Edinilen bilgilere göre kaza, Ereğli-Zonguldak karayolu Kepez Mahallesi Solak yol ayrımında meydana geldi. Berat Y. yönetimindeki 67 LY 296 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak önce yol kenarında park halindeki H.A.’ya ait 67 AAC 980 plakalı araca, sonra da Özge U.M.’ye ait 67 ADC 37 plakalı otomobile çarptı. Kazada Özge U.M. ile 10 yaşındaki oğlu T.M. ve diğer araçta bulunan 2 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Kaza nedeniyle kontrollü sağlanan trafik, araçların kaldırılmasının ardından normale döndü.
Kaza anı çevredeki iş yerlerine ait güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde Özge U.M.’nin oğlu ile birlikte alışverişten çıkarak aracına bindiği sırada hızla gelen 67 LY 296 plakalı otomobilin çarptığı görüldü. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
70 YAŞINDAKİ ADAM 54 BIÇAK DARBESİYLE ÖLDÜRÜLDÜ
Olay, 21 Ekim günü Asma Mahallesi’nde meydana geldi. Kamil Gezer’den haber alamayan komşusu evine gitti. Kapıyı açan olmayınca komşusu, Gezer’i cep telefonuyla aradı. Telefonun sesi içeriden gelip kapıyı açan olmayınca, durum 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Olay yerine, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giren ekipler, banyoda Kamil Gezer’i kanlar içinde buldu. Yapılan incelemede Gezer’in 54 bıçak darbesiyle öldürüldüğü belirlendi. Gezer, otopsi sonrası toprağa verildi.

KATİL, GÜVENLİK KAMERALARINDAN YAKALANDI
Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kameraları incelemeye alındı. Yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyen ekipler, cinayet şüphelisinin Engin Verimli olduğunu belirledi. Şüpheli, önceki gün polis tarafından gözaltına alındı. Olayda kullanılan bıçak ise Çaycuma ilçesinde ormanda bulundu.
CİNAYETİN NEDENİ ALACAK VERECEK MESELESİ
Engin Verimli’nin Gezer’i alacak meselesinden çıkan tartışmada öldürdüğü öğrenildi. Emniyetteki sorgusu tamamlanan şüpheli, bugün Zonguldak Adliyesi’ne sevk edildi. Verimli, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ın Çaycuma ilçesi Filyos Limanı’nda bulunan Sismik Araştırma gemisi ‘ Oruç Reis‘, 7 ay boyunca görev yapacağı Somali’ye gitmek için yola çıktı.
Mart ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Somali Federal Cumhuriyeti Petrol ve Mineral Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde, Sakarya Gaz Sahası Filyos Limanı’nda demirli bulunan sismik araştırma gemisi Oruç Reis, Somali’de kara ve açık deniz bloklarında sismik veri toplama faaliyetlerini toplamak için Filyos Limanı’ndan hareket etti. 87 metre uzunluğunda, 23 metre genişlik ve 34 metre yüksekliğindeki ‘ Oruç Reis‘ sismik araştırma gemisi, Türk mühendisler tarafından inşa edildi. Gemi, jeofizik, jeolojik, oşinografik ve hidrografik çalışmalar yapmak için özel olarak dizayn edildi. Gemide görev alan mürettebatın tamamı Türk personelden oluşurken, sismik veri toplama süreçlerinde görev yapıyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) uhdesinde gerçekleştirilecek Somali görevi kapsamında her biri yaklaşık 5 bin kilometrekarelik 3 ruhsat sahasında çalışma yapılacak. Oruç Reis Gemisi’ne Zağanos Paşa Destek Gemisi, Sancar Platform Destek Gemisi, Ataman Takip Gemisi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı iki fırkateyn eşlik edecek. Oruç Reis’in Somali’de 7 aylık görevi sonrasında toplanan veriler Ankara’da bulunan TPAO Veri İşlem Müdürlüğü’nde değerlendirilecek. Elde edilen veriler olumlu sonuç verdiği takdirde sondaj çalışmalarına geçileceği öğrenildi. Sismik araştırma gemisi Oruç Reis’in yarın saat 11.00’de İstanbul Boğazı’ndan geçeceği bildirildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 5 Şubat 2021’de, İncivez Mahallesi Binbaşı Tahsin Sokak’ta meydana geldi. Ayşe Özgecan Usta, Ankara’dan Zonguldak’ta yaşayan sevgilisi Bartu Can Akkışla’nın yanına geldi.
İddiaya göre, Usta’nın kısa süre içinde evlenme isteğine Akkışla, olumsuz cevap verince tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Usta, Akkışla’ya “Kendimi atacağım” diyerek terasa yöneldi, korkuluklara çıkıp aşağı sarktı.
Bartu Can Akkışla, Usta’nın yanına gidip tutmaya çalıştı ancak başarılı olamadı.
8’inci kattaki dairenin terasından düşen Ayşe Özgecan Usta, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
11 YIL HAPSİ İSTENİYORDU
Gözaltına alınıp ev hapsi verilen Bartu Can Akkışla hakkında intiharı öngörebileceği ancak engellemediği gerekçesiyle “Taksirle ölüme neden olma” ve yargılama aşamasında ek iddianame ile kapıyı kilitleyerek Ayşe Özgecan Usta’nın dışarıya çıkmasına engel olduğu gerekçesiyle de “Kişiyi hürriyetten yoksun bırakma” suçlamalarıyla toplam 11 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Akkışla’nın ev hapsi, daha sonra adli kontrol şartına çevrildi.
SAVCI, ‘HÜRRİYETTEN YOKSUN BIRAKMA’DAN CEZA İSTEDİ
Zonguldak 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına baba Kenan Usta ile taraf avukatları katıldı.
Sanık Bartu Can Akkışla ise mahkemeye gelmedi. Duruşma, savcının mütalaası ile başladı. Savcı, sanığın Ayşe Özgecan Usta’nın dışarı çıkmasını engellediği için “Hürriyeti yoksun kılma” suçundan cezalandırılmasını, “Taksirle ölüme neden olma” suçundan ise yasal koşullar oluşmadığından beraatini talep etti.
Ayrıca, savcı evde daha sonra bulunan cep telefonunun dosyada delil kapsamına alınamayacağını söyledi.
“KASTI KONUŞMAMIZ GEREKİRKEN TAKSİRİN OLUP OLMADIĞINI KONUŞUYORUZ”
Ayşe Özgecan Usta’nın avukatı Ezgi Aybüke Dizlek, Usta’nın dışarı çıkamadığı için banyoda 1 saat ağladığını, ayakkabı ve montuyla oturduğunu belirterek, “Eşyalarını toplayıp arkadaşından para istiyor. İçeri girince tartışma başlıyor. Balkona çıkmak istediğinde, ‘Kendimi atacağım’ bile dese balkon eşiği ile koltuk arasında 2 metre mesafe yok. Özgecan’ın ruh hali az çok tahmin edilebilir, hatta kız arkadaşınızsa ne yapacağını bilirsiniz. İfadesine göre koltukta otururken ‘Kendimi atacağım’ diye çıktı. Ben buradan ‘Atlayacağım’ diyerek çıksam herkes peşimden gelir. Böylelikle taksir oluşmaktadır. Kendi ifadesinde ‘İhtimal vermedim’ diyor. Hayatın olağan akışı diyoruz ama kendini atmak isteyen kişinin yüzü Bartu Can’a, içeri doğru bakıyor. Bartu Can, Ayşe Özgecan aşağı düştükten 3-5 dakika sonra aşağı iniyor. Öyle bir şey başıma gelse telefonları toplayıp komşulara haber vermeyi düşünemem. Üstünü giyiniyor, telefonları topluyor, komşunun kapısını çalıp uyarıyor. Taksiri yok sayan mütalaayı kabul etmiyoruz. Bizim kastı konuşmamız gerekirken taksirin olup olmadığını konuşuyoruz. Mütalaanın kabulü tarafımızca mümkün değildir” diye konuştu.
“SUÇUN KOŞULLARI OLUŞMUYOR”
Beraat yönündeki mütalaaya katıldıklarını söyleyen sanık avukatı Berrak Büyük, “Hürriyetten yoksun bırakma yönünden mütalaayı kabul etmiyoruz. Dosya içinde hürriyetten yoksun bıraktığına dair delil yoktur. İki suçtan da beraatini talep ediyoruz” dedi.
Sanığın diğer avukatı Namık Çağalı, hürriyetten yoksun bırakma suçunun kasten işlenebileceğini belirterek, “Müvekkilimin dosya kapsamı incelendiğinde kasten hürriyetini kısıtladığı bir husus bulunmuyor. Sokağa çıkma yasağı var ve müteveffa araba kullanacak durumda değil. Hürriyeti kısıtlama suçunun maddi ve manevi koşullarının oluşmadığı sabit olduğundan öncelikle beraatine karar verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
BERAAT KARARI ÇIKTI
Sanık duruşmaya katılmadığından savunma ve son sözü sorulamadı. Mahkeme heyeti, Bartu Can Akkışla’nın “Taksirle ölüme neden olma” ve “Hürriyetten yoksun kılma” suçlarından beraatine karar verip duruşmayı bitirdi.
KARARA TEPKİ
Adliye çıkışında baba Kenan Usta, beraat kararına tepki gösterirken, Avukat Ezgi Aybüke Dizlek ise “Sayın mahkeme 2 suç yönünden de beraatine karar verdi. Kararı istinaf edeceğiz tabii ki. Ne mütalaaya ne de karara katılmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle yakınlarını özel hastaneye getiren hasta yakınları ile sağlık çalışanları arasında tartışma yaşandı. Hem hastane içinde hem de dışarıda devam eden tartışmada 2 kez ‘beyaz kod’ verildi. Taraflar birbirinden şikayetçi olurken tartışma anları güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 31 Ağustos’ta Müftü Mahallesi İbrahim Efe Caddesi üzerinde meydana geldi. Düğüne gittiği salonda rahatsızlanan ve göğüs ağrısı şikayeti yaşayan F.H. isimli kadın, yakınları tarafından yakındaki özel hastaneye götürüldü. F.H. tedaviye alınırken, yanındaki yakınlarından kalabalık olmaması için dışarı çıkmaları istendi. Hemşire Emine Açıkgöz’ün yaptığı uyarının ardından hasta yakınları ile sağlık çalışanları tartışma çıktı. İddiaya göre hasta yakınları sağlık çalışanlarına hakaret ederek tehditler savurdu. Hemşire Metehan Ölmez de gelerek hasta yakınlarının dışarı çıkmasını istedi. Ölmez’in çabaları sonuç vermeyince sağlık çalışanına şiddet anlamına gelen ‘beyaz kod’ verildi.
Bunun üzerine gece amiri V.K. de gelerek hasta yakınlarından dışarı çıkmalarını talep etti. Tartışma devam edince 2’nci kez ‘beyaz kod’ verildi. Sağlık çalışanları, hasta F.H.’nin oğlu O.H. ile uzman çavuş olduğu öğrenilen akrabaları O.G. ve diğer hasta yakınlarından şikayetçi oldu.
OLAY KAMERADA
Hastanenin acil servisi ve kapı önünde yaşanan tartışma anları güvenli kameralarına yansıdı. Görüntülerde hastanın hastaneye getirildiği, müşahede odasına alındıktan sonra hemşirenin hastanede bağırılmaması ve kalabalığın dışarıya çıkmasını söylenmesinin ardından yaşanan bağrışma ve acil önündeki tartışma görüldü.
‘HASTALARINA BAKMAYA DEVAM ETTİK’
Olay gecesi hastanın tekerlekli sandalye ile geldiğini belirten hemşire Emine Açıkgöz, “Hasta yakınları içeriye girdi. 20-30 kişilik gruplardı. Bağrışmaya başladılar. Müşahede odasının girişini açmalarını hem de diğer hastalarla ilgilenmemiz için bize müsaade etmelerini istedim. Anladığım kadarıyla alkollü olan bu şahıslar bir arbede çıkartmaya, bağırmaya başladılar. Daha sonra iki kez kendilerini ikaz ettim. Sakin olmalarını, bize engel olmamaları gerektiğini yoksa beyaz kod vereceğimi söyledim. Durmadılar, tehdit etmeye devam ettim. Beyaz kod vereceğimi aynı zamanda güvenliğe haber verdiğimi söyledim. Hasta yakınları bunu duyduktan sonra küfür ve tehdit etmeye başladılar. Beni bulacaklarını, buraya geleceklerini söylediler. Biz polise 2 kez beyaz kod verdik. O esnada diğer hastalara ve onların hastalarına bakmaya devam ettik. Hastanın bakımını hiçbir şekilde kesmedik. Küfürler ve tehditlerden dolayı şikayetçi oldum. Hiçbir şekilde hastaları ihmal etmedik. Tamamen kendileri bize saldırgan tavırlar sergilediler” dedi.
‘ELİ BELİNDEYDİ, İKİNCİ BEYAZ KODU VERMEK ZORUNDA KALDIK’
Beyaz kod verildikten sonra acil servise geldiğini ve hemşirelere bağırıldığını gördüğünü anlatan Hemşire Metehan Ölmez “Geldiğimde burası çok karışıktı. Hemşirelerime bağırıyorlardı. Hemen beyaz kod verdim. Sonra gece amiri Volkan Bey geldi. O da acildeydi. Şahsın biri sanırım asker, belinde silahı vardı. Sürekli eli belindeydi. Tekrar ikinci beyaz kodu vermek zorunda kaldık. Hemşirelerimi kontrol etmek için hemen içeri girdim. Hemşire bankosuna girip hemşirelerime bağırdılar. Ben de o sıra oradaydım. Bana da bağırdılar. Hakaret ve küfürler edildi şahsıma. Şikayetçi olduk” diye konuştu.
Taraflar birbirinden şikayetçi olurken sağlık çalışanlarına sözlü saldırıda bulunan şüpheliler de serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddiaya göre, Müftü Mahallesi Erdemir Caddesi’nde 31 Ağustos’taki düğünde rahatsızlanan F.H, yakınlarınca özel hastaneye kaldırıldı. Acil müşahede odasına alınan F.H’nin yakınları, odanın girişinde yoğunluk oluşturunca hemşire Emine Açıkgöz, alanın boşaltılmasını isteyerek uyarılarda bulundu.
Hastayla ilgilenmediğini ileri süren kalabalık sözlü tepki gösterince sağlık çalışanları küfür ve hakaret edildiği gerekçesiyle beyaz kod çağrısı yaptı. Hastanenin güvenlik amiri Volkan Kaya acil servise gelerek duruma müdahale etmek istedi.
Acil girişine kadar çıkarılan grubun Kaya’nın üzerine yürüdüğü sırada hastaneye gelen polis duruma müdahale etti.
Şikayet üzerine emniyette ifadeleri alınan şüpheliler, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
“Hasta trafiğimiz aksadı, insanlar mağdur oldu”
Hemşire Emine Açıkgöz, gazetecilere, acil serviste yoğunluğun yaşandığı olay akşamı 21.30 sıralarında gelen hastaya müdahale ettiklerini anlattı.
Kalabalık grup halinde içeriye giren hasta yakınlarının aralarından bağrışmaya başladığını aktaran Açıkgöz, “Benim de o sırada çok yoğun hasta trafiğim olduğu, aynı zamanda bekleyen hastalarımız olduğu için dışarıda konuşmalarını ve biraz daha sessiz olmalarını, hem onların hastaları hem de diğer hastalarımızla ilgileneceğimizi söyledim.” diye konuştu.
Açıkgöz, bunun üzerine küfür ve hakaret eden kişileri iki kez sakin olmaları konusunda uyardığını belirterek, “Beni dinlemediler. Gece amirimize haber verdim. Gece amirimiz ve güvenlik şefimiz geldi. Onlar gelene kadar şahıslar bana küfürler, tehditler ettiler. Beni bulacaklarını, burayı dağıtacaklarını söylediler. Sakinliğimizi koruduk, hasta alımına devam ettik. Onların hastasıyla ilişiği kesmedik bakmaya devam ettik.” şeklinde konuştu.
Beyaz kod geçmelerinin ardından polislerin de acil servise geldiğine değinen Açıkgöz, “Polisler ve güvenlik amirleri geldi zanlıları aldılar, biz zaten beyaz kod geçmiştik. Kendilerinden şikayetçi olduk. Benim haricimde bütün hemşire arkadaşlarımız ve sağlık personeli şikayetçi oldu. Hasta trafiğimiz aksadı, insanlar mağdur oldu. Aynı zamanda ağza bile alınmayacak küfürler ve tehditler duyduğumuz için çok fazla tedirgin olduk.” dedi.
Bu arada hasta yakınları ile sağlık çalışanları ve hastane güvenliği arasında yaşanan gergin anlar güvenlik kameralarınca kaydedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Benim için asıl değerli olan ise bu görüntünün sadece caminin güvenlik kameraları tarafından tespit edilmiş olmasıydı. Yani Mesut bazıları gibi basını çağırıp ya da eşinin dostunun eline cep telefonunu tutuşturup kendini kayda aldırmamıştı. Belki de güvenlik kameraları olmasa bu hayır dolu güzellikten hiçbirimizin haberi olmayacaktı.

Baktım ki Sivaslı genç sporcular, Mesut ağabeylerinden feyz ve ilham alarak bir camiyi temizlemeye koyulmuşlar.
İşte gençlerimize böyle önderler, rehberler, rol modeller lazım. Mafya babaları yerine onlara özensinler diye…
Teşekkürler Mesut kardeş. Bu son golün, gönlümüzün çatalına asılı kaldı.
Murat Sefer Aksu
Bu ismi unutmayın. Çünkü bana göre yeryüzüne inmesi beklenen, kötülüğün son temsilcisi Deccal’in ta kendisi.
Elinde dirgen vardı canavarın. Tıpkı şeytanın, ucu çatal mızrağı gibi. Önünde de kendine kurban olarak seçtiği dünyalar masumu bir yavru köpek…
Vahşice saplıyordu mızrağını Deccal o yavrucağa… Bir daha, bir daha… Ta ki öldüğünden emin olana dek…

Bir yavru köpeciğin bir insana (!) nasıl bir zararı olabilirdi ki? Olsa bile böylesine canice öldürülmesine mazeret olabilir miydi?
Bekliyorum… Neyi mi? O insan müsveddesinin alacağı cezayı. Bakalım yine göstermelik bir para cezasıyla yaptığı yanına kâr mı kalacak, yoksa kadına, çocuğa, hayvana el kaldırmayı alışkanlık haline getirenleri titretecek ibretlik bir bedel mi ödeyecek?..
Bu rezaletler tesadüf olamaz
Ya topluca sapıttık ya da birileri bu ülkenin ar damarını çatlatmak için bir yerlerden düğmeye bastı.
Son bir hafta içinde 4 ayrı yerde insanlar utanmadan, çekinmeden, etraftakilere aldırmadan uluorta cinsel ilişkiye girerken görüntülendiler.
İzmir Alsancak, Zonguldak ve Kocaeli bu rezilliklerin adresiydi. İstanbul Kadıköy’de güpegündüz ortaya çıkan iğrençliğin başrolünde ise iki erkek vardı. Adeta Pompei’nin son günleri gibi…
Bundan bahsetmek kolay değil. Yazarken bile yüzüm kızarıyor. Ancak konunun vahametini ortaya koymak, büyük tehlikeye dikkat çekmek de gazetecilik görevim.
Bu insanların bunu neden yaptığı iyi araştırılmalı, failleri ciddi şekilde sorgulanmalı.
Eğer süzme sapık değillerse birileri tarafından mutlaka parayla satın alınmış provokatörler ya da tek merkezden emir alan gönüllü eylemcilerdir. Maksatları da “utanmayı” ortadan kaldırıp, bizi ayakta tutan inanç ve ahlak kolonlarının altında bomba patlatmaktır.
Umarım benimki vesvesedir. Ama değilse, teröristlerin yanı sıra bir de “Uyuyan ahlaksızlık hücreleri” ile mücadele etmek zorunda kalacağız.
Gaf kürsüsü
“Tabelada 10 yazıyor ama maç 4 dakika uzayacak… Pardon, oyuncu değişikliği olmuş, 10 numaralı Hajradinovic çıkmış.” (beIN Sports’ta Kasımpaşa – Adana Demirspor maçını anlatan Ali Okancı’nın bocalaması)
Zap’tiye
Netanyahu’ya en yakışan ismi protestocu İsrail halkı buldu: Crime Minister! (Suç Bakanı) (Prime Minister: Başbakan)
Ne demiş?
“Önce ihaleye giriyorlar sonra beni kendilerine aşık edince manipülasyona başlıyorlar. Yalnız gebereyim ama kimse beni değiştirmeye kalkmasın.” (Aşk yorgunu İrem Derici’nin sözleri)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ta otomobilin çarpıp, metrelerce sürüklediği hamile köpek, tedavi gördüğü veteriner kliniğinde 1’i ölü, 8 yavru dünyaya götürdü.
Olay, 22 Ağustos’ta Devrek ilçesinde meydana geldi. Hamile sokak köpeğine otomobil çarparak altında metrelerce sürükledi. Sürücü olay yerinden kaçarken, çevredekiler durumu hayvanseverlere bildirdi. Seda Kaya, hamile köpeği veterinere götürerek tedavi masraflarını üstlendi. Yüzünde derin yaralar oluşan ve doğumu yakın olan köpek, yavruları zarar görmeyecek şekilde tedaviye alındı. Çekilen ultrasonda 8 yavrudan 1’nin öldüğü belirlendi. Tedavisi devam eden köpek, 27 Ağustos’ta 1’i ölü 8 yavru dünyaya getirdi. Genel durumu iyi olan köpek, yavrularını emzirmeye başladı.
‘KENDİ BAŞINA DOĞUMUNU YAPTI’
Köpeğin tedavisini yürüten veteriner hekim Ömer Faruk Alkan, “Çocuğa araba çarpmış, yüzünde derin yaralar vardı. Memelerinden ve karnının şişliğinden hamile olduğunu anladık. Ultrasona alıp, yavrulara baktık. Kesede yırtılma ya da annenin canını tehdit eden bir şey var mı diye. Bütün yavruların 1’i hariç yaşadığını gördük. Yavrulara ve anneye zarar vermeden tedavi altına aldık. Çocuk iyileşti, kendi başına doğumunu yaptı. Yüzünde ciddi bir yara vardı, içeriye kadar geçmişti. Temizleyip, kapattık. Annenin durumu çok iyi, yavruların durumu da iyi; birini darbeye bağlı muhtemelen kaybettik” dedi.
Haber-Kamera: Ali Sencer ARSLAN/ZONGULDAK,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kalkınma hamleleri ile güçlenen Türkiye’nin enerjide bağımsız olmayı sürdüreceğini belirterek AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu söyledi.
Bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gelen Bakan Tunç, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi.
31 Mart seçimlerine az bir zamanın kaldığını ifade eden Tunç, “43 gün sonra milletimiz sandık başına gidecek ve belediye başkanlarını, meclis üyelerini, il genel meclis üyelerini ve muhtarları seçecek. İnşallah bu seçimler hem ülkemiz için hem Zonguldak’ımız ve tüm ilçeleri ve Alaplı’mız için hayırlı uğurlu olur inşallah. Bütün temennimiz bu. Alaplı halkının da en doğru kararı vereceğine biz yürekten inanıyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Tabii gerçek belediyecilik Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Yani 1994’te İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı için dezenfekte edildiği sahada zararlı olmasın diye çukur, çamurdan ibaret bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralıp, 4,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yani şiir okuduğu için hapse atıldığı ve belediye başkanlığı elinden alındığı süreye kadar geçen dört buçuk yıl içerisinde İstanbul’u yaşanılır hale getir Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyeciliği gerçek belediyeciliktir” dedi.
“AK Parti olarak bugüne kadar belediyeler arasında, partiler arasında bir ayrım yapmıyoruz” diyen Tunç, “Ancak şunu iyi bilmek lazım her belediyenin nüfusa göre bir payı vardır. Herkese aynı şekilde nüfusuna oranla bütçeden bir pay veririz. Onu harcar ama bunun yanı sıra öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında proje ürettiğinde aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar ve şehrin hem ima altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğe yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını arttırma noktasında ve hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli. İnşallah 31 Mart’taki yapılan seçimlerde 1 Nisan’dan itibaren Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçe merkezde olduğu gibi nasıl Zonguldak il merkezinde şu geçtiğimiz beş yıldaki değişimi hep beraber gördük. Tünelleri, meydan düzenlemeleri, Uzun Mehmet Cami’sinden tutun da sahil düzenlemesi, ırmak, dere ıslahları, bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri. Bunu inşallah Zonguldak’ımızın Alaplısı’nda, Ereğli’sinde ve diğer ilçelerde de bu uyum inşallah sağlanmış olacak” ifadelerine yer verdi.
AK Parti’nin 21 yıldır iktidarda bulunduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarını ifade eden Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın dedik. Bunu sadece bir slogan olarak ya da parti programına yazarak seçim beyannamesini yazmakla kalmadı. Bunu uygulamaya dönüştürdük, hayata dönüştürdük. Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için, insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik ve eğitimden sağlığa sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk” diye konuştu.
Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi enerjide bağımsız, doğalgazıyla işte bölgemiz enerji üssü olmaya devam ediyor. Maden kömürüyle başlayan serüvenimiz şimdi doğal gazla devam ediyor. Bartın’ımız, Karabük, Yenicemiz, Zonguldak’ımız ve her köyümüzde maden emeklisi var. Hem bir taraftan Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nu daha da geliştirerek, kapatmadan, bu bölge için önemli. Hem o faaliyeti devam ettirelim, hem de Filyos bir doğal gaz üssü, enerji üssü olarak ülkemizin enerjisine katkı vermeye devam etsin. Yani enerjinin başkenti olarak Zonguldak’ımız yine o başkentliğini sürdürmeye devam ediyor. Tabii diğer alanlarda da istihdam noktasındaki çalışmaları da inşallah devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
Türkiye’de AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu aktaran Tunç, “Yani bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Darbeci milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik ve ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk. İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşmada sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmaya ve Türkiye ekseni bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.
]]>Bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gelen Bakan Tunç, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi.
31 Mart seçimlerine az bir zamanın kaldığını ifade eden Tunç, “43 gün sonra milletimiz sandık başına gidecek ve belediye başkanlarını, meclis üyelerini, il genel meclis üyelerini ve muhtarları seçecek. İnşallah bu seçimler hem ülkemiz için hem Zonguldak’ımız ve tüm ilçeleri ve Alaplı’mız için hayırlı uğurlu olur inşallah. Bütün temennimiz bu. Alaplı halkının da en doğru kararı vereceğine biz yürekten inanıyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Tabii gerçek belediyecilik Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Yani 1994’te İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı için dezenfekte edildiği sahada zararlı olmasın diye çukur, çamurdan ibaret bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralıp, 4,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yani şiir okuduğu için hapse atıldığı ve belediye başkanlığı elinden alındığı süreye kadar geçen dört buçuk yıl içerisinde İstanbul’u yaşanılır hale getir Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyeciliği gerçek belediyeciliktir” dedi.
“AK Parti olarak bugüne kadar belediyeler arasında, partiler arasında bir ayrım yapmıyoruz” diyen Tunç, “Ancak şunu iyi bilmek lazım her belediyenin nüfusa göre bir payı vardır. Herkese aynı şekilde nüfusuna oranla bütçeden bir pay veririz. Onu harcar ama bunun yanı sıra öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında proje ürettiğinde aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar ve şehrin hem ima altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğe yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını arttırma noktasında ve hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli. İnşallah 31 Mart’taki yapılan seçimlerde 1 Nisan’dan itibaren Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçe merkezde olduğu gibi nasıl Zonguldak il merkezinde şu geçtiğimiz beş yıldaki değişimi hep beraber gördük. Tünelleri, meydan düzenlemeleri, Uzun Mehmet Cami’sinden tutun da sahil düzenlemesi, ırmak, dere ıslahları, bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri. Bunu inşallah Zonguldak’ımızın Alaplısı’nda, Ereğli’sinde ve diğer ilçelerde de bu uyum inşallah sağlanmış olacak” ifadelerine yer verdi.
AK Parti’nin 21 yıldır iktidarda bulunduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarını ifade eden Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın dedik. Bunu sadece bir slogan olarak ya da parti programına yazarak seçim beyannamesini yazmakla kalmadı. Bunu uygulamaya dönüştürdük, hayata dönüştürdük. Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için, insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik ve eğitimden sağlığa sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk” diye konuştu.
Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi enerjide bağımsız, doğalgazıyla işte bölgemiz enerji üssü olmaya devam ediyor. Maden kömürüyle başlayan serüvenimiz şimdi doğal gazla devam ediyor. Bartın’ımız, Karabük, Yenicemiz, Zonguldak’ımız ve her köyümüzde maden emeklisi var. Hem bir taraftan Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nu daha da geliştirerek, kapatmadan, bu bölge için önemli. Hem o faaliyeti devam ettirelim, hem de Filyos bir doğal gaz üssü, enerji üssü olarak ülkemizin enerjisine katkı vermeye devam etsin. Yani enerjinin başkenti olarak Zonguldak’ımız yine o başkentliğini sürdürmeye devam ediyor. Tabii diğer alanlarda da istihdam noktasındaki çalışmaları da inşallah devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
Türkiye’de AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu aktaran Tunç, “Yani bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Darbeci milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik ve ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk. İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşmada sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmaya ve Türkiye ekseni bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. – ZONGULDAK
]]>Vali Osman Hacıbektaşoğlu, açıklamasında şöyle dedi:
“Türk İdareciler Derneği tarafından 1978 yılı genel kurulunda Mülki İdare Amirleri sınıfının ilk mesleki toplantısı milat alınarak 10 Ocak tarihi “İdareciler Günü” olarak kabul edilmiştir.
İdareciler, toplumun çeşitli sektörlerinde önemli roller üstlenip eğitimden sağlığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterirken yönetim becerileri, vizyonları ve liderlikleriyle toplumun gelişimine katkı sağlamaktadırlar.
Mülki İdare Amirleri, devletin temel taşlarından biri olarak kamu düzenini sağlama, vatandaşların güvenliğini temin etme ve yasaların uygulanmasını sağlama gibi kritik görevleri yerine getirirken adeta birer kılavuz ve güvence olarak hareket ederken toplumun istikrarı ve huzuru için Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle: “Efendi değil, hizmetkarız.” anlayışıyla fedakarca çalışmaktadırlar.
Mensubu olmaktan büyük onur duyduğum Mülki İdare Amirliği mesleğinin bu anlamlı gününde; Zonguldak için birlikte çalıştığımız mesai arkadaşlarımın, kaymakamlarımızın, mukaddes vatanımızın her bir köşesinde görev yapan Mülki İdare Amirlerimizin “10 Ocak İdareciler Günü”nü kutluyor; ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir yaşam diliyorum. 10 Ocak, kaleminden düşen her kelimeyle toplumu aydınlatan ve kamerasıyla gerçeği yansıtan gazetecilerin özverili ve kutsal görevini kutlama günüdür. Bu özel gün, demokrasinin ve basın özgürlüğünün korunmasında kilit bir rol oynayan gazetecilere teşekkür etmek ve onların çabalarını takdir etmek için bir önemli bir fırsattır.
Gazetecilik, demokrasinin temel taşlarından biridir çünkü güçlü bir demokrasi, özgür ve adil bir basınla mümkündür. Toplumun nabzını tutan, gerçekleri araştıran ve halkı bilgilendiren gazeteciler; objektiflik, doğruluk ve tarafsızlık ilkelerini benimseyerek güvenilir bilgi kaynakları olma yolunda önemli bir görev üstlenirler. Ancak, bu görevin altında pek çok zorluklar yatar. Gerçekleri araştırmak, nesnel bir bakış açısıyla olayları sunmak ve kamusal çıkarları korumak, gazetecilerin titizlikle öncelemeleri gereken sorumluluklarıdır.
Dijitalleşmenin hız kazandığı, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı günümüz dünyasında, gazetecilik mesleği yeni dinamiklere ayak uydurmak zorundadır. Sosyal medyanın etkisi, hızlı haber akışı ve çeşitlenen iletişim araçları, gazetecilerin işini daha karmaşık hale getirirken, aynı zamanda daha etkileyici olma potansiyeli sunmaktadır. Bu değişimlere uyum sağlayarak haber yapmak, gazetecilik mesleğinin ruhunda olan yenilikçi bakış açısıyla öne çıkmaktadır.
Zonguldaklı gazeteciler, sadece haber yapmakla kalmayıp aynı zamanda kentin kalp atışlarını da yakalamaktadırlar. Bu güzide kalemler, klavyelere dokunan parmaklar; maden ocaklarından çıkan sesleri, kömür tozundan sıyrılan umutları ve Zonguldak’ın renkli hikayelerini sayfalarına taşıyan, bu şehrin tanığı, tarihinin kaydedeni ve geleceğin yolunu aydınlatan kılavuzlarıdır. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve endüstri mirasıyla öne çıkan bu şehrin gerçek güzellikleri; yerel gazetelerde, haber sitelerinde ve sosyal medya platformlarında, Zonguldak’ın yaşamına dair bir kesit sunan kıymetli gazetecilerin çabaları sayesinde gün yüzüne çıkarken özverili çalışmaları sayesinde daha geniş kitlelere ulaşarak kentin gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle; toplumun gözü, kulağı, sesi, vicdanı olan; kentin sosyal, ekonomik ve kültürel dinamiklerini derinlemesine anlayarak sundukları yerel bakış açısıyla kent sakinlerinin daha kapsamlı ve bilinçli bir perspektife sahip olmalarına ve şehrin kalkınmasına katkıda bulunan tüm basın çalışanlarımızın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü en kalbi duygularımla kutluyor, meslek hayatlarında kolaylıklar ve başarılar diliyorum. ” – ZONGULDAK
]]>