’de eğitim dendiği zaman hala sistem, müfredat, özlük hakları, gösterge, bunlar konuşuluyorsa, eğitim denince ‘atanamayan öğretmen’ diye bir şey anlaşılıyorsa o zaman bizim eğitim sonuçlarını geliştirme imkanımız olmaz.”

“Öğretmen kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, sınıftaki performansı artacaktır”

Erdoğan, vakıf olarak son yıllarda öğretmenlere yönelik nasıl faaliyetler yapabileceklerini düşündüklerini anlattı.

Bu kapsamda özellikle vakıf merkezinin çevresindeki okul müdürleriyle bir araya gelerek, onlara “Öğretmenlerimize ne tür eğitimler açarsak gönüllülük esasıyla gelirler?” diye sorduklarını ifade eden Erdoğan, “Biz İlim Yayma Vakfı olarak öğretmenlerimizin severek, isteyerek geleceği programları açmak istiyoruz.” dedi.

Bu sene bir programa başladıklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunları tecrübeyle geliştirmek, yeni modüller eklemek istiyoruz. Bu anlamda şu anda Vefa’da bir yerimiz var. Üniversitemiz Halkalı’da, onun imkanlarını seferber edebiliriz. Anadolu Yakası’nda küçük bir yerimiz daha olması önümüzdeki aylarda söz konusu. Dolayısıyla öğretmenlerimizin hem erişebileceği hem isteyerek geleceği programlar açmak istiyoruz. Bu protokol inşallah bunun bir başlangıcı olur. Vakıf olarak, gerçekten idealist ve hala talebe olduğunun farkında olan öğretmenlerimizin yanında olmak istiyoruz. Böyle olan öğretmenlerimizin sayısının da artmasını arzu ediyoruz.”

Erdoğan, moral, motivasyon ve değerli hissettirme çalışmalarının özellikle gerekli olduğunu düşündüğüne işaret ederek, “Vereceğimiz eğitimler bana kalırsa pedagojik formasyon, sınıf yönetimi olmamalı. Öğretmen arkadaşımız kendini ne alanda geliştirmek istiyorsa, enstrüman öğrenmek isteyen enstrüman, dil öğrenmek isteyene dil… Bunun sunulması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmen arkadaşımız kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, eminim sınıftaki performansı çok fazla artacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğitimde başarının birinci şartı motivasyon ve isteklilik”

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da eğitimin bir ülkenin en önemli konularından biri olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Acar, artık “hayat boyu eğitim” kavramının bir zaruret haline geldiğine dikkati çekerek, eğitimde başarının birinci şartının motivasyon ve isteklilik olduğunu ifade etti.

Sabahattin Zaim Üniversitesinin imkanları, İlim Yayma Vakfı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün işbirliğiyle hayata geçirilen projeyi memnuniyetle karşıladığını söyleyen Acar, “Elimizden gelen bu ve bunun dışındaki lisansüstü programlar ve benzeri diğer programlar için her zaman imkanlarımız ölçüsünde eğitim dünyamızın hizmetinde olduğumuzu ifade ediyorum.” diye konuştu.

“Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele”

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise var olmanın değişmek, değişmenin olgunlaşmak, olgunlaşmanın ise sürekli kendini yenilemek olduğunu dile getirdi.

Bu yenilenmeye yakışacak en önemli kavramın da öğretmenlik mesleğine ait olduğunun altını çizen Yentür, “bilgi”, “değişim”, “davranış” ve “sevgi” kavramlarının öğretmenlik mesleğinin en temel olguları olduğunu ifade etti.

Yentür, kendilerine düşen görevin, sahanın ihtiyaç analizini yaparak yerinde, kaliteli, etkin, verimli program ve organizasyonlar yapmak olduğunu belirterek, “Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele.” ifadesini kullandı.

Meslektaşlarına inandıklarını ve güvendiklerini vurgulayan Yentür, onlarla Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceklerini kaydetti.

Eğitim programının ilk dersi verildi

Öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “İlim Yayma Öğretmen Gelişim Sertifika Eğitim Programı”nın ilk dersi, eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı tarafından verildi.

Dersin ardından İl Milli Eğitim Müdürü Yentür, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Acar ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, işbirliği protokolünü imzaladı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-il-milli-egitim-mudurlugu-istanbul-sabahattin-zaim-universitesi-ve-ilim-yayma-vakfi-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/feed/ 0
Türkiye, Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nun 5. Küresel Lojistik Merkezi’ne ev sahipliği yapacak https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-uluslararasi-kizilay-kizilhac-dernekleri-federasyonunun-5-kuresel-lojistik-merkezine-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-uluslararasi-kizilay-kizilhac-dernekleri-federasyonunun-5-kuresel-lojistik-merkezine-ev-sahipligi-yapacak/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:09:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8819 Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nun (IFRC), dünyada 4 tane olan Küresel Lojistik Merkezi’nin 5’incisi Türkiye’de kurulacak. Merkez Avrupa, Afrika, Asya ve Kafkasya bölgelerinde meydana gelebilecek herhangi bir afete hızlı müdahale imkanı verecek.

Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, IFRC Başkanı Kate Forbes’ı ve beraberindeki heyeti Türk Kızılay Genel Merkezi’nde ağırladı. Forbes ve beraberindeki heyetle görüşen Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz görüşme sonrasında basın açıklamasında bulundu. Açıklamasında bir müjde paylaşan Fatma Meriç Yılmaz, Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nun, dünyada 4 tane olan Küresel Lojistik Merkezi’nin 5’incisinin Türkiye’de kurulması için anlaştıklarını ve yakın zamanda imzaların atılacağını duyurdu.

Kızılay Lojistik ve IFRC iş birliğiyle İstanbul Havalimanı içerine kurulacak olan insani yardım üssü IFRC’nin bölgesel lojistik operasyonlarının İstanbul merkezli konuşlandırılmasının yanında kuruluşun acil durumlara müdahale kapasitesine katkı sağlayacak. Toplam 4 bin metrekarelik kısmın depolama alanı 3 bin metrekare olacak. Depolama alanı olarak kullanılacak 3 bin metrekarenin bin metrekaresi serbest depolama alanı olarak kullanılacak, 2 bin metrekaresi ise Antrepo olarak planlandı. Merkezle çalışma ofisleri, çok amaçlı salon da yer alacak. Merkezin palet kapasitesi 1500-2000 civarında hedefleniyor. Antrepo kısmından İstanbul Havalimanı’ndaki aprona direk çıkış imkanı olacak. Merkez, İstanbul Havalimanı sembolü olan Lale biçimli hava kontrol kulesin yakınında yer alacak. Bu merkez IFRC’nin dünyadaki 5. büyük lojistik merkezi olacak. Avrupa, Afrika, Asya ve Kafkasya bölgelerinde meydana gelebilecek herhangi bir afete hızlı müdahale imkanı verecek.

“Bugün insanlığın yardıma çok daha fazla ihtiyacı var”

Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, “Değerli dostum Kate aslında zor bir zamanda göreve geldi. Bir yanda Gazze bir yanda Ukrayna, Sudan, Yemen, Afganistan gibi gerek insan kaynaklı afetlerin gerek doğal afetlerin çokça bulunduğu bir zamanda, doğrusu bugün insanlığın yardıma çok daha fazla ihtiyacı var. Ama kaynaklarımız kısıtlı. İhtiyaç duyan insanlar artarken kaynaklar artmıyor. O nedenle belki hepimizin birlikte yardımlaşması, bir araya gelmesi, birbirinin elini tutması bugüne kadar önemliydi, bundan sonra daha da önemli olacak diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

“Bizlerin yanında olduğunu başından sonuna kadar her zaman hissettirdiler”

Gerçekleştirilen görüşmede iş birliklerinin arttırılmasına yönelik çalışma yaptıklarını ifade eden Yılmaz, “Uluslararası alanda her gittiğimiz ülkede bizler ya bir Kızılay ya da Kızılhaç Uluslararası Derneği ile çalışırız ve bu da bize gerek barış zamanı gerek savaş zamanında bize çok önemli ayrıcalıklar sağlar. En son Gazze’ye kurduğumuz yardım köprüsünde de her zaman altını çiziyoruz. Biz Mısır Kızılay’ına, Mısır Kızılay’ı Filistin Kızılay’ına şeklinde oluşturduğumuz insani yardım köprüsü aslında bağışların Gazze’nin içerisine kadar ulaşabilmesi için çok önemli bir yol teşkil etmiş oldu ve devam ediyor. IFRC ve IFRC bünyesindeki ulusal dernekler Şubat’ta yaşadığımız bu büyük deprem felaketinde bizlerin yanında olduğunu başından sonuna kadar her zaman hissettirdiler” diye konuştu.

“5’incisini de İstanbul’a açmak üzere anlaşmış durumdayız”

Açıklamasında yeni bir haberi de duyuran Yılmaz, “IFRC’nin şu anda 4 tane küresel lojistik merkezi var operasyonlarını yürüttüğü. 5’incisini de İstanbul’a açmak üzere anlaşmış durumdayız. Teknik çalışmalar tamamlandı, imzası da yakın zamanda atılmış olacak. Bu biz bizler için de IFRC ile iş birliğimizi geliştirmek adına IFRC için de bizim lojistik gücümüzdeki imkanların daha güzel paylaşılması ve kullanılması adına büyük bir imkanı sağlamış olacak” ifadelerine yer verdi. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiye-uluslararasi-kizilay-kizilhac-dernekleri-federasyonunun-5-kuresel-lojistik-merkezine-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0
İlim Yayma Vakfı Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan: ‘3 sene futbolu kapatalım’ https://www.kanal7haber.com.tr/ilim-yayma-vakfi-baskani-necmeddin-bilal-erdogan-3-sene-futbolu-kapatalim/ https://www.kanal7haber.com.tr/ilim-yayma-vakfi-baskani-necmeddin-bilal-erdogan-3-sene-futbolu-kapatalim/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:06:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8816 Eskişehir’de Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen İç Anadolu Kariyer Fuarı’na (İKAF’24) katılan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, “3 sene futbolu kapatalım. 3 sene sonra açtığımız zaman önceden futbolda bir şekilde görev alan kimseye bir daha görev vermeyelim” dedi.

Eskişehir’de Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde, Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde organize edilen İç Anadolu Kariyer Fuarı’ndaki (İKAF’24) söyleşiye katılan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, öğrencilerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, kendi akademik kariyeri ve iş hayatı hakkında konuşan Erdoğan, gençlere tavsiyelerde bulundu.

“Toplumun, teyakkuzda, bilinçli olması gerekir”

Söyleşide darbeler konusunda toplumun bilinçli olması gerektiğini söyleyen Necmeddin Bilal Erdoğan, “27 Mayıs, 28 Şubat, 15 Temmuz’lar büyük mağduriyetleri doğuruyor. Halkın belli kesimlerini, belli kesimlerinden daha mağdur ediyor. Farklı darbelerde farklı profiller görüyoruz. Böyle şeylerin olmaması için de bunların nasıl olduğunun, nelere mal olduğunun bilinmesi gerekiyor. Türkiye’nin darbeler tarihini, yakın tarihini hatta Osmanlı’nın Yeniçeri isyanlarına varıncaya kadarını bilmek lazım. Hani Türkiye’de biri çıksa, ‘deprem olmayacak’ dese bu ne kadar bence yanlış ise Türkiye’de asla darbe olmaz demek de yanlış. Bunun olmaması için toplumun, teyakkuzda, bilinçli olması gerekir. Bir deprem olursa ne yapacağımız veya bundan daha az etkilenmek için nasıl hazırlanmamız gerektiği konusunda bilinçli olmamız gerektiği gibi. 28 Şubat 1997 post modern darbe dedikleri süreçten sonraki dönemde Türkiye’de daha çok dindar kesim hedef alındı. Kur’an kurslarına 15 yaşından küçüklerinin alınması yasaklandı. Bunun dışında dün Milli Eğitim Bakanımız da konuşmasında örneklerini de verdi. Mesela bir imam hatip lisesinde bir öğretmen, yurtta öğrencileri sabah namazına kaldırdığı için meslekten ihraç edildi. Aynı zamanda imam hatip mezunlarının üniversitelere girişinin önünü çok zorlaştıran, kapatan bir kat sayı sistemi getirildi. Burada aslında tek gaye imam hatip mezununun sadece ilahiyata girebilmesiydi. Diğer bölümlere girerken 30-40 puan geride kalmak zorunda kalıyor” dedi.

“22 yaşında evlendiğim için çok mutluyum”

Erken evlilik tavsiyesinde bulunan Bilal Erdoğan, şöyle devam etti:

“Masterımın birinci yılının yazında Allah nasip etti, yuva kurdum, evlendim. 22 yaşındaydım. 22 yaşında evlendiğim için çok mutluyum bu arada. Sizlere de gecikmeden evlenmenizi öneriyorum. Ben bu konuları daha küçük gruplarda öğrenci arkadaşlarımızla, genç arkadaşlarla konuştuğumuz zaman şu tür reaksiyonlarla karşılaşıyorum, ‘Hocam, Bilal abi, Başkanım. Haklısınız, biz de istiyoruz ama ailelerimiz izin vermiyor ki veya nasıl geçineceğiz ki.’ İşte bizimkiler diyor ki, ‘Üniversiteyi bitir, askerliğini yap, bir işe gir, ondan sonra olur.’ İşte bizimkiler diyor ki, ‘Evleneceğin kişi üniversiteyi bitirmiş, askerliğini yapmış, bir işe girmiş birisi mi, bakalım kim?’ Böyle engellerle yuva kurmayı zorlaştıran bir kültür oluştu maalesef ebeveynlerde. Bizim normalde Türk geleneğinde var. Bizim inancımıza göre böyle bir şey var. Orta Asya’da kıl çadırlarda yaşadığımız dönemde nasıl yaşadığımızı araştıracak olursanız yuva kurmanın zorlaştırılmadığını görürsünüz. Bizim inancımıza göre Peygamber efendimizin bize öğrettiğine baktığınız zaman da zorlaştırılmadığını görürsünüz. Nasıl geçineceğiz diyenlere de diyorum ki sen şimdi öğrenci halinle zorlanmıyor musun? Zorlanıyorsun. Bir kişi yerine iki kişi zorlanarak evlilik hayatını kuracaklar. Yani sonuçta işte sanıyor musunuz ki iş sahibi olunca, askerliği bitirince ondan sonra her şey çok kolay oluyor. Hayır, bu evlilik zaten bir sorumluluk gerektiren, insanı aynı zamanda olgunlaştırmaya zorlayan ama insanı da geliştiren, terbiye eden önemli bir kurum. Ama bir yandan da muhabbeti hayatınızda kurumsallaştırıyorsunuz, kalıcı kılmaya çalışıyorsunuz.”

“Ne olacak bu futbolun hali”

Türkiye’deki futbolun gidişatını da yorumlayan Necmeddin Bilal Erdoğan ilginç bir öneride bulunarak, “Fenerbahçeliyim, Cumhurbaşkanımız da Fenerbahçeli. Çocuklarımız da sağ olsunlar Fenerbahçeli. Biliyorsunuz futbolcu çocuğuyuz. 15 sene amatör futbol oynamış. Seyretmeyi seviyorum. Ama bu düzende bu nereye gider bilmiyorum. Ne olacak bu futbolun hali; kötü, çok kötü. Benim çözüm önerim şöyle: 3 sene futbolu kapatalım. 3 sene kapattık, ondan sonra 3 sene sonra açtığımız zaman önceden futbolda bir şekilde görev alan kimseye bir daha görev vermeyelim. Tamamen futbolu kapatıp 3 sene sonra yeniden açarsak belki yani belki. Ama insanlar yani ego tatmini için, işte şöhret olmak için futbolda yöneticilik yapıyorlar. Spor medyası diye bir şey var ki futbola faydadan çok zararı var zaten başlı başına. Spor yorumcusunun masum bir şekilde yorumlama şansı yok. Spekülatif olman lazım, hakaret etmen lazım istisna yapman lazım yani dolayısıyla böyle bir ortamda. Ama sadece Türkiye’de böyle değil. Türkiye belki bugün uç örneklerinden bir tanesi. Ama gerçekten hani futbolun ana ülkesi olan İngiltere’de de mesela böyle şeyler, İtalya’da da var. İnşallah daha iyi günlerinde görürüz. Yani bununla da ne sportif başarı geliyor, ne de keyif veren bir futbol geliyor. Onun için geleneksel sporlarda aslında bir kültür ihyası çalışması yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Programa, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal ve öğrenciler katıldı.

Söyleşi bitişinde Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan’a teşekkür ederek hediye takdiminde bulundu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ilim-yayma-vakfi-baskani-necmeddin-bilal-erdogan-3-sene-futbolu-kapatalim/feed/ 0
İlaç Fiyat Kararnamesi Nedeniyle İlaç Yokluğu Devam Ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/ilac-fiyat-kararnamesi-nedeniyle-ilac-yoklugu-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ilac-fiyat-kararnamesi-nedeniyle-ilac-yoklugu-devam-ediyor/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:00:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8232

ZEHRA DEĞİRMENCİ/SİBEL KAHRAMAN

İlaç Fiyat Kararnamesi ile ilaç fiyatlarında Euro kurunun 17.55 TL’ye sabitlenmesi nedeniyle ilaç yokluğu sorunu devam ediyor. ronik hastalıkların ilaçlarının bulunamadığını, tüp bebek tedavisi için kullanılan ilaçlarda ise alternatif reçete dönemine geçildiğini söyleyen Bursa Eczacı Odası Başkanı Adnan Erakın, “Bizim zaten yakın zamandan beri dile getirdiğimiz konulardan bir tanesi, İlaç Fiyat Kararnamesi’nde köklü çözümlerin getirilmesi. Bu konunun ivedilikle çözülesi taraftarıyız. Bu konuyla ilgili daha önce müjdeli bir haber almıştık. İlaç Fiyat Kararnamesi’nde kalıcı olarak köklü çözümler getirileceğine dair duyumlar almıştık. Bu duyumların kısa bir zaman içerisinde gerçek olmasını bekliyoruz” dedi.

Euro kurundaki dalgalanma nedeniyle eczanelerdeki ilaç yokluğu sorunu 2024 yılında da devam ediyor. Reel Euro kurunun 34 TL’ye kadar ulaşmasına karşın, ilaç fiyatlarında euro kurunun 17.55 euroya sabitlenmesi nedeniyle özellikle çokuluslu şirketler Türkiye’ye ilaç göndermekten geri duruyor.

Türkiye’de ilaç fiyatlarının İlaç Fiyat Kararnamesi ile belirlendiğini hatırlatan Adnan Erakın, şu ifadeleri kullandı:

“Bu, 2024 yılında başlamış bir uygulama. Tüketici endekslerine göre başlamıştı. 2009 yılından itibaren bu uygulama Euro kuru üzerinden güncellenmekte. Şu an halihazırda en son 2023 Aralık ayında Resmi Gazete’de yayınlanan İlaç Fiyat Kararnamesi ise Euro kuru 17.55 liraya sabitlenmiş durumda. Şu an ilaç fiyatları 1 Euro 17.55 TL kabul edilerek ödemeler yapılmakta. Yine 22 Şubat’ta yayınlanan yeni bir kararnameyle, bu fiyatların 2024 yılı içerisinde aynı şekilde uygulanacağı bilgisini aldık. İlaç Fiyat Kararnamesi’ndeki baz fiyatlarıyla ödemeler yapıldığı için özellikle çokuluslu ilaç firmaları bu konuda bazen gönderdikleri ilaçların maliyetleri çok arttığı için üretiminde ve Türkiye’ye ilaçları getirmekte imtina edebiliyorlar. Yakın zamanda bunun örneğini gördük. Bir ilaç firması bazı ilaçlarını Türkiye’ye getirmeyeceğini deklare etti. Bizim kaygımız, Euro kuru üzerinden fiyatlandırmanın yetersiz kaldığı noktada. İlaç fiyatları düşük olduğu için firmaların ilaçlarını Türkiye’ye getirmelerinden, satma koşullarından vazgeçmelerinden imtina etmelerinden çekince duyuyoruz. Bizim kaygımız bu noktada.

“KRONİK HASTALIKLARIN İLAÇLARI DA YOK

Aralık ayı içerisinde ilaç yoklarımız yüzde 22 civarındaydı. Burada İlaç Fiyat Kararnamesi’nin uygulamaya geçiş tarihi ile yayınlanma tarihi arasındaki 9 günlük boşluk boyunca ciddi bir ilaç krizi yaşandı. Bu dönemde hepimiz bu ilaç krizine çözme yönünde katkı sağladık. Depolarımız ve özellikle Bursa Ecza Kooperatifi ellerinden geldiği kadarıyla elindeki stokları eczanelerimize paylaştırarak bu krizi çözme yönünde katkılarımız oldu. Daha sonra 2024 Ocak ayına baktığımızda bu yokların yüzde 17’lere gerilediğini gördük. 2024 Şubat ayı içerisine baktığımızda bu yokların yüzde 9.2’lere kadar gerilediğini gördük. Şu an 10 ilaçtan 1 tanesi yok ama bu normal bir tablodur. Kronik yoklara baktığımızda yani olması gereken ilaçların olmamasını düşünürsek, ilaç yokları hala devam etmekte.

Şu an eşleri olmayan ilaçlarda KOAH, astım, Alzheimer, beyin hastalıklarında ve parkinsonda kullanılan, göz hastalıklarında kullanılan, hipertansiyon ve diyabette kullanılan ilaçlar var. Bunların bazılarının maalesef eş değerleri yok. Kanser ilaçlarında aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Tüp bebek ilaçlarında şu an ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Tüp bebek ilaçlarında hekimlerimiz alternatif reçete dediğimiz, yani bu ilaç olması başka ilaç verelim dediğimiz reçeteler kullanmaya başladılar. Halkımızın ilaca ulaşması noktasında biz her zaman görev alıyoruz. Bizim en çekinceli olduğumuz nokta burası. Halkımız ilacına ulaşabilsin, ilaç firmalarımız ilacının arkasında durabilsin, ilaçlarımız piyasa bulunsun. Biz bu noktada zaten görev alıyoruz. Bu ilaçların yok olmasını istemiyoruz.

“İLAÇ FİYAT KARARNAMESİ’NDE KÖKLÜ ÇÖZÜMLER İSTİYORUZ”

Bir eczacı için en sıkıntılı durum gelen reçeteye yok demek. Biz bunları yaşamak istemiyoruz. Normal veya nöbet mesaimizde bir kişinin annesinin, babasının reçetesini getirdiği zaman yok denmesi bizim için sıkıntılı bir durum. Bizim zaten yakın zamandan beri dile getirdiğimiz konulardan bir tanesi, İlaç Fiyat Kararnamesi’nde köklü çözümlerin getirilmesi. Bu konunun ivedilikle çözülesi taraftarıyız. Bu konuyla ilgili daha önce müjdeli bir haber almıştık. İlaç Fiyat Kararnamesi’nde kalıcı olarak köklü çözümler getirileceğine dair duyumlar almıştık. Bu duyumların kısa bir zaman içerisinde gerçek olmasını bekliyoruz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ilac-fiyat-kararnamesi-nedeniyle-ilac-yoklugu-devam-ediyor/feed/ 0
Dursun Özbek: “TFF yönetiminin Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık” https://www.kanal7haber.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/ https://www.kanal7haber.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:48:49 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7932 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) mevcut yönetiminin bundan sonraki dönemde Türk futboluna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştıkları için TFF’yi istifaya davet ettiklerini açıkladı.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Türkiye Futbol Federasyonu’nu tüm kurullarıyla birlikte istifaya davet ettikleri paylaşımla ilgili konuşan Dursun Özbek, “Federasyonun yapmış olduğu uygulamalar çerçevesinde Kulüpler Birliği Vakfı’nın üyelerinin çoğunluğu tarafından artık devam etmemesi gerektiğinin düşünüldüğü bir dönemde biz, federasyona biraz daha süre verilmesi gerektiği düşüncesiyle hep arkasında durduk. Fakat son zamanlardaki hızlı gelişmeler, olaylar öyle bir seviyeye geldi ki artık Galatasaray’a göre bu federasyonun bundan sonraki dönemde Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık. Çünkü hedeflerimiz var. Avrupa’da ve dünyada Türk futbolu için hedefler koymuşuz. Galatasaray’ın ve diğer rakip kulüplerin hedefleri olduğu gibi Türk futbolunun da hedefleri var. Biz bugün itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu hedeflere bizi götürebileceği kanısında değiliz. Onun için de yapılması gereken en önemli şey, taze kuvvet, bir yenilenme, yeniden yapılanma, Türk sporuna, özellikle Türk futboluna daha kıymetli hizmetler verebilecek bir yönetimin gelmesi. Buradaki görüşlerimizin ifadesiydi o. Bunun da arkasındayız” ifadelerini kullandı.

“VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var”

Şanlıurfa’da oynanacak Süper Kupa maçında 11 Nisan Stadyumu’nun altyapısının yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusuna da değinen Başkan Özbek, “VAR sisteminin Türk futboluna gelmesiyle birlikte bazı tartışmaları bitirmesi hedefleniyordu. Bunda büyük ölçüde muvaffak olmuş mudur? Bence olmuştur ama hala VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var. Sadece büyük kulüplerin maçlarını kast etmiyorum, diğer kulüplerin de maçlarında büyük hatalar olduğu kanaatindeyim. Kişisel bazı davranış biçimleri çerçevesinde VAR’ın faydasını da ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Artık bir yenilenmeyi düşünmemiz lazım. Çünkü bu spekülasyonlar, bu tartışmalar artık öyle bir seviyeye geldi ki hiçbir kulüp memnun değil. Hiçbir kulüp ne uygulamadan ne hakem tayininden hiçbir şeyden memnun değil. Artık bu tartışmaların daha büyük boyutlara gelmesini engellemek lazım. Bunun için de yenilenmeye ihtiyaç var. Urfa’daki sahanın yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusu gündemde. Federasyonun seçimidir. Federasyon bunu görmedi mi veya düşünmedi mi? Bilemiyorum. Aslında bu sorunun muhatabının TFF yetkileri olması lazım, onların bu soruyu cevaplaması lazım. Bize nerede oynayacaksınız derlerse orada gidip oynayacağız” diye konuştu.

“Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz”

Bu sezonu şampiyon olarak tamamlamak istediklerinin altını çizen Başkan Dursun Özbek, “Galatasaray’ın sadece spor kulübünün yönetimlerinde değil, bir Galatasaraylı olarak Galatasaray’ın her konumunda talep edildiği zaman, ihtiyaç duyulduğu zaman görev aldım. Eğer Galatasaray Spor Kulübü Dursun Özbek başkanlığındaki yönetime ihtiyaç duyuyorsa hiçbir zaman bu görevden kaçmam. Seçime giderken çok önemli bir dönem geçiriyoruz. Şu andaki şampiyonluk yarışı kafa kafaya gidiyor. Hedefimiz bu sene şampiyon olmak. Hatta 2024’ten sonraki dönemde de şampiyonluk hedefimiz var. Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki 2-3 aylık dönemde seçim polemikleriyle bu yarışın etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz mermer kadar sağlam kenetlenmiş olarak bu sezonu götürmek zorundayız. Seçimin elbet konuşulacağı tarih vardır. O geldiği zaman da görüşlerimizi, fikirlerimizi ortaya koyarız. Ama şu anda Galatasaray sportif manada çok önemli bir yarışın içerisinde. Bu yarışın etkilenmemesi lazım. Bütün camiaya sesleniyorum. Buradaki birlik, beraberlik ve konsantrasyon camia için de çok önemli. Kenetlenmenin sadece yönetim kurulu çerçevesinde değil, bütün camia bünyesinde de olması bizi başarıya götürecek en önemli unsurdur. İzliyorsanız Galatasaray Spor Kulübü birçok cephede savaşıyor ve verdiği bu savaş içinde özellikle futboldaki yarışta gelinen duruma baktığımız zaman Galatasaray bir koalisyona karşı yarışmayı sürdürüyor. Bunun mevcudiyetini herkes görüyor, herkes biliyor. İsim açıklamaya gerek yok. Camiamın ve bütün Galatasaraylıların bunu görmesini istiyorum. Aynı ağabeylerimizin Çanakkale’de, Kafkaslar’da verdikleri ve vatan uğruna şehit düştükleri dönem gibi. Bir koalisyon var, bir koalisyon güçleri var onlara karşı şu anda Galatasaray Spor Kulübü yönetimi bir mücadele vermektedir. Camiamızın da bunu görmesi ve bizi desteklemesi, bu mücadelede bizle beraber tek yumruk halinde destek olması gerektiğini düşünüyorum. Onlardan bunu rica ediyorum” şeklinde konuştu.

“Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz”

Sarı-kırmızılı kulübün başkanı, Arjantinli golcü Mauro Icardi’ye, MKE Ankaragücü maçında yaptığı hareket nedeniyle PFDK tarafından verilen cezayı haksız bulduklarını söyleyerek, “Icardi olayında tartışılması gereken husus bence şu; düşünün ki biz dün akşam saatlerinde bir maça çıkacağız. Icardi, tedbirsiz sevk edildiği için oynamak durumunda, taktik çalışma buna göre yapılıyor, takım buna göre hazırlanıyor ve buna göre konsantre oluyor, otobüse biniyor. Maçı oynamak üzere sahaya geliyorlar. Otobüste Icardi’nin sevk edildiği cezaya bağlı olarak 1 maç ceza aldığını öğreniyorsunuz. Yani böyle bir şey olabilir mi? 60-70 saat içinde takım müsabakaya hazırlanırken, mevcut şartlar bu kadar kısa süre içinde değişip ve maç oynanacak yere stada geldiğiniz zaman 11’i değiştirmek zorunda kaldığınız bir durum olabilir mi? Aslında Icardi’nin ne yaptığından ziyade tartışılması gereken konu bu. Bu kadar kısa süre içinde bir ceza verip, sen tedbirsiz sevk etmişsin. Bunun bir süreci var, normal sürecinin dışına çıkıyorsun, hemen cezayı da yapıştırıyorsun. Takım antrenman bölgesinden çıktığı zaman farklı bir takım var, stada geldiği zaman ayrı bir takım var. Elbette ki Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz. Benzer uygulamalar geçmişte yapılmış, yakın tarihte para cezasıyla savuşturulmuş işlerde burada Icardi’ye 1 maç ceza verdiler. Yedi düvele karşı mücadele ediyoruz derken, bahsettiğim konulardan bir tanesi buydu. Ama hiç kimse şüphe duymasın bu mücadeleden Galatasaray galip çıkacaktır” açıklamasını yaptı.

Bir Galatasaray yönetim kurulu üyesinin, Galatasaray Spor Kulübü üyesi olan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin disipline sevk edilmesini istediğini aktaran Özbek, “Konu Galatasaray Yönetim Kurulu’nun gündemine geldi. Bir üye kardeşimiz Mehmet Büyükekşi’nin faaliyetleri doğrultusunda Galatasaray Spor Kulübü üyesi olması hasebiyle disipline sevk edilmesini istedi. Bizim tüzüğümüz gereği, yönetim kurulları kendisine iletilen bu tip talepleri disiplin kuruluna sevk etmek zorundadır, sevk etmek mecburiyetindedir. Neticede kararı disiplin kurulu verecektir. Yönetim görevini yapmıştır. Bundan sonraki konu disiplin kurulunun uhtesindedir. Onun vereceği karara bütün Galatasaraylıların saygı duyması gerekmektedir” dedi.

“Bize bu söylemleri yakıştıran takım, özellikle başkanı bir proje”

Rakip takımların Galatasaray ile ilgili söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını belirten Dursun Özbek, “Futbolda gerilimi arttırmamak, belli bir seviyenin üzerine çıkarmamak hususunda son derece dikkatliyiz. Elbette ki bunu yaparken Galatasaray’ın haklarının korunması, Galatasaray’ın mevcudiyetine zarar verecek hususların karşısında durması konusunda hiçbir tereddütümüz yok. Gerçeklerle uğraşıyoruz, gerçeklerle hareket etmek durumundayız. Rakiplerimizin gerçek dışı söylemlerine, Galatasaray’ı yıpratma çabalarına nezaketimiz çerçevesinde cevap veriyoruz. Bu demek değildir ki biz bu seviyeyi sürekli devam ettireceğiz. Bir konuda dikkatli olmamız lazım. Bugün toplumu germek, toplumu birbirine düşman edecek bir dil kullanmak son derece yanlıştır, son derece sakıncalıdır. Söylemlerin cevabını benzer şekilde cevaplamanın, tamir edilmesi güç olaylar oluşturacağı endişemiz var. Ben Galatasaray taraftarlarına, Galatasaray’ı sevenlere hep itidal tavsiye ediyorum. Türk futboluna fayda getirecek tartışmaları her zaman yapalım ama toplumu gerecek, birbirimize düşman edecek konularda itidalli davranılması konusunda da tavsiyem var. Burada rakibimizin bize atfettiği konuların Galatasaray’la ilgili hiçbir tarafı olmadığı gibi aynı Hacivat’la Karagöz gibi bir oyun sahneleniyor. Bir perde var. Perdeye bir gün birisi çıkıyor, öbür gün ötekisi çıkıyor. Aynı manada gerçek dışı ve Galatasaray’la bağdaşmayacak, birbirine yakıştırılmayacak konularda söylüyorlar. Biz benzer şekilde söyleyemez miyiz? Elbette söyleriz. Bir tuzağa düşmemek lazım. Burada bize bu söylemleri yakıştıran, bu söylemleri gönderen takımın bir proje olduğunu, özellikle başkanının bir proje olduğunu ifade etmiştim. Bunda hala ısrarlıyım. Bir proje olma hüviyetini hala sürdürüyorlar. Bir şey daha ifade etmiştim, ‘Cinayet mahaline evvela katil gelir’ dedim. Kimseyi itham etmek istemiyorum ama internete baktığınız zaman mesela ‘ananas’ deyin, ‘tesbih’ deyin, ‘şike’ deyin, ‘halı sahada dostluk maçları’ deyin bir girin bakın ne çıkıyor karşınıza. Sanki bunlar yokmuş gibi. Sanki bunları ben yapmışım gibi adamlar çıkıyorlar, Hacivat-Karagöz perdesinde bir sürü şey söylüyorlar. Onlara bir abi tavsiyesi; hiç boşuna uğraşmayın çünkü içinde bulunduğunuz ateş üfleyerek sönmez. Bunu kafanıza yazın” değerlendirmesinde bulundu.

“Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar”

Başkan Özbek, rakip takımların gündemi değiştirme çabası içinde olduğunu da söyleyerek, “Bugün bizle ilgili haberleri trol hesaplarından ve kendi sosyal medya hesaplarından gündeme getirmelerinin bir sebebi var. Geçen hafta oynadıkları Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Galatasaray, orada bir koalisyona karşı savaşıyor. Bu koalisyonun etkenlerini orada gördük. Oranın içinde Galatasaray’ın haricinde birçok futbol bileşenlerini var. Dolasıyla orada yaşanan rezilliği unutturabilmek için Galatasaray ile ilgili konular gündeme getirilerek, gündemi değiştirme çabası var. Kulüplerin kurulduğu tarihten bu zamana neler olmuş bakalım, neler ortaya çıkıyor? Bunun incelenmesi sonucunda Galatasaray’ın yine Türkiye’nin en başarılı kulübü olduğu ortaya çıkacaktır. Ama içinden cımbızlayıp 1997’de ne oldu? Böyle saçma bir şey olabilir mi? Herkesin kendi önüne bakması lazım. Artık kulüpleri yönetenlerin bir şeyden imtina etmesi gerekiyor. Bizim için önemli olan ülkemizin mutluluğu, birlik ve beraberliğidir. Aynı çağrıyı yine yapıyorum, saha içinde kalalım. Süreçli kaşıyarak, bizi sürekli cevap verme durumunda bırakarak Türk futbolunu böyle bir platforma çekmemiz son derece kötü” şeklinde konuştu.

“Galatasaray ara transferde çok önemli rakamlara ulaşmıştır”

Ara transfer döneminde yapılan çalışmalara da değinen Özbek, “Ara transfer dönemi maalesef en zor transfer dönemidir. Eğer bir takımın elinde iyi bir futbolcunuz varsa onu bırakmazsınız. Ancak önemli miktarda bir talep gelirse bırakırsınız. Mesela bizim Sacha Boey ile yaptığımız gibi. Galatasaray çok önemli transfer rakamlarına ulaşmıştır. Boey, bizim önemli bir oyuncumuzdu ama yapılan teklif çerçevesinde bu yapılabilir. Dolasıyla biz çalışmalarımızı bu yönde sürdürdük. Arkadaşlarım ve scout ekibi bu çalışmalardan netice alınması, hedefimiz olan oyuncuyu transfer etmek hem de hedefimiz olan rakamlarda en uygun seviyeyi yakalamak için hareket ettik. UEFA’nın belli bir tarihe kadar liste açıklama kararı önemliydi. Sıkışık bir takvime denk geldi. Bu sene Avrupa’ya veda ettik. Önümüzdeki sene inşallah Galatasaray yine Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak. O dönemdeki yönetimde bugün ki olaylardan ders çıkararak yine Şampiyonlar Ligi’ndeki serüvenine devam edecektir” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/feed/ 0
AK Parti Milletvekili Fatih Dönmez, Seyitgazi-Kırka yol genişletme çalışmalarını ziyaret etti https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-milletvekili-fatih-donmez-seyitgazi-kirka-yol-genisletme-calismalarini-ziyaret-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-milletvekili-fatih-donmez-seyitgazi-kirka-yol-genisletme-calismalarini-ziyaret-etti/#respond Fri, 31 May 2024 21:09:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7706 Eskişehir’in Seyitgazi İlçesi ile Kırka Mahallesi arasında gerçekleştirilen yol genişletme çalışmalarını ziyaret eden AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, “Muhalefet bunu maalesef zaman zaman kötüye kullanıyor. Ama onlara da buradan bir davette bulunmak istiyorum, gelsinler çalışmayı yerinde görsünler. Vatandaşımızın, hemşehrilerimizin kafasını karıştırmaya hakları yok” dedi.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Seyitgazi İlçesi ile Kırka Mahallesi arasında gerçekleştirilen yol genişletme çalışmasını yerinde ziyaret etti. Ziyarete Dönmez’in yanı sıra, Karayolları 4. Bölge Müdürü Mehmet Fidan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı İsmail Candemir, MHP Seyitgazi İlçe Belediye Başkan Adayı Erhan Erdem ile Eskişehir yüklenici firma yetkilileri katıldı. Ziyarette konuşan Dönmez, projenin yaklaşık 1.8 milyar liralık bir bedeli olduğunu ve yol konforu ile sürüş güvenliğini arttırabilmek adına güzergah dışında da bazı çalışmalarımız olacağını söyledi. Muhalefete de ‘Gelsinler çalışmayı yerinde görsünler’ diyerek seslenen Dönmez, bölge halkı adına çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

“Uzunca bir süredir bölge halkının hasretle beklediği projelerden birisi”

Ziyarette konuşma yapan AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, “Bugün Seyitgazi’de Karayolları Bölge Müdürlüğümüzün, Dördüncü Bölge Müdürlüğümüzün sorumluluk alanında olan Seyitgazi-Kırka 2×2 bölünmüş ve BSK kalitesinde yol yapım çalışmalarının ilk başlangıcını, müteahhidimizi, yüklenicilerimizi ziyaret etmek suretiyle sahada burada bulunmuş bulunduk ve bu çalışma çerçevesinde de 3 adet köprümüz, 6 buçuk milyon metreküp hafriyat, yaklaşık 60 bin metreküp beton dökülecek. Uzunca bir süredir bölge halkının hasretle beklediği projelerden birisi. Maalesef yoğun kazaların olduğu ve trafiğin yoğun olduğu bölgelerden birisi. Ama karayollarımız her zaman olduğu gibi yine buraya da çözüm odaklı bakarak, bu projenin hayata geçirilmesi için geçtiğimiz yıl ilk adımı attı, ihalesini yaptı, sözleşmeye bağladı. Artık yüklenicimiz de burada ve şantiye kurulum çalışmaları başladı. Yukarıda göreceksiniz, ilk yol yarma çalışmaları da bir taraftan devam ediyor. Projenin yaklaşık 1.8 milyar liralık bir bedeli var. Ana güzergah mevcut yol geometrisini takip edecek ama zaman zaman yol konforu ve sürüş güvenliğini arttırabilmek adına güzergah dışında da bazı çalışmalarımız olacak” dedi.

“Muhalefet gelsin çalışmayı yerinde görsün”

Başta Ulaştırma Bakanı olmak üzere, Karayolları Genel Müdürü’ne, Dördüncü Bölge Müdürü’ne ve Eskişehir işletmede görev alan tüm mühendisler ile çalışanlara bölge halkı adına teşekkürlerini ileten Dönmez, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“İnşallah en kısa süre içerisinde bu yol çalışmasını bitireceğiz. Muhalefet bunu maalesef zaman zaman kötüye kullanıyor. Ama onlara da buradan bir davette bulunmak istiyorum, gelsinler çalışmayı yerinde görsünler. Vatandaşımızın, hemşehrilerimizin kafasını karıştırmaya hakları yok. AK Parti hükümetleri, bakanlığımız başladığı hiçbir çalışmayı yarıda bırakmadı. Bunu da inşallah zamanında bitireceğiz ve bölge halkının hizmetine sunmuş olacağız. Bu etapla birlikte Eskişehir- Afyon güzergahında hız artışı söz konusu olacak. Yol konforunda bir artış sağlamış olacağız. Yol güvenliği artmış olacak. Tabii ki sürüş zamanımız kısalmış olacak. Bundan sonra da inşallah bu Kırka etabı bittikten sonra da Afyon’a giden ikinci etabın hazırlıklarına başlamış olacağız. Bu projenin bizim açımızdan bir başka önemli tarafı da biliyorsunuz, Eti Maden’in Kırka Bor Madeni İşletmeleri var. Buradan yıllık 1 milyon ton civarında bir ürünü biz pazarlara naklediyoruz. Tonlarca yük, lojistik açısından çok son derece önemli. Bu, lojistiğimizi de oldukça kolaylaştırmış olacak. Ben bu vesileyle buradaki yüklenici firmaya da şimdiden kolaylıklar diliyorum. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-milletvekili-fatih-donmez-seyitgazi-kirka-yol-genisletme-calismalarini-ziyaret-etti/feed/ 0
Kahverengi Kokarcalara Karşı Doğru Mücadele Şart https://www.kanal7haber.com.tr/kahverengi-kokarcalara-karsi-dogru-mucadele-sart/ https://www.kanal7haber.com.tr/kahverengi-kokarcalara-karsi-dogru-mucadele-sart/#respond Tue, 28 May 2024 21:18:46 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7623 Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındık ve diğer tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarcalar ile doğru zamanda doğru mücadele yapılması gerektiğini belirterek, “Şu anda kahverengi kokarcanın istediği bir kış mevsiminde yaşıyoruz. Bu günlerde havalar ısındıkça az da olsa meydana çıkmaya başladı. Bizim sezondaki ürünlerimizi kurtarmamız için muhakkak zamanlamayı, ilaç dozlarını ve ne zaman ne kadar atılacağı konusunda ciddi bir mücadele yapmamız lazım” dedi.

Fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren, insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturmayan kahverengi kokarca, kış mevsiminin sıcak geçmesinden dolayı yeniden görülmeye başladı. Ordu’da özellikle Fatsa ve Perşembe ilçelerinin yanı sıra Altınordu, Ünye ve Gülyalı ilçesinde görülen kokarcalar ile mücadele devam ederken, görüldüğü yerde imha edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bir yıl ömrü olan ve çok hızlı bir şekilde çoğalan kokarca ile etkili bir mücadele yapılması gerektiği belirtiliyor.

“Kokarcanın istediği bir kış mevsimini yaşıyoruz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, özellikle sahil kesimlerinde sonbahar mevsiminde kahverengi kokarcada büyük bir görülme olduğunu söyledi. O süreçten sonra kışlıklarını geçirmek için evlerin çatıları, ahırlar, samanlıklar ve bahçelerin belirli bölgelerinde kahverengi kokarca görüldüğünü ifade eden Soydan, “Bu süreçte kış mevsimi de olmadı, şuanda kahverengi kokarcanın istediği bir kış mevsiminde yaşıyoruz. Bu günlerde havalar ısındıkça az da olsa meydana çıkmaya başladı. Şuanda özellikle nisan aylarında hava sıcaklıkları 20 dereceleri bulduğu zaman kokarcalar bahçelere dönecektir. Bahçelere döndüğü zaman ise fındık başta olmak üzere meyve ve sebzelere zarar verecektir” diye konuştu.

“Doğru zamanda doğru mücadele yapılması gerekiyor”

Soydan, kahverengi kokarca ile ilgili doğru zamanda ve doğru mücadelenin önemli olduğunu ifade ederek, “Bununla ilgili vatandaşlar tarafından evlerde kısmi bir ilaçla yapıldı ancak bunlar yeterli olmadı. Bizim sezondaki ürünlerimizi kurtarmamız için muhakkak zamanlamayı, ilaç dozlarını ve ne zaman ne kadar atılacağı konusunda ciddi bir mücadele yapmamız lazım. Bununla ilgili ziraat odalarımız ve tarım müdürlüklerimiz ilaç atma süreleri ile ilgili çiftçilere bilgiler verecek. Tabi genel olarak bakanlığın bir çalışmasının olup-olmayacağı şu anda net değil. Bununla ilgili muhakkak herkesin bahçesinde toplu mücadele yapması gerekiyor. Bunları yaparken de çiftçilerimiz bilgiler alarak mücadele yürütürse daha isabetli olacak. Süreçte ziraat odalarımız, tarım müdürlüklerimiz ve çiftçilerimiz bu işe dört elle sarılmak zorundayız, fındığımızı kahverengi kokarcaya yedirmememiz gerekir” ifadelerine yer verdi.

“Çok hızlı bir çoğalma süreci var”

Kahverengi kokarcaların hava sıcaklıklarının artması ile daha çok görüleceğini belirten Soydan, kokarcaların 300 kata kadar çoğaldıklarını belirterek, “Çok hızlı bir çoğalma süreci var. Onun için çok mücadele gerekiyor. Bir de bu aylarda uzun süre beslenme ile ilgili problemleri de yok, onun için evlerin çatılarında hiç beslenmeden kışlıklarını geçiriyorlar. Bir yumurtadan 250-300 tane kokarca çıkabiliyor, görüldüğü yerde kesinlikle yok edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. – ORDU

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kahverengi-kokarcalara-karsi-dogru-mucadele-sart/feed/ 0
İmamoğlu’ndan “Patronu Belli Kumpas” Tepkisi: “Sizin O İftira Kampanyalarınız Bende Toz Zerresi Kadar Leke Bırakmaz. İşinize Bakın” https://www.kanal7haber.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/ https://www.kanal7haber.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/#respond Sat, 25 May 2024 21:15:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7544 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca’da düzenlenen halk buluşmasında; AKP’nin İBB Başkanı adayı Murat Kurum’u işaret ederek “Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Siz bu videoları, bir önceki seçimden hatırlıyorsunuz. Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte Çatalca Avrupa Yakası Müteferrik 1 İçme Suyu Temel Atma Töreni’ne ve halk buluşmasına katıldı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki kalabalığa seslenen İmamoğlu; AKP’li Çatalca Belediye Başkanı’nın, ilçede yaptıkları hiçbir temel atma törenine veya etkinliğe katılmadığını söyledi. İmamoğlu, şöyle konuştu:

“BU MAKAMIN SAHİBİ, BU ŞEHRİN 16 MİLYON İNSANI”

Ben hayata şöyle bakıyorum. Bu makamlar gelir geçer. Benim şu anda bulunduğum makam, çok kutlu bir makam. Kadim şehrimizin önemli bir makamı. Bu makamın sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı. Çatalca’nın belediye başkanlığı makamının da sahibi Çatalcalılar. Bazıları şöyle düşünüyor olabilir. O makam, ona kimin tarafından verildiyse o makamın sahibi de o zannediyor olabilir. Değil sevgili kardeşim. Makam, milletin. Millete ait olan makamın hakkını verirken insanların siyaseti, şusu busu seçimden öncesinde kalır. Seçim biter, sonra hizmet yolculuğu başlar. Bu hükümet atmosferi değiştirdi. Bunlar iklimi, ahlakı değiştirdi ama onların ortaya koyduğu ahlak, iyi ahlak değil. Onun peşinden gidenin hali yaman. Biz, milletin yolunun peşinden gidiyoruz. Bizim yolumuz o.

KANAL İSTANBUL FELAKETİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Çatalca’nın tarım alanlarına, ormanlarına, Çatalca’nın güzelim doğasına, meralarına göz dikmiş birileri de var. Tarıma saygı duymayan birileri de var. Ağızlarına almasalar da Kanal İstanbul denen ihanet projesiyle beraber Silivri’ye, Çatalca’ya uzanan alanları kontrolsüz bir biçimde, dehşet bir sürece taşıma gayretinde olanlar var. Bu, İstanbul’un sonu demek olur. Onlara karşı çok uyanık olmak ve el birliğiyle karşı durmak mecburiyetindeyiz. Bunlar ‘Gündemimizde yok’ diyorlar. Sakın inanmayın. Bunlar, seçimden önce her kılığa girerler. Bunlar, her türlü renge bürünürler. Bunlar, asıl niyetlerini gizlemeye çalışan insanlar ama ilk fırsatta harekete geçirecekler. Zaten ‘Yapmayacağız’ demiyorlar, diyemiyorlar. Öyle çevrelere öyle sözler, öyle vaatler verdiler ki yapmak mecburiyetindeler. Onun için sandıkta ne olacağız? Birlik olacağız. Kanal İstanbul denen büyük doğal felaket kaynağını, milli güvenlik sorununu bu milletin başına açmalarına izin vermeyeceğiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Onlar talanla, yalanla, iftirayla hayatlarını sürdürsünler. Onlar israfla gündeme geldiler. Biz, icraatla gündeme geldik.

MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAHA ÇOK DAĞITACAĞIZ

Onların döneminde hangi parselde kime daha fazla imar verilirdi, öyle konuşuldu. Biz ise 4,5 yıldır Halk Süt’le, Anne Kart’la, kreşlerle, eğitim desteği ve burslarıyla… 100 bin üniversite gencine bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber -helali hoş olsun- 7 bin 500 lira burs verdik bu sene. Seneye 100 bin gencimize 15’er bin lira vereceğiz. Bu zor, dar günlerde başımıza yoksulluğu bela etti bu hükümet. Paramızı pul etti. Emeklimizi fakir eyledi. Biz elimizden gelen katkıyı, fedakarlığı yapacağız. Niye, biliyor musunuz? Onların derdi başka ama bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha çok dağıtacağız. Tek asgari ücretle geçinen evlere, tek emekli maaşıyla geçinen evlere yıllık 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bu haneler, Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde bir ekmeğini alacak. Tek asgari ücretle geçinen hanelerdeki bir kişiye tam 10 bin lira da ulaşım desteği vereceğiz. Yeni evli çiftlere, evlenecek çiftlere sağlamakta olduğumuz evlilik desteğini -ki biz başlattık- 30 bin liraya çıkaracağız. Bunu İstanbul genelinde, bu 5 yılda 100 bin çifte çıkaracağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız.

İSTANBUL’UN YENİDEN İHANETE DÖNMEYE TAHAMMÜLÜ YOK

Sözüm ona bu arkadaşlar, bu kampanyada sadece İstanbul konuşacaklardı. Böyle dediler, hatırlayın. Daha birkaç hafta dayanabildiler, hemen su kaynattılar, hemen kayış attılar. Çünkü görüyorlar, İstanbul başardı. Hep birlikte israfı bitirdik, hizmeti getirdik. Bundan geri dönüş yok. İstanbul’un yeniden ihmale, ihanete, israfa dönmeye tahammülü yok, dönmeyecek. Eşitlik ve adalet yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik ve kardeşlik yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hazır mıyız? Birlikten, kardeşlikten söz açılmışken şimdi biraz sizlerle dertleşmek istiyorum. Bakın, 5 yıldır konuşmalarımı dinliyorsunuz, tavrımı biliyorsunuz. Soruyorum, Allah aşkına, benim bir gün -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inanca sahip olursa olsun, fark etmez- bir kişiye ayrımcılık yaptığımı ya da ötekileştirdiğimi gördünüz mü? Bana her gün hakaret eden siyasi rakiplerimin, bir gün bile onların vatanseverliğini ya da onların inancını sorguladığımı işittiniz mi? Kıskanıyorlar, doğru. Çekemiyorlar. Kimse, kendisine karşı böyle bir şey yapılmasını hoş karşılamaz. O zaman kendisine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapmayacaksın.

EŞ ZAMANLI BİR OPERASYON BAŞLADI

Bunları niye söylüyorum? Çok eş zamanlı bir operasyon başladı. Yeni yeni filizlendirmeye çalışıyorlar. Operasyonun sahibini de belli ediyor. Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu. Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş, terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Rakibimin açıklamalarıyla eşgüdümlü başladı. Altını çiziyorum bunun. Rastgele değil. Peki, siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimde, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp kumpası nasıl itiraf etmişti? Ne demişti? ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın.

ATA’YA HAKARET ETMEK BUNLARIN DÖNEMİNDE SERBESTLEŞTİ

Bunlar, bu milletin milli duygularını, inancını rencide edecek seviyede ne yazık ki her şeyi alet ediyorlar. Bunlara söylüyorum, buradan sesleniyorum. Ben, sizin gibi günübirlik Atatürkçü değilim. Çıkıyor bir meczup; bize, yüzümüze, gözümüzün içine baka baka Atatürk’e hakaret ediyor. O meczup hakaret ediyor ama kimsenin çıtı çıkmıyor. Herkes bir anda lal oluyor. Ağzını açan yok. Ata’ya hakaret etmek, küfretmek ne yazık ki bunların döneminde serbestleşti. Bu meczup gibiler bir de bize Osmanlı dersi vermeye kalkıyor. Sen kim, Osmanlı kim? Sen ne anlarsın Osmanlı’dan? Osmanlı da bizim, sarı saçlı, mavi gözlü lider de bizim liderimiz. Bunu buradan bilin. Bu yeminli Atatürk düşmanlarını bu iktidar, sadece bu tür durumlarda uzaktan izlemiyor. Ne yapıyor, biliyor musunuz? Onlara destek de oluyor hem de öyle az buz destek değil.

KÜFÜRBAZ ATATÜRK DÜŞMANI, ONLARIN SİYASİ YOL ARKADAŞI

Şimdi bilmediğiniz şeyler söyleyeceğim. O küfürbaz Atatürk düşmanı, onların siyasi yol arkadaşı. Doğru mu? Yetmedi. Atatürk’e küfreden o adamın oğlu, hala partilerinin milletvekili. Yetmedi. Damadı Sakarya Çevre İl Müdürü. Yetmedi. Abisini bir şirketin başına kayyum atadınız. Diğer oğlunu da Kocaeli İşkur İl Müdürü yaptınız. Aileye bak. Yetmedi. Abisinin damadı da eski milletvekili. Hani şu ‘Yeliz’ var ya… O işte, o arkadaş. Bakın, işte sizin liyakat anlayışınız. Atatürk’e hakaret edenlerin sülalesine üst düzey kamu görevleri vermek mi sizin Atatürkçülüğünüz? Vatanseverliğiniz bu mu? Siz, bu halkın çocuklarının hak ettikleri makama gelmesini istemeyenlersiniz. Bu anneler, bu hanımefendiler, bu çocuklarını, bu sıraladığım insanlardan katbekat daha iyi yetiştiriyor ama sizin tek derdiniz, bir avuç insan ve onların aileleri. Bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Bizim derdimiz 16 milyonun, milletin evlatları. Onun için siz, partizanlıkla milyonlarca gencin hakkını gasp edenlersiniz. Siz, alın teriyle başarı zincirini kırarak bu toplumun dengesini bozan bir yapısınız. Aileye bakın. Babası bunlardan milletvekili. Oğlu milletvekili. Damadı milletvekili. Diğer oğlu genel müdür. Damadı genel müdür. Abisi kayyum genel müdürü. Ne mübarek aile, değil mi? Bir de bu memleketin başının tacına hakaret edecek, küfredecek… Devletin bir tane kurumu bile harekete geçmedi. Yazıklar olsun size.

EKREM İMAMOĞLU’YLA UĞRAŞMAYI BIRAKACAKLAR

2015 yılında, bunların zamanında Çatalca’da, KİPTAŞ konutlarının 100’den fazlası, bunların partili yandaşlarına dağıtıldı. Kimler yok, kimler… Şimdi milletvekili yaptıkları Kadın Kolu Başkanı var. Belediye başkanlarının oğlu var. Başkan yardımcısının kızı var. Vakıflarının yöneticileri var. Zaten deprem olur, deprem konutunda kurada her nedense o kura milletvekiline çıkar. Bugün de buraya gelirken okudum. TOKİ’nin alt gelir seviyesi için yaptığı ‘İlk evim arsa’ projesinden arsa bilin bakalım kime çıkmış… AK Parti milletvekiline yine. İşte bunların gerçek yüzü bu. Bu saltanatı kim yerle bir edecek, biliyor musunuz? Vicdanlı ve hakkını koruyan milyonlarca genç, yerle bir edecek. Hem de ne zaman, biliyor musunuz? Çok uzak değil. Sadece 35 gün sonra. 31 Mart’ta hep beraber bunlara öyle bir ders vereceğiz ki, milleti tehdit etmeyi bırakacaklar. Onları, milletin hizmetkarı yapacağız. Hep beraber yapacağız. Seçimde öyle bir ders alacaklar ki, kalan zamanlarında enflasyonu düşürmek için uğraşacaklar. Kalan zamanlarında, berbat ettikleri ekonomiyi, maliyet artışlarını, dibe vuran asgari ücreti düzeltme gayretinde olacaklar. Bunlara halkımız, hangi partiden olursa olsun İstanbul İttifakı, milletimizin o güçlü vicdan birliği, öyle bir ders verecek ki, sandıktan bir gün sonra tutuşup hükümet işlerine koşacaklar. Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı bırakacaklar.

HEP BİRLİKTE KAZANALIM

Sevgili Çatalcalılar; bu şehrin çocuklarına, bu şehrin gençlerine, bu şehrin saygıdeğer annelerine, hanımefendilerine, dar gelirlilerine, emeklilerine sahip çıkanı seçin. Güzel günler için bir kez daha birlik olun. Birlik olun hepimiz için, hep birlikte kazanalım. Haydi İstanbul, tam yol ileri. Ben, bu şehrin Erhan Bey’le gençleşeceğine, enerjisini bulacağına, sokakta, caddede, pazarda onunla birlikte hizmet üreten bir belediye başkanı olacağına, ahlakına, erdemine, iş yapma çalışkanlığına kefilim. Çatalca’da Erhan Güzel’e oy vermek için hazır mıyız? Meclise de oy istiyoruz. İstanbul’a da oy istiyoruz. Her şey çok güzel olacak.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/imamoglundan-patronu-belli-kumpas-tepkisi-sizin-o-iftira-kampanyalariniz-bende-toz-zerresi-kadar-leke-birakmaz-isinize-bakin/feed/ 0
Japonya’da Çıplak Festivaline Kadınlar da Katılıyor https://www.kanal7haber.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/#respond Fri, 24 May 2024 21:18:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7510 Yarı çıplak erkeklerden oluşan kalabalık kitle “Vaşoi! Vaşoi!” (Hadi gidelim. Hadi gidelim!) diye bağırarak itiş kakış halinde tapınağa doğru ilerliyor.

Hadaka Matsuri ya da Çıplak Festivali, Japonya’nın orta kesimindeki Konomiya Tapınağı’nda 1250 yıldır neredeyse hiç değişmeyen bir sahne.

Ancak bu yıl büyük bir değişiklik var.

Erkeklerin toplandığı yerden uzakta bir grup kadın, festivale katılan ilk kadınlar olma yolunda.

Burada toplanan kadınlar tarih yazdıklarının farkındalar. Geleneksel olarak erkek egemen alanlarda yer bulmak her yerde zor. Ancak geçen yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet uçurumu endeksinde 146 ülke arasında 125. sırada yer alan Japonya’da bu daha da zor.

Ailesi nesillerdir Konomiya festivalinde çalışan Atsuko Tamakoshi, “Arka planda, kadınlar festivaldeki erkekleri desteklemek için her zaman çok sıkı çalıştılar” diyor.

Ancak erkeklerin tapınakta mutluluk için dua etmeden önce kötü ruhları uzaklaştırmaya çalıştığı festivale fiilen katılma fikri daha önce hiç gündeme gelmemiş gibi görünüyor.

Naruhito Tsunoda’ya göre, hiçbir zaman gerçek bir yasak söz konusu olmamış. Sadece hiç kimse sormamış.

Sorduklarında ise cevabı hazırdı.

“Bence en önemli şey herkes için eğlenceli bir festival olması. Sanırım Tanrı da en çok bundan mutlu olurdu.”

Ancak topluluktaki herkes bu kadar uzlaşmacı değildi.

“(Katılmamız konusunda) endişeli olan pek çok kişi vardı. ‘Kadınların erkek festivalinde ne işi var?’, ‘Bu bir erkek festivali, ciddi bir şey’ diyenler vardı,” diye açıklıyor 56 yaşındaki Tamakoshi.

“Ama hepimiz yapmak istediğimiz şeyde birleşmiştik. Samimi olursak Tanrı’nın bizi izleyeceğine inandık.”

Sıralarını bekleyen kadınlar gerçekten de samimi. Ama çıplak değiller.

Birçoğu erkeklerin peştamallarının aksine uzun, mor tunikler ve beyaz şortlar giyiyor ve kendi bambu sunularını taşıyorlar.

Erkeklerin tapınağa koşuşturmasına eşlik eden büyük mücadeleye ya da Shin Otoko’ya ya da tapınak tarafından seçilen bir erkek olan ‘erkek tanrıya’ dokunmak için birbirlerinin üzerine atlamalarına katılmayacaklar. Geleneğe göre ona dokunmak kötü ruhları uzaklaştırmak anlamına geliyor.

Bu, günün önemini ortadan kaldırmıyor.

Yumiko Fujie “Zamanın nihayet değiştiğini hissediyorum” diyor. “Ama aynı zamanda bir sorumluluk duygusu da var.”

Bu kadınlar katılımlarıyla sadece cinsiyet engellerini aşmakla kalmıyor, bir geleneği de canlı tutuyorlar.

Bu hafta, Japonya’nın kuzeyindeki Kokuseki Tapınağı’nda düzenlenen bir başka çıplak festival, bunun düzenleyecekleri son festival olacağını söyledi. Festivali devam ettirmek için yeterli sayıda genç insan yok.

Japonya dünyanın en hızlı yaşlanan nüfuslarından birine sahip. Geçen yıl ilk kez her 10 kişiden biri 80 yaş ve üzerindeydi. Bu arada, doğum oranı kadın başına sadece 1.3 ve geçen yıl sadece 800.000 bebek doğdu.

Kadınların tapınağa doğru ilerleme vakti geldi.

İki paralel sıra halinde duruyorlar ve iç içe geçmiş kırmızı ve beyaz kurdelelere sarılı uzun bambu çubukları taşıyorlar.

Atsuko Tamakoshi önden gidiyor; düdüğünü çalarak erkeklerin onlarca yıldır söylediğini duydukları ritmik ilahiyi başlatıyor.

“Washoi Washoi,” diye bağırıyor kadınlar.

Kadınlar haftalardır çalıştıkları hareketlere odaklanıyor. Bunu doğru yapmaları gerektiğini biliyorlar.

Medyanın ve seyircilerin gözlerinin üzerlerinde olduğunun farkında ve heyecan içindeler.

Dondurucu soğukta ilerlerken onları izleyen kalabalıktan destek çığlıkları yükseliyor, bazıları “Gambatte” (“Devam et!”) diye bağırıyor.

Konomiya Şinto tapınağının avlusuna giriyorlar ve tıpkı erkekler gibi üzerlerine soğuk su püskürtülüyor. Bu onlara daha da enerji veriyor sanki.

Adakları kabul edildikten sonra kadınlar töreni iki selam, iki alkış ve son bir selamdan oluşan geleneksel selamlama ile bitiriyor.

Kadınlar sevinç çığlıkları atıyor ve ağlayarak birbirlerine sarılıyorlar.

Kalabalık şimdi onları alkışlıyor.

Michiko Ikai, “Çok ağladım,” diyor. “Katılabileceğimden emin değildim ama şimdi bir başarı duygusu hissediyorum.”

Tapınaktan çıkarken kadınlar, kendileriyle fotoğraf çektirmek isteyen halk ve röportaj yapmak isteyen medya mensupları tarafından durduruluyor. Onlar da memnuniyetle kabul ediyorlar.

“Başardım. Çok mutluyum,” diyor Mineko Akahori. “Bir kadın olarak ilk kez katılabildiğim için gerçekten minnettarım.”

Hiromo Maeda “Zaman değişiyor” diyor. “Bence dualarımız ve dileklerimiz aynı. Kadın ya da erkek olması fark etmiyor.”

Bu günün organizasyonunda önemli bir rol oynayan Atsuko Tamakoshi hem duygusal hem de rahatlamış bir şekilde ekliyor:

“Kocam her zaman bu festivalde yer aldı. Ben ise her zaman izleyiciydim. Şimdi minnettarlık ve mutlulukla doluyum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/feed/ 0
Yumuşak Doku Kanseriyle Mücadele Eden Genç Kızın Günlükleri Kitap Oldu https://www.kanal7haber.com.tr/yumusak-doku-kanseriyle-mucadele-eden-genc-kizin-gunlukleri-kitap-oldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/yumusak-doku-kanseriyle-mucadele-eden-genc-kizin-gunlukleri-kitap-oldu/#respond Tue, 21 May 2024 21:36:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7415 Yaşar Üniversitesi mezunu Deniz Simge Oriyaşın, geçtiğimiz Ağustos ayında mücadele ettiği yumuşak doku kanseri nedeniyle 24 yaşında hayatını kaybetti. Annesi Filiz Oriyaşın’ın kızının anısını yaşatmak ve bu hastalıkla savaşan gençlere ve ailelerine umut olmak için Deniz’in günlüklerini ve kendi yazdıklarını birleştirerek hazırladığı “Bir Deniz Masalı” adlı kitap bu ay yayımlandı.

Yaşar Üniversitesi mezunu Deniz Simge Oriyaşın, 2021 yılında kafasında yer alan şişlik nedeniyle hastaneye gitti. Uzun araştırmalar sonucu Oriyaşın’in sol uyluk kemiğinde tümör tespit edildi ve kendisine yumuşak doku kanseri (alveolar soft part sarkom) teşhisi konmasıyla zorlu mücadeleye başladı. Bir süre sonra, kanserin beynine metastaz yaptığı ortaya çıktı. Tedaviye başladıktan kısa süre sonra tümörlü bölgenin kırılması sonucu 3 buçuk ay yürüyemeyen Deniz, yılmadı ve son ana kadar eğitimine devam ederek Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 2022 yılında, çift ana dal yaptığı Uluslararası Lojistik Yönetimi Bölümü’nden ise 2023 yılında mezun oldu. Ameliyat olduktan sonra ayağına protez takılan Deniz, fizik tedavi sürecine başladı. Fakat tüm hayata tutunma çabalarına rağmen, annesi, babası ve ağabeyini arkasında bırakarak 11 Ağustos’ta, 24 yaşında hayata gözlerini yumdu. Anne Filiz Oriyaşın, Deniz’in vefatından sonra günlüklerini buldu ve kendisi de yazmaya başladı. Hem Deniz’in günlüklerini hem kendi yazdıklarını birleştirerek oluşturduğu “Bir Deniz Masalı” adlı kitap, bu ay yayımlandı.

“Herkes Deniz’in çabasını öğrensin istedim”

Kitabı 4 ayda yazdığını söyleyen anne Filiz Oriyaşın, “Deniz okuma yazmayı öğrendiğinden beri günlük yazıyor. Kızımı kaybettikten sonra ben de yazmaya başladım. Bu acıyla başa çıkabilmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Deniz’in günlüklerini de buldum ve okudum. Kendi yazdıklarımla Deniz’in günlüklerini birleştirerek bu kitabı yazmaya başladım. Herkes Deniz’in mütevazı hayatını, güzel yaşamını, azmini ve çabasını öğrensin istedim. Birkaç denemeden sonra bir yayıneviyle anlaştım. Editör Deniz’in mücadelesine hayran kaldı. Deniz son ana kadar hiç pes etmedi. Tedavisi devam ederken okulunu bırakabilirdi ama devam etmeyi çok istedi. Yaşar Üniversitesi de çok yardımcı oldu. Arabayla okula girişine izin verdiler, koltuk değneği kullanıyordu. Babası onu sınıfta bekledi. Bu süreçte hepimiz psikolojik destek aldık. Zordu, acı onu çok rahatsız ediyordu. Hayata tutunmak istiyordu. Gezmek istedi. Hepsini bir şekilde yapmaya çalıştık. Kanserin beynine sıçraması şanssızlığı oldu, zaman zaman atakları oldu. İyi gittiği zamanlar da oldu ama ilaç değişiklikleri adaptasyonu zorlaştı. En zor yumuşak doku tümörlerinden biriydi” dedi.

“Eğitim aşkıyla hayata tutundu”

Deniz’in son ana kadar azimle mücadele ettiğini söyleyen Oriyaşın, “Deniz’in günlüklerini yazmasının bir sebebi olduğunu düşündüm. Günlüğünde tüm kanserle savaşı sürecini anlatıyor. Ne kadar çok insan okursa o kadar mücadelenin, azmin nasıl bir şey olduğunu anlarlar. Bu kadar zorluğa rağmen iki bölüm bitirdi. Bir mezuniyetine katıldı, diğerinde hastanedeydik. Eğitim aşkıyla devam etti, hayata tutundu. Hiçbir zaman bırakmadı. Hayat güzel, gençler ufacık şeyler için kendilerini üzmesinler. Nefes aldığın, yürüyebildiğin sürece hayat güzel. Asla aileleriyle çatışmasınlar, aileler her zaman çocuklarının iyiliğini güzelliğini ister. Çekirdek aile önemlidir. Birlikte olmaktan asla vazgeçmesinler” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/yumusak-doku-kanseriyle-mucadele-eden-genc-kizin-gunlukleri-kitap-oldu/feed/ 0
Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi https://www.kanal7haber.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/#respond Mon, 20 May 2024 21:00:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7364 Davut Gürkan: “Siyaset bizim partimizde bir çözüm bulma sanatıdır”

Efkan Ala: “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır”

Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi

BURSA – AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.

Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/feed/ 0
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Siyaset Akademisi Sertifika Töreni Düzenlendi https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/#respond Sat, 18 May 2024 21:30:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7319 AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.

Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi. – BURSA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü: Genel başkanlar yerel seçimler için özür dilemeli https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/ https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/#respond Fri, 17 May 2024 21:57:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7303 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “O altılı, yedili masadaki çerçeveyi oluşturan genel başkanların her birinin yerel seçimler için oy istemeden önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle bir açıklamayla ortaya koyması gerekir.” dedi.

Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin en büyük gücünün, zenginliğinin iktidarın ve yerel yönetimlerin seçimler yoluyla belirlenebilmesi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın kente geleceğini ve İstasyon Meydanı’nda vatandaşlarla buluşacağını belirten Çelik, “Kendilerini büyük bir heyecanla bekliyoruz. İnşallah yarın bütün illerimizde olduğu gibi memleketimizde de demokrasi mücadelemiz açısından önemli bir devreye imza atacağız. Onun için bütün vatandaşlarımızı yarın Adana’daki İstasyon Meydanı’nda Sayın Cumhurbaşkanı’mızla buluşmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

Çelik, birkaç gün sonra 28 Şubat’ın yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Hukukun dışına çıkan ‘vatanseverlik’ tavrının aslında en büyük hukuksuzluk, vatanseverliğe verilmiş en büyük zarar olduğu zaman içinde görüldü. 28 Şubat böylesi karanlık, lanetli bir dönemin sembollerinden bir tanesidir. Bu dönemlerin Türkiye üzerinde oluşturduğu tahribatın giderilmesi çok büyük mücadeleler gerektirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın, Genel Başkan’ımızın liderliğinde verdiğimiz demokrasi mücadelesi, hem silahlı kuvvetler içerisindeki vesayet odaklarının temizlenmesini sağlamış ve kahraman silahlı kuvvetlerimizin asli işi olan vatan savunmasına tamamen odaklanmasını getirmiştir. Aynı şekilde yargı içine odaklanmış, yargı vesayetini tetikleyen unsurların ortadan kalkmasıyla demokrasimize yargı içinden vesayet yoluyla yöneltilen tehditler ortadan kaldırılmıştır.”

Çelik, AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin birçok kesimiyle birlikte vesayete karşı güçlü bir mücadele verdiğini belirtti.

“Türkiye’de demokrasi ne zaman büyümüşse Cumhuriyet o kadar güçlenmiştir.” diyen Çelik, “Demokratik mekanizmalar ne zaman iyi çalışmışsa Türkiye’nin zenginleşmesi, refahı ve güvenliği o kadar garanti altında olmuştur. Bugün de sandığın iyi işlemesi sayesinde Türkiye’de seçimlere içerden ve dışarıdan müdahalelerin engellenmesi, içerden ve dışardan yönelen her türlü vesayetin ortadan kaldırılması sayesinde sandık iradesi tam olarak ortaya çıktığı için Türkiye güçlenmekte, büyümekte, demokrasi daha da pekişmektedir.” ifadesini kullandı.

“Türkiye kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir”

Türkiye’nin güvenliğinin korunması ve güçlendirilmesinin hem kendisi hem mazlum milletler için önemli olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

“O sebeple milli muharip uçağımız KAAN’ın gök vatanda kendisini göstermesi ve önemli bir aşamayı geçmesi, bu çalışmaların ne kadar büyük bir gayretle devam ettiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu iradeyle öyle bir noktaya gelinmiştir ki artık Türkiye, kendi güvenliğini sağladığı gibi dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de yüksek derecede katkı sağlayan ve kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir. Türkiye’nin burada ürettiği kaliteli güvenlik şudur; biz hem ülkemizin güvenliğini korumak istiyoruz hem de etrafımızda güvenliği tehdit altında olan hiçbir komşumuz olmasını istemiyoruz. Arzu ederiz ki etrafımızdaki komşu devletler kendi ülkelerindeki terör örgütlerini kendileri bertaraf etsinler ve bizim müdahalemize gerek kalmasın. Ama o ülkeler, bu terör örgütlerinin bertaraf etmediği, edemediği zaman Türkiye, Birleşmiş Milletlerin şartı gereği doğal olarak hukuktan kaynaklanan yetkilerini kullanarak ve güvenliğini teminat altına almak için bu müdahalelerde bulunmaktadır.”

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle ülkenin her alanda ilerlemeyi sürdürdüğünü, önümüzdeki dönemde de yepyeni işlere imza atmaya devam edeceklerini belirtti.

Demokrasi açısından sivil siyasetin üstünlüğü ve kalitesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, “Siyasetin kalitesi, demokrasinin geleceğinin korunması bakımından son derece kritik bir noktadır. Ama maalesef muhalefetteki gelişmelere baktığımızda siyasetin kalitesini tehdit eden ve bu sebeple de demokrasiye dönük olarak zarar verici birtakım yaklaşımların her geçen gün başka bir safhada üretildiğini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır”

Çelik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim sürecine değinen ve altılı masayı eleştiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi gelinen noktadaysa bu altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır. Çünkü ‘biz beraber, kol kola hareket ediyoruz. Türkiye’nin önüne şöyle bir seçenek koyuyoruz’ diyenler, bugün genel seçimlerin üzerinden az bir zaman geçmişken birbirlerine en ağır sözlerle saldırıyorlar. Daha bir yıl bile olmamışken milletin önüne çıkıp beraber kol kola poz verirken ortaya koyduğunuz çerçeve ile bugün her birinizin bir diğerine Türk siyasi tarihinin en ağır laflarıyla saldırdığı tablo arasındaki bu çelişkinin her biriniz açısından millete bir özür borcu yok mu? Dolayısıyla o altılı, yedili masadaki çerçeveyi oluşturan genel başkanların her birinin yerel seçimler için oy istemeden önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle bir açıklamayla ortaya koyması gerekir. Yani bir yıl içinde kendi laflarını bu kadar çürüten, kendi laflarını bu kadar ortadan kaldıran bir tutum söz konusuyken bugün istediğiniz bu oyla Türkiye’de ‘işte şu hizmeti yapacağız. Bu faaliyeti ortaya koyacağız’ demelerinin hiçbir anlamı ve manası yoktur. Bütün bunlara dikkat edildiği zaman herkesin bu çerçevede değerlendirme yapması gerekir.”

“Tabii siyasi akıl, zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır”

CHP’yi eleştiren Çelik, şöyle konuştu:

“Ana muhalefet partisi CHP açısındansa durum daha da vahimdir. Yapay zekayla aday belirleme gibisinden bir süreçten bahsediyorlar. Tabii siyasi akıl, siyasi zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır. Halbuki milletin aklına güvenmek, milletin aklıyla hareket etme demokrasinin gereğidir. Milletin aklına en yüksek değer olarak bakmak siyasette ve demokraside temel ilke ve prensip olmak durumundadır. O gün milletin önüne altılı masa çerçevesiyle çıkanların her biri bir diğerine saldırıyor. Aynı zamanda da her birinin partisinde birtakım hizipler, diğer hiziplere saldırıyor. Dolayısıyla bunların millete güçlü bir özür borcu vardır. Buradan çıkmak için buldukları formülün yapay zeka olması ise yine milletin aklına, siyasi akla, siyasi zekaya teveccüh konusuna ne kadar uzak bir yerde durduklarını göstermektedir.”

Seçim güvenliği

Türkiye’nin seçim güvenliği açısından son derece güvenli bir ülke olduğunu belirten Çelik, son zamanlarda meydana gelen eylemler ya da provokatif sözlerin hiçbir şekilde hiç kimseyi yanlış birtakım izlenimlere sevk etmemesi gerektiğine dikkati çekti.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:

“Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi, toplumumuzun temel değerleri konusunda kışkırtıcı beyanların tümünü reddettiğimizi ifade etmek isteriz. Dinimizle, dini değerlerimizle, geleneklerimizle ilgili ortaya koyulan birtakım kışkırtıcı beyanların, özellikle seçilmiş cümlelerin toplumdaki birtakım fay hatlarını tetiklemek üzere yönlendirilmiş olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bunların karşısındayız. Bunlarla mücadele etmek konusunda yüksek bir iradeye sahibiz. Dolayısıyla hem dini değerlerin istismarına hem de dini değerlere dönük her türlü saldırının karşısında olacağımızı bir kere daha ifade etmek isterim. Ne dini değerler istismarına müsaade ederiz ne de dini değerlerimize saldırı karşılığında sessiz kalırız. Aynı şekilde devletimizin kurucusu ilk Cumhurbaşkanı’mız Gazi Mustafa Atatürk’le ilgili her türlü çirkin beyanın ve saldırganlığın karşısında olacağımızı, devlet hayatımızla ilgili gereken hassasiyeti, ülkemizin kurucusu olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımızla ilgili her türlü üslup hassasiyetinin gözetilmesini beklediğimizi ifade etmek isterim. Bunun dışındaki her türlü beyanın karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/feed/ 0
Anadolu Parsı Türkiye’nin Farklı Coğrafyalarında Görülmesi İnsanları Tedirgin Ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/#respond Mon, 13 May 2024 21:36:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7165 Anadolu Parsı’nın son zamanlarda farklı coğrafyalarda görülmesi insanları tedirgin ediyor

KTÜ Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya:

“Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk”

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ancak kendini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

TRABZON – Anadolu Parsı’nın son zamanlarda Türkiye’nin farklı coğrafyalarda görülmesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu Parsı’nın normalde insanlara çok yakın yaşadığın ancak kendisini insanlardan koruduğu için görünmediğini belirtti.

Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe arttığını kaydeden Başkaya, “Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Devletin ve vatandaşın bulgularını göze Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk” dedi.

Son yıllarda özellikle Anadolu Parsı konusunda yaptığı araştırmalarla gündeme gelen Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu parsı ile ilgili haberlerin özellikle son aylarda gittikçe arttığına dikkat çekerek, “Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe artıyor artacaktır da. Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Arttığını şuradan da anlayabiliriz devletin bulguları olsun vatandaşın bulguları olsun Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk. Çalışmalarımızın sonucunu haritaya yaydığımız zaman Muğla’dan Artvin’e, Bursa’dan Kazdağlarına, Hakkari’ye kadar bütün coğrafyada Anadolu parsı karşımıza çıkabiliyor. Son yıllarda, son günlerde görüntüler gerekse bulgu edilen yerlerde Anadolu parsı, ya sahile yakın bir yerde karşımıza çıkıyor ya da dağlardan, ormanlardan insanlardan uzak yerlerden ziyade ova arazilerde de karşımıza çıkabiliyor. Hayvan zaten bir yamaçtan öbür yamaca vadi tabanına inerek geçiyor veya vadi boyunca akan akarsu boyunda avlanıyor. Genelde gececi olduğu için rahatsız edilmediği veya düşmanı olmayan bölgelerde gündüzde aktif ama genelde gececidir” diye konuştu.

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

Anadolu Parsının normalde insanlara yakın yerde yaşadığını ancak kendini insanlardan koruduğu için görünmediğini kaydeden Başkaya, “Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz. Yaptığımız foto kapan çalışmaları, ayak izi çalışmaları, termal kamera çalışmaları gibi takiple ilgili işlerde bakıyoruz ki hayvan köy içleri yayla kenarları insanların eli ayağı çekildiği zaman doğrudan köyün içerisinden gelip geçiyor veya oralarda belli bir zaman geçirebiliyor. İnsanlara yakın ilçelerin kenarlarında çokça zaman geçirdiğini görüyoruz. İnsanlar için haraketli yerlerde bile o sahanın hemen kenarında bulunabildiğini biliyoruz. O yüzden bunlar bizim için sürpriz değil” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/feed/ 0
Epidermolysis Büllosa Hastası Kızın Annesi: ‘Kızıma Sarılabileceğim Günün Hayalini Kuruyorum’ https://www.kanal7haber.com.tr/epidermolysis-bullosa-hastasi-kizin-annesi-kizima-sarilabilecegim-gunun-hayalini-kuruyorum/ https://www.kanal7haber.com.tr/epidermolysis-bullosa-hastasi-kizin-annesi-kizima-sarilabilecegim-gunun-hayalini-kuruyorum/#respond Sun, 12 May 2024 21:57:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7149 Halk arasında “Kelebek hastalığı” olarak bilinen nadir hastalıklardan epidermolysis büllosa hastası 6 yaşındaki Fatma Aydın’ın annesi, en küçük dokunuşta cildinde soyulma ve yaralar oluşan kızına sımsıkı sarılabileceği günün özlemini çekiyor.

Elazığ’da yaşayan Gülsüm Aydın’ın 6 yaşındaki kızı Fatma, hayata gözlerini açtığı ilk gün “kelebek hastalığı” ile tanıştı. Kesin bir tedavisi olmayan hastalık nedeniyle en küçük bir dokunuşta bile cildinde soyulma ve yaralar oluşan Fatma Aydın’ın, hastalığı nedeniyle yaşıtları gibi koşup oynayamıyor. Ellerinde ve ayaklarında oluşan yaraların sonucunda ayak parmakları birbirine yapışan Aydın, annesinin yardımıyla ellerini kullanmaya başladı. Nadir hastalıkla mücadele eden kızının vücudunda oluşan yaralarını doktor misali sarmaya çalışan anne ise bir gün kızına korkmadan sarılabileceği günün hayalini kuruyor.

“Korkmasınlar, kelebek hastalığı bulaşıcı değildir”

Dışarı çıktıkları zaman vatandaşlardan gelen olumsuz tepkilerin kendilerini üzdüğünü dile getiren Gülsüm Aydın, “Epidermolysis büllosa adıyla kelebek hastalığı bulaşıcı bir hastalık değil. Herhangi bir tedavisi yok ama araştırmalarda, bir umudumuz var. Dışarı çıktığımız zaman vatandaşlarımızın bakış açıları çok farklı oluyor. Acıyarak bakan da oluyor, kızın yandı mı diyen de oluyor. Çoğu zaman ağlayarak, üzülerek eve geldiğimiz ve kızımın dışarıya soğuduğu vakitler oluyor. İyi karşılayan esnaflarımız, vatandaşlarımız da oldu. Vatandaşlarımız da yani acıyarak bakmasınlar, çocuklarını kızımı gördüğü zaman çekmesinler, uzaklaştırmasınlar. Herhangi bir AVM’ye girdiğimiz zaman tavırlarına daha çok dikkat etmeleri lazım. Yani bu konuda çok üzülerek eve dönüyoruz. Derneğimiz var. Allah razı olsun dernek başkanımız, Kelebek Çocuklar Derneği Fuldan Uras altı buçuk sene önce kendisiyle tanıştık ve onlarla birlikteyiz. Sağ olsunlar bugün üç kız kardeşler ‘kelebeklerimizin meleği’ olarak geçiyorlar. Yani Fatma onlara meleklerim diyor. Banyoda çok zorlanıyoruz. Banyoya girdiğimiz zaman hep ağlayarak çıkıyoruz. Yani bir tek ben değil komşu da sesini duyuyor, dua ediyorlar. Kızımın ağlamasından rahatsız olan komşularımız da oluyor, haklarını helal etsinler. Yani kolay değil, hak veriyorum gece sabaha kadar ağlayan bir çocuğu sesi duyuyorlar. Yani zor oluyor. Bakımı olsun, medikal eksiği olunca dile getiremiyorsun. Üzülüyorsun. Maddi manevi çok zengin bir hastalık diyeyim” dedi.

“Ben çocuğuma sarılamıyorum”

En büyük hayalinin kızına sıkı sıkı sarılmak olduğunu dile getiren anne Aydın, “Gönüllü insanların sayesinde oluyor tabii ki bunlar da. Elbette yapıyorlar ki bunlar geliyor ama sayımız çok az ve yardımcı olabilirler. Daha çok duyarlı olabilirler. Biz yardım konusunda paylaşımlar yaptığımız zaman acıyarak değil de kendileri de duyarlı olup paylaşım yapsalar çok seviniriz. Hem daha farkındalık oluşur. Bu çocukları her bir birey paylaşırsa çevreden daha çok duyulmuş olur daha çok görmüş olur. Kimse aşağılayarak veya acıyarak bakmaz. Yani bu çocuğun eve mutlu dönmesi varken neden hüzünlü dönsün. Ben çocuğuma sarılamıyorum. Kendim istediğim gibi koklayamıyorum, öpemiyorum, sarılamıyorum, dokunamıyorum. Yani çok zor gerçekten biz annenin yani bir babanın evladına, ablasının ise kardeşine sevgisi, gösterememesi, sarılamaması ve öpememesi çok zor. Gerçekten çok zor bir duygu. İstediğimiz gibi sarılıp öpmeyi çok isterdim Ablası her zaman ‘ ne zaman iyileşecek, tedavisi çıksa ve iyileşse de el ele tutup yürüdüm parka gitsem’ diyor. Vatandaşlarımızdan da bekliyoruz. Maddi ve manevi hiçbir beklentimiz yok. Çok şükür, Allah her türlü yardım ediyor. Borç da olsa bir şekilde gideri karşılıyoruz. Biz sadece güler yüz bekliyoruz” diye konuştu. – ELAZIĞ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/epidermolysis-bullosa-hastasi-kizin-annesi-kizima-sarilabilecegim-gunun-hayalini-kuruyorum/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/#respond Wed, 08 May 2024 21:57:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7039 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde düzenlenen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” programında öğrencilerle buluştu.

İl buluşmaları kapsamında Gümüşhane’ye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” isimli programa katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Ahmet Hamdi Akseki Cami İmam-Hatibi Mansur Sağır’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda kendisini dinlemeye gelen gençlere bilimsel gelişme yolunda çok çalışmaları tavsiyesinde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve son olarak ilk uçuşunu gerçekleştiren milli savaş uçağı KAAN ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Kudüs’teki zulmün bitmesi için 88 yıl beklemeyeceğiz”

Kudüs’ün Hz. Ömer döneminde farklı inançtan, mezhepten ve ırklardan insanların huzur içerisinde yaşadığı bir yer olduğunu fakat haçlıların gelmesiyle birlikte bu huzurun bozulduğunu belirten Prof. Dr. Erbaş, “637 yılında Hazreti Ömer Kudüs’ü İslam diyarı yaptığında esasında en büyük sevinci Yahudiler yaşadılar. Orayı Hazreti Ömer ‘Darü’s-Selam’ yaptı sevgili gençler. Darü’s-Selam ne demek? Barışın yurdu. 400 sene devam etti Hz. Ömer’in Darü’s-Selam yaptığı Kudüs’teki farklı inançlardan, ırklardan, hatta mezheplerden insanların barış içerisindeki yaşama süreci. Ne zaman ki bugünkü batılıların yine ataları olan haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü işgal etti. Yine büyük bir katliam. Kaçabilenler kaçtı, hayatını kurtaranlar kurtardı. Kudüs, Darü’s-Selam’dan Darü’l-Harb yani kaosun, savaşın, kavganın yaşandığı bir yer haline geldi. Kimler yüzünden? Bugünkü batılıların ataları, haçlılar yüzünden. Şimdi 1099’dan 1187’ye kadar. 88 sene bu zulüm sürdü. Bu işgal 88 yıl sürdü. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü tekrar Haçlıların işgalinden kurtardığı zamana kadar. Selahaddin Eyyubi ve askerleri, İslam ordusu 1187’de tekrar Kudüs’ü barışın yurdu haline getirdi. Ne zamana kadar? 1900’lü yıllara kadar 800 yıl. Farklı inançlardan, farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı mezheplerden insanların barış içerisinde yaşadığı yer haline geldi. 1917’de Batılılar, Haçlıların torunları orayı tekrar kaosun yaşandığı yer haline getirdiler. 1948 yılında bugün terör devleti dediğimiz İsrail’i kurdurdular. Osmanlı’yı parçaladıktan sonra, İslam Devleti’ni parçaladıktan sonra ve 75 yıl oldu. Daha önce bu zulüm 88 yıl sonra bitmiş idi. Şimdi bekleyecek miyiz 88 yılı. Ben 88 yıl beklemeyeceğiz diye düşünüyorum” dedi.

“KAAN gibi daha nice uçaklar uçacak”

Gençlere alanlarında çok iyi çalışmaları gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Dün ben sosyal medyada bir ayet paylaştım. Ayeti okuduğumda sanki bu ayet yeni inmiş gibi fark ettim. KAAN uçağımızı yaptık ya, KAAN uçağımızı uçurduk ya Elhamdülillah. Daha nice böyle uçaklar uçacak inşallah yakın zamanda. İşte o KAAN’ı uçurduğumuz zaman Enfal Suresi’nin 60. ayetinin altına KAAN’ın fotoğrafını koyarak paylaştım. Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun, besili atlar yetiştirin diyor Allah-u Teala. Bugün o günün besili atları işte bugünün kağanları, bugünün kızıl elmaları, o günün besili atları bugünün savunma sanayiinde ürettiğimiz o silahlar ya da benzeri şeyler. İlmi kim geliştiriyor olursa olsun ondan istifade edeceğiz. Bizim de yeni yeni buluşlara imza atmamız lazım. Alanlarımızda çok iyi çalışmamız lazım. Müslüman her zaman en iyi olur. Bu ilkeyi de zihnimizden, hafızamızdan hiçbir zaman çıkarmamamız lazım. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar diyoruz biz, Türkiye Diyanet Vakfı’nın logosunun altında. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar. Bizim yaptığımız her işteki hedefimiz, yeryüzünde iyiliğin hakim olmasıdır. Kötülüklerin ortadan kalkması, iyiliklerin yaygınlaşması. Müslüman’ın, müminin en önemli vazifelerinden birisidir. O yüzden hem eğitim süreçlerinizde hem de eğitim süreçleriniz bittikten sonra hayata atıldığınızda hep iyilik peşinde olun. Çünkü dünyayı iyilik değiştirecek diyorum” diye konuştu. – GÜMÜŞHANE

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
Mete Gazoz, Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı olmak istiyor https://www.kanal7haber.com.tr/mete-gazoz-uluslararasi-olimpiyat-komitesi-baskani-olmak-istiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/mete-gazoz-uluslararasi-olimpiyat-komitesi-baskani-olmak-istiyor/#respond Tue, 07 May 2024 21:15:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7009 Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu milli okçu Mete Gazoz, gelecekte Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı olmak istediğini söyledi.

Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi ve 12 üniversitenin desteğiyle düzenlenen “Güney Kariyer Fuarı”na (GÜNKAF) katılan Mete Gazoz, üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.

Milli okçu, düzenlenen söyleşide yaptığı konuşmada, başarısının sırrının üç maddede saklı olduğunu belirterek, ilkinin disiplin olduğunu söyledi.

Motivasyon diye bir şeyin doğru olduğuna inanmadığını, başarıyı getirecek olan şeyin disiplin olduğunu ifade eden Mete Gazoz, şöyle konuştu:

“Moraliniz ne kadar kötü olursa olsun o gün ne yapmanız gerekiyorsa o işi yapmak zorundasınız. Disiplin bir numara. İkincisi sevdiğiniz bir işi yapmak çok önemli. Sevdiğiniz bir işi yaptığınız zaman zorlansanız bile çok kolay bir şekilde üstesinden gelebiliyorsunuz. Son olarak da bir ekibinizin olması. Çünkü ne kadar yetenekli olursanız olun ya da ne kadar çalışırsanız çalışın tek başınıza başarmanızın imkansız olduğu şeyler var. Mesela benim kazandığım olimpiyat şampiyonluğu tek başınıza antrenman yaparak, çalışarak, kendinizi geliştirerek kazanabileceğiniz bir şey değil. ‘İmkansız diye bir şey yoktur diyorlar’ ya, var arkadaşlar. Bu gerçekten imkansız.”

“Aile size olumlu yaklaşırsa büyük bir avantaj oluyor”

Sporcu bir aileden gelmesinin kendisine nasıl yansıdığı sorusu üzerine Mete Gazoz, eski bir milli okçu olan babasının kendisini spor yapmak için zorlamadığını, hatta ok atmasını engellediği zamanların olduğunu belirtti.

Aile içindeki iletişim ve tutumun çok önemli olduğunu vurgulayan milli sporcu, “Ailem ‘Sen de sporcu olacaksın, okçu olacaksın’ diye baskı yapsa mümkün değil okçu olmazdım. Başka bir spor yapardım. Aile size olumlu yaklaşırsa büyük bir avantaj oluyor.” dedi.

Mete Gazoz, geleceğiyle ilgili şu anda herhangi bir kaygı ya da korku duymadığını vurgulayarak, başarıları elde etmeden önce de “Başarısız olursam, yarışmada istediğim sonucu elde edemezsem ne yaparım” diye hiç korkmadığını belirtti.

Okçulukta başarılı olacağını bildiğini, kendisine güveninin yüksek olduğunu dile getiren Mete Gazoz, “Milli takım kampında birlikte zaman geçiriyoruz. Takım atışlarında bir tık sorumluluk almam gerektiği zamanlar olabiliyor. O zamanlarda takım arkadaşlarımı ve arkamdaki teknik ekibi yüzüstü bırakma korkusu var. Ama kendimle ilgili bir endişem veya bir kaygım yok.” açıklamasında bulundu.

Mete Gazoz, şampiyon olduktan sonra kürsüye çıkıp İstiklal Marşı’nı okumasının ardından aşağıya indiği zaman artık şampiyon olmadığını, önünde bir sonraki şampiyonalar olduğunu belirterek, “Kürsüde kaldığınız sürece şampiyonsunuz. Madalyaya bakış açım bu. Hiçbir madalyaya bir anlam yüklemedim. Bu şekilde bakarsanız hep daha fazlası gelecektir. Hala çalıştığım için olimpiyat şampiyonu olduğumu anlamam çok uzun sürdü. Ülkeme döndüğüm zaman hayatım değişti, her şey çok farklı oldu.” diye konuştu.

“Hayatta antrenör olmam”

Bu sporu yaparken en büyük önceliklerinin veri toplamak olduğunu anlatan Mete Gazoz, antrenman, koşu, sabah yorgunluğunun durumunun dahi verisinin tutulduğunu söyledi.

Toplanan veriler eşliğinde önlerindeki turnuvaya daha gerçekçi bakabildiklerinin altını çizen Mete Gazoz, “Sporcu bu şartları sağlayabilirse turnuvayı kazanabilir. Bir turnuvayı kazanmak için 30 puan üzerinden, 28 atman gerekiyorsa ve sen antrenmanda 26 atıyorsan zaten o turnuvayı kazanamazsın. Gerçekçi bakıyoruz. Daha fazla veri talep etmeye başladık. Tuvaletteki idrarımızın rengine bile bakılıyor ki vücudumuzun durumu belli olsun. Benim 12 Nisan 2027’de nerede olacağım ne yapacağım şu anda belli. Bu programı hocalar yapıyor, sizin tek işiniz antrenman yapmak oluyor. Bu işte en kolay bölüm aslında sporculuk.” ifadelerini kullandı.

Gelecekte ne yapmak istediğiyle ilgili soru üzerine milli okçu, “Hayatta antrenör olmam. Okçulukta bu daha zor. İki şey yapmak istiyorum. Bir tanesi hiçbir şey yapmamak. Diğeri ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı olmak istiyorum.” diye konuştu.

Söyleşinin sonunda, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Mete Gazoz’a plaket takdim etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mete-gazoz-uluslararasi-olimpiyat-komitesi-baskani-olmak-istiyor/feed/ 0
Sosyal medya fenomenlerinin dizi ve filmlerde rol alması tartışmalara neden oluyor https://www.kanal7haber.com.tr/sosyal-medya-fenomenlerinin-dizi-ve-filmlerde-rol-almasi-tartismalara-neden-oluyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/sosyal-medya-fenomenlerinin-dizi-ve-filmlerde-rol-almasi-tartismalara-neden-oluyor/#respond Tue, 07 May 2024 21:01:00 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7000 Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.

Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.

Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.

Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum

Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sosyal-medya-fenomenlerinin-dizi-ve-filmlerde-rol-almasi-tartismalara-neden-oluyor/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı: Uzaydaki yerimizi adım adım alıyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzaydaki-yerimizi-adim-adim-aliyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzaydaki-yerimizi-adim-adim-aliyoruz/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:48:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6756 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık.” dedi.

Gezeravcı, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerle birlikte olmaktan büyük heyecan duyduğunu ifade etti.

Uzay yolculuğunun başladığı günlere ilişkin anısını paylaşan Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık. Yüz yıllık tarihimizde bu alanda herhangi bir tecrübe imkanı bulamamış olmamıza rağmen insanlı uzay görevlerinde ilk defa gittiğimiz ve vatanımızda insanımızın tecrübelerinden faydalanma imkanımızın olmadığı bir alanda alnımızın akıyla hedef koyduğumuz bütün deneyleri, bütün hedefleri gerçekleştirerek, çok şükür hakkını vererek bu görevi tamamlayıp ülkemize döndük.” diye konuştu.

Ayağının tozuyla sonrasındaki çalışmalara hazırlık talimatı almış

Gezeravcı, bilim misyonları sonuç aşamalarının tahlil ve analiz sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Yıllardır fazlasıyla hak ettiğimiz, bünyemizde bulunan potansiyel gücümüzü tetikleyecek, özgüvenimizin ayağa kaldırmasına vesile olması açısından artık tereddütsüz, kuşkusuz istediğiniz şekilde yürüme şansınız var. 19 Ocak’ta başlattığımız görevi 9 Şubat tarihinde tamamladık. 3 gün sonrasında Türkiye’ye ulaştık. Daha bir haftası geçmeden ayağımız tozuyla girdiğimiz ilk toplantıda verilen talimat, bir an önce bundan sonra yapılacak görevlerin de planlaması yönünde işlem adımlarına başlamamız yönünde oldu.” ifadelerini kullandı.

“Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor”

Gezeravcı, bir öğrencinin, uzay yolculuğu sürecinde yaşadıklarını sorması üzerine, “Atmosfere geliş aşaması, dönüş kısmındaki en riskli bölüm. Gidişte de fırlatma gerçekleştikten sonra maksimum dinamik basıncın yakalandığı bir nokta var. En kritik bölümü teşkil ediyor. Roketin üzerinde yanma ve hızlı katediş ve farklı reaksiyonların gerçekleşmesi neticesinde, üzerine gelen fiziksel şartların maksimum seviyeye ulaştığı an. Yaklaşık 3 ila 55 kilometre arasında bir kısım var. ‘Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor. Eğer tabire karşılık edecek bir şey varsa orası bir kara delik. Bu bölüm kontrolsüz bir bölüm. Hiç kimsenin oraya müdahale etmeye gücü yetmiyor. Kontrollü bir şekilde giriyorsunuz. Kontrolsüz bir bölgenin içinden geçiyorsunuz. O alan içerisine girdiğiniz andan itibaren her türlü dışarıdan iletişim kesiliyor. Hiçbir komut alamıyor, iletişim kurulamıyor.” diye cevap verdi.

Kapsülden kendi çıkmak istemiş

Dünyaya ayak bastığında yaşadıklarına ilişkin Gezeravcı, “Kapsülün dışına çıkmak için normalde iki kişi eşlik ediyor. Diğer iki arkadaşımız onların eşliğinde alındıktan sonra sıra bana geldiğinde, ‘Müdahale etmeyin. kendim çıkmak istiyorum’ dedim. Önce biraz tereddüt ettiler. Rahat bir şekilde çıktığımı gördüler. Dışarıda iki doktorumuz karşıladı.” dedi.

Gezeravcı, astronotluğun zorlu taraflarının sorulmasına ise her mesleğin kolay veya zorlu yanları olduğunu söyledi.

Her meslek dalının biraz daha emek sarf edilmesi gereken yerleri olduğuna işaret eden Gezeravcı, “Niyet ettikten ve bir yola başvurduktan sonra herkes bu işi yapabilir. Hayallerimi bugüne kadar hep engellemiş olmam sebebiyle olmaması gereken en son kişi belki bendim. Yani hayallerime bile almamış bir insan olarak, devletimiz buna imkan verdi, bize yürüyecek bir yolu açtıktan sonra ben olduysam, şu anda bu yaşta sizin hayallerinizi engellemenize gerek yok. Dolayısıyla astronot olmak birçok zor meslek dalını icra eden başka insanlarımızın meslekleriyle eş değer zorluklara sahip. Fiziksel şartları farklı ama nihayetinde uzaydan gelen insanlar değil. Uzaya geçici, gidip dönen insanlar. İçinizden çıkmış insanlar.” diye konuştu.

En keyifli zamanı dünyayı izlemek olmuş

Gezeravcı, görevin en keyifli anlarının ne olduğu sorusuna, “Bize de verilen ödevler, oraya götürdüğünüz 13 tane deneyin tamamlanmasıydı. Çok şükür planlı takvim dahilinde ödevlerimizi, deneylerimizi tamamladık. Kalan zamanda Türkçe’de ‘kubbe’ anlamına gelen, içi de camlarla bezenmiş bütün dünyayı gözleyebildiğim, geceyle gündüzü her 90 dakikada rüya aleminde gibi izleyebildiğimiz bir ortam vardı. Orada geçirdiğimiz zaman dilimi de en keyifli zamandı.” karşılığını verdi.

ISS, 2-3 günde bir Türkiye’nin üzerinden geçmiş

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) dünyayı gözlemlediğindeki duygularının sorulmasına da Gezeravcı, “Yeryüzündeki gördüğünüzde büyülendiğiniz mekanlar oluyor. Bu mekanların tamamını bir arada olduğunu, hepsini aynı anda gördüğünüz anı düşünün. O anın cazibesi, mükemmel bir şey. ISS’nin üzerinden geçtiği bir noktada ülkemizin dünya haritasında bile yerini gördüğümde her zaman heyecanlanmışımdır. Arkadaşlardan ülkesinin üzerinden geçmediği için üzülenler vardı. Ülkemizin üzerinden her 2-3 gün içinde geçiş yaptık. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Kendi ülkesini, güzelliklerini aynı anda tek bir karede görebilmek müthiş bir tecrübeydi.” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzaydaki-yerimizi-adim-adim-aliyoruz/feed/ 0
Meral Akşener, İzmir’de Aday Tanıtım ve Proje Lansman Toplantısı’nda Konuştu: “Birine Göre Gavur İzmir’sin, Öbürüne Göre Mecbur İzmir’sin. https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksener-izmirde-aday-tanitim-ve-proje-lansman-toplantisinda-konustu-birine-gore-gavur-izmirsin-oburune-gore-mecbur-izmirsin/ https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksener-izmirde-aday-tanitim-ve-proje-lansman-toplantisinda-konustu-birine-gore-gavur-izmirsin-oburune-gore-mecbur-izmirsin/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:15:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6743

İzmir’de gerçekleştirilen Aday Tanıtım ve Proje Lansman toplantısında İzmirli seçmenlere seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “alt tarafı belediye bu. Alt tarafı bir seçim. Seçeceksiniz; sizin düğününüz, bayramınız. Seçmenimizden, milletimizden bahsediyorum, onlara hitap ediyorum. Seni hiçbir zaman velinimet kabul etmemiş birine göre gavur İzmir’sin, öbürüne göre mecbur İzmir’sin… ‘Hadi oradan be!’ demek durumundayız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün İzmir İktisat Kongre Merkezi’nde düzenlenen İzmir Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkan Adaylarının yer aldığı Aday Tanıtım ve Proje Lansman Toplantısı’na katıldı.

İYİ Parti Lideri Akşener, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bu kadar sevilen, bu kadar sayılan, bu kadar özlenen bir lider dünyada yoktur ve pergelin ucunun konduğu yerdeyiz, İzmir’deyiz. İyi ki varsınız. Ben insan olarak pek çok haksızlığı, pek çok iftirayı, pek çok çirkinliği zaman zaman asabileşsem de hazmetmeye gayret etmişimdir. Çünkü isteyenim. Şahsi olarak kendime bir şey istemiyorum ama bir siyasi parti kurduk. O siyasi partiyi kuran arkadaşlarımız ‘öne geç’ dediler, ben öne geçtim ve milletimize doğru işler yapacağımız, milletimizi bu iki yumruk arasından, bu tahteravalli, kayıkçı siyasetinden kurtaracağımız iddiasıyla yola çıktık. Milletimiz için isteyenim, arkadaşlarımızın adına isteyenim ama kişisel olarak ben isteyen değilim. Milletim adına, milletimden istiyorum. Ne istiyorum? Oy istiyorum. Ne istiyorum? Destek istiyorum. Ne istiyorum? Teveccühünüzü istiyorum. Dolayısıyla hazmetmişimdir, zaman zaman çok zor olsa da yutmuşumdur ama Atatürkümüze, ailesine söylenen hiçbir sözü yutamadım ben!”

ZÜBEYDE HANIM’IN HAKKINDA BU DÖNEMDE KONUŞULAN ÇİRKİNLİKLERİN HİÇBİRİNİ HAZMEDEMEDİM!”

Atatürk’ün arkadaşı olan Amcası Hasan Tahsin Argun’dan Atatürk ve ailesine dair birçok hatıra dinlediğini de ifade eden Meral Akşener; “Ben Zübeyde annemizin, Zübeyde Hanım’ın hakkında bu dönemde konuşulan çirkinliklerin hiçbirini hazmedemedim. Zaman zaman ağzımı bozdum, küfrettim. ‘Şerefsiz’ dedim, küfür dediğim o. İsterdim ki Türkiye’de yer yerinden oynasın, oynamadı.” dedi.

ATATÜRK’ÜN VARİSİ OLANLAR DEM’LENİYOR BUGÜN!”

Atatürk’ün Afet İnan’a anlattığı şehit düşen bir milli mücadele kahramanının hikayesini hatırlatarak sözlerine devam eden Meral Akşener; “Biz bunları doğru anlatamadığımız için Atatürk’ün varisi olanlar DEM’leniyor bugün. Atatürk’ün varisi olanlar bu derece bazı konularda çok geniş düşünceli olamaz. Bir tarafta bu var bir tarafta da anasından başlayarak Atatürk’ün her bir anına, her bir haline iftira atanlar var. ve bunu seyreden yöneticiler var. Ben seyredemem kardeşim. Seyredemediğim için başıma her şey geldi, gelmesine de razıyım.” şeklinde konuştu.

YA; ‘İZMİR BENİMDİR KARDEŞİM, CEKETİMİ ASSAM KAZANIRIM.’ DİYEN YA DA ATATÜRK’ÜN BUGÜNKÜ TORUNU SAYABİLECEĞİMİZ İYİ PARTİLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ADAYIMIZ ÜMİT ÖZLALE’YE ‘EVET’ DİYECEKSİNİZ.”

Meral Akşener konuşmasına şu sözlerle devam etti; “İzmir bir karar vereceksiniz, 31 Mart’ta bir karar vereceksiniz. Ya; ‘İzmir benimdir kardeşim, ceketimi assam kazanırım.’ diyen, ondan sonra da canı istediği irtibatları kuran bir anlayışa evet diyeceksiniz ya da Atatürk’ün bugünkü torunu sayabileceğimiz, onun uğruna, onun ilkeleri uğruna, onun adına ne gerekiyorsa yapacağından emin olduğunuz İYİ Partili büyükşehir belediye başkanı adayımız Ümit Özlale’ye ‘evet’ diyeceksiniz. ve ne o tarafla ne bu tarafla olmak mecburiyetinizi ortadan kaldıracaksınız. Bu aynı zamanda Türkiye’de oluşan mecburiyetleri ortadan kaldıracak. Türkiye’yi gerçekten zora sokan, çok önemli bir anlayışı değiştireceksiniz. İnşallah kendimi doğru anlatabilirim, inşallah partimin ne istediğini doğru anlatabilirim, siz de doğru olarak İzmirlilere anlatabilirsiniz.”

ATATÜRK MEÇHULDEN BAŞARILI ÇIKACAĞINA İNANIYORDU. NİYE? ÇÜNKÜ MİLLETİNE GÜVENDİ!”

Henüz Cumhuriyet kurulmadan önce iktisat kongresinin İzmir’de gerçekleştirildiğini hatırlatan Meral Akşener, İzmirlilerin sadece bunun için bile bir emanete sahip çıkması gerektiğini söyleyerek; “O günden bugüne İzmir’in hiç siz Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen insanlara kötü davrandığını gördünüz mü? Hayır görmezsiniz. İzmir Atatürk’ün şehri olduğu için; aynı zamanda Türkiye’nin her bir köşesinden gelen, burada doğduğu yerde doyduğu yerde İzmir’e katkı sunan kişisine, ailesine herhangi bir yanlış davranış gördünüz mü? Şahit oldunuz mu? Olamazsınız. Şimdi eğer İzmir’de o yıllarda ‘Ne gerek var koş Yunan gelmiş, koskoca İngilizler burada, koskoca Fransızlar burada…’ deyip, onlarla el sıkışılsaydı ne olurdu? O mecburiyeti hissetseydi İzmirli ne olurdu? Atatürk’ümüz manda ya da sığınmacılık gibi bir sistemin içinde yer alsaydı ne olurdu? O günün şartlarında mantıklısı neydi? Mandayı kabul etmekti. Hiçbir şeyin yok. Ama ne yaptı? Meçhule gitti. Herkesin gözünde meçhule gitti. Samsun’a çıktı, oradan Havza’ya, oradan Amasya’ya, oradan Erzurum’a, oradan Sivas’a ve Havza’daki çiftçiden Sivas’taki, Erzurum’daki kadınlara… Dolayısıyla o meçhulden başarılı çıkacağına inanıyordu. Niye? size güvendi. Milletine güvendi. Milletinin ferasetine, irfanına güvendi.” dedi.

BİRİNE GÖRE GAVUR İZMİR’SİN, ÖBÜRÜNE GÖRE MECBUR İZMİR’SİN… ‘HADİ ORADAN BE!’ DEMEK DURUMUNDAYIZ!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Türkiye’nin iki kutuplu siyaset anlayışına sürüklendiğini ifade ederek; “Yahu alt tarafı belediye bu. Alt tarafı bir seçim. Seçeceksiniz; sizin düğününüz, bayramınız. Seçmenimizden, milletimizden bahsediyorum, onlara hitap ediyorum. Seni hiçbir zaman velinimet kabul etmemiş birine göre gavur İzmir’sin, öbürüne göre mecbur İzmir’sin… ‘Hadi oradan be!’ demek durumundayız. Şimdi soru şu, Ümit Özlale seçildi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkan adayı ya da bundan önceki yöneten belediye başkanlarıyla, Ak Parti’nin İstanbul’da, Ankara’da, Kocaeli’de, Sakarya’da belediye başkanlığı yönetiminin ne farkı var? ya tekrar söylüyorum belediye. Sanki Allah Allah nidalarıyla cenge gidiyoruz. Ümit Özlale kazandığında laik hassasiyetleri yüksek, Atatürk’ü seven, Atatürk’e sahip çıkan, demokrasiye inanan, hukukun üstünlüğüne inanan, adalete inanan, liyakate inanan İzmirlinin dediğinin dışında ne yapar ki? Tam tersine bu istediklerimizin hepsini yapar. Ben kefilim kendisine.” ifadelerini kullandı.

HER 5 YILDA BİR BELEDİYE SEÇİMLERİ OLUR, BU DEFA SEÇİN ÜMİT’İ!”

Meral Akşener; “Hiç kimseye, hiçbir şeye mecbur değilsiniz. Siz patronsunuz, siz öznesiniz, siz milletsiniz, siz seçmensiniz. Her 5 yılda bir belediye seçimleri olur, bu defa seçin Ümit’i. Beğenmezseniz, yanlış yaparsa değiştirin ama manevi korkularla, maneviyat üzerinden oluşturulmuş korkularla, kamplaşmaya katılırsanız kazandık zannedersiniz ama kazanmamış olursunuz. Merkez ilçelerin arka sokaklarına gidin. İzmirli olarak kabul edilen, İzmirli olarak kendini kabul eden, belli hassasiyetleri yüksek insanlara karşı o hizmetsizliğin nasıl bir nefret oluşturduğunu görürsünüz. Bunu da engellemek için Ümit’i seçmenizi sizden istirham ediyorum.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/meral-aksener-izmirde-aday-tanitim-ve-proje-lansman-toplantisinda-konustu-birine-gore-gavur-izmirsin-oburune-gore-mecbur-izmirsin/feed/ 0
Boluspor, Erzurumspor FK maçından galibiyetle ayrılmak istiyor https://www.kanal7haber.com.tr/boluspor-erzurumspor-fk-macindan-galibiyetle-ayrilmak-istiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/boluspor-erzurumspor-fk-macindan-galibiyetle-ayrilmak-istiyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 21:13:09 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6610 Trendyol 1. Lig’de oynadığı son 6 maçta mağlubiyet yaşamayan Boluspor, Erzurumspor FK müsabakasından da galibiyetle ayrılmak istiyor. Taraftarlara seslenen Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, “Artık harekat zamanı. Onlardan bu harekatı başlatmalarını rica ediyorum” dedi.

Trendyol 1. Lig’de 36 puanla 7. sırasında bulunan Boluspor, 6 maçlık yenilmezlik serisini sürdürme peşinde. Ligin 24. haftasında Erzurumspor FK’yı ağırlayacak olan Boluspor, mücadelenin hazırlıklarına tesislerinde yaptığı antrenmanla devam etti. Teknik Direktör Yalçın Koşukavak yönetimindeki idman, ısınma hareketleriyle başladı. Güç ve kondisyon çalışmalarının ardından teknik-taktik çalışmalar da yapan Bolu ekibi, çift kale maçla antrenmanı tamamladı.

“Bizim açımızdan da zor, onlar açısından da zor”

Erzurumspor FK karşılaşmasının zor olacağını ancak tüm planları ona göre yaptıklarını ifade eden Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, “Artık bu ligde öyle kolay maç yok. Çünkü herkesin hedefleri, ligin süresi kısaldıkça daha belirgin hale geliyor. Lig zorlaşıyor. İddiasız bir takımla oynama şansınız yok. Geçen hafta Tuzla’ya gittik, Tuzla alt kategoriden kurtulmaya çalışıyor. Bu hafta Erzurum, ‘Acaba play-off’u yakalayabilir miyim?’ diyor. Erzurum’un gol yemeden devam etmesi, ikinci yarı bizim gibi mağlup olmaması, motivasyonlu bir takımla oynayacağız. Bizim açımızdan da zor, onlar açısından da zor. Biz kazanmak istiyoruz. Bir ivme yakaladık. Ev sahibiyiz. Bütün planlarımızı ona göre yapıyoruz. İnşallah kazanırız” cümlelerine yer verdi.

“Boluspor da bütün oyuncular değerli ve kıymetli”

Yalçın Koşukavak, takımdaki forma rekabeti hakkında ise, “Benim için Boluspor’da bütün oyuncular değerli ve kıymetli. Şöyle düşünün, bir takımda sürekli aynı oyuncular oynuyorsa akla şu soru gelir; ‘Neden Boluspor 25 tane oyuncuyu istihdam ediyor?’ Bu bir takım, 25 kişi var, lig uzun, Ziraat Kupası da vardı biliyorsunuz. O yüzden bütün oyuncular değerli ve kıymetli. Zaman zaman şartlar değişiyor, rakipler de değişkenlik var, puan durumunun getirdiği psikolojik baskılar var. Bir de rakibin taktiksel veya rakibin oyuncularında savunma, hücum birebir eşleşmeler var. Oyunun gidişatını öngörüp taktiksel anlamda o oyuna uygun oyuncuları seçmeye çalışıyoruz. Ben bütüne bakıyorum. Parçaya baktığınız zaman hata yaparsınız. Bütünde Boluspor kazanıyor mu, Boluspor iyi bir oyun oynuyor mu, Boluspor lazım olana yürüyor mu? Buna bakmak gerekiyor. Amaç kimin oynadığı değil, takımın ne yaptığı, oraya bakmak gerekiyor” diye konuştu.

“Taraftarlara çok ihtiyacımız var”

Taraftarların takımı ateşlemesi anlamında tribünleri doldurması gerektiğini dile getiren ve taraftara çağrıda bulunan Teknik Direktör Koşukavak, “Taraftarlara çok ihtiyacımız var. Boluspor şehrin bir tane takımı. Daha önce Bolu deplasmanlarına geldiğimde çok dolu tribünler gördüm. O agresif tribünleri gördüm. Şu anda da bizim çok ihtiyacımız var. Biz onlar olduğu zaman daha güvenli oynuyoruz. Hani o 12. adam tabiri var ya onun gibi. O yüzden çok ihtiyacımız var. Lütfen rica ediyorum bize o itici güç olmayı göstersinler. Hassasiyet göstersinler. Tribünleri doldursunlar. Burası Bolu, herkes için zor deplasman. Ama yıllardır zor deplasman. Bu zor deplasman olmasını sağlayan o geçmişteki dinamik taraftardı. Artık harekat zamanı, onlardan bu harekatı başlatmalarını rica ediyorum” şeklinde konuştu. – BOLU

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/boluspor-erzurumspor-fk-macindan-galibiyetle-ayrilmak-istiyor/feed/ 0
Survivor 2024 All Star… CEZALAR AÇIKLANDI, ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI BELLİ OLDU! https://www.kanal7haber.com.tr/survivor-2024-all-star-cezalar-aciklandi-ucuncu-eleme-adayi-belli-oldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/survivor-2024-all-star-cezalar-aciklandi-ucuncu-eleme-adayi-belli-oldu/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:03:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5772 Survivor 2024 All Star’da ilk eleme adayı Hakan Hatipoğlu olmuştu. İkinci eleme adayını belirleyecek dokunulmazlık oyununda yarışmacılar arasında gerginlik hat safhaya çıkmış, hem takım içi hem de karşı takımlar kavgalar yaşanmıştı.

Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.

Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI

Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.

Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.

Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.

Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?

Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ

Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende

Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.

Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’

Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:

Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.

Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI

Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.

Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.

Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’

Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.

Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM

Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI

Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi

ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI

Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/survivor-2024-all-star-cezalar-aciklandi-ucuncu-eleme-adayi-belli-oldu/feed/ 0
Prof. Dr. İlhan Altınok: ‘Hamsi gazı denilen bir gaz yoktur’ https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-ilhan-altinok-hamsi-gazi-denilen-bir-gaz-yoktur/ https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-ilhan-altinok-hamsi-gazi-denilen-bir-gaz-yoktur/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:57:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5659 Prof. Dr. İlhan Altınok: “Hamsi gazı denilen bir gaz yoktur”

KTÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İlhan Altınok:

“Bütün balıklar ve canlılar olsun çürümeye başladıkları zaman anoromik ortamda bakterilerin salgılamasına bağlı olarak proteinlerin parçalanması bağlı olarak oluşan gazlar vardır”

TRABZON – Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İlhan Altınok, Rusya’nın Soçi şehri açıklarında bir balıkçı teknesinde hayatını 3 Türk balıkçının hamsi gazından zehirlendiği iddialarına açıklık getirdi. “Hamsi gazı denilen bir gaz yoktur” diyen Altınok, “Otopsi sonucunu beklemek gerekir. Hamsi gazı denen bir gaz yoktur. O gazlar hamsiye özgü de değildir. Bütün balıklar ve canlılar olsun çürümeye başladıkları zaman anoromik ortamda bakterilerin salgılaması ve proteinlerin parçalanmasına bağlı olarak oluşan gazlar vardır” dedi.

Ordu’nun Ünye Limanı’ndan 2023 yılı Aralık ayında ayrılan ‘Eminoğulları 4’ isimli balıkçı teknesi, balık unu ve yağı fabrikalarına hamsi avlamak için Rusya’nın Soçi açıklarına gitti. Sarıyer-Rumeli Feneri’ne bağlı Eminoğulları 4 balıkçı teknesindeki 5 mürettebat, yem olarak depolanan hamsilerin bulunduğu teknenin ambar kısmında temizlik için çalıştıkları esnada hamsi gazından zehirlendikleri iddia edildi. Hayatını kaybedenlerin 3 balıkçının cenazeleri memleketlerine gönderilirken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Konuyla ilgili iddialara açıklık getiren KTÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İlhan Altınok, hamsi gazı denilen bir gazın olmadığını söyledi. Olayın farklı sebepleri olabileceğini vurgulayan Altınok, “Hamsi gazı denilen bir gaz yoktur. Olayın farklı sebepleri olabilir. Birinci sebebi eğer uygun olmayan koşullarda herhangi bir balığı stoklarsanız o ambarda büyük ihtimal sıcaktır orası soğutma yoktur uzun süreli depolamaya başladığınız zaman bunlar çürümeye başlar. Çürüdükten sonra çeşitli gazlar salarlar ve onların başında metan geliyor. Bunlar insanlar için toksiktir. İkinci sebebi eğer soğutucu kullanıyorlarsa soğutucu kaynaklı gaz kaçağı olabilir. O da zehirlemiş olabilir. Üçüncü sebebi de etken henüz belli değil yedikleri birşeyden zehirlenmiş olabilirler. Dolayısıyla tam otopsi yapılmadan bunun sebebi budur demek çok zor. O yüzden otopsi sonucunu beklemek gerekir. Hamsi gazı denen bir gaz yoktur. O gazlar hamsiye özgü de değildir. Bütün balıklar ve canlılar olsun çürümeye başladıkları zaman anoromik ortamda bakterilerin salgılaması ve proteinlerin parçalanmasına bağlı olarak oluşan gazlar vardır. Kokmaya başlayan bir balık yenmez” şeklinde konuştu.

“Öncelikli stoklama, depolama işine dikkat edilmesi gerekiyor”

“Böyle bir olayı ilk defa duydum” diyen Altınok, “Belki daha önce yaşanmış haberleri duyulmamış olabilir. Fakat bunun sebebi uygun olmayan koşullarla uzun süreli balıkları sakladığınız zaman mesela denize açılıyorlar karaya getirmiyorlar. Orada uzun süreli kaldığı zaman çürümeye başlar. Bu tür olaylardan veya bu tür sorunlarla karşılaşmamak öncelikli stoklama, depolama işine dikkat edilmesi gerekiyor. İster fabrikaya getirin, ister insan tüketimi için sunun her halükarda uygun şartlarda depolanması gerekir ki gıda güvenliği ön planda tutulması gerekiyor. Bozulmuş hamsi veya başka balığın un veya yem olarak kullanılması sakıncalıdır. Onlar içinde bir risk oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.

Ahmet Mutlu: “Bu çok ilginç”

Doğu Karadeniz Balıkçı Kooperatifleri Birliği Başkanı Ahmet Mutlu ise yaptığı açıklamada, “Aldığımız bilgi metan gazından zehirlendiği yönde. Fabrika havuzunda ya da özellikle teknenin ambarlarında uzun süre kapalı kalan hamsinin ya da balığın ürettiği metan gazından dolayı üç arkadaşımız vefat etti ailelerine başsağlığı diliyorum. 2-3 kişi de yaralı arkadaşımız var üzücü bir olay maalesef bu tür olaylar denizde de olsa karada da olsa yaşanıyor. Daha önce de bir fabrikanın toplanma havuzunda 1 kişi vefat ettiğini duymuştum. Geçen sene Samsun ve Sinop’ta bir arkadaşımız vefat etmişti bir arkadaşımız yaralanmıştı. Bu çok ilginç bir şey uzun süreli kaldığı zaman kapağın açılıp kapanması nasıl bir temas olmuşsa çok çabuk geliştiğini söylüyor arkadaşlar. Bunun için ne yapılabilir bunun bilimsel olarak açıklanması lazım. Bizim bilimsel yönde bir değerlendirme yapamayız. Çok çabuk gelişen bir olay” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-ilhan-altinok-hamsi-gazi-denilen-bir-gaz-yoktur/feed/ 0
Kar altında mest eden güzellik: Gümüşhane-Şiran sınırındaki Tersun Dağı’nda doğa yürüyüşü https://www.kanal7haber.com.tr/kar-altinda-mest-eden-guzellik-gumushane-siran-sinirindaki-tersun-daginda-doga-yuruyusu/ https://www.kanal7haber.com.tr/kar-altinda-mest-eden-guzellik-gumushane-siran-sinirindaki-tersun-daginda-doga-yuruyusu/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:39:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5584 Kar altında mest eden güzellik: Gümüşhane- Şiran sınırındaki Tersun Dağı’nda doğa yürüyüşü

Gümüşhane ve Trabzon’un doğa severleri Tersun Dağı’nda karın büyüsüne kapıldı

Yürüyüşe Kamboçyalı üniversite öğrencileri de katıldı

GÜMÜŞHANE – Gümüşhane ve Trabzon’un doğa tutkunları, karlı bir maceraya atılarak Gümüşhane-Şiran sınırındaki Tersun Dağı’nın eteklerinde doğa yürüyüşüne çıktı. Eşsiz manzaralar eşliğinde katılımcıları beyazın büyüsüyle buluşturan yürüyüşe Kamboçya’dan gelen misafirler de katıldı.

Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü ve Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği üyesi sporcular Gümüşhane sınırlarındaki Tersun Dağında unutulmaz bir kış yürüyüşü gerçekleştirdi.

Toplam 35 sporcunun katıldığı etkinlikte sporcular Tersun Dağından başladıkları yürüyüşte Kızıltaş ve Hatunoluğu mevkiini geçerek Karamustafa köyünde 10 kilometrelik yürüyüşü sonlandırdı.

Etkinlikte karlar altında saklı patikalarda ilerlerken doğanın kışlık örtüsünün oluşturduğu mest eden bir tablo ile karşılaşan sporcular, karla kaplı ağaçların oluşturduğu tünellerden geçerek ilerledi.

Yer yer 1 metreyi aşan kar kalınlığında karla mücadele etmenin verdiği keyifle neşeli kahkahalar atan sporcular, zaman zaman kayarak zaman zaman da birbirleriyle güreş yaparak zaman zaman da kartopu oynayarak anın tadını çıkardı, çocukluklarına geri döndü.

Bembeyaz bir örtüyle kaplı zirvenin muhteşem manzarası karşısında hayran olan dağcılar, kendilerini doğaya bırakarak huzurlu anlar yaşayıp tüm yorgunluklarını unuttu.

“Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu”

Karlı doğanın keyfini doyasıya çıkararak bu anları ölümsüzleştirerek bol bol fotoğraf çeken sporculardan Abdurrahman Ezber, “Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu. Bunun için zamanın önemi yok bence. Bunu her zaman yapabiliriz. Gayet güzel, hoş ve zevkli bir parkurdu. Kar diz boyu gidiyor zaten harika. Ağaçların üzeri kırağı bağlamış. Ormanın içerisinde müthiş bir atmosfer var” dedi.

Kamboçyalı öğrenciler: “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri”

Etkinliğe katılmak için Gümüşhane’ye gelen ve Türkiye’nin çeşitli illerinde üniversite okuyan Kamboçyalı öğrenciler Arifin Naseat, Edas El ve Asya El ise “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri. Çok beğendim, çok güzel, 10 numara bir yer. Stres gitti buraya geldiğimde. Çok güzel bir manzara varmış. Beklemediğim manzaralardan oldu” ifadelerini kullandı.

“Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti”

Etkinliğe Trabzon’dan katılan TEDAK üyesi sporcu Meral Kıvanç da “Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti. Orman ve patika yollar vardı, muhteşemdi. Harika manzaralara eşlik etmiş olduk. GÜDAK’la yürümek de çok çok keyifliydi. Gerçekten bundan sonraki faaliyetlerinizde de birlikte yürümek isteriz. Rota harikaydı, yorucu değil, orta zorlukta. Kar muhteşemdi. Yaklaşık bir metreye yakın kar mevcuttu. Çamların üzerinde, göknarların üzerinde karlar hala sabit kalmış soğuktan dolayı. Muhteşem bir manzara eşliğinde rotamız süperdi. Çok memnun kaldık. Teşekkür ederiz” diye konuştu.

“Doğa yürüyüşlerine bir kez katılsanız alışkanlık haline gelir”

Doğa yürüyüşlerinin alışkanlık haline geleceğini belirterek herkesi bu tür etkinliklere katılmaya davet eden TEDAK Başkan Yardımcısı Mustafa Abanoz ise “Yürüyüşümüz Tersun Dağı’nda başladı. Kızıltaş, Hatunoluğu ve Karamustafa köyünde sona erdi. TEDAK Kulübü ve GÜDAK Kulübü olarak birlikte bir faaliyeti yaptık. Güzel bir ahenk içerisinde, uyum içerisinde faaliyetimizi doğal güzelliklerin içerisinde iki kulüp olarak gerçekleştirdik. Bu coğrafya için alternatif, pazar günü ne yapabilirim diye düşünen insanlar için Gümüşhane’de GÜDAK, Trabzon’da TEDAK’la faaliyetlerimize katılabilirsiniz. Zevk alacağınızı ve alışkanlık haline geleceğine de inanıyorum” dedi.

“Çok güzel anılar bıraktık geride”

Hafta sonları sağlıklı ve kaliteli zaman geçirmek için doğa yürüyüşleri ve kış mevsiminde de kayak etkinlikleri düzenlediklerini belirten GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut da “Bugün 2100 rakamlı Tersun Dağından bir kar yürüyüşü başlattık. Yaklaşık 10 kilometrelik bir parkur. Her sene böyle bir kar yürüyüşü yapıyoruz. Trabzon TEDAK’la organize ettik etkinliği. 35 kişilik bir grupla yürüdük. Parkur çok güzeldi. Çok güzel anılar bıraktık geride. Arkadaşlar çocukluğuna geri döndü, karın içinde eski günlerini hatırladılar. Kimi yuvarlandı, kimi kaydı, kimi atladı, kimi arkadaşını kara gömdü. Anılarımızı tazeledik, çocukluğumuza geri döndük. Tersun Dağından başlayan yürüyüşümüz Hatunoluğu Mevkiinden Karamustafa köyünde bitti. Güzel bir yürüyüştü” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kar-altinda-mest-eden-guzellik-gumushane-siran-sinirindaki-tersun-daginda-doga-yuruyusu/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Toprak tahliye çalışmaları devam ediyor https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-toprak-tahliye-calismalari-devam-ediyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-toprak-tahliye-calismalari-devam-ediyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:24:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5549 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasında kaybolan 9 işçinin kurtarılması için başlanan toprak tahliye çalışmalarıyla ilgili gazetecilere açıklama yaptı. Bakan Yerlikaya, maden ocağı girişinde gazetecilere, çalışmaların üzücü olayın olduğu andan itibaren devam ettiğini söyledi.

Bakan Yerlikaya, “Toprağın yığıldığı yerden üç ana yere dağıldı. Sabırlı Deresi’nin olduğu yerde 5 milyon metreküp, maden ocağının olduğu yere 1.2 milyon metreküp ve yukarıda asılı kalan ama yerinden oynamış 3.5 milyon metreküplük bir toprak kütlesi var. Bizim zamanla yarışıp, çok dikkatli olmamız lazım. Tekrar kayma riski var.” ifadelerini kullandı.

Çalışmaların gece gündüz demeden, duraksamadan sürdüğünü ifade eden Yerlikaya, “Rakamlar devamlı değişiyor ama 2 bin 700 insan gücü, 800’ün üzerinde araç, teknoloji burada, ne ihtiyaç varsa o burada, bilgi, tecrübe, deneyim, bilim insanıyla hepsiyle beraberiz.” diye konuştu.

Yerlikaya, Bakanlık olarak arama kurtarma noktasında olduklarını anlatarak, şöyle konuştu: “O 2 bin 700 arkadaşımızın içerisinde 500 arama kurtarma, bunların her biri işlerinde tecrübeli ve deneyimli arkadaşlar. Her zaman olduğu gibi her şeyin başı iş sağlığı ve güvenliği diyoruz. 940 hektarlık bir arazi üzerinde dev bir tesis burası, her bakanlık kendi görev alanını yapıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı buranın ruhsat sahibi, bakanımız sağ olsun başından beri burada. Biz de ona güç veriyoruz.

Adalet Bakanlığımızın süreci belli, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığımız süreci yönetiyor. Tarım ve Orman Bakanlığımız özellikle DSİ Genel Müdürlüğünün burada büyük bir çalışması var. 5 milyon metreküpün aktığı ve kaydığı Sabırlı Deresi’nin geldiği o alanda Sabırlı Deresi haline gelen o 3 kolun kayan toprakla bir araya gelmeden onun tahliyesiyle uğraşıyor. Belli bir noktaya geldiler ve kısa zamanda bitecek. DSİ aynı zamanda bu kayan 5 milyon metreküp toprağın önündeki yere tedbir amaçlı set yapıyor.”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının devamlı olarak belli aralıklarla bilim insanlarıyla beraber bölgeden numuneler aldığını hatırlatan Yerlikaya, numunelerin ya Bakanlığın buradaki mobil laboratuvarına ya da Türkiye’de akrediteli laboratuvarlarına gönderildiğini anlattı.

Yerlikaya, çalışanların sağlığı ve güvenliğiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgilendiğini aktararak, “Geçmişteki iş kazasıyla ilgili onların bir denetim süreçleri var ama aynı zamanda burada yapılan şu andaki bu arama kurtarma ve toprak tahliyesiyle ilgili olan süreç, yani burada çalışan 2 bin 700 kişinin güvenliğiyle ilgili çalışıyoruz. Bununla ilgili alınan güvenlik tedbirlerinin kontrolü yapılıyor.” diye konuştu.

Yerlikaya, liç alanı bölgesine yerleştirilen 2 jeoradar ile bölgeyi sürekli takip ettiklerini söyleyerek, alarm sistemiyle bunları kontrol ettiklerini belirtti. En ufak bir toprak kayması yaşanmadan, arama, tarama, toprak tahliyesi süreçlerinin tamamını sıkıntısız bitirmeyi arzuladıklarını vurgulayan Yerlikaya, bir an önce 9 işçiye ulaşmak istediklerini ifade etti.

Kayıp işçilerden 5’inin konteyner içerisinde, 1’inin manganez ocağına düşen kamyonda ve 3’ünün başka bir araçta olduğunu aktaran Yerlikaya, “Bunlarla ilgili tam hangi noktada olduğunu bilmiyoruz ama onun etrafında ve mücavirinde olduğu bir alanı işaretledik, oraya odaklanıyoruz. Seyir tepesinden göstermiş olduğumuz, basın buluşmasını yaparken gösterdiğimiz yerde konteynerle ilgili olan şeyi arıyoruz. Yer belli oraya odaklanıyoruz.” dedi.

Yerlikaya, bölgede görev yapan araç sayısı hakkında da bilgi vererek, şunları kaydetti: “50’nin üzerinde ekskavatör, günlük 1000 kamyonla hafriyat toprağını mermer ocağının olduğu güvenli ve geçici depolama alanına bir taşıma işleminden bahsediyoruz. Her gün bir öncekinden daha hızlı nasıl olabiliriz ama güvenli ortamda nasıl olabiliriz gayretiyle çalışıyoruz.

Basın mensuplarımızla gece gündüz demeden her zaman bir araya geleceğiz. Tek bir niyetimiz var, doğru bilgileri zamanında aktarmak, sizler aracılığıyla milletimize aktarmak. Sizler aracılığıyla duyurulmayan hiçbir şeye de değer vermesinler. Doğruyu bizden alsınlar, biz de bunları sizler aracılığıyla milletimizle paylaşalım ki gereksiz yere tartışma konusunu uğraş alanı haline getirmeyelim.”

Bakan Yerlikaya, bir gazetecinin firari şüphelinin olup olmadığını sorması üzerine “Firari bir şüpheli bilmiyorum, şu vakitte bilmiyorum. En son adli kontrol ve yurt dışı yasağı getirilen genel müdür olduğunu sizler de haber ettiniz. Adalet Bakanımız ve buradaki Erzincan Başsavcılığımız kamuoyunu çok yakinen izliyorlar. Eğer bununla ilgili bilgilendirme ihtiyacı hissettikleri zaman kesinlikle onlardan bir paylaşım görürsünüz, zaten yapıyorlar. Şu ana kadar 3-4 paylaşım yaptıklarını biliyorum.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-toprak-tahliye-calismalari-devam-ediyor/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Maden ocağındaki çalışmalar en kısa zamanda tamamlanacak https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-maden-ocagindaki-calismalar-en-kisa-zamanda-tamamlanacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-maden-ocagindaki-calismalar-en-kisa-zamanda-tamamlanacak/#respond Thu, 21 Mar 2024 21:00:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5469 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasına ilişkin, “Anbean buradaki bilim insanlarımızın yol göstericiliğinde, istişarelerle, işçimizden şoförüne varıncaya kadar hepimizin tek niyeti var. Bu işi olabilecek en kısa zamanda tamamlamak.” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında gazetecilere açıklama yapan Yerlikaya, toprak kaymasının üzerinden 6 gün geçtiğini hatırlattı.

İlk andan itibaren devlet, hükümet olarak tam bir seferberlik ruhuyla durmadan duraksamadan çalıştıklarını ifade eden Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Bu maden ocağı, 940 hektarlık bir arazi. Hemen ardımız görmüş olduğunuz liç alanı dediğimiz yerde yaklaşık 35 milyon metreküplük bir toprak kütlesi var. 14.28’de o vakitte, toprağın kaydığı zamanda, bu ardımızdaki Sabırlı Dere Alanı dediğimiz yere yaklaşık 5 milyon metreküplük bir toprak kaymasıyla yeni bir kütle vadiye doğru geldi. Hemen arkasındaki manganez ocağı dediğimiz yer var ki, oradan geliyoruz. Orada da 1,2 milyon metreküplük bir toprak kaymasıyla yer değiştirmiş vaziyette ve hemen sırt tarafta yani toplam liç alanının olduğu yerde de devamlı karşı tepelerde iki tane konuşlandırılan jeoradarla da duraksamadan yaptığımız arama kurtarmayla ilgili, çalışmalarımızda çalışan arkadaşlarımızın güven ortamında çalışmasıyla ilgili bundan sonra olma ihtimali olan bir kaymayı anlık izliyoruz. Bunun da altını çizmek istiyorum.”

Yerlikaya, arama kurtarmayla ilgili AFAD’ın başından beri 500’ün üzerinde profesyonel ekiple görev yaptığını belirterek, 2 bin 700’ü aşkın kişi, 800 en modern ve güçlü araçla bölgede çalışmaları sürdürdüklerini dile getirdi.

“Sabır, şu anda en fazla ihtiyacımızın olduğu duygu”

Araç ve insan kaynağı olarak hiçbir eksiklerinin bulunmadığını vurgulayan Yerlikaya, “Anbean buradaki bilim insanlarımızın yol göstericiliğinde, istişarelerle, işçimizden şoförüne varıncaya kadar hepimizin tek niyeti var. Bu işi olabilecek en kısa zamanda tamamlamak. Bunun için de eğer ilave araç ve insan kaynağıyla ilgili bir ihtiyacımız doğuyorsa bilin ki olabilecek en kısa sürede bunu biz tamamlıyoruz. Öncelikle 9 canımız şu anda bu toprağın altında. Yakınlarımızın her birini ziyaret ettik, devamlı da ediyoruz. Onlar da buraya zaman zaman geliyorlar. Onların akrabalarından bu maden ocağında çalışan kardeşlerimiz de var. Az önce onlarla tekraren görüştük. Onların sabrı, anlayışı için minnettarız. Tekrar geçmiş olsun dileklerimi paylaşmak istiyorum. Sabır, şu anda en fazla ihtiyacımızın olduğu duygu.” diye konuştu.

Yerlikaya, çalışmalarla ilgili planlarından bahsederek, şöyle devam etti:

“Böyle büyük bir toprak kütlesinin hareket ettiği bir ortamda bizim planımız basitçe şu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızdan arkadaşlarımız ve bilim insanlarımızla hemen bu ardımızdaki görmüş olduğumuz 5 milyon metreküplük hedef alanda ve arkasındaki manganez alanında toprağı geçici depolama alanı olarak az önce gelmiş olduğumuz ve tamamen Çevre Şehirciliğin bizzat talimatıyla ve yerinde yaparak oluşturmuş olduğu güvenli ortama geçici tahliye ediyoruz. Şu an için 60’a yakın ekskavatör ki en büyük hacimli ekskavatörlerle günlük bin, 1500’e yakın bir kamyon hareketiyle burayı ve hemen arkasındaki manganez ocağı, kamyonun içinde bulunduğu, toprak kaymasının olduğu yere, bu tahliye sürecini AFAD koordinasyonunda yapmaya devam ediyoruz. İklim koşulları ve özellikle jeoradarların devamlı takibiyle güvenli bir ortamla ilgili sıkıntı olmadığı müddetçe, Allah’ın izniyle aziz milletimize, bu kardeşlerimize eriştiğimizin müjdesini verebilmek için canı gönülden çalışıyoruz.”

” Bir ihmal, bir kusur varsa, kesinlikle hak, adalet tecelli edecek”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışmaların her anını yakından takip ettiğini aktaran Yerlikaya, tüm ekiplerin koordineli bir çalışma yürüttüğünün altını çizdi.

Yerlikaya, bir gazetecinin adli soruşturmalardaki gelişmelerle ilgili sorusu üzerine, “Adalet Bakanı’mız sürecin takipçisi ve bağımsız Türk yargısı burada. Bir ihmal, bir kusur varsa, bilin ki kesinlikle ve kesinlikle hak, adalet tecelli edecek. Buna hiç kimsenin şüphesi olmasın. Gerek Yılmaz Bakanımız, gerekse Başsavcılığımız bununla ilgili sizleri de bizleri de aydınlatır ve süreç de benim bildiğim kadarıyla devam edecek.” yanıtın verdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-maden-ocagindaki-calismalar-en-kisa-zamanda-tamamlanacak/feed/ 0
Mansur Yavaş: Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum, rakibim duymamış https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-baskent-karti-uc-yildir-uyguluyorum-rakibim-duymamis/ https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-baskent-karti-uc-yildir-uyguluyorum-rakibim-duymamis/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:18:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5319 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Elmadağ Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Yavaş, “Ben şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna baktık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var. İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış” dedi.

ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Elmadağ Belediye Başkanı Adem Barış Aşkın ile birlikte Elmadağ’da Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:

“KENDİ PARAMI HARCAMAYACAĞIM HİÇBİR YERE SİZİN TERTEMİZ PARANIZI HARCAMAM”

“Biz belediye başkanı olmadan önce ‘Yapamazlar, edemezler, yönetemezler, daha ilk aydan maaşları ödeyemezler’ gibi korkutmaya başlayıp daha sonra ‘Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracak’ ve benzer biliyorsunuz karalamaların hepsi vardı. Allah’a çok şükür bir beş yıl geçti. Ne işçileri çıkarttık? Hepsi mutlu, hep birlikte mesai arkadaşımız gibi çalışıyoruz ne de sosyal yardımları kestik. O ‘Maaşları bile ödeyemezler’ diyen belediyeyi şu anda Amerika’daki fişlenen kuruluşa göre kredibilitesi en büyük belediyenin Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı. Yaptığımız çalışmalardan İngiltere’den Dünya Başkentleri Başkent Ödülü’nü aldık. ve bugün Türkiye’de ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ konuşuluyor. Çünkü bizden öncekilerin sadece ‘Proje yapıyoruz’ deyip çöp projelere yatırdıkları paraları görünce o çöp projeleri görünce aradaki farkı anladılar. İçinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para harcamam. Kendi paramı harcamayacağım hiçbir yere sizin tertemiz paranızı harcamam. Öncelikli olarak hemşehrilerimin bu bölgelerde Ankara’nın tüm sınırları içerisinde birçok ihtiyacı var. İşbaşına geldik, 232 köyde kanalizasyonu açıktan akıyor. Yüzlerce köyde su yok. Polatlı suyundan memnun değil. Bunlar yıllardır ihmal edildi. Çünkü ‘Yerin altına yapılan yatırım görülmez’ dediler. Oysa şöyle bir kendinizi yoklayın; iki saat suyunuz kesilse başlıyorsunuz heyecanlanmaya. Peki onlarca yıldır su sıkıntısı çeken, tankerle su taşınan köyleri düşündüğünüz zaman hangisi acil, hangisi farz? Çöp projeler mi? Bunlar mı? Elbette ki insanların acil ihtiyaçları farz. ve gelir gelmez öncelikli olarak belediyedeki tüm çakarlı araçların çakarlarını söktük. Beş yıldır ben bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geziyorum.

4 bin kadar ihaleyi canlı yayınladık. Türkiye’de benden başka yok. A’dan Z’ye bütün ihalelerimiz yayınladı. Belediyenin bütün mali tabloları nereye beş kuruş harcıyorsak hepsini internet sitemizden görüyorsunuz. Hesabınızı bu şekilde veriyoruz. Sayıştay gelir zaman zaman tehdit eder. Çekinmeden Sayıştay raporlarını da yayınlıyoruz. ve hesabımızı her vesileyle veriyoruz. Nereye bir icraat yaparsak bu park, bu kavşak şu kadar TL’ye mal olmuştur diye. Eski dönemden iki misli daha fazla Ankara’nın çeşitli yerlerinden, bütün ilçelerde yeşil alanlar kazandırdık. Ama hiçbir yere hani asfaltını yapıyoruz, kıymetini bilirler gibi, asfaltınız hayırlı olsun kavşağınız hayırlı olsun tabelalarını da asmadık hiçbir şekilde.

“HER ŞEYİMİZ O KADAR AÇIK Kİ HER YERDE HESAP VERMEYE HAZIRIZ”

Zaman zaman bazı siyasileri görürsünüz. Herhangi bir yolsuzluk iddiası olduğu zaman ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm. Kimseye hesap vermem’ gibi böbürlenenleri görürsünüz. Her şeyimiz o kadar açık ki her yerde hesap vermeye hazırız. ve diyoruz ki; bu dünyada hesabını veremeyen kimse öbür dünyada mümkün değil veremez. Onun için hem bu dünyada hesabını vereceksiniz hem öbür dünyada. Ondan sonra vatandaşın karşısına böyle korumasız bir şekilde alnı açık bir şekilde çıkacaksınız. Allah’ıma bin şükür, bana güvenlerin başını eğecek hiçbir işin içinde olmadık. Olsaydık duyardınız. Diyoruz ki; süremiz bitince de aynı şekilde. O zaman korumamız da olmayacak. Şoförümüz de olmayacak. İnşallah sizlerin yanına gayet rahat bir şekilde geleceğiz. Neden korumasız geziyoruz? Kimseyi ayırmadık ki. Herhangi bir köye, mahalleye, ilçeye hizmet ederken ‘Burada kaç oy çıkmış’ diye bakmadık.

“ELMADAĞI’IN EN ÜCRA KÖŞESİNDEKİ KÖYDEKİ BAKKAL DAHİ ŞİMDİ PARA KAZANIYOR”

Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Başkanım biraz önce yapılanları anlattı. Başkanım direkt arıyor şu ihtiyacımız var diye. İkinci defa söyletmiyoruz. Derhal talimatını veriyoruz. İmkanınız varsa anında destek olmaya çalışıyoruz. Ama maalesef diğer belediye başkanlarımızdan birçoğu uzattığımız eli tutmadılar, kendi ilçeleri kaybetti. Elmadağ hep yanımızda durdu. Elmadağ kazandı ve kazanmaya devam edecek. Elbette eksiklerimiz vardır. Eski dönemden farklı daha neler var? Eskiden biliyorsunuz destek ihtiyacı olan ailelere destek olunurdu. Belediyecilik başkanım da söyledi, yol yapmak, asfalt değil. Bunu herkes yapar. Az yapar, çok yapar ama mutlaka yapar. Belediyecilik şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar insanların her türlü beşeriye ihtiyacını karşılayan kurumdur diye geçer. Dolayısıyla bizler öncelikli olarak bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Komşusu aç yatarken tok yatamayız. Verdiğim sözlerden bir tanesi şuydu buraya geldiğimde; kimseyi açıkta bırakmayacağız, okuluna gidemeyen, okuyamayan hiçbir çocuk olmayacak diye. Söz verdiğimiz gibi Başkent Kart’ı çıkarttık. Üç yılı geçti. Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle o evin ihtiyacını en iyi bilen anne ve baba gidiyor istediği esnaftan ihtiyacını gideriyor. Eskiden nasıl oluyordu? Bir tane esnaftan toptan alınıyordu. Koli koli getirip evlere dağıtılıyordu ve hem dağıtım masrafı çıkıyordu hem de zaman zaman o dağıtılan kolilerden şikayetler oluyordu. Şimdi böyle bir ihtiyaç yok. Bir kişi değil Ankara’daki tüm esnaflar da kazanıyor. Elmadağ’ın en ücra köşesindeki köydeki bakkal dahi şimdi para kazanıyor. Onlar da ayakta kalıyor. 200 bin aileye Ankara’da protein yardımı, et yardımı yapıyoruz Tam 27 aydır kasaplar kazanıyor. Kırtasiye yardımını da aynı şekilde şimdi birer tane çanta yaptırıp sırtlarını vermek suretiyle yapmıyoruz. Kırtasiye yardımı olarak parayı kartlara yüklüyoruz. Kırtasiyecilerden alıyor, üç harflilerden ve AVM’lerden geçmiyor ki kırtasiye esnafını da ayakta kalsın.

“BEN BAŞKENT KART’I ÜÇ YILDIR UYGULUYORUM. RAKİBİM BAŞKENT KART VERECEKMİŞ, DUYMAMIŞ. ÜÇ YILDIR DAĞITTIĞIMIZ ŞEYİ İCRAAT OLARAK SUNUYOR”

Ben şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna bastık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var. İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Türkiye’de hala doğal gaz dağıtan hiçbir belediye yok. İnsanlarımızı evde üşütmüyoruz. Bizim gibi protein yardımı yapan hiçbir belediye yok. 918 köye internet götürmüş hiçbir belediye yok. Kırsal kalkınmalarda destek olan belediyeler var ama bizim hızımıza yetişemiyorlar.

Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/mansur-yavas-baskent-karti-uc-yildir-uyguluyorum-rakibim-duymamis/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Engelli Memur Sayısının Artırılacağını Açıkladı https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-engelli-memur-sayisinin-artirilacagini-acikladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-engelli-memur-sayisinin-artirilacagini-acikladi/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:30:33 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5187 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Pazartesi günü, 2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz. Böylelikle kamuda çalışan engelli memur sayımızı, son 21 yılda 12 kat artırarak 68 bin 396’ya çıkarmış olacağız.” dedi.

Göktaş, İstanbul Valiliğince düzenlenen etkinlikte LGS’de tam puan alan öğrencilerle bir araya geldi.

Ülkenin “en parlak gençleri” ile bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başlayan Göktaş, “Erken yaşlarda hayaller kuran, hedefler belirleyen ve hedeflerine ulaşmak için çaba sarf eden tüm gençlerimizi takdir ediyorum.” diye konuştu.

Herkesin küçük yaşlarında ilgi duyduğu konuların olduğunu, zamanla yeteneklerin farkına varıldığını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:

“İlgilerimiz ve yeteneklerimiz ile bir meslek edinmek arasında köprü kuran şey ise inanmak ve çalışmaktır. Hiç bilinmeyenli bir denklem, inanmak ve çalışmak. Bir şair, ‘Bakarsan uzaktır, yürürsen yakın’ demiş. Siz de hayallerinize artık bir adım daha yakınsınız. Şu an hissettiğiniz coşkulu duygular bir sonraki hedefinize ulaştığınızda daha da büyüyecek. Meslek sahibi olduğunuzda ise artık maraton koşucularının kupaya ulaştığı anda olduğu gibi hayallerinize dokunmaya başlayacaksınız. Ulaşılmaz gördüğünüz şeylerin bile zamanla gerçekleştiğini göreceksiniz.”

Gençlerden yorulsalar ve umutları kırılsa dahi yılmamalarını isteyen Göktaş, “Kimi zaman da ‘gereksiz zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldım’ diye düşünebilirsiniz. Ama her zorluk kendi hediyesiyle geliyor, karmaşık yolların içinde muhakkak bir çözüm yolu da oluyor.” ifadesini kullandı.

“Size güvenimiz tam”

Öğrenciyi, hayatın her anında yeni bilgiler öğrenmeyi başaran kişi olarak tanımlayan Göktaş, “Bu yüzden eğitim süreci tüm yönleriyle, okullar, arkadaşlar, öğretmenler, kitaplar, oyunlar, geziler, sanat, spor ve gönüllü faaliyetlerle ayrı ayrı birer fırsattır. Bu fırsatların hepsini en güzel şekilde değerlendireceğinize yürekten inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Göktaş, gençlere meraklarını her zaman canlı tutmaları tavsiyesinde bulunarak, öğrenmenin en büyük motivasyonunun merak olduğunu vurguladı.

Gençleri geleceğin mimarı, kültür ve değerlerin koruyucusu olarak nitelendiren Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Büyüklerimizden bize kalan her şeyi biz de size emanet edeceğiz. Bizim gençlerimizin her biri güneş gibi parlıyor. Tıptan mühendisliğe, hukuktan siyasete, sanattan ticarete her alanda müthiş başarılar elde ederek hepimizi gururlandırıyor. TEKNOFEST mucit gençlerin çalışmalarıyla dolup taşıyor. Dünyanın dört bir yanında sporcularımız altın madalyalarla, İstiklal Marşı’mızı söyletiyor, bayrağımızı en yükseklerde dalgalandırıyor. Kısaca bizim size güvenimiz tam. Hangi mesleği seçerseniz seçin hedefinize doğru dürüstçe yol aldığınız ve işinizi samimiyetle yaptığınız sürece başarı her zaman sizinledir. Biz de eğitim hayatınız boyunca ihtiyaç duyduğunuz her konuda sizin yanınızdayız.”

Bakan Göktaş, konuşmasının sonunda “Bir müjde vermek isterim.” diyerek şunları kaydetti:

“Pazartesi günü, 2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz. Böylelikle kamuda çalışan engelli memur sayımızı, son 21 yılda 12 kat artırarak 68 bin 396’ya çıkarmış olacağız. Yaptığımız atamalar ve Bakanlık olarak yürüttüğümüz hizmetler ile ülkemizde engellilerin herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmasını hedefliyoruz. Engelli bireylerin toplumla kaynaşmasını kolaylaştıracak ve hayata daha aktif ve bağımsız olarak katılmasını destekleyecek bu atamaların hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-engelli-memur-sayisinin-artirilacagini-acikladi/feed/ 0
Şahan Gökbakar, “Erdal ile Ece” Filmini Anka’ya Anlattı: “İzlediği Zaman Herkesin ‘Biz de Böyleyiz, Sen de Böylesin’ Diyeceği Bir Hikâye” https://www.kanal7haber.com.tr/sahan-gokbakar-erdal-ile-ece-filmini-ankaya-anlatti-izledigi-zaman-herkesin-biz-de-boyleyiz-sen-de-boylesin-diyecegi-bir-hikaye/ https://www.kanal7haber.com.tr/sahan-gokbakar-erdal-ile-ece-filmini-ankaya-anlatti-izledigi-zaman-herkesin-biz-de-boyleyiz-sen-de-boylesin-diyecegi-bir-hikaye/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:39:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5155 HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: ADEM KARABAYIR

Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.

Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.

Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:

– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?

“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”

Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.

– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?

“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”

Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.

– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?

“SEDA (TÜRKMEN) BENİM HEP TAKİP ETTİĞİM VE BİR GÜN BERABER İNŞALLAH ÇALIŞIRIM DEDİĞİM YETENEKLİ BİR KADIN OYUNCU”

Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.

-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?

“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”

Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.

-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?

“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”

Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.

– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?

“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”

Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.

– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM

Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.

– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?

“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”

Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,

Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:

– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?

“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”

Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.

“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”

Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.

– Ece ile ortak noktanız var mı?

“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”

Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.

– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?

“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”

Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.

– Yeni projeleriniz var mı?

“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”

İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/sahan-gokbakar-erdal-ile-ece-filmini-ankaya-anlatti-izledigi-zaman-herkesin-biz-de-boyleyiz-sen-de-boylesin-diyecegi-bir-hikaye/feed/ 0 Ampute Messi Barış Telli’nin hayatı ‘Hayatla Barış’ filmiyle beyaz perdeye taşınıyor https://www.kanal7haber.com.tr/ampute-messi-baris-tellinin-hayati-hayatla-baris-filmiyle-beyaz-perdeye-tasiniyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ampute-messi-baris-tellinin-hayati-hayatla-baris-filmiyle-beyaz-perdeye-tasiniyor/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:03:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4701 Türkiye’de ve dünyada “Ampute Messi” olarak tanınan milli sporcu Barış Telli’nin hayatının anlatıldığı “Hayatla Barış” filmi 23 Şubat 2024’te vizyona girecek.

Küçük yaşta geçirdiği talihsiz kazadan sonra bir bacağını kaybeden Telli’nin hikayesini beyaz perdeye yansıtacak filmde rol alan Taner Ölmez, Bülent İnal, Nazan Kesal ve Sinan Tuzcu, filmin hikayesini ve canlandırdıkları karakterleri AA muhabirine anlattı.

Yapımda Barış’ı canlandıracak Taner Ölmez, Telli’ye benzediği için filme dahil olmuş olabileceğini belirterek, “İyi ki uğraşmışlar, iyi ki bana gelmiş bu film. Sonuç güzel oldu. Benim için ayrı bir macera, yeni bir aşama oldu. Ben bir projeye önceden hazırlanmayı, farklı bir şey yapmayı çok severim. Bayılırım böyle şeylere. Eve ödev götüreceğim bir proje oldu.” dedi.

Ölmez, hazırlık aşamasının çok zor olduğunun altını çizerek, şu bilgileri verdi:

“Barış ve milli takımdaki arkadaşlarının arasına girdikten sonra açıkçası rahatladım biraz. Beni oyuna hemen dahil ettiler ve çok zaman geçirdik. Bir yerden sonra ben onlardan, onlar da benden biri oldu. Fiziksel zorluğu hala aşamıyorum. Ellerimde hala o günkü nasırlar duruyor, geçmedi. Kanedyenler üstünde dengede kalabilmek inanılmaz zorken, benim o kanedyenlerle top peşinde koşmam, mücadele etmem gerekiyordu. Ben Ampute Milli Takımı kaptanını oynuyordum. O yüzden mücadeleyi iyi, estetik bir şekilde yapmam gerekiyordu. Çoğu zaman açıkçası umutsuzluğa kapıldım. ‘Bunu bir daha yapamayacağım’ ya da ‘Ben bu işin altından kalkamayacağım’ dediğim çok oldu. İlk defa kanedyeni aldığımda bir hafta ellerimi sıkamadım. Bunu denemeden bilemezsin. Çok zordu. Farklı farklı yerlerim ağırdı. Ellerimin ağrısı geçti, omzum ağrıdı. Fiziksel olarak beni acayip derecede zorladı. Birçok yerde umutsuzluğa kapıldım. Beni o umutsuzluktan da Barış Telli ve yönetmenimiz çıkardı.”

İzleyicinin filmi izledikten sonra umutla sinemadan ayrılacağını aktaran genç oyuncu. “Tabii ki hüzünlenecek, ağlayacaklar ama filmden mutlu bir şekilde çıkacaklarına inanıyorum. Barış’ın hikayesi öyle. Barış’ta ben negatif bir hal hiç görmedim. Barış’ın eski fotoğraflarına bakınca, bazen bir fotoğraf anlatır ya her şeyi, o umudu onun gözlerinde görüyorsun. Acayip bir şekilde, kanedyenlerle objektife bakan muazzam bir enerji var. O enerji hiç solmamış, tükenmemiş, bugün buralara kadar getirmiş, muazzam şeyler başarmış. ” diye konuştu.

“Çocukların ufkunu aydınlatan öğretmenler çok önemli”

Başarılı oyuncu Bülent İnal, filmde Barış Telli’nin ilham veren hayat hikayesinin ele alındığına dikkati çekerek, “Barış’ı, yaptığı mucizeleri daha önce duymuştum. Film geldiği zaman hiç düşünmeden ‘evet’ dedim. Gerçekten böyle ilham veren bir filmde olmak benim için de mutluluk verici. Çünkü Türkiye’de ya da dünyada kendini eksik hisseden, eve kapanmış, mutsuz birçok insan var. Onlara ilham olacağını düşünüyorum. Bu çorbada bizim de tuzumuz olsun istedik. Ben de bu filme dahil oldum.” ifadelerini kullandı.

Telli’nin öğretmenini filmde canlandırdığını kaydeden İnal, şu bilgileri verdi:

“Aslında Yılmaz öğretmen, filmde ya da Barış’ın hayatında birkaç öğretmenin birleşiminden oluşuyor. Farklı zamanlarda ona destek olmuş öğretmenleri Yılmaz öğretmen karakterinde birleştirmişler. Biraz da böyle bir eğitimciyi oynamak istedim. Çünkü ülkemizde eğitimin, daha doğrusu böyle öğretmenlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Biz çocukluğumuzda bu tür öğretmenlere denk gelemedik maalesef. Böyle bir öğretmen görünce de oynamak istedim. Çocukların özellikle ilkokulda hayatlarına yön veren, onların elinden tutan yol açan, ufkunu aydınlatan öğretmenler çok önemli. Keyifli de bir film oldu.”

İnal, setin çok keyifli geçtiğinin altını çizerek, “İyi oyuncular, sevdiğim oyuncu arkadaşlarım, dostlarım vardı. Güzel bir çalışma oldu. Umarım seyirciler beğenir. Sadece engelli ya da mutsuz hissedenlere değil bütün insanlara ilham olacağını düşünüyorum bu filmin. Küçücük mutsuzluklardan depresyona giren insanların, bu filmi izlediklerinde neler hissedeceğini ben de merak ediyorum. Çok mutlu olacaklarını, onlara huzur vereceğini düşünüyorum” dedi.

Sinema izleyicisinin filme ilgi göstermesini beklediğini dile getiren İnal, “İnsanlar evlerinden çıkıyor, sosyalleşiyor ve hayata karışıyorlar. Sinema bunun için önemli bir unsur. Hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum. Dijital platformlarla biraz güç kaybedeceği söylense de ben sinemanın hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum. Daha da artarak devam edecek. İyi filmler oldukça insanlara mutluluk, huzur veren filmler oldukça sinema salonları dolacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bülent İnal, herkese filmi izlemesi tavsiyesinde bulunarak, “Barış’ı ilk defa sette gördüm. 5 dakika sohbet ettik. Bu kadar dünya iyisi, tatlı bir adam olması, gerçekten beni çok mutlu etti. Onun filminde olduğum için de çok mutluyum. İnsanların da bu pozitif filmi izlemelerini tavsiye ediyorum.” dedi.

“Büyük bir başarı hikayesi bana göre”

Oyuncu Nazan Kesal da senaryoyu ilk okuduğunda çok etkilendiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Benim futbolla çok alakam yok. Sonra Barış’ın hikayesini okudum. Tekrar senaryoya döndüm. Barış’ın annesi Aysel Hanım’ı oynamam teklif edildi bana. Çok ilginç. Annenin öyküsü de çok enteresan geldi. Barış’ın öyküsü ayrı güzel. O yüzden de kabul ettim. Ben de bir anne olarak, yaşadığımız bu hayatta özrün, engelin ne olduğunu deneyimlemiş bir insanım. Bu filmin içindeki duyguyu çok önemsedim. Biricik bir hayat var, hepimizin bir defa geldiği ve bir daha gelme şansının olmadığı. Süreli bir ömrümüz var ve öleceğini bilen tek varlık olarak o sürede zaaflarımız, engellerimiz, eksikliklerimiz neyse, onu bir biçimiyle onore eden tamir eden bir yapısı var hikayenin. Yaşama değer katan bir film olduğunu düşünerek ben de bu filmde bir parça olmak istedim. İyi ki de olmuşum.”

Yaşamın cesaret gerektirdiğini kaydeden Kesal, “Hayatın ne kadar önemli, değerli bir şey olduğunu, engellerimize rağmen hayatın yaşanacak kadar coşkulu ve değerli bir şey olduğunu hatırlatan ve alttan sürekli bu mesajı veren bir film. Duygusu çok büyük. Hikaye zaten çok enteresan. Büyük bir başarı hikayesi bana göre. Çünkü günlük hayatımıza dönüp baktığımız zaman hiçbir engeli olmayan insanların bu hayata değer katmadığını görünce, bu filmin kapladığı alanın daha büyük olduğunu hissettim. Umarım seyirci de aynı duyguyu hissedecektir. Cesaret veren bir film. Bu çok önemli. Şimdiki zamanda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey cesaret. O yüzden Hayatla Barış seyirciye bu mottoyu sinema diliyle çok güzel aktaracak bir film.” ifadelerini kullandı.

“Nerede durmamamız gerektiğini gösteren bir film”

Oyuncu Sinan Tuzcu ise Telli’nin gerçek ve umut aşılayan hikayesinin filmde işlendiğini dile getirerek, “Ben de bu hikayenin içinde, onunla karşılaşmış ve ona futbol eğitimi vermiş, daha sonra Milli Takım’da da hocalığını yapmış bir antrenörü oynuyorum. Bize aslında nerede durmamamız gerektiğini gösteren bir film. İnsanın her zaman umutsuzluğa kapıldığı, yarına karşı kendini kötü hissettiği, üzüldüğü, yorulduğu, geride ve eksik kaldığını düşündüğü anlarda akla gelmesi gereken bir film olacak Hayatla Barış. Uzun bir emek aslında. Bir şeyi doğru bir şekilde anlatmak, dramatik aksiyon yaratmak zor. Çünkü bu bir belgesel değil.” diye konuştu.

Filmde keyifle çalıştığının altını çizen Tuzcu, “Bütün dünyanın yorulduğu, savaşlardan vb. bıktığımız bir dönemdeyiz. Umutlu işlere, güzel hikayelere ihtiyacımız var, bizi mutlu etsin, bizi biraz daha yükseltsin diye. Çocuklarımızla beraber izleyeceğimiz güzel bir hikaye olduğu için izleyicide de karşılık bulacağı düşüncesindeyim. Bir de çok iyi oyuncular var. Bülent’i, Nazan’ı, Gürkan’ı izlemek lazım.” dedi.

Filmde Taner Ölmez, Nazan Kesal, Bülent İnal, Gürkan Uygun, Biran Damla Yılmaz, Sinan Tuzcu, Erkan Üçüncü, Arben Akış, Alara Turan, Mekin Sezer, Gurur Çiçekoğlu ve Devrim Kabacaoğlu yer alıyor.

Yapımcılığını Hünkar Doğan/Four Story Prodüksiyon’un üstlendiği, yönetmenliğini Ekin Pandır’ın yaptığı ve Caner Erzincan ile Koray Yeltekin’in kaleme aldığı filmin çekimleri İstanbul’da gerçekleştirildi.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/ampute-messi-baris-tellinin-hayati-hayatla-baris-filmiyle-beyaz-perdeye-tasiniyor/feed/ 0 Ortak Bir İnancın Hikayesi: İMES Belgesel ve Kitap Projesi https://www.kanal7haber.com.tr/ortak-bir-inancin-hikayesi-imes-belgesel-ve-kitap-projesi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ortak-bir-inancin-hikayesi-imes-belgesel-ve-kitap-projesi/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:51:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4488 “Ortak Bir İnancın Hikayesi: İMES” Belgesel ve Kitap Projesi, Türkiye’nin sanayi tarihine ışık tutuyor.

Kökleri Haliç kıyılarına uzanan, Türk Sanayisinin kalkınma macerası İstanbul Madeni Eşya Sanatkarları (İMES) Sanayi Sitesinin 50 yılı aşkın süren başarılı yolculuğunu konu alan projenin tanıtım toplantısı, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

İMES Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akar, etkinlik öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeyi hayata geçirme düşüncesinin uzun zamandır gündemlerinde olduğunu söyledi.

Hikayenin, Perşembe Pazarı’nda 1970’li yıllarda başladığını dile getiren Akar, “Zaman zaman bize gelen misafirlerimize, büyüklerimize, hediyeler, plaketler verirdik. Bir büyüğümüz ‘Buranın kitabını yapın, bu hayat hikayesini okuyalım.’ dedi. Biz de o duygu ve düşüncelerle başlayarak projeyi hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı.

Marmara Üniversitesi ile birlikte çeşitli çalışmalar yaptıklarına işaret eden Akar, Prof. Dr. Fatma Ayanoğlu’nun da katkısıyla güzel bir kitap meydana getirdiklerini, eserin sanayici dostlara faydası olmasını ümit ettiklerini kaydetti.

Akar, kitap ve belgeselin hazırlanma sürecine de değinerek “Perşembe Pazarı’ndan Haliç kıyılarına ve Ayvansaray’a kadar 1970’li yılların başından bugüne gelen belgeleri toplamak ve büyüklerimizden bilgileri almak, epey bir zamanımızı aldı. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Zamanında neler yaşandığını genç nesillerin bilmesi lazım”

Perşembe Pazarı’ndan başlayarak Dudullu, Tuzla ve Dilovası’na uzanan hikayeye ilişkin bilgiler veren Akar, 350 fabrikada 17 bin çalışanın bulunduğu Dilovası İMES OSB’nin de bugün yeterli olmadığını ve burayı büyütmeye çalıştıklarını anlattı.

Yalova, Bandırma ve Sakarya’da organize sanayi bölgeleri kurmak için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Akar, “Sanayinin gelişmesine çok katkısı oluyor. Zamanında neler yaşandığını genç nesillerin bilmesi lazım. Perşembe Pazarı’nda 20-30 metrekare dükkanlardan geldik. Ben küçüktüm 15-16 yaşlarında oraya gittiğimizde sokaklarda dökümler dökülüyordu. Şimdi elhamdülillah çok iyi yerlerde fabrikalar kurmaya başladık. Bu da bizi gururlandırıyor ve mutlu ediyor. İMES şu anda bir okul gibi. Büyüyen firmalar daha büyük yerlere, daha iyi orta ölçekli işletmeler olma yolunda ilerliyorlar. Çok daha büyüyenler de var. Türkiye’nin her yerinde varız.” şeklinde konuştu.

İMES’ten başka bölgelere giden işletmelerin Türkiye’nin her yerindeki organize sanayi bölgelerinde yer aldığını belirten Akar, gençlere bir rehber niteliği taşıyan projenin devamının da gelmesini arzu ettiklerini kaydetti.

“Geçmişten günümüze İMES’in başarı ve tecrübelerini aktaran bir eser”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Ayanoğlu, hem belgesel hem de kitabın hazırlanmasında başından sonuna kadar organize eden kişi olduğunu ifade etti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Danışmanı, kitabın editörü ve kitap yönetmeni de olan Ayanoğlu, “Dünden bugüne İMES ülkemizin en önemli organize sanayi bölgelerinden biri; Perşembe Pazarı’ndan şu anda dünyanın birçok yerine ihracat yapan, alanında ilk fabrikaları barındıran bir organize sanayi bölgesi. Dolayısıyla geçmişten günümüze başarıları, tecrübeleri aktaran bir eser, aynı zamanda yaşayan bir eser. Sadece tecrübe aktarımından ziyade gelecek kuşaklara gelecek nesillere ve diğer organize sanayi bölgelerine örnek olan bir eser. Hem kalıcılığı olan hem de yaşayan bir eser olması hasebiyle de aslında alanında bir ilk olan eser.” şeklinde konuştu.

Çok mutlu ve gururlu olduklarının altını çizen Ayanoğlu, “Çünkü İMES çok büyük bir aile. İçindeki fabrikalarla, fabrikalardaki iş adamlarımızla, orada çalışan insanlarla çok büyük bir aile ve şu anda güven, sürdürülebilirlik, tecrübe aktarımı, hepsini bir şekilde aktaran bir kitap oldu.” dedi.

Hem bir akademisyen hem de kitabın yazarı olarak gelecek kuşaklara aktarabilecek çok önemli bir eseri hep birlikte ortaya koyma şansını yakaladıklarını dile getiren Ayanoğlu, “Ben kitabın editörü, yazarı, kitap yönetmeni olarak karşınızdayım ama bu çalışmayı yaparken çok büyük bir ekiple çalıştık. Hem İMES tarafında hem akademi tarafında emek veren çok kişi oldu. Gerçekten de Türkiye’de bir ilk eseri ortaya koyduk. Hem qr kodla okuyucuların okumak istedikleri yerleri canlı olarak izleyebilecekleri, iş adamlarımızın torunlarına aktarabilecekleri, hem akademi camiasının hem de iş dünyasının faydalanacağı örnek bir eser çıktığı için manevi olarak yaşadığımız mutluluk ve gurur gerçekten çok büyük.” görüşünü paylaştı.

“Resimleri görünce kendi gençliğime çocukluğuma gittim”

Etkinliğe katılan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise projenin tanıtım programına ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Haliç kıyılarının geçmişteki resimlerini görünce kendi gençliğine, çocukluğuna gittiğini ifade eden Bahçıvan, “Ne mutlu ki Osmanlı’nın üretim ve ticaret kültürünün, birlikte çalışmanın, sosyolojik ve kültürel buluşmaların belli bir döneminin içinde yaşamış birisi olarak Haliç’in o bereketli topraklarının, Unkapanı, Ayvansaray, Eminönü, Yağ İskelesi ve Balat’ın o dokusunu da resimlerden, anılardan yad edebilmek insana ayrı bir duygu veriyor.” değerlendirmesini yaptı.

Kitabın aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik tarihinin de hikayesini anlattığını dile getiren Bahçıvan, zorluklarla edinilen üretim kültürüyle ekonomik gelişmeye katkı sunan, küçük hayalleri büyük projelere dönüştüren bir ekip tarafından hayata geçirilen İMES’in yönetim kuruluna ve çalışmada yer alanlara teşekkür etti.

Etkinlikte, proje kapsamında İMES’in tarihine tanıklık etmiş sanayicilerle yapılan röportajların yanı sıra tarihi belge ve fotoğraflara da yer verilerek hazırlanan “Yuva” belgeselinden bir bölümün gösterimi de yapıldı.

İSO ve İMES yönetiminin yanı sıra sanayiciler, iş adamları ve davetlilerin de katıldığı etkinlikte, projede emeği geçenlere hediye ve plaket takdim edilirken, tüm katılımcılara “Dünden Bugüne İMES” kitabı hediye edildi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ortak-bir-inancin-hikayesi-imes-belgesel-ve-kitap-projesi/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay: İzmir’i Hiçbir Zaman Alamayacaklar https://www.kanal7haber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmiri-hicbir-zaman-alamayacaklar/ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmiri-hicbir-zaman-alamayacaklar/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:48:24 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4485 CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, “İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İzmir Belediye Başkan Adayları Tanıtım Töreni’ne katıldı, CHP’nin seçim filmini izletti. Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, şunları söyledi:

“İZMİR CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA CUMHURİYETÇİ VE SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYE BAŞKANLARIYLA GELİŞMİŞ VE KALKINMIŞTIR”

“İzmir bize geçmişin görkemli medeniyetlerinden mirastır.Bize bırakılan en değerli miras ise çağdaş bir cumhuriyet şehri olma kimliğidir. İzmir’imiz bilindiği üzere Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkemizin işgale karşı mücadelesinde direnişin, kurtuluşun ve kuruluşun simge şehri olmuştur. 9 Eylül 1922’den beri özgürlüğün adıdır İzmir. Savaşın yıkımına uğramış, ekonomik bakımdan çökmüş olan Anadolu, siyasi bağımsızlığını, ekonomik bağımsızlıkla tamamlama felsefesiyle yola çıktığı günlerde yapılan İktisat Kongresinin de İzmir’de toplanmış olması İzmir’e biçilmiş bir başka rolün göstergesidir. İzmir cumhuriyet tarihi boyunca Cumhuriyetçi ve sosyal demokrat belediye başkanlarıyla gelişmiş ve kalkınmıştır. İzmir’i yanmış yıkılmış halinden modern bir kente dönüştüren, şehri planlayan, İzmir Fuarı’nın da kurucusu Dr. Behçet Uz, Cumhuriyet döneminin aydınlanma neferlerindendi. Kendisi bir Mustafa Kemal Atatürk fedaisiydi.

İhsan Alyanak, dürüst olduğu kadar cesurdu. Bireye değil topluma hizmete öncelik verdi. Rahmetli Bülent Ecevit kendisine ‘Halkçı Alyanak’ lakabını boşuna vermedi. Yüksel Çakmur Başkanımız, bu kentin geleceğine sahip çıktı. Halk için ucuz marketleri kentin dört bir yanına yaydı. Rahmetli Ahmet Piriştina, Büyük Kanal Projesi, Kordonboyu, İzmir Metrosu gibi büyük projelerin yanı sıra Eşrefpaşa Hastanesi’ni dar gelirlilere açtı. Aziz Kocaoğlu Başkanımız, 15 yıl örnek bir belediyecilik ortaya koydu. İzmir modelini tarifledi. Kente ve İzmirliye dokunan süt kuzusu, tarımsal kalkınma kooperatifleri gibi örnek projeleri hayata geçirdi.

Tunç Soyer başkanımız, görevi süresince sadece İzmir’e hizmet vermedi. 11 ilde yıkıma neden olan 6 Şubat Maraş depremlerinden etkilenen kentlere gitti, İzmir’in dayanışmasına öncülük etti ve oralarda İzmir’i hep var etti. Hepsine ayrı ayrı minnet duyuyor ve teşekkür ediyorum. Onların yaptıklarının üzerine yeni şeyler koyarken, miraslarını başımızın üzerinde taşıyacağımıza, bu anlayışın sürdürüleceğine, bu kentin değerlerinin korunacağına söz veriyorum. Bu aynı zamanda bizim tarihe olan borcumuz. Biz İzmir’in tarihsel kimliğine her zaman sahip çıktık ve koruduk. Bu dönemde üzerine yeni roller ekleyerek yola devam edeceğiz. Aslında İzmir’in zaten var olan potansiyelini, gücünü ortaya çıkaracağız. Sağlam sosyokültürel dokusunun yanında, çok değerli akademisyenleri, güçlü iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla bu kenti mutluluk ekonomisinin başkenti yapacağız.

“ARKADAŞLARIMLA KENTİMİZİN PARLAK GELECEĞİNİ BİRLİKTE YAZMAK İÇİN HAZIRIZ”

Kıymetli yol arkadaşlarım, 2010 yılında CHP üyesi oldum. Geçen yıllarda partimizde pek çok görev üstlendim. Bir Tıp doktoru, uzman bir cerrah iken neden siyasete girdiğim hep soruldu. Cevabım hep aynı oldu; Ülkemiz böyle sıkıntılı zamanlar yaşıyorken sadece kendimi düşünüyor olamazdım. Elimden geleni yapmalı, bana düşen bir görev olursa yerine getirmeliydim. Parti üyeliğim boyunca yaşadıklarım, bana iyi ki siyasete girmişim dedirtti. Yerel yönetimde her insana el uzatan siyasetin nasıl iyileştirici ve birleştirici olduğunu yaşayarak öğrendim.

Bugün Atatürk’ümüzün emaneti Cumhuriyet Halk Partimizin İzmir Büyükşehir belediye başkan adayı olarak huzurlarınızdayım. Yaşamımla ait olduğum, sokaklarında büyüdüğüm ve yönetmeye talip olduğum bu mükemmel şehir için çalışacak olmanın kıvancını yaşıyorum. Bu şehrin geleceğe yolculuğunda imzam olacağını düşünmek bile çok heyecan verici, büyük bir onur. Beni bu onurlu temsiliyete layık gören Saygıdeğer Genel Başkanım Özgür Özel başta olmak üzere Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi’mizin her üyesine, tüm partili yoldaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Bugün burada İzmir’e hizmet etmek için heyecan ve heves dolu, birbirinden yetenekli, pırıl pırıl 30 arkadaşımla bir yola çıkıyoruz. Bu yolda, onlarla birlikte olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyuyorum. Burada gördüğünüz tablo, İzmir’in geleceğidir sevgili yoldaşlarım. Arkadaşlarımla kentimizin parlak geleceğini birlikte yazmak için hazırız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerinin izinde, İzmir’i hak ettiği yere birlikte çıkaracağız. Bayrağı bizlere devredecek olan görevdeki tüm belediye başkanlarımıza, zor şartlarda vermiş oldukları başarılı hizmetler için huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Şimdi hepinizden onlar için kuvvetli bir alkış rica ediyorum. Herkesin şunu bilmesini istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi köklerine ve kuruluş ilkelerine bağlılığından ödün vermez. Ancak gerektiğinde halkının beklentilerini karşılamak için kendini yenilemeyi, değiştirmeyi bilir. İzmir için Türkiye için partimiz değişir ama hiçbirimiz İzmir’i hiçbir şeye değişmeyiz.

“ARTIK ANLAMALARI LAZIM Kİ İZMİR’İ HİÇBİR ZAMAN ALAMAYACAKLAR”

Bugün İzmir’in çıkarlarını, İzmir’in önceliklerini, vatandaşlarımızın haklarını, adaleti korumak için mücadele etmenin zamanıdır. Gerek seçim dönemi boyunca, gerekse seçimden sonra örgütümüzle hep beraber çalışacağız ve hep beraber başaracağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 30 ilçe belediyesini, Cumhuriyetimizin 100. yılından yeni çıkmış ülkemize, bir umut ışığı olarak armağan edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir’de, modern, özgür, birbirine saygı ve sevgi dolu bir yaşam tarzının, demokrasinin, eşitliğin, adaletin teminatıdır. İzmir, nefret dilinden, parmak sallayan siyasetten her zaman uzak durmuştur. Şunu kimse unutmasın; İzmir’i siyasi dillerinde küçümseyen, ayrıştıran, bölen, öfkeli dile İzmirli’nin tertemiz oyları gitmez. İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar.

“GELİN, BU HİKAYEYİ BİRLİKTE YAZALIM”

Göreve geldiğimizde sevgiyi, güveni, aklı egemen kılacağız. Hesap vereceğiz, şeffaf olacağız. Kimseyi ayrıştırmadan, ‘önce insan’ diyerek kentin her mahallesinde hizmet üreteceğiz. Bitmeyecek bir hizmet aşkıyla tüm hemşehrilerimizin her sorununa ve her ihtiyacına koşacağız. Birlik, beraberlik, dostluk, kardeşlik tohumlarını daha çok ekip, daha bol sulayacağız. İzmir’i durdurmaya, istismar etmeye çalışanlara karşı, mutluluğun, özgürlüğün, kardeşliğin başkenti olacağız. Bu partinin her kademesinde alın teri döken, emek harcayan değerli yoldaşlarım! Biz, akla ve bilime dayalı, yenilikçi yöntemlerle, liyakate dayalı görevlendirmelerle, tüm sosyal demokrat değerleri sahiplenerek, aynı zamanda çevreci ve kalkınmacı belediyecilik anlayışlarımızı uygulamaya koyarak İzmir’de yeni bir hikaye yazmak istiyoruz. Sizlere şu çağrıyı yapmak istiyorum; Gelin, bu hikayeyi birlikte yazalım. Omuz omuza, kol kola, yürek yüreğe bir beş yıl yaşayalım. Daha güçlü, daha huzurlu, daha üretken, daha dirençli, daha özgür, daha mutlu bir İzmir’i birlikte kuralım.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmiri-hicbir-zaman-alamayacaklar/feed/ 0
Kışın Sıcak Havaları Baharda Don Olayları Takip Edecek https://www.kanal7haber.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:00:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4330 Düzce Üniversitesi (DÜ) Orman Fakültesi Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şemsettin Kulaç, kışın mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak havaların ardından baharda yaşanabilecek don olaylarının fındık verimini etkileyeceğini, erkek tozlayıcı olmamasından fındık tanelerinin boş çıkabileceğini söyledi.

Kulaç, AA muhabirine, merkezdeki çalışmalarda, son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliğinin fındık üzerindeki olumsuz etkileri ve bu duruma karşı alınabilecek önlemleri araştırdıklarını söyledi.

İklim değişikliğine bağlı hava olaylarında anormallikler oluşmaya başladığına değinen Kulaç, “Ani ve aşırı yağışlar oluyor. Yağış süreleri arasında açılmalar meydana geliyor. Kış oluyor ama kar yağışlı geçmiyor. Soğuklama ihtiyacı olan ceviz, fındık gibi bitkiler yeterli soğuklamaya tabi olmadıkları zaman erken uyanmalar söz konusu olabiliyor.” dedi.

Kulaç, fındığın hem erkek hem dişi çiçeği üzerinde bulunduran tür olduğunu ve bu çiçeklerin hava şartlarına bağlı erken açabildiğini anlattı.

“Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor”

Fındık bahçelerinde birbirini tozlayan çeşitler yeteri kadar bulunmadığı takdirde verim kayıplarının söz konusu olduğuna değinen Kulaç, “Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor. Fındık da Karadeniz Bölgesi’nde yaygın yetişiyor. Yüksek rakımlar, belki mart-nisanda yaşanacak don olayından kaçabilir ama ocak-şubatta sıcak giden dönemlerin ardından nisan gibi don ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu durum fındıktaki verimi etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kulaç, bu yıl özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği nedeniyle fındık kaybının yaşanacağının öngörüldüğünü aktararak, söz konusu bölgede ocak ayının sonundan başlayarak şubatın sıcak geçtiğine dikkati çekti.

Doğu Karadeniz’de ara ara kar yağdığını ancak bu bölgede yağış olmadığı için bazı çeşitlerin soğuklamayı yeteri kadar alamadığını vurgulayan Kulaç, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla çok soğuklama isteyen çeşitlerde problem olabilir. Onlar çiçek açtıkları zaman erkek tozlayıcı bulamamaktan boş tohum oranı yüksek olacaktır. Yani normal fındığı göreceksiniz ama içi boş olacak. Bir tehlike de nisan sonu veya mart ortasında olabilecek soğuk havalar. Devam eden sıcak havanın ardından yaprak açma söz konusu olacak ve yanmalara yol açabilecektir.”

Tozlaşma için bahçeye farklı çeşitleri dikme önerisi

Kulaç, son dönemlerde iklim değişikliğine karşı üreticinin yöneldiği “tek çeşit bahçe kurma” tercihinden kaçınılması gerektiğine de işaret ederek, merkez olarak, “tek ağaç aşılı fidan” veya “Türk fındığı” denilen üretim konusunda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Bazı çeşitlerin birbirlerine tozlayıcı olabildiğini, farklı zamanlarda açan erkek çeşitlerini bahçeye dikerek tozlaşma döneminde yardımcı olmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Kulaç, şöyle devam etti:

“Bunu hem ticari anlamda kullandığımız çeşitlerle yapabiliriz hem de yabani çeşitlerle. Şu zamanda açan, sararan yabani çeşitleri bahçemizde bulundurabiliriz. Bir de daha geç açan var, bu çakıldak için çok önemli. O çeşitten çakıldak bahçelerine mutlaka dikilmeli. Dekarda erkek çiçek açan yabani çeşit, bir de geç açan yabani çeşidi ocaklarımızın arasında bulundurmalıyız ve mümkün olduğu kadar uzun boylu yapmalıyız ki, rüzgar estiği zaman her tarafı tozlayabilsinler.”

Kulaç, uzun süreli yağışsızlık devam ettiği zamanlarda 50 santim derinlikteki su, bitki tarafından çekildiği için toprağın kuruduğuna dikkati çekerek, “Kuruyunca da fındığımızın içi dolmuyor. Bunun için ya sulu tarıma geçeceğiz ya da kök sistemini geliştirmemiz lazım. Onun için kazı kök sitemi yapan, Bolu fındığı olarak bilinen, literatürdeki adıyla Türk fındığı üzerine istediğimiz çeşidi aşılayıp bahçemizi kurmalıyız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/feed/ 0
Ertuğrul Sağlam: ‘Güzel bir galibiyet elde edeceğiz’ https://www.kanal7haber.com.tr/ertugrul-saglam-guzel-bir-galibiyet-elde-edecegiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/ertugrul-saglam-guzel-bir-galibiyet-elde-edecegiz/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:06:29 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4024 – Ertuğrul Sağlam: “Güzel bir galibiyet elde edeceğiz”

KOCAELİ – Şanlıurfaspor karşısında kazanmak istediklerini söyleyen Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” dedi.

Kocaelispor, Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında sahasında Şanlıurfaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü. Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ise antrenman öncesi gazetecilere, her maçın kendileri için önemli, her puana da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Zorlu bir döneme girildiğini dile getiren Sağlam, “Alttakilerin ligde kalma mücadelesi, onun bir üstündeki grubun play-off’a girme mücadelesi, play-off potasında olanların orada kalma, kalanlarında da ilk 2’yi zorladığı bir maraton yaşıyoruz. Bundan önceki senelerde olduğu gibi artık her oynanan maç birbirinden değerli hale geliyor. Rakiplerimizin de bundan sonraki süreçte çok zorlu maçlar oynayacağını göz önünde bulundurursak olası puan kayıpları ile karşılaşabileceğimiz bir lig oynuyoruz. Herkes puan almak istiyor. Şanlıurfa küme düşme potasından çıkmak için canla başla mücadele ediyor. Bolu play-off potasına girmek için mücadelesini veriyor. Haftaya oynayacağımız Keçiören altlardan kurtulmak için elinden geleni yapıyor. Herkesin bir hedefi var. Zaman zaman atmosferler motivasyonu çok düşürüyor, farklı sebepler de oluyor ama sonuçta bizim bu gibi olumsuzluklardan etkilenmemiz gerekiyor. Gerçekçi ve önemli bir hedefimiz var” ifadelerini kullandı.

“İstediğimiz bir maçı oynayamadık”

Boluspor ile 1-1 berabere kaldıkları ve puan kaybı için üzgün olduklarını belirten Sağlam, “Üzüntüden bir önce çıkıp bir sonraki maça, Şanlıurfaspor maçına hazırlanmak zorundayız. İyi de hazırlanıyoruz. Eksikliklerimizin, yapamadıklarımızın farkındayız. Bolu maçı çok enteresan bir maç oldu. İlk devrede kalemize gelen tek topun ki o da kendi ikram ettiğimiz pozisyondu. Bunun gol olması, yine girdiğimiz pozisyonlar var. İkinci yarı istediğimiz gibi olmadı. İstediğimiz bir maçı oynayamadık. Oyuncularımız olayın ciddiyetinin farkında. Taraftarımızın Eyüp maçında olduğu gibi bize yürekten destek vereceklerini düşünüyorum. Güzel bir oyunla girdiğimiz pozisyonları bundan önceki maçlarda olduğu gibi kötü değerlendirmeyip, güzel keyifli bir maç izletmek istiyoruz. Bundan sonraki zorlu sürecimizin hem taraftarımızın, hem camiamızın moralini motivasyonunu artırarak geçmesini sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

“Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah”

Kart cezalısı futbolcuları olduğunu, ayrıca birkaç mevkide de değişiklik yapabileceklerini aktaran Sağlam, “Takımdaki herkesi hazır tutmaya çalışıyoruz. Zaman zaman böyle değişikliğe ihtiyacımız olduğunda, ya da sakat, cezalı oyuncularımız olduğu zaman arkadakileri de bizim hedefimize uygun performansı ortaya koyması, takıma yardım etmesi için hazır tutmaya çalışıyoruz. Her oyuncumuz bizim için önemli, değerli. Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

“Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz”

Ertuğrul Sağlam, Gürcü futbolcular ile ilgili gelen soruyu da yanıtlayarak, sözlerini şöyle noktaladı:

“Her oyuncunun hem bireysel anlamdaki yeteneklerini takım için ortaya koyması hem ekip bütünlüğüne verdiği katkıyı göz önünde bulundurursak her iyi oyuncunun takım performansına ciddi katkıları olacağını bekliyorum. Biraz da haksızlık yapıyoruz. Diyelim ki Gürcü bir oyuncuyu getiriyorsun. Giorgi Kharaishvili üzerinden şöyle bir örnek vereyim; oyuncu Gürcü, gitmiş Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde futbol oynamış, en son Macaristan’da devam etmiş. Alıyorsunuz bu adamı Türkiye’ye getiriyorsunuz, 3 gün sonra maça koyuyorsunuz ve ilk maçında mükemmel bir oyun ortaya koymasını bekliyorsunuz. Farklı bir ülke, farklı bir kültür, farklı oyun anlayışı ve sistem. Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz. Bu tamamen bence hayalden öte bir beklenti. Hem kendimize hem de oyuncuya haksızlık ediyoruz. Dileğimiz, adaptasyon sürecinin çok erken tamamlanması, ki buna da ihtiyacımız var. Bir avantajımız da 3 Gürcü oyuncumuz oldu. Onların birbirine vereceği motivasyon ve destek bu süreci aşağıya indirebilir. Bizim kültürümüze de yakın bir kültüre sahipler. Ben de bu hafta sahaya koyalım ve istediğimiz gibi oynasın, yabancılık çekmesin isterim. İnşallah öyle olur.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ertugrul-saglam-guzel-bir-galibiyet-elde-edecegiz/feed/ 0
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/ https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:39:36 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3998

Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat

DIŞİŞLERİ Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Amerika’nın, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Diğer konu da FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz”  dedi.

Dışişleri Bakan Sözcüsü Keçeli, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın göreve geldiği günden bu yana yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü belirtti. Keçeli, Bakan Fidan’ın Arnavutluk-Bulgaristan ve Romanya temaslarının pozitif geçtiğini ve kapsayıcı olduğunu belirterek; hem siyasi partilerle hem kanaat önderleriyle görüşüldüğünü ve somut sonuçların da orta ve uzun vadede alınacağını söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın Libya ziyareti hakkında ise Libya’nın toprak bütünlüğü ve istikrarının, Libya’daki iç çatışmalar başladığı günden bu yana Türkiye tarafından izlenen istikrarlı bir politika olduğunu söyledi.

FİDAN, MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSINA KATILACAK

Bakan Fidan’ın Malta ziyaretinde Türkiye’nin Bingazi Konsolosluğu’nun yakın zamanda açılacağını duyurduğunu anımsatan Keçeli, henüz resmi bir tarih olmadığını; ancak kısa bir zaman içinde Bingazi’de Türkiye Başkonsolosluğu’nun faaliyete geçeceğini bildirdi. Keçeli, yarın Ankara’da Bakan Fidan’ın Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile ayrı ayrı ortak basın toplantıları gerçekleştireceğini hatırlattı.

Sonrasında Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını bildiren Keçeli, Münih Güvenlik Konferansı’nın dünyada çok sayıda karar alıcının katıldığı siyaset ve güvenlik konularının yoğunca konuşulduğu bir platform olduğunu belirterek, burada Fidan’ın yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve İsrail-Hamas çatışmaları sebebiyle Gazze’de yaşanan insani trajediye ilişkin mesajlar vereceğini söyledi.

Fidan’ın 2024 G20 Brezilya Zirvesi’ne katılacağını da belirten Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının adil bir dünya ve sürdürülebilir bir gezegen inşa etmek olduğunu söyledi. Öte yandan zirvedeki 2 gündem maddesini açıklayan Keçeli maddelerin; ‘Küresel Yönetişim Reformu’ ve ‘Uluslararası gerilimlerde G-20’nin rolü’ olduğunu bildirdi.

ADF’DE GAZZE İÇİN YÜKSEK DÜZEYLİ PANEL

Keçeli, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle yapılamayan Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) bu sene 1-3 Mart tarihlerinde gerçekleşeceğini belirterek, “Ana tema, krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak. Ana tema altında yapay zekadan, ara buluculuğa, bölgesel meselelerden, gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesi öngörülüyor. Gazze için yüksek düzeyli özel bir panel olacak. Katılımın geçtiğimiz bir önceki ADF’nin bile ötesine geçtiğini görüyoruz. 1’nci AFD’ye 10 devlet başkanı, 43 bakan ve 2 bin katılımcı vardı. 2022’de 17 devlet başkanı, 80 bakan ve 3 bin 300 katılımcı vardı. Bugün itibarıyla 3’ncü ADF’ye 21 devlet ve hükümet başkanı katılımını teyit ettiler, 59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam 4 bin katılımcı olmasını bekliyoruz. Bu rakamların artmasını bekliyoruz. Zamanı gelince kimler olduğunu sizlerle paylaşacağız” dedi.

‘GAZZE’YE 34 BİN TON İNSANİ YARDIM SÖZ KONUSU’

Keçeli, Türkiye’nin Gazze konusunda öteden beri; ateşkes ilan edilmesi, insani yardımların Gazze’ye bir an önce ulaşması, Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikaların son bulması ve gerilimin bölgesel çatışmaya dönüşmesinin engellenmesini istediğini söyledi. Keçeli, “İki devletli çözümle Filistin-İsrail sorununa kalıcı çözüm istiyoruz. Bu konuda uluslararası parametreler bellidir, diplomasinin unuttuğumuz metotlarıyla bu soruna çözüm bulunmasını istiyoruz. Tanık olduğumuz şeyler sözlerle ifade edilemez hale geldi. Büyük bir ihtimal İsrail uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk bakımından işlenmesi mümkün olan bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak. Gazze’ye bizim 34 bin ton insani yardım söz konusu oldu. Bunlardan yaklaşık 7 bin 400 ton ve 32 ambulans deniz ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldı. Bu yardımın çok büyük oranda Gazzelilere ulaştığını gördük. Bu konuda Mısır hükumetine teşekkür etmek istiyoruz” dedi.

1359 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Keçeli ayrıca AFAD ve Türk Kızılay koordinesinde her hafta Gazze’ye 127 bin ton içme suyunun Mısır Kızılay’ı ile ortaklaşa bir şekilde sevk edildiğini açıkladı. Keçeli, Gazze’de sahra hastanesi kurulması konusunu da yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan küçük bir heyet Gazze’de saha araştırması yaptılar. Tabii sahra hastanesi kurulabilmesi için belirli bir ekipman da gerekiyor. Bu konudaki çalışmalarımızda son aşamaya gelmek üzereyiz” dedi.

Bugüne kadar 1359 Türk ve KKTC vatandaşını ve yakınını Gazze’den tahliye ettiklerini belirten Keçeli, şu anda tahliye işlemleri takip edilen 1097 kişi olduğunu, bu listelerin düzenli olarak güncellendiğini kaydetti. Keçeli, Refah Kapısı’ndaki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsız olduklarını belirterek, “Refah’ta yaşananları artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak ‘yerinden edinme’ noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım” dedi.

‘F-16 DOSYASINI MSB’YE DEVRETTİK’

Keçeli, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımına ilişkin süreci de değerlendirerek, “Kongre onay süreci Türkiye saatiyle Pazar sabah 08.00’de sona erdi ve biz o noktada son derece mutlu bir şekilde bu dosyayı Milli Savunma Bakanlığı’na devrettik. Bundan sonraki süreçte bu konudaki teknik süreci onlardan daha sağlıklı bir şekilde öğrenebilirsiniz” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerini de değerlendiren Keçeli, “Bazı yorumcular Türk-Amerikan ilişkilerinde normalleşmeden bahsetti. Aslında normalleşme ifadesi biraz fazla güçlü oluyor. İlişkilerimizin seviyesinde, Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir zaman azalma olmadı. Öte yandan İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki ülkenin iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık. Biz Amerika’nın PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Tabii bir diğer konu da Amerika’nın FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz bu meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Keçeli, Türkiye’nin Amerika’dan beklentilerinin çok açık olduğunu ve bu konuları Amerikalılarla konuşmaya devam edeceklerini, Amerika ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti. Keçeli, ayrıca Bakan Fidan’ın göreve geldiğinden bu yana ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile 8 kez yüz yüze görüştüklerini ve en az da 10 telefon görüşmesi yaptıklarını açıkladı.

‘PUTİN’İN ÜLKEMİZE ZİYARETİ HER ZAMAN GÜNDEMDE’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye ertelenen ziyareti hakkındaki soruyu yanıtlayan Keçeli, “Erteleme kelimesi kullanılıyor; ama hiçbir zaman resmi olarak bir ziyaret tarihi açıklanmamıştı. Bu yüzden bir bakımdan ‘erteleme’ kelimesi doğru değil. Sayın Putin’in ülkemize ziyareti her zaman gündemde, bugün de gündemde. Ne zaman Cumhurbaşkanımızın takvimine alınırsa, nerede yapılacaksa o toplantı o gün Cumhurbaşkanlığımız tarafından açıklanacaktır” dedi.

Keçeli, Ukrayna’nın, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne alternatif olarak Romanya ve Bulgaristan karasularından geçen yeni bir çalışma başlattığını belirterek “Biz bu çalışmayı destekliyoruz. Diğer taraftan gerek ihraç edilen tahılın miktarı gerekse de Karadeniz’in genel güvenliğine yansımaları bakımından biz Karadeniz’de tahıl girişiminin canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için de çaba gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ’

Ayrıca Rusya-Ukrayna sorununun çözüme kavuşması noktasında Türkiye’nin masada olan bir teklifi olduğunu anımsatan Keçeli, “Taraflar kendilerini ne zaman müzakere etmeye hazır hissederlerse biz bunu kolaylaştırmaya hazırız; ancak bunun için esas olan tarafların kendi iradeleridir. Dışarıdan bir barış girişimi, bir arabuluculuk girişimi empoze edilemez. Karadeniz’in güvenliği bizim için çok önemli. Bu yüzden Montrö Anlaşması’na sahip çıkıyoruz. Sayın Bakanımız, Bulgaristan’da ve Romanya’da yaptığı açıklamalarda da bu konuya değindi. Biz Karadeniz’de Ukrayna’daki savaşın başlamasının hemen ardından Montrö’yü uygulamaya koyduk, ilgili maddesini harekete geçirdik” dedi.

Keçeli, Schengen Bölgesi için Türk vatandaşlarına vize serbestisine yönelik soruyu ise “Biz vize serbestisinde yüzde 92 oranında aslında süreci tamamlamış durumdayız. Yerine getirilmemiş 6 kriter var; ancak aynı diğer konularda da olduğu gibi AB’nin ciddi bir siyasi irade ortaya koyması gerekiyor. Biz bu konuyu, ikili ve çok tarafı platformlarda sürekli dikkate getiriyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat-2/feed/ 0
Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam: Şanlıurfaspor karşısında kazanmak istiyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-teknik-direktoru-ertugrul-saglam-sanliurfaspor-karsisinda-kazanmak-istiyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-teknik-direktoru-ertugrul-saglam-sanliurfaspor-karsisinda-kazanmak-istiyoruz/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:00:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3977 Şanlıurfaspor karşısında kazanmak istediklerini söyleyen Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” dedi.

Kocaelispor, Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında sahasında Şanlıurfaspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü. Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ise antrenman öncesi gazetecilere, her maçın kendileri için önemli, her puana da ihtiyaçları olduğunu söyledi. Zorlu bir döneme girildiğini dile getiren Sağlam, “Alttakilerin ligde kalma mücadelesi, onun bir üstündeki grubun play-off’a girme mücadelesi, play-off potasında olanların orada kalma, kalanlarında da ilk 2’yi zorladığı bir maraton yaşıyoruz. Bundan önceki senelerde olduğu gibi artık her oynanan maç birbirinden değerli hale geliyor. Rakiplerimizin de bundan sonraki süreçte çok zorlu maçlar oynayacağını göz önünde bulundurursak olası puan kayıpları ile karşılaşabileceğimiz bir lig oynuyoruz. Herkes puan almak istiyor. Şanlıurfa küme düşme potasından çıkmak için canla başla mücadele ediyor. Bolu play-off potasına girmek için mücadelesini veriyor. Haftaya oynayacağımız Keçiören altlardan kurtulmak için elinden geleni yapıyor. Herkesin bir hedefi var. Zaman zaman atmosferler motivasyonu çok düşürüyor, farklı sebepler de oluyor ama sonuçta bizim bu gibi olumsuzluklardan etkilenmemiz gerekiyor. Gerçekçi ve önemli bir hedefimiz var” ifadelerini kullandı.

“İstediğimiz bir maçı oynayamadık”

Boluspor ile 1-1 berabere kaldıkları ve puan kaybı için üzgün olduklarını belirten Sağlam, “Üzüntüden bir önce çıkıp bir sonraki maça, Şanlıurfaspor maçına hazırlanmak zorundayız. İyi de hazırlanıyoruz. Eksikliklerimizin, yapamadıklarımızın farkındayız. Bolu maçı çok enteresan bir maç oldu. İlk devrede kalemize gelen tek topun ki o da kendi ikram ettiğimiz pozisyondu. Bunun gol olması, yine girdiğimiz pozisyonlar var. İkinci yarı istediğimiz gibi olmadı. İstediğimiz bir maçı oynayamadık. Oyuncularımız olayın ciddiyetinin farkında. Taraftarımızın Eyüp maçında olduğu gibi bize yürekten destek vereceklerini düşünüyorum. Güzel bir oyunla girdiğimiz pozisyonları bundan önceki maçlarda olduğu gibi kötü değerlendirmeyip, güzel keyifli bir maç izletmek istiyoruz. Bundan sonraki zorlu sürecimizin hem taraftarımızın, hem camiamızın moralini motivasyonunu artırarak geçmesini sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

“Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah”

Kart cezalısı futbolcuları olduğunu, ayrıca birkaç mevkide de değişiklik yapabileceklerini aktaran Sağlam, “Takımdaki herkesi hazır tutmaya çalışıyoruz. Zaman zaman böyle değişikliğe ihtiyacımız olduğunda, ya da sakat, cezalı oyuncularımız olduğu zaman arkadakileri de bizim hedefimize uygun performansı ortaya koyması, takıma yardım etmesi için hazır tutmaya çalışıyoruz. Her oyuncumuz bizim için önemli, değerli. Herkes çıkacak ve sorumluluk sahibi insanlar gibi görevini yerine getirecek. Güzel bir maç oynayıp güzel bir galibiyet elde edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

“Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz”

Ertuğrul Sağlam, Gürcü futbolcular ile ilgili gelen soruyu da yanıtlayarak, sözlerini şöyle noktaladı:

“Her oyuncunun hem bireysel anlamdaki yeteneklerini takım için ortaya koyması hem ekip bütünlüğüne verdiği katkıyı göz önünde bulundurursak her iyi oyuncunun takım performansına ciddi katkıları olacağını bekliyorum. Biraz da haksızlık yapıyoruz. Diyelim ki Gürcü bir oyuncuyu getiriyorsun. Giorgi Kharaishvili üzerinden şöyle bir örnek vereyim; oyuncu Gürcü, gitmiş Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde futbol oynamış, en son Macaristan’da devam etmiş. Alıyorsunuz bu adamı Türkiye’ye getiriyorsunuz, 3 gün sonra maça koyuyorsunuz ve ilk maçında mükemmel bir oyun ortaya koymasını bekliyorsunuz. Farklı bir ülke, farklı bir kültür, farklı oyun anlayışı ve sistem. Hemen gelip 3 gün içinde mükemmel işler yapmasını bekliyorsunuz. Bu tamamen bence hayalden öte bir beklenti. Hem kendimize hem de oyuncuya haksızlık ediyoruz. Dileğimiz, adaptasyon sürecinin çok erken tamamlanması, ki buna da ihtiyacımız var. Bir avantajımız da 3 Gürcü oyuncumuz oldu. Onların birbirine vereceği motivasyon ve destek bu süreci aşağıya indirebilir. Bizim kültürümüze de yakın bir kültüre sahipler. Ben de bu hafta sahaya koyalım ve istediğimiz gibi oynasın, yabancılık çekmesin isterim. İnşallah öyle olur.” – KOCAELİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-teknik-direktoru-ertugrul-saglam-sanliurfaspor-karsisinda-kazanmak-istiyoruz/feed/ 0
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: İsveç ve F-16 konuları Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir fırsat https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/ https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/#respond Thu, 15 Feb 2024 09:12:28 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3962

DIŞİŞLERİ Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Amerika’nın, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Diğer konu da FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz”  dedi.

Dışişleri Bakan Sözcüsü Keçeli, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın göreve geldiği günden bu yana yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü belirtti. Keçeli, Bakan Fidan’ın Arnavutluk-Bulgaristan ve Romanya temaslarının pozitif geçtiğini ve kapsayıcı olduğunu belirterek; hem siyasi partilerle hem kanaat önderleriyle görüşüldüğünü ve somut sonuçların da orta ve uzun vadede alınacağını söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın Libya ziyareti hakkında ise Libya’nın toprak bütünlüğü ve istikrarının, Libya’daki iç çatışmalar başladığı günden bu yana Türkiye tarafından izlenen istikrarlı bir politika olduğunu söyledi.

FİDAN, MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSINA KATILACAK

Bakan Fidan’ın Malta ziyaretinde Türkiye’nin Bingazi Konsolosluğu’nun yakın zamanda açılacağını duyurduğunu anımsatan Keçeli, henüz resmi bir tarih olmadığını; ancak kısa bir zaman içinde Bingazi’de Türkiye Başkonsolosluğu’nun faaliyete geçeceğini bildirdi. Keçeli, yarın Ankara’da Bakan Fidan’ın Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile ayrı ayrı ortak basın toplantıları gerçekleştireceğini hatırlattı.

Sonrasında Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını bildiren Keçeli, Münih Güvenlik Konferansı’nın dünyada çok sayıda karar alıcının katıldığı siyaset ve güvenlik konularının yoğunca konuşulduğu bir platform olduğunu belirterek, burada Fidan’ın yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve İsrail-Hamas çatışmaları sebebiyle Gazze’de yaşanan insani trajediye ilişkin mesajlar vereceğini söyledi.

Fidan’ın 2024 G20 Brezilya Zirvesi’ne katılacağını da belirten Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının adil bir dünya ve sürdürülebilir bir gezegen inşa etmek olduğunu söyledi. Öte yandan zirvedeki 2 gündem maddesini açıklayan Keçeli maddelerin; ‘Küresel Yönetişim Reformu’ ve ‘Uluslararası gerilimlerde G-20’nin rolü’ olduğunu bildirdi.

ADF’DE GAZZE İÇİN YÜKSEK DÜZEYLİ PANEL

Keçeli, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle yapılamayan Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) bu sene 1-3 Mart tarihlerinde gerçekleşeceğini belirterek, “Ana tema, krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak. Ana tema altında yapay zekadan, ara buluculuğa, bölgesel meselelerden, gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesi öngörülüyor. Gazze için yüksek düzeyli özel bir panel olacak. Katılımın geçtiğimiz bir önceki ADF’nin bile ötesine geçtiğini görüyoruz. 1’nci AFD’ye 10 devlet başkanı, 43 bakan ve 2 bin katılımcı vardı. 2022’de 17 devlet başkanı, 80 bakan ve 3 bin 300 katılımcı vardı. Bugün itibarıyla 3’ncü ADF’ye 21 devlet ve hükümet başkanı katılımını teyit ettiler, 59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam 4 bin katılımcı olmasını bekliyoruz. Bu rakamların artmasını bekliyoruz. Zamanı gelince kimler olduğunu sizlerle paylaşacağız” dedi.

‘GAZZE’YE 34 BİN TON İNSANİ YARDIM SÖZ KONUSU’

Keçeli, Türkiye’nin Gazze konusunda öteden beri; ateşkes ilan edilmesi, insani yardımların Gazze’ye bir an önce ulaşması, Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikaların son bulması ve gerilimin bölgesel çatışmaya dönüşmesinin engellenmesini istediğini söyledi. Keçeli, “İki devletli çözümle Filistin-İsrail sorununa kalıcı çözüm istiyoruz. Bu konuda uluslararası parametreler bellidir, diplomasinin unuttuğumuz metotlarıyla bu soruna çözüm bulunmasını istiyoruz. Tanık olduğumuz şeyler sözlerle ifade edilemez hale geldi. Büyük bir ihtimal İsrail uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk bakımından işlenmesi mümkün olan bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak. Gazze’ye bizim 34 bin ton insani yardım söz konusu oldu. Bunlardan yaklaşık 7 bin 400 ton ve 32 ambulans deniz ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldı. Bu yardımın çok büyük oranda Gazzelilere ulaştığını gördük. Bu konuda Mısır hükumetine teşekkür etmek istiyoruz” dedi.

1359 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Keçeli ayrıca AFAD ve Türk Kızılay koordinesinde her hafta Gazze’ye 127 bin ton içme suyunun Mısır Kızılay’ı ile ortaklaşa bir şekilde sevk edildiğini açıkladı. Keçeli, Gazze’de sahra hastanesi kurulması konusunu da yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan küçük bir heyet Gazze’de saha araştırması yaptılar. Tabii sahra hastanesi kurulabilmesi için belirli bir ekipman da gerekiyor. Bu konudaki çalışmalarımızda son aşamaya gelmek üzereyiz” dedi.

Bugüne kadar 1359 Türk ve KKTC vatandaşını ve yakınını Gazze’den tahliye ettiklerini belirten Keçeli, şu anda tahliye işlemleri takip edilen 1097 kişi olduğunu, bu listelerin düzenli olarak güncellendiğini kaydetti. Keçeli, Refah Kapısı’ndaki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsız olduklarını belirterek, “Refah’ta yaşananları artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak ‘yerinden edinme’ noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım” dedi.

‘F-16 DOSYASINI MSB’YE DEVRETTİK’

Keçeli, Türkiye’nin ABD’den F-16 alımına ilişkin süreci de değerlendirerek, “Kongre onay süreci Türkiye saatiyle Pazar sabah 08.00’de sona erdi ve biz o noktada son derece mutlu bir şekilde bu dosyayı Milli Savunma Bakanlığı’na devrettik. Bundan sonraki süreçte bu konudaki teknik süreci onlardan daha sağlıklı bir şekilde öğrenebilirsiniz” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerini de değerlendiren Keçeli, “Bazı yorumcular Türk-Amerikan ilişkilerinde normalleşmeden bahsetti. Aslında normalleşme ifadesi biraz fazla güçlü oluyor. İlişkilerimizin seviyesinde, Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir zaman azalma olmadı. Öte yandan İsveç’in NATO’ya üyeliği ve F-16 sürecinin tamamlanmış olması, iki ülkenin iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anlaması için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık. Biz Amerika’nın PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Tabii bir diğer konu da Amerika’nın FETÖ ile ilgili beklentilerimizi ciddiye alıp bu konuda bir adım atması. Biz bu meseleye müttefiklik ruhu bakımından yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Keçeli, Türkiye’nin Amerika’dan beklentilerinin çok açık olduğunu ve bu konuları Amerikalılarla konuşmaya devam edeceklerini, Amerika ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti. Keçeli, ayrıca Bakan Fidan’ın göreve geldiğinden bu yana ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile 8 kez yüz yüze görüştüklerini ve en az da 10 telefon görüşmesi yaptıklarını açıkladı.

‘PUTİN’İN ÜLKEMİZE ZİYARETİ HER ZAMAN GÜNDEMDE’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye ertelenen ziyareti hakkındaki soruyu yanıtlayan Keçeli, “Erteleme kelimesi kullanılıyor; ama hiçbir zaman resmi olarak bir ziyaret tarihi açıklanmamıştı. Bu yüzden bir bakımdan ‘erteleme’ kelimesi doğru değil. Sayın Putin’in ülkemize ziyareti her zaman gündemde, bugün de gündemde. Ne zaman Cumhurbaşkanımızın takvimine alınırsa, nerede yapılacaksa o toplantı o gün Cumhurbaşkanlığımız tarafından açıklanacaktır” dedi.

Keçeli, Ukrayna’nın, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne alternatif olarak Romanya ve Bulgaristan karasularından geçen yeni bir çalışma başlattığını belirterek “Biz bu çalışmayı destekliyoruz. Diğer taraftan gerek ihraç edilen tahılın miktarı gerekse de Karadeniz’in genel güvenliğine yansımaları bakımından biz Karadeniz’de tahıl girişiminin canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için de çaba gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ’

Ayrıca Rusya-Ukrayna sorununun çözüme kavuşması noktasında Türkiye’nin masada olan bir teklifi olduğunu anımsatan Keçeli, “Taraflar kendilerini ne zaman müzakere etmeye hazır hissederlerse biz bunu kolaylaştırmaya hazırız; ancak bunun için esas olan tarafların kendi iradeleridir. Dışarıdan bir barış girişimi, bir arabuluculuk girişimi empoze edilemez. Karadeniz’in güvenliği bizim için çok önemli. Bu yüzden Montrö Anlaşması’na sahip çıkıyoruz. Sayın Bakanımız, Bulgaristan’da ve Romanya’da yaptığı açıklamalarda da bu konuya değindi. Biz Karadeniz’de Ukrayna’daki savaşın başlamasının hemen ardından Montrö’yü uygulamaya koyduk, ilgili maddesini harekete geçirdik” dedi.

Keçeli, Schengen Bölgesi için Türk vatandaşlarına vize serbestisine yönelik soruyu ise “Biz vize serbestisinde yüzde 92 oranında aslında süreci tamamlamış durumdayız. Yerine getirilmemiş 6 kriter var; ancak aynı diğer konularda da olduğu gibi AB’nin ciddi bir siyasi irade ortaya koyması gerekiyor. Biz bu konuyu, ikili ve çok tarafı platformlarda sürekli dikkate getiriyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-sozcusu-keceli-isvec-ve-f-16-konulari-turkiye-abd-iliskileri-icin-yeni-bir-firsat/feed/ 0
Ermeni Alfabesi: Bir Yazı Sistemi ve Ulusal Gurur Kaynağı https://www.kanal7haber.com.tr/ermeni-alfabesi-bir-yazi-sistemi-ve-ulusal-gurur-kaynagi/ https://www.kanal7haber.com.tr/ermeni-alfabesi-bir-yazi-sistemi-ve-ulusal-gurur-kaynagi/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:30:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3667 Ermeni alfabesi sadece bir yazı sistemi değil; aynı zamanda matematiksel hesaplamalar ve takvimsel tarihlerin kaydedilmesi için kullanılan bir sayısal sistem ve ulusal bir gurur kaynağı.

Ermenistan’ın başkenti Erivan’dan yola çıktığımızda geç bir sonbahar sabahıydı. Dağlık bölgelerde yarım saat yol aldıktan sonra şoför arabayı durdurdu ve rehberim Sofya Hakobyan araçtan inmem için işaret etti.

Solumda, Alagöz (Ermenice adıyla Aragats) Dağı’nın karla kaplı, dört tepeli zirvesi uzakta belirdi. Otoyolun kenarından Ermenistan’ın en yüksek dağının eteklerine kadar uzanan çimenli yaylalar uzanıyordu.

“Alfabe Parkı’ndayız. Burası 2005 yılında Ermeni alfabemizin 1.600’üncü yıldönümünü kutlamak için inşa edildi” dedi Hakobyan.

Pastel pembe, sarı ve açık siyah taştan oyulmuş heykellerin üzerine çiçekler ve semboller kazınmıştı. Hakobyan beni U şeklindeki heykele götürdü.

“Bu bizim büyük harflerle Ermenice ‘A’ harfimiz” dedi. “Etrafımızda gördükleriniz alfabemizin diğer harfleri. Bunları 1.600 yıl önce (Ermeni rahip ve dil uzmanı) Mesrop Maştots icat etmiş.”

Bakışlarını sakallı ve cübbeli yaşlı bir adamın devasa heykeline doğru takip ettim. İki gün önce Matenadaran’ın (kütüphane) girişinde de onun heykelini görmüştüm.

Erivan’daki Matenadaran’ın heybetli bazalt binası kale benzeri bir görünüme sahip olsa da aslında araştırma enstitüsü olarak da kullanılan bir eski el yazmaları kütüphanesi (scriptorium). Çeviri edebiyat, felsefe, teoloji, matematik bilimleri ve beşeri bilimler, şiir, hukuk, tarih ve sanat gibi tematik bölümler halinde düzenlenmiş sergilerin yer aldığı salonları gezmiştim.

Burası değerli arşiv belgeleri ve erken dönem basılı kitaplarla doluydu. Yunanca, Arapça, Farsça, Süryanice, Latince, Etiyopyaca, Gürcüce ve İbranice gibi dillerde yazılmış çok çeşitli Ortaçağ el yazmaları burada özenle korunuyor.

Grigor Stepanyan, “Burası bizim için kutsal bir yer” dedi ve Maştots’u işaret ederek, “Ama o hepsinin en önemlisi ” diye ekledi.

Maştots’un Ermeni alfabesini icat etmesinin neden Ermeni tarihinin en önemli olayları arasında sayıldığını merak ediyordum. Stepanyan, yakındaki bir kafede koyu ve sert Ermeni kahvesini yudumlarken, “Maştots alfabeyi İncil’i Ermeniceye çevirmek için kullanılabilecek şekilde tasarladı” diye açıkladı.

301 yılında Ermenistan, dünyada Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk ulus oldu. Ancak Stepanyan, bundan sonra yaklaşık yüz yıl boyunca, eskiden doğaya tapan vatandaşlarını dönüştürmek için acımasız yöntemlere de başvurulduğunu söyledi. 4’üncü yüzyıl sonlarında Ermeni kraliyet sarayında çevirmen olarak görev yapan Maştots, bu zorlayıcı ve çoğu zaman şiddet içeren yöntemlere tanık olmuştu.

Stepanyan, “Maştots’un yaptığı oldukça zekiceydi” diye anlatıyor. Maştots, Ermenilerin Hristiyanlığa duyduğu nefretin o dine yabancılıktan kaynaklandığını anlamıştı: Yeni Ahit de dahil, Hristiyan ayin ve teolojisinin Yunanca ve Süryanice çevirileri Ermenilere çok yabancıydı.

Stepanyan, Maştots’un yeni alfabesini fonetik bir tarzda oluşturduğunu, böylece Ermenilerin zaten konuşmakta oldukları bir dilin yazılı formuna kolayca adapte olabildiklerini belirtiyor. “Harfler, dönemin diğer yazı dillerinin harflerinden çok farklı, bağımsız bir karaktere sahip, çok farklı şekillerde tasarlandı” diye ekliyor.

Böylece dilleri Ermenilere yeni bir kimlik kazandırdı.

Sonraki 1.500 yıl boyunca alfabe, Ermeni kültürel kimliğinin merkezinde yer alan ulusal bir gurur noktası, Romalılar, Bizanslılar, Persler ve Osmanlılar gibi yabancı güçler tarafından neredeyse sürekli olarak yönetilen ve sömürgeleştirilen savaştan zarar görmüş topraklar için bir dayanışma sembolü olarak kalacaktı. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Ermenistan’ın bağımsız bir cumhuriyet olarak ortaya çıkmasıyla bu süreç sona erdi.

Stepanyan, “Alfabemiz olmasaydı kayıp bir ırk haline gelirdik” diyor.

Hakobyan da aynı fikirde:

“Ülkemiz defalarca tecavüze uğradı, parçalandı ve yağmalandı. Ama tutunabilmemizin nedenlerinden biri belki de her zaman güzel bir alfabeyle çevrelenmiş güzel bir dile sahip olduğumuzu bilmemizdi.”

Alfabe Parkı’nda yürürken, Hakobyan bu güzel harf dizisinin zenginliği ve esnekliğinin, yazılı formunun başlangıcından bu yana kesintisiz bir edebi geleneğin sürdürülmesine yardımcı olduğunu anlattı.

Ermeni harflerinin estetik açıdan etkileyici şekillerinin, halk sanatında ve kaligrafide uzun süredir kullanıldığını ve Unesco’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girdiğini biliyordum. Ancak bu zarif, sanatsal tasarımların aynı zamanda gizli kodlar ve kriptografilerle dolu olduğunu ve gizli özelliklere sahip olduğunu bilmiyordum.

“Öncelikle, alfabe karmaşık ama sofistike bir sayısal sistemin yapısını oluşturuyordu” diyen Hakobyan, Maştots harflerinin matematiksel hesaplamalar için de kullanıldığını belirtti.

Alfabenin bir parçası olmalarının yanı sıra, orijinal 36 harfin tümü, alfabedeki sıralarına göre belirlenmiş bir sayısal değere de sahip. Dört sütun ve dokuz satır halinde düzenlendiğinde, her sütundaki harfler sırasıyla tekli, onlu, yüzlü ve binli rakamları temsil ediyor. Hakobyan, bunların Ermeni takvimine göre tarihleri belirlemek için bile kullanılabileceğini söyledi.

Mesrop Maştots heykelinin yanına geri döndük. Küçük bir tümseğin üzerinde yükselen bilge yaşlı adam ayaklarına bakıyordu, nazik, düşünceli bakışları dikkat çekiyordu.

Yolculuğumuza devam etme zamanı gelmişti. Arabaya binmeden önce arkama baktım ve bu eski alfabenin inanılmaz mirasını düşündüm.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ermeni-alfabesi-bir-yazi-sistemi-ve-ulusal-gurur-kaynagi/feed/ 0
Okan Buruk: İstanbulspor maçında daha iyi olmamız gerekiyordu https://www.kanal7haber.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/ https://www.kanal7haber.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:30:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2857 Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Trendyol Süper Lig’de İstanbulspor’u 3-1 yendikleri maçta elde ettikleri galibiyete sevindiklerini ancak bu tip müsabakalarda daha iyi olmaları gerektiğini söyledi.

Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Buruk, böyle maçlara oyuncuları motive etmenin zor olduğunu dile getirerek, “Geçen haftaki 5-1’lik galibiyet, üstüne sahamızda İstanbulspor maçı. Oyuncularımızı motive etmek… Aslında oyun içinde çok fazla ikili mücadeleye girdik. Konsantrasyonumuzun çok kötü olduğunu düşünmüyorum ama rakibin dizilişinden dolayı eşleşmelerde sıkıntı yaşadık. Ana sıkıntımız, bizim daha çok üretmemiz gerekiyordu. Zaman zaman yine top kayıpları, yanlış tercihler vardı. Burada hem öndeki hem de orta sahadaki oyuncularımızın biraz daha hücum bölgesine katkıları gerekiyordu. Savunmadan, özellikle beklerin çıkışlarında doğru tercihleri yapamadık.” diye konuştu.

Okan Buruk, maçın ikinci yarısına bazı değişikliklerle başladıklarını belirterek, “3-1’lik bir galibiyet bizim için sevindirici ama bu tür oyunlara karşı daha iyi olmamız gerekiyor. Kendimizi daha iyi geliştirmemiz gerekiyor. İlk yarı verdiğimiz pozisyonlar vardı ama ikinci yarı pozisyon vermedik. Oyuncularımın bir sonraki maçta daha iyi olacağını düşünüyorum. Gaziantep FK ile oynayacağız. Onların da buna benzer bir dizilişi var. Bu maç, aslında bir sonraki maç için de bir hazırlık oldu. Kazanan bir takımız, kazanmaya devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sahalarında gösterdikleri başarılı performansla ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

“İç sahada hem bizim performansımız hem de oluşturduğumuz atmosfer çok önemli. Burada taraftarlarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bugün de takıma büyük güç verdiler. Bir kupa maçında bile 30 binli sayılara yaklaştık. Galatasaray taraftarı, stadını en çok dolduran taraftar. Takımın ve bizlerin kırdığı rekorlarda onların çok büyük payı var. Bizim kazanmamız gerekiyor. Galatasaray her maça kazanmak için çıkıyor. İç saha performansımız önemli. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Bu sene içerde 11 maç üst üste kazandık. Hedefimiz bunu bir sonraki maçta da devam ettirmek. Tekrar camiamıza ve taraftarlarımıza teşekkür etmek istiyorum.”

“Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim”

Okan Buruk, transfer teklifleri alan sağ bekleri Sacha Boey’in ayrılmasından yana olmadığını ama bu konuda yönetimin alacağı karara saygı duyacaklarını dile getirdi.

Savunmanın soluna bir takviye yapmayı planladıklarını aktaran Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sol beke takviye yapmak istiyoruz. Angelino ayrılacak gibi gözüküyor. Teknik adam olarak Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim. Ama oluşacak şartlar, kulübün geleceği için önemli bir rakam gelirse bunu değerlendirecek başkanımız ve yönetim kurulumuz var. Onların kararına saygı duyacağız. Öyle bir konu olursa da biz de bu bölgeye de takviye yapmak isteyeceğiz. Yine Barış ve Kaan’ı kullandık. Oyunun içinde yer değiştirdiğimiz de oldu. İkisi hem sağ hem de sol bek oynayabiliyor. Bu dönemde bizim için önemli alternatifler. Ama orada direkt oynayacak oyuncular da almak istiyoruz. Sacha’nın durumu net değil. Teklif var. Uzun zamandır ilgilenen kulüpler var. Birçok oyuncumuzla ilgilenen kulüpler. Galatasaray değerli bir kadroya sahip. Kurduğumuz değerli kadro da her zaman teklif alacak. Ama bununla ilgili son kararı yönetimimiz verecek.”

Tecrübeli teknik adam, merkez orta sahada çok fazla oyuncuya sahip olduklarını ve bu bölgeye takviye yapmak gibi bir düşüncelerinin bulunmadığını anlatarak, “Transfer dönemi bir fırsat dönemi. Ne tür bir oyuncu önünüze gelecek bilemiyorsunuz. Mali anlamda kulübümüze yük olmayacak farklı bir profil çıkarsa düşünebiliriz. Ancak şu anki düşüncemiz elimizdeki oyuncuları kullanabilmek. Orada önemli bir oyuncu sayısına sahibiz. Şu anda 6 oyuncu var. Bu oyuncularla ilgili herhangi bir şey olursa o bölgede bir şey düşünebiliriz ama ilk düşüncem elimizdeki oyuncularla en iyisini yapabilmek. Geçen sene biliyorsunuz Zaniolo fırsatı olmuştu. O tür bir fırsat olursa buna açık olacağız. İlk düşüncem oynayacağımız maçları kazanmak.” değerlendirmesinde bulundu.

Hücumda Mauro Icardi ve Wilfried Zaha’yı bir arada oynatma planının olup olmadığı sorulan Buruk, “Zaha ve Icardi olabilir. Zaha ve Kerem kanatlarda, Mertens yine aynı mevkide olabilir. Barış var. Zaman zaman Barış’ı da ikinci forvet gibi kullandık. O da bizim opsiyonlarımızdan biri. Burada maç maç karar vereceğiz. Yoğun bir fikstüre giriyoruz. Bu süreçte oyuncularımızı dinlendirmemiz de gerekecek. Bütün opsiyonlar üzerinde duracağız. O da bizim için bir opsiyon.” ifadelerini kullandı.

Okan Buruk, maçın son bölümünde oyundan aldığı Barış Alper Yılmaz’ın herhangi bir sakatlığının olmadığını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/feed/ 0
Çaykur Rizespor, Trabzonspor’u 1-0 Mağlup Etti https://www.kanal7haber.com.tr/caykur-rizespor-trabzonsporu-1-0-maglup-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/caykur-rizespor-trabzonsporu-1-0-maglup-etti/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:27:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2854

Süper Lig’in 22’nci haftasında Çaykur Rizespor, konuk ettiği Trabzonspor’u 1-0 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut ile Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı açıklamalarda bulundu.

Çok yoğun bir fikstürde bulunduklarını aktaran Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut, “Üst üste çok fazla maç oynuyoruz ve bu da oyuncularda mental bozukluğa neden oluyor. Yine zor bir maçtı. Maçın içine girdiğimizde ilk 10’ar dakika sonra yavaş yavaş oyuna ısınan bir Rizespor vardı. Trabzonspor eksikti ama yine skora etki edebilecek oyunculara sahiplerdi. İyi bir savunma yapmamız, çok kompakt oynamamız, rakibi mümkün olduğunca önde karşılamamız gerekiyordu. Savunma kısmında başarılıydık. Rakibimize pozisyon vermedik. Top bizde iken hedefimiz coşkulu oyun oynamaktı. Birçok defa kendi 3’üncü bölgemize girdik. Sonuç olarak Varesanovic’in golüyle maçı kazandık. Maçın geneline baktığımız zaman ben Rizespor’un bir adım daha iyi futbol oynayıp pozisyona girdiğini gözlemledim. Bunun karşılığı olarak güzel bir galibiyet aldık oyuncularımı kutluyorum. Trabzonspor’a başarılar diliyorum” diye konuştu.

“HERKES İÇİN BİR STANDART ARIYORUZ”

Karşılaşmada hakem kararlarını değerlendiren Palut, “Biz de bir seminerlere gidip, hangi pozisyonun ne olduğunu biz de bilelim. Hangisi el, hangisi penaltı, hangisi ofsayt oyuncusu, hangisi aktif değil biz de bilelim. Yıllarımızı futbolla geçirmiş insanlar olarak, acaba ofsayt mı, faul mü, değil mi, bizde kararsız kaldık. Herkes için bir standart arıyoruz. Türk futbolunda hakemler doğru kararlar vermeyebilir, bunları tartışmıyorum. Sahada oyunu oynatma, sahada zaman çalmaya çalışan oyuncuyu tespit etme ve buna izin vermemesi gerekir. Biz de zaman zaman süreye oynuyoruz bunlara izin verilmemeli. Bu oyunu oynatmamız lazım. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Kararlar doğru yanlış olabilir bilmiyorum. Ama hep beraber şu oyunu hakemler oynatsın biz de oynayalım. Kim kazanırsa kazansın” ifadelerini kullandı.

ABDULLAH AVCI: BÜTÜN TAKIMLARIN YAŞADIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ

Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Rizespor’un bu sene ligin çıkış yapan takımı olduğunu belirterek “Oyunun birçok parçasını oynayabilen bir takım. Aynı zamanda da çözüm notları ile ilgili birçok çözüm noktaları var. Bugün oyununun bütününe girmeden değerlendirecek olursak her iki tarafın da 3’er 4’er pozisyona girdiği dengede, ortada giden bir oyunun atanın belki kazanacağı, belki beraberliğin daha ortada olabileceği bir sonuçta rakibimizin Rizespor attığı golle kazandı Skor olarak değerlendirecek olursak onları tebrik ediyoruz. Bu sene iyi bir çıkış yaptılar, devam ediyorlar. Zaman içinde süreç bakalım nasıl gidecek. Trabzonspor adına baktığımızda son iki haftadır kaybediyoruz, biri içeride Galatasaray, bugün Rizespor. Trabzonspor tarihi lig kupalarıyla, şampiyonluk kupalarıyla, Süper Kupa’larla Türkiye Kupa’larıyla doludur. Onun için Trabzonspor tarihindeki bu kupalara erişmek kolay değildir. Onun için inişler çıkışlar futbolda her takımın olduğu gibi Trabzonspor için de olacaktır. Bugün 2 tane oyuncu değişikliği yapabildim. Bunların bir tanesi sakatlıktan kaynaklandı. Hüseyin’e geçmiş olsun diyoruz. Futbolda mücbir sakatlıklardan birisini yaşadı. Aşil tendomunun koptuğu bilgisi var. Şunu da bilin, taraftar, biz kulübeler, sağlık ekipleri içerdeki oyuncular sakatlandığı zaman buna inanın. Yani 20’nci dakika oyuncu sakat numarası da yapmaz, onun için çok üzüntülüyüm” diye konuştu.

“TARAFTARLARIMIZIN DESTEĞİNE İHTİYACIMIZ VAR”

Geçiş dönemlerinin sancılı olduğunu kaydeden Avcı, şöyle konuştu:

“Maç kazanılır kaybedilir, kupalar da kazanılır kaybedilir ama sporcu sağlığı bu anlamda son derece önemlidir. Bu konuyla ilgili son derece üzgünüz. Onun dışında biz genel olarak bütün takımların zaman zaman yaşadığı bir süreci yaşıyoruz şu an itibariyle. Geçiş dönemi sancılı olur, biz bu geçiş dönemini biraz bu anlamda sancılı yaşıyoruz. Ona rağmen ben sahadaki oyuncuların bugün oyunun içinde olduklarını sonuna kadar kazanmak için uğraştıklarını ama ufak bir detay futbol anlar oyunudur. Bu detayla da kaybettiğimizi görüyoruz. Rakibi tebrik ediyoruz. Biz bir an evvel yarından itibaren en iyi şekilde pazartesi gününe hazırlanmaya çalışacağız. Taraftarlarımızın bize vereceği desteğe son derece ihtiyacımız var.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/caykur-rizespor-trabzonsporu-1-0-maglup-etti/feed/ 0
Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nda karışıklık: Tek yumurta ikizleri ayırt etmek zor https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-kadin-futbol-takiminda-karisiklik-tek-yumurta-ikizleri-ayirt-etmek-zor/ https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-kadin-futbol-takiminda-karisiklik-tek-yumurta-ikizleri-ayirt-etmek-zor/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:12:44 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2112 Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nın formasını terleten tek yumurta ikizleri Buse ve Sude, teknik direktörleri, takım arkadaşları ve hakemler tarafından karıştırılabiliyor. İkizlerin kimi zaman attığı goller kimi zaman gördüğü kartlar dahi yanlış yazılıyor.

İlkokulda futbolla tanışan 20 yaşındaki tek yumurta ikizleri Buse ve Sude Dağdelen hayallerini birlikte gerçekleştiriyor. Sokaklarda erkek arkadaşlarıyla top oynayarak futbola ilk adımı atan ikizler, şimdilerde Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nın formasını terletiyor. Sol bek ve stoper mevkilerinde oynayan ikizler birbirlerine o kadar benziyor ki teknik direktörleri, hakemler ve taraftarlar tarafından sürekli karıştırılıyor. Öyle ki zaman zaman attığı goller veya gördükleri kartları bile karıştırılıyor. Takımlarında 24 ve 25 numaralı formaları giyen ikizler saha içinde karışıklığa sebep olmamak için farklı renkte krampon giymeye özen gösteriyor. 2014 yılında A Milli Takım formasını da giyen ikizler bir an olsun birbirinden ayrılmıyor. İlkokul, ortaokul ve liseyi birlikte okuyan ikizler, aynı üniversiteyi de kazandı. İkizler futboldaki yeteneklerinin yanı sıra, müzik alanındaki becerileriyle de dikkat çekiyor.

“Futbola çok küçük yaşlarda başladık”

Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nın formasını terleten Buse Dağdelen, “Futbola çok küçük yaşlarda başladık. Hayatımızda her şey birlikte oldu, ilkokul, ortaokul, lisede ve şuanda üniversitede bile beraberiz. Küçükken erkek takımlarında oynamaya başladık, mahallemizde de erkeklerle oynadık. İlkokulda teneffüslerde sürekli futbol oynuyorduk. Her şey bir arkadaşımızın antrenmanını izlemeye gittiğimizde başladı. Babası, orada ki hocaya bizim futbol oynadığımızdan bahsetmiş, hiç haberimiz yoktu. Kendimizi birden antrenmanda bulduk. Orada erkeklerle oynamaya başladık. İlk başta zor oldu bizi aralarında almakta zorlandılar sonrasında alıştılar. 3-4 sene oynadıktan sonra kadın takımı olduğunu söylediler. Bizde Hasan hocayla tanıştık ve kadın futbolundaki yolculuğumuz başladı” dedi.

“Babamın futbolla ve müzikle alakası yok”

Anne ve ablasının müzisyen olduğunu belirten Sude Dağdelen, “Ablam müzik öğretmeni annem de Türk Halk Müziği korosuna gidiyor. Babamın futbolla ve müzikle alakası yok fakat bizi hep destekledi, her zaman arkamızda durdu. Babam bizi sürekli antrenmanlara götürdü getirdi, sonuna kadar bekledi. Her gün sıkılmadan götürdü, bize inandı. Bu süreçte onun desteği bizim buralara gelmemizi sağladı. O olmasaydı ailemiz olmasaydı biz buralara gelemezdik” diye konuştu.

“Sol bek oynuyorum”

Sahada iyi anlaştıklarını söyleyen Buse Dağdelen, “Kardeş olduğumuz için aramızdaki uyum ister istemez iyi oluyor. Sahada anlaşabiliyoruz, topu nereye atacağımızı kardeşimi ne yapacağını daha iyi biliyorum. Bu konuda iyi anlaştığımızı düşünüyorum, bende sol bek oynuyorum” ifadelerini kullandı.

Aralarında iyi bir uyum olduğunu belirten Sude Dağdelen ise, “Antrenmanlarda da birbirimizi olumlu etkiliyoruz. Anlaşıyoruz pası nereye atacağımızı iyi biliyoruz. İletişimimiz iyi oluyor” şeklinde konuştu.

“2014’te ilk kez milli takıma çağırıldık”

Milli takım hayallerini de ikiziyle gerçekleştirdiklerini söyleyen Sude Dağdelen “Bu kulüpte ilk turnuvamıza çıktığımızda bizde milli takıma gitmeyi beklemiyorduk. Emeklerimizin karşılığını aldığımızı duyunca çok mutlu olduk. 2014’te ilk kez milli takıma çağırıldık. İlk kampımızdı 1 sene sonra tekrardan çağırıldık” dedi.

“Hakem karıştırdığı için golü bile bazen yanlış yazabiliyor”

İnsanların ikiziyle kendisini ayırt etmekte zorlandığını söyleyen Buse Dağdelen, “Benzediğimiz için de hakemlerde de oyuncularda da kafa karışıklığı oluyor. Değişik tepkiler alıyoruz genelde olumlu tepkiler alıyoruz. İnsanlar bizi görünce mutlu oluyor. Hakem karıştırdığı için golü bile bazen yanlış yazabiliyor” dedi. Bu duruma alıştıklarını söyleyen Sude Dağdelen ise “Benim attığım golü ona yazıyorlar veya onun attığı ona yazıyorlar genelde olduğundan alıştık” şeklinde konuştu.

“Bir yerden sonra ayrılırız diye düşünüyorduk”

İkiziyle vakit geçirmekten hiçbir zaman sıkılmadığını söyleyen Sude Dağdelen, “Bu bizi daha çok motive etti futbola daha çok bağladı. Okulumuzun aynı yerde olacağını tahmin edemiyorduk. Biz inanmıyorduk ailemiz bizden daha çok inanıyordu, beraber olmamızı istiyorlardı. Bir yerden sonra ayrılırız diye düşünüyorduk. Orada da devam ettik futbolda da devam ediyoruz ileride ne gösterir bilmiyoruz” ifadelerini kullanırken, rakip olarak ikiziyle mücadele etmenin keyif vereceğini kaydetti.

“Elimizde büyüdüler”

Kadın futboluna 20 yıl önce başladığını söyleyen Kocaelispor Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Hasan Alemdar, “İkizler bizim için çok değerli elimizde büyüdüler. Yaklaşık 13 yıl önce aramıza katıldılar. İkizlerimiz çok yetenekli U-17, U-19 kamplarına gittiler, başarılı dönemler geçirdiler. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi Fenerbahçe Üniversitesi’nde okuyorlar. Onlar bizim göz bebeklerimiz, çok seviyoruz. Ailede çok destek veriyor gerçi babaları Seçkin abi pek futboldan anlamıyor. Hatta bazen espri yapıyor ‘futbolu bilmiyorum ama kızlarım futbol oynuyor’ diyor. Kızlarımız hem müzisyen hem futbolcu, bizim için çok değerliler” şeklinde konuştu.

“Biz çok karıştırıyoruz hatta babaları da karıştırıyor”

İkizleri ayırmakta zorlandığını söyleyen Hasan Alemdar, “Biz çok karıştırıyoruz hatta babaları da karıştırıyor. Ben kesinlikle ayıramıyorum fakat arkadaşları ayırıyor nasıl ayırdıklarını da bilmiyorum. Biz onlara ‘ikizler’ diye hitap ediyoruz. İkisi de bize bakıyor fakat ayırt edemiyorum. Fiziksel yapı olarak ya stoper yada santrafor oynayacaklardı. Stoper oynamaya elverişlilerdi, milli takımda da stoper oynadılar” ifadelerini kullandı.

“Biri 24 diğeri 25 numara giyiyor”

İkizlerin takım arkadaşı Kübra Deniz, “İkizlerle yaklaşık 5-6 yıldır beraber oynuyorum. Beraber okudum çoğu vaktimiz birlikte geçti. Saha içinde de anlaşıyorum. Biri 24 diğeri 25 numara giyiyor. Onun için biz alıştık, ayırt edebiliyorum” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kocaelispor-kadin-futbol-takiminda-karisiklik-tek-yumurta-ikizleri-ayirt-etmek-zor/feed/ 0
Feyyaz Uçar: “Beşiktaş’a layık hocayı getireceğiz”- Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar: – “Beşiktaş her zaman sorunların üstesinden gelir, bu… https://www.kanal7haber.com.tr/feyyaz-ucar-besiktasa-layik-hocayi-getirecegiz-besiktas-futbol-sube-sorumlusu-feyyaz-ucar-besiktas-her-zaman-sorunlarin-ustesinden-gelir-bu/ https://www.kanal7haber.com.tr/feyyaz-ucar-besiktasa-layik-hocayi-getirecegiz-besiktas-futbol-sube-sorumlusu-feyyaz-ucar-besiktas-her-zaman-sorunlarin-ustesinden-gelir-bu/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:39:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2039 – Feyyaz Uçar: “Beşiktaş’a layık hocayı getireceğiz”

Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar:

“Beşiktaş her zaman sorunların üstesinden gelir, bu günleri aşacağız”

İSTANBUL – Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar, Beşiktaş’ layık teknik direktörü getireceklerini söyledi. Uçar, Beşiktaş’ın sorunların üstesinden her zaman geldiğini dile getirerek, bu günleri aşacaklarını ifade etti.

Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında sahasında karşılaştığı Kasımpaşa’ya 3-1’lik skorla mağlup oldu. Müsabakanın ardından Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Skordan memnun olmadıklarını vurgulayan Feyyaz Uçar, “Elimizde kalan evlatlarımızla mücadele etmeye çalıştık. Oyunun zaman zaman etkili olduğumuz dakikaları oldu ancak ikinci yarıda kadro yetersizliği ortaya çıktı. Zaaflarımız ortaya çıktı. İstemediğimiz skorla seyircimiz önünde mağlup ayrılıyoruz. Sorunlarımız var. Takımın biraz değil birazdan fazla zamana ihtiyacı var. Öncelikle hedefimiz hoca sorunu değil bu bir şekilde çözülecek, çalışmalarımız devam ediyor. İmza olmadan hocayla ilgili isim vermek istemiyorum ama çok çabuk zamanda yeni hoca görevine başlayacak. Transfer çalışmalarımız devam ediyor. Şöyle bir problem var 14 yabancımız var. Bunlardan bazıları ile vedalaşmak lazım ki yer açıp yerine yeni transfer yapalım. Böyle girdap içindeyiz. Bunu da çözeceğiz. Ne kadar zor olacağını biliyorduk. Zorluklarla karşı karşıyayız. Beşiktaş her zaman sorunların üstesinden gelir. Bu günleri aşacağız” şeklinde konuştu.

“Beşiktaş’a layık hocayı getireceğiz”

Beşiktaş’a en layık hocayı getireceklerini söyleyen Uçar, “Teknik-taktik olarak kariyer olarak başarıları olarak Beşiktaş’a uygun ve layık hocayı getireceğiz buraya. Hocanın arkasında duracağız. Oyuncularımıza sahip çıkacağız. Elinden geleni yapmaya çalışan arkadaşlarımız var. Diğerleri de katılacaktır. Sonra hep beraber kenetleneceğiz, sıkıntıyı aşacağız” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz hocayı Rizespor maçına yetiştirmek”

16. hafta erteleme maçında oynayacakları Rizespor müsabakasına yeni teknik direktörleri ile çıkmayı hedeflediklerini söyleyen Feyyaz Uçar, “Hedefimiz hocayı Rizespor maçına yetiştirmek. Çalışmalar devam ediyor. Hoca konusunda yakınız. Takvim de bizi zorladı. Devre arasının kısa olması elimizi zorlaştırdı. Önceliğimiz en kısa zamanda Rizespor maçına hocayı açıklamak” ifadelerine yer verdi. Feyyaz Uçar, Avrupa kupalarında mücadele etmeleri için Türkiye Kupası’nda başarı veya ligde üst sıralara tutunmak olduğunu aktaran Uçar, “Bu sezon Avrupa kupasında mücadele etmek için şans yakalamak biri kupa biri de ligde üst sıralarda tamamlamak” şeklinde konuştu.

“Kasımpaşa’yı kutlamak lazım”

Kasımpaşa’nın yeteneklerini ortaya koymasıyla 3 puanı hanesine yazdırdığının altını çizen Feyyaz Uçar, “Oyun olarak kadrosu takip ettiyseniz takım oldular. Kasımpaşa takımında hocalar değişiyor, faydasını görüyorlar. Bir kadroda ısrarla devam ediyorlar. Bu da başarıdır. Kasımpaşa’yı kutlamak lazım. Biz onların gösterdiği o kaliteyi ortaya koyamadık. Yeteneklerini ortaya koydukları için kazandılar” ifadelerine yer verdi.

“Transfer başlangıcı için zamana ihtiyaç var”

Eksik olan mevkileri gelecek olan hoca ile de paylaşacaklarını söyleyen Uçar, “Eksikler belli. Belli mevkiiler var. Tabii ki söz konusu hoca ile de bunlar paylaşılacak. Transfer başlangıcı için zaman ihtiyaç var. Yeni hocaya transfer etmeyi düşündüğümüz oyuncuları söyleyeceğiz. Onayı aldıktan sonra transfer edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Beşiktaş’ın her zaman B ve C planı vardır”

Feyyaz Uçar, transferde vakit kaybettiklerini dile getirerek, “Beşiktaş’ın her zaman B ve C planı vardır. Transferin uzaması bizi üzdü ama devre arasındaki transfer istediğiniz zaman olmuyor. Biraz vakit kaybettik. Bu konuda sığınacak bir şeyimiz yok. Önemli olan bir an önce Beşiktaş’a layık olan hocayı kazandırmak” açıklamasını yaptı.

“Bugünleri önceden gördük, ifade ettik ama değişmedi”

Söz konusu kötü gidişatı önceden gördüklerini ifade eden Feyyaz Uçar, “Ben bu takımın 3 yıldır her dakikasını seyrettim. Bugünleri önceden görmüştük. zaman zaman ifade etmeye çalıştık. Ne yazık ki değişmedi. Biz değiştireceğiz” diye konuştu.

“Ghezzal’a şans vermek istedik”

Kadro dışı bırakılan Rachid Ghezzal’ın durumu ile ilgili de konuşan Uçar, “Biz oyuncuların kadro dışı durumunda şunu göz önünde bulundurduk; gösterdikleri performanslar oyuncularla olan ilişkileri Beşiktaş formasıyla alakalı olarak yapabilecekleri. Oyuncuların diğer gruptan ayrı yerde çalışmasını sunmak zorundasınız. Biz bunlara uyduk. O grup içinde Ghezzal, iyi niyetli göründü. Her futbolcunun hakkı vardır. Ghezzal’a da şans vermek istedik. Başka bir davranışla karşılaşırsak yine aynı durum olabilir” değerlendirmesini yaptı. Beşiktaş’ın eski teknik direktörü Rıza Çalımbay ile görüşemediklerini vurgulayan Feyyaz Uçar, “Rıza Hocayı Samet Hoca birkaç kez aradı. Rıza telefonu açmadı” dedi.

“Oyuncular elinden geleni yaptı ama yetersiz kaldık”

Siyah-beyazlı takımın mücadelesinden memnun olmadıklarını dile getiren Feyyaz Uçar, “Mücadeleden memnun değiliz. Sahadaki oyuncularla alakalı değil. Eminim hepsi elinden geleni yapmaya çalıştılar ama yetersiz kaldık. Önemli olan daha güçlü takımla yola devam etmek” değerlendirmesini yaptı. Transfer konusunda ise zor durumda kalmamak adına isim vermek istemediklerini söyleyen Feyyaz Uçar, “Transfer çalışmalarımız var. Kesinleşmeden herhangi isim vermek doğru değil. Hem karşı kulüp hem kendimizi zor durumda bırakmak istemiyoruz” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/feyyaz-ucar-besiktasa-layik-hocayi-getirecegiz-besiktas-futbol-sube-sorumlusu-feyyaz-ucar-besiktas-her-zaman-sorunlarin-ustesinden-gelir-bu/feed/ 0
Besa Holding tarafından yapılan Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri MYO Ayşe Bezci Yerleşkesi açıldı https://www.kanal7haber.com.tr/besa-holding-tarafindan-yapilan-ankara-universitesi-kizilcahamam-saglik-hizmetleri-myo-ayse-bezci-yerleskesi-acildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/besa-holding-tarafindan-yapilan-ankara-universitesi-kizilcahamam-saglik-hizmetleri-myo-ayse-bezci-yerleskesi-acildi/#respond Tue, 26 Dec 2023 21:06:19 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1496 Besa Holding tarafından yaptırılan Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (MYO) Ayşe Bezci Yerleşkesi törenle açıldı.

Holdingden yapılan açıklamaya göre, Besa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, kurucu başkanı olduğu Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı (ESYAV) aracılığıyla, 35 yılda 20 bine yakın Kızılcahamam ve Çamlıdereli gence burs verilmesine öncülük ederken, memleketi Kızılcahamam’a yatırımlarına devam ediyor.

Bu kapsamda Besa Holding tarafından yaptırılan Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri MYO Ayşe Bezci Yerleşke binası, düzenlenen törenle hizmete alındı.

Açıklamada, törende yaptığı konuşmasına yer verilen Salih Bezci, merhum babası Durali Bezci’nin sürekli Kızılcahamam’ı anlattığını, her şeyden çok memleketine önem verilmesini istediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ben de babamın yolundan gittim, memleketim Kızılcahamam aklımın her zaman bir köşesinde yer aldı. Sizlerin de bildiği gibi oldukça yoksul bir aileden bugünlere geldik. Babam rahmetli Durali Bezci ve annem Ayşe Bezci büyük sıkıntılarla bizlerin eğitim görmesini sağladı. Kimi zaman amelelikle, kimi zaman inşaatlarda çalışarak sadece bizlerin iyi eğitim alması için varını yoğunu sarf etti. Biz de bu vefakar anne babanın emeklerini boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık ve Allah’a bin şükür bugünlere geldik.”

Bezci, Ankara Demetevler’de Durali Bezci Okulu ile başlayan eğitim yatırımlarının Kızılcahamam ile devam ettiğini kaydederek, “Bugün burada sizlerin huzurunda benim için belki de her şeyden daha önemli ve anlamlı olan bir açılış gerçekleştiriyoruz. Keşke onlar da sağ olsa ve bugünleri görsellerdi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğitime ve gençlere desteğe devam edeceğiz”

Besa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bezci, her zaman Kızılcahamam’ın gelişimi için daha farklı ne yapabileceğini düşündüğünü kaydederek, buradan ülkenin geleceğini belirleyecek başarılı gençlerin çıkması için eğitim yatırımlarına önem verdiklerini ve bundan sonra da vermeye devam edeceklerini vurguladı.

Bugüne kadar burs verdikleri 20 bine yakın Kızılcahamam ve Çamlıdereli gencin en büyük gurur kaynakları olduğunu anlatan Bezci, o gençlerin başarılarından bahsetti.

“Bir derslik açmak bir hapishane kapatmak demektir”

Salih Bezci, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın katkılarıyla meslek yüksekokuluna yeni bir bina kazandırdıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kendilerine özellikle katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli gündeme getirdiği ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefi için hepimiz çok daha fazla çalışmalı, eğitime her zamankinden fazla önem vermeliyiz. Çünkü bir derslik açmak bir hapishane kapatmak demektir. Elimizdeki kaynaklar, ülkemizin genç nüfus potansiyeli çok büyük başarılara imza atacağımızın kanıtı. Kızılcahamam ve ülkemiz için elimizden geldiği kadar hayır çalışmalarına devam edeceğiz. İlçemiz kaynakları, doğası, çalışkan insanları ile her şeyin en iyisine layık.”

Açılış törenine AK Parti Ankara milletvekilleri Lütfiye Selva Çam, Zeynep Yıldız ve Zehranur Aydemir, Kızılcahamam Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu ile Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/besa-holding-tarafindan-yapilan-ankara-universitesi-kizilcahamam-saglik-hizmetleri-myo-ayse-bezci-yerleskesi-acildi/feed/ 0
Güder: “Biz her zaman kadınlarımızın yanında olacağız” https://www.kanal7haber.com.tr/guder-biz-her-zaman-kadinlarimizin-yaninda-olacagiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/guder-biz-her-zaman-kadinlarimizin-yaninda-olacagiz/#respond Sun, 24 Dec 2023 21:00:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1322 Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder, AK Parti Malatya İl Kadın Kolları Başkanlığına atanan Esin Tanrıverdi’ye ve AK Parti Yeşilyurt İlçe Kadın Kolları Başkanlığına atanan Gönül Özfındık’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder, yakın zamanda atamalar sonrası görevlerine başlayan AK Parti Malatya İl Kadın Kolları Başkanı Esin Tanrıverdi ve AK Parti Yeşilyurt İlçe Kadın Kolları Başkanı Gönül Özfındık’a hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirerek istişarelerde bulundu.

AK Parti’nin milletin bağrından çıkmış adaleti ve kalkınmayı kendine hedef edinmiş bir dava hareketi olduğunu ifade eden Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder, “Milletin derdine çare bulunacaksa yaparsa AK Parti yapar, yaparsa Recep Tayyip Erdoğan yapar. 2023 milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bunu hep beraber müşahede etmiş olduk. İnşallah biz de milletten almış olduğumuz bu emaneti layıkıyla onlara karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek tamamlamış oluruz. Yaklaşık 3 buçuk ay sonra yerel yönetim seçimi olacak. Bir belediye başkanı olarak arzum kime daha güzel hizmet etmeyi nasip edecekse Rabbim onun işini kolaylaştırsın. AK Parti’nin temel felsefesi de bu. Hayırlı olan neyse onu talep ediyoruz” dedi.

“Biz her zaman kadınlarımızın yanında olacağız”

AK Parti Kadın Kolları’nın her zaman sahada olduğunu belirten Başkan Güder, “Zaman zaman çalmış oldukları kapılar yüzlerine kapansa da hiç pes etmediler. Bildikleri doğru yoldan hiç geri durmadılar. Hep öncü oldular. Öncü oldukları için onlara teşekkür ediyorum. Kadınların toplumda çok önemli olduğunun farkındayız. Kadının elinin değdiği yerde güzellik vardır, letafet vardır. Partimizde de kadınlar hakikaten bu söylemiş olduğunuz sıfatları hem kazandırma noktasında hem devamı noktasında çok büyük gayretleri var. AK Parti olarak 2001 yılından bu yana kadınların çok önemli katkılarının olduğunu şahsen müşahede eden kişilerden biriyim. Kadınlarla beraber çalıştığımızda seçim sonuçlarını halka ulaştırma noktasında ve seçim sonuçlarının pozitife doğru evrilmesi noktasında çok büyük katkıları olmuştur. Ablalarımız, kardeşlerimiz, kızlarımız bizim gönül elçilerimiz oldular. Partiler sivil toplum örgütleridir. Sivil toplum örgütlerinin de olmazsa olmazı kadınlarımızdır. Temennimiz bundan sonra da AK Parti belediyeciliğinin ülkemizde ciddi oranda kazanılıp devam ettirilmesi. Bunun için hepimiz gayret ve çaba içerisinde olacağız. Burada en büyük yükü kadın kolları teşkilatımız yüklenecek. Biz de her an, her noktada, her yerde zaman, mekan ayırmaksızın onların yanında olacağız” şeklinde konuştu.

“Başkanımızın desteği çok kıymetli”

Başkan Güder’in ziyaretinden dolayı teşekkür eden AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Esin Tanrıverdi, “Çok kıymetli Battalgazi Belediye Başkanı’ma her daim yanımızda, arkamızda olduğu için teşekkür ediyorum. Rabbim hayırlı hizmetler yapmayı nasip eylesin. Bizler de sizin sahada AK Parti belediyeciliğine uyan, yakışan birçok projenize şahidiz” dedi.

AK Parti Yeşilyurt İlçe Kadın Kolları Başkanı Gönül Özfındık ise, ” Osman Başkan’ımızın desteğini, yanımızda olduğunuzu hissetmek çok kıymetli” diye konuştu. – MALATYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/guder-biz-her-zaman-kadinlarimizin-yaninda-olacagiz/feed/ 0