“Sakin şehir” ünvanıyla ulusal ve uluslararası alanda tanınan ilçenin en önemli turizm destinasyon merkezi konumundaki Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresindeki ladin ağaçlarının hızla kurumaya başlaması üzerine Doğa Koruma Milli Parklar Artvin Şube Müdürlüğü ve Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince çalışma yürütülüyor.
Yapılan incelemelerde kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan sekiz dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.
Ağaçlarda hızla artan kurumanın önüne geçebilmek için ilk etapta mekanik mücadeleyle böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.
Artvin Orman Bölge Müdürü Mimar Sinan Özkaya, AA muhabirine, son yıllarda iklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıkla böcek zararlılarında da yoğun artış olduğunu söyledi.
Şavşat’ta 576 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğünü kaydeden Özkaya, “Müdahale edilmez ise çevredeki tüm ladin ormanları risk altındadır, zarar görecektir.” dedi.
Orman zararlısı böceğe karşı mekanik mücadele çalışması yürüttüklerini kaydeden Özkaya, “Mekanik mücadelemizi, biyolojik ve biyoteknik yöntemlerle de destekleyerek sekiz dişli ladin kabuk böceğini doğal denge sınırına çekerek zararı minimum seviyede tutmayı amaçlıyoruz.” diye konuştu.
Suya ulaşamayan ağaç strese giriyor
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu da dünya genelinde sıcaklık artışı ve iklim değişikliğinin ladin ormanlarında kurumalara neden olduğunu söyledi.
Kurumaların nedeninin, artan sıcaklıkla beraber ağaçların strese girmesi ve neticesinde savunmalarının zayıf düşmesiyle böcekler tarafından zarar görmeleri olduğunu aktaran Tüfekçioğlu, Kanada, Avrupa, Rusya ve Türkiye’deki ladin ormanlarında bu durumun sıklıkla görüldüğünü dile getirdi.
Tüfekçioğlu, “Burada biraz daha fazla gözükmesinin nedeni topraktaki killi yapı. Killi yapı kök sisteminin gelişmesini engelliyor. Ağaç derindeki suyu alamıyor, daha çok strese giriyor. Ayrıca milli park olduğu için ağaçların sıkışık bir yapısı var. Sıkışık yapıdan dolayı da artan bir stres söz konusu. Bu nedenle burada biz daha fazla kuruma gördük.” dedi.
Bölgedeki ladin ağaçlarının tamamen kuruyup yok olma riski ile karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Tüfekçioğlu, şunları kaydetti:
“14 bin ağaç kurmuş bu çok ciddi bir rakam. Eğer müdahale edilmez ve bu kuruyan ağaçlar bölgeden çıkartılmazsa milli parktaki bütün ağaçların kaybedilme riski söz konusu. Aynı zamanda diğer ormanlara da sıçrayabilir. Kabuk böcek zararını dumansız yangın olarak görüyoruz. Bundan dolayı muhakkak müdahale edilerek, böceğin daha fazla alanda ağaç kurutmasının önüne geçilmesi gerekiyor.”
Böcekli ağaçların alandan çıkartılmaması halinde daha fazla ağacın kuruyacağının altını çizen Tüfekçioğlu, bütün ağaçların kuruması halinde milli parkın bir anlamının kaymayacağını dile getirdi.
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk de Sahara-Karagöl Milli Parkı’ndaki ladin ağaçlarının iklim değişikliği nedeniyle sekiz ve on iki dişli kabuk böceğinin tehdidi altında olduğuna işaret etti.
Göktürk, “Bu böcekler son bir yılda korkunç derecede kurumalara neden olmuştur. Yaklaşık 18 bin 800 metreküp ağacın alanda kuruduğu tespit edilmiştir. Bu bölgede bu iki zararlı türün oldukça fazla kuruma yapması sonraki yıllarda zararın katlanarak artacağı anlamına gelmektedir. Nisan başında bir tane olan böcek, çoğalarak ekim ayında yaklaşık 1400 böceğe ulaşmaktadır.” dedi.
Mücadelede mekanik, biyolojik ve biyoteknik yöntemin birlikte yürütülmesinin önemine vurgu yapan Göktürk, şunları kaydetti:
“Mekanik yöntemle böcekli kuru ağaçlar ivedilikle ormandan çıkartılarak kabukları soyulmalı ve kabuğun altındaki böcekler bir şekilde ölmelidir. Biyoteknik mücadele olarak ‘Feromon’ tuzakları ağaçlara asılmalı ve bu tuzaklara düşen böceklerin imha edilmesi gerekiyor. Biyolojik mücadele kapsamında da bu iki türün yırtıcısı olan türün laboratuvarda üretilerek alana salınması lazım. Bu üç yöntem birlikte kullanıldığı takdirde burada meydana gelen böcek salgını önümüzdeki yıllarda diğer alanlara yayılmayacaktır.”
]]>Erbaş, hutbede, İslam’ın din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini muhafaza etmeyi emrettiğini söyledi.
İslam’ın dinle bağdaşmayan, fıtratı bozan, bedene ve ruha zarar veren her türlü zararlı alışkanlığı ise yasakladığına işaret eden Erbaş, ” İnsanı uyuşturan ve aklı işlevsiz hale getiren alışkanlıkların başında alkollü içecekler gelmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, ‘Sarhoş eden her şey içkidir ve her türlü içki haramdır.’ buyurmaktadır. İçki, bütün kötülüklerin anasıdır. İçki sebebiyle nice yuvalar dağılmaktadır. Yaralanmalı veya ölümlü nice trafik kazaları yaşanmakta, nice hayatlar ve umutlar sönmektedir. Bunun içindir ki, alkollü içeceklerin üretilmesi, içilmesi, alınması ve satılması dinimizde haram kılınmıştır.” dedi.
İnsanlığı felakete sürükleyen zararlı alışkanlıklardan birinin de kumar olduğuna dikkati çeken Erbaş, şöyle devam etti.
“Kolay yoldan para elde etme aracı olarak görülen kumar, haksız bir kazançtır. Pençesine düşürdüğü kimseyi yalnızlığa, çaresizliğe, birçok bela ve musibete sürüklemektedir. İslam’a göre şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak ve oynatmak haramdır. Yüce Rabb’imiz, alkol ve kumardan uzak durmamızı şöyle emretmektedir, ‘Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?'”
Erbaş, gençler arasında yaygınlaşan başka bir tehlikenin ise uyuşturucu ve madde bağımlığı olduğunu vurgulayarak, “Anne baba sevgisinden, aile şefkatinden uzak kalan gençlerimiz, özenti, arkadaş çevresi veya merak sebebiyle çeşitli uyuşturucu türlerine müptela olmaktadır. ‘Bir defa kullanmakla bir şey olmaz!’ diyerek kandırılan gençlerimiz, uyuşturucu bataklığına çekilmektedir. Cenabıhak, bir ayet-i kerimede, ?’Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Öyleyse aile, okul, cami, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak el ele verelim. Alkollü içecekler, uyuşturucu ve benzeri insan sağlığına, akla ve iradeye zarar veren her türlü bağımlılıkla mücadele edelim. Edelim ki, gençlerimiz ve çocuklarımız, kötülerin ağına düşmesinler, kötülüğün girdabına sürüklenmesinler.” ifadesini kullandı.
İnternet ve sosyal medya gibi sanal ortamların da ölçüsüz ve sorumsuzca kullanıldığında zararlı bir alışkanlığa dönüştüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Son dönemde hızla yaygınlaşan dijital bağımlılık, kişiyi gerçek hayattan koparmakta, sevdiklerini ihmal etmesine, ömür sermayesini boşa harcamasına sebep olmaktadır. Bazı mecralarda kişi ve aile mahremiyeti hiçe sayılmakta, yalan, iftira ve asılsız haberlerle kul hakkı ihlal edilmekte, insan onuru ayaklar altına alınmaktadır. Alkol ve bağımlılık yapan bütün zararlı alışkanlıklar, modern çağın insana kurduğu ölüm tuzaklarıdır. Aklın selameti, neslin muhafazası zararlı alışkanlıklardan uzak kalmakla mümkündür. Fıtrata aykırı bu alışkanlıklar, insana ve topluma asla huzur vermez. Unutmayalım ki bizi dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan, Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmek, her türlü haram ve kötülükten sakınmaktır. Peygamber efendimizin şu uyarısını aklımızdan çıkarmamalıyız, ‘İki nimet vardır ki insanların çoğu, onları değerlendirme hususunda aldanmıştır. Bunlar; sağlık ve boş vakittir.”
Erbaş, daha sonra Gazze, Doğu Türkistan ve dünyadaki tüm mazlumlar için dua etti.
]]>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisler Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini ve bunun da yeni sezonda fındıkta verim düşüklüğüne neden olacağını söyledi. Pehlevan, fındığın soğuklanmaya (üşümeye) ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek “Bu ihtiyacı 7 santigrat derecenin altında sıfır derecede olduğu zaman mümkün olacaktır. Fındıktaki soğuklanma ihtiyacı bitki çeşidine göre 400 saatten bin 300 saate kadar değişmektedir. Yeterli soğuklanma ihtiyacını karşılayan fındığın verimi yüksek, karşılamayanın düşük olacaktır. Son zamanlarda hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi verimde düşüşler olması kaçınılmaz olacaktır. Sıcaklardan kaynaklı erken açma olabilir. Bu erken açma ilkbahar geç donları, tomurcukların kabardığı dönemde eksi 2 dereceden itibaren zarar vermektedir. Hasar oranı donun şiddeti ve süresine bağlı olarak değişiklik gösterir. Dişi ve erkek çiçeklerin açma zamanı çok önemli. Birlikte açıp birlikte birbirini tozlaşması gerekiyor” dedi.
Fındık üreticisine düşen görev
Fındık üreticisine konuyla ilgili uyarılarda bulunan Pehlevan, “Öncelikle fındık üreticisi sonbaharda fındığının bakımını iyi yaparak güçlü kışa karşı hazırlaması gerekiyordu. Gübreleme yapılacak olan toprak ve yaprak analizleri neticesine göre uygun biçimde verilmelidir. Bu sıcalıkların arkasından geceleri yaşanabilecek bir dona karşı da üreticilerimiz dikkatli olmalıdır. Don zararını tamamen koruyan ve Tarım Orman Bakanlığınca ruhsat verilen her hangi bir ürün bulunmamaktadır. Sadece bitkinin geç uyanmasını sağlayan düzenleyiciler kullanılabilir. Fakat bilinmesi gereken bu düzenleyiciler donun etkisini yok etmez. Sadece şiddetini bir miktar azaltabilir. Çiftçilerimizin don zararından zarar görmemeleri için Meteorolojiyi takip ederek don olacak akşamalarda bahçenin değişik yerlerinde bol duman veren sap, saman, fındık zurufu gibi maddeler yakmalıdırlar. Yağmurlama sistemi sistemi ile sulama yapılabilir, toprağın üzeri hasır, plastik örtü malzemeleri ile örtülebilir, havaya su buharı püskürtülerek nem oranı artırılabilir ve bahçenin uygun noktalarına vantilatör koyularak hava sirkülasyonu yapılabilir gibi uygulamalar ile don zararını en aza indirebiliriz” diye konuştu.
Önümüzdeki yıllarda rekolte olumsuz etkilenebilir
İklimden kaynaklı olumsuzlukların sürmesi durumunda ileriki yıllarda fındıkta rekoltenin düşeceğine de dikkat çeken Pehlevan, “Fındığın çok çeşitli sorunları var. Bunları çözmemiz gerekiyor. İklimden kaynaklı sorunlar bu hızla devam ederse önümüzdeki yıllarda fındık rekoltesini olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla iklimsel sorunlardan dolayı sulama ihtiyacı hasıl olacaktır. Sulama için suya ihtiyacımız olacağından ek maliyetler gerekecektir. Bu tür uygulamalar ise maliyetlerin artmasına sebep olacaktır. Fındıkla ilgili sorunları ve riskleri iyi analiz ederek planlarımızı şimdiden ona göre yapmamız lazım. Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemlerde damla sulama sistemi konusunda destek vermeye başladı. Suyun önemine binaen de Tarım ve Orman Bakanlığı su verimliği seferberliği projesini başlattı. Seferberliğin bir parçası da tarımsal suluma yöntemlerinde ekonomik su kullanımı. Suyu ne kadar az kullanırsak geleceğimize o kadar umutla bakacağımız” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Dursun Özbek, kulübün Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’taki Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda mali konularla ilgili düzenlenen olağanüstü divan kurulu toplantısında açıklamalarda bulundu.
Kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya’nın yapacağı sunuma değinen Özbek, “Bundan önceki 6 aylık (1 Ocak-31 Mayıs 2023) dönemde konsolide olarak ödediğimiz faiz miktarı 200 küsur milyon lira seviyesindeydi. O dönemde faiz oranları yüzde 11-12’lerdeydi. 1 Haziran-30 Kasım arasında faiz oranı yüzde 35-36’ya çıkmışken, ödenen faiz miktarı 540 milyon lira. Bunun hızı kesilmedi. Bugün faiz oranı yüzde 45-46 seviyesinde. Faiz, Galatasaray’ın kanayan bir yarası. Sportif ve diğer faaliyetlerde Galatasaray son derece başarılı. Eğer Galatasaray bu faiz yükünden kurtulmuş olsaydı 6 aylık konsolide bilançosunda çok değerli ve güzel bir karlılığı vardı. Seçildiğimiz ilk günden beri ifade ettiğimiz en önemli şey, Galatasaray’ın kanayan yarası olarak ifade ettiğim faiz sarmalından çıkmamız. Bunun için çalışmalarımız üst seviyede devam ediyor. Kısa bir süre içinde yapılandırmadan oluşan borcu ödemek suretiyle Galatasaray’ı faiz sarmalından çıkaracağız.” diye konuştu.
“Galatasaray’a karşı açılan 8-9 cephe var”
Dursun Özbek, kulüp olarak birden fazla cephede mücadele verdiklerini ileri sürdü.
Kritik ve önemli bir dönemden geçtiklerini aktaran Özbek, “Galatasaray’a karşı açılan 8-9 cephe var. Bu cephelerde arkadaşlarımla büyük bir mücadele veriyoruz. Her zamankinden çok daha fazla desteğinize, arkamızda durmanıza ihtiyacımız var. Bunu sizlerden rica ediyorum. Galatasaray’ın hem sportif hem de finansal olarak başarılı yürüyüşüne çelme takmak isteyen, bunu engellemek isteyen birçok mihrak var. Her fırsatta bunu kullanıyorlar. Bu dönemdeki birlik ve beraberliğimizin, sırt sırta olmamızın büyük önemi var.” ifadelerini kullandı.
Sarıkaya: “İkinci 6 ayda 333 milyon lira zarar etmiş gözüküyoruz”
Sarı-kırmızılı kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya, kulübün 1 Haziran-30 Kasım 2023 döneminde 333 milyon lira zarar ettiğini söyledi.
Mali konularla ilgili sunum gerçekleştiren Sarıkaya, “Hasılatımız ilk 6 ayda 1 milyar liradan ikinci altı ayda 3 milyar 240 milyon liraya çıktı. Satış maliyeti 1 milyar 445 milyon liradan 2,5 milyar liraya çıkmış durumda. Buna rağmen ilk 6 ayda 436 milyon lira zarar gözükürken, ikinci 6 ayda 698 milyon lira kar yaptık.” diye konuştu.
Kulüp faaliyetlerindeki gelir ve giderlere değinen Sarıkaya, “Toplamda ilk 6 ayda 799 milyon zarar gözükürken, ikinci 6 ayda bu zarar 300 milyon liraya kadar indi. Finansman giderleri 251 milyonken, ikinci 6 ayda 540 milyon liraya ulaştı. İlk 6 ayda yüzde 11 olan faiz, ikinci 6 ayda yüzde 36’lar civarına çıktı. Dönem karı ve zararı açısından ilk 6 ayda 219 milyon lirayken, ikinci 6 ayda 333 milyon lira zarar etmiş gözüküyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kulübün borcu yaklaşık 11,5 milyar lira
Galatasaray Kulübü ve bağlı ortaklıklarının 30 Kasım 2023 itibariyle borcunun 11,5 milyar liraya yaklaştığı bildirildi.
İsmail Sarıkaya ve denetleme kurulunun yaptığı sunumlarda ekrana getirilen tabloda kulübün toplam yükümlülüklerinin 11 milyar 481 milyon 647 bin 201 lira olduğu görüldü.
Bilançoda kulübün konsolide dönem zararının 333 milyon 392 bin lira olduğu yer aldı.
Başkan Özbek eleştirileri yanıtladı
Başkan Dursun Özbek, divan kurulunun sonunda üyelerden gelen eleştirilere yanıt verdi.
Camia içindeki birlikteliğe değinen Özbek, “Galatasaray’ın gerek bundan önce, gerek bu yönetim, gerekse sonraki yönetimler için olmazsa olmazı barış ve sevgi. Bu, Galatasaray’ın varlığı için çok önemli. Hiçbir Galatasaraylı bu iklimi zedelemek için ne bir söz söylemeli ne de yorum yapmalı. Ben ve arkadaşlarım sevgi ikliminin zedelenmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Tavsiyem herkesin aynı şeyi yapması.” şeklinde görüş belirtti.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ile imzaladıkları yapılandırma anlaşması kapsamında teminatlar verdiklerini dile getiren Özbek, şunları kaydetti:
“Bu işten kurtulmamız lazım. Bunun gerekli olduğuna inanmamız lazım. Nasıl yapacağımızı da defalarca söyledik. Bu kürsüden, ‘Bu faaliyetle, tabloyla bu borç ödenmez.’ deniyor. Ben hiç size, ‘Bu borcu futboldan veya basketboldan kazandığım parayla ödeyeceğim.’ dedim mi? Elbette ki Galatasaray’ın esas sportif faaliyetleri anca kendisini çevirecek nispette. Böyle 2 milyar 200 milyon liralık borcu kapatamaz. Bunu biz de biliyoruz. Bu borcu nasıl ödeyeceğimizi rakip takımların başkanları, TBB’nin yöneticileri ve çalışanları bile biliyor. Bizim toplantılarımızı, genel kurullarımızı takip ediyorlar. Gururla ifade etmek istiyorum ki borçlu olduğumuz TBB yöneticileri yaptığımız toplantılarda tebrik ediyorlar. Yaptığımız projelerin gelişimini her gün takip ettikleri için bu faaliyetlerin takdirle karşılanması gerektiğini yüzümüze söylüyorlar.”
Dursun Özbek, divan kurulu toplantılarında üyelerin yaptığı yorumlara ve konuşmalara dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Özbek, yapılan konuşmaların kamuoyunu, camiayı, muhatapları ve bankaları etkilediğini sözlerine ekledi.
]]>Karaloğlu, AFAD İl Müdürlüğü’ndeki Afet Koordinasyon Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, kentte yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Kentin dün çok yoğun bir yağış aldığını belirten Karaloğlu, 24 saatte Kepez’e 372 kilogram, Muratpaşa’ya 277 kilogram, Döşemealtı’na da 69 kilogram metrekare başına yağış düştüğünü söyledi.
Yağışların bugün saat 18.00’e kadar yoğun, sonrasında ise yarın saat 12.00’ye kadar etkisini azaltarak devam edeceğini vurgulayan Karaloğlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün bölgedeki turuncu uyarısını kaldırdığını bildirdi.
Yoğun yağış nedeniyle ciddi su baskınları yaşandığını anımsatan Karaloğlu, şunları kaydetti:
“Şu ana kadar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen toplam ihbar sayısı 5 bin civarında. Bunun 2 bin 493’ü su basmasıyla ilgili. Hem konutların, hem iş yerlerinin, hem de kamu binalarının su baskınıyla ilgili ihbar sayısı. Bunların büyük bir kısmına müdahale edildi. Şu anda 426 noktada çalışmalar devam ediyor. İnşallah gün içerisinde bu kalan 426 noktadaki su tahliye çalışmalarımızı da tamamlarız diye temenni ediyoruz.”
Dün, Gıyasettin Keyhüsrav Kavşağı’ndaki alt geçitte vatandaş Halil Yıldız’ın suya ve balçığa giren otomobilinde hayatını kaybettiğini hatırlatarak, yakınlarına başsağlığı dileyen Karaloğlu, 3 kişinin de su baskını dolayısıyla hafif yaralandığını ifade etti.
Tarım alanlarının da zarar gördüğünü anlatan Karaloğlu, “Tarımsal alanda 211 çiftçimizin 1200 dekarlık alanda, özellikle Aksu bölgesinde sera zararı var. Bölgede şu anda su olduğu için tarımsal alanlardaki zarar tespit çalışmalarına başlayamadık. Suların çekilmesini bekliyoruz. Yine 14 küçükbaş hayvanın telef olduğuyla ilgili raporumuz var.” diye konuştu.
Kepez Devlet Hastanesi’nde de dün sabah saatlerinde ciddi bir su baskını yaşandığını ve hızlı bir şekilde sorunun giderildiğini dile getiren Karaloğlu, tam teşekküllü olarak vatandaşa hizmet verildiğini kaydetti.
Karaloğlu, öğrenci yurtları, okul binaları, semt polikliniği gibi alanlardaki sorunların da giderilmesi için çalışmaların hızlı bir şekilde sürdürüldüğünü bildirdi.
Muratpaşa, Kepez, Döşemealtı, Konyaaltı ve Aksu ilçelerinde dün ve bugün eğitime ara verildiğini belirten Karaloğlu, okullardaki sorunlar aşıldığı takdirde yarın eğitime devam edileceğini söyledi.
Trafikte de Çallı ve Demokrasi kavşaklarındaki battı çıktılarda su tahliyesi çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Karaloğlu, “Günün sonunda iki kavşağın da su tahliyelerini tamamlayarak trafiğe açmayı hedefliyoruz. Çalı Kavşağı’ndaki su birikintisi dolayısıyla Kepez – Üniversite tramvay hattı şu anda çalışmıyor. Gün içerisinde oradaki su tahliyesinden sonra inşallah kentin tramvay hattını da Büyükşehir Belediyesi tekrar hizmete alır diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Zemininde çökme olan binadaki 26 kişi tahliye edildi
Münir Karaloğlu, yağış nedeniyle vatandaşın çeşitli zararlı olduğunu dile getirdi.
İl Defterdarlığı bünyesinde oluşturulan Afet Zarar Komisyonu’nun dün itibarıyla çalışmalara başladığına dikkati çeken Karaloğlu, şöyle konuştu:
“Bugün 360 kişilik bir heyet ile sahadalar. Vatandaşlarımızın hem iş yerlerinde hem de konutlarında su baskını dolayısıyla oluşan zararların tespit ile ilgili çalışmalara bugün de devam edecekler. Bir taraftan da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Afet Hasar Tespit Komisyonu var. Onlar da 50 kişilik bir ekiple sahada çalışmalarına devam ediyor. Dün bir binanın zemininde çökme meydana gelmesi dolayısıyla apartman boşaltıldı. Orada yaşayan 26 vatandaşımız da geçici barınma merkezlerine tahliye edildi. O bina ile ilgili bugün hasar tespit çalışmalarını tamamlayacaklar. Binanın yapısal sorunu var mı yok mu ona bakılacak.”
Kentte bir enerji sorunu olmadığına işaret eden Karaloğlu, “Kısmi aboneliklerle ilgili sıkıntı olabilir ama mahallelerde genel olarak enerji ve haberleşme sorunu yok. Kentin genelinde de bir ulaşım sorunu yok. Onlar da çözülmüş oldu. En çok yoğunlaştığımız konu su tahliyesini yaptığımız 426 iş yeri ve konuttaki çalışmaları gün içerisinde tamamlayarak vatandaşın hasar tespitlerini belirlemek ve AFAD olarak vatandaşımıza ne yapabileceğimizin kararını vermek.” değerlendirmesinde bulundu.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin itfaiye ve ASAT ekiplerinin de sahada çalışma yaptığını aktaran Kararoğlu, DSİ ekiplerinin de Ankara’dan getirilen motopomplar ile Demokrasi ve Çallı kavşaklarında su tahliyesi yaptığını kaydetti.
Karayolları Bölge Müdürlüğü, emniyet, jandarma ve orman ekiplerinin de sahada çalıştığını bildiren Karaloğlu, “STK’lar ile Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen binin üzerinde AFAD gönüllüsü yaralarını sarmak için çalışıyor. Gönüllüler ev ve iş yeri temizliğinde destek oluyor. Vatandaşların bütün sorunları çözülmeden sahadan çekilmeyeceğiz. Bu çalışmalar vatandaşın sorunları bitinceye kadar devam edecek.” diye konuştu.
Antalya Valiliğine bakanlıkça 20 milyon lira acil ödenek gönderildiğini hatırlatan Karaloğlu, zarar tespit komisyonu çalışmalarından sonra ihtiyaç olan ödeneğin de gönderileceğini, vatandaşın kısmen de olsa rahatlayacağını vurguladı.
Gazetecilerin, alt geçitlerdeki su birikintilerine ilişkin sorusuna Karaloğlu, “Battı çıktılar şehirler için ihtiyaçtır. Sizin bütün planlamanızın üstünde bir yağış yağdıysa, (bu alanlar şehrin çukur alanlarıdır) buralarda suyun birikmesi kaçınılmaz oluyor. Doğruydu yanlıştı bilemeyiz, biz teknik insanlar değiliz. Battı çıktı olmayan bölgelerde de çok su birikintileri var. 24 saatte 372 kilogram yağıştan bahsediyoruz. Olağanüstü bir durum. Burada birbirimizi suçlamaktansa ortaya çıkan durumu vatandaşın lehine hızlıca çözmeliyiz. Şu an tartışma zamanı değil problemi çözme zamanı. Vatandaşı rahatlatma zamanı.” dedi.
Toplantıya Antalya Valisi Hulusi Şahin, AFAD Başkan Yardımcısı Önder Bozkurt, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse de katıldı.
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce 10 yıl önce başlatılan proje kapsamında uzman ekipler, fındık bahçelerinde üreticilerle bir araya geliyor. Budama, ilaçlama, gübreleme, zararlı böceklerle mücadele yöntemleri teorik ve uygulamalı olarak üreticilere anlatılıyor.
Fındığın verim ve kalitesini artırma, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla yürütülen projeden geçen yıl 5 bin 809 üretici faydalandı.
İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, bu yıl da devam eden proje çerçevesinde Altınordu ilçesi Dedeli Mahallesi’nde üreticilere bilgilendirmede bulundu.
Yılmaz, AA muhabirine, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilere verilen tarımsal destekler ve eğitimlerle üretimi artırmaya çalıştıklarını söyledi.
Bahçe Okulu Eğitimi kapsamında uzman ekiplerin bahçedeki uygulamalı eğitimde içinde bulunulan dönemin yanı sıra yıl boyunca yapılması gerekenleri üreticilere anlattığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Mesela bu bahçede arkadaşlarımız, içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla budama konusunda üreticilerimizi bilgilendirdi. Fındık kozalak akarı zararlısına karşı mekanik mücadele yapılması gerekiyor. Üreticilerimizle bunun bilgisini paylaştık. Bununla ilgili kimyasal mücadele hakkında da bilgilendirdik. Gübrelemenin nasıl ve hangi dönemde yapılacağını anlattık.”
Yılmaz, toprağı tanımadan kullanılan gübrenin faydadan çok zarar verebileceğine işaret ederek, bu doğrultuda toprak analizi konusunu da işlediklerini söyledi.
Üreticilere de uygulama yaptırılarak doğru işlemin gösterildiğini dile getiren Yılmaz, “Biraz önce budamayı anlatırken dalkıran zararlısı olan dala denk geldik. Dalkıran zararına uğrayan bu dalın bahçeden götürülüp imha edilmesi, yakılması gerektiğini aktardık. Aksi takdirde diğer dallara bulaşmak suretiyle bahçemizde çok daha zarara neden olabileceğini üreticilerimize anlatıyoruz.” dedi.
“Bu uygulamalar diğer üreticilerimize de örnek oluyor”
Yılmaz, eğitime katılanların öğrendiklerini bahçelerinde uyguladığını, bu uygulamaların diğer üreticilere de örnek olduğunu vurguladı.
İl genelinde fındık bahçelerinden elde edilen ürün miktarının her geçen gün artmaya başladığını söyleyen Yılmaz, “Yapılan bu çalışmalar sonucunda çok güzel bahçeler oluştu. Bu bahçelerde 250-300 kilogram, sulama sistemini de kurduğumuz bahçelerde 400 kilograma varan verimlere ulaştık.” diye konuştu.
Çalışmaların süreceğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Burası dünyada fındığın en çok üretildiği il. Dünyaya örnek olacak çalışmalar yapmamız lazım ve şu an bunları yapıyoruz. Kalitede sıkıntı yok. Aslında ürünümüz kaliteli ama verimi dünyanın daha da üzerine çıkarmak için çalışıyoruz. Gayet de güzel neticeler aldık, bundan sonra daha iyilerinin olacağını söyleyebilirim.”
Üreticiler eğitimlerden memnun
Eğitime katılanlardan emekli öğretmen Nedim Yeşiltepe, meslek yaşantısında da uygulamalı eğitime önem verdiğini söyledi.
Hayatta herkesin öğrenci olduğunu dile getiren Yeşiltepe, “Bu uygulama çok değerli. Çünkü babamdan bildiğim gibi değil, bu işin okulunu okuyan, deneyimini yapan ve bilen insanlardan öğrenmek gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Üreticilerden Mehmet Uzun da anlatımlardan çok yararlandıklarını, doğru diye bildikleri yanlışlar olduğunu kaydetti.
Daha fazla verim için gübreleme ve budama hususlarında doğru uygulamayı öğrendiklerini söyleyen Uzun, bilgilendirmede emeği geçenlere teşekkür etti.
]]>